<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>İzmir Son Dakika &amp; Gündem Haberleri &amp; : Sağlık</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/rss/category/saglik</link>
<description>İzmir Son Dakika &amp; Gündem Haberleri &amp; : Sağlık</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>2025 © MDM Medya Ürünüdür &amp; Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>Karaciğer ve böbrekleri temizleyen 4 yöntem: Toksinleri atmaya yardımcı oluyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/karaciger-ve-boebrekleri-temizleyen-4-yoentem-toksinleri-atmaya-yardimci-oluyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/karaciger-ve-boebrekleri-temizleyen-4-yoentem-toksinleri-atmaya-yardimci-oluyor</guid>
<description><![CDATA[ Vücudumuzu detoks etmekten bahsettiğimizde, bu kelime genellikle &quot;mucizevi temizlikler&quot; ve &quot;hızlı çözümler&quot; iddialarıyla abartılır. Ancak böbreklerimiz ve karaciğerimiz doğal detokslayıcılardır; vücudumuzu zararlı maddelerden uzak tutmak için yorulmadan çalışırlar. Sağlıklarını korumanın anahtarı, sert detoks programlarına güvenmek değil, işlevlerini destekleyen basit, sağlıklı alışkanlıklar edinmektir. İşte böbreklerimizi ve karaciğerimizi en iyi durumda tutmak için 4 etkili ve uygulanması kolay detoks ipucu.Karaciğerin kükürtü sevdiğini biliyor muydunuz? Sarımsak, soğan, brokoli ve karnabahar gibi yiyecekler, karaciğerin detoksifikasyon sürecine yardımcı olan kükürtle doludur.Bu yiyecekler, ağır metaller ve diğer toksinler gibi zararlı maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olur.Bu nedenle, bir dahaki sefere yemek yaparken, ekstra bir detoks desteği için salatanıza biraz sarımsak veya biraz brokoli ekleyin.Su içmek böbrek sağlığı için olmazsa olmazdır, peki neden daha da iyi hale getirmiyorsunuz? Suyu salatalık, nane veya zencefil gibi malzemelerle tatlandırmayı deneyin. Bunlar sadece ferahlatıcı bir tat katmakla kalmaz, aynı zamanda böbrek fonksiyonunu destekleyen ekstra antioksidanlarla birlikte gelir.Demlenmiş sular, vücudumuzu nemli ve enerjik tutarken toksinleri atmaya yardımcı olur. Sadece dikkatli olun - eğer birisi herhangi bir ilaç kullanıyorsa, bazı bitkisel infüzyonlar ilaçlarla etkileşime girebileceğinden doktora danışın.Bitkiler yüzyıllardır böbrek sağlığını desteklemek için kullanılmıştır. Geleneksel tıpta en popüler bitkilerden biri karahindibadır . Böbrek detoksifikasyonuna yardımcı olduğu ve genel işlevi desteklediği gösterilmiştir. Karahindiba çayı bulunabilir veya hatta kökü çeşitli yemeklerde kullanılabilir. Unutmayın, herhangi bir bitkisel takviye kullanmaya başlamadan önce, özellikle böbrek sorunlarınız varsa veya ilaç kullanıyorsanız, doktorunuzla görüşmeniz önemlidir.Böbreklerin düzgün çalışması için potasyum ve fosfor gibi minerallere ihtiyacı vardır. Ancak bu minerallerin dengesizliği böbreklerde zorlanmaya yol açabilir. Çok fazla potasyum veya fosfor tüketmek sorunlara yol açabilir, bu nedenle mineral alımınızı dengede tutmanız önemlidir.Meyve, sebze, tam tahıllar ve süt ürünleri gibi çeşitli yiyecekler yemek bu dengeyi korumaya yardımcı olabilir. Herhangi bir mineral takviyesi almayı düşünüyorsanız, komplikasyonları önlemek için önce bir sağlık uzmanına danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a-IAndUxZUye6dmPGb4VKQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:07:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karaciğer, böbrekleri, temizleyen, yöntem:, Toksinleri, atmaya, yardımcı, oluyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a-IAndUxZUye6dmPGb4VKQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Karaciğer ve böbrekleri temizleyen 4 yöntem: Toksinleri atmaya yardımcı oluyor"><p>Vücudumuzu detoks etmekten bahsettiğimizde, bu kelime genellikle "mucizevi temizlikler" ve "hızlı çözümler" iddialarıyla abartılır. Ancak böbreklerimiz ve karaciğerimiz doğal detokslayıcılardır; vücudumuzu zararlı maddelerden uzak tutmak için yorulmadan çalışırlar. Sağlıklarını korumanın anahtarı, sert detoks programlarına güvenmek değil, işlevlerini destekleyen basit, sağlıklı alışkanlıklar edinmektir. İşte böbreklerimizi ve karaciğerimizi en iyi durumda tutmak için 4 etkili ve uygulanması kolay detoks ipucu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ni2dUll9P0WOeeEJtcbSsg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaciğerin kükürtü sevdiğini biliyor muydunuz? Sarımsak, soğan, brokoli ve karnabahar gibi yiyecekler, karaciğerin detoksifikasyon sürecine yardımcı olan kükürtle doludur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j64H6OfoKU-acwvvome2ng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu yiyecekler, ağır metaller ve diğer toksinler gibi zararlı maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U4kujMZOY0aYV2FGy2JnTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu nedenle, bir dahaki sefere yemek yaparken, ekstra bir detoks desteği için salatanıza biraz sarımsak veya biraz brokoli ekleyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v71S-03-sEiuZtjFTtBBnA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Su içmek böbrek sağlığı için olmazsa olmazdır, peki neden daha da iyi hale getirmiyorsunuz? Suyu salatalık, nane veya zencefil gibi malzemelerle tatlandırmayı deneyin. Bunlar sadece ferahlatıcı bir tat katmakla kalmaz, aynı zamanda böbrek fonksiyonunu destekleyen ekstra antioksidanlarla birlikte gelir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yYxwophUtUeTTpP0t0fN4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demlenmiş sular, vücudumuzu nemli ve enerjik tutarken toksinleri atmaya yardımcı olur. Sadece dikkatli olun - eğer birisi herhangi bir ilaç kullanıyorsa, bazı bitkisel infüzyonlar ilaçlarla etkileşime girebileceğinden doktora danışın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sQetTfPXH0G7Z6MA0pOenw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bitkiler yüzyıllardır böbrek sağlığını desteklemek için kullanılmıştır. Geleneksel tıpta en popüler bitkilerden biri karahindibadır . Böbrek detoksifikasyonuna yardımcı olduğu ve genel işlevi desteklediği gösterilmiştir. Karahindiba çayı bulunabilir veya hatta kökü çeşitli yemeklerde kullanılabilir. Unutmayın, herhangi bir bitkisel takviye kullanmaya başlamadan önce, özellikle böbrek sorunlarınız varsa veya ilaç kullanıyorsanız, doktorunuzla görüşmeniz önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/msCiDPgv2Uy6_530nYMecQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Böbreklerin düzgün çalışması için potasyum ve fosfor gibi minerallere ihtiyacı vardır. Ancak bu minerallerin dengesizliği böbreklerde zorlanmaya yol açabilir. Çok fazla potasyum veya fosfor tüketmek sorunlara yol açabilir, bu nedenle mineral alımınızı dengede tutmanız önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PmOYoRAP_E25kV6Qzd7gmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyve, sebze, tam tahıllar ve süt ürünleri gibi çeşitli yiyecekler yemek bu dengeyi korumaya yardımcı olabilir. Herhangi bir mineral takviyesi almayı düşünüyorsanız, komplikasyonları önlemek için önce bir sağlık uzmanına danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Antrenman öncesi kahve içmenin etkisi: Kas gücü, dayanıklılık, kuvvet...</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/antrenman-oencesi-kahve-icmenin-etkisi-kas-gucu-dayaniklilik-kuvvet</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/antrenman-oencesi-kahve-icmenin-etkisi-kas-gucu-dayaniklilik-kuvvet</guid>
<description><![CDATA[ Kahve, enerji seviyelerini artırmaya, performansı geliştirmeye ve fitness hedeflerini desteklemeye yardımcı olan kafein içeriği nedeniyle popüler bir antrenman öncesi içecektir. Kas gücünü, dayanıklılığı ve zihinsel odaklanmayı iyileştirebilir, egzersizleri daha verimli ve yönetilebilir hale getirebilir.Bazen antrenmandan önce ek bir enerjiye ihtiyacınız olur. Antrenman öncesi içecekler için birçok alternatif olsa da kahve en popüler olanlardan biridir. Kahve, antrenman sırasında daha iyi performans göstermenize yardımcı olabilecek kafein açısından zengin ve düşük maliyetli bir içecektir. Ancak, sizin için uygun olup olmadığını ve antrenmandan önce kahve içmenin herhangi bir dezavantajı olup olmadığını sorabilirsiniz. Egzersizlerinize başlamak için doğal bir enerji artışı arıyorsanız, kahve doğru çözüm olabilir.Bu mütevazı içecek, performansı artırma ve fitness hedeflerini destekleme potansiyeli nedeniyle övülmüştür. Peki kahve antrenman öncesi ne kadar etkilidir?Kahve, dünyanın en popüler içeceklerinden biridir. Doğal olarak oluşan kafein, antioksidanlar ve mineraller içerir. Ayrıca, çeşitli ekonomik düzeylerdeki insanlar için hem lezzetli hem de ucuzdur. Kafein iyi bir antrenman için gerekli olmasa da, birçok kişi enerjilerini artırmak ve performans hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olmak için egzersizden önce içer.Kafein, hem güç hem de kardiyo egzersizlerinde etkili bir ergojenik asit (veya performans artırıcı) olarak kapsamlı bir şekilde incelenmiştir. Faydaları arasında artan kas gücü, dayanıklılık ve kuvvet; daha fazla aerobik dayanıklılık; gelişmiş koşu, sıçrama ve fırlatma yeteneği; glikojen rezervlerinden tasarruf ve birincil yakıt kaynağı olarak yağ kullanımı; ve gelişmiş dikkat ve uyanıklık yer alabilir. Kafeinin hem sporcular hem de sporcu olmayanlar için yararlı olduğu gösterilmiştir, bu da tipik bir spor salonuna gidenin fayda sağlayabileceği anlamına gelir.Kahve, enerji seviyenizi büyük ölçüde artırabilecek doğal bir uyarıcı olan kafein içerir. Spor salonuna gitmeden önce kahve tüketmek, merkezi sinir sisteminizi uyandırır, bu da yorgunluğu azaltır ve zorlu egzersizlerde size yardımcı olur. Bu, onu sporcular ve fitness tutkunları arasında popüler bir antrenman öncesi takviyesi yapar.Bazen bir antrenman için enerji bulmak zor olabilir. Kahve dikkat, konsantrasyon ve ruh halini artırmaya yardımcı olabilir. Kafein, antrenmanınız sırasında motive kalmanıza ve bilişsel olarak uyanık kalmanıza yardımcı olabilecek &quot;iyi hissetme&quot; hormonu olan dopamin üretimini artırır.1. Kas kasılmalarının kuvvetini ve süresini iyileştirerek kas kasılma kuvvetini ve dayanıklılığını artırır, daha ağır ağırlıklar kaldırmanıza ve daha fazla tekrar yapmanıza olanak tanır.2. Algılanan eforu daha az yorucu ve daha yönetilebilir hissettirerek azaltır. Ilımlı bir şekilde tüketildiğinde, siyah kahve vücuttaki adrenalin seviyelerini yükselterek atletik performansı iyileştirebilir. Bazen &quot;savaş ya da kaç&quot; hormonu olarak da bilinen adrenalin, vücudunuzu egzersize hazırlar ve düzgün bir antrenman geçirmenizi kolaylaştırır.Antrenman öncesi kahve tüketmenin en sık tartışılan avantajlarından biri, yağ metabolizmasına yardımcı olma potansiyelidir. Kafein, vücuttaki yağ rezervlerinin salınımını uyarır ve bu rezervler daha sonra aktivite sırasında enerji için kullanılır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jc9FLmAiL0KCQScLTAi2jQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:07:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Antrenman, öncesi, kahve, içmenin, etkisi:, Kas, gücü, dayanıklılık, kuvvet...</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jc9FLmAiL0KCQScLTAi2jQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Antrenman öncesi kahve içmenin etkisi: Kas gücü, dayanıklılık, kuvvet..."><p>Kahve, enerji seviyelerini artırmaya, performansı geliştirmeye ve fitness hedeflerini desteklemeye yardımcı olan kafein içeriği nedeniyle popüler bir antrenman öncesi içecektir. Kas gücünü, dayanıklılığı ve zihinsel odaklanmayı iyileştirebilir, egzersizleri daha verimli ve yönetilebilir hale getirebilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x2NgtV-5iUOIHDsqQWwi7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazen antrenmandan önce ek bir enerjiye ihtiyacınız olur. Antrenman öncesi içecekler için birçok alternatif olsa da kahve en popüler olanlardan biridir. Kahve, antrenman sırasında daha iyi performans göstermenize yardımcı olabilecek kafein açısından zengin ve düşük maliyetli bir içecektir. Ancak, sizin için uygun olup olmadığını ve antrenmandan önce kahve içmenin herhangi bir dezavantajı olup olmadığını sorabilirsiniz. Egzersizlerinize başlamak için doğal bir enerji artışı arıyorsanız, kahve doğru çözüm olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZqcIDGD1ykGdiIQhW-KVag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu mütevazı içecek, performansı artırma ve fitness hedeflerini destekleme potansiyeli nedeniyle övülmüştür. Peki kahve antrenman öncesi ne kadar etkilidir?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_GCBGJ5-g0OTEYwcKYP3mQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahve, dünyanın en popüler içeceklerinden biridir. Doğal olarak oluşan kafein, antioksidanlar ve mineraller içerir. Ayrıca, çeşitli ekonomik düzeylerdeki insanlar için hem lezzetli hem de ucuzdur. Kafein iyi bir antrenman için gerekli olmasa da, birçok kişi enerjilerini artırmak ve performans hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olmak için egzersizden önce içer.Kafein, hem güç hem de kardiyo egzersizlerinde etkili bir ergojenik asit (veya performans artırıcı) olarak kapsamlı bir şekilde incelenmiştir. Faydaları arasında artan kas gücü, dayanıklılık ve kuvvet; daha fazla aerobik dayanıklılık; gelişmiş koşu, sıçrama ve fırlatma yeteneği; glikojen rezervlerinden tasarruf ve birincil yakıt kaynağı olarak yağ kullanımı; ve gelişmiş dikkat ve uyanıklık yer alabilir. Kafeinin hem sporcular hem de sporcu olmayanlar için yararlı olduğu gösterilmiştir, bu da tipik bir spor salonuna gidenin fayda sağlayabileceği anlamına gelir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7c_3dZr980-BIPPKNl2JXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahve, enerji seviyenizi büyük ölçüde artırabilecek doğal bir uyarıcı olan kafein içerir. Spor salonuna gitmeden önce kahve tüketmek, merkezi sinir sisteminizi uyandırır, bu da yorgunluğu azaltır ve zorlu egzersizlerde size yardımcı olur. Bu, onu sporcular ve fitness tutkunları arasında popüler bir antrenman öncesi takviyesi yapar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gJXQYrgzuUqrjpwpleQarw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazen bir antrenman için enerji bulmak zor olabilir. Kahve dikkat, konsantrasyon ve ruh halini artırmaya yardımcı olabilir. Kafein, antrenmanınız sırasında motive kalmanıza ve bilişsel olarak uyanık kalmanıza yardımcı olabilecek "iyi hissetme" hormonu olan dopamin üretimini artırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SQD7MAph3Emv7VSW0TpCFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1. Kas kasılmalarının kuvvetini ve süresini iyileştirerek kas kasılma kuvvetini ve dayanıklılığını artırır, daha ağır ağırlıklar kaldırmanıza ve daha fazla tekrar yapmanıza olanak tanır.2. Algılanan eforu daha az yorucu ve daha yönetilebilir hissettirerek azaltır. Ilımlı bir şekilde tüketildiğinde, siyah kahve vücuttaki adrenalin seviyelerini yükselterek atletik performansı iyileştirebilir. Bazen "savaş ya da kaç" hormonu olarak da bilinen adrenalin, vücudunuzu egzersize hazırlar ve düzgün bir antrenman geçirmenizi kolaylaştırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1e0y-dKh-EuUKd3kPXDNbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antrenman öncesi kahve tüketmenin en sık tartışılan avantajlarından biri, yağ metabolizmasına yardımcı olma potansiyelidir. Kafein, vücuttaki yağ rezervlerinin salınımını uyarır ve bu rezervler daha sonra aktivite sırasında enerji için kullanılır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Avokadonun faydasını 2 katına çıkarıyor: Birlikte tüketilmesi gereken 10 besin</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/avokadonun-faydasini-2-katina-cikariyor-birlikte-tuketilmesi-gereken-10-besin</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/avokadonun-faydasini-2-katina-cikariyor-birlikte-tuketilmesi-gereken-10-besin</guid>
<description><![CDATA[ Avokado, sağlıklı tekli doymamış yağlar, lif, vitaminler ve mineraller açısından zengin içeriği sayesinde sıklıkla bir süper besin olarak selamlanır. Ancak, doğru besinlerle eşleştirildiğinde sağlık yararları önemli ölçüde artırılabilir. Belirli besin kombinasyonları besin emilimini en üst düzeye çıkarmaya, sindirimi iyileştirmeye ve sinerjik sağlık yararları sunmaya yardımcı olur.İşte optimum beslenme için avokado ile eşleştirilebilecek en iyi besinlerden bazıları.DOMATESDomatesler, kalp koruyucu ve kanserle savaşan özellikleriyle bilinen güçlü bir antioksidan olan likopen ile doludur. Likopen yağda çözünen bir bileşiktir, yani avokadoda bulunanlar gibi sağlıklı yağlarla tüketildiğinde emilimi önemli ölçüde artar.Doktorlar, avokadoyu salatalarda, sandviçlerde veya guacamole&#039;de domatesle birleştirmenin likopen alımını artırarak oksidatif strese ve inflamasyona karşı daha iyi koruma sağladığını öne sürüyor.Portakal, limon ve greyfurt gibi turunçgiller, kolajen sentezinde önemli bir rol oynayan C vitamini ile doludur.
Kolajen, genç bir cilt, güçlü eklemler ve genel doku sağlığı için gereklidir. Avokadonun E vitamini, C vitaminini tamamlayarak yaşlanmaya karşı savaşan ve cilt elastikiyetini destekleyen güçlü bir ikili oluşturur.
Limon sıkılmış bir narenciye-avokado salatası veya avokado cilt sağlığı için harikalar yaratabilir.Yumurtalar, beyin fonksiyonu ve göz sağlığı için gerekli olan protein, kolin ve lutein gibi besinlerin harika bir kaynağıdır. Avokadonun sağlıklı yağları, yumurtalarda bulunan ve gözleri yaşa bağlı makula dejenerasyonundan korumaya yardımcı olan iki antioksidan olan lutein ve zeaksantinin emilimini artırır. Avokado ile çırpılmış yumurta veya avokado tostu üzerinde haşlanmış yumurta, bilişsel işlevi ve görüşü destekleyen besin açısından yoğun bir öğün oluşturur.Kinoa, esmer pirinç ve tam buğday ekmeği gibi tam tahıllar, avokadonun kalp sağlığına yararlı yağlarını tamamlayan lif, B vitaminleri ve mineraller sağlar. Birlikte, kolesterol seviyelerini düzenlemeye, sindirimi iyileştirmeye ve sürekli enerji sağlamaya yardımcı olurlar. Tam tahıllı bir avokado tostu veya kinoa-avokado kasesi, bu güçlü kombinasyonun tadını çıkarmanın mükemmel bir yoludur.Sarımsak, bağışıklık güçlendirici ve iltihap önleyici özellikleriyle bilinen kükürt bileşikleri içerir. Avokado ile eşleştirildiğinde, bu bileşikler kardiyovasküler sağlığı desteklemede ve iltihabı azaltmada daha da etkili hale gelir. Taze sarımsaklı veya avokadolu guacamole, sarımsaklı soslara karıştırıldığında hem lezzet hem de sağlık yararları sağlar.Yoğurt, kimchi, lahana turşusu ve kefir gibi probiyotik açısından zengin besinler sağlıklı bir bağırsak mikrobiyomunu destekler. Avokadonun lifleri prebiyotik görevi görerek bağırsağınızdaki iyi bakterileri besler. Avokadoyu fermente besinlerle birleştirmek sindirimi iyileştirir, besin emilimini iyileştirir ve genel bağırsak sağlığını destekler. Avokadoyu yoğurt bazlı bir smoothie&#039;ye eklemeyi veya bir dürümde kimchi ile eşleştirmeyi deneyin.Mercimek, nohut ve siyah fasulye gibi fasulye ve baklagiller, bitki bazlı protein ve lif açısından mükemmel kaynaklardır. Tek başlarına besleyici olsalar da, belirli temel amino asitlerden yoksundurlar.
Avokado, amino asit profilini tamamlamaya yardımcı olur ve bu kombinasyonu daha dengeli ve protein açısından zengin bir öğün haline getirir. Avokadoyu fasulye salatasında, humusta veya taco&#039;da tüketmek hem tadı hem de besin değerini artırır.Bitter çikolata, kalp sağlığını destekleyen ve serotonin seviyelerini artırarak ruh halini iyileştiren güçlü antioksidanlar olan flavonoidlerle doludur. Avokadonun sağlıklı yağları, vücudun bu antioksidanları daha verimli bir şekilde emmesine yardımcı olur. Çikolatalı-avokadolu smoothie veya avokado bazlı çikolatalı mus, sağlık yararları elde ederken kendinizi şımartmanın lezzetli ve besleyici bir yoludur.Keten tohumu, chia tohumu ve ceviz gibi kuruyemişler ve tohumlar, kalp ve beyin sağlığını destekleyen omega-3 yağ asitleri açısından zengindir. Avokadonun tekli doymamış yağları, omega-3 yağ asitlerini stabilize etmeye yardımcı olarak oksidasyonu önler ve etkinliklerini artırır. Avokadoyu kuruyemiş ve tohum bazlı bir smoothie&#039;ye eklemek veya avokado tostuna tohum serpmek genel sağlık yararlarını artırabilir.Ispanak, kara lahana ve roka gibi yapraklı yeşillikler yağda eriyen A, D, E ve K vitaminleri açısından zengindir.
Bu vitaminlerin emilimi için diyet yağına ihtiyaç duyulduğu için, bunları avokado ile eşleştirmek vücudunuzun besin potansiyellerini tam olarak kullanmasını sağlar.
Dilimlenmiş avokadoyu yapraklı yeşil salataya eklemek yalnızca besin emilimini iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda lezzeti ve dokuyu da geliştirerek onu lezzetli ve sağlıklı bir kombinasyon haline getirir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4uor2_e2_UCY0qEwnfLRAw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:07:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Avokadonun, faydasını, katına, çıkarıyor:, Birlikte, tüketilmesi, gereken, besin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4uor2_e2_UCY0qEwnfLRAw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Avokadonun faydasını 2 katına çıkarıyor: Birlikte tüketilmesi gereken 10 besin"><p>Avokado, sağlıklı tekli doymamış yağlar, lif, vitaminler ve mineraller açısından zengin içeriği sayesinde sıklıkla bir süper besin olarak selamlanır. Ancak, doğru besinlerle eşleştirildiğinde sağlık yararları önemli ölçüde artırılabilir. Belirli besin kombinasyonları besin emilimini en üst düzeye çıkarmaya, sindirimi iyileştirmeye ve sinerjik sağlık yararları sunmaya yardımcı olur.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HYhBRzLA5UuC0i2rAhZ3iA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte optimum beslenme için avokado ile eşleştirilebilecek en iyi besinlerden bazıları.DOMATESDomatesler, kalp koruyucu ve kanserle savaşan özellikleriyle bilinen güçlü bir antioksidan olan likopen ile doludur. Likopen yağda çözünen bir bileşiktir, yani avokadoda bulunanlar gibi sağlıklı yağlarla tüketildiğinde emilimi önemli ölçüde artar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PuBZnTT6GU2JQ_muTXpD4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doktorlar, avokadoyu salatalarda, sandviçlerde veya guacamole'de domatesle birleştirmenin likopen alımını artırarak oksidatif strese ve inflamasyona karşı daha iyi koruma sağladığını öne sürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9jalmHu9eUWf00V2ytoKGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Portakal, limon ve greyfurt gibi turunçgiller, kolajen sentezinde önemli bir rol oynayan C vitamini ile doludur.
Kolajen, genç bir cilt, güçlü eklemler ve genel doku sağlığı için gereklidir. Avokadonun E vitamini, C vitaminini tamamlayarak yaşlanmaya karşı savaşan ve cilt elastikiyetini destekleyen güçlü bir ikili oluşturur.
Limon sıkılmış bir narenciye-avokado salatası veya avokado cilt sağlığı için harikalar yaratabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TKHfl5FqgUGCloLbIcc4bg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurtalar, beyin fonksiyonu ve göz sağlığı için gerekli olan protein, kolin ve lutein gibi besinlerin harika bir kaynağıdır. Avokadonun sağlıklı yağları, yumurtalarda bulunan ve gözleri yaşa bağlı makula dejenerasyonundan korumaya yardımcı olan iki antioksidan olan lutein ve zeaksantinin emilimini artırır. Avokado ile çırpılmış yumurta veya avokado tostu üzerinde haşlanmış yumurta, bilişsel işlevi ve görüşü destekleyen besin açısından yoğun bir öğün oluşturur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HKdZ8bIDGkisq58fOCd_6A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kinoa, esmer pirinç ve tam buğday ekmeği gibi tam tahıllar, avokadonun kalp sağlığına yararlı yağlarını tamamlayan lif, B vitaminleri ve mineraller sağlar. Birlikte, kolesterol seviyelerini düzenlemeye, sindirimi iyileştirmeye ve sürekli enerji sağlamaya yardımcı olurlar. Tam tahıllı bir avokado tostu veya kinoa-avokado kasesi, bu güçlü kombinasyonun tadını çıkarmanın mükemmel bir yoludur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YmAxFtAHiUq66E-3qCdafg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sarımsak, bağışıklık güçlendirici ve iltihap önleyici özellikleriyle bilinen kükürt bileşikleri içerir. Avokado ile eşleştirildiğinde, bu bileşikler kardiyovasküler sağlığı desteklemede ve iltihabı azaltmada daha da etkili hale gelir. Taze sarımsaklı veya avokadolu guacamole, sarımsaklı soslara karıştırıldığında hem lezzet hem de sağlık yararları sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VnBLUvAVA0ihjcbxZikl6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yoğurt, kimchi, lahana turşusu ve kefir gibi probiyotik açısından zengin besinler sağlıklı bir bağırsak mikrobiyomunu destekler. Avokadonun lifleri prebiyotik görevi görerek bağırsağınızdaki iyi bakterileri besler. Avokadoyu fermente besinlerle birleştirmek sindirimi iyileştirir, besin emilimini iyileştirir ve genel bağırsak sağlığını destekler. Avokadoyu yoğurt bazlı bir smoothie'ye eklemeyi veya bir dürümde kimchi ile eşleştirmeyi deneyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PfvWVzv16Eaj5r5-s_AqGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mercimek, nohut ve siyah fasulye gibi fasulye ve baklagiller, bitki bazlı protein ve lif açısından mükemmel kaynaklardır. Tek başlarına besleyici olsalar da, belirli temel amino asitlerden yoksundurlar.
Avokado, amino asit profilini tamamlamaya yardımcı olur ve bu kombinasyonu daha dengeli ve protein açısından zengin bir öğün haline getirir. Avokadoyu fasulye salatasında, humusta veya taco'da tüketmek hem tadı hem de besin değerini artırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SX6b2ZJ-6UqhiQnOKHmVQQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bitter çikolata, kalp sağlığını destekleyen ve serotonin seviyelerini artırarak ruh halini iyileştiren güçlü antioksidanlar olan flavonoidlerle doludur. Avokadonun sağlıklı yağları, vücudun bu antioksidanları daha verimli bir şekilde emmesine yardımcı olur. Çikolatalı-avokadolu smoothie veya avokado bazlı çikolatalı mus, sağlık yararları elde ederken kendinizi şımartmanın lezzetli ve besleyici bir yoludur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7omctNaSoUGPPVwBXmin0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Keten tohumu, chia tohumu ve ceviz gibi kuruyemişler ve tohumlar, kalp ve beyin sağlığını destekleyen omega-3 yağ asitleri açısından zengindir. Avokadonun tekli doymamış yağları, omega-3 yağ asitlerini stabilize etmeye yardımcı olarak oksidasyonu önler ve etkinliklerini artırır. Avokadoyu kuruyemiş ve tohum bazlı bir smoothie'ye eklemek veya avokado tostuna tohum serpmek genel sağlık yararlarını artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2HPJUWIwhE6uiz4z5kkaVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ispanak, kara lahana ve roka gibi yapraklı yeşillikler yağda eriyen A, D, E ve K vitaminleri açısından zengindir.
Bu vitaminlerin emilimi için diyet yağına ihtiyaç duyulduğu için, bunları avokado ile eşleştirmek vücudunuzun besin potansiyellerini tam olarak kullanmasını sağlar.
Dilimlenmiş avokadoyu yapraklı yeşil salataya eklemek yalnızca besin emilimini iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda lezzeti ve dokuyu da geliştirerek onu lezzetli ve sağlıklı bir kombinasyon haline getirir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalbinizi gizlice mahveden 10 besin: Kalp krizine zemin hazırlıyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/kalbinizi-gizlice-mahveden-10-besin-kalp-krizine-zemin-hazirliyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/kalbinizi-gizlice-mahveden-10-besin-kalp-krizine-zemin-hazirliyor</guid>
<description><![CDATA[ Kalp sağlığı korumak için sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirmeniz gerekiyor. Her mutfakta bulunan hatta sağlıklı olarak düşündüğünüz bazı besinler kalp sağlığını zamanla tehdit edebiliyor. Peki, kalp sağlığının düşmanı olan bu besinler neler?Kalp hastalığı dünya çapında önde gelen ölüm nedenidir ve sağlıklı beslenme kalp hastalıklarının önlenmesinde önemli bir rol oynar. Görünüşte zararsız olarak düşündüğünüz bazı besinler sessizce kardiyovasküler sağlığınızı sabote ediyor olabilir.Rafine şeker, kahvaltılık gevreklerden salata soslarına kadar neredeyse her işlenmiş gıdada gizlidir. Çok fazla şeker tüketmek insülin direncine, iltihaplanmaya ve yüksek trigliserit seviyelerine yol açar ve bunların hepsi kalp hastalığı riskini artırır. Tatlılardan uzak dursanız bile, paketlenmiş gıdalardaki gizli şekerler diyetinize yine de sızabilir. Yüksek fruktozlu mısır şurubu, dekstroz ve sakaroz gibi içeriklere dikkat edin.Aşırı sodyum alımı, kalp hastalığı için önde gelen bir risk faktörü olan yüksek tansiyonla doğrudan bağlantılıdır. İşlenmiş gıdalar, konserve çorbalar ve restoran yemekleri genellikle günlük önerileri çok aşan aşırı tuz seviyeleri içerir. İşlenmiş gıdaları azaltmak ve tuz yerine otlar ve baharatlar kullanmak, kan basıncınızı kontrol altında tutmanıza yardımcı olabilir.Ekmek, makarna ve fırınlanmış ürünlerde kullanılan beyaz un, lif ve besin öğelerinden mahrum kalır. Bu durum kan şekerinin yükselmesine, kilo alımına ve kalp hastalığı riskinin artmasına neden olur. Kahverengi pirinç, kinoa ve tam buğdaylı versiyonlar gibi tam gıdalar kalp sağlığı için daha sağlıklı seçeneklerdir.Soya fasulyesi, mısır ve ayçiçeği yağları gibi bazı bitkisel yağlar, aşırı alındığında iltihaplanmaya ve kalp hastalığına yol açan yüksek seviyelerde omega-6 yağ asitleri içerir. Kalp sağlığınızı iyileştirmek için zeytinyağı, avokado yağı veya hindistancevizi yağı gibi daha sağlıklı seçenekler kullanın.Margarin, kızarmış yiyecekler ve birçok fırınlanmış üründe bulunan trans yağlar, kalp sağlığı için en kötü içerikler arasındadır. LDL (kötü) kolesterolü artırırken HDL (iyi) kolesterolü düşürerek kalp hastalığı riskini önemli ölçüde artırır. Dünya Sağlık Örgütü bunların ortadan kaldırılmasını önerdi ancak bazı işlenmiş gıdalarda hala gizleniyorlar. Her zaman &quot;kısmen hidrojene yağlar&quot; için etiketleri kontrol edin ve bunlardan her ne pahasına olursa olsun kaçının.İşlenmiş etler son zamanlarda gıdalarımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Bunlar yüksek seviyelerde sodyum, koruyucu maddeler ve doymuş yağlar içerir ve bunların hepsi kalbe zarar verebilir. Düzenli tüketim hipertansiyon ve kardiyovasküler hastalık risklerinin artmasıyla ilişkilidir. Bunun yerine taze, yağsız etleri veya bitki bazlı protein kaynaklarını tercih edin.Süt ürünleri iyi bir kalsiyum kaynağı olabilirken, tereyağı, krema ve peynir gibi tam yağlı süt ürünleri doymuş yağ açısından zengindir. Aşırı tüketim kötü kolesterol seviyelerini yükseltebilir ve kalp hastalığı riskini artırabilir. Kalp dostu bir diyet için badem veya soya sütü gibi düşük yağlı veya bitki bazlı alternatifleri tercih edin.Şekerli meşrubatlar ve enerji içecekleri yüksek fruktozlu mısır şurubu, yapay tatlandırıcılar ve kafeinle doludur ve bu da obeziteye, hipertansiyona ve kalp hastalığına yol açabilir. Yapay tatlandırıcılar içeren diyet sodalar da zararlı olabilir. Demlenmiş su, bitki çayı veya ev yapımı meyve suyu gibi doğal alternatifleri deneyin.Anında hazırlanan erişteler, hazır yemekler ve dondurulmuş akşam yemekleri zamandan tasarruf sağlayabilir, ancak bunlar genellikle yüksek sodyum seviyeleri, sağlıksız yağlar ve kalbinize ekstra yük bindiren koruyucu maddeler içerir. Taze yemekleri bütün malzemelerle pişirmek, vücudunuzu beslemenin ve kalbinizi korumanın en iyi yoludur.Orta düzeyde alkol tüketiminin genellikle kalbe faydaları olduğu söylenir, ancak sağlık uzmanları hiçbir miktarda alkolün vücut için sağlıklı olmadığını söylemektedir. Aşırı içki ve sigara içmek yüksek tansiyona, aritmilere ve kardiyomiyopatiye yol açabilir. Düzenli olarak aşırı içki ve sigara içmek ayrıca obezite ve diyabet riskini artırır , bunların ikisi de kalp sağlığını olumsuz etkiler.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C4hSq2Qk2EOyCp7NheScQg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:07:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalbinizi, gizlice, mahveden, besin:, Kalp, krizine, zemin, hazırlıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C4hSq2Qk2EOyCp7NheScQg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalbinizi gizlice mahveden 10 besin: Kalp krizine zemin hazırlıyor"><p>Kalp sağlığı korumak için sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirmeniz gerekiyor. Her mutfakta bulunan hatta sağlıklı olarak düşündüğünüz bazı besinler kalp sağlığını zamanla tehdit edebiliyor. Peki, kalp sağlığının düşmanı olan bu besinler neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/algYcB7GGEiGJU-9pGdAIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp hastalığı dünya çapında önde gelen ölüm nedenidir ve sağlıklı beslenme kalp hastalıklarının önlenmesinde önemli bir rol oynar. Görünüşte zararsız olarak düşündüğünüz bazı besinler sessizce kardiyovasküler sağlığınızı sabote ediyor olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TXrqC-de-k-T5wYgkoAKsA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rafine şeker, kahvaltılık gevreklerden salata soslarına kadar neredeyse her işlenmiş gıdada gizlidir. Çok fazla şeker tüketmek insülin direncine, iltihaplanmaya ve yüksek trigliserit seviyelerine yol açar ve bunların hepsi kalp hastalığı riskini artırır. Tatlılardan uzak dursanız bile, paketlenmiş gıdalardaki gizli şekerler diyetinize yine de sızabilir. Yüksek fruktozlu mısır şurubu, dekstroz ve sakaroz gibi içeriklere dikkat edin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LVDcOPBBbEehvW4L2fnccw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşırı sodyum alımı, kalp hastalığı için önde gelen bir risk faktörü olan yüksek tansiyonla doğrudan bağlantılıdır. İşlenmiş gıdalar, konserve çorbalar ve restoran yemekleri genellikle günlük önerileri çok aşan aşırı tuz seviyeleri içerir. İşlenmiş gıdaları azaltmak ve tuz yerine otlar ve baharatlar kullanmak, kan basıncınızı kontrol altında tutmanıza yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hB-UadAGSUO1fBU02Gting.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ekmek, makarna ve fırınlanmış ürünlerde kullanılan beyaz un, lif ve besin öğelerinden mahrum kalır. Bu durum kan şekerinin yükselmesine, kilo alımına ve kalp hastalığı riskinin artmasına neden olur. Kahverengi pirinç, kinoa ve tam buğdaylı versiyonlar gibi tam gıdalar kalp sağlığı için daha sağlıklı seçeneklerdir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kCwqZPp61UmbmFjxegKk4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soya fasulyesi, mısır ve ayçiçeği yağları gibi bazı bitkisel yağlar, aşırı alındığında iltihaplanmaya ve kalp hastalığına yol açan yüksek seviyelerde omega-6 yağ asitleri içerir. Kalp sağlığınızı iyileştirmek için zeytinyağı, avokado yağı veya hindistancevizi yağı gibi daha sağlıklı seçenekler kullanın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BPbo78W9CEWzKmOXVcS2LQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Margarin, kızarmış yiyecekler ve birçok fırınlanmış üründe bulunan trans yağlar, kalp sağlığı için en kötü içerikler arasındadır. LDL (kötü) kolesterolü artırırken HDL (iyi) kolesterolü düşürerek kalp hastalığı riskini önemli ölçüde artırır. Dünya Sağlık Örgütü bunların ortadan kaldırılmasını önerdi ancak bazı işlenmiş gıdalarda hala gizleniyorlar. Her zaman "kısmen hidrojene yağlar" için etiketleri kontrol edin ve bunlardan her ne pahasına olursa olsun kaçının.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z95-RvsncEWauvR_5HHXOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşlenmiş etler son zamanlarda gıdalarımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Bunlar yüksek seviyelerde sodyum, koruyucu maddeler ve doymuş yağlar içerir ve bunların hepsi kalbe zarar verebilir. Düzenli tüketim hipertansiyon ve kardiyovasküler hastalık risklerinin artmasıyla ilişkilidir. Bunun yerine taze, yağsız etleri veya bitki bazlı protein kaynaklarını tercih edin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VCByCV-Y9EO7MHSBBGd3fg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Süt ürünleri iyi bir kalsiyum kaynağı olabilirken, tereyağı, krema ve peynir gibi tam yağlı süt ürünleri doymuş yağ açısından zengindir. Aşırı tüketim kötü kolesterol seviyelerini yükseltebilir ve kalp hastalığı riskini artırabilir. Kalp dostu bir diyet için badem veya soya sütü gibi düşük yağlı veya bitki bazlı alternatifleri tercih edin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vIniVlx3bEmRroaOuR5y8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şekerli meşrubatlar ve enerji içecekleri yüksek fruktozlu mısır şurubu, yapay tatlandırıcılar ve kafeinle doludur ve bu da obeziteye, hipertansiyona ve kalp hastalığına yol açabilir. Yapay tatlandırıcılar içeren diyet sodalar da zararlı olabilir. Demlenmiş su, bitki çayı veya ev yapımı meyve suyu gibi doğal alternatifleri deneyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MSVNPVXOf0CuSi24dY4zBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Anında hazırlanan erişteler, hazır yemekler ve dondurulmuş akşam yemekleri zamandan tasarruf sağlayabilir, ancak bunlar genellikle yüksek sodyum seviyeleri, sağlıksız yağlar ve kalbinize ekstra yük bindiren koruyucu maddeler içerir. Taze yemekleri bütün malzemelerle pişirmek, vücudunuzu beslemenin ve kalbinizi korumanın en iyi yoludur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mqbhbuYPGkuTN9G3A9q5Ug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Orta düzeyde alkol tüketiminin genellikle kalbe faydaları olduğu söylenir, ancak sağlık uzmanları hiçbir miktarda alkolün vücut için sağlıklı olmadığını söylemektedir. Aşırı içki ve sigara içmek yüksek tansiyona, aritmilere ve kardiyomiyopatiye yol açabilir. Düzenli olarak aşırı içki ve sigara içmek ayrıca obezite ve diyabet riskini artırır , bunların ikisi de kalp sağlığını olumsuz etkiler.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilim insanları duyurdu: Covid&amp;19’un tüm varyantlarına karşı yeni tedavi</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/bilim-insanlari-duyurdu-covid-19un-tum-varyantlarina-karsi-yeni-tedavi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/bilim-insanlari-duyurdu-covid-19un-tum-varyantlarina-karsi-yeni-tedavi</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, virüsün daha az değişken kısmını hedef alarak Covid-19 varyantlarına karşı etkili çift antikor tedavisi geliştirdi.Stanford Üniversitesi&#039;nden araştırmacılar, virüsün daha az değişken kısmını hedef alarak Covid-19 varyantlarına karşı etkili çift antikor tedavisi geliştirdi. Bir antikor, virüsün stabil bir kısmına bağlanırken, diğer antikor enfeksiyonu engelliyor. Bu yenilikçi yaklaşım, tüm test edilen SARS-CoV-2 varyantlarını etkisiz hale getirdi.Çalışmanın kıdemli yazarı Christopher O. Barnes, “Değişen bir virüse karşı, virüs evrimine dirençli yeni bir tedavi nesli geliştirdik, bu tedavi, SARS-CoV-2 ile enfekte olmuş kişiler için yıllarca faydalı olabilir” dedi.Barnes ve birinci yazar Adonis Rubio liderliğindeki ekip, Covid-19 atlatmış hastalardan bağışlanan antikorlarla bu araştırmayı gerçekleştirdi. Bu antikorların virüsle nasıl etkileşime girdiğini inceleyerek, nadiren mutasyona uğrayan bir virüs bölgesine bağlanan bir antikor buldular.Virüsün Spike N-terminal domaini (NTD) içinde yer alan bu alan, doğrudan tedavi için faydalı olmadığı için genellikle göz ardı edildi. Fakat, bu bölgeye bağlanan özel bir antikor, virüse tutunmayı sürdürüyor. Bu, yeni tedavilerin tasarlanmasında faydalı çünkü başka bir antikorun virüsün reseptör bağlanma bölgesine (RBD) tutunmasını sağlıyor ve böylece virüsün insan hücrelerine bağlanmasını engelliyor. Araştırmacılar, bu çift veya ‘bispeçifik’ antikorları, CoV2-biRN adıyla tasarladılar. Laboratuvar testlerinde, bu antikorlar SARS-CoV-2’nin tüm bilinen varyantlarına karşı yüksek oranda nötralizasyon sağladı. Ayrıca, farelerde omicron varyantının bir türüne maruz kalan hücrelerde viral yükü önemli ölçüde azalttılar.Barnes, virüslerin, nüfusu enfekte etme yeteneklerini korumak için sürekli evrimleştiğini söyleyerek, “Buna karşı koymak için geliştirdiğimiz antikorların da etkili olabilmesi için sürekli evrimleşmesi gerekiyor” diye konuştu.Bu keşfin insan hastaları üzerinde tedavi olarak kullanılmadan önce daha fazla araştırma ve klinik deneme yapılması gerektiği kaydedildi. Bu yaklaşımın umut verici olduğu da vurgulanarak, yalnızca Covid-19’a neden olan virüs için geçerli olmadığı ifade edildi. Araştırma ekibi, bispeçifik antikorları, tüm koronavirüsler üzerinde etkili olacak şekilde tasarlamayı planlıyor. Bu virüs ailesi, soğuk algınlığına, MERS&#039;e ve Covid-19’a neden olan virüsleri içeriyor. Bu yaklaşım, grip ve HIV gibi hastalıklar için de etkili olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NkfGmO_WUU6lkrwsa211EA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:07:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanları, duyurdu:, Covid-19’un, tüm, varyantlarına, karşı, yeni, tedavi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NkfGmO_WUU6lkrwsa211EA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bilim insanları duyurdu: Covid-19’un tüm varyantlarına karşı yeni tedavi"><p>Bilim insanları, virüsün daha az değişken kısmını hedef alarak Covid-19 varyantlarına karşı etkili çift antikor tedavisi geliştirdi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gnUpX6baoUmMzygD6h013g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Stanford Üniversitesi'nden araştırmacılar, virüsün daha az değişken kısmını hedef alarak Covid-19 varyantlarına karşı etkili çift antikor tedavisi geliştirdi. Bir antikor, virüsün stabil bir kısmına bağlanırken, diğer antikor enfeksiyonu engelliyor. Bu yenilikçi yaklaşım, tüm test edilen SARS-CoV-2 varyantlarını etkisiz hale getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d5j10jDtVEyVsJ_prANxJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmanın kıdemli yazarı Christopher O. Barnes, “Değişen bir virüse karşı, virüs evrimine dirençli yeni bir tedavi nesli geliştirdik, bu tedavi, SARS-CoV-2 ile enfekte olmuş kişiler için yıllarca faydalı olabilir” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aSb6wA9yF0yf1Z7VddfaZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Barnes ve birinci yazar Adonis Rubio liderliğindeki ekip, Covid-19 atlatmış hastalardan bağışlanan antikorlarla bu araştırmayı gerçekleştirdi. Bu antikorların virüsle nasıl etkileşime girdiğini inceleyerek, nadiren mutasyona uğrayan bir virüs bölgesine bağlanan bir antikor buldular.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OTvEroZNfUSE8gaRIp0dlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Virüsün Spike N-terminal domaini (NTD) içinde yer alan bu alan, doğrudan tedavi için faydalı olmadığı için genellikle göz ardı edildi. Fakat, bu bölgeye bağlanan özel bir antikor, virüse tutunmayı sürdürüyor. Bu, yeni tedavilerin tasarlanmasında faydalı çünkü başka bir antikorun virüsün reseptör bağlanma bölgesine (RBD) tutunmasını sağlıyor ve böylece virüsün insan hücrelerine bağlanmasını engelliyor. Araştırmacılar, bu çift veya ‘bispeçifik’ antikorları, CoV2-biRN adıyla tasarladılar. Laboratuvar testlerinde, bu antikorlar SARS-CoV-2’nin tüm bilinen varyantlarına karşı yüksek oranda nötralizasyon sağladı. Ayrıca, farelerde omicron varyantının bir türüne maruz kalan hücrelerde viral yükü önemli ölçüde azalttılar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-V21U0d6qUCWn9vu2NyXew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Barnes, virüslerin, nüfusu enfekte etme yeteneklerini korumak için sürekli evrimleştiğini söyleyerek, “Buna karşı koymak için geliştirdiğimiz antikorların da etkili olabilmesi için sürekli evrimleşmesi gerekiyor” diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OB2CaO7rjEKiG_5jgum-AQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu keşfin insan hastaları üzerinde tedavi olarak kullanılmadan önce daha fazla araştırma ve klinik deneme yapılması gerektiği kaydedildi. Bu yaklaşımın umut verici olduğu da vurgulanarak, yalnızca Covid-19’a neden olan virüs için geçerli olmadığı ifade edildi. Araştırma ekibi, bispeçifik antikorları, tüm koronavirüsler üzerinde etkili olacak şekilde tasarlamayı planlıyor. Bu virüs ailesi, soğuk algınlığına, MERS'e ve Covid-19’a neden olan virüsleri içeriyor. Bu yaklaşım, grip ve HIV gibi hastalıklar için de etkili olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Cilt bakımında Retinol kullanımı: Altın değerinde bir mucize</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/cilt-bakiminda-retinol-kullanimi-altin-degerinde-bir-mucize</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/cilt-bakiminda-retinol-kullanimi-altin-degerinde-bir-mucize</guid>
<description><![CDATA[ Cilt bakımı, sadece dış görünüşü değil, aynı zamanda ruhsal ve fiziksel sağlığı da etkileyen bir alandır. Günümüz güzellik dünyasında, cilt sağlığını iyileştirmeye yönelik birçok ürün ve yöntem mevcut. Ancak bu ürünler arasında dikkat çeken bir tanesi var ki, o da retinol. Peki, retinol nedir ve cilt bakımında nasıl kullanılmalıdır? ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/REI7H3QbOUGpWVf469NtzQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:07:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Cilt, bakımında, Retinol, kullanımı:, Altın, değerinde, bir, mucize</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/REI7H3QbOUGpWVf469NtzQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Cilt bakımında Retinol kullanımı: Altın değerinde bir mucize"><p>Cilt bakımı, sadece dış görünüşü değil, aynı zamanda ruhsal ve fiziksel sağlığı da etkileyen bir alandır. Günümüz güzellik dünyasında, cilt sağlığını iyileştirmeye yönelik birçok ürün ve yöntem mevcut. Ancak bu ürünler arasında dikkat çeken bir tanesi var ki, o da retinol. Peki, retinol nedir ve cilt bakımında nasıl kullanılmalıdır?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çoklu organ yetmezliği nedir, neden olur? Çoklu organ yetmezliği nedenleri</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/coklu-organ-yetmezligi-nedir-neden-olur-coklu-organ-yetmezligi-nedenleri</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/coklu-organ-yetmezligi-nedir-neden-olur-coklu-organ-yetmezligi-nedenleri</guid>
<description><![CDATA[ Gündemdeki haberler nedeniyle çoklu organ yetmezliği ile ilgili araştırmalar başladı. Uzmanlar, çoklu organ yetmezliğinin ölümcül sonuçlarına dikkat çekiyor. Enfeksiyonlar, kronik hastalıklar ve travmaların tetiklediği bu ciddi durum, erken teşhis ve yoğun bakım müdahalesi gerektiriyor. Peki, çoklu organ yetmezliği nedir, belirtileri neler?Çoklu Organ Yetmezliği (ÇOY), vücuttaki iki veya daha fazla organın işlevlerini yerine getirememesi durumudur. Genellikle ağır enfeksiyonlar, travmalar, sepsis, şiddetli yanıklar, büyük cerrahi operasyonlar veya kronik hastalıkların ilerlemesi sonucu ortaya çıkan kritik bir sağlık sorunudur. Organların iflas etmesi, vücudun homeostaz dengesinin bozulmasına ve hayati fonksiyonların sürdürülememesine neden olur. Çoklu organ yetmezliği tıbbi olarak son derece ciddi bir durumdur ve yoğun bakım tedavisi gerektirir..Çoklu organ yetmezliği semptomları arasında düşük idrar çıkışı, mide bulantısı, kusma ve iştahsızlık bulunur. Bazı hastalar kafa karışıklığı gibi zihinsel semptomlar yaşar ve yorgun hissedebilir. Ateş, titreme, düzensiz kalp atışı ve hızlı/sığ nefes alma gibi semptomlar da yaygındırSepsis ve Enfeksiyonlar:  Vücutta yaygın enfeksiyon nedeniyle organlara yeterli oksijen ve besin gitmez.Şiddetli Travma veya Yanıklar : Ağır yaralanmalar sonucu vücut şoka girerek organları etkileyebilir.Kan Kaybı veya Şok: Dolaşım sisteminin çökmesi organlara zarar verir.Akut Pankreatit: Ağır pankreas iltihabı organ yetmezliğine yol açabilir.Kalp, Karaciğer veya Böbrek Yetmezliği: Bir organın iflası diğer organları da etkileyebilir.Yoğun Bakım Komplikasyonları: Uzun süreli yatış, mekanik ventilasyon ve ilaç kullanımı riski artırabilir.Akciğerler (Solunum Yetmezliği): Solunum desteği gerekebilir.Böbrekler (Böbrek Yetmezliği):  Diyaliz ihtiyacı doğabilir.Karaciğer (Karaciğer Yetmezliği): Bilirubin yükselir, sarılık gelişebilir.Kalp (Kardiyovasküler Yetmezlik):  Kan dolaşımı bozulur.Beyin (Nörolojik Disfonksiyon): Bilinç kaybı, koma görülebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VDjHQMJEVUK0mDESBE4Qcg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:07:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çoklu, organ, yetmezliği, nedir, neden, olur, Çoklu, organ, yetmezliği, nedenleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VDjHQMJEVUK0mDESBE4Qcg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çoklu organ yetmezliği nedir, neden olur? Çoklu organ yetmezliği nedenleri"><p>Gündemdeki haberler nedeniyle çoklu organ yetmezliği ile ilgili araştırmalar başladı. Uzmanlar, çoklu organ yetmezliğinin ölümcül sonuçlarına dikkat çekiyor. Enfeksiyonlar, kronik hastalıklar ve travmaların tetiklediği bu ciddi durum, erken teşhis ve yoğun bakım müdahalesi gerektiriyor. Peki, çoklu organ yetmezliği nedir, belirtileri neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Bt8S_dYemU2O9aMPTXvWaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çoklu Organ Yetmezliği (ÇOY), vücuttaki iki veya daha fazla organın işlevlerini yerine getirememesi durumudur. Genellikle ağır enfeksiyonlar, travmalar, sepsis, şiddetli yanıklar, büyük cerrahi operasyonlar veya kronik hastalıkların ilerlemesi sonucu ortaya çıkan kritik bir sağlık sorunudur. Organların iflas etmesi, vücudun homeostaz dengesinin bozulmasına ve hayati fonksiyonların sürdürülememesine neden olur. Çoklu organ yetmezliği tıbbi olarak son derece ciddi bir durumdur ve yoğun bakım tedavisi gerektirir..</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7G7bueBkwkiFGzVv4zHuVg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çoklu organ yetmezliği semptomları arasında düşük idrar çıkışı, mide bulantısı, kusma ve iştahsızlık bulunur. Bazı hastalar kafa karışıklığı gibi zihinsel semptomlar yaşar ve yorgun hissedebilir. Ateş, titreme, düzensiz kalp atışı ve hızlı/sığ nefes alma gibi semptomlar da yaygındır</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mSogMNGp90GElB_s4r-LBA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sepsis ve Enfeksiyonlar:  Vücutta yaygın enfeksiyon nedeniyle organlara yeterli oksijen ve besin gitmez.Şiddetli Travma veya Yanıklar : Ağır yaralanmalar sonucu vücut şoka girerek organları etkileyebilir.Kan Kaybı veya Şok: Dolaşım sisteminin çökmesi organlara zarar verir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7SDLTTi93Eqp1B5OG7kk6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akut Pankreatit: Ağır pankreas iltihabı organ yetmezliğine yol açabilir.Kalp, Karaciğer veya Böbrek Yetmezliği: Bir organın iflası diğer organları da etkileyebilir.Yoğun Bakım Komplikasyonları: Uzun süreli yatış, mekanik ventilasyon ve ilaç kullanımı riski artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Tj0Lg09DJEmX7kK-RRfR9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akciğerler (Solunum Yetmezliği): Solunum desteği gerekebilir.Böbrekler (Böbrek Yetmezliği):  Diyaliz ihtiyacı doğabilir.Karaciğer (Karaciğer Yetmezliği): Bilirubin yükselir, sarılık gelişebilir.Kalp (Kardiyovasküler Yetmezlik):  Kan dolaşımı bozulur.Beyin (Nörolojik Disfonksiyon): Bilinç kaybı, koma görülebilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilim insanlarının &amp;quot;doğal antibiyotik&amp;quot; keşfi: Mikroplara karşı hücrelerin gizli silahı</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/bilim-insanlarinin-dogal-antibiyotik-kesfi-mikroplara-karsi-hucrelerin-gizli-silahi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/bilim-insanlarinin-dogal-antibiyotik-kesfi-mikroplara-karsi-hucrelerin-gizli-silahi</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları bağışıklık sisteminde &quot;doğal antibiyotiklerin kaynağı olabilecek&quot; yeni bir bölüm keşfetti.BBC&#039;nin haberine göre, Avrupa Araştırma Konseyi (ERC) tarafından desteklenen uzmanlar, bulaşıcı hastalıkların tedavisini dönüştürebilecek yeni bir keşif yaptı.Keşif, &quot;Nature&quot; dergisinde &quot;protein atıkları insan hücrelerinin savunma stratejisi olarak antibiyotiklere dönüştürüldü&quot; başlıklı makalede yayımlandı.Buna göre uzmanlar, hücrelerde proteinleri parçalayan &quot;proteazomların&quot; bakteriyel enfeksiyona karşı bağışıklık sistemine katkı sağladığını saptadı.&quot;Çöp karıştırma&quot; adı verilen bilimsel süreç kapsamında laboratuvarda büyüyen bakteriler ve sepsisli fareler üzerinde test yapıldı.Bu süreçte laboratuvarda hücreleri alınıp proteazomu devre dışı bırakılan Salmonella gibi bakterilerin enfekte edilmesi daha kolay hale geldi.Proteinleri geri dönüştüren proteazomun, bakteri öldürücü kimyasallardan oluşan bir depo ortaya çıkaran gizli bir mekanizması olduğu belirlendi.Hücre içinde proteazomların, bakterileri tespit edebildiği ve bunun büyümesini durdurmak için karşı savunmalar oluşturabildiği bulundu.Makalede, &quot;Bu bulgular, bulaşıcı hastalıklarla mücadelede daha önce tanımlanmamış tedavi stratejilerinin önünü açabilir&quot; ifadesi kullanıldı.Bağışıklık sistemindeki yeni keşfin, &quot;antimikrobiyal dirençli (AMR) enfeksiyonlarla mücadelede&quot; yaygın antibiyotiklere alternatif oluşturabileceği iddia edildi.Weizmann Bilim Enstitüsünden Prof. Yifat Merbl, keşfin &quot;bakteriyel enfeksiyona karşı savunma sağlayan yeni bağışıklık mekanizması&quot; olduğunu belirtti.Merbl, &quot;Bu, vücudumuzun her yerinde, tüm hücrelerde gerçekleşiyor ve tamamen yeni bir potansiyel doğal antibiyotik sınıfı oluşturuyor.&quot; dedi.Imperial College London Yaşam Bilimleri Bölüm Başkanı Profesör Danile Davis, açıklamasında, bulguların &quot;oldukça ilginç&quot; olduğunu kaydetti.Keşfin &quot;yeni bir antibiyotik kaynağına dönüştürülmesinin zaman alacağını&quot; kaydeden Davis, daha fazla test yapılması gerektiğine dikkati çekti.Davis, bunun yeni bir antibiyotik kaynağına dönüştürülmesinin &quot;henüz test edilmesi gereken ve zaman alabilecek&quot; bir düşünce olduğunu bildirdi.Hastalık ve enfeksiyonların yaygın tedavilerine yanıt vermemesi olarak bilinen &quot;AMR&quot; küresel bir sağlık sorunu olarak kabul ediliyor.Ulusal Denetim Ofisi (NAO) raporuna göre, AMR her yıl İngiltere&#039;de 7 bin 600 ölümden doğrudan, 35 bin 200 ölümden dolaylı olarak sorumlu.İngiltere Sağlık Güvenlik Ajansı yetkilisi Dr. Colin Brown ocakta, ajansın ülke içi ve dışında artan AMR virüsü riskine karşı teyakkuzda olduğunu söylemişti.AMR&#039;nin her yıl küresel çapta 1 milyondan fazla ölüme neden olduğuna kaydeden Brown, &quot;Eylemde bulunulmazsa, hayat kurtarıcı tedavilerin bulunabilirliği düşecek ve enfeksiyonları azaltma yeteneğimiz azalacak&quot; demişti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SivO1ngM7EyWMRiFaapUaw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:07:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanlarının, doğal, antibiyotik, keşfi:, Mikroplara, karşı, hücrelerin, gizli, silahı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SivO1ngM7EyWMRiFaapUaw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bilim insanlarının " do antibiyotik ke mikroplara kar h gizli silah><p>Bilim insanları bağışıklık sisteminde "doğal antibiyotiklerin kaynağı olabilecek" yeni bir bölüm keşfetti.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f8E2_TYga0KxVx9CtkG4UQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>BBC'nin haberine göre, Avrupa Araştırma Konseyi (ERC) tarafından desteklenen uzmanlar, bulaşıcı hastalıkların tedavisini dönüştürebilecek yeni bir keşif yaptı.Keşif, "Nature" dergisinde "protein atıkları insan hücrelerinin savunma stratejisi olarak antibiyotiklere dönüştürüldü" başlıklı makalede yayımlandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/On_gebphoESI0O6cd_2_Pw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Buna göre uzmanlar, hücrelerde proteinleri parçalayan "proteazomların" bakteriyel enfeksiyona karşı bağışıklık sistemine katkı sağladığını saptadı."Çöp karıştırma" adı verilen bilimsel süreç kapsamında laboratuvarda büyüyen bakteriler ve sepsisli fareler üzerinde test yapıldı.Bu süreçte laboratuvarda hücreleri alınıp proteazomu devre dışı bırakılan Salmonella gibi bakterilerin enfekte edilmesi daha kolay hale geldi.Proteinleri geri dönüştüren proteazomun, bakteri öldürücü kimyasallardan oluşan bir depo ortaya çıkaran gizli bir mekanizması olduğu belirlendi.Hücre içinde proteazomların, bakterileri tespit edebildiği ve bunun büyümesini durdurmak için karşı savunmalar oluşturabildiği bulundu.Makalede, "Bu bulgular, bulaşıcı hastalıklarla mücadelede daha önce tanımlanmamış tedavi stratejilerinin önünü açabilir" ifadesi kullanıldı.Bağışıklık sistemindeki yeni keşfin, "antimikrobiyal dirençli (AMR) enfeksiyonlarla mücadelede" yaygın antibiyotiklere alternatif oluşturabileceği iddia edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Z9bmV-QTCk22aw4TgANuZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Weizmann Bilim Enstitüsünden Prof. Yifat Merbl, keşfin "bakteriyel enfeksiyona karşı savunma sağlayan yeni bağışıklık mekanizması" olduğunu belirtti.Merbl, "Bu, vücudumuzun her yerinde, tüm hücrelerde gerçekleşiyor ve tamamen yeni bir potansiyel doğal antibiyotik sınıfı oluşturuyor." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MCxGb-fKlEufYq7fddgIGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Imperial College London Yaşam Bilimleri Bölüm Başkanı Profesör Danile Davis, açıklamasında, bulguların "oldukça ilginç" olduğunu kaydetti.Keşfin "yeni bir antibiyotik kaynağına dönüştürülmesinin zaman alacağını" kaydeden Davis, daha fazla test yapılması gerektiğine dikkati çekti.Davis, bunun yeni bir antibiyotik kaynağına dönüştürülmesinin "henüz test edilmesi gereken ve zaman alabilecek" bir düşünce olduğunu bildirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fEr1nwcmuUmuAQDdb4Uwog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hastalık ve enfeksiyonların yaygın tedavilerine yanıt vermemesi olarak bilinen "AMR" küresel bir sağlık sorunu olarak kabul ediliyor.Ulusal Denetim Ofisi (NAO) raporuna göre, AMR her yıl İngiltere'de 7 bin 600 ölümden doğrudan, 35 bin 200 ölümden dolaylı olarak sorumlu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fmGLsOx_fUW4dpRRUEzHmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere Sağlık Güvenlik Ajansı yetkilisi Dr. Colin Brown ocakta, ajansın ülke içi ve dışında artan AMR virüsü riskine karşı teyakkuzda olduğunu söylemişti.AMR'nin her yıl küresel çapta 1 milyondan fazla ölüme neden olduğuna kaydeden Brown, "Eylemde bulunulmazsa, hayat kurtarıcı tedavilerin bulunabilirliği düşecek ve enfeksiyonları azaltma yeteneğimiz azalacak" demişti.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hipotermi nedir, ölümcül mü? Hipotermi belirtileri ve tedavi yöntemi</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/hipotermi-nedir-oelumcul-mu-hipotermi-belirtileri-ve-tedavi-yoentemi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/hipotermi-nedir-oelumcul-mu-hipotermi-belirtileri-ve-tedavi-yoentemi</guid>
<description><![CDATA[ Hipotermi, insan vücudunun uzun bir süre boyunca üretebileceğinden daha fazla miktarda ısı kaybetmesi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Genellikle soğuk, rüzgarlı havalarda, soğuk sularda ve soğuk evlerde uzun zaman geçiren kişilerde ortaya çıkmaktadır. İnsan vücudunun normal ısısı 37° C olurken, hipotermi tehlikesi vücut sıcaklığının 35 ° C altına düşmesiyle birlikte başlar. Şiddetli hipotermi yaşamı tehdit eden önemli ve acil bir durum olarak dikkat çeker. Peki Hipotermi nedir, ölümcül mü? İşte, Hipotermi belirtileri ve ilk yardım önlemleri…Hipotermi tedavilerinde öncelikle olarak tedavi yöntemi, vücudu normal bir sıcaklığa geri getirmeyi hedeflemektedir. İnsan vücudu kıyafet ile korunmayan bölgelerinde ısı kaybedebilir. Hipotermiye sebep olan koşullar arasında vücut sıcaklığını koruyamayan kıyafetleri kullanmak, soğukta çok uzun süre kalmak, kaza sebebiyle beklenmedik bir şekilde suya düşmek hipotermiye sebep olabilir. Özellikle çocuklar, yetişkinlerden daha hızlı ısı kaybettiğinden hipotermiye karşı daha savunmasızdır. Peki Hipotermi nasıl önlenir?  HİPOTERMİ NEDİR?  Hipotermi, insan vücudunun faaliyet göstermesi için gerekli ısıtıyı ürettiğinden daha hızlı kaybetmesi sonucunda ortaya çıkar. Vücut ısısının tehlikeli derecede düşmesine neden olan acil tıbbi bir durumdur.  Hipotermi tanısı, vücut ısısının 35°C altına düşmesi durumunda ortaya çıkar. Belirtileri ve semptomları ise vücut sıcaklığının düşüklüğüne göre farklılık göstermektedir.  HİPOTERMİ ÖLÜMCÜL MÜ?  Uzun süre soğuğa maruz kalınması durumunda şiddetli hipotermi yaşanabilir. Şiddetli hipotermi ise yaşamı tehdit eden acil bir durumdur. Organların çalışmamasına sebep olduğundan hayati risk oluşturur.  HİPOTERMİ BELİRTİLERİ  Hipotermi genel olarak el ve ayaklarda soğukluk, cilt renginde solukluk, titreme, net olmayan, yavaşlayan konuşma, seste kısıklık, yorgunluk, hafif zihin karışıklığı şeklinde kendini gösterir. İleri hipotermi belirtileri ise vücut hareketlerinde ve koordinasyonunda yavaşlama, sakarlık, baş dönmesi, uyuşukluk, çevreye ilgisizlik, kapl hızında yavaşlama, solunumda yavaşlama, bilinç kaybı, göz bebeklerinde genişleme ve ışığa tepkisizlik, solunum ile dolaşımın durmasıdır.  HİPOTERMİ NASIL ÖNLENİR?  Hipotermi durumunda özellikle çevreye ilgisizlik ve zihinsel karışıklık gibi durumlarda acil çağrı merkezi aranmalı ve uzmandan yardım alınmalıdır. Hasta ile konuşularak veya sarsılarak bilinci kontrol edilmelidir. Bilinç kaybı durumunda ise solunum ve dolaşım yani nabzı kontrol etmek gerekir. Gerekli olunan durumlarda kalp masajı ve suni solunuma başlanmalıdır. Eğer mümkünse hasta sıcak bir ortama taşınmalıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aN2y3yLvYEGBxC_rJDLR8Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:07:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hipotermi, nedir, ölümcül, mü, Hipotermi, belirtileri, tedavi, yöntemi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aN2y3yLvYEGBxC_rJDLR8Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Hipotermi nedir, ölümcül mü? Hipotermi belirtileri ve tedavi yöntemi"><p>Hipotermi, insan vücudunun uzun bir süre boyunca üretebileceğinden daha fazla miktarda ısı kaybetmesi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Genellikle soğuk, rüzgarlı havalarda, soğuk sularda ve soğuk evlerde uzun zaman geçiren kişilerde ortaya çıkmaktadır. İnsan vücudunun normal ısısı 37° C olurken, hipotermi tehlikesi vücut sıcaklığının 35 ° C altına düşmesiyle birlikte başlar. Şiddetli hipotermi yaşamı tehdit eden önemli ve acil bir durum olarak dikkat çeker. Peki Hipotermi nedir, ölümcül mü? İşte, Hipotermi belirtileri ve ilk yardım önlemleri…</p>Hipotermi tedavilerinde öncelikle olarak tedavi yöntemi, vücudu normal bir sıcaklığa geri getirmeyi hedeflemektedir. İnsan vücudu kıyafet ile korunmayan bölgelerinde ısı kaybedebilir. Hipotermiye sebep olan koşullar arasında vücut sıcaklığını koruyamayan kıyafetleri kullanmak, soğukta çok uzun süre kalmak, kaza sebebiyle beklenmedik bir şekilde suya düşmek hipotermiye sebep olabilir. Özellikle çocuklar, yetişkinlerden daha hızlı ısı kaybettiğinden hipotermiye karşı daha savunmasızdır. Peki Hipotermi nasıl önlenir?  <strong>HİPOTERMİ NEDİR?</strong>  Hipotermi, insan vücudunun faaliyet göstermesi için gerekli ısıtıyı ürettiğinden daha hızlı kaybetmesi sonucunda ortaya çıkar. Vücut ısısının tehlikeli derecede düşmesine neden olan acil tıbbi bir durumdur.  Hipotermi tanısı, vücut ısısının 35°C altına düşmesi durumunda ortaya çıkar. Belirtileri ve semptomları ise vücut sıcaklığının düşüklüğüne göre farklılık göstermektedir.  <strong>HİPOTERMİ ÖLÜMCÜL MÜ?</strong>  Uzun süre soğuğa maruz kalınması durumunda şiddetli hipotermi yaşanabilir. Şiddetli hipotermi ise yaşamı tehdit eden acil bir durumdur. Organların çalışmamasına sebep olduğundan hayati risk oluşturur.  <strong>HİPOTERMİ BELİRTİLERİ</strong>  Hipotermi genel olarak el ve ayaklarda soğukluk, cilt renginde solukluk, titreme, net olmayan, yavaşlayan konuşma, seste kısıklık, yorgunluk, hafif zihin karışıklığı şeklinde kendini gösterir. İleri hipotermi belirtileri ise vücut hareketlerinde ve koordinasyonunda yavaşlama, sakarlık, baş dönmesi, uyuşukluk, çevreye ilgisizlik, kapl hızında yavaşlama, solunumda yavaşlama, bilinç kaybı, göz bebeklerinde genişleme ve ışığa tepkisizlik, solunum ile dolaşımın durmasıdır.  <strong>HİPOTERMİ NASIL ÖNLENİR?</strong>  Hipotermi durumunda özellikle çevreye ilgisizlik ve zihinsel karışıklık gibi durumlarda acil çağrı merkezi aranmalı ve uzmandan yardım alınmalıdır. Hasta ile konuşularak veya sarsılarak bilinci kontrol edilmelidir. Bilinç kaybı durumunda ise solunum ve dolaşım yani nabzı kontrol etmek gerekir. Gerekli olunan durumlarda kalp masajı ve suni solunuma başlanmalıdır. Eğer mümkünse hasta sıcak bir ortama taşınmalıdır.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktorlar &amp;quot;düğün stresi&amp;quot; dedi ama 4. evre kolon kanseri çıktı: 35 yaşındaki adamın bu belirtileri önemsenmedi</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/doktorlar-dugun-stresi-dedi-ama-4-evre-kolon-kanseri-cikti-35-yasindaki-adamin-bu-belirtileri-oenemsenmedi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/doktorlar-dugun-stresi-dedi-ama-4-evre-kolon-kanseri-cikti-35-yasindaki-adamin-bu-belirtileri-oenemsenmedi</guid>
<description><![CDATA[ 35 yaşındaki Ashley Robinson, düğün hazırlıkları sırasında yaşadığı mide sorunlarını &quot;stres&quot; olarak düşünerek doktora başvurdu. Ancak, birkaç ay sonra gerçek ortaya çıktı: Robinson, ölümcül kolon kanseriyle savaşmaya başlamıştı.İngiltere&#039;de yaşayan Robinson, geçen yıl Mayıs ayında dışkısında kan fark ettikten sonra aile hekimine başvurdu. Doktorları, sorunlarının ciddi olmadığını ve birkaç gün içinde geçmesi gerektiğini söylediler. Bir ay sonra, aşçı olarak çalışan Robinson, ani şekilde büyük miktarda kan kaybetti ve acil servise kaldırıldı. Ancak, burada da kendisine &quot;kanser için çok genç&quot; olduğu söylenerek yalnızca basur teşhisi kondu.Düğününden sonraki hafta, neredeyse 12,7 kilo kaybeden Robinson, eşi Jasmin&#039;in ısrarıyla yeniden test yapılması için başka bir doktora başvurdu. Bu kez yapılan testlerde, Robinson’ın 4. evre kolon kanseri olduğu ve tümörün karaciğerine yayıldığı tespit edildi. Kolon kanseri, hastalığın vücuda yayıldığı en ileri evreydi.Doktorlar, Robinson’ın kanser tedavisinin erken dönemde başlatılmadığı için durumunun daha da kötüleştiğini belirttiler. Şu anda immünoterapilere başlamış olan Robinson, tedavi sürecinde tümörünün %90 küçüldüğünü öğrenince şok oldu. Ancak, hastalığın ilk belirtileri çok daha önce ortaya çıkmış ve doktorlar tarafından göz ardı edilmişti.Robinson, genç yaşlarda kolon kanseri belirtilerinin gözden kaçmaması gerektiğini vurgulayarak, &quot;Bu belirtileri yaşadığımda, vücudumu iyi tanıyordum ve bir şeylerin yanlış gittiğini hissediyordum. Ama doktorlar, çok genç olduğumu ve kanserin ihtimal dahilinde olmadığını söylediler&quot; dedi.Kolon kanseri vakalarındaki artış, dünya çapında doktorları şaşkına çeviriyor. Özellikle 50 yaş altı genç yetişkinlerde bu hastalığın görülme sıklığı son 30 yılda %50 oranında arttı. Uzmanlar, obezite, aşırı antibiyotik kullanımı, cep telefonu radyasyonu ve işlenmiş gıdaların bu artışın nedenleri arasında sayılabileceğini belirtiyorlar.Her yıl İngiltere’de 44.000, ABD’de ise 142.000 bağırsak kanseri vakası teşhis ediliyor. Bu kanser türü, her iki ülkede de en yaygın dördüncü kanser türü olarak öne çıkıyor. Bağırsak kanserinin belirtileri arasında, sürekli ishal veya kabızlık, dışkıda kan, mide ağrısı, şişkinlik ve beklenmeyen kilo kaybı bulunuyor. Bu belirtileri yaşayan kişilerin, vakit kaybetmeden sağlık profesyonellerine başvurması büyük önem taşıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7mkMyrj_qkmPL5AIQ33Kjw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:07:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktorlar, düğün, stresi, dedi, ama, evre, kolon, kanseri, çıktı:, yaşındaki, adamın, belirtileri, önemsenmedi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7mkMyrj_qkmPL5AIQ33Kjw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktorlar " d stresi dedi ama evre kolon kanseri ya adam bu belirtileri><p>35 yaşındaki Ashley Robinson, düğün hazırlıkları sırasında yaşadığı mide sorunlarını "stres" olarak düşünerek doktora başvurdu. Ancak, birkaç ay sonra gerçek ortaya çıktı: Robinson, ölümcül kolon kanseriyle savaşmaya başlamıştı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZvlzSQJ3BEqG9GcfY12p5w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere'de yaşayan Robinson, geçen yıl Mayıs ayında dışkısında kan fark ettikten sonra aile hekimine başvurdu. Doktorları, sorunlarının ciddi olmadığını ve birkaç gün içinde geçmesi gerektiğini söylediler. Bir ay sonra, aşçı olarak çalışan Robinson, ani şekilde büyük miktarda kan kaybetti ve acil servise kaldırıldı. Ancak, burada da kendisine "kanser için çok genç" olduğu söylenerek yalnızca basur teşhisi kondu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OEPKQZVU9EGhtKxMzkJ4bQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düğününden sonraki hafta, neredeyse 12,7 kilo kaybeden Robinson, eşi Jasmin'in ısrarıyla yeniden test yapılması için başka bir doktora başvurdu. Bu kez yapılan testlerde, Robinson’ın 4. evre kolon kanseri olduğu ve tümörün karaciğerine yayıldığı tespit edildi. Kolon kanseri, hastalığın vücuda yayıldığı en ileri evreydi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t_HUpnBvqEa0iThqnH_1Rw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doktorlar, Robinson’ın kanser tedavisinin erken dönemde başlatılmadığı için durumunun daha da kötüleştiğini belirttiler. Şu anda immünoterapilere başlamış olan Robinson, tedavi sürecinde tümörünün %90 küçüldüğünü öğrenince şok oldu. Ancak, hastalığın ilk belirtileri çok daha önce ortaya çıkmış ve doktorlar tarafından göz ardı edilmişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5Rfrav6mPEaTLXR-DOw3lg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Robinson, genç yaşlarda kolon kanseri belirtilerinin gözden kaçmaması gerektiğini vurgulayarak, "Bu belirtileri yaşadığımda, vücudumu iyi tanıyordum ve bir şeylerin yanlış gittiğini hissediyordum. Ama doktorlar, çok genç olduğumu ve kanserin ihtimal dahilinde olmadığını söylediler" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WcoNC8fBDkyjlEEMSoD7Nw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolon kanseri vakalarındaki artış, dünya çapında doktorları şaşkına çeviriyor. Özellikle 50 yaş altı genç yetişkinlerde bu hastalığın görülme sıklığı son 30 yılda %50 oranında arttı. Uzmanlar, obezite, aşırı antibiyotik kullanımı, cep telefonu radyasyonu ve işlenmiş gıdaların bu artışın nedenleri arasında sayılabileceğini belirtiyorlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mgeV13Dk7ESZ7Bku6NjCNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her yıl İngiltere’de 44.000, ABD’de ise 142.000 bağırsak kanseri vakası teşhis ediliyor. Bu kanser türü, her iki ülkede de en yaygın dördüncü kanser türü olarak öne çıkıyor. Bağırsak kanserinin belirtileri arasında, sürekli ishal veya kabızlık, dışkıda kan, mide ağrısı, şişkinlik ve beklenmeyen kilo kaybı bulunuyor. Bu belirtileri yaşayan kişilerin, vakit kaybetmeden sağlık profesyonellerine başvurması büyük önem taşıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hanta virüs nedir, belirtileri neler? Hanta virüs bulaşma yolları</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/hanta-virus-nedir-belirtileri-neler-hanta-virus-bulasma-yollari</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/hanta-virus-nedir-belirtileri-neler-hanta-virus-bulasma-yollari</guid>
<description><![CDATA[ ABD&#039;li yetkililer aktör Gene Hackman&#039;ın kalp hastalığından, eşinin ise yaklaşık bir hafta önce hanta virüsünden öldüğünü açıkladı. Hanta virüsü hızla ilerleyip yaşamı tehdit edici hale gelebilir. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri&#039;ne göre virüs, hantavirüs pulmoner sendromu adı verilen ciddi ve bazen ölümcül bir akciğer enfeksiyonuna neden olabilir. Peki, Hanta virüs nedir, belirtileri neler?Hantavirüsler kemiriciler aracılığı ile bulaşan zoonotik virüslerdır. Kemiriciler hantavirüslerin doğal rezervuarıdır. 2009 yılından bu yana yurdumuzun çeşitli bölgelerinde renal sendromlu hantavirüs kanamalı ateş olguları bildirilmektedir. Kemirici teması hantavirüsün insanlara bulaşmasında en önemli faktördür.Enfekte kemiricilerin idrar, dışkı ve tükürüklerinde virüs mevcuttur. Enfekte kemiricilerin ısırması veya enfekte alanlarda toza karışmış virüslerin solunum ile alınması ile virüs bulaşabilir. Hastalığın 12–21 günlük inkübasyonu vardır. Hastalık aniden ateş, baş ağrısı, şiddetli kas ağrısı, susama, iştahsızlık, bulantı ve kusma ile başlar. Yüz, boyun ve sırtta kızarıklık, göz çevresinde ödem ve konjunktivalarda kızarıklık karakteristik bulgulardır. Hantavirüsler renal sendrom ve pulmoner sendrom olmak üzere iki farklı klinik tabloya neden olur. Ülkemizde Hantavirüs Renal Sendrom görülmektedir.Hastalık daha çok kemiricilerle temas olasılığı fazla olan genç erkeklerde, ilkbahar ve sonbahar aylarında görülmektedir. Çiftçiler, avcılar, askerler, orman ve liman işçileri, endemik bölgeyi ziyaret eden ziyaretçiler ve deney hayvanları ile çalışan laboratuvar personeli hastalık için risk altındadır.Korunmada en önemli unsur, insanların yaşam alanlarında kemirici kontrolünün sağlanmasıdır.Kemirgenlerin, ev ve diğer binalardan uzak tutulması ve girmesinin önlenmesi gerekir. Evlerde genel olarak farelere yönelik önlemler (yiyeceklerin kapalı kaplarda saklanması, farelerin yerleşebileceği boşlukların tamiri, genel hijyen kurallarına uyulması) alınmalıdır. Kapı ve pencerelere sineklik konulmalıdır.Çöp konteynerlerinin kapakları sürekli kapalı tutulmalıdır.Kemirgenlerin yaşam alanı olan rögar kapakları tamir edilmeli, depolarda gereksiz eşyalar saklanmamalı, hijyen tedbirlerine azami özen gösterilmelidir.Fare leşleri ortalıkta bırakılmamalı, derince açılmış bir çukura gömülmelidir. Bu işlem sırasında eldiven giyilmeli ve maşa vb. cisimler kullanılmalıdır. İşlemlerden sonrasında eller mutlaka su ve sabunla yıkanmalıdır. Fare leşlerinin bulunduğu alan çamaşır suyuyla dezenfekte edilmelidir.Evcil hayvan olarak fare ya da kemirgen beslenmemeli ve kemirgen yuvalarıyla direkt temastan kaçınılmalıdır.Özellikle tarlada çalışanlar tarla farelerinden uzak durmalıdır.İnsan ve hayvan gıdaları kemirgenlerden uzak tutulmalı/saklanmalıdır.Endemik bölgelere giden ve kemirgenlerle temasa maruz kalabilecek kişiler, mesleği gereği seyahat edenler, kamp yapanlar, gezginler kemirgenleri çadırlarından ve konakladıkları yerlerden uzak tutacak önlemler almalı ve yiyeceklerini kemirgenlerden kaynaklanabilecek herhangi bir bulaşma olmaması için korumalıdır.Kemirgenler ile kontamine alanların temizlenmeden önce dezenfektan spreyler ile dezenfekte edilmelidir. Bu alanların süpürülmemesi ve elektrikli süpürge ile çekilmemesi gereklidir. Dezenfektanla ıslatılmış havlu veya tahta bezi kullanılmalıdır. Temizlik yapılırken tozların solunmasını önleyici uygun maskelerin (cerrahi maske) kullanılması gerekir.Kemirgenlerin uygun tedbirler alınması koşuluyla tuzak kullanılarak yakalanması önerilmektedir. Kemirgenler kesinlikle canlı olarak yakalanmaya çalışmamalıdır.Laboratuarda kullanılan kemirgenlerin hantavirüs enfeksiyonu yönünden test edilmesi gereklidir. Çalışanların eldiven ve maske takması, dezenfektan kullanmaları sağlanmalıdır.El yıkama alışkanlığına özen gösterilmelidir. Doğada veya evde riskli alanlara temas sonrasında eller su ve sabunla yıkanmalıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZiNiJ9tcTU--SwrJQwF9Gg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:07:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hanta, virüs, nedir, belirtileri, neler, Hanta, virüs, bulaşma, yolları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Wnssnt0HWkSDXe4ZxxACTA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Hanta virüs nedir, belirtileri neler? 
Hanta virüs bulaşma yolları"><p>ABD'li yetkililer aktör Gene Hackman'ın kalp hastalığından, eşinin ise yaklaşık bir hafta önce hanta virüsünden öldüğünü açıkladı. Hanta virüsü hızla ilerleyip yaşamı tehdit edici hale gelebilir. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri'ne göre virüs, hantavirüs pulmoner sendromu adı verilen ciddi ve bazen ölümcül bir akciğer enfeksiyonuna neden olabilir. Peki, Hanta virüs nedir, belirtileri neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZiNiJ9tcTU--SwrJQwF9Gg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hantavirüsler kemiriciler aracılığı ile bulaşan zoonotik virüslerdır. Kemiriciler hantavirüslerin doğal rezervuarıdır. 2009 yılından bu yana yurdumuzun çeşitli bölgelerinde renal sendromlu hantavirüs kanamalı ateş olguları bildirilmektedir. Kemirici teması hantavirüsün insanlara bulaşmasında en önemli faktördür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mbRXA9zDuE-K4BDzkREuKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Enfekte kemiricilerin idrar, dışkı ve tükürüklerinde virüs mevcuttur. Enfekte kemiricilerin ısırması veya enfekte alanlarda toza karışmış virüslerin solunum ile alınması ile virüs bulaşabilir. Hastalığın 12–21 günlük inkübasyonu vardır. Hastalık aniden ateş, baş ağrısı, şiddetli kas ağrısı, susama, iştahsızlık, bulantı ve kusma ile başlar. Yüz, boyun ve sırtta kızarıklık, göz çevresinde ödem ve konjunktivalarda kızarıklık karakteristik bulgulardır. Hantavirüsler renal sendrom ve pulmoner sendrom olmak üzere iki farklı klinik tabloya neden olur. Ülkemizde Hantavirüs Renal Sendrom görülmektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VtiRREVP9kmyQH3g1nA59w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hastalık daha çok kemiricilerle temas olasılığı fazla olan genç erkeklerde, ilkbahar ve sonbahar aylarında görülmektedir. Çiftçiler, avcılar, askerler, orman ve liman işçileri, endemik bölgeyi ziyaret eden ziyaretçiler ve deney hayvanları ile çalışan laboratuvar personeli hastalık için risk altındadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5maVuKNCYkGwnMX0sp21Pg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Korunmada en önemli unsur, insanların yaşam alanlarında kemirici kontrolünün sağlanmasıdır.Kemirgenlerin, ev ve diğer binalardan uzak tutulması ve girmesinin önlenmesi gerekir. Evlerde genel olarak farelere yönelik önlemler (yiyeceklerin kapalı kaplarda saklanması, farelerin yerleşebileceği boşlukların tamiri, genel hijyen kurallarına uyulması) alınmalıdır. Kapı ve pencerelere sineklik konulmalıdır.Çöp konteynerlerinin kapakları sürekli kapalı tutulmalıdır.Kemirgenlerin yaşam alanı olan rögar kapakları tamir edilmeli, depolarda gereksiz eşyalar saklanmamalı, hijyen tedbirlerine azami özen gösterilmelidir.Fare leşleri ortalıkta bırakılmamalı, derince açılmış bir çukura gömülmelidir. Bu işlem sırasında eldiven giyilmeli ve maşa vb. cisimler kullanılmalıdır. İşlemlerden sonrasında eller mutlaka su ve sabunla yıkanmalıdır. Fare leşlerinin bulunduğu alan çamaşır suyuyla dezenfekte edilmelidir.Evcil hayvan olarak fare ya da kemirgen beslenmemeli ve kemirgen yuvalarıyla direkt temastan kaçınılmalıdır.Özellikle tarlada çalışanlar tarla farelerinden uzak durmalıdır.İnsan ve hayvan gıdaları kemirgenlerden uzak tutulmalı/saklanmalıdır.Endemik bölgelere giden ve kemirgenlerle temasa maruz kalabilecek kişiler, mesleği gereği seyahat edenler, kamp yapanlar, gezginler kemirgenleri çadırlarından ve konakladıkları yerlerden uzak tutacak önlemler almalı ve yiyeceklerini kemirgenlerden kaynaklanabilecek herhangi bir bulaşma olmaması için korumalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/unj27mTBO0uR5GkuWZ8-gQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kemirgenler ile kontamine alanların temizlenmeden önce dezenfektan spreyler ile dezenfekte edilmelidir. Bu alanların süpürülmemesi ve elektrikli süpürge ile çekilmemesi gereklidir. Dezenfektanla ıslatılmış havlu veya tahta bezi kullanılmalıdır. Temizlik yapılırken tozların solunmasını önleyici uygun maskelerin (cerrahi maske) kullanılması gerekir.Kemirgenlerin uygun tedbirler alınması koşuluyla tuzak kullanılarak yakalanması önerilmektedir. Kemirgenler kesinlikle canlı olarak yakalanmaya çalışmamalıdır.Laboratuarda kullanılan kemirgenlerin hantavirüs enfeksiyonu yönünden test edilmesi gereklidir. Çalışanların eldiven ve maske takması, dezenfektan kullanmaları sağlanmalıdır.El yıkama alışkanlığına özen gösterilmelidir. Doğada veya evde riskli alanlara temas sonrasında eller su ve sabunla yıkanmalıdır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ayahuasca nedir? Ayahuasca çayı yasak mı?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/ayahuasca-nedir-ayahuasca-cayi-yasak-mi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/ayahuasca-nedir-ayahuasca-cayi-yasak-mi</guid>
<description><![CDATA[ Ayahuasca, geleneksel olarak Amazon bölgesinde kullanılan bir bitkisel halüsinojenik içecektir. Ayahuasca, genellikle şamanik ritüellerde ve spiritüel arayışlarda kullanılır. Şamanlar, ayahuasca içeren içeceği, manevi deneyimler, kişisel farkındalık artırma gibi amaçlarla kullanırlar. Peki, Ayahuasca nedir? Ayahuasca çayı yasak mı?Psikoaktif bir içecek olan ayahuasca eski zamanlardan beri Amazon ormanlarında yaşayan çok sayıda yerli kabilenin dinî, tıbbî, sosyal ve sanatsal yaşamlarında önemli bir yere sahiptir. Ayahuascayı insanın ruhsal dünyaya ilişkin algısını açmanın bir aracı olarak gören şamanlar onu büyü, kehanet, hastalıkların teşhisi ve tedavisi, avcılık vs. gibi çok çeşitli amaçlar için kullanmışlardır. Güney Amerika’nın bazı yerli toplulukları tarafından yüzyıllarca dini ritüellerde kullanılan halüsinojenik (halüsinasyona neden olan) bir karışım olan ayahuascanın antidepresanlara dirençli vakalara yönelik tedavi potansiyeli taşıdığı keşfedildi.  Ancak yerliler için ayahuasca saygıyla ve doğru koşullar altında alınması gereken çok güçlü bir içecektir, aksi takdirde gelişigüzel kullanımı aydınlatıcı olmaktan çok tehlikeli ve çoğu zaman kafa karıştırıcı bir deneyime dönüşebilir.AYAHUASCA YASAK MI?  Kullanımı muhtemelen yağmur ormanlarının sakinleri arasında ortaya çıkmasına rağmen, ayahuascanın bugün Brezilya başta olmak üzere Güney Amerika’daki büyük şehir merkezlerinin çoğunda ve ayrıca Amerika Birleşik Devletleri, Hollanda, İspanya, İtalya ve hatta Japonya’da kullanıldığı kaydedilmektedir. İçerdiği dimetiltriptamin (DMT) nedeniyle çoğu ülkede tıbbî zorunluluklar dışında kullanımı yasa dışıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bGKJkkiY40y6lW5N1a8R7Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:07:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ayahuasca, nedir, Ayahuasca, çayı, yasak, mı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bGKJkkiY40y6lW5N1a8R7Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ayahuasca nedir? Ayahuasca çayı yasak mı?"><p>Ayahuasca, geleneksel olarak Amazon bölgesinde kullanılan bir bitkisel halüsinojenik içecektir. Ayahuasca, genellikle şamanik ritüellerde ve spiritüel arayışlarda kullanılır. Şamanlar, ayahuasca içeren içeceği, manevi deneyimler, kişisel farkındalık artırma gibi amaçlarla kullanırlar. Peki, Ayahuasca nedir? Ayahuasca çayı yasak mı?</p>Psikoaktif bir içecek olan ayahuasca eski zamanlardan beri Amazon ormanlarında yaşayan çok sayıda yerli kabilenin dinî, tıbbî, sosyal ve sanatsal yaşamlarında önemli bir yere sahiptir. Ayahuascayı insanın ruhsal dünyaya ilişkin algısını açmanın bir aracı olarak gören şamanlar onu büyü, kehanet, hastalıkların teşhisi ve tedavisi, avcılık vs. gibi çok çeşitli amaçlar için kullanmışlardır. Güney Amerika’nın bazı yerli toplulukları tarafından yüzyıllarca dini ritüellerde kullanılan halüsinojenik (halüsinasyona neden olan) bir karışım olan ayahuascanın antidepresanlara dirençli vakalara yönelik tedavi potansiyeli taşıdığı keşfedildi.  Ancak yerliler için ayahuasca saygıyla ve doğru koşullar altında alınması gereken çok güçlü bir içecektir, aksi takdirde gelişigüzel kullanımı aydınlatıcı olmaktan çok tehlikeli ve çoğu zaman kafa karıştırıcı bir deneyime dönüşebilir.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MnRGKgiKa0mtGRgX0gfAIw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><strong>AYAHUASCA YASAK MI</strong>?  Kullanımı muhtemelen yağmur ormanlarının sakinleri arasında ortaya çıkmasına rağmen, ayahuascanın bugün Brezilya başta olmak üzere Güney Amerika’daki büyük şehir merkezlerinin çoğunda ve ayrıca Amerika Birleşik Devletleri, Hollanda, İspanya, İtalya ve hatta Japonya’da kullanıldığı kaydedilmektedir. İçerdiği dimetiltriptamin (DMT) nedeniyle çoğu ülkede tıbbî zorunluluklar dışında kullanımı yasa dışıdır.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Prof. Dr. Özlü uyardı: Kapı ve pencereleri açmayın, evde kalın</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/prof-dr-ozlu-uyardi-kapi-ve-pencereleri-acmayin-evde-kalin</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/prof-dr-ozlu-uyardi-kapi-ve-pencereleri-acmayin-evde-kalin</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi, Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, Suriye’den gelen ‘toz taşınımı’na ilişkin uyarısında, “Bu tozlardan uzak durmanızı tercih ediyoruz. Mümkün oldukça bu tozları solumamakta fayda var. Bu havalarda evde kalmak, kapı ve pencereleri açmamak en güzelidir. Özellikle akciğer hastaları bu konuda çok sıkıntı yaşıyor&quot; dedi.Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, Suriye&#039;den Türkiye&#039;ye &#039;toz taşınımı&#039; geliyor. Suriye üzerinden gelen &#039;toz taşınımı&#039; Akdeniz Bölgesi’nin doğusu ve Güneydoğu&#039;da etkili olacak. Doğu Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde &#039;toz taşınımı&#039;nın üç gün boyunca etkili olması bekleniyor. Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi, Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, hava kalitesinde azalma, görüş mesafesinde düşme, çamur şeklinde yağış ve beraberinde bazı sağlık problemlerine de yol açan &#039;toz taşınımı’ ile ilgili uyarılarda bulundu.‘Çöl tozu’ olarak da adlandırılan doğa olayının insan sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendiren Özlü, özellikle KOAH ve astım hastalarının bu hava olayından olumsuz etkilendiği belirterek, “Şu anda ülkemizde Suriye’den gelen bir toz bulutu var. Bunun birkaç gün ülkemizde kalacağını biliyoruz. Meteoroloji’nin verdiğini bilgilere göre; özellikle Güneydoğu Anadolu ve Doğu Akdeniz Bölgesi illerinde etkili olacağını söylüyorlar. Daha çok Orta Doğu’dan, çöllerden, Arabistan’dan gelen, bazen de Afrika’dan gelen tozlarla karşılaşıyoruz. Bunlar atmosferde taşınıyor ve hava hareketleri ile üzerimizde kalıyorlar. Birkaç gün kalıp gidiyorlar ama bu sağlık açısından önemli riskler taşıyor. Özellikle akciğer hastaları bu konuda çok sıkıntı yaşıyor. Astım, KOAH, akciğer sertleşmesi gibi kronik akciğer hastalığı olan hastalarımız bu tozlu havayı hemen fark ediyor&quot; dedi.Prof. Dr. Özlü, tozlu havanın solunmasının akciğerlerde iltihaplanma ve tahrişe neden olduğunu ve solunum şikayetlerini artırdığını ifade ederek, “Tozlu hava solunduğunda akciğerde birikerek tahrişe neden oluyor ve iltihaplanma gerçekleşiyor. Ardından öksürük, nefes darlığı, hırıltılı solunum şikayetleri başlıyor. Var olan hastalıklarla alevlenmeye neden oluyor. Aynı zamanda hekim başvuruları, acil servis başvuruları ve hastaneye yatış sayısı artıyor. Bu tozlardan uzak durmanızı tercih ediyoruz. Mümkün oldukça bu tozları solumamakta fayda var&quot; diye konuştu.Mümkün olduğunca dışarı çıkmamanın, kapı ve pencereleri kapalı tutmanın en doğru önlem olduğunu söyleyen Özlü, toz bulutunun cildimizde kuruluk ve kaşıntıya yol açabileceğini belirterek maske kullanma önerisinde bulundu. Özlü, “Bu havalarda evde kalmak, kapı ve pencereleri açmamak en güzelidir.Çıkmak gerekiyorsa, maske kullanmak ve dışarıda fazla vakit geçirmemek gerekiyor. Bu tozların akciğer dışında da cildimize zararları var. Göz, burun ve ağızda kuruluk, iltihap ve kaşıntılara yol açabilir. Dikkatli olmakta fayda var&quot; dedi ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p3AR3Aq0WUGdtumPrkJ__A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:07:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Prof., Dr., Özlü, uyardı:, Kapı, pencereleri, açmayın, evde, kalın</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p3AR3Aq0WUGdtumPrkJ__A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Prof. Dr. Özlü uyardı: Kapı ve pencereleri açmayın, evde kalın"><p>Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi, Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, Suriye’den gelen ‘toz taşınımı’na ilişkin uyarısında, “Bu tozlardan uzak durmanızı tercih ediyoruz. Mümkün oldukça bu tozları solumamakta fayda var. Bu havalarda evde kalmak, kapı ve pencereleri açmamak en güzelidir. Özellikle akciğer hastaları bu konuda çok sıkıntı yaşıyor" dedi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5El2b0h6rUeJdLSqNAD7uA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, Suriye'den Türkiye'ye 'toz taşınımı' geliyor. Suriye üzerinden gelen 'toz taşınımı' Akdeniz Bölgesi’nin doğusu ve Güneydoğu'da etkili olacak. Doğu Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde 'toz taşınımı'nın üç gün boyunca etkili olması bekleniyor. Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi, Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, hava kalitesinde azalma, görüş mesafesinde düşme, çamur şeklinde yağış ve beraberinde bazı sağlık problemlerine de yol açan 'toz taşınımı’ ile ilgili uyarılarda bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M-VKWsiX606SzTvYEhzPfA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>‘Çöl tozu’ olarak da adlandırılan doğa olayının insan sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendiren Özlü, özellikle KOAH ve astım hastalarının bu hava olayından olumsuz etkilendiği belirterek, “Şu anda ülkemizde Suriye’den gelen bir toz bulutu var. Bunun birkaç gün ülkemizde kalacağını biliyoruz. Meteoroloji’nin verdiğini bilgilere göre; özellikle Güneydoğu Anadolu ve Doğu Akdeniz Bölgesi illerinde etkili olacağını söylüyorlar. Daha çok Orta Doğu’dan, çöllerden, Arabistan’dan gelen, bazen de Afrika’dan gelen tozlarla karşılaşıyoruz. Bunlar atmosferde taşınıyor ve hava hareketleri ile üzerimizde kalıyorlar. Birkaç gün kalıp gidiyorlar ama bu sağlık açısından önemli riskler taşıyor. Özellikle akciğer hastaları bu konuda çok sıkıntı yaşıyor. Astım, KOAH, akciğer sertleşmesi gibi kronik akciğer hastalığı olan hastalarımız bu tozlu havayı hemen fark ediyor" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4v_Jpv9-7Uawx9m0_8Eznw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Dr. Özlü, tozlu havanın solunmasının akciğerlerde iltihaplanma ve tahrişe neden olduğunu ve solunum şikayetlerini artırdığını ifade ederek, “Tozlu hava solunduğunda akciğerde birikerek tahrişe neden oluyor ve iltihaplanma gerçekleşiyor. Ardından öksürük, nefes darlığı, hırıltılı solunum şikayetleri başlıyor. Var olan hastalıklarla alevlenmeye neden oluyor. Aynı zamanda hekim başvuruları, acil servis başvuruları ve hastaneye yatış sayısı artıyor. Bu tozlardan uzak durmanızı tercih ediyoruz. Mümkün oldukça bu tozları solumamakta fayda var" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0ebBQR9nykurgknuLBbUYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mümkün olduğunca dışarı çıkmamanın, kapı ve pencereleri kapalı tutmanın en doğru önlem olduğunu söyleyen Özlü, toz bulutunun cildimizde kuruluk ve kaşıntıya yol açabileceğini belirterek maske kullanma önerisinde bulundu. Özlü, “Bu havalarda evde kalmak, kapı ve pencereleri açmamak en güzelidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lI5OLK74IEuHDLdYZEDJ2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çıkmak gerekiyorsa, maske kullanmak ve dışarıda fazla vakit geçirmemek gerekiyor. Bu tozların akciğer dışında da cildimize zararları var. Göz, burun ve ağızda kuruluk, iltihap ve kaşıntılara yol açabilir. Dikkatli olmakta fayda var" dedi</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>90 yaşındaki kadının karnından çıkarıldı: 11 kilogramlık tümör</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/90-yasindaki-kadinin-karnindan-cikarildi-11-kilogramlik-tumoer</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/90-yasindaki-kadinin-karnindan-cikarildi-11-kilogramlik-tumoer</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;de 90 yaşındaki hastanın karnındaki yaklaşık 11 kilogramlık tümör, yaşı ve sağlık sorunlarına rağmen başarıyla gerçekleştirilen ameliyatla çıkarıldı.Karabağlar ilçesinde yaşayan 6 çocuk, 20 torun sahibi Şerife Demirkıran, geçen yıl şiddetli karın ağrısı şikayetiyle hastaneye başvurdu.Karnında kitle olduğu tespit edilen kadına ilaç tedavisi başlandı ancak kitle hızla büyümeyi sürdürdü. Nefes almakta güçlük çeken 90 yaşındaki hasta, geçen ay İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#039;ne başvurdu.Genel cerrahi uzmanı Prof. Dr. Osman Nuri Dilek, hastanın yaşı, kalp ve tansiyona bağlı hastalıkları nedeniyle ameliyatın çok riskli olduğunu ancak ameliyat olmaması halinde de hayati tehlike bulunduğunu belirledi.Dilek, hasta ve yakınlarının onayıyla riskli ameliyatı yapmaya karar verdi. Yapılan 2 saatlik ameliyatla, Demirkıran&#039;ın karnını kaplayan yaklaşık 11 kilogram ağırlığında ve 30 santimetre genişliğindeki kitle çıkarıldı.Sağlığına kavuşan hasta taburcu edildi.Şerife Demirkıran, AA muhabirine, iyileştiği için mutlu olduğunu söyledi.Ağrıları nedeniyle zor günler yaşadığını anlatan Demirkıran, doktorlarına teşekkür etti.Demirkıran&#039;ın kızı Mecnun Çınar da annesinin iyileşmesinden duyduğu mutluluğu dile getirdi.Ameliyatı yapan Prof. Dr. Nuri Dilek de Demirkıran&#039;ın hastaneye geldiğinde hayati risk bulunduğunu belirtti.Bu süreçte hızlı karar almanın önemli olduğunu kaydeden Dilek, &quot;Ameliyat çok riskli olduğu için yapılamamış. En son bize geldiğinde değerlendirdik. Riskleri çok fazlaydı. Kalp yönünden genel durumu kötüydü. Başlangıçta ameliyat yapıp yapmama konusunda korktuk. Ama hastanın şikayetlerinin dayanılmaz olması üzerine karar vermek zorundaydık. Ameliyat yapmasaydık hastayı kaybedeceğimiz bir pozisyondaydı. Ameliyata karar verdik.&quot; diye konuştu.Dilek, kitlenin midenin dış duvarından kaynaklandığını gördüklerini belirterek, şunları kaydetti:&quot;Yaklaşık 11 kilogram büyüklüğünde ve 30 santimetre ebadında, bütün karın boşluğunu dolduran bir kitleydi. Tümörü çıkarttık, hastamız üçüncü gün yoğun bakımdan çıktı. İyi durumda. Ağızdan besleniyor, yürüyor, hareket ediyor. Bu yaşta ikinci baharını yaşayacak. Şanslı bir hasta. Ameliyat kararı vermek çok zordu, bizim için de hasta için de. Onlar da kabul etti çünkü hasta yılmıştı. Ameliyat tek şansıydı. Biz de korkarak girdik ama şükür hastamız iyi oldu.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8IYteLC3TE2IFnfwlpCiBQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:07:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, kadının, karnından, çıkarıldı:, kilogramlık, tümör</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8IYteLC3TE2IFnfwlpCiBQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="90 yaşındaki kadının karnından çıkarıldı: 11 kilogramlık tümör"><p>İzmir'de 90 yaşındaki hastanın karnındaki yaklaşık 11 kilogramlık tümör, yaşı ve sağlık sorunlarına rağmen başarıyla gerçekleştirilen ameliyatla çıkarıldı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i3bPpgMIpkWX58rp1zeHtA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karabağlar ilçesinde yaşayan 6 çocuk, 20 torun sahibi Şerife Demirkıran, geçen yıl şiddetli karın ağrısı şikayetiyle hastaneye başvurdu.Karnında kitle olduğu tespit edilen kadına ilaç tedavisi başlandı ancak kitle hızla büyümeyi sürdürdü. Nefes almakta güçlük çeken 90 yaşındaki hasta, geçen ay İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvurdu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YIJs06HKJ0ud1OlrQCGipA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genel cerrahi uzmanı Prof. Dr. Osman Nuri Dilek, hastanın yaşı, kalp ve tansiyona bağlı hastalıkları nedeniyle ameliyatın çok riskli olduğunu ancak ameliyat olmaması halinde de hayati tehlike bulunduğunu belirledi.Dilek, hasta ve yakınlarının onayıyla riskli ameliyatı yapmaya karar verdi. Yapılan 2 saatlik ameliyatla, Demirkıran'ın karnını kaplayan yaklaşık 11 kilogram ağırlığında ve 30 santimetre genişliğindeki kitle çıkarıldı.Sağlığına kavuşan hasta taburcu edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v2bbcIODQkiPuEHtSRKBSQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şerife Demirkıran, AA muhabirine, iyileştiği için mutlu olduğunu söyledi.Ağrıları nedeniyle zor günler yaşadığını anlatan Demirkıran, doktorlarına teşekkür etti.Demirkıran'ın kızı Mecnun Çınar da annesinin iyileşmesinden duyduğu mutluluğu dile getirdi.Ameliyatı yapan Prof. Dr. Nuri Dilek de Demirkıran'ın hastaneye geldiğinde hayati risk bulunduğunu belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/043jwV66s0GDsP1E2mH2aA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu süreçte hızlı karar almanın önemli olduğunu kaydeden Dilek, "Ameliyat çok riskli olduğu için yapılamamış. En son bize geldiğinde değerlendirdik. Riskleri çok fazlaydı. Kalp yönünden genel durumu kötüydü. Başlangıçta ameliyat yapıp yapmama konusunda korktuk. Ama hastanın şikayetlerinin dayanılmaz olması üzerine karar vermek zorundaydık. Ameliyat yapmasaydık hastayı kaybedeceğimiz bir pozisyondaydı. Ameliyata karar verdik." diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MiPbE-W1rkyJhXQlDOW7Mg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dilek, kitlenin midenin dış duvarından kaynaklandığını gördüklerini belirterek, şunları kaydetti:"Yaklaşık 11 kilogram büyüklüğünde ve 30 santimetre ebadında, bütün karın boşluğunu dolduran bir kitleydi. Tümörü çıkarttık, hastamız üçüncü gün yoğun bakımdan çıktı. İyi durumda. Ağızdan besleniyor, yürüyor, hareket ediyor. Bu yaşta ikinci baharını yaşayacak. Şanslı bir hasta. Ameliyat kararı vermek çok zordu, bizim için de hasta için de. Onlar da kabul etti çünkü hasta yılmıştı. Ameliyat tek şansıydı. Biz de korkarak girdik ama şükür hastamız iyi oldu."</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hurma alırken bu 5 kurala dikkat: İçinin rengi bozulduğunun işareti</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/hurma-alirken-bu-5-kurala-dikkat-icinin-rengi-bozuldugunun-isareti</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/hurma-alirken-bu-5-kurala-dikkat-icinin-rengi-bozuldugunun-isareti</guid>
<description><![CDATA[ Ramazan ayının vazgeçilmezi iftar ve sahur sofraların olmazsa olmazı tezgahta yerini aldı. Ramazan ayında en sık tüketilen yiyeceklerden biri olan hurma sağlığıa faydalarıyla da biliniyor. Ancak hurma alırken bazı noktalara dikkat etmek gerekiyor. Peki, hurma alırken nelere dikkat edilmelidir?Ramazan ayının gelmesiyle birlikte hurma çeşitleri de tezgahta yerini aldı. Ramazan ayında en sık tercih edilen hurma çeşitleri arasında Medine hurmaları yer alıyor. Medine hurmaları vücuda olan faydalarıyla biliniyor ve sağlık açısından çeşitli faydalar sunuryor. Hurmaların boyutlarına bakarsak; genelde Filistin’den gelen hurmalar iri ve büyük oluyor, lezzet açısından Medine hurmaları bu nedenle daha fazla tercih ediliyor. Çünkü lif oranı yüksek hem de Ramazanda insanın şekeri düzenleyip açlığı gideriyor.Hurma fiyatları 200 ila 500 lira arasında değişiyor. Hurmaların fiyatı boyut ve kalitesine göre de değişiyor. Daha iri ve büyük hurmaların fiyatı biraz daha pahalı, ufak olanlarınki de uygun oluyor.İÇİ KOYU RENK OLMAMALIHurma almadan önce eğer imkanınız varsa ortadan ikiye bölün ve içinin ne renk olduğuna dikkat edin. Eğer içi koyu bir renkse bu hurmanın bozulmaya başladığının bir göstergesidir.Bazı hurmaları elinize aldığınız zaman dışı yapış yapış olur ve elinizde sanki şerbetli bir tatlıya dokunmuş gibi bir his bırakır. İşte bu tarz hurmaların dış kısmı tatlı olsun diye işlem görmüştür. Bu sebeple dışı yapış yapış olan hurmalardan uzak durmanız gerekir.Doğada yetişen hiçbir meyvenin kabuğu parıl parıl parlamadığı gibi hurmanın da parlamaz. Ancak maalesef satıcılar ürünlerini satmak adına bazı tekniklerle hurmanın daha iştah açıcı durması için dış yüzeyini parlatıyor. Bu sebeple dışı parıl parıl parlayan hurmadan da uzak durulması gerekiyor.Açıkta satın aldığınız hurmalarda bu durumu tespit edebilmeniz oldukça zor olsa da pakette aldığınız ürünlerin ambalajında mutlaka neler içerdiği yazmak zorunda. Bu sebeple eğer ambalajlı hurma tercih ediyorsanız glikozla tatlandırılmadığından emin olmalısınız. Aksi halde hurma size faydadan çok zarar verecektir.Her ne kadar sıcak iklim şartlarına alışkın bir meyve olsa da uzun yollardan geldiğinden dolayı ve kurtlanma ihtimalinden dolayı hurmanın soğuk ortamda muhafaza edilmesi çok önemli. Bu sebeple aldığınız hurmanın hangi şartlarda saklandığına dikkat ederseniz bozuk gıda alma ihtimali düşecektir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dya6NJSbEk-1llaxbBZ7-w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:07:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hurma, alırken, kurala, dikkat:, İçinin, rengi, bozulduğunun, işareti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dya6NJSbEk-1llaxbBZ7-w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Hurma alırken bu 5 kurala dikkat: İçinin rengi bozulduğunun işareti"><p>Ramazan ayının vazgeçilmezi iftar ve sahur sofraların olmazsa olmazı tezgahta yerini aldı. Ramazan ayında en sık tüketilen yiyeceklerden biri olan hurma sağlığıa faydalarıyla da biliniyor. Ancak hurma alırken bazı noktalara dikkat etmek gerekiyor. Peki, hurma alırken nelere dikkat edilmelidir?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fmUMGS4ClkePxIau6GMYGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ramazan ayının gelmesiyle birlikte hurma çeşitleri de tezgahta yerini aldı. Ramazan ayında en sık tercih edilen hurma çeşitleri arasında Medine hurmaları yer alıyor. Medine hurmaları vücuda olan faydalarıyla biliniyor ve sağlık açısından çeşitli faydalar sunuryor. Hurmaların boyutlarına bakarsak; genelde Filistin’den gelen hurmalar iri ve büyük oluyor, lezzet açısından Medine hurmaları bu nedenle daha fazla tercih ediliyor. Çünkü lif oranı yüksek hem de Ramazanda insanın şekeri düzenleyip açlığı gideriyor.Hurma fiyatları 200 ila 500 lira arasında değişiyor. Hurmaların fiyatı boyut ve kalitesine göre de değişiyor. Daha iri ve büyük hurmaların fiyatı biraz daha pahalı, ufak olanlarınki de uygun oluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/srsnNWFaFEW7Vrpin63miA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İÇİ KOYU RENK OLMAMALIHurma almadan önce eğer imkanınız varsa ortadan ikiye bölün ve içinin ne renk olduğuna dikkat edin. Eğer içi koyu bir renkse bu hurmanın bozulmaya başladığının bir göstergesidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T4jDOFRy_ky_4IzS74usQw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazı hurmaları elinize aldığınız zaman dışı yapış yapış olur ve elinizde sanki şerbetli bir tatlıya dokunmuş gibi bir his bırakır. İşte bu tarz hurmaların dış kısmı tatlı olsun diye işlem görmüştür. Bu sebeple dışı yapış yapış olan hurmalardan uzak durmanız gerekir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6FpUfdOrLUqNv4xjJ6YB5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğada yetişen hiçbir meyvenin kabuğu parıl parıl parlamadığı gibi hurmanın da parlamaz. Ancak maalesef satıcılar ürünlerini satmak adına bazı tekniklerle hurmanın daha iştah açıcı durması için dış yüzeyini parlatıyor. Bu sebeple dışı parıl parıl parlayan hurmadan da uzak durulması gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Qg_stD8u8UG8t72QMnEhwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Açıkta satın aldığınız hurmalarda bu durumu tespit edebilmeniz oldukça zor olsa da pakette aldığınız ürünlerin ambalajında mutlaka neler içerdiği yazmak zorunda. Bu sebeple eğer ambalajlı hurma tercih ediyorsanız glikozla tatlandırılmadığından emin olmalısınız. Aksi halde hurma size faydadan çok zarar verecektir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Eg7RZznBTUGjw6geZGzIHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her ne kadar sıcak iklim şartlarına alışkın bir meyve olsa da uzun yollardan geldiğinden dolayı ve kurtlanma ihtimalinden dolayı hurmanın soğuk ortamda muhafaza edilmesi çok önemli. Bu sebeple aldığınız hurmanın hangi şartlarda saklandığına dikkat ederseniz bozuk gıda alma ihtimali düşecektir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>AP2A1 proteini nedir, nasıl baskılanır? Bilim insanlarından yaşlanmayı unutturan keşif</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/ap2a1-proteini-nedir-nasil-baskilanir-bilim-insanlarindan-yaslanmayi-unutturan-kesif</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/ap2a1-proteini-nedir-nasil-baskilanir-bilim-insanlarindan-yaslanmayi-unutturan-kesif</guid>
<description><![CDATA[ Günümüzde bilim dünyası, hücre içi mekanizmaları daha iyi anlamak için çeşitli proteinleri inceliyor. Bu proteinlerden biri de AP2A1 proteini. Hücre zarında madde taşınmasını sağlayan bu önemli protein, özellikle sinir hücreleri ve kanser araştırmaları açısından büyük ilgi görüyor. Peki, AP2A1 proteini nedir, nasıl baskılanır ve sağlık üzerindeki etkileri nelerdir? İşte ayrıntılar...AP2A1 proteini, hücresel taşıma mekanizmalarında kritik bir rol oynayan önemli bir proteindir. Bilim insanları, bu proteinin baskılanmasıyla kanser ve nörolojik hastalıklar gibi rahatsızlıkların tedavisinde yeni yaklaşımlar geliştirmeye devam etmektedir. Gelecekte AP2A1 hedefli tedavilerin daha etkili hale gelmesi mümkün olabilir. Peki, AP2A1 proteini nedir, nasıl baskılanır?AP2A1 proteini, hücre zarında bulunan reseptörlerin içselleştirilmesini ve hücre içi taşınmasını sağlar. Sinir hücreleri başta olmak üzere birçok hücrede aktif olan bu protein, hücresel madde taşınmasının düzenlenmesine katkı sunar. Ayrıca nörodejeneratif hastalıklar ve kanser gibi birçok sağlık sorunuyla da ilişkilendirilmiştir.AP2A1 proteininin baskılanması, genetik ve biyokimyasal yöntemlerle gerçekleştirilebilir.RNA Girişimi (RNA Interference – RNAi): Küçük girişimci RNA&#039;lar (siRNA) kullanılarak AP2A1 geninin ekspresyonu azaltılabilir. Bu teknik, gen susturma amacıyla yaygın olarak kullanılır.CRISPR-Cas9 Teknolojisi: Gen düzenleme aracı olan CRISPR-Cas9 ile AP2A1 genine yönelik spesifik mutasyonlar yapılarak protein üretimi engellenebilir.Farmakolojik İnhibitörler: AP2A1 proteininin işlevini bloke eden kimyasal bileşikler veya biyolojik ajanlar kullanılarak protein aktivitesi azaltılabilir.MikroRNA’lar (miRNA’lar): Belirli mikroRNA’lar, AP2A1’in translasyonunu inhibe ederek proteinin hücre içinde üretilmesini engelleyebilir.AP2A1’in baskılanması hücre içi madde taşınmasını doğrudan etkileyebilir ve hücrelerin hayatta kalma süreçlerinde değişikliklere neden olabilir. Bazı durumlarda, kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlatabilir ya da nörolojik hastalıklarla mücadelede yeni tedavi yolları sunabilir. Ancak, uzun vadeli etkileri hala araştırma aşamasındadır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Dnpw9MFrNkqtCS67pdmh2A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:07:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>AP2A1, proteini, nedir, nasıl, baskılanır, Bilim, insanlarından, yaşlanmayı, unutturan, keşif</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Dnpw9MFrNkqtCS67pdmh2A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="AP2A1 proteini nedir, nasıl baskılanır? Bilim insanlarından yaşlanmayı unutturan keşif"><p>Günümüzde bilim dünyası, hücre içi mekanizmaları daha iyi anlamak için çeşitli proteinleri inceliyor. Bu proteinlerden biri de AP2A1 proteini. Hücre zarında madde taşınmasını sağlayan bu önemli protein, özellikle sinir hücreleri ve kanser araştırmaları açısından büyük ilgi görüyor. Peki, AP2A1 proteini nedir, nasıl baskılanır ve sağlık üzerindeki etkileri nelerdir? İşte ayrıntılar...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JL2AiyylK0SVqvhwPZ2-pQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>AP2A1 proteini, hücresel taşıma mekanizmalarında kritik bir rol oynayan önemli bir proteindir. Bilim insanları, bu proteinin baskılanmasıyla kanser ve nörolojik hastalıklar gibi rahatsızlıkların tedavisinde yeni yaklaşımlar geliştirmeye devam etmektedir. Gelecekte AP2A1 hedefli tedavilerin daha etkili hale gelmesi mümkün olabilir. Peki, AP2A1 proteini nedir, nasıl baskılanır?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V9sygxB9rECZrxRX-H3FQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>AP2A1 proteini, hücre zarında bulunan reseptörlerin içselleştirilmesini ve hücre içi taşınmasını sağlar. Sinir hücreleri başta olmak üzere birçok hücrede aktif olan bu protein, hücresel madde taşınmasının düzenlenmesine katkı sunar. Ayrıca nörodejeneratif hastalıklar ve kanser gibi birçok sağlık sorunuyla da ilişkilendirilmiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GbaqugBC0kOci9HkvAIz_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>AP2A1 proteininin baskılanması, genetik ve biyokimyasal yöntemlerle gerçekleştirilebilir.RNA Girişimi (RNA Interference – RNAi): Küçük girişimci RNA'lar (siRNA) kullanılarak AP2A1 geninin ekspresyonu azaltılabilir. Bu teknik, gen susturma amacıyla yaygın olarak kullanılır.CRISPR-Cas9 Teknolojisi: Gen düzenleme aracı olan CRISPR-Cas9 ile AP2A1 genine yönelik spesifik mutasyonlar yapılarak protein üretimi engellenebilir.Farmakolojik İnhibitörler: AP2A1 proteininin işlevini bloke eden kimyasal bileşikler veya biyolojik ajanlar kullanılarak protein aktivitesi azaltılabilir.MikroRNA’lar (miRNA’lar): Belirli mikroRNA’lar, AP2A1’in translasyonunu inhibe ederek proteinin hücre içinde üretilmesini engelleyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/krfteDUxzkeBC60Go403-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>AP2A1’in baskılanması hücre içi madde taşınmasını doğrudan etkileyebilir ve hücrelerin hayatta kalma süreçlerinde değişikliklere neden olabilir. Bazı durumlarda, kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlatabilir ya da nörolojik hastalıklarla mücadelede yeni tedavi yolları sunabilir. Ancak, uzun vadeli etkileri hala araştırma aşamasındadır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hazımsızlık sandılar meğer nadir görülen kanser türüymüş: 44 yaşındaki 3 çocuk babası bu belirtileri önemsemedi</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/hazimsizlik-sandilar-meger-nadir-goerulen-kanser-turuymus-44-yasindaki-3-cocuk-babasi-bu-belirtileri-oenemsemedi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/hazimsizlik-sandilar-meger-nadir-goerulen-kanser-turuymus-44-yasindaki-3-cocuk-babasi-bu-belirtileri-oenemsemedi</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de yaşayan 44 yaşındaki Neil Morris, Kasım 2023&#039;te 100 km bisiklet sürdüktan sonra boynunda ve göğsünde hazımsızlık hissi hissetti. İlk başta bu durumu önemsemeyen Morris, semptomların devam etmesi üzerine doktora başvurdu. Yapılan testler, göğsünde bir kan pıhtısı ve &quot;dev bir kitle&quot; olduğunu ortaya koydu. Daha ileri testler sonucunda ise Morris&#039;e, nadir görülen bir kanser türü olan akut lenfoblastik lösemi teşhisi kondu.Akut lenfoblastik lösemi, kemik iliğinde oluşan ve kan hücrelerinin normal üretim sürecini bozan bir kanser türüdür.İngiltere&#039;de her yıl sadece 765 kişiye bu hastalık teşhisi konuyor ve 40&#039;lı yaşlarda bu hastalığa yakalananların yalnızca dörtte biri, beş yıl sonra hayatta kalabiliyor. Neil Morris’in tedavi süreci, kemoterapi ve radyoterapi ile başlarken, hayatını kurtaran şey ise Almanya&#039;dan gelen bir bağışçının sağladığı kök hücre nakli oldu.Kök hücre nakli, hatalı hücrelerin sağlıklı hücrelerle değiştirilmesi sürecidir ve başarılı olabilmesi için hastanın genetik belirteçlerinin bağışçınınkiyle uyuşması gerekir. Ne var ki Morris’in kardeşi olmadığı için bağışçı bulmak büyük bir zorluktu. Ancak büyük bir şans eseri, Almanya&#039;dan gelen bir kadının kök hücreleri ile tam uyum sağlandı ve bu, Morris’in hayatta kalmasını sağladı.Neil Morris&#039;in eşi Jenny, &quot;Ona minnettarız. Hayatını kurtaran, tanımadığımız bir kadına teşekkür etmek için kelimeler yetersiz kalıyor,&quot; diyerek, kök hücre bağışının önemine dikkat çekti. Aile, bağışçının kimliğini hiçbir zaman öğrenemedi ancak bu kişiye duydukları minnettarlığı her fırsatta dile getirdi.Jenny Morris, kök hücre bağışına katılmak isteyenleri, &quot;Çok kolay ve basit bir süreç. Kovid testinden daha basit. Bir form doldurup, sürüntü paketi talep ediyorsunuz,&quot; diyerek bağışçılara çağrıda bulundu.Akut lenfoblastik lösemi, İngiltere&#039;de her yıl konan kanser teşhislerinin yüzde 1&#039;inden daha azını oluşturuyor. Yetişkinlerde ise vakalar oldukça nadirdir ve çoğu vakada hastalık çocuklarda görülmektedir. Bu hastalığın olası belirtileri arasında yorgunluk, nefes darlığı, soluk cilt, yüksek ateş, morarma, kanama, kemik ağrıları ve mide rahatsızlıkları yer alır. Uzmanlar, bu tür belirtileri olan kişilerin derhal doktora başvurması gerektiğini belirtiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Hbc81OEW7kiw8AGTx8peAg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:07:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hazımsızlık, sandılar, meğer, nadir, görülen, kanser, türüymüş:, yaşındaki, çocuk, babası, belirtileri, önemsemedi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Hbc81OEW7kiw8AGTx8peAg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Hazımsızlık sandılar meğer nadir görülen kanser türüymüş: 44 yaşındaki 3 çocuk babası bu belirtileri önemsemedi"><p>İngiltere'de yaşayan 44 yaşındaki Neil Morris, Kasım 2023'te 100 km bisiklet sürdüktan sonra boynunda ve göğsünde hazımsızlık hissi hissetti. İlk başta bu durumu önemsemeyen Morris, semptomların devam etmesi üzerine doktora başvurdu. Yapılan testler, göğsünde bir kan pıhtısı ve "dev bir kitle" olduğunu ortaya koydu. Daha ileri testler sonucunda ise Morris'e, nadir görülen bir kanser türü olan akut lenfoblastik lösemi teşhisi kondu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YayYxad68Ee4qXGJ0BPg_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akut lenfoblastik lösemi, kemik iliğinde oluşan ve kan hücrelerinin normal üretim sürecini bozan bir kanser türüdür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o6POE5sd-0yyaW_uA90o7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere'de her yıl sadece 765 kişiye bu hastalık teşhisi konuyor ve 40'lı yaşlarda bu hastalığa yakalananların yalnızca dörtte biri, beş yıl sonra hayatta kalabiliyor. Neil Morris’in tedavi süreci, kemoterapi ve radyoterapi ile başlarken, hayatını kurtaran şey ise Almanya'dan gelen bir bağışçının sağladığı kök hücre nakli oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xju8lsO6CUuY23EeeB2kMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kök hücre nakli, hatalı hücrelerin sağlıklı hücrelerle değiştirilmesi sürecidir ve başarılı olabilmesi için hastanın genetik belirteçlerinin bağışçınınkiyle uyuşması gerekir. Ne var ki Morris’in kardeşi olmadığı için bağışçı bulmak büyük bir zorluktu. Ancak büyük bir şans eseri, Almanya'dan gelen bir kadının kök hücreleri ile tam uyum sağlandı ve bu, Morris’in hayatta kalmasını sağladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gNrarDp3wEOg3KEyyhOkCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Neil Morris'in eşi Jenny, "Ona minnettarız. Hayatını kurtaran, tanımadığımız bir kadına teşekkür etmek için kelimeler yetersiz kalıyor," diyerek, kök hücre bağışının önemine dikkat çekti. Aile, bağışçının kimliğini hiçbir zaman öğrenemedi ancak bu kişiye duydukları minnettarlığı her fırsatta dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cHVREhtSw0KVmC0aKBLgGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jenny Morris, kök hücre bağışına katılmak isteyenleri, "Çok kolay ve basit bir süreç. Kovid testinden daha basit. Bir form doldurup, sürüntü paketi talep ediyorsunuz," diyerek bağışçılara çağrıda bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5hB4scUaTEqLiwLeEZ8onw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akut lenfoblastik lösemi, İngiltere'de her yıl konan kanser teşhislerinin yüzde 1'inden daha azını oluşturuyor. Yetişkinlerde ise vakalar oldukça nadirdir ve çoğu vakada hastalık çocuklarda görülmektedir. Bu hastalığın olası belirtileri arasında yorgunluk, nefes darlığı, soluk cilt, yüksek ateş, morarma, kanama, kemik ağrıları ve mide rahatsızlıkları yer alır. Uzmanlar, bu tür belirtileri olan kişilerin derhal doktora başvurması gerektiğini belirtiyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yüksek proteinli beslenmek yararlı mı? Dikkat edilmesi gereken 4 kural</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/yuksek-proteinli-beslenmek-yararli-mi-dikkat-edilmesi-gereken-4-kural</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/yuksek-proteinli-beslenmek-yararli-mi-dikkat-edilmesi-gereken-4-kural</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir yaşam tarzını sürdürmeye gelince, protein vücudumuzun işleyişinde önemli bir rol oynar. Sadece kas gelişimi için önemli değildir; genel sağlığı iyileştirebilecek çeşitli faydaları vardır. Birisi yüksek proteinli bir diyete geçmeyi düşünüyorsa veya bunun neden onlar için iyi olduğunu anlamak istiyorsa, bu ipuçlarını takip edebilir.Sağlıklı bir yaşam tarzını sürdürmeye gelince, protein vücudumuzun işleyişinde önemli bir rol oynar. Sadece kas gelişimi için önemli değildir; genel sağlığı iyileştirebilecek çeşitli faydaları vardır. Birisi yüksek proteinli bir diyete geçmeyi düşünüyorsa veya bunun neden onlar için iyi olduğunu anlamak istiyorsa, bu ipuçlarını takip edebilir.İnsanların yüksek proteinli bir diyeti seçmesinin en büyük nedenlerinden biri kilo yönetimine yardımcı olmasıdır. İşte nasıl çalıştığı:Azaltılmış açlık: Protein, karbonhidratlara ve yağlara kıyasla inanılmaz derecede doyurucudur. Bu, protein açısından zengin bir öğün yedikten sonra daha uzun süre tok hissettiğiniz anlamına gelir, bu da gereksiz atıştırmalıklardan kaçınmanıza ve genel kalori alımınızı azaltmanıza yardımcı olabilir.Hormonal etkiler: Protein, açlıkla ilgili hormonları etkiler. Ghrelini (&quot;açlık hormonu&quot;) düşürmeye yardımcı olur ve GLP-1&#039;i (tokluk hormonu) artırır. Sonuç olarak, iştahınız kontrol altında kalır ve kilonuzu yönetmeyi daha kolay bulabilirsiniz.Protein kasın yapı taşıdır. Egzersiz yapmaktan hoşlanan veya kas inşa etmek isteyen biriyseniz, yüksek proteinli bir diyet çabalarınıza önemli ölçüde yardımcı olabilir:Kas geliştirme: Güç antrenmanı veya diğer egzersiz biçimlerine katıldığınızda, kaslarınız küçük yırtılmalar yaşar. Protein, onarım ve büyüme için gereken amino asitleri sağlayarak kaslarınızın zamanla güçlenmesini sağlar.Kas koruma: Kilo verme sırasında, yağla birlikte kas kütlesini kaybetmek yaygındır. Yüksek proteinli bir diyet, metabolizmanızı aktif tutmak ve kalorileri verimli bir şekilde yakmak için gerekli olan yağsız kası koruyarak bunu önlemeye yardımcı olur.Birçok kişi proteinin kemik sağlığına zarar verebileceğine inanır, ancak gerçek şu ki yeterli protein alımı aslında sağlıklı kemikleri destekler:Gelişmiş kemik yoğunluğu: Protein kemik kütlesinin oluşumuna katkıda bulunur, bu da kemik yoğunluğunun artmasına yardımcı olur. Bu özellikle yaşlandıkça önemli olabilir, yaşlı yetişkinlerde kırık ve osteoporoz riskini azaltır.Metabolizmanız vücudunuzun kalorileri ne kadar verimli yaktığı konusunda önemli bir rol oynar. Yüksek proteinli bir diyet ona doğal bir destek sağlayabilir:Yiyeceklerin termik etkisi: Her yediğinizde, vücudunuz yiyecekleri sindirmek için enerji kullanır. Proteinin termik etkisi yağlardan ve karbonhidratlardan daha yüksektir, bu da sindirimi için daha fazla enerji gerektiği anlamına gelir. Bu, egzersiz yapmadığınız zamanlarda bile gün boyunca daha fazla kalori yakmanıza yardımcı olur.Kan şekeri seviyelerini yönetenler için yüksek proteinli bir diyet fark edilir bir fark yaratabilir:Stabilize edilmiş kan şekeri: Protein, glikoz emilimini yavaşlatarak kan şekerindeki ani yükselmeleri önleyebilir. Bu, özellikle insülin direnci veya tip 2 diyabeti olan kişiler için faydalıdır çünkü kan şekeri seviyelerinin sabit ve kontrol altında kalmasına yardımcı olur.Faydaları açık olsa da, yüksek proteinli bir diyet uygularken birkaç şeye dikkat etmek önemlidir:Sağlıklı protein kaynakları: Protein kaynaklarınız olarak yağsız etler, kümes hayvanları, balık, yumurta, baklagiller ve kuruyemişleri seçin. Bunlar, sağlıksız yağlar açısından zengin olabilen işlenmiş etlere kıyasla daha sağlıklı seçeneklerdir.Aşırı protein: Protein temel olsa da, çok fazlası böbreklere yük bindirebilir, özellikle de halihazırda böbrek rahatsızlığı olan kişilerde. Kişisel sağlık ihtiyaçlarınıza göre protein alımını dengelemek önemlidir.Dengeli beslenme: Yüksek proteinli bir diyet, meyveler, sebzeler ve tam tahıllar dahil olmak üzere çeşitli yiyeceklerle dengelenmelidir. Bunlar, genel sağlığı destekleyen temel vitaminler, mineraller ve lif sağlar.Bir uzmana danışın: Beslenmenizde önemli değişiklikler yapmadan önce, bireysel sağlık hedeflerinizle uyumlu olduğundan emin olmak için her zaman bir doktora veya kayıtlı bir diyetisyene danışmanız iyi bir fikirdir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VYQxmFF-DUygIQWR-5u35Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:07:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yüksek, proteinli, beslenmek, yararlı, mı, Dikkat, edilmesi, gereken, kural</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VYQxmFF-DUygIQWR-5u35Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yüksek proteinli beslenmek yararlı mı? Dikkat edilmesi gereken 4 kural"><p>Sağlıklı bir yaşam tarzını sürdürmeye gelince, protein vücudumuzun işleyişinde önemli bir rol oynar. Sadece kas gelişimi için önemli değildir; genel sağlığı iyileştirebilecek çeşitli faydaları vardır. Birisi yüksek proteinli bir diyete geçmeyi düşünüyorsa veya bunun neden onlar için iyi olduğunu anlamak istiyorsa, bu ipuçlarını takip edebilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eWd-rkURyUip5K0ennVWLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı bir yaşam tarzını sürdürmeye gelince, protein vücudumuzun işleyişinde önemli bir rol oynar. Sadece kas gelişimi için önemli değildir; genel sağlığı iyileştirebilecek çeşitli faydaları vardır. Birisi yüksek proteinli bir diyete geçmeyi düşünüyorsa veya bunun neden onlar için iyi olduğunu anlamak istiyorsa, bu ipuçlarını takip edebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5s1JMsxPZ0aRf3sAxfnrMw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnsanların yüksek proteinli bir diyeti seçmesinin en büyük nedenlerinden biri kilo yönetimine yardımcı olmasıdır. İşte nasıl çalıştığı:Azaltılmış açlık: Protein, karbonhidratlara ve yağlara kıyasla inanılmaz derecede doyurucudur. Bu, protein açısından zengin bir öğün yedikten sonra daha uzun süre tok hissettiğiniz anlamına gelir, bu da gereksiz atıştırmalıklardan kaçınmanıza ve genel kalori alımınızı azaltmanıza yardımcı olabilir.Hormonal etkiler: Protein, açlıkla ilgili hormonları etkiler. Ghrelini ("açlık hormonu") düşürmeye yardımcı olur ve GLP-1'i (tokluk hormonu) artırır. Sonuç olarak, iştahınız kontrol altında kalır ve kilonuzu yönetmeyi daha kolay bulabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SfEh0OKf5Uu9Gg5oA3eUHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Protein kasın yapı taşıdır. Egzersiz yapmaktan hoşlanan veya kas inşa etmek isteyen biriyseniz, yüksek proteinli bir diyet çabalarınıza önemli ölçüde yardımcı olabilir:Kas geliştirme: Güç antrenmanı veya diğer egzersiz biçimlerine katıldığınızda, kaslarınız küçük yırtılmalar yaşar. Protein, onarım ve büyüme için gereken amino asitleri sağlayarak kaslarınızın zamanla güçlenmesini sağlar.Kas koruma: Kilo verme sırasında, yağla birlikte kas kütlesini kaybetmek yaygındır. Yüksek proteinli bir diyet, metabolizmanızı aktif tutmak ve kalorileri verimli bir şekilde yakmak için gerekli olan yağsız kası koruyarak bunu önlemeye yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oysM7PCWpkq9yZc9UKVdEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birçok kişi proteinin kemik sağlığına zarar verebileceğine inanır, ancak gerçek şu ki yeterli protein alımı aslında sağlıklı kemikleri destekler:Gelişmiş kemik yoğunluğu: Protein kemik kütlesinin oluşumuna katkıda bulunur, bu da kemik yoğunluğunun artmasına yardımcı olur. Bu özellikle yaşlandıkça önemli olabilir, yaşlı yetişkinlerde kırık ve osteoporoz riskini azaltır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k8Cb0_SzTUmzmF8W5FbKJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Metabolizmanız vücudunuzun kalorileri ne kadar verimli yaktığı konusunda önemli bir rol oynar. Yüksek proteinli bir diyet ona doğal bir destek sağlayabilir:Yiyeceklerin termik etkisi: Her yediğinizde, vücudunuz yiyecekleri sindirmek için enerji kullanır. Proteinin termik etkisi yağlardan ve karbonhidratlardan daha yüksektir, bu da sindirimi için daha fazla enerji gerektiği anlamına gelir. Bu, egzersiz yapmadığınız zamanlarda bile gün boyunca daha fazla kalori yakmanıza yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rKz7WuPcIE6N5ovOTJh7pw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kan şekeri seviyelerini yönetenler için yüksek proteinli bir diyet fark edilir bir fark yaratabilir:Stabilize edilmiş kan şekeri: Protein, glikoz emilimini yavaşlatarak kan şekerindeki ani yükselmeleri önleyebilir. Bu, özellikle insülin direnci veya tip 2 diyabeti olan kişiler için faydalıdır çünkü kan şekeri seviyelerinin sabit ve kontrol altında kalmasına yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/38cgUypCOEaMhDuruD4r3g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Faydaları açık olsa da, yüksek proteinli bir diyet uygularken birkaç şeye dikkat etmek önemlidir:Sağlıklı protein kaynakları: Protein kaynaklarınız olarak yağsız etler, kümes hayvanları, balık, yumurta, baklagiller ve kuruyemişleri seçin. Bunlar, sağlıksız yağlar açısından zengin olabilen işlenmiş etlere kıyasla daha sağlıklı seçeneklerdir.Aşırı protein: Protein temel olsa da, çok fazlası böbreklere yük bindirebilir, özellikle de halihazırda böbrek rahatsızlığı olan kişilerde. Kişisel sağlık ihtiyaçlarınıza göre protein alımını dengelemek önemlidir.Dengeli beslenme: Yüksek proteinli bir diyet, meyveler, sebzeler ve tam tahıllar dahil olmak üzere çeşitli yiyeceklerle dengelenmelidir. Bunlar, genel sağlığı destekleyen temel vitaminler, mineraller ve lif sağlar.Bir uzmana danışın: Beslenmenizde önemli değişiklikler yapmadan önce, bireysel sağlık hedeflerinizle uyumlu olduğundan emin olmak için her zaman bir doktora veya kayıtlı bir diyetisyene danışmanız iyi bir fikirdir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>4 yaşındaki çocuğun bağırsağından çıkana doktorlar bile inanamadı: Oynadığı mıknatıslar bileklik olmuş</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/4-yasindaki-cocugun-bagirsagindan-cikana-doktorlar-bile-inanamadi-oynadigi-miknatislar-bileklik-olmus</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/4-yasindaki-cocugun-bagirsagindan-cikana-doktorlar-bile-inanamadi-oynadigi-miknatislar-bileklik-olmus</guid>
<description><![CDATA[ Şırnak&#039;ta yoğun karın ağrısı şikayetiyle hastaneye götürülen 4 yaşındaki çocuğun bağırsaklarından çıkanlar doktorları bile şoke etti. Küçük kızın bağırsaklarında ve midesinde bileklik şeklinde yabancı cisimlerin olduğu belirlendi.Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesine getirilen 4 yaşındaki çocuğun bağırsaklarından çıkanlar doktorlar kadar ailesini de şoke etti.Şırnak&#039;ta yoğun karın ağrısı şikayeti ile önce Cizre Devlet Hastanesine ardından da Şırnak Devlet Hastanesine götürdükleri kızları Rumeysa Altundağ (4), Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildi.Batman&#039;a getirilen Rumeysa Altundağ&#039;ı muayene eden Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Cerrahisi Doktor Selim Özkaya daha sonra hastaya endoskopi yaptı. Yapılan endoskopide küçük kızın bağırsaklarında ve midesinde bileklik şeklinde yabancı cisimlerin olduğu belirlendi. Ameliyata alınan Rumeysa Altundağ&#039;ın bağırsakları ve midesinden 24 adet renkli oyuncak mıknatıs çıkartıldı.İlk defa böyle bir vaka ile denk geldiklerini belirten doktor, yapılan ameliyatın ardından başarılı bir şekilde tamamlandığını söyledi. Mıknatısların bağırsaklarda kısmen delinmelere neden olduğunu belirten Dr. Özkaya, &quot;Hastamız 4 yaşında kız hasta. Yoğun karın ağrısı nedeniyle Şırnak&#039;ta devlet hastanemize başvurmuş, yapılan tetkiklerinde yabancı cisim yuttuğu tespit edilmiş. Bunun üzerine endoskopi yapılmak üzere hastanemize Gastroentoloji bölümüne sevk edildi. Endoskopi sırasında tespit edilen yabancı cisimlerin renkli mıknatıslar olduğu, yarısının da midede gözükmediği görüldü. Hastamız 24 tane renkli küçük mıknatıs yutmuştu. Endoskopi işleminden sonra hastamıza operasyon planladık. Yaptığımız ameliyatta da farklı zamanda yutulan mıknatısların yarısının midede yarısının bağırsaklarda olduğu ve bunların birbirine yapışarak bağırsak kısımlarında delinmelere neden olduğu görüldü. Bu kısımları onardık. Hastamız ameliyattan sonra beslenmesine de başladı, herhangi bir sıkıntısı yok, taburcu etmeyi planlıyoruz&quot; dedi.Aileleri de uyaran Dr Özkaya, özellikle küçük çocukları olan ailelerin bu gibi oyuncakları evlerinden uzak tutmaları tavsiyesinde bulundu.Gerekirse bu gibi oyuncakları evlerine sokmamaları gerektiğinin altını çizen Dr. Özkaya, şöyle devam etti:
&quot;Bu vesileyle de ailelerimizi uyarmak ve bilinçlendirmek istiyoruz. Ailelerin özellikle bu tarz renkli küçük mıknatısların çocuklardan uzak tutulmasını öneriyoruz. Renkli küçük mıknatıslar çocuklara daha cazip geliyor ve yutabiliyorlar o yüzden bu tarz oyuncakları çocuklarda uzak tutmaları ve hatta gerekirse evlerine sokmamalarını öneriyoruz.&quot;Çıkartılan mıknatısları yaklaşık 1 yıl önce yutulduğuna dikkati çeken Dr Özkaya, &quot;Bu mıknatısların bir yıl gibi bir süredir yuttuğunu düşünüyoruz. Çünkü bu mıknatısların artık renkleri de değişmiş durumda ve paslanmış durumda. O yüzden de bir yıldır ara ara karın ağrısı çekiyormuş. Bunlar renkli renkli ve kuvvetli mıknatıslar&quot; ifadelerini kullandı.Yoğun karın ağrısı şikayetiyle kızını hastaneye götürdüğünü belirten baba Servet Altundağ ise, &quot;Karın ağrısından dolayı acile gittik. Şırnak&#039;ta doktorlar Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk ettiler. Yabancı cisim yuttuğundan dolayı orada bir şey yapamadıklarını söylediler buraya sevk ettiler. Çok şükür burada şifamızı bulduk, Selim hoca ve ekibine teşekkür ediyorum. Ailelerden böyle cisimleri çocuklarından uzak tutmalarını öneriyorum, bizim başımıza geldi başkalarının başına da gelmesin&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J0WixMb8DUODTUJq9s5XPw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, çocuğun, bağırsağından, çıkana, doktorlar, bile, inanamadı:, Oynadığı, mıknatıslar, bileklik, olmuş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J0WixMb8DUODTUJq9s5XPw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="4 yaşındaki çocuğun bağırsağından çıkana doktorlar bile inanamadı: Oynadığı mıknatıslar bileklik olmuş"><p>Şırnak'ta yoğun karın ağrısı şikayetiyle hastaneye götürülen 4 yaşındaki çocuğun bağırsaklarından çıkanlar doktorları bile şoke etti. Küçük kızın bağırsaklarında ve midesinde bileklik şeklinde yabancı cisimlerin olduğu belirlendi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5LspQNc3bEmKlzPpxglVBw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesine getirilen 4 yaşındaki çocuğun bağırsaklarından çıkanlar doktorlar kadar ailesini de şoke etti.Şırnak'ta yoğun karın ağrısı şikayeti ile önce Cizre Devlet Hastanesine ardından da Şırnak Devlet Hastanesine götürdükleri kızları Rumeysa Altundağ (4), Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q6tCh1s7c0i8-b6u1Hdxfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Batman'a getirilen Rumeysa Altundağ'ı muayene eden Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Cerrahisi Doktor Selim Özkaya daha sonra hastaya endoskopi yaptı. Yapılan endoskopide küçük kızın bağırsaklarında ve midesinde bileklik şeklinde yabancı cisimlerin olduğu belirlendi. Ameliyata alınan Rumeysa Altundağ'ın bağırsakları ve midesinden 24 adet renkli oyuncak mıknatıs çıkartıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-OXTqbWUdUeMQKVFq3pFIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlk defa böyle bir vaka ile denk geldiklerini belirten doktor, yapılan ameliyatın ardından başarılı bir şekilde tamamlandığını söyledi. Mıknatısların bağırsaklarda kısmen delinmelere neden olduğunu belirten Dr. Özkaya, "Hastamız 4 yaşında kız hasta. Yoğun karın ağrısı nedeniyle Şırnak'ta devlet hastanemize başvurmuş, yapılan tetkiklerinde yabancı cisim yuttuğu tespit edilmiş. Bunun üzerine endoskopi yapılmak üzere hastanemize Gastroentoloji bölümüne sevk edildi. Endoskopi sırasında tespit edilen yabancı cisimlerin renkli mıknatıslar olduğu, yarısının da midede gözükmediği görüldü. Hastamız 24 tane renkli küçük mıknatıs yutmuştu. Endoskopi işleminden sonra hastamıza operasyon planladık. Yaptığımız ameliyatta da farklı zamanda yutulan mıknatısların yarısının midede yarısının bağırsaklarda olduğu ve bunların birbirine yapışarak bağırsak kısımlarında delinmelere neden olduğu görüldü. Bu kısımları onardık. Hastamız ameliyattan sonra beslenmesine de başladı, herhangi bir sıkıntısı yok, taburcu etmeyi planlıyoruz" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hWkM-fK96UCSVKHm3Vu35Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aileleri de uyaran Dr Özkaya, özellikle küçük çocukları olan ailelerin bu gibi oyuncakları evlerinden uzak tutmaları tavsiyesinde bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vrhgf9GFvkaX1U4LAZ47lg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gerekirse bu gibi oyuncakları evlerine sokmamaları gerektiğinin altını çizen Dr. Özkaya, şöyle devam etti:
"Bu vesileyle de ailelerimizi uyarmak ve bilinçlendirmek istiyoruz. Ailelerin özellikle bu tarz renkli küçük mıknatısların çocuklardan uzak tutulmasını öneriyoruz. Renkli küçük mıknatıslar çocuklara daha cazip geliyor ve yutabiliyorlar o yüzden bu tarz oyuncakları çocuklarda uzak tutmaları ve hatta gerekirse evlerine sokmamalarını öneriyoruz."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yze15C5v-UKUeLyAjwbOAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çıkartılan mıknatısları yaklaşık 1 yıl önce yutulduğuna dikkati çeken Dr Özkaya, "Bu mıknatısların bir yıl gibi bir süredir yuttuğunu düşünüyoruz. Çünkü bu mıknatısların artık renkleri de değişmiş durumda ve paslanmış durumda. O yüzden de bir yıldır ara ara karın ağrısı çekiyormuş. Bunlar renkli renkli ve kuvvetli mıknatıslar" ifadelerini kullandı.Yoğun karın ağrısı şikayetiyle kızını hastaneye götürdüğünü belirten baba Servet Altundağ ise, "Karın ağrısından dolayı acile gittik. Şırnak'ta doktorlar Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk ettiler. Yabancı cisim yuttuğundan dolayı orada bir şey yapamadıklarını söylediler buraya sevk ettiler. Çok şükür burada şifamızı bulduk, Selim hoca ve ekibine teşekkür ediyorum. Ailelerden böyle cisimleri çocuklarından uzak tutmalarını öneriyorum, bizim başımıza geldi başkalarının başına da gelmesin" dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Güneş kremi kullanmak D vitamini eksikliğine neden olabilir mi?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/gunes-kremi-kullanmak-d-vitamini-eksikligine-neden-olabilir-mi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/gunes-kremi-kullanmak-d-vitamini-eksikligine-neden-olabilir-mi</guid>
<description><![CDATA[ Güneş kremi, cildimizi zararlı UV ışınlarından koruyan olmazsa olmaz bir cilt bakım ürünüdür. Peki, günlük güneş kremi sürmenin D vitamini emilimini azaltıp eksikliğe yol açabileceğini hiç merak ettiniz mi? Vücudumuz güneşe maruz kaldığında D vitamini ürettiğinden, bazıları sürekli güneş kremi kullanmanın bu süreci engelleyebileceğine inanıyor. Peki bu gerçekten doğru mu?Genellikle &quot;güneş vitamini&quot; olarak adlandırılan D vitamini, cildimiz güneşten gelen UVB ışınlarını emdiğinde üretilir. Bu ışınlar, vücudumuzun güçlü kemikler, bağışıklık fonksiyonu ve genel sağlık için gerekli olan D vitamini üretmesine yardımcı olur. Ancak güneş kremi, UVB ışınlarını engellemek için tasarlanmıştır ve bu da D vitamini üretimini engelleyip engellemeyeceği konusunda endişelere yol açar.Araştırmalar , yüksek SPF ile mükemmel bir şekilde uygulandığında güneş kreminin cildin UVB ışınlarını emme yeteneğini azaltabileceğini ve bunun da D vitamini üretimini düşürebileceğini öne sürüyor. Ancak gerçek yaşam senaryolarında, çoğu insan güneş kremini tüm açıkta kalan cilde eşit ve kalın bir tabaka halinde uygulamaz ve bu da bazı UVB ışınlarının nüfuz edip D vitamini sentezine izin vermesine olanak tanır. British Journal of Dermatology&#039;de yayınlanan bir çalışma , yüksek SPF güneş kremi kullanımında bile insanların hala yeterli D vitamini seviyeleri ürettiğini buldu. Bu, güneş kreminin UVB maruziyetini azaltsa da D vitamini üretimini tamamen engellemediği anlamına gelir.Güneş kremini düzenli kullanmanın D vitamini eksikliğine yol açtığını kanıtlayan güçlü bir kanıt yoktur. Amerikan Dermatoloji Akademisi&#039;nden olanlar da dahil olmak üzere birçok uzman, çoğu insanın güneş kremi kullansalar bile D vitamini için yeterli güneş ışığına maruz kaldığını belirtmektedir.
Bunun nedeni:
Güneş kremi birkaç saat sonra etkisini yitirir.İnsanlar genellikle sürerken belirli bölgeleri atlarlar.
Güneşe birkaç dakika maruz kalmak bile (güneş kremi kullanmadan) D vitamini seviyelerini korumaya yardımcı olabilir.D vitamini eksikliğinden endişe ediyorsanız, güneşten korunma ve D vitamini alımını dengelemenin bazı basit yolları şunlardır: Güneş kremi sürmeden önce sabah veya öğleden sonra güneşe 10-15 dakika ayırın.
Yağlı balık, yumurta sarısı ve güçlendirilmiş süt ürünleri gibi D vitamini açısından zengin yiyecekleri diyetinize ekleyin.
Bir doktor tarafından tavsiye edilirse D vitamini takviyelerini düşünün.Cevap hayır! Cildinizi güneş yanığından, erken yaşlanmadan ve cilt kanserinden korumak daha önemlidir.Diyet, takviyeler ve kısa süreli korumasız güneşe maruz kalma yoluyla sağlıklı D vitamini seviyelerini koruyabilirsiniz. Güneş kremi kullanımı doğrudan D vitamini eksikliğine neden olmaz, bu nedenle atlamanıza gerek yoktur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_J32zwm0ZEClDM2rYyr1yg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Güneş, kremi, kullanmak, vitamini, eksikliğine, neden, olabilir, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_J32zwm0ZEClDM2rYyr1yg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Güneş kremi kullanmak D vitamini eksikliğine neden olabilir mi?"><p>Güneş kremi, cildimizi zararlı UV ışınlarından koruyan olmazsa olmaz bir cilt bakım ürünüdür. Peki, günlük güneş kremi sürmenin D vitamini emilimini azaltıp eksikliğe yol açabileceğini hiç merak ettiniz mi? Vücudumuz güneşe maruz kaldığında D vitamini ürettiğinden, bazıları sürekli güneş kremi kullanmanın bu süreci engelleyebileceğine inanıyor. Peki bu gerçekten doğru mu?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aJCqZArqTUmP4Uxt988Bxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genellikle "güneş vitamini" olarak adlandırılan D vitamini, cildimiz güneşten gelen UVB ışınlarını emdiğinde üretilir. Bu ışınlar, vücudumuzun güçlü kemikler, bağışıklık fonksiyonu ve genel sağlık için gerekli olan D vitamini üretmesine yardımcı olur. Ancak güneş kremi, UVB ışınlarını engellemek için tasarlanmıştır ve bu da D vitamini üretimini engelleyip engellemeyeceği konusunda endişelere yol açar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ydmltkndGUC3QuOBorucoA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmalar , yüksek SPF ile mükemmel bir şekilde uygulandığında güneş kreminin cildin UVB ışınlarını emme yeteneğini azaltabileceğini ve bunun da D vitamini üretimini düşürebileceğini öne sürüyor. Ancak gerçek yaşam senaryolarında, çoğu insan güneş kremini tüm açıkta kalan cilde eşit ve kalın bir tabaka halinde uygulamaz ve bu da bazı UVB ışınlarının nüfuz edip D vitamini sentezine izin vermesine olanak tanır. British Journal of Dermatology'de yayınlanan bir çalışma , yüksek SPF güneş kremi kullanımında bile insanların hala yeterli D vitamini seviyeleri ürettiğini buldu. Bu, güneş kreminin UVB maruziyetini azaltsa da D vitamini üretimini tamamen engellemediği anlamına gelir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G0lGusp-KU61HAiI5thNvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güneş kremini düzenli kullanmanın D vitamini eksikliğine yol açtığını kanıtlayan güçlü bir kanıt yoktur. Amerikan Dermatoloji Akademisi'nden olanlar da dahil olmak üzere birçok uzman, çoğu insanın güneş kremi kullansalar bile D vitamini için yeterli güneş ışığına maruz kaldığını belirtmektedir.
Bunun nedeni:
Güneş kremi birkaç saat sonra etkisini yitirir.İnsanlar genellikle sürerken belirli bölgeleri atlarlar.
Güneşe birkaç dakika maruz kalmak bile (güneş kremi kullanmadan) D vitamini seviyelerini korumaya yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PlmsDFNjpUqm0Kil5Wpt_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>D vitamini eksikliğinden endişe ediyorsanız, güneşten korunma ve D vitamini alımını dengelemenin bazı basit yolları şunlardır: Güneş kremi sürmeden önce sabah veya öğleden sonra güneşe 10-15 dakika ayırın.
Yağlı balık, yumurta sarısı ve güçlendirilmiş süt ürünleri gibi D vitamini açısından zengin yiyecekleri diyetinize ekleyin.
Bir doktor tarafından tavsiye edilirse D vitamini takviyelerini düşünün.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-HznIVKP1EWHRmkpDKZC-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cevap hayır! Cildinizi güneş yanığından, erken yaşlanmadan ve cilt kanserinden korumak daha önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CKx4oqA4mEKN3gXLG1L-Bg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyet, takviyeler ve kısa süreli korumasız güneşe maruz kalma yoluyla sağlıklı D vitamini seviyelerini koruyabilirsiniz. Güneş kremi kullanımı doğrudan D vitamini eksikliğine neden olmaz, bu nedenle atlamanıza gerek yoktur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bali Belly nedir? Bali Belly belirtileri</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/bali-belly-nedir-bali-belly-belirtileri</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/bali-belly-nedir-bali-belly-belirtileri</guid>
<description><![CDATA[ Bali Belly, tropikal tatillerde karşılaşılabilecek yaygın bir sağlık sorunudur. Ancak doğru önlemler alındığında bu rahatsızlıktan korunmak mümkündür. Tatilinizin keyfini kaçırmamak için hijyen kurallarına dikkat etmek ve su tüketiminde seçici olmak önemlidir. Peki, Bali Belly nedir? Bali Belly belirtileri neler?Tropikal destinasyonlar, özellikle Endonezya&#039;nın gözde tatil adası Bali, doğası ve kültürüyle büyüleyici bir deneyim sunar. Ancak bu tür bölgelerde seyahat edenlerin sıklıkla karşılaştığı rahatsızlıklardan biri olan Bali Belly, tatil keyfini olumsuz etkileyebilir.&quot;Bali Belly&quot; halk arasında kullanılan bir terimdir ve genellikle bakteriyel, viral veya parazitik enfeksiyonların yol açtığı mide ve bağırsak rahatsızlığını tanımlar. Özellikle hijyen standartlarının farklılık gösterebileceği tropikal bölgelerde daha yaygındır.Bali Belly belirtileri genellikle mide ve bağırsak rahatsızlıklarına işaret eder ve şunları içerebilir:Karın ağrısı ve kramplarİshal (sulu ve sık tuvalet ihtiyacı)Bulantı ve kusmaAteş ve titremeHalsizlik ve yorgunlukBaş ağrısıİştah kaybıNadiren kas ağrıları ve eklem sızısıBelirtiler genellikle birkaç gün içinde düzelir, ancak şiddetli vakalarda tıbbi destek gerekebilir. Bol su içmek ve elektrolit dengesini korumak iyileşme sürecini hızlandırır.Musluk suyu veya buz gibi yeterince arıtılmamış su tüketimi,Sokak yemekleri veya hijyen kurallarına uyulmamış restoranlarda yemek yeme,Kirli ellerle temas edilen yiyecekler.Eğer seyahatiniz sırasında Bali Belly belirtileri yaşarsanız, hızlı bir şekilde tedaviye başlamak iyileşme sürecini hızlandıracaktır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XyGxoThaMkKk66a_G_FUvQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bali, Belly, nedir, Bali, Belly, belirtileri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XyGxoThaMkKk66a_G_FUvQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bali Belly nedir? Bali Belly belirtileri"><p>Bali Belly, tropikal tatillerde karşılaşılabilecek yaygın bir sağlık sorunudur. Ancak doğru önlemler alındığında bu rahatsızlıktan korunmak mümkündür. Tatilinizin keyfini kaçırmamak için hijyen kurallarına dikkat etmek ve su tüketiminde seçici olmak önemlidir. Peki, Bali Belly nedir? Bali Belly belirtileri neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JAFW9xI65kCu6sy3B8OVfg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tropikal destinasyonlar, özellikle Endonezya'nın gözde tatil adası Bali, doğası ve kültürüyle büyüleyici bir deneyim sunar. Ancak bu tür bölgelerde seyahat edenlerin sıklıkla karşılaştığı rahatsızlıklardan biri olan Bali Belly, tatil keyfini olumsuz etkileyebilir."Bali Belly" halk arasında kullanılan bir terimdir ve genellikle bakteriyel, viral veya parazitik enfeksiyonların yol açtığı mide ve bağırsak rahatsızlığını tanımlar. Özellikle hijyen standartlarının farklılık gösterebileceği tropikal bölgelerde daha yaygındır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YHstlC14RU6CkKMlDkl84Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bali Belly belirtileri genellikle mide ve bağırsak rahatsızlıklarına işaret eder ve şunları içerebilir:Karın ağrısı ve kramplarİshal (sulu ve sık tuvalet ihtiyacı)Bulantı ve kusmaAteş ve titremeHalsizlik ve yorgunlukBaş ağrısıİştah kaybıNadiren kas ağrıları ve eklem sızısı</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gq_2o2Hnf06zfQ30M0ZXDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Belirtiler genellikle birkaç gün içinde düzelir, ancak şiddetli vakalarda tıbbi destek gerekebilir. Bol su içmek ve elektrolit dengesini korumak iyileşme sürecini hızlandırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vfzReaJAD06f2mr2i9fQQg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Musluk suyu veya buz gibi yeterince arıtılmamış su tüketimi,Sokak yemekleri veya hijyen kurallarına uyulmamış restoranlarda yemek yeme,Kirli ellerle temas edilen yiyecekler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lRRvU0wly0uhz2BxyTDdVg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eğer seyahatiniz sırasında Bali Belly belirtileri yaşarsanız, hızlı bir şekilde tedaviye başlamak iyileşme sürecini hızlandıracaktır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Vatikan: Papa&amp;apos;nın durumu iyiye gidiyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/vatikan-papanin-durumu-iyiye-gidiyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/vatikan-papanin-durumu-iyiye-gidiyor</guid>
<description><![CDATA[ 25 gündür hastanede tedavi altında olan Katoliklerin ruhani lideri Papa Franciscus&#039;un tedaviye iyi yanıt verdiği ve iyileşmeye devam ettiği bildirildi.Vatikan, geçen ay geçirdiği şiddetli bronşit nedeniyle 25 gündür Roma&#039;daki Gemelli Hastanesi&#039;nde yatan ve burada çift taraflı zatürre teşhisi konulan 88 yaşındaki Papa&#039;nın durumuyla ilgili bugünkü sağlık raporunu açıkladı.  Açıklamada, &quot;Papa&#039;nın klinik durumu stabil. Önceki günlerde gözlemlenen iyileşme hali devam etmekte. Bu durum, hem kan testleri hem de klinik bulgular ve ilaç tedavisine iyi yanıt vermesiyle doğrulandı.&quot; ifadeleri yer aldı.  Açıklamada, &quot;Bununla birlikte, klinik tablonun karmaşıklığı ve hastaneye yatış sırasında mevcut olan ciddi enfeksiyon göz önünde bulundurularak, ilaç tedavisinin hastane ortamında birkaç gün daha devam etmesi gerekecek.&quot; ifadesi kullanıldı.  Papa&#039;nın günü dua ederek ve dinlenerek geçirdiği belirtildi.  PAPA, 14 ŞUBAT&#039;TAN BU YANA HASTANEDE TEDAVİ GÖRÜYOR  Papa Franciscus, 9 ve 12 Şubat&#039;taki halka açık iki etkinlikte bronşit geçirdiğini ve nefes almakta güçlük çektiğini belirterek, konuşma yapamamış ve yardımcılarından konuşma metinlerini okumalarını istemişti.  14 Şubat&#039;ta Gemelli Hastanesi&#039;ne kaldırılan Papa&#039;nın solunum yollarında polimikrobiyal enfeksiyon olduğu bildirilmişti.  Vatikan, 18 Şubat&#039;ta Papa&#039;da çift taraflı zatürre geliştiğini ve klinik durumunun karmaşık tablo çizdiğini açıklamıştı.  22 Şubat&#039;ta ise astım krizi geçiren Papa&#039;nın durumunun kritik olduğu ifade edilmişti.  Vatikan, 26 ve 27 Şubat&#039;ta Papa&#039;nın durumunda iyileşme kaydedildiğini duyurmuştu.  Vatikan, 28 Şubat&#039;ta bronkospazm krizi geçiren Papa&#039;ya bronkoaspirasyon yapıldığını, mekanik ventilasyon başlatıldığını ve tedaviye olumlu yanıt alındığını kaydetmişti. Papa&#039;nın durumu 1-2 Mart&#039;ta ise stabil kalmıştı.  Papa, 3 Mart&#039;ta iki kez akut solunum yetmezliği geçirmiş ve invaziv olmayan mekanik ventilasyona yeniden başlamıştı. Katoliklerin ruhani liderinin durumu 4 Mart&#039;tan bu yana stabil seyrederken, hafif iyileşme belirtileri göstermeye başlamıştı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BoO1yupa50OhcPt3Kmr0Bw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vatikan:, Papanın, durumu, iyiye, gidiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BoO1yupa50OhcPt3Kmr0Bw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Vatikan: Papa'nın durumu iyiye gidiyor"><p>25 gündür hastanede tedavi altında olan Katoliklerin ruhani lideri Papa Franciscus'un tedaviye iyi yanıt verdiği ve iyileşmeye devam ettiği bildirildi.</p>Vatikan, geçen ay geçirdiği şiddetli bronşit nedeniyle 25 gündür Roma'daki Gemelli Hastanesi'nde yatan ve burada çift taraflı zatürre teşhisi konulan 88 yaşındaki Papa'nın durumuyla ilgili bugünkü sağlık raporunu açıkladı.  Açıklamada, "Papa'nın klinik durumu stabil. Önceki günlerde gözlemlenen iyileşme hali devam etmekte. Bu durum, hem kan testleri hem de klinik bulgular ve ilaç tedavisine iyi yanıt vermesiyle doğrulandı." ifadeleri yer aldı.  Açıklamada, "Bununla birlikte, klinik tablonun karmaşıklığı ve hastaneye yatış sırasında mevcut olan ciddi enfeksiyon göz önünde bulundurularak, ilaç tedavisinin hastane ortamında birkaç gün daha devam etmesi gerekecek." ifadesi kullanıldı.  Papa'nın günü dua ederek ve dinlenerek geçirdiği belirtildi.  <strong>PAPA, 14 ŞUBAT'TAN BU YANA HASTANEDE TEDAVİ GÖRÜYOR</strong>  Papa Franciscus, 9 ve 12 Şubat'taki halka açık iki etkinlikte bronşit geçirdiğini ve nefes almakta güçlük çektiğini belirterek, konuşma yapamamış ve yardımcılarından konuşma metinlerini okumalarını istemişti.  14 Şubat'ta Gemelli Hastanesi'ne kaldırılan Papa'nın solunum yollarında polimikrobiyal enfeksiyon olduğu bildirilmişti.  Vatikan, 18 Şubat'ta Papa'da çift taraflı zatürre geliştiğini ve klinik durumunun karmaşık tablo çizdiğini açıklamıştı.  22 Şubat'ta ise astım krizi geçiren Papa'nın durumunun kritik olduğu ifade edilmişti.  Vatikan, 26 ve 27 Şubat'ta Papa'nın durumunda iyileşme kaydedildiğini duyurmuştu.  Vatikan, 28 Şubat'ta bronkospazm krizi geçiren Papa'ya bronkoaspirasyon yapıldığını, mekanik ventilasyon başlatıldığını ve tedaviye olumlu yanıt alındığını kaydetmişti. Papa'nın durumu 1-2 Mart'ta ise stabil kalmıştı.  Papa, 3 Mart'ta iki kez akut solunum yetmezliği geçirmiş ve invaziv olmayan mekanik ventilasyona yeniden başlamıştı. Katoliklerin ruhani liderinin durumu 4 Mart'tan bu yana stabil seyrederken, hafif iyileşme belirtileri göstermeye başlamıştı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sağlıkta denetim: 1 milyar lira ceza kesildi</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/saglikta-denetim-1-milyar-lira-ceza-kesildi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/saglikta-denetim-1-milyar-lira-ceza-kesildi</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık hizmetlerinden 14 bin 968 kişinin usulsüz yararlandığı tespit edildi. Binden fazla sağlık kuruluşuna 988 milyon lira ceza kesildi.Çalışma ve Sosyal güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) denetimlerine ilişkin açıklama yaptı.  Işıkhan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında şu ifadeleri kullandı:  &quot;SGK aracılığıyla 2024 yılı ve 2025 yılı Ocak-Şubat aylarında yaptığımız denetimler sayesinde;  14 bin 968 kişinin hak etmediği halde sağlık hizmetlerinden usulsüz yararlandığını tespit ettik. 988 milyon TL’den fazla ceza uyguladık.&quot;  SAĞLIK KURULUŞLARINA CEZA YAĞDI  Bu dönemde toplam 250 adet sağlık denetimi yapılırken, bin 231 sağlık hizmet sunucusu incelemeye alındı.  88 hastane, 6 tıp merkezi, bin 121 eczane ve 16 diğer sağlık tesisine 988 milyon 334 bin 791 lira ceza uygulandı.  19 sağlık hizmeti sunucusunun ödemesi durduruldu. 14 bin 968 kişinin hak etmediği halde usulsüz sağlık hizmeti aldığı tespit edildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l2zZFn0JaUKddAzGzNhFgQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sağlıkta, denetim:, milyar, lira, ceza, kesildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l2zZFn0JaUKddAzGzNhFgQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sağlıkta denetim: 1 milyar lira ceza kesildi"><p>Sağlık hizmetlerinden 14 bin 968 kişinin usulsüz yararlandığı tespit edildi. Binden fazla sağlık kuruluşuna 988 milyon lira ceza kesildi.</p><p>Çalışma ve Sosyal güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) denetimlerine ilişkin açıklama yaptı.  Işıkhan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında şu ifadeleri kullandı:  "SGK aracılığıyla 2024 yılı ve 2025 yılı Ocak-Şubat aylarında yaptığımız denetimler sayesinde;  14 bin 968 kişinin hak etmediği halde sağlık hizmetlerinden usulsüz yararlandığını tespit ettik. 988 milyon TL’den fazla ceza uyguladık."  <strong>SAĞLIK KURULUŞLARINA CEZA YAĞDI</strong>  Bu dönemde toplam 250 adet sağlık denetimi yapılırken, bin 231 sağlık hizmet sunucusu incelemeye alındı.  88 hastane, 6 tıp merkezi, bin 121 eczane ve 16 diğer sağlık tesisine 988 milyon 334 bin 791 lira ceza uygulandı.  19 sağlık hizmeti sunucusunun ödemesi durduruldu. 14 bin 968 kişinin hak etmediği halde usulsüz sağlık hizmeti aldığı tespit edildi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>31 yaşındaki kadını iğne ipliğe çeviren yöntem: 2 basit değişiklikle fazla kilolarından kurtulmuş</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/31-yasindaki-kadini-igne-iplige-ceviren-yoentem-2-basit-degisiklikle-fazla-kilolarindan-kurtulmus</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/31-yasindaki-kadini-igne-iplige-ceviren-yoentem-2-basit-degisiklikle-fazla-kilolarindan-kurtulmus</guid>
<description><![CDATA[ Kaliforniya&#039;da yaşayan 31 yaşındaki Tanya Santiago, hayatındaki büyük değişikliklerin ardından yaklaşık 108 kg kilo vererek şaşırtıcı bir dönüşüm gerçekleştirdi. Santiago, vücut ağırlığının yaklaşık dörtte üçünü kaybetmesini sağlayan iki önemli yaşam tarzı değişikliğini açıkladı.2020 yılı sonunda, &quot;elime geçen her şeyi yeme&quot; alışkanlığıyla yaklaşık 273 kg ağırlığa ulaşan Santiago, dönüm noktasını 2021’in sonunda yaşadığı travmatik düşükle buldu. Santiago, sağlığına yönelik köklü değişiklikler yapmaya karar verdi.Yürüyüş ve yüzme gibi basit egzersizleri günlük rutinine eklemeye başlayan Santiago, hızla sonuçlar almaya başladı. Ayrıca eski alışkanlıklarından uzaklaşarak, en sevdiği Çin ve Meksika yemekleri yerine evde pişirdiği düşük karbonhidratlı yemekleri tercih etti.Ancak, bu süreçte yemek konusunda hala cimrilik yapmadığını belirten Santiago, pastırma, galeta ununa bulanmış tavuk ve makarnanın hala beslenmesinin önemli bir parçası olduğunu söyledi.Ocak 2023&#039;e gelindiğinde yaklaşık 113 kg kaybeden Santiago, başlangıçta istediği sağlığı bulamamıştı. Doktorlar, fazla kilo kaybına rağmen önceki sağlıksız yaşam tarzının vücutta ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını, özellikle obeziteye bağlı ölümcül yağlı karaciğer hastalığına neden olduğunu belirtti. Bu hastalık, organın küçülmesine, yara izlerinin oluşmasına ve kalıcı hasara yol açabiliyor.Durumun aciliyetine dikkat çeken sağlık görevlileri, Santiago’ya fazla kilolarından kurtulması ve hastalığını tersine çevirmesi için gastrik bypass ameliyatı olmasını önerdi. Ameliyatla midenin küçültülmesi, Santiago&#039;nun büyük porsiyonlar yerine daha sağlıklı porsiyonlarla beslenmesini sağladı.Başarılı bir dört saatlik operasyonun ardından, 2023 yılı sonunda yaklaşık 36 kg daha veren Santiago, sağlıklı bir vücuda kavuştu. Haftada altı gün düzenli egzersiz yapan Santiago, vücudundaki bu muazzam değişimi sevinçle karşıladı.Yeni yaşam tarzı, Santiago’nun sosyal yaşamını da köklü bir şekilde değiştirdi. &quot;Kaliforniya&#039;ya taşındığımdan beri ailem beni pek görmedi,&quot; diyen Santiago, eski halinden tanınmadığını ve ailesinin ona &quot;Kapımdaki bu kadın kim?&quot; diye şaşkınlıkla yaklaştığını belirtti. Bir alışveriş merkezinde yeğeniyle karşılaştığında, yeğeninin onu tanımadığını ve &quot;Bu kadın kim?&quot; diye sorduğunu ekledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7wBHa8YR_EiAdouFHVo2Ag.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, kadını, iğne, ipliğe, çeviren, yöntem:, basit, değişiklikle, fazla, kilolarından, kurtulmuş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7wBHa8YR_EiAdouFHVo2Ag.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="31 yaşındaki kadını iğne ipliğe çeviren yöntem: 2 basit değişiklikle fazla kilolarından kurtulmuş"><p>Kaliforniya'da yaşayan 31 yaşındaki Tanya Santiago, hayatındaki büyük değişikliklerin ardından yaklaşık 108 kg kilo vererek şaşırtıcı bir dönüşüm gerçekleştirdi. Santiago, vücut ağırlığının yaklaşık dörtte üçünü kaybetmesini sağlayan iki önemli yaşam tarzı değişikliğini açıkladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TZd4PGNgx0apn-bLUVAurQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2020 yılı sonunda, "elime geçen her şeyi yeme" alışkanlığıyla yaklaşık 273 kg ağırlığa ulaşan Santiago, dönüm noktasını 2021’in sonunda yaşadığı travmatik düşükle buldu. Santiago, sağlığına yönelik köklü değişiklikler yapmaya karar verdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uU7IySPdS0SrNIS6l-q5wg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yürüyüş ve yüzme gibi basit egzersizleri günlük rutinine eklemeye başlayan Santiago, hızla sonuçlar almaya başladı. Ayrıca eski alışkanlıklarından uzaklaşarak, en sevdiği Çin ve Meksika yemekleri yerine evde pişirdiği düşük karbonhidratlı yemekleri tercih etti.Ancak, bu süreçte yemek konusunda hala cimrilik yapmadığını belirten Santiago, pastırma, galeta ununa bulanmış tavuk ve makarnanın hala beslenmesinin önemli bir parçası olduğunu söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GnKD3MU7xkSiQv8F46XWpA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ocak 2023'e gelindiğinde yaklaşık 113 kg kaybeden Santiago, başlangıçta istediği sağlığı bulamamıştı. Doktorlar, fazla kilo kaybına rağmen önceki sağlıksız yaşam tarzının vücutta ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını, özellikle obeziteye bağlı ölümcül yağlı karaciğer hastalığına neden olduğunu belirtti. Bu hastalık, organın küçülmesine, yara izlerinin oluşmasına ve kalıcı hasara yol açabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9P37TunKn0yo7qLwkU0GTw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Durumun aciliyetine dikkat çeken sağlık görevlileri, Santiago’ya fazla kilolarından kurtulması ve hastalığını tersine çevirmesi için gastrik bypass ameliyatı olmasını önerdi. Ameliyatla midenin küçültülmesi, Santiago'nun büyük porsiyonlar yerine daha sağlıklı porsiyonlarla beslenmesini sağladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NX3oELjcyEKexeS67t5P3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Başarılı bir dört saatlik operasyonun ardından, 2023 yılı sonunda yaklaşık 36 kg daha veren Santiago, sağlıklı bir vücuda kavuştu. Haftada altı gün düzenli egzersiz yapan Santiago, vücudundaki bu muazzam değişimi sevinçle karşıladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B4wZwWp8OU2jBiJ6hkCjmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni yaşam tarzı, Santiago’nun sosyal yaşamını da köklü bir şekilde değiştirdi. "Kaliforniya'ya taşındığımdan beri ailem beni pek görmedi," diyen Santiago, eski halinden tanınmadığını ve ailesinin ona "Kapımdaki bu kadın kim?" diye şaşkınlıkla yaklaştığını belirtti. Bir alışveriş merkezinde yeğeniyle karşılaştığında, yeğeninin onu tanımadığını ve "Bu kadın kim?" diye sorduğunu ekledi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>​Bu yaygın belirti Parkinson hastalığının erken işareti olabilir</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/bu-yaygin-belirti-parkinson-hastaliginin-erken-isareti-olabilir</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/bu-yaygin-belirti-parkinson-hastaliginin-erken-isareti-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Parkinson hastalığı titreme, yavaş hareket ve kas sertliği gibi semptomlarla dünya çapında 8,5 milyon kişiyi etkiliyor. Erken teşhis çok önemlidir ve koku alma duyusunda azalma veya anosmi erken bir gösterge olabilir.Dünya Sağlık Örgütü&#039;ne (WHO) göre, Parkinson hastalığının yaygınlığı son 25 yılda iki katına çıktı. 2019&#039;da dünya çapında 8,5 milyon kişi bu durumdan etkilendi. Hastalığın bir tedavisi olmadığından, erken teşhis özellikle etkilenenlere daha iyi bir yaşam kalitesi sağlamada önemli bir rol oynar. Ancak birçok kişinin görmezden geldiği bir burun semptomunun hastalığın erken bir göstergesi olabileceğini biliyor muydunuz?Hareket, ruh sağlığı, uyku, ağrı ve diğer sağlık sorunlarıyla ilgili sorunlara neden olan Parkinson hastalığı (PD) nörolojik bozukluğu. Bu durumun tedavisi yoktur ve zamanla kötüleşir. Terapiler ve ilaçlar yalnızca semptomları azaltabilir.Parkinson genellikle yaşlı yetişkinleri etkiler, ancak bazı gençler de bu durumdan etkilenir. Hastalığın kesin nedeni belirsiz olsa da, beynin substantia nigra adı verilen bir bölümündeki sinir hücrelerinin kaybının beyindeki dopaminin azalmasına yol açtığı anlaşılmıştır. Dopamin, vücudun hareketini düzenlemede hayati bir rol oynar. Bu dopamin eksikliği, Parkinson hastalığının birçok semptomundan sorumludur. Uzmanlar, bu durumdan genetik ve çevresel faktörlerin bir kombinasyonunun sorumlu olduğunu düşünüyor.Parkinson hastalığının yaygın semptomları şunlardır;Titreme (vücudun belirli bölümlerinin istemsizce titremesi)Yavaş hareketSertlik ve esnek olmayan kaslar.İnsanlar fiziksel hareketi etkileyen semptomları tanıma eğiliminde olsalar da, çoğu zaman diğer birçok belirtiden çok önce ortaya çıkan ve genellikle gözden kaçan bir semptom -tıbbi olarak anosmi olarak bilinen koku alma duyusunun azalmasıdır.Parkinson hastalığı karmaşıktır ve fiziksel ve psikolojik semptomlardan oluşan 40&#039;tan fazla semptomu vardır. Semptomlar kişiden kişiye değişirAncak, anosmi genellikle erken bir belirti olarak ortaya çıkar. NHS&#039;ye göre, koku alma duyusunun kaybı (anosmi) bazen diğer semptomlar gelişmeden birkaç yıl önce ortaya çıkar. Hastalığın erken teşhisi için bunu göz ardı etmek yerine tanımlamak çok önemlidir.Parkinson hastalığının birincil belirtileri şunlardır:Bu birincil semptomlar bazen doktorlar tarafından parkinsonizm olarak adlandırılır.
genellikle elde veya kolda başlar ve uzuv rahat ve dinlenmişken meydana gelme olasılığı daha yüksektir
Hareket yavaşlığı (bradikinezi): Fiziksel hareketler normalden çok daha yavaştır, bu da günlük işleri zorlaştırabilir ve çok küçük adımlarla belirgin bir yavaş, sürüklenerek yürüyüşe neden olabilir
Kas sertliği (rijidite): Kkaslarda sertlik ve gerginlik, hareket etmeyi ve yüz ifadeleri yapmayı zorlaştırabilir ve ağrılı kas kramplarına (distoni) neden olabilirDiğer semptomlar arasında bir dizi diğer fiziksel ve zihinsel semptom bulunur:

Muhtemelen düşmeye veya kendilerini yaralamaya neden olan denge sorunları.
Asla ağrı, yanma, soğukluk veya uyuşma gibi hoş olmayan hislere neden olabilir.
İdrar sorunları, geceleri sık idrara çıkma isteğine veya idrar tutamamaya (istemsiz idrara çıkma) yol açar.
Kabızlık
Baş dönmesi
Hiperhidroz (aşırı terleme)
Disfaji (yutma güçlüğü)
Ağız sulanması
Uykusuzluk
Depresyon ve anksiyete
Demans ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mZdCJRmZ2kWfdBAQqZlClg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>​Bu, yaygın, belirti, Parkinson, hastalığının, erken, işareti, olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mZdCJRmZ2kWfdBAQqZlClg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="​Bu yaygın belirti Parkinson hastalığının erken işareti olabilir"><p>Parkinson hastalığı titreme, yavaş hareket ve kas sertliği gibi semptomlarla dünya çapında 8,5 milyon kişiyi etkiliyor. Erken teşhis çok önemlidir ve koku alma duyusunda azalma veya anosmi erken bir gösterge olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0COqLbXWSUaZDG-I7lj1JA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre, Parkinson hastalığının yaygınlığı son 25 yılda iki katına çıktı. 2019'da dünya çapında 8,5 milyon kişi bu durumdan etkilendi. Hastalığın bir tedavisi olmadığından, erken teşhis özellikle etkilenenlere daha iyi bir yaşam kalitesi sağlamada önemli bir rol oynar. Ancak birçok kişinin görmezden geldiği bir burun semptomunun hastalığın erken bir göstergesi olabileceğini biliyor muydunuz?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VAis_UEoD0GCppkqxo7tig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hareket, ruh sağlığı, uyku, ağrı ve diğer sağlık sorunlarıyla ilgili sorunlara neden olan Parkinson hastalığı (PD) nörolojik bozukluğu. Bu durumun tedavisi yoktur ve zamanla kötüleşir. Terapiler ve ilaçlar yalnızca semptomları azaltabilir.Parkinson genellikle yaşlı yetişkinleri etkiler, ancak bazı gençler de bu durumdan etkilenir. Hastalığın kesin nedeni belirsiz olsa da, beynin substantia nigra adı verilen bir bölümündeki sinir hücrelerinin kaybının beyindeki dopaminin azalmasına yol açtığı anlaşılmıştır. Dopamin, vücudun hareketini düzenlemede hayati bir rol oynar. Bu dopamin eksikliği, Parkinson hastalığının birçok semptomundan sorumludur. Uzmanlar, bu durumdan genetik ve çevresel faktörlerin bir kombinasyonunun sorumlu olduğunu düşünüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K1L3hx0C-0iSVP2T39hQCA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Parkinson hastalığının yaygın semptomları şunlardır;Titreme (vücudun belirli bölümlerinin istemsizce titremesi)Yavaş hareketSertlik ve esnek olmayan kaslar.İnsanlar fiziksel hareketi etkileyen semptomları tanıma eğiliminde olsalar da, çoğu zaman diğer birçok belirtiden çok önce ortaya çıkan ve genellikle gözden kaçan bir semptom -tıbbi olarak anosmi olarak bilinen koku alma duyusunun azalmasıdır.Parkinson hastalığı karmaşıktır ve fiziksel ve psikolojik semptomlardan oluşan 40'tan fazla semptomu vardır. Semptomlar kişiden kişiye değişirAncak, anosmi genellikle erken bir belirti olarak ortaya çıkar. NHS'ye göre, koku alma duyusunun kaybı (anosmi) bazen diğer semptomlar gelişmeden birkaç yıl önce ortaya çıkar. Hastalığın erken teşhisi için bunu göz ardı etmek yerine tanımlamak çok önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DUQhbuvJckqYAEFUsjR9rQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Parkinson hastalığının birincil belirtileri şunlardır:Bu birincil semptomlar bazen doktorlar tarafından parkinsonizm olarak adlandırılır.
genellikle elde veya kolda başlar ve uzuv rahat ve dinlenmişken meydana gelme olasılığı daha yüksektir
Hareket yavaşlığı (bradikinezi): Fiziksel hareketler normalden çok daha yavaştır, bu da günlük işleri zorlaştırabilir ve çok küçük adımlarla belirgin bir yavaş, sürüklenerek yürüyüşe neden olabilir
Kas sertliği (rijidite): Kkaslarda sertlik ve gerginlik, hareket etmeyi ve yüz ifadeleri yapmayı zorlaştırabilir ve ağrılı kas kramplarına (distoni) neden olabilir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Su5KEktfyE-n8hJoY0ju0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diğer semptomlar arasında bir dizi diğer fiziksel ve zihinsel semptom bulunur:

Muhtemelen düşmeye veya kendilerini yaralamaya neden olan denge sorunları.
Asla ağrı, yanma, soğukluk veya uyuşma gibi hoş olmayan hislere neden olabilir.
İdrar sorunları, geceleri sık idrara çıkma isteğine veya idrar tutamamaya (istemsiz idrara çıkma) yol açar.
Kabızlık
Baş dönmesi
Hiperhidroz (aşırı terleme)
Disfaji (yutma güçlüğü)
Ağız sulanması
Uykusuzluk
Depresyon ve anksiyete
Demans</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yumurta mı badem mi: Hangisi daha fazla protein içerir?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/yumurta-mi-badem-mi-hangisi-daha-fazla-protein-icerir</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/yumurta-mi-badem-mi-hangisi-daha-fazla-protein-icerir</guid>
<description><![CDATA[ Yumurta ve badem her ikisi de besleyici protein kaynaklarıdır, ancak yumurtalar tüm temel amino asitlerle tam protein sunar ve bu da onları kas geliştirme ve onarımı için ideal hale getirir. Bademler sağlıklı yağlar, lif ve antioksidanlar sağlar, kalp sağlığı ve kilo yönetimi için faydalıdır. Bademleri diğer bitki bazlı proteinlerle birleştirmek, vejetaryenler ve veganlar için besin profillerini iyileştirebilir. Peki, hangisi daha fazla protein içeriyor?Protein, kas geliştirme, onarım, enzim üretimi ve genel vücut fonksiyonlarında önemli bir rol oynayan temel bir makro besindir. İnsanlar bir protein kaynağı seçerken genellikle iki son derece besleyici yiyecek olan yumurta ve bademi karşılaştırır. Ancak hangisi daha fazla protein sağlar ve hangisi diyetiniz için daha iyi bir seçimdir?Bir bütün yumurta, boyutuna bağlı olarak yaklaşık 6-7 gram protein içerir. Bu proteinin çoğu, yaklaşık 3,6 gram protein içeren yumurta beyazında bulunurken, sarısı yaklaşık 2,7 gram protein sağlar. Yumurtalar tam bir protein olarak kabul edilir, yani vücudun optimum işlevi için gerekli olan dokuz temel amino asidin hepsini içerir.Öte yandan, bademler 100 gramda yaklaşık 21-25 gram protein sağlar. Bununla birlikte, tipik bir badem porsiyonu (yaklaşık 1 ons veya 28 gram) 5-6 gram protein içerir. Yumurtaların aksine, bademler tam bir protein değildir, çünkü özellikle yumurta gibi hayvansal proteinlerde bol miktarda bulunan lizin gibi bazı temel amino asitlerden yoksundurlar.Yumurtalar ve bademler arasındaki en büyük farklardan biri protein kalitesinde yatmaktadır. Yumurtalar tam bir protein kaynağıdır ve bu da onları kas onarımı ve büyümesinde daha etkili hale getirir. Ayrıca, vücudun yiyeceklerden gelen proteini ne kadar etkili bir şekilde kullanabileceğini ölçen yüksek bir biyolojik değere (BV) sahiptirler. Yumurtalar BV ölçeğinde 100 puan alır ve bu da mükemmel protein kullanımını gösterir.Protein açısından zengin olmasına rağmen, bademler bazı temel amino asitlerden yoksundur ve bu da onları eksik bir protein yapar. Ancak bademleri baklagiller veya tam tahıllar gibi diğer bitki bazlı protein kaynaklarıyla birleştirmek, eksiksiz bir amino asit profili oluşturmaya yardımcı olabilir ve bu da onları vejetaryenler ve veganlar için uygun hale getirir.BESİN KARŞILAŞTIRMASIProtein içeriği önemli olsa da, genel besin değeri de hangi yiyeceğin sağlık için daha iyi olduğunu belirlemede rol oynar.Bir büyük yumurta 70 kalori içerir ve B12 vitamini, riboflavin, kolin, selenyum ve D vitamini açısından zengindir. Ayrıca göz sağlığı için iyi olan lutein ve zeaksantinin de iyi bir kaynağıdır.28 gram badem 160 kalori içerir ve E vitamini, magnezyum ve manganez açısından zengindir ve kalp sağlığı için iyi olan polifenoller açısından zengindir.Yumurtalar, eksiksiz amino asit profili, daha yüksek protein sindirilebilirliği ve kas oluşturma özellikleri nedeniyle daha iyi bir protein kaynağıdır. Genel sağlık için temel besinleri sağlarlar ve çeşitli diyetlerde çok yönlüdürler. Kas geliştirmede yumurtalar, yüksek kaliteli, tam protein ve lösin gibi kas onarıcı amino asitleri nedeniyle başı çeker. Sporcular ve vücut geliştiriciler genellikle antrenmanlardan sonra kas sentezi ve tokluk için yumurta tüketirler.Kilo kaybı için hem yumurta hem de badem faydalı olabilir. Yumurtalar kalorisi düşük ancak proteini yüksektir ve bu da onları tokluk için mükemmel hale getirir. Çalışmalar, kahvaltıda yumurta tüketmenin gün boyunca kalori alımını azaltabileceğini göstermektedir.Bademler, kalorisi yüksek olsa da tokluk hissini destekleyen ve aşırı yemeyi önleyen sağlıklı yağlar sağlar. Düşük glisemik indekse sahiptirler, yani kan şekeri seviyelerini kontrol etmeye yardımcı olurlar ve bu da kilo yönetimi için faydalıdır.Bademler, LDL (kötü) kolesterolü düşürmeye ve kardiyovasküler sağlığı desteklemeye yardımcı olan yüksek doymamış yağ içeriği nedeniyle genellikle kalp sağlığı için önerilir. Ek olarak, E vitamini ve antioksidan içerikleri iltihabı azaltır.Öte yandan yumurtalar, kolesterol içerikleri nedeniyle tartışmalı olmuştur. Ancak, son araştırmalar yumurtadan alınan diyet kolesterolünün çoğu insan için kan kolesterol seviyeleri üzerinde minimum etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Aslında yumurtalar, ölçülü tüketildiğinde kalp sağlığına fayda sağlayabilecek HDL (iyi) kolesterol içerir.Ancak bademler, vejetaryen veya vegan diyetleri uygulayanlar için ideal olan mükemmel bir bitki bazlı protein kaynağıdır. Kalp sağlığına yararlı yağlar, lif ve antioksidanlar sunarlar ve bu da onları öğünlere ve atıştırmalıklara besleyici bir katkı haline getirir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/igWoNhUWh0CJWTZ7VURHlw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yumurta, mı, badem, mi:, Hangisi, daha, fazla, protein, içerir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/igWoNhUWh0CJWTZ7VURHlw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yumurta mı badem mi: Hangisi daha fazla protein içerir?"><p>Yumurta ve badem her ikisi de besleyici protein kaynaklarıdır, ancak yumurtalar tüm temel amino asitlerle tam protein sunar ve bu da onları kas geliştirme ve onarımı için ideal hale getirir. Bademler sağlıklı yağlar, lif ve antioksidanlar sağlar, kalp sağlığı ve kilo yönetimi için faydalıdır. Bademleri diğer bitki bazlı proteinlerle birleştirmek, vejetaryenler ve veganlar için besin profillerini iyileştirebilir. Peki, hangisi daha fazla protein içeriyor?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zTaUiYp9tEy00uF31CRR0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Protein, kas geliştirme, onarım, enzim üretimi ve genel vücut fonksiyonlarında önemli bir rol oynayan temel bir makro besindir. İnsanlar bir protein kaynağı seçerken genellikle iki son derece besleyici yiyecek olan yumurta ve bademi karşılaştırır. Ancak hangisi daha fazla protein sağlar ve hangisi diyetiniz için daha iyi bir seçimdir?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2dxtR_iXzUm6B0l0LOezJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir bütün yumurta, boyutuna bağlı olarak yaklaşık 6-7 gram protein içerir. Bu proteinin çoğu, yaklaşık 3,6 gram protein içeren yumurta beyazında bulunurken, sarısı yaklaşık 2,7 gram protein sağlar. Yumurtalar tam bir protein olarak kabul edilir, yani vücudun optimum işlevi için gerekli olan dokuz temel amino asidin hepsini içerir.Öte yandan, bademler 100 gramda yaklaşık 21-25 gram protein sağlar. Bununla birlikte, tipik bir badem porsiyonu (yaklaşık 1 ons veya 28 gram) 5-6 gram protein içerir. Yumurtaların aksine, bademler tam bir protein değildir, çünkü özellikle yumurta gibi hayvansal proteinlerde bol miktarda bulunan lizin gibi bazı temel amino asitlerden yoksundurlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZMboLdF6O0aaNtNiWbD40A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurtalar ve bademler arasındaki en büyük farklardan biri protein kalitesinde yatmaktadır. Yumurtalar tam bir protein kaynağıdır ve bu da onları kas onarımı ve büyümesinde daha etkili hale getirir. Ayrıca, vücudun yiyeceklerden gelen proteini ne kadar etkili bir şekilde kullanabileceğini ölçen yüksek bir biyolojik değere (BV) sahiptirler. Yumurtalar BV ölçeğinde 100 puan alır ve bu da mükemmel protein kullanımını gösterir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JWNkinkYSUqJdR3TMyfIUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Protein açısından zengin olmasına rağmen, bademler bazı temel amino asitlerden yoksundur ve bu da onları eksik bir protein yapar. Ancak bademleri baklagiller veya tam tahıllar gibi diğer bitki bazlı protein kaynaklarıyla birleştirmek, eksiksiz bir amino asit profili oluşturmaya yardımcı olabilir ve bu da onları vejetaryenler ve veganlar için uygun hale getirir.BESİN KARŞILAŞTIRMASIProtein içeriği önemli olsa da, genel besin değeri de hangi yiyeceğin sağlık için daha iyi olduğunu belirlemede rol oynar.Bir büyük yumurta 70 kalori içerir ve B12 vitamini, riboflavin, kolin, selenyum ve D vitamini açısından zengindir. Ayrıca göz sağlığı için iyi olan lutein ve zeaksantinin de iyi bir kaynağıdır.28 gram badem 160 kalori içerir ve E vitamini, magnezyum ve manganez açısından zengindir ve kalp sağlığı için iyi olan polifenoller açısından zengindir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EB5GqmZ6_EK6N9wHisTsSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurtalar, eksiksiz amino asit profili, daha yüksek protein sindirilebilirliği ve kas oluşturma özellikleri nedeniyle daha iyi bir protein kaynağıdır. Genel sağlık için temel besinleri sağlarlar ve çeşitli diyetlerde çok yönlüdürler. Kas geliştirmede yumurtalar, yüksek kaliteli, tam protein ve lösin gibi kas onarıcı amino asitleri nedeniyle başı çeker. Sporcular ve vücut geliştiriciler genellikle antrenmanlardan sonra kas sentezi ve tokluk için yumurta tüketirler.Kilo kaybı için hem yumurta hem de badem faydalı olabilir. Yumurtalar kalorisi düşük ancak proteini yüksektir ve bu da onları tokluk için mükemmel hale getirir. Çalışmalar, kahvaltıda yumurta tüketmenin gün boyunca kalori alımını azaltabileceğini göstermektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l7C_vwRHIESOkDduNF9a3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bademler, kalorisi yüksek olsa da tokluk hissini destekleyen ve aşırı yemeyi önleyen sağlıklı yağlar sağlar. Düşük glisemik indekse sahiptirler, yani kan şekeri seviyelerini kontrol etmeye yardımcı olurlar ve bu da kilo yönetimi için faydalıdır.Bademler, LDL (kötü) kolesterolü düşürmeye ve kardiyovasküler sağlığı desteklemeye yardımcı olan yüksek doymamış yağ içeriği nedeniyle genellikle kalp sağlığı için önerilir. Ek olarak, E vitamini ve antioksidan içerikleri iltihabı azaltır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XFz6qjw4T0qm8CPZYs556w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Öte yandan yumurtalar, kolesterol içerikleri nedeniyle tartışmalı olmuştur. Ancak, son araştırmalar yumurtadan alınan diyet kolesterolünün çoğu insan için kan kolesterol seviyeleri üzerinde minimum etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Aslında yumurtalar, ölçülü tüketildiğinde kalp sağlığına fayda sağlayabilecek HDL (iyi) kolesterol içerir.Ancak bademler, vejetaryen veya vegan diyetleri uygulayanlar için ideal olan mükemmel bir bitki bazlı protein kaynağıdır. Kalp sağlığına yararlı yağlar, lif ve antioksidanlar sunarlar ve bu da onları öğünlere ve atıştırmalıklara besleyici bir katkı haline getirir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Diyabet ve kalp sağlığı: Kadınların neden daha çok dikkat etmeli?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/diyabet-ve-kalp-sagligi-kadinlarin-neden-daha-cok-dikkat-etmeli</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/diyabet-ve-kalp-sagligi-kadinlarin-neden-daha-cok-dikkat-etmeli</guid>
<description><![CDATA[ Diyabetli kadınlar, hormonal dengesizlik ve atipik semptomlar gibi çeşitli faktörler nedeniyle kalp hastalığı riski daha yüksektir. Dengeli bir diyet ve düzenli egzersiz içeren sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemelidirler. Kan şekeri, kolesterol ve stres seviyelerinin izlenmesi çok önemlidir. Risklerin erken tespiti ve yönetimi için düzenli kontroller gereklidir.Diyabet ve kalp sağlığı yakın ilişkilere sahiptir ve kadınlar hormonal dengesizlik, genetik varyasyonlar ve yaşam tarzlarındaki değişiklikler nedeniyle çeşitli zorluklarla karşı karşıyadır. Kadınların kalp hastalığına yakalanma riskleri daha yüksek olabileceğinden biraz daha fazla dikkat etmeleri gerekir. İşte kadınların diyabetle başa çıkarken kalp sağlıkları konusunda ekstra dikkatli olmaları gereken birkaç neden.Diyabetli kadınların erkeklere kıyasla yüksek tansiyon, yüksek LDL ve obeziteye sahip olma olasılığı daha yüksektir. Ayrıca mantra diyabetli kadınlarda insülin direnci ve kalp hastalığı riskinin artmasıyla bağlantılı olan PCOS da vardır.Göğüs ağrısı hem erkeklerde hem de kadınlarda birincil belirti olmaya devam etse de, terleme, nefes darlığı, karın rahatsızlığı ve mide bulantısı gibi belirtilerin kadınlarda tamamen bulunma olasılığı daha yüksektir.Kadınlarda hormonal dengesizlik kalp ritmi bozukluklarını kötüleştirebilir.Östrojen kalp sağlığında çok önemli bir rol oynar, ancak menopozdan sonra östrojen seviyesindeki değişiklikler nedeniyle kadınlar kardiyovasküler hastalıklara yakalanma riski daha yüksek olabilir.Kadınlarda kalp hastalığı belirtileri olmadığından, ciddi kalp yetmezliği veya felçle karşılaşana kadar kalp hastalığı olduklarını fark etmeyebilirler.5. STRES VE DEPRESYONUN ETKİSİKadınlar erkeklerden daha fazla stres ve depresyon seviyesi yaşarlar ve bu da kan şekeri seviyelerini ve kalp sağlığını etkiler. Stresle ilişkili hormonlar kan basıncını ve iltihabı artırabilir ve bu da kalp hastalığı riskini artırabilir.Diyabetli kadınlar daha dikkatli olmalıdır. Sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemeleri onlar için çok önemlidir.Tam tahıllar (esmer pirinç, buğday, arpa, ragi), yağsız proteinler (balık, tavuk, yoğurt, fasulye), sağlıklı yağlar (avokado, chia tohumu, ceviz) ve lif açısından zengin yiyecekler (brokoli, mercimek, badem) gibi kalp dostu bir diyet tercih edin.Düzenli Egzersiz kalp hastalıklarını düzenlemede çok önemli bir rol oynar. Kötü kolesterolü düşürür, kalbin verimliliğini artırır, iltihabı azaltır ve kan basıncını kontrol eder. Düzenli olarak egzersiz yapmak için en az 20 dakikanızı ayırın.Kan şekeri seviyelerini, kolesterolü ve kan basıncını düzenli olarak kontrol edin.Kalp hastalığı riskini azaltmak için yoga ve meditasyonla stresinizi yönetin.Kadınlarda kalp hastalığı belirtileri olmadığından düzenli kontroller ve bakım çok önemlidir.Kadınlar hem kan şekerini hem de kardiyovasküler sağlığı düzenli olarak izlemelidir. Diyabet ve kalp hastalığı olan kadınlar, hormonal dengesizlik, atipik semptomlar ve metabolizmadaki değişiklikler gibi kadınlarda değişen faktörler nedeniyle önemli zorluklarla karşı karşıyadır.Ekstra dikkat göstermeli ve günlük yaşam tarzlarını değiştirmelidirler; kalp sağlığı konusunda farkındalık, riski yönetmelerine yardımcı olabilir. Kalp sağlığına öncelik vermek sadece bir seçenek değil; diyabetli kadınlar için bir zorunluluktur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HCTgnv9K_Eip1gtGYjpAhA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Diyabet, kalp, sağlığı:, Kadınların, neden, daha, çok, dikkat, etmeli</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HCTgnv9K_Eip1gtGYjpAhA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Diyabet ve kalp sağlığı: Kadınların neden daha çok dikkat etmeli?"><p>Diyabetli kadınlar, hormonal dengesizlik ve atipik semptomlar gibi çeşitli faktörler nedeniyle kalp hastalığı riski daha yüksektir. Dengeli bir diyet ve düzenli egzersiz içeren sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemelidirler. Kan şekeri, kolesterol ve stres seviyelerinin izlenmesi çok önemlidir. Risklerin erken tespiti ve yönetimi için düzenli kontroller gereklidir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2MUPAA3q1EWDfJPYQHOhqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyabet ve kalp sağlığı yakın ilişkilere sahiptir ve kadınlar hormonal dengesizlik, genetik varyasyonlar ve yaşam tarzlarındaki değişiklikler nedeniyle çeşitli zorluklarla karşı karşıyadır. Kadınların kalp hastalığına yakalanma riskleri daha yüksek olabileceğinden biraz daha fazla dikkat etmeleri gerekir. İşte kadınların diyabetle başa çıkarken kalp sağlıkları konusunda ekstra dikkatli olmaları gereken birkaç neden.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UxH6Ji1Mb0esdemMqeJfQw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyabetli kadınların erkeklere kıyasla yüksek tansiyon, yüksek LDL ve obeziteye sahip olma olasılığı daha yüksektir. Ayrıca mantra diyabetli kadınlarda insülin direnci ve kalp hastalığı riskinin artmasıyla bağlantılı olan PCOS da vardır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4lnhlkrPY0CWotJc8vrLEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göğüs ağrısı hem erkeklerde hem de kadınlarda birincil belirti olmaya devam etse de, terleme, nefes darlığı, karın rahatsızlığı ve mide bulantısı gibi belirtilerin kadınlarda tamamen bulunma olasılığı daha yüksektir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I3fNVeJ_wEatJTL8AusokA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kadınlarda hormonal dengesizlik kalp ritmi bozukluklarını kötüleştirebilir.Östrojen kalp sağlığında çok önemli bir rol oynar, ancak menopozdan sonra östrojen seviyesindeki değişiklikler nedeniyle kadınlar kardiyovasküler hastalıklara yakalanma riski daha yüksek olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cAE4dgPx-EClvv2mv4n8LQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kadınlarda kalp hastalığı belirtileri olmadığından, ciddi kalp yetmezliği veya felçle karşılaşana kadar kalp hastalığı olduklarını fark etmeyebilirler.5. STRES VE DEPRESYONUN ETKİSİKadınlar erkeklerden daha fazla stres ve depresyon seviyesi yaşarlar ve bu da kan şekeri seviyelerini ve kalp sağlığını etkiler. Stresle ilişkili hormonlar kan basıncını ve iltihabı artırabilir ve bu da kalp hastalığı riskini artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ryw0KTLY8UCDAKjy2kH3NQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyabetli kadınlar daha dikkatli olmalıdır. Sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemeleri onlar için çok önemlidir.Tam tahıllar (esmer pirinç, buğday, arpa, ragi), yağsız proteinler (balık, tavuk, yoğurt, fasulye), sağlıklı yağlar (avokado, chia tohumu, ceviz) ve lif açısından zengin yiyecekler (brokoli, mercimek, badem) gibi kalp dostu bir diyet tercih edin.Düzenli Egzersiz kalp hastalıklarını düzenlemede çok önemli bir rol oynar. Kötü kolesterolü düşürür, kalbin verimliliğini artırır, iltihabı azaltır ve kan basıncını kontrol eder. Düzenli olarak egzersiz yapmak için en az 20 dakikanızı ayırın.Kan şekeri seviyelerini, kolesterolü ve kan basıncını düzenli olarak kontrol edin.Kalp hastalığı riskini azaltmak için yoga ve meditasyonla stresinizi yönetin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VlJgm6Redk6Np9B_-ooNIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kadınlarda kalp hastalığı belirtileri olmadığından düzenli kontroller ve bakım çok önemlidir.Kadınlar hem kan şekerini hem de kardiyovasküler sağlığı düzenli olarak izlemelidir. Diyabet ve kalp hastalığı olan kadınlar, hormonal dengesizlik, atipik semptomlar ve metabolizmadaki değişiklikler gibi kadınlarda değişen faktörler nedeniyle önemli zorluklarla karşı karşıyadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gNbb4Srpl0CqOYqYfr6bsQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ekstra dikkat göstermeli ve günlük yaşam tarzlarını değiştirmelidirler; kalp sağlığı konusunda farkındalık, riski yönetmelerine yardımcı olabilir. Kalp sağlığına öncelik vermek sadece bir seçenek değil; diyabetli kadınlar için bir zorunluluktur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>15 binde bir görülüyor! Cam kemik hastalığında yeni tedavi</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/15-binde-bir-goeruluyor-cam-kemik-hastaliginda-yeni-tedavi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/15-binde-bir-goeruluyor-cam-kemik-hastaliginda-yeni-tedavi</guid>
<description><![CDATA[ Bir bebeğin kemikleri en güvenli olduğu yerde, anne karnında kırılabilir mi? Ya da sevilirken, altı değiştirilirken, kırılır mı? Onlarınki kırılıyor... Cam kemik hastalığı 15 bin kişide bir görülüyor ve hastaların hayatını oldukça zorluyor... Ancak şimdi İsveç&#039;te geliştirilen yeni bir kök hücre tedavisi var ve bu yöntemle hastaların kırıklarında yüzde 75 azalma sağlanıyor. Faz 2 çalışması tamamlanan bu çalışmaya katılan ve fayda gören 17 çocuktan biri de bir Türk Said Bera... NTV Muhabiri Melike Şahin Said Bera&#039;nın hikayesini ve bu çığır açacak tedaviyi anlattı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZiPijXpNRUub5K-97k5AcQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>binde, bir, görülüyor, Cam, kemik, hastalığında, yeni, tedavi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZiPijXpNRUub5K-97k5AcQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="15 binde bir görülüyor! Cam kemik hastalığında yeni tedavi"><p>Bir bebeğin kemikleri en güvenli olduğu yerde, anne karnında kırılabilir mi? Ya da sevilirken, altı değiştirilirken, kırılır mı? Onlarınki kırılıyor... Cam kemik hastalığı 15 bin kişide bir görülüyor ve hastaların hayatını oldukça zorluyor... Ancak şimdi İsveç'te geliştirilen yeni bir kök hücre tedavisi var ve bu yöntemle hastaların kırıklarında yüzde 75 azalma sağlanıyor. Faz 2 çalışması tamamlanan bu çalışmaya katılan ve fayda gören 17 çocuktan biri de bir Türk Said Bera... NTV Muhabiri Melike Şahin Said Bera'nın hikayesini ve bu çığır açacak tedaviyi anlattı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Saç derisi sağlığı nasıl korunur?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/sac-derisi-sagligi-nasil-korunur</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/sac-derisi-sagligi-nasil-korunur</guid>
<description><![CDATA[ Hepimiz pürüzsüz ve sağlıklı saçlar isteriz. Ancak, saçlarımızın görünümü çoğu zaman saç derimizin sağlığına bağlıdır. Sağlıklı bir saç derisi, sağlıklı saçların temeli olmanın yanı sıra, saç dökülmesi ve kepek gibi sorunları da önler. Peki, sağlıklı bir saç derisine sahip olmak için neler yapılmalı? ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/REI7H3QbOUGpWVf469NtzQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Saç, derisi, sağlığı, nasıl, korunur</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/REI7H3QbOUGpWVf469NtzQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Saç derisi sağlığı nasıl korunur?"><p>Hepimiz pürüzsüz ve sağlıklı saçlar isteriz. Ancak, saçlarımızın görünümü çoğu zaman saç derimizin sağlığına bağlıdır. Sağlıklı bir saç derisi, sağlıklı saçların temeli olmanın yanı sıra, saç dökülmesi ve kepek gibi sorunları da önler. Peki, sağlıklı bir saç derisine sahip olmak için neler yapılmalı?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>21 yaşındaki kızı kansere yenik düştü: 6 yıl sonra kendisine de kanser teşhisi kondu</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/21-yasindaki-kizi-kansere-yenik-dustu-6-yil-sonra-kendisine-de-kanser-teshisi-kondu</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/21-yasindaki-kizi-kansere-yenik-dustu-6-yil-sonra-kendisine-de-kanser-teshisi-kondu</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;de 2 çocuğundan Hazan Demir’in 2019 yılında malign melanom (deri kanseri) hastalığı nedeniyle hayatını kaybetmesi sonrası büyük üzüntü yaşayan Meryem Demir, kolon kanserine yakalandı. 2 yıl süren tedaviyle sağlığına kavuşan Meryem Demir, &quot;Kanser teşhisini duyunca korkmadım. Sadece aklıma diğer kızım geldi. Onun için yaşamak ve mücadele etmek zorundaydım&quot; dedi.İzmir&#039;de yaşayan Meryem Demir, büyük kızı Hazan Demir&#039;in 6 yıl önce kanser nedeniyle hayatını kaybetmesinin ardından kolon kanserine yakalandı. İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#039;nde radyoterapi ve kemoterapi tedavilerinin ardından kapalı ameliyatla tümörü temizlenen Demir, yaklaşık 2 yılın sonunda sağlığına kavuştu.İlk şikayetlerinin 2021 yılında başladığını anlatan Meryem Demir, &quot;2019 yılında kızımı 21 yaşındayken kanserden kaybettim. Malign melanom zor bir hastalıktı, öldürücüydü. Çok gençti ve 2 yılda vefat etti. Bu benim canımı çok yaktı. Bu üzüntüyle başıma bu hastalık geldi. 2021 yılında dışkılamadaki değişiklik nedeniyle hastaneye başvurdum. Rektumda kitle teşhis edildi&quot; dedi.Genel cerrahi polikliniğinde 1 ay hemoroit tedavisinin ardından bir düzelme olmayınca kolonoskopi yapıldığını ifade eden Demir, sözlerine şu şekilde devam etti:
&quot;Kanser teşhisini duyunca korkmadım. Sadece aklıma diğer kızım Nupelda Demir geldi. Çünkü o sıralarda 19 yaşındaydı. Onun için yaşamak ve mücadele etmek zorundaydım. Benden başka kimsesi yoktu. Yıllardır babasıyla ayrı yaşıyoruz. Çocukları kendim büyüttüm. Teşhisten sonra 1 ay radyoterapi aldım. Doktorum şansımdır. Kapalı ameliyatla tümörü temizlediler. Radyoterapi alırken aynı zamanda kapsül olarak kemoterapi aldım. Ameliyata girmeden önce 2 kür de damardan kemoterapi aldım. Ameliyata girdim ve bana geçici ileostomi, yani torba takıldı. 6 ay sonra çıkarıldı.&#039;&#039;Sağlığına kavuştuğu için çok mutlu olduğunu söyleyen Meryem Demir, şu ifadeleri kullandı:&quot;Kanserden korkarsanız kanser sizi yeniyor. Bu bir hastalık ve çok yaygın. Doktorların dediğinden dışarı çıkmamak gerekiyor. Yaşamıma dikkat ediyorum ama zaten sağlıksız beslenen bir insan değilim. Fast food ya da yağlı yiyecekler yemem. Kilolu da değilim. Stresli yaşamayı tercih etmiyor, bir şeyi kafaya takmıyorum. Doğada bulunuyorum. Doğa gezilerinde fotoğraf çekiyorum ve öyle rahatlıyorum. Tedavim bitti. Kontroller 6 aya uzadı. Kan tahlili, tomografi ve arada kolonoskopi yapılıyor. Artık sağlıklıyım.&#039;&#039; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NHw1eGdL4UGOFBAzACcqqw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, kızı, kansere, yenik, düştü:, yıl, sonra, kendisine, kanser, teşhisi, kondu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NHw1eGdL4UGOFBAzACcqqw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="21 yaşındaki kızı kansere yenik düştü: 6 yıl sonra kendisine de kanser teşhisi kondu"><p>İzmir'de 2 çocuğundan Hazan Demir’in 2019 yılında malign melanom (deri kanseri) hastalığı nedeniyle hayatını kaybetmesi sonrası büyük üzüntü yaşayan Meryem Demir, kolon kanserine yakalandı. 2 yıl süren tedaviyle sağlığına kavuşan Meryem Demir, "Kanser teşhisini duyunca korkmadım. Sadece aklıma diğer kızım geldi. Onun için yaşamak ve mücadele etmek zorundaydım" dedi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CvTA06j6wUapKVB7i6Falw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İzmir'de yaşayan Meryem Demir, büyük kızı Hazan Demir'in 6 yıl önce kanser nedeniyle hayatını kaybetmesinin ardından kolon kanserine yakalandı. İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde radyoterapi ve kemoterapi tedavilerinin ardından kapalı ameliyatla tümörü temizlenen Demir, yaklaşık 2 yılın sonunda sağlığına kavuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P8_mOk7bQkOUv0ZbnNHAgw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlk şikayetlerinin 2021 yılında başladığını anlatan Meryem Demir, "2019 yılında kızımı 21 yaşındayken kanserden kaybettim. Malign melanom zor bir hastalıktı, öldürücüydü. Çok gençti ve 2 yılda vefat etti. Bu benim canımı çok yaktı. Bu üzüntüyle başıma bu hastalık geldi. 2021 yılında dışkılamadaki değişiklik nedeniyle hastaneye başvurdum. Rektumda kitle teşhis edildi" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g_kwCLy-_k2ILfEZW6Rzqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genel cerrahi polikliniğinde 1 ay hemoroit tedavisinin ardından bir düzelme olmayınca kolonoskopi yapıldığını ifade eden Demir, sözlerine şu şekilde devam etti:
"Kanser teşhisini duyunca korkmadım. Sadece aklıma diğer kızım Nupelda Demir geldi. Çünkü o sıralarda 19 yaşındaydı. Onun için yaşamak ve mücadele etmek zorundaydım. Benden başka kimsesi yoktu. Yıllardır babasıyla ayrı yaşıyoruz. Çocukları kendim büyüttüm. Teşhisten sonra 1 ay radyoterapi aldım. Doktorum şansımdır. Kapalı ameliyatla tümörü temizlediler. Radyoterapi alırken aynı zamanda kapsül olarak kemoterapi aldım. Ameliyata girmeden önce 2 kür de damardan kemoterapi aldım. Ameliyata girdim ve bana geçici ileostomi, yani torba takıldı. 6 ay sonra çıkarıldı.''</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6UsjuuA3n0imWMhQHfgroA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlığına kavuştuğu için çok mutlu olduğunu söyleyen Meryem Demir, şu ifadeleri kullandı:"Kanserden korkarsanız kanser sizi yeniyor. Bu bir hastalık ve çok yaygın. Doktorların dediğinden dışarı çıkmamak gerekiyor. Yaşamıma dikkat ediyorum ama zaten sağlıksız beslenen bir insan değilim. Fast food ya da yağlı yiyecekler yemem. Kilolu da değilim. Stresli yaşamayı tercih etmiyor, bir şeyi kafaya takmıyorum. Doğada bulunuyorum. Doğa gezilerinde fotoğraf çekiyorum ve öyle rahatlıyorum. Tedavim bitti. Kontroller 6 aya uzadı. Kan tahlili, tomografi ve arada kolonoskopi yapılıyor. Artık sağlıklıyım.''</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>2 yaşındaki bir çocuk öpücük yüzünden kör oldu: Herpes Simpleks Virüsü (HSV) nedir, belirtileri neler?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/2-yasindaki-bir-cocuk-oepucuk-yuzunden-koer-oldu-herpes-simpleks-virusu-hsv-nedir-belirtileri-neler</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/2-yasindaki-bir-cocuk-oepucuk-yuzunden-koer-oldu-herpes-simpleks-virusu-hsv-nedir-belirtileri-neler</guid>
<description><![CDATA[ Herpes simpleks virüsü (HSV) taşıyıcısı tarafından öpülen 2 yaşındaki bir çocuk görme yetisini kaybetti. Virüs, küçük çocuğun gözünde kabarcık oluşmasına ve ardından korneasında 4 mm&#039;lik bir delik açılmasına yol açtı. 2 yaşındaki Juwan’ın annesi, bebeklerin öpülmesinin ciddi sağlık riskleri taşıdığını söyledi. Peki, Herpes Simpleks Virüsü (HSV) nedir, belirtileri neler?İngiltere&#039;deki bir anne, bebeklerine öpücük veren akraba ve arkadaşlarının bunu yapmamaları için ebeveynlere çağrıda bulundu.  Çünkü küçük çocukları ona gözünden olan görme kaybına yol açan zararlı bir virüs bulaştıran bir öpücükle enfekte olmuştu.İki yaşındaki Juwan, tanıdık birinin öpücüğü sonucu herpes virüsünü gözbebeğine kaptı ve bu virüs, gözünde bir yaraya neden oldu. Daily Mail&#039;in haberine göre; virüs, gözünde kabarcık oluşmasına ve ardından korneasında 4 mm&#039;lik bir delik açılmasına yol açmıştı. Bu açık yara, sonraki enfeksiyonlara yol açtı ve doktorların tüm çabalarına rağmen, hasar çok şiddetliydi ve sonuçta Juwan, sol gözündeki görüşünü kaybetti. Doktorlar, organın geri kalanını korumak amacıyla sonunda göz kapaklarını dikip, tedaviye devam ettiler.Şimdi, ailesi, başkalarının aynı kaderi yaşamaması için seslerini duyuruyor ve küçük çocuğun görme yetisini kurtarmak amacıyla yapılacak karmaşık bir operasyon için hazırlanıyorlar.Juwan’ın hikayesi, geçen yılın Ağustos ayında, o zamanlar 16 aylık olan Juwan’ın gözünde, ebeveynlerinin başlangıçta göz enfeksiyonu olduğunu düşündükleri bir belirtiyle başladı. Aile, bir aile hekimine başvurdu ve doktordan bir antibiyotik tedavisi alarak eve gönderildiler. Ancak Namibyalı Juwan’ın annesi Michelle Saaiman, bunun daha ciddi bir şey olduğunu fark ettiği anı şöyle anlattı:&quot;İki gün sonra, gözde gerçekten ciddi bir sorun olduğunu fark ettik. Gözbebeyinin içinde bir şeyin büyüyormuş gibi görünüyordu.&quot;  Yapılan testler ve muayeneler sonunda, Juwan’ın gözünde herpes simpleks virüsünün neden olduğu bir uçuk (soğuk yara) geliştiği ortaya çıktı.Aile, Juwan’ın tedavi masrafları için bağış toplarken, diğer ebeveynleri de bu konuda bilinçlendirmek için uyarıda bulundu. Aile, &quot;Bebeğinizi kimsenin öpmesine izin vermeyin. Küçük bir virüs, büyük travmalara yol açabilir.&quot; diyerek ebeveynleri uyardı.Herpes simpleks virüsleri (HSV) ailenin en sık görülen türlerindendir ve dudakta veya genital bölgede yaralara yol açar. HSV hayli büyük bir virüstür, DNA’sında toplam 80 proteinin yapımını sağlayacak genetik şifre içerir. Oluşturduğu proteinler sayesinde virüs kendi DNA’sını kolaylıkla kopyalayabileceği gibi, bazı yüzey proteinlerinin yardımıyla da vücudun bağışıklık sisteminden kaçmayı başarır. Virüs, oluşturduğu proteinler aracılığıyla ya içine girdiği hücreyi yok eder ya da sessiz konuma geçer. Hemen hemen her hücre türüne saldırabilen HSV, sinir hücrelerinde insan ömrü boyunca yaşayabilir. Dudakta uçuğa yol açan herpes virüsleri, bu bölgenin sinir ağını oluşturan trigeminal sinir kökünde barınır. Buradaki sinir hücrelerinde sessiz duran virüs DNA’sı bazen, özellikle bağışıklık sisteminin zayıfladığı durumlarda, etkin hale geçer ve virüs üretimi başlar. Bağışıklık sistemini zayıflatan durumların başında stres, aşırı yorgunluk, gıdasızlık ve ateşli hastalıklar gelir. Çoğalan virüsler sinir boyunca ilerler ve dudakta yaralar oluşturur. Uçuk yaralarını oluşturan küçük keseciklerin içinde bol miktarda virüs vardır. Bu aşamada hastalık hayli bulaşıcıdır ve öpüşmeyle diğer kişilere bulaşır. Artan virüs miktarına tepki olarak bağışıklık sistemi harekete geçer ve interferon oluşturur. Virüslerin yayılması interferon ve öldürücü hücreler sayesinde kontrol altına alınır. Bağışıklık sistemi normal şekilde çalışan kişilerde uçuk hastalığı sınırlı bir sürede kendiliğinden geçer ve hiç yara izi bırakmaz.Ağızdaki ve genital bölgedeki uçuklar dışında, HSV gözde de iltihaba yol açabilir. Herpes keratiti denilen bu hastalık körlüğe sebep olabilir. Herpes virüslerine bağlı nadir görülen bir başka hastalık da eritema multiformedir. Eritema multiforme, herpes enfeksiyonu sonrasında bağışıklık sisteminin abartılı cevabına bağlı olarak ciltte yaralar oluşmasıyla seyreden bir hastalıktır. Özellikle kollarda ve bacaklarda oluşan yaralar 72 saat içinde tipik şeklini alarak teşhise götürür. Genellikle 7 gün içinde kaybolan yaralar senede birkaç kez tekrar edebilir. HSV nadiren beyin ve beyin zarı iltihabına yol açarak ölümcül olabilir. HSV tedavisinde anti-viral ilaçlar kullanılır. Anti-viral ilaç virüsün DNA’sını kopyalamasını ve bu şekilde çoğalmasını engeller. Bu nedenle, antiviral ilaçların hücre içinde sessiz duran virüse veya olgun hale gelmiş virüse etkisi olmaz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eMiFTKS1cUCorIof4X7chQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, bir, çocuk, öpücük, yüzünden, kör, oldu:, Herpes, Simpleks, Virüsü, HSV, nedir, belirtileri, neler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eMiFTKS1cUCorIof4X7chQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both&ampv=20250314075117087" class="type:primaryImage" alt="2 yaşındaki bir çocuk öpücük yüzünden kör oldu: Herpes Simpleks Virüsü (HSV) nedir, belirtileri neler?"><p>Herpes simpleks virüsü (HSV) taşıyıcısı tarafından öpülen 2 yaşındaki bir çocuk görme yetisini kaybetti. Virüs, küçük çocuğun gözünde kabarcık oluşmasına ve ardından korneasında 4 mm'lik bir delik açılmasına yol açtı. 2 yaşındaki Juwan’ın annesi, bebeklerin öpülmesinin ciddi sağlık riskleri taşıdığını söyledi. Peki, Herpes Simpleks Virüsü (HSV) nedir, belirtileri neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KLOZ9oPN60-LGgE2XsFXxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere'deki bir anne, bebeklerine öpücük veren akraba ve arkadaşlarının bunu yapmamaları için ebeveynlere çağrıda bulundu.  Çünkü küçük çocukları ona gözünden olan görme kaybına yol açan zararlı bir virüs bulaştıran bir öpücükle enfekte olmuştu.İki yaşındaki Juwan, tanıdık birinin öpücüğü sonucu herpes virüsünü gözbebeğine kaptı ve bu virüs, gözünde bir yaraya neden oldu. Daily Mail'in haberine göre; virüs, gözünde kabarcık oluşmasına ve ardından korneasında 4 mm'lik bir delik açılmasına yol açmıştı. Bu açık yara, sonraki enfeksiyonlara yol açtı ve doktorların tüm çabalarına rağmen, hasar çok şiddetliydi ve sonuçta Juwan, sol gözündeki görüşünü kaybetti. Doktorlar, organın geri kalanını korumak amacıyla sonunda göz kapaklarını dikip, tedaviye devam ettiler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6y7qU8jf_USDSRRMMAfejA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şimdi, ailesi, başkalarının aynı kaderi yaşamaması için seslerini duyuruyor ve küçük çocuğun görme yetisini kurtarmak amacıyla yapılacak karmaşık bir operasyon için hazırlanıyorlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZxpGpBHzmkq4tSjBY1xhUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Juwan’ın hikayesi, geçen yılın Ağustos ayında, o zamanlar 16 aylık olan Juwan’ın gözünde, ebeveynlerinin başlangıçta göz enfeksiyonu olduğunu düşündükleri bir belirtiyle başladı. Aile, bir aile hekimine başvurdu ve doktordan bir antibiyotik tedavisi alarak eve gönderildiler. Ancak Namibyalı Juwan’ın annesi Michelle Saaiman, bunun daha ciddi bir şey olduğunu fark ettiği anı şöyle anlattı:"İki gün sonra, gözde gerçekten ciddi bir sorun olduğunu fark ettik. Gözbebeyinin içinde bir şeyin büyüyormuş gibi görünüyordu."  Yapılan testler ve muayeneler sonunda, Juwan’ın gözünde herpes simpleks virüsünün neden olduğu bir uçuk (soğuk yara) geliştiği ortaya çıktı.Aile, Juwan’ın tedavi masrafları için bağış toplarken, diğer ebeveynleri de bu konuda bilinçlendirmek için uyarıda bulundu. Aile, "Bebeğinizi kimsenin öpmesine izin vermeyin. Küçük bir virüs, büyük travmalara yol açabilir." diyerek ebeveynleri uyardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VLD-7qTY2kqkmfCIBijzcQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Herpes simpleks virüsleri (HSV) ailenin en sık görülen türlerindendir ve dudakta veya genital bölgede yaralara yol açar. HSV hayli büyük bir virüstür, DNA’sında toplam 80 proteinin yapımını sağlayacak genetik şifre içerir. Oluşturduğu proteinler sayesinde virüs kendi DNA’sını kolaylıkla kopyalayabileceği gibi, bazı yüzey proteinlerinin yardımıyla da vücudun bağışıklık sisteminden kaçmayı başarır. Virüs, oluşturduğu proteinler aracılığıyla ya içine girdiği hücreyi yok eder ya da sessiz konuma geçer. Hemen hemen her hücre türüne saldırabilen HSV, sinir hücrelerinde insan ömrü boyunca yaşayabilir. Dudakta uçuğa yol açan herpes virüsleri, bu bölgenin sinir ağını oluşturan trigeminal sinir kökünde barınır. Buradaki sinir hücrelerinde sessiz duran virüs DNA’sı bazen, özellikle bağışıklık sisteminin zayıfladığı durumlarda, etkin hale geçer ve virüs üretimi başlar. Bağışıklık sistemini zayıflatan durumların başında stres, aşırı yorgunluk, gıdasızlık ve ateşli hastalıklar gelir. Çoğalan virüsler sinir boyunca ilerler ve dudakta yaralar oluşturur. Uçuk yaralarını oluşturan küçük keseciklerin içinde bol miktarda virüs vardır. Bu aşamada hastalık hayli bulaşıcıdır ve öpüşmeyle diğer kişilere bulaşır. Artan virüs miktarına tepki olarak bağışıklık sistemi harekete geçer ve interferon oluşturur. Virüslerin yayılması interferon ve öldürücü hücreler sayesinde kontrol altına alınır. Bağışıklık sistemi normal şekilde çalışan kişilerde uçuk hastalığı sınırlı bir sürede kendiliğinden geçer ve hiç yara izi bırakmaz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3cUwm3zWHESwTHqvmnBe6A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ağızdaki ve genital bölgedeki uçuklar dışında, HSV gözde de iltihaba yol açabilir. Herpes keratiti denilen bu hastalık körlüğe sebep olabilir. Herpes virüslerine bağlı nadir görülen bir başka hastalık da eritema multiformedir. Eritema multiforme, herpes enfeksiyonu sonrasında bağışıklık sisteminin abartılı cevabına bağlı olarak ciltte yaralar oluşmasıyla seyreden bir hastalıktır. Özellikle kollarda ve bacaklarda oluşan yaralar 72 saat içinde tipik şeklini alarak teşhise götürür. Genellikle 7 gün içinde kaybolan yaralar senede birkaç kez tekrar edebilir. HSV nadiren beyin ve beyin zarı iltihabına yol açarak ölümcül olabilir. HSV tedavisinde anti-viral ilaçlar kullanılır. Anti-viral ilaç virüsün DNA’sını kopyalamasını ve bu şekilde çoğalmasını engeller. Bu nedenle, antiviral ilaçların hücre içinde sessiz duran virüse veya olgun hale gelmiş virüse etkisi olmaz.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Göz sağlığını iyileştiren kuruyemişler: A, C ve E vitaminleri ve çinko zengini</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/goez-sagligini-iyilestiren-kuruyemisler-a-c-ve-e-vitaminleri-ve-cinko-zengini</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/goez-sagligini-iyilestiren-kuruyemisler-a-c-ve-e-vitaminleri-ve-cinko-zengini</guid>
<description><![CDATA[ Kaju, ceviz, badem, fıstık, kuru üzüm, hurma ve kayısı gibi kuruyemişler ve kuru meyveler göz sağlığını iyileştirmek için gerekli besinleri sağlar. Yaşa bağlı göz rahatsızlıklarını önlemeye ve genel görüşü iyileştirmeye yardımcı olan vitaminler, omega-3 yağ asitleri ve antioksidanlar sağlarlar. Bunları dengeli bir diyete dahil etmek optimum göz fonksiyonunu destekler.Görmeyi doğal olarak keskinleştirmek için çareler bulmak, ekran maruziyetinin sürekli olduğu günümüzün dijital çağında özellikle önemlidir. Kuruyemişler zaten vücudumuz için en sağlıklı atıştırmalıktır ve ona birkaç önemli besin sağlar, aynı zamanda görüşünüzü de geliştirebilirler. Kuruyemişler ve kuru meyveler çeşitli mekanizmalar aracılığıyla göz sağlığını destekleyen temel besinleri içerir. Bu kuru meyveler sağlıklı görüşü korumak için temel olan A, C ve E vitaminleri, çinko ve omega-3 yağ asitleri gibi kritik besinleri sağlar. Ayrıca gözleri UV ışınlarından ve oksidatif stresten koruyan lutein ve zeaksantin gibi antioksidanlar içerirler.Kaju fıstığı, yüksek çinko içeriği ve yaşa bağlı makula dejenerasyonunu ve diğer göz rahatsızlıklarını önlemeye yardımcı olan antioksidanlar lutein ve zeaksantin nedeniyle göz sağlığı için özellikle yararlı bir seçenek olarak ortaya çıkmıştır.Ceviz, göz hücre zarlarının oluşumuna ve korunmasına yardımcı olan, gözlere kan dolaşımını iyileştiren ve iltihabı azaltan omega-3 yağ asidi içeriğiyle göz sağlığına katkıda bulunur.E vitamini açısından zengin olan badem, gözleri serbest radikal hasarından korur ve makula dejenerasyonu ve katarakt risklerinin azalmasıyla ilişkilendirilmiştir. Omega-3 yağ asitleri göz nemini korumaya ve kuru göz sendromunu önlemeye yardımcı olur.Antep fıstığı, lutein ve zeaksantin içeriğiyle kaju fıstığına benzer faydalar sağlar, yüksek enerjili ışık dalgalarına karşı koruma sağlar ve yaşa bağlı göz rahatsızlıkları risklerini azaltır.KURU ÜZÜMYeşil veya sarı olsun, altın kuru üzümler genel göz sağlığını destekleyen ve gece körlüğünü önlemeye yardımcı olan antioksidanlar ve A ve C vitaminleri içerir.Hurma, lutein ve A vitamini içeriği sayesinde hem doğal tatlılık hem de göz sağlığı yararları sunar. Lif içeriği, diyabetle ilişkili göz komplikasyonlarını önlemek için çok önemli olan sabit kan şekeri seviyelerini korumaya yardımcı olur.KAYISIKuru kayısı, özellikle düzgün retina fonksiyonu ve gece körlüğünün önlenmesi için gerekli olan A vitamini içeriğiyle dikkat çeker.
Ayrıca vücutta A vitaminine dönüşen beta-karoten içerir.
Bu kuru meyveler faydalı olsa da, optimum göz sağlığı için dengeli bir diyetin parçası olmalıdır. Farklı kuru meyvelerin bir kombinasyonu, görüşü korumak ve iyileştirmek için birlikte çalışan çeşitli besinler sağlar. Kuru meyveleri çiğ yemekten hoşlanmayanlar, yine de faydalarından yararlanmak için bunları tariflere dahil edebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_Xl94dgKuUuxsW22BO5lWw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Göz, sağlığını, iyileştiren, kuruyemişler:, vitaminleri, çinko, zengini</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_Xl94dgKuUuxsW22BO5lWw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Göz sağlığını iyileştiren kuruyemişler: A, C ve E vitaminleri ve çinko zengini"><p>Kaju, ceviz, badem, fıstık, kuru üzüm, hurma ve kayısı gibi kuruyemişler ve kuru meyveler göz sağlığını iyileştirmek için gerekli besinleri sağlar. Yaşa bağlı göz rahatsızlıklarını önlemeye ve genel görüşü iyileştirmeye yardımcı olan vitaminler, omega-3 yağ asitleri ve antioksidanlar sağlarlar. Bunları dengeli bir diyete dahil etmek optimum göz fonksiyonunu destekler.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FFk0tluX5k-YKdQes3k4_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Görmeyi doğal olarak keskinleştirmek için çareler bulmak, ekran maruziyetinin sürekli olduğu günümüzün dijital çağında özellikle önemlidir. Kuruyemişler zaten vücudumuz için en sağlıklı atıştırmalıktır ve ona birkaç önemli besin sağlar, aynı zamanda görüşünüzü de geliştirebilirler. Kuruyemişler ve kuru meyveler çeşitli mekanizmalar aracılığıyla göz sağlığını destekleyen temel besinleri içerir. Bu kuru meyveler sağlıklı görüşü korumak için temel olan A, C ve E vitaminleri, çinko ve omega-3 yağ asitleri gibi kritik besinleri sağlar. Ayrıca gözleri UV ışınlarından ve oksidatif stresten koruyan lutein ve zeaksantin gibi antioksidanlar içerirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jn8CSE18_EGbO4PhuIdQNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kaju fıstığı, yüksek çinko içeriği ve yaşa bağlı makula dejenerasyonunu ve diğer göz rahatsızlıklarını önlemeye yardımcı olan antioksidanlar lutein ve zeaksantin nedeniyle göz sağlığı için özellikle yararlı bir seçenek olarak ortaya çıkmıştır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PkvVhLtH3U-Vs8Z3wz78RA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ceviz, göz hücre zarlarının oluşumuna ve korunmasına yardımcı olan, gözlere kan dolaşımını iyileştiren ve iltihabı azaltan omega-3 yağ asidi içeriğiyle göz sağlığına katkıda bulunur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H6z22C9ME0OAnECWDV_kyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>E vitamini açısından zengin olan badem, gözleri serbest radikal hasarından korur ve makula dejenerasyonu ve katarakt risklerinin azalmasıyla ilişkilendirilmiştir. Omega-3 yağ asitleri göz nemini korumaya ve kuru göz sendromunu önlemeye yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FEngjGz4RkiP9H0oxI9wmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antep fıstığı, lutein ve zeaksantin içeriğiyle kaju fıstığına benzer faydalar sağlar, yüksek enerjili ışık dalgalarına karşı koruma sağlar ve yaşa bağlı göz rahatsızlıkları risklerini azaltır.KURU ÜZÜMYeşil veya sarı olsun, altın kuru üzümler genel göz sağlığını destekleyen ve gece körlüğünü önlemeye yardımcı olan antioksidanlar ve A ve C vitaminleri içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JpGBsPgqqEGfyUAGs9cdRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hurma, lutein ve A vitamini içeriği sayesinde hem doğal tatlılık hem de göz sağlığı yararları sunar. Lif içeriği, diyabetle ilişkili göz komplikasyonlarını önlemek için çok önemli olan sabit kan şekeri seviyelerini korumaya yardımcı olur.KAYISIKuru kayısı, özellikle düzgün retina fonksiyonu ve gece körlüğünün önlenmesi için gerekli olan A vitamini içeriğiyle dikkat çeker.
Ayrıca vücutta A vitaminine dönüşen beta-karoten içerir.
Bu kuru meyveler faydalı olsa da, optimum göz sağlığı için dengeli bir diyetin parçası olmalıdır. Farklı kuru meyvelerin bir kombinasyonu, görüşü korumak ve iyileştirmek için birlikte çalışan çeşitli besinler sağlar. Kuru meyveleri çiğ yemekten hoşlanmayanlar, yine de faydalarından yararlanmak için bunları tariflere dahil edebilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gazı var diye düşündüler, bebeğin ağlama sebebi ultrasonda ortaya çıktı: “Şu ana kadarki en küçük hastamız”</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/gazi-var-diye-dusunduler-bebegin-aglama-sebebi-ultrasonda-ortaya-cikti-su-ana-kadarki-en-kucuk-hastamiz</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/gazi-var-diye-dusunduler-bebegin-aglama-sebebi-ultrasonda-ortaya-cikti-su-ana-kadarki-en-kucuk-hastamiz</guid>
<description><![CDATA[ Erzurum’da dünyaya gelen 8 aylık Oğuz Kağan bebek, bir süredir huzursuzluk yaşayıp, sürekli ağlıyordu. Aile durumun gaz sancısından dolayı olduğunu düşündü. Ancak gerçek hastanede çekilen ultrasonla ortaya çıktı.Erzurumlu Şeydanur ve Emre Göktürk çifti, 8 ay önce dünyaya gelen ilk çocukları Oğuz Kağan’ın sürekli huzursuzluğu ve ağlamasının sancıdan olduğunu düşündü.  İlerleyen aylarda bebeğin ağlamasının ve huzursuzluğunun kesilmemesi üzerine aile Erzurum Şehir Hastanesi’ne başvurdu ve burada tetkikler yapıldı.  Çekilen ultrasonla böbreğinde taş tespit edilen bebek, tavsiye üzerine tedavi için Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne götürüldü.  Burada 5 milimetrelik kesiyle ameliyata alınan bebek, 1 saatlik operasyonda böbreklerinden çıkartılan yaklaşık 15 gramlık taşlardan kurtuldu.“ŞU ANA KADARKİ EN KÜÇÜK HASTAMIZ”  Bebeğin operasyonunu gerçekleştiren Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Özkaya, “Oğuz Kağan şu ana kadar kliniğimizde özellikle bu ameliyatı yaptığımız en küçük hastamız. Böbreğindeki taş yükü yaşına ve vücut anatomisine göre fazlaydı. Bebeğe perkütan nefrolitotomi (kapalı böbrek taşı ameliyatı) yöntemi uyguladık.” dedi.  Özkaya, bu işlemle böbreklerin rahatladığını belirterek, enfeksiyon gelişim riskinin de ortadan kalktığını dile getirdi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7We9jApDl0OpRfTKQIpXdw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gazı, var, diye, düşündüler, bebeğin, ağlama, sebebi, ultrasonda, ortaya, çıktı:, “Şu, ana, kadarki, küçük, hastamız”</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7We9jApDl0OpRfTKQIpXdw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Gazı var diye düşündüler, bebeğin ağlama sebebi ultrasonda ortaya çıktı: “Şu ana kadarki en küçük hastamız”"><p>Erzurum’da dünyaya gelen 8 aylık Oğuz Kağan bebek, bir süredir huzursuzluk yaşayıp, sürekli ağlıyordu. Aile durumun gaz sancısından dolayı olduğunu düşündü. Ancak gerçek hastanede çekilen ultrasonla ortaya çıktı.</p>Erzurumlu Şeydanur ve Emre Göktürk çifti, 8 ay önce dünyaya gelen ilk çocukları Oğuz Kağan’ın sürekli huzursuzluğu ve ağlamasının sancıdan olduğunu düşündü.  İlerleyen aylarda bebeğin ağlamasının ve huzursuzluğunun kesilmemesi üzerine aile Erzurum Şehir Hastanesi’ne başvurdu ve burada tetkikler yapıldı.  Çekilen ultrasonla böbreğinde taş tespit edilen bebek, tavsiye üzerine tedavi için Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne götürüldü.  Burada 5 milimetrelik kesiyle ameliyata alınan bebek, 1 saatlik operasyonda böbreklerinden çıkartılan yaklaşık 15 gramlık taşlardan kurtuldu.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0oCeQE9huEOVmINzNZNA2Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><strong>“ŞU ANA KADARKİ EN KÜÇÜK HASTAMIZ”</strong>  Bebeğin operasyonunu gerçekleştiren Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Özkaya, “Oğuz Kağan şu ana kadar kliniğimizde özellikle bu ameliyatı yaptığımız en küçük hastamız. Böbreğindeki taş yükü yaşına ve vücut anatomisine göre fazlaydı. Bebeğe perkütan nefrolitotomi (kapalı böbrek taşı ameliyatı) yöntemi uyguladık.” dedi.  Özkaya, bu işlemle böbreklerin rahatladığını belirterek, enfeksiyon gelişim riskinin de ortadan kalktığını dile getirdi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sağlıkta 37 bin hekim dışı personel istihdam edilecek</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-saglikta-37-bin-hekim-disi-personel-istihdam-edilecek</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-saglikta-37-bin-hekim-disi-personel-istihdam-edilecek</guid>
<description><![CDATA[ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi&#039;nde Sağlık Çalışanları ile İftar Programı&#039;nda konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2025&#039;te sağlıkta 37 bin hekim dışı personelin istihdam edileceğini açıkladı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine çalışanların 14 Mart Tıp Bayramı&#039;nı kutlayarak başladı.Covid-19 pandemisinden sonra toplumun ertelenmiş sağlık hizmetleri talebinde ciddi artışlar yaşandığını belirten Erdoğan 2025 yılı içinde 37 bin hekim dışı yeni personelin istihdam edileceğini söyledi.   Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlık alanında yapılan çalışmaları değerlendirerek, özetle şunları söyledi:  &quot;Malumunuz 14 Mart, tıp tarihimizde iki önemli vakanın yıl dönümüdür. Bunlardan ilki tıp eğitimiyle ilgilidir. Bundan tam 198 yıl önce 14 Mart 1827&#039;de ordumuza hekim yetiştirmek üzere Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire kurulmuştur.Böylelikle ülkemizde modern tıp eğitimi resmen başlamıştır. 14 Mart&#039;ın tekabül ettiği diğer bir hadise ise tıbbiyelilerin beyaz önlüklerini bayrak yaparak başlattıkları muhteşem kıyamdır. İstanbul&#039;un ve okullarının işgal edilmesine itiraz eden tıbbiyeliler, 14 Mart 1919&#039;da okulun iki kulesi arasına astıkları büyük bir Türk bayrağı ile tüm öğrencileri toplantıya çağırmışlardır.  Memduh Necdet, tıbbiyenin salonunu dolduran genç hekimlere şöyle seslenmiştir: &quot;İtiraf ediyoruz ki vatan, bilhassa onun kalbi, beyni olan İstanbul, bu dakikada korkunç bir buhran geçiriyor ama korkmuyoruz, buradayız, burada kalacağız. İstanbul bizimdir çünkü halife ve hakan yatağıdır. İstanbul bizimdir çünkü şehitler ve tarih buradadır. İstanbul bizimdir çünkü istiklal buradadır.&quot; Bu muazzam ve muhteşem sözler sadece tıbbiyenin salonunda değil adeta tüm İstanbul&#039;da yankılanmış, işgalciler neye uğradığını şaşırmış, toplantıyı şiddet kullanarak dağıtmaya çalışmışlardır.Cumhurbaşkanı Erdoğan, tıbbiyelilerin İstiklal Harbi&#039;nde hem cephe hattında hem cephe gerisinde hayatlarını riske atarak, kahramanca mücadele ederek şehit düştüklerini ve gazilikle müşerref olduklarını anımsattı.COVID-19 SALGININDA İLK SAFTA SAĞLIK ÇALIŞANLARI VARDI  Covid-19 salgınına karşı yürütülen savaşta ilk safında yine sağlık çalışanlarının bulunduğunu belirten Erdoğan, &quot;6 Şubat depremlerinde milletçe hep beraber şahitlik ettik. Günlerce hatta haftalarca evlerinden, evlatlarından uzakta kalan, bir cana şifa olmak için gerektiğinde kendi canını tehlikeye atan, hekim olmanın, sağlık çalışanı olmanın omuzlarına yüklediği ağır mesuliyetle ülkesine ve milletine sevda ile hizmet eden siz kardeşlerimizin çabalarını, emeklerini asla ve asla unutamayız. Tüm sağlık personelimize, ülkem ve milletim adına bugün bir kez daha teşekkür ediyorum.&quot; diye konuştu.25 ŞEHİR HASTANEMİZ HİZMETE GİRDİSağlık alanında 22 yıl boyunca pek çok reforma imza attık. Hastane, poliklinik sayısının artırılmasından sağlık teçhizatlarının modernleştirilmesine gibi çok önemli işler yaptık. 25 şehir hastanemiz bu kapsamda hizmete girdi.Salgınla mücadeleyi imkan bakımından bizden daha ileri olan ülkelerden daha iyi yönetmemizde sağlık tesislerimiz kritik roller oynamıştır.   Ülkemizdeki muhalefetin israf dediği engellemek için her yolu denediği hatta akla ziyan bahaneler üreterek bağlantı yollarını dahi yapmadıkları bu hastaneler binlerce insanımızın hayatının kurtulmasına vesile olmuştur. &quot;SAĞLIKTA ŞİDDETE MÜSAMAHAMIZ YOKTUR&quot;Ertelenmiş sağlık hizmeti talebinde çok ciddi artışlar yaşandı. Tüm dünya gibi biz de bu yeni durumla sınanıyoruz. Son 2 yılda sağlık sistemimizde ilave yük oluşturan bu talebin doğru dağıtılması ve karşılanması amacıyla farklı adımlar atıyoruz.   Aile Hekimliğinin yeniden yapılandırılması ve koruyucu hekimliğin ön plana çıkartılması bunlardan sadece bir tanesidir. Hastanelerimizdeki yoğunluğun azatılmasını da temin edeceğiz.22 yıl boyunca pek çok reforma imza attık. Üniversite ve özel hastane kapılarının tüm vatandaşlarımıza açılmasını sağladık. Toplamda 37 bin 367 yataklı 25 şehir hastanemiz hizmete girdi. Halen 13 bin 950 yaraklı 11 şehir hastanesini yapımı sürüyor.   İhale ve arsa süreci devam edenlerle birlikte hepsi tamamlandığında 57 bin yatak kapasiteli 45 şehir hastanemiz olacak. Tomografi, MR, diyaliz cihazı, ambulans gibi birçok alanda geçmişle kıyaslanmayacak seviyelere ulaştık.   Evde sağlık hizmeti uygulamasıyla bugün 2 milyon 753 bin insanımızın ayağına sağlık hizmetini götürüyoruz.   Sağlıkta şiddete asla müsamahamız yoktur. Bu konuda ilkemiz sıfır toleranstır. Hekimlerimize ve sağlık personelimize el kaldırılmasını asla kabul edemeyiz.   Sağlık camiamızın beklediği önemli bir müjdeyi paylaşmak istiyorum. 2025 yılı içerisinde sağlık teşkilatımızı istihdam edeceğimiz 37 bin hekim dışı yeni personel ile daha da güçlendireceğiz.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l_-UBRuFJE2mEU6A2vr-gw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Cumhurbaşkanı, Erdoğan:, Sağlıkta, bin, hekim, dışı, personel, istihdam, edilecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l_-UBRuFJE2mEU6A2vr-gw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Erdoğan: Sağlıkta 37 bin hekim dışı personel istihdam edilecek"><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'nde Sağlık Çalışanları ile İftar Programı'nda konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2025'te sağlıkta 37 bin hekim dışı personelin istihdam edileceğini açıkladı.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine çalışanların 14 Mart Tıp Bayramı'nı kutlayarak başladı.</p><p>Covid-19 pandemisinden sonra toplumun ertelenmiş sağlık hizmetleri talebinde ciddi artışlar yaşandığını belirten Erdoğan 2025 yılı içinde 37 bin hekim dışı yeni personelin istihdam edileceğini söyledi.   Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlık alanında yapılan çalışmaları değerlendirerek, özetle şunları söyledi:  "Malumunuz 14 Mart, tıp tarihimizde iki önemli vakanın yıl dönümüdür. Bunlardan ilki tıp eğitimiyle ilgilidir. Bundan tam 198 yıl önce 14 Mart 1827'de ordumuza hekim yetiştirmek üzere Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire kurulmuştur.</p><p>Böylelikle ülkemizde modern tıp eğitimi resmen başlamıştır. 14 Mart'ın tekabül ettiği diğer bir hadise ise tıbbiyelilerin beyaz önlüklerini bayrak yaparak başlattıkları muhteşem kıyamdır. İstanbul'un ve okullarının işgal edilmesine itiraz eden tıbbiyeliler, 14 Mart 1919'da okulun iki kulesi arasına astıkları büyük bir Türk bayrağı ile tüm öğrencileri toplantıya çağırmışlardır.  Memduh Necdet, tıbbiyenin salonunu dolduran genç hekimlere şöyle seslenmiştir: "İtiraf ediyoruz ki vatan, bilhassa onun kalbi, beyni olan İstanbul, bu dakikada korkunç bir buhran geçiriyor ama korkmuyoruz, buradayız, burada kalacağız. İstanbul bizimdir çünkü halife ve hakan yatağıdır. İstanbul bizimdir çünkü şehitler ve tarih buradadır. İstanbul bizimdir çünkü istiklal buradadır." Bu muazzam ve muhteşem sözler sadece tıbbiyenin salonunda değil adeta tüm İstanbul'da yankılanmış, işgalciler neye uğradığını şaşırmış, toplantıyı şiddet kullanarak dağıtmaya çalışmışlardır.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, tıbbiyelilerin İstiklal Harbi'nde hem cephe hattında hem cephe gerisinde hayatlarını riske atarak, kahramanca mücadele ederek şehit düştüklerini ve gazilikle müşerref olduklarını anımsattı.</p><p><strong>COVID-19 SALGININDA İLK SAFTA SAĞLIK ÇALIŞANLARI VARDI</strong>  Covid-19 salgınına karşı yürütülen savaşta ilk safında yine sağlık çalışanlarının bulunduğunu belirten Erdoğan, "6 Şubat depremlerinde milletçe hep beraber şahitlik ettik. Günlerce hatta haftalarca evlerinden, evlatlarından uzakta kalan, bir cana şifa olmak için gerektiğinde kendi canını tehlikeye atan, hekim olmanın, sağlık çalışanı olmanın omuzlarına yüklediği ağır mesuliyetle ülkesine ve milletine sevda ile hizmet eden siz kardeşlerimizin çabalarını, emeklerini asla ve asla unutamayız. Tüm sağlık personelimize, ülkem ve milletim adına bugün bir kez daha teşekkür ediyorum." diye konuştu.</p><p><strong>25 ŞEHİR HASTANEMİZ HİZMETE GİRDİ</strong></p><p>Sağlık alanında 22 yıl boyunca pek çok reforma imza attık. Hastane, poliklinik sayısının artırılmasından sağlık teçhizatlarının modernleştirilmesine gibi çok önemli işler yaptık. 25 şehir hastanemiz bu kapsamda hizmete girdi.</p><p>Salgınla mücadeleyi imkan bakımından bizden daha ileri olan ülkelerden daha iyi yönetmemizde sağlık tesislerimiz kritik roller oynamıştır.   Ülkemizdeki muhalefetin israf dediği engellemek için her yolu denediği hatta akla ziyan bahaneler üreterek bağlantı yollarını dahi yapmadıkları bu hastaneler binlerce insanımızın hayatının kurtulmasına vesile olmuştur. </p><p><strong>"SAĞLIKTA ŞİDDETE MÜSAMAHAMIZ YOKTUR"</strong></p><p>Ertelenmiş sağlık hizmeti talebinde çok ciddi artışlar yaşandı. Tüm dünya gibi biz de bu yeni durumla sınanıyoruz. Son 2 yılda sağlık sistemimizde ilave yük oluşturan bu talebin doğru dağıtılması ve karşılanması amacıyla farklı adımlar atıyoruz.   Aile Hekimliğinin yeniden yapılandırılması ve koruyucu hekimliğin ön plana çıkartılması bunlardan sadece bir tanesidir. Hastanelerimizdeki yoğunluğun azatılmasını da temin edeceğiz.</p><p>22 yıl boyunca pek çok reforma imza attık. Üniversite ve özel hastane kapılarının tüm vatandaşlarımıza açılmasını sağladık. Toplamda 37 bin 367 yataklı 25 şehir hastanemiz hizmete girdi. Halen 13 bin 950 yaraklı 11 şehir hastanesini yapımı sürüyor.   İhale ve arsa süreci devam edenlerle birlikte hepsi tamamlandığında 57 bin yatak kapasiteli 45 şehir hastanemiz olacak. Tomografi, MR, diyaliz cihazı, ambulans gibi birçok alanda geçmişle kıyaslanmayacak seviyelere ulaştık.   Evde sağlık hizmeti uygulamasıyla bugün 2 milyon 753 bin insanımızın ayağına sağlık hizmetini götürüyoruz.   Sağlıkta şiddete asla müsamahamız yoktur. Bu konuda ilkemiz sıfır toleranstır. Hekimlerimize ve sağlık personelimize el kaldırılmasını asla kabul edemeyiz.   Sağlık camiamızın beklediği önemli bir müjdeyi paylaşmak istiyorum. 2025 yılı içerisinde sağlık teşkilatımızı istihdam edeceğimiz 37 bin hekim dışı yeni personel ile daha da güçlendireceğiz."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Herkes severek tüketiyor: Ölümcül ağız kanseri nedeni olabilirmiş</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/herkes-severek-tuketiyor-olumcul-agiz-kanseri-nedeni-olabilirmis</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/herkes-severek-tuketiyor-olumcul-agiz-kanseri-nedeni-olabilirmis</guid>
<description><![CDATA[ Gün içerisinde şekerli gazlı içeceklerin tüketimi oldukça yaygın.  Severek tüketilen bu içeceklerin sağlığa pek çok zararı var. Bilim insanları, günde yalnızca bir kutu şekerli gazlı içecek tüketmenin ağız kanseri riskini beş kat artırabileceğini ortaya koyan çarpıcı bir araştırma yayımladı.Bilim insanları, günde yalnızca bir kutu şekerli gazlı içecek tüketmenin ağız kanseri riskini beş kat artırabileceğini ortaya koyan çarpıcı bir araştırma yayımladı. 160 binden fazla kişinin verileri üzerinde yapılan incelemede, şekerli içecek tüketiminin ağız kanseriyle bağlantılı olduğu belirlendi.Araştırmacılar, ayda bir kez veya daha az şekerli içecek tüketenlerle karşılaştırıldığında, sık tüketim yapan kişilerin ağız kanserine yakalanma riskinin çok daha fazla olduğunu ifade etti. Sonuçlar, son yıllarda özellikle kadınlar arasında görülen ağız kanseri artışının bir kısmını açıklayabileceği belirtilse de, bilim insanları kesin sonuçlar için daha fazla araştırma yapılması gerektiğine dikkat çekti.Çalışma, kadınların içtikleri şekerli gazlı içecekler, limonatalar ve buzlu çayların türlerine dair tam markaları açıklamamakla birlikte, şekerli içecek tüketimi ile ağız kanseri arasındaki güçlü ilişkiyi gözler önüne serdi. Araştırmacılar, içeceklerin şeker oranını doğrudan ölçemedikleri için, katılımcılara dört yılda bir yapılan anketlerle içtikleri içeceklerin miktarını bildirmeleri istendi.Çalışma süresince, günde bir veya daha fazla şekerli içecek tüketen kadınların, ayda bir veya daha az içenlere göre ağız kanseri riski 4,87 kat daha fazla çıktı. Özellikle sigara ve alkol kullanmayan kadınlarda bile bu riskin devam etmesi dikkat çekti.Araştırmanın yazarları, şekerli içeceklerin ağız kanseri riskini artırmasının, politika yapıcıları modern beslenme düzenlerinde şeker alımını azaltmaya teşvik etmesi gerektiğini vurguladı. Çalışma sırasında, yapay tatlandırıcılar içeren diyet içecekler dikkate alınmadı, ancak gelecekte bu konuda da incelemeler yapılabileceği ifade edildi.Şekerli içeceklerden kaynaklanan riskin artmasının, 100.000 kişide üç daha fazla ağız kanseri vakasına yol açabileceği tahmin ediliyor. Yine de, bu içeceklerin tam olarak nasıl kanseri tetiklediği konusunda net bir bilgi yok. Ancak, ABD&#039;de sıkça kullanılan yüksek fruktozlu mısır şurubu gibi maddelerin bu mekanizmanın bir parçası olabileceği düşünülüyor. Bu şuruplar, ağızdaki bakteri dengesini bozarak iltihaplanmaya ve kanserle ilişkilendirilen hücresel değişikliklere yol açabilir.Son yıllarda, sigara içmeyen kişilerde bile ağız kanseri vakalarında açıklanamayan bir artış gözlemleniyor. İnsan papilloma virüsü (HPV) gibi teoriler bu artışa katkıda bulunuyor olsa da, kesin nedenler henüz tam olarak belirlenebilmiş değil. Araştırmacılar, bulgularını doğrulamak amacıyla daha geniş çaplı çalışmalar yapmayı planlıyor.Çalışmanın yalnızca kadınlar üzerinde yapılmış olması, elde edilen sonuçların erkekler için geçerliliğini sınırlayabiliyor. Ağız kanserinin erken evrelerinin diş muayeneleriyle tespit edilebileceği, ancak NHS diş hekimliği hizmetlerine erişimdeki zorlukların tedavi süreçlerini zorlaştırdığı da belirtiliyor.NHS, insanların günlük şeker alımını 30 gramla sınırlamaları gerektiğini vurguluyor. 330 ml’lik bir şekerli gazlı içecek 35 gram şeker içeriyor. Uzmanlar, aşırı şeker tüketiminin obezite, kalp hastalıkları ve tip 2 diyabet gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rRhLoiyZ-ECsGKdynz_SFA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Herkes, severek, tüketiyor:, Ölümcül, ağız, kanseri, nedeni, olabilirmiş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rRhLoiyZ-ECsGKdynz_SFA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Herkes severek tüketiyor: Ölümcül ağız kanseri nedeni olabilirmiş"><p>Gün içerisinde şekerli gazlı içeceklerin tüketimi oldukça yaygın.  Severek tüketilen bu içeceklerin sağlığa pek çok zararı var. Bilim insanları, günde yalnızca bir kutu şekerli gazlı içecek tüketmenin ağız kanseri riskini beş kat artırabileceğini ortaya koyan çarpıcı bir araştırma yayımladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UcnHpbwrj0eA1GgFnNvrCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilim insanları, günde yalnızca bir kutu şekerli gazlı içecek tüketmenin ağız kanseri riskini beş kat artırabileceğini ortaya koyan çarpıcı bir araştırma yayımladı. 160 binden fazla kişinin verileri üzerinde yapılan incelemede, şekerli içecek tüketiminin ağız kanseriyle bağlantılı olduğu belirlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M7iOy1vD6EydRUSrf0LVgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, ayda bir kez veya daha az şekerli içecek tüketenlerle karşılaştırıldığında, sık tüketim yapan kişilerin ağız kanserine yakalanma riskinin çok daha fazla olduğunu ifade etti. Sonuçlar, son yıllarda özellikle kadınlar arasında görülen ağız kanseri artışının bir kısmını açıklayabileceği belirtilse de, bilim insanları kesin sonuçlar için daha fazla araştırma yapılması gerektiğine dikkat çekti.Çalışma, kadınların içtikleri şekerli gazlı içecekler, limonatalar ve buzlu çayların türlerine dair tam markaları açıklamamakla birlikte, şekerli içecek tüketimi ile ağız kanseri arasındaki güçlü ilişkiyi gözler önüne serdi. Araştırmacılar, içeceklerin şeker oranını doğrudan ölçemedikleri için, katılımcılara dört yılda bir yapılan anketlerle içtikleri içeceklerin miktarını bildirmeleri istendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VorWA4rR-kSQlZg2D8Xnhg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışma süresince, günde bir veya daha fazla şekerli içecek tüketen kadınların, ayda bir veya daha az içenlere göre ağız kanseri riski 4,87 kat daha fazla çıktı. Özellikle sigara ve alkol kullanmayan kadınlarda bile bu riskin devam etmesi dikkat çekti.Araştırmanın yazarları, şekerli içeceklerin ağız kanseri riskini artırmasının, politika yapıcıları modern beslenme düzenlerinde şeker alımını azaltmaya teşvik etmesi gerektiğini vurguladı. Çalışma sırasında, yapay tatlandırıcılar içeren diyet içecekler dikkate alınmadı, ancak gelecekte bu konuda da incelemeler yapılabileceği ifade edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e3kpp0il7Um6lYjiin09QQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şekerli içeceklerden kaynaklanan riskin artmasının, 100.000 kişide üç daha fazla ağız kanseri vakasına yol açabileceği tahmin ediliyor. Yine de, bu içeceklerin tam olarak nasıl kanseri tetiklediği konusunda net bir bilgi yok. Ancak, ABD'de sıkça kullanılan yüksek fruktozlu mısır şurubu gibi maddelerin bu mekanizmanın bir parçası olabileceği düşünülüyor. Bu şuruplar, ağızdaki bakteri dengesini bozarak iltihaplanmaya ve kanserle ilişkilendirilen hücresel değişikliklere yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RW7z20tEbUy5vZPi_QWeDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son yıllarda, sigara içmeyen kişilerde bile ağız kanseri vakalarında açıklanamayan bir artış gözlemleniyor. İnsan papilloma virüsü (HPV) gibi teoriler bu artışa katkıda bulunuyor olsa da, kesin nedenler henüz tam olarak belirlenebilmiş değil. Araştırmacılar, bulgularını doğrulamak amacıyla daha geniş çaplı çalışmalar yapmayı planlıyor.Çalışmanın yalnızca kadınlar üzerinde yapılmış olması, elde edilen sonuçların erkekler için geçerliliğini sınırlayabiliyor. Ağız kanserinin erken evrelerinin diş muayeneleriyle tespit edilebileceği, ancak NHS diş hekimliği hizmetlerine erişimdeki zorlukların tedavi süreçlerini zorlaştırdığı da belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TeE_submuEO1kwxpIUrICg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NHS, insanların günlük şeker alımını 30 gramla sınırlamaları gerektiğini vurguluyor. 330 ml’lik bir şekerli gazlı içecek 35 gram şeker içeriyor. Uzmanlar, aşırı şeker tüketiminin obezite, kalp hastalıkları ve tip 2 diyabet gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İngiltere’de Ulusal Sağlık Sistemi tasfiye ediliyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/ingilterede-ulusal-saglik-sistemi-tasfiye-ediliyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/ingilterede-ulusal-saglik-sistemi-tasfiye-ediliyor</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere, sağlıkta reform planları kapsamında Ulusal Sağlık Sistemi NHS&#039;yi tasfiye ediyor. Başbakan Starmer, bu hamlenin bürokrasiyi azaltacağını söylerken Sağlık Bakanı Streeting, &quot;9 bin memur işsiz kalacak&quot; dedi.İngiltere Başbakanı Keir Starmer, “kol gücüyle çalışan kurum” NHS İngiltere’yi (Ulusal Sağlık Sistemi) lağvetme planlarını doğruladı.  Başbakan, kurumun lağvedilmesinin NHS yönetimini “demokratik kontrole geri getireceğini” söyledi.  Bu hamlenin doktorlar, hemşireler ve ön saflardaki hizmetler için para serbest bırakacağını ve sağlık hizmetindeki iyileştirmeleri hızlandırmaya yardımcı olmak için bürokrasiyi azaltacağını söyledi.  Başbakan Starmer, NHS&#039;nin hastanedeki bekleme sürelerini kısaltmaya yeniden odaklanacağını da sözlerine ekledi.  Kararın NHS hizmetlerini nasıl iyileştireceği sorulduğunda Starmer, şunları anlattı: “Bunu kaldırmamızın nedenleri arasında mükerrerlik de var. İnanabiliyor musunuz, NHS İngiltere&#039;de bir iletişim ekibimiz var, hükümetin sağlık departmanında bir iletişim ekibimiz var; NHS İngiltere&#039;de bir strateji ekibimiz var, hükümet departmanında bir strateji ekibimiz var. Bir kere yapılabilecek şeyleri tekrarlıyoruz.”9 BİNDEN FAZLA MEMUR İŞİNİ KAYBEDECEK  Sağlık Bakanı Wes Streeting, Sky News’e yaptığı açıklamada, tasfiyenin 9 binden fazla memurun işini kaybetmesi anlamına geleceğini söyledi.  Bakan, “Onlar için kaygılı bir dönem olacak. Bunu gizlemenin bir yolu yok. Ancak bu süreçte insanlara özenli, saygılı ve adil bir şekilde davranacağız” dedi.  Streeting, NHS İngiltere&#039;nin işlevlerinin bir bütün olarak sisteme yeniden entegre edilmesinin yaklaşık iki yıl alacağını söyledi.  Sağlık bakanı şöyle konuştu: &quot;Bu reformlar NHS&#039;yi çok daha yalın bir yapıya kavuşturacak ve yılda yüz milyonlarca poundluk önemli tasarruflar sağlayacak. Bu para, bekleme sürelerini daha hızlı kısaltmak ve bürokrasi katmanlarını azaltarak ve ön saflardaki NHS liderlerinin şımartılmasına son vererek &#039;değişim planımızı&#039; uygulamak için ön saflara akacaktır.”MUHALEFET &quot;TESTERE PROJESİ&quot; DİYOR  İngiliz basınına göre İşçi Partisi bu hamleyi &quot;testere projesi&quot; olarak adlandırmaya başladı. Bunun da Elon Musk tarafından denetlenmekte olan ABD yürütme organındaki kesintilere bir gönderme olduğu öne sürülüyor.  NHS NEDİR? NASIL ÇALIŞIYOR?  NHS İngiltere, 2013 yılında eski Muhafazakar Sağlık Bakanı Andrew Lansley tarafından NHS&#039;ye daha fazla bağımsızlık ve özerklik kazandırmak amacıyla kurulmuştu.  Vergi mükellefleri tarafından finanse edilen ancak doğrudan merkezi hükümet tarafından kontrol edilmeyen bir sistem olarak kurulan NHS, yüksek kaliteli bakım sağlamaktan, personeli desteklemekten ve “paranın karşılığını almaktan” sorumluydu.  Web sitesinde, NHS için finansman ve öncelikleri kabul etmek ve güvenli ve etkili NHS hizmetlerinin sunulmasını denetlemek için hükümetle birlikte çalışmayı içeren “çok çeşitli yasal işlevlere, sorumluluklara ve düzenleyici yetkilere” sahip olduğu belirtiliyor.  NHS İngiltere şu anda yaklaşık 15 bin 300 kişiyi istihdam ediyor. Sağlık ve Sosyal Bakım Bakanlığında da 3 bin 300 kişi çalışıyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YA0GE4gk2UKMVtIBfWd7wA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İngiltere’de, Ulusal, Sağlık, Sistemi, tasfiye, ediliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YA0GE4gk2UKMVtIBfWd7wA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İngiltere’de Ulusal Sağlık Sistemi tasfiye ediliyor"><p>İngiltere, sağlıkta reform planları kapsamında Ulusal Sağlık Sistemi NHS'yi tasfiye ediyor. Başbakan Starmer, bu hamlenin bürokrasiyi azaltacağını söylerken Sağlık Bakanı Streeting, "9 bin memur işsiz kalacak" dedi.</p><p>İngiltere Başbakanı Keir Starmer, “kol gücüyle çalışan kurum” NHS İngiltere’yi (Ulusal Sağlık Sistemi) lağvetme planlarını doğruladı.  Başbakan, kurumun lağvedilmesinin NHS yönetimini “demokratik kontrole geri getireceğini” söyledi.  Bu hamlenin doktorlar, hemşireler ve ön saflardaki hizmetler için para serbest bırakacağını ve sağlık hizmetindeki iyileştirmeleri hızlandırmaya yardımcı olmak için bürokrasiyi azaltacağını söyledi.  Başbakan Starmer, NHS'nin hastanedeki bekleme sürelerini kısaltmaya yeniden odaklanacağını da sözlerine ekledi.  Kararın NHS hizmetlerini nasıl iyileştireceği sorulduğunda Starmer, şunları anlattı: “Bunu kaldırmamızın nedenleri arasında mükerrerlik de var. İnanabiliyor musunuz, NHS İngiltere'de bir iletişim ekibimiz var, hükümetin sağlık departmanında bir iletişim ekibimiz var; NHS İngiltere'de bir strateji ekibimiz var, hükümet departmanında bir strateji ekibimiz var. Bir kere yapılabilecek şeyleri tekrarlıyoruz.”</p><p><strong>9 BİNDEN FAZLA MEMUR İŞİNİ KAYBEDECEK</strong>  Sağlık Bakanı Wes Streeting, Sky News’e yaptığı açıklamada, tasfiyenin 9 binden fazla memurun işini kaybetmesi anlamına geleceğini söyledi.  Bakan, “Onlar için kaygılı bir dönem olacak. Bunu gizlemenin bir yolu yok. Ancak bu süreçte insanlara özenli, saygılı ve adil bir şekilde davranacağız” dedi.  Streeting, NHS İngiltere'nin işlevlerinin bir bütün olarak sisteme yeniden entegre edilmesinin yaklaşık iki yıl alacağını söyledi.  Sağlık bakanı şöyle konuştu: "Bu reformlar NHS'yi çok daha yalın bir yapıya kavuşturacak ve yılda yüz milyonlarca poundluk önemli tasarruflar sağlayacak. Bu para, bekleme sürelerini daha hızlı kısaltmak ve bürokrasi katmanlarını azaltarak ve ön saflardaki NHS liderlerinin şımartılmasına son vererek 'değişim planımızı' uygulamak için ön saflara akacaktır.”</p><p><strong>MUHALEFET "TESTERE PROJESİ" DİYOR</strong>  İngiliz basınına göre İşçi Partisi bu hamleyi "testere projesi" olarak adlandırmaya başladı. Bunun da Elon Musk tarafından denetlenmekte olan ABD yürütme organındaki kesintilere bir gönderme olduğu öne sürülüyor.  <strong>NHS NEDİR? NASIL ÇALIŞIYOR?</strong>  NHS İngiltere, 2013 yılında eski Muhafazakar Sağlık Bakanı Andrew Lansley tarafından NHS'ye daha fazla bağımsızlık ve özerklik kazandırmak amacıyla kurulmuştu.  Vergi mükellefleri tarafından finanse edilen ancak doğrudan merkezi hükümet tarafından kontrol edilmeyen bir sistem olarak kurulan NHS, yüksek kaliteli bakım sağlamaktan, personeli desteklemekten ve “paranın karşılığını almaktan” sorumluydu.  Web sitesinde, NHS için finansman ve öncelikleri kabul etmek ve güvenli ve etkili NHS hizmetlerinin sunulmasını denetlemek için hükümetle birlikte çalışmayı içeren “çok çeşitli yasal işlevlere, sorumluluklara ve düzenleyici yetkilere” sahip olduğu belirtiliyor.  NHS İngiltere şu anda yaklaşık 15 bin 300 kişiyi istihdam ediyor. Sağlık ve Sosyal Bakım Bakanlığında da 3 bin 300 kişi çalışıyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sağlık Bakanlığı duyurdu! Çocukluk dönemi aşı takviminde değişik</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/saglik-bakanligi-duyurdu-cocukluk-doenemi-asi-takviminde-degisik</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/saglik-bakanligi-duyurdu-cocukluk-doenemi-asi-takviminde-degisik</guid>
<description><![CDATA[ Çocukluk dönemi aşı takviminde değişikliğe gidiliyor. Hepatit B aşısı ile beş bileşenli karma aşıyı bir araya getiren &quot;altı bileşenli karma aşı&quot; uygulanmasına 14 Nisan&#039;da başlanacak.Sağlık Bakanlığınca Hepatit B aşısı ile beş bileşenli karma aşıyı bir araya getiren &quot;altı bileşenli karma aşı&quot; uygulanmasına, 14 Nisan&#039;da başlanacak.  Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, difteri, tetanos, boğmaca, çocuk felci (polio), hemofilus influenza Tip B, hepatit B&#039;yi içeren &quot;altı bileşenli karma aşı&quot; uygulaması sayesinde tek bir enjeksiyonla 6 hastalığa karşı bağışıklama sağlanacak.  Türkiye&#039;de 1998&#039;den itibaren uygulanan hepatit B aşısı ile 2008&#039;den bugüne uygulanan beş bileşenli karma aşıyı bir araya getiren uygulamaya, 14 Nisan itibarıyla başlanacak.Sağlık Bakanlığınca temin edilen yeni aşılar, Türkiye genelindeki tüm aile sağlığı merkezlerinde ve ilgili sağlık kuruluşlarında ücretsiz uygulanacak.  Geçen dönemde beş bileşenli karma aşı ile aşılanmaya başlanan çocukların devam dozları, &quot;altı bileşenli karma aşı&quot; ile tamamlanacak. Bunun dışında herhangi ek aşıya gerek olmayacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DkVt_F0KGESC6WzlsXgTeg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sağlık, Bakanlığı, duyurdu, Çocukluk, dönemi, aşı, takviminde, değişik</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DkVt_F0KGESC6WzlsXgTeg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sağlık Bakanlığı duyurdu! Çocukluk dönemi aşı takviminde değişik"><p>Çocukluk dönemi aşı takviminde değişikliğe gidiliyor. Hepatit B aşısı ile beş bileşenli karma aşıyı bir araya getiren "altı bileşenli karma aşı" uygulanmasına 14 Nisan'da başlanacak.</p>Sağlık Bakanlığınca Hepatit B aşısı ile beş bileşenli karma aşıyı bir araya getiren "altı bileşenli karma aşı" uygulanmasına, 14 Nisan'da başlanacak.  Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, difteri, tetanos, boğmaca, çocuk felci (polio), hemofilus influenza Tip B, hepatit B'yi içeren "altı bileşenli karma aşı" uygulaması sayesinde tek bir enjeksiyonla 6 hastalığa karşı bağışıklama sağlanacak.  Türkiye'de 1998'den itibaren uygulanan hepatit B aşısı ile 2008'den bugüne uygulanan beş bileşenli karma aşıyı bir araya getiren uygulamaya, 14 Nisan itibarıyla başlanacak.Sağlık Bakanlığınca temin edilen yeni aşılar, Türkiye genelindeki tüm aile sağlığı merkezlerinde ve ilgili sağlık kuruluşlarında ücretsiz uygulanacak.  Geçen dönemde beş bileşenli karma aşı ile aşılanmaya başlanan çocukların devam dozları, "altı bileşenli karma aşı" ile tamamlanacak. Bunun dışında herhangi ek aşıya gerek olmayacak.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mide kanserinin erken belirtisi: 8 işaret hayati önem taşıyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/mide-kanserinin-erken-belirtisi-8-isaret-hayati-oenem-tasiyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/mide-kanserinin-erken-belirtisi-8-isaret-hayati-oenem-tasiyor</guid>
<description><![CDATA[ Mide kanseri dünyada en sık görülen kanser türlerinden biri. Mide kanserinde erken teşhis hayati önem taşıyor. Bu nedenle bazı işaretleri ciddiye almak gerekiyor. Mide kanserine neden olan pek çok etken de bulunuyor. Peki, mide kanseri nedir, belirtileri nelerdir?Dünyada genelinde en sık görülen 4. kanser türü mide kanseri olarak biliniyor. Mide kanseri, çoğu midenin iç yüzeyindeki glandüler dokuda başlayan, midenin herhangi bir yerindeki sağlıklı hücrelerin büyüyerek bölündüğü ölümcül bir kanser türü.Mide kanseri, midenin iç yüzeyindeki hücrelerin kontrolsüz bir şekilde büyümesi ve çoğalması sonucu oluşan kötü huylu bir tümördür. Mide kanseri genellikle mideyi kaplayan mukoza adı verilen dokuda başlar ve zamanla diğer mide bölümlerine yayılabilir. Mide kanseri, başlangıçta belirti vermeyebilir veya çok hafif belirtilerle kendini gösterebilir, bu yüzden erken teşhis zor olabilir.Mide kanseri ölümcül bir kanser türü olarak da biliniyor. Mide kanseri, vakaların yaklaşık %95&#039;inde mide zarında başlar ve yavaş bir şekilde seyreder. Yavaş seyretmesi aynı zamanda belirti göstermediği vakaları da işaret edebilir. Mide kanseriyle mücadele etmede her kanser türünde olduğu gibi erken tanı hayati önem taşıyor.Mide kanserini tetikleyen pek çok faktör de bulunuyor. Enfeksiyonlar, gastrit gibi iltihaplar, beslenme alışkanlıkları, ailede mide kanseri öyküsü gibi genetik ve çevresel faktörler ve yaşam tarzıdır. Aşırı tütün ürünleri ve alkol tüketimide mide kanseri riskini artıran yaygın nedenlerdir.Erken tanının hayati ödenm taşıdığı mide kanserinde bazı belirtileri göz ardı etmemek gerekiyor. Mide kanseri belirtileri hazımsızlık, özellikle yemekten sonra anormal şişkinlik hissi, yutma güçlüğü, mide yanması, mide ağrısı, halsizlik, beklenmedik kilo kaybı ve bulantııdr. Dışkıda kan ve siyah renkli dışkılama da mide kanserinde görülen diğer belirtilerdir.Mide kanserine yakalanan hastaların yaşam süresi, kanserin evresi ve metastaz yapıp yapmadığına bağlı olarak değişir. İlk evre mide kanserinden kurtulma oranı daha yüksektir. Ancak kanser daha ileri evrede ise aynı oranda iyileşme ihtimali daha da zorlaşır.Evre 0 (Kanser Öncesi Evre) : Kanser hücreleri sadece midenin en iç tabakasında (mukoza) bulunur ve henüz derin dokulara yayılmamıştır,
Evre 1 : Kanser, mukoza tabakasının altına veya yakındaki birkaç lenf düğümüne yayılmıştır ancak derin kas tabakasına ulaşmamıştır,
Evre 2 : Kanser, mide duvarının daha derin katmanlarına ve daha fazla sayıda lenf düğümüne yayılmıştır ancak uzak organlara sıçramamıştır,
Evre 3 : Kanser, midenin dışına, çevredeki organlara veya çok sayıda lenf düğümüne yayılmıştır,
Evre 4: Kanser, vücudun uzak organlarına (karaciğer, akciğerler veya kemikler gibi) metastaz yapmıştır ve ileri evrede kabul edilir.Radyolojik TestlerMide kanseri teşhisi, birkaç farklı yöntemle konulabilir. Bu yöntemler genellikle hastanın semptomlarına ve doktorun klinik değerlendirmesine dayanır. Mide kanserinin teşhisinde kullanılan başlıca yöntemler şunlardır:

Fiziksel Muayene: Doktor, hastanın genel sağlık durumunu değerlendirecek ve mide bölgesinde herhangi bir kitle ya da hassasiyet olup olmadığını kontrol edecektir
Endoskopi (Gastroskopi): Mideyi doğrudan görmek için, ağız yoluyla mideye ince bir tüp (endoskop) yerleştirilir. Bu yöntemle mide içi görüntülenebilir ve şüpheli bölgelerden biyopsi alınarak kanser olup olmadığı incelenebilir.
Biyopsi: Endoskopi sırasında, mide duvarından şüpheli bir bölgeden doku örneği alınır. Alınan örnek laboratuvarda mikroskopik incelemeye tabi tutulur ve kanser hücrelerinin varlığı araştırılır.
Kan Testleri: Mide kanseri tanısını doğrudan koymasa da, kanserin varlığına dair bazı belirteçler gösterebilir. Örneğin, CEA (karsinoembriyonik antijen) gibi tümör belirteçlerinin yüksekliği bazı mide kanseri vakalarında gözlemlenebilir.
Radyolojik Testler ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/79WnPmkJ_kG9fyN_s0CyjQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mide, kanserinin, erken, belirtisi:, işaret, hayati, önem, taşıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/79WnPmkJ_kG9fyN_s0CyjQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Mide kanserinin erken belirtisi: 8 işaret hayati önem taşıyor"><p>Mide kanseri dünyada en sık görülen kanser türlerinden biri. Mide kanserinde erken teşhis hayati önem taşıyor. Bu nedenle bazı işaretleri ciddiye almak gerekiyor. Mide kanserine neden olan pek çok etken de bulunuyor. Peki, mide kanseri nedir, belirtileri nelerdir?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LK5JaPCybUe3XMCJX_0D3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünyada genelinde en sık görülen 4. kanser türü mide kanseri olarak biliniyor. Mide kanseri, çoğu midenin iç yüzeyindeki glandüler dokuda başlayan, midenin herhangi bir yerindeki sağlıklı hücrelerin büyüyerek bölündüğü ölümcül bir kanser türü.Mide kanseri, midenin iç yüzeyindeki hücrelerin kontrolsüz bir şekilde büyümesi ve çoğalması sonucu oluşan kötü huylu bir tümördür. Mide kanseri genellikle mideyi kaplayan mukoza adı verilen dokuda başlar ve zamanla diğer mide bölümlerine yayılabilir. Mide kanseri, başlangıçta belirti vermeyebilir veya çok hafif belirtilerle kendini gösterebilir, bu yüzden erken teşhis zor olabilir.Mide kanseri ölümcül bir kanser türü olarak da biliniyor. Mide kanseri, vakaların yaklaşık %95'inde mide zarında başlar ve yavaş bir şekilde seyreder. Yavaş seyretmesi aynı zamanda belirti göstermediği vakaları da işaret edebilir. Mide kanseriyle mücadele etmede her kanser türünde olduğu gibi erken tanı hayati önem taşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e0H4JFOJ5UOO49TQUKnHAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mide kanserini tetikleyen pek çok faktör de bulunuyor. Enfeksiyonlar, gastrit gibi iltihaplar, beslenme alışkanlıkları, ailede mide kanseri öyküsü gibi genetik ve çevresel faktörler ve yaşam tarzıdır. Aşırı tütün ürünleri ve alkol tüketimide mide kanseri riskini artıran yaygın nedenlerdir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ax6KZ_bkbE6QSwtr4B8ziQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erken tanının hayati ödenm taşıdığı mide kanserinde bazı belirtileri göz ardı etmemek gerekiyor. Mide kanseri belirtileri hazımsızlık, özellikle yemekten sonra anormal şişkinlik hissi, yutma güçlüğü, mide yanması, mide ağrısı, halsizlik, beklenmedik kilo kaybı ve bulantııdr. Dışkıda kan ve siyah renkli dışkılama da mide kanserinde görülen diğer belirtilerdir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zWRMIg6bvkOiLRS_pYEyzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mide kanserine yakalanan hastaların yaşam süresi, kanserin evresi ve metastaz yapıp yapmadığına bağlı olarak değişir. İlk evre mide kanserinden kurtulma oranı daha yüksektir. Ancak kanser daha ileri evrede ise aynı oranda iyileşme ihtimali daha da zorlaşır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P7Zgtg7NY0-AYNCDddlsyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Evre 0 (Kanser Öncesi Evre) : Kanser hücreleri sadece midenin en iç tabakasında (mukoza) bulunur ve henüz derin dokulara yayılmamıştır,
Evre 1 : Kanser, mukoza tabakasının altına veya yakındaki birkaç lenf düğümüne yayılmıştır ancak derin kas tabakasına ulaşmamıştır,
Evre 2 : Kanser, mide duvarının daha derin katmanlarına ve daha fazla sayıda lenf düğümüne yayılmıştır ancak uzak organlara sıçramamıştır,
Evre 3 : Kanser, midenin dışına, çevredeki organlara veya çok sayıda lenf düğümüne yayılmıştır,
Evre 4: Kanser, vücudun uzak organlarına (karaciğer, akciğerler veya kemikler gibi) metastaz yapmıştır ve ileri evrede kabul edilir.Radyolojik Testler</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PcGP_bzW2ESoP1mu56f61g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mide kanseri teşhisi, birkaç farklı yöntemle konulabilir. Bu yöntemler genellikle hastanın semptomlarına ve doktorun klinik değerlendirmesine dayanır. Mide kanserinin teşhisinde kullanılan başlıca yöntemler şunlardır:

Fiziksel Muayene: Doktor, hastanın genel sağlık durumunu değerlendirecek ve mide bölgesinde herhangi bir kitle ya da hassasiyet olup olmadığını kontrol edecektir
Endoskopi (Gastroskopi): Mideyi doğrudan görmek için, ağız yoluyla mideye ince bir tüp (endoskop) yerleştirilir. Bu yöntemle mide içi görüntülenebilir ve şüpheli bölgelerden biyopsi alınarak kanser olup olmadığı incelenebilir.
Biyopsi: Endoskopi sırasında, mide duvarından şüpheli bir bölgeden doku örneği alınır. Alınan örnek laboratuvarda mikroskopik incelemeye tabi tutulur ve kanser hücrelerinin varlığı araştırılır.
Kan Testleri: Mide kanseri tanısını doğrudan koymasa da, kanserin varlığına dair bazı belirteçler gösterebilir. Örneğin, CEA (karsinoembriyonik antijen) gibi tümör belirteçlerinin yüksekliği bazı mide kanseri vakalarında gözlemlenebilir.
Radyolojik Testler</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kızarmış ekmek mi yoksa taze ekmek mi: Hangisi daha sağlıklı?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/kizarmis-ekmek-mi-yoksa-taze-ekmek-mi-hangisi-daha-saglikli</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/kizarmis-ekmek-mi-yoksa-taze-ekmek-mi-hangisi-daha-saglikli</guid>
<description><![CDATA[ Ekmek her sofrada bulunan temel gıdalardan biri. Kızarmış ve taze olarak tüketilebilir. Kızarmış ekmeğin glisemik indeksi daha düşüktür, sindirime yardımcı olur ve taze ekmeğe kıyasla kilo yönetimini daha iyi destekler. Ancak, zararlı bileşiklerin oluşma olasılığı nedeniyle kızarmış ekmek tüketirken kontrollü olmak önemlidir.Ekmek her sofrada ve evde bulunan temel gıdalardan biri. Ekmek çiğnenmesi kolaydır, sindirilebilir ve çocuklar ve yaşlılar tarafından sevilir. Ancak, ekmeğin nasıl tüketileceğine dair tercihler, sağlık bileşenlerini oluşturabilir veya bozabilir. Çoğu insan kızarmış ekmeği tercih ederken, bazıları onu yumuşak ve taze olarak yemeyi sever. Hangi ekmeğin daha sağlıklı olduğunu öğrenelim: kızarmış ekmek mi yoksa taze ekmek mi?Ekmeği kızartmak, onu elektrikli bir tost makinesinde veya bir tavada ısıtmayı gerektirir. Kızartma sırasında oluşan kimyasal reaksiyon, karbonhidratları parçalayarak ve su içeriğini azaltarak ekmeğin moleküler yapısını değiştirir. Bu dönüşüm farklı bir tada, dokuya ve potansiyel sağlık avantajlarına yol açar. Ekmeği kızartmak, kızartılmamış ekmeğe kıyasla daha düşük glisemik indeks ve daha kolay sindirim gibi sağlık yararları sağlayabilen kimyasal değişiklikler yaratır. Frontiers in Nutrition tarafından yapılan çalışma, kızartma işleminin karbonhidratları nasıl parçaladığını ve su içeriğini nasıl azalttığını inceliyor; bu da diyabet hastaları, kilo yönetimi ve sindirim sorunları için potansiyel olarak faydalıdır.Tost, kızartılmamış taze ekmeğe göre daha düşük bir glisemik indeks göstermiştir. Bu nedenle taze ekmek yemek, tüketimden sonra daha küçük kan şekeri artışlarına neden olabilir. Kızartma sırasında oluşan kimyasal reaksiyon karbonhidrat içeriğini azaltır, ancak fark mütevazıdır. Diyabet hastaları için, daha düşük glisemik indeksi nedeniyle kızarmış ekmek, kızartılmamış ekmeğe göre daha iyi bir seçenek olabilir. Yiyeceklerin kan şekeri üzerindeki etkisini anlamak, diyabet yönetimi için çok önemlidir.Kilo verme çabaları, ekmek yerine tostu seçmekten biraz fayda sağlayabilir. Araştırma, zayıf kan şekeri kontrolünü kilo alımına bağlamıştır ve bu da tostun düşük glisemik indeksini kilo yönetimi için potansiyel olarak avantajlı hale getirmiştir.Ekmeklerin su içeriğinin azalması sindirim sorunları için faydalıdır. Dışkıya hacim kazandırır ve sindirimi yavaşlatır, bu da onu ishalin yönetimi için önerilen BRAT diyetinin (muz, pirinç, elma püresi, ekmek) önemli bir bileşeni yapar. Journal of Food Science tarafından referans alınan çalışmalara göre, ekmek ile ekmek arasındaki beslenme üzerine yapılan araştırmalar beyaz ekmek kullanılarak yürütülmüştür.DAHA BESLEYİCİ HALE GETİRİNEkmeklere sos eklemek besin değerini artırabilir. Ekmeğin üzerine fıstık ezmesi koymak karbonhidrat, yağ ve proteinin dengeli bir kombinasyonunu sağlar. Tam tahıllı ekmek kullanmak lif ekler ve bu da tokluk hissini artırır. Ekmeğin üzerine tereyağı sürmek protein içermese de tam tahıllı ekmek kullanıldığında yine de besleyici olabilir. Tam tahıllı ekmekteki lif içeriği, seçilen sos ne olursa olsun sağlık yararları sağlar.Ekmek hafif veya orta derecede kızartıldığında ekmek ile ekmek arasındaki besin farkları minimumdur.
Önemli besin değişiklikleri yalnızca ekmek yandığında meydana gelir, ancak bu noktada yenmez hale gelir. Ancak, kızarmış ekmeğin yanması, potansiyel olarak kanserojen bir bileşik olan akrilamid oluşturabilir. Sağlık uzmanları, bu maddenin sık tüketilmesinden kaynaklanan potansiyel sağlık risklerinden kaçınmak için yanmış ekmeğin atılmasını öneriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K5l9Eb3jAU6SnEMEBwzyTQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kızarmış, ekmek, yoksa, taze, ekmek, mi:, Hangisi, daha, sağlıklı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K5l9Eb3jAU6SnEMEBwzyTQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kızarmış ekmek mi yoksa taze ekmek mi: Hangisi daha sağlıklı?"><p>Ekmek her sofrada bulunan temel gıdalardan biri. Kızarmış ve taze olarak tüketilebilir. Kızarmış ekmeğin glisemik indeksi daha düşüktür, sindirime yardımcı olur ve taze ekmeğe kıyasla kilo yönetimini daha iyi destekler. Ancak, zararlı bileşiklerin oluşma olasılığı nedeniyle kızarmış ekmek tüketirken kontrollü olmak önemlidir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9q9qhVhFiU2ipULdnZUTUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ekmek her sofrada ve evde bulunan temel gıdalardan biri. Ekmek çiğnenmesi kolaydır, sindirilebilir ve çocuklar ve yaşlılar tarafından sevilir. Ancak, ekmeğin nasıl tüketileceğine dair tercihler, sağlık bileşenlerini oluşturabilir veya bozabilir. Çoğu insan kızarmış ekmeği tercih ederken, bazıları onu yumuşak ve taze olarak yemeyi sever. Hangi ekmeğin daha sağlıklı olduğunu öğrenelim: kızarmış ekmek mi yoksa taze ekmek mi?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p7QxyUO77EOS8f2RpbmtXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ekmeği kızartmak, onu elektrikli bir tost makinesinde veya bir tavada ısıtmayı gerektirir. Kızartma sırasında oluşan kimyasal reaksiyon, karbonhidratları parçalayarak ve su içeriğini azaltarak ekmeğin moleküler yapısını değiştirir. Bu dönüşüm farklı bir tada, dokuya ve potansiyel sağlık avantajlarına yol açar. Ekmeği kızartmak, kızartılmamış ekmeğe kıyasla daha düşük glisemik indeks ve daha kolay sindirim gibi sağlık yararları sağlayabilen kimyasal değişiklikler yaratır. Frontiers in Nutrition tarafından yapılan çalışma, kızartma işleminin karbonhidratları nasıl parçaladığını ve su içeriğini nasıl azalttığını inceliyor; bu da diyabet hastaları, kilo yönetimi ve sindirim sorunları için potansiyel olarak faydalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Gn68-NIiFE2IuSwx37MVsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tost, kızartılmamış taze ekmeğe göre daha düşük bir glisemik indeks göstermiştir. Bu nedenle taze ekmek yemek, tüketimden sonra daha küçük kan şekeri artışlarına neden olabilir. Kızartma sırasında oluşan kimyasal reaksiyon karbonhidrat içeriğini azaltır, ancak fark mütevazıdır. Diyabet hastaları için, daha düşük glisemik indeksi nedeniyle kızarmış ekmek, kızartılmamış ekmeğe göre daha iyi bir seçenek olabilir. Yiyeceklerin kan şekeri üzerindeki etkisini anlamak, diyabet yönetimi için çok önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k2Z5IgJyMkCAcItkpZA7wA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kilo verme çabaları, ekmek yerine tostu seçmekten biraz fayda sağlayabilir. Araştırma, zayıf kan şekeri kontrolünü kilo alımına bağlamıştır ve bu da tostun düşük glisemik indeksini kilo yönetimi için potansiyel olarak avantajlı hale getirmiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QepziWad3ESWzwOTAyCO7A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ekmeklerin su içeriğinin azalması sindirim sorunları için faydalıdır. Dışkıya hacim kazandırır ve sindirimi yavaşlatır, bu da onu ishalin yönetimi için önerilen BRAT diyetinin (muz, pirinç, elma püresi, ekmek) önemli bir bileşeni yapar. Journal of Food Science tarafından referans alınan çalışmalara göre, ekmek ile ekmek arasındaki beslenme üzerine yapılan araştırmalar beyaz ekmek kullanılarak yürütülmüştür.DAHA BESLEYİCİ HALE GETİRİNEkmeklere sos eklemek besin değerini artırabilir. Ekmeğin üzerine fıstık ezmesi koymak karbonhidrat, yağ ve proteinin dengeli bir kombinasyonunu sağlar. Tam tahıllı ekmek kullanmak lif ekler ve bu da tokluk hissini artırır. Ekmeğin üzerine tereyağı sürmek protein içermese de tam tahıllı ekmek kullanıldığında yine de besleyici olabilir. Tam tahıllı ekmekteki lif içeriği, seçilen sos ne olursa olsun sağlık yararları sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fI8b7WoGk0qdyxsjis_aJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ekmek hafif veya orta derecede kızartıldığında ekmek ile ekmek arasındaki besin farkları minimumdur.
Önemli besin değişiklikleri yalnızca ekmek yandığında meydana gelir, ancak bu noktada yenmez hale gelir. Ancak, kızarmış ekmeğin yanması, potansiyel olarak kanserojen bir bileşik olan akrilamid oluşturabilir. Sağlık uzmanları, bu maddenin sık tüketilmesinden kaynaklanan potansiyel sağlık risklerinden kaçınmak için yanmış ekmeğin atılmasını öneriyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Böbrek dostu: Lif, antioksidan zengini; iltihap önleyici</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/boebrek-dostu-lif-antioksidan-zengini-iltihap-oenleyici</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/boebrek-dostu-lif-antioksidan-zengini-iltihap-oenleyici</guid>
<description><![CDATA[ Böbreklerin sağlıklı tutulması genel sağlığın önemli bir yönüdür. Diyetinize besin açısından yoğun yiyecekler eklemek detoks etkisi yaratır, iltihabı azaltır ve böbreklerin düzgün çalışmasını sağlar. Böbrekler için faydalı olan bu yiyecekler su ihtiyacını da karşılar, kan basıncını dengede tutar ve doğal olarak toksin birikimini önlerBöbrek sağlığını korumak için sağlıklı ve dengeli bir beslenme alışkanlığı geliştirmeniz gerekir.
Bazı besinler böbrekleri koruyarak toksinlerin atılmasına yardımcı olur.Düşük potasyum ve yüksek A ve C vitamini içeren kırmızı dolmalık biberler iltihabı azaltır, böbrek hücrelerini korur ve genel işleve yardımcı olur, bu da onları böbrek dostu yemeklere harika bir katkı yapar.Lif, fitokimyasallar ve gerekli besinler açısından zengin olan lahana böbrekleri detoksifiye eder, sindirime yardımcı olur, oksidatif stresi azaltır ve böbrekle ilgili komplikasyon risklerini azaltırken genel sağlığı iyileştirirİltihap önleyici ve antibakteriyel olan sarımsak böbrek stresini azaltır, kan basıncını düzenler, enfeksiyonları uzak tutar ve genel bağışıklık tepkisini teşvik eder, bu da onu böbreklerinizi sağlıklı tutmanın mükemmel bir yolu haline getirir.SOĞANAntioksidanlar ve flavonoidlerle dolu olan soğanlar böbrekleri temizlemeye, dolaşımı iyileştirmeye ve iltihabı azaltmaya yardımcı olurken potasyum açısından doğal olarak düşük olduğundan böbrek dostu bir diyete harika bir katkı sağlar.Lif, C vitamini ve antioksidanlar açısından zengin olan karnabahar, toksin birikimini azaltarak, sindirimi teşvik ederek ve iltihabı azaltarak böbrek fonksiyonunu desteklerken potasyum ve fosfor açısından düşük olması böbrek sağlığı için önemlidir.Antioksidanlar ve fitonutrientlerle dolu olan yaban mersini böbrekleri oksidatif stresten korur, iltihapla savaşır ve idrar yolu sağlığını destekleyerek daha iyi böbrek işlevini ve enfeksiyona karşı bağışıklığı teşvik eder.Lif, antioksidanlar ve iltihap önleyici fitokimyasallar açısından zengin olan elmalar kan şekerini kontrol eder, toksinleri ortadan kaldırır ve böbrek detoksunu teşvik ederek uzun süreli böbrekle ilgili komplikasyon riskini azaltır.Omega-3 yağ asitleri açısından zengin olan somon gibi yağlı balıklar, kan basıncını düşürür, iltihabı baskılar, böbrek fonksiyonlarını korur ve kardiyovasküler sağlığı destekler ve bu nedenle böbrek diyetinin önemli bir parçasıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dh_1aIoYi0K6wQdt4UjDGQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Böbrek, dostu:, Lif, antioksidan, zengini, iltihap, önleyici</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dh_1aIoYi0K6wQdt4UjDGQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Böbrek dostu: Lif, antioksidan zengini; iltihap önleyici"><p>Böbreklerin sağlıklı tutulması genel sağlığın önemli bir yönüdür. Diyetinize besin açısından yoğun yiyecekler eklemek detoks etkisi yaratır, iltihabı azaltır ve böbreklerin düzgün çalışmasını sağlar. Böbrekler için faydalı olan bu yiyecekler su ihtiyacını da karşılar, kan basıncını dengede tutar ve doğal olarak toksin birikimini önler</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MOwmlL89B0miDZjCBM77ng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Böbrek sağlığını korumak için sağlıklı ve dengeli bir beslenme alışkanlığı geliştirmeniz gerekir.
Bazı besinler böbrekleri koruyarak toksinlerin atılmasına yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qov9o_l_jkSaJLDxGTx9Vw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düşük potasyum ve yüksek A ve C vitamini içeren kırmızı dolmalık biberler iltihabı azaltır, böbrek hücrelerini korur ve genel işleve yardımcı olur, bu da onları böbrek dostu yemeklere harika bir katkı yapar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3voHjs5b10297AgHudml4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lif, fitokimyasallar ve gerekli besinler açısından zengin olan lahana böbrekleri detoksifiye eder, sindirime yardımcı olur, oksidatif stresi azaltır ve böbrekle ilgili komplikasyon risklerini azaltırken genel sağlığı iyileştirir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1SNREmvj_ku5SXRxrLwbnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İltihap önleyici ve antibakteriyel olan sarımsak böbrek stresini azaltır, kan basıncını düzenler, enfeksiyonları uzak tutar ve genel bağışıklık tepkisini teşvik eder, bu da onu böbreklerinizi sağlıklı tutmanın mükemmel bir yolu haline getirir.SOĞANAntioksidanlar ve flavonoidlerle dolu olan soğanlar böbrekleri temizlemeye, dolaşımı iyileştirmeye ve iltihabı azaltmaya yardımcı olurken potasyum açısından doğal olarak düşük olduğundan böbrek dostu bir diyete harika bir katkı sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6dr5aSmWK0acfahjRehZVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lif, C vitamini ve antioksidanlar açısından zengin olan karnabahar, toksin birikimini azaltarak, sindirimi teşvik ederek ve iltihabı azaltarak böbrek fonksiyonunu desteklerken potasyum ve fosfor açısından düşük olması böbrek sağlığı için önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qtcUIeOOSkaCMwvkaHl6EA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antioksidanlar ve fitonutrientlerle dolu olan yaban mersini böbrekleri oksidatif stresten korur, iltihapla savaşır ve idrar yolu sağlığını destekleyerek daha iyi böbrek işlevini ve enfeksiyona karşı bağışıklığı teşvik eder.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iRDRW0xA0k2x4tGAPVH4YQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lif, antioksidanlar ve iltihap önleyici fitokimyasallar açısından zengin olan elmalar kan şekerini kontrol eder, toksinleri ortadan kaldırır ve böbrek detoksunu teşvik ederek uzun süreli böbrekle ilgili komplikasyon riskini azaltır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/68819gCcbUKtm8NVFv4c4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Omega-3 yağ asitleri açısından zengin olan somon gibi yağlı balıklar, kan basıncını düşürür, iltihabı baskılar, böbrek fonksiyonlarını korur ve kardiyovasküler sağlığı destekler ve bu nedenle böbrek diyetinin önemli bir parçasıdır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>126 kiloydu, 2 yılda 40 kilo verdi: &amp;quot;Gören mide küçültme ameliyatı mı oldun&amp;quot; diyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/126-kiloydu-2-yilda-40-kilo-verdi-goeren-mide-kucultme-ameliyati-mi-oldun-diyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/126-kiloydu-2-yilda-40-kilo-verdi-goeren-mide-kucultme-ameliyati-mi-oldun-diyor</guid>
<description><![CDATA[ Kocaeli’de evlendikten sonra aldığı kilolar nedeniyle günlük yaşamında zorluklar yaşayan İbrahim Yavuz (39),  diyetisyen eşliğinde 126 kilodan 86 kiloya düştü. Çok iyi tepkiler aldığını söyleyen Yavuz, “‘Eski halinden bir şey yok, gençleşmişsin, daha fitsin’ diyenler çok oluyor” dedi.İbrahim Yavuz, evlendikten sonra aldığı kilolar nedeniyle sağlık sorunları yaşamaya başladı. İbrahim Yavuz, uyguladığı diyetle 2 yılda yaklaşık 40 kilo verdi.Kilo vermeye karar vermesindeki öncelikli sebebin eşi olduğunu söyleyen Yavuz, “Evlendikten sonra belli bir kilo aldık; ondan sonra terlemeye başladım. Yürüyüşüm, nefes almam zor oldu. Eşimle beraber kilo vermeye niyetlendik. Bir şeyimiz var mı, neden bu kadar terliyoruz diye doktora tahlil vermeye gittik. Doktor da sağlıklı hayat merkezine yönlendirdi.Doktor, kilomuz olduğunu, ileride daha çok sıkıntı yaşayabileceğimizi söyleyince merkeze başvurduk ve burada Yasemin Hanım ile tanıştık. Yasemin Hanım’ın sayesinde belli bir kiloya kadar ulaştık. Şu andaki hayatım gayet iyi. Bisiklet sürüyorum, terlemem azaldı, nefes nefese kalmıyorum. Çok rahat bir hayat geçiriyorum. Kişisel olarak da sıkıntılarım gitti. Bacak ağrılarım, eklem ağrılarım vardı; çoğu düzeldi. Şu anda bir sıkıntım yok” diye konuştu.Daha önce kilo vermeye çalıştığını da anlatan İbrahim Yavuz, “Evdeki olanaklarla kendim nasıl planlayayım, kalori açığı nasıl oluşturayım, karbonhidrat, protein ayarını nasıl yapayım bilmediğim için verip alıyordum, düzenli olmuyordu ama Yasemin Hanım ile beraber düzenli bir kilo verişine geçtik. 124-126 kilo arasında gidip geliyordum; şu anda 86 kilo civarındayım. Gören direkt ‘Mide küçültme ameliyatı mı oldun’ diye soruyor. Hayır, diyetisyene gittim düzenli kilo verdim. Kilo, uzun sürede veriliyor. İnsanlar 5 ayda vereyim gibi bir süreç bekliyor ama vermek 2 sene sürüyor. 2 sene içinde verdim, şu anda tepkiler çok iyi. ‘Eski halinden bir şey yok, gençleşmişsin, daha fitsin’ diyenler çok oluyor” dedi.Diyet sürecini de anlatan Yavuz, “Diyete başlarken ilk 10 gün gerçekten çok zor oluyor. Çünkü yeme alışkanlığın değişiyor; yediklerin çok farklılaşıyor ve düzenli yemeye başlıyorsun ondan sonra krizler oluyor. Ben şeker krizi çok geçiriyordum; Yasemin Hanım&#039;ın bana verdiği diyetler sayesinde şeker krizlerim de gitti. Benim için diyet gayet iyi” ifadelerini kullandı.Yavuz’un kilo verme sürecini anlatan Uzman Diyetisyen Yasemin Hurma, “İbrahim ile 2 sene önce bir süreç yaşadık. Tahlillerini yaptırınca aile hekimi kendisini bana yönlendirdi. Tahlillerinin sonucunda kolesterolü, şekeri biraz yüksekti. Onları dengelemek ve kilo vermek için bir diyete başladık. Önce yüksek kalorili diyetti ama ona alışma süreci olduğu için düşük geldi. Alışma süreçlerinde de sık sık görüştük. Sonraki yılın sonunda 30-40 civarı kilo verdi. Zaman zaman biraz kilo alabiliyor ama yine de dengeleyebiliyor. İbrahim’e aktif spor da yaptığı için protein içeren zengin bir diyete başladık. Yağ içeriği düşük, basit karbonhidratı az alacağı, şekeri daha az tüketeceği bir diyete başladık. Mutlaka ara öğünlerinin olacağı bir diyete başladık. Hala da spor yaptığı için, spor öncesi ve sonrası tüketeceği besinleri alıyor. Bu şekilde ilerliyoruz” dedi.Hastaların kendisine genelde kilo vermek için başvurduğunu söyleyen Hurma, “Zaten kilo fazlalığı yanında şeker hastalığı, kalp hastalığı gibi bir sürü hastalıkla ilintili. Dolayısıyla aile hekimleri de koruyucu basamaklarda, kilo verdiğinde insülin direnci varsa insülin direnci daha stabil oluyor; kilo vererek fazla kilonun eşlik ettiği birçok hastalık da böylece engellenmiş oluyor” ifadelerini kullandı. Doktorların ‘Kilo vermelisin’ demeleri halinde kendilerine başvurmaları gerektiğini de belirten Yasemin Hurma, “Erteledikçe kilo almanız kolaylaşabilir, işler daha da kötüye gidebilir. Sadece şekeriniz varken bir de kalp hastalıkları eklenebilir ya da yanına böbrek hastalıkları eklenebilir” dedi.Randevu sistemine ilişkin de konuşan Gültekin, “Vatandaşlar Sağlık Bakanlığı tarafından kurulan MHRS sistemi üzerinden, aile hekimlerine tanımlanmış ve bizim kurumdaki görevli arkadaşlarımıza tanımlanmış sistem üzerinden kendilerine randevu oluşturtabilirler. Kurum telefonumuzdan bizi arayarak randevu oluşturabilirler ya da kendileri kuruma uğrayarak randevu oluşturabilir ya da müsaitlikleri varsa direkt o şekilde hizmet alabilirler. Sağlıklı hayat merkezleri koruyucu sağlık hizmetlerinin önemli bir basamağıdır. Koruyucu sağlık hizmetlerini güçlendirmek amaçlı kurulmuştur. O yüzden bütün vatandaşlarımızı sağlıklı hayat merkezlerine bekliyoruz. Sağlıklı hayat merkezlerindeki hizmetlerimiz, kendi alanında uzman sağlık profesyonelleri tarafından ücretsiz olarak sunulmaktadır. Kocaeli ili bünyesinde 9 adet sağlıklı hayat merkezi bulunmakta. Bunlardan 3 tanesi Gebze ilçesinde. Bunun dışında İzmit, Gölcük, Derince, Darıca, Körfez, Çayırova ilçelerinde de birer tane olmak üzere toplam 9 adet sağlıklı hayat merkezi bulunmakta” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zjeMgVpGMUexAEV6cIp-fg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>126, kiloydu, yılda, kilo, verdi:, Gören, mide, küçültme, ameliyatı, mı, oldun, diyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zjeMgVpGMUexAEV6cIp-fg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="126 kiloydu, 2 yılda 40 kilo verdi: " g mide k ameliyat m oldun diyor><p>Kocaeli’de evlendikten sonra aldığı kilolar nedeniyle günlük yaşamında zorluklar yaşayan İbrahim Yavuz (39),  diyetisyen eşliğinde 126 kilodan 86 kiloya düştü. Çok iyi tepkiler aldığını söyleyen Yavuz, “‘Eski halinden bir şey yok, gençleşmişsin, daha fitsin’ diyenler çok oluyor” dedi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dU6_4I7iikOM8WJzF0SLfg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İbrahim Yavuz, evlendikten sonra aldığı kilolar nedeniyle sağlık sorunları yaşamaya başladı. İbrahim Yavuz, uyguladığı diyetle 2 yılda yaklaşık 40 kilo verdi.Kilo vermeye karar vermesindeki öncelikli sebebin eşi olduğunu söyleyen Yavuz, “Evlendikten sonra belli bir kilo aldık; ondan sonra terlemeye başladım. Yürüyüşüm, nefes almam zor oldu. Eşimle beraber kilo vermeye niyetlendik. Bir şeyimiz var mı, neden bu kadar terliyoruz diye doktora tahlil vermeye gittik. Doktor da sağlıklı hayat merkezine yönlendirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NIzcMm4YuE-jZP4TG6jPvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doktor, kilomuz olduğunu, ileride daha çok sıkıntı yaşayabileceğimizi söyleyince merkeze başvurduk ve burada Yasemin Hanım ile tanıştık. Yasemin Hanım’ın sayesinde belli bir kiloya kadar ulaştık. Şu andaki hayatım gayet iyi. Bisiklet sürüyorum, terlemem azaldı, nefes nefese kalmıyorum. Çok rahat bir hayat geçiriyorum. Kişisel olarak da sıkıntılarım gitti. Bacak ağrılarım, eklem ağrılarım vardı; çoğu düzeldi. Şu anda bir sıkıntım yok” diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HbxutQggD0OCIwJFni2Gvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha önce kilo vermeye çalıştığını da anlatan İbrahim Yavuz, “Evdeki olanaklarla kendim nasıl planlayayım, kalori açığı nasıl oluşturayım, karbonhidrat, protein ayarını nasıl yapayım bilmediğim için verip alıyordum, düzenli olmuyordu ama Yasemin Hanım ile beraber düzenli bir kilo verişine geçtik. 124-126 kilo arasında gidip geliyordum; şu anda 86 kilo civarındayım. Gören direkt ‘Mide küçültme ameliyatı mı oldun’ diye soruyor. Hayır, diyetisyene gittim düzenli kilo verdim. Kilo, uzun sürede veriliyor. İnsanlar 5 ayda vereyim gibi bir süreç bekliyor ama vermek 2 sene sürüyor. 2 sene içinde verdim, şu anda tepkiler çok iyi. ‘Eski halinden bir şey yok, gençleşmişsin, daha fitsin’ diyenler çok oluyor” dedi.Diyet sürecini de anlatan Yavuz, “Diyete başlarken ilk 10 gün gerçekten çok zor oluyor. Çünkü yeme alışkanlığın değişiyor; yediklerin çok farklılaşıyor ve düzenli yemeye başlıyorsun ondan sonra krizler oluyor. Ben şeker krizi çok geçiriyordum; Yasemin Hanım'ın bana verdiği diyetler sayesinde şeker krizlerim de gitti. Benim için diyet gayet iyi” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9M0fff8VC06NnhNamNLoSQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yavuz’un kilo verme sürecini anlatan Uzman Diyetisyen Yasemin Hurma, “İbrahim ile 2 sene önce bir süreç yaşadık. Tahlillerini yaptırınca aile hekimi kendisini bana yönlendirdi. Tahlillerinin sonucunda kolesterolü, şekeri biraz yüksekti. Onları dengelemek ve kilo vermek için bir diyete başladık. Önce yüksek kalorili diyetti ama ona alışma süreci olduğu için düşük geldi. Alışma süreçlerinde de sık sık görüştük. Sonraki yılın sonunda 30-40 civarı kilo verdi. Zaman zaman biraz kilo alabiliyor ama yine de dengeleyebiliyor. İbrahim’e aktif spor da yaptığı için protein içeren zengin bir diyete başladık. Yağ içeriği düşük, basit karbonhidratı az alacağı, şekeri daha az tüketeceği bir diyete başladık. Mutlaka ara öğünlerinin olacağı bir diyete başladık. Hala da spor yaptığı için, spor öncesi ve sonrası tüketeceği besinleri alıyor. Bu şekilde ilerliyoruz” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r7WoOZEZ4UWcIEUzK8uVVg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hastaların kendisine genelde kilo vermek için başvurduğunu söyleyen Hurma, “Zaten kilo fazlalığı yanında şeker hastalığı, kalp hastalığı gibi bir sürü hastalıkla ilintili. Dolayısıyla aile hekimleri de koruyucu basamaklarda, kilo verdiğinde insülin direnci varsa insülin direnci daha stabil oluyor; kilo vererek fazla kilonun eşlik ettiği birçok hastalık da böylece engellenmiş oluyor” ifadelerini kullandı. Doktorların ‘Kilo vermelisin’ demeleri halinde kendilerine başvurmaları gerektiğini de belirten Yasemin Hurma, “Erteledikçe kilo almanız kolaylaşabilir, işler daha da kötüye gidebilir. Sadece şekeriniz varken bir de kalp hastalıkları eklenebilir ya da yanına böbrek hastalıkları eklenebilir” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nogAuG_zTEKoivyJ066Psg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Randevu sistemine ilişkin de konuşan Gültekin, “Vatandaşlar Sağlık Bakanlığı tarafından kurulan MHRS sistemi üzerinden, aile hekimlerine tanımlanmış ve bizim kurumdaki görevli arkadaşlarımıza tanımlanmış sistem üzerinden kendilerine randevu oluşturtabilirler. Kurum telefonumuzdan bizi arayarak randevu oluşturabilirler ya da kendileri kuruma uğrayarak randevu oluşturabilir ya da müsaitlikleri varsa direkt o şekilde hizmet alabilirler. Sağlıklı hayat merkezleri koruyucu sağlık hizmetlerinin önemli bir basamağıdır. Koruyucu sağlık hizmetlerini güçlendirmek amaçlı kurulmuştur. O yüzden bütün vatandaşlarımızı sağlıklı hayat merkezlerine bekliyoruz. Sağlıklı hayat merkezlerindeki hizmetlerimiz, kendi alanında uzman sağlık profesyonelleri tarafından ücretsiz olarak sunulmaktadır. Kocaeli ili bünyesinde 9 adet sağlıklı hayat merkezi bulunmakta. Bunlardan 3 tanesi Gebze ilçesinde. Bunun dışında İzmit, Gölcük, Derince, Darıca, Körfez, Çayırova ilçelerinde de birer tane olmak üzere toplam 9 adet sağlıklı hayat merkezi bulunmakta” dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aneminin erken uyarı işareti: Göz ardı etmemeniz gereken 5 belirti</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/aneminin-erken-uyari-isareti-goez-ardi-etmemeniz-gereken-5-belirti</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/aneminin-erken-uyari-isareti-goez-ardi-etmemeniz-gereken-5-belirti</guid>
<description><![CDATA[ Dünya çapında milyonlarca kişiyi etkileyen anemi, sağlıklı kırmızı kan hücrelerinin eksikliğinden kaynaklanır ve yorgunluğa, halsizliğe ve nefes darlığına yol açar. Başlıca belirtiler arasında nefes darlığı, saç dökülmesi ve adet döngüsünün bozulması yer alır. Erken teşhis, uygun beslenme, düzenli tarama ve tıbbi müdahale, anemiyi etkili bir şekilde yönetmek ve ciddi komplikasyonları önlemek için çok önemlidir.Anemi, dünya çapında milyonlarca kişiyi etkileyen yaygın ancak genellikle göz ardı edilen bir durumdur. Vücudun dokularına oksijen taşıyacak kadar sağlıklı kırmızı kan hücresi olmadığında ortaya çıkar ve yorgunluk, halsizlik ve nefes darlığı gibi semptomlara yol açar. Nedenleri anlamak, semptomları tanımak ve zamanında tıbbi yardım almak, anemiyi yönetmek ve ciddi sağlık komplikasyonlarını önlemek için çok önemlidir.Demir, folat veya B12 vitamini gibi temel besin maddelerinin eksikliği aneminin yaygın bir nedenidir. Kan kaybı ve çok sayıda altta yatan tıbbi sorun da anemiye yol açabilir. Durum genellikle yorgunluğa atfedilen bir durum olan kas zayıflığının devam etmesi olarak ortaya çıkar. Ancak, düzenli olarak halsizlik ve genel sağlıkta bozulma yaşıyorsanız, bu anemi belirtisi olabilir.Nefes darlığı: Nefes darlığı, aneminin bir diğer yaygın belirtisidir. Kırmızı kan hücreleri, vücudumuzdaki her organa ve dokuya oksijen taşır. Anemi, vücuttaki düşük kırmızı kan hücresi seviyeleriyle karakterize bir durumdur ve bu da organlarınızın ve dokularınızın oksijen almasını zorlaştırır.Saç dökülmesi ve kırılgan tırnaklar: Saç köklerine ve tırnak yataklarına oksijen temininin azalması, bunların zayıflamasına ve aşırı saç dökülmesine ve kırılgan tırnaklara neden olabilir. Saçlar incelebilir ve tırnaklar zayıflayabilir, kolayca kırılabilir veya sırtlar geliştirebilir.Tat kaybı: Anemi, dilde yanma, ağrılı bir hisse neden olabilir ve şişmiş ve pürüzsüz hissettirir. Atrofik glosit olarak bilinen bu durum, tat algısında değişikliklere de yol açabilir. Bazı kişilerde, demir eksikliğiyle güçlü bir şekilde bağlantılı olan buz veya kil (pika) gibi yiyecek olmayan maddelere karşı istek gelişir.Adet döngüsünün bozulması: Anemi, adet döngüsünü bozarak daha ağır, uzun veya düzensiz adet dönemlerine yol açabilir. Aşırı kan kaybı demir eksikliğini kötüleştirerek yorgunluğa ve baş dönmesine neden olur. Bazı durumlarda, düşük demir hormon üretimini etkileyerek daha hafif veya atlanmış adet dönemlerine yol açar. Kronik anemi, kadınlarda enerji seviyelerini, konsantrasyonu ve genel üreme sağlığını önemli ölçüde etkileyebilir.Tedavi edilmezse, anemi ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Bu nedenle, çözümler bulmanıza yardımcı olacak sağlık uzmanınıza başvurmanız önemlidir.Yorgunluk, halsizlik ve nefes darlığı.-Anemi, vücudunuzda düşük hemoglobin seviyeleri olduğunda ortaya çıkar. Bu olduğunda, organlarınız ve dokularınız oksijen almakta zorlanır. Bu belirtilerin varlığı anemiye işaret eder. Hemoglobin seviyesini acilen iyileştirmek gerekir, en kısa sürede bir uzmana danışın. Aneminin daha yaygın nedenlerinden biri, demir, folat veya B12 vitamini gibi yeterli besin alamamaktır. Ancak, anemi kan kaybından ve çok çeşitli altta yatan sağlık sorunlarından da kaynaklanabilir. Anemi tedavi edilmezse ciddi komplikasyonlara neden olabilir.Bu nedenle, anemi belirtileriniz varsa bir sağlık uzmanıyla görüşmeniz önemlidir. Size uygun bir teşhis koyabilir, nedeni belirleyebilir ve sizin için doğru olan bir tedavi planı geliştirebilirler.Anemi, gününüzü geçirmenizi çok zorlaştıran ciddi yorgunluğa yol açabilir. Özellikle çok fazla kan kaybederseniz ölümcül bile olabilir. Anemiyi erken teşhis etmek ciddi komplikasyonları önleyebilir ve genel sağlığı iyileştirebilir. Zamanında müdahale için düzenli tarama testleri şarttır.
Tam Kan Sayımı (CBC), demir profili, ferretin seviyeleri ve gerekirse talasemi testi gibi kan testleri anemiyi doğru bir şekilde teşhis etmeye yardımcı olabilir. Erken teşhis etkili tedaviyi sağlar ve ciddi komplikasyonları önler.Etler
Yumurtalar
Yapraklı yeşil sebzeler
Tahıllar gibi demirle zenginleştirilmiş yiyecekler
Fasulye
Deniz ürünleri
Bezelye
 Kuruyemişler ve kuru meyveler
Mercimek

Sağlıklı bir diyete ek olarak, vücudunuzdaki demir ve hemoglobin miktarını artıracak takviyeler alabilirsiniz. Doktorunuzla anemi için demir takviyesi alma konusunda konuşun ve nasıl almanız gerektiğini öğrenin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P1nknCKnUkuN7umXbeJkNA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Aneminin, erken, uyarı, işareti:, Göz, ardı, etmemeniz, gereken, belirti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P1nknCKnUkuN7umXbeJkNA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Aneminin erken uyarı işareti: Göz ardı etmemeniz gereken 5 belirti"><p>Dünya çapında milyonlarca kişiyi etkileyen anemi, sağlıklı kırmızı kan hücrelerinin eksikliğinden kaynaklanır ve yorgunluğa, halsizliğe ve nefes darlığına yol açar. Başlıca belirtiler arasında nefes darlığı, saç dökülmesi ve adet döngüsünün bozulması yer alır. Erken teşhis, uygun beslenme, düzenli tarama ve tıbbi müdahale, anemiyi etkili bir şekilde yönetmek ve ciddi komplikasyonları önlemek için çok önemlidir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BUyU5xtq9k6ggs_G_dGtag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Anemi, dünya çapında milyonlarca kişiyi etkileyen yaygın ancak genellikle göz ardı edilen bir durumdur. Vücudun dokularına oksijen taşıyacak kadar sağlıklı kırmızı kan hücresi olmadığında ortaya çıkar ve yorgunluk, halsizlik ve nefes darlığı gibi semptomlara yol açar. Nedenleri anlamak, semptomları tanımak ve zamanında tıbbi yardım almak, anemiyi yönetmek ve ciddi sağlık komplikasyonlarını önlemek için çok önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/biuIXVFZWU2v71ySMlRjVg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demir, folat veya B12 vitamini gibi temel besin maddelerinin eksikliği aneminin yaygın bir nedenidir. Kan kaybı ve çok sayıda altta yatan tıbbi sorun da anemiye yol açabilir. Durum genellikle yorgunluğa atfedilen bir durum olan kas zayıflığının devam etmesi olarak ortaya çıkar. Ancak, düzenli olarak halsizlik ve genel sağlıkta bozulma yaşıyorsanız, bu anemi belirtisi olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5rutZOC8dk2v12C_H5ShXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nefes darlığı: Nefes darlığı, aneminin bir diğer yaygın belirtisidir. Kırmızı kan hücreleri, vücudumuzdaki her organa ve dokuya oksijen taşır. Anemi, vücuttaki düşük kırmızı kan hücresi seviyeleriyle karakterize bir durumdur ve bu da organlarınızın ve dokularınızın oksijen almasını zorlaştırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/288pPfhTA02sFdfFxC58GA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saç dökülmesi ve kırılgan tırnaklar: Saç köklerine ve tırnak yataklarına oksijen temininin azalması, bunların zayıflamasına ve aşırı saç dökülmesine ve kırılgan tırnaklara neden olabilir. Saçlar incelebilir ve tırnaklar zayıflayabilir, kolayca kırılabilir veya sırtlar geliştirebilir.Tat kaybı: Anemi, dilde yanma, ağrılı bir hisse neden olabilir ve şişmiş ve pürüzsüz hissettirir. Atrofik glosit olarak bilinen bu durum, tat algısında değişikliklere de yol açabilir. Bazı kişilerde, demir eksikliğiyle güçlü bir şekilde bağlantılı olan buz veya kil (pika) gibi yiyecek olmayan maddelere karşı istek gelişir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zXiEKbMSmEiR6adpU7SDhg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Adet döngüsünün bozulması: Anemi, adet döngüsünü bozarak daha ağır, uzun veya düzensiz adet dönemlerine yol açabilir. Aşırı kan kaybı demir eksikliğini kötüleştirerek yorgunluğa ve baş dönmesine neden olur. Bazı durumlarda, düşük demir hormon üretimini etkileyerek daha hafif veya atlanmış adet dönemlerine yol açar. Kronik anemi, kadınlarda enerji seviyelerini, konsantrasyonu ve genel üreme sağlığını önemli ölçüde etkileyebilir.Tedavi edilmezse, anemi ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Bu nedenle, çözümler bulmanıza yardımcı olacak sağlık uzmanınıza başvurmanız önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W9zrH0YSqkG7ffhUaMKJ3g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yorgunluk, halsizlik ve nefes darlığı.-Anemi, vücudunuzda düşük hemoglobin seviyeleri olduğunda ortaya çıkar. Bu olduğunda, organlarınız ve dokularınız oksijen almakta zorlanır. Bu belirtilerin varlığı anemiye işaret eder. Hemoglobin seviyesini acilen iyileştirmek gerekir, en kısa sürede bir uzmana danışın. Aneminin daha yaygın nedenlerinden biri, demir, folat veya B12 vitamini gibi yeterli besin alamamaktır. Ancak, anemi kan kaybından ve çok çeşitli altta yatan sağlık sorunlarından da kaynaklanabilir. Anemi tedavi edilmezse ciddi komplikasyonlara neden olabilir.Bu nedenle, anemi belirtileriniz varsa bir sağlık uzmanıyla görüşmeniz önemlidir. Size uygun bir teşhis koyabilir, nedeni belirleyebilir ve sizin için doğru olan bir tedavi planı geliştirebilirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NcIu2-YJokW-qFkDqr9kpQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Anemi, gününüzü geçirmenizi çok zorlaştıran ciddi yorgunluğa yol açabilir. Özellikle çok fazla kan kaybederseniz ölümcül bile olabilir. Anemiyi erken teşhis etmek ciddi komplikasyonları önleyebilir ve genel sağlığı iyileştirebilir. Zamanında müdahale için düzenli tarama testleri şarttır.
Tam Kan Sayımı (CBC), demir profili, ferretin seviyeleri ve gerekirse talasemi testi gibi kan testleri anemiyi doğru bir şekilde teşhis etmeye yardımcı olabilir. Erken teşhis etkili tedaviyi sağlar ve ciddi komplikasyonları önler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0sOQwYKXdEmtBYfwQZuVEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Etler
Yumurtalar
Yapraklı yeşil sebzeler
Tahıllar gibi demirle zenginleştirilmiş yiyecekler
Fasulye
Deniz ürünleri
Bezelye
 Kuruyemişler ve kuru meyveler
Mercimek

Sağlıklı bir diyete ek olarak, vücudunuzdaki demir ve hemoglobin miktarını artıracak takviyeler alabilirsiniz. Doktorunuzla anemi için demir takviyesi alma konusunda konuşun ve nasıl almanız gerektiğini öğrenin.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzmanı açıkladı: Kalın bağırsak kanseri gençlerde neden arttı?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/uzmani-acikladi-kalin-bagirsak-kanseri-genclerde-neden-artti</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/uzmani-acikladi-kalin-bagirsak-kanseri-genclerde-neden-artti</guid>
<description><![CDATA[ Kolorektal kanser, son yıllarda dünya genelinde hızla artan bir sağlık sorunu olarak dikkat çekiyor. Bu konuda yaptığı çalışmalarla tanınan Kolorektal Cerrah Dr. David Liska, kanserin genç yaşlarda artan görülüşü hakkında önemli bilgiler paylaşıyor. Dr. Liska, özellikle gençlerin bu hastalıktan neden daha fazla etkilenmeye başladığını ve mücadelede nasıl bir yol izlenmesi gerektiğinin altını çiziyor.Her hafta Çarşamba sabahı saat 7’de, kanser uzmanlarından oluşan ekipleriyle düzenledikleri toplantıda, bu önemli konuyu ele aldıklarını belirten Dr. Liska, yaklaşık 10 yıl önce fark ettikleri bir eğilimden bahsediyor. Kolorektal kanser, genellikle 50 yaş üstü kişilerde görülürken, son yıllarda 30’lu ve 20’li yaşlarındaki bireylerde de artan vakalar dikkat çekiyor.Erken başlangıçlı kolorektal kanserin (50 yaş altındaki bireylerde görülen kolon kanseri) hızla arttığı ve ciddi sonuçlara yol açtığına değinen Dr. Liska, bu eğilimin istatistiksel bir sapma olmadığını vurguluyor. Amerika Birleşik Devletleri ve dünya genelinde kolorektal kanser, kansere bağlı ölümlerin ikinci en önemli nedeni olarak öne çıkıyor.Kolorektal kanser, erken teşhis edildiğinde cerrahi müdahale ile tedavi edilebilen bir hastalık olmasına rağmen, gençlerde genellikle ileri evrelerde teşhis ediliyor. Bunun nedeni ise, gençlerin semptomlarını genellikle göz ardı etmeleri veya henüz düzenli taramalar için erken yaşta olmamaları. Erken teşhis, başarılı tedavi şansını artırıyor, ancak gençlerin kanser semptomlarını önemsememesi hayati bir risk oluşturuyor.Kolorektal kanserin belirtileri arasında açıklanamayan kilo kaybı, yorgunluk, karın ağrısı ve bağırsak alışkanlıklarında değişiklikler bulunuyor. Bunun yanı sıra, dışkıda kan görülmesi, özellikle kanın parlak kırmızı veya koyu olması, ciddi bir uyarı işareti olabilir. Dr. Liska, bu semptomların sıklıkla hemoroid veya irritabl bağırsak sendromu gibi daha yaygın rahatsızlıklarla karıştırıldığını belirtiyor.Sigara, alkol tüketimi, kırmızı et ve işlenmiş etler ile zengin beslenme, hareketsiz yaşam tarzı ve obezite gibi faktörler, kolorektal kanserin başlıca risk faktörleri arasında yer alıyor. Ancak Dr. Liska, gençlerdeki vaka artışının, bu tipik yaşam tarzı faktörlerine uymayan bireylerde de görüldüğünü belirtiyor. Bu durum, çevresel maruziyetlerin karmaşıklığını ve kolorektal kanserin artışındaki farklı faktörleri işaret ediyor.Bazı araştırmalar, mikroplastiklerin kalın bağırsakta birikerek iltihaba yol açabileceğini ve bu durumun kanser hücrelerinin gelişmesine katkıda bulunabileceğini ortaya koyuyor. Bu alan, henüz tam olarak anlaşılmamış olsa da, çevresel risk faktörlerinin önemini vurgulayan bir bulgu olarak dikkat çekiyor.Kolorektal kanserin bazı vakaları, kalıtsal faktörlere dayanıyor. Lynch sendromu ve ailesel adenomatöz polipozis (FAP) gibi genetik hastalıklar, erken başlangıçlı kolorektal kanserin başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Bu hastalıkların aile geçmişinde bulunması, düzenli tarama testleri ve genetik testlerin yapılmasını zorunlu kılıyor. Aile öyküsü olan bireylerde, 45 yaşından önce genetik test ve kolonoskopi gibi taramalar öneriliyor.Gençlerde kolon kanseri tedavisi, özel bir yaklaşım gerektiriyor. Genetik testler ve kişiye özel tedavi planları, tedavi sürecinde hayati önem taşıyor. Kanser tedavisinin yanı sıra, genç hastaların psikolojik ve sosyal desteğe de ihtiyaç duyduklarını belirten Dr. Liska, tedavi sürecinin tüm yönleriyle ele alınmasının önemini vurguluyor. Ayrıca, kanser tedavisinin finansal yükü ve üreme sağlığı üzerindeki etkileri de göz önünde bulundurulmalı.Erken başlangıçlı kolorektal kanser, çevresel, genetik ve yaşam tarzı faktörlerinin etkileşimi sonucu ortaya çıkan önemli bir halk sağlığı sorunu. Genç yaşlarda kanser vakalarının artışını durdurmak için, kişiselleştirilmiş tarama stratejilerinin geliştirilmesi ve hastaların semptomları dikkate alarak erken teşhis için dikkatli olmaları gerekiyor. Tedavi sürecinde multidisipliner bir yaklaşım ve genç hastaların özel ihtiyaçlarına yönelik destek, hayatta kalma oranlarını artırmaya yardımcı olacaktır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xFO_eCplEEqwujspSqbPuQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, açıkladı:, Kalın, bağırsak, kanseri, gençlerde, neden, arttı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xFO_eCplEEqwujspSqbPuQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzmanı açıkladı: Kalın bağırsak kanseri gençlerde neden arttı?"><p>Kolorektal kanser, son yıllarda dünya genelinde hızla artan bir sağlık sorunu olarak dikkat çekiyor. Bu konuda yaptığı çalışmalarla tanınan Kolorektal Cerrah Dr. David Liska, kanserin genç yaşlarda artan görülüşü hakkında önemli bilgiler paylaşıyor. Dr. Liska, özellikle gençlerin bu hastalıktan neden daha fazla etkilenmeye başladığını ve mücadelede nasıl bir yol izlenmesi gerektiğinin altını çiziyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PcmEElbJ6EqQzRGW9oWdYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her hafta Çarşamba sabahı saat 7’de, kanser uzmanlarından oluşan ekipleriyle düzenledikleri toplantıda, bu önemli konuyu ele aldıklarını belirten Dr. Liska, yaklaşık 10 yıl önce fark ettikleri bir eğilimden bahsediyor. Kolorektal kanser, genellikle 50 yaş üstü kişilerde görülürken, son yıllarda 30’lu ve 20’li yaşlarındaki bireylerde de artan vakalar dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HWmIrEg4Vk6BPDZSTAfn_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erken başlangıçlı kolorektal kanserin (50 yaş altındaki bireylerde görülen kolon kanseri) hızla arttığı ve ciddi sonuçlara yol açtığına değinen Dr. Liska, bu eğilimin istatistiksel bir sapma olmadığını vurguluyor. Amerika Birleşik Devletleri ve dünya genelinde kolorektal kanser, kansere bağlı ölümlerin ikinci en önemli nedeni olarak öne çıkıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9fCs60j4OEuMDhqkWWAz6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolorektal kanser, erken teşhis edildiğinde cerrahi müdahale ile tedavi edilebilen bir hastalık olmasına rağmen, gençlerde genellikle ileri evrelerde teşhis ediliyor. Bunun nedeni ise, gençlerin semptomlarını genellikle göz ardı etmeleri veya henüz düzenli taramalar için erken yaşta olmamaları. Erken teşhis, başarılı tedavi şansını artırıyor, ancak gençlerin kanser semptomlarını önemsememesi hayati bir risk oluşturuyor.Kolorektal kanserin belirtileri arasında açıklanamayan kilo kaybı, yorgunluk, karın ağrısı ve bağırsak alışkanlıklarında değişiklikler bulunuyor. Bunun yanı sıra, dışkıda kan görülmesi, özellikle kanın parlak kırmızı veya koyu olması, ciddi bir uyarı işareti olabilir. Dr. Liska, bu semptomların sıklıkla hemoroid veya irritabl bağırsak sendromu gibi daha yaygın rahatsızlıklarla karıştırıldığını belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KAsuYH_U6kCZOocIxIRr3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sigara, alkol tüketimi, kırmızı et ve işlenmiş etler ile zengin beslenme, hareketsiz yaşam tarzı ve obezite gibi faktörler, kolorektal kanserin başlıca risk faktörleri arasında yer alıyor. Ancak Dr. Liska, gençlerdeki vaka artışının, bu tipik yaşam tarzı faktörlerine uymayan bireylerde de görüldüğünü belirtiyor. Bu durum, çevresel maruziyetlerin karmaşıklığını ve kolorektal kanserin artışındaki farklı faktörleri işaret ediyor.Bazı araştırmalar, mikroplastiklerin kalın bağırsakta birikerek iltihaba yol açabileceğini ve bu durumun kanser hücrelerinin gelişmesine katkıda bulunabileceğini ortaya koyuyor. Bu alan, henüz tam olarak anlaşılmamış olsa da, çevresel risk faktörlerinin önemini vurgulayan bir bulgu olarak dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WOjEK5e_i0qSFQKi4XqXNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolorektal kanserin bazı vakaları, kalıtsal faktörlere dayanıyor. Lynch sendromu ve ailesel adenomatöz polipozis (FAP) gibi genetik hastalıklar, erken başlangıçlı kolorektal kanserin başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Bu hastalıkların aile geçmişinde bulunması, düzenli tarama testleri ve genetik testlerin yapılmasını zorunlu kılıyor. Aile öyküsü olan bireylerde, 45 yaşından önce genetik test ve kolonoskopi gibi taramalar öneriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J5QdsDMPyEabgX87aL-xCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gençlerde kolon kanseri tedavisi, özel bir yaklaşım gerektiriyor. Genetik testler ve kişiye özel tedavi planları, tedavi sürecinde hayati önem taşıyor. Kanser tedavisinin yanı sıra, genç hastaların psikolojik ve sosyal desteğe de ihtiyaç duyduklarını belirten Dr. Liska, tedavi sürecinin tüm yönleriyle ele alınmasının önemini vurguluyor. Ayrıca, kanser tedavisinin finansal yükü ve üreme sağlığı üzerindeki etkileri de göz önünde bulundurulmalı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PDW-_FRbwUyKQYe_5YTfcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erken başlangıçlı kolorektal kanser, çevresel, genetik ve yaşam tarzı faktörlerinin etkileşimi sonucu ortaya çıkan önemli bir halk sağlığı sorunu. Genç yaşlarda kanser vakalarının artışını durdurmak için, kişiselleştirilmiş tarama stratejilerinin geliştirilmesi ve hastaların semptomları dikkate alarak erken teşhis için dikkatli olmaları gerekiyor. Tedavi sürecinde multidisipliner bir yaklaşım ve genç hastaların özel ihtiyaçlarına yönelik destek, hayatta kalma oranlarını artırmaya yardımcı olacaktır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>D vitamini: Yaz aylarında güneş ışığından yararlanmak için doğru zaman nedir?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/d-vitamini-yaz-aylarinda-gunes-isigindan-yararlanmak-icin-dogru-zaman-nedir</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/d-vitamini-yaz-aylarinda-gunes-isigindan-yararlanmak-icin-dogru-zaman-nedir</guid>
<description><![CDATA[ Yaz aylarında güneşten D vitaminini en üst düzeye çıkarmak için sabah 8 ile 10 arasında güneşten yararlanmayı hedefleyin. Bu zaman diliminde, UVB ışınları güneş yanığı veya sıcak çarpması riski olmadan yeterlidir. Açık tenliler için güneşe maruz kalma süresini 15-30 dakika, koyu tenliler içinse 30-45 dakikayla sınırlamak önerilir. Sabah 11 ile öğleden sonra 2 arasındaki yoğun güneş saatlerinden kaçının.Güneşin D Vitamini&#039;nin en önemli kaynağı olduğunu biliyoruz, ancak kavurucu yaz sıcağında, yanlış zamanda dışarı çıkmak yarardan çok zarar verebilir. Peki, cildi yakmadan ve maksimum D vitamini almadan güneşe çıkmak için doğru zaman ne zaman?D vitamini vücudun günlük olarak ihtiyaç duyduğu önemli bir vitamindir ve güneş en zengin doğal D vitamini kaynağıdır, ancak aşırıya kaçmak veya yanlış zamanda güneşe maruz kalmak vücudunuza zarar verebilir veya hiçbir sonuç vermez. Bu yüzden güneş ışığına, zamanına ve süresine dikkat edin.D vitamini kalsiyum emilimini iyileştirerek kemikleri güçlendirir, bağışıklığı artırır, hastalıkları uzak tutar; ruh halini iyileştirir ve depresyon riskini azaltır ve kas fonksiyonunu ve genel sağlığı destekler.Çoğumuz farkında olmadan eksikliğini hissediyoruz! Bu önemli vitamini neden kaçırdığımıza dair birkaç neden var.Yaz aylarında güneş ışığı almak için en iyi zaman sabah 8 ile 10 arası ideal olabilir. İşte nedeni:D vitamini üretiminden sorumlu olan UVB ışınları iyi miktarda mevcuttur.Güneş henüz çok sert değildir, bu da güneş yanığı ve sıcak çarpması riskini azaltır.Vücudunuz sadece 15-30 dakikada (açık tenliler için) veya 30-45 dakikada (koyu tenliler için) yeterli D vitamini sentezleyebilir.Teknik olarak, güneş ışınlarının en güçlü olduğu saat 11:00 ile 14:00 arasıdır, bu da daha fazla UVB maruziyeti anlamına gelir. Ancak, yazın zirvesinde bu aynı zamanda aşırı sıcak, güneş yanığı riski ve susuzluk anlamına gelir. Terli, bitkin bir karmaşaya dönüşmek istemiyorsanız, bu pencereden kaçınmanız en iyisidir. Kesinlikle gerekli olmadıkça bu saatte dışarı çıkmaktan kaçının. Güneşin zirvede olduğu zamandır ve güneş yanığı, susuzluk ve hatta uzun vadeli cilt hasarı şansınızı artırır.Sabah 8&#039;den önce veya akşam 4&#039;ten sonra güneşe çıkmanın daha güvenli olduğunu düşünebilirsiniz, ancak sorun şu: D vitamini üretmeye yardımcı olan UVB ışınları bu saatlerde çok zayıftır. Sabah yürüyüşü veya akşam koşusu için harika olsa da, fazla D vitamini alamazsınız.Güneş kremi cilt koruması için olmazsa olmazdır, ancak UVB ışınlarını engeller. Cildinizi korurken D vitamini tıkanıklığını önlemek için uygulamadan önce 10-15 dakika güneş kremi kullanmadan dışarıda kalmayı deneyin.
Kollarınızın, bacaklarınızın ve yüzünüzün açıkta olduğundan emin olun. Doğrudan güneş ışığı alan cilt ne kadar fazlaysa, vücudunuz UVB ışınlarını o kadar iyi emebilir.Güneşe maruz kalmanızı biraz fiziksel aktiviteyle birleştirin. Sabah yürüyüşü, yoga seansı veya güneşte hafif esneme D vitamini üretimini artırır ve sizi formda tutar.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6eousyjugUWRx_sxBHPR_Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>vitamini:, Yaz, aylarında, güneş, ışığından, yararlanmak, için, doğru, zaman, nedir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6eousyjugUWRx_sxBHPR_Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="D vitamini: Yaz aylarında güneş ışığından yararlanmak için doğru zaman nedir?"><p>Yaz aylarında güneşten D vitaminini en üst düzeye çıkarmak için sabah 8 ile 10 arasında güneşten yararlanmayı hedefleyin. Bu zaman diliminde, UVB ışınları güneş yanığı veya sıcak çarpması riski olmadan yeterlidir. Açık tenliler için güneşe maruz kalma süresini 15-30 dakika, koyu tenliler içinse 30-45 dakikayla sınırlamak önerilir. Sabah 11 ile öğleden sonra 2 arasındaki yoğun güneş saatlerinden kaçının.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pPMHfvXvZECR5ICxSgPq7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güneşin D Vitamini'nin en önemli kaynağı olduğunu biliyoruz, ancak kavurucu yaz sıcağında, yanlış zamanda dışarı çıkmak yarardan çok zarar verebilir. Peki, cildi yakmadan ve maksimum D vitamini almadan güneşe çıkmak için doğru zaman ne zaman?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FLlu807Ky0WlRwpCTpyqfg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>D vitamini vücudun günlük olarak ihtiyaç duyduğu önemli bir vitamindir ve güneş en zengin doğal D vitamini kaynağıdır, ancak aşırıya kaçmak veya yanlış zamanda güneşe maruz kalmak vücudunuza zarar verebilir veya hiçbir sonuç vermez. Bu yüzden güneş ışığına, zamanına ve süresine dikkat edin.D vitamini kalsiyum emilimini iyileştirerek kemikleri güçlendirir, bağışıklığı artırır, hastalıkları uzak tutar; ruh halini iyileştirir ve depresyon riskini azaltır ve kas fonksiyonunu ve genel sağlığı destekler.Çoğumuz farkında olmadan eksikliğini hissediyoruz! Bu önemli vitamini neden kaçırdığımıza dair birkaç neden var.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J5qpu9ox3Eihio1-CJ_oxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaz aylarında güneş ışığı almak için en iyi zaman sabah 8 ile 10 arası ideal olabilir. İşte nedeni:D vitamini üretiminden sorumlu olan UVB ışınları iyi miktarda mevcuttur.Güneş henüz çok sert değildir, bu da güneş yanığı ve sıcak çarpması riskini azaltır.Vücudunuz sadece 15-30 dakikada (açık tenliler için) veya 30-45 dakikada (koyu tenliler için) yeterli D vitamini sentezleyebilir.Teknik olarak, güneş ışınlarının en güçlü olduğu saat 11:00 ile 14:00 arasıdır, bu da daha fazla UVB maruziyeti anlamına gelir. Ancak, yazın zirvesinde bu aynı zamanda aşırı sıcak, güneş yanığı riski ve susuzluk anlamına gelir. Terli, bitkin bir karmaşaya dönüşmek istemiyorsanız, bu pencereden kaçınmanız en iyisidir. Kesinlikle gerekli olmadıkça bu saatte dışarı çıkmaktan kaçının. Güneşin zirvede olduğu zamandır ve güneş yanığı, susuzluk ve hatta uzun vadeli cilt hasarı şansınızı artırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I-gEiQ8ucUuKjJNYAuCavw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabah 8'den önce veya akşam 4'ten sonra güneşe çıkmanın daha güvenli olduğunu düşünebilirsiniz, ancak sorun şu: D vitamini üretmeye yardımcı olan UVB ışınları bu saatlerde çok zayıftır. Sabah yürüyüşü veya akşam koşusu için harika olsa da, fazla D vitamini alamazsınız.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yMghzB3alUO0KYXbx-6hOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güneş kremi cilt koruması için olmazsa olmazdır, ancak UVB ışınlarını engeller. Cildinizi korurken D vitamini tıkanıklığını önlemek için uygulamadan önce 10-15 dakika güneş kremi kullanmadan dışarıda kalmayı deneyin.
Kollarınızın, bacaklarınızın ve yüzünüzün açıkta olduğundan emin olun. Doğrudan güneş ışığı alan cilt ne kadar fazlaysa, vücudunuz UVB ışınlarını o kadar iyi emebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WIiJYag-Q0CdpAzJ6OyIzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güneşe maruz kalmanızı biraz fiziksel aktiviteyle birleştirin. Sabah yürüyüşü, yoga seansı veya güneşte hafif esneme D vitamini üretimini artırır ve sizi formda tutar.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp sağlığı için 6 altın kural! Uzmanı açıkladı; Hangi besinler tüketilmeli?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/kalp-sagligi-icin-6-altin-kural-uzmani-acikladi-hangi-besinler-tuketilmeli</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/kalp-sagligi-icin-6-altin-kural-uzmani-acikladi-hangi-besinler-tuketilmeli</guid>
<description><![CDATA[ Diyetinize meyve, sebze, badem, tam tahıllar ve sağlıklı yağlar ekleyerek kalp sağlığınızı artırın. İlaçlarınızı dikkatli bir şekilde takip edin, aktif kalın, uykuya öncelik verin, düzenli kontroller planlayın ve farkındalık ve derin nefes alma yoluyla stresi yönetin. Ünlü fitness eğitmeni Yasmin Karachiwala kalp sağlığı için pratik ipuçları paylaşıyor. Değişiklik yapmadan önce her zaman doktorunuza danışın.Kalp sağlığını yönetmek zor gibi görünebilir, ancak yaşam tarzınızda ve diyetinizde doğru değişiklikler yaparak kalp sağlığınızı önemli ölçüde artırabilir ve yaşam kalitenizi iyileştirebilirsiniz. Kalp sağlığı için sağlıklı bir yaşam sürmek sadece yediklerinizle ilgili değildir; aynı zamanda yaşam tarzınızla da ilgilidir.İşte ünlü fitness eğitmeni Yasmin Karachiwala&#039;nın kalbinizi beslemenize ve her gün daha sağlıklı ve mutlu yaşamanıza yardımcı olacak bazı basit, pratik ipuçları.1. SAĞLIKLI BESİNLER TÜKETMEYE ODAKLANINKalp sağlığının temeli dengeli bir diyette yatar.İşte dahil etmeniz gerekenler:Meyve ve Sebzeleri Yükleyin: Tabağınızı özellikle mevsimlik seçenekler olmak üzere çok çeşitli meyve ve sebzelerle doldurduğunuzdan emin olun. Bunlar kalbinizi korumaya yardımcı olan vitaminler, mineraller ve antioksidanlarla doludur.Badem Atıştırın: Bademi günlük diyetinize eklemek kalp sağlığınızı artırmanın kolay ve etkili bir yolu olabilir. Kötü kolesterolü (LDL) düşürmeye ve iltihabı azaltmaya yardımcı olurlar; bunların ikisi de kalp sorunlarına katkıda bulunur. Ayrıca bademler göbek yağını azaltmaya ve bel ölçüsünü küçültmeye yardımcı olabilir; kalp hastalıklarını önlemek için önemli faktörlerdir. Genel olarak, günde bir avuç badem sağlıklı HDL kolesterol seviyelerini destekleyerek kalbinizi sağlıklı tutabilir.Tam Tahılları Seçin: Rafine tahılları kahverengi pirinç, kinoa ve tam buğday ekmeği gibi tam tahıllarla değiştirin. Bunlar kan şekeri seviyelerini dengelemeye ve kalp sağlığını desteklemeye yardımcı olan lif ve besin açısından zengindir.Sağlıklı Yağları Dahil Edin: İşlenmiş gıdalarda bulunanlar gibi sağlıksız yağları zeytinyağı, avokado ve badem gibi kuruyemişler gibi daha sağlıklı seçeneklerle değiştirin. Bu sağlıklı yağlar LDL kolesterolü (&quot;kötü&quot; kolesterol) düşürmeye ve kalp hastalığı riskinizi azaltmaya yardımcı olur.Tuzu Sınırlayın: Tuzu azaltmak yüksek tansiyon geliştirme şansınızı düşürebilir. İşlenmiş gıdalara ve dışarıda yemek yemeye dikkat edin, çünkü bunlar genellikle gizli sodyum içerir.Orta Düzey Protein: Kalbinizdeki baskıyı azaltmak için kırmızı et yerine tavuk, balık, badem ve baklagiller gibi sağlıklı protein kaynaklarını tercih edin.Kalp ilaçları kullanıyorsanız, sağlık uzmanınızın talimatlarını dikkatlice takip etmeniz önemlidir. Dozları asla atlamayın ve herhangi bir endişeniz varsa veya yan etki yaşarsanız her zaman doktorunuzla iletişim kurun. Tutarlılık, kalp rahatsızlıklarını etkili bir şekilde yönetmenin anahtarıdır.Egzersiz, kalbinizi korumak için en güçlü yollardan biridir. Düzenli fiziksel aktivite sağlıklı bir kiloyu korumaya yardımcı olur, dolaşımı iyileştirir ve kan basıncını düşürür. Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz (yürüyüş veya bisiklet gibi) veya 75 dakika yüksek yoğunlukta aktivite (koşu veya yüzme gibi) yapmayı hedefleyin. Özellikle önceden var olan bir kalp rahatsızlığınız varsa, yeni bir egzersiz rutinine başlamadan önce daima doktorunuza danışın.Yeterince dinlenmek, kalp sağlığı için diyet ve egzersiz kadar önemlidir. Her gece 7-9 saat dinlendirici bir uyku hedefleyin. Kötü uyku alışkanlıkları kalp sorunları riskini artırabilir, bu nedenle tutarlı bir uyku rutini oluşturmaya ve dinlenmek için rahat bir ortam yaratmaya çalışın.Doktorunuzu düzenli olarak ziyaret ederek kalp sağlığınızı yakından takip edin. Durumunuzu izlemek, ilaçlarınızı ayarlamak ve ilerlemenizi takip etmek, komplikasyonları önlemede ve kalbinizi sağlıklı tutmada önemli adımlardır.Kronik stres kalbinize zarar verebilir, bu nedenle stresle başa çıkmanın yollarını bulmak hayati önem taşır. İşte yardımcı olabilecek bazı teknikler:Dikkat ve Meditasyon: Her gün birkaç dakikanızı farkındalık veya meditasyon yapmaya ayırmak rahatlamanıza ve stres seviyenizi azaltmanıza yardımcı olabilir.Derin Nefes Alma: Derin nefes egzersizlerini gününüze dahil etmek stresinizi azaltabilir ve kendinizi daha merkezlenmiş hissetmenize yardımcı olabilir.Kalp sorunlarıyla yaşamak hayattan vazgeçmek anlamına gelmez. Basit yaşam tarzı değişiklikleri benimseyerek kalp sağlığınızı kontrol altına alabilir ve komplikasyon riskini azaltabilirsiniz. Kalp sağlığına uygun bir yaşam tarzına doğru attığınız her adım önemlidir, ancak diyetinizde veya egzersiz rutininizde önemli değişiklikler yapmadan önce her zaman sağlık uzmanınıza danışmanız önemlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2hb2X1zvgE6bJ5kLqTXrVA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, sağlığı, için, altın, kural, Uzmanı, açıkladı, Hangi, besinler, tüketilmeli</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2hb2X1zvgE6bJ5kLqTXrVA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp sağlığı için 6 altın kural! Uzmanı açıkladı; Hangi besinler tüketilmeli?"><p>Diyetinize meyve, sebze, badem, tam tahıllar ve sağlıklı yağlar ekleyerek kalp sağlığınızı artırın. İlaçlarınızı dikkatli bir şekilde takip edin, aktif kalın, uykuya öncelik verin, düzenli kontroller planlayın ve farkındalık ve derin nefes alma yoluyla stresi yönetin. Ünlü fitness eğitmeni Yasmin Karachiwala kalp sağlığı için pratik ipuçları paylaşıyor. Değişiklik yapmadan önce her zaman doktorunuza danışın.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OT0LF3fQV06FXYIw-YwmEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp sağlığını yönetmek zor gibi görünebilir, ancak yaşam tarzınızda ve diyetinizde doğru değişiklikler yaparak kalp sağlığınızı önemli ölçüde artırabilir ve yaşam kalitenizi iyileştirebilirsiniz. Kalp sağlığı için sağlıklı bir yaşam sürmek sadece yediklerinizle ilgili değildir; aynı zamanda yaşam tarzınızla da ilgilidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/habzyavmIUSceTZF5vSFHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte ünlü fitness eğitmeni Yasmin Karachiwala'nın kalbinizi beslemenize ve her gün daha sağlıklı ve mutlu yaşamanıza yardımcı olacak bazı basit, pratik ipuçları.1. SAĞLIKLI BESİNLER TÜKETMEYE ODAKLANINKalp sağlığının temeli dengeli bir diyette yatar.İşte dahil etmeniz gerekenler:Meyve ve Sebzeleri Yükleyin: Tabağınızı özellikle mevsimlik seçenekler olmak üzere çok çeşitli meyve ve sebzelerle doldurduğunuzdan emin olun. Bunlar kalbinizi korumaya yardımcı olan vitaminler, mineraller ve antioksidanlarla doludur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_aT5VrywDkSXILrKnFv-6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Badem Atıştırın: Bademi günlük diyetinize eklemek kalp sağlığınızı artırmanın kolay ve etkili bir yolu olabilir. Kötü kolesterolü (LDL) düşürmeye ve iltihabı azaltmaya yardımcı olurlar; bunların ikisi de kalp sorunlarına katkıda bulunur. Ayrıca bademler göbek yağını azaltmaya ve bel ölçüsünü küçültmeye yardımcı olabilir; kalp hastalıklarını önlemek için önemli faktörlerdir. Genel olarak, günde bir avuç badem sağlıklı HDL kolesterol seviyelerini destekleyerek kalbinizi sağlıklı tutabilir.Tam Tahılları Seçin: Rafine tahılları kahverengi pirinç, kinoa ve tam buğday ekmeği gibi tam tahıllarla değiştirin. Bunlar kan şekeri seviyelerini dengelemeye ve kalp sağlığını desteklemeye yardımcı olan lif ve besin açısından zengindir.Sağlıklı Yağları Dahil Edin: İşlenmiş gıdalarda bulunanlar gibi sağlıksız yağları zeytinyağı, avokado ve badem gibi kuruyemişler gibi daha sağlıklı seçeneklerle değiştirin. Bu sağlıklı yağlar LDL kolesterolü ("kötü" kolesterol) düşürmeye ve kalp hastalığı riskinizi azaltmaya yardımcı olur.Tuzu Sınırlayın: Tuzu azaltmak yüksek tansiyon geliştirme şansınızı düşürebilir. İşlenmiş gıdalara ve dışarıda yemek yemeye dikkat edin, çünkü bunlar genellikle gizli sodyum içerir.Orta Düzey Protein: Kalbinizdeki baskıyı azaltmak için kırmızı et yerine tavuk, balık, badem ve baklagiller gibi sağlıklı protein kaynaklarını tercih edin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dUsEv1lTRki4-fHVxQ_wug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp ilaçları kullanıyorsanız, sağlık uzmanınızın talimatlarını dikkatlice takip etmeniz önemlidir. Dozları asla atlamayın ve herhangi bir endişeniz varsa veya yan etki yaşarsanız her zaman doktorunuzla iletişim kurun. Tutarlılık, kalp rahatsızlıklarını etkili bir şekilde yönetmenin anahtarıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8ps1fcrBM0iGpb9SyltU-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Egzersiz, kalbinizi korumak için en güçlü yollardan biridir. Düzenli fiziksel aktivite sağlıklı bir kiloyu korumaya yardımcı olur, dolaşımı iyileştirir ve kan basıncını düşürür. Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz (yürüyüş veya bisiklet gibi) veya 75 dakika yüksek yoğunlukta aktivite (koşu veya yüzme gibi) yapmayı hedefleyin. Özellikle önceden var olan bir kalp rahatsızlığınız varsa, yeni bir egzersiz rutinine başlamadan önce daima doktorunuza danışın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O4kwVVywkEyxmPuX8Y2VHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeterince dinlenmek, kalp sağlığı için diyet ve egzersiz kadar önemlidir. Her gece 7-9 saat dinlendirici bir uyku hedefleyin. Kötü uyku alışkanlıkları kalp sorunları riskini artırabilir, bu nedenle tutarlı bir uyku rutini oluşturmaya ve dinlenmek için rahat bir ortam yaratmaya çalışın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1xcAGtjCC0eNBYNMlDTuhw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doktorunuzu düzenli olarak ziyaret ederek kalp sağlığınızı yakından takip edin. Durumunuzu izlemek, ilaçlarınızı ayarlamak ve ilerlemenizi takip etmek, komplikasyonları önlemede ve kalbinizi sağlıklı tutmada önemli adımlardır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eAY58EtViEmWZYoQroagCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kronik stres kalbinize zarar verebilir, bu nedenle stresle başa çıkmanın yollarını bulmak hayati önem taşır. İşte yardımcı olabilecek bazı teknikler:Dikkat ve Meditasyon: Her gün birkaç dakikanızı farkındalık veya meditasyon yapmaya ayırmak rahatlamanıza ve stres seviyenizi azaltmanıza yardımcı olabilir.Derin Nefes Alma: Derin nefes egzersizlerini gününüze dahil etmek stresinizi azaltabilir ve kendinizi daha merkezlenmiş hissetmenize yardımcı olabilir.Kalp sorunlarıyla yaşamak hayattan vazgeçmek anlamına gelmez. Basit yaşam tarzı değişiklikleri benimseyerek kalp sağlığınızı kontrol altına alabilir ve komplikasyon riskini azaltabilirsiniz. Kalp sağlığına uygun bir yaşam tarzına doğru attığınız her adım önemlidir, ancak diyetinizde veya egzersiz rutininizde önemli değişiklikler yapmadan önce her zaman sağlık uzmanınıza danışmanız önemlidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğal magnezyum kaynakları: Günlük ihtiyacın yarısını karşılıyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/dogal-magnezyum-kaynaklari-gunluk-ihtiyacin-yarisini-karsiliyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/dogal-magnezyum-kaynaklari-gunluk-ihtiyacin-yarisini-karsiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Birçok kişi günlük magnezyum ihtiyacını karşılamıyor. Yetişkin erkeklerin günlük 400-420 miligrama ihtiyacı varken, kadınların 310-400 miligram magnezyuma ihtiyacı var. Papaya, armut, incir, muz, kayısı ve guava gibi meyveler iyi magnezyum kaynaklarıdır. Bu meyveleri diyetinize dahil etmek, günlük magnezyum alımınıza lezzetli bir şekilde ulaşmanıza yardımcı olabilir.Yapılan araştırma, magnezyumun sinir fonksiyonu, kan basıncı düzenlemesi, kan şekeri kontrolü ve kemik sağlığının korunması için gerekli olduğunu, yetişkin erkeklerin günlük 400-420 miligrama, kadınların ise 310-400 miligrama ihtiyaç duyduğunu tespit ediyor.Günlük magnezyum ihtiyacınızı karşılayacak birçok yiyecek olsa da, bunu karşılamanın daha lezzetli bir yolu var. Magnezyum açısından zengin meyveleri tüketerek, bunu daha sağlıklı ve lezzetli bir şekilde elde edebilirsiniz. İşte magnezyum açısından zengin 6 meyve:Her gün papaya yemek, forma girmenin ve form kazanmanın en iyi yoludur. Ayrıca magnezyumla birlikte günlük sağlık gereksinimlerinizi destekleyecek yeterli besin içerir. Papaya, fincan başına 34,6 miligram magnezyum sağlayarak günlük ihtiyaçların %8,2&#039;sini karşılar. Meyve, kalp hastalığı önlemeyle bağlantılı bir karotenoid olan likopen açısından zengindir.Bir meyvedeki en yüksek magnezyum konsantrasyonu bu harika meyveye aittir. Dikenli armut, 1 fincan porsiyon başına 127 miligram içeren ve Günlük Değerin %30&#039;unu oluşturan önde gelen magnezyum açısından zengin meyve olarak ortaya çıkar. Ayrıca günlük C vitamini ihtiyacının %23&#039;ünü ve lif ihtiyacının %19,2&#039;sini sağlar.İncirler diyetinize harika bir katkıdır. Sadece bu değil, kuru incirler ikinci sırada yer alır ve fincan başına 101 miligram magnezyum sağlayarak Günlük Değerin %24&#039;ünü temsil eder. Bu meyveler özellikle lif açısından zengindir, fincan başına 14,6 gram içerir ve günlük lif ihtiyacının %50&#039;sinden fazlasını karşılar.Bu parlak sarı uzun meyveler bir sebepten dolayı süper gıda olarak bilinir. Muzlar fincan başına 40,6 miligram magnezyum içerir ve günlük ihtiyacın %9,6&#039;sını karşılar. Bu tropikal meyveler metabolizma ve bağışıklık fonksiyonu için gerekli olan B6 vitamini açısından zengindir. Günde bir muz tüketin ve sağlığınızın değiştiğini fark edeceksiniz.Kuru kayısı fincan başına 41,6 miligram magnezyum sunar ve günlük ihtiyacın %9,9&#039;unu karşılar. Ayrıca günlük demir ihtiyacının %19,2&#039;sini karşılar, oksijen taşınmasını ve hormon sentezini destekler. Olduğu gibi tüketilebildiği veya herhangi bir smoothie veya salataya eklenebildiği için kullanımı çok yönlüdür.Bu güzel yeşil meyve C vitamini içeriğiyle övülüyor. Ancak, sağlığınızı desteklemek için yeterli magnezyumla da doludur. Guava, fincan başına 36,4 miligram magnezyum sağlar ve günlük gereksinimlerin %8,6&#039;sını karşılar. Bu meyve fincan başına 4,21 gram protein ve günlük C vitamini ihtiyacının %400&#039;ünden fazlasıyla öne çıkar.Ispanak (pişmiş fincan başına 156 mg), kabak çekirdeği (gram başına 156 mg), chia tohumu (gram başına 111 mg), siyah fasulye (fincan başına 120 mg), edamame (fincan başına 100 mg), esmer pirinç (fincan başına 84 mg), badem (gram başına 80 mg), kaju (gram başına 74 mg), soya sütü (fincan başına 61 mg) ve yoğurt (8 gram başına 42 mg) dahil olmak üzere diğer önemli magnezyum kaynakları.Günlük gereksinimleri karşılamak için çeşitli magnezyum açısından zengin yiyecekler tüketmenin önemini vurgulayalım. Optimum magnezyum alımı için meyve, sebze, kuruyemiş, tohum ve baklagilleri içeren dengeli bir diyet tüketmenizi öneririz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k-AiJfc9sUuZe7jHP-CAkQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doğal, magnezyum, kaynakları:, Günlük, ihtiyacın, yarısını, karşılıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k-AiJfc9sUuZe7jHP-CAkQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doğal magnezyum kaynakları: Günlük ihtiyacın yarısını karşılıyor"><p>Birçok kişi günlük magnezyum ihtiyacını karşılamıyor. Yetişkin erkeklerin günlük 400-420 miligrama ihtiyacı varken, kadınların 310-400 miligram magnezyuma ihtiyacı var. Papaya, armut, incir, muz, kayısı ve guava gibi meyveler iyi magnezyum kaynaklarıdır. Bu meyveleri diyetinize dahil etmek, günlük magnezyum alımınıza lezzetli bir şekilde ulaşmanıza yardımcı olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8lAeYGTKL0GMSbXCgH61AQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapılan araştırma, magnezyumun sinir fonksiyonu, kan basıncı düzenlemesi, kan şekeri kontrolü ve kemik sağlığının korunması için gerekli olduğunu, yetişkin erkeklerin günlük 400-420 miligrama, kadınların ise 310-400 miligrama ihtiyaç duyduğunu tespit ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8DAzUFkpIkWir6PThdZlIA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günlük magnezyum ihtiyacınızı karşılayacak birçok yiyecek olsa da, bunu karşılamanın daha lezzetli bir yolu var. Magnezyum açısından zengin meyveleri tüketerek, bunu daha sağlıklı ve lezzetli bir şekilde elde edebilirsiniz. İşte magnezyum açısından zengin 6 meyve:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rJGpTaPeIkiVcG_fbzTgsQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her gün papaya yemek, forma girmenin ve form kazanmanın en iyi yoludur. Ayrıca magnezyumla birlikte günlük sağlık gereksinimlerinizi destekleyecek yeterli besin içerir. Papaya, fincan başına 34,6 miligram magnezyum sağlayarak günlük ihtiyaçların %8,2'sini karşılar. Meyve, kalp hastalığı önlemeyle bağlantılı bir karotenoid olan likopen açısından zengindir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vTVsDkV7p0aXPMPq39YeTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir meyvedeki en yüksek magnezyum konsantrasyonu bu harika meyveye aittir. Dikenli armut, 1 fincan porsiyon başına 127 miligram içeren ve Günlük Değerin %30'unu oluşturan önde gelen magnezyum açısından zengin meyve olarak ortaya çıkar. Ayrıca günlük C vitamini ihtiyacının %23'ünü ve lif ihtiyacının %19,2'sini sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p_eg8xYAlUaVdPsGYsFKYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İncirler diyetinize harika bir katkıdır. Sadece bu değil, kuru incirler ikinci sırada yer alır ve fincan başına 101 miligram magnezyum sağlayarak Günlük Değerin %24'ünü temsil eder. Bu meyveler özellikle lif açısından zengindir, fincan başına 14,6 gram içerir ve günlük lif ihtiyacının %50'sinden fazlasını karşılar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O7lacN2HykSou7yHn4Zx1w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu parlak sarı uzun meyveler bir sebepten dolayı süper gıda olarak bilinir. Muzlar fincan başına 40,6 miligram magnezyum içerir ve günlük ihtiyacın %9,6'sını karşılar. Bu tropikal meyveler metabolizma ve bağışıklık fonksiyonu için gerekli olan B6 vitamini açısından zengindir. Günde bir muz tüketin ve sağlığınızın değiştiğini fark edeceksiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/snde7ItwHU6LoGZwzMpwoQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kuru kayısı fincan başına 41,6 miligram magnezyum sunar ve günlük ihtiyacın %9,9'unu karşılar. Ayrıca günlük demir ihtiyacının %19,2'sini karşılar, oksijen taşınmasını ve hormon sentezini destekler. Olduğu gibi tüketilebildiği veya herhangi bir smoothie veya salataya eklenebildiği için kullanımı çok yönlüdür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wAjqxgWy-EOnOmWfTlCDTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu güzel yeşil meyve C vitamini içeriğiyle övülüyor. Ancak, sağlığınızı desteklemek için yeterli magnezyumla da doludur. Guava, fincan başına 36,4 miligram magnezyum sağlar ve günlük gereksinimlerin %8,6'sını karşılar. Bu meyve fincan başına 4,21 gram protein ve günlük C vitamini ihtiyacının %400'ünden fazlasıyla öne çıkar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q4S6_IWPbkyfA6i7gm6_WA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ispanak (pişmiş fincan başına 156 mg), kabak çekirdeği (gram başına 156 mg), chia tohumu (gram başına 111 mg), siyah fasulye (fincan başına 120 mg), edamame (fincan başına 100 mg), esmer pirinç (fincan başına 84 mg), badem (gram başına 80 mg), kaju (gram başına 74 mg), soya sütü (fincan başına 61 mg) ve yoğurt (8 gram başına 42 mg) dahil olmak üzere diğer önemli magnezyum kaynakları.Günlük gereksinimleri karşılamak için çeşitli magnezyum açısından zengin yiyecekler tüketmenin önemini vurgulayalım. Optimum magnezyum alımı için meyve, sebze, kuruyemiş, tohum ve baklagilleri içeren dengeli bir diyet tüketmenizi öneririz.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sık sık hasta mı oluyorsunuz? 7 adımda hastalıklara karşı vücut direncini artırın</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/sik-sik-hasta-mi-oluyorsunuz-7-adimda-hastaliklara-karsi-vucut-direncini-artirin</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/sik-sik-hasta-mi-oluyorsunuz-7-adimda-hastaliklara-karsi-vucut-direncini-artirin</guid>
<description><![CDATA[ Sık sık hasta mı oluyorsunuz? Bunun nedeni bağışıklık sisteminizin zayıflaması olabilir. Vücut sağlığınızı korumak ve hastalıklara karşı direnç kazanmak için bağışıklık sisteminizi güçlü tutmalısınız. Peki, bağışıklık nasıl güçlenir?Hastalık döngüsünde sıkışıp kalmak en kötüsüdür! İster inatçı bir soğuk algınlığı ister güçten düşüren bir grip olsun, kendinizi iyi hissetmemek sinir bozucu ve yorucu olabilir. Peki ya bu döngüden kurtulup daha güçlü, daha sağlıklı bir siz inşa edebilseydiniz? İyi haber şu ki, bağışıklığınızı güçlendirmek karmaşık veya pahalı olmak zorunda değil. Basit alışkanlıklar büyük fark yaratabilir. İşte bağışıklık sisteminizi güçlendirmek ve hastalıkları uzak tutmak için 7 günlük alışkanlık. Bu alışkanlıkları günlük rutininize dahil ederek, sık sık hasta olduğunuz günlere veda edip daha sağlıklı, daha mutlu bir sizle tanışacaksınız.Dengeli bir beslenme %55-60 karbonhidrat, %25-30 protein ve %10-15 yağdan oluşur. Yağ kısmının %90&#039;ı PUFA (çoklu doymamış yağ asitleri) ve %10&#039;u doymuş yağ olmalıdır. Çok yüksek glisemik indekse sahip oldukları için abur cubura hayır deyin. Düşük glisemik indekse sahip yiyecekler tüketin.Mevsimlik meyve ve sebzeler günlük beslenmenin bir parçası olmalıdır, çünkü vitamin ve mineralleri yenilerler ve sağlıklı bağırsak alışkanlıkları için gerekli olan iyi lif içeriğine sahiptirler.Az miktarda gereklidirler ve doğal yağlar (esansiyel yağ asitleri), proteinler ve lif açısından iyi bir kaynaktırlar.Sağlıklı bir yetişkinin günlük su ihtiyacı 2,5 ila 3 litredir. Günde yaklaşık 8-10 bardak su içmek zorunludur. Mevsime ve hastalık durumunuza göre değişebilir.Fiziksel aktivite kardiyovasküler olayları azaltır, kan basıncını düşürür ve lipid profilini iyileştirir. Günde 10 dakikayla başlayın, kademeli olarak günde 20 dakikaya ve ardından haftada en az 5 gün günde 30-40 dakikaya çıkarın. Yeterli dinlenme de çok önemlidir. Günlük 7-8 saat uyku yeterli kabul edilir.Alkol sağlığı zararlıdır ve bağışıklığınızın düşmesine neden olabilir. Bu nedenle alkolden kaçınmak daha iyidir. Sigara dumanı 5000 bileşenden oluşur ve bunların 43&#039;ü kanserojendir. Sigara içmek, koroner arter hastalığına bağlı ölümlerin %21,5&#039;ini, felç nedeniyle ölümlerin %18&#039;ini oluşturur, KOAH riski 10 kat artar ve akciğer kanseri riski 20-40 kat daha yüksektir. 30 yaşında sigarayı bırakırsanız, yaşam beklentiniz 10 yıl artar. 40 yaşında 9 yıl; 50 yaşında 6 yıl; ve 60 yaşında sırasıyla 3 yıl olur. Bu kadar erken bırakırsanız, fayda daha büyük olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JY03h_BLykmFI54XUxSVKQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sık, sık, hasta, mı, oluyorsunuz, adımda, hastalıklara, karşı, vücut, direncini, artırın</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JY03h_BLykmFI54XUxSVKQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sık sık hasta mı oluyorsunuz? 7 adımda hastalıklara karşı vücut direncini artırın"><p>Sık sık hasta mı oluyorsunuz? Bunun nedeni bağışıklık sisteminizin zayıflaması olabilir. Vücut sağlığınızı korumak ve hastalıklara karşı direnç kazanmak için bağışıklık sisteminizi güçlü tutmalısınız. Peki, bağışıklık nasıl güçlenir?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w_MwaPwAxE23DADkbAAapQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hastalık döngüsünde sıkışıp kalmak en kötüsüdür! İster inatçı bir soğuk algınlığı ister güçten düşüren bir grip olsun, kendinizi iyi hissetmemek sinir bozucu ve yorucu olabilir. Peki ya bu döngüden kurtulup daha güçlü, daha sağlıklı bir siz inşa edebilseydiniz? İyi haber şu ki, bağışıklığınızı güçlendirmek karmaşık veya pahalı olmak zorunda değil. Basit alışkanlıklar büyük fark yaratabilir. İşte bağışıklık sisteminizi güçlendirmek ve hastalıkları uzak tutmak için 7 günlük alışkanlık. Bu alışkanlıkları günlük rutininize dahil ederek, sık sık hasta olduğunuz günlere veda edip daha sağlıklı, daha mutlu bir sizle tanışacaksınız.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mVHOVHI1RkSbbAim-sJRjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dengeli bir beslenme %55-60 karbonhidrat, %25-30 protein ve %10-15 yağdan oluşur. Yağ kısmının %90'ı PUFA (çoklu doymamış yağ asitleri) ve %10'u doymuş yağ olmalıdır. Çok yüksek glisemik indekse sahip oldukları için abur cubura hayır deyin. Düşük glisemik indekse sahip yiyecekler tüketin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M3yX_5XxPEmtrmjJmxZPOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mevsimlik meyve ve sebzeler günlük beslenmenin bir parçası olmalıdır, çünkü vitamin ve mineralleri yenilerler ve sağlıklı bağırsak alışkanlıkları için gerekli olan iyi lif içeriğine sahiptirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i9iOz6AVrUSed_gO8v1CgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Az miktarda gereklidirler ve doğal yağlar (esansiyel yağ asitleri), proteinler ve lif açısından iyi bir kaynaktırlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eQPeiQVSOEiUe1rGabPWzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı bir yetişkinin günlük su ihtiyacı 2,5 ila 3 litredir. Günde yaklaşık 8-10 bardak su içmek zorunludur. Mevsime ve hastalık durumunuza göre değişebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JLOFQ4jE902hPosBkYX-EQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fiziksel aktivite kardiyovasküler olayları azaltır, kan basıncını düşürür ve lipid profilini iyileştirir. Günde 10 dakikayla başlayın, kademeli olarak günde 20 dakikaya ve ardından haftada en az 5 gün günde 30-40 dakikaya çıkarın. Yeterli dinlenme de çok önemlidir. Günlük 7-8 saat uyku yeterli kabul edilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hFnVxiPKoU62Ur0GzUXsXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alkol sağlığı zararlıdır ve bağışıklığınızın düşmesine neden olabilir. Bu nedenle alkolden kaçınmak daha iyidir. Sigara dumanı 5000 bileşenden oluşur ve bunların 43'ü kanserojendir. Sigara içmek, koroner arter hastalığına bağlı ölümlerin %21,5'ini, felç nedeniyle ölümlerin %18'ini oluşturur, KOAH riski 10 kat artar ve akciğer kanseri riski 20-40 kat daha yüksektir. 30 yaşında sigarayı bırakırsanız, yaşam beklentiniz 10 yıl artar. 40 yaşında 9 yıl; 50 yaşında 6 yıl; ve 60 yaşında sırasıyla 3 yıl olur. Bu kadar erken bırakırsanız, fayda daha büyük olur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp doktoru tüketmekten kaçındığı içeceği açıkladı: Sağlıklı olarak biliniyor ama kalbin düşmanı</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/kalp-doktoru-tuketmekten-kacindigi-icecegi-acikladi-saglikli-olarak-biliniyor-ama-kalbin-dusmani</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/kalp-doktoru-tuketmekten-kacindigi-icecegi-acikladi-saglikli-olarak-biliniyor-ama-kalbin-dusmani</guid>
<description><![CDATA[ Kalp-damar hastalıkları ve kalp krizi dünyada önde gelen ölüm nedenleri arasında. Kalbi korumak ve kalp sağlığını desteklemek için günlük alışkanlıklarına çok dikkat etmeniz gerekiyor. Doğru ve sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarıyla kalbi güçlendirmeniz mümkün. Kalbi korumak için özellikle beslenmenize özen göstermeniz gerekiyor. Bazı sağlıklı sandığınız besinler ya da içecekler farkında olmadan kalbi yorabilir.Sağlıklı bir vücuda ve kalbe sahip olmak için günlük alışkanlıklarınıza çok dikkat etmeniz gerekiyor. Kardiyovasküler hastalıklar (KVD), dünya genelinde ölüm nedenleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Özellikle İngiltere&#039;de kalp hastalıkları, son yıllarda önemli bir sağlık sorunu haline gelmiş durumda. Ancak, düzenli sağlık alışkanlıkları ve doğru yaşam tarzı seçimleriyle bu riskin önemli ölçüde azaltılması mümkün.Kalp damar hastalıkları ve kalp krizi dünya genelinde önde gelen ölüm nedenleri arasında yer alıyor. Kalp damar hastalıklarını önlemek için günlük olarak sağlıklı alışkanlıklar geliştirmeniz gerekiyor. 
İngiliz Kalp Vakfı&#039;na göre, İngiltere&#039;de kalp ve damar hastalıklarından 75 yaşından önce ölenlerin sayısı son 10 yılın en yüksek seviyesine ulaşmışken, uzmanlar sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve sağlıklı bir kiloda kalmanın kalp sağlığını korumada büyük önem taşıdığını vurguluyor. TheSun&#039;da yer alan habere göre; Kardiyoloji Uzmanı Dr. Jonathan Behar, kalp hastalıklarını önlemek için günlük yaşamında dikkat ettiği alışkanlıkları paylaşarak, sadece hastalarına değil, kendisine de aynı özeni gösterdiğini belirtiyor.İşte Dr. Behar’ın kalp sağlığını korumak için uyguladığı 6 önemli alışkanlık:Kahvaltı, günün ilk öğünü olduğu için kalp sağlığı üzerinde önemli bir etkiye sahip. Dr. Behar, kalp sağlığını destekleyen kahvaltılarda karbonhidrat oranı yüksek, işlenmemiş gıdaları tercih ediyor. Yulaf ezmesi veya müsli gibi seçeneklerin yanı sıra, meyve tüketiminin de önemli olduğunu belirtiyor. Ancak meyve suyu yerine, taze meyve ve tam besinleri tercih etmenin daha sağlıklı olduğunu vurguluyor.&quot;İnsanlar genellikle meyve suyu içtiğimi sanıyor ama aslında göründükleri kadar sağlıklı değiller; şeker oranı yüksek ve sıkıldıkları meyvenin tüm o harika liflerinden yoksunlar.&quot;Gün boyunca enerji seviyenizi korumak ve açlık krizlerine girmemek için sağlıklı atıştırmalıklar tüketmek önemlidir. Dr. Behar, öğleden sonra 15:00 civarında bir miktar meyve veya sağlıklı bir atıştırmalık almayı tercih ediyor.&quot; Sağlıklı bir kiloda kalmak ve enerjik kalmak için günde birkaç kez pirinç keki veya elma gibi sağlıklı atıştırmalıklar yiyorum .&quot;Dr. Behar, kalp hastalıkları riskini azaltmaya yardımcı olabilecek Akdeniz diyetini takip ediyor. Akdeniz diyeti, zeytinyağı, sebzeler, tam tahıllar ve balık gibi sağlıklı yağlar ve besinlerle zenginleştirilmiş bir beslenme düzenini benimser. Ara sıra kırmızı et tüketimi de olsa da, işlenmiş gıdalardan kaçınıyor ve yemeklerini taze malzemelerle hazırlamayı tercih ediyor.Dr. Behar, &quot;Genellikle hafif et veya balıkla birlikte sebze, salata ve tam tahılların karışımından oluşan Akdeniz tarzı bir diyete bağlı kalmayı tercih ediyorum&quot; dedi.&quot;Haftada bir kez kendime ödül olarak biftek veya sebzeli kuzu eti yiyorum. Kırmızı et tüketimini azaltmanız önerilse de tadı yine de güzel oluyor!&quot; İşlenmiş, tuz, yağ ve şeker oranı yüksek gıdalara kıyasla, sağlığım açısından daha fazla fayda sağladığı için, her şeyi taze malzemelerle ve sıfırdan pişirmeyi seviyorum .&quot;Mümkün olduğunca akşamları ailemle birlikte yemek yemeye çalışıyorum, ideal olarak yatmadan birkaç saat önce, böylece yiyeceklerin yeterince sindirilebileceğinden ve uyurken midemde kalmayacağından emin oluyorum . &quot;diyor.Dr. Behar, kalp sağlığını korumak ve kan dolaşımını iyileştirmek amacıyla her gün tempolu bir yürüyüş yapmayı ihmal etmiyor. Aynı zamanda işyerinde merdivenleri kullanarak aktif kalmaya özen gösteriyor. Düzenli egzersiz, kalp hastalıkları riskini azaltmak için önemli bir adım.Kalp sağlığının korunmasında uyku kalitesinin de büyük rolü bulunuyor. Dr. Behar, her gece en az sekiz saat uyumaya çalışarak vücudunun dinlenmesini sağlıyor. Uzmanlar, sağlıklı yetişkinlerin günde 7-9 saat uyumasını öneriyor.Dr. Behar, &quot;Bu benim de geliştirebileceğim bir alan ama en azından sekiz saat uyumaya çalışıyorum&quot; dedi.&quot;Hepimiz yoğun ve telaşlı hayatlar yaşıyoruz ve küçük çocukları olanlar sürekli olarak iyi uyumakta zorluk çekiyorlar.&quot;Bununla birlikte, vücudunuzun uyumasına izin verdiğiniz uyku miktarında ve sıklığında küçük bir artış bile kalp sağlığınız için önemli faydalar yaratabilir.&quot;Stresi azaltmak ve kalp sağlığını desteklemek için gülmenin önemini vurgulayan Dr. Behar, mizahın kalp sağlığı üzerinde olumlu etkiler yarattığını belirtiyor. Gülme, stres hormonu olan kortizolün seviyesini düşürerek kalp sağlığını iyileştirebilir.Dr. Behar, kalp sağlığını korumak için günlük yaşamında dikkat ettiği bu alışkanlıkları sadece hastalarına öneriyor, aynı zamanda kendisi de aktif bir şekilde bu sağlıklı yaşam tarzını uyguluyor. Düzenli egzers ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PVizlBuhbkuP6ZGdXHX-lw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, doktoru, tüketmekten, kaçındığı, içeceği, açıkladı:, Sağlıklı, olarak, biliniyor, ama, kalbin, düşmanı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PVizlBuhbkuP6ZGdXHX-lw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp doktoru tüketmekten kaçındığı içeceği açıkladı: Sağlıklı olarak biliniyor ama kalbin düşmanı"><p>Kalp-damar hastalıkları ve kalp krizi dünyada önde gelen ölüm nedenleri arasında. Kalbi korumak ve kalp sağlığını desteklemek için günlük alışkanlıklarına çok dikkat etmeniz gerekiyor. Doğru ve sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarıyla kalbi güçlendirmeniz mümkün. Kalbi korumak için özellikle beslenmenize özen göstermeniz gerekiyor. Bazı sağlıklı sandığınız besinler ya da içecekler farkında olmadan kalbi yorabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b6pG1quEEEWF5_oamh1-HQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı bir vücuda ve kalbe sahip olmak için günlük alışkanlıklarınıza çok dikkat etmeniz gerekiyor. Kardiyovasküler hastalıklar (KVD), dünya genelinde ölüm nedenleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Özellikle İngiltere'de kalp hastalıkları, son yıllarda önemli bir sağlık sorunu haline gelmiş durumda. Ancak, düzenli sağlık alışkanlıkları ve doğru yaşam tarzı seçimleriyle bu riskin önemli ölçüde azaltılması mümkün.Kalp damar hastalıkları ve kalp krizi dünya genelinde önde gelen ölüm nedenleri arasında yer alıyor. Kalp damar hastalıklarını önlemek için günlük olarak sağlıklı alışkanlıklar geliştirmeniz gerekiyor. 
İngiliz Kalp Vakfı'na göre, İngiltere'de kalp ve damar hastalıklarından 75 yaşından önce ölenlerin sayısı son 10 yılın en yüksek seviyesine ulaşmışken, uzmanlar sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve sağlıklı bir kiloda kalmanın kalp sağlığını korumada büyük önem taşıdığını vurguluyor. TheSun'da yer alan habere göre; Kardiyoloji Uzmanı Dr. Jonathan Behar, kalp hastalıklarını önlemek için günlük yaşamında dikkat ettiği alışkanlıkları paylaşarak, sadece hastalarına değil, kendisine de aynı özeni gösterdiğini belirtiyor.İşte Dr. Behar’ın kalp sağlığını korumak için uyguladığı 6 önemli alışkanlık:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5H5QnVL7pkG8JpaGddQePw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahvaltı, günün ilk öğünü olduğu için kalp sağlığı üzerinde önemli bir etkiye sahip. Dr. Behar, kalp sağlığını destekleyen kahvaltılarda karbonhidrat oranı yüksek, işlenmemiş gıdaları tercih ediyor. Yulaf ezmesi veya müsli gibi seçeneklerin yanı sıra, meyve tüketiminin de önemli olduğunu belirtiyor. Ancak meyve suyu yerine, taze meyve ve tam besinleri tercih etmenin daha sağlıklı olduğunu vurguluyor."İnsanlar genellikle meyve suyu içtiğimi sanıyor ama aslında göründükleri kadar sağlıklı değiller; şeker oranı yüksek ve sıkıldıkları meyvenin tüm o harika liflerinden yoksunlar."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G4SaRb-NjEKdQFC0yqqv1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gün boyunca enerji seviyenizi korumak ve açlık krizlerine girmemek için sağlıklı atıştırmalıklar tüketmek önemlidir. Dr. Behar, öğleden sonra 15:00 civarında bir miktar meyve veya sağlıklı bir atıştırmalık almayı tercih ediyor." Sağlıklı bir kiloda kalmak ve enerjik kalmak için günde birkaç kez pirinç keki veya elma gibi sağlıklı atıştırmalıklar yiyorum ."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iSTuirA58E-dmfscQegdyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Behar, kalp hastalıkları riskini azaltmaya yardımcı olabilecek Akdeniz diyetini takip ediyor. Akdeniz diyeti, zeytinyağı, sebzeler, tam tahıllar ve balık gibi sağlıklı yağlar ve besinlerle zenginleştirilmiş bir beslenme düzenini benimser. Ara sıra kırmızı et tüketimi de olsa da, işlenmiş gıdalardan kaçınıyor ve yemeklerini taze malzemelerle hazırlamayı tercih ediyor.Dr. Behar, "Genellikle hafif et veya balıkla birlikte sebze, salata ve tam tahılların karışımından oluşan Akdeniz tarzı bir diyete bağlı kalmayı tercih ediyorum" dedi."Haftada bir kez kendime ödül olarak biftek veya sebzeli kuzu eti yiyorum. Kırmızı et tüketimini azaltmanız önerilse de tadı yine de güzel oluyor!" İşlenmiş, tuz, yağ ve şeker oranı yüksek gıdalara kıyasla, sağlığım açısından daha fazla fayda sağladığı için, her şeyi taze malzemelerle ve sıfırdan pişirmeyi seviyorum ."Mümkün olduğunca akşamları ailemle birlikte yemek yemeye çalışıyorum, ideal olarak yatmadan birkaç saat önce, böylece yiyeceklerin yeterince sindirilebileceğinden ve uyurken midemde kalmayacağından emin oluyorum . "diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BwMWRKt0okSPUndG2KkBZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Behar, kalp sağlığını korumak ve kan dolaşımını iyileştirmek amacıyla her gün tempolu bir yürüyüş yapmayı ihmal etmiyor. Aynı zamanda işyerinde merdivenleri kullanarak aktif kalmaya özen gösteriyor. Düzenli egzersiz, kalp hastalıkları riskini azaltmak için önemli bir adım.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2hgfYOcADkiVjPAAF47-bQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp sağlığının korunmasında uyku kalitesinin de büyük rolü bulunuyor. Dr. Behar, her gece en az sekiz saat uyumaya çalışarak vücudunun dinlenmesini sağlıyor. Uzmanlar, sağlıklı yetişkinlerin günde 7-9 saat uyumasını öneriyor.Dr. Behar, "Bu benim de geliştirebileceğim bir alan ama en azından sekiz saat uyumaya çalışıyorum" dedi."Hepimiz yoğun ve telaşlı hayatlar yaşıyoruz ve küçük çocukları olanlar sürekli olarak iyi uyumakta zorluk çekiyorlar."Bununla birlikte, vücudunuzun uyumasına izin verdiğiniz uyku miktarında ve sıklığında küçük bir artış bile kalp sağlığınız için önemli faydalar yaratabilir."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bZ75oluasUqfxkAiHhBSPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Stresi azaltmak ve kalp sağlığını desteklemek için gülmenin önemini vurgulayan Dr. Behar, mizahın kalp sağlığı üzerinde olumlu etkiler yarattığını belirtiyor. Gülme, stres hormonu olan kortizolün seviyesini düşürerek kalp sağlığını iyileştirebilir.Dr. Behar, kalp sağlığını korumak için günlük yaşamında dikkat ettiği bu alışkanlıkları sadece hastalarına öneriyor, aynı zamanda kendisi de aktif bir şekilde bu sağlıklı yaşam tarzını uyguluyor. Düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme, yeterli uyku ve stres yönetimi gibi basit ama etkili alışkanlıklar, kalp hastalıkları riskini azaltmada büyük rol oynuyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bebeklerinden topuk kanı aldırmayan aileye para cezası talebi</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/bebeklerinden-topuk-kani-aldirmayan-aileye-para-cezasi-talebi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/bebeklerinden-topuk-kani-aldirmayan-aileye-para-cezasi-talebi</guid>
<description><![CDATA[ Adana&#039;da bebeklerinden topuk kanının alınmasını reddeden aile hakkında soruşturma başlatıldı. Aileye, Sağlık Müdürlüğü tarafından idari para ceza uygulanması hükmedildi.Seyhan ilçesinde yaşayan Murat ve Seda Ç. çifti, 4 ay önce özel hastanede dünyaya gelen M.T. adlı bebeklerinden topuk kanı alınmasına izin vermedi.   Hastane yönetimi, durumu Sağlık Bakanlığı&#039;na iletti. Bakanlığın şikayeti sonrası Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, aile hakkında soruşturma başlattı.   Soruşturma kapsamında ifadesi alınan Murat Ç., &quot;Aşı, topuk kanı, sağlık taraması ve türevlerini içeren hiçbir tıbbi dayatma ve müdahaleyi kabul etmiyoruz. Rızamız dışında işlem yapılmasını istemiyoruz.&quot; dedi.  AİLEYE BİLGİ VERİLDİ  İl Sağlık Müdürlüğü tarafından görevlendirilen sağlık personeli de yenidoğan bebeklerde bazı kalıtsal hastalıkların tanılanması ve tedavi edilmesi için uygulanan topuk kanı uygulaması hakkında aileyle görüşüp bilgi verdi.   Taranan hastalıklarla olası etkileri yönünden bilgilendirilen aile, uygulamayı kabul etmediğini belirtti.   Aile ikna olmayınca Adana Cumhuriyet Başsavcılığı Aile İçi ve Kadına Yönelik Şiddet Suçları Soruşturma Bürosu tarafından Murat Ç. hakkında, &quot;Aile hukukundan kaynaklı yükümlülüğü ihlal&quot; suçlamasıyla soruşturma sürdürüldü.  YAPTIRIM UYGULANMALI  Soruşturmasını tamamlayan savcılık, Murat Ç. hakkında &quot;Aile hukukundan kaynaklı yükümlülüğü ihlal&quot; suçlamasından, &quot;Şüphelinin mağdura yönelik olarak aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmediklerine ilişkin kanundaki suç tipine uygun bir iddiada bulunmadığını&quot; vurgulayarak takipsizlik kararı verdi.  Savcılık, yetkili makamlar tarafından genel sağlığın korunması amacıyla hukuka uygun şekilde verilen topuk kanı alınmasına ilişkin emre aykırı hareket etmeleri nedeniyle Kabahatler Kanunu&#039;nun 32&#039;nci maddesi gereği, şüpheliye idari para cezası verilmesi için dosyanın İl Sağlık Müdürlüğü’ne gönderilmesine de karar verdi.TOPUK KANI NEDİR?  Bebekler için hayati öneme sahip olan topuk kanı testi, doğuştan ortaya çıkabilecek genetik hastalıkların erken teşhisi için uygulanan bir tarama testi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BSBVvTwyVkiVYiyFHQR65w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bebeklerinden, topuk, kanı, aldırmayan, aileye, para, cezası, talebi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BSBVvTwyVkiVYiyFHQR65w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Topuk kanı aldırmayan aileye ceza talebi"><p>Adana'da bebeklerinden topuk kanının alınmasını reddeden aile hakkında soruşturma başlatıldı. Aileye, Sağlık Müdürlüğü tarafından idari para ceza uygulanması hükmedildi.</p><p>Seyhan ilçesinde yaşayan Murat ve Seda Ç. çifti, 4 ay önce özel hastanede dünyaya gelen M.T. adlı bebeklerinden topuk kanı alınmasına izin vermedi.   Hastane yönetimi, durumu Sağlık Bakanlığı'na iletti. Bakanlığın şikayeti sonrası Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, aile hakkında soruşturma başlattı.   Soruşturma kapsamında ifadesi alınan Murat Ç., "Aşı, topuk kanı, sağlık taraması ve türevlerini içeren hiçbir tıbbi dayatma ve müdahaleyi kabul etmiyoruz. Rızamız dışında işlem yapılmasını istemiyoruz." dedi.  <strong>AİLEYE BİLGİ VERİLDİ</strong>  İl Sağlık Müdürlüğü tarafından görevlendirilen sağlık personeli de yenidoğan bebeklerde bazı kalıtsal hastalıkların tanılanması ve tedavi edilmesi için uygulanan topuk kanı uygulaması hakkında aileyle görüşüp bilgi verdi.   Taranan hastalıklarla olası etkileri yönünden bilgilendirilen aile, uygulamayı kabul etmediğini belirtti.   Aile ikna olmayınca Adana Cumhuriyet Başsavcılığı Aile İçi ve Kadına Yönelik Şiddet Suçları Soruşturma Bürosu tarafından Murat Ç. hakkında, "Aile hukukundan kaynaklı yükümlülüğü ihlal" suçlamasıyla soruşturma sürdürüldü.  <strong>YAPTIRIM UYGULANMALI</strong>  Soruşturmasını tamamlayan savcılık, Murat Ç. hakkında "Aile hukukundan kaynaklı yükümlülüğü ihlal" suçlamasından, "Şüphelinin mağdura yönelik olarak aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmediklerine ilişkin kanundaki suç tipine uygun bir iddiada bulunmadığını" vurgulayarak takipsizlik kararı verdi.  Savcılık, yetkili makamlar tarafından genel sağlığın korunması amacıyla hukuka uygun şekilde verilen topuk kanı alınmasına ilişkin emre aykırı hareket etmeleri nedeniyle Kabahatler Kanunu'nun 32'nci maddesi gereği, şüpheliye idari para cezası verilmesi için dosyanın İl Sağlık Müdürlüğü’ne gönderilmesine de karar verdi.</p><p><strong>TOPUK KANI NEDİR?</strong>  Bebekler için hayati öneme sahip olan topuk kanı testi, doğuştan ortaya çıkabilecek genetik hastalıkların erken teşhisi için uygulanan bir tarama testi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Akşam yemeğinde neden pilav yememelisiniz?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/aksam-yemeginde-neden-pilav-yememelisiniz</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/aksam-yemeginde-neden-pilav-yememelisiniz</guid>
<description><![CDATA[ Pilav akşam yemeklerinde en sık tüketilen besinler arasında yer alıyor Pilav vücuda enerji verip ve temel besinleri sağlasa da, günün çok geç saatlerinde tüketilmesi çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir. Peki, akşam yemeğinde neden pilav yememelisiniz?Pilav vücuda enerji sağlayan karbonhidratlar açısından zengindir. Ancak, fiziksel aktivitenin en az olduğu gece saatlerinde karbonhidrat ağırlıklı bir öğün tüketmek, yağ olarak aşırı kalori depolanmasına yol açabilir. Vücudun metabolizması uyku sırasında yavaşlar ve bu da pilavda gelen ekstra kalorileri yakmayı zorlaştırır ve bu da zamanla kilo alımına katkıda bulunabilir.Beyaz pirinç yüksek glisemik indekse sahiptir, yani kan şekeri seviyelerini hızla yükseltir. Özellikle diyabet veya insülin direnci olanlar için akşam yemeğinde pilav yemek, kan şekerinde ani artışlara yol açabilir. Zamanla bu, tip 2 diyabet ve diğer metabolik bozukluklar geliştirme riskini artırabilir. Kan şekerinde daha yavaş bir artışa yol açabilecek herhangi bir yiyeceği seçmek daha iyi bir seçimdir.Birçok kişi gece pilav yedikten sonra şişkinlik ve sindirim rahatsızlığı yaşar. Pilav, özellikle ağır bir akşam yemeğiyle birleştirildiğinde sindirimi yavaşlatabilen basit karbonhidratlar içerir. Hassas sindirime sahip kişilerde akşam yemeğinde pilav tüketmek asitliğe, gaza veya yavaş sindirime yol açarak uyku kalitesini etkileyebilir.Pilav, uykuyu destekleyen bir amino asit olan triptofanın varlığı nedeniyle sakinleştirici bir etkiye sahip olduğu bilinmektedir. Bu yararlı görünse de, akşam yemeğinden sonra aşırı uyku hali üretkenliğin azalmasına ve aktif bir yaşam tarzını sürdürmede zorluğa yol açabilir. Bu uykulu etki, gece çalışması veya ders çalışması gereken kişilerde uyanıklığı azaltabilir.Geceleri düzenli olarak pilav yemek, yeterli fiziksel aktivite olmadan, göbek yağında artışa yol açabilir. Pilav, lif içermeyen rafine bir karbonhidrattır ve aşırı tüketimi karın çevresinde yağ depolanmasına katkıda bulunabilir. Pirinci lif açısından zengin yiyeceklerle değiştirmek daha sağlıklı bir vücut kompozisyonunun korunmasına yardımcı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ADddzlELmkyUedyaqU-2Mw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Akşam, yemeğinde, neden, pilav, yememelisiniz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ADddzlELmkyUedyaqU-2Mw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Akşam yemeğinde neden pilav yememelisiniz?"><p>Pilav akşam yemeklerinde en sık tüketilen besinler arasında yer alıyor Pilav vücuda enerji verip ve temel besinleri sağlasa da, günün çok geç saatlerinde tüketilmesi çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir. Peki, akşam yemeğinde neden pilav yememelisiniz?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hfnhSnaWeUyHTsbK__1o1g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pilav vücuda enerji sağlayan karbonhidratlar açısından zengindir. Ancak, fiziksel aktivitenin en az olduğu gece saatlerinde karbonhidrat ağırlıklı bir öğün tüketmek, yağ olarak aşırı kalori depolanmasına yol açabilir. Vücudun metabolizması uyku sırasında yavaşlar ve bu da pilavda gelen ekstra kalorileri yakmayı zorlaştırır ve bu da zamanla kilo alımına katkıda bulunabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SsOqMYYGUkefYr7IYpTNYg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyaz pirinç yüksek glisemik indekse sahiptir, yani kan şekeri seviyelerini hızla yükseltir. Özellikle diyabet veya insülin direnci olanlar için akşam yemeğinde pilav yemek, kan şekerinde ani artışlara yol açabilir. Zamanla bu, tip 2 diyabet ve diğer metabolik bozukluklar geliştirme riskini artırabilir. Kan şekerinde daha yavaş bir artışa yol açabilecek herhangi bir yiyeceği seçmek daha iyi bir seçimdir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Tp7egq25YkSCOGxZAxLSAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birçok kişi gece pilav yedikten sonra şişkinlik ve sindirim rahatsızlığı yaşar. Pilav, özellikle ağır bir akşam yemeğiyle birleştirildiğinde sindirimi yavaşlatabilen basit karbonhidratlar içerir. Hassas sindirime sahip kişilerde akşam yemeğinde pilav tüketmek asitliğe, gaza veya yavaş sindirime yol açarak uyku kalitesini etkileyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R9Gax3MYOEKdvV1tfKzxsA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pilav, uykuyu destekleyen bir amino asit olan triptofanın varlığı nedeniyle sakinleştirici bir etkiye sahip olduğu bilinmektedir. Bu yararlı görünse de, akşam yemeğinden sonra aşırı uyku hali üretkenliğin azalmasına ve aktif bir yaşam tarzını sürdürmede zorluğa yol açabilir. Bu uykulu etki, gece çalışması veya ders çalışması gereken kişilerde uyanıklığı azaltabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O9-PE0zvJkK9NGiasPtCNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geceleri düzenli olarak pilav yemek, yeterli fiziksel aktivite olmadan, göbek yağında artışa yol açabilir. Pilav, lif içermeyen rafine bir karbonhidrattır ve aşırı tüketimi karın çevresinde yağ depolanmasına katkıda bulunabilir. Pirinci lif açısından zengin yiyeceklerle değiştirmek daha sağlıklı bir vücut kompozisyonunun korunmasına yardımcı olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ramazan Bayramı öncesi taklit ve tağşiş uyarısı</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/ramazan-bayrami-oencesi-taklit-ve-tagsis-uyarisi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/ramazan-bayrami-oencesi-taklit-ve-tagsis-uyarisi</guid>
<description><![CDATA[ Ramazan Bayramı’na sayılı günler kaldı. Bayram için çikolata, şeker ve şerbetli tatlılara rağbetin artması beklenirken, uzmanlar taklit ve tağşişe dikkat çekerek vatandaşları uyarıyor.Ramazan Bayramı’na sayılı günler kala çikolata, şeker ve şerbetli tatlılara talep artarken, taklit ve tağşiş ürünlere karşı gıda güvenliği gündeme geldi.  Bayramlarda geleneksel olarak şerbetli tatlılar, çikolata ve şeker gruplarının çokça tüketilip ikram edildiğini ya da hediye olarak gönderildiğini söyleyen TMMOB Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Ulaş Kırım, bayramlarda bu ürünlerin tüketiminin arttığını söyledi.UCUZ VE AÇIK YERDE SATILAN ÜRÜLERE DİKKAT  Artan talebi fırsat bilip, bu dönemlerden yararlanmak isteyen fırsatçıkarın, merdiven altı üretim yapıp halk sağlığını tehdit ettiğine dikkat çeken Kırım, “Sırf bayramlar ve özel günlerde tüketim arttığı için ucuza bulunan ya da açıkta satılan yerlerden alınmaması gerekir.” uyarısında bulundu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0umYIZcFUkaMqVMHbiGXsQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ramazan, Bayramı, öncesi, taklit, tağşiş, uyarısı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0umYIZcFUkaMqVMHbiGXsQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bayram yaklaşıyor; taklit ve tağşişe dikkat"><p>Ramazan Bayramı’na sayılı günler kaldı. Bayram için çikolata, şeker ve şerbetli tatlılara rağbetin artması beklenirken, uzmanlar taklit ve tağşişe dikkat çekerek vatandaşları uyarıyor.</p>Ramazan Bayramı’na sayılı günler kala çikolata, şeker ve şerbetli tatlılara talep artarken, taklit ve tağşiş ürünlere karşı gıda güvenliği gündeme geldi.  Bayramlarda geleneksel olarak şerbetli tatlılar, çikolata ve şeker gruplarının çokça tüketilip ikram edildiğini ya da hediye olarak gönderildiğini söyleyen TMMOB Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Ulaş Kırım, bayramlarda bu ürünlerin tüketiminin arttığını söyledi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ofTHWSMBJk6LYpzidlO8Rw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><strong>UCUZ VE AÇIK YERDE SATILAN ÜRÜLERE DİKKAT</strong>  Artan talebi fırsat bilip, bu dönemlerden yararlanmak isteyen fırsatçıkarın, merdiven altı üretim yapıp halk sağlığını tehdit ettiğine dikkat çeken Kırım, “Sırf bayramlar ve özel günlerde tüketim arttığı için ucuza bulunan ya da açıkta satılan yerlerden alınmaması gerekir.” uyarısında bulundu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Esnafın iş güvenliğinde online eğitim dönemi</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/esnafin-is-guvenliginde-online-egitim-doenemi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/esnafin-is-guvenliginde-online-egitim-doenemi</guid>
<description><![CDATA[ Esnaf, iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini bugün itibarıyla online sistem üzerinden tamamlayabilecek.Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezi (ÇASGEM), iş sağlığı ve güvenliği (İSG) eğitim protokolü imzaladı.  TESK Başkanı Palandöken, iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin artık online sistem üzerinden kolayca tamamlanabileceğini açıkladı.  Protokole göre konfederasyonun resmi internet sitesine girerek 16 saatlik eğitimi başarıyla tamamlayan esnaf ve çalışanlar, gerekli belgeyi almaya hak kazanacak.  Palandöken, &quot;Eğer bir esnafımız, &#039;Bu belgeye benim ihtiyacım yok, işletmemde oğlum, kızım veya çalışanım var, onu yetkilendirelim&#039; derse, eğitimi ilgili kişi alabilecek.&quot; ifadelerini kullandı.  Eğitim tamamen elektronik ortamda gerçekleşeceği için iş kaybı yaşanmayacak, dükkan kapatmaya gerek kalmayacak.  İş sağlığı ve güvenliği belgelerinin 8-10 bin lira gibi yüksek fiyatlara verildiğini söyleyen Palandöken, &quot; TESK-ÇASGEM işbirliği ile 250 lira gibi sembolik bir rakama yaptığımız protokol ile esnafımıza ulaşılabilir kılıyoruz.&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NJGq5rMhdEWwng_clbebCg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Esnafın, iş, güvenliğinde, online, eğitim, dönemi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NJGq5rMhdEWwng_clbebCg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Esnafın iş güvenliğinde online eğitim dönemi"><p>Esnaf, iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini bugün itibarıyla online sistem üzerinden tamamlayabilecek.</p>Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezi (ÇASGEM), iş sağlığı ve güvenliği (İSG) eğitim protokolü imzaladı.  TESK Başkanı Palandöken, iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin artık online sistem üzerinden kolayca tamamlanabileceğini açıkladı.  Protokole göre konfederasyonun resmi internet sitesine girerek 16 saatlik eğitimi başarıyla tamamlayan esnaf ve çalışanlar, gerekli belgeyi almaya hak kazanacak.  Palandöken, "Eğer bir esnafımız, 'Bu belgeye benim ihtiyacım yok, işletmemde oğlum, kızım veya çalışanım var, onu yetkilendirelim' derse, eğitimi ilgili kişi alabilecek." ifadelerini kullandı.  Eğitim tamamen elektronik ortamda gerçekleşeceği için iş kaybı yaşanmayacak, dükkan kapatmaya gerek kalmayacak.  İş sağlığı ve güvenliği belgelerinin 8-10 bin lira gibi yüksek fiyatlara verildiğini söyleyen Palandöken, " TESK-ÇASGEM işbirliği ile 250 lira gibi sembolik bir rakama yaptığımız protokol ile esnafımıza ulaşılabilir kılıyoruz." ifadelerini kullandı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktor açıklıyor: Bu 3 tür lif metabolizmayı çalıştırıyor, sindirim dostu</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/doktor-acikliyor-bu-3-tur-lif-metabolizmayi-calistiriyor-sindirim-dostu</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/doktor-acikliyor-bu-3-tur-lif-metabolizmayi-calistiriyor-sindirim-dostu</guid>
<description><![CDATA[ Kilo vermek için sağlıklı bir beslenme düzeni oluşturmanız ve egzersiz yapmanız gerekiyor. Kilo verme sürecinde en önemli noktalardan biri de tükettiğiniz lif kaynakları. Dr. Karan Rajan, optimum bağırsak sağlığı ve kilo kaybı için üç tür lif tüketmenin önemini vurguluyor. Peki, hangi lif kaynaklarını tüketmeniz gerekiyor?Dr. Karan Rajan, optimum bağırsak sağlığı ve kilo kaybı için üç tür lif tüketmenin önemini vurguluyor. Lif, kilo kaybı için güçlü bir araçtır, ancak tüm lifler aynı şekilde çalışmaz. Sadece bir türe odaklanmak yerine, çeşitli lif açısından zengin yiyecekler yemek en iyi sonuçları getirebilir.Kilo kaybı için 3 tür lif tüketmeniz öneriliyor;Lif, kilo kaybı için gizli silah olarak daha yaygın olarak bilinir, ancak sağlıklı bir vücudu desteklemede her birinin kendine özgü bir rolü olan farklı lif türleri olduğunu biliyor muydunuz? İngiltere merkezli NHS cerrahı Dr. Karan Rajan yakın zamanda bir Instagram videosunda, optimum bağırsak sağlığını korumak ve kilo kaybına yardımcı olmak için insanların üç farklı türde lif tüketmesi gerektiğini paylaştı: çözünür lif, çözünmeyen lif ve dirençli nişasta.Bu lifler sadece sindirime yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda kilo yönetimi, iltihabı azaltma ve bağırsakları sağlıklı tutmada da önemli bir rol oynar. İşte her türün ne işe yaradığı ve kilo kaybını nasıl destekleyebileceği hakkında bilmemiz gereken her şey.ÇÖZÜNEBİLİR LİFÇözünebilir lif, suda çözünerek sindirim sisteminde jel benzeri bir madde oluşturur. Bu, sindirimi yavaşlatmaya yardımcı olur, daha uzun süre tok hissetmemizi sağlar ve aşırı yemeyi önler.

Kilo kaybına nasıl yardımcı olur.
Şeker emilimini yavaşlatır, kan şekerinin yükselmesini önler.
Tokluk hissini artırır, istekleri azaltır.
İltihap önleyici bileşikler üreten bağırsak bakterilerini besler.

Nerede bulunur: Yulaf, elma, chia tohumu, keten tohumu, mercimekÇözünmeyen lif suda çözünmez ve sindirim sistemini temizleyen doğal bir fırça gibi davranır. Kabızlığı önlemeye yardımcı olur ve düzenli bağırsak hareketlerini destekler.

Kilo vermeye nasıl yardımcı olur.
Dışkıya hacim kazandırır, şişkinliği ve kabızlığı önler.
Sindirim sisteminde yiyecekleri hızla hareket ettirir ve sağlıklı bir metabolizmayı destekler.
Kalori emilimini azaltmaya yardımcı olur.

Nerede bulunur: Tam tahıllar, kuruyemişler, tohumlar, yapraklı yeşillikler ve kivi ve elma gibi meyvelerin kabukları.Dirençli nişasta, lif gibi davranan benzersiz bir karbonhidrat türüdür. Normal nişastanın aksine, ince bağırsakta sindirime direnir ve kalın bağırsakta fermente olarak faydalı bağırsak bakterilerini besler.Kilo vermeye nasıl yardımcı olur: Açlık hormonlarını azaltarak daha uzun süre tok hissetmenizi sağlar.
İnsülin duyarlılığını iyileştirerek yağ yakımını artırır.
Sindirilebilir karbonhidratları azaltarak kalori emilimini düşürür.

Nerede bulunur: Yeşil muz, olgunlaşmamış mango, pişmiş ve soğutulmuş pirinç, patates ve mercimek.Dr. Rajan, sindirim rahatsızlığını önlemek için lif alımını kademeli olarak artırmanızı öneriyor. Bunu doğru şekilde yapmak için bazı ipuçları:Bağırsaklarınızın uyum sağlamasına izin vermek için haftada 5 gram lif artırın.
Bir dizi fayda elde etmek için farklı lif kaynakları ekleyin.
Lifin işini etkili bir şekilde yapmasına yardımcı olmak için bol su için. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NjVkcfAx6kKduHa5wocV6A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktor, açıklıyor:, tür, lif, metabolizmayı, çalıştırıyor, sindirim, dostu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NjVkcfAx6kKduHa5wocV6A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktor açıklıyor: Bu 3 tür lif metabolizmayı çalıştırıyor, sindirim dostu"><p>Kilo vermek için sağlıklı bir beslenme düzeni oluşturmanız ve egzersiz yapmanız gerekiyor. Kilo verme sürecinde en önemli noktalardan biri de tükettiğiniz lif kaynakları. Dr. Karan Rajan, optimum bağırsak sağlığı ve kilo kaybı için üç tür lif tüketmenin önemini vurguluyor. Peki, hangi lif kaynaklarını tüketmeniz gerekiyor?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gbD55euWnUKAk_lA9tijHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Karan Rajan, optimum bağırsak sağlığı ve kilo kaybı için üç tür lif tüketmenin önemini vurguluyor. Lif, kilo kaybı için güçlü bir araçtır, ancak tüm lifler aynı şekilde çalışmaz. Sadece bir türe odaklanmak yerine, çeşitli lif açısından zengin yiyecekler yemek en iyi sonuçları getirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hzSLqaOh5EenkZoDc5E2zA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kilo kaybı için 3 tür lif tüketmeniz öneriliyor;Lif, kilo kaybı için gizli silah olarak daha yaygın olarak bilinir, ancak sağlıklı bir vücudu desteklemede her birinin kendine özgü bir rolü olan farklı lif türleri olduğunu biliyor muydunuz? İngiltere merkezli NHS cerrahı Dr. Karan Rajan yakın zamanda bir Instagram videosunda, optimum bağırsak sağlığını korumak ve kilo kaybına yardımcı olmak için insanların üç farklı türde lif tüketmesi gerektiğini paylaştı: çözünür lif, çözünmeyen lif ve dirençli nişasta.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/swSrRPwMg0GJZ8INcjEEVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu lifler sadece sindirime yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda kilo yönetimi, iltihabı azaltma ve bağırsakları sağlıklı tutmada da önemli bir rol oynar. İşte her türün ne işe yaradığı ve kilo kaybını nasıl destekleyebileceği hakkında bilmemiz gereken her şey.ÇÖZÜNEBİLİR LİFÇözünebilir lif, suda çözünerek sindirim sisteminde jel benzeri bir madde oluşturur. Bu, sindirimi yavaşlatmaya yardımcı olur, daha uzun süre tok hissetmemizi sağlar ve aşırı yemeyi önler.

Kilo kaybına nasıl yardımcı olur.
Şeker emilimini yavaşlatır, kan şekerinin yükselmesini önler.
Tokluk hissini artırır, istekleri azaltır.
İltihap önleyici bileşikler üreten bağırsak bakterilerini besler.

Nerede bulunur: Yulaf, elma, chia tohumu, keten tohumu, mercimek</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uyxM7cxdJUuG1IWuyG6aFQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çözünmeyen lif suda çözünmez ve sindirim sistemini temizleyen doğal bir fırça gibi davranır. Kabızlığı önlemeye yardımcı olur ve düzenli bağırsak hareketlerini destekler.

Kilo vermeye nasıl yardımcı olur.
Dışkıya hacim kazandırır, şişkinliği ve kabızlığı önler.
Sindirim sisteminde yiyecekleri hızla hareket ettirir ve sağlıklı bir metabolizmayı destekler.
Kalori emilimini azaltmaya yardımcı olur.

Nerede bulunur: Tam tahıllar, kuruyemişler, tohumlar, yapraklı yeşillikler ve kivi ve elma gibi meyvelerin kabukları.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9b3QdSYGMkeay31cE60xnA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dirençli nişasta, lif gibi davranan benzersiz bir karbonhidrat türüdür. Normal nişastanın aksine, ince bağırsakta sindirime direnir ve kalın bağırsakta fermente olarak faydalı bağırsak bakterilerini besler.Kilo vermeye nasıl yardımcı olur: Açlık hormonlarını azaltarak daha uzun süre tok hissetmenizi sağlar.
İnsülin duyarlılığını iyileştirerek yağ yakımını artırır.
Sindirilebilir karbonhidratları azaltarak kalori emilimini düşürür.

Nerede bulunur: Yeşil muz, olgunlaşmamış mango, pişmiş ve soğutulmuş pirinç, patates ve mercimek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eHyuQC3uV0qMB8HD5GwYJA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Rajan, sindirim rahatsızlığını önlemek için lif alımını kademeli olarak artırmanızı öneriyor. Bunu doğru şekilde yapmak için bazı ipuçları:Bağırsaklarınızın uyum sağlamasına izin vermek için haftada 5 gram lif artırın.
Bir dizi fayda elde etmek için farklı lif kaynakları ekleyin.
Lifin işini etkili bir şekilde yapmasına yardımcı olmak için bol su için.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktorlar ağrı kesici verip eve gönderdi meğer tüm vücuduna yayılmış: 32 yaşındaki genç kadının 1 yıl ömrü kaldı</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/doktorlar-agri-kesici-verip-eve-goenderdi-meger-tum-vucuduna-yayilmis-32-yasindaki-genc-kadinin-1-yil-oemru-kaldi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/doktorlar-agri-kesici-verip-eve-goenderdi-meger-tum-vucuduna-yayilmis-32-yasindaki-genc-kadinin-1-yil-oemru-kaldi</guid>
<description><![CDATA[ Beş yıl önce şiddetli sırt ağrıları çekmeye başlayan 32 yaşındaki  Gemma Phillips, defalarca doktoru tarafından ağrı kesicilerle eve gönderildi. Ancak, yaklaşık 18 ay sonra kanser teşhisi kondu ve tedavisi artık mümkün olmayan bir hastalığa yakalandı.Gemma, 2020 yılında başladığı sırt ağrıları nedeniyle aile hekimine başvurdu. Hekim, ilk başta ona ağrı kesiciler önerdi ve sonrasında ultrasona yönlendirdi ancak herhangi bir bulguya rastlanmadı. Gemma’ya, bu ağrıların huzursuz bağırsak sendromundan kaynaklanabileceği söylendi. Ama ağrılar giderek daha da kötüleşti ve &quot;hayatımı ele geçiriyordu&quot; diyerek durumunun ciddiyetini dile getirdi.TheSun&#039;da yer alan habere göre; Gemma&#039;nın şikayetleri üzerine yapılan yeni testler ve uzman görüşmeleri sonucunda, karnında bir kitle tespit edildi. 2022 Mart ayında, pratisyen hekimle yaptığı ilk görüşmenin üzerinden 18 ay geçmişken, Gemma&#039;ya leiomyosarkom teşhisi kondu. Bu, vücudun bağ dokularından gelişen, nadir görülen ve agresif bir kanser türüydü. İngiltere&#039;de her yıl yalnızca yaklaşık 525 vaka teşhis ediliyordu.Gemma, teşhisini hastaneye sevk edildikten sonra aldı ve 10 cm büyüklüğündeki tümör, Mayıs 2022’de alındı. Ancak, ertesi yıl sırtındaki ve yan tarafındaki ağrılar geri döndü. 2023 Ekim ayında yapılan PET taraması, kanserin yayıldığını ve üç yeni tümör olduğunu gösterdi. Gemma&#039;ya, tedavi edilemez olduğu ve ömrünün 12 ila 18 ay arasında olduğu bildirildi.O zamandan beri kemoterapi ve radyoterapi ile yaşamını uzatmaya çalışan Gemma, yaşadığı durumu şöyle ifade etti: &quot;Bunun başınıza geldiğini anlamak zor. Vücudunuz bu hastalık tarafından ele geçiriliyor.&quot;Gemma, tedavi sürecini sosyal medya hesabından paylaşarak takipçilerine umut olmaya çalışıyor. 15 Mart 2025 tarihinde, Gemma’nın beş arkadaşı, ona moral olmak için Snowdon Dağı&#039;na tırmandı. Gloucester’dan 32 yaşındaki Julia Young, bu deneyim hakkında, &quot;Gemma&#039;nın teşhisi beni derinden etkiledi. Şu anda bu hastalıkla mücadele ettiğine inanmak zor. Ama o hep pozitif, hep hareket halinde ve hayatını dolu dolu yaşıyor.&quot; dedi.Gemma&#039;nın hikayesini dinleyenler, onu cesur ve ilham verici bir insan olarak tanımlıyor. Arkadaşları, onun bir an olsun umudunu kaybetmediğini ve her anını dolu dolu yaşadığını vurguluyorlar.Dr. Sorrel Bickley  açıklamalarda bulundu: “Gemma’nın yaşadığı hastalık olan leiomyosarkom üzerine beş çığır açıcı araştırma projesine 600.000 £&#039;dan fazla yatırım yaptık. Erken teşhis, bu tür nadir kanserlerde hayati önem taşırken, ileri evredeki hastalar için etkili tedavi yöntemleri geliştirmek de büyük önem taşıyor.”Gemma’nın hikayesi, hem sağlık profesyonellerine erken teşhisin önemini hatırlatıyor, hem de kansere karşı verilen mücadelenin asla umutsuz olmadığını gösteriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I1iUGqW0hkCWN03ARlmbqw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktorlar, ağrı, kesici, verip, eve, gönderdi, meğer, tüm, vücuduna, yayılmış:, yaşındaki, genç, kadının, yıl, ömrü, kaldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I1iUGqW0hkCWN03ARlmbqw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktorlar ağrı kesici verip eve gönderdi meğer tüm vücuduna yayılmış: 32 yaşındaki genç kadının 1 yıl ömrü kaldı"><p>Beş yıl önce şiddetli sırt ağrıları çekmeye başlayan 32 yaşındaki  Gemma Phillips, defalarca doktoru tarafından ağrı kesicilerle eve gönderildi. Ancak, yaklaşık 18 ay sonra kanser teşhisi kondu ve tedavisi artık mümkün olmayan bir hastalığa yakalandı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YsFHHxRURE6hCJxOHDYd3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gemma, 2020 yılında başladığı sırt ağrıları nedeniyle aile hekimine başvurdu. Hekim, ilk başta ona ağrı kesiciler önerdi ve sonrasında ultrasona yönlendirdi ancak herhangi bir bulguya rastlanmadı. Gemma’ya, bu ağrıların huzursuz bağırsak sendromundan kaynaklanabileceği söylendi. Ama ağrılar giderek daha da kötüleşti ve "hayatımı ele geçiriyordu" diyerek durumunun ciddiyetini dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Furer7BNmEa0S0w-yE8qhg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>TheSun'da yer alan habere göre; Gemma'nın şikayetleri üzerine yapılan yeni testler ve uzman görüşmeleri sonucunda, karnında bir kitle tespit edildi. 2022 Mart ayında, pratisyen hekimle yaptığı ilk görüşmenin üzerinden 18 ay geçmişken, Gemma'ya leiomyosarkom teşhisi kondu. Bu, vücudun bağ dokularından gelişen, nadir görülen ve agresif bir kanser türüydü. İngiltere'de her yıl yalnızca yaklaşık 525 vaka teşhis ediliyordu.Gemma, teşhisini hastaneye sevk edildikten sonra aldı ve 10 cm büyüklüğündeki tümör, Mayıs 2022’de alındı. Ancak, ertesi yıl sırtındaki ve yan tarafındaki ağrılar geri döndü. 2023 Ekim ayında yapılan PET taraması, kanserin yayıldığını ve üç yeni tümör olduğunu gösterdi. Gemma'ya, tedavi edilemez olduğu ve ömrünün 12 ila 18 ay arasında olduğu bildirildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EDNBesu4E0SYh5rl7xi63A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>O zamandan beri kemoterapi ve radyoterapi ile yaşamını uzatmaya çalışan Gemma, yaşadığı durumu şöyle ifade etti: "Bunun başınıza geldiğini anlamak zor. Vücudunuz bu hastalık tarafından ele geçiriliyor."Gemma, tedavi sürecini sosyal medya hesabından paylaşarak takipçilerine umut olmaya çalışıyor. 15 Mart 2025 tarihinde, Gemma’nın beş arkadaşı, ona moral olmak için Snowdon Dağı'na tırmandı. Gloucester’dan 32 yaşındaki Julia Young, bu deneyim hakkında, "Gemma'nın teşhisi beni derinden etkiledi. Şu anda bu hastalıkla mücadele ettiğine inanmak zor. Ama o hep pozitif, hep hareket halinde ve hayatını dolu dolu yaşıyor." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ah7UHYqEv0-xJ8ONeynkOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gemma'nın hikayesini dinleyenler, onu cesur ve ilham verici bir insan olarak tanımlıyor. Arkadaşları, onun bir an olsun umudunu kaybetmediğini ve her anını dolu dolu yaşadığını vurguluyorlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jPOrZiC3W02I2vgimhXYvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Sorrel Bickley  açıklamalarda bulundu: “Gemma’nın yaşadığı hastalık olan leiomyosarkom üzerine beş çığır açıcı araştırma projesine 600.000 £'dan fazla yatırım yaptık. Erken teşhis, bu tür nadir kanserlerde hayati önem taşırken, ileri evredeki hastalar için etkili tedavi yöntemleri geliştirmek de büyük önem taşıyor.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1FrACexdO0W62iTzkjRgew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gemma’nın hikayesi, hem sağlık profesyonellerine erken teşhisin önemini hatırlatıyor, hem de kansere karşı verilen mücadelenin asla umutsuz olmadığını gösteriyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>12 yaşındaki çocuğun baş ağrısını doktorlar görmezden geldi: 18 yaşında kanserden öldü</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/12-yasindaki-cocugun-bas-agrisini-doktorlar-goermezden-geldi-18-yasinda-kanserden-oeldu</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/12-yasindaki-cocugun-bas-agrisini-doktorlar-goermezden-geldi-18-yasinda-kanserden-oeldu</guid>
<description><![CDATA[ 12 yaşındaki Erroll McDowell baş ağrıları yaşamaya başladığında doktorlar bunun ciddi bir durum olmadığını söyledi. O dönemde Erroll sağlıklı, aktif ve formdaydı; yüzüyor, spor yapıyor ve ailesiyle vakit geçiriyordu. Babası Rider, o dönemde mutlu bir hayat sürdüklerini belirtiyor. Ancak, bir süre sonra Erroll’un baş ağrıları artarak baş dönmesi ve mide bulantısı gibi ek semptomlarla birleşti.Ailesi, oğullarının durumunu ciddiye alarak bir dizi doktora başvurdu ancak doktorlar, Erroll’un baş ağrılarının “önemli bir durumdan kaynaklanmadığını” ve gereksiz yere MRI çekilmesinin “travmatik” olabileceğini söylediler.Altı ay boyunca doktorlar, Erroll’a durumunun iyi olduğunu söylediler. Ancak, semptomlar şiddetini artırarak denge sorunları ve parmaklarda uyuşma gibi endişe verici yeni belirtiler gösterdi.Sonunda, Erroll’un babası Rider, doktorların ısrarlarına rağmen bir tarama yapılması konusunda kararlı oldu. Ocak 2013&#039;te yapılan testler, Erroll’a medulloblastoma adı verilen hızlı büyüyen kötü huylu bir beyin tümörü teşhisi koydu. Bu kötü haber, ailesini derinden sarstı. Rider, “Radyolog çok ciddi bir şekilde geldi ve bize bu korkunç haberi verdi. Beyin sapında golf topu büyüklüğünde bir kitle vardı” diyor.Erroll, hemen 13 yaşında beyin ameliyatı geçirdi. Ailesi, çocuk kanserlerine yönelik yetersiz fonlama ve araştırmalara dikkat çekerek, bu alandaki eksikliklere karşı farkındalık yaratmaya çalıştılar. İngiltere&#039;deki veriler, beyin tümörlerinin çocuklar arasında daha yaygın öldürücü kanser türlerinden biri olduğunu gösteriyor. Ancak, çocuk kanserlerine yapılan araştırma yatırımlarının yetersiz olduğu vurgulanıyor.Erroll, tedavi sürecinde radyasyon tedavisi ve kemoterapi gibi zorlu süreçlere girdi ve bir süre kanserin yenildiği söylenmişti. Ancak, bir yıl sonra kanser geri döndü. Ailesi, Erroll için yeni tedavi yöntemleri arayarak, Amerika ve yurtdışında birçok kanser araştırmacısıyla görüştü. Nihayetinde, Florida Üniversitesi&#039;nde hedefli immünoterapi tedavisi buldular ve Erroll üç yıl daha kansersiz yaşadı.Genç, kanser araştırmalarına katkı sağlamak amacıyla, Amerika’daki çeşitli platformlarda farkındalık yaratmaya çalıştı ve 1 milyon dolardan fazla bağış toplandı. Ancak 2018’de medulloblastoma tekrar geri döndü ve Erroll, 18 yaşında ailesinin kollarında hayatını kaybetti.Erroll’un babası Rider, kayıplarının ardından kederle başa çıkmak için kendisini bağış toplama çalışmalarına adadığını belirtiyor. Rider, &quot;Kanser ailemize bulaşana kadar, bağış toplama yoluyla bunu yenmek için bu muazzam tutkuyu geliştirmedik. Eğer başımıza gelmeseydi, hayatımızı diğer aileler gibi neşeyle geçiriyor olurduk&quot; diyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QjiZCAd61EeScZ7MV6jfTg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, çocuğun, baş, ağrısını, doktorlar, görmezden, geldi:, yaşında, kanserden, öldü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QjiZCAd61EeScZ7MV6jfTg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="12 yaşındaki çocuğun baş ağrısını doktorlar görmezden geldi: 18 yaşında kanserden öldü"><p>12 yaşındaki Erroll McDowell baş ağrıları yaşamaya başladığında doktorlar bunun ciddi bir durum olmadığını söyledi. O dönemde Erroll sağlıklı, aktif ve formdaydı; yüzüyor, spor yapıyor ve ailesiyle vakit geçiriyordu. Babası Rider, o dönemde mutlu bir hayat sürdüklerini belirtiyor. Ancak, bir süre sonra Erroll’un baş ağrıları artarak baş dönmesi ve mide bulantısı gibi ek semptomlarla birleşti.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C-U-C4KNok-17BKnc2yeEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ailesi, oğullarının durumunu ciddiye alarak bir dizi doktora başvurdu ancak doktorlar, Erroll’un baş ağrılarının “önemli bir durumdan kaynaklanmadığını” ve gereksiz yere MRI çekilmesinin “travmatik” olabileceğini söylediler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5Ui-TYt-f0iqcbbBODkS3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Altı ay boyunca doktorlar, Erroll’a durumunun iyi olduğunu söylediler. Ancak, semptomlar şiddetini artırarak denge sorunları ve parmaklarda uyuşma gibi endişe verici yeni belirtiler gösterdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8dd2Yt39vEyuNujk3HYrQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sonunda, Erroll’un babası Rider, doktorların ısrarlarına rağmen bir tarama yapılması konusunda kararlı oldu. Ocak 2013'te yapılan testler, Erroll’a medulloblastoma adı verilen hızlı büyüyen kötü huylu bir beyin tümörü teşhisi koydu. Bu kötü haber, ailesini derinden sarstı. Rider, “Radyolog çok ciddi bir şekilde geldi ve bize bu korkunç haberi verdi. Beyin sapında golf topu büyüklüğünde bir kitle vardı” diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Eo2s2eNHsUOSy0erRwC7qg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erroll, hemen 13 yaşında beyin ameliyatı geçirdi. Ailesi, çocuk kanserlerine yönelik yetersiz fonlama ve araştırmalara dikkat çekerek, bu alandaki eksikliklere karşı farkındalık yaratmaya çalıştılar. İngiltere'deki veriler, beyin tümörlerinin çocuklar arasında daha yaygın öldürücü kanser türlerinden biri olduğunu gösteriyor. Ancak, çocuk kanserlerine yapılan araştırma yatırımlarının yetersiz olduğu vurgulanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/th4hQxszkEC1-Olri1c59A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erroll, tedavi sürecinde radyasyon tedavisi ve kemoterapi gibi zorlu süreçlere girdi ve bir süre kanserin yenildiği söylenmişti. Ancak, bir yıl sonra kanser geri döndü. Ailesi, Erroll için yeni tedavi yöntemleri arayarak, Amerika ve yurtdışında birçok kanser araştırmacısıyla görüştü. Nihayetinde, Florida Üniversitesi'nde hedefli immünoterapi tedavisi buldular ve Erroll üç yıl daha kansersiz yaşadı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YIuKhKRP20SiwlZTCTD5VQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genç, kanser araştırmalarına katkı sağlamak amacıyla, Amerika’daki çeşitli platformlarda farkındalık yaratmaya çalıştı ve 1 milyon dolardan fazla bağış toplandı. Ancak 2018’de medulloblastoma tekrar geri döndü ve Erroll, 18 yaşında ailesinin kollarında hayatını kaybetti.Erroll’un babası Rider, kayıplarının ardından kederle başa çıkmak için kendisini bağış toplama çalışmalarına adadığını belirtiyor. Rider, "Kanser ailemize bulaşana kadar, bağış toplama yoluyla bunu yenmek için bu muazzam tutkuyu geliştirmedik. Eğer başımıza gelmeseydi, hayatımızı diğer aileler gibi neşeyle geçiriyor olurduk" diyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sri Lanka&amp;apos;da tüberküloz: 2024 yılında 758 kişi hayatını kaybetti</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/sri-lankada-tuberkuloz2024-yilinda-758-kisi-hayatini-kaybetti</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/sri-lankada-tuberkuloz2024-yilinda-758-kisi-hayatini-kaybetti</guid>
<description><![CDATA[ Sri Lanka, 2024 yılında 758 kişinin tüberkülozdan öldüğünü duyurdu.Ulusal Tüberküloz Kontrol ve Göğüs Hastalıkları Programı (NPTCCD) direktörü Pramitha Shanthilatha, 2024 yılında toplam 758 kişinin tüberkülozdan hayatını kaybettiğini açıkladı.  Dünya Tüberküloz Günü nedeniyle konuşan Pramitha Shanthilatha, geçen yıl ülke genelinde yaklaşık 9 bin tüberküloz vakası bildirildiğini ve çoğunun Batı Eyaletindeki Colombo Bölgesi&#039;nde kaydedildiğini ifade etti. Shanthilatha konuşmasında, &quot;2024&#039;te 5 bin 291 erkek hastaya, 3 bin 259 kadın hastaya ve 250 çocuğa tüberküloz teşhisi konduğunu kaydettik. Sri Lanka 2030 yılına kadar tüberkülozu ortadan kaldırmak için çalışıyor” ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FV2hsKseZ0i85aVsxSwNMw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sri, Lankada, tüberküloz: 2024, yılında, 758, kişi, hayatını, kaybetti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FV2hsKseZ0i85aVsxSwNMw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sri Lanka, 2024 yılında 758 kişi tüberkülozdan öldü"><p>Sri Lanka, 2024 yılında 758 kişinin tüberkülozdan öldüğünü duyurdu.</p>Ulusal Tüberküloz Kontrol ve Göğüs Hastalıkları Programı (NPTCCD) direktörü Pramitha Shanthilatha, 2024 yılında toplam 758 kişinin tüberkülozdan hayatını kaybettiğini açıkladı.  Dünya Tüberküloz Günü nedeniyle konuşan Pramitha Shanthilatha, geçen yıl ülke genelinde yaklaşık 9 bin tüberküloz vakası bildirildiğini ve çoğunun Batı Eyaletindeki Colombo Bölgesi'nde kaydedildiğini ifade etti. Shanthilatha konuşmasında, "2024'te 5 bin 291 erkek hastaya, 3 bin 259 kadın hastaya ve 250 çocuğa tüberküloz teşhisi konduğunu kaydettik. Sri Lanka 2030 yılına kadar tüberkülozu ortadan kaldırmak için çalışıyor” ifadelerini kullandı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hastalıklara sanat tedavisi: Doktorlar müze reçete etmeye başladı</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/hastaliklara-sanat-tedavisi-doktorlar-muze-recete-etmeye-basladi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/hastaliklara-sanat-tedavisi-doktorlar-muze-recete-etmeye-basladi</guid>
<description><![CDATA[ İsviçre&#039;nin Neuchatel kasabasında başlatılan pilot proje kapsamında, doktorlar hastalarına ruh ve beden sağlığını desteklemek amacıyla müze ziyaretleri reçete etmeye başladı.İsviçre&#039;nin Neuchatel kasabasında hayata geçirilen yeni bir uygulama, ruhsal ve fiziksel sağlığı desteklemek amacıyla sanatı tedavi sürecine dahil ediyor. İki yıl sürecek pilot projeye göre, doktorlar hastalarına kasabanın dört müzesinden birini ziyaret etmeleri için “müze reçeteleri” yazabiliyor. Yerel ve bölgesel yönetimler, bu reçetelerin maliyetini karşılıyor.  Dünya Sağlık Örgütü’nün 2019 tarihli raporuna göre sanat; ruh sağlığını iyileştirebilir, travmanın etkilerini azaltabilir ve bilişsel gerilemeyi önleyebilir. Neuchatel’deki uygulama da bu bilimsel bulgulara dayanarak geliştirildi.&quot;PANDEMİ İLE FARK ETTİK&quot;  Şehrin konsey üyesi Julie Courcier Delafontaine, Covid-19 pandemisinin insanların kültürel alanların önemini daha fazla anlamasına neden olduğunu belirtti. “Karantinalar sırasında bu alanların eksikliğiyle, onlara ne kadar ihtiyaç duyduğumuzu fark ettik” dedi.  Şu ana kadar doktorlara yaklaşık 500 müze reçetesi dağıtıldı. Projeye ayrılan bütçe ise 10 bin İsviçre frangı (yaklaşık 430 bin Türk Lirası) olarak belirlendi.  Neuchatel Hastane Ağı Cerrahi Bölüm Başkanı Dr. Marc-Olivier Sauvain, ameliyat öncesi fiziksel ve ruhsal olarak güçlenmeleri için iki hastasına müze ziyaretleri önerdiğini söyledi. Sauvain, “Ameliyat öncesinde hastalarıma yalnızca yürüyüş yapmalarını söylemek yeterli olmayabilir. Ancak bir müze ziyareti onlara hem fiziksel hem de zihinsel egzersiz sağlayabilir” dedi.Kronik hastalıklarla mücadele edenler, depresyon yaşayanlar veya hareket kabiliyeti azalan bireyler gibi birçok hasta grubunun bu uygulamadan fayda sağlayabileceği belirtiliyor.  Projenin mimarlarından Marianne de Reynier Nevsky, bu fikrin Kanada’nın Montreal kentindeki Güzel Sanatlar Müzesi’nde uygulanan benzer bir projeden esinlendiğini açıkladı.  Başarılı olması halinde, programın tiyatro ve dans gibi diğer sanatsal aktivitelere genişletilmesi planlanıyor. Yetkililer, gelecekte İsviçre ulusal sağlık sisteminin bu tür kültürel terapileri kapsamasını umut ediyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R6he-3Xo4UOz_Rbi0vhPsg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hastalıklara, sanat, tedavisi:, Doktorlar, müze, reçete, etmeye, başladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R6he-3Xo4UOz_Rbi0vhPsg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İsviçreli doktorlar artık reçeteye müze ziyareti yazıyor"><p>İsviçre'nin Neuchatel kasabasında başlatılan pilot proje kapsamında, doktorlar hastalarına ruh ve beden sağlığını desteklemek amacıyla müze ziyaretleri reçete etmeye başladı.</p><p>İsviçre'nin Neuchatel kasabasında hayata geçirilen yeni bir uygulama, ruhsal ve fiziksel sağlığı desteklemek amacıyla sanatı tedavi sürecine dahil ediyor. İki yıl sürecek pilot projeye göre, doktorlar hastalarına kasabanın dört müzesinden birini ziyaret etmeleri için “müze reçeteleri” yazabiliyor. Yerel ve bölgesel yönetimler, bu reçetelerin maliyetini karşılıyor.  Dünya Sağlık Örgütü’nün 2019 tarihli raporuna göre sanat; ruh sağlığını iyileştirebilir, travmanın etkilerini azaltabilir ve bilişsel gerilemeyi önleyebilir. Neuchatel’deki uygulama da bu bilimsel bulgulara dayanarak geliştirildi.</p><p><strong>"PANDEMİ İLE FARK ETTİK"</strong>  Şehrin konsey üyesi Julie Courcier Delafontaine, Covid-19 pandemisinin insanların kültürel alanların önemini daha fazla anlamasına neden olduğunu belirtti. “Karantinalar sırasında bu alanların eksikliğiyle, onlara ne kadar ihtiyaç duyduğumuzu fark ettik” dedi.  Şu ana kadar doktorlara yaklaşık 500 müze reçetesi dağıtıldı. Projeye ayrılan bütçe ise 10 bin İsviçre frangı (yaklaşık 430 bin Türk Lirası) olarak belirlendi.  Neuchatel Hastane Ağı Cerrahi Bölüm Başkanı Dr. Marc-Olivier Sauvain, ameliyat öncesi fiziksel ve ruhsal olarak güçlenmeleri için iki hastasına müze ziyaretleri önerdiğini söyledi. Sauvain, “Ameliyat öncesinde hastalarıma yalnızca yürüyüş yapmalarını söylemek yeterli olmayabilir. Ancak bir müze ziyareti onlara hem fiziksel hem de zihinsel egzersiz sağlayabilir” dedi.</p><p>Kronik hastalıklarla mücadele edenler, depresyon yaşayanlar veya hareket kabiliyeti azalan bireyler gibi birçok hasta grubunun bu uygulamadan fayda sağlayabileceği belirtiliyor.  Projenin mimarlarından Marianne de Reynier Nevsky, bu fikrin Kanada’nın Montreal kentindeki Güzel Sanatlar Müzesi’nde uygulanan benzer bir projeden esinlendiğini açıkladı.  Başarılı olması halinde, programın tiyatro ve dans gibi diğer sanatsal aktivitelere genişletilmesi planlanıyor. Yetkililer, gelecekte İsviçre ulusal sağlık sisteminin bu tür kültürel terapileri kapsamasını umut ediyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Vücudu yavaş yavaş öldüren 5 alışkanlık: Herkes aynı hatayı yapıyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/vucudu-yavas-yavas-oelduren-5-aliskanlik-herkes-ayni-hatayi-yapiyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/vucudu-yavas-yavas-oelduren-5-aliskanlik-herkes-ayni-hatayi-yapiyor</guid>
<description><![CDATA[ Günlük alışkanlıklarınızın vücudunuz üzerinde ciddi bir etkisi vardır. Bu nedenle sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları benimsemek hem ruhunuzu hem de bedeninizi korumak önemlidir. Sahip olduğunuz bazı alışkanlıklar farkında olmadan sizi yavaş yavaş öldürebilir. Peki bu alışkanlıklar neler?Şu anda (ya da yakın gelecekte) farkında olmayabilirsiniz, ancak her bir eyleminizin vücudunuz üzerinde bir etkisi vardır. Ve hayır, sadece fiziksel kısmı değildir, ruh halleriniz ve duygularınız bile tüm benliğiniz üzerinde bir etkiye sahip olabilir. Ve arada sırada biraz bırakmak sorun olmasa da, uzun vadede uygulandığında sizi yavaş yavaş öldüren 5 alışkanlık şunlardır...Oturmanın yeni sigara içmek olduğunu söylüyorlar. Uzun süre oturmak aslında erken ölüm ve kalp hastalığı riskini artırabilir. Bunu önlemenin yollarından biri, çalışırken bol su içmektir, bu da sizi sık sık tuvalet molası vermeye zorlar. Bunun dışında, hiç egzersiz yapmamak da vücudunuza zararlıdır, çünkü hareketsiz bir yaşam tarzı birçok sağlık sorununa yol açar.Bu bilinen bir gerçektir, ancak çok az kişi bunun ne kadar tehlikeli olduğunun farkındadır. Sigara içmenin etkileri herkes tarafından görülebilse de, içki içmek de en büyük düşmanlarınızdan biridir, &#039;ara sıra içen&#039; biri olsanız bile. Buna karşı koymanız gereken iki şey var. Sigara içiyorsanız, hemen bırakın ve içki içiyorsanız, tadının tadını alamaz hale gelene kadar tüketimi kademeli olarak azaltın.Uykunuzu sürekli olarak azaltmanın (6-7 saatten az) bağışıklığınızı düşürdüğünü ve bunun da sık sık hastalanmanıza ve sonunda yaşam sürenizi kısaltmanıza yol açabileceğini kanıtlayan yeterli (ve daha fazla) araştırma var. Arada sırada bütün gece ayakta kalmak sorun değilken, hafta sonu da dahil olmak üzere her gün belirli bir uyku ve uyanma saatine sadık kalın. Bu, vücudunuzun sirkadiyen ritmini korumasına yardımcı olacak ve her gün kendinizi dinç hissedeceksiniz.Kronik stres kendini kilo dalgalanmaları, hormonal dengesizlikler, saç dökülmesi, mide sorunları vb. şeklinde gösterebilir. Bugün yaşadığımız dünyada normal miktarda stres kaçınılmaz olsa da, çok fazlası vücudunuz için felaket anlamına gelebilir. Bunun dışında, duygularınızı da bastırmak, sadece vücudunuzda değil, tüm sisteminizde tahribata yol açar. Buna karşı koymak için meditasyona, yogaya ve farkındalığa yönelin.Hepimiz beyaz şekerin vücudunuz için son derece zararlı olduğunu ve kilo alımına, cilt sorunlarına ve hatta diyabete yol açabileceğini biliyoruz. Şekeri tamamen kesemiyorsanız, tüketimini azaltın ve jaggery ve bal gibi nispeten daha sağlıklı seçeneklere geçin. Bunun dışında, çok fazla rafine şeker içeren mağazadan satın alınan bisküvilerden, rusklardan vb. de kaçının.Bunun dışında, ruh sağlığınızı ihmal etmek, bilinçsizce atıştırmak, kötü duruş, aşırı ekran süresi, kahvaltıyı atlamak (bu tartışılır bir konu olsa da), yeterince su içmemek vb. gibi alışkanlıklar da uzun vadede sisteminize zarar verecektir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X1dxYiNTjkyTLHHMxRSGsQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vücudu, yavaş, yavaş, öldüren, alışkanlık:, Herkes, aynı, hatayı, yapıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X1dxYiNTjkyTLHHMxRSGsQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Vücudu yavaş yavaş öldüren 5 alışkanlık: Herkes aynı hatayı yapıyor"><p>Günlük alışkanlıklarınızın vücudunuz üzerinde ciddi bir etkisi vardır. Bu nedenle sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları benimsemek hem ruhunuzu hem de bedeninizi korumak önemlidir. Sahip olduğunuz bazı alışkanlıklar farkında olmadan sizi yavaş yavaş öldürebilir. Peki bu alışkanlıklar neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DVPW0pKJxE2--3XNt-Ubig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şu anda (ya da yakın gelecekte) farkında olmayabilirsiniz, ancak her bir eyleminizin vücudunuz üzerinde bir etkisi vardır. Ve hayır, sadece fiziksel kısmı değildir, ruh halleriniz ve duygularınız bile tüm benliğiniz üzerinde bir etkiye sahip olabilir. Ve arada sırada biraz bırakmak sorun olmasa da, uzun vadede uygulandığında sizi yavaş yavaş öldüren 5 alışkanlık şunlardır...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/diI6CzWtEkGW884KOpZXDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oturmanın yeni sigara içmek olduğunu söylüyorlar. Uzun süre oturmak aslında erken ölüm ve kalp hastalığı riskini artırabilir. Bunu önlemenin yollarından biri, çalışırken bol su içmektir, bu da sizi sık sık tuvalet molası vermeye zorlar. Bunun dışında, hiç egzersiz yapmamak da vücudunuza zararlıdır, çünkü hareketsiz bir yaşam tarzı birçok sağlık sorununa yol açar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l5zaOX9SgEiQYsncaKwWdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu bilinen bir gerçektir, ancak çok az kişi bunun ne kadar tehlikeli olduğunun farkındadır. Sigara içmenin etkileri herkes tarafından görülebilse de, içki içmek de en büyük düşmanlarınızdan biridir, 'ara sıra içen' biri olsanız bile. Buna karşı koymanız gereken iki şey var. Sigara içiyorsanız, hemen bırakın ve içki içiyorsanız, tadının tadını alamaz hale gelene kadar tüketimi kademeli olarak azaltın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0PNKIWM95kGExfFRDvn-lw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uykunuzu sürekli olarak azaltmanın (6-7 saatten az) bağışıklığınızı düşürdüğünü ve bunun da sık sık hastalanmanıza ve sonunda yaşam sürenizi kısaltmanıza yol açabileceğini kanıtlayan yeterli (ve daha fazla) araştırma var. Arada sırada bütün gece ayakta kalmak sorun değilken, hafta sonu da dahil olmak üzere her gün belirli bir uyku ve uyanma saatine sadık kalın. Bu, vücudunuzun sirkadiyen ritmini korumasına yardımcı olacak ve her gün kendinizi dinç hissedeceksiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r16Z91y8-0m6Frv5ZyZrBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kronik stres kendini kilo dalgalanmaları, hormonal dengesizlikler, saç dökülmesi, mide sorunları vb. şeklinde gösterebilir. Bugün yaşadığımız dünyada normal miktarda stres kaçınılmaz olsa da, çok fazlası vücudunuz için felaket anlamına gelebilir. Bunun dışında, duygularınızı da bastırmak, sadece vücudunuzda değil, tüm sisteminizde tahribata yol açar. Buna karşı koymak için meditasyona, yogaya ve farkındalığa yönelin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hWnA6X5XtEKg8lqFqyp32A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hepimiz beyaz şekerin vücudunuz için son derece zararlı olduğunu ve kilo alımına, cilt sorunlarına ve hatta diyabete yol açabileceğini biliyoruz. Şekeri tamamen kesemiyorsanız, tüketimini azaltın ve jaggery ve bal gibi nispeten daha sağlıklı seçeneklere geçin. Bunun dışında, çok fazla rafine şeker içeren mağazadan satın alınan bisküvilerden, rusklardan vb. de kaçının.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tDtpZMoYg0mj2ktfyx6hrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bunun dışında, ruh sağlığınızı ihmal etmek, bilinçsizce atıştırmak, kötü duruş, aşırı ekran süresi, kahvaltıyı atlamak (bu tartışılır bir konu olsa da), yeterince su içmemek vb. gibi alışkanlıklar da uzun vadede sisteminize zarar verecektir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Böbreklerin bozulmaya başladığını gösteren 7 işaret: 2 belirti geceleri sık yaşanıyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/boebreklerin-bozulmaya-basladigini-goesteren-7-isaret-2-belirti-geceleri-sik-yasaniyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/boebreklerin-bozulmaya-basladigini-goesteren-7-isaret-2-belirti-geceleri-sik-yasaniyor</guid>
<description><![CDATA[ Kronik böbrek hastalığı, dünya genelinde insanların %10&#039;unu etkiliyor ve her yıl milyonlarca insan böbrek hastalığı nedeniyle hayatını kaybedebiliyor. Farkında olmayabiliriz ancak böbreklerimiz atıkları filtreleme, sıvıları dengeleme ve genel sağlığı korumada oldukça önemli bir role sahiptir. Böbreklerimiz bozulmaya başladığında, vücudumuz göz ardı edilmemesi gereken sinyaller gönderir. Böbrek sorunlarının erken tespiti hayat kurtarıcı olabilir. İşte böbreklerimizin düzgün çalışmadığına dair 7 ani işaret.Böbrek fonksiyon bozukluğunun ilk belirtilerinden biri, idrar yapma düzenlerinde fark edilir bir değişikliktir. Bu şunları içerebilir:

Özellikle geceleri sık idrara çıkma.
İdrarın koyu renkli, köpüklü veya kanlı olması (bunlar hastalığın ileri evrelerde olduğunun belirtisi olabilir).
Herhangi bir sebep olmaksızın idrar çıkışında azalma veya artış.
İdrar yaparken zorluk veya ağrı.
Böbrekler atıkları filtrelemekten sorumlu olduğundan, idrara çıkmada herhangi bir değişiklik altta yatan bir böbrek sorununa işaret ediyor olabilir.Cildiniz böbreklerinizin sağlığını yansıtabilir. Böbrekler kandaki toksinleri ve fazla mineralleri temizleyemediğinde, bu şunlara yol açabilir:

Aşırı kuru cilt.
Nemlendiricilerle geçmeyen, inatçı kaşıntı.
Toksin birikiminden kaynaklanan döküntüler veya tahriş.
Kronik böbrek hastalığı (KBH) da mineral dengesizliklerine yol açarak cildi etkileyen kalsiyum ve fosfor sorunlarına yol açabilir.Böbrekler fazla sıvıyı düzgün bir şekilde filtreleyemediğinde, su tutulumu meydana gelebilir ve bu da özellikle şu bölgelerde belirgin şişmeye neden olabilir:

Ayaklar ve ayak bilekleri.
Eller ve parmaklar.
Yüz, özellikle göz çevresi.
Ödem olarak bilinen bu şişlik, böbrek fonksiyonlarının azaldığının bir işareti olabilir ve göz ardı edilmemelidir.Böbrek fonksiyon bozukluğu nedeniyle kanda biriken toksinler tat alma ve iştahınızı değiştirebilir. Bazı yaygın belirtiler şunlardır:

Ağızda kalıcı metalik tat.
İştahsızlık veya açıklanamayan kilo kaybı.
Özellikle sabahları mide bulantısı veya kusma hissi.
Bu belirtiler, vücutta atık birikmesiyle ortaya çıkan üremi adı verilen bir durumdur.Böbrekler toksinleri etkili bir şekilde filtrelemeyi başaramadığında, atıklar idrar yoluyla atılmak yerine kan dolaşımında kalır. Bu durum şunlara yol açabilir:

Uykuya dalmada veya uykuyu sürdürmede zorluk.
Huzursuz bacak sendromu, rahatsızlık ve uyku bozukluğuna neden olur.
Uyku apnesi sıklıkla böbrek hastalıklarıyla ilişkilidir.
Kronik uyku problemleriniz varsa böbrek fonksiyonlarınızı kontrol ettirmenizde fayda olabilir.Efor sarfetmeden bile nefes darlığı yaşıyorsanız böbrekleriniz düzgün çalışmıyor olabilir. Bu şunlardan dolayı olabilir:

Akciğerlerde sıvı birikmesi nefes almayı zorlaştırır.
Böbrek hastalığına bağlı kansızlık nedeniyle oksijen seviyesinin düşmesi.
Açıklanamayan nefes darlığı fark ederseniz, en kısa sürede doktorunuza danışın.Dinlenmenize rağmen sürekli bitkin hissediyorsanız, bunun nedeni böbrek sorunları olabilir. Sağlıklı böbrekler, kırmızı kan hücrelerinin yapımına yardımcı olan eritropoietin (EPO) adı verilen bir hormon üretir. Böbrek fonksiyonu azaldığında, EPO üretimi azalır ve bu da yorgunluğa, güçsüzlüğe ve baş dönmesine neden olan bir durum olan anemiye yol açar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u69nnSrH5kOSEFEnFJ0fWQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Böbreklerin, bozulmaya, başladığını, gösteren, işaret:, belirti, geceleri, sık, yaşanıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u69nnSrH5kOSEFEnFJ0fWQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Böbreklerin bozulmaya başladığını gösteren 7 işaret: 2 belirti geceleri sık yaşanıyor"><p>Kronik böbrek hastalığı, dünya genelinde insanların %10'unu etkiliyor ve her yıl milyonlarca insan böbrek hastalığı nedeniyle hayatını kaybedebiliyor. Farkında olmayabiliriz ancak böbreklerimiz atıkları filtreleme, sıvıları dengeleme ve genel sağlığı korumada oldukça önemli bir role sahiptir. Böbreklerimiz bozulmaya başladığında, vücudumuz göz ardı edilmemesi gereken sinyaller gönderir. Böbrek sorunlarının erken tespiti hayat kurtarıcı olabilir. İşte böbreklerimizin düzgün çalışmadığına dair 7 ani işaret.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/89je5Wm-aUitsQhXXwmHKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Böbrek fonksiyon bozukluğunun ilk belirtilerinden biri, idrar yapma düzenlerinde fark edilir bir değişikliktir. Bu şunları içerebilir:

Özellikle geceleri sık idrara çıkma.
İdrarın koyu renkli, köpüklü veya kanlı olması (bunlar hastalığın ileri evrelerde olduğunun belirtisi olabilir).
Herhangi bir sebep olmaksızın idrar çıkışında azalma veya artış.
İdrar yaparken zorluk veya ağrı.
Böbrekler atıkları filtrelemekten sorumlu olduğundan, idrara çıkmada herhangi bir değişiklik altta yatan bir böbrek sorununa işaret ediyor olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6xA45t0L_Ue3ZWstJLaWtQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cildiniz böbreklerinizin sağlığını yansıtabilir. Böbrekler kandaki toksinleri ve fazla mineralleri temizleyemediğinde, bu şunlara yol açabilir:

Aşırı kuru cilt.
Nemlendiricilerle geçmeyen, inatçı kaşıntı.
Toksin birikiminden kaynaklanan döküntüler veya tahriş.
Kronik böbrek hastalığı (KBH) da mineral dengesizliklerine yol açarak cildi etkileyen kalsiyum ve fosfor sorunlarına yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/86ReoueeZUCW00-LwHxKBw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Böbrekler fazla sıvıyı düzgün bir şekilde filtreleyemediğinde, su tutulumu meydana gelebilir ve bu da özellikle şu bölgelerde belirgin şişmeye neden olabilir:

Ayaklar ve ayak bilekleri.
Eller ve parmaklar.
Yüz, özellikle göz çevresi.
Ödem olarak bilinen bu şişlik, böbrek fonksiyonlarının azaldığının bir işareti olabilir ve göz ardı edilmemelidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dtkne4pIYUO39ZBq4bT58A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Böbrek fonksiyon bozukluğu nedeniyle kanda biriken toksinler tat alma ve iştahınızı değiştirebilir. Bazı yaygın belirtiler şunlardır:

Ağızda kalıcı metalik tat.
İştahsızlık veya açıklanamayan kilo kaybı.
Özellikle sabahları mide bulantısı veya kusma hissi.
Bu belirtiler, vücutta atık birikmesiyle ortaya çıkan üremi adı verilen bir durumdur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EVsGGaPOc0umHsjcdA9uUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Böbrekler toksinleri etkili bir şekilde filtrelemeyi başaramadığında, atıklar idrar yoluyla atılmak yerine kan dolaşımında kalır. Bu durum şunlara yol açabilir:

Uykuya dalmada veya uykuyu sürdürmede zorluk.
Huzursuz bacak sendromu, rahatsızlık ve uyku bozukluğuna neden olur.
Uyku apnesi sıklıkla böbrek hastalıklarıyla ilişkilidir.
Kronik uyku problemleriniz varsa böbrek fonksiyonlarınızı kontrol ettirmenizde fayda olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FKOk3vccJ0iZ0_M8GhE5wQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Efor sarfetmeden bile nefes darlığı yaşıyorsanız böbrekleriniz düzgün çalışmıyor olabilir. Bu şunlardan dolayı olabilir:

Akciğerlerde sıvı birikmesi nefes almayı zorlaştırır.
Böbrek hastalığına bağlı kansızlık nedeniyle oksijen seviyesinin düşmesi.
Açıklanamayan nefes darlığı fark ederseniz, en kısa sürede doktorunuza danışın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ssVLNXS0CECt02js4wcjqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dinlenmenize rağmen sürekli bitkin hissediyorsanız, bunun nedeni böbrek sorunları olabilir. Sağlıklı böbrekler, kırmızı kan hücrelerinin yapımına yardımcı olan eritropoietin (EPO) adı verilen bir hormon üretir. Böbrek fonksiyonu azaldığında, EPO üretimi azalır ve bu da yorgunluğa, güçsüzlüğe ve baş dönmesine neden olan bir durum olan anemiye yol açar.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>30 gün boyunca 1 bardak ılık su içince ne olur? Sabahları tüketmenin bilinmeyen etkileri</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/30-gun-boyunca-1-bardak-ilik-su-icince-ne-olur-sabahlari-tuketmenin-bilinmeyen-etkileri</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/30-gun-boyunca-1-bardak-ilik-su-icince-ne-olur-sabahlari-tuketmenin-bilinmeyen-etkileri</guid>
<description><![CDATA[ Hepimiz &quot;Sabah ilk iş olarak ılık su için, sizin için iyidir!&quot; sözünü duymuşuzdur. Peki bu alışkanlığı 30 gün boyunca düzenli olarak uygularsanız vücudunuza gerçekte ne olur? Gerçekten işe yarıyor mu yoksa sadece bir efsane mi?Asitlilik veya kabızlık çekiyorsanız, sabah çayınızı bir bardak ılık suyla değiştirmeyi deneyin ve farkı görün.
Ilık suyun en büyük faydalarından biri daha iyi sindirimdir. Sabahın erken saatlerinde ılık su içtiğinizde, yiyeceklerin daha hızlı parçalanmasına yardımcı olur ve sindirim sisteminizin düzgün çalışmasını sağlar.
Ilık su, yiyecekleri bağırsaklarınızdan geçiren bağırsaklarınızın dalga hareketi olan peristalsis&#039;i harekete geçirir. Sert yağları çözer ve yiyecekleri daha etkili bir şekilde sindirir, şişkinliği ve kabızlığı durdurur. Yemekten önce ılık su yudumlamak da besin emilimini artırır.Ilık suyu vücudunuzun doğal &quot;temizleme sistemi&quot; olarak düşünün. Kendinizi yavaş veya kabız hissediyorsanız, bu sizi birkaç hafta içinde daha hafif ve temiz hale getirebilecek kolay bir alışkanlıktır.
Terlemeyi teşvik ederek vücudun ter yoluyla toksinlerden kurtulmasını sağlar. Böbrek fonksiyonuna yardımcı olur ve atıkların atılmasını kolaylaştırır. Limonlu ılık su içmek karaciğer fonksiyonunu iyileştirebilir ve temizleme sürecini hızlandırabilir.Ilık su içmek aslında kilo vermenize yardımcı olabilir. Kilo vermeye çalışıyorsanız, şeker yüklü bir içecek yerine güne ılık suyla başlayın.Vücut ısısını yükseltir ve bu da metabolizmayı hızlandırır. Ilık su bağırsaklardaki yağ depolarını parçalar ve birikmesini önler. Daha tok hissetmenizi sağlayarak gereksiz kalori alımını azaltır.Pahalı cilt bakımını unutu. Nemlendirme, parlak bir cildin gerçek sırrıdır!
Ilık su kan dolaşımını artırır ve size doğal bir ışıltı verir. Toksinleri temizler, akne ve sivilceleri önler. Nemlendirilmiş cilt = daha az kırışıklık ve ince çizgi.Ilık su adet döneminde hayat kurtarıcıdır. Kasları gevşeterek kramp yoğunluğunu azaltır. Ilık su kan dolaşımını artırır, bu da şişkinliği ve ağrıyı hafifletebilir. Su tutulmasını önleyerek rahatsızlığı hafifletir.
Bir dahaki sefere kramp yaşadığınızda ağrı kesicileri bırakın ve bunun yerine ılık su için.Hiç neden sıcak bir içecek içmenin sizi bu kadar rahatlattığını merak ettiniz mi? Bunun bir açıklaması var
Parasempatik sinir sistemi, vücudunuza rahatlamasını söyleyen sıcak su tarafından uyarılır. Kortizolü (stres hormonu) azaltır ve kendinizi daha rahat hissetmenizi sağlar. Yatmadan önce bir bardak ılık su uyku kalitenizi artırabilir.Sabahları 30 gün boyunca ılık su içmek, daha iyi sindirimden parlak cilde ve gelişmiş metabolizmaya kadar birçok fayda sağlayabilir. Ekstra sağlık desteği için bir dilim limon veya birkaç damla bal eklemeyi deneyin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tc2ad8b5okarCLT3FYP0MQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>gün, boyunca, bardak, ılık, içince, olur, Sabahları, tüketmenin, bilinmeyen, etkileri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tc2ad8b5okarCLT3FYP0MQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="30 gün boyunca 1 bardak ılık su içince ne olur? Sabahları tüketmenin bilinmeyen etkileri"><p>Hepimiz "Sabah ilk iş olarak ılık su için, sizin için iyidir!" sözünü duymuşuzdur. Peki bu alışkanlığı 30 gün boyunca düzenli olarak uygularsanız vücudunuza gerçekte ne olur? Gerçekten işe yarıyor mu yoksa sadece bir efsane mi?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JtnmeNSHhU6fCCoOl4Q33A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Asitlilik veya kabızlık çekiyorsanız, sabah çayınızı bir bardak ılık suyla değiştirmeyi deneyin ve farkı görün.
Ilık suyun en büyük faydalarından biri daha iyi sindirimdir. Sabahın erken saatlerinde ılık su içtiğinizde, yiyeceklerin daha hızlı parçalanmasına yardımcı olur ve sindirim sisteminizin düzgün çalışmasını sağlar.
Ilık su, yiyecekleri bağırsaklarınızdan geçiren bağırsaklarınızın dalga hareketi olan peristalsis'i harekete geçirir. Sert yağları çözer ve yiyecekleri daha etkili bir şekilde sindirir, şişkinliği ve kabızlığı durdurur. Yemekten önce ılık su yudumlamak da besin emilimini artırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MXpF7z4lwkiCICbz4xy2yw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ilık suyu vücudunuzun doğal "temizleme sistemi" olarak düşünün. Kendinizi yavaş veya kabız hissediyorsanız, bu sizi birkaç hafta içinde daha hafif ve temiz hale getirebilecek kolay bir alışkanlıktır.
Terlemeyi teşvik ederek vücudun ter yoluyla toksinlerden kurtulmasını sağlar. Böbrek fonksiyonuna yardımcı olur ve atıkların atılmasını kolaylaştırır. Limonlu ılık su içmek karaciğer fonksiyonunu iyileştirebilir ve temizleme sürecini hızlandırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/roBepiqpTUmsyY31OqkiCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ilık su içmek aslında kilo vermenize yardımcı olabilir. Kilo vermeye çalışıyorsanız, şeker yüklü bir içecek yerine güne ılık suyla başlayın.Vücut ısısını yükseltir ve bu da metabolizmayı hızlandırır. Ilık su bağırsaklardaki yağ depolarını parçalar ve birikmesini önler. Daha tok hissetmenizi sağlayarak gereksiz kalori alımını azaltır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kiRqxfpIzkqeHWDlg1-ySg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pahalı cilt bakımını unutu. Nemlendirme, parlak bir cildin gerçek sırrıdır!
Ilık su kan dolaşımını artırır ve size doğal bir ışıltı verir. Toksinleri temizler, akne ve sivilceleri önler. Nemlendirilmiş cilt = daha az kırışıklık ve ince çizgi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qsc7Le1EckiYyPqcW7DDZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ilık su adet döneminde hayat kurtarıcıdır. Kasları gevşeterek kramp yoğunluğunu azaltır. Ilık su kan dolaşımını artırır, bu da şişkinliği ve ağrıyı hafifletebilir. Su tutulmasını önleyerek rahatsızlığı hafifletir.
Bir dahaki sefere kramp yaşadığınızda ağrı kesicileri bırakın ve bunun yerine ılık su için.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bQT4RdXVfEiMtcD2O1D2dw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hiç neden sıcak bir içecek içmenin sizi bu kadar rahatlattığını merak ettiniz mi? Bunun bir açıklaması var
Parasempatik sinir sistemi, vücudunuza rahatlamasını söyleyen sıcak su tarafından uyarılır. Kortizolü (stres hormonu) azaltır ve kendinizi daha rahat hissetmenizi sağlar. Yatmadan önce bir bardak ılık su uyku kalitenizi artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P5gMHLZdDUWNSCSbEpNjUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabahları 30 gün boyunca ılık su içmek, daha iyi sindirimden parlak cilde ve gelişmiş metabolizmaya kadar birçok fayda sağlayabilir. Ekstra sağlık desteği için bir dilim limon veya birkaç damla bal eklemeyi deneyin.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gebeliğin erken dönemlerinde görülüyor: Trizomi 16 nedir, neden olur?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/gebeligin-erken-doenemlerinde-goeruluyor-trizomi-16-nedir-neden-olur</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/gebeligin-erken-doenemlerinde-goeruluyor-trizomi-16-nedir-neden-olur</guid>
<description><![CDATA[ Trizomi 16, 16. kromozomun fazladan bir kopyasıyla karakterize edilen genetik bir bozukluktur. Bu durum genellikle gebeliğin erken evrelerinde meydana gelir ve tam Trizomi 16 vakaları genellikle düşükle sonuçlanır. Peki, Trizomi 16 nedir, neden olur?Trizomi 16, 16. kromozomun fazladan bir kopyasının bulunmasıyla ortaya çıkan genetik bir durumdur. Normalde her bireyde 46 kromozom bulunur ve bunlar 23 çift halinde düzenlenir. Ancak Trizomi 16 durumunda, 16. kromozomdan üç adet bulunur. Bu durum genellikle gebeliğin erken dönemlerinde meydana gelir ve tam (full) Trizomi 16 vakaları genellikle düşükle sonuçlanır.Trizomi 16, genellikle yumurta veya sperm hücresinin bölünmesi sırasında meydana gelen bir hata sonucu oluşur. Bu hataya nondisjunction denir. Nondisjunction sonucu bir hücrede fazladan 16. kromozom kalır ve bu durum embriyonun DNA&#039;sında ekstra bir kromozom bulunmasına yol açar.Tam (full) Trizomi 16 genellikle çok erken dönemde düşükle sonuçlanır ve bu nedenle belirtileri doğrudan fetüs üzerinde görülmez. Ancak Mozaik Trizomi 16 olarak bilinen ve bazı hücrelerde fazladan kromozomun bulunması durumunda bebek hayatta kalabilir. Bu durumda belirtiler şu şekilde ortaya çıkabilir:Büyüleme geriliğiDüzensiz vücut oranlarıKalp kusurlarıSolunum problemleriGelişimsel gerilikYüz ve vücut yapısında anormallikler ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZFfRFnez9USRyD2JPJlyAQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gebeliğin, erken, dönemlerinde, görülüyor:, Trizomi, nedir, neden, olur</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZFfRFnez9USRyD2JPJlyAQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Trizomi 16 nedir, neden olur? Trizomi 16 belirtileri"><p>Trizomi 16, 16. kromozomun fazladan bir kopyasıyla karakterize edilen genetik bir bozukluktur. Bu durum genellikle gebeliğin erken evrelerinde meydana gelir ve tam Trizomi 16 vakaları genellikle düşükle sonuçlanır. Peki, Trizomi 16 nedir, neden olur?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UkXLLdBaEk-PSKMEUnZGzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Trizomi 16, 16. kromozomun fazladan bir kopyasının bulunmasıyla ortaya çıkan genetik bir durumdur. Normalde her bireyde 46 kromozom bulunur ve bunlar 23 çift halinde düzenlenir. Ancak Trizomi 16 durumunda, 16. kromozomdan üç adet bulunur. Bu durum genellikle gebeliğin erken dönemlerinde meydana gelir ve tam (full) Trizomi 16 vakaları genellikle düşükle sonuçlanır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7lFiO3UrdE-ueS3BJuG_oQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Trizomi 16, genellikle yumurta veya sperm hücresinin bölünmesi sırasında meydana gelen bir hata sonucu oluşur. Bu hataya nondisjunction denir. Nondisjunction sonucu bir hücrede fazladan 16. kromozom kalır ve bu durum embriyonun DNA'sında ekstra bir kromozom bulunmasına yol açar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0YzILUC9T0WzcKVYY9oJGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tam (full) Trizomi 16 genellikle çok erken dönemde düşükle sonuçlanır ve bu nedenle belirtileri doğrudan fetüs üzerinde görülmez. Ancak Mozaik Trizomi 16 olarak bilinen ve bazı hücrelerde fazladan kromozomun bulunması durumunda bebek hayatta kalabilir. Bu durumda belirtiler şu şekilde ortaya çıkabilir:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6WGiiOpTb0aqjDF1YZStwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Büyüleme geriliğiDüzensiz vücut oranlarıKalp kusurlarıSolunum problemleriGelişimsel gerilikYüz ve vücut yapısında anormallikler</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Keskin bir hafızanın altın anahtarı besin: Beyin gücünü geliştiren 6 etkili yöntem</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/keskin-bir-hafizanin-altin-anahtari-besin-beyin-gucunu-gelistiren-6-etkili-yoentem</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/keskin-bir-hafizanin-altin-anahtari-besin-beyin-gucunu-gelistiren-6-etkili-yoentem</guid>
<description><![CDATA[ Bilişsel keskinliği korumak ve hafızayı geliştirmek düzenli egzersiz, zihinsel uyarım ve sağlıklı bir yaşam tarzını içerir. Fiziksel aktivitelerde bulunmak, beyni zorlamak, hobiler edinmek ve omega-3 açısından zengin balık ve antioksidanlar gibi beyni güçlendiren yiyecekler yemek zihni keskin tutabilir. Yeterli uyku, stres yönetimi ve sosyal bağlantıları sürdürmek de bilişsel sağlık ve hafıza gelişimi için çok önemlidir.Bilişsel olarak keskin kalmak ve hafızayı geliştirmek ve güçlendirmek için düzenli egzersiz, dengeli beslenme, yeterli 7-8 saatlik gece uykusu, stresi azaltma ve zihinsel olarak uyarıcı aktivitelere katılma gibi sağlıklı bir yaşam tarzı önemlidir. Keskin kalmak ve hafızayı artırmak için şu ipuçlarını deneyin:Düzenli egzersiz, bilişsel işlevler ve daha da önemlisi hafıza için gerekli olan beyne giden kan akışını artırır. Amaç aerobik ve kuvvet antrenmanı egzersizlerinin bir kombinasyonu olmalıdır.Aktif kalın: Kısa süreli aktivite patlamaları bile büyük bir fark yaratabilir.Beyninize meydan okuyun: Okuma, oyun oynama ve her zaman yeni bir beceri öğrenme gibi odaklanma ve öğrenme gerektiren aktivitelere katılın. Sürekli öğrenme ve keşfetme alışkanlığını hayat boyu süren bir süreç haline getirin.Her Zaman Hobiler Edinin: Keyif aldığınız aktiviteler zihninizi keskin tutabilir.Radyo dinleyin, bir konferansa gidin, bir oyun oynayın, bir müzeyi ziyaret edin, ikinci bir dil öğrenin.Dengeli bir diyet uygulayın: Meyvelere, sebzelere, tam tahıllara ve yağsız proteinlere odaklanın.Uykuya öncelik verin: Her gece 7-8 saat kaliteli uyku hedefleyin, çünkü uyku hafızayı güçlendirmek ve beyni &quot;yeniden başlatmak&quot; için çok önemlidir.Stresle başa çıkın: Meditasyon, yoga ve derin nefes alma gibi stres azaltıcı yöntemler uygulayın.Sosyal bağlantıları sürdürmek bilişsel işlevi iyileştirir.Notlara veya ipuçlarına bakmadan düzenli olarak bilgileri hatırlamaya çalışın; bu hafıza yollarını güçlendirir.
Büyük miktarda bilgiyi daha küçük, daha yönetilebilir parçalara bölün.
Geri çağırmayı kolaylaştırmak için bilgileri belirli konumlarla veya görsellerle ilişkilendirin.Aralıklı tekrar: Öğrenmeyi pekiştirmek için geçmiş bilgileri artan aralıklarla gözden geçirin.Yağlı balıklarda, kuruyemişlerde ve tohumlarda bulunan Omega-3 yağ asitleri beyin sağlığı için iyidir. Antioksidanlar: meyvelerde, yapraklı yeşilliklerde ve diğer renkli meyve sebzelerde nöronları korur.
Zerdeçal Kurkumin içerir, iltihap giderici özelliklere sahiptir ve hafızayı iyileştirebilir.
Bitter Çikolata: Flavonoidler içerir, beyne kan akışını iyileştirebilir.Kronik sağlık sorunlarını yönetin - yüksek tansiyon, diyabet, depresyon, işitme kaybı ve obezite gibi.Kendinize ne kadar iyi bakarsanız, hafızanızın da o kadar iyi olma olasılığı yüksektir. Doktorunuzla düzenli olarak kullandığınız ilaçları gözden geçirin. Bazı ilaçlar hafızayı etkileyebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Exi2efVrL06uWccrZKMhFQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Keskin, bir, hafızanın, altın, anahtarı, besin:, Beyin, gücünü, geliştiren, etkili, yöntem</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Exi2efVrL06uWccrZKMhFQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Keskin bir hafızanın altın anahtarı besin: Beyin gücünü geliştiren 6 etkili yöntem"><p>Bilişsel keskinliği korumak ve hafızayı geliştirmek düzenli egzersiz, zihinsel uyarım ve sağlıklı bir yaşam tarzını içerir. Fiziksel aktivitelerde bulunmak, beyni zorlamak, hobiler edinmek ve omega-3 açısından zengin balık ve antioksidanlar gibi beyni güçlendiren yiyecekler yemek zihni keskin tutabilir. Yeterli uyku, stres yönetimi ve sosyal bağlantıları sürdürmek de bilişsel sağlık ve hafıza gelişimi için çok önemlidir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LkFA5VndNUipgra8DNobHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilişsel olarak keskin kalmak ve hafızayı geliştirmek ve güçlendirmek için düzenli egzersiz, dengeli beslenme, yeterli 7-8 saatlik gece uykusu, stresi azaltma ve zihinsel olarak uyarıcı aktivitelere katılma gibi sağlıklı bir yaşam tarzı önemlidir. Keskin kalmak ve hafızayı artırmak için şu ipuçlarını deneyin:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DgoG2hp7AkmkcK2-OeGHxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düzenli egzersiz, bilişsel işlevler ve daha da önemlisi hafıza için gerekli olan beyne giden kan akışını artırır. Amaç aerobik ve kuvvet antrenmanı egzersizlerinin bir kombinasyonu olmalıdır.Aktif kalın: Kısa süreli aktivite patlamaları bile büyük bir fark yaratabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/390RA8DgKUaqcw_iG2hWkw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyninize meydan okuyun: Okuma, oyun oynama ve her zaman yeni bir beceri öğrenme gibi odaklanma ve öğrenme gerektiren aktivitelere katılın. Sürekli öğrenme ve keşfetme alışkanlığını hayat boyu süren bir süreç haline getirin.Her Zaman Hobiler Edinin: Keyif aldığınız aktiviteler zihninizi keskin tutabilir.Radyo dinleyin, bir konferansa gidin, bir oyun oynayın, bir müzeyi ziyaret edin, ikinci bir dil öğrenin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J0bLZg7ZGU2E9w3tDNUXBA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dengeli bir diyet uygulayın: Meyvelere, sebzelere, tam tahıllara ve yağsız proteinlere odaklanın.Uykuya öncelik verin: Her gece 7-8 saat kaliteli uyku hedefleyin, çünkü uyku hafızayı güçlendirmek ve beyni "yeniden başlatmak" için çok önemlidir.Stresle başa çıkın: Meditasyon, yoga ve derin nefes alma gibi stres azaltıcı yöntemler uygulayın.Sosyal bağlantıları sürdürmek bilişsel işlevi iyileştirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s-YLVS5TyEaaXQD7vrIsUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Notlara veya ipuçlarına bakmadan düzenli olarak bilgileri hatırlamaya çalışın; bu hafıza yollarını güçlendirir.
Büyük miktarda bilgiyi daha küçük, daha yönetilebilir parçalara bölün.
Geri çağırmayı kolaylaştırmak için bilgileri belirli konumlarla veya görsellerle ilişkilendirin.Aralıklı tekrar: Öğrenmeyi pekiştirmek için geçmiş bilgileri artan aralıklarla gözden geçirin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3WEtgjYMiEGgM_LVBIygEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yağlı balıklarda, kuruyemişlerde ve tohumlarda bulunan Omega-3 yağ asitleri beyin sağlığı için iyidir. Antioksidanlar: meyvelerde, yapraklı yeşilliklerde ve diğer renkli meyve sebzelerde nöronları korur.
Zerdeçal Kurkumin içerir, iltihap giderici özelliklere sahiptir ve hafızayı iyileştirebilir.
Bitter Çikolata: Flavonoidler içerir, beyne kan akışını iyileştirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-5ZiCFle60uGtPLNVLRN8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kronik sağlık sorunlarını yönetin - yüksek tansiyon, diyabet, depresyon, işitme kaybı ve obezite gibi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MFrtVWD1M0-XUqq3D-027g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kendinize ne kadar iyi bakarsanız, hafızanızın da o kadar iyi olma olasılığı yüksektir. Doktorunuzla düzenli olarak kullandığınız ilaçları gözden geçirin. Bazı ilaçlar hafızayı etkileyebilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bahar alerjisi ne zaman başlar, belirtileri neler?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/bahar-alerjisi-ne-zaman-baslar-belirtileri-neler</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/bahar-alerjisi-ne-zaman-baslar-belirtileri-neler</guid>
<description><![CDATA[ İlkbahar mevsimi, doğanın uyanışı ve sıcak havaların habercisi olsa da, bazı kişiler için alerjik şikayetlerin artması anlamına gelir. Havada yoğunlaşan polenler ve çevresel etkenler, özellikle bahar aylarında alerjik rinit ve göz alerjisi gibi rahatsızlıkların artmasına neden olur. Peki, bahar alerjisi ne zaman başlar, belirtileri neler?Baharın gelmesiyle birlikte alerjik hastalıkların görülme sıklığında büyük bir artış olur. Bunun nedeni havada yayılan ağaç, çiçek ve çimenlerin oluşturdukları polenlerdir. Kişi alerjik bir bünyeye sahipse, vücuda giren polenler bazı maddelerin salgılanmasına neden olur. Bu da gözlerdeki ve burun zarlarındaki kılcal damarların genişleyerek dokuların şişmesine yol açar. Bunun sonucunda bahar alerjisine ait bulgular oluşur. Bahar alerjisine halk arasında &#039;&#039;saman nezlesi&#039;&#039; denir.Bahar alerjisi genellikle ilkbahar mevsiminin başlamasıyla ortaya çıkar ve havadaki polen miktarının artmasına bağlı olarak şiddetlenir. Özellikle Mart ayından itibaren ağaçlar, çimenler ve yabani otlar polen yaymaya başlar ve bu durum genellikle Haziran ayına kadar devam eder. Ancak bazı bitki türlerinin polenleri sonbahara kadar etkili olabilir.Bahar alerjisi olan kişilerde aşağıdaki belirtiler sıkça görülür:

Burun akıntısı ve tıkanıklığı
Hapşırma krizleri
Gözlerde kızarıklık, kaşıntı ve sulanma
Boğazda kaşıntı ve kuruluk hissi
Ciltte kaşıntı ve kızarıklık
Öksürük ve nefes darlığı (Astım hastalarında şikayetler artabilir)
Yorgunluk ve halsizlikPolen yoğunluğunun fazla olduğu sabah ve öğle saatlerinde dışarı çıkmaktan kaçının.
Eve geldiğinizde kıyafetlerinizi değiştirin ve yüzünüzü yıkayın.
Pencereleri kapalı tutarak evinize polen girişini sınırlandırın.
Doktor tavsiyesiyle alerji ilaçları ve burun spreyleri kullanabilirsiniz.Bahar alerjisinden korunmak için çevresel önlemler ve doğru tedavi yöntemleriyle mevsimi daha rahat geçirmeniz mümkün. Eğer belirtileriniz şiddetliyse bir uzman hekime başvurmanız önemlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BZRUljup5Ei6jFUmstmmcA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bahar, alerjisi, zaman, başlar, belirtileri, neler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BZRUljup5Ei6jFUmstmmcA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bahar alerjisi neden olur, ne zaman başlar? Bahar alerjisi belirtileri"><p>İlkbahar mevsimi, doğanın uyanışı ve sıcak havaların habercisi olsa da, bazı kişiler için alerjik şikayetlerin artması anlamına gelir. Havada yoğunlaşan polenler ve çevresel etkenler, özellikle bahar aylarında alerjik rinit ve göz alerjisi gibi rahatsızlıkların artmasına neden olur. Peki, bahar alerjisi ne zaman başlar, belirtileri neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9D7ok9D53UiYoQvrj0HVow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Baharın gelmesiyle birlikte alerjik hastalıkların görülme sıklığında büyük bir artış olur. Bunun nedeni havada yayılan ağaç, çiçek ve çimenlerin oluşturdukları polenlerdir. Kişi alerjik bir bünyeye sahipse, vücuda giren polenler bazı maddelerin salgılanmasına neden olur. Bu da gözlerdeki ve burun zarlarındaki kılcal damarların genişleyerek dokuların şişmesine yol açar. Bunun sonucunda bahar alerjisine ait bulgular oluşur. Bahar alerjisine halk arasında ''saman nezlesi'' denir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HHgZXn3JfUib_R73Eoy2Tg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bahar alerjisi genellikle ilkbahar mevsiminin başlamasıyla ortaya çıkar ve havadaki polen miktarının artmasına bağlı olarak şiddetlenir. Özellikle Mart ayından itibaren ağaçlar, çimenler ve yabani otlar polen yaymaya başlar ve bu durum genellikle Haziran ayına kadar devam eder. Ancak bazı bitki türlerinin polenleri sonbahara kadar etkili olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NSuVtrecuEi7poCHJILiuQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bahar alerjisi olan kişilerde aşağıdaki belirtiler sıkça görülür:

Burun akıntısı ve tıkanıklığı
Hapşırma krizleri
Gözlerde kızarıklık, kaşıntı ve sulanma
Boğazda kaşıntı ve kuruluk hissi
Ciltte kaşıntı ve kızarıklık
Öksürük ve nefes darlığı (Astım hastalarında şikayetler artabilir)
Yorgunluk ve halsizlik</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UM6p5pn97UuCYyJBRW1cfQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Polen yoğunluğunun fazla olduğu sabah ve öğle saatlerinde dışarı çıkmaktan kaçının.
Eve geldiğinizde kıyafetlerinizi değiştirin ve yüzünüzü yıkayın.
Pencereleri kapalı tutarak evinize polen girişini sınırlandırın.
Doktor tavsiyesiyle alerji ilaçları ve burun spreyleri kullanabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2sRgt7ib2kud2kypHDUhPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bahar alerjisinden korunmak için çevresel önlemler ve doğru tedavi yöntemleriyle mevsimi daha rahat geçirmeniz mümkün. Eğer belirtileriniz şiddetliyse bir uzman hekime başvurmanız önemlidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilim ne diyor? Sakız çiğnemek ve kanser arasında şaşırtan bağlantı</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/bilim-ne-diyor-sakiz-cignemek-ve-kanser-arasinda-sasirtan-baglanti</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/bilim-ne-diyor-sakiz-cignemek-ve-kanser-arasinda-sasirtan-baglanti</guid>
<description><![CDATA[ Sık sık sakız çiğneyenler her yıl on binlerce mikroplastik tüketiyor olabilir. Mikroplastikler, beş milimetreden daha küçük olan plastik parçacıklarıdır ve havamızda, suyumuzda, yiyeceklerimizde ve hatta sakızlarımızda bulunabiliyor.Yapılan araştırmalar, bu zararlı plastik parçacıklarının vücuda girdiğinde hücrelere ve DNA&#039;ya zarar verebileceğini, genetik aktivitelerde değişiklikler yaratabileceğini ve kanser riskini artırabileceğini ortaya koyuyor. Araştırmacılar, sakız çiğnemenin tükürüğe mikroplastik bıraktığını ve bu plastiklerin yutularak sindirim sistemine girmesine yol açtığını keşfetti.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Sakızların yapımında genellikle atlandırıcılar ve aroma vericiler bulunur. Araştırmalar, sentetik ve doğal sakızların aynı tür polimerleri içerdiğini ve bu sakızların çiğnenmesi sırasında benzer miktarda mikroplastik saldığını belirledi.Her iki sakız türünde en yaygın bulunan polimerler arasında, polietilen ve polipropileni içeren poliolefinler yer alıyor.Kaliforniya Üniversitesi, Los Angeles (UCLA) Mühendislik Profesörü ve baş araştırmacı Sanjay Mohanty, bu konuda yaptığı açıklamada, &quot;Amacımız kimseyi telaşlandırmak değil. Bilim insanları mikroplastiklerin insan vücudu için güvenli olup olmadığını henüz bilmiyorlar. İnsanlar üzerinde yapılan bir deney yok, ancak plastiğe günlük maruz kalmamızın farkındayız ve araştırmalarımız bu konuyu incelemeyi amaçlıyor,&quot; dedi.Araştırma ekibi, iki farklı deneyde, marketlerden alınan beş marka sentetik ve beş marka doğal sakızı test etti. İlk deneyde, her denek yedi farklı sakız parçasını çiğnedi ve her 30 saniyede bir tükürük örneği aldı. İkinci deneyde ise, her sakız parçasından salınan mikroplastiklerin hızını ölçmek için 20 dakikalık bir süre boyunca periyodik olarak tükürük örnekleri toplandı.Araştırma, her gram sakızdan ortalama 100 mikroplastik salındığını, bazı parçaların ise gram başına 600 mikroplastik içerdiğini ortaya koydu. Araştırmacılar, ortalama bir insanın yılda 160 ila 180 adet sakız çiğnediğini ve bu miktarın da yaklaşık 30.000 mikroplastik tüketimine yol açtığını belirtiyor.Test sonuçları, çiğnendikten sonraki ilk iki dakika içinde sakızın kaplamasından en fazla mikroplastik salındığını gösterdi. Sekiz dakika sonunda, toplanan plastik parçacıkların yüzde 94&#039;ü serbest kalmıştı. Araştırmacılar, sakızdan alınan mikroplastik miktarını azaltmak için, her birkaç dakikada bir sakız değiştirmek yerine tek bir parça sakızı daha uzun süre çiğnemeyi öneriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/engEljXdbkOa_gj3pn1v4w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, diyor, Sakız, çiğnemek, kanser, arasında, şaşırtan, bağlantı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/engEljXdbkOa_gj3pn1v4w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bilim ne diyor? Sakız çiğnemek ve kanser arasında şaşırtan bağlantı"><p>Sık sık sakız çiğneyenler her yıl on binlerce mikroplastik tüketiyor olabilir. Mikroplastikler, beş milimetreden daha küçük olan plastik parçacıklarıdır ve havamızda, suyumuzda, yiyeceklerimizde ve hatta sakızlarımızda bulunabiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yB8cWMHKrkeP4zt0MLdjtQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapılan araştırmalar, bu zararlı plastik parçacıklarının vücuda girdiğinde hücrelere ve DNA'ya zarar verebileceğini, genetik aktivitelerde değişiklikler yaratabileceğini ve kanser riskini artırabileceğini ortaya koyuyor. Araştırmacılar, sakız çiğnemenin tükürüğe mikroplastik bıraktığını ve bu plastiklerin yutularak sindirim sistemine girmesine yol açtığını keşfetti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zpfa5hIBHUmdCppC_5BRHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DailyMail'de yer alan habere göre; Sakızların yapımında genellikle atlandırıcılar ve aroma vericiler bulunur. Araştırmalar, sentetik ve doğal sakızların aynı tür polimerleri içerdiğini ve bu sakızların çiğnenmesi sırasında benzer miktarda mikroplastik saldığını belirledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zoS4kwDh40ef3w6RoN4V5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her iki sakız türünde en yaygın bulunan polimerler arasında, polietilen ve polipropileni içeren poliolefinler yer alıyor.Kaliforniya Üniversitesi, Los Angeles (UCLA) Mühendislik Profesörü ve baş araştırmacı Sanjay Mohanty, bu konuda yaptığı açıklamada, "Amacımız kimseyi telaşlandırmak değil. Bilim insanları mikroplastiklerin insan vücudu için güvenli olup olmadığını henüz bilmiyorlar. İnsanlar üzerinde yapılan bir deney yok, ancak plastiğe günlük maruz kalmamızın farkındayız ve araştırmalarımız bu konuyu incelemeyi amaçlıyor," dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zf1J2mJxFE6-TeBiGya4xA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma ekibi, iki farklı deneyde, marketlerden alınan beş marka sentetik ve beş marka doğal sakızı test etti. İlk deneyde, her denek yedi farklı sakız parçasını çiğnedi ve her 30 saniyede bir tükürük örneği aldı. İkinci deneyde ise, her sakız parçasından salınan mikroplastiklerin hızını ölçmek için 20 dakikalık bir süre boyunca periyodik olarak tükürük örnekleri toplandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1IYKQy1IcEmo6D5zbF9HPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma, her gram sakızdan ortalama 100 mikroplastik salındığını, bazı parçaların ise gram başına 600 mikroplastik içerdiğini ortaya koydu. Araştırmacılar, ortalama bir insanın yılda 160 ila 180 adet sakız çiğnediğini ve bu miktarın da yaklaşık 30.000 mikroplastik tüketimine yol açtığını belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pEkejIz42k2jj5R1B7MBAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Test sonuçları, çiğnendikten sonraki ilk iki dakika içinde sakızın kaplamasından en fazla mikroplastik salındığını gösterdi. Sekiz dakika sonunda, toplanan plastik parçacıkların yüzde 94'ü serbest kalmıştı. Araştırmacılar, sakızdan alınan mikroplastik miktarını azaltmak için, her birkaç dakikada bir sakız değiştirmek yerine tek bir parça sakızı daha uzun süre çiğnemeyi öneriyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Demir deposu en güçlü 5 doğal kaynak: Saç uzamasını da destekliyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/demir-deposu-en-guclu-5-dogal-kaynak-sac-uzamasini-da-destekliyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/demir-deposu-en-guclu-5-dogal-kaynak-sac-uzamasini-da-destekliyor</guid>
<description><![CDATA[ Demir, saç uzamasında önemli bir rol oynayan temel bir besindir. Saç köklerine oksijen taşıyan ve güçlü ve sağlıklı kalmalarını sağlayan hemoglobin üretiminde yardımcı olur. Demir eksikliği saçların incelmesine, aşırı dökülmesine ve hatta saç kaybına yol açabilir. Saç büyümenizi doğal olarak artırmak istiyorsanız, diyetinize demir açısından zengin yiyecekler eklemek harika bir başlangıçtır. İşte saç büyümesini artırmaya ve saçlarınızın gür görünmesini sağlamaya yardımcı olabilecek 5 demir açısından zengin yiyecek.Ispanak, saç büyümesi için hayati önem taşıyan demir de dahil olmak üzere bir besin deposudur. Tek bir fincan pişmiş ıspanak yaklaşık 6,4 mg demir içerir ve bu da onu bu temel mineralin en iyi bitki bazlı kaynaklarından biri yapar.Neden faydalıdır: Ispanak ayrıca vücuttaki demir emilimini artıran C vitamini açısından da zengindir. Ayrıca, sağlıklı saç derisi dolaşımını desteklemeye, saç kırılmasını ve kuruluğunu azaltmaya yardımcı olan folat ve beta karoten içerir.Beslenmenize nasıl ekleyebilirsiniz: Ispanağı smoothielere, salatalara, sotelere ekleyebilir veya sarımsak ve zeytinyağı ile pişmiş bir garnitür olarak tüketebilirsiniz.Mercimek, demir, protein ve lif açısından harika bir bitki kaynağıdır ve bu da onları genel sağlık ve saç uzaması için mükemmel bir seçim haline getirir. Bir fincan pişmiş mercimek yaklaşık 6,6 mg demir içerir ve günlük demir ihtiyacına önemli ölçüde katkıda bulunur.Faydaları: Mercimek aynı zamanda saç köklerini güçlendiren ve saç dökülmesini önleyen iki temel besin maddesi olan biotin ve çinkoyu da sağlar.Beslenmenize nasıl dahil edebilirsiniz: Doyurucu bir mercimek çorbası hazırlayın, mercimeği salatalarınıza ekleyin veya besleyici bir öğün için pirinç ve sebzelerle pişirin.Kırmızı et, özellikle yağsız et ve kuzu eti, bitki bazlı besinlerde bulunan hem olmayan demire kıyasla vücut tarafından daha kolay emilen hem demirinin en zengin kaynaklarından biridir. 100 gram yağsız et porsiyonu yaklaşık 2,7 mg demir içerir.Neden faydalıdır: Kırmızı et, saçın gücüne, kalınlığına ve genel saç derisi sağlığına katkıda bulunan yüksek kaliteli protein, B12 vitamini ve çinko açısından zengindir.Beslenmenize nasıl dahil edebilirsiniz: Izgara biftek, et sote yapabilir veya köri ve güveçlere kıyma ekleyerek lezzetli ve besleyici bir öğün elde edebilirsiniz.Balkabağı çekirdekleri, sağlıklı saç büyümesini destekleyen demir, magnezyum ve çinko gibi besin maddelerinin güçlü bir kaynağıdır. Sadece 28 gram (1 ons) balkabağı çekirdeği yaklaşık 4,2 mg demir içerir.Neden faydalıdır: Kabak çekirdeğindeki çinko, saç derisinin yağ üretimini düzenlemeye, kepeği önlemeye ve güçlü saç köklerinin oluşmasını desteklemeye yardımcı olur. Magnezyum, saç büyümesi için gerekli olan saç derisine daha iyi kan dolaşımını destekler.Beslenmenize nasıl ekleyebilirsiniz: Kavrulmuş kabak çekirdeğini atıştırın, salatalarınıza serpin, smoothie&#039;lerinize katın veya yoğurdunuza ekleyin.Tofu, saç sağlığını iyileştirmek isteyen vejetaryenler ve veganlar için harika bir seçenek haline gelen mükemmel bir bitki bazlı protein ve demir kaynağıdır. Yarım fincan tofu porsiyonu yaklaşık 3,4 mg demir içerir.Neden faydalıdır: Tofu, demir içeriğinin yanı sıra saç tellerini güçlendirmeye ve kırılmayı önlemeye yardımcı olan izoflavonlar ve temel amino asitler açısından da zengindir.Beslenmenize nasıl ekleyebilirsiniz: Tofuyu sotelerde kullanabilir, çorbalarınıza ekleyebilir veya protein açısından zengin bir smoothie için karıştırabilirsiniz.Demir eksikliği saç dökülmesinin önde gelen nedenlerinden biridir, ancak iyi haber şu ki bu durum diyetle kolayca giderilebilir. Bu demir açısından zengin yiyecekleri günlük öğünlerinize dahil ederek saç köklerinin optimum büyüme için ihtiyaç duyduğu besinleri aldığından emin olabilirsiniz. Demir emilimini artırmak için demir açısından zengin yiyecekleri C vitamini kaynaklarıyla (turunçgiller, dolmalık biber ve domates gibi) eşleştirmeyi unutmayın.Dengeli bir beslenme, uygun saç bakımıyla birlikte saç sağlığını önemli ölçüde iyileştirebilir ve daha kalın, daha parlak saçlara kavuşmanızı sağlayabilir. Bu yüzden, bugün bu demir dolu yiyecekleri tabağınıza eklemeye başlayın ve saçınıza hak ettiği beslenmeyi sağlayın!Demir açısından zengin yiyecekler yemek, saç köklerinin yeterli oksijen ve besin almasını sağlayarak saç büyümesini desteklemede önemli bir rol oynar. Demir, oksijeni kafa derisine ve saç köklerine taşıyan kırmızı kan hücrelerinde bulunan bir protein olan hemoglobinin üretimi için gereklidir. Vücutta demir eksikliği olduğunda, saç köklerine oksijen temini azalır, bu da daha zayıf saç tellerine, artan saç dökülmesine ve daha yavaş büyümeye yol açar. Ispanak, mercimek, yağsız etler, yumurta ve kuruyemişler gibi demir açısından zengin yiyecekler tüketmek, kırmızı kan hücresi üretimini artırmaya, saçı içeriden güçlendirmeye ve sağlıklı, kalın uzamayı teşvik etmeye yardımcı olur. Bu yiyecekleri portakal veya dolmalık biber gibi C vitamini kaynaklarıyla eşleştirmek, demir emilimini daha da artırarak ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-1WVQrlvREOejkR2mZyiKQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Demir, deposu, güçlü, doğal, kaynak:, Saç, uzamasını, destekliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-1WVQrlvREOejkR2mZyiKQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Demir deposu en güçlü 5 doğal kaynak: Saç uzamasını da destekliyor"><p>Demir, saç uzamasında önemli bir rol oynayan temel bir besindir. Saç köklerine oksijen taşıyan ve güçlü ve sağlıklı kalmalarını sağlayan hemoglobin üretiminde yardımcı olur. Demir eksikliği saçların incelmesine, aşırı dökülmesine ve hatta saç kaybına yol açabilir. Saç büyümenizi doğal olarak artırmak istiyorsanız, diyetinize demir açısından zengin yiyecekler eklemek harika bir başlangıçtır. İşte saç büyümesini artırmaya ve saçlarınızın gür görünmesini sağlamaya yardımcı olabilecek 5 demir açısından zengin yiyecek.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lzp4r80Y3E-e9MsmqpALAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ispanak, saç büyümesi için hayati önem taşıyan demir de dahil olmak üzere bir besin deposudur. Tek bir fincan pişmiş ıspanak yaklaşık 6,4 mg demir içerir ve bu da onu bu temel mineralin en iyi bitki bazlı kaynaklarından biri yapar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/buYSQIhkXE2-FpuAYOv3lA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Neden faydalıdır: Ispanak ayrıca vücuttaki demir emilimini artıran C vitamini açısından da zengindir. Ayrıca, sağlıklı saç derisi dolaşımını desteklemeye, saç kırılmasını ve kuruluğunu azaltmaya yardımcı olan folat ve beta karoten içerir.Beslenmenize nasıl ekleyebilirsiniz: Ispanağı smoothielere, salatalara, sotelere ekleyebilir veya sarımsak ve zeytinyağı ile pişmiş bir garnitür olarak tüketebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9v5tq62xWkmrV1Tb4Md1Tg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mercimek, demir, protein ve lif açısından harika bir bitki kaynağıdır ve bu da onları genel sağlık ve saç uzaması için mükemmel bir seçim haline getirir. Bir fincan pişmiş mercimek yaklaşık 6,6 mg demir içerir ve günlük demir ihtiyacına önemli ölçüde katkıda bulunur.Faydaları: Mercimek aynı zamanda saç köklerini güçlendiren ve saç dökülmesini önleyen iki temel besin maddesi olan biotin ve çinkoyu da sağlar.Beslenmenize nasıl dahil edebilirsiniz: Doyurucu bir mercimek çorbası hazırlayın, mercimeği salatalarınıza ekleyin veya besleyici bir öğün için pirinç ve sebzelerle pişirin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EWxzzyj_FE2nFO7bpY8ejg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kırmızı et, özellikle yağsız et ve kuzu eti, bitki bazlı besinlerde bulunan hem olmayan demire kıyasla vücut tarafından daha kolay emilen hem demirinin en zengin kaynaklarından biridir. 100 gram yağsız et porsiyonu yaklaşık 2,7 mg demir içerir.Neden faydalıdır: Kırmızı et, saçın gücüne, kalınlığına ve genel saç derisi sağlığına katkıda bulunan yüksek kaliteli protein, B12 vitamini ve çinko açısından zengindir.Beslenmenize nasıl dahil edebilirsiniz: Izgara biftek, et sote yapabilir veya köri ve güveçlere kıyma ekleyerek lezzetli ve besleyici bir öğün elde edebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/D9w1wmiiwEK2LGPBngWGnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Balkabağı çekirdekleri, sağlıklı saç büyümesini destekleyen demir, magnezyum ve çinko gibi besin maddelerinin güçlü bir kaynağıdır. Sadece 28 gram (1 ons) balkabağı çekirdeği yaklaşık 4,2 mg demir içerir.Neden faydalıdır: Kabak çekirdeğindeki çinko, saç derisinin yağ üretimini düzenlemeye, kepeği önlemeye ve güçlü saç köklerinin oluşmasını desteklemeye yardımcı olur. Magnezyum, saç büyümesi için gerekli olan saç derisine daha iyi kan dolaşımını destekler.Beslenmenize nasıl ekleyebilirsiniz: Kavrulmuş kabak çekirdeğini atıştırın, salatalarınıza serpin, smoothie'lerinize katın veya yoğurdunuza ekleyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N46u4ffb0Uq2Gcgi1EHMig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tofu, saç sağlığını iyileştirmek isteyen vejetaryenler ve veganlar için harika bir seçenek haline gelen mükemmel bir bitki bazlı protein ve demir kaynağıdır. Yarım fincan tofu porsiyonu yaklaşık 3,4 mg demir içerir.Neden faydalıdır: Tofu, demir içeriğinin yanı sıra saç tellerini güçlendirmeye ve kırılmayı önlemeye yardımcı olan izoflavonlar ve temel amino asitler açısından da zengindir.Beslenmenize nasıl ekleyebilirsiniz: Tofuyu sotelerde kullanabilir, çorbalarınıza ekleyebilir veya protein açısından zengin bir smoothie için karıştırabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hJ34qQhHN0SGB1BX1jxSNQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demir eksikliği saç dökülmesinin önde gelen nedenlerinden biridir, ancak iyi haber şu ki bu durum diyetle kolayca giderilebilir. Bu demir açısından zengin yiyecekleri günlük öğünlerinize dahil ederek saç köklerinin optimum büyüme için ihtiyaç duyduğu besinleri aldığından emin olabilirsiniz. Demir emilimini artırmak için demir açısından zengin yiyecekleri C vitamini kaynaklarıyla (turunçgiller, dolmalık biber ve domates gibi) eşleştirmeyi unutmayın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_BewR6bVRk6yfWWL6_PbEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dengeli bir beslenme, uygun saç bakımıyla birlikte saç sağlığını önemli ölçüde iyileştirebilir ve daha kalın, daha parlak saçlara kavuşmanızı sağlayabilir. Bu yüzden, bugün bu demir dolu yiyecekleri tabağınıza eklemeye başlayın ve saçınıza hak ettiği beslenmeyi sağlayın!Demir açısından zengin yiyecekler yemek, saç köklerinin yeterli oksijen ve besin almasını sağlayarak saç büyümesini desteklemede önemli bir rol oynar. Demir, oksijeni kafa derisine ve saç köklerine taşıyan kırmızı kan hücrelerinde bulunan bir protein olan hemoglobinin üretimi için gereklidir. Vücutta demir eksikliği olduğunda, saç köklerine oksijen temini azalır, bu da daha zayıf saç tellerine, artan saç dökülmesine ve daha yavaş büyümeye yol açar. Ispanak, mercimek, yağsız etler, yumurta ve kuruyemişler gibi demir açısından zengin yiyecekler tüketmek, kırmızı kan hücresi üretimini artırmaya, saçı içeriden güçlendirmeye ve sağlıklı, kalın uzamayı teşvik etmeye yardımcı olur. Bu yiyecekleri portakal veya dolmalık biber gibi C vitamini kaynaklarıyla eşleştirmek, demir emilimini daha da artırarak saç faydalarını en üst düzeye çıkarabilir</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sabahları 1 bardak içince kan temizleyici etkisi var: Her evde bulunan 4 malzemeyle yapılıyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/sabahlari-1-bardak-icince-kan-temizleyici-etkisi-var-her-evde-bulunan-4-malzemeyle-yapiliyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/sabahlari-1-bardak-icince-kan-temizleyici-etkisi-var-her-evde-bulunan-4-malzemeyle-yapiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Havuç, pancar, nar ve hurma ile yapılan güçlü bir kırmızı sabah içeceği, vitaminleri ve antioksidanlarıyla sağlığınızı iyileştirebilir. Bu içeceği her gün tüketmek sindirimi, bağışıklığı ve cilt sağlığını iyileştirirken enerjinizi artırabilir ve kilo vermenize yardımcı olabilir.Havuç, pancar, nar ve hurma ile yapılan bu kırmızı sabah içeceği sağlığınız için mükemmel bir katkı olabilir. Bu içecek, vücudun ihtiyaç duyduğu tüm doğal iyilikler ve temel vitaminler ve antioksidanlarla doludur. Her sabah tüketmek tüm eksiklikleri giderecek ve genel sağlığınızı iyileştirmenize yardımcı olabilir.Havuçların görme yeteneğini iyileştirdiği ve ayrıca vücutta A vitaminine dönüşen beta-karoten ile yüklü olduğu için cildi aydınlatıp sıkılaştırdığı bilinmektedir. A vitamini görme sorunları, zayıf görme, gece körlüğü ve yaşa bağlı makula dejenerasyonu riskini azaltmak için gereklidir. Havuçlar ayrıca sindirime yardımcı olan ve bağırsak sağlığını destekleyen lif içerir.Kırmızı yumru, pancar, kan basıncını düşürmeye ve kan dolaşımını düzenlemeye yardımcı olan demir, folat ve nitrat açısından zengindir. Pancar, nitratları nitrik okside dönüştürerek kan damarlarını gevşetir ve vücuttaki oksijenli kan akışını iyileştirir.Narın kırmızı incileri, iltihabı azaltan polifenoller ve kalbi hastalıklardan koruyan antioksidanlar içerir. Nar yemek, kalbi güçlendirirken kolesterol seviyelerini düşürmeye ve kan basıncını düşürmeye yardımcı olabilir.Hurma, vücuda anında enerji veren enerji kaynakları olan doğal olarak oluşan glikoz, fruktoz ve sakarozdan oluşur. Lif açısından zengin olan hurma, sindirimi güçlü tutar ve kabızlığı önler. Ayrıca potasyum ve magnezyum gibi temel mineraller açısından zengin oldukları için kas fonksiyonunu da artırırlar.Bağırsak sağlığını ve sindirimi iyileştirir
Bu koyu kırmızı içecek, hurma, pancar ve havuçtan elde edilen diyet lifiyle dolu olduğu için sindirime yardımcı olur ve kabızlığı önlemeye yardımcı olur. Bağırsaklarda yararlı bakterilerin gelişimini teşvik ederek, bu maddelerde bulunan doğal enzimler bağırsak sağlığını iyileştirmeye de yardımcı olur.
Bağışıklığı artırır
Bu kırmızı iksirin günlük bir dozunu alarak bağışıklık sistemi güçlendirilir. Nar ve pancarda bulunan antioksidanlar ve C vitamini, vücudun enfeksiyonlara, iltihaplanmaya ve tehlikeli mikroorganizmalara karşı savunmasına yardımcı olur. Vücudu temizler
Havuç ve nar vücudun detoksifikasyonuna yardımcı olurken, pancar karaciğeri temizleme yeteneğiyle bilinir. Bu detoks içeceği karaciğer ve böbrek fonksiyonlarını destekleyerek toplam detoksifikasyonu teşvik eder.
Parlayan bir cildi teşvik eder
Bu karışımın vitaminleri ve antioksidanları daha iyi bir cilt sağlığına katkıda bulunur. Pancardaki demir, nardaki C vitamini ve havuçtaki A vitamini, pigmentasyonu, lekeleri ve akneyi en aza indirerek doğal bir parlaklık yaratmaya yardımcı olur.
Canlılığı artırır
Bu içecek, nar ve hurmalardan elde edilen doğal şekerler içerdiğinden size hızlı bir enerji artışı sağlar. Çökme olmadan, kafeinli içeceklere harika bir alternatiftir ve gün boyu enerjik hissetmenizi sağlar.
Zekayı daha keskin hale getirir
Pancarlar beyne oksijen tedarikini artırarak hafızayı ve bilişsel işlevi geliştirir. Polifenol açısından zengin oldukları için narlar Parkinson ve Alzheimer gibi nörolojik hastalıkları önlemeye yardımcı olabilir.
Kilo vermeye yardımcı olur
Bu kırmızı shot kalorisi düşük ancak lif oranı yüksektir. Bu nedenle, gereksiz açlık sancılarını azaltarak sizi daha uzun süre tok tutar. Hurmaların doğal tatlılığı şeker isteklerini azaltacak ve kilo vermenize yardımcı olacaktır.Malzemeler:
1 orta boy havuç1 küçük pancar½ su bardağı nar çekirdeği2-3 hurma (çekirdekleri çıkarılmış)½ su bardağı su (ihtiyaca göre ayarlayın)Bir miktar limon (ekstra C vitamini için isteğe bağlı)
Talimatlar:Pancar ve havucu yıkayıp soyduktan sonra küçük parçalara kesin.Hurmaların çekirdeklerini çıkarın.Bir blenderda hurmaları, nar çekirdeklerini, pancarı ve dilimlenmiş havucu birleştirin.Su ekleyin ve pürüzsüz olana kadar karıştırın.Gerekirse süzdükten sonra karışımı bir bardağa dökün.Ek bir doz C vitamini almak için biraz limon suyu sıkın.Tazeliğinin ve besin değerlerinin faydalarından yararlanmak için hemen için. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s1YP2uPc6kap-rMFqifSIA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sabahları, bardak, içince, kan, temizleyici, etkisi, var:, Her, evde, bulunan, malzemeyle, yapılıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s1YP2uPc6kap-rMFqifSIA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sabahları 1 bardak içince kan temizleyici etkisi var"><p>Havuç, pancar, nar ve hurma ile yapılan güçlü bir kırmızı sabah içeceği, vitaminleri ve antioksidanlarıyla sağlığınızı iyileştirebilir. Bu içeceği her gün tüketmek sindirimi, bağışıklığı ve cilt sağlığını iyileştirirken enerjinizi artırabilir ve kilo vermenize yardımcı olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U7dXo7WUL0SgG7uOGe4NgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Havuç, pancar, nar ve hurma ile yapılan bu kırmızı sabah içeceği sağlığınız için mükemmel bir katkı olabilir. Bu içecek, vücudun ihtiyaç duyduğu tüm doğal iyilikler ve temel vitaminler ve antioksidanlarla doludur. Her sabah tüketmek tüm eksiklikleri giderecek ve genel sağlığınızı iyileştirmenize yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6VNgRkzaCUWWRI2YB7TGTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Havuçların görme yeteneğini iyileştirdiği ve ayrıca vücutta A vitaminine dönüşen beta-karoten ile yüklü olduğu için cildi aydınlatıp sıkılaştırdığı bilinmektedir. A vitamini görme sorunları, zayıf görme, gece körlüğü ve yaşa bağlı makula dejenerasyonu riskini azaltmak için gereklidir. Havuçlar ayrıca sindirime yardımcı olan ve bağırsak sağlığını destekleyen lif içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NtPRv8CfHEGSqbjInABNcQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kırmızı yumru, pancar, kan basıncını düşürmeye ve kan dolaşımını düzenlemeye yardımcı olan demir, folat ve nitrat açısından zengindir. Pancar, nitratları nitrik okside dönüştürerek kan damarlarını gevşetir ve vücuttaki oksijenli kan akışını iyileştirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/70o3em8xeU6PVAWC-x0fIA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Narın kırmızı incileri, iltihabı azaltan polifenoller ve kalbi hastalıklardan koruyan antioksidanlar içerir. Nar yemek, kalbi güçlendirirken kolesterol seviyelerini düşürmeye ve kan basıncını düşürmeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q4A5a92GDE6dytLoH-RUuw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hurma, vücuda anında enerji veren enerji kaynakları olan doğal olarak oluşan glikoz, fruktoz ve sakarozdan oluşur. Lif açısından zengin olan hurma, sindirimi güçlü tutar ve kabızlığı önler. Ayrıca potasyum ve magnezyum gibi temel mineraller açısından zengin oldukları için kas fonksiyonunu da artırırlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EewDDqphvUGlxmMdWZkm8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bağırsak sağlığını ve sindirimi iyileştirir
Bu koyu kırmızı içecek, hurma, pancar ve havuçtan elde edilen diyet lifiyle dolu olduğu için sindirime yardımcı olur ve kabızlığı önlemeye yardımcı olur. Bağırsaklarda yararlı bakterilerin gelişimini teşvik ederek, bu maddelerde bulunan doğal enzimler bağırsak sağlığını iyileştirmeye de yardımcı olur.
Bağışıklığı artırır
Bu kırmızı iksirin günlük bir dozunu alarak bağışıklık sistemi güçlendirilir. Nar ve pancarda bulunan antioksidanlar ve C vitamini, vücudun enfeksiyonlara, iltihaplanmaya ve tehlikeli mikroorganizmalara karşı savunmasına yardımcı olur. Vücudu temizler
Havuç ve nar vücudun detoksifikasyonuna yardımcı olurken, pancar karaciğeri temizleme yeteneğiyle bilinir. Bu detoks içeceği karaciğer ve böbrek fonksiyonlarını destekleyerek toplam detoksifikasyonu teşvik eder.
Parlayan bir cildi teşvik eder
Bu karışımın vitaminleri ve antioksidanları daha iyi bir cilt sağlığına katkıda bulunur. Pancardaki demir, nardaki C vitamini ve havuçtaki A vitamini, pigmentasyonu, lekeleri ve akneyi en aza indirerek doğal bir parlaklık yaratmaya yardımcı olur.
Canlılığı artırır
Bu içecek, nar ve hurmalardan elde edilen doğal şekerler içerdiğinden size hızlı bir enerji artışı sağlar. Çökme olmadan, kafeinli içeceklere harika bir alternatiftir ve gün boyu enerjik hissetmenizi sağlar.
Zekayı daha keskin hale getirir
Pancarlar beyne oksijen tedarikini artırarak hafızayı ve bilişsel işlevi geliştirir. Polifenol açısından zengin oldukları için narlar Parkinson ve Alzheimer gibi nörolojik hastalıkları önlemeye yardımcı olabilir.
Kilo vermeye yardımcı olur
Bu kırmızı shot kalorisi düşük ancak lif oranı yüksektir. Bu nedenle, gereksiz açlık sancılarını azaltarak sizi daha uzun süre tok tutar. Hurmaların doğal tatlılığı şeker isteklerini azaltacak ve kilo vermenize yardımcı olacaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rcqVPzvDQkis0mKe9O9yig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Malzemeler:
1 orta boy havuç1 küçük pancar½ su bardağı nar çekirdeği2-3 hurma (çekirdekleri çıkarılmış)½ su bardağı su (ihtiyaca göre ayarlayın)Bir miktar limon (ekstra C vitamini için isteğe bağlı)
Talimatlar:Pancar ve havucu yıkayıp soyduktan sonra küçük parçalara kesin.Hurmaların çekirdeklerini çıkarın.Bir blenderda hurmaları, nar çekirdeklerini, pancarı ve dilimlenmiş havucu birleştirin.Su ekleyin ve pürüzsüz olana kadar karıştırın.Gerekirse süzdükten sonra karışımı bir bardağa dökün.Ek bir doz C vitamini almak için biraz limon suyu sıkın.Tazeliğinin ve besin değerlerinin faydalarından yararlanmak için hemen için.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kavrulmuş ve ıslatılmış nohut: Hangisi daha sağlıklıdır?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/kavrulmus-ve-islatilmis-nohut-hangisi-daha-sagliklidir</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/kavrulmus-ve-islatilmis-nohut-hangisi-daha-sagliklidir</guid>
<description><![CDATA[ Nohut, çeşitli yemeklerde sıklıkla tüketilen besleyici bir besindir. Çıtır bir atıştırmalık için bazı insanlar kavrulmuş olarak severken, diğerleri sindirimi kolaylaştırmak için bir gece suda bekletir. Peki hangisi daha sağlıklıdır? Her nohut türü kavrulmuş veya ıslatılmış kendi avantajlarına sahip olsa da, besinsel olarak nasıl farklılık gösterdiklerini bilmek, günlük kullanım için hangisinin daha iyi olduğuna karar vermemize yardımcı olabilir.Kavrulmuş nohut, protein, lif ve demir ve magnezyum gibi temel minerallerle doludur. Daha düşük nem içeriğine sahiptir, bu da onu daha kalorili hale getirir. Kavurma işlemi vitamin içeriğini biraz azaltır ancak çıtırlığını ve raf ömrünü artırır.Öte yandan ıslatılmış nohut daha fazla vitamin tutar ve sindirimi daha kolaydır. Islatma işlemi, besin emilimini iyileştiren enzimleri harekete geçirerek bağırsaklar için mükemmel bir seçim haline getirirYüksek protein: Kas gelişimini destekleyen harika bir antrenman sonrası veya öğle yemeği atıştırmalığı.
Daha uzun raf ömrü: Buzdolabında saklanmadan haftalarca saklanabilir.
Kilo kaybı için iyi: Yüksek lif açlığı bastırır ve aşırı yemeyi önler.
Harika enerji artırıcı: Hızlı enerji için mükemmeldir ve onu fitness tutkunları arasında favori yapar.
Kan şekeri seviyelerini korumaya yardımcı olur: Kavrulmuş nohuttaki kompleks karbonhidratlar enerji açığa çıkarırDaha iyi sindirim: Islatma, kompleks şekerleri parçalayarak şişkinliği ve gazı azaltır.
Temel besinler açısından zengindir: Daha fazla vitamin ve mineral tutar ve genel sağlığı iyileştirir.
Kan şekerini düzenler: Düşük glisemik indeksi onu diyabet hastaları için uygun hale getirir.
Bağırsak sağlığını iyileştirir: Besinlerin daha iyi emilmesine yardımcı olur ve midede iyi bakterileri destekler. Bağışıklığı artırır: Yüksek düzeyde C vitamini içerir veHem kavrulmuş hem de ıslatılmış nohutun avantajları vardır, ancak ıslatılmış nohut genel sağlık yararları açısından biraz daha öndedir. Sindirimi daha kolaydır, daha fazla vitamin tutar ve daha iyi besin emilimine yardımcı olur. Ancak, uygun, protein açısından zengin bir atıştırmalık arayanlar için kavrulmuş nohut harika bir seçenek olmaya devam ediyor. İkisi arasında seçim yapmak bireysel sağlık hedeflerine ve yaşam tarzına bağlıdır.Islatılmış nohut sindirim ve besin tutma açısından daha iyidir, kavrulmuş nohut ise protein dolu, enerji artırıcı bir atıştırmalık için idealdir. Her ikisini de dengeli bir diyete dahil etmek maksimum sağlık yararları sağlar. Her iki formu farklı öğünlerde birleştirmek her iki dünyanın da en iyisini sağlayabilir: ıslatılmış nohut besinlerin daha iyi emilimi için ve kavrulmuş nohut ise sürekli enerji salınımı için.​ ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CQCNlitcikGb7kX9ttRPUg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kavrulmuş, ıslatılmış, nohut:, Hangisi, daha, sağlıklıdır</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CQCNlitcikGb7kX9ttRPUg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kavrulmuş ve ıslatılmış nohut: Hangisi daha sağlıklıdır?"><p>Nohut, çeşitli yemeklerde sıklıkla tüketilen besleyici bir besindir. Çıtır bir atıştırmalık için bazı insanlar kavrulmuş olarak severken, diğerleri sindirimi kolaylaştırmak için bir gece suda bekletir. Peki hangisi daha sağlıklıdır? Her nohut türü kavrulmuş veya ıslatılmış kendi avantajlarına sahip olsa da, besinsel olarak nasıl farklılık gösterdiklerini bilmek, günlük kullanım için hangisinin daha iyi olduğuna karar vermemize yardımcı olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K4SYkgFqWU6D1YM5PNdjxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kavrulmuş nohut, protein, lif ve demir ve magnezyum gibi temel minerallerle doludur. Daha düşük nem içeriğine sahiptir, bu da onu daha kalorili hale getirir. Kavurma işlemi vitamin içeriğini biraz azaltır ancak çıtırlığını ve raf ömrünü artırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1-kpVXXQu0GkoJIBnHRruw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Öte yandan ıslatılmış nohut daha fazla vitamin tutar ve sindirimi daha kolaydır. Islatma işlemi, besin emilimini iyileştiren enzimleri harekete geçirerek bağırsaklar için mükemmel bir seçim haline getirir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/COgrHEfgvUOkSAF9ZV4gSQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek protein: Kas gelişimini destekleyen harika bir antrenman sonrası veya öğle yemeği atıştırmalığı.
Daha uzun raf ömrü: Buzdolabında saklanmadan haftalarca saklanabilir.
Kilo kaybı için iyi: Yüksek lif açlığı bastırır ve aşırı yemeyi önler.
Harika enerji artırıcı: Hızlı enerji için mükemmeldir ve onu fitness tutkunları arasında favori yapar.
Kan şekeri seviyelerini korumaya yardımcı olur: Kavrulmuş nohuttaki kompleks karbonhidratlar enerji açığa çıkarır</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eAQxKA3UrkOWQdZnzZ2enQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha iyi sindirim: Islatma, kompleks şekerleri parçalayarak şişkinliği ve gazı azaltır.
Temel besinler açısından zengindir: Daha fazla vitamin ve mineral tutar ve genel sağlığı iyileştirir.
Kan şekerini düzenler: Düşük glisemik indeksi onu diyabet hastaları için uygun hale getirir.
Bağırsak sağlığını iyileştirir: Besinlerin daha iyi emilmesine yardımcı olur ve midede iyi bakterileri destekler. Bağışıklığı artırır: Yüksek düzeyde C vitamini içerir ve</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1fuoN2jNmEiFaC4QaWkGNw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hem kavrulmuş hem de ıslatılmış nohutun avantajları vardır, ancak ıslatılmış nohut genel sağlık yararları açısından biraz daha öndedir. Sindirimi daha kolaydır, daha fazla vitamin tutar ve daha iyi besin emilimine yardımcı olur. Ancak, uygun, protein açısından zengin bir atıştırmalık arayanlar için kavrulmuş nohut harika bir seçenek olmaya devam ediyor. İkisi arasında seçim yapmak bireysel sağlık hedeflerine ve yaşam tarzına bağlıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0P1CFGCWsU-eKA9cnAME4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Islatılmış nohut sindirim ve besin tutma açısından daha iyidir, kavrulmuş nohut ise protein dolu, enerji artırıcı bir atıştırmalık için idealdir. Her ikisini de dengeli bir diyete dahil etmek maksimum sağlık yararları sağlar. Her iki formu farklı öğünlerde birleştirmek her iki dünyanın da en iyisini sağlayabilir: ıslatılmış nohut besinlerin daha iyi emilimi için ve kavrulmuş nohut ise sürekli enerji salınımı için.​</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>6 belirtiyi yaşıyorsanız dikkat: Yeterli protein tüketmediğinizi gösteriyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/6-belirtiyi-yasiyorsaniz-dikkat-yeterli-protein-tuketmediginizi-goesteriyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/6-belirtiyi-yasiyorsaniz-dikkat-yeterli-protein-tuketmediginizi-goesteriyor</guid>
<description><![CDATA[ Protein, hücrelerin gelişimi ve kas, cilt, saç ve tırnak sağlığı da dahil olmak üzere çok sayıda vücut fonksiyonu için hayati öneme sahiptir. Protein eksikliği yorgunluk, zayıf saç, cilt ve tırnaklar, yavaş yara iyileşmesi, ruh hali değişimleri, istekler ve azalmış kas kütlesi gibi semptomlara yol açabilir.Neredeyse her vücut fonksiyonu proteine ​​bağlıdır. Saçınız ve kemikleriniz de dahil olmak üzere vücudunuzun her bir öğesi protein içerir. Gelişim ve büyüme için gerekli olan hücrelerin üretimi ve bakımında yardımcı olurlar. Enzimlerin, hormonların ve antikorların sentezi için gereklidir ve kasların, cildin, saçın ve tırnakların temel bir bileşenidir. Ancak, tipik bir beslenme açığı protein eksikliğidir. Aşağıda, diyetinizde protein eksikliği olduğunu gösteren 6 tipik gösterge bulunmaktadır:Vücudunuz protein eksikliğini belirtmek için zayıflık ve yorgunluğu kullanır. Yorgunluk, düşük enerji ve genel halsizlik, vücudunuzun yeterli protein almamasından kaynaklanabilir. Dinlendikten sonra bile sürekli bitkin hissediyorsanız, vücudunuz günlük enerji seviyenizi destekleyecek yeterli proteini almıyor olabilir.Proteinler saç, cilt ve tırnakların çoğunluğunu oluşturduğundan, bu dokuların durumu bir eksikliğin en belirgin göstergelerinden biridir. İnce saçlarınız veya kolayca kırılan tırnaklarınız olabilir. Keratin, kolajen ve elastin gibi proteinler cildi, saçı ve tırnakları oluşturur. Vücudunuz bunları üretemediğinde kuru ve pullu bir cildiniz, tırnaklarınızda derin sırtlar ve kırılgan veya incelen saçlarınız olabilir.Yavaş yara iyileşmesi ve tekrarlayan hastalıklar, protein eksikliğinin diğer iki tipik belirtisidir. Özellikle ellerde, bacaklarda, ayaklarda ve karında şişlik (ödem olarak da bilinir), yeterli protein almadığınızı gösteren en tipik göstergelerden biridir. Ödem çeşitli faktörlerden kaynaklanabilir, bu nedenle daha ciddi bir şeyden şüpheleniyorsanız doktorunuza danışmakta dikkatli olun. Bağışıklık sisteminiz ciddi bir protein eksikliği nedeniyle tehlikeye girebilir. Protein, enfeksiyonlara ve diğer hastalıklara karşı koruma sağlayan antikorların üretiminde yardımcı olur. Protein eksikliği, daha az antikorla sonuçlanır ve bu da enfeksiyon riskinizi artırır.Ek olarak, proteinler ruh halini ve zihinsel keskinliği kontrol eden nörotransmitterlerin sentezi için gereklidir. Ruh hali değişimleri, sabırsızlık ve odaklanma sorunları, protein eksikliğinden kaynaklanabilir. Protein eksikliğinin bir diğer tipik belirtisi de ruh hali değişimleridir. Beyniniz, hücreler arasında bilgi iletmek için, proteinlerin yapı taşları olan amino asitlerden oluşan nörotransmitter adı verilen kimyasalları kullanır. Bu nedenle, çok az protein tüketmek beyninizin çalışma şeklini değiştirir. Örneğin, dopamin ve serotonin seviyeleriniz düşükse depresyon veya aşırı saldırganlık yaşayabilirsiniz.KONTROL EDİLEMEYEN İSTEKLERÖzellikle tuzlu veya tatlı yemekler için sürekli atıştırmalık istekleri, vücudunuzun protein eksikliğini gösterme yolu olabilir. Vücudunuz, yeterli protein olmadığında yakıt olarak iskelet kas dokusunu kullanır. Kas atrofisi veya kas kütlesi kaybı, bundan kaynaklanır.Son olarak, özellikle yaşlandıkça kas kütlesini sürdürmek için protein gerekir. Vücut, diyetten yeterli protein alamadığında enerji için kas dokusunu parçalamaya başlar. Kaslar eklemleri desteklediği ve yastıkladığı için, bu kas atrofisine, zayıflamaya ve hatta eklem rahatsızlığına neden olabilir. Yetersiz protein alımı eklem ağrısına veya kas kaybına neden olabilir. Az protein tüketenlerde kesiklerin ve çiziklerin iyileşmesi genellikle daha uzun sürer.Egzersizle ilişkili burkulmalar ve diğer yaralanmalar da farklı görünmüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QcG7qGb8n0Ge5EEkK7JEVg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>belirtiyi, yaşıyorsanız, dikkat:, Yeterli, protein, tüketmediğinizi, gösteriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QcG7qGb8n0Ge5EEkK7JEVg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yeterli protein tüketmediğinizi gösteren 6 işaret"><p>Protein, hücrelerin gelişimi ve kas, cilt, saç ve tırnak sağlığı da dahil olmak üzere çok sayıda vücut fonksiyonu için hayati öneme sahiptir. Protein eksikliği yorgunluk, zayıf saç, cilt ve tırnaklar, yavaş yara iyileşmesi, ruh hali değişimleri, istekler ve azalmış kas kütlesi gibi semptomlara yol açabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YNly24lpAkGC8QL19JT7yg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Neredeyse her vücut fonksiyonu proteine ​​bağlıdır. Saçınız ve kemikleriniz de dahil olmak üzere vücudunuzun her bir öğesi protein içerir. Gelişim ve büyüme için gerekli olan hücrelerin üretimi ve bakımında yardımcı olurlar. Enzimlerin, hormonların ve antikorların sentezi için gereklidir ve kasların, cildin, saçın ve tırnakların temel bir bileşenidir. Ancak, tipik bir beslenme açığı protein eksikliğidir. Aşağıda, diyetinizde protein eksikliği olduğunu gösteren 6 tipik gösterge bulunmaktadır:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wQG8DjMgI0qNUcT3mnB__w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücudunuz protein eksikliğini belirtmek için zayıflık ve yorgunluğu kullanır. Yorgunluk, düşük enerji ve genel halsizlik, vücudunuzun yeterli protein almamasından kaynaklanabilir. Dinlendikten sonra bile sürekli bitkin hissediyorsanız, vücudunuz günlük enerji seviyenizi destekleyecek yeterli proteini almıyor olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3cIK6MjuSEm1B7AMNSN4Cg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Proteinler saç, cilt ve tırnakların çoğunluğunu oluşturduğundan, bu dokuların durumu bir eksikliğin en belirgin göstergelerinden biridir. İnce saçlarınız veya kolayca kırılan tırnaklarınız olabilir. Keratin, kolajen ve elastin gibi proteinler cildi, saçı ve tırnakları oluşturur. Vücudunuz bunları üretemediğinde kuru ve pullu bir cildiniz, tırnaklarınızda derin sırtlar ve kırılgan veya incelen saçlarınız olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fw3t8vFj0Uy4-MYiJvYR_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yavaş yara iyileşmesi ve tekrarlayan hastalıklar, protein eksikliğinin diğer iki tipik belirtisidir. Özellikle ellerde, bacaklarda, ayaklarda ve karında şişlik (ödem olarak da bilinir), yeterli protein almadığınızı gösteren en tipik göstergelerden biridir. Ödem çeşitli faktörlerden kaynaklanabilir, bu nedenle daha ciddi bir şeyden şüpheleniyorsanız doktorunuza danışmakta dikkatli olun. Bağışıklık sisteminiz ciddi bir protein eksikliği nedeniyle tehlikeye girebilir. Protein, enfeksiyonlara ve diğer hastalıklara karşı koruma sağlayan antikorların üretiminde yardımcı olur. Protein eksikliği, daha az antikorla sonuçlanır ve bu da enfeksiyon riskinizi artırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qo1r8GNxUUuDdCIpS-6ZJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ek olarak, proteinler ruh halini ve zihinsel keskinliği kontrol eden nörotransmitterlerin sentezi için gereklidir. Ruh hali değişimleri, sabırsızlık ve odaklanma sorunları, protein eksikliğinden kaynaklanabilir. Protein eksikliğinin bir diğer tipik belirtisi de ruh hali değişimleridir. Beyniniz, hücreler arasında bilgi iletmek için, proteinlerin yapı taşları olan amino asitlerden oluşan nörotransmitter adı verilen kimyasalları kullanır. Bu nedenle, çok az protein tüketmek beyninizin çalışma şeklini değiştirir. Örneğin, dopamin ve serotonin seviyeleriniz düşükse depresyon veya aşırı saldırganlık yaşayabilirsiniz.KONTROL EDİLEMEYEN İSTEKLERÖzellikle tuzlu veya tatlı yemekler için sürekli atıştırmalık istekleri, vücudunuzun protein eksikliğini gösterme yolu olabilir. Vücudunuz, yeterli protein olmadığında yakıt olarak iskelet kas dokusunu kullanır. Kas atrofisi veya kas kütlesi kaybı, bundan kaynaklanır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RuE9bjneMU-AfQMRlXrsLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak, özellikle yaşlandıkça kas kütlesini sürdürmek için protein gerekir. Vücut, diyetten yeterli protein alamadığında enerji için kas dokusunu parçalamaya başlar. Kaslar eklemleri desteklediği ve yastıkladığı için, bu kas atrofisine, zayıflamaya ve hatta eklem rahatsızlığına neden olabilir. Yetersiz protein alımı eklem ağrısına veya kas kaybına neden olabilir. Az protein tüketenlerde kesiklerin ve çiziklerin iyileşmesi genellikle daha uzun sürer.Egzersizle ilişkili burkulmalar ve diğer yaralanmalar da farklı görünmüyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Magnezyum eksikliğinin sessiz belirtisi: Bu hastalıkların tehlikesini artırıyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/magnezyum-eksikliginin-sessiz-belirtisi-bu-hastaliklarin-tehlikesini-artiriyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/magnezyum-eksikliginin-sessiz-belirtisi-bu-hastaliklarin-tehlikesini-artiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Magnezyum, kas, sinir fonksiyonu, kan şekeri kontrolü ve enerji üretimi için gereklidir. Eksiklik belirtileri hafif olabilir ancak göz ardı edilirse ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Nedenleri arasında kötü beslenme, sindirim bozuklukları, aşırı alkol ve bazı ilaçlar bulunur. Önleme, magnezyum açısından zengin yiyecekler yemek ve stresi azaltmaktır. Takviyeler yardımcı olur ancak uygun dozaj için bir sağlık uzmanına danışın.Magnezyum, kas ve sinir fonksiyonu, kan şekeri kontrolü ve enerji üretimi dahil olmak üzere çok sayıda bedensel işlevde önemli bir rol oynayan hayati bir mineraldir. Önemine rağmen, magnezyum eksikliği hipomagnezemi olarak da bilinir genellikle göz ardı edilir çünkü belirtileri hafif olabilir veya başka durumlara atfedilebilir. Ancak, ele alınmazsa, bu eksiklik ciddi ve potansiyel olarak yaşamı tehdit eden sağlık sorunlarına yol açabilir.Magnezyum eksikliği, vücut tarafından emilen veya yutulan magnezyumun fizyolojik gereksinimlerini karşılamaya yetmediği zaman ortaya çıkar. Erken eksikliği tespit etmek zordur çünkü erken dönemde belirsiz belirtiler gösterir ve bunları gözden kaçırmak veya yanlış yorumlamak kolaydır.Magnezyum eksikliğinin en erken göstergelerinden biri, kramplar, seğirmeler veya titremeler gibi istemsiz kas kasılmalarıdır. Bunlar, magnezyumun kas gevşemesi için gerekli olması nedeniyle oluşur; yeterli seviyeler olmadan kaslar kontrol edilemez şekilde kasılabilir. Ara sıra görülen kas seğirmeleri yaygın ve genellikle zararsız olsa da, sık veya şiddetli kramplar daha derin bir soruna işaret edebilir.Kronik yorgunluk ve güçsüzlük, magnezyum eksikliğinin altında yatan belirtiler olabilir. Magnezyum, hücresel düzeyde enerji üretiminin önemli bir bileşenidir ve eksikliği, enerji ve dayanıklılığın azalmasına neden olabilir. İnsanlar, uygun şekilde dinlendikten sonra bile açıklanamayan yorgunluk hissedebilir ve bu da günlük işleyişi ve yaşam kalitesini etkileyebilir.Kusma ve mide bulantısı gibi gastrointestinal semptomlar, magnezyum eksikliğinin ilk aşamalarında ortaya çıkabilir. Bunlar spesifik değildir ve normal sindirim bozukluklarıyla karıştırılabilir, bu da gecikmiş tanı ve tedaviye yol açabilir.Azalan iştah, magnezyum eksikliğine eşlik edebilecek bir diğer ince işarettir. Gıda alımındaki bu azalma eksikliği daha da kötüleştirebilir ve beslenme durumunu ve genel sağlığı bozan bir kısır döngü yaratabilir.Magnezyum sinir fonksiyonunda önemli bir rol oynar. Eksiklik, özellikle ekstremitelerde uyuşma, karıncalanma veya &quot;iğne batması&quot; hissi gibi nörolojik semptomlara neden olabilir. Bu semptomlar sinir disfonksiyonunun bir işareti olabilir ve göz ardı edilmemelidir.Magnezyum, uygun kalp ritmini sağlamada hayati bir rol oynar. Eksiklik, düzensiz, hızlı veya yavaş kalp atışları içeren aritmilere neden olabilir. Bu anormallikler sessiz olabilir ancak tedavi edilmezse daha tehlikeli kardiyak olaylara ilerleyebilir.Ruh hali değişimleri, sinirlilik, kaygı ve hatta depresyon magnezyum eksikliğiyle ilişkilendirilmiştir. Sinir sistemindeki işlevi, eksikliğinin zihinsel sağlığı etkilemesini, davranış ve duygusal değişikliklere neden olmasını sağlar.Nistagmus olarak bilinen istemsiz göz hareketleri, şiddetli magnezyum eksikliği vakalarında ortaya çıkabilir. Bu semptom daha az yaygındır ancak önemli nörolojik tutulumu gösterir ve acil tıbbi müdahale gerektirir.Magnezyum eksikliğinin altında yatan nedenleri anlamak, önleme ve tedavi için önemlidir.Yaygın faktörler şunlardır:Yapraklı yeşillikler, kuruyemişler, tohumlar ve tam tahıllar gibi magnezyum açısından zengin gıdalardan yoksun diyetler eksikliğe yol açabilir. Bu, özellikle yüksek miktarda işlenmiş gıda tüketen bireylerde yaygındır.Crohn hastalığı, çölyak hastalığı ve kronik ishal gibi durumlar magnezyum emilimini bozarak eksiklik riskini artırabilir.Aşırı alkol tüketimi magnezyum alımının azalmasına ve atılımın artmasına yol açarak alkolikleri eksikliğe karşı özellikle duyarlı hale getirebilir.Diüretikler, proton pompası inhibitörleri (PPI&#039;ler) ve bazı antibiyotikler gibi bazı ilaçlar magnezyum emilimini engelleyebilir veya atılımını artırarak eksiklik riskini artırabilir.Magnezyumun önlenmesinde ve tedavisinde ilk ve en önemli adım, magnezyum açısından zengin uygun bir diyet yemektir. Magnezyumun önlenmesinde ve tedavisinde ilk ve en önemli adım, magnezyum açısından zengin uygun bir diyet yemektir. Magnezyumun en zengin besin kaynaklarından bazıları yapraklı yeşillikler, badem, kaju, kabak çekirdeği gibi tohumlar ve kuruyemişlerdir; kinoa, esmer pirinç ve yulaf gibi tam tahıllar; siyah fasulye, mercimek ve nohut gibi baklagiller; bitter çikolata ve yağlı balık. Aşırı alkol ve kafein tüketimi magnezyumu tüketir, bu nedenle bunların tüketimini sınırlayın. Stres ve uyku bozuklukları magnezyum eksikliğine yol açtığından, meditasyon, derin nefes alma veya yoga gibi stres azaltıcı uygulamaları entegre etmek yeterli magnezyumu koruyabilir.Diyetlerinden yeterli magnezyum almakta zorlananlar için , takviyeler etkili bir çözüm olabilir. Ma ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dG9UMbZGIEiOl1dlnj6k6Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Magnezyum, eksikliğinin, sessiz, belirtisi:, hastalıkların, tehlikesini, artırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dG9UMbZGIEiOl1dlnj6k6Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Magnezyum eksikliğinin sessiz belirtisi: Bu hastalıkların tehlikesini artırıyor"><p>Magnezyum, kas, sinir fonksiyonu, kan şekeri kontrolü ve enerji üretimi için gereklidir. Eksiklik belirtileri hafif olabilir ancak göz ardı edilirse ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Nedenleri arasında kötü beslenme, sindirim bozuklukları, aşırı alkol ve bazı ilaçlar bulunur. Önleme, magnezyum açısından zengin yiyecekler yemek ve stresi azaltmaktır. Takviyeler yardımcı olur ancak uygun dozaj için bir sağlık uzmanına danışın.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vl90pnyOi0mMJvlAujx8AA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum, kas ve sinir fonksiyonu, kan şekeri kontrolü ve enerji üretimi dahil olmak üzere çok sayıda bedensel işlevde önemli bir rol oynayan hayati bir mineraldir. Önemine rağmen, magnezyum eksikliği hipomagnezemi olarak da bilinir genellikle göz ardı edilir çünkü belirtileri hafif olabilir veya başka durumlara atfedilebilir. Ancak, ele alınmazsa, bu eksiklik ciddi ve potansiyel olarak yaşamı tehdit eden sağlık sorunlarına yol açabilir.Magnezyum eksikliği, vücut tarafından emilen veya yutulan magnezyumun fizyolojik gereksinimlerini karşılamaya yetmediği zaman ortaya çıkar. Erken eksikliği tespit etmek zordur çünkü erken dönemde belirsiz belirtiler gösterir ve bunları gözden kaçırmak veya yanlış yorumlamak kolaydır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5LFbXdINQEu9JaCcKHQOnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum eksikliğinin en erken göstergelerinden biri, kramplar, seğirmeler veya titremeler gibi istemsiz kas kasılmalarıdır. Bunlar, magnezyumun kas gevşemesi için gerekli olması nedeniyle oluşur; yeterli seviyeler olmadan kaslar kontrol edilemez şekilde kasılabilir. Ara sıra görülen kas seğirmeleri yaygın ve genellikle zararsız olsa da, sık veya şiddetli kramplar daha derin bir soruna işaret edebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HaIr4oHTL0Kxqqrq_FDXng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kronik yorgunluk ve güçsüzlük, magnezyum eksikliğinin altında yatan belirtiler olabilir. Magnezyum, hücresel düzeyde enerji üretiminin önemli bir bileşenidir ve eksikliği, enerji ve dayanıklılığın azalmasına neden olabilir. İnsanlar, uygun şekilde dinlendikten sonra bile açıklanamayan yorgunluk hissedebilir ve bu da günlük işleyişi ve yaşam kalitesini etkileyebilir.Kusma ve mide bulantısı gibi gastrointestinal semptomlar, magnezyum eksikliğinin ilk aşamalarında ortaya çıkabilir. Bunlar spesifik değildir ve normal sindirim bozukluklarıyla karıştırılabilir, bu da gecikmiş tanı ve tedaviye yol açabilir.Azalan iştah, magnezyum eksikliğine eşlik edebilecek bir diğer ince işarettir. Gıda alımındaki bu azalma eksikliği daha da kötüleştirebilir ve beslenme durumunu ve genel sağlığı bozan bir kısır döngü yaratabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/droxvaqN0EGJwvhGKyV76A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum sinir fonksiyonunda önemli bir rol oynar. Eksiklik, özellikle ekstremitelerde uyuşma, karıncalanma veya "iğne batması" hissi gibi nörolojik semptomlara neden olabilir. Bu semptomlar sinir disfonksiyonunun bir işareti olabilir ve göz ardı edilmemelidir.Magnezyum, uygun kalp ritmini sağlamada hayati bir rol oynar. Eksiklik, düzensiz, hızlı veya yavaş kalp atışları içeren aritmilere neden olabilir. Bu anormallikler sessiz olabilir ancak tedavi edilmezse daha tehlikeli kardiyak olaylara ilerleyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f_iujEpRLUmKMm8YjpPWtQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ruh hali değişimleri, sinirlilik, kaygı ve hatta depresyon magnezyum eksikliğiyle ilişkilendirilmiştir. Sinir sistemindeki işlevi, eksikliğinin zihinsel sağlığı etkilemesini, davranış ve duygusal değişikliklere neden olmasını sağlar.Nistagmus olarak bilinen istemsiz göz hareketleri, şiddetli magnezyum eksikliği vakalarında ortaya çıkabilir. Bu semptom daha az yaygındır ancak önemli nörolojik tutulumu gösterir ve acil tıbbi müdahale gerektirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CoJCaHymSE22Cf6MQ9b4xg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum eksikliğinin altında yatan nedenleri anlamak, önleme ve tedavi için önemlidir.Yaygın faktörler şunlardır:Yapraklı yeşillikler, kuruyemişler, tohumlar ve tam tahıllar gibi magnezyum açısından zengin gıdalardan yoksun diyetler eksikliğe yol açabilir. Bu, özellikle yüksek miktarda işlenmiş gıda tüketen bireylerde yaygındır.Crohn hastalığı, çölyak hastalığı ve kronik ishal gibi durumlar magnezyum emilimini bozarak eksiklik riskini artırabilir.Aşırı alkol tüketimi magnezyum alımının azalmasına ve atılımın artmasına yol açarak alkolikleri eksikliğe karşı özellikle duyarlı hale getirebilir.Diüretikler, proton pompası inhibitörleri (PPI'ler) ve bazı antibiyotikler gibi bazı ilaçlar magnezyum emilimini engelleyebilir veya atılımını artırarak eksiklik riskini artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nQ7_laLCekuLr49ScC70Bw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyumun önlenmesinde ve tedavisinde ilk ve en önemli adım, magnezyum açısından zengin uygun bir diyet yemektir. Magnezyumun önlenmesinde ve tedavisinde ilk ve en önemli adım, magnezyum açısından zengin uygun bir diyet yemektir. Magnezyumun en zengin besin kaynaklarından bazıları yapraklı yeşillikler, badem, kaju, kabak çekirdeği gibi tohumlar ve kuruyemişlerdir; kinoa, esmer pirinç ve yulaf gibi tam tahıllar; siyah fasulye, mercimek ve nohut gibi baklagiller; bitter çikolata ve yağlı balık. Aşırı alkol ve kafein tüketimi magnezyumu tüketir, bu nedenle bunların tüketimini sınırlayın. Stres ve uyku bozuklukları magnezyum eksikliğine yol açtığından, meditasyon, derin nefes alma veya yoga gibi stres azaltıcı uygulamaları entegre etmek yeterli magnezyumu koruyabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_OZioXf5xE-4YAwgPjXq_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyetlerinden yeterli magnezyum almakta zorlananlar için , takviyeler etkili bir çözüm olabilir. Magnezyum, magnezyum sitrat, magnezyum oksit ve magnezyum glisinat gibi çeşitli formlarda gelir. Doğru dozu belirlemek için takviyelere başlamadan önce her zaman bir sağlık uzmanına danışın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ahqjkiM0oUumvh-9ZFhYUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum eksikliği, komplikasyonlar ortaya çıkana kadar genellikle fark edilmeyen sessiz ama ciddi bir sağlık sorunudur. Semptomları fark ettiğinizde her zaman bir doktora danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ananas tüketmek libidoyu artırır mı? En besleyici meyvelerden biri</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/ananas-tuketmek-libidoyu-artirir-mi-en-besleyici-meyvelerden-biri</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/ananas-tuketmek-libidoyu-artirir-mi-en-besleyici-meyvelerden-biri</guid>
<description><![CDATA[ C vitamini, manganez ve bromelain açısından zengin olan ananaslar, kan dolaşımını ve testosteron üretimini iyileştirerek cinsel sağlığı iyileştirebilir. Sihirli bir çözüm olmasa da dengeli bir diyete ananas eklemek genel sağlığı, libidoyu ve cinsel sağlığı destekler.Ananaslar, zengin bir besin profiline sahip en besleyici meyvelerden biridir. Çeşitli biyolojik mekanizmalar yoluyla cinsel refahın iyileştirilmesine katkıda bulunabilecek C vitamini, manganez ve bromelain içerir, ancak bu ne kadar doğru? YÜKSEK C VİTAMİNİTropikal meyvenin C vitamini içeriği, güçlü bir antioksidandır ve cinsel uyarılma ve performansta önemli bir rol oynayan kan dolaşımını iyileştirmeye yardımcı olur. Manganez, testosteron üretimini destekler ve potansiyel olarak cinsel dayanıklılığı ve libidoyu iyileştirir.Sadece ananaslarda bulunan bir enzim olan bromelain, iltihap önleyici özelliklere sahiptir ve vücuttaki kan akışını iyileştirerek cinsel işlevi artırabilir.Ananasların vücut sıvılarının tadını ve kokusunu etkileyebileceği yönünde iddialar vardır. Bu konu üzerindeki bilimsel araştırmalar sınırlı kalsa da, anekdotsal kanıtlar, ananas ve doğal şekerler açısından zengin diğer meyveleri tüketmenin daha tatlı vücut kokuları ve tatlarıyla sonuçlanabileceğini göstermektedir.Meyve, serotonin üretiminde rol oynayan bir amino asit olan triptofan içerir. &quot;İyi hissettiren&quot; nörotransmitter olarak bilinen serotonin, ruh halini iyileştirmeye, stresi azaltmaya ve cinsel isteği artırmaya yardımcı olabilir.Ananasların yüksek su içeriği, uygun hidrasyon seviyelerinin korunmasına yardımcı olur. Bu önemlidir çünkü dehidrasyon yorgunluğa ve cinsel performansın azalmasına yol açabilir ve bu da enerji seviyelerini ve genel refahı korumak için hidrasyonu gerekli kılar. Ananası günlük diyete dahil etmenin birkaç yolu, taze ananas dilimlerini atıştırmalık olarak yemek, bunları smoothielere karıştırmak, salatalara veya yoğurda eklemek ve lezzetli yemekler için yağsız proteinlerle birleştirmektir.Ananaslar cinsel sağlık sorunları için sihirli bir çözüm olarak görülmese de, besin profilleri, libido ve cinsel işlev dahil olmak üzere genel refahı destekleyen dengeli bir diyetin parçası olabileceğini göstermektedir.Cinsel sağlığı korumanın anahtarı, dengeli bir diyet uygulamak, susuz kalmamak ve sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürmektir; ananaslar potansiyel olarak ek doğal faydalar sağlayabilir.Sağlık bilgilerinde doğruluk ve güvenilirliği korumak çok önemlidir ve kalıcı cinsel sağlık sorunları olan kişiler herhangi bir diyet değişikliği veya sağlık tavsiyesi uygulamadan önce kalifiye tıp uygulayıcılarına danışmalıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y2GaFr4-E0q2WLKZip4Aaw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ananas, tüketmek, libidoyu, artırır, mı, besleyici, meyvelerden, biri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y2GaFr4-E0q2WLKZip4Aaw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ananas tüketmek libidoyu artırır mı? En besleyici meyvelerden biri"><p>C vitamini, manganez ve bromelain açısından zengin olan ananaslar, kan dolaşımını ve testosteron üretimini iyileştirerek cinsel sağlığı iyileştirebilir. Sihirli bir çözüm olmasa da dengeli bir diyete ananas eklemek genel sağlığı, libidoyu ve cinsel sağlığı destekler.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6r7k016wTk6NLshjyjORmw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ananaslar, zengin bir besin profiline sahip en besleyici meyvelerden biridir. Çeşitli biyolojik mekanizmalar yoluyla cinsel refahın iyileştirilmesine katkıda bulunabilecek C vitamini, manganez ve bromelain içerir, ancak bu ne kadar doğru? YÜKSEK C VİTAMİNİTropikal meyvenin C vitamini içeriği, güçlü bir antioksidandır ve cinsel uyarılma ve performansta önemli bir rol oynayan kan dolaşımını iyileştirmeye yardımcı olur. Manganez, testosteron üretimini destekler ve potansiyel olarak cinsel dayanıklılığı ve libidoyu iyileştirir.Sadece ananaslarda bulunan bir enzim olan bromelain, iltihap önleyici özelliklere sahiptir ve vücuttaki kan akışını iyileştirerek cinsel işlevi artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vvEKwu8coU-FKkdOticKrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ananasların vücut sıvılarının tadını ve kokusunu etkileyebileceği yönünde iddialar vardır. Bu konu üzerindeki bilimsel araştırmalar sınırlı kalsa da, anekdotsal kanıtlar, ananas ve doğal şekerler açısından zengin diğer meyveleri tüketmenin daha tatlı vücut kokuları ve tatlarıyla sonuçlanabileceğini göstermektedir.Meyve, serotonin üretiminde rol oynayan bir amino asit olan triptofan içerir. "İyi hissettiren" nörotransmitter olarak bilinen serotonin, ruh halini iyileştirmeye, stresi azaltmaya ve cinsel isteği artırmaya yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fibTRNibxk6WaUq5qJUIRw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ananasların yüksek su içeriği, uygun hidrasyon seviyelerinin korunmasına yardımcı olur. Bu önemlidir çünkü dehidrasyon yorgunluğa ve cinsel performansın azalmasına yol açabilir ve bu da enerji seviyelerini ve genel refahı korumak için hidrasyonu gerekli kılar. Ananası günlük diyete dahil etmenin birkaç yolu, taze ananas dilimlerini atıştırmalık olarak yemek, bunları smoothielere karıştırmak, salatalara veya yoğurda eklemek ve lezzetli yemekler için yağsız proteinlerle birleştirmektir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2hTss0dhPUyUZVdaM8Jgkw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ananaslar cinsel sağlık sorunları için sihirli bir çözüm olarak görülmese de, besin profilleri, libido ve cinsel işlev dahil olmak üzere genel refahı destekleyen dengeli bir diyetin parçası olabileceğini göstermektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sr-a3FZYLUSDrGBn_bffEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cinsel sağlığı korumanın anahtarı, dengeli bir diyet uygulamak, susuz kalmamak ve sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürmektir; ananaslar potansiyel olarak ek doğal faydalar sağlayabilir.Sağlık bilgilerinde doğruluk ve güvenilirliği korumak çok önemlidir ve kalıcı cinsel sağlık sorunları olan kişiler herhangi bir diyet değişikliği veya sağlık tavsiyesi uygulamadan önce kalifiye tıp uygulayıcılarına danışmalıdır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Amerikan Kanser Derneği açıkladı: Kolon kanserinin erken uyarı işaretleri</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/amerikan-kanser-dernegi-acikladi-kolon-kanserinin-erken-uyari-isaretleri</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/amerikan-kanser-dernegi-acikladi-kolon-kanserinin-erken-uyari-isaretleri</guid>
<description><![CDATA[ Kolon kanseri, dünya genelinde üçüncü en yaygın kanser ve kanserle ilişkili ölümlerin ikinci önde gelen nedeni olması nedeniyle büyük bir endişe kaynağıdır. Erken teşhis çok önemlidir ve bağırsak alışkanlıklarında değişiklik, rektal kanama ve karın ağrısı gibi semptomları tanımak hayat kurtarabilir. Düzenli taramalar ve sağlıklı yaşam tarzı seçimleri riski önemli ölçüde azaltabilir.Kolon kanseri, dünyada üçüncü en yaygın kanser ve kanserle ilişkili ölümlerin ikinci önde gelen nedenidir. Erken teşhis, hastaların tedavi sonuçlarını ve yaşam kalitesini önemli ölçüde iyileştirir, ancak hastalığın ince semptomları genellikle göz ardı edilir veya daha az ciddi durumlarla karıştırılır. Kolon kanserinin erken uyarı işaretlerini tanımak hayat kurtarıcı bir adım olabilir.Kolon kanseri, kolorektal kanser olarak da bilinir, sindirim sisteminin parçaları olan kolonda (kalın bağırsak) veya rektumda başlar. Genellikle polip adı verilen küçük, iyi huylu hücre kümeleri olarak başlar ve zamanla kansere dönüşebilir. Ancak tüm polipler kötü huylu hale gelmez, ancak olanlar genellikle sessizce büyür ve hastalık ilerleyene kadar çok az belirti gösterir.Kolon kanseri riskini artıran faktörlerden bazıları yaş, ailede kolorektal kanser öyküsü, kişisel öykü, alkol tüketimi, sigara kullanımı, yaşam tarzı ve obezitedir.Erken belirtiler aldatıcı bir şekilde hafif olabilir ve sıklıkla başka hastalıklarla karıştırılabilir. CDC&#039;ye göre erkekler, kadınlardan daha fazla kolorektal kansere yakalanma ve bu kanserden ölme riskine sahiptir. Amerikan Kanser Derneği&#039;ne göre, bazı semptomlar şunlardır:

İshal, kabızlık veya dışkının daralması gibi bağırsak alışkanlıklarında birkaç günden uzun süren bir değişiklik
Bir dışkılamayla rahatlamayan bir bağırsak hareketine ihtiyaç duyma hissi
Parlak kırmızı kanla rektal kanama
Dışkıda kan, koyu kahverengi veya siyah görünebilir
Kramp veya karın (göbek) ağrısı
Zayıflık ve yorgunluk
Uğraşmadan kilo vermeDüzenli tarama erken teşhiste yardımcı olabilir. CDC, kolorektal kanser taramasıyla kanser öncesi poliplerin tespit edilebileceğini ve böylece kansere dönüşmeden önce çıkarılabileceğini belirtiyor. Bu şekilde kolorektal kanser önlenir. Tarama ayrıca tedavi en iyi şekilde işe yaradığında kolorektal kanseri erken tespit edebilir.Sağlık kurumu ayrıca bazı çalışmalara göre insanların kolon kanseri geliştirme riskini azaltabileceğini öne sürüyor. Basit yaşam tarzı değişiklikleri riski azaltabilir.
Fiziksel aktiviteyi artırmak. Sağlıklı bir kiloyu korumak.
Hayvansal yağlar açısından düşük ve meyve, sebze ve tam tahıllar açısından yüksek bir diyet uygulamak.
Alkol tüketimini sınırlamak.Kolon kanseri teşhisi konulursa, tedavi boyutuna ve yayılımına bağlıdır. Tedavi cerrahi, radyasyon, kemoterapi, hedefli tedavi veya immünoterapi içerebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2dsLAFwN_ES5PaHDsFb4mQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Amerikan, Kanser, Derneği, açıkladı:, Kolon, kanserinin, erken, uyarı, işaretleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2dsLAFwN_ES5PaHDsFb4mQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kolon kanserinin erken uyarı işaretleri"><p>Kolon kanseri, dünya genelinde üçüncü en yaygın kanser ve kanserle ilişkili ölümlerin ikinci önde gelen nedeni olması nedeniyle büyük bir endişe kaynağıdır. Erken teşhis çok önemlidir ve bağırsak alışkanlıklarında değişiklik, rektal kanama ve karın ağrısı gibi semptomları tanımak hayat kurtarabilir. Düzenli taramalar ve sağlıklı yaşam tarzı seçimleri riski önemli ölçüde azaltabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Yaw-qU6lv0CltAOie9t19g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolon kanseri, dünyada üçüncü en yaygın kanser ve kanserle ilişkili ölümlerin ikinci önde gelen nedenidir. Erken teşhis, hastaların tedavi sonuçlarını ve yaşam kalitesini önemli ölçüde iyileştirir, ancak hastalığın ince semptomları genellikle göz ardı edilir veya daha az ciddi durumlarla karıştırılır. Kolon kanserinin erken uyarı işaretlerini tanımak hayat kurtarıcı bir adım olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7--nkGwolkqgppaoUM6TPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolon kanseri, kolorektal kanser olarak da bilinir, sindirim sisteminin parçaları olan kolonda (kalın bağırsak) veya rektumda başlar. Genellikle polip adı verilen küçük, iyi huylu hücre kümeleri olarak başlar ve zamanla kansere dönüşebilir. Ancak tüm polipler kötü huylu hale gelmez, ancak olanlar genellikle sessizce büyür ve hastalık ilerleyene kadar çok az belirti gösterir.Kolon kanseri riskini artıran faktörlerden bazıları yaş, ailede kolorektal kanser öyküsü, kişisel öykü, alkol tüketimi, sigara kullanımı, yaşam tarzı ve obezitedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ugPiYQU640K5v9FY_wTeVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erken belirtiler aldatıcı bir şekilde hafif olabilir ve sıklıkla başka hastalıklarla karıştırılabilir. CDC'ye göre erkekler, kadınlardan daha fazla kolorektal kansere yakalanma ve bu kanserden ölme riskine sahiptir. Amerikan Kanser Derneği'ne göre, bazı semptomlar şunlardır:

İshal, kabızlık veya dışkının daralması gibi bağırsak alışkanlıklarında birkaç günden uzun süren bir değişiklik
Bir dışkılamayla rahatlamayan bir bağırsak hareketine ihtiyaç duyma hissi
Parlak kırmızı kanla rektal kanama
Dışkıda kan, koyu kahverengi veya siyah görünebilir
Kramp veya karın (göbek) ağrısı
Zayıflık ve yorgunluk
Uğraşmadan kilo verme</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PErFGWYj7EKLIuy-iMnXtw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düzenli tarama erken teşhiste yardımcı olabilir. CDC, kolorektal kanser taramasıyla kanser öncesi poliplerin tespit edilebileceğini ve böylece kansere dönüşmeden önce çıkarılabileceğini belirtiyor. Bu şekilde kolorektal kanser önlenir. Tarama ayrıca tedavi en iyi şekilde işe yaradığında kolorektal kanseri erken tespit edebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PS5ujTraHUyk_cthZK44sQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlık kurumu ayrıca bazı çalışmalara göre insanların kolon kanseri geliştirme riskini azaltabileceğini öne sürüyor. Basit yaşam tarzı değişiklikleri riski azaltabilir.
Fiziksel aktiviteyi artırmak. Sağlıklı bir kiloyu korumak.
Hayvansal yağlar açısından düşük ve meyve, sebze ve tam tahıllar açısından yüksek bir diyet uygulamak.
Alkol tüketimini sınırlamak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hPH-pflVZkuI0mcC5ibyqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolon kanseri teşhisi konulursa, tedavi boyutuna ve yayılımına bağlıdır. Tedavi cerrahi, radyasyon, kemoterapi, hedefli tedavi veya immünoterapi içerebilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>CPR nedir? CPR açılımı nedir?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/cpr-nedir-cpr-acilimi-nedir</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/cpr-nedir-cpr-acilimi-nedir</guid>
<description><![CDATA[ CPR (Kardiyopulmoner Resüsitasyon), kalbi durmuş veya nefes alamayan bir kişiye uygulanan hayati bir ilk yardım tekniğidir. Kalbin yeniden çalışmasını sağlamak ve beyne oksijen gitmesini desteklemek için göğüs kompresyonları (kalp masajı) ve suni solunum uygulanır.Kalp masajı, resusitasyon, kardiyopulmoner resusitasyon, kalp-akciğer canlandırması veya kısa adıyla CPR (Cardiopulmonary resuscitation), kalbi duran bir kişide kan dolaşımını ve solunum sistemini tekrar çalışır hâle getirmek amacıyla uygulanan acil yöntemler bütünüdür. Yöntemin bir ilk yardım yöntemi olması sebebiyle öncelikli amaç, hastaya yeterli sağlık hizmeti ulaşıncaya kadar ya da nefes ve nabız geri gelene kadar, kişinin dolaşım ve solunumunun devam ettirilmesi, dolayısıyla organların oksijensiz kalmasının geciktirilmesidir.  CPR yöntemleri uygulayan kişinin niteliklerine göre ikiye ayrılır:  Temel Yaşam Desteği (BLS, Basic Life Support),  İleri Kardiyak Yaşam Desteği (ACLS, Advanced Cardiac Life Support)  Yöntemde, kurtarıcı veya kurtarıcılar, elleriyle hastanın kalbi, ağızlarıyla da akciğeri görevini görürler.  CPR NE ZAMAN YAPILIR?  CPR, aşağıdaki durumlarda uygulanmalıdır:  Kişi bilincini kaybetmiş ve nefes almıyorsa.  Kalp atışı hissedilmiyorsa.  Ani kalp durması gerçekleşmişse (örneğin, boğulma, elektrik çarpması veya kalp krizi sonucu).  CPR uygulamak, hayati bir beceridir ve düzenli olarak eğitim almak önemlidir. CPR eğitimi alarak acil durumlarda birinin hayatını kurtarma şansınızı artırabilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VRcsGrI5JkaWRINWr-y8fw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>CPR, nedir, CPR, açılımı, nedir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VRcsGrI5JkaWRINWr-y8fw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="CPR nedir? CPR açılımı nedir?"><p>CPR (Kardiyopulmoner Resüsitasyon), kalbi durmuş veya nefes alamayan bir kişiye uygulanan hayati bir ilk yardım tekniğidir. Kalbin yeniden çalışmasını sağlamak ve beyne oksijen gitmesini desteklemek için göğüs kompresyonları (kalp masajı) ve suni solunum uygulanır.</p>Kalp masajı, resusitasyon, kardiyopulmoner resusitasyon, kalp-akciğer canlandırması veya kısa adıyla CPR (Cardiopulmonary resuscitation), kalbi duran bir kişide kan dolaşımını ve solunum sistemini tekrar çalışır hâle getirmek amacıyla uygulanan acil yöntemler bütünüdür. Yöntemin bir ilk yardım yöntemi olması sebebiyle öncelikli amaç, hastaya yeterli sağlık hizmeti ulaşıncaya kadar ya da nefes ve nabız geri gelene kadar, kişinin dolaşım ve solunumunun devam ettirilmesi, dolayısıyla organların oksijensiz kalmasının geciktirilmesidir.  CPR yöntemleri uygulayan kişinin niteliklerine göre ikiye ayrılır:  Temel Yaşam Desteği (BLS, Basic Life Support),  İleri Kardiyak Yaşam Desteği (ACLS, Advanced Cardiac Life Support)  Yöntemde, kurtarıcı veya kurtarıcılar, elleriyle hastanın kalbi, ağızlarıyla da akciğeri görevini görürler.  <strong>CPR NE ZAMAN YAPILIR?</strong>  CPR, aşağıdaki durumlarda uygulanmalıdır:  Kişi bilincini kaybetmiş ve nefes almıyorsa.  Kalp atışı hissedilmiyorsa.  Ani kalp durması gerçekleşmişse (örneğin, boğulma, elektrik çarpması veya kalp krizi sonucu).  CPR uygulamak, hayati bir beceridir ve düzenli olarak eğitim almak önemlidir. CPR eğitimi alarak acil durumlarda birinin hayatını kurtarma şansınızı artırabilirsiniz.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Haftada 3 kez ip atlayınca ne olur? Kalp üzerindeki bilinmeyen etkisi</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/haftada-3-kez-ip-atlayinca-ne-olur-kalp-uzerindeki-bilinmeyen-etkisi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/haftada-3-kez-ip-atlayinca-ne-olur-kalp-uzerindeki-bilinmeyen-etkisi</guid>
<description><![CDATA[ Çoğu kişi ip atlamayı bir oyun alanı aktivitesi olarak düşünür, ancak aslında güçlü bir kalp egzersizidir. Haftada üç kez ip atlamak kalp fonksiyonlarını iyileştirebilir, kan damarlarındaki stresi azaltabilir ve genel dayanıklılığı artırabilir; üstelik spor salonunda saatler harcamadan bunu başarabilirsiniz.İp atlamayı diğer kardiyo egzersizlerinden farklı kılan şey, koordinasyonu ve kas tonusunu iyileştirirken kalbi güçlendiren ritmik, tüm vücudu kapsayan etkileşimdir. Ancak bariz faydaların ötesinde, ip atlamanın kalp sağlığı üzerinde onu uzun vadeli refah için mükemmel bir seçim yapan daha az bilinen bazı etkileri vardır.Koşu veya bisiklete binmenin aksine, ip atlama saniyeler içinde kalp atış hızını hızla artırır ve kardiyovasküler sistemin hızla uyum sağlamasını zorlayan bir &quot;şok etkisi&quot; yaratır. Bu, kalbin kanı verimli bir şekilde pompalama yeteneğini iyileştirir ve zamanla daha güçlü hale getirir. Bu ani yükselme ve toparlanma döngüsü kalbi stresle daha iyi başa çıkması için eğitir, kalp hastalığı ve kan basıncında ani yükselme riskini azaltır.İp atlamak sadece kan dolaşımını iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda oksijeni dokulara taşıyan küçük kan damarları olan yeni kılcal damarların oluşumuna da yardımcı olur. Daha fazla kılcal damar, kalbe daha iyi oksijen akışı anlamına gelir , bu da verimliliği artırır ve düzenli görevler sırasında yorgunluğu azaltır. Bu, sporcuların ve boksörlerin antrenman rejimlerine ip atlamayı dahil etmelerinin nedenlerinden biridir; hücresel düzeyde dayanıklılığı artırır ve kalbi içeriden güçlendirir.Genellikle &quot;ikinci kalp&quot; olarak adlandırılan baldır kasları kalp sağlığı için hayati önem taşır. Kanı kalbe geri iterek dolaşımı iyileştirir ve damar basıncını azaltır . İp atlama baldır kaslarını çalıştırdığı için kanın alt vücutta birikmesini önler ve zayıf dolaşımdan kaynaklanan derin ven trombozu, varisli damarlar ve ödem riskini azaltır.KALP STRESİNİ ÖNLERİpi yanlış atlarsanız, bu kalbinize aşırı baskı yapabilir. Doğru nefes alma kısıtlanır ve kişi öne eğildiğinde veya ayakları üzerine sertçe indiğinde omurga daha fazla gerilir. Ayak parmaklarının ucuna yumuşak bir iniş, rahat omuzlar ve düz bir omurga, oksijen alımının en iyi seviyede kalmasını ve kalbin aşırı çalışmamasını garanti eder. Eklem ağrısını önlemenin yanı sıra, iyi duruş ip atlamayı uzun vadeli, sürdürülebilir bir egzersiz türü haline getirir.Sadece 10 dakika ip atlamak, 30 dakika koşmak kadar etkili olabilir. Ancak, önemli olan bunu aralıklarla yapmaktır: 2-3 dakika zıplamak, 30 saniye dinlenmek ve tekrarlamak. Bu yöntem, kalp sağlığı için mükemmel olduğu bilinen yüksek yoğunluklu antrenmanı taklit eder. Yeni başlayanlar 5 dakikalık seanslarla başlayabilirken, daha ileri seviyede olanlar haftada birkaç kez 15-20 dakikaya kadar çıkabilir.Haftada üç kez ip atlamak harika bir başlangıç ​​noktası olsa bile, kendinizi nasıl hissettiğinize dikkat etmeniz önemlidir.
Aşırı eforun bir belirtisi olan artan dinlenme kalp hızı, aşırıya kaçmaktan kaynaklanabilir.
Dinlenme günleri geçirerek, kalp günlük egzersizler için zorlamak yerine güçlenebilir ve iyileşebilir. Gereksiz stresi önlemek için, önceden var olan kalp sorunları olan kişiler yavaşça başlamalı ve yoğunluğu kademeli olarak artırmalıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yyXMw8xslkaNcsGICTNbDQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Haftada, kez, atlayınca, olur, Kalp, üzerindeki, bilinmeyen, etkisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yyXMw8xslkaNcsGICTNbDQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Haftada 3 kez ip atlayınca ne olur?"><p>Çoğu kişi ip atlamayı bir oyun alanı aktivitesi olarak düşünür, ancak aslında güçlü bir kalp egzersizidir. Haftada üç kez ip atlamak kalp fonksiyonlarını iyileştirebilir, kan damarlarındaki stresi azaltabilir ve genel dayanıklılığı artırabilir; üstelik spor salonunda saatler harcamadan bunu başarabilirsiniz.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1k_zrFBuJkSvkUbhukKFfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İp atlamayı diğer kardiyo egzersizlerinden farklı kılan şey, koordinasyonu ve kas tonusunu iyileştirirken kalbi güçlendiren ritmik, tüm vücudu kapsayan etkileşimdir. Ancak bariz faydaların ötesinde, ip atlamanın kalp sağlığı üzerinde onu uzun vadeli refah için mükemmel bir seçim yapan daha az bilinen bazı etkileri vardır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DqRGqs31EkaixddnBZKXsA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Koşu veya bisiklete binmenin aksine, ip atlama saniyeler içinde kalp atış hızını hızla artırır ve kardiyovasküler sistemin hızla uyum sağlamasını zorlayan bir "şok etkisi" yaratır. Bu, kalbin kanı verimli bir şekilde pompalama yeteneğini iyileştirir ve zamanla daha güçlü hale getirir. Bu ani yükselme ve toparlanma döngüsü kalbi stresle daha iyi başa çıkması için eğitir, kalp hastalığı ve kan basıncında ani yükselme riskini azaltır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zxrNHRikLECQk70JuUYjsg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İp atlamak sadece kan dolaşımını iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda oksijeni dokulara taşıyan küçük kan damarları olan yeni kılcal damarların oluşumuna da yardımcı olur. Daha fazla kılcal damar, kalbe daha iyi oksijen akışı anlamına gelir , bu da verimliliği artırır ve düzenli görevler sırasında yorgunluğu azaltır. Bu, sporcuların ve boksörlerin antrenman rejimlerine ip atlamayı dahil etmelerinin nedenlerinden biridir; hücresel düzeyde dayanıklılığı artırır ve kalbi içeriden güçlendirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ypU6Cpooqku_zIsYPwwu0w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genellikle "ikinci kalp" olarak adlandırılan baldır kasları kalp sağlığı için hayati önem taşır. Kanı kalbe geri iterek dolaşımı iyileştirir ve damar basıncını azaltır . İp atlama baldır kaslarını çalıştırdığı için kanın alt vücutta birikmesini önler ve zayıf dolaşımdan kaynaklanan derin ven trombozu, varisli damarlar ve ödem riskini azaltır.KALP STRESİNİ ÖNLERİpi yanlış atlarsanız, bu kalbinize aşırı baskı yapabilir. Doğru nefes alma kısıtlanır ve kişi öne eğildiğinde veya ayakları üzerine sertçe indiğinde omurga daha fazla gerilir. Ayak parmaklarının ucuna yumuşak bir iniş, rahat omuzlar ve düz bir omurga, oksijen alımının en iyi seviyede kalmasını ve kalbin aşırı çalışmamasını garanti eder. Eklem ağrısını önlemenin yanı sıra, iyi duruş ip atlamayı uzun vadeli, sürdürülebilir bir egzersiz türü haline getirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dzrJdoFZpUiyw7ZJOsIuZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sadece 10 dakika ip atlamak, 30 dakika koşmak kadar etkili olabilir. Ancak, önemli olan bunu aralıklarla yapmaktır: 2-3 dakika zıplamak, 30 saniye dinlenmek ve tekrarlamak. Bu yöntem, kalp sağlığı için mükemmel olduğu bilinen yüksek yoğunluklu antrenmanı taklit eder. Yeni başlayanlar 5 dakikalık seanslarla başlayabilirken, daha ileri seviyede olanlar haftada birkaç kez 15-20 dakikaya kadar çıkabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/buUXztlpb0yPHdUST0_GzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Haftada üç kez ip atlamak harika bir başlangıç ​​noktası olsa bile, kendinizi nasıl hissettiğinize dikkat etmeniz önemlidir.
Aşırı eforun bir belirtisi olan artan dinlenme kalp hızı, aşırıya kaçmaktan kaynaklanabilir.
Dinlenme günleri geçirerek, kalp günlük egzersizler için zorlamak yerine güçlenebilir ve iyileşebilir. Gereksiz stresi önlemek için, önceden var olan kalp sorunları olan kişiler yavaşça başlamalı ve yoğunluğu kademeli olarak artırmalıdır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ayaklarınız sağlığınız hakkında ne söylüyor? Şişlik, uyuşma, karıncalanma...</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/ayaklariniz-sagliginiz-hakkinda-ne-soeyluyor-sislik-uyusma-karincalanma</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/ayaklariniz-sagliginiz-hakkinda-ne-soeyluyor-sislik-uyusma-karincalanma</guid>
<description><![CDATA[ Ayaklarınız, başka herhangi bir yerde semptomlar ortaya çıkmadan önce altta yatan sağlık sorunları hakkında size bilgi verebilir. Bu nedenle, ayaklarınızdaki hiçbir belirtiyi veya semptomu görmezden gelmemelisiniz, çünkü bunlar sağlığınıza daha iyi bakmanız için bir uyarı işareti olabilir.Aşağıda verilen semptomlardan herhangi birini yaşarsanız, proaktif adımlar atmanız ve sağlığınıza dikkat etmeniz gerektiğinin bir göstergesi olabilir. SOĞUK AYAKLARSoğuk ayaklar, özellikle daha soğuk iklimlerde yaşayan insanlar için yaygın bir durumdur. İklim bir rol oynasa da, soğuk ayaklar aynı zamanda altta yatan bir sağlık sorununu da gösterebilir. Tiroid disfonksiyonu, diyabet, hormonal dengesizlikler veya dolaşım sorunları gibi rahatsızlıkların sinyalini verebilir. Bazı durumlarda, stres de kan akışının azalmasına katkıda bulunarak soğuk ayaklara yol açabilir.Birçok kişi ara sıra ayaklarında şişlik yaşar ve bu durum rahatsızlığa neden olabilir. Çoğu zaman endişelenecek bir şey yoktur. Ancak, sürekli ayaklarda şişlik zayıf dolaşım, kalp hastalığı, böbrek sorunları veya hatta lenf sistemiyle ilgili sorunların belirtisi olabilir.Ayakların rengindeki değişiklik dolaşım sorunlarına işaret edebilir. Bu, iskemik (kısıtlı kan akışı) veya kangrenli durumun erken belirtilerini gösterir.UYUŞMA VE KARINCALAMAAyaklarda uyuşma veya karıncalanma hissi B12 vitamini eksikliğinden kaynaklanabileceği gibi sinirsel bir sorundan da kaynaklanabilir ve diyabet, periferik arter hastalığı (PAD) veya diğer nörolojik sorunların erken belirtileri olabilir.Kuru veya çatlamış ayaklar vücuttaki omega yağ asitleri ve çinko eksikliğinin erken belirtisi olabilir.RENKLİ TIRNAKLARTırnakların renginin değişmesi veya ayak tırnağı dokusunda herhangi bir değişiklik bir sağlık sorunu olabilir ve mantar enfeksiyonları, mineral eksikliği, sedef hastalığı, anemi veya hatta melanom gibi rahatsızlıklara işaret edebilir. Semptomlar devam ederse, doğru tanı için bir sağlık uzmanına danışmak önemlidir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NCgCtblTVU62fOS45Gi2nw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ayaklarınız, sağlığınız, hakkında, söylüyor, Şişlik, uyuşma, karıncalanma...</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NCgCtblTVU62fOS45Gi2nw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ayaklarınız sağlığınız hakkında ne söylüyor?"><p>Ayaklarınız, başka herhangi bir yerde semptomlar ortaya çıkmadan önce altta yatan sağlık sorunları hakkında size bilgi verebilir. Bu nedenle, ayaklarınızdaki hiçbir belirtiyi veya semptomu görmezden gelmemelisiniz, çünkü bunlar sağlığınıza daha iyi bakmanız için bir uyarı işareti olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZlK6WhmGTEeV9kZKC-jPGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşağıda verilen semptomlardan herhangi birini yaşarsanız, proaktif adımlar atmanız ve sağlığınıza dikkat etmeniz gerektiğinin bir göstergesi olabilir. SOĞUK AYAKLARSoğuk ayaklar, özellikle daha soğuk iklimlerde yaşayan insanlar için yaygın bir durumdur. İklim bir rol oynasa da, soğuk ayaklar aynı zamanda altta yatan bir sağlık sorununu da gösterebilir. Tiroid disfonksiyonu, diyabet, hormonal dengesizlikler veya dolaşım sorunları gibi rahatsızlıkların sinyalini verebilir. Bazı durumlarda, stres de kan akışının azalmasına katkıda bulunarak soğuk ayaklara yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HbsIGZz17kG10Msl2CkE5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birçok kişi ara sıra ayaklarında şişlik yaşar ve bu durum rahatsızlığa neden olabilir. Çoğu zaman endişelenecek bir şey yoktur. Ancak, sürekli ayaklarda şişlik zayıf dolaşım, kalp hastalığı, böbrek sorunları veya hatta lenf sistemiyle ilgili sorunların belirtisi olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B0o3lTu2Bk6nPzhp0hO0Sw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayakların rengindeki değişiklik dolaşım sorunlarına işaret edebilir. Bu, iskemik (kısıtlı kan akışı) veya kangrenli durumun erken belirtilerini gösterir.UYUŞMA VE KARINCALAMAAyaklarda uyuşma veya karıncalanma hissi B12 vitamini eksikliğinden kaynaklanabileceği gibi sinirsel bir sorundan da kaynaklanabilir ve diyabet, periferik arter hastalığı (PAD) veya diğer nörolojik sorunların erken belirtileri olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LbvBdqJosUahxtOvjbLOAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kuru veya çatlamış ayaklar vücuttaki omega yağ asitleri ve çinko eksikliğinin erken belirtisi olabilir.RENKLİ TIRNAKLARTırnakların renginin değişmesi veya ayak tırnağı dokusunda herhangi bir değişiklik bir sağlık sorunu olabilir ve mantar enfeksiyonları, mineral eksikliği, sedef hastalığı, anemi veya hatta melanom gibi rahatsızlıklara işaret edebilir. Semptomlar devam ederse, doğru tanı için bir sağlık uzmanına danışmak önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fXfKOEBVWkWNkRMdAEQt3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sporsuz 1 ayda 5 kilo verin: Kilo kaybı için 5 mikro alışkanlık</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/sporsuz-1-ayda-5-kilo-verin-kilo-kaybi-icin-5-mikro-aliskanlik</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/sporsuz-1-ayda-5-kilo-verin-kilo-kaybi-icin-5-mikro-aliskanlik</guid>
<description><![CDATA[ Bir ayda beş kilo vermek gerçekten de ulaşılabilir bir hedeftir. Peki ya spor salonuna gitmeden 30 günde beş kilo verebilirseniz? Bir rüya gibi geliyor, değil mi? Aslında bu bir hayal değil. Bu mümkün ancak doğru alışkanlıkla. Günlük rutinlerinizde küçük, sürdürülebilir değişiklikler yaparak, genel sağlığınızı iyileştirirken fazla kilolarınızdan kurtulabilirsiniz.İşte sadece 30 günde kilo vermenize yardımcı olacak, bilimsel olarak kanıtlanmış beş alışkanlık.Hareketsiz bir yaşam tarzı, kilo verme konusunda en büyük kötü adamdır. Aktif olmak kilo verme şansınızı artırır. Gün boyunca daha fazla ayakta durmak, spor salonuna gitmeden ekstra kalori yakabilir. Araştırmalar, ayakta durmanın oturmaktan dakikada 0,15 kalori daha fazla yaktığını gösteriyor. Bu, bir saatte 90 kaloriye kadar. Telefonla konuşurken yürüyebilirsiniz. İş yerinde, belki de ayakta duran bir masayı tercih edebilirsiniz. Bir ay boyunca, bu basit alışkanlık enerjinizi artırırken hedefinize ulaşmanızı sağlayabilir.Beslenme uzmanları genellikle boş kalorileri bırakmanızı önerir. Boş kaloriler, şekerli içecekler, atıştırmalıklar ve işlenmiş gıdalar tükettiğinizde aldığınız kalorilerdir.
Gazlı içecekler, hamur işleri ve cipsler çok az besin değeri sunar ve farkına varmadan kilo almanıza neden olur. Bunları su, meyve veya tam tahıllarla değiştirebilirsiniz. Journal of Nutrition&#039;da yayınlanan 2023 tarihli bir çalışma , günlük 500 boş kaloriyi azaltmanın yaklaşık bir haftada bir kilo yağ kaybına yol açabileceğini buldu.Aşırı yemek, sağlıklı yiyecekler bile kilo alımına yol açabilir. Kalori alımınızı kendinizi mahrum hissetmeden yönetmek için porsiyon kontrolü çok önemlidir. Daha küçük tabaklar tercih edin ve yiyecekleri ölçülü porsiyonlarda servis edin. Büyük paketlerden doğrudan yemek yemekten kaçının. Açlık belirtilerine dikkat edin. Aşırı yemeyi önlemenin bir yolu, yiyecekleri çiğnemek ve yavaş yemektir. Bu basit alışkanlık aşırı kalori tüketimini önler ve kilo kaybınızı yolda tutar.Duşa girmeden önce, hızlı bir kalori yakmaya ne dersiniz? Sihir gibi işe yarayan birkaç basit egzersiz ekleyin. Beş dakikalık jumping jack, squat veya high knees 50-60 kalori yakabilir. Bunu günlük bir ritüel haline getirin ve bir ayda 1.500&#039;den fazla kalori, yani yarım kilo yağ yakarsınız. Ekstra zaman ayırmadan rutininize ekleyebileceğiniz kolay bir alışkanlıktır.Orta düzeyde kafein alımı metabolizmayı hızlandırabilirken, aşırı tüketim kortizol seviyelerinin artmasına, strese ve uyku bozukluğuna yol açabilir ve bunların hepsi kilo alımına neden olur. Kahveyi azaltın ve bunun yerine yeşil çay, limon suyu veya bitki çayları tercih edin. Bu geçiş kilo kaybına yardımcı olabilir ve ayrıca bağırsaklarınıza ve cildinize çeşitli faydalar sağlayabilir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Kilo verme süreciniz metabolizma hızınıza bağlı olarak değişebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5DbQ35zfT0OFnkAzAivmYw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sporsuz, ayda, kilo, verin:, Kilo, kaybı, için, mikro, alışkanlık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5DbQ35zfT0OFnkAzAivmYw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sporsuz 1 ayda 5 kilo verin: Kilo kaybı için 5 mikro alışkanlık"><p>Bir ayda beş kilo vermek gerçekten de ulaşılabilir bir hedeftir. Peki ya spor salonuna gitmeden 30 günde beş kilo verebilirseniz? Bir rüya gibi geliyor, değil mi? Aslında bu bir hayal değil. Bu mümkün ancak doğru alışkanlıkla. Günlük rutinlerinizde küçük, sürdürülebilir değişiklikler yaparak, genel sağlığınızı iyileştirirken fazla kilolarınızdan kurtulabilirsiniz.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TVyjNKTmJ0S7cQx1QxELeQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte sadece 30 günde kilo vermenize yardımcı olacak, bilimsel olarak kanıtlanmış beş alışkanlık.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Up6UEi540ECpKDYVTyO6Yw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hareketsiz bir yaşam tarzı, kilo verme konusunda en büyük kötü adamdır. Aktif olmak kilo verme şansınızı artırır. Gün boyunca daha fazla ayakta durmak, spor salonuna gitmeden ekstra kalori yakabilir. Araştırmalar, ayakta durmanın oturmaktan dakikada 0,15 kalori daha fazla yaktığını gösteriyor. Bu, bir saatte 90 kaloriye kadar. Telefonla konuşurken yürüyebilirsiniz. İş yerinde, belki de ayakta duran bir masayı tercih edebilirsiniz. Bir ay boyunca, bu basit alışkanlık enerjinizi artırırken hedefinize ulaşmanızı sağlayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1q1_m97Hp0elzNnJmQwhkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme uzmanları genellikle boş kalorileri bırakmanızı önerir. Boş kaloriler, şekerli içecekler, atıştırmalıklar ve işlenmiş gıdalar tükettiğinizde aldığınız kalorilerdir.
Gazlı içecekler, hamur işleri ve cipsler çok az besin değeri sunar ve farkına varmadan kilo almanıza neden olur. Bunları su, meyve veya tam tahıllarla değiştirebilirsiniz. Journal of Nutrition'da yayınlanan 2023 tarihli bir çalışma , günlük 500 boş kaloriyi azaltmanın yaklaşık bir haftada bir kilo yağ kaybına yol açabileceğini buldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dviiCt8-vk2YLWaY_pgBLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşırı yemek, sağlıklı yiyecekler bile kilo alımına yol açabilir. Kalori alımınızı kendinizi mahrum hissetmeden yönetmek için porsiyon kontrolü çok önemlidir. Daha küçük tabaklar tercih edin ve yiyecekleri ölçülü porsiyonlarda servis edin. Büyük paketlerden doğrudan yemek yemekten kaçının. Açlık belirtilerine dikkat edin. Aşırı yemeyi önlemenin bir yolu, yiyecekleri çiğnemek ve yavaş yemektir. Bu basit alışkanlık aşırı kalori tüketimini önler ve kilo kaybınızı yolda tutar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K_POXo6Djkm6fCL_U9dn5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Duşa girmeden önce, hızlı bir kalori yakmaya ne dersiniz? Sihir gibi işe yarayan birkaç basit egzersiz ekleyin. Beş dakikalık jumping jack, squat veya high knees 50-60 kalori yakabilir. Bunu günlük bir ritüel haline getirin ve bir ayda 1.500'den fazla kalori, yani yarım kilo yağ yakarsınız. Ekstra zaman ayırmadan rutininize ekleyebileceğiniz kolay bir alışkanlıktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pSZLefUYr02ryn2tuMKheA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Orta düzeyde kafein alımı metabolizmayı hızlandırabilirken, aşırı tüketim kortizol seviyelerinin artmasına, strese ve uyku bozukluğuna yol açabilir ve bunların hepsi kilo alımına neden olur. Kahveyi azaltın ve bunun yerine yeşil çay, limon suyu veya bitki çayları tercih edin. Bu geçiş kilo kaybına yardımcı olabilir ve ayrıca bağırsaklarınıza ve cildinize çeşitli faydalar sağlayabilir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Kilo verme süreciniz metabolizma hızınıza bağlı olarak değişebilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Pakistan Cumhurbaşkanı Zerdari hastaneye kaldırıldı: İzinsiz girişler kısıtlandı</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/pakistan-cumhurbaskani-zerdari-hastaneye-kaldirildi-izinsiz-girisler-kisitlandi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/pakistan-cumhurbaskani-zerdari-hastaneye-kaldirildi-izinsiz-girisler-kisitlandi</guid>
<description><![CDATA[ Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari, hastaneye kaldırıldı. Hastaneye izinsiz girişler kısıtlandı.Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari, sağlığının kötüleşmesi nedeniyle Karaçi kentindeki hastanede tedavi altına alındı.  Ulusal basındaki haberlere göre Zerdari, yüksek ateş nedeniyle kentteki özel hastaneye kaldırıldı.  Pakistan Halk Partisi (PPP) kaynakları, Zerdari&#039;nin tedavi edildiğini ve doktorların da sağlık durumunu değerlendirmek için gerekli tıbbi testleri gerçekleştirdiğini aktardı.  Hastaneye izinsiz girişler kısıtlanırken, yerleşke etrafında kolluk kuvvetlerinin konuşlandırıldığı ve güvenlik önlemlerinin artırıldığı bildirildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oLm88CDA9kWx7-fmXYhLog.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Pakistan, Cumhurbaşkanı, Zerdari, hastaneye, kaldırıldı:, İzinsiz, girişler, kısıtlandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oLm88CDA9kWx7-fmXYhLog.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Pakistan Cumhurbaşkanı hastaneye kaldırıldı"><p>Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari, hastaneye kaldırıldı. Hastaneye izinsiz girişler kısıtlandı.</p>Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari, sağlığının kötüleşmesi nedeniyle Karaçi kentindeki hastanede tedavi altına alındı.  Ulusal basındaki haberlere göre Zerdari, yüksek ateş nedeniyle kentteki özel hastaneye kaldırıldı.  Pakistan Halk Partisi (PPP) kaynakları, Zerdari'nin tedavi edildiğini ve doktorların da sağlık durumunu değerlendirmek için gerekli tıbbi testleri gerçekleştirdiğini aktardı.  Hastaneye izinsiz girişler kısıtlanırken, yerleşke etrafında kolluk kuvvetlerinin konuşlandırıldığı ve güvenlik önlemlerinin artırıldığı bildirildi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğal yöntemlerle sivilce nasıl geçer? Sivilceyi geçiren yöntemler</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/dogal-yoentemlerle-sivilce-nasil-gecer-sivilceyi-geciren-yoentemler</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/dogal-yoentemlerle-sivilce-nasil-gecer-sivilceyi-geciren-yoentemler</guid>
<description><![CDATA[ Sivilce, hem gençlerde hem de yetişkinlerde yaygın olarak görülen bir cilt sorunudur. Özellikle ergenlik dönemiyle ilişkilendirilen sivilceler, hormonel değişikliklerin etkisiyle ciltteki yağ üretiminin artması sonucu meydana gelir.  Sivilceleri doğal yöntemlerle geçirebilmek için birkaç farklı yöntem bulunur. Peki, doğal yöntemlerle sivilce nasıl geçer? Sivilceyi geçiren yöntemler...Sivilce, cildin yağ bezlerinin tıkanması sonucu bakterilerin çoğalması ve iltihaplanmasıyla oluşur. Yüksek hormon seviyeleri, özellikle ergenlik, adet dönemi ve gebelik gibi durumlarda artar, bu da sivilce oluşumunu tetikleyebilir. Ayrıca, stres, düzensiz uyku, aşırı yağlı yiyecekler ve cilt bakım ürünlerinin yanlış kullanımı da sivilceye yol açan faktörler arasında yer alır. Genetik yatkınlık da önemli bir rol oynar; ailesinde sivilce problemi olan bireylerin bu sorunu yaşama olasılığı daha yüksektir.Sivilce, sadece fiziksel bir sorun değil, psikolojik açıdan da olumsuz etkilere yol açabilir. Özellikle ergenlik döneminde, ciltteki lekeler ve sivilceler özgüven kaybına neden olabilir. Yetişkinlerde ise sürekli sivilce problemi, stres ve depresyonu tetikleyebilir.Doğal çözümler arasında bal, tarçın, çay ağacı yağı, elma sirkesi gibi maddeler öne çıkmaktadır. Bu malzemeler, antibakteriyel özellikleri ile ciltteki bakterileri öldürür ve iltihaplanmayı azaltır. Ayrıca, sağlıklı beslenme ve bol su içmek de sivilce oluşumunu engelleyebilir.Nasıl yapılır?1 çay kaşığı tarçın ile 2 çay kaşığı balı karıştır.Karışımı sivilceli bölgelere sür ve 15-20 dakika beklet.Ilık suyla durula.Faydası: Antibakteriyel özellikleri sayesinde sivilceleri yatıştırır.Bir pamuğa birkaç damla çay ağacı yağı damlat ve sivilcelerin üzerine uygula.20 dakika bekleyip yıka veya gece boyunca bırakabilirsin.Faydası: Antiseptik ve anti-inflamatuar etkisiyle sivilceyi kurutur.1 yemek kaşığı elma sirkesini 3 yemek kaşığı suyla seyrelterek pamuğa dök.Cildine hafifçe uygula, 10 dakika beklet ve durula.Faydası: Cildi temizler, yağ dengesini sağlar ve bakterileri öldürür.Bir pamuk yardımıyla taze limon suyunu sivilceli bölgelere uygula.10-15 dakika beklettikten sonra yıka.Faydası: Limon asidik olduğu için sivilceyi kurutur ve lekeleri açar.Doğal aloe vera jelini doğrudan sivilce üzerine uygula.20 dakika bekletip yıka veya gece boyunca bırak.Faydası: Cildi yatıştırır, kızarıklığı ve şişliği azaltır.Bu doğal yöntemleri düzenli olarak uygularsan, sivilcelerinin zamanla azaldığını görebilirsin. Ancak çok şiddetli sivilcelerin varsa bir dermatoloğa danışman faydalı olacaktır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Eas3ZOI8zkKFbA3YFYfipA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doğal, yöntemlerle, sivilce, nasıl, geçer, Sivilceyi, geçiren, yöntemler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Eas3ZOI8zkKFbA3YFYfipA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doğal yöntemlerle sivilce nasıl geçer? Sivilceyi geçiren yöntemler"><p>Sivilce, hem gençlerde hem de yetişkinlerde yaygın olarak görülen bir cilt sorunudur. Özellikle ergenlik dönemiyle ilişkilendirilen sivilceler, hormonel değişikliklerin etkisiyle ciltteki yağ üretiminin artması sonucu meydana gelir.  Sivilceleri doğal yöntemlerle geçirebilmek için birkaç farklı yöntem bulunur. Peki, doğal yöntemlerle sivilce nasıl geçer? Sivilceyi geçiren yöntemler...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v8iqJDVhLkqk4p1Fe6vmBw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sivilce, cildin yağ bezlerinin tıkanması sonucu bakterilerin çoğalması ve iltihaplanmasıyla oluşur. Yüksek hormon seviyeleri, özellikle ergenlik, adet dönemi ve gebelik gibi durumlarda artar, bu da sivilce oluşumunu tetikleyebilir. Ayrıca, stres, düzensiz uyku, aşırı yağlı yiyecekler ve cilt bakım ürünlerinin yanlış kullanımı da sivilceye yol açan faktörler arasında yer alır. Genetik yatkınlık da önemli bir rol oynar; ailesinde sivilce problemi olan bireylerin bu sorunu yaşama olasılığı daha yüksektir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2Zpp2UkHAUSOIRS5k688SQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sivilce, sadece fiziksel bir sorun değil, psikolojik açıdan da olumsuz etkilere yol açabilir. Özellikle ergenlik döneminde, ciltteki lekeler ve sivilceler özgüven kaybına neden olabilir. Yetişkinlerde ise sürekli sivilce problemi, stres ve depresyonu tetikleyebilir.Doğal çözümler arasında bal, tarçın, çay ağacı yağı, elma sirkesi gibi maddeler öne çıkmaktadır. Bu malzemeler, antibakteriyel özellikleri ile ciltteki bakterileri öldürür ve iltihaplanmayı azaltır. Ayrıca, sağlıklı beslenme ve bol su içmek de sivilce oluşumunu engelleyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FQzGNxM750Kc3XDMQXME5w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nasıl yapılır?1 çay kaşığı tarçın ile 2 çay kaşığı balı karıştır.Karışımı sivilceli bölgelere sür ve 15-20 dakika beklet.Ilık suyla durula.Faydası: Antibakteriyel özellikleri sayesinde sivilceleri yatıştırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ki4-2PGLDkuFePnKNm7EaA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir pamuğa birkaç damla çay ağacı yağı damlat ve sivilcelerin üzerine uygula.20 dakika bekleyip yıka veya gece boyunca bırakabilirsin.Faydası: Antiseptik ve anti-inflamatuar etkisiyle sivilceyi kurutur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cQrp-uCC60y14Cqmct8sYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1 yemek kaşığı elma sirkesini 3 yemek kaşığı suyla seyrelterek pamuğa dök.Cildine hafifçe uygula, 10 dakika beklet ve durula.Faydası: Cildi temizler, yağ dengesini sağlar ve bakterileri öldürür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eRpkfa7q6EGIpNk-pLfgCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir pamuk yardımıyla taze limon suyunu sivilceli bölgelere uygula.10-15 dakika beklettikten sonra yıka.Faydası: Limon asidik olduğu için sivilceyi kurutur ve lekeleri açar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F6epZJjd-kig3Xd9jgPynQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğal aloe vera jelini doğrudan sivilce üzerine uygula.20 dakika bekletip yıka veya gece boyunca bırak.Faydası: Cildi yatıştırır, kızarıklığı ve şişliği azaltır.Bu doğal yöntemleri düzenli olarak uygularsan, sivilcelerinin zamanla azaldığını görebilirsin. Ancak çok şiddetli sivilcelerin varsa bir dermatoloğa danışman faydalı olacaktır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bugün aile hekimliği ve sağlık ocakları açık mı?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/bugun-aile-hekimligi-ve-saglik-ocaklari-acik-mi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/bugun-aile-hekimligi-ve-saglik-ocaklari-acik-mi</guid>
<description><![CDATA[ Bayram tatilinin kamuda 9 gün süreceği duyurulmuştu. Kamu kurum ve kuruluşlarında mesai bayram tatili sonrası başlayacak. Sağlık kurumlarının da bu düzenlemeye dahil olup olmadığını sorgulayan vatandaşlar, &quot;hastaneler ne zaman açılıyor, bugün hizmet veriyor mu?&quot; sorusuna yanıt arıyor.Ramazan Bayramı tatili, 2025 yılında 30 Mart Pazar günü başlayıp 1 Nisan Salı günü sona erdi. Ancak, kamu çalışanları için bayramı takip eden 2, 3 ve 4 Nisan tarihleri idari izin kapsamına alındı ve böylece tatil süresi 9 güne çıkarıldı. ​Bu nedenle, Aile Sağlığı Merkezleri ve sağlık ocakları, 2 Nisan 2025 Çarşamba günü kapalı. Alınan karar gereği aile hekimliği ve sağlık ocakları 7 Nisan 2025 Pazartesi günü itibarıyla normal çalışma düzenine dönecek. Hastanelerin acil servisleri ise bayram tatili boyunca hizmet vermeye devam edecek.Ramazan Bayramı tatili süresince eczanelerin çalışma düzeninde değişiklik yaşandı. Bayram tatili boyunca nöbetçi eczaneler, halkın ilaç ve sağlık ürünü ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla hizmet verdi.Ancak, kamu çalışanları için idari izin devam etse de, eczaneler 2 Nisan 2025 Çarşamba günü itibarıyla normal çalışma düzenine döndü. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1u_kB5vmjkefSKP1YA6BPw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bugün, aile, hekimliği, sağlık, ocakları, açık, mı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1u_kB5vmjkefSKP1YA6BPw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bugün aile hekimliği ve sağlık ocakları açık mı? Hastaneler ne zamn hizmet vermeye başlayacak?"><p>Bayram tatilinin kamuda 9 gün süreceği duyurulmuştu. Kamu kurum ve kuruluşlarında mesai bayram tatili sonrası başlayacak. Sağlık kurumlarının da bu düzenlemeye dahil olup olmadığını sorgulayan vatandaşlar, "hastaneler ne zaman açılıyor, bugün hizmet veriyor mu?" sorusuna yanıt arıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M6Ej2xNUsU24mB0GXn20AQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ramazan Bayramı tatili, 2025 yılında 30 Mart Pazar günü başlayıp 1 Nisan Salı günü sona erdi. Ancak, kamu çalışanları için bayramı takip eden 2, 3 ve 4 Nisan tarihleri idari izin kapsamına alındı ve böylece tatil süresi 9 güne çıkarıldı. ​</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/12IDo89XD0aSGqO_YsiB6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu nedenle, Aile Sağlığı Merkezleri ve sağlık ocakları, 2 Nisan 2025 Çarşamba günü kapalı. Alınan karar gereği aile hekimliği ve sağlık ocakları 7 Nisan 2025 Pazartesi günü itibarıyla normal çalışma düzenine dönecek. Hastanelerin acil servisleri ise bayram tatili boyunca hizmet vermeye devam edecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/73Qh_koKCkWzZ5QEpyb9YA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ramazan Bayramı tatili süresince eczanelerin çalışma düzeninde değişiklik yaşandı. Bayram tatili boyunca nöbetçi eczaneler, halkın ilaç ve sağlık ürünü ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla hizmet verdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U10VByJ3lka7tJT0SUUTpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak, kamu çalışanları için idari izin devam etse de, eczaneler 2 Nisan 2025 Çarşamba günü itibarıyla normal çalışma düzenine döndü.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mükemmel sağlık için günlük 12 vazgeçilmez alışkanlık</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/mukemmel-saglik-icin-gunluk-12-vazgecilmez-aliskanlik</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/mukemmel-saglik-icin-gunluk-12-vazgecilmez-aliskanlik</guid>
<description><![CDATA[ Mükemmel sağlık, hızlı çözümler veya aşırı önlemlerle ilgili değildir. Uzun vadede fark yaratan küçük, günlük alışkanlıklarla ilgilidir. Beden ve zihin tutarlılıkla gelişir ve belirli rutinlerden asla ödün verilmemelidir. Bu 12  alışkanlık, hayatın herhangi bir aşamasında daha sağlıklı, daha mutlu ve daha uzun bir yaşamın temelidir.Hareket hayattır. Yürümek, genel sağlığı iyileştirmenin en basit ama en etkili yollarından biridir. Kalp fonksiyonunu destekler, kiloyu kontrol altında tutar ve hatta zihinsel berraklığı artırır.İster sabah yürüyüşü olsun, ister telefon görüşmeleri sırasında volta atmak veya merdiven çıkmak olsun, o adımları atmak esastır.İyi uyku, vücudun sıfırlama düğmesidir. Bağışıklığı güçlendirir, hormonları dengeler ve odaklanmayı iyileştirir. Uykudan tasarruf etmek yorgunluğa, kötü karar almaya ve uzun vadeli sağlık sorunlarına yol açar. Serin, karanlık bir oda ve sabit bir uyku programı kaliteli dinlenmeye yardımcı olur.Protein, yaşamın yapı taşıdır. Kas onarımını destekler, metabolizmayı aktif tutar ve enerji seviyelerini korur. Bitkisel veya hayvansal protein olsun, vücudun güçlü ve işlevsel kalması için düzenli bir alıma ihtiyacı vardır.Güneş ışığı, güçlü kemikler, bağışıklık desteği ve ruh hali düzenlemesi için gerekli olan D Vitamini&#039;nin en doğal kaynağıdır. Tercihen sabahları en az yarım saat dışarıda vakit geçirmek, vücudun sirkadiyen ritmini düzenlemeye yardımcı olur ve enerji seviyelerini sabit tutar.Çim, kum veya toprak gibi doğal yüzeylerde çıplak ayakla yürümenin, yani topraklamanın şaşırtıcı sağlık yararları vardır. Stresi azaltır, dolaşımı iyileştirir ve genel refahı artırır. Her gün birkaç dakika çıplak ayakla yürümek harikalar yaratabilir.EKRAN SÜRESİNİ SINIRLAYINAşırı ekran süresi odaklanmayı çalar ve zihinsel huzuru bozar. Beyin, sonsuz kıyamet kaydırması yerine anlamlı aktivitelerle meşgul olduğunda gelişir. Sıkı ekran süresi sınırları belirlemek, sosyal medyayı bilinçli bir şekilde kullanmak ve gerçek dünya aktivitelerine katılmak zihinsel berraklığı korumaya yardımcı olur.Zihnin tedavi edilme şekli fiziksel sağlığı etkiler. Olumsuz kendi kendine konuşma ve stres iltihabı artırır ve bağışıklığı düşürür. Minnettarlık, olumlu teyitler ve öz bakım ritüelleri uygulamak bir denge ve iç huzuru hissi yaratır.Tam, işlenmemiş gıdalar vücut için en iyi yakıttır. Sebzeler, meyveler, sağlıklı yağlar ve yağsız proteinler açısından zengin bir diyet, temel besinleri sağlar ve kronik hastalıkları uzak tutar. İşlenmiş gıdalardan, ilave şekerlerden ve yapay katkı maddelerinden kaçınmak büyük bir fark yaratır.Su en basit ve en güçlü sağlık güçlendiricisidir. Sindirimi destekler, vücudu detoksifiye eder ve cilt sağlığını iyileştirir. Günlük en az 2-3 litre su içmek vücudun en iyi şekilde çalışmasını sağlar.Hobiler ve tutkular lüks değildir; zihinsel refah için ihtiyaçlardır. İster resim yapmak, ister dans etmek, bir enstrüman çalmak veya bahçecilik yapmak olsun, her gün keyifli bir şey yapmak stresi azaltmaya ve mutluluk seviyelerini artırmaya yardımcı olur.Beyni aktif tutmak bilişsel gerilemeyi önler ve zihinsel keskinliği artırır. Okuma, podcast dinleme veya yeni bir beceri edinme yaratıcılığı harekete geçirir ve zihni genç ve meşgul tutar.Derin nefes alma ve farkındalık uygulamaları stresi azaltır, kan basıncını düşürür ve duygusal dengeyi iyileştirir. Günlük birkaç dakikalık meditasyon veya derin nefes egzersizleri genel sağlığı önemli ölçüde iyileştirebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F-iqrvqWlE2NxyUBpWBVPQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mükemmel, sağlık, için, günlük, vazgeçilmez, alışkanlık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F-iqrvqWlE2NxyUBpWBVPQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Mükemmel sağlık için günlük 12 vazgeçilmez alışkanlık"><p>Mükemmel sağlık, hızlı çözümler veya aşırı önlemlerle ilgili değildir. Uzun vadede fark yaratan küçük, günlük alışkanlıklarla ilgilidir. Beden ve zihin tutarlılıkla gelişir ve belirli rutinlerden asla ödün verilmemelidir. Bu 12  alışkanlık, hayatın herhangi bir aşamasında daha sağlıklı, daha mutlu ve daha uzun bir yaşamın temelidir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jiJB1TDEm0iOrCVWV-YoYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hareket hayattır. Yürümek, genel sağlığı iyileştirmenin en basit ama en etkili yollarından biridir. Kalp fonksiyonunu destekler, kiloyu kontrol altında tutar ve hatta zihinsel berraklığı artırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r_XY1r37xUqTM4879KLPbQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İster sabah yürüyüşü olsun, ister telefon görüşmeleri sırasında volta atmak veya merdiven çıkmak olsun, o adımları atmak esastır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sKVidL6HykeH75fHxOx8-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İyi uyku, vücudun sıfırlama düğmesidir. Bağışıklığı güçlendirir, hormonları dengeler ve odaklanmayı iyileştirir. Uykudan tasarruf etmek yorgunluğa, kötü karar almaya ve uzun vadeli sağlık sorunlarına yol açar. Serin, karanlık bir oda ve sabit bir uyku programı kaliteli dinlenmeye yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yWsv3Cdfi0ep66bvC2Zk-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Protein, yaşamın yapı taşıdır. Kas onarımını destekler, metabolizmayı aktif tutar ve enerji seviyelerini korur. Bitkisel veya hayvansal protein olsun, vücudun güçlü ve işlevsel kalması için düzenli bir alıma ihtiyacı vardır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8lDp7_CyNUaifeqlYHz1WA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güneş ışığı, güçlü kemikler, bağışıklık desteği ve ruh hali düzenlemesi için gerekli olan D Vitamini'nin en doğal kaynağıdır. Tercihen sabahları en az yarım saat dışarıda vakit geçirmek, vücudun sirkadiyen ritmini düzenlemeye yardımcı olur ve enerji seviyelerini sabit tutar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VYhQd7BnNUSb7j7sa9PNqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çim, kum veya toprak gibi doğal yüzeylerde çıplak ayakla yürümenin, yani topraklamanın şaşırtıcı sağlık yararları vardır. Stresi azaltır, dolaşımı iyileştirir ve genel refahı artırır. Her gün birkaç dakika çıplak ayakla yürümek harikalar yaratabilir.EKRAN SÜRESİNİ SINIRLAYINAşırı ekran süresi odaklanmayı çalar ve zihinsel huzuru bozar. Beyin, sonsuz kıyamet kaydırması yerine anlamlı aktivitelerle meşgul olduğunda gelişir. Sıkı ekran süresi sınırları belirlemek, sosyal medyayı bilinçli bir şekilde kullanmak ve gerçek dünya aktivitelerine katılmak zihinsel berraklığı korumaya yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MQtBzNIdwUq9QQ8zFgR0PA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zihnin tedavi edilme şekli fiziksel sağlığı etkiler. Olumsuz kendi kendine konuşma ve stres iltihabı artırır ve bağışıklığı düşürür. Minnettarlık, olumlu teyitler ve öz bakım ritüelleri uygulamak bir denge ve iç huzuru hissi yaratır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zIvkG2OScEqURcbDCvs9NA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tam, işlenmemiş gıdalar vücut için en iyi yakıttır. Sebzeler, meyveler, sağlıklı yağlar ve yağsız proteinler açısından zengin bir diyet, temel besinleri sağlar ve kronik hastalıkları uzak tutar. İşlenmiş gıdalardan, ilave şekerlerden ve yapay katkı maddelerinden kaçınmak büyük bir fark yaratır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vz6z_B9FnkGKcfNSJV4mRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Su en basit ve en güçlü sağlık güçlendiricisidir. Sindirimi destekler, vücudu detoksifiye eder ve cilt sağlığını iyileştirir. Günlük en az 2-3 litre su içmek vücudun en iyi şekilde çalışmasını sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qZ7WWzh-YESGo8jur4bUMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hobiler ve tutkular lüks değildir; zihinsel refah için ihtiyaçlardır. İster resim yapmak, ister dans etmek, bir enstrüman çalmak veya bahçecilik yapmak olsun, her gün keyifli bir şey yapmak stresi azaltmaya ve mutluluk seviyelerini artırmaya yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3a0HponcdkGbsvjj__fq5w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyni aktif tutmak bilişsel gerilemeyi önler ve zihinsel keskinliği artırır. Okuma, podcast dinleme veya yeni bir beceri edinme yaratıcılığı harekete geçirir ve zihni genç ve meşgul tutar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CTP9XS2JaUO2j9nzyAo1Ng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Derin nefes alma ve farkındalık uygulamaları stresi azaltır, kan basıncını düşürür ve duygusal dengeyi iyileştirir. Günlük birkaç dakikalık meditasyon veya derin nefes egzersizleri genel sağlığı önemli ölçüde iyileştirebilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Vücuttaki gizli tehlike: Kalp sağlığını tehdit ediyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/vucuttaki-gizli-tehlike-kalp-sagligini-tehdit-ediyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/vucuttaki-gizli-tehlike-kalp-sagligini-tehdit-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ Hepimiz bel çevremizdeki yağlar veya atardamarlarımızdaki tıkanıklıklardan endişe ederiz. Ancak son dönemde, sağlığımız üzerinde başka bir tehlike daha keşfedildi: Kaslar arasında biriken gizli yağ depoları. Yapılan uluslararası araştırmalar, bu yağların, tip 2 diyabet ve kalp hastalığı gibi ciddi sağlık sorunları riskini artırabileceğini ortaya koyuyor.Dailymail&#039;de yer alan habere göre; Kasların genellikle yağsız, sıkı bir yapıdan oluştuğu düşünülse de, son araştırmalar kasların içinde gizli yağ depolarının bulunduğunu gösteriyor. Bu yağlar,kaslar arasında ince beyaz çizgiler gibi birikiyor. Ancak vücutta bu tür yağ birikintileri, sağlık için zararlı olabiliyor.Boston’daki Brigham ve Kadın Hastanesi ile Harvard Tıp Fakültesi’ndeki bilim insanlarının yaptığı bir araştırma, kaslardaki yağın kalp sağlığını doğrudan etkileyebileceğini ortaya koydu. Araştırma, kaslarda fazla yağ bulunan kişilerin, kalp krizi veya kalp yetmezliği nedeniyle daha yüksek ölüm veya hastaneye kaldırılma riski taşıdığını gösteriyor.Prof. Viviany Taqueti&#039;nin liderliğindeki araştırma, göğüs ağrısı veya nefes darlığı yaşayan ancak atardamarlarında tıkanıklık bulunmayan 669 kişiyi inceledi. Bu kişilerin kalp sağlığı, kaslardaki yağ miktarına bağlı olarak tarandı ve kaslardaki yağ oranı arttıkça, küçük kan damarlarında hasar görme riski de arttı. Kaslardaki yağ oranı her yüzde 1 arttığında, kalp hastalığı riski yüzde 7 oranında arttı.İlginç bir bulgu ise, kaslardaki yağ oranının kişinin kilosuyla tahmin edilememesiydi. BMI’si yüksek olmayan kişilerde de kaslar arasında fazla yağ birikimi olabiliyor. Prof. Taqueti, &quot;Kaslardaki yağ oranı, her bireyde farklılık gösteriyor. Aynı BMI&#039;ye sahip kişilerde, kaslardaki yağ oranı yüzde 5 ile yüzde 25 arasında değişebiliyor&quot; diyor.Vücutta yağın nerede depolandığı, sağlığı büyük ölçüde etkiliyor. Bilindiği üzere, iç organların etrafında depolanan yağ, kalp hastalıkları ve diyabet gibi hastalıkların riskini artırıyor. Kaslar arası yağ ise metabolizmayı olumsuz etkiliyor. Kanda glikoz birikmesine neden olarak, damarların daralmasına ve kanın etkili bir şekilde pompalanmasının zorlaşmasına yol açabiliyor. Bu da kalp hastalığı riskini artırıyor.Prof. Taqueti, &quot;Cildin altındaki yağ kalp hastalığı riskiyle ilişkili olma olasılığı daha düşüktür. Ancak organlar etrafındaki yağ, vücuda hormonlar ve kimyasal sinyaller göndererek metabolizmayı bozabiliyor&quot; diyor.Kaslardaki yağ oranı yaşla birlikte artıyor ve bu durum, kasların güçsüzleşmesine, hareket kabiliyetinin azalmasına neden olabiliyor. Özellikle yüksek kas yağı seviyelerine sahip yaşlı bireylerde, kas kaybı ve hareket zorlukları daha yaygın görülüyor.Egzersiz yapmak, kaslardaki yağ seviyelerini düşürmeye yardımcı olabilir. Florida’daki Advent Health Translational Research Institute&#039;ün bilimsel direktörü Dr. Bret Goodpaster, kilo verme ve egzersiz programlarına katılan kişilerin kaslarındaki yağdan kurtulduklarını belirtiyor. Ayrıca, yapılan bir çalışmada, egzersiz yapan yaşlı bireylerin uyluk kaslarındaki yağ seviyelerinin arttığı gözlemlenmemiş, egzersiz yapmayanlarda ise artış gözlemlenmiştir.Son dönemde popüler hale gelen kilo verme enjeksiyonlarının, kaslardaki yağ üzerindeki etkileri ise merak konusu. Yapılan bazı araştırmalar, bu tedavilerin kas kaybına neden olabileceğini gösteriyor. Ancak Prof. Taqueti, kaybedilen kasın, zararlı yağlardan kurtulma anlamına gelebileceğini belirtiyor. &quot;Bu konuda daha fazla araştırma yapılması gerekiyor,&quot; diyor.Şu anda kaslar arasındaki yağ oranını ölçmek için ileri düzey taramalar gerekiyor. Ancak sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek – düzenli egzersiz yapmak ve dengeli bir kiloyu korumak – kaslardaki yağ oranını azaltmaya yardımcı olabilir. Bu nedenle, sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek, kaslar arasındaki zararlı yağların birikmesini engelleyebilir ve kalp sağlığını koruyabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ux_6fqTtHUSMyjw5xETbVg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vücuttaki, gizli, tehlike:, Kalp, sağlığını, tehdit, ediyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ux_6fqTtHUSMyjw5xETbVg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Vücuttaki gizli tehlike: Kalp sağlığını tehdit ediyor"><p>Hepimiz bel çevremizdeki yağlar veya atardamarlarımızdaki tıkanıklıklardan endişe ederiz. Ancak son dönemde, sağlığımız üzerinde başka bir tehlike daha keşfedildi: Kaslar arasında biriken gizli yağ depoları. Yapılan uluslararası araştırmalar, bu yağların, tip 2 diyabet ve kalp hastalığı gibi ciddi sağlık sorunları riskini artırabileceğini ortaya koyuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sa9EspEFrEOvvAorDQn21w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dailymail'de yer alan habere göre; Kasların genellikle yağsız, sıkı bir yapıdan oluştuğu düşünülse de, son araştırmalar kasların içinde gizli yağ depolarının bulunduğunu gösteriyor. Bu yağlar,kaslar arasında ince beyaz çizgiler gibi birikiyor. Ancak vücutta bu tür yağ birikintileri, sağlık için zararlı olabiliyor.Boston’daki Brigham ve Kadın Hastanesi ile Harvard Tıp Fakültesi’ndeki bilim insanlarının yaptığı bir araştırma, kaslardaki yağın kalp sağlığını doğrudan etkileyebileceğini ortaya koydu. Araştırma, kaslarda fazla yağ bulunan kişilerin, kalp krizi veya kalp yetmezliği nedeniyle daha yüksek ölüm veya hastaneye kaldırılma riski taşıdığını gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NYTPKf9AA0idKjJTu64GZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Viviany Taqueti'nin liderliğindeki araştırma, göğüs ağrısı veya nefes darlığı yaşayan ancak atardamarlarında tıkanıklık bulunmayan 669 kişiyi inceledi. Bu kişilerin kalp sağlığı, kaslardaki yağ miktarına bağlı olarak tarandı ve kaslardaki yağ oranı arttıkça, küçük kan damarlarında hasar görme riski de arttı. Kaslardaki yağ oranı her yüzde 1 arttığında, kalp hastalığı riski yüzde 7 oranında arttı.İlginç bir bulgu ise, kaslardaki yağ oranının kişinin kilosuyla tahmin edilememesiydi. BMI’si yüksek olmayan kişilerde de kaslar arasında fazla yağ birikimi olabiliyor. Prof. Taqueti, "Kaslardaki yağ oranı, her bireyde farklılık gösteriyor. Aynı BMI'ye sahip kişilerde, kaslardaki yağ oranı yüzde 5 ile yüzde 25 arasında değişebiliyor" diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/25-TOdnj20modumyq3KwmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücutta yağın nerede depolandığı, sağlığı büyük ölçüde etkiliyor. Bilindiği üzere, iç organların etrafında depolanan yağ, kalp hastalıkları ve diyabet gibi hastalıkların riskini artırıyor. Kaslar arası yağ ise metabolizmayı olumsuz etkiliyor. Kanda glikoz birikmesine neden olarak, damarların daralmasına ve kanın etkili bir şekilde pompalanmasının zorlaşmasına yol açabiliyor. Bu da kalp hastalığı riskini artırıyor.Prof. Taqueti, "Cildin altındaki yağ kalp hastalığı riskiyle ilişkili olma olasılığı daha düşüktür. Ancak organlar etrafındaki yağ, vücuda hormonlar ve kimyasal sinyaller göndererek metabolizmayı bozabiliyor" diyor.Kaslardaki yağ oranı yaşla birlikte artıyor ve bu durum, kasların güçsüzleşmesine, hareket kabiliyetinin azalmasına neden olabiliyor. Özellikle yüksek kas yağı seviyelerine sahip yaşlı bireylerde, kas kaybı ve hareket zorlukları daha yaygın görülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P2bxJoeHskK-3GBUx9Qi7A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Egzersiz yapmak, kaslardaki yağ seviyelerini düşürmeye yardımcı olabilir. Florida’daki Advent Health Translational Research Institute'ün bilimsel direktörü Dr. Bret Goodpaster, kilo verme ve egzersiz programlarına katılan kişilerin kaslarındaki yağdan kurtulduklarını belirtiyor. Ayrıca, yapılan bir çalışmada, egzersiz yapan yaşlı bireylerin uyluk kaslarındaki yağ seviyelerinin arttığı gözlemlenmemiş, egzersiz yapmayanlarda ise artış gözlemlenmiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ng7FKASZXESAqzIR78kJAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son dönemde popüler hale gelen kilo verme enjeksiyonlarının, kaslardaki yağ üzerindeki etkileri ise merak konusu. Yapılan bazı araştırmalar, bu tedavilerin kas kaybına neden olabileceğini gösteriyor. Ancak Prof. Taqueti, kaybedilen kasın, zararlı yağlardan kurtulma anlamına gelebileceğini belirtiyor. "Bu konuda daha fazla araştırma yapılması gerekiyor," diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jioWdKG7rEavQUThD0rzrQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şu anda kaslar arasındaki yağ oranını ölçmek için ileri düzey taramalar gerekiyor. Ancak sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek – düzenli egzersiz yapmak ve dengeli bir kiloyu korumak – kaslardaki yağ oranını azaltmaya yardımcı olabilir. Bu nedenle, sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek, kaslar arasındaki zararlı yağların birikmesini engelleyebilir ve kalp sağlığını koruyabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ani kalp durması işareti 3 temel belirti: Gençler de risk altında</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/ani-kalp-durmasi-isareti-3-temel-belirti-gencler-de-risk-altinda</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/ani-kalp-durmasi-isareti-3-temel-belirti-gencler-de-risk-altinda</guid>
<description><![CDATA[ Eğer mide bulantısı, ateş ve kas ağrıları gibi şikayetleriniz varsa, vücudunuzun bir enfeksiyonla savaştığını düşünebilirsiniz. Ancak uzmanlar, bu belirtilerin, nadir görülen genetik bir kalp rahatsızlığının habercisi olabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.Göğüs ağrısı ve nefes darlığı, kalp durmasının bilinen kırmızı alarmlarıdır. Kalp durması, tüm kalp aktivitesinin aniden kaybolmasıyla meydana gelir ve çoğu zaman ölümcül olabilir. Ancak İsveçli araştırmacılar, çarpıntı, bayılma, mide bulantısı, kas ağrısı ve ateş gibi enfeksiyon belirtilerinin, ani aritmi ölüm sendromu (SADS) olan kişilerde sıkça görülen semptomlar arasında yer aldığını ortaya koydu.British Heart Foundation (BHF) verilerine göre, kalp krizinden ölüm ancak herhangi bir nedenin belirlenememesi durumu, Birleşik Krallık&#039;ta her yıl yaklaşık 500 kişiyi etkiliyor. Özellikle genç ve sağlıklı olduğu varsayılan bireyler, spor yaparken aniden kalp rahatsızlıkları geçirip hayatını kaybedebiliyor.Geçtiğimiz Ağustos ayında, İngiltere&#039;nin Tyne and Wear bölgesinde yaşayan 20 yaşındaki Poppy Eagle, bilinen herhangi bir sağlık sorunu olmamasına rağmen kalbi durduktan sonra hayatını kaybetti. Genç moda öğrencisinin ölümünün ardından yapılan incelemelerde, ölüm nedeni olarak SADS belirlendi.Bir diğer trajik olayda, 19 yaşındaki atletizm yıldızı Natalie Black, bir atletizm yarışmasında kişisel rekorunu kırdıktan sadece birkaç saat sonra uykusunda hayatını kaybetti.2000-2010 yılları arasında İsveç&#039;te yapılan bir araştırma, 1 ila 36 yaş arasındaki 903 kişide ani kalp ölümü vakasını inceledi. Araştırmacılar, SADS&#039;ın ani kalp ölümlerinin yüzde 22&#039;sini oluşturduğunu buldu. Bu vakaların üçte ikisinin erkek olduğu ve ölümlerin ortalama yaşının yalnızca 23 olduğu tespit edildi. Ayrıca, vakaların yaklaşık yarısının (%52) ölmeden önce bazı semptomlar yaşadığı belirtildi. En sık görülen belirtiler ise çarpıntı, bayılma, bulantı, kusma ve enfeksiyon belirtileri olarak sıralandı.Araştırma sonuçları, SADS için risk faktörleri ve semptomların daha iyi anlaşılması gerektiğine işaret ediyor. Göteborg Üniversitesi Kardiyoloji uzmanı Dr. Matilda Frisk Torell, &quot;SADS, genç sporcular dahil olmak üzere gençlerde ani kalp ölümünün en yaygın nedenlerinden biridir, ancak çoğu zaman iyi değerlendirilmemektedir&quot; dedi. SADS&#039;in önceden belirtilerle anlaşılabilir olduğuna dikkat çeken Torell, gençlerin taranmasının önemini vurguladı.İngiltere&#039;deki aileler, bu sendromu tespit edebilmek için ülke çapında bir tarama programı başlatılmasını talep ediyor. Ancak hükümet, şu anda böyle bir planı uygulamaya koymayı düşünmüyor.Geçtiğimiz yıllarda, genç futbolcular arasında SADS kaynaklı ölümler dikkat çekti. Uruguaylı futbolcu Juan Izquierdo, geçen yılın Ağustos ayında kalp durması nedeniyle hayatını kaybetmişti. Luton Town kaptanı Tom Lockyer ise Aralık ayında sahada kalp krizi geçirmiş, kalbi iki buçuk dakika boyunca durmuştu. Ayrıca, Danimarkalı futbolcu Christian Eriksen&#039;in Euro 2020 maçında yaşadığı kalp çöküşü de hafızalarda yer etmişti.Uzmanlar, son dönemde bu tür vakaların artmadığını belirtiyor. Ancak, araştırmalar, kalp krizi ve felç gibi kardiyovasküler sorunlardan kaynaklanan erken ölümlerin son on yılın en yüksek seviyesine ulaştığını ortaya koyuyor.Artan obezite oranları ve yüksek tansiyon gibi sağlık sorunlarının, gençlerde kalp rahatsızlıklarına yol açan en önemli faktörler arasında olduğu düşünülüyor. İngiltere&#039;deki kalp krizi ve felç şüphesiyle hastaneye başvuran 40 yaş altı gençlerin sayısındaki artış, endişe verici bir gösterge olarak karşımıza çıkıyor.Bu durum, kalp sağlığını korumanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kacPDXCvekelz9HBJ5RKhA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ani, kalp, durması, işareti, temel, belirti:, Gençler, risk, altında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kacPDXCvekelz9HBJ5RKhA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ani kalp durması işareti 3 temel belirti: Gençler de risk altında"><p>Eğer mide bulantısı, ateş ve kas ağrıları gibi şikayetleriniz varsa, vücudunuzun bir enfeksiyonla savaştığını düşünebilirsiniz. Ancak uzmanlar, bu belirtilerin, nadir görülen genetik bir kalp rahatsızlığının habercisi olabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tb6XlSxOOk23v_E0mdqpag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göğüs ağrısı ve nefes darlığı, kalp durmasının bilinen kırmızı alarmlarıdır. Kalp durması, tüm kalp aktivitesinin aniden kaybolmasıyla meydana gelir ve çoğu zaman ölümcül olabilir. Ancak İsveçli araştırmacılar, çarpıntı, bayılma, mide bulantısı, kas ağrısı ve ateş gibi enfeksiyon belirtilerinin, ani aritmi ölüm sendromu (SADS) olan kişilerde sıkça görülen semptomlar arasında yer aldığını ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/elstTeGAh0OSk7HQbaFl9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>British Heart Foundation (BHF) verilerine göre, kalp krizinden ölüm ancak herhangi bir nedenin belirlenememesi durumu, Birleşik Krallık'ta her yıl yaklaşık 500 kişiyi etkiliyor. Özellikle genç ve sağlıklı olduğu varsayılan bireyler, spor yaparken aniden kalp rahatsızlıkları geçirip hayatını kaybedebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w08wxqUjGUGY5yjSzq01Eg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçtiğimiz Ağustos ayında, İngiltere'nin Tyne and Wear bölgesinde yaşayan 20 yaşındaki Poppy Eagle, bilinen herhangi bir sağlık sorunu olmamasına rağmen kalbi durduktan sonra hayatını kaybetti. Genç moda öğrencisinin ölümünün ardından yapılan incelemelerde, ölüm nedeni olarak SADS belirlendi.Bir diğer trajik olayda, 19 yaşındaki atletizm yıldızı Natalie Black, bir atletizm yarışmasında kişisel rekorunu kırdıktan sadece birkaç saat sonra uykusunda hayatını kaybetti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VhYUVt5JeEOY2N0JmP7Iaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2000-2010 yılları arasında İsveç'te yapılan bir araştırma, 1 ila 36 yaş arasındaki 903 kişide ani kalp ölümü vakasını inceledi. Araştırmacılar, SADS'ın ani kalp ölümlerinin yüzde 22'sini oluşturduğunu buldu. Bu vakaların üçte ikisinin erkek olduğu ve ölümlerin ortalama yaşının yalnızca 23 olduğu tespit edildi. Ayrıca, vakaların yaklaşık yarısının (%52) ölmeden önce bazı semptomlar yaşadığı belirtildi. En sık görülen belirtiler ise çarpıntı, bayılma, bulantı, kusma ve enfeksiyon belirtileri olarak sıralandı.Araştırma sonuçları, SADS için risk faktörleri ve semptomların daha iyi anlaşılması gerektiğine işaret ediyor. Göteborg Üniversitesi Kardiyoloji uzmanı Dr. Matilda Frisk Torell, "SADS, genç sporcular dahil olmak üzere gençlerde ani kalp ölümünün en yaygın nedenlerinden biridir, ancak çoğu zaman iyi değerlendirilmemektedir" dedi. SADS'in önceden belirtilerle anlaşılabilir olduğuna dikkat çeken Torell, gençlerin taranmasının önemini vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0ikAV14I5U-LALHknH9jBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere'deki aileler, bu sendromu tespit edebilmek için ülke çapında bir tarama programı başlatılmasını talep ediyor. Ancak hükümet, şu anda böyle bir planı uygulamaya koymayı düşünmüyor.Geçtiğimiz yıllarda, genç futbolcular arasında SADS kaynaklı ölümler dikkat çekti. Uruguaylı futbolcu Juan Izquierdo, geçen yılın Ağustos ayında kalp durması nedeniyle hayatını kaybetmişti. Luton Town kaptanı Tom Lockyer ise Aralık ayında sahada kalp krizi geçirmiş, kalbi iki buçuk dakika boyunca durmuştu. Ayrıca, Danimarkalı futbolcu Christian Eriksen'in Euro 2020 maçında yaşadığı kalp çöküşü de hafızalarda yer etmişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n-PM1TrWb0OimvHUCIS3HQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, son dönemde bu tür vakaların artmadığını belirtiyor. Ancak, araştırmalar, kalp krizi ve felç gibi kardiyovasküler sorunlardan kaynaklanan erken ölümlerin son on yılın en yüksek seviyesine ulaştığını ortaya koyuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zv5Ahmfx2E-8rdX6gZmjRQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Artan obezite oranları ve yüksek tansiyon gibi sağlık sorunlarının, gençlerde kalp rahatsızlıklarına yol açan en önemli faktörler arasında olduğu düşünülüyor. İngiltere'deki kalp krizi ve felç şüphesiyle hastaneye başvuran 40 yaş altı gençlerin sayısındaki artış, endişe verici bir gösterge olarak karşımıza çıkıyor.Bu durum, kalp sağlığını korumanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Göz sağlığınızı iyileştirecek en iyi vitaminler ve mineraller</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/goez-sagliginizi-iyilestirecek-en-iyi-vitaminler-ve-mineraller</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/goez-sagliginizi-iyilestirecek-en-iyi-vitaminler-ve-mineraller</guid>
<description><![CDATA[ İlkbahar hem güzelliği hem de mevsimsel alerjileri beraberinde getirir ve göz sağlığını etkiler. A, C ve E vitaminleri, flavonoidler, selenyum ve omega-3 yağ asitleri gibi temel besinler görmeyi destekleyebilir. Bu besinler açısından zengin yiyecekleri dahil etmek kuru gözler, oksidatif stres ve iltihaplanma gibi sorunları hafifletmeye yardımcı olarak genel göz sağlığını destekler.Bahar mevsimi yemyeşil çevre ve tüm güzelliğiyle gözlerinize bir ziyafet olabilir. Ancak, aynı zamanda mevsimsel alerjilerin zirve yaptığı ve göz sağlığınızı etkileyebileceği zamandır. Bu dönemde havadaki yüksek toz ve polen miktarı nedeniyle bulanık, kırmızı ve yorgun gözler yaygındır.
Güneş gözlüğü ve şapka takmak, ellerinizi ve gözlerinizi düzenli olarak yıkamak ve evde bir hava temizleyici kullanmak bu sorunların çoğunu çözebilir.
Göz sağlığınızı artırmak için diyetinize dikkat etmeniz ve temel besinleri dahil etmeniz de önemlidir. İşte bu mevsimde görmenize iyi gelebilecek vitamin ve takviyelerin bir listesi:A Vitamini, kuru göz semptomlarını iyileştirme yeteneğiyle göz sağlığınızı birkaç kademe yükseltmeye yardımcı olabilir. Clinical Ophthalmology&#039;de yayınlanan bir çalışma, vitaminin gözyaşı oluşumunu desteklemedeki etkinliğini ortaya koymaktadır. Bu önemli besin maddesi ayrıca gözdeki ince sıvı tabakası olan gözyaşı filminin pürüzsüzlüğünü de iyileştirir. Alımınızı iyileştirmek için diyetinize havuç, kabak, kayısı ve karpuz ekleyebilirsiniz.Narenciye meyvelerinde bol miktarda bulunan göz sağlığı için bir diğer önemli besin maddesi, oksidatif strese karşı korur ve işleyen bir gözyaşı filminin korunmasına yardımcı olabilir. Bu besin maddesi gözyaşı filminin işlevini korumaya yardımcı olur ve yeterli miktarda olmadığında göz kuruyabilir.
Ayrıca kan damarlarını güçlendirmeye yardımcı olur ve gözdeki kolajen üretimini destekler. C Vitamininin ayrıca katarakt ilerlemesi riskini azalttığı bilinmektedir. Ophthalmology dergisinde yayınlanan ve 1.000&#039;den fazla dişi ikizin katıldığı 10 yıllık bir çalışma, daha fazla C vitamini tüketen kişilerde katarakt ilerlemesi riskinin %33 oranında azaldığını buldu.Çoğunlukla bitki bazlı bileşiklerde bulunan flavonoidler, Biomedicine  Pharmacotherapy dergisinde yayınlanan bir çalışmada gösterildiği gibi, yaşa bağlı makula dejenerasyonuna (AMD), katarakta ve glokoma karşı koruma sağlayabilen güçlü antioksidan ve anti-inflamatuar özelliklere sahiptir. Başka bir çalışma, flavonoidlerin gözlerdeki oksidatif hasarı ve iltihabı azaltmaya yardımcı olduğunu ve bunun da uzun vadeli görme sağlığını artırmaya yardımcı olabileceğini göstermektedir. Bu önemli bileşiği almak için bol miktarda meyve ve sebze yiyin.Eser bir mineral olan selenyum, antioksidan görevi görerek göz sağlığında koruyucu bir rol de oynayabilir. Pharmaceutics dergisinde yayınlanan bir çalışmaya göre selenyum, E vitamini ve C vitamini gibi diğer antioksidanlarla birlikte gözlerdeki oksidatif hasarla savaşmaya yardımcı olabilir. Ayrıca retinadaki hücrelere verilen hasarı önleyebilir ve katarakt gibi rahatsızlıklara karşı koruma sağlayabilir. Bu minerali almak için Brezilya fıstığı yiyin.E VİTAMİNİE Vitamini, serbest radikallerin neden olduğu oksidatif hasardan gözleri korumaya yardımcı olabilir. Maküla dejenerasyonu ve katarakt gibi yaşa bağlı göz rahatsızlıklarını önlemede kritik bir rol oynar. Kuruyemişler, tohumlar, ıspanak ve avokadolar günlük E Vitamini alımınıza ulaşmanıza yardımcı olabilir.Omega-3 yağ asitleri, iyi göz sağlığını korumak için gereklidir. Retina fonksiyonunu destekledikleri ve ilkbahar aylarında alerjenler tarafından daha da kötüleşen bir rahatsızlık olan kuru göz riskini azalttıkları bilinmektedir. Omega-3&#039;ler ayrıca maküla dejenerasyonu gibi göz rahatsızlıklarına yardımcı olabilecek iltihap önleyici özelliklere sahiptir. Kaynakları arasında somon, sardalya ve uskumru gibi yağlı balıklar ile chia tohumları, keten tohumları ve ceviz bulunur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9XRIlEH-pkWsePa-OA3HMQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Göz, sağlığınızı, iyileştirecek, iyi, vitaminler, mineraller</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9XRIlEH-pkWsePa-OA3HMQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Göz sağlığınızı iyileştirecek en iyi vitaminler ve mineraller"><p>İlkbahar hem güzelliği hem de mevsimsel alerjileri beraberinde getirir ve göz sağlığını etkiler. A, C ve E vitaminleri, flavonoidler, selenyum ve omega-3 yağ asitleri gibi temel besinler görmeyi destekleyebilir. Bu besinler açısından zengin yiyecekleri dahil etmek kuru gözler, oksidatif stres ve iltihaplanma gibi sorunları hafifletmeye yardımcı olarak genel göz sağlığını destekler.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BvkyE6uCVEemre620Gz3ug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bahar mevsimi yemyeşil çevre ve tüm güzelliğiyle gözlerinize bir ziyafet olabilir. Ancak, aynı zamanda mevsimsel alerjilerin zirve yaptığı ve göz sağlığınızı etkileyebileceği zamandır. Bu dönemde havadaki yüksek toz ve polen miktarı nedeniyle bulanık, kırmızı ve yorgun gözler yaygındır.
Güneş gözlüğü ve şapka takmak, ellerinizi ve gözlerinizi düzenli olarak yıkamak ve evde bir hava temizleyici kullanmak bu sorunların çoğunu çözebilir.
Göz sağlığınızı artırmak için diyetinize dikkat etmeniz ve temel besinleri dahil etmeniz de önemlidir. İşte bu mevsimde görmenize iyi gelebilecek vitamin ve takviyelerin bir listesi:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DqVivbWa8Uaj7h9yDzzZEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>A Vitamini, kuru göz semptomlarını iyileştirme yeteneğiyle göz sağlığınızı birkaç kademe yükseltmeye yardımcı olabilir. Clinical Ophthalmology'de yayınlanan bir çalışma, vitaminin gözyaşı oluşumunu desteklemedeki etkinliğini ortaya koymaktadır. Bu önemli besin maddesi ayrıca gözdeki ince sıvı tabakası olan gözyaşı filminin pürüzsüzlüğünü de iyileştirir. Alımınızı iyileştirmek için diyetinize havuç, kabak, kayısı ve karpuz ekleyebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Itx4tAuK30SN4XfXtSzvww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Narenciye meyvelerinde bol miktarda bulunan göz sağlığı için bir diğer önemli besin maddesi, oksidatif strese karşı korur ve işleyen bir gözyaşı filminin korunmasına yardımcı olabilir. Bu besin maddesi gözyaşı filminin işlevini korumaya yardımcı olur ve yeterli miktarda olmadığında göz kuruyabilir.
Ayrıca kan damarlarını güçlendirmeye yardımcı olur ve gözdeki kolajen üretimini destekler. C Vitamininin ayrıca katarakt ilerlemesi riskini azalttığı bilinmektedir. Ophthalmology dergisinde yayınlanan ve 1.000'den fazla dişi ikizin katıldığı 10 yıllık bir çalışma, daha fazla C vitamini tüketen kişilerde katarakt ilerlemesi riskinin %33 oranında azaldığını buldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OryNEAzxYEq9LYsLJ7tulA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çoğunlukla bitki bazlı bileşiklerde bulunan flavonoidler, Biomedicine  Pharmacotherapy dergisinde yayınlanan bir çalışmada gösterildiği gibi, yaşa bağlı makula dejenerasyonuna (AMD), katarakta ve glokoma karşı koruma sağlayabilen güçlü antioksidan ve anti-inflamatuar özelliklere sahiptir. Başka bir çalışma, flavonoidlerin gözlerdeki oksidatif hasarı ve iltihabı azaltmaya yardımcı olduğunu ve bunun da uzun vadeli görme sağlığını artırmaya yardımcı olabileceğini göstermektedir. Bu önemli bileşiği almak için bol miktarda meyve ve sebze yiyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v5f_GgM9vkCR3cbpFJjMyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eser bir mineral olan selenyum, antioksidan görevi görerek göz sağlığında koruyucu bir rol de oynayabilir. Pharmaceutics dergisinde yayınlanan bir çalışmaya göre selenyum, E vitamini ve C vitamini gibi diğer antioksidanlarla birlikte gözlerdeki oksidatif hasarla savaşmaya yardımcı olabilir. Ayrıca retinadaki hücrelere verilen hasarı önleyebilir ve katarakt gibi rahatsızlıklara karşı koruma sağlayabilir. Bu minerali almak için Brezilya fıstığı yiyin.E VİTAMİNİE Vitamini, serbest radikallerin neden olduğu oksidatif hasardan gözleri korumaya yardımcı olabilir. Maküla dejenerasyonu ve katarakt gibi yaşa bağlı göz rahatsızlıklarını önlemede kritik bir rol oynar. Kuruyemişler, tohumlar, ıspanak ve avokadolar günlük E Vitamini alımınıza ulaşmanıza yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x3uwn9-uekKgZx-SG5jvlQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Omega-3 yağ asitleri, iyi göz sağlığını korumak için gereklidir. Retina fonksiyonunu destekledikleri ve ilkbahar aylarında alerjenler tarafından daha da kötüleşen bir rahatsızlık olan kuru göz riskini azalttıkları bilinmektedir. Omega-3'ler ayrıca maküla dejenerasyonu gibi göz rahatsızlıklarına yardımcı olabilecek iltihap önleyici özelliklere sahiptir. Kaynakları arasında somon, sardalya ve uskumru gibi yağlı balıklar ile chia tohumları, keten tohumları ve ceviz bulunur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzman doktor açıkladı: Beslenme eksikliğinin vücuttaki sinyali</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/uzman-doktor-acikladi-beslenme-eksikliginin-vucuttaki-sinyali</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/uzman-doktor-acikladi-beslenme-eksikliginin-vucuttaki-sinyali</guid>
<description><![CDATA[ Vücudunuz bir şeyler yolunda gitmediğinde çeşitli sinyaller verir. Ancak bazen bu işaretler o kadar sıra dışı görünür ki görmezden gelinir. Rastgele kas seğirmelerinden aşırı esnemeye kadar, bu görünüşte zararsız tuhaflıklar aslında bir beslenme eksikliğine işaret ediyor olabilir. Dr. Eric Berg, bu sıra dışı semptomlardan bazıları ve bunların vitamin ve mineral eksiklikleriyle olası bağlantıları hakkında fikirlerini paylaştı.Günlük hayatta görmezden gelmiş olabileceğimiz yaygın ve tuhaf işaretler nelerdir ve genel sağlığı korumaya yardımcı olabilecek küçük diyet ayarlamaları nelerdir?Kulaklarınızın içinde, özellikle de uzanırken, tuhaf bir yuvarlanma veya davul sesi duydunuz mu? Bu garip fenomen potasyum eksikliğiyle bağlantılı olabilir. Potasyum, sıvı dengesini, sinir sinyallerini ve kas kasılmalarını korumada önemli bir rol oynar. Seviyeler düştüğünde, vücudun kulakların içindeki basıncı düzenleme yeteneği etkilenebilir.Nasıl düzeltilir:Muz, ıspanak ve tatlı patates gibi potasyum açısından zengin yiyecekleri artırmak dengeyi sağlamaya yardımcı olabilirİstemsiz kas seğirmesi, özellikle göz veya bacak çevresinde, rahatsız edici olabilir. Bu, magnezyum eksikliğine kadar uzanabilir. Magnezyum , sinir fonksiyonu ve kas gevşemesi için gereklidir. Eksiklik, aşırı uyarılabilir sinirlere neden olarak rastgele kas spazmlarına veya seğirmelerine yol açabilir.Nasıl düzeltilir:Fındık, tohum, koyu yapraklı yeşillikler ve tam tahıllar gibi magnezyum açısından zengin yiyecekler eklemek, kas fonksiyonunu düzenlemeye ve seğirme ataklarını azaltmaya yardımcı olabilirYorgun olduğunuzda esnemek normaldir, ancak aşırı olduğunda, iyi dinlenmiş olsanız bile, çinko eksikliğinin işareti olabilir. Çinko, enzim fonksiyonu, bağışıklık sağlığı ve nörolojik denge için kritik öneme sahiptir. Eksikliği, enerji seviyelerinin düşmesine ve sık sık esnemeye yol açabilir.Nasıl düzeltilir:Kabak çekirdeği, nohut, et ve süt ürünleri gibi çinko açısından zengin yiyecekler yemek, çinko seviyelerini artırmaya ve normal enerji metabolizmasını geri kazandırmaya yardımcı olabilirAlışılmadık derecede kaygılı, gergin veya bunalmış mı hissediyorsunuz? Her zaman stres olmayabilir, bunun yerine bir B1 vitamini (tiamin) eksikliği olabilir. Bu vitamin sinir fonksiyonu için çok önemlidir ve vücudun stres tepkisini düzenlemeye yardımcı olur. Düşük seviyeler artan endişe ve huzursuzluk hislerine neden olabilir.Nasıl düzeltilir:Günlük öğünlere tam tahıllar, ayçiçeği çekirdekleri ve baklagiller eklemek B1 vitamini seviyelerini yenilemeye ve daha sakin bir zihni desteklemeye yardımcı olabilirYüksek kolesterol genellikle diyet ve yaşam tarzıyla ilişkilendirilirken, düşük niasin (B3 vitamini) seviyeleri de bir rol oynayabilir. Niacin yağların metabolize edilmesine yardımcı olur ve sağlıklı kan dolaşımını destekler. Vücutta yeterli niasin olmadığında, kolesterol seviyeleri yükselebilir ve kalp ile ilgili sorunların riski artabilir.
Nasıl düzeltilir:Balık, tavuk, fıstık ve tam tahıllar gibi niasin açısından zengin yiyecekler, kolesterol seviyelerini doğal olarak dengelemeye yardımcı olabilir.Loş ışıkta net görmede zorluk çekmek A vitamini veya çinko eksikliğinin bir işareti olabilir. Her iki besin de göz sağlığı için önemlidir ve düşük ışık koşullarına uyum sağlamada rol oynar. Her ikisindeki eksiklikler gece körlüğüne ve genel görme sorunlarına yol açabilir.Nasıl düzeltilir:Havuç, tatlı patates ve karaciğer gibi A vitamini açısından zengin yiyecekleri fındık ve süt ürünleri gibi çinko kaynaklarıyla birlikte tüketmek gece görüşünü ve genel göz sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilir ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ktgukWHVYES1lFmmgrNMPQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzman, doktor, açıkladı:, Beslenme, eksikliğinin, vücuttaki, sinyali</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ktgukWHVYES1lFmmgrNMPQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzman doktor açıkladı: Beslenme eksikliğinin vücuttaki sinyali"><p>Vücudunuz bir şeyler yolunda gitmediğinde çeşitli sinyaller verir. Ancak bazen bu işaretler o kadar sıra dışı görünür ki görmezden gelinir. Rastgele kas seğirmelerinden aşırı esnemeye kadar, bu görünüşte zararsız tuhaflıklar aslında bir beslenme eksikliğine işaret ediyor olabilir. Dr. Eric Berg, bu sıra dışı semptomlardan bazıları ve bunların vitamin ve mineral eksiklikleriyle olası bağlantıları hakkında fikirlerini paylaştı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8da9DpWh0k2AhtHruEur5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günlük hayatta görmezden gelmiş olabileceğimiz yaygın ve tuhaf işaretler nelerdir ve genel sağlığı korumaya yardımcı olabilecek küçük diyet ayarlamaları nelerdir?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ctWEAsccaUCp7daSkINXOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kulaklarınızın içinde, özellikle de uzanırken, tuhaf bir yuvarlanma veya davul sesi duydunuz mu? Bu garip fenomen potasyum eksikliğiyle bağlantılı olabilir. Potasyum, sıvı dengesini, sinir sinyallerini ve kas kasılmalarını korumada önemli bir rol oynar. Seviyeler düştüğünde, vücudun kulakların içindeki basıncı düzenleme yeteneği etkilenebilir.Nasıl düzeltilir:Muz, ıspanak ve tatlı patates gibi potasyum açısından zengin yiyecekleri artırmak dengeyi sağlamaya yardımcı olabilir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KKara-eumU2nNDa9-cz1RA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İstemsiz kas seğirmesi, özellikle göz veya bacak çevresinde, rahatsız edici olabilir. Bu, magnezyum eksikliğine kadar uzanabilir. Magnezyum , sinir fonksiyonu ve kas gevşemesi için gereklidir. Eksiklik, aşırı uyarılabilir sinirlere neden olarak rastgele kas spazmlarına veya seğirmelerine yol açabilir.Nasıl düzeltilir:Fındık, tohum, koyu yapraklı yeşillikler ve tam tahıllar gibi magnezyum açısından zengin yiyecekler eklemek, kas fonksiyonunu düzenlemeye ve seğirme ataklarını azaltmaya yardımcı olabilir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VCXWvA-bqkSjRFCdJwcNFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yorgun olduğunuzda esnemek normaldir, ancak aşırı olduğunda, iyi dinlenmiş olsanız bile, çinko eksikliğinin işareti olabilir. Çinko, enzim fonksiyonu, bağışıklık sağlığı ve nörolojik denge için kritik öneme sahiptir. Eksikliği, enerji seviyelerinin düşmesine ve sık sık esnemeye yol açabilir.Nasıl düzeltilir:Kabak çekirdeği, nohut, et ve süt ürünleri gibi çinko açısından zengin yiyecekler yemek, çinko seviyelerini artırmaya ve normal enerji metabolizmasını geri kazandırmaya yardımcı olabilir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q7hJThJ8u06HMKlI82EM_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alışılmadık derecede kaygılı, gergin veya bunalmış mı hissediyorsunuz? Her zaman stres olmayabilir, bunun yerine bir B1 vitamini (tiamin) eksikliği olabilir. Bu vitamin sinir fonksiyonu için çok önemlidir ve vücudun stres tepkisini düzenlemeye yardımcı olur. Düşük seviyeler artan endişe ve huzursuzluk hislerine neden olabilir.Nasıl düzeltilir:Günlük öğünlere tam tahıllar, ayçiçeği çekirdekleri ve baklagiller eklemek B1 vitamini seviyelerini yenilemeye ve daha sakin bir zihni desteklemeye yardımcı olabilir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Srkhbr9OHEaoXl5oNB_gyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek kolesterol genellikle diyet ve yaşam tarzıyla ilişkilendirilirken, düşük niasin (B3 vitamini) seviyeleri de bir rol oynayabilir. Niacin yağların metabolize edilmesine yardımcı olur ve sağlıklı kan dolaşımını destekler. Vücutta yeterli niasin olmadığında, kolesterol seviyeleri yükselebilir ve kalp ile ilgili sorunların riski artabilir.
Nasıl düzeltilir:Balık, tavuk, fıstık ve tam tahıllar gibi niasin açısından zengin yiyecekler, kolesterol seviyelerini doğal olarak dengelemeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a_1Au-DFTkeiIataB6rgKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Loş ışıkta net görmede zorluk çekmek A vitamini veya çinko eksikliğinin bir işareti olabilir. Her iki besin de göz sağlığı için önemlidir ve düşük ışık koşullarına uyum sağlamada rol oynar. Her ikisindeki eksiklikler gece körlüğüne ve genel görme sorunlarına yol açabilir.Nasıl düzeltilir:Havuç, tatlı patates ve karaciğer gibi A vitamini açısından zengin yiyecekleri fındık ve süt ürünleri gibi çinko kaynaklarıyla birlikte tüketmek gece görüşünü ve genel göz sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilir</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>100 yaşındaki doktorun 7 altın kuralı: Uzun yaşamın sırrıymış</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/100-yasindaki-doktorun-7-altin-kurali-uzun-yasamin-sirriymis</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/100-yasindaki-doktorun-7-altin-kurali-uzun-yasamin-sirriymis</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı ve uzun bir yaşamın sırrı en çok merak edilen konuların başında geliyor. Uzun ömürlü olmak ve kronik hastalıkları önlemek için günlük bazı alışkanlıklara dikkat etmeniz gerekiyor. 100 yaşındaki Dr. John Scharenberg, uzun ömürlülük için dikkat edilmesi gereken 7 önemli kuralı açıklıyor.Uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmek için ne yapmak gerekir? Ömrünü sağlık ve zindelik üzerine çalışarak geçiren 100 yaşındaki Dr. John Scharenberg, uzun ömürlülük için yedi temel ilke paylaşıyor. Bunlar sadece teoriler değil, birçok insanın kronik hastalıklardan kaçınmasına ve yaşlılığa kadar aktif kalmasına yardımcı olan kanıtlanmış yaşam tarzı alışkanlıklarıdır. İşte onlarca yıl boyunca sağlıklı kalmanıza yardımcı olabilecek bu hayat değiştiren ilkeler hakkında bilmemiz gereken her şey.Sigara, akciğer kanseri, kalp hastalığı ve erken yaşlanma dahil olmak üzere sayısız sağlık sorunuyla ilişkilendirilmiştir. TED Konuşmaları&#039;nda, 1964 Cerrah Genel Müdürü raporunun sigara içmenin tehlikeli olduğunu açıkça belirttiğini, ancak birçok kişinin hala bırakmakta zorlandığını söyledi. Doktor, sigaradan uzak duran kişilerin daha uzun yaşadığını ve Alzheimer ve kalp krizi gibi hastalıklara yakalanma riskinin önemli ölçüde daha düşük olduğunu belirtiyor. Basitçe söylemek gerekirse, tütünden uzak durmak uzun ömür için en iyi kararlardan biridir.Alkol tüketimi uzun zamandır tartışılıyor, ancak yeni araştırmalar az miktarda bile olsa sağlık risklerini artırabileceğini gösteriyor. Büyük ölçekli bir çalışma, gerçekten &quot;güvenli&quot; bir alkol seviyesinin olmadığını ortaya koydu. Orta düzeyde içki içmek bile kanser, karaciğer hastalığı ve kardiyovasküler sorunlar riskini artırıyor. Birçok kişi bir kadeh şarabın zararsız olduğuna inanırken, bu doktor daha iyi sağlık ve uzun ömür için alkolü tamamen kesmenizi şiddetle tavsiye ediyor.Hareketsiz bir yaşam tarzı erken ölüm için en büyük risk faktörlerinden biridir. Düzenli fiziksel aktivite kalp sağlığını korumaya, kasları güçlendirmeye ve zihinsel refahı iyileştirmeye yardımcı olur.
Doktor, orta yaşın (40-70 yaş) aktif kalmak için en kritik zaman olduğunu vurguluyor. Kiloları veya sağlık durumları ne olursa olsun, her gün egzersiz yapanlar, hareketsiz kalanlardan daha uzun yaşama eğilimindedir. Yürüyüş, yüzme ve kuvvet antrenmanları, formda kalmanın ve hayatınıza yıllar eklemenin harika yollarıdır.Obezite, diyabet, kalp hastalığı ve kanser dahil olmak üzere hemen hemen her büyük hastalığın riskini artırır. Ancak doktor, aşırı kilolu olanların bile düzenli egzersizle sağlıklarını önemli ölçüde iyileştirebileceğini açıklıyor. Ayrıca birçok insanın madde bağımlılığına benzer şekilde yiyecek bağımlılığı nedeniyle aşırı yediğini de vurguluyor. Aşırı yemenin temel nedenini belirlemek ve bilinçli diyet değişiklikleri yapmak, sağlığı ve uzun ömürlülüğü önemli ölçüde iyileştirebilir.Aşırı şeker tüketimi obezite, diyabet ve hatta kalp krizi ile ilişkilendirilmiştir. Birçok insan, işlenmiş gıdalar, tatlandırılmış içecekler veya hatta günlük tatlılar yoluyla, bilmeden çok fazla şeker tüketir
 Doktor, her gece büyük miktarda dondurma yeme alışkanlığı nedeniyle kolesterolü ve trigliseritleri fırlayan bir hastanın vaka çalışmasını paylaşıyor. Şekeri azaltmak, daha iyi kalp sağlığına, dengeli enerji seviyelerine ve genel sağlığınızı korumaya yardımcı olur.Özellikle hayvansal kaynaklı doymuş yağ oranı yüksek bir diyet, kardiyovasküler hastalık riskini artırabilir. Birçok kişi etten vazgeçmeye isteksiz olsa da, sağlık örgütleri artık bitki bazlı yiyeceklere öncelik verilmesini öneriyor. Amerikan Kalp Derneği, daha fazla bitki bazlı bir diyeti etkili bir şekilde destekleyen doymuş yağ alımını azaltmayı öneriyor. Doktor, vejetaryen veya bitki odaklı bir diyetin uzun ömürlülüğü desteklediği ve hastalık riskini düşürdüğü bilimsel olarak kanıtlanmış olduğunu vurguluyor.Önlemek tedaviden daha iyidir. Doktor, kalp krizi, felç ve diyabet dahil olmak üzere çoğu kronik hastalığın yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebileceğini vurguluyor.
Çalışmalar, yaşam tarzı değişikliklerinin ilaç kullanımına gerek kalmadan kalp krizi riskini, felç riskini ve diyabet riskini azaltabileceğini gösteriyor.
Dünya Sağlık Örgütü ve Avrupa Kardiyoloji Derneği gibi örgütler bu bulguları destekliyor, ancak birçok kişi değişiklik yapmadan önce tanı konulmasını bekliyor. Bugün proaktif adımlar atmak, gelecekte önemli sağlık sorunlarını önleyebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yNFw49DCakGdf93QTXkaHQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>100, yaşındaki, doktorun, altın, kuralı:, Uzun, yaşamın, sırrıymış</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yNFw49DCakGdf93QTXkaHQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="100 yaşındaki doktorun 7 altın kuralı: Uzun yaşamın sırrıymış"><p>Sağlıklı ve uzun bir yaşamın sırrı en çok merak edilen konuların başında geliyor. Uzun ömürlü olmak ve kronik hastalıkları önlemek için günlük bazı alışkanlıklara dikkat etmeniz gerekiyor. 100 yaşındaki Dr. John Scharenberg, uzun ömürlülük için dikkat edilmesi gereken 7 önemli kuralı açıklıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EEyFO8C-ZUuijWRjXqxesg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmek için ne yapmak gerekir? Ömrünü sağlık ve zindelik üzerine çalışarak geçiren 100 yaşındaki Dr. John Scharenberg, uzun ömürlülük için yedi temel ilke paylaşıyor. Bunlar sadece teoriler değil, birçok insanın kronik hastalıklardan kaçınmasına ve yaşlılığa kadar aktif kalmasına yardımcı olan kanıtlanmış yaşam tarzı alışkanlıklarıdır. İşte onlarca yıl boyunca sağlıklı kalmanıza yardımcı olabilecek bu hayat değiştiren ilkeler hakkında bilmemiz gereken her şey.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Z5UL9h_95EWv9vtEVn3NYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sigara, akciğer kanseri, kalp hastalığı ve erken yaşlanma dahil olmak üzere sayısız sağlık sorunuyla ilişkilendirilmiştir. TED Konuşmaları'nda, 1964 Cerrah Genel Müdürü raporunun sigara içmenin tehlikeli olduğunu açıkça belirttiğini, ancak birçok kişinin hala bırakmakta zorlandığını söyledi. Doktor, sigaradan uzak duran kişilerin daha uzun yaşadığını ve Alzheimer ve kalp krizi gibi hastalıklara yakalanma riskinin önemli ölçüde daha düşük olduğunu belirtiyor. Basitçe söylemek gerekirse, tütünden uzak durmak uzun ömür için en iyi kararlardan biridir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wdeFYP4AkUyXqBM604oCQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alkol tüketimi uzun zamandır tartışılıyor, ancak yeni araştırmalar az miktarda bile olsa sağlık risklerini artırabileceğini gösteriyor. Büyük ölçekli bir çalışma, gerçekten "güvenli" bir alkol seviyesinin olmadığını ortaya koydu. Orta düzeyde içki içmek bile kanser, karaciğer hastalığı ve kardiyovasküler sorunlar riskini artırıyor. Birçok kişi bir kadeh şarabın zararsız olduğuna inanırken, bu doktor daha iyi sağlık ve uzun ömür için alkolü tamamen kesmenizi şiddetle tavsiye ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v9e6r_MltkiN8dqzmrhxjA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hareketsiz bir yaşam tarzı erken ölüm için en büyük risk faktörlerinden biridir. Düzenli fiziksel aktivite kalp sağlığını korumaya, kasları güçlendirmeye ve zihinsel refahı iyileştirmeye yardımcı olur.
Doktor, orta yaşın (40-70 yaş) aktif kalmak için en kritik zaman olduğunu vurguluyor. Kiloları veya sağlık durumları ne olursa olsun, her gün egzersiz yapanlar, hareketsiz kalanlardan daha uzun yaşama eğilimindedir. Yürüyüş, yüzme ve kuvvet antrenmanları, formda kalmanın ve hayatınıza yıllar eklemenin harika yollarıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HRl3omebzkSh3aTxHc_Kbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Obezite, diyabet, kalp hastalığı ve kanser dahil olmak üzere hemen hemen her büyük hastalığın riskini artırır. Ancak doktor, aşırı kilolu olanların bile düzenli egzersizle sağlıklarını önemli ölçüde iyileştirebileceğini açıklıyor. Ayrıca birçok insanın madde bağımlılığına benzer şekilde yiyecek bağımlılığı nedeniyle aşırı yediğini de vurguluyor. Aşırı yemenin temel nedenini belirlemek ve bilinçli diyet değişiklikleri yapmak, sağlığı ve uzun ömürlülüğü önemli ölçüde iyileştirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gFdWXlOHrE6TlA-iBHN36g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşırı şeker tüketimi obezite, diyabet ve hatta kalp krizi ile ilişkilendirilmiştir. Birçok insan, işlenmiş gıdalar, tatlandırılmış içecekler veya hatta günlük tatlılar yoluyla, bilmeden çok fazla şeker tüketir
 Doktor, her gece büyük miktarda dondurma yeme alışkanlığı nedeniyle kolesterolü ve trigliseritleri fırlayan bir hastanın vaka çalışmasını paylaşıyor. Şekeri azaltmak, daha iyi kalp sağlığına, dengeli enerji seviyelerine ve genel sağlığınızı korumaya yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0uo5UahltkWOpmOOYtUuKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle hayvansal kaynaklı doymuş yağ oranı yüksek bir diyet, kardiyovasküler hastalık riskini artırabilir. Birçok kişi etten vazgeçmeye isteksiz olsa da, sağlık örgütleri artık bitki bazlı yiyeceklere öncelik verilmesini öneriyor. Amerikan Kalp Derneği, daha fazla bitki bazlı bir diyeti etkili bir şekilde destekleyen doymuş yağ alımını azaltmayı öneriyor. Doktor, vejetaryen veya bitki odaklı bir diyetin uzun ömürlülüğü desteklediği ve hastalık riskini düşürdüğü bilimsel olarak kanıtlanmış olduğunu vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m44IX8iK7UC3ZCyXL-EUrQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Önlemek tedaviden daha iyidir. Doktor, kalp krizi, felç ve diyabet dahil olmak üzere çoğu kronik hastalığın yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebileceğini vurguluyor.
Çalışmalar, yaşam tarzı değişikliklerinin ilaç kullanımına gerek kalmadan kalp krizi riskini, felç riskini ve diyabet riskini azaltabileceğini gösteriyor.
Dünya Sağlık Örgütü ve Avrupa Kardiyoloji Derneği gibi örgütler bu bulguları destekliyor, ancak birçok kişi değişiklik yapmadan önce tanı konulmasını bekliyor. Bugün proaktif adımlar atmak, gelecekte önemli sağlık sorunlarını önleyebilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İstanbul&amp;apos;da 81 bini aşkın kişiye ücretsiz kanser taraması</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/istanbulda-81-bini-askin-kisiye-ucretsiz-kanser-taramasi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/istanbulda-81-bini-askin-kisiye-ucretsiz-kanser-taramasi</guid>
<description><![CDATA[ Bu yıl İstanbul genelinde 81 bin 185 kişiye ücretsiz kanser taraması yapıldı.İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner kanserin erken teşhisle tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu söyledi.  Kanserin yalnızca tıbbi bir mesele olmadığını aynı zamanda toplumsal bir farkındalık bulunduğunu kaydeden Güner, bilgi eksikliği, korku ve ihmalin teşhisi geciktirdiğini, erken tanının birçok kanser türünde hayat kurtardığını ifade etti.  Güner, İstanbul&#039;da yürütülen kanser tarama programlarının büyük önem taşıdığına dikkati çekerek, &quot;2024 yılında 288 bin 4 kişiye kanser taraması yapıldı. Bu kişilerin 21 bin 483&#039;ü riskli grupta yer alıyor. 2025&#039;te kanser taramaları hız kesmeden devam ediyor. Bu süreçte 81 bin 185 vatandaşımızı taramadan geçirdik.&quot; diye konuştu.YILDA İKİ KEZ MAMOGRAFİ  İstanbul’daki Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM), Aile Sağlığı Merkezleri (ASM) ve İlçe Sağlık Müdürlüklerinde üç kanser türüne yönelik ücretsiz tarama yapıldığını belirten Güner, meme kanseri taramalarını 40-69 yaş arasındaki kadınlarda iki yılda bir mamografi çekimiyle yaptıklarını anlattı.  İl Sağlık Müdürü Güner, rahim ağzı (serviks) kanseri taramalarının 30-65 yaş arasındaki kadınlarda 5 yılda bir HPV-DNA testiyle yapıldığını, kolorektal (kalın bağırsak) kanserlerinin 50-70 yaş arasındaki kadın ve erkeklerde 2 yılda bir dışkıda gizli kan testiyle tarandığını, bu hizmetlerin tamamını vatandaşlara ücretsiz sunduklarını bildirdi.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qfWrFf3KlkKLFf8Sw9jrtg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İstanbulda, bini, aşkın, kişiye, ücretsiz, kanser, taraması</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qfWrFf3KlkKLFf8Sw9jrtg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Binlerce kişiye kanser taraması yapıldı"><p>Bu yıl İstanbul genelinde 81 bin 185 kişiye ücretsiz kanser taraması yapıldı.</p><p>İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner kanserin erken teşhisle tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu söyledi.  Kanserin yalnızca tıbbi bir mesele olmadığını aynı zamanda toplumsal bir farkındalık bulunduğunu kaydeden Güner, bilgi eksikliği, korku ve ihmalin teşhisi geciktirdiğini, erken tanının birçok kanser türünde hayat kurtardığını ifade etti.  Güner, İstanbul'da yürütülen kanser tarama programlarının büyük önem taşıdığına dikkati çekerek, "2024 yılında 288 bin 4 kişiye kanser taraması yapıldı. Bu kişilerin 21 bin 483'ü riskli grupta yer alıyor. 2025'te kanser taramaları hız kesmeden devam ediyor. Bu süreçte 81 bin 185 vatandaşımızı taramadan geçirdik." diye konuştu.</p><p><strong>YILDA İKİ KEZ MAMOGRAFİ</strong>  İstanbul’daki Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM), Aile Sağlığı Merkezleri (ASM) ve İlçe Sağlık Müdürlüklerinde üç kanser türüne yönelik ücretsiz tarama yapıldığını belirten Güner, meme kanseri taramalarını 40-69 yaş arasındaki kadınlarda iki yılda bir mamografi çekimiyle yaptıklarını anlattı.  İl Sağlık Müdürü Güner, rahim ağzı (serviks) kanseri taramalarının 30-65 yaş arasındaki kadınlarda 5 yılda bir HPV-DNA testiyle yapıldığını, kolorektal (kalın bağırsak) kanserlerinin 50-70 yaş arasındaki kadın ve erkeklerde 2 yılda bir dışkıda gizli kan testiyle tarandığını, bu hizmetlerin tamamını vatandaşlara ücretsiz sunduklarını bildirdi. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Jersey sütü nedir? Jersey sütünün 7 faydası</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/jersey-sutu-nedir-jersey-sutunun-7-faydasi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/jersey-sutu-nedir-jersey-sutunun-7-faydasi</guid>
<description><![CDATA[ Son yıllarda sağlıklı yaşam ve doğal beslenme arayışında olanların dikkatini çeken süt türlerinden biri de Jersey sütü oldu. İngiltere’nin Jersey Adası’na özgü sığırlardan elde edilen bu süt, zengin içeriği ve yüksek besin değeriyle öne çıkıyor. Peki, Jersey sütünü diğerlerinden ayıran özellikler neler? İşte Jersey sütünün 7 önemli faydası…Jersey sütü, İngiltere&#039;nin Jersey Adası kökenli Jersey sığırlarından elde edilen, oldukça besleyici ve kaliteli bir süttür. Normal inek sütünden daha yağlıdır (%5-6 civarında olabilir), bu da onu daha kremamsı ve lezzetli yapar.1. Yüksek Besin Değeri%15-20 daha fazla kalsiyum, %18 daha fazla protein ve %25 daha fazla yağ içerir (diğer inek sütlerine kıyasla).Bu da kemik sağlığı, kas gelişimi ve genel enerji için büyük avantaj sağlar.2. Daha Fazla A VitaminiJersey sütü, bağışıklık sistemini destekleyen ve cilt/göz sağlığını koruyan A vitamini açısından zengindir.3. Tokluk Hissi VerirYüksek yağ ve protein oranı sayesinde uzun süre tokluk hissi sağlar, bu da özellikle kilo kontrolü yapanlar için avantajlıdır.4. Kemik ve Diş Sağlığına KatkıZengin kalsiyum ve fosfor içeriği sayesinde kemik erimesine karşı koruyucu olabilir.5. Sindirim Dostu Olabilir (A2 protein içeriği)Bazı Jersey sığırları, klasik inek sütündeki A1 yerine A2 beta-kazein proteini üretir. Bu da bazı insanlarda daha kolay sindirilebilir olabilir (özellikle laktoz intoleransı olmayan ama inek sütü rahatsızlığı yaşayanlar için).6. Daha Az Laktoz İçerebilirBazı analizlerde Jersey sütünde laktoz oranının hafif daha düşük olduğu görülmüştür. Bu da bazı bireylerde sindirimi kolaylaştırabilir.7. Doğal ve LezzetliDaha yoğun ve tatlımsı bir aromaya sahiptir, katkı maddesi olmadan bile lezzetlidir.Kahve ve latte yapımında (yoğun kıvamı nedeniyle baristalar arasında popülerdir),Yoğurt, dondurma, peynir yapımında,Doğrudan içim için, zengin tadı nedeniyle tercih edilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J-48iYKDGkyUdSaG6K5Rpg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Jersey, sütü, nedir, Jersey, sütünün, faydası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J-48iYKDGkyUdSaG6K5Rpg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Jersey sütü nedir? Jersey sütünün faydaları"><p>Son yıllarda sağlıklı yaşam ve doğal beslenme arayışında olanların dikkatini çeken süt türlerinden biri de Jersey sütü oldu. İngiltere’nin Jersey Adası’na özgü sığırlardan elde edilen bu süt, zengin içeriği ve yüksek besin değeriyle öne çıkıyor. Peki, Jersey sütünü diğerlerinden ayıran özellikler neler? İşte Jersey sütünün 7 önemli faydası…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I3vkwdypL02XT0-oEQsj_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jersey sütü, İngiltere'nin Jersey Adası kökenli Jersey sığırlarından elde edilen, oldukça besleyici ve kaliteli bir süttür. Normal inek sütünden daha yağlıdır (%5-6 civarında olabilir), bu da onu daha kremamsı ve lezzetli yapar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AIc0UrxmME6FVr6EOydgBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1. Yüksek Besin Değeri%15-20 daha fazla kalsiyum, %18 daha fazla protein ve %25 daha fazla yağ içerir (diğer inek sütlerine kıyasla).Bu da kemik sağlığı, kas gelişimi ve genel enerji için büyük avantaj sağlar.2. Daha Fazla A VitaminiJersey sütü, bağışıklık sistemini destekleyen ve cilt/göz sağlığını koruyan A vitamini açısından zengindir.3. Tokluk Hissi VerirYüksek yağ ve protein oranı sayesinde uzun süre tokluk hissi sağlar, bu da özellikle kilo kontrolü yapanlar için avantajlıdır.4. Kemik ve Diş Sağlığına KatkıZengin kalsiyum ve fosfor içeriği sayesinde kemik erimesine karşı koruyucu olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GiXkCOURmEiT6ndPL9Ngug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>5. Sindirim Dostu Olabilir (A2 protein içeriği)Bazı Jersey sığırları, klasik inek sütündeki A1 yerine A2 beta-kazein proteini üretir. Bu da bazı insanlarda daha kolay sindirilebilir olabilir (özellikle laktoz intoleransı olmayan ama inek sütü rahatsızlığı yaşayanlar için).6. Daha Az Laktoz İçerebilirBazı analizlerde Jersey sütünde laktoz oranının hafif daha düşük olduğu görülmüştür. Bu da bazı bireylerde sindirimi kolaylaştırabilir.7. Doğal ve LezzetliDaha yoğun ve tatlımsı bir aromaya sahiptir, katkı maddesi olmadan bile lezzetlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yNSktRAPMEeMfzxt3DuEUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahve ve latte yapımında (yoğun kıvamı nedeniyle baristalar arasında popülerdir),Yoğurt, dondurma, peynir yapımında,Doğrudan içim için, zengin tadı nedeniyle tercih edilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sağlık için tehlikeli 2 yaygın takviye: Bunun yerine ne yapabilirsiniz?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/saglik-icin-tehlikeli-2-yaygin-takviye-bunun-yerine-ne-yapabilirsiniz</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/saglik-icin-tehlikeli-2-yaygin-takviye-bunun-yerine-ne-yapabilirsiniz</guid>
<description><![CDATA[ Bütün vitamin takviyeleri bağırsak sağlığı için güvenli veya faydalı değildir; multivitaminler, belirli B12 vitamini formları ve magnezyum stearat gibi katkı maddeleri zarar verebilir. Aslında, en yaygın kullanılanlardan bazıları bağırsak sağlığımızda sessizce bir karmaşa yaratabilir ve zamanla kendimizi daha kötü hissetmemize neden olabilir.Hepimiz sağlıklı kalmak istiyoruz ve vitamin takviyeleri almak beslenme boşluklarını doldurmanın hızlı ve kolay bir yolu gibi görünebilir. Ancak şaşırtıcı bir şey var: Tüm takviyeler göründükleri kadar güvenli veya faydalı değil. Aslında, en yaygın olanlardan bazıları bağırsak sağlığımızı sessizce bozabilir ve zamanla kendimizi daha kötü hissetmemize neden olabilir.Bağırsaklarımız genel sağlığıımız için komuta merkezi gibidir. Sadece sindirimle ilgili değildir; ruh halimizi, bağışıklığımızı ve hatta enerji seviyelerimizi de etkiler. Ancak bazı sentetik takviyeler bu hassas sistemi bozduğunda, hiç beklemediğiniz sorunları tetikleyebilirler. Dr. Janine Bowring, göre dikkat etmemiz gereken takviyeler.Reçetesiz satılan birçok multivitamin sentetiktir. İçerik listesine baktığınızda Retinil Palmitat olarak A Vitamini veya Piridoksin Hidroklorür olarak B6 Vitamini gibi isimler görürseniz, bu sizin kırmızı bayrağınızdır. Bunlar laboratuvarda üretilen versiyonlardır, vücudunuzun doğal olarak yiyeceklerden aldığı türden değildir.Bu sentetik formlar bağırsak astarınızı tahriş edebilir, iyi bakterilerin dengesini bozabilir ve bazı durumlarda zamanla karaciğerinizi bile aşırı yükleyebilir. Vücudun bunları parçalaması daha zordur, bu da besinleri emmek yerine vücudunuzun bunları detoksifiye etmekte zorlandığı anlamına gelir.Bunun yerine neler yapabilirsiniz:Tam gıda bazlı multivitaminleri tercih edin. Bunlar konsantre gıda kaynaklarından yapılır ve sindirim sisteminiz için çok daha naziktir. Daha da iyisi, vitaminlerinizin çoğunu yapraklı yeşillikler, meyveler, tohumlar ve kuruyemişler gibi gerçek yiyeceklerden almaya çalışın. Doğa bunu en iyi şekilde yapar!B12 vitamini enerji ve sinir sağlığı için gereklidir ama işte püf noktası var. Eğer takviyemizin etiketi siyanokobalamin diyorsa, bu az miktarda siyanür içeren sentetik bir versiyondur. Doz düşük olsa da, düzenli alımı detoks yollarını etkileyebilir ve özellikle vücudumuz zaten stres altındaysa bağırsaklarımızı ve karaciğerimizi tahriş edebilir.Burada bitmiyor. IBS veya düşük mide asidi gibi bağırsak sorunları olan kişiler bu B12 formunu düzgün bir şekilde ememeyebilir, bu yüzden dengesizliğe katkıda bulunur.Bunun yerine ne seçilmeli:Her zaman metilkobalamin veya hidroksokobalamin arayın. Bunlar B12&#039;nin daha doğal, biyoyararlanımlı formlarıdır. Ayrıca, diyetimize yumurta, süt ürünleri ve balık gibi B12 açısından zengin daha fazla yiyecek eklemeye çalışın. Yoğurt gibi fermente edilmiş yiyecekler de B12 emilimini artırırken bağırsak sağlığına yardımcı olabilir.Magnezyum kas gevşemesine, stresin azaltılmasına ve daha iyi uykuya yardımcı olur. Geceleri almak uyku kalitesini artırabilir ve kas kramplarını önleyebilir. Yüksek dozda kalsiyum içeren magnezyum almaktan kaçının çünkü emilim için rekabet ederler. Magnezyum seviyelerini azaltan kafein veya alkol tükettikten hemen sonra almayın.Magnezyum stearat kendi başına bir vitamin değil, hapların üretim makinelerinde sorunsuz bir şekilde kaymasına yardımcı olmak için birçok takviyede kullanılan yaygın bir katkı maddesidir. Zararsız gibi görünse de sessiz bir bozucu olabilir.Bazı çalışmalar magnezyum stearatın bağırsakta bir biyofilm oluşturabileceğini ve bunun da uygun besin emilimini önleyebileceğini öne sürmektedir. Ayrıca probiyotiklerin etkinliğini azaltabilir ve zamanla bağırsağın koruyucu bariyerine zarar verebilir.Magnezyum stearat, titanyum dioksit veya yapay renkler gibi dolgu maddeleri veya katkı maddeleri içermeyen takviyeleri arayın. &quot;Temiz etiket&quot; veya &quot;katkısız&quot; diyen markalar daha güvenli bir bahistir. Tekrar ediyorum, besinleri tam gıdalardan seçmek altın standarttır.Özellikle çekici etiketler ve yüksek iddialarla, takviye tuzağına düşmek kolaydır. Ancak bağırsak sağlığınız riske atılmayacak kadar değerlidir. Bir şeyin &quot;vitamin&quot; olarak etiketlenmesi, sizin için iyi olduğu anlamına gelmez.Her zaman etiketleri okuyun, içindekileri sorgulayın ve şüphe duyduğunuzda haplar yerine yiyecekleri seçin. Emin değilseniz, vücudunuzun gerçekten neye ihtiyacı olduğunu anlamak için kalifiye bir beslenme uzmanı veya fonksiyonel tıp uzmanıyla görüşün.Bazen, daha azı daha fazladır ve temiz, besin açısından zengin bir diyet, bir raf dolusu sentetik takviyeden çok daha iyi sonuçlar verebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fq-GDqfK30GFwATB5w7o8A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sağlık, için, tehlikeli, yaygın, takviye:, Bunun, yerine, yapabilirsiniz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fq-GDqfK30GFwATB5w7o8A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sağlık için tehlikeli 2 yaygın takviye: Bunun yerine ne yapabilirsiniz?"><p>Bütün vitamin takviyeleri bağırsak sağlığı için güvenli veya faydalı değildir; multivitaminler, belirli B12 vitamini formları ve magnezyum stearat gibi katkı maddeleri zarar verebilir. Aslında, en yaygın kullanılanlardan bazıları bağırsak sağlığımızda sessizce bir karmaşa yaratabilir ve zamanla kendimizi daha kötü hissetmemize neden olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B_NbGUxfA0ycnNLNn4gP8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hepimiz sağlıklı kalmak istiyoruz ve vitamin takviyeleri almak beslenme boşluklarını doldurmanın hızlı ve kolay bir yolu gibi görünebilir. Ancak şaşırtıcı bir şey var: Tüm takviyeler göründükleri kadar güvenli veya faydalı değil. Aslında, en yaygın olanlardan bazıları bağırsak sağlığımızı sessizce bozabilir ve zamanla kendimizi daha kötü hissetmemize neden olabilir.Bağırsaklarımız genel sağlığıımız için komuta merkezi gibidir. Sadece sindirimle ilgili değildir; ruh halimizi, bağışıklığımızı ve hatta enerji seviyelerimizi de etkiler. Ancak bazı sentetik takviyeler bu hassas sistemi bozduğunda, hiç beklemediğiniz sorunları tetikleyebilirler. Dr. Janine Bowring, göre dikkat etmemiz gereken takviyeler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/62ie9YFnm0OqEkNCfhrsBA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Reçetesiz satılan birçok multivitamin sentetiktir. İçerik listesine baktığınızda Retinil Palmitat olarak A Vitamini veya Piridoksin Hidroklorür olarak B6 Vitamini gibi isimler görürseniz, bu sizin kırmızı bayrağınızdır. Bunlar laboratuvarda üretilen versiyonlardır, vücudunuzun doğal olarak yiyeceklerden aldığı türden değildir.Bu sentetik formlar bağırsak astarınızı tahriş edebilir, iyi bakterilerin dengesini bozabilir ve bazı durumlarda zamanla karaciğerinizi bile aşırı yükleyebilir. Vücudun bunları parçalaması daha zordur, bu da besinleri emmek yerine vücudunuzun bunları detoksifiye etmekte zorlandığı anlamına gelir.Bunun yerine neler yapabilirsiniz:Tam gıda bazlı multivitaminleri tercih edin. Bunlar konsantre gıda kaynaklarından yapılır ve sindirim sisteminiz için çok daha naziktir. Daha da iyisi, vitaminlerinizin çoğunu yapraklı yeşillikler, meyveler, tohumlar ve kuruyemişler gibi gerçek yiyeceklerden almaya çalışın. Doğa bunu en iyi şekilde yapar!</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9h74uDMISEWdL_CwEgmGyw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 vitamini enerji ve sinir sağlığı için gereklidir ama işte püf noktası var. Eğer takviyemizin etiketi siyanokobalamin diyorsa, bu az miktarda siyanür içeren sentetik bir versiyondur. Doz düşük olsa da, düzenli alımı detoks yollarını etkileyebilir ve özellikle vücudumuz zaten stres altındaysa bağırsaklarımızı ve karaciğerimizi tahriş edebilir.Burada bitmiyor. IBS veya düşük mide asidi gibi bağırsak sorunları olan kişiler bu B12 formunu düzgün bir şekilde ememeyebilir, bu yüzden dengesizliğe katkıda bulunur.Bunun yerine ne seçilmeli:Her zaman metilkobalamin veya hidroksokobalamin arayın. Bunlar B12'nin daha doğal, biyoyararlanımlı formlarıdır. Ayrıca, diyetimize yumurta, süt ürünleri ve balık gibi B12 açısından zengin daha fazla yiyecek eklemeye çalışın. Yoğurt gibi fermente edilmiş yiyecekler de B12 emilimini artırırken bağırsak sağlığına yardımcı olabilir.Magnezyum kas gevşemesine, stresin azaltılmasına ve daha iyi uykuya yardımcı olur. Geceleri almak uyku kalitesini artırabilir ve kas kramplarını önleyebilir. Yüksek dozda kalsiyum içeren magnezyum almaktan kaçının çünkü emilim için rekabet ederler. Magnezyum seviyelerini azaltan kafein veya alkol tükettikten hemen sonra almayın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aUdLjOTjWUG4n_tAm5prBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum stearat kendi başına bir vitamin değil, hapların üretim makinelerinde sorunsuz bir şekilde kaymasına yardımcı olmak için birçok takviyede kullanılan yaygın bir katkı maddesidir. Zararsız gibi görünse de sessiz bir bozucu olabilir.Bazı çalışmalar magnezyum stearatın bağırsakta bir biyofilm oluşturabileceğini ve bunun da uygun besin emilimini önleyebileceğini öne sürmektedir. Ayrıca probiyotiklerin etkinliğini azaltabilir ve zamanla bağırsağın koruyucu bariyerine zarar verebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J0PbLJfGZkWRMzllm-MBQw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum stearat, titanyum dioksit veya yapay renkler gibi dolgu maddeleri veya katkı maddeleri içermeyen takviyeleri arayın. "Temiz etiket" veya "katkısız" diyen markalar daha güvenli bir bahistir. Tekrar ediyorum, besinleri tam gıdalardan seçmek altın standarttır.Özellikle çekici etiketler ve yüksek iddialarla, takviye tuzağına düşmek kolaydır. Ancak bağırsak sağlığınız riske atılmayacak kadar değerlidir. Bir şeyin "vitamin" olarak etiketlenmesi, sizin için iyi olduğu anlamına gelmez.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NaH86WWKk0ibY-i5kvGMgg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her zaman etiketleri okuyun, içindekileri sorgulayın ve şüphe duyduğunuzda haplar yerine yiyecekleri seçin. Emin değilseniz, vücudunuzun gerçekten neye ihtiyacı olduğunu anlamak için kalifiye bir beslenme uzmanı veya fonksiyonel tıp uzmanıyla görüşün.Bazen, daha azı daha fazladır ve temiz, besin açısından zengin bir diyet, bir raf dolusu sentetik takviyeden çok daha iyi sonuçlar verebilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktor, &amp;quot;şiddetli baş ağrısı&amp;quot; yaşayanları uyardı: Ölümcül bir beyin bozukluğu işareti olabilir</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/doktor-siddetli-bas-agrisi-yasayanlari-uyardi-olumcul-bir-beyin-bozuklugu-isareti-olabilir</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/doktor-siddetli-bas-agrisi-yasayanlari-uyardi-olumcul-bir-beyin-bozuklugu-isareti-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Baş ağrısı çeken birçok kişinin, nöbetler, idrar tutamama ve yaşam boyu sakatlık gibi ciddi problemlere yol açabilen gizli bir rahatsızlığa sahip olabileceği bildirildi. Doktorlar bu durumu çoğu zaman stres kaynaklı baş ağrılarıyla karıştırabiliyor.Her 1bin kişiden birinde görülebilen Chiari malformasyonu, beynin alt kısmının kafatasından omurilik kanalına doğru itilmesiyle oluşuyor. Durumun şiddeti değişkenlik gösterse de bazı vakalarda omurilikte ciddi hasar oluşabilir, bu da yürüme ve tuvalet kullanımı gibi günlük aktivitelerde zorluklara yol açabilir. Ayrıca, Chiari malformasyonu, yaşamı tehdit edebilecek nöbetlere de neden olabilir.Dr.Elbary, Instagram’da 27.000&#039;den fazla izlenen bir videosunda, baş ağrılarının bu rahatsızlığın belirtisi olup olmadığını nasıl anlayacağımızı açıkladı. Belirgin semptomlar arasında kronik baş ağrısına ek olarak akut atakların da görülmesi yer alıyor.“Hapşırdığınızda, eğildiğinizde ya da öksürdüğünüzde baş ağrıları artıyorsa, baş dönmesi, yutma sorunları, boyun ağrısı, mide bulantısı, uyku güçlüğü ve bazen depresyon gibi belirtilerle karşılaşıyorsanız, bu durumu ciddiye almanız gerekebilir,” diyen Dr. Elbary, geçmeyen baş ağrıları ve ek semptomların varlığında doktora başvurulması gerektiğini belirtti.Dr. Elbary, MRI taramalarının eksikliğinin, hastalığın teşhisinin yapılmasını engellediğini vurguladı. Özellikle Chiari malformasyonu gibi hastalıkların çoğu, erişkinlik dönemine kadar teşhis edilmeden kalabiliyor. Dr. Elbary, bu hastalığın teşhisinde kullanılan MRI taramalarının eksikliğinin pek çok hastanın tedavi edilmeden kaldığını ifade etti.Dr. Elbary, hastalığın tedavisinin semptomları yönetmeye yönelik olduğunu, ancak bazı durumlarda cerrahi müdahale gerektiğini de ekledi.Chiari malformasyonunun en ciddi komplikasyonlarından biri de syringomiyeli adı verilen omurilikte sıvı dolu boşlukların gelişmesidir. Bu durum tedavi edilmediği takdirde omuriliğe zarar verebilir. Hastalar, ellerini kullanmada zorluk, yürümede güçlük, ağrı ve mesane kontrolü gibi problemler yaşayabilirler.Chiari malformasyonunun tetiklediği nöbetler, çoğu zaman uyarı vermeksizin aniden başlayabilir ve ciddi yaralanma riskine yol açabilir. Dr. Elbary, bu durumun ‘çok nadir ancak potansiyel olarak tehlikeli’ bir komplikasyon olduğunu vurguladı.Birçok kişi, yıllarca gizli sağlık sorunlarıyla mücadele ettikten sonra Chiari malformasyonu teşhisi alıyor. Charlie Rolstone, televizyon izlerken ve telefonuna bakarken tetiklenen migren ve şiddetli hareket hastalığı gibi semptomlarla karşılaştı. Ancak bu semptomları, &#039;büyüdükçe geçeceğini&#039; düşündü.Fenalaşan Rolstone, hastaneye kaldırıldığında Chiari malformasyonu teşhisi aldı. Rolstone, öksürdüğünde başının arkasında keskin bir ağrı hissettiğini, ancak bu semptomları daha önce &#039;normal&#039; sanıp geçiştirdiğini ifade etti.Baş ağrılarınızın ve diğer belirtilerin gizli bir hastalığın belirtisi olabileceğini unutmamak ve semptomlarınızda değişiklik gördüğünüzde hemen bir doktora başvurmak, sağlığınız açısından oldukça önemli. Dr. Elbary, Chiari malformasyonu gibi nadir ancak potansiyel olarak tehlikeli rahatsızlıkların erken teşhis edilmesinin tedavi sürecini büyük ölçüde kolaylaştıracağını belirtti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CkBgopcd70mHYkEiZEUbZQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktor, şiddetli, baş, ağrısı, yaşayanları, uyardı:, Ölümcül, bir, beyin, bozukluğu, işareti, olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CkBgopcd70mHYkEiZEUbZQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ölümcül bir beyin bozukluğu işareti olabilir"><p>Baş ağrısı çeken birçok kişinin, nöbetler, idrar tutamama ve yaşam boyu sakatlık gibi ciddi problemlere yol açabilen gizli bir rahatsızlığa sahip olabileceği bildirildi. Doktorlar bu durumu çoğu zaman stres kaynaklı baş ağrılarıyla karıştırabiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-d8sAMGuFE-KPPnsPHyWnA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her 1bin kişiden birinde görülebilen Chiari malformasyonu, beynin alt kısmının kafatasından omurilik kanalına doğru itilmesiyle oluşuyor. Durumun şiddeti değişkenlik gösterse de bazı vakalarda omurilikte ciddi hasar oluşabilir, bu da yürüme ve tuvalet kullanımı gibi günlük aktivitelerde zorluklara yol açabilir. Ayrıca, Chiari malformasyonu, yaşamı tehdit edebilecek nöbetlere de neden olabilir.Dr.Elbary, Instagram’da 27.000'den fazla izlenen bir videosunda, baş ağrılarının bu rahatsızlığın belirtisi olup olmadığını nasıl anlayacağımızı açıkladı. Belirgin semptomlar arasında kronik baş ağrısına ek olarak akut atakların da görülmesi yer alıyor.“Hapşırdığınızda, eğildiğinizde ya da öksürdüğünüzde baş ağrıları artıyorsa, baş dönmesi, yutma sorunları, boyun ağrısı, mide bulantısı, uyku güçlüğü ve bazen depresyon gibi belirtilerle karşılaşıyorsanız, bu durumu ciddiye almanız gerekebilir,” diyen Dr. Elbary, geçmeyen baş ağrıları ve ek semptomların varlığında doktora başvurulması gerektiğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YeO2ZGrqPUeyOlVuTf397Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Elbary, MRI taramalarının eksikliğinin, hastalığın teşhisinin yapılmasını engellediğini vurguladı. Özellikle Chiari malformasyonu gibi hastalıkların çoğu, erişkinlik dönemine kadar teşhis edilmeden kalabiliyor. Dr. Elbary, bu hastalığın teşhisinde kullanılan MRI taramalarının eksikliğinin pek çok hastanın tedavi edilmeden kaldığını ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MRJezY_NgkKgBMuPNPAFqQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Elbary, hastalığın tedavisinin semptomları yönetmeye yönelik olduğunu, ancak bazı durumlarda cerrahi müdahale gerektiğini de ekledi.Chiari malformasyonunun en ciddi komplikasyonlarından biri de syringomiyeli adı verilen omurilikte sıvı dolu boşlukların gelişmesidir. Bu durum tedavi edilmediği takdirde omuriliğe zarar verebilir. Hastalar, ellerini kullanmada zorluk, yürümede güçlük, ağrı ve mesane kontrolü gibi problemler yaşayabilirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dA8PC8dCC0aL2oNzr2cx7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Chiari malformasyonunun tetiklediği nöbetler, çoğu zaman uyarı vermeksizin aniden başlayabilir ve ciddi yaralanma riskine yol açabilir. Dr. Elbary, bu durumun ‘çok nadir ancak potansiyel olarak tehlikeli’ bir komplikasyon olduğunu vurguladı.Birçok kişi, yıllarca gizli sağlık sorunlarıyla mücadele ettikten sonra Chiari malformasyonu teşhisi alıyor. Charlie Rolstone, televizyon izlerken ve telefonuna bakarken tetiklenen migren ve şiddetli hareket hastalığı gibi semptomlarla karşılaştı. Ancak bu semptomları, 'büyüdükçe geçeceğini' düşündü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dLC4KwtsFU6LOuhXECD0PA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fenalaşan Rolstone, hastaneye kaldırıldığında Chiari malformasyonu teşhisi aldı. Rolstone, öksürdüğünde başının arkasında keskin bir ağrı hissettiğini, ancak bu semptomları daha önce 'normal' sanıp geçiştirdiğini ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BbYap_7sIEuX8a38EpDc3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Baş ağrılarınızın ve diğer belirtilerin gizli bir hastalığın belirtisi olabileceğini unutmamak ve semptomlarınızda değişiklik gördüğünüzde hemen bir doktora başvurmak, sağlığınız açısından oldukça önemli. Dr. Elbary, Chiari malformasyonu gibi nadir ancak potansiyel olarak tehlikeli rahatsızlıkların erken teşhis edilmesinin tedavi sürecini büyük ölçüde kolaylaştıracağını belirtti.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzman doktor açıkladı: İyileşme süresini hızlandırıyor, öksürüğü kesiyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/uzman-doktor-acikladi-iyilesme-suresini-hizlandiriyor-oeksurugu-kesiyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/uzman-doktor-acikladi-iyilesme-suresini-hizlandiriyor-oeksurugu-kesiyor</guid>
<description><![CDATA[ İlkbahar, doğanın canlandığı ve güneşin kendini daha çok gösterdiği bir dönem olmasına rağmen, soğuk algınlığı virüslerinin de yoğunlaştığı bir mevsim. Eğer şu anda soğuk algınlığınız yoksa, büyük ihtimalle çevrenizde bu durumu yaşayan birini tanıyorsunuzdur. Çoğumuz, soğuk algınlığını sadece kış aylarında beklesek de, yapılan araştırmalar virüslerin sıcak havalarda da etkili olabileceğini ortaya koyuyor. Ilıman havalar, bu virüslerin daha kolay çoğalmasına zemin hazırlarken, güneşin parlamasıyla birlikte daha fazla dışarıda vakit geçiriyoruz ve bu durum, virüslerin yayılmasına yol açabiliyor.Soğuk algınlığı, günlük hayatı zorlaştıran ve kişiyi haftalarca etkisi altına alabilen bir hastalık. Burun tıkanıklığı, boğaz ağrısı, yorgunluk ve öksürük gibi belirtiler, iş, sosyal hayat ve rutin aktiviteler üzerinde büyük bir engel oluşturabiliyor. Peki, soğuk algınlığını hızla atlatmak ve rahatlamak için neler yapabiliriz? Uzmanların önerilerine kulak vermek, iyileşme sürecini hızlandırabilir.Dr. Sherina Fernandes, dinlenmenin bağışıklık sisteminin enfeksiyonlarla savaşabilmesi için gerekli olan proteinleri üretmesini sağladığını belirtiyor. Dr. Fernandes, zihinsel dinlenmenin de iyileşme sürecinde önemli bir rol oynadığını vurguluyor: “Stres, bağışıklık sisteminizi zayıflatabilir ve vücudunuzun soğuk algınlığıyla mücadele etmesini zorlaştırabilir. Bu dönemde rahatlamaya, odaklanmış nefes alma ve sakinleştirici müzik dinlemek gibi aktivitelerle zaman geçirmeye çalışın.”Uyku, iyileşme sürecinde önemli bir diğer faktör. Dr. Fernandes, sekiz saatlik bir uyku düzeninin vücuda iyi geleceğini belirtiyor ve erken yatmanın, iyileşmeye katkı sağlayabileceğini vurguluyor.Soğuk algınlığının süresini kısaltmak için çinko takviyeleri öneriliyor. Çinko, bağışıklık sistemini güçlendiren önemli bir mineral. Dr. Fernandes, çinko takviyelerinin vücudun daha hızlı iyileşmesine yardımcı olabileceğini ifade ediyor. Yapılan bir araştırma, soğuk algınlığının başlangıcında her gün 75-100 mg çinko almanın hastalığın süresini iki gün kadar kısaltabileceğini gösteriyor.Çinko açısından zengin gıdalar arasında et, kümes hayvanları, yumurta, peynir, kabuklu deniz ürünleri, kuruyemişler ve tohumlar yer alıyor. Ayrıca, çinko pastilleri de etkili bir takviye olabilir.Soğuk algınlığı semptomlarını hafifletmek için parasetamol ve ibuprofen gibi reçetesiz ilaçlar kullanılabilir. Dr. Fernandes, bu ilaçların ağrı sinyallerini engelleyerek ve iltihabı azaltarak vücudun virüsle mücadele etmesini kolaylaştırdığını belirtiyor. Ancak, dikkat edilmesi gereken bir nokta da doğru dozajı kullanmak ve aşırı kafein tüketiminden kaçınmaktır.Soğuk algınlığı döneminde, vücudunuzu iyileştiren gıdalara yönelmek çok önemlidir. Şekerli, yağlı ve işlenmiş yiyecekler bağışıklık sisteminizi olumsuz etkileyebilir. Dr. Fernandes, bu tür yiyeceklerden kaçınılması gerektiğini söylüyor. Bunun yerine tavuk çorbası gibi iltihap giderici özelliği olan gıdalara yönelmek, iyileşme sürecine yardımcı olabilir.Alkol, vücudu susuz bırakabilir ve bağışıklık sistemini zayıflatarak iyileşme sürecini uzatabilir. Dr. Fernandes, alkolün soğuk algınlığını daha da kötüleştirebileceğini belirtiyor. Ayrıca, çok fazla çay ve kahve tüketiminden de kaçınılması gerektiğini vurguluyor. Kafein, vücudun susuz kalmasına yol açarak semptomları daha kötü hale getirebilir.Bal, soğuk algınlığına karşı doğal bir tedavi olarak öne çıkıyor. Oxford Üniversitesi&#039;nin yayımladığı bir incelemede, balın öksürük şiddetini önemli ölçüde azalttığı ve doğal özellikleri sayesinde soğuk algınlığının semptomlarına karşı etkili olduğu bulunmuştur. Dr. Fernandes, balın antibakteriyel ve antioksidan etkilerinin, soğuk algınlığının altında yatan nedenlerle mücadele etmeye yardımcı olduğunu söylüyor.Çayınıza bir kaşık bal ekleyerek ya da doğrudan tüketerek bu doğal çözümden faydalanabilirsiniz.Sonuç olarak, soğuk algınlığı döneminde vücudunuzu dinlendirerek, doğru beslenme ve uygun ilaç kullanımına dikkat ederek iyileşme sürecinizi hızlandırabilirsiniz. İlkbahar aylarında daha fazla dışarıda vakit geçirirken, bu virüsleri yaymamaya da özen gösterin. Unutmayın, dinlenmek ve sağlıklı alışkanlıklar geliştirmek, soğuk algınlığının etkilerini en aza indirmede önemli bir rol oynar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lFZTiPL6hEaM23ON5KkQYw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzman, doktor, açıkladı:, İyileşme, süresini, hızlandırıyor, öksürüğü, kesiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lFZTiPL6hEaM23ON5KkQYw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzman doktor açıkladı: İyileşme süresini hızlandırıyor, öksürüğü kesiyor"><p>İlkbahar, doğanın canlandığı ve güneşin kendini daha çok gösterdiği bir dönem olmasına rağmen, soğuk algınlığı virüslerinin de yoğunlaştığı bir mevsim. Eğer şu anda soğuk algınlığınız yoksa, büyük ihtimalle çevrenizde bu durumu yaşayan birini tanıyorsunuzdur. Çoğumuz, soğuk algınlığını sadece kış aylarında beklesek de, yapılan araştırmalar virüslerin sıcak havalarda da etkili olabileceğini ortaya koyuyor. Ilıman havalar, bu virüslerin daha kolay çoğalmasına zemin hazırlarken, güneşin parlamasıyla birlikte daha fazla dışarıda vakit geçiriyoruz ve bu durum, virüslerin yayılmasına yol açabiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mSMwU2cug0-FLEMB7Z1pXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soğuk algınlığı, günlük hayatı zorlaştıran ve kişiyi haftalarca etkisi altına alabilen bir hastalık. Burun tıkanıklığı, boğaz ağrısı, yorgunluk ve öksürük gibi belirtiler, iş, sosyal hayat ve rutin aktiviteler üzerinde büyük bir engel oluşturabiliyor. Peki, soğuk algınlığını hızla atlatmak ve rahatlamak için neler yapabiliriz? Uzmanların önerilerine kulak vermek, iyileşme sürecini hızlandırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zAIQ15EtrEWFNOsXPKCFPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Sherina Fernandes, dinlenmenin bağışıklık sisteminin enfeksiyonlarla savaşabilmesi için gerekli olan proteinleri üretmesini sağladığını belirtiyor. Dr. Fernandes, zihinsel dinlenmenin de iyileşme sürecinde önemli bir rol oynadığını vurguluyor: “Stres, bağışıklık sisteminizi zayıflatabilir ve vücudunuzun soğuk algınlığıyla mücadele etmesini zorlaştırabilir. Bu dönemde rahatlamaya, odaklanmış nefes alma ve sakinleştirici müzik dinlemek gibi aktivitelerle zaman geçirmeye çalışın.”Uyku, iyileşme sürecinde önemli bir diğer faktör. Dr. Fernandes, sekiz saatlik bir uyku düzeninin vücuda iyi geleceğini belirtiyor ve erken yatmanın, iyileşmeye katkı sağlayabileceğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-C15l0uaYUe2xuW6COgEuw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soğuk algınlığının süresini kısaltmak için çinko takviyeleri öneriliyor. Çinko, bağışıklık sistemini güçlendiren önemli bir mineral. Dr. Fernandes, çinko takviyelerinin vücudun daha hızlı iyileşmesine yardımcı olabileceğini ifade ediyor. Yapılan bir araştırma, soğuk algınlığının başlangıcında her gün 75-100 mg çinko almanın hastalığın süresini iki gün kadar kısaltabileceğini gösteriyor.Çinko açısından zengin gıdalar arasında et, kümes hayvanları, yumurta, peynir, kabuklu deniz ürünleri, kuruyemişler ve tohumlar yer alıyor. Ayrıca, çinko pastilleri de etkili bir takviye olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vY4eg2-XVkm4LjfXczGIHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soğuk algınlığı semptomlarını hafifletmek için parasetamol ve ibuprofen gibi reçetesiz ilaçlar kullanılabilir. Dr. Fernandes, bu ilaçların ağrı sinyallerini engelleyerek ve iltihabı azaltarak vücudun virüsle mücadele etmesini kolaylaştırdığını belirtiyor. Ancak, dikkat edilmesi gereken bir nokta da doğru dozajı kullanmak ve aşırı kafein tüketiminden kaçınmaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U582AZg0M0a-dPRL-dDuLQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soğuk algınlığı döneminde, vücudunuzu iyileştiren gıdalara yönelmek çok önemlidir. Şekerli, yağlı ve işlenmiş yiyecekler bağışıklık sisteminizi olumsuz etkileyebilir. Dr. Fernandes, bu tür yiyeceklerden kaçınılması gerektiğini söylüyor. Bunun yerine tavuk çorbası gibi iltihap giderici özelliği olan gıdalara yönelmek, iyileşme sürecine yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WEti-b-INkm6Fg5oUAG19A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alkol, vücudu susuz bırakabilir ve bağışıklık sistemini zayıflatarak iyileşme sürecini uzatabilir. Dr. Fernandes, alkolün soğuk algınlığını daha da kötüleştirebileceğini belirtiyor. Ayrıca, çok fazla çay ve kahve tüketiminden de kaçınılması gerektiğini vurguluyor. Kafein, vücudun susuz kalmasına yol açarak semptomları daha kötü hale getirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wVfXejReZEa3_bhm8jGBvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bal, soğuk algınlığına karşı doğal bir tedavi olarak öne çıkıyor. Oxford Üniversitesi'nin yayımladığı bir incelemede, balın öksürük şiddetini önemli ölçüde azalttığı ve doğal özellikleri sayesinde soğuk algınlığının semptomlarına karşı etkili olduğu bulunmuştur. Dr. Fernandes, balın antibakteriyel ve antioksidan etkilerinin, soğuk algınlığının altında yatan nedenlerle mücadele etmeye yardımcı olduğunu söylüyor.Çayınıza bir kaşık bal ekleyerek ya da doğrudan tüketerek bu doğal çözümden faydalanabilirsiniz.Sonuç olarak, soğuk algınlığı döneminde vücudunuzu dinlendirerek, doğru beslenme ve uygun ilaç kullanımına dikkat ederek iyileşme sürecinizi hızlandırabilirsiniz. İlkbahar aylarında daha fazla dışarıda vakit geçirirken, bu virüsleri yaymamaya da özen gösterin. Unutmayın, dinlenmek ve sağlıklı alışkanlıklar geliştirmek, soğuk algınlığının etkilerini en aza indirmede önemli bir rol oynar.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Magnezyumun faydasını 2 katına çıkarıyor: Bu vitaminlerle birleştirmek etkisini artırıyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/magnezyumun-faydasini-2-katina-cikariyor-bu-vitaminlerle-birlestirmek-etkisini-artiriyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/magnezyumun-faydasini-2-katina-cikariyor-bu-vitaminlerle-birlestirmek-etkisini-artiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Magnezyumu uygun takviyelerle birleştirmek faydalarını gerçekten artırabilir. Bu takviyeler emilimi iyileştirir, kas fonksiyonuna yardımcı olur, stresi en aza indirir ve genel sağlığı destekleyerek daha etkili ve çok yönlü hale getirir. Peki, magnezyumla birlikte hangi vitaminlerin kullanılması gerekir?D vitamini magnezyum emilimine ve kemik, kas ve bağışıklık sistemi sağlığına yardımcı olur. Birlikte kalsiyum kontrolünü artırır, ruh halini iyileştirir ve enerji metabolizmasını optimize eder, bu ikiliyi sağlıklı kemikler, rahatlama ve genel fiziksel performans için olmazsa olmaz hale getirir.B6 vitamini vücudun magnezyumu daha etkili bir şekilde emmesine ve kullanmasına yardımcı olur. Bu kombinasyon nörotransmitter dengesi, stres azaltma ve PMS semptomlarının potansiyel olarak hafifletilmesinin yanı sıra kas onarımı, sağlıklı uyku ve sakin bir sinir sistemi için faydalıdır.Çinko ve magnezyum, bağışıklık tepkisini, kas fonksiyonunu ve iyileşmeyi artırarak birbirini tamamlar. Birlikte, testosteron da dahil olmak üzere hormonların üretimini kolaylaştırırlar, böylece enerji, metabolizma ve atletik performans için gerekli hale gelirler.İyi kemik, sinir ve kas fonksiyonu için magnezyum ve kalsiyumun dengelenmesi gerekir. Magnezyum, hücrelerdeki kalsiyum hareketini kontrol eder, krampları ve spazmları önler ve iyi oranlarda alındığında iyi kasılmaları, kemik gücünü ve kardiyovasküler sağlığı kolaylaştırır.Magnezyumun omega-3&#039;lerle birleştirilmesi anti-inflamatuar faydaları artırır, kas iyileşmesine ve eklem sağlığına yardımcı olur. Bu kombinasyon ağrıyı azaltır, ruh halini iyileştirir, beyin fonksiyonuna yardımcı olur ve aktif, sağlıklı yaşam için gerekli olan sakin, odaklanmış bir durumu teşvik eder.POTASYUMPotasyum ve magnezyum bir araya gelerek kas kasılmalarını kontrol eder ve elektrolit dengesini korur. Bu kombinasyon krampları önler, hidrasyona yardımcı olur ve kalp ritminizi sabit tutar — yüksek yoğunluklu egzersiz veya dayanıklılık sporlarına katılanlar için gereklidir.L-Theanine ve magnezyum derin gevşemeyi ve konsantrasyonu teşvik eder. Bu kombinasyon kaygıyı yatıştırır, uyku kalitesini artırır ve dengeli, huzurlu bir sinir sistemini korur — zirve stres zamanları veya gelişmiş iyileşme için mükemmeldir.Magnezyum bağırsak hareketliliğine yardımcı olurken, probiyotikler bağırsak florasını destekler. Birlikte, besin alımını, hatta magnezyumun kendisini bile artırırlar. Bu dinamik kombinasyon sindirimi kolaylaştırır, iltihabı bastırır ve bağışıklık fonksiyonunu ve zihinsel keskinliği artırır.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın ve bilinçsiz takviye kullanmayın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vd-hwZHQ0E6OlmMQ6fX0hg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Magnezyumun, faydasını, katına, çıkarıyor:, vitaminlerle, birleştirmek, etkisini, artırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vd-hwZHQ0E6OlmMQ6fX0hg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Magnezyumun faydasını 2 katına çıkarıyor"><p>Magnezyumu uygun takviyelerle birleştirmek faydalarını gerçekten artırabilir. Bu takviyeler emilimi iyileştirir, kas fonksiyonuna yardımcı olur, stresi en aza indirir ve genel sağlığı destekleyerek daha etkili ve çok yönlü hale getirir. Peki, magnezyumla birlikte hangi vitaminlerin kullanılması gerekir?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3ixQ9pkoJ0e_Lx0MO5pCYw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>D vitamini magnezyum emilimine ve kemik, kas ve bağışıklık sistemi sağlığına yardımcı olur. Birlikte kalsiyum kontrolünü artırır, ruh halini iyileştirir ve enerji metabolizmasını optimize eder, bu ikiliyi sağlıklı kemikler, rahatlama ve genel fiziksel performans için olmazsa olmaz hale getirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bBeBEUvye0WQk6iki68xxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B6 vitamini vücudun magnezyumu daha etkili bir şekilde emmesine ve kullanmasına yardımcı olur. Bu kombinasyon nörotransmitter dengesi, stres azaltma ve PMS semptomlarının potansiyel olarak hafifletilmesinin yanı sıra kas onarımı, sağlıklı uyku ve sakin bir sinir sistemi için faydalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Z0SgleNH7kePBdiwLPNpOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çinko ve magnezyum, bağışıklık tepkisini, kas fonksiyonunu ve iyileşmeyi artırarak birbirini tamamlar. Birlikte, testosteron da dahil olmak üzere hormonların üretimini kolaylaştırırlar, böylece enerji, metabolizma ve atletik performans için gerekli hale gelirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QzH5vcp7mEyxHDn7Du3-Ig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İyi kemik, sinir ve kas fonksiyonu için magnezyum ve kalsiyumun dengelenmesi gerekir. Magnezyum, hücrelerdeki kalsiyum hareketini kontrol eder, krampları ve spazmları önler ve iyi oranlarda alındığında iyi kasılmaları, kemik gücünü ve kardiyovasküler sağlığı kolaylaştırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0hfbkAC6sEKqLG7zvkatEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyumun omega-3'lerle birleştirilmesi anti-inflamatuar faydaları artırır, kas iyileşmesine ve eklem sağlığına yardımcı olur. Bu kombinasyon ağrıyı azaltır, ruh halini iyileştirir, beyin fonksiyonuna yardımcı olur ve aktif, sağlıklı yaşam için gerekli olan sakin, odaklanmış bir durumu teşvik eder.POTASYUMPotasyum ve magnezyum bir araya gelerek kas kasılmalarını kontrol eder ve elektrolit dengesini korur. Bu kombinasyon krampları önler, hidrasyona yardımcı olur ve kalp ritminizi sabit tutar — yüksek yoğunluklu egzersiz veya dayanıklılık sporlarına katılanlar için gereklidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mbFtH2Jv0k2hcddpPOIVMQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>L-Theanine ve magnezyum derin gevşemeyi ve konsantrasyonu teşvik eder. Bu kombinasyon kaygıyı yatıştırır, uyku kalitesini artırır ve dengeli, huzurlu bir sinir sistemini korur — zirve stres zamanları veya gelişmiş iyileşme için mükemmeldir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dTCIfgb1U0-RKxIBYKZ1Ag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum bağırsak hareketliliğine yardımcı olurken, probiyotikler bağırsak florasını destekler. Birlikte, besin alımını, hatta magnezyumun kendisini bile artırırlar. Bu dinamik kombinasyon sindirimi kolaylaştırır, iltihabı bastırır ve bağışıklık fonksiyonunu ve zihinsel keskinliği artırır.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın ve bilinçsiz takviye kullanmayın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yanlış zamanda kalsiyum mu alıyorsunuz? İşte emilimi artırmak için doğru zaman</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/yanlis-zamanda-kalsiyum-mu-aliyorsunuz-iste-emilimi-artirmak-icin-dogru-zaman</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/yanlis-zamanda-kalsiyum-mu-aliyorsunuz-iste-emilimi-artirmak-icin-dogru-zaman</guid>
<description><![CDATA[ Kalsiyum, güçlü kemikleri korumak, osteoporozu önlemek ve kas kasılması ve sinir iletimi gibi temel vücut fonksiyonlarını desteklemek söz konusu olduğunda başrolde yer alır. Ancak şaşırtıcı bir gerçek var: kalsiyum takviyelerini yanlış zamanda almak, bunların etkinliğini önemli ölçüde azaltabilir. Kalsiyum haplarınızı aklınıza geldikçe alıyorsanız veya bunları yanlış yiyeceklerle veya ilaçlarla birleştiriyorsanız, düşündüğünüz kadarını emmiyor olabilirsiniz. Peki, kalsiyum almak için en iyi zaman ne zamandır?Kalsiyum sadece miktarla ilgili değildir; emilimle ilgilidir. Vücudunuz bir seferde yalnızca sınırlı miktarda kalsiyum emebilir (genellikle yaklaşık 500-600 mg). Tek seferde bundan fazlasını almak kemiklerinize veya vücudunuza fayda sağlamaz; fazlalık, sisteminizden kullanılmadan geçer.Ayrıca, midenizdeki ve kan dolaşımınızdaki belirli durumlar, vücudunuzun herhangi bir zamanda ne kadar kalsiyum emebileceğini belirler. Bunlara mide asidi seviyeleri, D vitamini bulunabilirliği, diğer minerallerin veya ilaçların varlığı, takviyenin yiyecekle birlikte mi yoksa yiyeceksiz mi alındığı dahildir.Günlük toplam ihtiyacınız 1000-1200 mg kalsiyum ise, bunu sabah ve akşam olmak üzere 500-600 mg&#039;lık iki doza bölün. Bu strateji emilimi en üst düzeye çıkarır ve israfı en aza indirir.Kalsiyum, emilim için demirle rekabet eder, bu nedenle kalsiyumu demir açısından zengin yiyeceklerle veya demir takviyeleriyle birleştirmekten kaçının. Her ikisini de kullanıyorsanız, bunları en az iki saat aralıklarla alın.Kalsiyum karbonatın düzgün bir şekilde çözünmesi için mide asidine ihtiyacı vardır. Vücudunuz sindirim sırasında daha fazla asit ürettiği için ana öğünle birlikte almak yardımcı olur. Kahvaltı, öğle yemeği veya akşam yemeği hepsi işe yarayacaktır; sadece bir seferde 500-600 mg&#039;dan fazla almadığınızdan emin olun.Kafein ve çay kalsiyum emilimini engelleyebilir. İdeal olarak, kalsiyum almadan önce sabah kahvenizden sonra 1-2 saat bekleyin.Vücudunuzun kalsiyumu etkili bir şekilde emmesi için D vitaminine ihtiyacı vardır. Takviyenizi ne zaman alırsanız alın, güneşe maruz kalma, beslenme veya takviye yoluyla yeterli D vitamini aldığınızdan emin olun. D vitamini olmadan, kalsiyumun çoğu kullanılmadan gidebilir. Kalsiyum takviyeniz D vitamini içermiyorsa, ayrı bir D vitamini takviyesiyle eşleştirmeyi veya hafif güneşe maruz kaldıktan sonra almayı düşünün.Kalsiyum takviyeleri yalnızca vücudunuzun onları emme kapasitesi kadar etkilidir. Zamanlamaya, türe ve doğru besinlerle eşleştirmeye dikkat ederek günlük takviyenizi uzun vadeli sağlık için süper bir arkadaşa dönüştürebilirsiniz.Yaşlanan kemikler, kas sağlığı veya genel sağlık konusunda endişeleniyor olun, doğru zamanda doğru seçimi yapmak fark yaratır. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Utf9Zwh1tkWuSE6_ZUF7uA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yanlış, zamanda, kalsiyum, alıyorsunuz, İşte, emilimi, artırmak, için, doğru, zaman</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Utf9Zwh1tkWuSE6_ZUF7uA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yanlış zamanda kalsiyum mu alıyorsunuz?"><p>Kalsiyum, güçlü kemikleri korumak, osteoporozu önlemek ve kas kasılması ve sinir iletimi gibi temel vücut fonksiyonlarını desteklemek söz konusu olduğunda başrolde yer alır. Ancak şaşırtıcı bir gerçek var: kalsiyum takviyelerini yanlış zamanda almak, bunların etkinliğini önemli ölçüde azaltabilir. Kalsiyum haplarınızı aklınıza geldikçe alıyorsanız veya bunları yanlış yiyeceklerle veya ilaçlarla birleştiriyorsanız, düşündüğünüz kadarını emmiyor olabilirsiniz. Peki, kalsiyum almak için en iyi zaman ne zamandır?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_4GDCrzoWECFjaEPUyOJbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalsiyum sadece miktarla ilgili değildir; emilimle ilgilidir. Vücudunuz bir seferde yalnızca sınırlı miktarda kalsiyum emebilir (genellikle yaklaşık 500-600 mg). Tek seferde bundan fazlasını almak kemiklerinize veya vücudunuza fayda sağlamaz; fazlalık, sisteminizden kullanılmadan geçer.Ayrıca, midenizdeki ve kan dolaşımınızdaki belirli durumlar, vücudunuzun herhangi bir zamanda ne kadar kalsiyum emebileceğini belirler. Bunlara mide asidi seviyeleri, D vitamini bulunabilirliği, diğer minerallerin veya ilaçların varlığı, takviyenin yiyecekle birlikte mi yoksa yiyeceksiz mi alındığı dahildir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3q2lqT7n5Ua_upQt_hdHFQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günlük toplam ihtiyacınız 1000-1200 mg kalsiyum ise, bunu sabah ve akşam olmak üzere 500-600 mg'lık iki doza bölün. Bu strateji emilimi en üst düzeye çıkarır ve israfı en aza indirir.Kalsiyum, emilim için demirle rekabet eder, bu nedenle kalsiyumu demir açısından zengin yiyeceklerle veya demir takviyeleriyle birleştirmekten kaçının. Her ikisini de kullanıyorsanız, bunları en az iki saat aralıklarla alın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BqdGKunHFEa-y1u7mgPKPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalsiyum karbonatın düzgün bir şekilde çözünmesi için mide asidine ihtiyacı vardır. Vücudunuz sindirim sırasında daha fazla asit ürettiği için ana öğünle birlikte almak yardımcı olur. Kahvaltı, öğle yemeği veya akşam yemeği hepsi işe yarayacaktır; sadece bir seferde 500-600 mg'dan fazla almadığınızdan emin olun.Kafein ve çay kalsiyum emilimini engelleyebilir. İdeal olarak, kalsiyum almadan önce sabah kahvenizden sonra 1-2 saat bekleyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NKGpvdL5CkS3wUlneFJFag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücudunuzun kalsiyumu etkili bir şekilde emmesi için D vitaminine ihtiyacı vardır. Takviyenizi ne zaman alırsanız alın, güneşe maruz kalma, beslenme veya takviye yoluyla yeterli D vitamini aldığınızdan emin olun. D vitamini olmadan, kalsiyumun çoğu kullanılmadan gidebilir. Kalsiyum takviyeniz D vitamini içermiyorsa, ayrı bir D vitamini takviyesiyle eşleştirmeyi veya hafif güneşe maruz kaldıktan sonra almayı düşünün.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i_A8O9dO-kuwg4HXV0Cwwg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalsiyum takviyeleri yalnızca vücudunuzun onları emme kapasitesi kadar etkilidir. Zamanlamaya, türe ve doğru besinlerle eşleştirmeye dikkat ederek günlük takviyenizi uzun vadeli sağlık için süper bir arkadaşa dönüştürebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5tBH83ucgE-vJHvqnGhsQQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaşlanan kemikler, kas sağlığı veya genel sağlık konusunda endişeleniyor olun, doğru zamanda doğru seçimi yapmak fark yaratır. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Akciğeri temizlemenin 8 doğal yolu: Solunum kaslarını güçlendiriyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/akcigeri-temizlemenin-8-dogal-yolu-solunum-kaslarini-guclendiriyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/akcigeri-temizlemenin-8-dogal-yolu-solunum-kaslarini-guclendiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı akciğerleri korumak, özellikle günümüzün kirli atmosferinde genel sağlık için kritik öneme sahiptir. Nefes egzersizleri, bitkisel ilaçlar ve yaşam tarzınızı değiştirmek gibi doğal yollar, uzun vadede akciğerlerinizi kolayca temizleyebilir ve güçlendirebilir.Derin nefes egzersizleri akciğer kapasitesini genişletir, oksijen alımını iyileştirir ve mukus birikimini temizlemeye yardımcı olur. Bunu günlük olarak yapmak akciğer verimliliğini artırır, solunum kaslarını güçlendirir ve genel solunum kalıplarını zamanla doğal ve etkili bir şekilde geliştirir.Yeterli su içmek akciğerlerdeki mukoza zarlarını ince tutar ve akciğerlerin işlevini kolaylaştırır. Uygun hidrasyon ayrıca sıkışmış mukusun gevşemesine ve toksinlerin doğal olarak atılmasına yardımcı olur.Buhar solumak hava yollarını genişletir, balgamı gevşetir ve iltihabı hafifletir. Solunum sorunları veya tıkanıklığı olanlar için anında bir solunum rahatlamasıdır ve tahriş edici maddeleri ve kirleticileri temizleyerek akciğerlerin detoksuna yardımcı olur.Yürüme, yüzme veya bisiklete binme gibi aerobik egzersizler oksijen alımını ve dolaşımı iyileştirerek akciğerleri güçlendirir. Düzenli egzersizler ayrıca akciğerlerin doğal temizliğini uyarır ve zamanla dayanıklılığı ve nefes alma verimliliğini artırır.Çilek, ıspanak ve zerdeçal gibi besinler, akciğerlerdeki iltihaplanma ve oksidatif stresle savaşan antioksidanlar açısından zengindir. Solunum sağlığını destekler ve akciğer dokusunun doğal olarak onarılmasına ve korunmasına yardımcı olur.Kirleticilere, dumana ve alerjenlere maruz kalmayı azaltmak akciğerlerinizi temiz tutar. Kirli ortamlarda maske takmak ve hava temizleyicileri kullanmak toksik maddelerin ve havadaki tahriş edici maddelerin alımını en aza indirir.Belirli pozisyonlarda yatmak, yer çekiminin akciğerlerin çeşitli bölgelerinden mukusu boşaltmasını sağlar. Bu doğal yöntem hava akışını iyileştirir, tıkanıklığı giderir ve özellikle solunum sorunları olan kişiler için daha kolay nefes almayı kolaylaştırır.Zencefil, meyan kökü ve nane gibi bitki çayları doğal iltihap giderici ve balgam söktürücü özelliklere sahiptir. Hava yollarını sakinleştirir, tahrişi hafifletir ve akciğerlerden mukusun atılmasına yardımcı olarak daha sağlıklı ve daha berrak bir nefes almayı sağlar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PWhnkgVHwEm4zin7oTALpA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Akciğeri, temizlemenin, doğal, yolu:, Solunum, kaslarını, güçlendiriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PWhnkgVHwEm4zin7oTALpA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Akciğeri temizlemenin 8 doğal yolu: Solunum kaslarını güçlendiriyor"><p>Sağlıklı akciğerleri korumak, özellikle günümüzün kirli atmosferinde genel sağlık için kritik öneme sahiptir. Nefes egzersizleri, bitkisel ilaçlar ve yaşam tarzınızı değiştirmek gibi doğal yollar, uzun vadede akciğerlerinizi kolayca temizleyebilir ve güçlendirebilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DB3dmpjXHk67kzUIbSGoCg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Derin nefes egzersizleri akciğer kapasitesini genişletir, oksijen alımını iyileştirir ve mukus birikimini temizlemeye yardımcı olur. Bunu günlük olarak yapmak akciğer verimliliğini artırır, solunum kaslarını güçlendirir ve genel solunum kalıplarını zamanla doğal ve etkili bir şekilde geliştirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YXzWFwaGBkyf-fbXWnmZng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeterli su içmek akciğerlerdeki mukoza zarlarını ince tutar ve akciğerlerin işlevini kolaylaştırır. Uygun hidrasyon ayrıca sıkışmış mukusun gevşemesine ve toksinlerin doğal olarak atılmasına yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i8uOSCEsMUS7nX7iUacE_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Buhar solumak hava yollarını genişletir, balgamı gevşetir ve iltihabı hafifletir. Solunum sorunları veya tıkanıklığı olanlar için anında bir solunum rahatlamasıdır ve tahriş edici maddeleri ve kirleticileri temizleyerek akciğerlerin detoksuna yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BimQjn9EVkG2HZMh5yDWaA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yürüme, yüzme veya bisiklete binme gibi aerobik egzersizler oksijen alımını ve dolaşımı iyileştirerek akciğerleri güçlendirir. Düzenli egzersizler ayrıca akciğerlerin doğal temizliğini uyarır ve zamanla dayanıklılığı ve nefes alma verimliliğini artırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aKKI7-vDm0CP5GpAi0f9Zg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çilek, ıspanak ve zerdeçal gibi besinler, akciğerlerdeki iltihaplanma ve oksidatif stresle savaşan antioksidanlar açısından zengindir. Solunum sağlığını destekler ve akciğer dokusunun doğal olarak onarılmasına ve korunmasına yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QgRREPtTm0-moSTjzPVVbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kirleticilere, dumana ve alerjenlere maruz kalmayı azaltmak akciğerlerinizi temiz tutar. Kirli ortamlarda maske takmak ve hava temizleyicileri kullanmak toksik maddelerin ve havadaki tahriş edici maddelerin alımını en aza indirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z7td1iBa2EC9DHhLvGcX6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Belirli pozisyonlarda yatmak, yer çekiminin akciğerlerin çeşitli bölgelerinden mukusu boşaltmasını sağlar. Bu doğal yöntem hava akışını iyileştirir, tıkanıklığı giderir ve özellikle solunum sorunları olan kişiler için daha kolay nefes almayı kolaylaştırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9xgavFUhJUCaIaSf53UXBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zencefil, meyan kökü ve nane gibi bitki çayları doğal iltihap giderici ve balgam söktürücü özelliklere sahiptir. Hava yollarını sakinleştirir, tahrişi hafifletir ve akciğerlerden mukusun atılmasına yardımcı olarak daha sağlıklı ve daha berrak bir nefes almayı sağlar.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu (DEHB) nedir, belirtileri neler?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/dikkat-eksikligihiperaktivite-bozuklugu-dehb-nedir-belirtileri-neler</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/dikkat-eksikligihiperaktivite-bozuklugu-dehb-nedir-belirtileri-neler</guid>
<description><![CDATA[ Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), son yıllarda Türkiye&#039;de hem çocuklar hem de yetişkinler arasında artan bir sağlık sorunu olarak dikkat çekiyor. Uzmanlar, Türkiye&#039;de DEHB&#039;nin çocuklar arasında görülme sıklığının %10 ila %12 arasında olduğunu belirtmektedirler. Peki, Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu (DEHB) nedir, belirtileri neler?Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB ); okul öncesi dönem ve okul çağında belirgin hale gelen, sıklıkla erişkinliğe kadar süren bir bozukluktur.Çocuğun davranışlarını kontrol etmesi ve dikkatini sürdürmesinde sorun vardır. Aşırı hareketlilik yaygın olarak görülür ancak bazı çocuklarda aşırı hareketlilik olmaksızın sadece dikkat sorunları da bulunabilir.Çoğu zaman elleri, ayakları kıpır kıpırdır ya da oturduğu yerde kıpırdanıp durur.Çoğu zaman sınıfta ya da oturması beklenen diğer durumlarda oturduğu yerden kalkar.Çoğu zaman uygunsuz olan durumlarda koşuşturup durur ya da tırmanır.Çoğu zaman sakin bir biçimde, boş zamanları geçirme etkinliklerine katılma ya da oyun oynama zorluğu vardır.Çoğu zaman hareket halindedir ya da bir motor tarafından sürülüyormuş gibi davranır.Çoğu zaman çok konuşur.Çoğu zaman soru tamamlanmadan hemen cevabı verir.Çoğu zaman sırasını bekleme güçlüğü vardır.Çoğu zaman başkalarının sözünü keser ya da yaptıklarının arasına girer.Çoğu zaman dikkatini ayrıntılara veremez ya da okul ödevlerinde, işlerinde ya da diğer etkinliklerinde dikkatsizce hatalar yapar.Çoğu zaman üzerine aldığı görevlerde ya da oynadığı etkinliklerde dikkati dağılır.Doğrudan kendisiyle konuşulduğunda çoğu zaman dinlemiyormuş gibi görünür.Çoğu zaman yönergeleri izlemez ve okul ödevleri, ufak tefek işleri ya da işyerindeki görevlerini tamamlayamaz.Çoğu zaman üzerine aldığı görevleri ve etkinlikleri düzenlemekte zorluk çeker.Çoğu zaman sürekli zihinsel çabayı gerektiren görevlerden kaçınır, bunları sevmez ya da bunlarda yer almaya karşı isteksizdir.Çoğu zaman üzerine aldığı görevler ya da etkinlikler için gerekli olanları kaybeder.Çoğu zaman dikkati dış uyaranlarla kolaylıkla dağılır.Günlük etkinliklerde çoğu zaman unutkandır.Belirtilerden yalnızca birinin olması tek başına DEHB tanısı koymak için yeterli değildir. Bahsi geçen belirtilerden DSM 5’e göre teşhis konulabilmesi için çocuklarda 6 ya da daha fazla bulgu, 17 yaş sonrası için en az 5 bulgu olması gerekmektedir. Bu sebeple anne-babalar ve öğretmenler çocukları iyi gözlemlemelidir. Bazı anne-babalarda her hareketli çocuğu “hiperaktif” olarak etiketleme eğilimi bulunurken bazı anne-babalarda ise çocuğunu tembel, umursamaz veya ilgisiz olarak değerlendirip görmezden gelme görülebilmektedir. Eğer çocuğunuzda bahsedilen belirtilerden bazıları yoğun olarak bulunuyorsa ve bu belirtiler okul, ev ortamı gibi birden fazla ortamda görülüyorsa kendi başınıza tanı koymak yerine, ayrıntı değerlendirme ve uzman görüşü için en yakın Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Uzmanına başvurunuz!Unutulmamalıdır ki, DEHB uygulanan tedaviye çok iyi yanıt veren bir bozuktur. Buna karşın tedavi edilmediğinde çocuklarda, zihinsel becerileri yeterince kullanamama ve dolayısıyla okul başarısında düşme, günlük yaşama adaptasyon sorunları gibi birçok problem ortaya çıkabilmektedir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TwMch7t5t0KKDApH7nDEOg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 12:06:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dikkat, eksikliğihiperaktivite, bozukluğu, DEHB, nedir, belirtileri, neler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TwMch7t5t0KKDApH7nDEOg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu (DEHB) nedir, belirtileri neler?"><p>Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), son yıllarda Türkiye'de hem çocuklar hem de yetişkinler arasında artan bir sağlık sorunu olarak dikkat çekiyor. Uzmanlar, Türkiye'de DEHB'nin çocuklar arasında görülme sıklığının %10 ila %12 arasında olduğunu belirtmektedirler. Peki, Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu (DEHB) nedir, belirtileri neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5I1mnQAvm0WdWsYruvqjpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB ); okul öncesi dönem ve okul çağında belirgin hale gelen, sıklıkla erişkinliğe kadar süren bir bozukluktur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/StMvIIpmX0yqhJVOphAq-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çocuğun davranışlarını kontrol etmesi ve dikkatini sürdürmesinde sorun vardır. Aşırı hareketlilik yaygın olarak görülür ancak bazı çocuklarda aşırı hareketlilik olmaksızın sadece dikkat sorunları da bulunabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pWVJ4W6UREuchWn2q7fauQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çoğu zaman elleri, ayakları kıpır kıpırdır ya da oturduğu yerde kıpırdanıp durur.Çoğu zaman sınıfta ya da oturması beklenen diğer durumlarda oturduğu yerden kalkar.Çoğu zaman uygunsuz olan durumlarda koşuşturup durur ya da tırmanır.Çoğu zaman sakin bir biçimde, boş zamanları geçirme etkinliklerine katılma ya da oyun oynama zorluğu vardır.Çoğu zaman hareket halindedir ya da bir motor tarafından sürülüyormuş gibi davranır.Çoğu zaman çok konuşur.Çoğu zaman soru tamamlanmadan hemen cevabı verir.Çoğu zaman sırasını bekleme güçlüğü vardır.Çoğu zaman başkalarının sözünü keser ya da yaptıklarının arasına girer.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jZH6dYmVfkOWQJGcGxqQOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çoğu zaman dikkatini ayrıntılara veremez ya da okul ödevlerinde, işlerinde ya da diğer etkinliklerinde dikkatsizce hatalar yapar.Çoğu zaman üzerine aldığı görevlerde ya da oynadığı etkinliklerde dikkati dağılır.Doğrudan kendisiyle konuşulduğunda çoğu zaman dinlemiyormuş gibi görünür.Çoğu zaman yönergeleri izlemez ve okul ödevleri, ufak tefek işleri ya da işyerindeki görevlerini tamamlayamaz.Çoğu zaman üzerine aldığı görevleri ve etkinlikleri düzenlemekte zorluk çeker.Çoğu zaman sürekli zihinsel çabayı gerektiren görevlerden kaçınır, bunları sevmez ya da bunlarda yer almaya karşı isteksizdir.Çoğu zaman üzerine aldığı görevler ya da etkinlikler için gerekli olanları kaybeder.Çoğu zaman dikkati dış uyaranlarla kolaylıkla dağılır.Günlük etkinliklerde çoğu zaman unutkandır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WK4yerRXIEyuQ0b6T49hGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Belirtilerden yalnızca birinin olması tek başına DEHB tanısı koymak için yeterli değildir. Bahsi geçen belirtilerden DSM 5’e göre teşhis konulabilmesi için çocuklarda 6 ya da daha fazla bulgu, 17 yaş sonrası için en az 5 bulgu olması gerekmektedir. Bu sebeple anne-babalar ve öğretmenler çocukları iyi gözlemlemelidir. Bazı anne-babalarda her hareketli çocuğu “hiperaktif” olarak etiketleme eğilimi bulunurken bazı anne-babalarda ise çocuğunu tembel, umursamaz veya ilgisiz olarak değerlendirip görmezden gelme görülebilmektedir. Eğer çocuğunuzda bahsedilen belirtilerden bazıları yoğun olarak bulunuyorsa ve bu belirtiler okul, ev ortamı gibi birden fazla ortamda görülüyorsa kendi başınıza tanı koymak yerine, ayrıntı değerlendirme ve uzman görüşü için en yakın Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Uzmanına başvurunuz!</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6A6CSEfQnEmdX3SzhXlaEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Unutulmamalıdır ki, DEHB uygulanan tedaviye çok iyi yanıt veren bir bozuktur. Buna karşın tedavi edilmediğinde çocuklarda, zihinsel becerileri yeterince kullanamama ve dolayısıyla okul başarısında düşme, günlük yaşama adaptasyon sorunları gibi birçok problem ortaya çıkabilmektedir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kıl dönmesi kâbusu oldu, 9 kez ameliyat geçirdi: 19 yaşındaki genç aylarca yatağa bağlı kaldı</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/kil-doenmesi-kabusu-oldu-9-kez-ameliyat-gecirdi-19-yasindaki-genc-aylarca-yataga-bagli-kaldi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/kil-doenmesi-kabusu-oldu-9-kez-ameliyat-gecirdi-19-yasindaki-genc-aylarca-yataga-bagli-kaldi</guid>
<description><![CDATA[ Avustralyalı Dylan Conway, küçük bir kıl dönmesiyle başlayan sağlık sorununun hayatını nasıl derinden etkilediğini anlattı. 19 yaşında pilonidal sinüs hastalığına yakalanan Conway, tam 14 ay boyunca yatağa bağlı kalmak zorunda kaldı ve dokuz kez ameliyat masasına yattı. Basit bir rahatsızlık gibi görünen bu durum, onun için yıllarca süren bir kâbusa dönüştü.Pilonidal sinüs, kuyruk sokumunda oluşan küçük bir delik veya tünel olarak tanımlanıyor. Cilt tahrişi ya da deri altına gömülen kıllar nedeniyle ortaya çıkan bu hastalık, enfekte olduğunda şiddetli ağrılara yol açabiliyor. Conway&#039;in yaşadığı durum da tam olarak buydu. Eğitimde olduğu sırada, bir sabah sırtının alt kısmında yoğun bir baskı hissiyle uyandığında, bunun hayatını bu denli değiştireceğini hiç tahmin etmemişti.Zamanla rahatsızlığı şiddetlendi ve ameliyat kaçınılmaz hale geldi. Ancak iyileşme süreci umduğundan çok daha zorlu geçti. Dokuz kez ameliyat olan Conway, bu süreçte 14 ay boyunca yatağa bağımlı hale geldi. Ne yürüyebildi ne de sosyal hayatına devam edebildi.Geçirdiği ameliyatlar sırasında vücudundan büyük doku parçaları çıkarılan Conway, özellikle dördüncü ameliyatından sonra büyük bir şok yaşadı. Sırtındaki yaranın futbol topu büyüklüğünde olduğunu gören genç adam, bunun bile iyileşmesi için yeterli olmadığını öğrenince umutsuzluğa kapıldı. Bir ameliyatın başarısız olması, onun için bir diğerini zorunlu kılıyordu.Bu süreç yalnızca fiziksel değil, psikolojik olarak da onu derinden etkiledi. Conway, umutsuzluğa kapıldığı dönemde kitaplarla yeniden hayata tutundu. Zorlukları aşan insanların hikâyelerini okumak ona ilham verdi ve zamanla kitaplar en büyük motivasyon kaynağı haline geldi.Kitapların gücünü keşfeden Conway, yaşadığı deneyimi başkalarına da ilham kaynağı haline getirmeye karar verdi. 2020 yılında bir yardım kuruluşu kurarak hastanelere ve gazilere özel merkezlere kütüphaneler kurmaya başladı. Projenin amacı, zor zamanlar geçiren insanlara ilham verecek kitaplara erişim sağlamaktı.Son ameliyatında kuyruk sokumunun büyük bir kısmının alındığını belirten Conway, artık fiziksel görüntüsünü önemsemediğini söylüyor. &quot;Önemli olan tekrar yürüyebilmek, dışarı çıkabilmek ve sevdiklerimle vakit geçirebilmek&quot; diyen Conway, yaşadığı zorlu sürecin sonunda tekrar hayata tutunmayı başardı. &quot;Eğer bu hastalıkla bir kez daha karşılaşsam, artık nasıl başa çıkacağımı biliyorum&quot; diyerek yaşadığı mücadeleyi bir umut hikâyesine dönüştürüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cBz53E8PwEm5pAyzMx_Vng.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:45:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kıl, dönmesi, kâbusu, oldu, kez, ameliyat, geçirdi:, yaşındaki, genç, aylarca, yatağa, bağlı, kaldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cBz53E8PwEm5pAyzMx_Vng.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kıl dönmesi kâbusu oldu, 9 kez ameliyat geçirdi: 19 yaşındaki genç aylarca yatağa bağlı kaldı"><p>Avustralyalı Dylan Conway, küçük bir kıl dönmesiyle başlayan sağlık sorununun hayatını nasıl derinden etkilediğini anlattı. 19 yaşında pilonidal sinüs hastalığına yakalanan Conway, tam 14 ay boyunca yatağa bağlı kalmak zorunda kaldı ve dokuz kez ameliyat masasına yattı. Basit bir rahatsızlık gibi görünen bu durum, onun için yıllarca süren bir kâbusa dönüştü.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g8_Yo2md6EudhKcPgU7utQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pilonidal sinüs, kuyruk sokumunda oluşan küçük bir delik veya tünel olarak tanımlanıyor. Cilt tahrişi ya da deri altına gömülen kıllar nedeniyle ortaya çıkan bu hastalık, enfekte olduğunda şiddetli ağrılara yol açabiliyor. Conway'in yaşadığı durum da tam olarak buydu. Eğitimde olduğu sırada, bir sabah sırtının alt kısmında yoğun bir baskı hissiyle uyandığında, bunun hayatını bu denli değiştireceğini hiç tahmin etmemişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I-b_xzi-C0eymH4LDCeCWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zamanla rahatsızlığı şiddetlendi ve ameliyat kaçınılmaz hale geldi. Ancak iyileşme süreci umduğundan çok daha zorlu geçti. Dokuz kez ameliyat olan Conway, bu süreçte 14 ay boyunca yatağa bağımlı hale geldi. Ne yürüyebildi ne de sosyal hayatına devam edebildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1WZM1_qSpk63fOAMZvcrcQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçirdiği ameliyatlar sırasında vücudundan büyük doku parçaları çıkarılan Conway, özellikle dördüncü ameliyatından sonra büyük bir şok yaşadı. Sırtındaki yaranın futbol topu büyüklüğünde olduğunu gören genç adam, bunun bile iyileşmesi için yeterli olmadığını öğrenince umutsuzluğa kapıldı. Bir ameliyatın başarısız olması, onun için bir diğerini zorunlu kılıyordu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AmZSzqfS1kGQ-9Qxm3Uivg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu süreç yalnızca fiziksel değil, psikolojik olarak da onu derinden etkiledi. Conway, umutsuzluğa kapıldığı dönemde kitaplarla yeniden hayata tutundu. Zorlukları aşan insanların hikâyelerini okumak ona ilham verdi ve zamanla kitaplar en büyük motivasyon kaynağı haline geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qsEJsxMnzEysxOvQWv2S4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kitapların gücünü keşfeden Conway, yaşadığı deneyimi başkalarına da ilham kaynağı haline getirmeye karar verdi. 2020 yılında bir yardım kuruluşu kurarak hastanelere ve gazilere özel merkezlere kütüphaneler kurmaya başladı. Projenin amacı, zor zamanlar geçiren insanlara ilham verecek kitaplara erişim sağlamaktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vRuY2D3osUWFTBGbddfhZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son ameliyatında kuyruk sokumunun büyük bir kısmının alındığını belirten Conway, artık fiziksel görüntüsünü önemsemediğini söylüyor. "Önemli olan tekrar yürüyebilmek, dışarı çıkabilmek ve sevdiklerimle vakit geçirebilmek" diyen Conway, yaşadığı zorlu sürecin sonunda tekrar hayata tutunmayı başardı. "Eğer bu hastalıkla bir kez daha karşılaşsam, artık nasıl başa çıkacağımı biliyorum" diyerek yaşadığı mücadeleyi bir umut hikâyesine dönüştürüyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>33 yaşındaki kadın bu belirtiyle doktora gitti: Yıkıcı gerçekle yüzleşti; meğer kansermiş</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/33-yasindaki-kadin-bu-belirtiyle-doktora-gitti-yikici-gercekle-yuzlesti-meger-kansermis</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/33-yasindaki-kadin-bu-belirtiyle-doktora-gitti-yikici-gercekle-yuzlesti-meger-kansermis</guid>
<description><![CDATA[ 33 yaşındaki Emily Campbell, yaşadığı şişkinlik sorunlarının ciddi bir hastalığın belirtisi olabileceğini hiç tahmin etmemişti. 33 yaşındaki genç kadın, Aralık 2022&#039;de karnının aşırı şiştiğini ve neredeyse yedi aylık hamile gibi görünmeye başladığını fark edince hastaneye gitti ve hayatını değiştiren gerçekle yüzleşti.DailyMail&#039;de yer alan habere göre doktorlar, Campbell&#039;ın gluten intoleransı nedeniyle kabızlık çektiğini ve fazla stresli olduğunu söyledi. Ancak zamanla şişkinlik kötü bir hale gelince ultrason talep etti. Yapılan tetkikler sonucunda pelvik bölgesinde büyük bir kitle olduğu ortaya çıktı.Biyopsi sonucunda ise yıkıcı gerçekle yüzleşti: Yumurtalık kanseri. Bu hastalık genellikle ileri yaştaki kadınlarda sık görülüyordu.Campbell, kitlenin alınması için ameliyata girdi ancak cerrahlar, kanserin kalın bağırsağı ve mesane dahil olmak üzere birçok organa yayıldığını gördüler. Ameliyat sonrası uyandığında, eşi Chris&#039;ten gerçeği öğrendi:&quot;Rahmim, yumurtalıklarım, fallop tüpülerim, serviksim ve apandisitim alınmıştı,&quot; diye anlattı The Mirror&#039;a verdiği röportajda.Bu operasyonun sonucu olarak Campbell, artık çocuk sahibi olamayacağını da öğrendi.Yapılan testler, Campbell&#039;ın hastalığın nadir görülen türüyle mücadele ettiğini ortaya koydu. Bu tür, genellikle 20-40 yaş arası kadınlarda görülse de kemoterapiye iyi yanıt vermeyen bir yapıya sahipti. Bu nedenle Campbell, tedavi seçeneği olarak ameliyatı tercih etti.Campbell, tedavi süreci boyunca her 90 gün içinde kan testleri ve altı ayda bir tarama yaptırdığını belirtti. &quot;Kanser 10 hatta 20 yıl sonra bile geri dönebilir&quot; diyerek hastalığın tekrarlama riskine dikkat çekti. Ayrıca, kadın hormonlarını engellemeyi amaçlayan ve meme kanseri hastaları için geliştirilmiş bir ilacı kullanmaya başladı.Bu süreç, Campbell ve eşi Chris&#039;i yumurtalık kanserine dair farkındalık yaratmaya ve hastalığın nadir türleriyle ilgili araştırmaları desteklemeye yöneltti. Bu amaca hizmet etmek için bir yardım kuruluşu hayata geçirdi. Organizasyon, şu ana kadar 1,5 milyon dolar (yaklaşık 1,2 milyon sterlin) bağış toplayarak araştırmalara katkıda bulundu.Cancer Research UK&#039;ye göre, Birleşik Krallık&#039;ta her yıl 7.500&#039;den fazla kadına yumurtalık kanseri teşhis edilirken, hastalık nedeniyle yılda 4.000 kadın hayatını kaybediyor.Yumurtalık kanserinin belirtileri arasında şişkinlik, karın ağrısı, iştahsızlık, sık idrara çıkma ihtiyacı, hazımsızlık, kabızlık veya ishal, sırt ağrısı, yorgunluk ve açıklanamayan kilo kaybı gibi semptomların bulunduğu belirtiliyor.Erken teşhis hayat kurtarabilir, bu nedenle bu belirtilere sahip olan kadınların vakit kaybetmeden doktora başvurması öneriliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jqws9x2IKEGiWovLG-MtbQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:45:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, kadın, belirtiyle, doktora, gitti:, Yıkıcı, gerçekle, yüzleşti, meğer, kansermiş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jqws9x2IKEGiWovLG-MtbQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="33 yaşındaki kadın bu belirtiyle doktora gitti: Yıkıcı gerçekle yüzleşti; meğer kansermiş"><p>33 yaşındaki Emily Campbell, yaşadığı şişkinlik sorunlarının ciddi bir hastalığın belirtisi olabileceğini hiç tahmin etmemişti. 33 yaşındaki genç kadın, Aralık 2022'de karnının aşırı şiştiğini ve neredeyse yedi aylık hamile gibi görünmeye başladığını fark edince hastaneye gitti ve hayatını değiştiren gerçekle yüzleşti.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NmBXL3oCLEGJp9VhW9MGSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DailyMail'de yer alan habere göre doktorlar, Campbell'ın gluten intoleransı nedeniyle kabızlık çektiğini ve fazla stresli olduğunu söyledi. Ancak zamanla şişkinlik kötü bir hale gelince ultrason talep etti. Yapılan tetkikler sonucunda pelvik bölgesinde büyük bir kitle olduğu ortaya çıktı.Biyopsi sonucunda ise yıkıcı gerçekle yüzleşti: Yumurtalık kanseri. Bu hastalık genellikle ileri yaştaki kadınlarda sık görülüyordu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3CxGyY1mxE64Ge2ynCO-rw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Campbell, kitlenin alınması için ameliyata girdi ancak cerrahlar, kanserin kalın bağırsağı ve mesane dahil olmak üzere birçok organa yayıldığını gördüler. Ameliyat sonrası uyandığında, eşi Chris'ten gerçeği öğrendi:"Rahmim, yumurtalıklarım, fallop tüpülerim, serviksim ve apandisitim alınmıştı," diye anlattı The Mirror'a verdiği röportajda.Bu operasyonun sonucu olarak Campbell, artık çocuk sahibi olamayacağını da öğrendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ofiol535K0uFo605RSXImQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapılan testler, Campbell'ın hastalığın nadir görülen türüyle mücadele ettiğini ortaya koydu. Bu tür, genellikle 20-40 yaş arası kadınlarda görülse de kemoterapiye iyi yanıt vermeyen bir yapıya sahipti. Bu nedenle Campbell, tedavi seçeneği olarak ameliyatı tercih etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vHhjdjVJwUi5QDsoWFj5SA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Campbell, tedavi süreci boyunca her 90 gün içinde kan testleri ve altı ayda bir tarama yaptırdığını belirtti. "Kanser 10 hatta 20 yıl sonra bile geri dönebilir" diyerek hastalığın tekrarlama riskine dikkat çekti. Ayrıca, kadın hormonlarını engellemeyi amaçlayan ve meme kanseri hastaları için geliştirilmiş bir ilacı kullanmaya başladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a1atNHcIcEm_bkd3IV-ySQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu süreç, Campbell ve eşi Chris'i yumurtalık kanserine dair farkındalık yaratmaya ve hastalığın nadir türleriyle ilgili araştırmaları desteklemeye yöneltti. Bu amaca hizmet etmek için bir yardım kuruluşu hayata geçirdi. Organizasyon, şu ana kadar 1,5 milyon dolar (yaklaşık 1,2 milyon sterlin) bağış toplayarak araştırmalara katkıda bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b9VzH4XrDE2Pg5SNb2Dm2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cancer Research UK'ye göre, Birleşik Krallık'ta her yıl 7.500'den fazla kadına yumurtalık kanseri teşhis edilirken, hastalık nedeniyle yılda 4.000 kadın hayatını kaybediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mVN_RWMBUkmNZCftSR37aA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurtalık kanserinin belirtileri arasında şişkinlik, karın ağrısı, iştahsızlık, sık idrara çıkma ihtiyacı, hazımsızlık, kabızlık veya ishal, sırt ağrısı, yorgunluk ve açıklanamayan kilo kaybı gibi semptomların bulunduğu belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fYrxoNew7kybuxRzvs-T2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erken teşhis hayat kurtarabilir, bu nedenle bu belirtilere sahip olan kadınların vakit kaybetmeden doktora başvurması öneriliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sarı serumla gelen ölüm: Başsavcılık soruşturma izni istedi</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/sari-serumla-gelen-oelum-bassavcilik-sorusturma-izni-istedi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/sari-serumla-gelen-oelum-bassavcilik-sorusturma-izni-istedi</guid>
<description><![CDATA[ Ayfonkarahisar&#039;da boğaz ağrısı şikayetiyle başvurduğu özel klinikte sarı serum takılan Mehmet Gündoğan, hayatını kaybetmişti. Sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunan eşi Songül Gündoğan, serum takıldıktan 20 saat içinde eşinin hayatını kaybettiğini dile getirdi. Başsavcılık, Sağlık Bakanlığı&#039;ndan soruşturma izni istedi.Afyonkarahisar&#039;da yaşayan iki çocuk babası Mehmet Gündoğan, 13 Ocak&#039;ta boğaz ağrısı şikayetiyle özel bir kliniğe gitti. İddiaya göre, burada Mehmet Gündoğan&#039;a damar yolu açılarak, &#039;sarı serum&#039; olarak bilinen serum verilmeye başlandı, Sağlık görevlileri iki farklı serum daha hazırladı. İkinci serumun bitmesine yakın nefes almakta güçlük çeken Gündoğan&#039;ın durumu ağırlaştı. Klinikte görevli doktor ve çalışanların Gündoğan&#039;a müdahalesi yetersiz kaldı.HAYATINI KAYBETTİ  Mehmet Gündoğan, 112 Acil Çağrı Merkezi aracılığıyla çağrılan ambulansla Afyonkarahisar Devlet Hastanesi&#039;ne götürüldü. Yoğun bakıma alınan Gündoğan, 20 saat süren yaşam mücadelesini kaybetti.  Mehmet Gündoğan&#039;ın eşi Songül Gündoğan, avukatı aracılığıyla olayın sorumlusu oldukları gerekçesiyle klinikteki doktor ve görevliler hakkında suç duyurusunda bulundu.&quot;20 SAATTE EŞİMİ KAYBETTİK&quot;  Mehmet Gündoğan&#039;ın eşi Songül Gündoğan, ikinci serum verildiğinde eşinin nefes alamadığını, kalbinin durduğunu söyledi.  Eşinin ambulansla başka bir hastanenin yoğun bakım servisine kaldırıldığını belirten Gündoğan, &quot;Doktor eşimin ciğerlerinin bittiğini ve beynine ödem attığını söyledi. İlk müdahaleyi zamanında yapmadıkları için 20 saatte eşimi kaybettik.&quot; diye konuştu.  BAŞSAVCILIK BAKANLIKTAN SORUŞTURMA İZNİ İSTEDİ  Başsavcılık da Sağlık Bakanlığı&#039;ndan kliniğe ilişkin soruşturma izin talebinde bulundu. Klinikten alınan başka bir sarı serum örneği, incelenmek üzere Adli Tıp Kurumu&#039;na gönderildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/82sU7ooREEC8u4dyIgM7iQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:45:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sarı, serumla, gelen, ölüm:, Başsavcılık, soruşturma, izni, istedi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/82sU7ooREEC8u4dyIgM7iQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sarı serumla gelen ölüm: Başsavcılık soruşturma izni istedi"><p>Ayfonkarahisar'da boğaz ağrısı şikayetiyle başvurduğu özel klinikte sarı serum takılan Mehmet Gündoğan, hayatını kaybetmişti. Sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunan eşi Songül Gündoğan, serum takıldıktan 20 saat içinde eşinin hayatını kaybettiğini dile getirdi. Başsavcılık, Sağlık Bakanlığı'ndan soruşturma izni istedi.</p><p>Afyonkarahisar'da yaşayan iki çocuk babası Mehmet Gündoğan, 13 Ocak'ta boğaz ağrısı şikayetiyle özel bir kliniğe gitti. </p><p>İddiaya göre, burada Mehmet Gündoğan'a damar yolu açılarak, 'sarı serum' olarak bilinen serum verilmeye başlandı, Sağlık görevlileri iki farklı serum daha hazırladı. </p><p>İkinci serumun bitmesine yakın nefes almakta güçlük çeken Gündoğan'ın durumu ağırlaştı. Klinikte görevli doktor ve çalışanların Gündoğan'a müdahalesi yetersiz kaldı.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9LYiWbXRPEy2Cl--y8ajrw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p><strong>HAYATINI KAYBETTİ</strong>  Mehmet Gündoğan, 112 Acil Çağrı Merkezi aracılığıyla çağrılan ambulansla Afyonkarahisar Devlet Hastanesi'ne götürüldü. Yoğun bakıma alınan Gündoğan, 20 saat süren yaşam mücadelesini kaybetti.  Mehmet Gündoğan'ın eşi Songül Gündoğan, avukatı aracılığıyla olayın sorumlusu oldukları gerekçesiyle klinikteki doktor ve görevliler hakkında suç duyurusunda bulundu.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A4wSyXJK8USfGTWQlJxHgA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><strong>"20 SAATTE EŞİMİ KAYBETTİK"</strong>  Mehmet Gündoğan'ın eşi Songül Gündoğan, ikinci serum verildiğinde eşinin nefes alamadığını, kalbinin durduğunu söyledi.  Eşinin ambulansla başka bir hastanenin yoğun bakım servisine kaldırıldığını belirten Gündoğan, "Doktor eşimin ciğerlerinin bittiğini ve beynine ödem attığını söyledi. İlk müdahaleyi zamanında yapmadıkları için 20 saatte eşimi kaybettik." diye konuştu.  <strong>BAŞSAVCILIK BAKANLIKTAN SORUŞTURMA İZNİ İSTEDİ</strong>  Başsavcılık da Sağlık Bakanlığı'ndan kliniğe ilişkin soruşturma izin talebinde bulundu. Klinikten alınan başka bir sarı serum örneği, incelenmek üzere Adli Tıp Kurumu'na gönderildi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp hastalıklarında çığır açan tedavi: Kök hücreden yama</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/kalp-hastaliklarinda-cigir-acan-tedavi-koek-hucreden-yama</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/kalp-hastaliklarinda-cigir-acan-tedavi-koek-hucreden-yama</guid>
<description><![CDATA[ Almanya’daki bilim insanları, kandan alınan ve kök hücreye dönüşebilen kalp kası yamalarıyla kalp yetmezliği tedavisinde önemli bir adım attı. İlk klinik denemelerde umut verici sonuçlar elde edildi.Almanya&#039;da bilim insanları, kandan alınan ve kök hücreye dönüşebilen &quot;kalp kası yamaları&quot;yla kalp hastalıklarının tedavi edilebildiğini ortaya koydu.  Almanya&#039;da Göttingen Üniversitesi Tıp Merkezi&#039;nden bilim insanları, bu tedaviyi önce kalp yetmezliği bulunan maymunlarda denedi, daha sonra 2021&#039;de 46 yaşında olan kadın hastanın kalbi üzerinde çalışma yürüttü.  Geçirdiği kalp krizi sonrası kalp yetmezliği yaşayan hastanın kalbinin dış yüzeyine 400 milyon hücreden oluşan 10 kas dokusu yerleştiren araştırmacılar, hastanın durumunun 3 ay boyunca stabil kaldığını belirledi.  Bu 3 aylık sürecin sonunda hastanın kalbini inceleyen araştırmacılar, kas yamalarının damarlar oluşturarak kalbe bağlandığını ve kalbin pompalanmasını güvenli şekilde desteklediğini gözlemledi.  Bilim insanları, söz konusu kas dokularının göğüste küçük bir kesiyle kalbin yüzeyine dikildiğini belirtti.  Tedavinin, kalp nakli ihtiyacını tümüyle ortadan kaldırmak için değil, kalp nakli bekleyen hastalara yardımcı olmak için test edildiği vurgulandı.  Aynı tedavi yöntemini 14 hastaya daha uygulayan araştırmacılar, bu yeni yöntemle daha fazla hastayı tedavi etmeyi hedefliyor.  Araştırmanın sonuçları &quot;Nature&quot; dergisinde yayımlandı.  Dünya Sağlık Örgütüne (DSÖ) göre, kalp hastalıkları dünya genelindeki başlıca ölüm nedenlerinden biri olurken, erken teşhisleri tedaviler için önem arz ediyor.  Bilim insanları, uzun yıllardır kök hücreleri veya kök hücreden üretilen kas dokularını kalbe yerleştirmek üzere deneyler yaparken, bu çalışmalar çoğunlukla düzensiz kalp ritmi, tümör oluşumu ve bağışıklık sistemi tarafından reddedilme gibi engellere takılıyordu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q-cNH8cGVkaFjt1Blk7V5g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:45:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, hastalıklarında, çığır, açan, tedavi:, Kök, hücreden, yama</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q-cNH8cGVkaFjt1Blk7V5g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp hastalıklarında çığır açan tedavi: Kök hücreden yama"><p>Almanya’daki bilim insanları, kandan alınan ve kök hücreye dönüşebilen kalp kası yamalarıyla kalp yetmezliği tedavisinde önemli bir adım attı. İlk klinik denemelerde umut verici sonuçlar elde edildi.</p>Almanya'da bilim insanları, kandan alınan ve kök hücreye dönüşebilen "kalp kası yamaları"yla kalp hastalıklarının tedavi edilebildiğini ortaya koydu.  Almanya'da Göttingen Üniversitesi Tıp Merkezi'nden bilim insanları, bu tedaviyi önce kalp yetmezliği bulunan maymunlarda denedi, daha sonra 2021'de 46 yaşında olan kadın hastanın kalbi üzerinde çalışma yürüttü.  Geçirdiği kalp krizi sonrası kalp yetmezliği yaşayan hastanın kalbinin dış yüzeyine 400 milyon hücreden oluşan 10 kas dokusu yerleştiren araştırmacılar, hastanın durumunun 3 ay boyunca stabil kaldığını belirledi.  Bu 3 aylık sürecin sonunda hastanın kalbini inceleyen araştırmacılar, kas yamalarının damarlar oluşturarak kalbe bağlandığını ve kalbin pompalanmasını güvenli şekilde desteklediğini gözlemledi.  Bilim insanları, söz konusu kas dokularının göğüste küçük bir kesiyle kalbin yüzeyine dikildiğini belirtti.  Tedavinin, kalp nakli ihtiyacını tümüyle ortadan kaldırmak için değil, kalp nakli bekleyen hastalara yardımcı olmak için test edildiği vurgulandı.  Aynı tedavi yöntemini 14 hastaya daha uygulayan araştırmacılar, bu yeni yöntemle daha fazla hastayı tedavi etmeyi hedefliyor.  Araştırmanın sonuçları "Nature" dergisinde yayımlandı.  Dünya Sağlık Örgütüne (DSÖ) göre, kalp hastalıkları dünya genelindeki başlıca ölüm nedenlerinden biri olurken, erken teşhisleri tedaviler için önem arz ediyor.  Bilim insanları, uzun yıllardır kök hücreleri veya kök hücreden üretilen kas dokularını kalbe yerleştirmek üzere deneyler yaparken, bu çalışmalar çoğunlukla düzensiz kalp ritmi, tümör oluşumu ve bağışıklık sistemi tarafından reddedilme gibi engellere takılıyordu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Özel hastaneler yönetmeliği değişti: İşletmeden denetlemeye kadar tüm kurallar yeniden düzenlendi</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/ozel-hastaneler-yoenetmeligidegisti-isletmeden-denetlemeye-kadar-tum-kurallar-yeniden-duzenlendi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/ozel-hastaneler-yoenetmeligidegisti-isletmeden-denetlemeye-kadar-tum-kurallar-yeniden-duzenlendi</guid>
<description><![CDATA[ Özel hastaneler yönetmeliği sil baştan yenilendi. Özel hastanelerin işletilmesinden, açılmasından denetimlerine tüm kurallar yeniden düzenlendi. İlgili düzneleme Resmi Gazete&#039;de yayımlandı. Artık sadece kalite standartları değil hastanelerin tıbbi işlemleri de denetlenecek. Özel hastane açmak isteyenlerin yüz kızartıcı suçlar işlememiş olması gerekecek.Özel hastaneler yönetmeliği değiştirilerek Resmi Gazete&#039;de yayımlandı.     Yenidoğan çetesi skandalının ardından özel hastanelerin kuralların, denetimlerinin ve işletmesinin değişmesi bekleniyordu.    Yılda 3 kez yapılan denetimlerde özel hastanlerin sadece kalite standartlarına uygunlukları kontrol edilirken, artık her branş için kurulan komisyon tarafından tıbbi işlemlerin içerikleri de denetime tabi tutulacak.  HASTANELERDE KLİNİKLERİN DEVRİ YASAKLANDI  Özel hastanelerde yataklı servislerin veya klinikler gibi bölümlerin 3. kişilere devri tamamen yasaklandı. Yapılması durumunda hastanenin ruhsatı iptal edilecek.  1219 sayılı Kanun&#039;un 28. maddesinde sayılan suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan hüküm giymiş kişiler, kamu görevinden yasaklı kişiler ile ortaklık yapısında bu kişilerin bulunduğu tüzel kişiler adına özel hastane açılamayacak.AKREDİTASYON BELGESİ ŞARTI GETİRİLDİ  Bütün özel hastanelerin Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü tarafından akredite edilmesi zorunlu hale getirildi. Özel hastaneler, ruhsatlandırıldıkları tarihten itibaren en geç 3 yıl içinde Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsünden (TÜSKA) akreditasyon belgesi alacak. Bu belge 3 yıl geçerli olacak ve denetimlerde her yıl bu belge kontrol edilecek.  Akreditasyon belgesi alamayan hastanelerde, hastaların görebileceği şekilde &quot;Bu hastanenin TÜSKA akreditasyon belgesi yoktur&quot; ibareli bilgilendirme tabelası asılacak.HASTA HAKKI İHLALİ YAPILAN BÖLÜM DURDURULACAK&quot;Kötü muamele&quot; gibi hasta hakkı ihlalinin yapıldığı tespit edilen veya hasta sağlığını ve güvenliğini tehlikeye sokan hizmetin gecikmeksizin derhal durdurulmasını gerektiren acil ve telafisi güç durumların tespiti durumunda, bakanlık kararı üzerine hastanenin ilgili birimi veya tamamının faaliyeti durdurulacak.Özel hastaneler için vatandaşlardan memnuniyet bildirimi alınacak.   Artık özel hastaneler 24 saat hizmet verecek kayıtlı nakil ambulansı bulundurmak zorunda.  Yeni yönetmelikle, 27 Mart 2002 tarihli Özel Hastaneler Yönetmeliği yürürlükten kaldırıldı.  Muayenehanesi olan uzman hekimler, eğer muayenehanelerini kapatırsa hastanelerin ruhsatlı çalışan hekim sayısına ek olarak, kadro şartı aranmaksızın özel hastanelerde çalışabilecek.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CFx2VEAOAUWck7vG0Q3wkQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:45:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Özel, hastaneler, yönetmeliği değişti:, İşletmeden, denetlemeye, kadar, tüm, kurallar, yeniden, düzenlendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CFx2VEAOAUWck7vG0Q3wkQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Özel hastaneler yönetmeliği değişti: İşletmeden denetlemeye kadar tüm kurallar yeniden düzenlendi"><p>Özel hastaneler yönetmeliği sil baştan yenilendi. Özel hastanelerin işletilmesinden, açılmasından denetimlerine tüm kurallar yeniden düzenlendi. İlgili düzneleme Resmi Gazete'de yayımlandı. Artık sadece kalite standartları değil hastanelerin tıbbi işlemleri de denetlenecek. Özel hastane açmak isteyenlerin yüz kızartıcı suçlar işlememiş olması gerekecek.</p><p>Özel hastaneler yönetmeliği değiştirilerek Resmi Gazete'de yayımlandı.     Yenidoğan çetesi skandalının ardından özel hastanelerin kuralların, denetimlerinin ve işletmesinin değişmesi bekleniyordu.    Yılda 3 kez yapılan denetimlerde özel hastanlerin sadece kalite standartlarına uygunlukları kontrol edilirken, artık her branş için kurulan komisyon tarafından tıbbi işlemlerin içerikleri de denetime tabi tutulacak.  </p><p><strong>HASTANELERDE KLİNİKLERİN DEVRİ YASAKLANDI</strong>  Özel hastanelerde yataklı servislerin veya klinikler gibi bölümlerin 3. kişilere devri tamamen yasaklandı. Yapılması durumunda hastanenin ruhsatı iptal edilecek.  </p><p>1219 sayılı Kanun'un 28. maddesinde sayılan suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan hüküm giymiş kişiler, kamu görevinden yasaklı kişiler ile ortaklık yapısında bu kişilerin bulunduğu tüzel kişiler adına özel hastane açılamayacak.</p><p><strong>AKREDİTASYON BELGESİ ŞARTI GETİRİLDİ</strong>  Bütün özel hastanelerin Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü tarafından akredite edilmesi zorunlu hale getirildi. </p><p>Özel hastaneler, ruhsatlandırıldıkları tarihten itibaren en geç 3 yıl içinde Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsünden (TÜSKA) akreditasyon belgesi alacak. Bu belge 3 yıl geçerli olacak ve denetimlerde her yıl bu belge kontrol edilecek.  </p><p>Akreditasyon belgesi alamayan hastanelerde, hastaların görebileceği şekilde "Bu hastanenin TÜSKA akreditasyon belgesi yoktur" ibareli bilgilendirme tabelası asılacak.</p><p><strong>HASTA HAKKI İHLALİ YAPILAN BÖLÜM DURDURULACAK</strong></p><p>"Kötü muamele" gibi hasta hakkı ihlalinin yapıldığı tespit edilen veya hasta sağlığını ve güvenliğini tehlikeye sokan hizmetin gecikmeksizin derhal durdurulmasını gerektiren acil ve telafisi güç durumların tespiti durumunda, bakanlık kararı üzerine hastanenin ilgili birimi veya tamamının faaliyeti durdurulacak.</p><p>Özel hastaneler için vatandaşlardan memnuniyet bildirimi alınacak.   Artık özel hastaneler 24 saat hizmet verecek kayıtlı nakil ambulansı bulundurmak zorunda.  </p><p>Yeni yönetmelikle, 27 Mart 2002 tarihli Özel Hastaneler Yönetmeliği yürürlükten kaldırıldı.  Muayenehanesi olan uzman hekimler, eğer muayenehanelerini kapatırsa hastanelerin ruhsatlı çalışan hekim sayısına ek olarak, kadro şartı aranmaksızın özel hastanelerde çalışabilecek. </p><p><br data-mce-bogus="1"></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sahte raporla ÖTV indirimi ve emeklilik vurgunu: 17 kişi gözaltında</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/sahte-raporla-otv-indirimi-ve-emeklilik-vurgunu-17-kisi-goezaltinda</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/sahte-raporla-otv-indirimi-ve-emeklilik-vurgunu-17-kisi-goezaltinda</guid>
<description><![CDATA[ Bartın&#039;da 17 kişinin gözaltına alındığı sahte rapor operasyonunun ayrıntıları belli oldu. Şüphelilerin nüfuz sahibi oldukları görünümü vererek usulsüz sağlık raporları ile emeklilik işlemleri gerçekleştirdikleri, sahte sağlık raporları temin ederek ÖTV indiriminden faydalandıkları, işe yerleştirme vaadiyle haksız menfaat sağladıkları tespit edildi.Bartın&#039;da iki gün önce şafak vaktinde Bartın ile Amasra ilçesi ve Zonguldak&#039;ın Çaycuma ilçesinde gerçekleştirilen operasyonlarda gözaltına alınan 17 kişi ile ilgili ayrıntılar ortaya çıkmaya başladı. Bartın Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma çerçevesinde gözaltına alınan 17 kişinin kamu ile özel şirketler nezdinde nüfuz sahibi oldukları görünümü vererek, usulsüz sağlık raporları ile emeklilik işlemleri gerçekleştirdikleri, sahte sağlık raporları temin ederek ÖTV indiriminden faydalandıkları, işe yerleştirme vaadiyle haksız menfaat sağladıkları tespit edildi. Soruşturmada gözaltına alınan şüphelilerin &quot;suç işlemek amacıyla örgüt kurma&quot;, &quot;nitelikli dolandırıcılık&quot; ve &quot;resmi belgede sahtecilik&quot; ile suçlandığı öğrenildi.Bartın Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi&#039;nde işlemleri süren zanlıların Bartın Adliyesi&#039;ne sevk edilmeleri bekleniyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4MPUeYnGjkKuW1Kr0KG7SA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:45:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sahte, raporla, ÖTV, indirimi, emeklilik, vurgunu:, kişi, gözaltında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4MPUeYnGjkKuW1Kr0KG7SA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both&ampv=20250128110537867" class="type:primaryImage" alt="Sahte raporla ÖTV indirimi ve emeklilik vurgunu: 17 kişi gözaltında"><p>Bartın'da 17 kişinin gözaltına alındığı sahte rapor operasyonunun ayrıntıları belli oldu. Şüphelilerin nüfuz sahibi oldukları görünümü vererek usulsüz sağlık raporları ile emeklilik işlemleri gerçekleştirdikleri, sahte sağlık raporları temin ederek ÖTV indiriminden faydalandıkları, işe yerleştirme vaadiyle haksız menfaat sağladıkları tespit edildi.</p><p>Bartın'da iki gün önce şafak vaktinde Bartın ile Amasra ilçesi ve Zonguldak'ın Çaycuma ilçesinde gerçekleştirilen operasyonlarda gözaltına alınan 17 kişi ile ilgili ayrıntılar ortaya çıkmaya başladı. </p><p>Bartın Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma çerçevesinde gözaltına alınan 17 kişinin kamu ile özel şirketler nezdinde nüfuz sahibi oldukları görünümü vererek, usulsüz sağlık raporları ile emeklilik işlemleri gerçekleştirdikleri, sahte sağlık raporları temin ederek ÖTV indiriminden faydalandıkları, işe yerleştirme vaadiyle haksız menfaat sağladıkları tespit edildi. </p><p>Soruşturmada gözaltına alınan şüphelilerin "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "nitelikli dolandırıcılık" ve "resmi belgede sahtecilik" ile suçlandığı öğrenildi.</p><p>Bartın Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi'nde işlemleri süren zanlıların Bartın Adliyesi'ne sevk edilmeleri bekleniyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hassas ciltler için nazik dokunuşlar</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/hassas-ciltler-icin-nazik-dokunuslar</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/hassas-ciltler-icin-nazik-dokunuslar</guid>
<description><![CDATA[ Hassas bir cilde sahip olmak, bazen camdan bir tenle yaşamak gibidir. Biraz rüzgâr, sert bir kozmetik ürünü ya da yanlış bir sabun, cildinizin kızarmasına, pul pul dökülmesine ve tahriş olmasına sebep olabilir. Peki, hassas ciltler için en doğru bakım nasıl olmalı? ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/REI7H3QbOUGpWVf469NtzQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:45:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hassas, ciltler, için, nazik, dokunuşlar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/REI7H3QbOUGpWVf469NtzQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Hassas ciltler için nazik dokunuşlar"><p>Hassas bir cilde sahip olmak, bazen camdan bir tenle yaşamak gibidir. Biraz rüzgâr, sert bir kozmetik ürünü ya da yanlış bir sabun, cildinizin kızarmasına, pul pul dökülmesine ve tahriş olmasına sebep olabilir. Peki, hassas ciltler için en doğru bakım nasıl olmalı?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kışın talep yağıyor, fiyatı 280 lirayı buluyor: Ona &amp;quot;doğal vitamin&amp;quot; diyorlar</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/kisin-talep-yagiyor-fiyati-280-lirayi-buluyor-ona-dogal-vitamin-diyorlar</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/kisin-talep-yagiyor-fiyati-280-lirayi-buluyor-ona-dogal-vitamin-diyorlar</guid>
<description><![CDATA[ Sert ve keskin bir aroması olan çörekotu yağı ve çörek otu; vücuda olan faydalarıyla dikkat çekiyor. Kış mevsimi geldiğinde çörekotu yağına talep artıyor. Genellikle gripten korunmak isteyenlerin tercihi oluyor. Soğuk havalarda gripten korunmak isteyenle soluğu aktarda alıyor.Eskişehir&#039;de çörekotu yağı üreticiliği yapan Selim Yalçıner, kışın gelmesi ile birlikte vatandaşların gripten korunmak için çörekotu yağına yöneldiğini belirtti.Çörekotu yağı, kış mevsiminin gelmesi ile popülerliğini arttırdı. Sert ve keskin bir aroması olan çörekotu yağı ve çörek otu; şifalı etkileriyle dikkat çekerek, vatandaşların gözde baharatlarından olmaya devam ediyor.Kışın gripten korunmak isteyen vatandaşlar bağışıklığını güçlendirmek için çörekotu yağı almayı tercih ediyor.Çörekotu yağı üreticisi Selim Yalçıner satışlarının oldukça iyi gittiğini vurgulayarak, “Vatandaşlar çörekotunu doğal vitamin olduğu için tercih ediyor. Satışlarım güzel gidiyor. Özellikle kışın bağışıklık güçlendirici doğal şifa yöntemleri arıyorlar ve bu yağa başvuruyorlar.Çörekotu yağının tadı ne kadar acı olursa o kadar faydalı oluyor. Çörekotunu dükkânımızda müşterilerin gözlerinin önünde çekiyoruz. Müşteriler de izlemeyi seviyor. Dükkân hep kalabalık oluyor diyebilirim. Fiyatlar ise 150 ila 280 lira arasında değişiyor.” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z17z_Pvwo06mdqEMetRlHw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:45:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kışın, talep, yağıyor, fiyatı, 280, lirayı, buluyor:, Ona, doğal, vitamin, diyorlar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z17z_Pvwo06mdqEMetRlHw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kışın talep yağıyor, fiyatı 280 lirayı buluyor: Ona " do vitamin diyorlar><p>Sert ve keskin bir aroması olan çörekotu yağı ve çörek otu; vücuda olan faydalarıyla dikkat çekiyor. Kış mevsimi geldiğinde çörekotu yağına talep artıyor. Genellikle gripten korunmak isteyenlerin tercihi oluyor. Soğuk havalarda gripten korunmak isteyenle soluğu aktarda alıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Do-awehyYk6bOudJJGuanQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eskişehir'de çörekotu yağı üreticiliği yapan Selim Yalçıner, kışın gelmesi ile birlikte vatandaşların gripten korunmak için çörekotu yağına yöneldiğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ATrlIeSg00CnoHL9mAX0PA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çörekotu yağı, kış mevsiminin gelmesi ile popülerliğini arttırdı. Sert ve keskin bir aroması olan çörekotu yağı ve çörek otu; şifalı etkileriyle dikkat çekerek, vatandaşların gözde baharatlarından olmaya devam ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4Z6nAvpmzEOmfMPU6U4_WA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kışın gripten korunmak isteyen vatandaşlar bağışıklığını güçlendirmek için çörekotu yağı almayı tercih ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4LXhI2qbdEyZ6VeE8Cmwnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çörekotu yağı üreticisi Selim Yalçıner satışlarının oldukça iyi gittiğini vurgulayarak, “Vatandaşlar çörekotunu doğal vitamin olduğu için tercih ediyor. Satışlarım güzel gidiyor. Özellikle kışın bağışıklık güçlendirici doğal şifa yöntemleri arıyorlar ve bu yağa başvuruyorlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9igm3L5sWEyJzVPwQLb1kw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çörekotu yağının tadı ne kadar acı olursa o kadar faydalı oluyor. Çörekotunu dükkânımızda müşterilerin gözlerinin önünde çekiyoruz. Müşteriler de izlemeyi seviyor. Dükkân hep kalabalık oluyor diyebilirim. Fiyatlar ise 150 ila 280 lira arasında değişiyor.” dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>En çok 9 ilde yetişiyor, kebabı da yapılıyor: Damak çatlatan lezzeti çok az kişi biliyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/en-cok-9-ilde-yetisiyor-kebabi-da-yapiliyor-damak-catlatan-lezzeti-cok-az-kisi-biliyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/en-cok-9-ilde-yetisiyor-kebabi-da-yapiliyor-damak-catlatan-lezzeti-cok-az-kisi-biliyor</guid>
<description><![CDATA[ Anadolu&#039;nun önemli bölümünde üretilen şeker pancarında hasadın sonuna yaklaşılırken, kırsalda birçok evden eşsiz lezzet &quot;pancar kebabı&quot;nın kokusu yayılıyor.Türkiye&#039;de şeker üretiminin önemli bölümünün karşılandığı pancarda hasat çoğu bölgede sonlanırken, bazı yerlerde az da olsa devam ediyor.Bitkisel Üretim İstatistikleri&#039;ne göre bu yıl 23 milyon ton şeker pancarı rekoltesi bekleniyor. Konya, Kayseri, Eskişehir, Afyonkarahisar, Balıkesir, Uşak, Yozgat, Kars, Kastamonu gibi çok sayıda ilde yetiştirilen ve fabrikalarda şekere dönüştürülen pancarın kırsalda kebabı da yapılıyor.Birçok kişinin nasıl yapıldığını ve damak çatlatan lezzetini bilmediği pancar kebabı, eşsiz lezzeti ve besleyici özellikleriyle dikkati çekiyor. Hasadın sonuna gelindiği bugünlerde özellikle kırsal kesimlerde birçok evden pancar kebabının kokusu yayılıyor. Pancarın haşlaması da tüketiliyor.Şeker pancarı önce üzerindeki toprak ve çamurdan güzelce yıkanarak arındırılıyor. Yanmaz fırın kağıdına ve ardından folyoya sarılan pancar, evlerde kuzine sobanın fırın kısmına atılıyor. Burada 5-6 saat pişirilen şeker pancarı, kebap haline geliyor.Kabuğu temizlenen pancar dilimlenip servis ediliyor. Pancar kebabı, eşsiz lezzete sahip olduğundan yanına üzerine bir şey eklemeden tüketiliyor. Bazı yerlerde pancarı ekmek ya da pide fırınlarına bırakılırken, birçok evde büyük kazanlarda haşlaması yapılıp dilimlenip tüketiliyor.Lif açısından zengin olan ve bazı diyetisyenlerce sağlıklı yaşam için tüketilmesi gereken gıdalar arasında gösterilen şeker pancarı, tansiyon düşürücü etkisiyle öne çıkıyor. Sinir hücrelerine direk etki yaptığından sakinleştirici etkisi bulunan şeker pancarı, kolesterolü düşürmede yardımcı oluyor. Kansızlığı gidermede de yararlı olduğu aktarılan şeker pancarı ayrıca böbreklerin sağlıklı çalışmasına katkı sunuyor, kan basıncını düşürülmesinde önemli rol oynuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-Oe8iI4X3UCZPwPXgiAwtQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:45:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>çok, ilde, yetişiyor, kebabı, yapılıyor:, Damak, çatlatan, lezzeti, çok, kişi, biliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-Oe8iI4X3UCZPwPXgiAwtQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="En çok 9 ilde yetişiyor, kebabı da yapılıyor: Damak çatlatan lezzeti çok az kişi biliyor"><p>Anadolu'nun önemli bölümünde üretilen şeker pancarında hasadın sonuna yaklaşılırken, kırsalda birçok evden eşsiz lezzet "pancar kebabı"nın kokusu yayılıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/me56oK7j9kaqTsfQmXIQhQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkiye'de şeker üretiminin önemli bölümünün karşılandığı pancarda hasat çoğu bölgede sonlanırken, bazı yerlerde az da olsa devam ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4C-EOxazvEGf4bPmZ6Gv7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bitkisel Üretim İstatistikleri'ne göre bu yıl 23 milyon ton şeker pancarı rekoltesi bekleniyor. Konya, Kayseri, Eskişehir, Afyonkarahisar, Balıkesir, Uşak, Yozgat, Kars, Kastamonu gibi çok sayıda ilde yetiştirilen ve fabrikalarda şekere dönüştürülen pancarın kırsalda kebabı da yapılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vpcqnVUwYky1h4P2qoaZug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birçok kişinin nasıl yapıldığını ve damak çatlatan lezzetini bilmediği pancar kebabı, eşsiz lezzeti ve besleyici özellikleriyle dikkati çekiyor. Hasadın sonuna gelindiği bugünlerde özellikle kırsal kesimlerde birçok evden pancar kebabının kokusu yayılıyor. Pancarın haşlaması da tüketiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rBqtRDwKLkCEz1IzMQ4_FQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şeker pancarı önce üzerindeki toprak ve çamurdan güzelce yıkanarak arındırılıyor. Yanmaz fırın kağıdına ve ardından folyoya sarılan pancar, evlerde kuzine sobanın fırın kısmına atılıyor. Burada 5-6 saat pişirilen şeker pancarı, kebap haline geliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/08EPUpbINEu-A4oh1UyvoQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kabuğu temizlenen pancar dilimlenip servis ediliyor. Pancar kebabı, eşsiz lezzete sahip olduğundan yanına üzerine bir şey eklemeden tüketiliyor. Bazı yerlerde pancarı ekmek ya da pide fırınlarına bırakılırken, birçok evde büyük kazanlarda haşlaması yapılıp dilimlenip tüketiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w0DRYmhiu0aH6XoLELS7Qw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lif açısından zengin olan ve bazı diyetisyenlerce sağlıklı yaşam için tüketilmesi gereken gıdalar arasında gösterilen şeker pancarı, tansiyon düşürücü etkisiyle öne çıkıyor. Sinir hücrelerine direk etki yaptığından sakinleştirici etkisi bulunan şeker pancarı, kolesterolü düşürmede yardımcı oluyor. Kansızlığı gidermede de yararlı olduğu aktarılan şeker pancarı ayrıca böbreklerin sağlıklı çalışmasına katkı sunuyor, kan basıncını düşürülmesinde önemli rol oynuyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Erken uyanmanıza yardımcı 5 gece alışkanlığı: Güne daha dinamik başlamak zor değil</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/erken-uyanmaniza-yardimci-5-gece-aliskanligi-gune-daha-dinamik-baslamak-zor-degil</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/erken-uyanmaniza-yardimci-5-gece-aliskanligi-gune-daha-dinamik-baslamak-zor-degil</guid>
<description><![CDATA[ Vücut sağlığınız için düzenli uyku şart. Gece uykuya dalmakta güçlük çekiyor ya da geç saatlere kadar uyanık kalıyorsanız sabah uyandığınızda daha yorgun hissedersiniz. Peki, erken uyanmak için ne yapabilirsiniz?Uyku düzeni, vücudunuzun genel sağlığı için önemlidir. Çünkü uykusuzluk sandığınızdan daha ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir. Bu nedenle erken uyumak ve sabah erken uyanmak vücudunuzu zinde tutmanın en kolay yollarından biridir.İşte erken uyanmanıza yardımcı olabilecek alışkanlıklarZihninizi sakinleştirmekte zorluk çekiyorsanız, sizi topraklamaya yardımcı olabilecek birçok uyku getirici ve sakinleştirici çay ve içecek vardır. Papatya çayının rahatlamanıza yardımcı olduğu kanıtlanmıştır ve uyku getirici etkisi nedeniyle sadece sabahın erken saatlerinde tüketilmesi önerilir.Okul günlerinde okumanın sizi sınıfta nasıl uykulu yaptığını hatırlıyor musunuz? Bu teknik, yatmadan önce yapılırsa iyi uyumanıza yardımcı olabilir. Yatakta kitap okumamakla karşılaştırıldığında, uyumadan önce yatakta kitap okumak uyku kalitenizi artırır.Derin uykudayken alarmınızı kapatıyorsanız ve uyandığınızda pişman oluyorsanız, bu ipucu tam size göre.
Yataktayken kapatmanızı veya ertelemenizi önlemek için, alarm cihazınızı (akıllı telefonunuz veya çalar saatiniz olabilir) sizden birkaç adım uzakta tutun.
Alarmınızı, kapatmadan önce ayaklarınızı yere koyup almaya gitmeniz gerekecek şekilde uzağa koymayı alışkanlık haline getirin. Bu, çevrenizin biraz daha fazla farkına varmanıza ve kolayca tekrar uyumanıza izin vermeyecektir.Kafein, yatmadan altı saat önce tüketilse bile uykunuzu etkileyebilir. Aynı şekilde, yatmadan önceki saatlerde alkol içmenin uykuyu bozduğu gösterilmiştir.
Sabahları uyuşuk hissetmek ve erteleme düğmesini kullanmak, uyku bozukluğunun belirtileridir.
Bu faktörler, en azından yataktan çıkmayı kolaylaştırmaya çalıştığınız akşamları alkol ve kafeinden uzak durmayı veya en aza indirmeyi ideal hale getirir. Bunu yapmaya devam etmeye karar verirseniz, kafein aldığınız zamanı düşünün.
National Library of Medicine&#039;in bir araştırması, kafein alımını saat 14:00&#039;ten önce sınırlamanın, Daha geç uyuyup uyanan katılımcıların uyku düzenlerini daha erken değiştirmelerine yardımcı oldu.Hepimiz sosyal medyada çok fazla zaman geçirmekten suçluyuz. Gece ritüelinizden birkaç saat önce mavi ışığa ve bildirimlere maruz kalmanızı sınırlamaya çalışın. Aşırı miktarda yapay ışık melatonin üretimini azaltabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dnq9Y_rmRUOXU9uJAejeEQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:45:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Erken, uyanmanıza, yardımcı, gece, alışkanlığı:, Güne, daha, dinamik, başlamak, zor, değil</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dnq9Y_rmRUOXU9uJAejeEQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Erken uyanmanıza yardımcı 5 gece alışkanlığı: Güne daha dinamik başlamak zor değil"><p>Vücut sağlığınız için düzenli uyku şart. Gece uykuya dalmakta güçlük çekiyor ya da geç saatlere kadar uyanık kalıyorsanız sabah uyandığınızda daha yorgun hissedersiniz. Peki, erken uyanmak için ne yapabilirsiniz?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZPJXc427206mN0WeKTUfWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uyku düzeni, vücudunuzun genel sağlığı için önemlidir. Çünkü uykusuzluk sandığınızdan daha ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir. Bu nedenle erken uyumak ve sabah erken uyanmak vücudunuzu zinde tutmanın en kolay yollarından biridir.İşte erken uyanmanıza yardımcı olabilecek alışkanlıklar</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dUchtkY4t0u49KI8eoyJOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zihninizi sakinleştirmekte zorluk çekiyorsanız, sizi topraklamaya yardımcı olabilecek birçok uyku getirici ve sakinleştirici çay ve içecek vardır. Papatya çayının rahatlamanıza yardımcı olduğu kanıtlanmıştır ve uyku getirici etkisi nedeniyle sadece sabahın erken saatlerinde tüketilmesi önerilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KFFmSUEu10anbzqOWqUp_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Okul günlerinde okumanın sizi sınıfta nasıl uykulu yaptığını hatırlıyor musunuz? Bu teknik, yatmadan önce yapılırsa iyi uyumanıza yardımcı olabilir. Yatakta kitap okumamakla karşılaştırıldığında, uyumadan önce yatakta kitap okumak uyku kalitenizi artırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YCltCFmnI0-yMxT51nITMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Derin uykudayken alarmınızı kapatıyorsanız ve uyandığınızda pişman oluyorsanız, bu ipucu tam size göre.
Yataktayken kapatmanızı veya ertelemenizi önlemek için, alarm cihazınızı (akıllı telefonunuz veya çalar saatiniz olabilir) sizden birkaç adım uzakta tutun.
Alarmınızı, kapatmadan önce ayaklarınızı yere koyup almaya gitmeniz gerekecek şekilde uzağa koymayı alışkanlık haline getirin. Bu, çevrenizin biraz daha fazla farkına varmanıza ve kolayca tekrar uyumanıza izin vermeyecektir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MfJVaCcTj0OnC38FY1YxMQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kafein, yatmadan altı saat önce tüketilse bile uykunuzu etkileyebilir. Aynı şekilde, yatmadan önceki saatlerde alkol içmenin uykuyu bozduğu gösterilmiştir.
Sabahları uyuşuk hissetmek ve erteleme düğmesini kullanmak, uyku bozukluğunun belirtileridir.
Bu faktörler, en azından yataktan çıkmayı kolaylaştırmaya çalıştığınız akşamları alkol ve kafeinden uzak durmayı veya en aza indirmeyi ideal hale getirir. Bunu yapmaya devam etmeye karar verirseniz, kafein aldığınız zamanı düşünün.
National Library of Medicine'in bir araştırması, kafein alımını saat 14:00'ten önce sınırlamanın, Daha geç uyuyup uyanan katılımcıların uyku düzenlerini daha erken değiştirmelerine yardımcı oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vIpG6tMiYUatpmKKaYeFFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hepimiz sosyal medyada çok fazla zaman geçirmekten suçluyuz. Gece ritüelinizden birkaç saat önce mavi ışığa ve bildirimlere maruz kalmanızı sınırlamaya çalışın. Aşırı miktarda yapay ışık melatonin üretimini azaltabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>1 avuç kabak çekirdeği yiyince ne olur? 5 etkisini çok az kişi biliyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/1-avuc-kabak-cekirdegi-yiyince-ne-olur-5-etkisini-cok-az-kisi-biliyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/1-avuc-kabak-cekirdegi-yiyince-ne-olur-5-etkisini-cok-az-kisi-biliyor</guid>
<description><![CDATA[ Kabak çekirdekleri, küçük boyutlarına rağmen sayısız sağlık faydası sunar. Kabak çekirdekleri sadece çıtır bir atıştırmalıktan daha fazlasıdır. Bu inanılmaz faydaları elde etmek için günde sadece bir yemek kaşığı yeterlidir. Peki, 1 avuç kabak çekirdeği yiyince vücudunuzda ne olur?Kabak çekirdekleri küçük olabilir, ancak sağlık yararları söz konusu olduğunda çok etkilidir. Bu çıtır çekirdeklerden günlük sadece bir yemek kaşığı tüketmek vücudunuz için harikalar yaratabilir.
Temel besinler açısından zengindir ve kalp sağlığından beyin fonksiyonlarına kadar her şeyi iyileştirebilir. Diyetinize güçlü bir katkı arıyorsanız, işte her gün bir yemek kaşığı kabak çekirdeği yemeye başlamanız için nedenler.Kabak çekirdekleri, kan basıncını düzenlemeye ve kalbinizin düzgün çalışmasını sağlamaya yardımcı olan magnezyumla doludur. Ayrıca kötü kolesterolü (LDL) azaltan ve iyi kolesterolü (HDL) artıran antioksidanlar ve sağlıklı yağlar içerir. Bu, daha düşük kalp hastalığı riski ve daha iyi genel kardiyovasküler sağlık anlamına gelir.İyi bir gece uykusu almakta zorlanıyor musunuz? Kabak çekirdeği, vücudunuzun doğal uyku hormonları olan serotonin ve melatonin üretmeye yardımcı olan bir amino asit olan triptofan içerir.
Yatmadan önce bir çorba kaşığı yemek, dinlendirici bir uykuyu teşvik edebilir ve uyku döngünüzü düzenlemenize yardımcı olabilir. Ayrıca, magnezyum içeriği kaslarınızı ve sinirlerinizi daha da rahatlatarak geceleri gevşemenizi kolaylaştırır.Beyniniz kabak çekirdeğini sever! Bu küçük süper besinler, bilişsel işlevi ve hafızayı destekleyen çinko, magnezyum ve antioksidanlarla doludur. Özellikle çinko, sinir sinyalizasyonunda ve beyin gelişiminde önemli bir rol oynar. 2024&#039;te yapılan bir araştırmaya göre, düzenli tüketim odaklanmayı ve konsantrasyonu iyileştirmeye yardımcı olabilir ve hatta Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalık riskini azaltabilir.Bağışıklık sisteminizi güçlendirmek mi istiyorsunuz? Kabak çekirdeği, bağışıklık tepkisini iyileştiren ve enfeksiyonlara karşı koruyan iki temel besin olan çinko ve E vitamini açısından zengindir. Çinko yara iyileşmesine ve soğuk algınlığıyla savaşmaya yardımcı olurken, E vitamini antioksidan görevi görerek iltihabı azaltır ve bağışıklık sisteminizi güçlü tutar.İyi sindirim genel sağlığın temelidir ve kabak çekirdeği mutlu bir bağırsağı destekleyebilir. Sindirime yardımcı olan, kabızlığı önleyen ve dengeli bir bağırsak mikrobiyomunu destekleyen lif içerirler.Mart 2024&#039;te yapılan bir araştırmaya göre, kabak çekirdeği zararlı bağırsak bakterilerini ortadan kaldırmaya ve sindirim sisteminizi en iyi durumda tutmaya yardımcı olabilecek doğal antiparaziter özelliklere sahiptir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/StB6KkZ9wU2YELQGb273sg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:45:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>avuç, kabak, çekirdeği, yiyince, olur, etkisini, çok, kişi, biliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/StB6KkZ9wU2YELQGb273sg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="1 avuç kabak çekirdeği yiyince ne olur? 5 etkisini çok az kişi biliyor"><p>Kabak çekirdekleri, küçük boyutlarına rağmen sayısız sağlık faydası sunar. Kabak çekirdekleri sadece çıtır bir atıştırmalıktan daha fazlasıdır. Bu inanılmaz faydaları elde etmek için günde sadece bir yemek kaşığı yeterlidir. Peki, 1 avuç kabak çekirdeği yiyince vücudunuzda ne olur?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pnbOfWnwVkWVzQGaC2u5dg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kabak çekirdekleri küçük olabilir, ancak sağlık yararları söz konusu olduğunda çok etkilidir. Bu çıtır çekirdeklerden günlük sadece bir yemek kaşığı tüketmek vücudunuz için harikalar yaratabilir.
Temel besinler açısından zengindir ve kalp sağlığından beyin fonksiyonlarına kadar her şeyi iyileştirebilir. Diyetinize güçlü bir katkı arıyorsanız, işte her gün bir yemek kaşığı kabak çekirdeği yemeye başlamanız için nedenler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3Sj9km9NqEWkj4aHSTLjqQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kabak çekirdekleri, kan basıncını düzenlemeye ve kalbinizin düzgün çalışmasını sağlamaya yardımcı olan magnezyumla doludur. Ayrıca kötü kolesterolü (LDL) azaltan ve iyi kolesterolü (HDL) artıran antioksidanlar ve sağlıklı yağlar içerir. Bu, daha düşük kalp hastalığı riski ve daha iyi genel kardiyovasküler sağlık anlamına gelir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5Al-cSDfe02XLeLYkcI4nQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İyi bir gece uykusu almakta zorlanıyor musunuz? Kabak çekirdeği, vücudunuzun doğal uyku hormonları olan serotonin ve melatonin üretmeye yardımcı olan bir amino asit olan triptofan içerir.
Yatmadan önce bir çorba kaşığı yemek, dinlendirici bir uykuyu teşvik edebilir ve uyku döngünüzü düzenlemenize yardımcı olabilir. Ayrıca, magnezyum içeriği kaslarınızı ve sinirlerinizi daha da rahatlatarak geceleri gevşemenizi kolaylaştırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PGpBAG1z9kmSom_Jg3aHSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyniniz kabak çekirdeğini sever! Bu küçük süper besinler, bilişsel işlevi ve hafızayı destekleyen çinko, magnezyum ve antioksidanlarla doludur. Özellikle çinko, sinir sinyalizasyonunda ve beyin gelişiminde önemli bir rol oynar. 2024'te yapılan bir araştırmaya göre, düzenli tüketim odaklanmayı ve konsantrasyonu iyileştirmeye yardımcı olabilir ve hatta Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalık riskini azaltabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OgMnl8c3HkCE8AYB48PYcQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bağışıklık sisteminizi güçlendirmek mi istiyorsunuz? Kabak çekirdeği, bağışıklık tepkisini iyileştiren ve enfeksiyonlara karşı koruyan iki temel besin olan çinko ve E vitamini açısından zengindir. Çinko yara iyileşmesine ve soğuk algınlığıyla savaşmaya yardımcı olurken, E vitamini antioksidan görevi görerek iltihabı azaltır ve bağışıklık sisteminizi güçlü tutar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nbB0x-WEEUmwoFyq_OERHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İyi sindirim genel sağlığın temelidir ve kabak çekirdeği mutlu bir bağırsağı destekleyebilir. Sindirime yardımcı olan, kabızlığı önleyen ve dengeli bir bağırsak mikrobiyomunu destekleyen lif içerirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fsLEQrbcuEySlSoYFSM2wA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mart 2024'te yapılan bir araştırmaya göre, kabak çekirdeği zararlı bağırsak bakterilerini ortadan kaldırmaya ve sindirim sisteminizi en iyi durumda tutmaya yardımcı olabilecek doğal antiparaziter özelliklere sahiptir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>30 yaşında 5 belirtiyle hastaneye gitti: Menopoz dediler ama meğer ölümcül bir kansermiş, annesi de aynı hastalığa yakalandı</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/30-yasinda-5-belirtiyle-hastaneye-gitti-menopoz-dediler-ama-meger-oelumcul-bir-kansermis-annesi-de-ayni-hastaliga-yakalandi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/30-yasinda-5-belirtiyle-hastaneye-gitti-menopoz-dediler-ama-meger-oelumcul-bir-kansermis-annesi-de-ayni-hastaliga-yakalandi</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de yaşayan bir anne ve kızı, doktorların menopoz ve astım olarak teşhis ettiği belirtilerinin ardından, kanserle mücadele etmek zorunda kaldılar. Jessica Warrington (31) ve annesi Sarah Voy (53), hastalıklarıyla ilgili benzer tanılar alarak birbirlerine destek olma kararı aldılar.Jessica, 30 yaşında sırt ağrısı, yorgunluk, baş ağrıları, ruh hali değişimleri ve beyin sisi gibi belirtilerle başvurmuş ve doktorlar, menopozun erken başlangıcı olabileceğini söylemişti. Ancak, 2024 Eylül ayında yapılan testler sonucu, Jessica&#039;ya tiroid kanseri teşhisi kondu.Sarah, yıllardır solunum zorluğu ve boyun ağrısı yaşıyordu. Bir yıl boyunca basit astım şüphesiyle tedavi edilmişti. Ancak, 2022 Ekim ayında bir tatilde, boğulma tehlikesi atlattığı sırada, sağlık durumu ciddi şekilde kötüleşti.Sarah, doktora gittikten sonra nadir görülen bir hastalık olan subglottik stenoz teşhisi aldı, ancak boynundaki şişlik giderek büyüdü.Jessica, annesinin sağlık sorunlarına odaklanırken, aynı belirtileri kendi vücudunda da görmeye başladı. İlk başta, doktorlar menopozdan şüphe etti. Ancak, genç yaşta olduğunu belirten Jessica, başka bir doktora danıştı ve yapılan testler sonucunda tiroid kanseri tanısı konuldu.Jessica&#039;nın kanser türü, tedavi edilebilir ve genellikle iyileştirilebilen foliküler tiroid kanseriyken, annesi Sarah&#039;da daha nadir görülen tiroid mikrokanseri teşhisi kondu. Her ikisi de boyunlarındaki tümörlerin alınması için cerrahi müdahaleye tabi tutuldu. Jessica, başarılı bir ameliyat sonrası temiz rapor alırken, Sarah&#039;nın son test sonuçları bekleniyor.Jessica, &quot;Eğer birine yardım edebilirsem, bu benim için dünyanın en anlamlı şeyidir&quot; diyor. Anne-kız, kanserin yaş, cinsiyet farkı gözetmediğini ve erken teşhis için mutlaka ikinci bir görüş alınması gerektiğini vurguluyor.Tiroid kanserleri tiroid nodüllerinden köken alan tümörlerdir. Ailede tiroid kanseri öyküsü olması, başka bir sebeple boyuna alınan radyasyon öyküsü ve hücresel düzeyde meydana gelen çeşitli mutasyonlar tiroid nodüllerinden kanser gelişimine neden olabilir.Tiroid kanserine yol açan faktörler şunlardır:

Genetik faktör
Cinsiyet (Kadınlarda daha yaygın görülür)
Yüksek düzeyde radyasyona maruz kalma
İyot eksikliği
Zehirli guatr
Obezite
Özellikle baş ve boyun kanserlerinde uygulanan radyoterapiler ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PX89TM8bgkWscj13K1G6vg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:45:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşında, belirtiyle, hastaneye, gitti:, Menopoz, dediler, ama, meğer, ölümcül, bir, kansermiş, annesi, aynı, hastalığa, yakalandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PX89TM8bgkWscj13K1G6vg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="30 yaşında 5 belirtiyle hastaneye gitti: Menopoz dediler ama meğer ölümcül bir kansermiş, annesi de aynı hastalığa yakalandı"><p>İngiltere'de yaşayan bir anne ve kızı, doktorların menopoz ve astım olarak teşhis ettiği belirtilerinin ardından, kanserle mücadele etmek zorunda kaldılar. Jessica Warrington (31) ve annesi Sarah Voy (53), hastalıklarıyla ilgili benzer tanılar alarak birbirlerine destek olma kararı aldılar.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7YuqZh1T8kSixtg6MIKnIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jessica, 30 yaşında sırt ağrısı, yorgunluk, baş ağrıları, ruh hali değişimleri ve beyin sisi gibi belirtilerle başvurmuş ve doktorlar, menopozun erken başlangıcı olabileceğini söylemişti. Ancak, 2024 Eylül ayında yapılan testler sonucu, Jessica'ya tiroid kanseri teşhisi kondu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qe39ixq5tEaYb8zW1U2pTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sarah, yıllardır solunum zorluğu ve boyun ağrısı yaşıyordu. Bir yıl boyunca basit astım şüphesiyle tedavi edilmişti. Ancak, 2022 Ekim ayında bir tatilde, boğulma tehlikesi atlattığı sırada, sağlık durumu ciddi şekilde kötüleşti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eug6haDOO0O87YHwfGOBiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sarah, doktora gittikten sonra nadir görülen bir hastalık olan subglottik stenoz teşhisi aldı, ancak boynundaki şişlik giderek büyüdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Mkfz6D_TeEmqUmytKTOKew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jessica, annesinin sağlık sorunlarına odaklanırken, aynı belirtileri kendi vücudunda da görmeye başladı. İlk başta, doktorlar menopozdan şüphe etti. Ancak, genç yaşta olduğunu belirten Jessica, başka bir doktora danıştı ve yapılan testler sonucunda tiroid kanseri tanısı konuldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cKPJV2c4DUaqhS6_3QyH4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jessica'nın kanser türü, tedavi edilebilir ve genellikle iyileştirilebilen foliküler tiroid kanseriyken, annesi Sarah'da daha nadir görülen tiroid mikrokanseri teşhisi kondu. Her ikisi de boyunlarındaki tümörlerin alınması için cerrahi müdahaleye tabi tutuldu. Jessica, başarılı bir ameliyat sonrası temiz rapor alırken, Sarah'nın son test sonuçları bekleniyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/duaaLNrPIEmKndzYbKfMsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jessica, "Eğer birine yardım edebilirsem, bu benim için dünyanın en anlamlı şeyidir" diyor. Anne-kız, kanserin yaş, cinsiyet farkı gözetmediğini ve erken teşhis için mutlaka ikinci bir görüş alınması gerektiğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Nvqacn_mr0-iVonKERHI-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tiroid kanserleri tiroid nodüllerinden köken alan tümörlerdir. Ailede tiroid kanseri öyküsü olması, başka bir sebeple boyuna alınan radyasyon öyküsü ve hücresel düzeyde meydana gelen çeşitli mutasyonlar tiroid nodüllerinden kanser gelişimine neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/D45jiJCEIEuvVnMvZsJRzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tiroid kanserine yol açan faktörler şunlardır:

Genetik faktör
Cinsiyet (Kadınlarda daha yaygın görülür)
Yüksek düzeyde radyasyona maruz kalma
İyot eksikliği
Zehirli guatr
Obezite
Özellikle baş ve boyun kanserlerinde uygulanan radyoterapiler</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>40 yaşındaki adamın hayatı kâbusa döndü: Parmağını yaktı, komaya girdi; 2 bacağı kesildi</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/40-yasindaki-adamin-hayati-kabusa-doendu-parmagini-yakti-komaya-girdi-2-bacagi-kesildi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/40-yasindaki-adamin-hayati-kabusa-doendu-parmagini-yakti-komaya-girdi-2-bacagi-kesildi</guid>
<description><![CDATA[ ABD&#039;de yaşayan 40 yaşındaki Max Armstrong, kamp yaparken mangal yaktığı sırada küçük bir yanığın hayatını kabusa çevireceğini bilmiyordu.Arkadaşlarıyla Aralık 2024&#039;te Kiowa bölgesinde kamp yaparken, başparmağını yakan Armstrong, yarayı önemsemedi ve bir bandaj yapıştırıp unuttu. Ancak bu yanık, strep A bakterisinin vücuduna girmesine neden oldu ve sepsise yol açtı.The Sun&#039;da yer alan habere göre; Birkaç gün sonra sol bacakta şişlik, tırnaklarında kararıklık ve dayanılmaz bir ağırı hisseden Armstrong, altıncı gün hastaneye kaldırıldı. Doktorlar sepsis tanısı koydu ve enfeksiyonun yayılması nedeniyle komaya alındı.Altı günlük komanın ardından 13 Aralık&#039;ta uyanan Armstrong, ailesinin ve eşi Megan&#039;ın hastanede olduğunda büyük bir mutluluk yaşadı. Ancak doktorlar, sepsisin bacaklarına yayılması nedeniyle her iki bacakının da kesilmesi gerektiğini söyledi.23 Aralık 2024&#039;te gerçekleşen üç saatlik ameliyatla her iki bacak ampute edildi. Armstrong, uyanıp bacaklarını kaybettiğini fark ettiğinde hem şok yaşadı hem de kabullenmekte güçlük çekti.16 gün boyunca fizik tedavi gören Armstrong, tekerlekli sandalyeye alışmak ve günlük hayatını yeniden düzenlemek zorunda kaldı. 29 Ocak 2025&#039;te taburcu olarak yeni hayatına adapte olmaya başladı.Hikayesinin yayılmasıyla birlikte Max Armstrong&#039;a büyük bir destek kampanyası başlatıldı. Arkadaşları ve sevenleri tarafından açılan bağış kampanyası binlerce dolar topladı. Destek verenlere teşekkür eden Armstrong, &quot;Yeniden yürümek ve doğada yürüyş yapmak için verilen destek beni çok mutlu etti. Hepinize minnettarım.&quot; ifadelerini kullandı.Kanda enfeksiyon ve kan zehirlenmesi olarak da bilinen sepsis, vücutta bulunan bir enfeksiyonun kan dolaşımı yoluyla vücuda yayıldığı, bağışıklık sisteminin kendi hücre ve dokularına zarar verdiği hayati tehdit oluşturan durumdur. Sepsis vücudun bir enfeksiyona verdiği en uç tepkidir. Sepsis geliştiğinde enfeksiyon kan dolaşımı yolu ile vücuda yayılır ve organ yetmezliği başta olmak üzere hayatı tehdit eden ciddi tıbbi sorunlara neden olur.Sepsis vakalarında büyük tansiyonun 100 mmHg altında olması, nefes darlığı yaşama, solunum hızının dakikada 22 veya daha üstünde olması, en az 12 saattir idrar yapamıyor olma, yorgunluk ve kusma gibi belirtiler görülür.Sepsis yaşandığında kanda yüksek düzeyde laktik asit vardır. Kanda çok fazla laktik asit olması hücrelerin oksijeni düzgün kullanamamasına neden olur ve bu nedenle bazı semptomlar yaşanır.38 derece ve üzeri yüksek ateşTitreme veya üşümeKalp atışının hızlanmasıHızlı nefes alıp vermeNefes darlığıKusmaİdrar yapamamaHalsizlik ve kas ağrısıBaş dönmesi ve baygınlık hissiEnerji kaybıTansiyon düşüklüğüHipotermi (vücut sıcaklığının çok düşmesi)TerlemeAğrı ve rahatsızlık hissiSiz veya tanıdığınız biri sepsis belirtileri gösteriyorsa hemen tıbbi yardım alınmalıdır, zira sepsiste her saat önemlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LvHEMcvSY0SREE5Tyz6RnA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:45:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, adamın, hayatı, kâbusa, döndü:, Parmağını, yaktı, komaya, girdi, bacağı, kesildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LvHEMcvSY0SREE5Tyz6RnA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="40 yaşındaki adamın hayatı kâbusa döndü: Parmağını yaktı, komaya girdi; 2 bacağı kesildi"><p>ABD'de yaşayan 40 yaşındaki Max Armstrong, kamp yaparken mangal yaktığı sırada küçük bir yanığın hayatını kabusa çevireceğini bilmiyordu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4M6lrlXc0kCadW6Q2Kq5CQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Arkadaşlarıyla Aralık 2024'te Kiowa bölgesinde kamp yaparken, başparmağını yakan Armstrong, yarayı önemsemedi ve bir bandaj yapıştırıp unuttu. Ancak bu yanık, strep A bakterisinin vücuduna girmesine neden oldu ve sepsise yol açtı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v2G-rxtXF0eFrHIwKB6OkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>The Sun'da yer alan habere göre; Birkaç gün sonra sol bacakta şişlik, tırnaklarında kararıklık ve dayanılmaz bir ağırı hisseden Armstrong, altıncı gün hastaneye kaldırıldı. Doktorlar sepsis tanısı koydu ve enfeksiyonun yayılması nedeniyle komaya alındı.Altı günlük komanın ardından 13 Aralık'ta uyanan Armstrong, ailesinin ve eşi Megan'ın hastanede olduğunda büyük bir mutluluk yaşadı. Ancak doktorlar, sepsisin bacaklarına yayılması nedeniyle her iki bacakının da kesilmesi gerektiğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ACLfsx_HyU2btky294dltw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>23 Aralık 2024'te gerçekleşen üç saatlik ameliyatla her iki bacak ampute edildi. Armstrong, uyanıp bacaklarını kaybettiğini fark ettiğinde hem şok yaşadı hem de kabullenmekte güçlük çekti.16 gün boyunca fizik tedavi gören Armstrong, tekerlekli sandalyeye alışmak ve günlük hayatını yeniden düzenlemek zorunda kaldı. 29 Ocak 2025'te taburcu olarak yeni hayatına adapte olmaya başladı.Hikayesinin yayılmasıyla birlikte Max Armstrong'a büyük bir destek kampanyası başlatıldı. Arkadaşları ve sevenleri tarafından açılan bağış kampanyası binlerce dolar topladı. Destek verenlere teşekkür eden Armstrong, "Yeniden yürümek ve doğada yürüyş yapmak için verilen destek beni çok mutlu etti. Hepinize minnettarım." ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NC86BNr4eUquOcsfnBZeGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kanda enfeksiyon ve kan zehirlenmesi olarak da bilinen sepsis, vücutta bulunan bir enfeksiyonun kan dolaşımı yoluyla vücuda yayıldığı, bağışıklık sisteminin kendi hücre ve dokularına zarar verdiği hayati tehdit oluşturan durumdur. Sepsis vücudun bir enfeksiyona verdiği en uç tepkidir. Sepsis geliştiğinde enfeksiyon kan dolaşımı yolu ile vücuda yayılır ve organ yetmezliği başta olmak üzere hayatı tehdit eden ciddi tıbbi sorunlara neden olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EISq2vk5LUSNwl3qPn78ug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sepsis vakalarında büyük tansiyonun 100 mmHg altında olması, nefes darlığı yaşama, solunum hızının dakikada 22 veya daha üstünde olması, en az 12 saattir idrar yapamıyor olma, yorgunluk ve kusma gibi belirtiler görülür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zkEAkRaKg0iUv5bJK9D5HQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sepsis yaşandığında kanda yüksek düzeyde laktik asit vardır. Kanda çok fazla laktik asit olması hücrelerin oksijeni düzgün kullanamamasına neden olur ve bu nedenle bazı semptomlar yaşanır.38 derece ve üzeri yüksek ateşTitreme veya üşümeKalp atışının hızlanmasıHızlı nefes alıp vermeNefes darlığıKusmaİdrar yapamamaHalsizlik ve kas ağrısıBaş dönmesi ve baygınlık hissiEnerji kaybıTansiyon düşüklüğüHipotermi (vücut sıcaklığının çok düşmesi)TerlemeAğrı ve rahatsızlık hissiSiz veya tanıdığınız biri sepsis belirtileri gösteriyorsa hemen tıbbi yardım alınmalıdır, zira sepsiste her saat önemlidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktorlar bu şikayetleri ciddiye almadı: 29 yaşındaki kadının 3 organı kesildi</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/doktorlar-bu-sikayetleri-ciddiye-almadi-29-yasindaki-kadinin-3-organi-kesildi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/doktorlar-bu-sikayetleri-ciddiye-almadi-29-yasindaki-kadinin-3-organi-kesildi</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de yaşayan 29 yaşındaki dört çocuk annesi Khedidja Teape, ikizlerini dünyaya getirdikten kısa bir süre sonra &quot;sessiz katil&quot; olarak bilinen sepsis hastalığına yakalandı. Teape, hastalık nedeniyle üç uzvunu kaybetti. Yaşadığı kâbus dolu süreci anlattı.12 Nisan 2023&#039;te ikizlerini doğuran Teape, doğumdan sonra mide ağrıları yaşamaya başladı. Ancak sağlık görevlileri, şikayetlerini ciddiye almadı. Beş gün sonra ağrıları dayanılmaz hâle gelince ambulans çağırmak zorunda kaldı.BBC&#039;ye verdiği röportajda, &quot;Mide krampları, kusma, ishal, titreme ve yemek yiyememe gibi şikayetlerim vardı. Beşinci gün artık dayanamadım ve tıbbi müdahaleye ihtiyacım olduğunu fark ettim,&quot; dedi.Doktorlar, Teape&#039;in şikayetlerinin Strep A bakterisinden kaynaklandığını belirledi. Bu bakteri, boğaz enfeksiyonlarından et yiyen bakterilere kadar çeşitli hastalıklara neden olabilir. Nadiren de olsa sepsise yol açabilir ve bu durum her yıl İngiltere&#039;de 245.000 kişiyi etkileyerek binlerce ölüme sebep olmaktadır.Sepsis, bağışıklık sisteminin vücudun kendi dokularına saldırmasına neden olabilir ve organ yetmezliğine yol açabilir. Yapılan araştırmalara göre İngiltere&#039;de her yıl en az 48.000 kişi sepsis nedeniyle hayatını kaybediyor.Teape, organlarının işlevini sürdürebilmesi için bir hafta boyunca suni komaya alındı. Uyandığında ise elleri, bacakları, parmakları ve burnunun kararmış olduğunu gördü. &quot;Yoğun bakıma girmeden önce bana acil bir operasyon yapılması gerektiği söylendi. Aileme el salladım ve ameliyata girdim. O an söylediğim son sözler &#039;Bunu başardım&#039; oldu,&quot; diye hatırlıyor.Ancak gözlerini açtığında, aslında bir hafta boyunca komada kaldığını öğrendi. Eşi Shawn Ayton, &quot;Doktorlar en kötüsüne hazırlanmamız gerektiğini söyledi. Ama o hayatta kaldı ve bu bizim için en büyük mutluluk,&quot; dedi.Sepsisin vücudunda kalıcı hasar bırakması nedeniyle, Ağustos 2023&#039;te her iki bacağı, sol eli ve sağ elinin parmakları kesildi. Yaşadığı süreci &quot;fiziksel, duygusal ve zihinsel olarak zorlayıcı&quot; şeklinde tanımlayan Teape, yine de hayata tutunmayı başardı.Protezleri sayesinde artık bağımsız olarak yürüyebildiğini belirten Teape, &quot;Şimdi ikizlerimi sağ kolumun kıvrımında taşıyabiliyorum ve onları kaldırabiliyorum. Ailem beni evde görmekten mutlu,&quot; dedi. &quot;Hayatım altüst olmuş olabilir ama en azından bebeklerim ve büyük çocuklarımın anneleri hâlâ yanlarında.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q5U2LbYCm0iEENl5NLkAiQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:45:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktorlar, şikayetleri, ciddiye, almadı:, yaşındaki, kadının, organı, kesildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q5U2LbYCm0iEENl5NLkAiQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktorlar bu şikayetleri ciddiye almadı: 29 yaşındaki kadının 3 organı kesildi"><p>İngiltere'de yaşayan 29 yaşındaki dört çocuk annesi Khedidja Teape, ikizlerini dünyaya getirdikten kısa bir süre sonra "sessiz katil" olarak bilinen sepsis hastalığına yakalandı. Teape, hastalık nedeniyle üç uzvunu kaybetti. Yaşadığı kâbus dolu süreci anlattı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1UonwW4BAkaw0h-n0G31-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>12 Nisan 2023'te ikizlerini doğuran Teape, doğumdan sonra mide ağrıları yaşamaya başladı. Ancak sağlık görevlileri, şikayetlerini ciddiye almadı. Beş gün sonra ağrıları dayanılmaz hâle gelince ambulans çağırmak zorunda kaldı.BBC'ye verdiği röportajda, "Mide krampları, kusma, ishal, titreme ve yemek yiyememe gibi şikayetlerim vardı. Beşinci gün artık dayanamadım ve tıbbi müdahaleye ihtiyacım olduğunu fark ettim," dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pshvQBAkbEK_VLw1SOKodA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doktorlar, Teape'in şikayetlerinin Strep A bakterisinden kaynaklandığını belirledi. Bu bakteri, boğaz enfeksiyonlarından et yiyen bakterilere kadar çeşitli hastalıklara neden olabilir. Nadiren de olsa sepsise yol açabilir ve bu durum her yıl İngiltere'de 245.000 kişiyi etkileyerek binlerce ölüme sebep olmaktadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9UHpLoAWcUuSYnq4kxE5XA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sepsis, bağışıklık sisteminin vücudun kendi dokularına saldırmasına neden olabilir ve organ yetmezliğine yol açabilir. Yapılan araştırmalara göre İngiltere'de her yıl en az 48.000 kişi sepsis nedeniyle hayatını kaybediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3i7DHUkhgECJpzYnJopilA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Teape, organlarının işlevini sürdürebilmesi için bir hafta boyunca suni komaya alındı. Uyandığında ise elleri, bacakları, parmakları ve burnunun kararmış olduğunu gördü. "Yoğun bakıma girmeden önce bana acil bir operasyon yapılması gerektiği söylendi. Aileme el salladım ve ameliyata girdim. O an söylediğim son sözler 'Bunu başardım' oldu," diye hatırlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UIJ18k9FnEmidetv8wUIHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak gözlerini açtığında, aslında bir hafta boyunca komada kaldığını öğrendi. Eşi Shawn Ayton, "Doktorlar en kötüsüne hazırlanmamız gerektiğini söyledi. Ama o hayatta kaldı ve bu bizim için en büyük mutluluk," dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TH04Z9cQJkmg4hzsy5NmnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sepsisin vücudunda kalıcı hasar bırakması nedeniyle, Ağustos 2023'te her iki bacağı, sol eli ve sağ elinin parmakları kesildi. Yaşadığı süreci "fiziksel, duygusal ve zihinsel olarak zorlayıcı" şeklinde tanımlayan Teape, yine de hayata tutunmayı başardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Wi99PGAxukmz9so2_yQU0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Protezleri sayesinde artık bağımsız olarak yürüyebildiğini belirten Teape, "Şimdi ikizlerimi sağ kolumun kıvrımında taşıyabiliyorum ve onları kaldırabiliyorum. Ailem beni evde görmekten mutlu," dedi. "Hayatım altüst olmuş olabilir ama en azından bebeklerim ve büyük çocuklarımın anneleri hâlâ yanlarında."</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bartın&amp;apos;da sahte rapor operasyonu: Sağlık Bakanlığından soruşturma açıklaması</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/bartinda-sahte-rapor-operasyonu-saglik-bakanligindan-sorusturma-aciklamasi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/bartinda-sahte-rapor-operasyonu-saglik-bakanligindan-sorusturma-aciklamasi</guid>
<description><![CDATA[ Bartın&#039;da sahte rapor operasyonunda 17 kişi gözaltına alınırken 8&#039;i tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Sağlık Bakanlığı, Bartın&#039;daki sahte rapor soruşturmasında gözaltına alınanlar veya tutuklananlar arasında sağlık çalışanı bulunmadığını bildirdi.Bartın Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma çerçevesinde gözaltına alınan 17 kişinin kamu ile özel şirketler nezdinde nüfuz sahibi oldukları görünümü vererek, usulsüz sağlık raporları ile emeklilik işlemleri gerçekleştirdikleri, sahte sağlık raporları temin ederek ÖTV indiriminden faydalandıkları, işe yerleştirme vaadiyle haksız menfaat sağladıkları tespit edildi.  Soruşturmada gözaltına alınan şüphelilerin &quot;suç işlemek amacıyla örgüt kurma&quot;, &quot;nitelikli dolandırıcılık&quot; ve &quot;resmi belgede sahtecilik&quot; ile suçlandığı öğrenildi.  Savcılık tarafından 17 kişiden 8 kişi tutuklama talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edilirken, 1 kişi tutuksuz yargılanmak üzere, 8 kişi de denetimli serbestlik şartıyla şartıyla serbest bırakıldı.SAĞLIK BAKANLIĞINDNA AÇIKLAMA  Sağlık Bakanlığının sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, 28 Ocak 2025&#039;te &quot;Bartın&#039;da &#039;sahte rapor&#039; operasyonu: Sağlık çalışanları dahil 17 gözaltı&quot; başlıklı bir haberin medyada yer aldığı belirtildi.Açıklamada, &quot;Bartın Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınanlar veya tutuklananlar arasında sağlık çalışanı bulunmamaktadır.&quot; ifadesine yer verildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h7OtWnJ0MkSu1mk1S3Aj1A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:45:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bartında, sahte, rapor, operasyonu:, Sağlık, Bakanlığından, soruşturma, açıklaması</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h7OtWnJ0MkSu1mk1S3Aj1A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bartın'da sahte rapor operasyonu: Sağlık Bakanlığından soruşturma açıklaması"><p>Bartın'da sahte rapor operasyonunda 17 kişi gözaltına alınırken 8'i tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Sağlık Bakanlığı, Bartın'daki sahte rapor soruşturmasında gözaltına alınanlar veya tutuklananlar arasında sağlık çalışanı bulunmadığını bildirdi.</p><p>Bartın Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma çerçevesinde gözaltına alınan 17 kişinin kamu ile özel şirketler nezdinde nüfuz sahibi oldukları görünümü vererek, usulsüz sağlık raporları ile emeklilik işlemleri gerçekleştirdikleri, sahte sağlık raporları temin ederek ÖTV indiriminden faydalandıkları, işe yerleştirme vaadiyle haksız menfaat sağladıkları tespit edildi.  Soruşturmada gözaltına alınan şüphelilerin "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "nitelikli dolandırıcılık" ve "resmi belgede sahtecilik" ile suçlandığı öğrenildi.  Savcılık tarafından 17 kişiden 8 kişi tutuklama talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edilirken, 1 kişi tutuksuz yargılanmak üzere, 8 kişi de denetimli serbestlik şartıyla şartıyla serbest bırakıldı.</p><p><strong>SAĞLIK BAKANLIĞINDNA AÇIKLAMA</strong>  Sağlık Bakanlığının sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, 28 Ocak 2025'te "Bartın'da 'sahte rapor' operasyonu: Sağlık çalışanları dahil 17 gözaltı" başlıklı bir haberin medyada yer aldığı belirtildi.</p><p>Açıklamada, "Bartın Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınanlar veya tutuklananlar arasında sağlık çalışanı bulunmamaktadır." ifadesine yer verildi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>8 yaşındaki çocuk kör oldu, nedeni şaşırttı: Meğer her gün bu besinleri yiyormuş</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/8-yasindaki-cocuk-koer-oldu-nedeni-sasirtti-meger-her-gun-bu-besinleri-yiyormus</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/8-yasindaki-cocuk-koer-oldu-nedeni-sasirtti-meger-her-gun-bu-besinleri-yiyormus</guid>
<description><![CDATA[ Malezya’da sekiz yaşındaki bir çocuk, aşırı seçici beslenme alışkanlıkları nedeniyle A vitamini eksikliğine bağlı olarak kalıcı körlük yaşadı.Bebekliğinden itibaren sadece tavuk nugget, sosis ve bisküviyle beslenen çocuğun, optik sinir sağlığı için hayati öneme sahip A vitamininden ciddi şekilde yoksun olduğu belirtildi.The Sun&#039;da yer alan habere göre; kâbus ikinci sınıf öğrencisinin ders sırasında “Öğretmenim, neden hiçbir şey göremiyorum?” diye bağırmasıyla başladı. Ailesi tarafından onaylanan raporlar, şiddetli A vitamini eksikliği tanısı konuldu.Uzmanlara göre A vitamini, gözde düşük ışıkta kalmayı sağlayan rodopsin adlı proteinin üretimi için gereklidir. Eksiklik durumunda optik nöropati gelişebilir; bu da optik sinirin zayıflamasına ve ağrısız görme kaybına yol açabilir. Hastalık erken teşhis edilirse, diyet takviyeleriyle tedavi edilebilir. Ancak tedavi edilmediğinde kalıcı optik sinir hasarına neden olabilir.Bu tür beslenme bozuklukları, ARFID (Kaçınmacı Kısıtlayıcı Gıda Alımı Bozukluğu) olarak bilinen bir yeme bozukluğu ile bağlantılıdır. ARFID&#039;li çocuklar aşırı seçici yiyiciler olup, belirlileri reddedebilirler ve yetersiz beslenmeye bağlı gıdaya bağlı sağlık sorunları yaşayabilirler.Benzer vakalar İngiltere ve ABD&#039;de de görüldü. İngiltere&#039;de, yalnızca patates kızartması ve su tüketen otizmli bir çocukta A vitamini eksikliği tespit edildi. 2019 yılında sadece cips ve çikolata yiyen 18 yaşındaki Harvey Dyer, görme kaybı yaşadı. Yapılan testlerde vitamin ve minerallerin tehlikeli derecede düşük olduğu belirlendi.Uzmanlar, özellikle çocukların sağlıklı ve düzenli bir beslenme düzenine sahip olması gerektiğini vurgulayarak, ebeveynlerine beslenme konusunda daha dikkatli olmalarında mevcut. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y8C8abg3eEGVOwBKjQQZ_g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:45:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, çocuk, kör, oldu, nedeni, şaşırttı:, Meğer, her, gün, besinleri, yiyormuş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y8C8abg3eEGVOwBKjQQZ_g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="8 yaşındaki çocuk kör oldu, nedeni şaşırttı: Meğer her gün bu besinleri yiyormuş"><p>Malezya’da sekiz yaşındaki bir çocuk, aşırı seçici beslenme alışkanlıkları nedeniyle A vitamini eksikliğine bağlı olarak kalıcı körlük yaşadı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xfR2r3eWHkmG50TcHhI9hA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bebekliğinden itibaren sadece tavuk nugget, sosis ve bisküviyle beslenen çocuğun, optik sinir sağlığı için hayati öneme sahip A vitamininden ciddi şekilde yoksun olduğu belirtildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CB1WdIj910q1FSNK009UfQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>The Sun'da yer alan habere göre; kâbus ikinci sınıf öğrencisinin ders sırasında “Öğretmenim, neden hiçbir şey göremiyorum?” diye bağırmasıyla başladı. Ailesi tarafından onaylanan raporlar, şiddetli A vitamini eksikliği tanısı konuldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wQJH0309ZEuMnxK8DCDuPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre A vitamini, gözde düşük ışıkta kalmayı sağlayan rodopsin adlı proteinin üretimi için gereklidir. Eksiklik durumunda optik nöropati gelişebilir; bu da optik sinirin zayıflamasına ve ağrısız görme kaybına yol açabilir. Hastalık erken teşhis edilirse, diyet takviyeleriyle tedavi edilebilir. Ancak tedavi edilmediğinde kalıcı optik sinir hasarına neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K0A85GssD0ebNeDwXjgIEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu tür beslenme bozuklukları, ARFID (Kaçınmacı Kısıtlayıcı Gıda Alımı Bozukluğu) olarak bilinen bir yeme bozukluğu ile bağlantılıdır. ARFID'li çocuklar aşırı seçici yiyiciler olup, belirlileri reddedebilirler ve yetersiz beslenmeye bağlı gıdaya bağlı sağlık sorunları yaşayabilirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IOI7VSNU0EmujE-ROZLlzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Benzer vakalar İngiltere ve ABD'de de görüldü. İngiltere'de, yalnızca patates kızartması ve su tüketen otizmli bir çocukta A vitamini eksikliği tespit edildi. 2019 yılında sadece cips ve çikolata yiyen 18 yaşındaki Harvey Dyer, görme kaybı yaşadı. Yapılan testlerde vitamin ve minerallerin tehlikeli derecede düşük olduğu belirlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mw6WXUKNLEGNuh2hFNT7GA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, özellikle çocukların sağlıklı ve düzenli bir beslenme düzenine sahip olması gerektiğini vurgulayarak, ebeveynlerine beslenme konusunda daha dikkatli olmalarında mevcut.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sarı serum tehlikesi büyüyor: &amp;quot;Evde rus ruleti oynamak gibi&amp;quot;</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/sari-serum-tehlikesi-buyuyor-evde-rus-ruleti-oynamak-gibi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/sari-serum-tehlikesi-buyuyor-evde-rus-ruleti-oynamak-gibi</guid>
<description><![CDATA[ Halk arasında atom, sarı serum veya vitamin eklenmiş serum adlarıyla bilinen serum, yanlış kullanımın şok etkisiyle solunum sistemini aniden durdurarak can kaybına neden olabiliyor. Uzmanlar, rus ruleti benzetmesi yaparak &quot;Evde böyle bir uygulamayı yaptırmak, hayatımızla oynamak gibi&quot; değerlendirmesinde bulundu.Bilinçsiz sarı serum kullanımı solunumu aniden durdurma riski taşıyor.Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp Kliniği İdari Sorumlusu Doç. Dr. Erdal Demirtaş yaptığı açıklamada, sarı serum ve atom olarak bilinen serumların içinde birçok etken maddenin bulunduğunu söyledi.  Bu serumların kullanımına dair son zamanlarda sosyal medyada çok fazla paylaşım yapıldığını bildiren Demirtaş, &quot;Bunlar anafilaktik şoka sebep oluyor. Anafilaktik şok dediğimiz durum ise sarı serumun içindeki herhangi bir etkene karşı dozundan bağımsız, yani çok küçük dozlarda olsa bile vücudun tepki göstermesi sonucu ortaya çıkan dağılımsal şoktur. Bunun sonucunda hasta saniyeler içinde solunum arrestine girip hayatını kaybedebiliyor. Maalesef bunun birkaç örneğini de gördük.&quot; diye konuştu.  Halk arasında sarı serumun &quot;doping&quot; olarak kullanıldığını aktaran Demirtaş, farklı kullanıcıların serumun içine antibiyotik, ağrı kesici ve B grubu vitaminleri eklediğini, hastanelerde ise endikasyon dahilinde ve bu kadar çok madde karıştırılmadan tedavi amacıyla uygulandığını ifade etti. Demirtaş, hastane dışında yapılan sarı serum uygulamalarında ortaya çıkabilecek reaksiyonlara doğru müdahale edilemeyeceği tehlikesine işaret etti.Demirtaş, ev ortamında serum uygulayan kişilerin yeterli donanıma sahip olmadığına dikkati çekti.  Hastaların &quot;Daha hızlı iyileşirim&quot; beklentisiyle serum talebinde bulunulduğunu belirten Demirtaş, &quot;Evde Rus ruleti oynamak istiyorsanız bu tür ilaçları evinizde kendinize uygulattırabilirsiniz. Ancak zararları çok büyük. Evde böyle bir uygulamayı yaptırmak, hayatımızla oynamak gibi.&quot; şeklinde konuştu. Kendisinin de hasta olduğunu ve elinde her türlü imkan olmasına rağmen normal bir şekilde ilaçlarını kullanmaya devam ettiğini anlatan Demirtaş, &quot;Bir günde iyileşeyim&quot; düşüncesiyle sarı serum tedavisi uygulatmanın tehlikeli olduğuna dikkati çekti.  Demirtaş, tedavilerin hastanede uygulanmasının önemini vurgulayarak &quot;Bakanlığımızın bütün hastaneleri her türlü imkanı vatandaşımıza sunuyor. Her türlü tedaviyi alabilirler. Hastane ortamı dışında evde bu tür tedavileri yapmayı kesinlikle önermiyorum.&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wS8ajN2MJUq3o2aXc7TcIg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sarı, serum, tehlikesi, büyüyor:, Evde, rus, ruleti, oynamak, gibi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wS8ajN2MJUq3o2aXc7TcIg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both&ampv=20250202084607952" class="type:primaryImage" alt="Sarı serum tehlikesi büyüyor: " evde rus ruleti oynamak gibi><p>Halk arasında atom, sarı serum veya vitamin eklenmiş serum adlarıyla bilinen serum, yanlış kullanımın şok etkisiyle solunum sistemini aniden durdurarak can kaybına neden olabiliyor. Uzmanlar, rus ruleti benzetmesi yaparak "Evde böyle bir uygulamayı yaptırmak, hayatımızla oynamak gibi" değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Bilinçsiz sarı serum kullanımı solunumu aniden durdurma riski taşıyor.</p><p>Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp Kliniği İdari Sorumlusu Doç. Dr. Erdal Demirtaş yaptığı açıklamada, sarı serum ve atom olarak bilinen serumların içinde birçok etken maddenin bulunduğunu söyledi.  Bu serumların kullanımına dair son zamanlarda sosyal medyada çok fazla paylaşım yapıldığını bildiren Demirtaş, "Bunlar anafilaktik şoka sebep oluyor. Anafilaktik şok dediğimiz durum ise sarı serumun içindeki herhangi bir etkene karşı dozundan bağımsız, yani çok küçük dozlarda olsa bile vücudun tepki göstermesi sonucu ortaya çıkan dağılımsal şoktur. Bunun sonucunda hasta saniyeler içinde solunum arrestine girip hayatını kaybedebiliyor. Maalesef bunun birkaç örneğini de gördük." diye konuştu.  Halk arasında sarı serumun "doping" olarak kullanıldığını aktaran Demirtaş, farklı kullanıcıların serumun içine antibiyotik, ağrı kesici ve B grubu vitaminleri eklediğini, hastanelerde ise endikasyon dahilinde ve bu kadar çok madde karıştırılmadan tedavi amacıyla uygulandığını ifade etti. </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Z9JY9CJ3PE-1AtVyROTdlQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p>Demirtaş, hastane dışında yapılan sarı serum uygulamalarında ortaya çıkabilecek reaksiyonlara doğru müdahale edilemeyeceği tehlikesine işaret etti.</p><p>Demirtaş, ev ortamında serum uygulayan kişilerin yeterli donanıma sahip olmadığına dikkati çekti.  Hastaların "Daha hızlı iyileşirim" beklentisiyle serum talebinde bulunulduğunu belirten Demirtaş, "Evde Rus ruleti oynamak istiyorsanız bu tür ilaçları evinizde kendinize uygulattırabilirsiniz. Ancak zararları çok büyük. Evde böyle bir uygulamayı yaptırmak, hayatımızla oynamak gibi." şeklinde konuştu. </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2HAp4ZbCvE-q6GDCcBvGjQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Kendisinin de hasta olduğunu ve elinde her türlü imkan olmasına rağmen normal bir şekilde ilaçlarını kullanmaya devam ettiğini anlatan Demirtaş, "Bir günde iyileşeyim" düşüncesiyle sarı serum tedavisi uygulatmanın tehlikeli olduğuna dikkati çekti.  Demirtaş, tedavilerin hastanede uygulanmasının önemini vurgulayarak "Bakanlığımızın bütün hastaneleri her türlü imkanı vatandaşımıza sunuyor. Her türlü tedaviyi alabilirler. Hastane ortamı dışında evde bu tür tedavileri yapmayı kesinlikle önermiyorum." dedi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yalova&amp;apos;nın suyu güvenli mi? Yalova Valiliği&amp;apos;nden açıklama: Analizler tamamlandı</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/yalovanin-suyu-guvenli-mi-yalova-valiliginden-aciklama-analizler-tamamlandi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/yalovanin-suyu-guvenli-mi-yalova-valiliginden-aciklama-analizler-tamamlandi</guid>
<description><![CDATA[ Yalova’nın içme suyu hattının Kurtköy derivasyonunda suda meydana gelen köpüklenme nedeniyle yapılan analizler tamamlandı. Yalova Valiliği, alınan numunelerin tamamlanan analizlerine göre şebeke suyunun halk sağlığı açısından herhangi bir risk taşımadığını bildirdi.29 Ocak akşamı Kurtköy derivasyonunda suda köpüklenme olduğu belirlenmiş ve tüm kentte su kesintisine gidilmişti.Yaklaşık 1 günlük su kesintisinin ardından su yeniden şehir şebekesine verilmiş fakat sadece temizlik ve hijyen amaçlı kullanılması istenmişti.   Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü&#039;nün suyla ilgili analiz çalışmaları tamamlandı.Yalova Valiliği tarafından konuyla ilgili yapılan açıklamada, &quot;İlimizin su kaynağını besleyen Kadıköy/Kurtköy regülatör havuzunda gözlemlenen köpüklenme ile ilgili olarak Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Laboratuvarı tarafından gerçekleştirilen ayrıntılı analizler tamamlanmıştır.Yapılan incelemeler sonucunda suyun halk sağlığı açısından herhangi bir risk taşımadığı belirlenmiştir. Bu doğrultuda vatandaşlarımızın suyu, içme suyu olarak tüketmelerinde herhangi bir sakınca bulunmamaktadır.&quot; denildi.SAĞLIK BAKANLIĞI&#039;NDAN AÇIKLAMASağlık Bakanlığı, Yalova&#039;daki su güvenliği incelemesinde, içme suyu kullanımıyla ilgili olarak bir uygunsuzluğun tespit edilmediğini bildirdi.  Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Yalova&#039;da kentin su ihtiyacını karşılayan Gökçe Barajı&#039;nı besleyen Kadıköy ile Kurtköy Derivasyonu&#039;nda yaşanan köpüklenmeye ilişkin, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü referans laboratuvarlarında temizlik, bakım ve klorlama çalışmalarının tamamlandığı belirtildi.  Kentten alınan su numunelerinin detaylı analiz edildiği aktarılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:  &quot;Yapılan ilk incelemeler neticesinde su kaynağında kullanıma engel bir uygunsuzluk tespit edilmemiş, bunun üzerine şebeke suyu kullanım suyu olarak verilmiştir. Yapılan diğer detaylı incelemelerimiz ise ayrıca sonuçlanmış olup içme suyu kullanımıyla ilgili olarak da bir uygunsuzluk tespit edilmemiştir.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8ZWEvktsZE2fp_PIFFZPeA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yalovanın, suyu, güvenli, mi, Yalova, Valiliğinden, açıklama:, Analizler, tamamlandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8ZWEvktsZE2fp_PIFFZPeA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yalova'nın suyu güvenli mi? Yalova Valiliği'nden açıklama: Analizler tamamlandı"><p>Yalova’nın içme suyu hattının Kurtköy derivasyonunda suda meydana gelen köpüklenme nedeniyle yapılan analizler tamamlandı. Yalova Valiliği, alınan numunelerin tamamlanan analizlerine göre şebeke suyunun halk sağlığı açısından herhangi bir risk taşımadığını bildirdi.</p><p>29 Ocak akşamı Kurtköy derivasyonunda suda köpüklenme olduğu belirlenmiş ve tüm kentte su kesintisine gidilmişti.</p><p>Yaklaşık 1 günlük su kesintisinin ardından su yeniden şehir şebekesine verilmiş fakat sadece temizlik ve hijyen amaçlı kullanılması istenmişti.   Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü'nün suyla ilgili analiz çalışmaları tamamlandı.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IQ1Ho61VrUCB9ABSrVcC5Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p>Yalova Valiliği tarafından konuyla ilgili yapılan açıklamada, "İlimizin su kaynağını besleyen Kadıköy/Kurtköy regülatör havuzunda gözlemlenen köpüklenme ile ilgili olarak Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Laboratuvarı tarafından gerçekleştirilen ayrıntılı analizler tamamlanmıştır.</p><p>Yapılan incelemeler sonucunda suyun halk sağlığı açısından herhangi bir risk taşımadığı belirlenmiştir. Bu doğrultuda vatandaşlarımızın suyu, içme suyu olarak tüketmelerinde herhangi bir sakınca bulunmamaktadır." denildi.</p><p><strong>SAĞLIK BAKANLIĞI'NDAN AÇIKLAMA</strong></p><p>Sağlık Bakanlığı, Yalova'daki su güvenliği incelemesinde, içme suyu kullanımıyla ilgili olarak bir uygunsuzluğun tespit edilmediğini bildirdi.  Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Yalova'da kentin su ihtiyacını karşılayan Gökçe Barajı'nı besleyen Kadıköy ile Kurtköy Derivasyonu'nda yaşanan köpüklenmeye ilişkin, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü referans laboratuvarlarında temizlik, bakım ve klorlama çalışmalarının tamamlandığı belirtildi.  Kentten alınan su numunelerinin detaylı analiz edildiği aktarılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:  "Yapılan ilk incelemeler neticesinde su kaynağında kullanıma engel bir uygunsuzluk tespit edilmemiş, bunun üzerine şebeke suyu kullanım suyu olarak verilmiştir. Yapılan diğer detaylı incelemelerimiz ise ayrıca sonuçlanmış olup içme suyu kullanımıyla ilgili olarak da bir uygunsuzluk tespit edilmemiştir."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ABD&amp;apos;de bir uçak kazası daha: Evlerin üzerine düştü, 7 kişi hayatını kaybetti</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/abdde-bir-ucak-kazasi-daha-evlerin-uzerine-dustu-7-kisi-hayatini-kaybetti</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/abdde-bir-ucak-kazasi-daha-evlerin-uzerine-dustu-7-kisi-hayatini-kaybetti</guid>
<description><![CDATA[ ABD&#039;nin Philadelphia şehrinde hasta bir çocuğu taşıdığı öğrenilen ambulans uçak, bir alışveriş merkezinin yakınına düştü. Uçağın içindeki 6 kişi ve yerde bulunan bir kişi yaşamını yitirdi. Uçakta bulunan altı kişinin de Meksika vatandaşı olduğu açıklandı. Ambulans uçağın yerleşim yerine düştüğü kaza, ABD&#039;de aynı hafta içerisinde yaşanan ikinci büyük havacılık felaketi oldu. Geçtiğimiz günlerde başkent Washington&#039;da yolcu uçağı ve askeri helikopterin çarpıştığı kaza 15 yıl aradan sonra gerçekleşen ilk yurtiçi ticari uçak kazası olarak tarihe geçmişti.ABD, bir uçak kazasıyla daha sarsıldı. Philadelphia şehrindeki Kuzeydoğu Philadelphia Havaalanı&#039;ndan dün yerel saatle 18.10&#039;da havalanan ve kalkıştan yaklaşık 30 saniye sonra radardan kaybolarak bir yerleşim bölgesine düşen 6 kişilik Learjet 55 tipi uçağa ilişkin bilanço açıklandı.
Philadelphia Belediye Başkanı Cherelle Parker, uçaktaki 6 kişinin de hayatını kaybettiğini bildirdi.
Uçak düştüğü sırada yerde bulunan bir kişinin daha hayatını kaybetmesiyle kazada can kaybının 7’ye yükseldiğini belirtti.
Parker, düzenlediği basın toplantısında hayatını kaybeden kişinin kaza yerindeki bir araçta olduğunu söyledi. Parker, &quot;Şu ana kadar 19 yaralı olduğunu tespit ettik&quot; dedi.Parker açıklamasında, &quot;Kuzeydoğu Philadelphia Havaalanı&#039;ndan kalkan özel Learjet 55 ambulans uçağındaki bir anne ve kızı olmak üzere 2 yolcu ve 4 mürettebat trajik kazada hayatını kaybetti&quot; ifadelerini kullandı.
Uçuş kayıtlarına göre uçağın &quot;düşmeden önce sadece 1 dakika havada kaldığını&quot; belirten Parker, &quot;Park yerlerinde, sokaklarda, arabalarda ve bölgedeki evlerde bulunan çok sayıda kişi yaralandı&quot; dedi.Video görüntülerinde çift motorlu uçağın keskin bir açıyla yerleşim bölgesine doğru alçaldığı, çarpışmanın ardından büyük bir alev topuna yol açtığı ve enkazın evlerin ve araçların üzerine yağdığı görülüyor.
ABD medyasına göre Philadelphia&#039;daki Temple Üniversitesi Hastanesi Jeanes Kampüsü&#039;nden bir sözcü, kaza sırasında olay yerinde bulunan 6 kişinin yaralandığını ve tedavi edildiğini söyledi. Raporlarda, yaralılardan 3&#039;ünün tedavi edilip taburcu edildiği ancak diğer 3&#039;ünün durumunun henüz bilinmediği belirtildi.Kazada tıbbi bakım için Amerika Birleşik Devletleri&#039;nde bulunan genç bir kız, annesi ve ona eşlik eden uçuş ve sağlık ekiplerinin hayatını kaybettiği açıklandı.
Uçakta bulunan hasta, Philadelphia&#039;da tedavi görmüştü ve kaza meydana geldiğinde sözleşmeli bir hava ambulansıyla Meksika&#039;daki memleketine geri götürülüyorduÜlkenin dışişleri bakanlığından yapılan açıklamada, uçakta bulunan altı kişinin de Meksika vatandaşı olduğu belirtildi.
Bakanlık, sosyal medya platform X&#039;te, “Havayolu şirketi, konsolosluğa uçakta Meksika uyruklu altı kişinin seyahat ettiğini teyit etti” dpaylaşımında bulundu.ABD Başkanı Donald Trump bir açıklama yaptı, bir trajedi yaşandığını söyleyerek olayın araştırıldığını ifade etti.
Bu uçak kazasının neden gerçekleştiğine ilişkin net bir veri veya bilgi yok. Kara kutu aranacak ve kara kutu bulunursa nedenler gün yüzüne çıkarılacak.
Kara kutu eğer tahrip olmadıysa çünkü görgü tanıklarına göre bu uçak bir füze gibi yere çakıldı.
Kazanın yaşandığı saatlerde havanın soğuk ve yağmurlu olduğu, görüş mesafesinin de düşük olduğu ifade ediliyor.ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda Philadelphia trajedisinde “daha fazla canın kaybedildiğini” görmekten “üzüntü duyduğunu” ifade etti.Philadelphia Şehri Acil Durum Yönetimi Ofisi&#039;nden yapılan açıklamada bölgeden uzak durma çağrısı yapıldı.
Açıklamada, &quot;Kuzeydoğu Philadelphia&#039;da Roosevelt Alışveriş Merkez civarında büyük bir olay yaşandı. Roosevelt Bulvarı&#039;nın bazı kısımları da dahil olmak üzere bölgedeki yollar kapalı. Bölgeden uzak durun.&quot; denildi.ABD’nin başkenti Washington yakınlarında yaşanan ve 67 kişinin yaşamını yitirdiği uçak kazasının yansımaları hala devam ediyor.
Yetkililer, son dönemde yaşanan kazalarla ilgili detaylı soruşturmaların sürdüğünü belirtti.
Aynı hafta içerisinde yaşanan iki büyük kaza, ABD sivil havacılık tarihinde neredeyse çeyrek yüzyıldır görülmemiş bir dönemi temsil ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B1Ky4gB9T0eVFnz62njuWQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ABDde, bir, uçak, kazası, daha:, Evlerin, üzerine, düştü, kişi, hayatını, kaybetti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B1Ky4gB9T0eVFnz62njuWQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="ABD'de bir uçak kazası daha: Evlerin üzerine düştü, 7 kişi hayatını kaybetti"><p>ABD'nin Philadelphia şehrinde hasta bir çocuğu taşıdığı öğrenilen ambulans uçak, bir alışveriş merkezinin yakınına düştü. Uçağın içindeki 6 kişi ve yerde bulunan bir kişi yaşamını yitirdi. Uçakta bulunan altı kişinin de Meksika vatandaşı olduğu açıklandı. Ambulans uçağın yerleşim yerine düştüğü kaza, ABD'de aynı hafta içerisinde yaşanan ikinci büyük havacılık felaketi oldu. Geçtiğimiz günlerde başkent Washington'da yolcu uçağı ve askeri helikopterin çarpıştığı kaza 15 yıl aradan sonra gerçekleşen ilk yurtiçi ticari uçak kazası olarak tarihe geçmişti.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Wz0goe-Yv0WWwBVwQxu6iA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD, bir uçak kazasıyla daha sarsıldı. Philadelphia şehrindeki Kuzeydoğu Philadelphia Havaalanı'ndan dün yerel saatle 18.10'da havalanan ve kalkıştan yaklaşık 30 saniye sonra radardan kaybolarak bir yerleşim bölgesine düşen 6 kişilik Learjet 55 tipi uçağa ilişkin bilanço açıklandı.
Philadelphia Belediye Başkanı Cherelle Parker, uçaktaki 6 kişinin de hayatını kaybettiğini bildirdi.
Uçak düştüğü sırada yerde bulunan bir kişinin daha hayatını kaybetmesiyle kazada can kaybının 7’ye yükseldiğini belirtti.
Parker, düzenlediği basın toplantısında hayatını kaybeden kişinin kaza yerindeki bir araçta olduğunu söyledi. Parker, "Şu ana kadar 19 yaralı olduğunu tespit ettik" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7k0CwHq4LEiNyrD9vNSRPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Parker açıklamasında, "Kuzeydoğu Philadelphia Havaalanı'ndan kalkan özel Learjet 55 ambulans uçağındaki bir anne ve kızı olmak üzere 2 yolcu ve 4 mürettebat trajik kazada hayatını kaybetti" ifadelerini kullandı.
Uçuş kayıtlarına göre uçağın "düşmeden önce sadece 1 dakika havada kaldığını" belirten Parker, "Park yerlerinde, sokaklarda, arabalarda ve bölgedeki evlerde bulunan çok sayıda kişi yaralandı" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JgvsRDlEikKPVWLJcKTS6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Video görüntülerinde çift motorlu uçağın keskin bir açıyla yerleşim bölgesine doğru alçaldığı, çarpışmanın ardından büyük bir alev topuna yol açtığı ve enkazın evlerin ve araçların üzerine yağdığı görülüyor.
ABD medyasına göre Philadelphia'daki Temple Üniversitesi Hastanesi Jeanes Kampüsü'nden bir sözcü, kaza sırasında olay yerinde bulunan 6 kişinin yaralandığını ve tedavi edildiğini söyledi. Raporlarda, yaralılardan 3'ünün tedavi edilip taburcu edildiği ancak diğer 3'ünün durumunun henüz bilinmediği belirtildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KhLxUBbA50GRr5M9vfCuVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kazada tıbbi bakım için Amerika Birleşik Devletleri'nde bulunan genç bir kız, annesi ve ona eşlik eden uçuş ve sağlık ekiplerinin hayatını kaybettiği açıklandı.
Uçakta bulunan hasta, Philadelphia'da tedavi görmüştü ve kaza meydana geldiğinde sözleşmeli bir hava ambulansıyla Meksika'daki memleketine geri götürülüyordu</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xq2Yzepq9Ea2XsMYyNwEfA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ülkenin dışişleri bakanlığından yapılan açıklamada, uçakta bulunan altı kişinin de Meksika vatandaşı olduğu belirtildi.
Bakanlık, sosyal medya platform X'te, “Havayolu şirketi, konsolosluğa uçakta Meksika uyruklu altı kişinin seyahat ettiğini teyit etti” dpaylaşımında bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KB2ilSqa_kevGoj1d-D2Dg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD Başkanı Donald Trump bir açıklama yaptı, bir trajedi yaşandığını söyleyerek olayın araştırıldığını ifade etti.
Bu uçak kazasının neden gerçekleştiğine ilişkin net bir veri veya bilgi yok. Kara kutu aranacak ve kara kutu bulunursa nedenler gün yüzüne çıkarılacak.
Kara kutu eğer tahrip olmadıysa çünkü görgü tanıklarına göre bu uçak bir füze gibi yere çakıldı.
Kazanın yaşandığı saatlerde havanın soğuk ve yağmurlu olduğu, görüş mesafesinin de düşük olduğu ifade ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tXKfdn7qtk6pOKqiGBTeXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda Philadelphia trajedisinde “daha fazla canın kaybedildiğini” görmekten “üzüntü duyduğunu” ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TC3y-nqor0S29DhLRAf4og.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Philadelphia Şehri Acil Durum Yönetimi Ofisi'nden yapılan açıklamada bölgeden uzak durma çağrısı yapıldı.
Açıklamada, "Kuzeydoğu Philadelphia'da Roosevelt Alışveriş Merkez civarında büyük bir olay yaşandı. Roosevelt Bulvarı'nın bazı kısımları da dahil olmak üzere bölgedeki yollar kapalı. Bölgeden uzak durun." denildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5OR_I-FR8ESUKnd_5N3LiQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD’nin başkenti Washington yakınlarında yaşanan ve 67 kişinin yaşamını yitirdiği uçak kazasının yansımaları hala devam ediyor.
Yetkililer, son dönemde yaşanan kazalarla ilgili detaylı soruşturmaların sürdüğünü belirtti.
Aynı hafta içerisinde yaşanan iki büyük kaza, ABD sivil havacılık tarihinde neredeyse çeyrek yüzyıldır görülmemiş bir dönemi temsil ediyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>2 işareti stres sandı, 1 hafta ömrünün kaldığını söylediler: 10 yıl boyunca sinsice yayılmış</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/2-isareti-stres-sandi-1-hafta-oemrunun-kaldigini-soeylediler-10-yil-boyunca-sinsice-yayilmis</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/2-isareti-stres-sandi-1-hafta-oemrunun-kaldigini-soeylediler-10-yil-boyunca-sinsice-yayilmis</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de yaşayan üç çocuk annesi Harriet Annabelle Ward, yıllarca süren hafif baş dönmesi ve yorgunluk belirtilerini strese bağladı. Ancak doktorlar, beyninin sol tarafında 10 yıldır sessizce büyüyen 7 cm çapında bir tümör olduğunu keşfettiklerinde, ona sadece bir hafta ömrü kaldığını söylediler.51 yaşındaki Harriet, teşhisinden iki yıl önce hastanede muayene edilmişti ancak doktorlar herhangi bir tümör belirtisi tespit edemedi. Genellikle sağlıklı ve aktif bir yaşam süren Harriet&#039;in durumu, 2021 yılında hızla kötüleşmeye başladı. Cümle kurmakta zorlanıyor, sürekli yorgun hissediyor, baş ağrıları çekiyor ve gözlerinden biri sık sık kanlanıyordu.Üç kez doktora başvuran Harriet&#039;in şikayetleri strese bağlandı. Ancak hafıza kaybı yaşadığı bir gün, acil servisi aradı ve apar topar hastaneye kaldırıldı. Yapılan MRI taraması sonucunda, beyninin sol tarafında hızla büyüyen bir tümör tespit edildi.Harriet, doktorların acil ameliyat kararı aldığını ve hayatta kalması için tek şansının bu operasyon olduğunu öğrendiğinde büyük bir şok yaşadı. Ancak her şeye rağmen iyileşmeye odaklandı ve hayatta kalmak için büyük bir motivasyon hissetti.Doktorlar, Harriet’in hayatta kalma şansının çok düşük olduğunu belirtiyordu. Harriet’in eşi Christopher, tüm yasal belgeleri imzalayarak en kötü ihtimale hazırlandı.&quot;Ameliyat öncesinde doktorlardan birine baktım ve sadece şunu söyledim: ‘Çocuklarımı tekrar görmek istiyorum.’&quot;Şansı yaver gitti ve 1 Aralık 2021&#039;de 14 saat süren zorlu ameliyatın ardından gözlerini açtı. Sol tarafında büyük bir şişlik ve morluklar vardı. Harriet, ameliyat sonrası günlerde yüzünün şiş ve mor olduğunu, uzun süre fotoğraf çekilmek istemediğini söyledi.Harriet, zorlu ameliyatın ardından ailesinin yanına dönerek iyileşme sürecine başladı. Yaşadığı bu dramatik deneyim, onu hayata farklı bir gözle bakmaya teşvik etti.Bu süreçte müziğe yönelerek, kendisi gibi beyin tümörü tedavisi gören hastalara destek olmak amacıyla bir albüm çıkardı. 22 sanatçının yer aldığı bu albümün gelirleri, Harriet’in tedavi gördüğü hastaneye bağışlanıcaHarriet, her geçen gün biraz daha toparlandığını ve en büyük motivasyonunun ailesiyle daha fazla vakit geçirmek olduğunu belirterek, &quot;Bu süreç bir cehennem gibiydi ama her yeni gün, ailemle birlikte olmanın ne kadar büyük bir nimet olduğunu hatırlatıyor&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TLgRDkZMDkeINoeMczoxQQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>işareti, stres, sandı, hafta, ömrünün, kaldığını, söylediler:, yıl, boyunca, sinsice, yayılmış</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TLgRDkZMDkeINoeMczoxQQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="2 işareti stres sandı, 1 hafta ömrünün kaldığını söylediler: 10 yıl boyunca sinsice yayılmış"><p>İngiltere'de yaşayan üç çocuk annesi Harriet Annabelle Ward, yıllarca süren hafif baş dönmesi ve yorgunluk belirtilerini strese bağladı. Ancak doktorlar, beyninin sol tarafında 10 yıldır sessizce büyüyen 7 cm çapında bir tümör olduğunu keşfettiklerinde, ona sadece bir hafta ömrü kaldığını söylediler.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jT5gS2B-0EyFaUvoUDnqrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>51 yaşındaki Harriet, teşhisinden iki yıl önce hastanede muayene edilmişti ancak doktorlar herhangi bir tümör belirtisi tespit edemedi. Genellikle sağlıklı ve aktif bir yaşam süren Harriet'in durumu, 2021 yılında hızla kötüleşmeye başladı. Cümle kurmakta zorlanıyor, sürekli yorgun hissediyor, baş ağrıları çekiyor ve gözlerinden biri sık sık kanlanıyordu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YaztdlU5D0CTY0tVju07rg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Üç kez doktora başvuran Harriet'in şikayetleri strese bağlandı. Ancak hafıza kaybı yaşadığı bir gün, acil servisi aradı ve apar topar hastaneye kaldırıldı. Yapılan MRI taraması sonucunda, beyninin sol tarafında hızla büyüyen bir tümör tespit edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3yO1tfDGoEODDrWojoUrYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Harriet, doktorların acil ameliyat kararı aldığını ve hayatta kalması için tek şansının bu operasyon olduğunu öğrendiğinde büyük bir şok yaşadı. Ancak her şeye rağmen iyileşmeye odaklandı ve hayatta kalmak için büyük bir motivasyon hissetti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sIpswxfyq0ur_RxXp4l_jg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doktorlar, Harriet’in hayatta kalma şansının çok düşük olduğunu belirtiyordu. Harriet’in eşi Christopher, tüm yasal belgeleri imzalayarak en kötü ihtimale hazırlandı."Ameliyat öncesinde doktorlardan birine baktım ve sadece şunu söyledim: ‘Çocuklarımı tekrar görmek istiyorum.’"Şansı yaver gitti ve 1 Aralık 2021'de 14 saat süren zorlu ameliyatın ardından gözlerini açtı. Sol tarafında büyük bir şişlik ve morluklar vardı. Harriet, ameliyat sonrası günlerde yüzünün şiş ve mor olduğunu, uzun süre fotoğraf çekilmek istemediğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bOwuOp_HqEKyLYw9MKKhOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Harriet, zorlu ameliyatın ardından ailesinin yanına dönerek iyileşme sürecine başladı. Yaşadığı bu dramatik deneyim, onu hayata farklı bir gözle bakmaya teşvik etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lridwLFd9USwYVk6Tv50vA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu süreçte müziğe yönelerek, kendisi gibi beyin tümörü tedavisi gören hastalara destek olmak amacıyla bir albüm çıkardı. 22 sanatçının yer aldığı bu albümün gelirleri, Harriet’in tedavi gördüğü hastaneye bağışlanıca</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2Gw4rxZYoUiKjmOHbRkYpQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Harriet, her geçen gün biraz daha toparlandığını ve en büyük motivasyonunun ailesiyle daha fazla vakit geçirmek olduğunu belirterek, "Bu süreç bir cehennem gibiydi ama her yeni gün, ailemle birlikte olmanın ne kadar büyük bir nimet olduğunu hatırlatıyor" dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kışın çok rağbet görüyor: Nefes darlığı, grip, nezle, soğuk algınlığına iyi geliyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/kisin-cok-ragbet-goeruyor-nefes-darligi-grip-nezle-soguk-alginligina-iyi-geliyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/kisin-cok-ragbet-goeruyor-nefes-darligi-grip-nezle-soguk-alginligina-iyi-geliyor</guid>
<description><![CDATA[ Kış mevsimi geldiğinde bitki çaylarına olan talep artıyor. Soğuk algınlığından korunmak isteyenler soluğu aktarda alıyor. Bitki çaylarının vücuda iyi gelen pek çok özelliği bulunuyor. Ancak tüketirken dikkatli olmak gerekiyor.Kış mevsimi geldiğinde bağışıklığını doğal yollarla güçlendirmek isteyenler soluğu aktarda alıyor.
Aktar Orhan Cumaoğlu; kış mevsiminde olunmasına rağmen kar olmayışının vücutta bakterilerin eksik olmamasına sebep olduğunu belirterek, bakterileri yok etmek için bitkisel çayları önerdiklerini söyledi.Kışın kar olmamasının bağışıklığı düşük insanları daha çok etkilediğini söyleyen Orhan Cumaoğlu; &quot;22 yıldır bu meslek içerisindeyiz. Şu anda eski kışları insanlar yaşıyor mu kesinlikle yaşamıyor. Kar yok ve insanların da tabi bu kar olmadığından dolayı mikrop ve bakteri vücutlarında eksik olmuyor.Grip, nezle olan kişiler, bağışıklığı zayıf olan kişiler aşırı derecede fazla. Bizim bunlarda en çok önerdiğimiz propolis. İkincisi de burada kendi özel hazırladığımız kış çaylarımız vardır. Bunlar insanlar sağlığını, bağışıklığını ayakta tutması, vücut mikrobunu kırması için özellikle kullandırdığımız çaylardır. Bu sene bayağı bir işlerimiz düşük. Niye dersek de kış yok insanlarda pek bir talep yok ama yine de biz burada herkese hizmet vermek için çalışıyoruz&quot; dedi.Cumaoğlu, bitki çaylarının vücuda iyi gelen birçok özelliği olduğunu söyleyerek; &quot;Bu çayların mesela iltihap önleyici özelliği var, boğaz ağrılarına gideceğiz özelliği var. Nefes darlığı, grip, nezle, soğuk algınlığı gibi rahatsızlıklarda kullanılıyor. Normal insanların ilaçlardan daha çok bitkisel ürünlere biraz daha rağbet göstermeleri sağlıkları açısından daha iyi olur.Fakat bitkisel ürünlere tabi rağbet gösterdikten sonra da bu ürünleri biz satıyoruz ama önemli olan satmak değil, insanların kullanabilmesi. Eve götürdükten sonra bunları tedavi amaçlı daha iyi şekilde tüketebilmesi bizim en büyük gayemiz. Önerimiz budur yani çaylara, bitkilere kapsüllere insanların önem verip kullanmasını biz daha çok istiyoruz&quot; ifadelerini kullandı.Bitki çaylarının günlük kullanılması gereken miktarı her bitkiye göre değişir. Örneğin, 15 gramın üstünde tüketilen adaçayı çarpıntı, kramp, denge bozukluğuna yol açabilirken, rezene çayının fazla tüketilmesi konüzyonlara, papatya çayının da fazla tüketilmesi alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Bu nedenle bilinçsizce bitki çayı tüketilmemesi önerilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CREZm6W5iUmGjPCelCQajg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kışın, çok, rağbet, görüyor:, Nefes, darlığı, grip, nezle, soğuk, algınlığına, iyi, geliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CREZm6W5iUmGjPCelCQajg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kışın çok rağbet görüyor: Nefes darlığı, grip, nezle, soğuk algınlığına iyi geliyor"><p>Kış mevsimi geldiğinde bitki çaylarına olan talep artıyor. Soğuk algınlığından korunmak isteyenler soluğu aktarda alıyor. Bitki çaylarının vücuda iyi gelen pek çok özelliği bulunuyor. Ancak tüketirken dikkatli olmak gerekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gkk1zvYTRUielnDmomirng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış mevsimi geldiğinde bağışıklığını doğal yollarla güçlendirmek isteyenler soluğu aktarda alıyor.
Aktar Orhan Cumaoğlu; kış mevsiminde olunmasına rağmen kar olmayışının vücutta bakterilerin eksik olmamasına sebep olduğunu belirterek, bakterileri yok etmek için bitkisel çayları önerdiklerini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LrlhsjvHWU2CRkLae8h4sQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kışın kar olmamasının bağışıklığı düşük insanları daha çok etkilediğini söyleyen Orhan Cumaoğlu; "22 yıldır bu meslek içerisindeyiz. Şu anda eski kışları insanlar yaşıyor mu kesinlikle yaşamıyor. Kar yok ve insanların da tabi bu kar olmadığından dolayı mikrop ve bakteri vücutlarında eksik olmuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/c9OCkcn6v0avG_lDdQuTSQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Grip, nezle olan kişiler, bağışıklığı zayıf olan kişiler aşırı derecede fazla. Bizim bunlarda en çok önerdiğimiz propolis. İkincisi de burada kendi özel hazırladığımız kış çaylarımız vardır. Bunlar insanlar sağlığını, bağışıklığını ayakta tutması, vücut mikrobunu kırması için özellikle kullandırdığımız çaylardır. Bu sene bayağı bir işlerimiz düşük. Niye dersek de kış yok insanlarda pek bir talep yok ama yine de biz burada herkese hizmet vermek için çalışıyoruz" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1wQGMFesTE-rSiumC1JfSQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cumaoğlu, bitki çaylarının vücuda iyi gelen birçok özelliği olduğunu söyleyerek; "Bu çayların mesela iltihap önleyici özelliği var, boğaz ağrılarına gideceğiz özelliği var. Nefes darlığı, grip, nezle, soğuk algınlığı gibi rahatsızlıklarda kullanılıyor. Normal insanların ilaçlardan daha çok bitkisel ürünlere biraz daha rağbet göstermeleri sağlıkları açısından daha iyi olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NzUVii7ypkmkKQpBDX-rng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fakat bitkisel ürünlere tabi rağbet gösterdikten sonra da bu ürünleri biz satıyoruz ama önemli olan satmak değil, insanların kullanabilmesi. Eve götürdükten sonra bunları tedavi amaçlı daha iyi şekilde tüketebilmesi bizim en büyük gayemiz. Önerimiz budur yani çaylara, bitkilere kapsüllere insanların önem verip kullanmasını biz daha çok istiyoruz" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8dlYCzK7Lk-RLxTRk2bG8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bitki çaylarının günlük kullanılması gereken miktarı her bitkiye göre değişir. Örneğin, 15 gramın üstünde tüketilen adaçayı çarpıntı, kramp, denge bozukluğuna yol açabilirken, rezene çayının fazla tüketilmesi konüzyonlara, papatya çayının da fazla tüketilmesi alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Bu nedenle bilinçsizce bitki çayı tüketilmemesi önerilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hızlı kas yapmaya yardımcı 6 meyve: Vitamin, mineral deposu</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/hizli-kas-yapmaya-yardimci-6-meyve-vitamin-mineral-deposu</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/hizli-kas-yapmaya-yardimci-6-meyve-vitamin-mineral-deposu</guid>
<description><![CDATA[ Bazı meyveler, protein açısından düşük olsa da, zengin vitamin, mineral ve enzim içerikleri sayesinde kas büyümesine ve onarımına önemli ölçüde yardımcı olabilir. Kas geliştirme sadece protein tüketmek ve ağır kaldırmakla ilgili değildir Bu 6 meyveyi günlük öğünlerinize dahil etmek, vücudunuzun proteini daha iyi emmesine, daha hızlı iyileşmesine ve enerjik kalmasına yardımcı olabilir.Güçlü kaslar oluşturmayı düşündüğümüzde, yumurta, tavuk veya fasulye gibi protein açısından zengin yiyecekler akla gelir. Ancak bazı meyvelerin kas büyümesinde ve onarımında da önemli bir rol oynayabileceğini biliyor muydunuz? Meyveler çok fazla protein içermese de, vücudun proteini daha iyi emmesine, hasarlı kas liflerini onarmasına ve antrenmanlardan sonra iltihabı azaltmasına yardımcı olan vitaminler, mineraller ve enzimlerle doludur.Yani, daha güçlü kaslar istiyorsanız, meyveleri atlamayın! İşte kas büyümesini destekleyebilen ve kendinizi daha güçlü hissetmenizi sağlayabilen 6 harika meyve.Muz, spor salonuna gidenlerin en iyi arkadaşıdır! Bu meyve, kas kramplarını önlemeye ve uygun kas kasılmalarını desteklemeye yardımcı olan potasyum açısından zengindir. Muz ayrıca hızlı enerji sağlayan karbonhidratlar içerir ve bu da onları harika bir antrenman öncesi veya sonrası atıştırmalığı yapar.Egzersizden sonra karbonhidrat ve proteinin mükemmel bir karışımı için bir muzu fıstık ezmesiyle eşleştirin!Portakal, kolajen üretiminde hayati bir rol oynayan C vitamini ile doludur. Kolajen, güçlü ve esnek kasları korumaya yardımcı olan bir proteindir. Ayrıca, C vitamini, iltihabı ve oksidatif stresi azaltarak yoğun bir antrenmandan sonra daha hızlı kas iyileşmesini destekler.Egzersizden sonra susuz kalmamak ve iyileşmeyi hızlandırmak için taze portakal suyu için.Papaya, proteinleri parçalamaya ve sindirimi iyileştirmeye yardımcı olan papain adı verilen özel bir enzim içerir. Bu, vücudunuzun diğer yiyeceklerden kas oluşturan proteinleri daha verimli bir şekilde emebileceği anlamına gelir. Papaya, kas dokusu onarımını destekleyen A vitamini açısından zengindir.Faydalarını en üst düzeye çıkarmak için protein açısından zengin öğünlerinizle papaya yiyin.Dehidrasyonun kas iyileşmesini yavaşlatabileceğini biliyor muydunuz? Karpuz suyla doludur ve kan dolaşımını iyileştirmeye ve kas ağrısını azaltmaya yardımcı olan sitrülin adı verilen bir amino asit içerir. Bu, daha hızlı iyileşebileceğiniz ve bir sonraki antrenmanınızda daha iyi performans gösterebileceğiniz anlamına gelir!Kaslarınızı serinletmek ve canlandırmak için antrenmandan sonra bir dilim karpuz yiyin.Çilek, yaban mersini ve ahududu, kas iltihabını azaltmaya ve iyileşmeyi hızlandırmaya yardımcı olan antioksidanlarla doludur. Bu minik meyveler ayrıca lif açısından zengindir, sindiriminizi pürüzsüz tutar ve vücudunuzun besinleri etkili bir şekilde emmesini sağlar.Ekstra kas onarımı desteği için bir avuç meyveyi protein shake&#039;inize karıştırın.Ananas, kas ağrısını ve iltihabı azaltmasıyla bilinen bir enzim olan bromelain içerir. Proteinlerin parçalanmasına yardımcı olur ve vücudunuzun bunları kas onarımı ve büyümesi için kullanmasını kolaylaştırır. Ayrıca ananas, kas gücünü daha da destekleyen harika bir C vitamini kaynağıdır.Kas ağrısını hafifletmek ve iyileşmeyi desteklemek için yoğun bir antrenmandan sonra taze ananas yiyin.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ek9ZYkhuPEGaY2cG2K9_BQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hızlı, kas, yapmaya, yardımcı, meyve:, Vitamin, mineral, deposu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ek9ZYkhuPEGaY2cG2K9_BQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Hızlı kas yapmaya yardımcı 6 meyve: Vitamin, mineral deposu"><p>Bazı meyveler, protein açısından düşük olsa da, zengin vitamin, mineral ve enzim içerikleri sayesinde kas büyümesine ve onarımına önemli ölçüde yardımcı olabilir. Kas geliştirme sadece protein tüketmek ve ağır kaldırmakla ilgili değildir Bu 6 meyveyi günlük öğünlerinize dahil etmek, vücudunuzun proteini daha iyi emmesine, daha hızlı iyileşmesine ve enerjik kalmasına yardımcı olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E95YyTPlSkmWu8KJ2iNocg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güçlü kaslar oluşturmayı düşündüğümüzde, yumurta, tavuk veya fasulye gibi protein açısından zengin yiyecekler akla gelir. Ancak bazı meyvelerin kas büyümesinde ve onarımında da önemli bir rol oynayabileceğini biliyor muydunuz? Meyveler çok fazla protein içermese de, vücudun proteini daha iyi emmesine, hasarlı kas liflerini onarmasına ve antrenmanlardan sonra iltihabı azaltmasına yardımcı olan vitaminler, mineraller ve enzimlerle doludur.Yani, daha güçlü kaslar istiyorsanız, meyveleri atlamayın! İşte kas büyümesini destekleyebilen ve kendinizi daha güçlü hissetmenizi sağlayabilen 6 harika meyve.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u3jOd47tH0C2YR-UgrUj1g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Muz, spor salonuna gidenlerin en iyi arkadaşıdır! Bu meyve, kas kramplarını önlemeye ve uygun kas kasılmalarını desteklemeye yardımcı olan potasyum açısından zengindir. Muz ayrıca hızlı enerji sağlayan karbonhidratlar içerir ve bu da onları harika bir antrenman öncesi veya sonrası atıştırmalığı yapar.Egzersizden sonra karbonhidrat ve proteinin mükemmel bir karışımı için bir muzu fıstık ezmesiyle eşleştirin!</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N15TPmdlRU67KYGq5Wr2tw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Portakal, kolajen üretiminde hayati bir rol oynayan C vitamini ile doludur. Kolajen, güçlü ve esnek kasları korumaya yardımcı olan bir proteindir. Ayrıca, C vitamini, iltihabı ve oksidatif stresi azaltarak yoğun bir antrenmandan sonra daha hızlı kas iyileşmesini destekler.Egzersizden sonra susuz kalmamak ve iyileşmeyi hızlandırmak için taze portakal suyu için.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SGOyudiKckeUSq3FWap3Vw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Papaya, proteinleri parçalamaya ve sindirimi iyileştirmeye yardımcı olan papain adı verilen özel bir enzim içerir. Bu, vücudunuzun diğer yiyeceklerden kas oluşturan proteinleri daha verimli bir şekilde emebileceği anlamına gelir. Papaya, kas dokusu onarımını destekleyen A vitamini açısından zengindir.Faydalarını en üst düzeye çıkarmak için protein açısından zengin öğünlerinizle papaya yiyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U6vV5GLEeku3V8mTLcIALQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dehidrasyonun kas iyileşmesini yavaşlatabileceğini biliyor muydunuz? Karpuz suyla doludur ve kan dolaşımını iyileştirmeye ve kas ağrısını azaltmaya yardımcı olan sitrülin adı verilen bir amino asit içerir. Bu, daha hızlı iyileşebileceğiniz ve bir sonraki antrenmanınızda daha iyi performans gösterebileceğiniz anlamına gelir!Kaslarınızı serinletmek ve canlandırmak için antrenmandan sonra bir dilim karpuz yiyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Inr7dCJs30WVvvTB-aXQGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çilek, yaban mersini ve ahududu, kas iltihabını azaltmaya ve iyileşmeyi hızlandırmaya yardımcı olan antioksidanlarla doludur. Bu minik meyveler ayrıca lif açısından zengindir, sindiriminizi pürüzsüz tutar ve vücudunuzun besinleri etkili bir şekilde emmesini sağlar.Ekstra kas onarımı desteği için bir avuç meyveyi protein shake'inize karıştırın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WEOwJvZkT0Sf_0qS3JihyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ananas, kas ağrısını ve iltihabı azaltmasıyla bilinen bir enzim olan bromelain içerir. Proteinlerin parçalanmasına yardımcı olur ve vücudunuzun bunları kas onarımı ve büyümesi için kullanmasını kolaylaştırır. Ayrıca ananas, kas gücünü daha da destekleyen harika bir C vitamini kaynağıdır.Kas ağrısını hafifletmek ve iyileşmeyi desteklemek için yoğun bir antrenmandan sonra taze ananas yiyin.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>67 yaşında sırt ağrısıyla hastaneye gitti, enfeksiyondan öldü: Hayatına mal olan hata</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/67-yasinda-sirt-agrisiyla-hastaneye-gitti-enfeksiyondan-oeldu-hayatina-mal-olan-hata</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/67-yasinda-sirt-agrisiyla-hastaneye-gitti-enfeksiyondan-oeldu-hayatina-mal-olan-hata</guid>
<description><![CDATA[ ABD&#039;de yaşayan 67 yaşındaki Steve Schwarz, sırt ağrısı nedeniyle geçirdiği omurga ameliyatının ardından trajik bir şekilde hayatını kaybetti. Schwarz, ameliyattan iki ay sonra ciltte kızarıklık ve şişlik şikâyetiyle hastaneye başvurdu ve kendisine metisiline dirençli Staphylococcus aureus (MRSA) teşhisi konuldu.Doktorlar, Schwarz’a güçlü bir antibiyotik reçete etti ve bu tedaviyi birkaç ay boyunca düzenli olarak alması gerektiğini belirtti. Ancak Schwarz, bir bakım evine yatırıldıktan sonra doktoru tarafından antibiyotik tedavisi kesildi. Tedavinin yarıda kesilmesi sonucu enfeksiyonu hızla yayılan Schwarz, üç hafta sonra yeniden hastaneye kaldırıldı ancak kurtarılamayarak 22 Haziran 2020&#039;de hayatını kaybetti.Steve Schwarz’ın ailesi, tıbbi ihmal nedeniyle doktorlara dava açtı. Mahkeme sürecinde, Schwarz’ın ölümünün doğrudan antibiyotik eksikliğinden kaynaklandığı kesin olarak belirlenmemiş olsa da,hastanın ihtiyacı olan tedaviyi alamaması nedeniyle ailesine 1,65 milyon dolar tazminat ödenmesine hükmedildi.Schwarz’ın kızı Heather Barrett, babasının bakım evine ilk geldiğinde iyi durumda olduğunu ve kısa sürede evine döneceğini düşündüklerini söyledi. Ancak tedavinin kesilmesiyle birlikte Schwarz’ın durumu hızla kötüleşti. Iowa Üniversitesi Hastaneleri’nde görev yapan bulaşıcı hastalık uzmanları, enfeksiyonun ilerlemiş olmasına şaşırdıklarını belirtti.Barrett, yaşananları &quot;Babam uzun yolculuklara çıkardı ve emekliliğinin tadını çıkarmaya yeni başlamıştı. Onun sıradan bir enfeksiyondan hayatını kaybetmesi akıl almazdı. Ameliyattan sonra ihtiyacı olan bakımı aldığını düşünüyorduk, ancak gerçek çok farklıydı. Enfeksiyonun tedavi edilmediğini öğrendiğimizde artık çok geçti,&quot; sözleriyle anlattı.Metisiline dirençli Staphylococcus aureus (MRSA), birçok antibiyotiğe dirençli olan tehlikeli bir bakteriyel enfeksiyondur. Hastanelerde sık görülen bu enfeksiyon, genellikle bağışıklık sistemi zayıf olan hastaları etkiler Tedavi edilmediğinde sepsis ve endokardit gibi hayati tehlike oluşturabilecek komplikasyonlara yol açabilir.Omurga ameliyatı sonrası MRSA teşhisi konulan hastaların yaklaşık %80’inin uygun antibiyotik tedavisiyle iyileşebildiği belirtilirken, Steve Schwarz’ın yaşadığı trajedi, tıbbi ihmalin ne denli ölümcül sonuçlara yol açabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RSB_VKv3-062RnglRjotJQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşında, sırt, ağrısıyla, hastaneye, gitti, enfeksiyondan, öldü:, Hayatına, mal, olan, hata</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RSB_VKv3-062RnglRjotJQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="67 yaşında sırt ağrısıyla hastaneye gitti, enfeksiyondan öldü: Hayatına mal olan hata"><p>ABD'de yaşayan 67 yaşındaki Steve Schwarz, sırt ağrısı nedeniyle geçirdiği omurga ameliyatının ardından trajik bir şekilde hayatını kaybetti. Schwarz, ameliyattan iki ay sonra ciltte kızarıklık ve şişlik şikâyetiyle hastaneye başvurdu ve kendisine metisiline dirençli Staphylococcus aureus (MRSA) teşhisi konuldu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Js7y6T6_oE2qF1QVfjodBA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doktorlar, Schwarz’a güçlü bir antibiyotik reçete etti ve bu tedaviyi birkaç ay boyunca düzenli olarak alması gerektiğini belirtti. Ancak Schwarz, bir bakım evine yatırıldıktan sonra doktoru tarafından antibiyotik tedavisi kesildi. Tedavinin yarıda kesilmesi sonucu enfeksiyonu hızla yayılan Schwarz, üç hafta sonra yeniden hastaneye kaldırıldı ancak kurtarılamayarak 22 Haziran 2020'de hayatını kaybetti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QCjnW_YYXEm_iQXZEh_bOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Steve Schwarz’ın ailesi, tıbbi ihmal nedeniyle doktorlara dava açtı. Mahkeme sürecinde, Schwarz’ın ölümünün doğrudan antibiyotik eksikliğinden kaynaklandığı kesin olarak belirlenmemiş olsa da,hastanın ihtiyacı olan tedaviyi alamaması nedeniyle ailesine 1,65 milyon dolar tazminat ödenmesine hükmedildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ky7Y6uOlLESUDxLHfw0bnA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Schwarz’ın kızı Heather Barrett, babasının bakım evine ilk geldiğinde iyi durumda olduğunu ve kısa sürede evine döneceğini düşündüklerini söyledi. Ancak tedavinin kesilmesiyle birlikte Schwarz’ın durumu hızla kötüleşti. Iowa Üniversitesi Hastaneleri’nde görev yapan bulaşıcı hastalık uzmanları, enfeksiyonun ilerlemiş olmasına şaşırdıklarını belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YsnK1pXpgU2f6bk0ONasGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Barrett, yaşananları "Babam uzun yolculuklara çıkardı ve emekliliğinin tadını çıkarmaya yeni başlamıştı. Onun sıradan bir enfeksiyondan hayatını kaybetmesi akıl almazdı. Ameliyattan sonra ihtiyacı olan bakımı aldığını düşünüyorduk, ancak gerçek çok farklıydı. Enfeksiyonun tedavi edilmediğini öğrendiğimizde artık çok geçti," sözleriyle anlattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9u2REy6GmkCkRD0u6Gu8QA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Metisiline dirençli Staphylococcus aureus (MRSA), birçok antibiyotiğe dirençli olan tehlikeli bir bakteriyel enfeksiyondur. Hastanelerde sık görülen bu enfeksiyon, genellikle bağışıklık sistemi zayıf olan hastaları etkiler Tedavi edilmediğinde sepsis ve endokardit gibi hayati tehlike oluşturabilecek komplikasyonlara yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tmpIGdAJ5k2iAW7WE3wVww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Omurga ameliyatı sonrası MRSA teşhisi konulan hastaların yaklaşık %80’inin uygun antibiyotik tedavisiyle iyileşebildiği belirtilirken, Steve Schwarz’ın yaşadığı trajedi, tıbbi ihmalin ne denli ölümcül sonuçlara yol açabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>En ölümcül kanser türleri: Organlara hızlıca yayılıyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/en-oelumcul-kanser-turleri-organlara-hizlica-yayiliyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/en-oelumcul-kanser-turleri-organlara-hizlica-yayiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Kanser, hücrelerin anormal ve kontrolsüz bir şekilde büyüyerek vücut dokusunu tahrip ettiği hastalıktır. Dünya genelinde kanser en korkutucu sağlık sorunlarının başında geliyor. Araştırmalar hayatta kalma şansı en düşük altı kanser türüne yakalanan kişilerin neredeyse %60’ının bir yıl içinde hayatını kaybettiğini ortaya koyuyor.Kanser, anormal hücrelerin hızla bölünerek büyüdüğü ve başladığı yerden başka organlara yayılarak ciddi bir hastalık tablosuna neden olan geniş bir hastalık grubudur.
Bilinen 200’den fazla kanser türü vardır ve hızlı büyüyen kanser hücreleri tümörlere sebebiyet vererek vücudun düzenli işleyişini de engeller. Hücrelerin hızla büyümesi sonucu meydana gelen iyi huylu, kötü huylu ve prekanseröz (premalign) tümörler söz konusudur.İyi huylu tümörler genellikle diğer dokulara yayılmaz ve tehlike oluşturmaz. Ancak kötü huylu tümörler, metastaz adı verilen vücudun diğer dokulara ve organlarına yayılmasıyla kişide hayati tehlike meydana getirebilir.Prekanseröz (veya premalign) ise kansere dönüşebilecek (veya gelişmesi muhtemel) anormal hücreleri içeren durumu tanımlar. Peki, en ölümcül kanser türü hangisidir?Beyin Kanseri
Yemek Borusu Kanseri
Akciğer Kanseri
Karaciğer Kanseri
Mide Kanseri
Pankreas Kanseri

Bu kanser türleri, sıklıkla ileri evrelerde teşhis edildikleri için tedavi şansları sınırlıdır. Ayrıca, bu hastalıklar için ayrılan fonlar, diğer kanser türlerine kıyasla çok daha azdır. Görev gücüne destek veren yardım kuruluşları, bu konuda daha fazla farkındalık yaratılması gerektiğini belirtiyor.En düşük sağ kalım oranına sahip kanser türü olan pankreas kanserinin hastalarının yarısından fazlası, teşhis sonrası üç ay içinde hayatını kaybediyor. Yaygın belirtiler arasında hazımsızlık, karın ve sırt ağrısı, kilo kaybı ve sarılık yer alıyor.Karaciğer kanseri, özellikle viral hepatit, alkol ve obezite gibi faktörlerle ilişkilidir. Belirtiler arasında istemsiz kilo kaybı, iştahsızlık, karın ağrısı, sarılık ve kaşıntılı cilt bulunuyor.Beyin kanseri, ölüm oranı yüksek kanser türleri arasında yer alıyor. Baş ağrısı, mide bulantısı, görme sorunları, nöbetler ve hafıza kaybı gibi belirtiler görülebilir.YEMEK BORUSU KANSERİYutma güçlüğü, kalıcı mide ekşimesi, kilo kaybı ve inatçı öksürük gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Yetişkin hastaların yalnızca %15’i beş yıl veya daha uzun süre hayatta kalabiliyor.Geçmeyen hazımsızlık, üst karın ağrısı, kilo kaybı ve kanama gibi belirtiler mide kanserinin göstergeleridir. Hastaların %45’i bir yıl boyunca hayatta kalsa da, bu oran beşinci yılda %20’ye düşüyor.AKCİĞER KANSERİAkciğer kanseri, her yıl 49.000’den fazla kişiyi etkiliyor. İnatçı öksürük, nefes darlığı, kan tükürme, göğüs ağrısı gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Sigara içmenin yanı sıra çevresel faktörler de akciğer kanseri riskini artırabiliyor.Uzmanlar, erken tanı ve tedaviye dikkat çekerek, bu kanser türlerinde hayatta kalma oranlarının artırılabileceğini belirtiyor. Sağlık kuruluşları, bu hastalıklarla mücadelede daha fazla destek ve araştırma yapılması gerektiğini vurguluyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/afLxrF7SBEOD43vxXBY2iw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ölümcül, kanser, türleri:, Organlara, hızlıca, yayılıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/afLxrF7SBEOD43vxXBY2iw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="En ölümcül kanser türleri: Organlara hızlıca yayılıyor"><p>Kanser, hücrelerin anormal ve kontrolsüz bir şekilde büyüyerek vücut dokusunu tahrip ettiği hastalıktır. Dünya genelinde kanser en korkutucu sağlık sorunlarının başında geliyor. Araştırmalar hayatta kalma şansı en düşük altı kanser türüne yakalanan kişilerin neredeyse %60’ının bir yıl içinde hayatını kaybettiğini ortaya koyuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fCRKu2MyLkukf46A97tmaA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kanser, anormal hücrelerin hızla bölünerek büyüdüğü ve başladığı yerden başka organlara yayılarak ciddi bir hastalık tablosuna neden olan geniş bir hastalık grubudur.
Bilinen 200’den fazla kanser türü vardır ve hızlı büyüyen kanser hücreleri tümörlere sebebiyet vererek vücudun düzenli işleyişini de engeller. Hücrelerin hızla büyümesi sonucu meydana gelen iyi huylu, kötü huylu ve prekanseröz (premalign) tümörler söz konusudur.İyi huylu tümörler genellikle diğer dokulara yayılmaz ve tehlike oluşturmaz. Ancak kötü huylu tümörler, metastaz adı verilen vücudun diğer dokulara ve organlarına yayılmasıyla kişide hayati tehlike meydana getirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MOQrmz8HXEuAZPCQ8-NcYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prekanseröz (veya premalign) ise kansere dönüşebilecek (veya gelişmesi muhtemel) anormal hücreleri içeren durumu tanımlar. Peki, en ölümcül kanser türü hangisidir?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KgysRjQicEaPWz4MWQeVrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyin Kanseri
Yemek Borusu Kanseri
Akciğer Kanseri
Karaciğer Kanseri
Mide Kanseri
Pankreas Kanseri

Bu kanser türleri, sıklıkla ileri evrelerde teşhis edildikleri için tedavi şansları sınırlıdır. Ayrıca, bu hastalıklar için ayrılan fonlar, diğer kanser türlerine kıyasla çok daha azdır. Görev gücüne destek veren yardım kuruluşları, bu konuda daha fazla farkındalık yaratılması gerektiğini belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B82kGoihz0q3OklYNJKXLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>En düşük sağ kalım oranına sahip kanser türü olan pankreas kanserinin hastalarının yarısından fazlası, teşhis sonrası üç ay içinde hayatını kaybediyor. Yaygın belirtiler arasında hazımsızlık, karın ve sırt ağrısı, kilo kaybı ve sarılık yer alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PdfMlnbhlkKc-h-X-if4aQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaciğer kanseri, özellikle viral hepatit, alkol ve obezite gibi faktörlerle ilişkilidir. Belirtiler arasında istemsiz kilo kaybı, iştahsızlık, karın ağrısı, sarılık ve kaşıntılı cilt bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9lt6aninzkOaGcmk_wKmyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyin kanseri, ölüm oranı yüksek kanser türleri arasında yer alıyor. Baş ağrısı, mide bulantısı, görme sorunları, nöbetler ve hafıza kaybı gibi belirtiler görülebilir.YEMEK BORUSU KANSERİYutma güçlüğü, kalıcı mide ekşimesi, kilo kaybı ve inatçı öksürük gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Yetişkin hastaların yalnızca %15’i beş yıl veya daha uzun süre hayatta kalabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XgHEkN0nckCMJ-8RuMpj8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçmeyen hazımsızlık, üst karın ağrısı, kilo kaybı ve kanama gibi belirtiler mide kanserinin göstergeleridir. Hastaların %45’i bir yıl boyunca hayatta kalsa da, bu oran beşinci yılda %20’ye düşüyor.AKCİĞER KANSERİAkciğer kanseri, her yıl 49.000’den fazla kişiyi etkiliyor. İnatçı öksürük, nefes darlığı, kan tükürme, göğüs ağrısı gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Sigara içmenin yanı sıra çevresel faktörler de akciğer kanseri riskini artırabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q-dt9r68gkuVT1u06awNAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, erken tanı ve tedaviye dikkat çekerek, bu kanser türlerinde hayatta kalma oranlarının artırılabileceğini belirtiyor. Sağlık kuruluşları, bu hastalıklarla mücadelede daha fazla destek ve araştırma yapılması gerektiğini vurguluyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>17 yaşındaki genç kanseri yendi, 1 hafta sonra aniden öldü: 2 belirtiyle hastaneye kaldırmışlar</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/17-yasindaki-genc-kanseri-yendi-1-hafta-sonra-aniden-oeldu-2-belirtiyle-hastaneye-kaldirmislar</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/17-yasindaki-genc-kanseri-yendi-1-hafta-sonra-aniden-oeldu-2-belirtiyle-hastaneye-kaldirmislar</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere’de yaşayan 17 yaşındaki Hannah Riddell, kanserle verdiği zorlu mücadeleyi kazandı. Ancak mutluluğu uzun sürmedi; genç kız bir hafta sonra sepsis şüphesiyle hayatını kaybetti.Hannah, Ağustos 2024’te kolunun altında bir kitle fark edilmesinin ardından 4. evre Hodgkin lenfoma teşhisi aldı. Hastalığıyla cesurca mücadele eden genç kız, altı kür kemoterapi gördü. 7 Ocak’ta doktorlar, vücudunda artık kanser belirtisi olmadığını belirtti.Hannah’nın annesi Jill Mitcheson (44), kızının geleceğe dair büyük hayalleri olduğunu söyledi. “Çok fazla planı vardı. Bir gelecek istiyordu ve hepsi elinden alındı,” diyerek yaşadığı üzüntüyü dile getirdi.Hannah, okulunu yeni bitirmişti ve eğitimine devam etmeyi planlıyordu. 18 yaşındaki erkek arkadaşı Kieron Stokoe, hastalığı süresince ona destek olmuştu. Tedavisinin ardından sağlığına kavuşmasını kutlamak için tatile gitmeyi planlıyorlardı.Ancak 14 Ocak’ta rutin bir kan testi sırasında Hannah iki nöbet geçirdi ve kısa süre sonra kalbi durdu. Annesi Jill, test öncesinde kızının solgun göründüğünü ve mide bulantısı yaşadığını belirtti. Ayrıca bacaklarında şiddetli ağrılar olduğunu söyledi.Bir nöbet daha geçiren Hannah, hızla acil servise kaldırıldı. Jill, o anları şu sözlerle anlattı: “Gözleri geriye doğru kayıyordu, panik içindeydi. Nefes almakta zorlanıyordu.”Hannah, yoğun bakıma alındıktan kısa bir süre sonra hayatını kaybetti.Aile, Hannah’nın ani ölümüne neyin sebep olduğunu öğrenebilmek için yürütülen soruşturmanın sonucunu bekliyor. Ölüme sepsisin yol açmış olabileceği düşünülüyor. Sepsis, vücudun bir enfeksiyona aşırı tepki vermesi sonucu doku hasarı, organ yetmezliği ve ölüme neden olabiliyor.Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre, dünya genelinde sepsis teşhisi konan hastaların üçte biri hayatını kaybediyor.
Hayatta kalanlar ise kronik ağrı, yorgunluk, organ işlev bozukluğu ve travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) gibi uzun vadeli sağlık sorunlarıyla mücadele ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZUinykNAzk6DQzw4u5oRnA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, genç, kanseri, yendi, hafta, sonra, aniden, öldü:, belirtiyle, hastaneye, kaldırmışlar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZUinykNAzk6DQzw4u5oRnA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="17 yaşındaki genç kanseri yendi, 1 hafta sonra aniden öldü: 2 belirtiyle hastaneye kaldırmışlar"><p>İngiltere’de yaşayan 17 yaşındaki Hannah Riddell, kanserle verdiği zorlu mücadeleyi kazandı. Ancak mutluluğu uzun sürmedi; genç kız bir hafta sonra sepsis şüphesiyle hayatını kaybetti.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XG2WBiTAVEyZIquEvd7Etg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hannah, Ağustos 2024’te kolunun altında bir kitle fark edilmesinin ardından 4. evre Hodgkin lenfoma teşhisi aldı. Hastalığıyla cesurca mücadele eden genç kız, altı kür kemoterapi gördü. 7 Ocak’ta doktorlar, vücudunda artık kanser belirtisi olmadığını belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YD5bXEXUO0mNJ1_uoykbfQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hannah’nın annesi Jill Mitcheson (44), kızının geleceğe dair büyük hayalleri olduğunu söyledi. “Çok fazla planı vardı. Bir gelecek istiyordu ve hepsi elinden alındı,” diyerek yaşadığı üzüntüyü dile getirdi.Hannah, okulunu yeni bitirmişti ve eğitimine devam etmeyi planlıyordu. 18 yaşındaki erkek arkadaşı Kieron Stokoe, hastalığı süresince ona destek olmuştu. Tedavisinin ardından sağlığına kavuşmasını kutlamak için tatile gitmeyi planlıyorlardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d4By_tHoekCYYB5H2ZiQuw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak 14 Ocak’ta rutin bir kan testi sırasında Hannah iki nöbet geçirdi ve kısa süre sonra kalbi durdu. Annesi Jill, test öncesinde kızının solgun göründüğünü ve mide bulantısı yaşadığını belirtti. Ayrıca bacaklarında şiddetli ağrılar olduğunu söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Mi-fOfBT3EOkDe3fg7u7NA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir nöbet daha geçiren Hannah, hızla acil servise kaldırıldı. Jill, o anları şu sözlerle anlattı: “Gözleri geriye doğru kayıyordu, panik içindeydi. Nefes almakta zorlanıyordu.”Hannah, yoğun bakıma alındıktan kısa bir süre sonra hayatını kaybetti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2hN8GMqtVEyncaGHAA_Xqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aile, Hannah’nın ani ölümüne neyin sebep olduğunu öğrenebilmek için yürütülen soruşturmanın sonucunu bekliyor. Ölüme sepsisin yol açmış olabileceği düşünülüyor. Sepsis, vücudun bir enfeksiyona aşırı tepki vermesi sonucu doku hasarı, organ yetmezliği ve ölüme neden olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d-SP7gNpKEGnWzeu4H9COg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre, dünya genelinde sepsis teşhisi konan hastaların üçte biri hayatını kaybediyor.
Hayatta kalanlar ise kronik ağrı, yorgunluk, organ işlev bozukluğu ve travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) gibi uzun vadeli sağlık sorunlarıyla mücadele ediyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yaşlanmayı tersine çevirmek mümkün: Genç ve dinç kalmanın 6 şifresi</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/yaslanmayi-tersine-cevirmek-mumkun-genc-ve-dinc-kalmanin-6-sifresi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/yaslanmayi-tersine-cevirmek-mumkun-genc-ve-dinc-kalmanin-6-sifresi</guid>
<description><![CDATA[ Herkes sağlıklı bir şekilde yaşlanmak ister. Besin açısından zengin yiyecekler yemek, aktif kalmak, zihni meşgul etmek, stresi yönetmek, iyi uyumak ve mutluluğu geliştirmek zamanla genç ve canlı kalmak için temel stratejilerdir. Sağlıklı yaşlanmak yaşam kalitenizi artıran bilinçli seçimler yapmakla ilgilidir. Peki, neler yapılabilir?Hepimiz sağlıklı bir şekilde yaşlanmak, olabildiğince genç, enerjik ve zihinsel olarak güçlü kalmak isteriz. Yaşlanmak hayatın kaçınılmaz bir parçasıdır, ancak nasıl yaşlanacağımız büyük ölçüde bizim kontrolümüzdedir. Yediğimiz yiyeceklerden hareket etme ve düşünme biçimimize kadar her küçük alışkanlık gelecekteki benliğimizi şekillendirmede rol oynar.Daha güçlü ve zamanla daha mutlu olmak istiyorsanız sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek önemlidir. Sağlıklı yaşlanma gençliği kovalamakla ilgili değildir; yılları canlılık, güç ve neşeyle kucaklamakla ilgilidir.&quot;Ne yerseniz osunuz&quot; sözü iyi yaşlanmak söz konusu olduğunda bundan daha doğru olamazdı. Beslenmeniz, yaşlandıkça vücudunuzun nasıl çalıştığı konusunda çok önemli bir rol oynar. Meyveler, sebzeler, yağsız proteinler, tam tahıllar ve sağlıklı yağlar gibi tam, besin açısından yoğun yiyeceklere odaklanın. Bu yiyecekler iltihapla savaşan, beyin sağlığını destekleyen ve hücrelerinizin gelişmesini sağlayan antioksidanlar, vitaminler ve minerallerle doludur.Örneğin ceviz gibi omega-3 yağ asitleri açısından zengin yiyecekler beyin sağlığı için mükemmeldir; ıspanak, havuç ve dolmalık biber gibi renkli sebzeler ise yaşlanmanın arkasındaki suçlular olan serbest radikallerle savaşan antioksidanlarla doludur. Su içmeyi unutmayın! Su cildinizi esnek tutar, sindirime yardımcı olur ve genel vücut fonksiyonlarını destekler. Besin zenginliği;İşlenmiş gıdalar yerine tam gıda tercihleri.Şunlarla yapılabilir:Çeşitli Meyve ve Sebzeler: Vitamin açısından zengin, mineral açısından zengin, antioksidan açısından zengin, lif açısından zengin.Tam Tahıllar
Yağsız Proteinler: Balık, kümes hayvanları, fasulye, soya, baklagiller (kas kütlesinin korunması).Sağlıklı Yağlar: Badem, ceviz, avokado, çekirdek, zeytinyağı, kalp sağlığını, beyin sağlığını, oksijen radikallerinin azaltılmasını ve iltihap kontrolünü destekleyen kısa zincirli yağ asidi üretimini artırır.
Su İçme: Bol su, vücudun en iyi ve sağlıklı şekilde çalışması için anahtardır.Kaçınılması gerekenler; İşlenmiş Gıdalar ve
Şekerler: Bunlar vücuttaki trans yağ asidi içeriğini artırmanın yanı sıra iltihaplı durumu da artırır.
Omega-3 Yağ Asitleri: Balık, keten tohumu ve ceviz, omega-3&#039;ler beyin sağlığını destekler ve iltihap önleyicidir.Fiziksel aktivite, yaşlandıkça gücü, esnekliği ve enerjiyi korumak için iyi saklanan sırdır. Düzenli egzersiz sadece kaslarınızı ve kemiklerinizi güçlü tutmakla kalmaz, aynı zamanda ruh halinizi ve bilişsel işlevinizi de artırır. Maraton koşmanıza veya ağır ağırlık kaldırmanıza gerek yok. Çnemli olan tutarlılıktır.Yürüme ve yüzme gibi aerobik egzersizler dayanıklılığı artırırken, güç antrenmanı kasları ve kemikleri sağlıklı tutar. Yoga ve esneme hareket kabiliyetini artırırken, denge aktiviteleri düşmeleri azaltmaya yardımcı olur. HIIT metabolizmayı artırırken, fonksiyonel fitness günlük görevleri egzersizlere dönüştürür. Zihin-beden aktiviteleri stresi azaltır. Herhangi bir yeni egzersiz rutinine başlamadan önce, özellikle önceden var olan sağlık sorunlarınız varsa, her zaman doktorunuza danışın.Rutininize kardiyo, kuvvet antrenmanı ve esneklik egzersizlerinin bir karışımını ekleyin. Yürüyüş, yüzme, yoga veya hatta dans harika seçeneklerdir. Özellikle kuvvet antrenmanı, yaşla birlikte doğal olarak azalan kas kütlesini korumak için önemlidir. Ve denge egzersizlerini unutmayalım; yaşlandıkça yaygın bir endişe olan düşmeleri önleyebilirler. Amaç, yaşınız veya zindelik seviyeniz ne olursa olsun hareket etmeye devam etmektir.Yaşlanmak sadece bedenle ilgili değildir; aynı zamanda zihinle de ilgilidir. Beynimizi meşgul tutmak genel bilişsel sağlık için önemlidir. Okuma, bulmaca çözme, yeni bir beceri öğrenme ve hatta bir müzik aleti çalmak zihnimizi uyarmaya yardımcı olabilir. Bu egzersizler beyin bağlantılarını güçlendirir ve bilişsel gerilemeyi yavaşlatmaya yardımcı olabilir.Stres yönetimi de oldukça önemlidir. Kronik stres, iltihaplanmaya neden olarak ve bağışıklık sistemini zayıflatarak yaşlanmayı hızlandırabilir. Stresi azaltmak için meditasyon, derin nefes alma ve yazma gibi huzurlu egzersizler yapın. Kendinizi olumlu ilişkilerle güçlendirin ve gerektiğinde yardım isteyin.Uyku hafife alınıyor, ancak sağlıklı yaşlanma için en güçlü araçlardan biridir. Uyku sırasında vücudunuz hücreleri onarır, anıları birleştirir ve hormonları düzenler. Öte yandan yetersiz uyku, zayıf bağışıklıktan hızlanan cilt yaşlanmasına kadar bir dizi soruna yol açabilir.Her gece 7-9 saat kaliteli uyku hedefleyin. Vücudunuza dinlenme zamanının geldiğini işaret eden bir uyku öncesi rutini oluşturun; yatmadan önce ekranlardan, kafeinden ve ağır yemeklerden kaçının. Uyku ortamınızı rahat ve karanlık h ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6dYiKlnmbUikiAfezxeR3Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yaşlanmayı, tersine, çevirmek, mümkün:, Genç, dinç, kalmanın, şifresi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6dYiKlnmbUikiAfezxeR3Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yaşlanmayı tersine çevirmek mümkün: Genç ve dinç kalmanın 6 şifresi"><p>Herkes sağlıklı bir şekilde yaşlanmak ister. Besin açısından zengin yiyecekler yemek, aktif kalmak, zihni meşgul etmek, stresi yönetmek, iyi uyumak ve mutluluğu geliştirmek zamanla genç ve canlı kalmak için temel stratejilerdir. Sağlıklı yaşlanmak yaşam kalitenizi artıran bilinçli seçimler yapmakla ilgilidir. Peki, neler yapılabilir?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P3Qbz2aly06oVWT8gIiAmQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hepimiz sağlıklı bir şekilde yaşlanmak, olabildiğince genç, enerjik ve zihinsel olarak güçlü kalmak isteriz. Yaşlanmak hayatın kaçınılmaz bir parçasıdır, ancak nasıl yaşlanacağımız büyük ölçüde bizim kontrolümüzdedir. Yediğimiz yiyeceklerden hareket etme ve düşünme biçimimize kadar her küçük alışkanlık gelecekteki benliğimizi şekillendirmede rol oynar.Daha güçlü ve zamanla daha mutlu olmak istiyorsanız sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek önemlidir. Sağlıklı yaşlanma gençliği kovalamakla ilgili değildir; yılları canlılık, güç ve neşeyle kucaklamakla ilgilidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jMIfY7_VlkuEu57rJcspGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Ne yerseniz osunuz" sözü iyi yaşlanmak söz konusu olduğunda bundan daha doğru olamazdı. Beslenmeniz, yaşlandıkça vücudunuzun nasıl çalıştığı konusunda çok önemli bir rol oynar. Meyveler, sebzeler, yağsız proteinler, tam tahıllar ve sağlıklı yağlar gibi tam, besin açısından yoğun yiyeceklere odaklanın. Bu yiyecekler iltihapla savaşan, beyin sağlığını destekleyen ve hücrelerinizin gelişmesini sağlayan antioksidanlar, vitaminler ve minerallerle doludur.Örneğin ceviz gibi omega-3 yağ asitleri açısından zengin yiyecekler beyin sağlığı için mükemmeldir; ıspanak, havuç ve dolmalık biber gibi renkli sebzeler ise yaşlanmanın arkasındaki suçlular olan serbest radikallerle savaşan antioksidanlarla doludur. Su içmeyi unutmayın! Su cildinizi esnek tutar, sindirime yardımcı olur ve genel vücut fonksiyonlarını destekler. Besin zenginliği;İşlenmiş gıdalar yerine tam gıda tercihleri.Şunlarla yapılabilir:Çeşitli Meyve ve Sebzeler: Vitamin açısından zengin, mineral açısından zengin, antioksidan açısından zengin, lif açısından zengin.Tam Tahıllar
Yağsız Proteinler: Balık, kümes hayvanları, fasulye, soya, baklagiller (kas kütlesinin korunması).Sağlıklı Yağlar: Badem, ceviz, avokado, çekirdek, zeytinyağı, kalp sağlığını, beyin sağlığını, oksijen radikallerinin azaltılmasını ve iltihap kontrolünü destekleyen kısa zincirli yağ asidi üretimini artırır.
Su İçme: Bol su, vücudun en iyi ve sağlıklı şekilde çalışması için anahtardır.Kaçınılması gerekenler; İşlenmiş Gıdalar ve
Şekerler: Bunlar vücuttaki trans yağ asidi içeriğini artırmanın yanı sıra iltihaplı durumu da artırır.
Omega-3 Yağ Asitleri: Balık, keten tohumu ve ceviz, omega-3'ler beyin sağlığını destekler ve iltihap önleyicidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bv4F895ivUyH02bpuFR6_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fiziksel aktivite, yaşlandıkça gücü, esnekliği ve enerjiyi korumak için iyi saklanan sırdır. Düzenli egzersiz sadece kaslarınızı ve kemiklerinizi güçlü tutmakla kalmaz, aynı zamanda ruh halinizi ve bilişsel işlevinizi de artırır. Maraton koşmanıza veya ağır ağırlık kaldırmanıza gerek yok. Çnemli olan tutarlılıktır.Yürüme ve yüzme gibi aerobik egzersizler dayanıklılığı artırırken, güç antrenmanı kasları ve kemikleri sağlıklı tutar. Yoga ve esneme hareket kabiliyetini artırırken, denge aktiviteleri düşmeleri azaltmaya yardımcı olur. HIIT metabolizmayı artırırken, fonksiyonel fitness günlük görevleri egzersizlere dönüştürür. Zihin-beden aktiviteleri stresi azaltır. Herhangi bir yeni egzersiz rutinine başlamadan önce, özellikle önceden var olan sağlık sorunlarınız varsa, her zaman doktorunuza danışın.Rutininize kardiyo, kuvvet antrenmanı ve esneklik egzersizlerinin bir karışımını ekleyin. Yürüyüş, yüzme, yoga veya hatta dans harika seçeneklerdir. Özellikle kuvvet antrenmanı, yaşla birlikte doğal olarak azalan kas kütlesini korumak için önemlidir. Ve denge egzersizlerini unutmayalım; yaşlandıkça yaygın bir endişe olan düşmeleri önleyebilirler. Amaç, yaşınız veya zindelik seviyeniz ne olursa olsun hareket etmeye devam etmektir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IZHqN6iI6kqtFzydczvN_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaşlanmak sadece bedenle ilgili değildir; aynı zamanda zihinle de ilgilidir. Beynimizi meşgul tutmak genel bilişsel sağlık için önemlidir. Okuma, bulmaca çözme, yeni bir beceri öğrenme ve hatta bir müzik aleti çalmak zihnimizi uyarmaya yardımcı olabilir. Bu egzersizler beyin bağlantılarını güçlendirir ve bilişsel gerilemeyi yavaşlatmaya yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JzJY1tPd9EykGnyS2eW3SA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Stres yönetimi de oldukça önemlidir. Kronik stres, iltihaplanmaya neden olarak ve bağışıklık sistemini zayıflatarak yaşlanmayı hızlandırabilir. Stresi azaltmak için meditasyon, derin nefes alma ve yazma gibi huzurlu egzersizler yapın. Kendinizi olumlu ilişkilerle güçlendirin ve gerektiğinde yardım isteyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T_EVvWjEMUOONXVxQY-ruw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uyku hafife alınıyor, ancak sağlıklı yaşlanma için en güçlü araçlardan biridir. Uyku sırasında vücudunuz hücreleri onarır, anıları birleştirir ve hormonları düzenler. Öte yandan yetersiz uyku, zayıf bağışıklıktan hızlanan cilt yaşlanmasına kadar bir dizi soruna yol açabilir.Her gece 7-9 saat kaliteli uyku hedefleyin. Vücudunuza dinlenme zamanının geldiğini işaret eden bir uyku öncesi rutini oluşturun; yatmadan önce ekranlardan, kafeinden ve ağır yemeklerden kaçının. Uyku ortamınızı rahat ve karanlık hale getirin ve tutarlı bir uyku programına sadık kalın. Uykuyu, her güne enerjik ve berrak bir şekilde başlamanız için sizi hazırlayan gecelik sıfırlama düğmeniz olarak düşünün.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7Pw5PKMRAEKXb3M5fXNFyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İyi yaşlanmak sadece fiziksel sağlıkla ilgili değildir; aynı zamanda hayatta neşe ve amaç bulmakla da ilgilidir. Çalışmalar, güçlü bir amaç duygusuna sahip insanların daha uzun ve daha sağlıklı yaşamlar sürdürdüğünü göstermektedir. İster hobilerinizle, ister gönüllü olarak çalışarak, ister sevdiklerinizle vakit geçirerek veya bir tutkuyu takip ederek olsun, sizi mutlu ve tatmin eden şeyi bulun.Olumlu düşünme, minnettarlık ve kahkaha da iyi yaşlanmak için etkili stratejilerdir. Bağışıklığı güçlendirir, stresi azaltır ve genel refahı iyileştirir. Sizi mutlu eden şeyler yaparak zaman geçirin ve kendinizi olumlu insanlarla çevreleyin.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>300 bin nüfuslu Yalova&amp;apos;da içme suyuna zehir kuşkusu: 2 kişi tutuklandı</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/300-bin-nufuslu-yalovada-icme-suyuna-zehir-kuskusu-2-kisi-tutuklandi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/300-bin-nufuslu-yalovada-icme-suyuna-zehir-kuskusu-2-kisi-tutuklandi</guid>
<description><![CDATA[ Yalova’da içme suyu hattında yaşanan köpüklenme olayı sonrasında gözaltına alınan Kurtköy Muhtarı Y.T. ve işten çıkartılan eski belediye çalışanı muhtar azası S.A., çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. İki kişinin, &quot;İçilecek sulara zehir katarak veya başka suretlerle bunları bozarak kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürme&quot; suçunu işledikleri belirtildi. Sağlık Bakanlığı, Yalova&#039;daki su güvenliği incelemesinde, içme suyu kullanımıyla ilgili olarak bir uygunsuzluğun tespit edilmediğini bildirmişti.Yalova Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Kurtköy Mahallesi Muhtarı Y.T, muhtar azası N.U. ile eski belediye çalışanları S.A, G.K. ve Ö.B&#039;nin jandarmadaki işlemleri tamamlandı.  Sağlık kontrolünden geçirilen 5 şüpheli, Yalova Adliyesine sevk edildi.  Zanlılardan muhtar Y.T. ve eski belediye çalışanı S.A, &quot;İçilecek sulara zehir katarak veya başka suretlerle bunları bozarak kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürme&quot; suçundan tutuklandı.  Diğer şüpheliler savcılık sorgularının ardından salıverildi.İÇME SUYU GÜVENLİ Mİ?  Sağlık Bakanlığı, Yalova&#039;daki su güvenliği incelemesinde, içme suyu kullanımıyla ilgili olarak bir uygunsuzluğun tespit edilmediğini bildirdi.  Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Yalova&#039;da kentin su ihtiyacını karşılayan Gökçe Barajı&#039;nı besleyen Kadıköy ile Kurtköy Derivasyonu&#039;nda yaşanan köpüklenmeye ilişkin, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü referans laboratuvarlarında temizlik, bakım ve klorlama çalışmalarının tamamlandığı belirtildi.  Kentten alınan su numunelerinin detaylı analiz edildiği aktarılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:  &quot;Yapılan ilk incelemeler neticesinde su kaynağında kullanıma engel bir uygunsuzluk tespit edilmemiş, bunun üzerine şebeke suyu kullanım suyu olarak verilmiştir. Yapılan diğer detaylı incelemelerimiz ise ayrıca sonuçlanmış olup içme suyu kullanımıyla ilgili olarak da bir uygunsuzluk tespit edilmemiştir.&quot; NE OLMUŞTU?Yalova&#039;da kentin su ihtiyacını karşılayan Gökçe Barajı&#039;nı besleyen Kadıköy ile Kurtköy Derivasyonu&#039;nda 29 Ocak Çarşamba akşamı köpüklenme oluşması nedeniyle kentte 24 saat su kesintisi yaşanmış, hatlarda yapılan temizliğin ardından yeniden su verilmeye başlanmıştı.Şebeke suyuna dışarıdan müdahale edildiği iddiaları üzerine başlatılan soruşturma kapsamında 5 şüpheli, jandarma ekiplerince gözaltına alınmıştı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8ZWEvktsZE2fp_PIFFZPeA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>300, bin, nüfuslu, Yalovada, içme, suyuna, zehir, kuşkusu:, kişi, tutuklandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8ZWEvktsZE2fp_PIFFZPeA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="300 bin nüfuslu Yalova'da içme suyuna zehir kuşkusu: 2 kişi tutuklandı"><p>Yalova’da içme suyu hattında yaşanan köpüklenme olayı sonrasında gözaltına alınan Kurtköy Muhtarı Y.T. ve işten çıkartılan eski belediye çalışanı muhtar azası S.A., çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. İki kişinin, "İçilecek sulara zehir katarak veya başka suretlerle bunları bozarak kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürme" suçunu işledikleri belirtildi. Sağlık Bakanlığı, Yalova'daki su güvenliği incelemesinde, içme suyu kullanımıyla ilgili olarak bir uygunsuzluğun tespit edilmediğini bildirmişti.</p>Yalova Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Kurtköy Mahallesi Muhtarı Y.T, muhtar azası N.U. ile eski belediye çalışanları S.A, G.K. ve Ö.B'nin jandarmadaki işlemleri tamamlandı.  Sağlık kontrolünden geçirilen 5 şüpheli, Yalova Adliyesine sevk edildi.  Zanlılardan muhtar Y.T. ve eski belediye çalışanı S.A, "İçilecek sulara zehir katarak veya başka suretlerle bunları bozarak kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürme" suçundan tutuklandı.  Diğer şüpheliler savcılık sorgularının ardından salıverildi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G5H8efG7qkGD5XePeShWAw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p><strong>İÇME SUYU GÜVENLİ Mİ?</strong>  Sağlık Bakanlığı, Yalova'daki su güvenliği incelemesinde, içme suyu kullanımıyla ilgili olarak bir uygunsuzluğun tespit edilmediğini bildirdi.  Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Yalova'da kentin su ihtiyacını karşılayan Gökçe Barajı'nı besleyen Kadıköy ile Kurtköy Derivasyonu'nda yaşanan köpüklenmeye ilişkin, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü referans laboratuvarlarında temizlik, bakım ve klorlama çalışmalarının tamamlandığı belirtildi.  Kentten alınan su numunelerinin detaylı analiz edildiği aktarılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:  "Yapılan ilk incelemeler neticesinde su kaynağında kullanıma engel bir uygunsuzluk tespit edilmemiş, bunun üzerine şebeke suyu kullanım suyu olarak verilmiştir. Yapılan diğer detaylı incelemelerimiz ise ayrıca sonuçlanmış olup içme suyu kullanımıyla ilgili olarak da bir uygunsuzluk tespit edilmemiştir." </p><p><strong>NE OLMUŞTU?</strong></p><p>Yalova'da kentin su ihtiyacını karşılayan Gökçe Barajı'nı besleyen Kadıköy ile Kurtköy Derivasyonu'nda 29 Ocak Çarşamba akşamı köpüklenme oluşması nedeniyle kentte 24 saat su kesintisi yaşanmış, hatlarda yapılan temizliğin ardından yeniden su verilmeye başlanmıştı.</p><p>Şebeke suyuna dışarıdan müdahale edildiği iddiaları üzerine başlatılan soruşturma kapsamında 5 şüpheli, jandarma ekiplerince gözaltına alınmıştı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Adana’da botulismus tehlikesi: Sinir sistemini felç ediyor!</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/adanada-botulismus-tehlikesi-sinir-sistemini-felc-ediyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/adanada-botulismus-tehlikesi-sinir-sistemini-felc-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ Adana’nın Çukurova ilçesinde yaşanan balık ölümleri endişeye neden oldu. Toplu ölümleri inceleyen Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertan Kara, “botulismus” hastalığına dikkat çekti. Balıklarda ölüme neden olan hastalığın, bu balıkları yiyen insanları da tehdit edebileceğini söyleyen Kara, “Bu hastalık tedavi edilmediğinde sinir sistemini felç eden ve merkezi sinir sistemine geldiğinde ölümlere neden olan bir hastalıktır.” diye konuştu.Çukurova’ya can suyu olan Ceyhan Nehri’nde toplu balık ölümleri yaşanıyor.  Adana’nın Yüreğir ilçesinde kıyıya çok sayıda ölü balık vurduğu görüldü.  Çukurova Üniversitesi’nden uzmanlar, balık ölümlerini mercek altına aldı.  ÇÜ Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertan Kara, toplu ölümlerde “botulismus” tehlikesine dikkat çekti.Prof. Dr. Ertan Kara, bölgede tarım alanı olması nedeniyle kullanılan zirai ilaç atıklarının oluşturduğu toksik bir etki, fabrika atıklarının sızması sonucu suya kimyasal karışması ya da hayvanlar ve insanlar arasında yayılan bulaşıcı hastalıklar olarak bilinen zoonotik hastalıklar kaynaklı bir sorun olabileceğini kaydetti.  Bu üç ihtimalin de insan sağlığı açısından ciddi olumsuz etkileri olacağının altını çizen Kara, ilgili kurum ve kuruluşlardan gelecek raporun önemli olduğunu ve bir an önce gerekli önlemlerin alınması gerektiğini vurguladı.  “CANLI YA DA ÖLÜ BALIKLAR TÜKETİLMEMELİ”  Bölgede yaşayan vatandaşlara uyarılarda bulunan Prof. Dr. Kara, konuyla ilgili kurumların süreci sonuçlandırana kadar balık tüketilmemesi uyarısında bulundu.  Suya temas edilmemesi gerektiğinin altını çizen Kara, “Eğer ki tarımsal amaçlı kullanılan ilaçlardan kaynaklı bir zehir varsa oradan balık tutulmasıyla onların almış olduğu zehirleri vatandaş bünyesine almış olur. Değişik nedenlerle zehirlenmelere neden olabilir.” diye konuştu.  Kara şöyle devam etti:  “Onun dışında zehirli suyla temas ettiklerinde nasıl ki ilaçlama yaparken vücutlarına değdiğinde yanmalar, kızarıklıklar gibi birtakım yan etkiler oluyorsa bunların aynısı görülebilir.  Kimyasal ajanlar suya karışmışsa da bunu yine balıklardan örnek verecek olursak, bu kimyasalları bünyesine alan balıkları yediğimizde biz de bunları sindirim sistemimize alırız. Canlı ya da ölü balıklar tüketilmemelidir.”Kara, botulismus bakterisine de dikkat çekti.  “Botulismus diye bir hastalık var. Balıklarda ölüme neden olabilir. Ama bunu ölmeyen canlı balıklar taşıyorsa, insanlar bunu alıp yediklerinde onlar da Botulismus olabilirler.” diyen Kara, “Botulismus, havanın olmadığı ortamlarda daha çok yaşıyorlar. Bu hastalık gıda zehirlenmesi gibi başlayan, erken dönemde tanı konduğunda anti serumlarla tedavi edilebilen, tedavi edilmediğinde sinir sistemini felç eden ve merkezi sinir sistemine geldiğinde ölümlere neden olan bir hastalıktır.” şeklinde konuştu.  Kara şöyle devam etti:  “Vatandaşlarımız bunu uygun hazırlanmamış, bombe yapmış konservelerden bilirler. Buradaki balıklarda Botulismus varsa insanlarda da ölümlere ve sakatlıklara neden olabilir.  Bunun için bölgede balıkların avlanması, tüketilmesi ya da ticari amaçlı satılmasının uygun olmadığını düşünüyorum. Yetkililerimizin de bu konuda önlem almasını bekliyorum.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z7Vi_-b3J0GVVxUYbPiUEg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Adana’da, botulismus, tehlikesi:, Sinir, sistemini, felç, ediyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z7Vi_-b3J0GVVxUYbPiUEg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both&ampv=20250204071423333" class="type:primaryImage" alt="Adana’da botulismus tehlikesi: Sinir sistemini felç ediyor!"><p>Adana’nın Çukurova ilçesinde yaşanan balık ölümleri endişeye neden oldu. Toplu ölümleri inceleyen Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertan Kara, “botulismus” hastalığına dikkat çekti. Balıklarda ölüme neden olan hastalığın, bu balıkları yiyen insanları da tehdit edebileceğini söyleyen Kara, “Bu hastalık tedavi edilmediğinde sinir sistemini felç eden ve merkezi sinir sistemine geldiğinde ölümlere neden olan bir hastalıktır.” diye konuştu.</p>Çukurova’ya can suyu olan Ceyhan Nehri’nde toplu balık ölümleri yaşanıyor.  Adana’nın Yüreğir ilçesinde kıyıya çok sayıda ölü balık vurduğu görüldü.  Çukurova Üniversitesi’nden uzmanlar, balık ölümlerini mercek altına aldı.  ÇÜ Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertan Kara, toplu ölümlerde “botulismus” tehlikesine dikkat çekti.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QXnArW7zDUyUISApRNEm6g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Prof. Dr. Ertan Kara, bölgede tarım alanı olması nedeniyle kullanılan zirai ilaç atıklarının oluşturduğu toksik bir etki, fabrika atıklarının sızması sonucu suya kimyasal karışması ya da hayvanlar ve insanlar arasında yayılan bulaşıcı hastalıklar olarak bilinen zoonotik hastalıklar kaynaklı bir sorun olabileceğini kaydetti.  Bu üç ihtimalin de insan sağlığı açısından ciddi olumsuz etkileri olacağının altını çizen Kara, ilgili kurum ve kuruluşlardan gelecek raporun önemli olduğunu ve bir an önce gerekli önlemlerin alınması gerektiğini vurguladı.  <strong>“CANLI YA DA ÖLÜ BALIKLAR TÜKETİLMEMELİ”</strong>  Bölgede yaşayan vatandaşlara uyarılarda bulunan Prof. Dr. Kara, konuyla ilgili kurumların süreci sonuçlandırana kadar balık tüketilmemesi uyarısında bulundu.  Suya temas edilmemesi gerektiğinin altını çizen Kara, “Eğer ki tarımsal amaçlı kullanılan ilaçlardan kaynaklı bir zehir varsa oradan balık tutulmasıyla onların almış olduğu zehirleri vatandaş bünyesine almış olur. Değişik nedenlerle zehirlenmelere neden olabilir.” diye konuştu.  Kara şöyle devam etti:  “Onun dışında zehirli suyla temas ettiklerinde nasıl ki ilaçlama yaparken vücutlarına değdiğinde yanmalar, kızarıklıklar gibi birtakım yan etkiler oluyorsa bunların aynısı görülebilir.  Kimyasal ajanlar suya karışmışsa da bunu yine balıklardan örnek verecek olursak, bu kimyasalları bünyesine alan balıkları yediğimizde biz de bunları sindirim sistemimize alırız. Canlı ya da ölü balıklar tüketilmemelidir.”<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gJ6XS9YU2kyW2qpV2xak3Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Kara, botulismus bakterisine de dikkat çekti.  “Botulismus diye bir hastalık var. Balıklarda ölüme neden olabilir. Ama bunu ölmeyen canlı balıklar taşıyorsa, insanlar bunu alıp yediklerinde onlar da Botulismus olabilirler.” diyen Kara, “Botulismus, havanın olmadığı ortamlarda daha çok yaşıyorlar. Bu hastalık gıda zehirlenmesi gibi başlayan, erken dönemde tanı konduğunda anti serumlarla tedavi edilebilen, tedavi edilmediğinde sinir sistemini felç eden ve merkezi sinir sistemine geldiğinde ölümlere neden olan bir hastalıktır.” şeklinde konuştu.  Kara şöyle devam etti:  “Vatandaşlarımız bunu uygun hazırlanmamış, bombe yapmış konservelerden bilirler. Buradaki balıklarda Botulismus varsa insanlarda da ölümlere ve sakatlıklara neden olabilir.  Bunun için bölgede balıkların avlanması, tüketilmesi ya da ticari amaçlı satılmasının uygun olmadığını düşünüyorum. Yetkililerimizin de bu konuda önlem almasını bekliyorum.”]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilim insanları açıkladı: 1 kase yoğurt yiyince ne olur?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/bilim-insanlari-acikladi-1-kase-yogurt-yiyince-ne-olur</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/bilim-insanlari-acikladi-1-kase-yogurt-yiyince-ne-olur</guid>
<description><![CDATA[ Her sofrada bulunan ve günün her öğünü tüketilen yoğurt sağlığa olan faydalarıyla dikkat çekiyor. Sindirimi düzenleyen ve bağışıklığı güçlendiren yoğurdun ömrü uzatabileceği söyleniyor.  Peki, her gün 1 kase yoğurt yiyince ne olur?Bilim insanları, günde bir yoğurt yemenin ömrü uzatabileceğini söylüyor. Yapılan bir araştırma, her gün 50 gram tam yağlı ya da az yağlı yoğurt tüketmenin ( erken ölüm riskini neredeyse yüzde 20 oranında azaltabileceğini ortaya koydu.İngiltere&#039;de 186 bin erkek ve kadının beslenme ve sağlık alışkanlıklarını inceleyen araştırmacılar , günde 50 grama kadar karbonhidrat tüketenlerin erken ölme ihtimallerinin yüzde 18 daha az olduğunu buldu.Bilim insanları yoğurdun içindeki doğal bakterilerin bağırsak üzerinde yararlı etkileri olabileceğini ve bu durumun koruyucu etkiyi açıklayabileceğini ileri sürdü.&#039;Bu yeni bulgular, yoğurt tüketiminin sağlıklı bir beslenmenin bir parçası olarak ölçülü olmasının kanıtı olarak klinik ve halk sağlığı açısından önem taşıyor&#039; denildi.Yoğurt, binlerce yıldır sofralarımızdan eksik olmayan, besin değeri yüksek bir gıda olarak biliniyor. İçeriğindeki probiyotikler, vitaminler ve mineraller sayesinde sağlığa sayısız fayda sağlayan yoğurt, uzmanlar tarafından da tüketilmesi önerilen besinler arasında yer alıyor.Yoğurt, içeriğinde bulunan probiyotikler sayesinde bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkıda bulunuyor. Sindirim sistemini düzenleyen bu faydalı bakteriler, zararlı mikroorganizmalarla savaşarak vücudu hastalıklara karşı koruyor.KEMİK SAĞLIĞINI DESTEKLERKalsiyum ve D vitamini açısından zengin olan yoğurt, kemiklerin güçlenmesine yardımcı oluyor. Özellikle osteoporoz (kemik erimesi) riskini azaltan bu besin, çocuklardan yaşlılara kadar her yaş grubunda tüketilmesi gereken önemli bir kalsiyum kaynağı olarak öne çıkıyor.SİNDİRİM SİSTEMİNİ DÜZENLERProbiyotik içeriğiyle bağırsak florasını dengeleyen yoğurt, sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasına yardımcı oluyor. Mide rahatsızlıklarını önlemede etkili olan yoğurt, kabızlık ve şişkinlik gibi sindirim sorunlarının giderilmesine de katkı sağlıyor.Yüksek protein içeriği sayesinde uzun süre tokluk hissi sağlayan yoğurt, kilo kontrolünü sağlamak isteyenler için ideal bir besin kaynağı. Düşük kalorili ve besleyici olması, diyet listelerinde yoğurdun vazgeçilmez bir seçenek olmasını sağlıyor.CİLT VE SAÇ SAĞLIĞINI DESTEKLER
Yoğurdun içeriğindeki B vitaminleri, cildin ve saçların daha sağlıklı olmasına katkıda bulunuyor. Cildi nemlendiren ve besleyen yoğurt, aynı zamanda saçların güçlenmesine ve parlak görünmesine de yardımcı oluyor.
DOĞAL VE BESLEYİCİGeleneksel yöntemlerle mayalanan ev yapımı yoğurt, katkı maddesi içermediği için en sağlıklı seçeneklerden biri olarak gösteriliyor. Günlük beslenme rutinine yoğurdu eklemek, sağlığı korumanın doğal ve lezzetli bir yolu olarak öneriliyor.Yoğurt tüketiminin düzenli ve yeterli miktarda olması çok önemlidir.
Eğer peynir veya yumurta gibi diğer protein kaynakları tüketiliyorsa günde 1 kase yoğurt yeterli olacaktır. Ancak bahsedilen diğer protein deposu besinler tüketilmiyorsa yoğurt tüketimini mümkün olduğunca arttırmalı hatta günde en az 2-3 kase tüketilmelidir.
Günde en az 1 kase tüketilen yoğurdun vücuda sayısız faydası vardır. Probiyotik olması sebebiyle sindirimi kolaylaştırır, kabızlık ishal gibi sorunların oluşumuna engel olur ve uyku getirir. Yoğurdun uyku getirmesi hemen herkesçe bilinen ve sık sık da uyku ihtiyacı olduğunda uygulanan bir yöntemdir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iOTc2A1cmU2zy-OXudH61w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanları, açıkladı:, kase, yoğurt, yiyince, olur</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iOTc2A1cmU2zy-OXudH61w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bilim insanları açıkladı: 1 kase yoğurt yiyince ne olur?"><p>Her sofrada bulunan ve günün her öğünü tüketilen yoğurt sağlığa olan faydalarıyla dikkat çekiyor. Sindirimi düzenleyen ve bağışıklığı güçlendiren yoğurdun ömrü uzatabileceği söyleniyor.  Peki, her gün 1 kase yoğurt yiyince ne olur?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wUPaN6CeJEWGJAKL2FxP3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilim insanları, günde bir yoğurt yemenin ömrü uzatabileceğini söylüyor. Yapılan bir araştırma, her gün 50 gram tam yağlı ya da az yağlı yoğurt tüketmenin ( erken ölüm riskini neredeyse yüzde 20 oranında azaltabileceğini ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8D9DlfYgn0yRWrvZlCBimQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere'de 186 bin erkek ve kadının beslenme ve sağlık alışkanlıklarını inceleyen araştırmacılar , günde 50 grama kadar karbonhidrat tüketenlerin erken ölme ihtimallerinin yüzde 18 daha az olduğunu buldu.Bilim insanları yoğurdun içindeki doğal bakterilerin bağırsak üzerinde yararlı etkileri olabileceğini ve bu durumun koruyucu etkiyi açıklayabileceğini ileri sürdü.'Bu yeni bulgular, yoğurt tüketiminin sağlıklı bir beslenmenin bir parçası olarak ölçülü olmasının kanıtı olarak klinik ve halk sağlığı açısından önem taşıyor' denildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sjAi5vpINUWV_XLGGMQ35g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yoğurt, binlerce yıldır sofralarımızdan eksik olmayan, besin değeri yüksek bir gıda olarak biliniyor. İçeriğindeki probiyotikler, vitaminler ve mineraller sayesinde sağlığa sayısız fayda sağlayan yoğurt, uzmanlar tarafından da tüketilmesi önerilen besinler arasında yer alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-Zrq_U7nyUyvX-dVcZAI6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yoğurt, içeriğinde bulunan probiyotikler sayesinde bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkıda bulunuyor. Sindirim sistemini düzenleyen bu faydalı bakteriler, zararlı mikroorganizmalarla savaşarak vücudu hastalıklara karşı koruyor.KEMİK SAĞLIĞINI DESTEKLERKalsiyum ve D vitamini açısından zengin olan yoğurt, kemiklerin güçlenmesine yardımcı oluyor. Özellikle osteoporoz (kemik erimesi) riskini azaltan bu besin, çocuklardan yaşlılara kadar her yaş grubunda tüketilmesi gereken önemli bir kalsiyum kaynağı olarak öne çıkıyor.SİNDİRİM SİSTEMİNİ DÜZENLERProbiyotik içeriğiyle bağırsak florasını dengeleyen yoğurt, sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasına yardımcı oluyor. Mide rahatsızlıklarını önlemede etkili olan yoğurt, kabızlık ve şişkinlik gibi sindirim sorunlarının giderilmesine de katkı sağlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C7mZZMOE30Ckd9mYB1SEig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek protein içeriği sayesinde uzun süre tokluk hissi sağlayan yoğurt, kilo kontrolünü sağlamak isteyenler için ideal bir besin kaynağı. Düşük kalorili ve besleyici olması, diyet listelerinde yoğurdun vazgeçilmez bir seçenek olmasını sağlıyor.CİLT VE SAÇ SAĞLIĞINI DESTEKLER
Yoğurdun içeriğindeki B vitaminleri, cildin ve saçların daha sağlıklı olmasına katkıda bulunuyor. Cildi nemlendiren ve besleyen yoğurt, aynı zamanda saçların güçlenmesine ve parlak görünmesine de yardımcı oluyor.
DOĞAL VE BESLEYİCİGeleneksel yöntemlerle mayalanan ev yapımı yoğurt, katkı maddesi içermediği için en sağlıklı seçeneklerden biri olarak gösteriliyor. Günlük beslenme rutinine yoğurdu eklemek, sağlığı korumanın doğal ve lezzetli bir yolu olarak öneriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nUGCp4ZD0ki5izi1ikRUqQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yoğurt tüketiminin düzenli ve yeterli miktarda olması çok önemlidir.
Eğer peynir veya yumurta gibi diğer protein kaynakları tüketiliyorsa günde 1 kase yoğurt yeterli olacaktır. Ancak bahsedilen diğer protein deposu besinler tüketilmiyorsa yoğurt tüketimini mümkün olduğunca arttırmalı hatta günde en az 2-3 kase tüketilmelidir.
Günde en az 1 kase tüketilen yoğurdun vücuda sayısız faydası vardır. Probiyotik olması sebebiyle sindirimi kolaylaştırır, kabızlık ishal gibi sorunların oluşumuna engel olur ve uyku getirir. Yoğurdun uyku getirmesi hemen herkesçe bilinen ve sık sık da uyku ihtiyacı olduğunda uygulanan bir yöntemdir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzmanlar uyarıyor: Beyin hangi yaşta hızla yaşlanıyor?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/uzmanlar-uyariyor-beyin-hangi-yasta-hizla-yaslaniyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/uzmanlar-uyariyor-beyin-hangi-yasta-hizla-yaslaniyor</guid>
<description><![CDATA[ Bilişsel gerileme, yaşlanmanın doğal bir parçasıdır ve genellikle 40&#039;lı yaşlardan itibaren kendini gösterir. 50&#039;li yaşların ortalarına gelindiğinde, hafıza ve dikkat problemleri yaşanabilir. Ancak uzmanlar, beyin sağlığını korumak ve zinde tutmak için alabileceğimiz önlemler olduğunu belirtiyor.Yeni bir çalışma, bilişsel gerilemenin belirli yaşlarda hızlandığını ortaya koydu. 57, 70 ve 78 yaşları, beynin daha hızlı yaşlanmaya başladığı zirve noktaları olarak öne çıkıyor. Çalışma, bu yaşlardaki bilişsel değişimlerin yaşam tarzı ile ilişkili olduğunu vurguluyor.Nature Aging dergisinde yayımlanan çalışmada, 13 proteinin beyindeki seviyeleri incelendi. Bu proteinlerin seviyelerindeki artış, beynin yaşlanması ve nörodejeneratif hastalıklarla bağlantılıdır. Ayrıca, yaşam tarzı seçimlerinin bu protein seviyelerini etkileyebileceği ve bunun beynin uzun vadeli sağlığını etkileyebileceği belirtildi.57 yaşında beyin hacminin azalmasıyla birlikte, sinir liflerinin azalması ve beynin iletişim kapasitesinin düşmesi başlar. Orta yaşlarda, aşırı kilo almak, kan akışını azaltabilir ve beyin fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir. Uzmanlar, egzersiz yapmanın ve sağlıklı yaşam tarzı benimsemenin nöroprotektif etkiler yarattığını belirtiyor.70 yaşına gelindiğinde, beyinde tau proteini birikmeye başlar ve bu da düşünme ve öğrenme yetilerinde azalmaya yol açar. Emeklilik dönemiyle birlikte, düşük uyarım seviyeleri beynin zayıflamasına neden olabilir. Ancak uzmanlar, zorlu aktivitelerle beynin uyarılmasını öneriyor. Beyninizi zorlayacak yeni bir hobiyi denemek veya farklı bir dil öğrenmek gibi aktiviteler, bilişsel gerilemeyi engelleyebilir.78 yaşına geldiğinizde, beyin hacmi daha da küçülür ve beyne giden kan akışı azalır. Bu süreç, enflamasyonla bağlantılı proteinlerin birikmesine yol açar. Ancak bu dönemde de, beyin sağlığını korumak için eğitim ve yeni şeyler öğrenme önemli bir rol oynar.Uzmanlar, erken yaşlardan itibaren sağlıklı yaşam tarzı seçimlerinin bilişsel gerilemeyi geciktirebileceğini vurguluyor.
Düzenli egzersiz, zihinsel aktiviteler ve sağlıklı beslenme gibi alışkanlıklar, beyin sağlığını korumada büyük rol oynuyor.
Ayrıca, sosyal izolasyondan kaçınmak ve zorlu aktiviteleri tercih etmek, beyin sağlığını uzun vadede koruyabilir. Yaşam tarzı değişikliklerini erken yaşlardan itibaren benimsemek, gelecekteki bilişsel sağlık için en önemli adımlardan biridir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XfxKbiNjKkGZJpoA8nFDrw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanlar, uyarıyor:, Beyin, hangi, yaşta, hızla, yaşlanıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XfxKbiNjKkGZJpoA8nFDrw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzmanlar uyarıyor: Beyin hangi yaşta hızla yaşlanıyor?"><p>Bilişsel gerileme, yaşlanmanın doğal bir parçasıdır ve genellikle 40'lı yaşlardan itibaren kendini gösterir. 50'li yaşların ortalarına gelindiğinde, hafıza ve dikkat problemleri yaşanabilir. Ancak uzmanlar, beyin sağlığını korumak ve zinde tutmak için alabileceğimiz önlemler olduğunu belirtiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TrosWlZ0zUiTa-qrTliX-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni bir çalışma, bilişsel gerilemenin belirli yaşlarda hızlandığını ortaya koydu. 57, 70 ve 78 yaşları, beynin daha hızlı yaşlanmaya başladığı zirve noktaları olarak öne çıkıyor. Çalışma, bu yaşlardaki bilişsel değişimlerin yaşam tarzı ile ilişkili olduğunu vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QVH0K-ruaUyuiW3KsRdzHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nature Aging dergisinde yayımlanan çalışmada, 13 proteinin beyindeki seviyeleri incelendi. Bu proteinlerin seviyelerindeki artış, beynin yaşlanması ve nörodejeneratif hastalıklarla bağlantılıdır. Ayrıca, yaşam tarzı seçimlerinin bu protein seviyelerini etkileyebileceği ve bunun beynin uzun vadeli sağlığını etkileyebileceği belirtildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sxsBOXXX1UKolSqWrBmreg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>57 yaşında beyin hacminin azalmasıyla birlikte, sinir liflerinin azalması ve beynin iletişim kapasitesinin düşmesi başlar. Orta yaşlarda, aşırı kilo almak, kan akışını azaltabilir ve beyin fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir. Uzmanlar, egzersiz yapmanın ve sağlıklı yaşam tarzı benimsemenin nöroprotektif etkiler yarattığını belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KwJS0132wkSES8DLSt839A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>70 yaşına gelindiğinde, beyinde tau proteini birikmeye başlar ve bu da düşünme ve öğrenme yetilerinde azalmaya yol açar. Emeklilik dönemiyle birlikte, düşük uyarım seviyeleri beynin zayıflamasına neden olabilir. Ancak uzmanlar, zorlu aktivitelerle beynin uyarılmasını öneriyor. Beyninizi zorlayacak yeni bir hobiyi denemek veya farklı bir dil öğrenmek gibi aktiviteler, bilişsel gerilemeyi engelleyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BclAZndf8E-8LEuTQ6nRuQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>78 yaşına geldiğinizde, beyin hacmi daha da küçülür ve beyne giden kan akışı azalır. Bu süreç, enflamasyonla bağlantılı proteinlerin birikmesine yol açar. Ancak bu dönemde de, beyin sağlığını korumak için eğitim ve yeni şeyler öğrenme önemli bir rol oynar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iqJowqC900Ccj0Crm6B3Ig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, erken yaşlardan itibaren sağlıklı yaşam tarzı seçimlerinin bilişsel gerilemeyi geciktirebileceğini vurguluyor.
Düzenli egzersiz, zihinsel aktiviteler ve sağlıklı beslenme gibi alışkanlıklar, beyin sağlığını korumada büyük rol oynuyor.
Ayrıca, sosyal izolasyondan kaçınmak ve zorlu aktiviteleri tercih etmek, beyin sağlığını uzun vadede koruyabilir. Yaşam tarzı değişikliklerini erken yaşlardan itibaren benimsemek, gelecekteki bilişsel sağlık için en önemli adımlardan biridir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kahvaltıda herkesin yaptığı 5 hata: Meğer mide asidi nedeniymiş</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/kahvaltida-herkesin-yaptigi-5-hata-meger-mide-asidi-nedeniymis</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/kahvaltida-herkesin-yaptigi-5-hata-meger-mide-asidi-nedeniymis</guid>
<description><![CDATA[ Reflü mide asidinin yemek borusunu tahriş etmesiyle oluşan yaygın ve ağrılı bir durumdur. Narenciye, domates, yağlı yiyecekler, kahve, çay, bisküvi, kurabiye ve kızarmış yiyecekler gibi yiyecek ve içecekler semptomları şiddetlendirebilir. Önleyici tedbirler arasında daha küçük, sık öğünler, yemekten sonra uzanmaktan veya yorucu egzersizlerden kaçınmak ve yatma saatine yakın yemek yememek yer alır.Göğüs kemiğinizin yakınında veya üst karnınızda dayanılmaz bir yanma hissi yaşadınız mı? Eğer öyleyse, muhtemelen çok yaygın bir tıbbi sorun olan reflünüz var.Basitçe söylemek gerekirse, asit reflü, midenizi ve boğazınızı birleştiren tüp olan yemek borusunun tahriş olmasıdır. Bu, mide asidi tüpün alt bölümüne sızdığında olur. Ancak, bazı yiyecekler mide asidine neden olur ve kahvaltıda bunlardan kaçınılmalıdır. Asit reflü için en kötü yiyecekler aşağıda listelenmiştir:Kahvaltıda portakal suyu içme fikrini seviyorsanız, bu fikri yeniden düşünmeniz için bir işarettir.
Bu listede meyveleri ve diğer geleneksel olarak sağlıklı yiyecekleri görmek sizi şaşırtabilir, ancak asit reflü domates, portakal, limon ve misket limonu gibi turunçgillerden de kaynaklanabilir.
Özellikle hiçbir şey yemiyorsanız, sık sık asit reflü yaşıyorsanız bu tür yiyeceklerden uzak durmalısınız. Ayrıca domatesler, midenin kendi kendine çok fazla gastrik asit üretmesine neden olarak mide ekşimesine yol açabilen sitrik ve malik asit içerir.Tereyağı ve peynir çoğu diyetin temel unsurlarından biri olsa da, kahvaltıda çok fazla yağ yemek aslında sindiriminizi bozabilir. Genel olarak, yağlı yiyecekler mide boşalmasını geciktirir ve mide üzerindeki baskıyı artırır.
Ulusal Diyabet ve Sindirim ve Böbrek Hastalıkları Enstitüsü, bunun sizi reflü semptomlarına karşı daha duyarlı hale getirebileceğini belirtiyor. Reflüyü önlemek için genel yağ tüketiminizi azaltmayı deneyebilirsiniz.Sabahları içiken kahve, kişinin edinebileceği en kötü içecek alışkanlıklarından biridir. Kahvenizi tüketmeden önce 1 saat bekleyin. Önce yemeyi deneyin.
Çay ve kahve, asit reflüsünü şiddetlendiren kafeinli içeceklere örnektir. Kafein içermeyen çayları seçin. Kafeinli veya kafeinsiz kahve, reflü semptomlarını şiddetlendirebilir. Asit reflü veya hazımsızlık, kafeinin mide astarını tahriş etmesinden kaynaklanabilir.Kahvaltıda, birçok kişi en sevdiği kurabiyeleri veya bisküvileri bir fincan çay veya kahveyle birlikte yemeyi sever. Ancak, bu maddeler birleşerek midenizde çok asidik bir ortam yaratır. Asitlik, kurabiyelerdeki un ve rafine şekerin, süt ürünleri ve çay veya kahvedeki kafeinle birleşmesinden kaynaklanır. Daha da kötüsü, mağazadan satın alınan bisküviler ve kurabiyeler de koruyucu maddeler, yapay tatlar ve katkı maddeleri içerir.Kahvaltıda kızarmış yiyecekleri tüketmeyi seviyor olabilirsiniz. Bu yiyecekler bağırsak sağlığınıza zarar verebilir. Kızarmış yiyecekler midenin aç karnına sindirmesi zor olabilir ve zararlı yağlar açısından zengindir. Midenin iç astarını tahriş eder ve asit reflüsüne neden olur.ASİT REFLÜSÜNDEN KAÇINMAK İÇİN ADIMLARDaha sık ve daha küçük porsiyonlarda yiyin.
Yemekten sonra uzanmayın. Öğle yemeğinden hemen sonra şekerleme yapmayın. Yerçekimi, ister oturuyor olun ister ayakta olun, mide asidinin olması gereken yerde kalmasına yardımcı olur.
Yatmadan üç ila dört saat önce yemek yemekten kaçının. Yani, gece yarısı atıştırmalıklar veya geç akşam yemekleri yok.
Yemekten sonra, birkaç saat boyunca yorucu egzersizlerden kaçının. Yoğun bir egzersizden asit yemek borunuza girebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-4dYnMV_BEqeib6MhXSh0w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kahvaltıda, herkesin, yaptığı, hata:, Meğer, mide, asidi, nedeniymiş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-4dYnMV_BEqeib6MhXSh0w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kahvaltıda herkesin yaptığı 5 hata: Meğer mide asidi nedeniymiş"><p>Reflü mide asidinin yemek borusunu tahriş etmesiyle oluşan yaygın ve ağrılı bir durumdur. Narenciye, domates, yağlı yiyecekler, kahve, çay, bisküvi, kurabiye ve kızarmış yiyecekler gibi yiyecek ve içecekler semptomları şiddetlendirebilir. Önleyici tedbirler arasında daha küçük, sık öğünler, yemekten sonra uzanmaktan veya yorucu egzersizlerden kaçınmak ve yatma saatine yakın yemek yememek yer alır.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gAoaBrPMe0qg5cfOmPacvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göğüs kemiğinizin yakınında veya üst karnınızda dayanılmaz bir yanma hissi yaşadınız mı? Eğer öyleyse, muhtemelen çok yaygın bir tıbbi sorun olan reflünüz var.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AAYEIfs_9ESSsKaQoIPE7A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Basitçe söylemek gerekirse, asit reflü, midenizi ve boğazınızı birleştiren tüp olan yemek borusunun tahriş olmasıdır. Bu, mide asidi tüpün alt bölümüne sızdığında olur. Ancak, bazı yiyecekler mide asidine neden olur ve kahvaltıda bunlardan kaçınılmalıdır. Asit reflü için en kötü yiyecekler aşağıda listelenmiştir:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_flRlDpCvUKfFESfVtAinQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahvaltıda portakal suyu içme fikrini seviyorsanız, bu fikri yeniden düşünmeniz için bir işarettir.
Bu listede meyveleri ve diğer geleneksel olarak sağlıklı yiyecekleri görmek sizi şaşırtabilir, ancak asit reflü domates, portakal, limon ve misket limonu gibi turunçgillerden de kaynaklanabilir.
Özellikle hiçbir şey yemiyorsanız, sık sık asit reflü yaşıyorsanız bu tür yiyeceklerden uzak durmalısınız. Ayrıca domatesler, midenin kendi kendine çok fazla gastrik asit üretmesine neden olarak mide ekşimesine yol açabilen sitrik ve malik asit içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lw6DAyEaqUqi4uHivvGpkA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tereyağı ve peynir çoğu diyetin temel unsurlarından biri olsa da, kahvaltıda çok fazla yağ yemek aslında sindiriminizi bozabilir. Genel olarak, yağlı yiyecekler mide boşalmasını geciktirir ve mide üzerindeki baskıyı artırır.
Ulusal Diyabet ve Sindirim ve Böbrek Hastalıkları Enstitüsü, bunun sizi reflü semptomlarına karşı daha duyarlı hale getirebileceğini belirtiyor. Reflüyü önlemek için genel yağ tüketiminizi azaltmayı deneyebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ly_FN3K9JkCP5dGOa72OxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabahları içiken kahve, kişinin edinebileceği en kötü içecek alışkanlıklarından biridir. Kahvenizi tüketmeden önce 1 saat bekleyin. Önce yemeyi deneyin.
Çay ve kahve, asit reflüsünü şiddetlendiren kafeinli içeceklere örnektir. Kafein içermeyen çayları seçin. Kafeinli veya kafeinsiz kahve, reflü semptomlarını şiddetlendirebilir. Asit reflü veya hazımsızlık, kafeinin mide astarını tahriş etmesinden kaynaklanabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yLdvWnHSxEq1_MCRahf0TQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahvaltıda, birçok kişi en sevdiği kurabiyeleri veya bisküvileri bir fincan çay veya kahveyle birlikte yemeyi sever. Ancak, bu maddeler birleşerek midenizde çok asidik bir ortam yaratır. Asitlik, kurabiyelerdeki un ve rafine şekerin, süt ürünleri ve çay veya kahvedeki kafeinle birleşmesinden kaynaklanır. Daha da kötüsü, mağazadan satın alınan bisküviler ve kurabiyeler de koruyucu maddeler, yapay tatlar ve katkı maddeleri içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IHaTZCDPIEqE-Fd_9idRfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahvaltıda kızarmış yiyecekleri tüketmeyi seviyor olabilirsiniz. Bu yiyecekler bağırsak sağlığınıza zarar verebilir. Kızarmış yiyecekler midenin aç karnına sindirmesi zor olabilir ve zararlı yağlar açısından zengindir. Midenin iç astarını tahriş eder ve asit reflüsüne neden olur.ASİT REFLÜSÜNDEN KAÇINMAK İÇİN ADIMLARDaha sık ve daha küçük porsiyonlarda yiyin.
Yemekten sonra uzanmayın. Öğle yemeğinden hemen sonra şekerleme yapmayın. Yerçekimi, ister oturuyor olun ister ayakta olun, mide asidinin olması gereken yerde kalmasına yardımcı olur.
Yatmadan üç ila dört saat önce yemek yemekten kaçının. Yani, gece yarısı atıştırmalıklar veya geç akşam yemekleri yok.
Yemekten sonra, birkaç saat boyunca yorucu egzersizlerden kaçının. Yoğun bir egzersizden asit yemek borunuza girebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A9j2OqdMf0SInaGvHFxN9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>100 yaşına giren kadının 10 sırrı: Uzun ve mutlu bir hayat yaşamanın yolu</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/100-yasina-giren-kadinin-10-sirri-uzun-ve-mutlu-bir-hayat-yasamanin-yolu</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/100-yasina-giren-kadinin-10-sirri-uzun-ve-mutlu-bir-hayat-yasamanin-yolu</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, bazı insanların yaşlanma sürecine diğerlerinden daha iyi direnç gösterdiğini ve ileri yaşlara rağmen dinç ve sağlıklı kalabildiğini ortaya koyuyor. Peki, uzun ve mutlu bir yaşamın sırrı nedir? Genetik faktörler önemli bir rol oynasa da, bilim insanlarına göre yaşam tarzı ve zihinsel tutum da büyük bir etken.Chicago Üniversitesi’nden Profesör Emily Rogalski ve ekibi, ‘süper yaşlılar’ olarak adlandırılan bu bireyleri inceliyor. Araştırmalara göre, süper yaşlılar iyimserlik, dayanıklılık ve azim gibi belirgin kişilik özelliklerine sahipler. Ayrıca, aktif bir yaşam tarzı sürdürmeleri de bu durumlarını destekliyor.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Süper yaşlıların en güzel örneklerinden biri olan Dennis, kısa süre önce 100 yaşına girdi. Güncel olaylara hâlâ ilgi duyan ve her hafta haber köşelerini takip eden Dennis, hayata bağlılığı ve enerjisiyle dikkat çekiyor. Sağlık sorunları yaşamasına rağmen, güçlü yaşam sevinci sayesinde zinde kalmaya devam ediyor.Uzmanlara göre, sağlıklı ve uzun bir yaşam için şu alışkanlıkları edinmek büyük önem taşıyor:1- BİR TUTKUNUZ OLSUNSüper yaşlılar, kariyerleri yerine tutkularına odaklanıyor. Hobi ve ilgi alanları, yaşam kalitesini artırıyor.Fiziksel aktiviteyi bir zorunluluk olarak görmek yerine keyif alarak yapmak, hareketliliği korumanın en etkili yolu.3- KENDİNİZİ BAŞKALARIYLA KIYASLAMAYINSüper yaşlılar, başkalarıyla rekabet etmek yerine kendi yaşamlarından memnun olmayı öğrenmiş bireyler.Sosyal hayatın içinde olmak, zihinsel sağlığı koruyor ve yalnızlığı önlüyor. Araştırmalar, süper yaşlıların büyük bir kısmının sosyal yaşamlarını aktif tuttuklarını gösteriyor. Ilımlı sosyal içecek tüketimi bile bu sürece katkıda bulunabiliyor.5- YENİ ŞEYLER DENEYİNYeniliklere açık olmak, beyni aktif tutarak yaşlanmayı geciktiriyor.6- FARKLI YAŞ GRUPLARINDAN ARKADAŞ EDİNİNYaşam enerjisi yüksek bireyler, her yaştan insanla güçlü sosyal bağlar kuruyor.Kendine özen göstermek, özgüveni artırıyor ve hayata karşı daha olumlu bir bakış açısı kazandırıyor.8- OLUMLU DÜŞÜNÜNStresin sağlık üzerindeki olumsuz etkileri göz önünde bulundurulduğunda, pozitif bir bakış açısı geliştirmek önemli bir faktör.9- DEĞİŞİMDEN KORKMAYINYeniliklere açık olmak ve farklı deneyimler yaşamak, yaşamı daha anlamlı kılıyor.Topluma katkı sağlamak, hem bireysel hem de sosyal faydalar sunuyor.Uzmanlar, uzun ve sağlıklı bir yaşamın sırrının sadece genetik faktörlerle sınırlı olmadığını vurguluyor. Olumlu bir bakış açısı, sosyal ilişkiler ve aktif bir yaşam tarzı, uzun ömürlü ve mutlu bir yaşlılık dönemi için en önemli unsurlar arasında yer alıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4KT9wxd03k6qjxCrRiNnGw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>100, yaşına, giren, kadının, sırrı:, Uzun, mutlu, bir, hayat, yaşamanın, yolu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4KT9wxd03k6qjxCrRiNnGw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="100 yaşına giren kadının 10 sırrı: Uzun ve mutlu bir hayat yaşamanın yolu"><p>Bilim insanları, bazı insanların yaşlanma sürecine diğerlerinden daha iyi direnç gösterdiğini ve ileri yaşlara rağmen dinç ve sağlıklı kalabildiğini ortaya koyuyor. Peki, uzun ve mutlu bir yaşamın sırrı nedir? Genetik faktörler önemli bir rol oynasa da, bilim insanlarına göre yaşam tarzı ve zihinsel tutum da büyük bir etken.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4dfWB8PBZ0C5NLymF4j15A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Chicago Üniversitesi’nden Profesör Emily Rogalski ve ekibi, ‘süper yaşlılar’ olarak adlandırılan bu bireyleri inceliyor. Araştırmalara göre, süper yaşlılar iyimserlik, dayanıklılık ve azim gibi belirgin kişilik özelliklerine sahipler. Ayrıca, aktif bir yaşam tarzı sürdürmeleri de bu durumlarını destekliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-bwwwd8m_E6K5H0amUJR1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DailyMail'de yer alan habere göre; Süper yaşlıların en güzel örneklerinden biri olan Dennis, kısa süre önce 100 yaşına girdi. Güncel olaylara hâlâ ilgi duyan ve her hafta haber köşelerini takip eden Dennis, hayata bağlılığı ve enerjisiyle dikkat çekiyor. Sağlık sorunları yaşamasına rağmen, güçlü yaşam sevinci sayesinde zinde kalmaya devam ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L1sqViFUrUuUrtD4rF72nw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre, sağlıklı ve uzun bir yaşam için şu alışkanlıkları edinmek büyük önem taşıyor:1- BİR TUTKUNUZ OLSUNSüper yaşlılar, kariyerleri yerine tutkularına odaklanıyor. Hobi ve ilgi alanları, yaşam kalitesini artırıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2XeERD4Ba02pScEfkiIOFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fiziksel aktiviteyi bir zorunluluk olarak görmek yerine keyif alarak yapmak, hareketliliği korumanın en etkili yolu.3- KENDİNİZİ BAŞKALARIYLA KIYASLAMAYINSüper yaşlılar, başkalarıyla rekabet etmek yerine kendi yaşamlarından memnun olmayı öğrenmiş bireyler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DOgrnUp9o0KO86u_Kw3wAQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal hayatın içinde olmak, zihinsel sağlığı koruyor ve yalnızlığı önlüyor. Araştırmalar, süper yaşlıların büyük bir kısmının sosyal yaşamlarını aktif tuttuklarını gösteriyor. Ilımlı sosyal içecek tüketimi bile bu sürece katkıda bulunabiliyor.5- YENİ ŞEYLER DENEYİNYeniliklere açık olmak, beyni aktif tutarak yaşlanmayı geciktiriyor.6- FARKLI YAŞ GRUPLARINDAN ARKADAŞ EDİNİNYaşam enerjisi yüksek bireyler, her yaştan insanla güçlü sosyal bağlar kuruyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x_1d-jVHHkqYFGpW9OkQpA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kendine özen göstermek, özgüveni artırıyor ve hayata karşı daha olumlu bir bakış açısı kazandırıyor.8- OLUMLU DÜŞÜNÜNStresin sağlık üzerindeki olumsuz etkileri göz önünde bulundurulduğunda, pozitif bir bakış açısı geliştirmek önemli bir faktör.9- DEĞİŞİMDEN KORKMAYINYeniliklere açık olmak ve farklı deneyimler yaşamak, yaşamı daha anlamlı kılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R4M8y85ZLE2CAub9JEl_tw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Topluma katkı sağlamak, hem bireysel hem de sosyal faydalar sunuyor.Uzmanlar, uzun ve sağlıklı bir yaşamın sırrının sadece genetik faktörlerle sınırlı olmadığını vurguluyor. Olumlu bir bakış açısı, sosyal ilişkiler ve aktif bir yaşam tarzı, uzun ömürlü ve mutlu bir yaşlılık dönemi için en önemli unsurlar arasında yer alıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Harvardlı doktor &amp;quot;evlerde bulunan 3 zehirli eşya&amp;quot; diyerek açıkladı: Meğer böyle bir riski varmış</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/harvardli-doktor-evlerde-bulunan-3-zehirli-esya-diyerek-acikladi-meger-boeyle-bir-riski-varmis</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/harvardli-doktor-evlerde-bulunan-3-zehirli-esya-diyerek-acikladi-meger-boeyle-bir-riski-varmis</guid>
<description><![CDATA[ Evimiz dünyadaki en güvenli yerdir, en azından çoğu kişi buna inanıyor. Peki kendi evinizde gizli tehlikeler olup olmadığını hiç merak ettiniz mi? Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, yakın zamanda yayınladığı bir Instagram videosunda, toksik olabilecek üç şok edici günlük eşyayı açıkladı.Dr. Saurabh Sethi, kokulu mumların, plastik kesme tahtalarının ve çizilmiş yapışmaz tavaların potansiyel tehlikelerini vurguluyor. Zararlı maddelerden kaçınmak ve sağlık ve güvenliği artırmak için doğal malzemelerden yapılmış kokusuz mumlar seçmeyi, ahşap veya cam kesme tahtalarına geçmeyi ve paslanmaz çelik veya dökme demir pişirme kapları kullanmayı öneriyor.Ruh halini iyileştirmek için harika bir mum yakmayı kim istemez? Kokulu mumu yakmadan önce havada nelerin uçuştuğunu biliyor musunuz? Evet, kokulu mumlar evde hoş bir atmosfer yaratmak için popüler bir seçimdir.
Ancak Dr. Sethi, bu mumların çoğunun hormon seviyesini değiştirebilen ftalatlardan yapıldığını söylüyor.
Bu, uzun vadede özellikle üreme sistemi için çeşitli sorunlara neden olabilir. Bu nedenle, soya ve balmumu gibi doğal malzemelerden yapılmış kokusuz mumları tercih etmenizi öneriyor. Bunlar yalnızca daha güvenli olmakla kalmaz, aynı zamanda daha temiz yanar ve çevreye daha az zararlıdır.Hepimiz mutfağın evin kalbi olduğunu, lezzetli yemeklerin ve değerli anıların yaratıldığı yer olduğunu biliyoruz. Ancak yemek pişirirken her gün kullandığımız bazı eşyaların sağlık risklerini gizleyebileceğini biliyor muydunuz? Daha yakından bakmanın zamanı geldi, Dr. Saurabh Sethi düşündüğünüzden daha zararlı olabilecek iki günlük mutfak eşyasına dikkat çekti.2. PLASTİK KESME TAHTALARI: Plastik kesme tahtaları, uygun fiyatlı olmaları ve kolay temizlenmeleri nedeniyle yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak, tekrarlanan kullanım bu tahtaların mikroplastikler, yiyecekleri kirletebilen ve potansiyel olarak insan vücuduna girebilen ve uzun vadeli sağlık sorunlarına yol açabilen küçük parçacıklar salmasına neden olabilir.Dr. Sethi bunun yerine ahşap veya cam kesme tahtalarına geçmeyi öneriyor. Ahşap tahtalar toksik değildir ve zararlı maddeler salmaz, ancak dikkatli bir bakım gerektirir, neme maruz kalmaları eğilmelerine veya çatlamalarına neden olabilir ve bu da bakterileri hapsedebilir. Cam tahtalar hijyeniktir ve temizlenmesi kolaydır, ancak bıçakları hızla köreltebilir ve bu da onları günlük kullanım için daha az pratik hale getirir.3. ÇİZİK TAVALAR Hepimizin mutfağında sadece bir veya iki değil, birçok çizik olan en azından bir tane yapışmaz tava vardır. Yapışmaz pişirme kapları kullanışlı olsa da çizildiğinde veya ufalandığında tehlikeli hale gelebilir. Bu çizik tavalar üreme sağlığı sorunlarıyla ilişkilendirilen perfloroalkil ve polifloroalkil maddeler (PFA&#039;lar) salabilir.Dr. Sethi, yıpranmış yapışmaz tavaları paslanmaz çelik veya dökme demir pişirme kapları gibi daha güvenli seçeneklerle değiştirmenizi öneriyor. Bu malzemeler yiyeceklere zararlı kimyasallar sızdırmaz ve uzun vadede daha dayanıklıdır.Bu toksik maddeleri daha sağlıklı seçeneklerle değiştirerek evinizi daha güvenli hale getirin. Sonuçta, birkaç basit değişiklik daha mutlu ve sağlıklı bir eve yol açabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/63UB7WyitkmPkdk65CYdPw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Harvardlı, doktor, evlerde, bulunan, zehirli, eşya, diyerek, açıkladı:, Meğer, böyle, bir, riski, varmış</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/63UB7WyitkmPkdk65CYdPw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Harvardlı doktor " evlerde bulunan zehirli e diyerek a me b bir riski varm><p>Evimiz dünyadaki en güvenli yerdir, en azından çoğu kişi buna inanıyor. Peki kendi evinizde gizli tehlikeler olup olmadığını hiç merak ettiniz mi? Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, yakın zamanda yayınladığı bir Instagram videosunda, toksik olabilecek üç şok edici günlük eşyayı açıkladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4ArQ0prsRkqdK27Cl4wbFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Saurabh Sethi, kokulu mumların, plastik kesme tahtalarının ve çizilmiş yapışmaz tavaların potansiyel tehlikelerini vurguluyor. Zararlı maddelerden kaçınmak ve sağlık ve güvenliği artırmak için doğal malzemelerden yapılmış kokusuz mumlar seçmeyi, ahşap veya cam kesme tahtalarına geçmeyi ve paslanmaz çelik veya dökme demir pişirme kapları kullanmayı öneriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rAGfFUUvlkWfs5485QvHtg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ruh halini iyileştirmek için harika bir mum yakmayı kim istemez? Kokulu mumu yakmadan önce havada nelerin uçuştuğunu biliyor musunuz? Evet, kokulu mumlar evde hoş bir atmosfer yaratmak için popüler bir seçimdir.
Ancak Dr. Sethi, bu mumların çoğunun hormon seviyesini değiştirebilen ftalatlardan yapıldığını söylüyor.
Bu, uzun vadede özellikle üreme sistemi için çeşitli sorunlara neden olabilir. Bu nedenle, soya ve balmumu gibi doğal malzemelerden yapılmış kokusuz mumları tercih etmenizi öneriyor. Bunlar yalnızca daha güvenli olmakla kalmaz, aynı zamanda daha temiz yanar ve çevreye daha az zararlıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DydH-0Yq90Gbbg4Tyd2vvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hepimiz mutfağın evin kalbi olduğunu, lezzetli yemeklerin ve değerli anıların yaratıldığı yer olduğunu biliyoruz. Ancak yemek pişirirken her gün kullandığımız bazı eşyaların sağlık risklerini gizleyebileceğini biliyor muydunuz? Daha yakından bakmanın zamanı geldi, Dr. Saurabh Sethi düşündüğünüzden daha zararlı olabilecek iki günlük mutfak eşyasına dikkat çekti.2. PLASTİK KESME TAHTALARI: Plastik kesme tahtaları, uygun fiyatlı olmaları ve kolay temizlenmeleri nedeniyle yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak, tekrarlanan kullanım bu tahtaların mikroplastikler, yiyecekleri kirletebilen ve potansiyel olarak insan vücuduna girebilen ve uzun vadeli sağlık sorunlarına yol açabilen küçük parçacıklar salmasına neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r2lYc9m3rEKwtNba8mNwGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Sethi bunun yerine ahşap veya cam kesme tahtalarına geçmeyi öneriyor. Ahşap tahtalar toksik değildir ve zararlı maddeler salmaz, ancak dikkatli bir bakım gerektirir, neme maruz kalmaları eğilmelerine veya çatlamalarına neden olabilir ve bu da bakterileri hapsedebilir. Cam tahtalar hijyeniktir ve temizlenmesi kolaydır, ancak bıçakları hızla köreltebilir ve bu da onları günlük kullanım için daha az pratik hale getirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FvnLSmfwA02Q31zdPxBbUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>3. ÇİZİK TAVALAR Hepimizin mutfağında sadece bir veya iki değil, birçok çizik olan en azından bir tane yapışmaz tava vardır. Yapışmaz pişirme kapları kullanışlı olsa da çizildiğinde veya ufalandığında tehlikeli hale gelebilir. Bu çizik tavalar üreme sağlığı sorunlarıyla ilişkilendirilen perfloroalkil ve polifloroalkil maddeler (PFA'lar) salabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fvaXHdORJEiMJTHQ5QNFpQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Sethi, yıpranmış yapışmaz tavaları paslanmaz çelik veya dökme demir pişirme kapları gibi daha güvenli seçeneklerle değiştirmenizi öneriyor. Bu malzemeler yiyeceklere zararlı kimyasallar sızdırmaz ve uzun vadede daha dayanıklıdır.Bu toksik maddeleri daha sağlıklı seçeneklerle değiştirerek evinizi daha güvenli hale getirin. Sonuçta, birkaç basit değişiklik daha mutlu ve sağlıklı bir eve yol açabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>7 toksik alışkanlık sağlığı bozuyor: İnsanların %70&amp;apos;i bunlara sahip</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/7-toksik-aliskanlik-sagligi-bozuyor-insanlarin-70i-bunlara-sahip</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/7-toksik-aliskanlik-sagligi-bozuyor-insanlarin-70i-bunlara-sahip</guid>
<description><![CDATA[ Basit sağlıklı alışkanlıklar edinmek genel sağlığınızı önemli ölçüde iyileştirebilirken, kin tutmak, masanızda yemek yemek, tek başınıza aşırı zaman geçirmek, çok fazla oturmak, yeterince su içmemek, gece geç saatlerde yemek yemek ve çok fazla şeker tüketmek gibi toksik alışkanlıklar refahınız üzerinde zararlı etkilere sahip olabilir.Alışkanlıklarınız sağlığınızı iyileştirebilir veya bozabilir. Her öğünden sonra yürüyüş yapmak, organik yiyecekler yemek ve daha sağlıklı atıştırmalıklar tüketmek gibi basit alışkanlıklar sağlığınızı değiştirebilir. Benzer şekilde, belirli toksik alışkanlıklar size bildiğinizden daha fazla zarar verebilir. Bunlar nadir alışkanlıklar değildir, ancak insanların neredeyse %70&#039;i bunlara sahip olmaktan suçludur. Daha iyi bir yaşam sürmek için kaçınmanız gereken 7 şey şunlardır:Özellikle haksızlığa uğradıktan sonra, öfke ve acıdan kurtulmak zor olabilir. Olumsuz duygular üretmenin yanı sıra, kin beslemenin gerçekten tatsız sağlık sonuçları da vardır. Aşağıda kin beslemenin bazı zararlı etkileri verilmiştir: Kalp hastalığına ve yüksek tansiyona yol açabilir, savunmamızı zayıflatabilir, insanları daha kaygılı ve stresli hissettirebilir, yaşlanma sürecimizi hızlandırabilir ve bağlarımızı yok edebilir.Mutluluğun ve sağlığın sırrı affetmekte yatıyor olabilir. Duygusal refahımızı iyileştirmenin yanı sıra, kin beslemeyi bırakmak kan basıncını ve stresi düşürmeye yardımcı olur ve bu da fiziksel sağlığımıza fayda sağlar.Öğle yemeğinizi masanızda yemek çok basit, ancak Appetite&#039;de yayınlanan 2022 tarihli bir çalışma, dikkat dağıtırken yemek yemenin daha fazla kilo almakla bağlantılı olduğunu buldu. Ne yediğinize odaklanmak, yemeğinizin tadını çıkarmak ve ne zaman tok hissettiğinizi fark etmek için araştırmacılar elektronik cihazları kapatmanızı ve işten bir süre uzak durmanızı öneriyor.Hepimiz ara sıra yalnızlığa özlem duysak da, etkileşim beyninizin işleyişi için çok önemlidir. Çok az uyumak kadar beyniniz için zararlı olan bir diğer şey de çok fazla yalnız vakit geçirmektir. Sosyal etkileşim, sürekli başkalarıyla çevrili olduğunuzda beyninizi uyarır. Ancak, tüm zamanınızı yalnız geçirdiğinizde beyniniz aynı uyarıyı almaz. Bunun sonucunda depresyon, anksiyete ve hatta bunama ortaya çıkabilir. Beyin sağlığınızı korumak için arkadaşlarınız ve ailenizle günlük olarak vakit geçirmek önemlidir.Araştırmalar, uzun süre oturmanın kardiyovasküler hastalık, obezite, diyabet, kanser ve diğer sağlık sorunları riskinizi artırdığını göstermektedir. Oturarak geçirdiğiniz zaman ne kadar fazlaysa erken ölüm riskiniz de o kadar yüksektir. 45 yaş üstü 7.985 yetişkinin aktivite seviyelerini izleyen 2017 tarihli bir çalışma, en fazla hareketsiz zaman geçirenlerin daha az oturarak geçirenlere göre neredeyse iki kat daha fazla ölüm riskine sahip olduğunu bulmuştur. Anketler, Amerikalıların oturarak geçirdikleri zaman miktarının arttığını ve yaşlı yetişkinlerin günde ortalama altı saat oturduğunu göstermektedir.Vücudunuzun %60&#039;ı sudan oluştuğu için, su içmenin genel sağlığınızı iyileştirmesi şaşırtıcı olmamalıdır. Yeterli sıvı alımını sürdürmek cildinizi esnek tutar, vücudunuzun daha sıcak havalarda serinlemesine yardımcı olur, kaslarınızın ve eklemlerinizin işlevini iyileştirir ve böbreklerin vücudunuzdan toksinleri atmasına yardımcı olur.Tüketilmesi önerilen su miktarı nedir? Ulusal Bilimler Akademisi, yetişkin kadınların günde yaklaşık dokuz bardak sıvıya ihtiyaç duyduğunu, yetişkin erkeklerin ise yaklaşık on üç bardak sıvıya ihtiyaç duyduğunu tahmin ediyor. Yiyeceklerden gelen 2 1/2 bardak sıvıya ek olarak, kahve, çay ve diğer meşrubatlar da sıvı gereksinimlerinize sayılır.Birkaç nedenden dolayı akşam yemeğini daha erken yemeyi düşünebilirsiniz. Bilim insanları, akşam yemeğini daha geç ve yatmadan önce yemenin yağın metabolize edilme şeklini ve gıda sindiriminin diğer yönlerini değiştirdiğine inanıyor.
Journal of Clinical Endocrinology  Metabolism&#039;de yayınlanan 2020 tarihli bir araştırmaya göre, bu kilo alımına neden olabilir. Daha iyi bir gece uykusu da alabilirsiniz. International Journal of Environmental Research and Public Health&#039;de yayınlanan 2020 tarihli bir araştırmaya göre, yatmadan hemen önce yemek yemek uykunuzun kalitesini bozabilir.
Ayrıca, Therapeutics and Clinical Risk Management&#039;ta yayınlanan 2022 tarihli bir incelemeye göre, gastroözofageal reflü hastalığınız (GERD) varsa, yatmadan üç saat önce yemek yemek gece boyunca asit reflü semptomlarını şiddetlendirebilir.Diyabet, kanser, karaciğer hastalığı, böbrek hastalığı ve kalp hastalığının hepsi yüksek şekerli bir diyetle bağlantılıdır.
Daha yakın tarihli çalışmalar, beyin fonksiyonu ile zihinsel sağlık arasında bir bağlantı olduğunu göstermektedir. American Heart Association&#039;a göre, kadınlar günde 6 çay kaşığından fazla, erkekler ise 9 çay kaşığından fazla ilave şeker tüketmemelidir. Ortalama bir yetişkin günde yaklaşık 17 çay kaşığı şeker tüketmektedirErkekler için günlük dozun iki katından fazla ve kadınlar için günlük dozun üç katı olan lt. Şeke ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-oFbzfB970enHBQUlnajbg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>toksik, alışkanlık, sağlığı, bozuyor:, İnsanların, 70i, bunlara, sahip</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-oFbzfB970enHBQUlnajbg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="7 toksik alışkanlık sağlığı bozuyor: İnsanların %70'i bunlara sahip"><p>Basit sağlıklı alışkanlıklar edinmek genel sağlığınızı önemli ölçüde iyileştirebilirken, kin tutmak, masanızda yemek yemek, tek başınıza aşırı zaman geçirmek, çok fazla oturmak, yeterince su içmemek, gece geç saatlerde yemek yemek ve çok fazla şeker tüketmek gibi toksik alışkanlıklar refahınız üzerinde zararlı etkilere sahip olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NZlccVA6Pk6PeRoDR2jgcw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alışkanlıklarınız sağlığınızı iyileştirebilir veya bozabilir. Her öğünden sonra yürüyüş yapmak, organik yiyecekler yemek ve daha sağlıklı atıştırmalıklar tüketmek gibi basit alışkanlıklar sağlığınızı değiştirebilir. Benzer şekilde, belirli toksik alışkanlıklar size bildiğinizden daha fazla zarar verebilir. Bunlar nadir alışkanlıklar değildir, ancak insanların neredeyse %70'i bunlara sahip olmaktan suçludur. Daha iyi bir yaşam sürmek için kaçınmanız gereken 7 şey şunlardır:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-Y_jcUer70W0UERzmRpGIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle haksızlığa uğradıktan sonra, öfke ve acıdan kurtulmak zor olabilir. Olumsuz duygular üretmenin yanı sıra, kin beslemenin gerçekten tatsız sağlık sonuçları da vardır. Aşağıda kin beslemenin bazı zararlı etkileri verilmiştir: Kalp hastalığına ve yüksek tansiyona yol açabilir, savunmamızı zayıflatabilir, insanları daha kaygılı ve stresli hissettirebilir, yaşlanma sürecimizi hızlandırabilir ve bağlarımızı yok edebilir.Mutluluğun ve sağlığın sırrı affetmekte yatıyor olabilir. Duygusal refahımızı iyileştirmenin yanı sıra, kin beslemeyi bırakmak kan basıncını ve stresi düşürmeye yardımcı olur ve bu da fiziksel sağlığımıza fayda sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sGMSwX6fB0OMUTNu_7ajKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Öğle yemeğinizi masanızda yemek çok basit, ancak Appetite'de yayınlanan 2022 tarihli bir çalışma, dikkat dağıtırken yemek yemenin daha fazla kilo almakla bağlantılı olduğunu buldu. Ne yediğinize odaklanmak, yemeğinizin tadını çıkarmak ve ne zaman tok hissettiğinizi fark etmek için araştırmacılar elektronik cihazları kapatmanızı ve işten bir süre uzak durmanızı öneriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eczrmZktc0Sth6By8iCogw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hepimiz ara sıra yalnızlığa özlem duysak da, etkileşim beyninizin işleyişi için çok önemlidir. Çok az uyumak kadar beyniniz için zararlı olan bir diğer şey de çok fazla yalnız vakit geçirmektir. Sosyal etkileşim, sürekli başkalarıyla çevrili olduğunuzda beyninizi uyarır. Ancak, tüm zamanınızı yalnız geçirdiğinizde beyniniz aynı uyarıyı almaz. Bunun sonucunda depresyon, anksiyete ve hatta bunama ortaya çıkabilir. Beyin sağlığınızı korumak için arkadaşlarınız ve ailenizle günlük olarak vakit geçirmek önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w41SfNMPfECyXB-YYWjFVg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmalar, uzun süre oturmanın kardiyovasküler hastalık, obezite, diyabet, kanser ve diğer sağlık sorunları riskinizi artırdığını göstermektedir. Oturarak geçirdiğiniz zaman ne kadar fazlaysa erken ölüm riskiniz de o kadar yüksektir. 45 yaş üstü 7.985 yetişkinin aktivite seviyelerini izleyen 2017 tarihli bir çalışma, en fazla hareketsiz zaman geçirenlerin daha az oturarak geçirenlere göre neredeyse iki kat daha fazla ölüm riskine sahip olduğunu bulmuştur. Anketler, Amerikalıların oturarak geçirdikleri zaman miktarının arttığını ve yaşlı yetişkinlerin günde ortalama altı saat oturduğunu göstermektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rQ3bkXFXqE-v7QVrFlsLQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücudunuzun %60'ı sudan oluştuğu için, su içmenin genel sağlığınızı iyileştirmesi şaşırtıcı olmamalıdır. Yeterli sıvı alımını sürdürmek cildinizi esnek tutar, vücudunuzun daha sıcak havalarda serinlemesine yardımcı olur, kaslarınızın ve eklemlerinizin işlevini iyileştirir ve böbreklerin vücudunuzdan toksinleri atmasına yardımcı olur.Tüketilmesi önerilen su miktarı nedir? Ulusal Bilimler Akademisi, yetişkin kadınların günde yaklaşık dokuz bardak sıvıya ihtiyaç duyduğunu, yetişkin erkeklerin ise yaklaşık on üç bardak sıvıya ihtiyaç duyduğunu tahmin ediyor. Yiyeceklerden gelen 2 1/2 bardak sıvıya ek olarak, kahve, çay ve diğer meşrubatlar da sıvı gereksinimlerinize sayılır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vUOzKFbSV0yycnoPDiVDag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birkaç nedenden dolayı akşam yemeğini daha erken yemeyi düşünebilirsiniz. Bilim insanları, akşam yemeğini daha geç ve yatmadan önce yemenin yağın metabolize edilme şeklini ve gıda sindiriminin diğer yönlerini değiştirdiğine inanıyor.
Journal of Clinical Endocrinology  Metabolism'de yayınlanan 2020 tarihli bir araştırmaya göre, bu kilo alımına neden olabilir. Daha iyi bir gece uykusu da alabilirsiniz. International Journal of Environmental Research and Public Health'de yayınlanan 2020 tarihli bir araştırmaya göre, yatmadan hemen önce yemek yemek uykunuzun kalitesini bozabilir.
Ayrıca, Therapeutics and Clinical Risk Management'ta yayınlanan 2022 tarihli bir incelemeye göre, gastroözofageal reflü hastalığınız (GERD) varsa, yatmadan üç saat önce yemek yemek gece boyunca asit reflü semptomlarını şiddetlendirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NFysHYPinkqubaWECha4VQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyabet, kanser, karaciğer hastalığı, böbrek hastalığı ve kalp hastalığının hepsi yüksek şekerli bir diyetle bağlantılıdır.
Daha yakın tarihli çalışmalar, beyin fonksiyonu ile zihinsel sağlık arasında bir bağlantı olduğunu göstermektedir. American Heart Association'a göre, kadınlar günde 6 çay kaşığından fazla, erkekler ise 9 çay kaşığından fazla ilave şeker tüketmemelidir. Ortalama bir yetişkin günde yaklaşık 17 çay kaşığı şeker tüketmektedirErkekler için günlük dozun iki katından fazla ve kadınlar için günlük dozun üç katı olan lt. Şeker, yoğurt ve yulaf gibi aromalı yemeklerde bol miktarda bulunur.
Bunun yerine, sade yulaf veya yoğurt alın ve üzerine şekersiz elma püresi, taze veya dondurulmuş meyve veya hatta biraz saf akçaağaç şurubu veya bal serpin.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zeytinyağı hafızayı geliştirir mi? Yarım kaşığı yetiyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/zeytinyagi-hafizayi-gelistirir-mi-yarim-kasigi-yetiyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/zeytinyagi-hafizayi-gelistirir-mi-yarim-kasigi-yetiyor</guid>
<description><![CDATA[ Zeytinyağının vücuda pek çok faydası bulunuyor. Günlük sadece yarım yemek kaşığı zeytinyağı tüketmek hafızayı iyileştirebilir ve bilişsel gerileme riskini yüzde 28 oranında azaltabilir.Son bir araştırmaya göre, günlük sadece yarım yemek kaşığı zeytinyağı tüketmek hafızayı iyileştirebilir ve bilişsel gerileme riskini yüzde 28 oranında azaltabilir. Araştırma, nöroprotektif bileşikler açısından zengin olan sızma zeytinyağının beyin sağlığını korumak için önemli bir potansiyele sahip olduğunu öne sürüyor.  Son zamanlarda unutkanlık mı yaşıyorsunuz? Sık sık anahtarlarınızı veya gözlüklerinizi bulmaya mı çalışıyorsunuz? Hafızanız size küçük oyunlar oynuyor olabilir. Beyin işlevleriniz eskisi kadar keskin değilse, sızma zeytinyağı adı verilen harika bir hafıza güçlendiriciyi dahil etmeniz gerekir.   Genellikle mutfakta bulunan bu yağın sadece yarım çay kaşığını tüketmek hafızanızı ve beyin performansınızı önemli ölçüde iyileştirebilir. En sevdiğiniz salatalara, roti, khichdi veya dal&#039;a her yediğinizde biraz gezdirmeyi deneyin ve vücudunuzu ve zihninizi beslemesine izin verin.  Yapılan araştırmalar günde sadece yarım yemek kaşığı zeytinyağı tüketmenin bilişsel gerileme riskini %28 oranında azaltabileceğini ortaya koydu. 92.383 katılımcıyla 28 yıl boyunca yürütülen araştırma, daha fazla zeytinyağı tüketen bireylerin nörodejeneratif rahatsızlıklar geliştirme olasılığının azaldığını buldu.  Çalışma, katılımcıların beslenme alışkanlıklarını analiz etmeye odaklandı ve özellikle 12 aylık dönemlerde yemek pişirme ve öğünlerde yağ ve yağ tüketimlerini inceledi. Çalışmada, &quot;Kalp sağlığının ötesinde, bulgular bilişsel sağlık için zeytinyağı ve diğer bitkisel yağları seçme konusundaki mevcut diyet önerilerini genişletiyor&quot; denildi.  Araştırmacılar zeytinyağı alımını üç belirli tüketim kalıbıyla takip etti. Katılımcılara, son 12 ayda yemek pişirmede kullanılan veya yemeklere eklenen yağ ve yağ türleri dahil olmak üzere belirli yiyecekleri ne sıklıkla tükettikleri soruldu. Toplam zeytinyağı alımı, zeytinyağı tüketimiyle ilgili üç soruya verilen yanıtların toplanmasıyla belirlendi (yani, salata soslarında kullanılan zeytinyağı, yemeğe veya ekmeğe eklenen zeytinyağı ve evde fırınlama ve kızartma için kullanılan zeytinyağı). Bu araştırma, zeytinyağını beyin sağlığının iyileştirilmesiyle ilişkilendiren önceki bulgulara dayanmaktadır. Ekim 2023 tarihli bir çalışma, zeytinyağının nöroprotektif özellikleri aracılığıyla bilişsel işlevi geliştirme potansiyelini belirlemiştir. Sızma zeytinyağı çok sayıda sağlık yararı sağlayan oleuropein-aglikon adı verilen bir bileşik içerir.  Zeytinyağı&#039;ndaki fenolik bileşikler, oksijen metabolizması sırasında oluşan serbest radikallerin neden olduğu oksidatif hasardan hücreleri korur, önceki çalışma açıklıyor.  Daha önceki bazı araştırmalar farklı sonuçlar göstermiş olsa da, bu son kapsamlı çalışma, zeytinyağı tüketiminin bilişsel sağlığı olumlu yönde etkilediğini güçlü bir şekilde öne sürüyor. Bulgular, yaygın mutfak malzemelerinin düzenli tüketim yoluyla beyin sağlığını korumada önemli bir rol oynayabileceğini göstermektedir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LaSqnWtTqkOcH7vYVYWJwA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Zeytinyağı, hafızayı, geliştirir, mi, Yarım, kaşığı, yetiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LaSqnWtTqkOcH7vYVYWJwA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Zeytinyağı hafızayı geliştirir mi? Yarım kaşığı yetiyor"><p>Zeytinyağının vücuda pek çok faydası bulunuyor. Günlük sadece yarım yemek kaşığı zeytinyağı tüketmek hafızayı iyileştirebilir ve bilişsel gerileme riskini yüzde 28 oranında azaltabilir.</p>Son bir araştırmaya göre, günlük sadece yarım yemek kaşığı zeytinyağı tüketmek hafızayı iyileştirebilir ve bilişsel gerileme riskini yüzde 28 oranında azaltabilir. Araştırma, nöroprotektif bileşikler açısından zengin olan sızma zeytinyağının beyin sağlığını korumak için önemli bir potansiyele sahip olduğunu öne sürüyor.  Son zamanlarda unutkanlık mı yaşıyorsunuz? Sık sık anahtarlarınızı veya gözlüklerinizi bulmaya mı çalışıyorsunuz? Hafızanız size küçük oyunlar oynuyor olabilir. Beyin işlevleriniz eskisi kadar keskin değilse, sızma zeytinyağı adı verilen harika bir hafıza güçlendiriciyi dahil etmeniz gerekir.   Genellikle mutfakta bulunan bu yağın sadece yarım çay kaşığını tüketmek hafızanızı ve beyin performansınızı önemli ölçüde iyileştirebilir. En sevdiğiniz salatalara, roti, khichdi veya dal'a her yediğinizde biraz gezdirmeyi deneyin ve vücudunuzu ve zihninizi beslemesine izin verin.  Yapılan araştırmalar günde sadece yarım yemek kaşığı zeytinyağı tüketmenin bilişsel gerileme riskini %28 oranında azaltabileceğini ortaya koydu. 92.383 katılımcıyla 28 yıl boyunca yürütülen araştırma, daha fazla zeytinyağı tüketen bireylerin nörodejeneratif rahatsızlıklar geliştirme olasılığının azaldığını buldu.  Çalışma, katılımcıların beslenme alışkanlıklarını analiz etmeye odaklandı ve özellikle 12 aylık dönemlerde yemek pişirme ve öğünlerde yağ ve yağ tüketimlerini inceledi. Çalışmada, "Kalp sağlığının ötesinde, bulgular bilişsel sağlık için zeytinyağı ve diğer bitkisel yağları seçme konusundaki mevcut diyet önerilerini genişletiyor" denildi.  Araştırmacılar zeytinyağı alımını üç belirli tüketim kalıbıyla takip etti. Katılımcılara, son 12 ayda yemek pişirmede kullanılan veya yemeklere eklenen yağ ve yağ türleri dahil olmak üzere belirli yiyecekleri ne sıklıkla tükettikleri soruldu. Toplam zeytinyağı alımı, zeytinyağı tüketimiyle ilgili üç soruya verilen yanıtların toplanmasıyla belirlendi (yani, salata soslarında kullanılan zeytinyağı, yemeğe veya ekmeğe eklenen zeytinyağı ve evde fırınlama ve kızartma için kullanılan zeytinyağı). Bu araştırma, zeytinyağını beyin sağlığının iyileştirilmesiyle ilişkilendiren önceki bulgulara dayanmaktadır. Ekim 2023 tarihli bir çalışma, zeytinyağının nöroprotektif özellikleri aracılığıyla bilişsel işlevi geliştirme potansiyelini belirlemiştir. Sızma zeytinyağı çok sayıda sağlık yararı sağlayan oleuropein-aglikon adı verilen bir bileşik içerir.  Zeytinyağı'ndaki fenolik bileşikler, oksijen metabolizması sırasında oluşan serbest radikallerin neden olduğu oksidatif hasardan hücreleri korur, önceki çalışma açıklıyor.  Daha önceki bazı araştırmalar farklı sonuçlar göstermiş olsa da, bu son kapsamlı çalışma, zeytinyağı tüketiminin bilişsel sağlığı olumlu yönde etkilediğini güçlü bir şekilde öne sürüyor. Bulgular, yaygın mutfak malzemelerinin düzenli tüketim yoluyla beyin sağlığını korumada önemli bir rol oynayabileceğini göstermektedir.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktorlar uyarıyor: Basit bir baş ağrısı sandınız ama...</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/doktorlar-uyariyor-basit-bir-bas-agrisi-sandiniz-ama</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/doktorlar-uyariyor-basit-bir-bas-agrisi-sandiniz-ama</guid>
<description><![CDATA[ Basit bir baş ağrısı sandığınızdan daha ciddi ve tehlikeli olabilir. Yeni bir araştırmaya göre, hafif baş ağrısı çeken kişiler bile intihar riski taşıyor. Daha önce yalnızca migren ve küme baş ağrıları gibi şiddetli ağrılarla ilişkilendirilen intihar eğilimi, gerilim tipi gibi hafif baş ağrılarına sahip kişilerde de gözlemlendi.Araştırmacılar, sürekli ağrı çeken kişilerin akranlarına kıyasla intihara iki kat daha yatkın olduğunu ortaya koydu. Ayrıca, bu kişilerin intihar girişiminde bulunma olasılığının %40 daha fazla olduğu tespit edildi.JAMA Nöroloji dergisinde yayımlanan çalışmada, baş ağrısı bozukluğu olan hastaların depresyon ve intihar eğilimi açısından taranması gerektiği vurgulandı. Uzmanlar, erken teşhisin yüksek riskli bireylerin belirlenmesine yardımcı olabileceğini belirtti.Doktorlar, depresyon ve diğer ruh sağlığı sorunlarının, ruh halini düzenleyen hormonların azalmasına yol açarak baş ağrılarını daha da kötüleştirebileceğini ve böylece kişileri intihara sürükleyebileceğini ifade etti.Amerikan Migren Vakfı&#039;nın verilerine göre, ABD&#039;de en az 39 milyon kişi düzenli olarak baş ağrısı veya migren şikayeti yaşıyor. Kadınlar, erkeklere kıyasla bu rahatsızlıktan iki kat daha fazla etkileniyor.Danimarka&#039;daki Aarhus Üniversitesi Hastanesi, Pensilvanya Üniversitesi ve Stanford Üniversitesi&#039;nden araştırmacılar, Danimarka&#039;da baş ağrısı teşhisi konmuş 15 yaş ve üzeri yaklaşık 120 bin kişiyle, baş ağrısı olmayan 600 bin kişiyi karşılaştırdı. Katılımcılar 1995-2020 yılları arasında 15 yıl boyunca takip edildi.Araştırma sonuçları, herhangi bir baş ağrısı türüne sahip bireylerin %0,78&#039;inin intihara teşebbüs ettiğini gösterirken, baş ağrısı olmayan grupta bu oran %0,33 olarak belirlendi. Bu, baş ağrısı çekenlerin %136 oranında daha yüksek risk taşıdığını gösteriyor. 15 yıl içinde intihar edenlerin oranı baş ağrısı çekenlerde %0,21 iken, baş ağrısı olmayanlarda %0,15 olarak kaydedildi.Çalışmada, tüm baş ağrısı türlerinde intihar riskinin arttığı tespit edildi. Ancak en güçlü bağlantının, trigeminal otonomik sefaljiler (TAC) ve travma sonrası baş ağrısı ile olduğu belirlendi. TAC&#039;ler, şiddetli baş ağrılarına ve göz ile burun akıntısı gibi rahatsız edici semptomlara neden olan nadir bir durum olarak tanımlanıyor.Çalışmaya katılan doktorlar, baş ağrısının erken teşhisi ve etkili tedavisinin, intihar girişimi riskini azaltmada önemli bir rol oynayabileceğini vurguladı. Ayrıca, davranışsal sağlık değerlendirmesi ve tedavisinin de intihar riskini düşürmede yardımcı olabileceği belirtildi.Bu bulgular, bilim insanlarının 35 dolarlık bir migren ilacının ağrı krizlerini önleyebildiğini keşfetmesinden bir yıl sonra geldi. Ubrelvy markasıyla satılan Ubrogepant adlı ilaç, katılımcıların %65&#039;inde migrenle ilişkili ağrıyı hafifletti veya tamamen ortadan kaldırdı.Migren başladığında çoğu kişi günlük aktivitelerini yerine getiremez, ışığa bakamaz veya yüksek seslere tahammül edemez. Yeni ilaç, beyindeki migren ağrısını tetikleyen molekülleri hedef alarak çalışıyor ve 1,5 saat içinde etkisini gösteriyor.Araştırmacılar, baş ağrısı çeken bireylerin yalnızca fiziksel değil, ruhsal sağlıklarının da göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguluyor. Baş ağrısı ve ruh sağlığı arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamak, hem bireylerin yaşam kalitesini artırmak hem de intihar riskini azaltmak için kritik önem taşıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q9YKtjFmWECfaB7-tjk0-w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktorlar, uyarıyor:, Basit, bir, baş, ağrısı, sandınız, ama...</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q9YKtjFmWECfaB7-tjk0-w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktorlar uyarıyor: Basit bir baş ağrısı sandınız ama..."><p>Basit bir baş ağrısı sandığınızdan daha ciddi ve tehlikeli olabilir. Yeni bir araştırmaya göre, hafif baş ağrısı çeken kişiler bile intihar riski taşıyor. Daha önce yalnızca migren ve küme baş ağrıları gibi şiddetli ağrılarla ilişkilendirilen intihar eğilimi, gerilim tipi gibi hafif baş ağrılarına sahip kişilerde de gözlemlendi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Z0sWkHlw-kyorxY-K3q9uA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, sürekli ağrı çeken kişilerin akranlarına kıyasla intihara iki kat daha yatkın olduğunu ortaya koydu. Ayrıca, bu kişilerin intihar girişiminde bulunma olasılığının %40 daha fazla olduğu tespit edildi.JAMA Nöroloji dergisinde yayımlanan çalışmada, baş ağrısı bozukluğu olan hastaların depresyon ve intihar eğilimi açısından taranması gerektiği vurgulandı. Uzmanlar, erken teşhisin yüksek riskli bireylerin belirlenmesine yardımcı olabileceğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iCMaYF71UEKK7i2AzW29Sw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doktorlar, depresyon ve diğer ruh sağlığı sorunlarının, ruh halini düzenleyen hormonların azalmasına yol açarak baş ağrılarını daha da kötüleştirebileceğini ve böylece kişileri intihara sürükleyebileceğini ifade etti.Amerikan Migren Vakfı'nın verilerine göre, ABD'de en az 39 milyon kişi düzenli olarak baş ağrısı veya migren şikayeti yaşıyor. Kadınlar, erkeklere kıyasla bu rahatsızlıktan iki kat daha fazla etkileniyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2MdA7DiAHEadqNgj8ikczA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Danimarka'daki Aarhus Üniversitesi Hastanesi, Pensilvanya Üniversitesi ve Stanford Üniversitesi'nden araştırmacılar, Danimarka'da baş ağrısı teşhisi konmuş 15 yaş ve üzeri yaklaşık 120 bin kişiyle, baş ağrısı olmayan 600 bin kişiyi karşılaştırdı. Katılımcılar 1995-2020 yılları arasında 15 yıl boyunca takip edildi.Araştırma sonuçları, herhangi bir baş ağrısı türüne sahip bireylerin %0,78'inin intihara teşebbüs ettiğini gösterirken, baş ağrısı olmayan grupta bu oran %0,33 olarak belirlendi. Bu, baş ağrısı çekenlerin %136 oranında daha yüksek risk taşıdığını gösteriyor. 15 yıl içinde intihar edenlerin oranı baş ağrısı çekenlerde %0,21 iken, baş ağrısı olmayanlarda %0,15 olarak kaydedildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O9SbC3KuxEmMhr7LyGBNJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmada, tüm baş ağrısı türlerinde intihar riskinin arttığı tespit edildi. Ancak en güçlü bağlantının, trigeminal otonomik sefaljiler (TAC) ve travma sonrası baş ağrısı ile olduğu belirlendi. TAC'ler, şiddetli baş ağrılarına ve göz ile burun akıntısı gibi rahatsız edici semptomlara neden olan nadir bir durum olarak tanımlanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4yRvgmH1lkKTNs7eBR1arQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmaya katılan doktorlar, baş ağrısının erken teşhisi ve etkili tedavisinin, intihar girişimi riskini azaltmada önemli bir rol oynayabileceğini vurguladı. Ayrıca, davranışsal sağlık değerlendirmesi ve tedavisinin de intihar riskini düşürmede yardımcı olabileceği belirtildi.Bu bulgular, bilim insanlarının 35 dolarlık bir migren ilacının ağrı krizlerini önleyebildiğini keşfetmesinden bir yıl sonra geldi. Ubrelvy markasıyla satılan Ubrogepant adlı ilaç, katılımcıların %65'inde migrenle ilişkili ağrıyı hafifletti veya tamamen ortadan kaldırdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OUyW6iDstUqeB6bvTandGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Migren başladığında çoğu kişi günlük aktivitelerini yerine getiremez, ışığa bakamaz veya yüksek seslere tahammül edemez. Yeni ilaç, beyindeki migren ağrısını tetikleyen molekülleri hedef alarak çalışıyor ve 1,5 saat içinde etkisini gösteriyor.Araştırmacılar, baş ağrısı çeken bireylerin yalnızca fiziksel değil, ruhsal sağlıklarının da göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguluyor. Baş ağrısı ve ruh sağlığı arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamak, hem bireylerin yaşam kalitesini artırmak hem de intihar riskini azaltmak için kritik önem taşıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mide bulantısı sandılar ama bu hastalığın habercisiymiş: 11 yaşındaki çocuk komada yaşam mücadelesi veriyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/mide-bulantisi-sandilar-ama-bu-hastaligin-habercisiymis-11-yasindaki-cocuk-komada-yasam-mucadelesi-veriyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/mide-bulantisi-sandilar-ama-bu-hastaligin-habercisiymis-11-yasindaki-cocuk-komada-yasam-mucadelesi-veriyor</guid>
<description><![CDATA[ 11 Yaşındaki Trey, dışarıda yedikleri bir yemek dönüşünde mide bulantısı yaşadı. Ailesi bunun basit bi gıda zehirlenmesi olabileceğini düşündü. Ancak bu, aslında çok daha ciddi bir hastalığın habercisiydi.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; 11 Yaşındaki Trey Taylor, geçtiğimiz ayın başında dışarıda yedikleri bir yemek dönüşünde 11 yaşındaki Trey&#039;in midesinin bulanmasıyla endişelenmeye başladı. Annesi Elise Taylor, &#039;Yemeğimizi bitirir bitirmez çok kötü bir mide ağrısından şikayet etmeye başladı ve arabaya bindiğimizde kusmaya başladı&#039; diyerek o anları anlattı.Eve döndüklerinde, Elise her anne gibi bu durumun basit bir gıda zehirlenmesi olduğunu düşünerek Trey&#039;i yatırıp dinlenmesini sağladı. Ertesi gün biraz toparlanma gösteren Trey, kendini daha iyi hissetmeye başladı. Ancak bu, aslında çok daha ciddi bir hastalığın habercisiydi.Üç gün sonra Trey tekrar rahatsızlandı. Annesine göğsünde ağır bir baskı hissettiğini söyledi. Ancak Trey&#039;in durumu saatler içinde kötüleşti. Cildinde lekelenmeler ve dudaklarında mavi bir iz beliren çocuk, acil servise kaldırıldı.Hastanede yapılan tetkiklerde, Trey&#039;in kalp sağlığında sorun olduğu ortaya çıktı. Doktorlar, Trey&#039;in organ yetmezliği yaşadığını ve acilen kalp nakline ihtiyacı olduğunu belirtti. Bu haber, daha üç gün önce koşturup oynayan bir çocuk için ailesini büyük bir şoka soktu.Trey, doktorlar tarafından tıbbi olarak komaya sokularak, kalp ve akciğer fonksiyonlarını destekleyen ekstrakorporeal membran oksijenasyon (EKMO) makinesine bağlandı. Şu an yaşam destek makinesinde bekleyen Trey&#039;in kalp fonksiyonları kendini onaramıyor ve uygun bir donör bulunana kadar nakil bekliyor.Uzmanlar, Trey&#039;in dilate kardiyomiyopati geçirdiğini düşünürken, hastalığın kesin nedeni henüz belirlenemedi. Doktorlar, geçirdiği bir göğüs enfeksiyonunun kalbine zarar vermiş olabileceğini tahmin ediyor. Ancak kesin tanı, ancak nakil yapılıp kalbi incelendikten sonra konulabilecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R0bY2f9Z30iMFxc9F9hlKw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mide, bulantısı, sandılar, ama, hastalığın, habercisiymiş:, yaşındaki, çocuk, komada, yaşam, mücadelesi, veriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R0bY2f9Z30iMFxc9F9hlKw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Mide bulantısı sandılar ama bu hastalığın habercisiymiş: 11 yaşındaki çocuk komada yaşam mücadelesi veriyor"><p>11 Yaşındaki Trey, dışarıda yedikleri bir yemek dönüşünde mide bulantısı yaşadı. Ailesi bunun basit bi gıda zehirlenmesi olabileceğini düşündü. Ancak bu, aslında çok daha ciddi bir hastalığın habercisiydi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/23GEQoVvr0au984E_0MMKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DailyMail'de yer alan habere göre; 11 Yaşındaki Trey Taylor, geçtiğimiz ayın başında dışarıda yedikleri bir yemek dönüşünde 11 yaşındaki Trey'in midesinin bulanmasıyla endişelenmeye başladı. Annesi Elise Taylor, 'Yemeğimizi bitirir bitirmez çok kötü bir mide ağrısından şikayet etmeye başladı ve arabaya bindiğimizde kusmaya başladı' diyerek o anları anlattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O15OKd1H20arvIjXGCKaHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eve döndüklerinde, Elise her anne gibi bu durumun basit bir gıda zehirlenmesi olduğunu düşünerek Trey'i yatırıp dinlenmesini sağladı. Ertesi gün biraz toparlanma gösteren Trey, kendini daha iyi hissetmeye başladı. Ancak bu, aslında çok daha ciddi bir hastalığın habercisiydi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kORgT98UV0OmCQuvTEZPjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Üç gün sonra Trey tekrar rahatsızlandı. Annesine göğsünde ağır bir baskı hissettiğini söyledi. Ancak Trey'in durumu saatler içinde kötüleşti. Cildinde lekelenmeler ve dudaklarında mavi bir iz beliren çocuk, acil servise kaldırıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HWegv82D0kKWZdwkoRiBIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hastanede yapılan tetkiklerde, Trey'in kalp sağlığında sorun olduğu ortaya çıktı. Doktorlar, Trey'in organ yetmezliği yaşadığını ve acilen kalp nakline ihtiyacı olduğunu belirtti. Bu haber, daha üç gün önce koşturup oynayan bir çocuk için ailesini büyük bir şoka soktu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hWZZ4dvpC0Kzo3drLQVVJA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Trey, doktorlar tarafından tıbbi olarak komaya sokularak, kalp ve akciğer fonksiyonlarını destekleyen ekstrakorporeal membran oksijenasyon (EKMO) makinesine bağlandı. Şu an yaşam destek makinesinde bekleyen Trey'in kalp fonksiyonları kendini onaramıyor ve uygun bir donör bulunana kadar nakil bekliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x12D27tuJ02p-I3koHmsiQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, Trey'in dilate kardiyomiyopati geçirdiğini düşünürken, hastalığın kesin nedeni henüz belirlenemedi. Doktorlar, geçirdiği bir göğüs enfeksiyonunun kalbine zarar vermiş olabileceğini tahmin ediyor. Ancak kesin tanı, ancak nakil yapılıp kalbi incelendikten sonra konulabilecek.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Cildiniz susuz mu? 5 işaretle ortaya çıkıyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/cildiniz-susuz-mu-5-isaretle-ortaya-cikiyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/cildiniz-susuz-mu-5-isaretle-ortaya-cikiyor</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı ve parlak bir cilde sahip olmak için susuz kalmamak önemlidir. Uygun nemlendirme cilt hücrelerinin yenilenmesini destekler, şişkinliği azaltır ve cilt tonunu ve elastikiyetini iyileştirir. Günde en az 8 bardak su içmek toksinleri ortadan kaldırmaya yardımcı olarak cildi pürüzsüz ve esnek hale getirir.Hepimiz kendimizi özgüvenli ve güzel hissettiren parlak bir cilde sahip olmak isteriz. Ancak günlük hayatın koşuşturmacasında bunu başarmanın en basit yollarından birini sıklıkla göz ardı ederiz: susuz kalmamak. Susuz kalmamak cildinizin sağlıklı ve parlak görünmesini sağlamanın en etkili yollarından biridir. Güzellik tüyoları ve trendleriyle dolu bir dünyada temelleri göz ardı etmek kolaydır. Ya parlak bir cilde sahip olmanın gerçek sırrı yeterli su içmek kadar kolaysa? Uygun nemlendirme sadece susuzluğunuzu gidermekle ilgili değildir; güzel bir cilde kavuşmada ve onu korumada önemli bir faktördür. Ancak cildinizin, susuzluk da dahil olmak üzere belirli sağlık sorunlarının belirtilerini gösterebileceği kendine özgü bir dili vardır. Cildinizin deneyimliyor olabileceği susuzluk belirtilerini anlayalım.1- Donuk Cilt: Cildinizin düz göründüğünü fark edebilirsiniz. Donuk cilt nemden yoksundur ve bu da sağlıklı cildin sahip olduğu parlaklık ve ışıltıyla sonuçlanır.2- İnce Çizgiler: Kırışıklıklar yaşlanmanın, güneşe maruz kalmanın ve kalıtımın doğal bir parçasıdır ve hiçbir su miktarı bunları engelleyemez. Ancak aşırı ince çizgiler susuzluktan kaynaklanabilir. Daha fazla nem cildin dolgunlaşmasına yardımcı olur ve hafif kırışıklıkların kaybolmasını sağlar.3- Kaşıntı: Kaşıntı, susuz veya kuru ciltte meydana gelebilir. Susuzluktan kaynaklanan cilt çatlakları kaşıntılı olabilir. Ayrıca mikropların içeri girmesine de izin verebilir.4- Çökük Gözler: Gözlerinizin altında koyu halkalar görebilirsiniz. Uygun nem olmadan, gözlerinizi çevreleyen cilt göz yuvalarınızdan soyularak çökük bir görünüme neden olabilir. 5- Çimdik Testi: &quot;Çimdik testi&quot; susuz kalıp kalmadığınızı belirlemenize yardımcı olabilir. Baş parmağınız ve işaret parmağınız arasında kolunuzda az miktarda deri sıkıştırın. İyi su almışsanız, bıraktıktan birkaç saniye sonra orijinal pozisyonuna dönmelidir. Değilse, biraz su içmenin zamanı gelmiştir.Su, insan vücudunun ana bileşenidir ve toplam vücut ağırlığının yaklaşık yüzde 60&#039;ını oluşturur. Uygun nemlendirme, cildin taze ve genç görünmesini sağlayan cilt hücresi yenilenmesini teşvik eder. Vücudunuz susuz kaldığında, savunma mekanizması olarak ekstra su tutar ve bu da şişkinliğe neden olur. Susuz kalmamak, özellikle göz çevresindeki şişkinliği en aza indirmeye yardımcı olur.Cilt sağlığı da dahil olmak üzere çeşitli vücut süreçleri için gereklidir. Yeterli su alımının diğer bazı faydaları arasında hücre gelişimini ve yenilenmesini teşvik etmek yer alır. Ek olarak, nemlendirilmiş cilt kirlilik, güneşe maruz kalma ve şiddetli hava koşulları gibi çevresel etkilere karşı daha dirençlidir. Belirli çevresel streslere karşı daha güçlü bir bariyer görevi görür. Daha hızlı iyileşme, uygun nemlendirmenin bir diğer önemli faydasıdır. Güneş yanığı, kesikler veya diğer küçük yaralanmalarla uğraşırken, iyi nemlendirilmiş cilt daha hızlı iyileşir.Yeterli su içmek cilt tonunu iyileştirmeye yardımcı olabilir, daha eşit ve canlı bir görünüm kazandırır. Uygun nemlendirme, cildin elastikiyetini artırarak ince çizgilerin ve kırışıklıkların görünümünü azaltır. Ayrıca, su vücuttan toksinlerin temizlenmesine yardımcı olur, aksi takdirde akne ve donukluk gibi cilt sorunlarına katkıda bulunabilir. Nemlendirilmiş cilt kuru ve pullu olmaya daha az eğilimlidir. Cildin doğal nem dengesini korumaya yardımcı olarak pürüzsüz ve esnek hale getirir.Genel bir kural olarak günde en az 8 bardak (yaklaşık 2 litre) su içmek gerekir. Ancak bu, farklı kişiler arasında değişiklik gösterebilir; çünkü düzenli egzersiz yapanlar terleme yoluyla kaybedilen sıvıyı telafi etmek için daha fazla suya ihtiyaç duyabilir. Sıvı gereksinimi, vücut ağırlığının kg&#039;ı başına 35 ml olarak hesaplanabilir. Bu yöntem, gereken kesin su alımını verir. Yaş, kilo ve eşlik eden hastalıklar gibi kişisel faktörler su ihtiyacını etkileyebilir.Susuz kalmayarak, yalnızca vücudunuzu beslemekle kalmaz, aynı zamanda cildinizin doğal ışıltısını yaymasını da sağlarsınız; bu da bazen en iyi güzellik sırrının sadece bir bardak su olduğunu kanıtlar.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6UmN4L77VkeZLoEzNFB7FQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Cildiniz, susuz, mu, işaretle, ortaya, çıkıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6UmN4L77VkeZLoEzNFB7FQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Cildiniz susuz mu? 5 işaretle ortaya çıkıyor"><p>Sağlıklı ve parlak bir cilde sahip olmak için susuz kalmamak önemlidir. Uygun nemlendirme cilt hücrelerinin yenilenmesini destekler, şişkinliği azaltır ve cilt tonunu ve elastikiyetini iyileştirir. Günde en az 8 bardak su içmek toksinleri ortadan kaldırmaya yardımcı olarak cildi pürüzsüz ve esnek hale getirir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/63j-GUH1k06h7BDBmBmPeQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hepimiz kendimizi özgüvenli ve güzel hissettiren parlak bir cilde sahip olmak isteriz. Ancak günlük hayatın koşuşturmacasında bunu başarmanın en basit yollarından birini sıklıkla göz ardı ederiz: susuz kalmamak. Susuz kalmamak cildinizin sağlıklı ve parlak görünmesini sağlamanın en etkili yollarından biridir. Güzellik tüyoları ve trendleriyle dolu bir dünyada temelleri göz ardı etmek kolaydır. Ya parlak bir cilde sahip olmanın gerçek sırrı yeterli su içmek kadar kolaysa? Uygun nemlendirme sadece susuzluğunuzu gidermekle ilgili değildir; güzel bir cilde kavuşmada ve onu korumada önemli bir faktördür. Ancak cildinizin, susuzluk da dahil olmak üzere belirli sağlık sorunlarının belirtilerini gösterebileceği kendine özgü bir dili vardır. Cildinizin deneyimliyor olabileceği susuzluk belirtilerini anlayalım.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Gb9H1FgYGkiwrXMORhGg1g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1- Donuk Cilt: Cildinizin düz göründüğünü fark edebilirsiniz. Donuk cilt nemden yoksundur ve bu da sağlıklı cildin sahip olduğu parlaklık ve ışıltıyla sonuçlanır.2- İnce Çizgiler: Kırışıklıklar yaşlanmanın, güneşe maruz kalmanın ve kalıtımın doğal bir parçasıdır ve hiçbir su miktarı bunları engelleyemez. Ancak aşırı ince çizgiler susuzluktan kaynaklanabilir. Daha fazla nem cildin dolgunlaşmasına yardımcı olur ve hafif kırışıklıkların kaybolmasını sağlar.3- Kaşıntı: Kaşıntı, susuz veya kuru ciltte meydana gelebilir. Susuzluktan kaynaklanan cilt çatlakları kaşıntılı olabilir. Ayrıca mikropların içeri girmesine de izin verebilir.4- Çökük Gözler: Gözlerinizin altında koyu halkalar görebilirsiniz. Uygun nem olmadan, gözlerinizi çevreleyen cilt göz yuvalarınızdan soyularak çökük bir görünüme neden olabilir. 5- Çimdik Testi: "Çimdik testi" susuz kalıp kalmadığınızı belirlemenize yardımcı olabilir. Baş parmağınız ve işaret parmağınız arasında kolunuzda az miktarda deri sıkıştırın. İyi su almışsanız, bıraktıktan birkaç saniye sonra orijinal pozisyonuna dönmelidir. Değilse, biraz su içmenin zamanı gelmiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5RZBd8o3EU-VMCHcoZO-Hg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Su, insan vücudunun ana bileşenidir ve toplam vücut ağırlığının yaklaşık yüzde 60'ını oluşturur. Uygun nemlendirme, cildin taze ve genç görünmesini sağlayan cilt hücresi yenilenmesini teşvik eder. Vücudunuz susuz kaldığında, savunma mekanizması olarak ekstra su tutar ve bu da şişkinliğe neden olur. Susuz kalmamak, özellikle göz çevresindeki şişkinliği en aza indirmeye yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mAhdOgYQ1Emu9LpI8PEaOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cilt sağlığı da dahil olmak üzere çeşitli vücut süreçleri için gereklidir. Yeterli su alımının diğer bazı faydaları arasında hücre gelişimini ve yenilenmesini teşvik etmek yer alır. Ek olarak, nemlendirilmiş cilt kirlilik, güneşe maruz kalma ve şiddetli hava koşulları gibi çevresel etkilere karşı daha dirençlidir. Belirli çevresel streslere karşı daha güçlü bir bariyer görevi görür. Daha hızlı iyileşme, uygun nemlendirmenin bir diğer önemli faydasıdır. Güneş yanığı, kesikler veya diğer küçük yaralanmalarla uğraşırken, iyi nemlendirilmiş cilt daha hızlı iyileşir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-P4G_hyBaEaRHyLZTv1PkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeterli su içmek cilt tonunu iyileştirmeye yardımcı olabilir, daha eşit ve canlı bir görünüm kazandırır. Uygun nemlendirme, cildin elastikiyetini artırarak ince çizgilerin ve kırışıklıkların görünümünü azaltır. Ayrıca, su vücuttan toksinlerin temizlenmesine yardımcı olur, aksi takdirde akne ve donukluk gibi cilt sorunlarına katkıda bulunabilir. Nemlendirilmiş cilt kuru ve pullu olmaya daha az eğilimlidir. Cildin doğal nem dengesini korumaya yardımcı olarak pürüzsüz ve esnek hale getirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dR40uteZ40-SYdRUNw8XgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genel bir kural olarak günde en az 8 bardak (yaklaşık 2 litre) su içmek gerekir. Ancak bu, farklı kişiler arasında değişiklik gösterebilir; çünkü düzenli egzersiz yapanlar terleme yoluyla kaybedilen sıvıyı telafi etmek için daha fazla suya ihtiyaç duyabilir. Sıvı gereksinimi, vücut ağırlığının kg'ı başına 35 ml olarak hesaplanabilir. Bu yöntem, gereken kesin su alımını verir. Yaş, kilo ve eşlik eden hastalıklar gibi kişisel faktörler su ihtiyacını etkileyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I5jmKnuTREuxL808MOQcvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Susuz kalmayarak, yalnızca vücudunuzu beslemekle kalmaz, aynı zamanda cildinizin doğal ışıltısını yaymasını da sağlarsınız; bu da bazen en iyi güzellik sırrının sadece bir bardak su olduğunu kanıtlar.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kilosu altınla yarışınca ilgi azaldı: Onun yerine kış çayları satılıyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/kilosu-altinla-yarisinca-ilgi-azaldi-onun-yerine-kis-caylari-satiliyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/kilosu-altinla-yarisinca-ilgi-azaldi-onun-yerine-kis-caylari-satiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Kış mevsimi geldiğinde soğuk algınlığından korunmak isteyenler soluğu aktarda alıyor. Samsun&#039;da ıhlamurun kilo fiyatının 2 bin 500 TL olması, maliyeti oldukça düşük kış çaylarına olan ilgiyi arttırdı.Geçen sene kilosu 750 TL’den satılan çiçek ıhlamurun fiyatı, bu sene ürünün az olması nedeniyle 2 bin 500 TL’ye kadar çıktı.Aktarlar, köylülerden az miktarda temin edebildikleri ıhlamurun fiyatından dolayı pek rağbet görmediğini belirterek, soğuk havalarda daha çok 200 gramı 70 TL olan kış çayı sattıklarını ifade ettiler.Türkiye’yi etkisi altına soğuk hava dalgasında insanların soğuklardan korunmak için daha çok kış çayına yöneldiğini belirten aktar Murat Amanvermez, &quot;Samsun’da havaların soğumasıyla birlikte ıhlamur fiyatların da etkisi ile kış çaylarına olan ilgi arttı.Kış çayı ıhlamura göre oldukça uygun. Bu günlerde en çok hatmi çiçeği, adaçayı, melisa, papatyadan oluşan kış çayları tercih ediliyor. Şu anda ıhlamurun kilosu 2 bin 500 TL civarında seyrediyor. Geçen yıl ıhlamurun kilosunu en fazla 750 TL’den satmıştık. Bu sene hem ürünün az olması hem de köylülerin az mal getirmesi nedeniyle ıhlamur fiyatları aşırı arttı. Kış çaylarında kullanılan hatmi çiçeğinin kilosu 600 TL’den, melisanın kilosu bin TL, papatyanın kilosu 600 TL’den satılıyor. Kış çaylarını adaçayı, melisa, papatya, yasemin, tarçın ve hibisküs karışımından yapıyoruz. Bu paketleri 200 gram halinde hazırlıyoruz. 200 gramlık kış çayını 70 TL’ye satıyoruz. Bunun yerine 200 gram ıhlamur alınsa 500 TL para verecekler. O nedenle maliyetten ötürü bu dönemde daha en çok kış çayı satıyoruz&quot; dedi.Bu kış oldukça az bulunan ıhlamurun 100 gramlık paketleri ise kalitesine göre ortalama 200-250 TL arasında bir fiyata satışa sunuluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4nUvTTU-SUW_NIPA_MRq0A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kilosu, altınla, yarışınca, ilgi, azaldı:, Onun, yerine, kış, çayları, satılıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4nUvTTU-SUW_NIPA_MRq0A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kilosu altınla yarışınca ilgi azaldı: Onun yerine kış çayları satılıyor"><p>Kış mevsimi geldiğinde soğuk algınlığından korunmak isteyenler soluğu aktarda alıyor. Samsun'da ıhlamurun kilo fiyatının 2 bin 500 TL olması, maliyeti oldukça düşük kış çaylarına olan ilgiyi arttırdı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pJN6WbJ8AEioa27DZ8RAaA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçen sene kilosu 750 TL’den satılan çiçek ıhlamurun fiyatı, bu sene ürünün az olması nedeniyle 2 bin 500 TL’ye kadar çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nUSJEwnAvkKIr5u0Tffsww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aktarlar, köylülerden az miktarda temin edebildikleri ıhlamurun fiyatından dolayı pek rağbet görmediğini belirterek, soğuk havalarda daha çok 200 gramı 70 TL olan kış çayı sattıklarını ifade ettiler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DC-Zdcy3jU-gsBx-xAnPlQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkiye’yi etkisi altına soğuk hava dalgasında insanların soğuklardan korunmak için daha çok kış çayına yöneldiğini belirten aktar Murat Amanvermez, "Samsun’da havaların soğumasıyla birlikte ıhlamur fiyatların da etkisi ile kış çaylarına olan ilgi arttı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sRnOjp_N7E6ju1W9AskptQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış çayı ıhlamura göre oldukça uygun. Bu günlerde en çok hatmi çiçeği, adaçayı, melisa, papatyadan oluşan kış çayları tercih ediliyor. Şu anda ıhlamurun kilosu 2 bin 500 TL civarında seyrediyor. Geçen yıl ıhlamurun kilosunu en fazla 750 TL’den satmıştık. Bu sene hem ürünün az olması hem de köylülerin az mal getirmesi nedeniyle ıhlamur fiyatları aşırı arttı. Kış çaylarında kullanılan hatmi çiçeğinin kilosu 600 TL’den, melisanın kilosu bin TL, papatyanın kilosu 600 TL’den satılıyor. Kış çaylarını adaçayı, melisa, papatya, yasemin, tarçın ve hibisküs karışımından yapıyoruz. Bu paketleri 200 gram halinde hazırlıyoruz. 200 gramlık kış çayını 70 TL’ye satıyoruz. Bunun yerine 200 gram ıhlamur alınsa 500 TL para verecekler. O nedenle maliyetten ötürü bu dönemde daha en çok kış çayı satıyoruz" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EkXLa6MhE02QA6p3sE3V5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu kış oldukça az bulunan ıhlamurun 100 gramlık paketleri ise kalitesine göre ortalama 200-250 TL arasında bir fiyata satışa sunuluyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Akciğer kanseri sadece sigara içenlerin hastalığı değil: Bilmeniz gereken her şey</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/akciger-kanseri-sadece-sigara-icenlerin-hastaligi-degil-bilmeniz-gereken-her-sey</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/akciger-kanseri-sadece-sigara-icenlerin-hastaligi-degil-bilmeniz-gereken-her-sey</guid>
<description><![CDATA[ Sigara içmeyenler arasında akciğer kanseri vakaları, hava kirliliği, pasif içicilik ve genetik mutasyonlar gibi faktörler nedeniyle artıyor. İnatçı öksürük, nefes darlığı ve kilo kaybı gibi erken semptomları tanımak çok önemlidir.&quot;Akciğer kanseri&quot; duyduğumuzda çoğumuzun aklına hemen sigara içmek gelir. Ancak sigara içme geçmişi olmayan hastalarda akciğer kanseri görülme sıklığı artmaktadır. Çalışmalar, akciğer kanseri vakalarının şu anda %10-30&#039;unun sigara içmeyenler arasında meydana geldiğini göstermektedir.Sigara içmeyenlerde görülen akciğer kanseri vakalarının çoğu, büyük bir alt türü adenokarsinom olan küçük hücreli olmayan karsinomdur. Adenokarsinom, sigara içmeyenlerde gelişen en yaygın akciğer kanseri türüdür ve kalıtsal olmayan bir genetik mutasyondan kaynaklanması muhtemeldir.Sigara içmeyenlerde görülen bu akciğer kanseri artışı, hava kirliliği, pasif içicilik ve hatta genetik yatkınlık gibi çeşitli faktörlere bağlanabilir.Hava kirleticilerine uzun süre maruz kalmak, akciğer kanseri için birincil çevresel risk faktörlerinden biridir. Kirli havadan gelen zararlı parçacıklar zamanla akciğer dokusuna zarar verebilir.Pasif içiciliğe düzenli olarak maruz kalan sigara içmeyenlerde akciğer kanseri geliştirme riski artar. Bu maruziyet, özellikle toksik duman parçacıklarının konsantrasyonunun yüksek olduğu evler, işyerleri veya restoranlar gibi kapalı alanlarda zararlıdır.Akciğer kanserinin belirtilerini erken tanımak önemlidir. Hem sigara içenlerde hem de içmeyenlerde benzer olan yaygın semptomlar şunlardır:

Sürekli öksürük
Nefes darlığı ve/veya hırıltı
Bilinen bir nedeni olmayan kilo kaybı
Göğüs rahatsızlığı veya ağrısı

Bu semptomlar diğer rahatsızlıklarla örtüştüğü için, akciğer kanseri bazen erken evrelerinde yanlış teşhis edilebilir. Erken teşhis, hayatta kalma oranlarını önemli ölçüde iyileştirebilir.Riskinizi nasıl düşürebileceğiniz ve akciğer sağlığınızı nasıl kontrol altına alabileceğiniz aşağıda açıklanmıştır:Kirlilik seviyeleri yüksek olduğunda N95 maskeleri kullanın ve mümkün olduğunda yeşil, açık alanlarda vakit geçirmeye çalışınSigara içmekten kaçının ve pasif içicilikten kaçınınRutin sağlık kontrolleri, potansiyel sorunları ciddi hale gelmeden önce tespit etmeye yardımcı olabilirMeyve, sebze ve tam tahıllar açısından zengin sağlıklı bir diyetle birleştirilen düzenli egzersiz, akciğer sağlığını ve genel bağışıklığı artırabilirAkciğer kanseri teşhisi bunaltıcı gelebilir, ancak etkili tedavilerin mevcut olduğunu bilmek önemlidir. Akciğer kanseri yönetimi son yıllarda inanılmaz ilerlemeler kaydetti. Günümüzdeki tedaviler etkili ve hasta odaklıdır.Tedavi seçenekleri arasında cerrahi, kemoterapi, radyasyon tedavisi, hedefli ilaç tedavisi ve immünoterapi yer alabilir. Doğru tedavi ve tıbbi konsültasyonla hastalar yaşam kalitelerini ve prognozlarını önemli ölçüde iyileştirebilir.
Akciğer kanseri artık sadece sigara içenlerin hastalığı değil. Kirli günlerde maske takmak, düzenli taramalar yaptırmak veya ileri tedaviler aramak olsun, her küçük adım önemlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ejENVWz0NESX8Dw3-EzAVw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Akciğer, kanseri, sadece, sigara, içenlerin, hastalığı, değil:, Bilmeniz, gereken, her, şey</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ejENVWz0NESX8Dw3-EzAVw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Akciğer kanseri sadece sigara içenlerin hastalığı değil: Bilmeniz gereken her şey"><p>Sigara içmeyenler arasında akciğer kanseri vakaları, hava kirliliği, pasif içicilik ve genetik mutasyonlar gibi faktörler nedeniyle artıyor. İnatçı öksürük, nefes darlığı ve kilo kaybı gibi erken semptomları tanımak çok önemlidir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p6wdNCyXfEu5-o1ykDdbng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Akciğer kanseri" duyduğumuzda çoğumuzun aklına hemen sigara içmek gelir. Ancak sigara içme geçmişi olmayan hastalarda akciğer kanseri görülme sıklığı artmaktadır. Çalışmalar, akciğer kanseri vakalarının şu anda %10-30'unun sigara içmeyenler arasında meydana geldiğini göstermektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eRoLMjxLcEGU_DOnxSuc7A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sigara içmeyenlerde görülen akciğer kanseri vakalarının çoğu, büyük bir alt türü adenokarsinom olan küçük hücreli olmayan karsinomdur. Adenokarsinom, sigara içmeyenlerde gelişen en yaygın akciğer kanseri türüdür ve kalıtsal olmayan bir genetik mutasyondan kaynaklanması muhtemeldir.Sigara içmeyenlerde görülen bu akciğer kanseri artışı, hava kirliliği, pasif içicilik ve hatta genetik yatkınlık gibi çeşitli faktörlere bağlanabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bNkhU6nRgkq5G2RRy4sd_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hava kirleticilerine uzun süre maruz kalmak, akciğer kanseri için birincil çevresel risk faktörlerinden biridir. Kirli havadan gelen zararlı parçacıklar zamanla akciğer dokusuna zarar verebilir.Pasif içiciliğe düzenli olarak maruz kalan sigara içmeyenlerde akciğer kanseri geliştirme riski artar. Bu maruziyet, özellikle toksik duman parçacıklarının konsantrasyonunun yüksek olduğu evler, işyerleri veya restoranlar gibi kapalı alanlarda zararlıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_mEitIVGbE-LlnaKOz0lvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akciğer kanserinin belirtilerini erken tanımak önemlidir. Hem sigara içenlerde hem de içmeyenlerde benzer olan yaygın semptomlar şunlardır:

Sürekli öksürük
Nefes darlığı ve/veya hırıltı
Bilinen bir nedeni olmayan kilo kaybı
Göğüs rahatsızlığı veya ağrısı

Bu semptomlar diğer rahatsızlıklarla örtüştüğü için, akciğer kanseri bazen erken evrelerinde yanlış teşhis edilebilir. Erken teşhis, hayatta kalma oranlarını önemli ölçüde iyileştirebilir.Riskinizi nasıl düşürebileceğiniz ve akciğer sağlığınızı nasıl kontrol altına alabileceğiniz aşağıda açıklanmıştır:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T9YEGqBqvU-8yrWKdSWMgw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kirlilik seviyeleri yüksek olduğunda N95 maskeleri kullanın ve mümkün olduğunda yeşil, açık alanlarda vakit geçirmeye çalışınSigara içmekten kaçının ve pasif içicilikten kaçınınRutin sağlık kontrolleri, potansiyel sorunları ciddi hale gelmeden önce tespit etmeye yardımcı olabilirMeyve, sebze ve tam tahıllar açısından zengin sağlıklı bir diyetle birleştirilen düzenli egzersiz, akciğer sağlığını ve genel bağışıklığı artırabilir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HhRK44mM6kCTyTSO3gpFIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akciğer kanseri teşhisi bunaltıcı gelebilir, ancak etkili tedavilerin mevcut olduğunu bilmek önemlidir. Akciğer kanseri yönetimi son yıllarda inanılmaz ilerlemeler kaydetti. Günümüzdeki tedaviler etkili ve hasta odaklıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/89I8iWUxpEG4XphGIRU8tw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tedavi seçenekleri arasında cerrahi, kemoterapi, radyasyon tedavisi, hedefli ilaç tedavisi ve immünoterapi yer alabilir. Doğru tedavi ve tıbbi konsültasyonla hastalar yaşam kalitelerini ve prognozlarını önemli ölçüde iyileştirebilir.
Akciğer kanseri artık sadece sigara içenlerin hastalığı değil. Kirli günlerde maske takmak, düzenli taramalar yaptırmak veya ileri tedaviler aramak olsun, her küçük adım önemlidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktorlar diyabet dedi ama pankreas kanserinin işaretiymiş: Görmezden gelinen belirti hayatına mal oldu</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/doktorlar-diyabet-dedi-ama-pankreas-kanserinin-isaretiymis-goermezden-gelinen-belirti-hayatina-mal-oldu</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/doktorlar-diyabet-dedi-ama-pankreas-kanserinin-isaretiymis-goermezden-gelinen-belirti-hayatina-mal-oldu</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de yaşayan Lucy Nibbs, annesinin aylar içinde hayatını kaybetmesine neden olan pankreas kanserinin doktorlar tarafından fark edilememesi üzerine, herkesi sağlıklarıyla ilgili endişelerini görmezden gelmemeleri konusunda uyardı.Yedi çocuk annesi ve genel anlamda sağlıklı bir hayat süren Gill Nibbs, 2009 yılında yapılan testlerde kan şekerinin dengesiz olduğunu öğrenince şoke oldu. Doktorlar, 55 yaşındaki Nibbs&#039;e tip 1 diyabet tanısı koydu. Ancak bu durum aileyi şaşkına çevirdi çünkü bu hastalık genellikle çocuklar, gençler veya genç yetişkinlerde görülüyordu.42 yaşındaki kızı Lucy&#039;nin anlattıklarına göre, optik teknisyeni olan annesi her zaman sağlıklı bir yaşam sürdü, ideal kilosunu korudu ve düzenli yürüyüş yapıyordu. Ancak diyabet tanısından 18 ay sonra alışılmadık belirtiler göstermeye başladı. Hızlı kilo kaybı ve dayanılmaz sırt ağıları yaşamasına rağmen, doktorlar bu belirtileri diyabetin bir sonucu olarak gördü.Lucy, The Sun&#039;a verdiği demeçte, &quot;O zamana kadar yaklaşık dokuz kilo vermişti. Doktorlar her şeyi diyabete bağlıyordu. Sürekli kilo kaybı ve sık tuvalete gitme, kötü kontrol edilen diyabetin belirtileri olarak açıklandı,&quot; dedi.Ancak sırt ağısı dayanılmaz hale gelince aile, farklı bir doktor görme karan aldı. Lucy, &quot;Bir şeylerin yanlış gittiğini hissediyordum. Daha önce fark etseydik, annem hâlâ hayatta olabilirdi,&quot; diyerek üzüntüsünü dile getirdi.Pankreas kanseri, sindirim sisteminde değişikliklere neden olabilir ve tümörün sinirlere baskı yapması sonucu sırt ağılarını tetikleyebilir. Ne yazık ki, Mart 2011&#039;de Gill Nibbs&#039;e kanserinin tedavi edilemez aşamada olduğu söylendi.Lucy, &quot;Doktorlar hastalığın çok ilerlediğini ve karaciğerine, hatta muhtemelen beynine yayıldığını söylediler,&quot; dedi.Gill Nibbs, sigara ve alkol tüketmeyen, düzenli yürüyüş yapan biriydi. Bu nedenle ailesi, ona diyabet tanısı konduğunda büyük bir şaşkınlık yaşamıştı. Daha sonra ortaya çıkan gerçek, pankreas kanserinin şeker dengesizliğine neden olduğuydu.Kemoterapi seçeneği sunulsa da tedavinin uzun vadeli bir fayda sağlamayacağı belirtilince Nibbs, kalan zamanını doya doya yaşamayı tercih etti.Gill Nibbs, ömrünün son döneminde bir bakımevine yerleştirildi ve burada hayalini kurduğu şeyleri başarmayı sürdüdü. Teşhis konulduktan dört ay sonra sevgilisi John ile bir araya gelerek gelinlik giydi ve son torunu Lottie ile tanışacak kadar hayata tutundu.Lucy, &quot;Lottie doğduğunda doğrudan anneme göstermek için bakımevine gittim. Çok zayıftı ama Lottie&#039;yi öpmeyi başardı. Annem, torununu görebilmek için hayata tutunmuştu,&quot; diyerek duygularını paylaştı.Sadece beş gün sonra, 57. yaş gününden kısa bir süre sonra, ailesinin yanında hayata veda etti.Nibbs ailesi, herkesin pankreas kanseri belirtileri konusunda bilinçlenmesi gerektiğini vurguluyor. Pankreas kanserinin olası belirtileri arasında sarılık, kaşıntılı cilt, koyu idrar, soluk dışkı, iştahsızlık, ani kilo kaybı, kabızlık ve şişkinlik yer alıyor.Pancreatic Cancer UK&#039;ye göre, hastaların yalnızca beşte biri erken aşamada teşhis ediliyor. Yılda 11.000 pankreas kanseri vakası tespit edilirken, 9.500 hasta hayatını kaybediyor. Her saat bir kişi bu hastalıktan ölüyor.Erken tanının hayati önem taşıdığına dikkat çeken Lucy, &quot;Sağlık endişelerinizi görmezden gelmeyin, hayatınızı kurtarabilir,&quot; diyerek herkesi bilinçlenmeye davet etti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UFj479knKUmWaYzMuQ9ObQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktorlar, diyabet, dedi, ama, pankreas, kanserinin, işaretiymiş:, Görmezden, gelinen, belirti, hayatına, mal, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UFj479knKUmWaYzMuQ9ObQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktorlar diyabet dedi ama pankreas kanserinin işaretiymiş: Görmezden gelinen belirti hayatına mal oldu"><p>İngiltere'de yaşayan Lucy Nibbs, annesinin aylar içinde hayatını kaybetmesine neden olan pankreas kanserinin doktorlar tarafından fark edilememesi üzerine, herkesi sağlıklarıyla ilgili endişelerini görmezden gelmemeleri konusunda uyardı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bJOHYQPnfEaSSjssJSmkNw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yedi çocuk annesi ve genel anlamda sağlıklı bir hayat süren Gill Nibbs, 2009 yılında yapılan testlerde kan şekerinin dengesiz olduğunu öğrenince şoke oldu. Doktorlar, 55 yaşındaki Nibbs'e tip 1 diyabet tanısı koydu. Ancak bu durum aileyi şaşkına çevirdi çünkü bu hastalık genellikle çocuklar, gençler veya genç yetişkinlerde görülüyordu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OxxFZL9IQ0SnSBT0aBK7ig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>42 yaşındaki kızı Lucy'nin anlattıklarına göre, optik teknisyeni olan annesi her zaman sağlıklı bir yaşam sürdü, ideal kilosunu korudu ve düzenli yürüyüş yapıyordu. Ancak diyabet tanısından 18 ay sonra alışılmadık belirtiler göstermeye başladı. Hızlı kilo kaybı ve dayanılmaz sırt ağıları yaşamasına rağmen, doktorlar bu belirtileri diyabetin bir sonucu olarak gördü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6ubP8e6ztEezc1XP2Hc3iw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lucy, The Sun'a verdiği demeçte, "O zamana kadar yaklaşık dokuz kilo vermişti. Doktorlar her şeyi diyabete bağlıyordu. Sürekli kilo kaybı ve sık tuvalete gitme, kötü kontrol edilen diyabetin belirtileri olarak açıklandı," dedi.Ancak sırt ağısı dayanılmaz hale gelince aile, farklı bir doktor görme karan aldı. Lucy, "Bir şeylerin yanlış gittiğini hissediyordum. Daha önce fark etseydik, annem hâlâ hayatta olabilirdi," diyerek üzüntüsünü dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FQEPAbSv-UiAL4rM_70MGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pankreas kanseri, sindirim sisteminde değişikliklere neden olabilir ve tümörün sinirlere baskı yapması sonucu sırt ağılarını tetikleyebilir. Ne yazık ki, Mart 2011'de Gill Nibbs'e kanserinin tedavi edilemez aşamada olduğu söylendi.Lucy, "Doktorlar hastalığın çok ilerlediğini ve karaciğerine, hatta muhtemelen beynine yayıldığını söylediler," dedi.Gill Nibbs, sigara ve alkol tüketmeyen, düzenli yürüyüş yapan biriydi. Bu nedenle ailesi, ona diyabet tanısı konduğunda büyük bir şaşkınlık yaşamıştı. Daha sonra ortaya çıkan gerçek, pankreas kanserinin şeker dengesizliğine neden olduğuydu.Kemoterapi seçeneği sunulsa da tedavinin uzun vadeli bir fayda sağlamayacağı belirtilince Nibbs, kalan zamanını doya doya yaşamayı tercih etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FiS_CEpG-U-dfXbjiBeEyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gill Nibbs, ömrünün son döneminde bir bakımevine yerleştirildi ve burada hayalini kurduğu şeyleri başarmayı sürdüdü. Teşhis konulduktan dört ay sonra sevgilisi John ile bir araya gelerek gelinlik giydi ve son torunu Lottie ile tanışacak kadar hayata tutundu.Lucy, "Lottie doğduğunda doğrudan anneme göstermek için bakımevine gittim. Çok zayıftı ama Lottie'yi öpmeyi başardı. Annem, torununu görebilmek için hayata tutunmuştu," diyerek duygularını paylaştı.Sadece beş gün sonra, 57. yaş gününden kısa bir süre sonra, ailesinin yanında hayata veda etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zOVl82KpCUSrEaTLlLkt5w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nibbs ailesi, herkesin pankreas kanseri belirtileri konusunda bilinçlenmesi gerektiğini vurguluyor. Pankreas kanserinin olası belirtileri arasında sarılık, kaşıntılı cilt, koyu idrar, soluk dışkı, iştahsızlık, ani kilo kaybı, kabızlık ve şişkinlik yer alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MPjsxhhidkOc8RgL4RAagw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pancreatic Cancer UK'ye göre, hastaların yalnızca beşte biri erken aşamada teşhis ediliyor. Yılda 11.000 pankreas kanseri vakası tespit edilirken, 9.500 hasta hayatını kaybediyor. Her saat bir kişi bu hastalıktan ölüyor.Erken tanının hayati önem taşıdığına dikkat çeken Lucy, "Sağlık endişelerinizi görmezden gelmeyin, hayatınızı kurtarabilir," diyerek herkesi bilinçlenmeye davet etti.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kahve diyabete karşı ama bir şartla: Böyle içmek faydasını azaltıyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/kahve-diyabete-karsi-ama-bir-sartla-boeyle-icmek-faydasini-azaltiyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/kahve-diyabete-karsi-ama-bir-sartla-boeyle-icmek-faydasini-azaltiyor</guid>
<description><![CDATA[ Kahve dünya genelinde en sık tüketilen içeceklerden biri. Kahvenin sağlığa pek çok faydası olduğu biliniyor. Yeni bir araştırmaya göre, kahve tüketimi tip 2 diyabet riskini azaltabilir. Ancak, bu faydayı görmek için kahvenizi içmek için dikkat etmeniz gereken bir kural var.Harvard TH Chan Halk Sağlığı Okulu tarafından yürütülen çalışmada, yaklaşık 290 bin kişinin kahve tüketimi incelendi. 34 yıl süren takip sürecinde, bu kişilerin 13 bin 281&#039;ine tip 2 diyabet teşhisi konuldu. Araştırma sonuçlarına göre, günde tüketilen her bir fincan siyah kahve, tip 2 diyabet riskini yüzde 10 oranında düşürüyor. Kahvesine süt ekleyenler için de benzer faydalar gözlemlendi.Ancak, kahvesine şeker ekleyen kişilerde bu faydanın azaldığı görüldü. Şeker ekleyenlerde risk azalması yalnızca yüzde 5 olarak belirlendi. Araştırmada, kahvesine ortalama bir çay kaşığı şeker ekleyen bireylerin tip 2 diyabet riskinin daha düşük olduğu, ancak bu faydanın siyah kahve içenlere kıyasla yarı yarıya azaldığı tespit edildi.Kahvenin içeriğinde bulunan kafein ve bitki bileşikleri, vücutta tip 2 diyabetle bağlantılı iltihabı azaltabiliyor. Bunun yanı sıra, düzenli kahve tüketen bireylerin yaşlandıkça daha az kilo aldığı ve bunun da diyabet riskini düşürebileceği biliniyor.Öte yandan, şeker eklenmiş kahve tüketiminin kilo alımını artırabileceği belirtiliyor. Şekerli kahve, şekerli yiyecekler kadar doyurucu olmadığından, bireylerin öğünlerde ve atıştırmalıklarda ekstra kalori almasını engelleyemiyor. Bu durum, şeker tüketiminin diyabet riskini nasıl etkilediğini de açıklıyor.Araştırmaya göre, kahveye yapay tatlandırıcı eklenmesi de tip 2 diyabete karşı kahvenin sağladığı korumayı zayıflatıyor. Yapay tatlandırıcı içeren kahve tüketen bireylerde, tip 2 diyabet riskinde fincan başına yalnızca yüzde 7&#039;lik bir azalma görüldü.Araştırmaya liderlik eden Dr. Matthias Henn, &quot;Kahve içmek diyabet riskini düşürmeye yardımcı olabilir, ancak şeker veya tatlandırıcı eklemek bu faydaları önemli ölçüde azaltır.&quot; ifadelerini kullandı. Henn, &quot;Kahvenin sağlık üzerindeki etkilerini en üst düzeye çıkarmak için şeker veya yapay tatlandırıcıları hayatınızdan çıkarmayı düşünün.&quot; önerisinde bulundu.Çalışma, ABD&#039;de yürütülen üç büyük sağlık araştırmasına katılan kadın hemşireler ve erkek sağlık çalışanları üzerinde gerçekleştirildi. Katılımcılara her dört yılda bir kahve tüketimleri ve beslenme alışkanlıkları soruldu. Ayrıca, her iki yılda bir sağlık durumları ve tip 2 diyabet teşhisi konulup konulmadığı kaydedildi.Elde edilen verilere göre, araştırmaya katılan bireylerin yüzde 60&#039;ı kahvelerine bir katkı maddesi eklerken, yüzde 42&#039;si kahvesine şeker eklemeyi tercih ediyor. Sütün tip 2 diyabet riski üzerinde belirgin bir etkisi olmadığı belirlenirken, yapay beyazlatıcıların etkisi net olarak ölçülemedi.Sonuç olarak, ister kafeinli ister kafeinsiz olsun, kahve tüketimi tip 2 diyabet riskini azaltıcı bir etkiye sahip. Ancak, bu olumlu etkiyi en üst seviyeye çıkarmak için kahvenizi şekersiz içmeniz öneriliyor. Çalışmanın sonuçları American Journal of Clinical Nutrition dergisinde yayımlandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nEFwtzoPIE2CgRj6-pv2KQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kahve, diyabete, karşı, ama, bir, şartla:, Böyle, içmek, faydasını, azaltıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nEFwtzoPIE2CgRj6-pv2KQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kahve diyabete karşı ama bir şartla: Böyle içmek faydasını azaltıyor"><p>Kahve dünya genelinde en sık tüketilen içeceklerden biri. Kahvenin sağlığa pek çok faydası olduğu biliniyor. Yeni bir araştırmaya göre, kahve tüketimi tip 2 diyabet riskini azaltabilir. Ancak, bu faydayı görmek için kahvenizi içmek için dikkat etmeniz gereken bir kural var.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3taMw8WJSUK5xbchpuejvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Harvard TH Chan Halk Sağlığı Okulu tarafından yürütülen çalışmada, yaklaşık 290 bin kişinin kahve tüketimi incelendi. 34 yıl süren takip sürecinde, bu kişilerin 13 bin 281'ine tip 2 diyabet teşhisi konuldu. Araştırma sonuçlarına göre, günde tüketilen her bir fincan siyah kahve, tip 2 diyabet riskini yüzde 10 oranında düşürüyor. Kahvesine süt ekleyenler için de benzer faydalar gözlemlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SdsmOOWQJkKtIz6IXRC-yw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak, kahvesine şeker ekleyen kişilerde bu faydanın azaldığı görüldü. Şeker ekleyenlerde risk azalması yalnızca yüzde 5 olarak belirlendi. Araştırmada, kahvesine ortalama bir çay kaşığı şeker ekleyen bireylerin tip 2 diyabet riskinin daha düşük olduğu, ancak bu faydanın siyah kahve içenlere kıyasla yarı yarıya azaldığı tespit edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4WHACcpn4kmR2z2NX7NoVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahvenin içeriğinde bulunan kafein ve bitki bileşikleri, vücutta tip 2 diyabetle bağlantılı iltihabı azaltabiliyor. Bunun yanı sıra, düzenli kahve tüketen bireylerin yaşlandıkça daha az kilo aldığı ve bunun da diyabet riskini düşürebileceği biliniyor.Öte yandan, şeker eklenmiş kahve tüketiminin kilo alımını artırabileceği belirtiliyor. Şekerli kahve, şekerli yiyecekler kadar doyurucu olmadığından, bireylerin öğünlerde ve atıştırmalıklarda ekstra kalori almasını engelleyemiyor. Bu durum, şeker tüketiminin diyabet riskini nasıl etkilediğini de açıklıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2T7tc6gbkEKzASxEkg2qYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmaya göre, kahveye yapay tatlandırıcı eklenmesi de tip 2 diyabete karşı kahvenin sağladığı korumayı zayıflatıyor. Yapay tatlandırıcı içeren kahve tüketen bireylerde, tip 2 diyabet riskinde fincan başına yalnızca yüzde 7'lik bir azalma görüldü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3ndmdiApTUS17QCh68jssg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmaya liderlik eden Dr. Matthias Henn, "Kahve içmek diyabet riskini düşürmeye yardımcı olabilir, ancak şeker veya tatlandırıcı eklemek bu faydaları önemli ölçüde azaltır." ifadelerini kullandı. Henn, "Kahvenin sağlık üzerindeki etkilerini en üst düzeye çıkarmak için şeker veya yapay tatlandırıcıları hayatınızdan çıkarmayı düşünün." önerisinde bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NsI4NNMA40ifhgKHlETuOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışma, ABD'de yürütülen üç büyük sağlık araştırmasına katılan kadın hemşireler ve erkek sağlık çalışanları üzerinde gerçekleştirildi. Katılımcılara her dört yılda bir kahve tüketimleri ve beslenme alışkanlıkları soruldu. Ayrıca, her iki yılda bir sağlık durumları ve tip 2 diyabet teşhisi konulup konulmadığı kaydedildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iX-4kDel4kaKbbfmdo2SLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Elde edilen verilere göre, araştırmaya katılan bireylerin yüzde 60'ı kahvelerine bir katkı maddesi eklerken, yüzde 42'si kahvesine şeker eklemeyi tercih ediyor. Sütün tip 2 diyabet riski üzerinde belirgin bir etkisi olmadığı belirlenirken, yapay beyazlatıcıların etkisi net olarak ölçülemedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SkKFLpeVkEWFs9WFb47iUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sonuç olarak, ister kafeinli ister kafeinsiz olsun, kahve tüketimi tip 2 diyabet riskini azaltıcı bir etkiye sahip. Ancak, bu olumlu etkiyi en üst seviyeye çıkarmak için kahvenizi şekersiz içmeniz öneriliyor. Çalışmanın sonuçları American Journal of Clinical Nutrition dergisinde yayımlandı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzmanlar &amp;quot;işitme kaybına yol açabilir&amp;quot; diyor: Herkesin yaptığı hata kulak çınlaması nedeni</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/uzmanlar-isitme-kaybina-yol-acabilir-diyor-herkesin-yaptigi-hata-kulak-cinlamasi-nedeni</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/uzmanlar-isitme-kaybina-yol-acabilir-diyor-herkesin-yaptigi-hata-kulak-cinlamasi-nedeni</guid>
<description><![CDATA[ Herkesin kulak temizliği için yaygın olarak kullandığı pamuklu kulak çubukları ciddi sorunlarına yol açabilir. Uzmanlara göre, kulak çubukları kulak kirini dışarı çıkarmak yerine kulak zarına doğru iterek baskı oluşturabiliyor. Bu durum, işitme kanalını tıkayarak kulak çınlamasına (tinnitus), nabız gibi atan seslere, hışırtıya ve işitme kaybına neden olabiliyor.Kulak temizliği için yaygın olarak kullanılan pamuklu kulak çubuklarının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini biliyor ve bu alışkanlığın bırakılması gerekiyor.Uzmanlara göre, kulak çubukları kulak kirini dışarı çıkarmak yerine kulak zarına doğru iterek baskı oluşturabiliyor. Bu durum, işitme kanalını tıkayarak kulak çınlamasına (tinnitus), nabız gibi atan seslere, hışırtıya ve işitme kaybına neden olabiliyor.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; İngiltere&#039;de yaklaşık 10 milyon kişiyi etkileyen tinnitus, hastaların gün boyunca kesintisiz bir şekilde kulaklarında ses duymasına neden oluyor. Uzman isim Frank McGarth, ülkede 500 bin kişinin bu rahatsızlığın şiddetli bir versiyonuna sahip olduğunu ve bu durumun gündelik yaşamlarını olumsuz etkileyerek çalışma ve uyuma yetilerini kaybetmelerine yol açtığını belirtiyor.McGarth, tinnitusun depresyon, alkol bağımlılığı ve hatta intihara sürükleyebilecek kadar ciddi sonuçlar doğurabileceğini vurguluyor.RİSK FAKTÖRLERİNE DİKKAT!Pamuklu kulak çubuklarının yanı sıra, su sporları ve uçuş sırasındaki basınç de kulak zarını zedeleyerek tinnitus riskini artırabiliyor. Uzmanlar, uçak yolculuğu sırasında kulakların tıkandığı hissedildiğinde esnemeyi ve yutkunmayı öneriyor.Ayrıca, konserlerde yüksek sesli müzik de tinnitusun başlica nedenlerinden biri. McGarth, konserlerde hoparlörlere yaklaşmaktan kaçınılmasını ve kulaklık kullanımında önerilen ses seviyesinin üzerine çıkılmamasını tavsiye ediyor.Yapılan bir araştırmaya göre, tinnitus hastalarının uzman randevularında üç yıla kadar gecikme yaşadığı ortaya çıktı. Ankete katılan her beş hastadan biri son bir yıl içinde intihar veya kendine zarar verme düşüncelerine kapıldığını belirtti. Ayrıca, on hastadan sekizi depresyon veya kaygı bozukluğu yaşadığını ifade etti.Uzmanlar, kulak sağlığını korumak ve tinnitus riskini azaltmak için bilinçli davranılması gerektiğini vurguluyor. Özellikle pamuklu kulak çubuklarından kaçınılması, gürültülü ortamlarda kulak koruyucu ekipman kullanılması ve işitme sorunlarında bir uzmana başvurulması öneriliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J4xFKS0wBUuTmHguhfsFlA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanlar, işitme, kaybına, yol, açabilir, diyor:, Herkesin, yaptığı, hata, kulak, çınlaması, nedeni</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J4xFKS0wBUuTmHguhfsFlA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzmanlar " i kayb yol a diyor: herkesin yapt hata kulak nedeni><p>Herkesin kulak temizliği için yaygın olarak kullandığı pamuklu kulak çubukları ciddi sorunlarına yol açabilir. Uzmanlara göre, kulak çubukları kulak kirini dışarı çıkarmak yerine kulak zarına doğru iterek baskı oluşturabiliyor. Bu durum, işitme kanalını tıkayarak kulak çınlamasına (tinnitus), nabız gibi atan seslere, hışırtıya ve işitme kaybına neden olabiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0V84AtuoxUyB_OMynCIReQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kulak temizliği için yaygın olarak kullanılan pamuklu kulak çubuklarının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini biliyor ve bu alışkanlığın bırakılması gerekiyor.Uzmanlara göre, kulak çubukları kulak kirini dışarı çıkarmak yerine kulak zarına doğru iterek baskı oluşturabiliyor. Bu durum, işitme kanalını tıkayarak kulak çınlamasına (tinnitus), nabız gibi atan seslere, hışırtıya ve işitme kaybına neden olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/elltGg6ulUuEbOLu2CAKag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DailyMail'de yer alan habere göre; İngiltere'de yaklaşık 10 milyon kişiyi etkileyen tinnitus, hastaların gün boyunca kesintisiz bir şekilde kulaklarında ses duymasına neden oluyor. Uzman isim Frank McGarth, ülkede 500 bin kişinin bu rahatsızlığın şiddetli bir versiyonuna sahip olduğunu ve bu durumun gündelik yaşamlarını olumsuz etkileyerek çalışma ve uyuma yetilerini kaybetmelerine yol açtığını belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IvbjC_2d2k2hF25layS5Cg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>McGarth, tinnitusun depresyon, alkol bağımlılığı ve hatta intihara sürükleyebilecek kadar ciddi sonuçlar doğurabileceğini vurguluyor.RİSK FAKTÖRLERİNE DİKKAT!Pamuklu kulak çubuklarının yanı sıra, su sporları ve uçuş sırasındaki basınç de kulak zarını zedeleyerek tinnitus riskini artırabiliyor. Uzmanlar, uçak yolculuğu sırasında kulakların tıkandığı hissedildiğinde esnemeyi ve yutkunmayı öneriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fiduit7bpESx7mQoU1IyRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrıca, konserlerde yüksek sesli müzik de tinnitusun başlica nedenlerinden biri. McGarth, konserlerde hoparlörlere yaklaşmaktan kaçınılmasını ve kulaklık kullanımında önerilen ses seviyesinin üzerine çıkılmamasını tavsiye ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Nq9YMnpzbkCh_Oxw9q-hyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapılan bir araştırmaya göre, tinnitus hastalarının uzman randevularında üç yıla kadar gecikme yaşadığı ortaya çıktı. Ankete katılan her beş hastadan biri son bir yıl içinde intihar veya kendine zarar verme düşüncelerine kapıldığını belirtti. Ayrıca, on hastadan sekizi depresyon veya kaygı bozukluğu yaşadığını ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p3oDe5fYBUm6q30yXxblBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, kulak sağlığını korumak ve tinnitus riskini azaltmak için bilinçli davranılması gerektiğini vurguluyor. Özellikle pamuklu kulak çubuklarından kaçınılması, gürültülü ortamlarda kulak koruyucu ekipman kullanılması ve işitme sorunlarında bir uzmana başvurulması öneriliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>19 yaşındaki genç kızın hayatı kâbusa döndü: Bu besinleri yiyemiyor, yağmur bile tehlikeli; Su içebiliyor ama temas edemiyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/19-yasindaki-genc-kizin-hayati-kabusa-doendu-bu-besinleri-yiyemiyor-yagmur-bile-tehlikeli-su-icebiliyor-ama-temas-edemiyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/19-yasindaki-genc-kizin-hayati-kabusa-doendu-bu-besinleri-yiyemiyor-yagmur-bile-tehlikeli-su-icebiliyor-ama-temas-edemiyor</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de yaşayan 19 yaşındaki Chloe Ramsay, hayatını kabusa çeviren 40 farklı alerjiyle mücadele ediyor. Üstelik bunlardan biri de su! Su vücuduna temas ettiğinde cildinde dayanılmaz bir kaşıntı hissediyor ve bu durumu &quot;derimi bıçakla kazımak istiyormuş gibi hissediyorum&quot; sözleriyle anlatıyor.Yıllar içinde birçok kez hayatını tehdit eden alerjik reaksiyonlar yaşayan Chloe, bazı durumlarda hastaneye kaldırılmak zorunda kaldı. Alerji tetikleyicileri arasında muz, patates, bazı tatlılar, evcil hayvanlar ve mumlar bulunuyor. Bu maddeler, genç kızın boğazının şişmesine ve cildinde ciddi kurdeşenler oluşmasına neden olabiliyor.YAĞMUR BİLE TEHLİKELİChloe, bir keresinde tren beklerken yağmura yakalandığını ve içeri girdiğinde durmadan kaşındığını anlattı. O anı, &quot;Tıpkı bir uyuşturucu bağımlısı gibi görünüyordum&quot; sözleriyle dile getirdi. Bazı zamanlar annesine &quot;Artık buna dayanamıyorum&quot; dediğini de ekledi.Chloe, altı aylıkken alerji belirtileri göstermeye başladı. Ancak kendisine kısa süre önce &quot;polen gıda sendromu&quot; teşhisi kondu. Bu sendrom, tatlılar, meyveler ve hatta parfümler gibi polen kaynaklı maddelere karşı alerjiyi kapsıyor. En sıra dışı alerjisi ise tıbbi olarak &quot;su kaynaklı ürtiker&quot; olarak bilinen su alerjisi.Chloe&#039;nin su içmesinde bir sakınca yok, ancak suyun cildine değmesi ona büyük acı veriyor. &quot;Kaşıntılı ve ağrılı bir his, sanki cildimde karıncalar geziyormuş gibi&quot; diyor. Suya karşı duyarlılığı aniden ortaya çıkmış. Önceleri duş alırken sorun yaşamazken, bir gün kaşıntı başladığını ve her duşta daha da kötüleştiğini fark etmiş.Şampuanını, saç kremini, vücut losyonunu ve hatta su sıcaklığını değiştirdiğini ancak hiçbirinin işe yaramadığını belirtiyor.Yeni alerjiler sürekli ortaya çıkabiliyor ve şiddetleri değişkenlik gösterebiliyor. Chloe, alerjilerini takip etmek için renk kodlu bir Excel tablosu kullanıyor. İlk alerjilerinin bebekken annesi tarafından fark edildiğini söyleyen Chloe, patates veya muz yediğinde morararak bayıldığını belirtiyor. Neyse ki bu reaksiyonları zamanla hafiflemiş, ancak hâlâ çilek, kivi ve meyve suyu tüketemiyor, kokulu şampuanlar ve vücut losyonları kullanamıyor.Şu anda ayda iki kez enjeksiyon yaptırarak alerjik reaksiyonlarını kontrol altında tutmaya çalışıyor. Ancak bu enjeksiyonun etkilerinin ne kadar süreceği belirsiz. &quot;Şimdiye kadar kimse bu enjeksiyonu ömür boyu kullanmadı. Ben de bu tedaviye tamamen yanıt vermeyen şanssız yüzde üçlük dilimdeyim&quot; diyerek sürecin belirsizliğine dikkat çekiyor.Üniversite öğrencisi olan Chloe, sosyal hayatında da alerjileri nedeniyle birçok zorlukla karşılaşıyor. &quot;Okulda yemekhanede özel bir grubum vardı ve yemeklerim özel olarak hazırlanıyordu. Ancak şimdi üniversitede her menüyü kontrol etmem gerekiyor ve arkadaşlarımın yiyebildiği yiyeceklerin yanında oturmak bazen beni çok rahatsız ediyor&quot; diyor.İngiltere&#039;de her beş kişiden birinin alerjiden muzdarip olduğu tahmin ediliyor. En yaygın alerji saman nezlesi veya polen alerjisi olurken, nüfusun yaklaşık yüzde 6&#039;sı gıda alerjilerine sahip. En sık görülen gıda alerjileri fındık, süt, balık ve deniz ürünlerine karşı gelişiyor.Alerjik reaksiyonların en tehlikelisi olan anafilaksi, İngiltere&#039;de her yıl yaklaşık 5.000 kişinin hastaneye kaldırılmasına neden oluyor. Bu durum, dil, boğaz ve ağızda ani şişmelere yol açarak solunum yollarını tıkayabiliyor. İngiltere Ulusal Sağlık Servisi (NHS), böyle bir durumda adrenalin oto-enjektörü (EpiPen) kullanılmasını ve acilen ambulans çağırılmasını öneriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tix6DwjWQUW_474aaukRDw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, genç, kızın, hayatı, kâbusa, döndü:, besinleri, yiyemiyor, yağmur, bile, tehlikeli, içebiliyor, ama, temas, edemiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tix6DwjWQUW_474aaukRDw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="19 yaşındaki genç kızın hayatını kâbusa döndü: Bu besinleri yiyemiyor, yağmur bile tehlikeli; Su içebiliyor ama temas edemiyor"><p>İngiltere'de yaşayan 19 yaşındaki Chloe Ramsay, hayatını kabusa çeviren 40 farklı alerjiyle mücadele ediyor. Üstelik bunlardan biri de su! Su vücuduna temas ettiğinde cildinde dayanılmaz bir kaşıntı hissediyor ve bu durumu "derimi bıçakla kazımak istiyormuş gibi hissediyorum" sözleriyle anlatıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1WeMUxQFUEu9jhSDWcTXyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yıllar içinde birçok kez hayatını tehdit eden alerjik reaksiyonlar yaşayan Chloe, bazı durumlarda hastaneye kaldırılmak zorunda kaldı. Alerji tetikleyicileri arasında muz, patates, bazı tatlılar, evcil hayvanlar ve mumlar bulunuyor. Bu maddeler, genç kızın boğazının şişmesine ve cildinde ciddi kurdeşenler oluşmasına neden olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VVUb_GlCCUagc9TnFeoPKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>YAĞMUR BİLE TEHLİKELİChloe, bir keresinde tren beklerken yağmura yakalandığını ve içeri girdiğinde durmadan kaşındığını anlattı. O anı, "Tıpkı bir uyuşturucu bağımlısı gibi görünüyordum" sözleriyle dile getirdi. Bazı zamanlar annesine "Artık buna dayanamıyorum" dediğini de ekledi.Chloe, altı aylıkken alerji belirtileri göstermeye başladı. Ancak kendisine kısa süre önce "polen gıda sendromu" teşhisi kondu. Bu sendrom, tatlılar, meyveler ve hatta parfümler gibi polen kaynaklı maddelere karşı alerjiyi kapsıyor. En sıra dışı alerjisi ise tıbbi olarak "su kaynaklı ürtiker" olarak bilinen su alerjisi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zfUJ4xog3UKsApHcP8BdSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Chloe'nin su içmesinde bir sakınca yok, ancak suyun cildine değmesi ona büyük acı veriyor. "Kaşıntılı ve ağrılı bir his, sanki cildimde karıncalar geziyormuş gibi" diyor. Suya karşı duyarlılığı aniden ortaya çıkmış. Önceleri duş alırken sorun yaşamazken, bir gün kaşıntı başladığını ve her duşta daha da kötüleştiğini fark etmiş.Şampuanını, saç kremini, vücut losyonunu ve hatta su sıcaklığını değiştirdiğini ancak hiçbirinin işe yaramadığını belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8B9YMmHmCkuIibAWlqHQIA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni alerjiler sürekli ortaya çıkabiliyor ve şiddetleri değişkenlik gösterebiliyor. Chloe, alerjilerini takip etmek için renk kodlu bir Excel tablosu kullanıyor. İlk alerjilerinin bebekken annesi tarafından fark edildiğini söyleyen Chloe, patates veya muz yediğinde morararak bayıldığını belirtiyor. Neyse ki bu reaksiyonları zamanla hafiflemiş, ancak hâlâ çilek, kivi ve meyve suyu tüketemiyor, kokulu şampuanlar ve vücut losyonları kullanamıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tCkIN_2As0qpBONUDWX5ag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şu anda ayda iki kez enjeksiyon yaptırarak alerjik reaksiyonlarını kontrol altında tutmaya çalışıyor. Ancak bu enjeksiyonun etkilerinin ne kadar süreceği belirsiz. "Şimdiye kadar kimse bu enjeksiyonu ömür boyu kullanmadı. Ben de bu tedaviye tamamen yanıt vermeyen şanssız yüzde üçlük dilimdeyim" diyerek sürecin belirsizliğine dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/taTIRasR20eS-S4vONzUow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Üniversite öğrencisi olan Chloe, sosyal hayatında da alerjileri nedeniyle birçok zorlukla karşılaşıyor. "Okulda yemekhanede özel bir grubum vardı ve yemeklerim özel olarak hazırlanıyordu. Ancak şimdi üniversitede her menüyü kontrol etmem gerekiyor ve arkadaşlarımın yiyebildiği yiyeceklerin yanında oturmak bazen beni çok rahatsız ediyor" diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Poa_8NffvUayoVWI9Tr-dg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere'de her beş kişiden birinin alerjiden muzdarip olduğu tahmin ediliyor. En yaygın alerji saman nezlesi veya polen alerjisi olurken, nüfusun yaklaşık yüzde 6'sı gıda alerjilerine sahip. En sık görülen gıda alerjileri fındık, süt, balık ve deniz ürünlerine karşı gelişiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/50HOWBCNA0GH7ICbiQJ5HQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alerjik reaksiyonların en tehlikelisi olan anafilaksi, İngiltere'de her yıl yaklaşık 5.000 kişinin hastaneye kaldırılmasına neden oluyor. Bu durum, dil, boğaz ve ağızda ani şişmelere yol açarak solunum yollarını tıkayabiliyor. İngiltere Ulusal Sağlık Servisi (NHS), böyle bir durumda adrenalin oto-enjektörü (EpiPen) kullanılmasını ve acilen ambulans çağırılmasını öneriyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Devlet Bahçeli öksürük nedeniyle hastanede tedavi ediliyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/devlet-bahceli-oeksuruk-nedeniyle-hastanede-tedavi-ediliyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/devlet-bahceli-oeksuruk-nedeniyle-hastanede-tedavi-ediliyor</guid>
<description><![CDATA[ MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli&#039;nin geçmeyen öksürük rahatsızlığı nedeniyle tedavi gördüğü ve sağlık durumunun iyi olduğu açıklandı. Partiden yapılan açıklama, &quot;Alınan sağlık tedbirleri ve sürdürülen tedaviye rağmen Sayın Genel Başkanımızın öksürüğünün geçmemesi üzerine;  kalıcı tedavisine yönelik çok yönlü tıbbi test ve değerlendirmeler sürmektedir.&quot; denildi.TBMM&#039;de grup toplantısını erteleyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli&#039;nin geçmeyen öksürük rahatsızlığı nedeniyle tedavi gördüğü açıklandı. Bahçeli&#039;nin Özel Kalem Müdürü Murat Çeliker, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda bazı tetkikler ve check-up yapıldığını, MHP liderinin mesaisine devam edeceğini açıkladı.AÇIKLAMA YAPILDI: ÖKSÜRÜK RAHATSIZLIĞI VARMHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın tarafından yapılan açıklamada ise şöyle denildi: &quot;Partimizin bu hafta yapılması beklenen grup toplantısı, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli&#039;nin yakalandığı öksürük rahatsızlığının devam etmesi sebebiyle iptal edilmiştir.Hâl böyleyken bazı müzmin çevrelerce Sayın Genel Başkanımızın rahatsızlığına dair kamuoyunda asılsız dedikodular dolaştırılmaya başlanmış, maksatlı ve kötü niyetli spekülasyonlar üretilmeye teşebbüs edilmiştir.   Alınan sağlık tedbirleri ve sürdürülen tedaviye rağmen Sayın Genel Başkanımızın öksürüğünün geçmemesi üzerine; hekimlerimiz, daha ileri tetkikler yapılması tavsiyesinde bulunmuşlardır. Söz konusu rahatsızlığın kalıcı tedavisine yönelik çok yönlü tıbbi test ve değerlendirmeler sürmektedir. Sayın Genel Başkanımızın sağlığı yerindedir.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s3TNna6Te0SOx2S-f-KQEQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Devlet, Bahçeli, öksürük, nedeniyle, hastanede, tedavi, ediliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s3TNna6Te0SOx2S-f-KQEQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Son dakika. MHP Genel Başkanı Bahçeli öksürük rahatsızlığı nedeniyle hastanede tedavi görüyor"><p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin geçmeyen öksürük rahatsızlığı nedeniyle tedavi gördüğü ve sağlık durumunun iyi olduğu açıklandı. Partiden yapılan açıklama, "Alınan sağlık tedbirleri ve sürdürülen tedaviye rağmen Sayın Genel Başkanımızın öksürüğünün geçmemesi üzerine;  kalıcı tedavisine yönelik çok yönlü tıbbi test ve değerlendirmeler sürmektedir." denildi.</p><p>TBMM'de grup toplantısını erteleyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin geçmeyen öksürük rahatsızlığı nedeniyle tedavi gördüğü açıklandı. </p><p>Bahçeli'nin Özel Kalem Müdürü Murat Çeliker, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda bazı tetkikler ve check-up yapıldığını, MHP liderinin mesaisine devam edeceğini açıkladı.</p><p><strong>AÇIKLAMA YAPILDI: ÖKSÜRÜK RAHATSIZLIĞI VAR</strong></p><p>MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın tarafından yapılan açıklamada ise şöyle denildi:<strong> </strong></p><p>"Partimizin bu hafta yapılması beklenen grup toplantısı, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin yakalandığı öksürük rahatsızlığının devam etmesi sebebiyle iptal edilmiştir.</p><p>Hâl böyleyken bazı müzmin çevrelerce Sayın Genel Başkanımızın rahatsızlığına dair kamuoyunda asılsız dedikodular dolaştırılmaya başlanmış, maksatlı ve kötü niyetli spekülasyonlar üretilmeye teşebbüs edilmiştir.   Alınan sağlık tedbirleri ve sürdürülen tedaviye rağmen Sayın Genel Başkanımızın öksürüğünün geçmemesi üzerine; hekimlerimiz, daha ileri tetkikler yapılması tavsiyesinde bulunmuşlardır. Söz konusu rahatsızlığın kalıcı tedavisine yönelik çok yönlü tıbbi test ve değerlendirmeler sürmektedir. Sayın Genel Başkanımızın sağlığı yerindedir."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yumurta yemek iyi mi, kötü mü? Çok az kişi bu detayı biliyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/yumurta-yemek-iyi-mi-koetu-mu-cok-az-kisi-bu-detayi-biliyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/yumurta-yemek-iyi-mi-koetu-mu-cok-az-kisi-bu-detayi-biliyor</guid>
<description><![CDATA[ Son zamanlarda yapılan bir araştırma, yumurtaların kolesterol seviyelerini önemli ölçüde yükselttiğine dair uzun süredir devam eden inancı ortadan kaldırarak sağlıklı bir diyetin parçası olabileceğini öne sürüyor. Yumurtalar onlarca yıldır diyet tartışmalarının merkezinde yer alıyor ancak son araştırmalar, bir zamanlar düşünüldüğü kadar zararlı olmadıklarını öne sürüyor. Kolesterol konusundaki endişeler geçmişte kısıtlamalara yol açmış olsa da, daha yeni bulgular yumurtaların değerli besinler sağladığını ve çoğu insan için güvenli olduğunu gösteriyor.Yumurtalar beslenme dünyasında uzun zamandır tartışılan bir konu. Bazıları onları temel besin kaynağı olarak görürken, diğerleri kolesterol içerikleri konusunda endişeleniyor. Son on yılda sağlık yönergeleri birçok kez değişti ve insanların düzenli olarak yumurta yemenin iyi mi kötü mü olduğuna karar vermesini zorlaştırdı. 48 yıllık bir takip içeren son bir çalışma, ihtiyacımız olan tüm cevaplara sahip.1968&#039;de Amerikan Kalp Derneği, diyet kolesterolüyle ilgili endişeler nedeniyle ilk olarak yumurta tüketiminin sınırlandırılmasını önerdi. Bu öneriler, sonunda terk edildikleri 2015 yılına kadar yaygın olarak uygulandı.Bu uzun vadeli çalışma, yumurta alımının değişen diyet kuralları nedeniyle yıllar içinde dalgalandığını gösteriyor. İnsanlar 1970&#039;lerin başında haftada yaklaşık 3,6 yumurta tüketiyordu, 1990&#039;larda haftada 1,8 yumurtaya düştü ve ardından 2021&#039;de haftada 3,5 yumurtaya geri döndü. Bu değişim, beslenme alışkanlıklarının kişisel sağlık ihtiyaçlarından ziyade değişen beslenme kurallarından nasıl etkilendiğini vurguluyor.İnsanların yumurta tüketimini sınırlamasının en büyük nedenlerinden biri kolesterol endişeleridir. Tarihsel olarak, yumurtaların kan kolesterol seviyelerini yükselttiği ve kalp hastalığı riskini artırdığı düşünülüyordu. Ancak, artık yumurtadan alınan diyet kolesterolünün çoğu insan için kan kolesterol seviyeleri üzerinde çok az etkisi olduğu sıklıkla öne sürülüyor. Aslında, çalışma 2021 yılına kadar yüksek kolesterolü olan kişilerin artık geçmişte olduğu kadar yumurtadan kaçınmadığını buldu. Bu, yumurta ile yüksek kolesterol arasındaki bağlantının abartılmış olabileceğini gösteriyor.Yumurtalar, yüksek kaliteli protein, vitaminler (B12, D ve A), mineraller ve lutein ve zeaksantin gibi göz sağlığını destekleyen antioksidanlar dahil olmak üzere temel besinlerle doludur. Bazı protein kaynaklarının aksine yumurtalar yağ oranı düşüktür ve bu da onları dengeli beslenme için mükemmel bir seçenek haline getirir. Uygun fiyatlı olmaları, özellikle kas kütlesini korumak için yüksek proteinli diyetlere ihtiyaç duyan yaşlı yetişkinler için onları erişilebilir bir protein kaynağı haline getirir.2015 yılında kolesterol kısıtlamalarının kaldırılmasına rağmen, birçok kişi hala yumurtaların sağlıksız olduğuna inanıyor. Çalışmaya göre, katılımcıların yaklaşık %22&#039;si güncel olmayan bilgiler nedeniyle yumurta tüketimini sınırlamaya devam etti. Bazıları doktorların geçmişteki tavsiyelerine dayanarak yumurtadan kaçınırken, diğerleri yumurtaların kolesterol içeriği nedeniyle zararlı olduğunu düşünüyordu. Bu, daha iyi bir kamu farkındalığına ve güncellenmiş beslenme eğitimine olan ihtiyacı vurgulamaktadır.Cevap genel diyete ve sağlık koşullarına bağlıdır. Çoğu insan için yumurta, ölçülü olarak güvenle tüketilebilen oldukça besleyici bir besindir. Ancak diyabet veya kalp hastalığı geçmişi gibi belirli tıbbi rahatsızlıkları olan kişiler yumurtayı temel bir besin maddesi haline getirmeden önce bir doktora danışmalıdır. Son araştırmalar, yumurtaların bir zamanlar inanıldığı kadar zararlı olmadığını ve dengeli bir diyetin parçası olarak tüketildiğinde değerli bir besin kaynağı olabileceğini öne sürüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0RMKDYFP6EW1Yi8twEPFsg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yumurta, yemek, iyi, mi, kötü, mü, Çok, kişi, detayı, biliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0RMKDYFP6EW1Yi8twEPFsg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yumurta yemek iyi mi, kötü mü? Çok az kişi bu detayı biliyor"><p>Son zamanlarda yapılan bir araştırma, yumurtaların kolesterol seviyelerini önemli ölçüde yükselttiğine dair uzun süredir devam eden inancı ortadan kaldırarak sağlıklı bir diyetin parçası olabileceğini öne sürüyor. Yumurtalar onlarca yıldır diyet tartışmalarının merkezinde yer alıyor ancak son araştırmalar, bir zamanlar düşünüldüğü kadar zararlı olmadıklarını öne sürüyor. Kolesterol konusundaki endişeler geçmişte kısıtlamalara yol açmış olsa da, daha yeni bulgular yumurtaların değerli besinler sağladığını ve çoğu insan için güvenli olduğunu gösteriyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5KIyobl2SkGsOi_c7AxZsg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurtalar beslenme dünyasında uzun zamandır tartışılan bir konu. Bazıları onları temel besin kaynağı olarak görürken, diğerleri kolesterol içerikleri konusunda endişeleniyor. Son on yılda sağlık yönergeleri birçok kez değişti ve insanların düzenli olarak yumurta yemenin iyi mi kötü mü olduğuna karar vermesini zorlaştırdı. 48 yıllık bir takip içeren son bir çalışma, ihtiyacımız olan tüm cevaplara sahip.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LhO6WQZvaEGk-QeTFEt3KA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1968'de Amerikan Kalp Derneği, diyet kolesterolüyle ilgili endişeler nedeniyle ilk olarak yumurta tüketiminin sınırlandırılmasını önerdi. Bu öneriler, sonunda terk edildikleri 2015 yılına kadar yaygın olarak uygulandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aYEM_OPFn06EqEeC8JtZPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu uzun vadeli çalışma, yumurta alımının değişen diyet kuralları nedeniyle yıllar içinde dalgalandığını gösteriyor. İnsanlar 1970'lerin başında haftada yaklaşık 3,6 yumurta tüketiyordu, 1990'larda haftada 1,8 yumurtaya düştü ve ardından 2021'de haftada 3,5 yumurtaya geri döndü. Bu değişim, beslenme alışkanlıklarının kişisel sağlık ihtiyaçlarından ziyade değişen beslenme kurallarından nasıl etkilendiğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-iDquvqbJEeaTsGxEql1oQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnsanların yumurta tüketimini sınırlamasının en büyük nedenlerinden biri kolesterol endişeleridir. Tarihsel olarak, yumurtaların kan kolesterol seviyelerini yükselttiği ve kalp hastalığı riskini artırdığı düşünülüyordu. Ancak, artık yumurtadan alınan diyet kolesterolünün çoğu insan için kan kolesterol seviyeleri üzerinde çok az etkisi olduğu sıklıkla öne sürülüyor. Aslında, çalışma 2021 yılına kadar yüksek kolesterolü olan kişilerin artık geçmişte olduğu kadar yumurtadan kaçınmadığını buldu. Bu, yumurta ile yüksek kolesterol arasındaki bağlantının abartılmış olabileceğini gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1-hh5iGJQES3oZN8mDGPQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurtalar, yüksek kaliteli protein, vitaminler (B12, D ve A), mineraller ve lutein ve zeaksantin gibi göz sağlığını destekleyen antioksidanlar dahil olmak üzere temel besinlerle doludur. Bazı protein kaynaklarının aksine yumurtalar yağ oranı düşüktür ve bu da onları dengeli beslenme için mükemmel bir seçenek haline getirir. Uygun fiyatlı olmaları, özellikle kas kütlesini korumak için yüksek proteinli diyetlere ihtiyaç duyan yaşlı yetişkinler için onları erişilebilir bir protein kaynağı haline getirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DARKCDvX1U67A4c4Q0pVig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2015 yılında kolesterol kısıtlamalarının kaldırılmasına rağmen, birçok kişi hala yumurtaların sağlıksız olduğuna inanıyor. Çalışmaya göre, katılımcıların yaklaşık %22'si güncel olmayan bilgiler nedeniyle yumurta tüketimini sınırlamaya devam etti. Bazıları doktorların geçmişteki tavsiyelerine dayanarak yumurtadan kaçınırken, diğerleri yumurtaların kolesterol içeriği nedeniyle zararlı olduğunu düşünüyordu. Bu, daha iyi bir kamu farkındalığına ve güncellenmiş beslenme eğitimine olan ihtiyacı vurgulamaktadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jsd8DFUKq0GcwMw4O1TYVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cevap genel diyete ve sağlık koşullarına bağlıdır. Çoğu insan için yumurta, ölçülü olarak güvenle tüketilebilen oldukça besleyici bir besindir. Ancak diyabet veya kalp hastalığı geçmişi gibi belirli tıbbi rahatsızlıkları olan kişiler yumurtayı temel bir besin maddesi haline getirmeden önce bir doktora danışmalıdır. Son araştırmalar, yumurtaların bir zamanlar inanıldığı kadar zararlı olmadığını ve dengeli bir diyetin parçası olarak tüketildiğinde değerli bir besin kaynağı olabileceğini öne sürüyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünyanın en sevilen süper besinlerinden ikisi: Birlikte yiyince faydası katlanıyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/dunyanin-en-sevilen-super-besinlerinden-ikisi-birlikte-yiyince-faydasi-katlaniyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/dunyanin-en-sevilen-super-besinlerinden-ikisi-birlikte-yiyince-faydasi-katlaniyor</guid>
<description><![CDATA[ Avokado ve domatesi birleştirmek besin emilimini artırır, çünkü avokadonun sağlıklı yağları vücudun domateslerden daha fazla likopen emmesine yardımcı olur. Bu kombinasyon kalp sağlığını, dengeli kan şekerini ve sürdürülebilir enerjiyi destekler. Ek olarak, iltihap önleyici özellikleri ve lif içeriği sindirimi destekler ve kronik hastalık risklerini azaltır. Salatalar, tostlar ve dürümler gibi çeşitli yemekler her iki malzeme kullanılarak yapılabilir.Avokado ve domates, her biri kendi besin setine sahip dünyanın en sevilen süper besinlerinden ikisidir.Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Kristie Leong, avokadoyu domatesle yemenin faydalarını paylaştı. &quot;Avokadoyu domatesle yediğinizde, domatesten 7 kat daha fazla kalp sağlığına yararlı likopen emersiniz,&quot; diye bir videoyla birlikte sosyal medyada paylaştı.Domateslerdeki antioksidan olan likopen yağda çözünür, yani etkili bir şekilde emilmesi için yağa ihtiyaç duyar. Avokadonun sağlıklı yağları, vücudunuzun tek başına domates yediğinizden daha fazla likopen emmesine yardımcı olur.Domatesler, emilim için yağ gerektiren A, D, E ve K vitaminlerini içerir. Avokado, vücudunuzun domateslerdeki besinlerden tam olarak yararlanmasını sağlayarak gerekli yağı sağlar.Domatesler doğal şekerlere sahiptir, ancak avokadonun sağlıklı yağları ve lifleriyle eşleştirildiğinde dengeli bir glisemik tepki yaratırlar. Bu, kan şekerinin yükselmesini önlemeye yardımcı olur ve sürdürülebilir enerji seviyelerini destekler.Dr. Leong, gönderisindeki yorumlardan birine yanıt verirken, zeytinyağının da aynı etkiye sahip olabileceğini söyledi. &quot;Evet! Bunun da aynı etkiye sahip olması gerekir. Yağlar likopeni çevreler ve onu daha iyi emmenize yardımcı olan daha kararlı bir yapı oluşturur,&quot; diye yanıtladı bir yoruma.Avokado ve domates, çeşitli yemeklerde lezzetli ve sağlıklı bir karışım oluşturmak için birleştirilebilir. Geleneksel bir avokado ve domates salatası, zeytinyağı, limon suyu ve taze otlarla küp doğranmış avokado ve domateslerden oluşur. Avokado ve domates tostu, tam tahıllı ekmeğin üzerinde taze domates dilimleriyle kremalı ezilmiş avokadodan oluşur. Ezilmiş avokadoya küp doğranmış domates ekleyerek daha lezzetli ve çıtır bir tada sahip olmasını sağlar. Avokado ve domates omleti, çırpılmış yumurtaları taze avokado ve domatesle karıştırarak çok protein dolu bir kahvaltı sunar. Son olarak, avokado ve domates dürümleri, malzemeleri biraz yeşillik ve hafif sosla birleştirerek, bir tortillaya sarılmış, bütün, hareket halindeyken yenebilecek bir öğün sunar.Domateslerdeki likopen, prostat, akciğer ve mide kanseri riskinin daha düşük olmasıyla ilişkilendirilmiştir. Avokado, likopen emilimini artırarak bu koruyucu etkileri en üst düzeye çıkarır.Hem avokado hem de domates, artrit, kalp hastalığı ve diyabet gibi kronik hastalık riskini azaltmaya yardımcı olan iltihap önleyici bileşikler içerir.Avokadolardaki lif sağlıklı bir bağırsak mikrobiyomunu desteklerken, domatesler hidrasyon ve lif sağlayarak sindirime yardımcı olur. Birlikte, sorunsuz sindirimi destekler ve kabızlığı önlerler.Avokado, sizi daha uzun süre tok tutan ve istekleri azaltan sağlıklı yağlar sağlar. Domates, kalorisi düşük ancak besin değeri açısından zengin bir meyvedir; bu da onu kilo kaybı ve korunması için ideal hale getirir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pKNfRHaZR0y7pyrVsp-x9g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünyanın, sevilen, süper, besinlerinden, ikisi:, Birlikte, yiyince, faydası, katlanıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pKNfRHaZR0y7pyrVsp-x9g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünyanın en sevilen süper besinlerinden ikisi: Birlikte yiyince faydası katlanıyor"><p>Avokado ve domatesi birleştirmek besin emilimini artırır, çünkü avokadonun sağlıklı yağları vücudun domateslerden daha fazla likopen emmesine yardımcı olur. Bu kombinasyon kalp sağlığını, dengeli kan şekerini ve sürdürülebilir enerjiyi destekler. Ek olarak, iltihap önleyici özellikleri ve lif içeriği sindirimi destekler ve kronik hastalık risklerini azaltır. Salatalar, tostlar ve dürümler gibi çeşitli yemekler her iki malzeme kullanılarak yapılabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w2OyMW61QU6IQ2JBYOuwDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avokado ve domates, her biri kendi besin setine sahip dünyanın en sevilen süper besinlerinden ikisidir.Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Kristie Leong, avokadoyu domatesle yemenin faydalarını paylaştı. "Avokadoyu domatesle yediğinizde, domatesten 7 kat daha fazla kalp sağlığına yararlı likopen emersiniz," diye bir videoyla birlikte sosyal medyada paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xqTf2YB5skq5WGGS1toHDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Domateslerdeki antioksidan olan likopen yağda çözünür, yani etkili bir şekilde emilmesi için yağa ihtiyaç duyar. Avokadonun sağlıklı yağları, vücudunuzun tek başına domates yediğinizden daha fazla likopen emmesine yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rbLJXkvOR0uJcUqc179vLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Domatesler, emilim için yağ gerektiren A, D, E ve K vitaminlerini içerir. Avokado, vücudunuzun domateslerdeki besinlerden tam olarak yararlanmasını sağlayarak gerekli yağı sağlar.Domatesler doğal şekerlere sahiptir, ancak avokadonun sağlıklı yağları ve lifleriyle eşleştirildiğinde dengeli bir glisemik tepki yaratırlar. Bu, kan şekerinin yükselmesini önlemeye yardımcı olur ve sürdürülebilir enerji seviyelerini destekler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E_TLUbHurkmWrsL24lGRwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Leong, gönderisindeki yorumlardan birine yanıt verirken, zeytinyağının da aynı etkiye sahip olabileceğini söyledi. "Evet! Bunun da aynı etkiye sahip olması gerekir. Yağlar likopeni çevreler ve onu daha iyi emmenize yardımcı olan daha kararlı bir yapı oluşturur," diye yanıtladı bir yoruma.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b1eYSZ85HkGiyFz2zCCntQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avokado ve domates, çeşitli yemeklerde lezzetli ve sağlıklı bir karışım oluşturmak için birleştirilebilir. Geleneksel bir avokado ve domates salatası, zeytinyağı, limon suyu ve taze otlarla küp doğranmış avokado ve domateslerden oluşur. Avokado ve domates tostu, tam tahıllı ekmeğin üzerinde taze domates dilimleriyle kremalı ezilmiş avokadodan oluşur. Ezilmiş avokadoya küp doğranmış domates ekleyerek daha lezzetli ve çıtır bir tada sahip olmasını sağlar. Avokado ve domates omleti, çırpılmış yumurtaları taze avokado ve domatesle karıştırarak çok protein dolu bir kahvaltı sunar. Son olarak, avokado ve domates dürümleri, malzemeleri biraz yeşillik ve hafif sosla birleştirerek, bir tortillaya sarılmış, bütün, hareket halindeyken yenebilecek bir öğün sunar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aZvWAsGgxUm3USz_dYqr4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Domateslerdeki likopen, prostat, akciğer ve mide kanseri riskinin daha düşük olmasıyla ilişkilendirilmiştir. Avokado, likopen emilimini artırarak bu koruyucu etkileri en üst düzeye çıkarır.Hem avokado hem de domates, artrit, kalp hastalığı ve diyabet gibi kronik hastalık riskini azaltmaya yardımcı olan iltihap önleyici bileşikler içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9BYbpxVcPUyBfKXM3_r1sA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avokadolardaki lif sağlıklı bir bağırsak mikrobiyomunu desteklerken, domatesler hidrasyon ve lif sağlayarak sindirime yardımcı olur. Birlikte, sorunsuz sindirimi destekler ve kabızlığı önlerler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3XtrVJ6L_kWMuuAht_D3Kg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avokado, sizi daha uzun süre tok tutan ve istekleri azaltan sağlıklı yağlar sağlar. Domates, kalorisi düşük ancak besin değeri açısından zengin bir meyvedir; bu da onu kilo kaybı ve korunması için ideal hale getirir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kolon kanserinin alışılmadık belirtisi: 25 yaşındaki kadın 12 saat içinde ölebilirmiş</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/kolon-kanserinin-alisilmadik-belirtisi-25-yasindaki-kadin-12-saat-icinde-oelebilirmis</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/kolon-kanserinin-alisilmadik-belirtisi-25-yasindaki-kadin-12-saat-icinde-oelebilirmis</guid>
<description><![CDATA[ Kolon kanserinin alışılmadık semptomlarını yaşayan ve bu hastalık nedeniyle ölümle burun buruna gelen genç bir kadın, diğer insanları daha az bilinen belirtileri göz ardı etmemeleri konusunda uyardı.2023&#039;ün sonlarında yorgunluk ve karın ağrısı gibi yaygın semptomlar yaşamaya başladı. 25 yaşındaki Chloe Wakelin,, bu belirtilerin çalıştığı kreşteki çocuklardan veya altı yaşındaki kızı Harper-Ellen&#039;dan bulaşan bir mide virüsünden kaynaklandığını düşündü. Doktorlar da bu teşhisi doğruladı. Ancak Aralık 2023&#039;te geçirdiği şiddetli kusma nöbeti, hastalığının düşündüğünden çok daha ciddi olduğunu ortaya çıkardı. Kustuğunda sıvının koyu renkte, &quot;sigara katranı gibi&quot; olduğunu fark etti.Wakelin&#039;in durumu üzerine hastanede detaylı tetkikler yapıldı. Sonunda kendisine üçüncü evre kolon kanseri teşhisi konuldu. Üstelik hastalık, bağışıklık sisteminin aşırı tepki vermesiyle ortaya çıkan sepsis nedeniyle hayatını tehdit eder hale gelmişti. Doktorlar, hastaneye kaldırıldığında ölümüne yalnızca 12 saat kaldığını belirtti. Genç kadının hayatını kurtarmak için bağırsağının 25 santimetrelik bir bölümü acilen alındı.Wakelin, yorgunluk, mide bulantısı ve şişkinlik gibi şikâyetlerle 2023 yılında doktora başvurduğunu, ancak testlerin Crohn hastalığı, irritabl bağırsak sendromu veya hamilelik gibi hastalıkları dışladıktan sonra doktorların basit bir mide rahatsızlığı teşhisi koyduğunu söyledi. Genç yaşta olduğu için kanser ihtimali hiç aklına gelmemişti.Aralık 2023&#039;te kusma şikâyetiyle yeniden doktora başvurduğunda, daha ileri testler için sevk edilmesi gerekti.
Ocak 2024&#039;te Wakelin, sararmaya başladığını fark edince yerel acil servise gitti. Yapılan taramalarda, kolonunda tümör tespit edildi ve aynı zamanda sepsis olduğu ortaya çıktı.&quot;12 SAAT İÇİNDE ÖLEBİLİRDİM&quot;&quot;Ameliyat olmasaydım, böbrek ve karaciğer yetmezliği nedeniyle 12 saat içinde öleceğim söylendi,&quot; diyen Wakelin, zorlu kemoterapi sürecinin ardından şu anda remisyonda olduğunu belirtti. Ameliyat sırasında bağırsaklarının bir kısmı ve lenf bezleri çıkarıldı.Wakelin, yaşadığı sürecin ardından kolon kanseri belirtileri konusunda farkındalık yaratmak istediğini söyledi. &quot;25 yaşında olduğunuzda, bağırsak kanserinin sizi etkilemeyeceğini düşünüyorsunuz. Ancak bu hastalık herkesi etkileyebilir. Yaşınız ne olursa olsun, semptomlarınızı ciddiye alın ve doktora gitmekten çekinmeyin.&quot;İngiltere&#039;de her yıl yaklaşık 44.000, ABD&#039;de ise 142.000 bağırsak kanseri vakası görülüyor. Resmi verilere göre, 25-49 yaş aralığındaki kişilerde kolon kanseri oranları 1990&#039;lardan bu yana %52 arttı. Uzmanlar, bu artışın aşırı işlenmiş gıdalar, antibiyotik kullanımı, çevresel faktörler ve beslenme alışkanlıklarıyla bağlantılı olabileceğini öne sürüyor.Kolon kanseri, bağırsak kanseri olarak da bilinir ve belirtileri arasında bağırsak hareketlerinde değişiklikler, dışkıda kan, mide ağrısı, şişkinlik, beklenmedik kilo kaybı ve yorgunluk yer alır. Uzmanlar, gençlerin de bu belirtilere karşı dikkatli olması gerektiğini vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R2UyFcfbKUqbQy8R-coTcw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kolon, kanserinin, alışılmadık, belirtisi:, yaşındaki, kadın, saat, içinde, ölebilirmiş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R2UyFcfbKUqbQy8R-coTcw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kolon kanserinin alışılmadık belirtisi: 25 yaşındaki kadın 12 saat içinde ölebilirmiş"><p>Kolon kanserinin alışılmadık semptomlarını yaşayan ve bu hastalık nedeniyle ölümle burun buruna gelen genç bir kadın, diğer insanları daha az bilinen belirtileri göz ardı etmemeleri konusunda uyardı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QW5uAgwjQE-0MQcVgEuU8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2023'ün sonlarında yorgunluk ve karın ağrısı gibi yaygın semptomlar yaşamaya başladı. 25 yaşındaki Chloe Wakelin,, bu belirtilerin çalıştığı kreşteki çocuklardan veya altı yaşındaki kızı Harper-Ellen'dan bulaşan bir mide virüsünden kaynaklandığını düşündü. Doktorlar da bu teşhisi doğruladı. Ancak Aralık 2023'te geçirdiği şiddetli kusma nöbeti, hastalığının düşündüğünden çok daha ciddi olduğunu ortaya çıkardı. Kustuğunda sıvının koyu renkte, "sigara katranı gibi" olduğunu fark etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y4uuJXJfhECtq5a5FNwhiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Wakelin'in durumu üzerine hastanede detaylı tetkikler yapıldı. Sonunda kendisine üçüncü evre kolon kanseri teşhisi konuldu. Üstelik hastalık, bağışıklık sisteminin aşırı tepki vermesiyle ortaya çıkan sepsis nedeniyle hayatını tehdit eder hale gelmişti. Doktorlar, hastaneye kaldırıldığında ölümüne yalnızca 12 saat kaldığını belirtti. Genç kadının hayatını kurtarmak için bağırsağının 25 santimetrelik bir bölümü acilen alındı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uqgEk2NAs0CIJwMtTP8_GA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Wakelin, yorgunluk, mide bulantısı ve şişkinlik gibi şikâyetlerle 2023 yılında doktora başvurduğunu, ancak testlerin Crohn hastalığı, irritabl bağırsak sendromu veya hamilelik gibi hastalıkları dışladıktan sonra doktorların basit bir mide rahatsızlığı teşhisi koyduğunu söyledi. Genç yaşta olduğu için kanser ihtimali hiç aklına gelmemişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XtilNmFJsU-hTvvFhd9Rbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aralık 2023'te kusma şikâyetiyle yeniden doktora başvurduğunda, daha ileri testler için sevk edilmesi gerekti.
Ocak 2024'te Wakelin, sararmaya başladığını fark edince yerel acil servise gitti. Yapılan taramalarda, kolonunda tümör tespit edildi ve aynı zamanda sepsis olduğu ortaya çıktı."12 SAAT İÇİNDE ÖLEBİLİRDİM""Ameliyat olmasaydım, böbrek ve karaciğer yetmezliği nedeniyle 12 saat içinde öleceğim söylendi," diyen Wakelin, zorlu kemoterapi sürecinin ardından şu anda remisyonda olduğunu belirtti. Ameliyat sırasında bağırsaklarının bir kısmı ve lenf bezleri çıkarıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZqWbD7oBXESvKnr4OqNJhg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Wakelin, yaşadığı sürecin ardından kolon kanseri belirtileri konusunda farkındalık yaratmak istediğini söyledi. "25 yaşında olduğunuzda, bağırsak kanserinin sizi etkilemeyeceğini düşünüyorsunuz. Ancak bu hastalık herkesi etkileyebilir. Yaşınız ne olursa olsun, semptomlarınızı ciddiye alın ve doktora gitmekten çekinmeyin."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yVdRiRLjOUKVlGsaH3OWhA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere'de her yıl yaklaşık 44.000, ABD'de ise 142.000 bağırsak kanseri vakası görülüyor. Resmi verilere göre, 25-49 yaş aralığındaki kişilerde kolon kanseri oranları 1990'lardan bu yana %52 arttı. Uzmanlar, bu artışın aşırı işlenmiş gıdalar, antibiyotik kullanımı, çevresel faktörler ve beslenme alışkanlıklarıyla bağlantılı olabileceğini öne sürüyor.Kolon kanseri, bağırsak kanseri olarak da bilinir ve belirtileri arasında bağırsak hareketlerinde değişiklikler, dışkıda kan, mide ağrısı, şişkinlik, beklenmedik kilo kaybı ve yorgunluk yer alır. Uzmanlar, gençlerin de bu belirtilere karşı dikkatli olması gerektiğini vurguluyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Saç dökülmesi neden olur? 4 yaygın sebebi var</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/sac-doekulmesi-neden-olur-4-yaygin-sebebi-var</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/sac-doekulmesi-neden-olur-4-yaygin-sebebi-var</guid>
<description><![CDATA[ Saç dökülmesi en yaygın görülen sorunlardan biri. Genellikle mevsim geçişlerinde saç dökülmelerinde artış görülür. Peki, bunun nedeni nedir? İşte saç dökülmesinin 4 yaygın nedeni.Mevsimsel değişiklikler kuvvetli rüzgarlar, beslenme eksiklikleri, stres, yaşlanma ve mevsimsel sıcaklıklar gibi faktörler nedeniyle saç dökülmesi daha belirgin hale gelebilir. Bu nedenlere yönelik müdahaleler saç dökülmesini yönetmeye yardımcı olabilir ve erken tedavi saç sağlığını ve büyümesini iyileştirebilir.Saçınızı fırçalarken veya banyo yaparken saç dökülmesi daha belirgin hale gelir ve sıklıkla saç tutamlarıyla sonuçlanır. Ek olarak, saç kırılgan ve kuru hissedilebilir, bu da daha fazla uç kırılmasına yol açabilir ve kuruluk saç derisinin pul pul ve kaşıntılı olmasına neden olabilir.Saç dökülmesi ayrıca besin eksikliklerinden de kaynaklanabilir. Saç dökülmesi belirli vitamin ve eser elementlerdeki eksikliklerden kaynaklanabilir. Kesin olarak söylemek zor olsa da, artan saç dökülmesi sıklıkla demir, folik asit, biotin, D vitamini, magnezyum ve çinkodaki diyet eksiklikleriyle bağlantılıdır. Sağlıklı saçlara sahip olmak için bu önemli vitamin ve minerallerden yeterince aldığınızdan emin olmanız gerekir.Sürekli kaygı ve psikolojik stres saç döngünüzü hızlandırabilir ve daha fazla saç dökülmesine neden olabilir. Büyük miktarda stres bazen vücudunuzun bağışıklık sisteminin bozulmasına ve saç köklerinizi hedef almasına neden olabilir. Çok fazla stres ve kaygı ayrıca saçınızın büyümesini yavaşlatabilir ve fırçaladığınızda çıkma olasılığını artırabilir. Fiziksel stres faktörleri sıklıkla geçicidir ve vücut iyileştiğinde saç dökülmesi durur.Yaşlandıkça saçlarınız doğal olarak incelmeye ve daha yavaş uzamaya eğilim gösterir. Hormonların yaşa bağlı saç dökülmesi üzerinde hiçbir etkisi yoktur, bu androjen artışından kaynaklanan saç dökülmesinden farklıdır. Aksine, yaşlandıkça saç kökleri yavaş yavaş yeni saç üretmeyi bırakır. Grileşen saçlar yavaş yavaş incelir. Saçınız ona renk veren pigmenti kaybettikçe, grileşmek saçınızın yapısını da değiştirir. Yaşa bağlı saç dökülmesi kaçınılmaz olsa da, erken yakalarsanız minoksidil ve diğer tedaviler yeni saç çıkarmanıza yardımcı olabilir.Bunun nedeni, terlemenin gözenekleri tıkayarak saçı daha kırılgan hale getirmesidir. Ayrıca, güneşin UV ışınları sıcak aylarda saç tellerinin daha kırılgan hale gelmesine neden olur. Bu nedenle, sıcakta saç derinize özel ilgi göstermeniz çok önemlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x4M7kYlkVUu41FPUWpguWA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Saç, dökülmesi, neden, olur, yaygın, sebebi, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x4M7kYlkVUu41FPUWpguWA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Saç dökülmesi neden olur? 4 yaygın sebebi var"><p>Saç dökülmesi en yaygın görülen sorunlardan biri. Genellikle mevsim geçişlerinde saç dökülmelerinde artış görülür. Peki, bunun nedeni nedir? İşte saç dökülmesinin 4 yaygın nedeni.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XFY5uxy4UEKd3waaDAYooQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mevsimsel değişiklikler kuvvetli rüzgarlar, beslenme eksiklikleri, stres, yaşlanma ve mevsimsel sıcaklıklar gibi faktörler nedeniyle saç dökülmesi daha belirgin hale gelebilir. Bu nedenlere yönelik müdahaleler saç dökülmesini yönetmeye yardımcı olabilir ve erken tedavi saç sağlığını ve büyümesini iyileştirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-8VMVvdyrkymVoHRHdQ9Ww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saçınızı fırçalarken veya banyo yaparken saç dökülmesi daha belirgin hale gelir ve sıklıkla saç tutamlarıyla sonuçlanır. Ek olarak, saç kırılgan ve kuru hissedilebilir, bu da daha fazla uç kırılmasına yol açabilir ve kuruluk saç derisinin pul pul ve kaşıntılı olmasına neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VNKWvP4ZDkWc7oDgLKaruw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saç dökülmesi ayrıca besin eksikliklerinden de kaynaklanabilir. Saç dökülmesi belirli vitamin ve eser elementlerdeki eksikliklerden kaynaklanabilir. Kesin olarak söylemek zor olsa da, artan saç dökülmesi sıklıkla demir, folik asit, biotin, D vitamini, magnezyum ve çinkodaki diyet eksiklikleriyle bağlantılıdır. Sağlıklı saçlara sahip olmak için bu önemli vitamin ve minerallerden yeterince aldığınızdan emin olmanız gerekir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sqoGgWeZmk2Xt7NYnjkJDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sürekli kaygı ve psikolojik stres saç döngünüzü hızlandırabilir ve daha fazla saç dökülmesine neden olabilir. Büyük miktarda stres bazen vücudunuzun bağışıklık sisteminin bozulmasına ve saç köklerinizi hedef almasına neden olabilir. Çok fazla stres ve kaygı ayrıca saçınızın büyümesini yavaşlatabilir ve fırçaladığınızda çıkma olasılığını artırabilir. Fiziksel stres faktörleri sıklıkla geçicidir ve vücut iyileştiğinde saç dökülmesi durur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZYRGjqsH8UGyBqcwuseYtA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaşlandıkça saçlarınız doğal olarak incelmeye ve daha yavaş uzamaya eğilim gösterir. Hormonların yaşa bağlı saç dökülmesi üzerinde hiçbir etkisi yoktur, bu androjen artışından kaynaklanan saç dökülmesinden farklıdır. Aksine, yaşlandıkça saç kökleri yavaş yavaş yeni saç üretmeyi bırakır. Grileşen saçlar yavaş yavaş incelir. Saçınız ona renk veren pigmenti kaybettikçe, grileşmek saçınızın yapısını da değiştirir. Yaşa bağlı saç dökülmesi kaçınılmaz olsa da, erken yakalarsanız minoksidil ve diğer tedaviler yeni saç çıkarmanıza yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-GQFXH75DkqpTPnBb1NQqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bunun nedeni, terlemenin gözenekleri tıkayarak saçı daha kırılgan hale getirmesidir. Ayrıca, güneşin UV ışınları sıcak aylarda saç tellerinin daha kırılgan hale gelmesine neden olur. Bu nedenle, sıcakta saç derinize özel ilgi göstermeniz çok önemlidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sağlık Bakanlığı açıkladı: 81 ilde acil müdahale ekipleri kurulacak!</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/saglik-bakanligi-acikladi-81-ilde-acil-mudahale-ekipleri-kurulacak</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/saglik-bakanligi-acikladi-81-ilde-acil-mudahale-ekipleri-kurulacak</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık Bakanlığı, 81 ilde afet, yangın, sel, deprem ve salgın hastalıklar gibi durumlara karşı sağlık hizmet sunumunun kapasitesi ve etkinliğinin artırılması amacıyla &quot;Halk Sağlığı Acil Müdahale&quot; ekipleri oluşturacak.Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünce 81 il valiliğine ve il sağlık müdürlüklerine &quot;Halk Sağlığı Acil Müdahale Ekipleri&quot; kurulmasına ilişkin yazı gönderildi.  Türkiye&#039;nin deprem başta olmak üzere su taşkınları, toprak kayması, kaya düşmesi, çığ gibi doğal afetler, bulaşıcı hastalıklar ve salgınlar bakımından riskli bir coğrafyada bulunduğu belirtilen yazıda, afetler sonrasında sağlık alanında öğrenilmiş derslerin tespit edilmesi ve bu dersler doğrultusunda, Bakanlığın gelecekteki olası afet ve acil durumlara hazırlık ve yanıt kapasitesinin geliştirilmesi amacıyla kapsamlı çalışmalar yürüttüğü kaydedildi. Bu kapsamda il sağlık müdürlükleri bünyesinde &quot;Halk Sağlığı Acil Müdahale Ekipleri&quot; kurulacağı belirtildi.  UMKE EĞİTİMİ ALACAK  Kurulacak Halk Sağlığı Acil Müdahale ekiplerinin, acil halk sağlığı durumlarında kendi ilinde/diğer illerde gerektiğinde Türkiye sınırları dışında, Bakanlık tarafından sunulan halk sağlığı hizmetlerinin kesintisiz şekilde sürdürülebilirliğinin sağlanmasında ve olası halk sağlığı tehditlerine yönelik önlemlerin alınmasında görev yapması, ekiplerde görev alan personelin halk sağlığı aciliyeti olmayan durumlarda mevcut görevine devam etmesi planlandı.  Halk Sağlığı Acil Müdahale ekiplerinde, halk sağlığı uzmanı, epidemiyolog, saha epidemiyoloğu, uzman hekim, hekim, ebe, hemşire, sağlık memuru, çevre sağlığı teknisyeni, psikolog, sosyal çalışmacı, bilgi işlem personeli ve şoför yer alacak.  Görevlendirileceklerden Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi Birimi (UMKE) eğitimi almamış olanların, Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile koordinasyon sağlanarak UMKE eğitimi almaları da planlandı.  Böylece, illerin yapısı ve afetlerle karşılaşma riski gibi durumlar göz önünde bulundurularak, her ilde en az bir ekip olacak şekilde il sağlık müdürlükleri bünyesinde Halk Sağlığı Acil Müdahale ekipleri oluşturulacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NPuNoeZdVUWz4jyfARUkjA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sağlık, Bakanlığı, açıkladı:, ilde, acil, müdahale, ekipleri, kurulacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NPuNoeZdVUWz4jyfARUkjA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sağlık Bakanlığı açıkladı: 81 ilde acil müdahale ekipleri kurulacak!"><p>Sağlık Bakanlığı, 81 ilde afet, yangın, sel, deprem ve salgın hastalıklar gibi durumlara karşı sağlık hizmet sunumunun kapasitesi ve etkinliğinin artırılması amacıyla "Halk Sağlığı Acil Müdahale" ekipleri oluşturacak.</p>Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünce 81 il valiliğine ve il sağlık müdürlüklerine "Halk Sağlığı Acil Müdahale Ekipleri" kurulmasına ilişkin yazı gönderildi.  Türkiye'nin deprem başta olmak üzere su taşkınları, toprak kayması, kaya düşmesi, çığ gibi doğal afetler, bulaşıcı hastalıklar ve salgınlar bakımından riskli bir coğrafyada bulunduğu belirtilen yazıda, afetler sonrasında sağlık alanında öğrenilmiş derslerin tespit edilmesi ve bu dersler doğrultusunda, Bakanlığın gelecekteki olası afet ve acil durumlara hazırlık ve yanıt kapasitesinin geliştirilmesi amacıyla kapsamlı çalışmalar yürüttüğü kaydedildi. Bu kapsamda il sağlık müdürlükleri bünyesinde "Halk Sağlığı Acil Müdahale Ekipleri" kurulacağı belirtildi.  <strong>UMKE EĞİTİMİ ALACAK</strong>  Kurulacak Halk Sağlığı Acil Müdahale ekiplerinin, acil halk sağlığı durumlarında kendi ilinde/diğer illerde gerektiğinde Türkiye sınırları dışında, Bakanlık tarafından sunulan halk sağlığı hizmetlerinin kesintisiz şekilde sürdürülebilirliğinin sağlanmasında ve olası halk sağlığı tehditlerine yönelik önlemlerin alınmasında görev yapması, ekiplerde görev alan personelin halk sağlığı aciliyeti olmayan durumlarda mevcut görevine devam etmesi planlandı.  Halk Sağlığı Acil Müdahale ekiplerinde, halk sağlığı uzmanı, epidemiyolog, saha epidemiyoloğu, uzman hekim, hekim, ebe, hemşire, sağlık memuru, çevre sağlığı teknisyeni, psikolog, sosyal çalışmacı, bilgi işlem personeli ve şoför yer alacak.  Görevlendirileceklerden Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi Birimi (UMKE) eğitimi almamış olanların, Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile koordinasyon sağlanarak UMKE eğitimi almaları da planlandı.  Böylece, illerin yapısı ve afetlerle karşılaşma riski gibi durumlar göz önünde bulundurularak, her ilde en az bir ekip olacak şekilde il sağlık müdürlükleri bünyesinde Halk Sağlığı Acil Müdahale ekipleri oluşturulacak.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>24 yaşındaki kadın basit bir halsizlik yaşadığını sanıyordu: Aylar sonra cilt kanseri olduğunu öğrendi</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/24-yasindaki-kadin-basit-bir-halsizlik-yasadigini-saniyordu-aylar-sonra-cilt-kanseri-oldugunu-oegrendi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/24-yasindaki-kadin-basit-bir-halsizlik-yasadigini-saniyordu-aylar-sonra-cilt-kanseri-oldugunu-oegrendi</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de yaşayan 24 yaşındaki Chloe Broad, yoğun iş temposu ve  yaşadığı  ayrılık nedeniyle kendini yorgun, bitkin ve halsiz hissediyordu. Yoğun iş temposu ve duygusal çöküşü nedeniyle bu yorgunluğu normal karşıladı. Ancak gerçek sebebin cilt kanseri olduğunu aylar sonra öğrendi.Kabin memuru olarak çalışan Chloe, sürekli yorgunluk hissiyle mücadele etti. Bunun nedenini kalp kırıklığına, jet lag&#039;e ve yoğun çalışma temposuna bağladı. Ancak sağ kolundaki bir benin renginde değişiklik fark edince doktoruna başvurdu. Yapılan testler sonucunda, kendisine melanom türü cilt kanseri teşhisi konuldu.The Sun&#039;da yer alan habere göre; Chloe, yıllarca solaryum kullanımını abarttığını ve bronz bir tene sahip olabilmek için çok para harcadığını itiraf etti.Bronzlaşma hızlandırıcı kremler ve burun spreyleri kullanarak istediği ten rengine ulaşmaya çalıştı. Ancak altı yıl boyunca sık sık solaryuma girmesi, cilt kanserine yakalanmasına neden oldu.Doktorlar, erken teşhis sayesinde kanserli bölgeleri başarılı bir şekilde temizleyebildi. Ancak Chloe artık düzenli kontroller yaptırmak zorunda ve beş yıl boyunca kanserin tekrarlamaması için takip edilecek.Solaryum alışkanlığını tamamen bırakan Chloe, şimdi bronzlaşmak için yalnızca sprey bronzlaştırıcılar kullandığını belirtiyor.&quot;Gençken her zaman daha çekici olmak için solaryuma girmek istedim, ancak bunun bedelini sağlığımla ödedim. Şimdi vücudumda bir yara iziyle yaşıyorum ve bu bana büyük bir ders oldu. Bronzlaşmak güzel ama sağlığınızdan önemli değil,&quot; dedi.Uzmanlar, cilt kanserine karşı korunmak için güneş koruyucu kremler kullanılmasını ve solaryumdan uzak durulmasını öneriyor.
Chloe ise yaşadığı deneyimi paylaşarak insanları bilinçlendirmek istiyor: &quot;Bu riske girmeye değmez.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4BFZAvHbp0G0uirZh5TNOg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, kadın, basit, bir, halsizlik, yaşadığını, sanıyordu:, Aylar, sonra, cilt, kanseri, olduğunu, öğrendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4BFZAvHbp0G0uirZh5TNOg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="24 yaşındaki kadın basit bir halsizlik yaşadığını sanıyordu: Aylar sonra cilt kanseri olduğunu öğrendi"><p>İngiltere'de yaşayan 24 yaşındaki Chloe Broad, yoğun iş temposu ve  yaşadığı  ayrılık nedeniyle kendini yorgun, bitkin ve halsiz hissediyordu. Yoğun iş temposu ve duygusal çöküşü nedeniyle bu yorgunluğu normal karşıladı. Ancak gerçek sebebin cilt kanseri olduğunu aylar sonra öğrendi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dFUcmH3bu0yuiYy23FsoYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kabin memuru olarak çalışan Chloe, sürekli yorgunluk hissiyle mücadele etti. Bunun nedenini kalp kırıklığına, jet lag'e ve yoğun çalışma temposuna bağladı. Ancak sağ kolundaki bir benin renginde değişiklik fark edince doktoruna başvurdu. Yapılan testler sonucunda, kendisine melanom türü cilt kanseri teşhisi konuldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QZAkBXpsPUS_Bya1EWeghg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>The Sun'da yer alan habere göre; Chloe, yıllarca solaryum kullanımını abarttığını ve bronz bir tene sahip olabilmek için çok para harcadığını itiraf etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0NlRDPdw-UCdAebIl6SrAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bronzlaşma hızlandırıcı kremler ve burun spreyleri kullanarak istediği ten rengine ulaşmaya çalıştı. Ancak altı yıl boyunca sık sık solaryuma girmesi, cilt kanserine yakalanmasına neden oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zYbY3KFn3kSYSPQFJtlEjA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doktorlar, erken teşhis sayesinde kanserli bölgeleri başarılı bir şekilde temizleyebildi. Ancak Chloe artık düzenli kontroller yaptırmak zorunda ve beş yıl boyunca kanserin tekrarlamaması için takip edilecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ATrFh_Uq9kaX5DckUT-1gg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Solaryum alışkanlığını tamamen bırakan Chloe, şimdi bronzlaşmak için yalnızca sprey bronzlaştırıcılar kullandığını belirtiyor."Gençken her zaman daha çekici olmak için solaryuma girmek istedim, ancak bunun bedelini sağlığımla ödedim. Şimdi vücudumda bir yara iziyle yaşıyorum ve bu bana büyük bir ders oldu. Bronzlaşmak güzel ama sağlığınızdan önemli değil," dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1BjlILTrqUiG7nIK3lJc_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, cilt kanserine karşı korunmak için güneş koruyucu kremler kullanılmasını ve solaryumdan uzak durulmasını öneriyor.
Chloe ise yaşadığı deneyimi paylaşarak insanları bilinçlendirmek istiyor: "Bu riske girmeye değmez."</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilim insanları açıkladı: 01.00&amp;apos;den sonra uyuyanlar risk altında</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/bilim-insanlari-acikladi-0100den-sonra-uyuyanlar-risk-altinda</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/bilim-insanlari-acikladi-0100den-sonra-uyuyanlar-risk-altinda</guid>
<description><![CDATA[ Gece 01.00’den sonra uyumanın depresyon ve anksiyete gibi zihinsel ve davranışsal bozukluk risklerini artırdığı ortaya çıktı. Yapılan araştırmalara göre erken uyuyan ve erken uyanan kişilerin zihin sağlığı daha iyi.Psychiatry Research dergisinde yayımlanan ve 70.000’den fazla kişi üzerinde gerçekleştirilen geniş çaplı bir araştırma, gece 01.00’den sonra uyumanın depresyon ve anksiyete gibi zihinsel ve davranışsal bozukluk risklerini artırdığını ortaya koydu. Uzmanlara göre, en iyi zihinsel sağlığa sabah erken uyananlar sahip.Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacıları, 8 yıl boyunca süren çalışmada, 73.880 katılımcının uyku alışkanlıklarını inceledi. Katılımcılar uyku tercihlerini bildirdi ve bir hafta boyunca uyku düzenleri takip edildi. Sağlık kayıtları kullanılarak zihinsel sağlık durumları değerlendirildi.Araştırmaya göre, hem sabah hem de akşam tipine sahip kişiler arasında geç uyuyanlarda depresyon ve anksiyete gibi ruhsal sağlık sorunları daha sık görüldü. Çalışmanın kıdemli yazarı ve psikiyatri profesörü Dr. Jamie Zeitzer, &quot;Gece geç saatlere kadar uyanık kalmak en kötü senaryodur. Bu durum, kötü kararlar alma ihtimalini artırıyor&quot; dedi.Araştırmacılar, geç saatlerde daha fazla intihar düşüncesi, şiddet eğilimi, alkol ve uyuşturucu kullanımı gibi riskli davranışların ortaya çıktığını belirtiyor. Ayrıca, sabahın erken saatlerinde güneşle birlikte uyanan kişilerin ruh sağlığının daha iyi olduğu ifade ediliyor.Uyku düzenini iyileştirmek ve erken yatma alışkanlığı kazanmak için uzmanlar şu önerilerde bulunuyor:Düzenli Uyku Saatleri Belirleyin: Hafta sonları da dahil olmak üzere sabit bir yatma ve uyanma saati oluşturun.Uyku Öncesi Rutin Oluşturun: Kitap okumak, meditasyon yapmak veya sıcak bir duş almak gibi rahatlatıcı aktiviteler yapın.Ekran Süresini Sınırlayın: Yatmadan en az bir saat önce telefon, tablet ve bilgisayardan uzak durun.Uyku Ortamınızı Optimize Edin: Odanızı serin, karanlık ve sessiz hale getirin, rahat bir yatak ve yastık tercih edin.Beslenmeye Dikkat Edin: Yatma saatine yakın kafein, nikotin ve ağır yiyeceklerden kaçının.Güneş Işığından Faydalanın: Sabahları gün ışığı almak, biyolojik saatinizi düzenleyerek uykuya dalmayı kolaylaştırır.Uzmanlar, erken yatma alışkanlığı kazanmanın zihinsel ve fiziksel sağlık açısından büyük önem taşıdığını vurguluyor. Sağlıklı bir uyku düzeni için yukarıdaki önerileri hayata geçirmek, uzun vadede ruhsal sağlığı güçlendirebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lMw15G8Th0OwxdPOVJ_1eQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanları, açıkladı:, 01.00den, sonra, uyuyanlar, risk, altında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lMw15G8Th0OwxdPOVJ_1eQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bilim insanları açıkladı: 01.00'den sonra uyuyanlar risk altında"><p>Gece 01.00’den sonra uyumanın depresyon ve anksiyete gibi zihinsel ve davranışsal bozukluk risklerini artırdığı ortaya çıktı. Yapılan araştırmalara göre erken uyuyan ve erken uyanan kişilerin zihin sağlığı daha iyi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EnD9cp7NLEGT--yijEDLmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Psychiatry Research dergisinde yayımlanan ve 70.000’den fazla kişi üzerinde gerçekleştirilen geniş çaplı bir araştırma, gece 01.00’den sonra uyumanın depresyon ve anksiyete gibi zihinsel ve davranışsal bozukluk risklerini artırdığını ortaya koydu. Uzmanlara göre, en iyi zihinsel sağlığa sabah erken uyananlar sahip.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qion4iVwR0uFvW0JIMff0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacıları, 8 yıl boyunca süren çalışmada, 73.880 katılımcının uyku alışkanlıklarını inceledi. Katılımcılar uyku tercihlerini bildirdi ve bir hafta boyunca uyku düzenleri takip edildi. Sağlık kayıtları kullanılarak zihinsel sağlık durumları değerlendirildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PKsKNtnQiEWNDL3n97gt-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmaya göre, hem sabah hem de akşam tipine sahip kişiler arasında geç uyuyanlarda depresyon ve anksiyete gibi ruhsal sağlık sorunları daha sık görüldü. Çalışmanın kıdemli yazarı ve psikiyatri profesörü Dr. Jamie Zeitzer, "Gece geç saatlere kadar uyanık kalmak en kötü senaryodur. Bu durum, kötü kararlar alma ihtimalini artırıyor" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rHcGObDrkEGZoX9H-4FmLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, geç saatlerde daha fazla intihar düşüncesi, şiddet eğilimi, alkol ve uyuşturucu kullanımı gibi riskli davranışların ortaya çıktığını belirtiyor. Ayrıca, sabahın erken saatlerinde güneşle birlikte uyanan kişilerin ruh sağlığının daha iyi olduğu ifade ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sve4jYWPJkW9C7BxjK4Tpw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uyku düzenini iyileştirmek ve erken yatma alışkanlığı kazanmak için uzmanlar şu önerilerde bulunuyor:Düzenli Uyku Saatleri Belirleyin: Hafta sonları da dahil olmak üzere sabit bir yatma ve uyanma saati oluşturun.Uyku Öncesi Rutin Oluşturun: Kitap okumak, meditasyon yapmak veya sıcak bir duş almak gibi rahatlatıcı aktiviteler yapın.Ekran Süresini Sınırlayın: Yatmadan en az bir saat önce telefon, tablet ve bilgisayardan uzak durun.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U4S6-CUKxEm1NgFqwQeh4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uyku Ortamınızı Optimize Edin: Odanızı serin, karanlık ve sessiz hale getirin, rahat bir yatak ve yastık tercih edin.Beslenmeye Dikkat Edin: Yatma saatine yakın kafein, nikotin ve ağır yiyeceklerden kaçının.Güneş Işığından Faydalanın: Sabahları gün ışığı almak, biyolojik saatinizi düzenleyerek uykuya dalmayı kolaylaştırır.Uzmanlar, erken yatma alışkanlığı kazanmanın zihinsel ve fiziksel sağlık açısından büyük önem taşıdığını vurguluyor. Sağlıklı bir uyku düzeni için yukarıdaki önerileri hayata geçirmek, uzun vadede ruhsal sağlığı güçlendirebilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gizli bir tehlikesi var: Kalp hastalıklarına zemin hazırlıyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/gizli-bir-tehlikesi-var-kalp-hastaliklarina-zemin-hazirliyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/gizli-bir-tehlikesi-var-kalp-hastaliklarina-zemin-hazirliyor</guid>
<description><![CDATA[ Günümüzde artan dijital bağımlılık, kalp sağlığı üzerinde ciddi tehditler oluşturuyor. Uzmanlar, aşırı ekran süresi ve kötü dijital alışkanlıkların hareketsiz yaşam tarzlarını teşvik ederek kalp hastalıklarını artırdığına dikkat çekiyor. Dijital stres, uyku bozuklukları ve sağlıksız beslenme gibi faktörler, kalp ve damar hastalıklarının riskini yükseltiyor.Modern dünyada teknolojinin iş ve eğlence alanındaki kullanımı hızla artarken, uzun süreli cihaz kullanımıyla bağlantılı sağlık sorunları da çoğalıyor.Yapılan araştırmalar, aşırı ekran süresinin fiziksel aktiviteyi azalttığını, bunun da kötü kolesterol seviyelerini yükselterek kilo alımı, obezite, diyabet ve yüksek tansiyon gibi sağlık sorunlarına yol açtığını ortaya koyuyor. Bu etkenler, kalp rahatsızlıklarının görülme olasılığını artırıyor.Aşırı dijital cihaz kullanımı, &quot;dijital stres&quot; olarak tanımlanan yeni bir sağlık sorununun ortaya çıkmasına neden oluyor. Sürekli bildirimler almak, iş e-postalarına yetişmek ve sosyal medyada aktif olmak, bireylerde stres seviyelerini artırıyor. Bu durum, vücutta kortizol seviyelerinin yükselmesine yol açarak kalp atış hızını ve kan basıncını artırıyor. Kronik stres ise uzun vadede kalp hastalıklarına zemin hazırlıyor.Sosyal medyanın insanları birbirine bağlamak yerine, kaygı ve kopukluk hissi yaratabileceği belirtiliyor. Uzmanlar, bu tür duygusal sıkıntıların uzun vadede kalp sağlığını olumsuz etkileyebileceğine vurgu yapıyor.Dijital alışkanlıklar, uyku düzeni üzerinde de ciddi olumsuz etkilere sahip. Bilimsel araştırmalara göre, ekranlardan yayılan mavi ışık melatonin üretimini baskılayarak uykuya dalmayı zorlaştırıyor.
Yetersiz uyku, yüksek tansiyon, artan inflamasyon ve düzensiz kalp ritmi gibi sorunlara yol açarak kalp hastalığı riskini artırıyor. Uzmanlar, gece altı saatten az uyuyan bireylerin kalp rahatsızlığına yakalanma ihtimalinin daha yüksek olduğunu belirtiyor.Uzun süre ekran başında vakit geçirmek, bilinçsiz atıştırmalıklara ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarına neden olabiliyor. Yüksek kalorili ve düşük besin değerine sahip yiyecekler, zamanla obezite, diyabet ve kolesterol dengesizliklerine yol açarak kalp sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Ayrıca, yemek sipariş uygulamalarının kolaylığı da sağlıksız beslenme alışkanlıklarını teşvik ediyor.Dijital alışkanlıkların kalp sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirmek için şu adımlar öneriliyor:Düzenli Molalar Verin: 20-20-20 kuralına uyun. Her 20 dakikada bir, 20 saniye boyunca 20 adım uzağa bakarak gözlerinizi dinlendirin ve hareket edin.Fiziksel Aktiviteyi Artırın: Çalışma saatlerinde kısa yürüyüşler yaparak, günlük en az 30 dakika orta düzeyde egzersiz yapmaya özen gösterin.Uyku Düzenine Dikkat Edin: Yatmadan en az bir saat önce ekran kullanımını bırakın.Dijital Detoks Uygulayın: Gün içinde ekran süresini sınırlayarak kitap okuma, meditasyon veya sosyal etkinliklere vakit ayırın.Dengeli Beslenin: Özellikle ekran başındayken sağlıksız atıştırmalardan kaçının, meyve, sebze, tam tahıllar ve protein kaynaklarına yönelin.Dijital bağımlılığın göz ardı edilen bir sağlık riski olduğu vurgulanırken, uzmanlar daha bilinçli teknoloji kullanımıyla sağlıklı bir yaşam sürmenin mümkün olduğunu belirtiyor.
Kalbiniz sizin için yorulmadan çalışırken, sağlıklı dijital alışkanlıklarla ona destek olmak elinizde! ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u6Y5u6V0w0O4vKGPasma7w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gizli, bir, tehlikesi, var:, Kalp, hastalıklarına, zemin, hazırlıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u6Y5u6V0w0O4vKGPasma7w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Gizli bir tehlikesi var: Kalp hastalıklarına zemin hazırlıyor"><p>Günümüzde artan dijital bağımlılık, kalp sağlığı üzerinde ciddi tehditler oluşturuyor. Uzmanlar, aşırı ekran süresi ve kötü dijital alışkanlıkların hareketsiz yaşam tarzlarını teşvik ederek kalp hastalıklarını artırdığına dikkat çekiyor. Dijital stres, uyku bozuklukları ve sağlıksız beslenme gibi faktörler, kalp ve damar hastalıklarının riskini yükseltiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ILOa9cAQ70mHtw57bYG4GQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Modern dünyada teknolojinin iş ve eğlence alanındaki kullanımı hızla artarken, uzun süreli cihaz kullanımıyla bağlantılı sağlık sorunları da çoğalıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wEL1HXwfj0qnuXAw8A6QRQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapılan araştırmalar, aşırı ekran süresinin fiziksel aktiviteyi azalttığını, bunun da kötü kolesterol seviyelerini yükselterek kilo alımı, obezite, diyabet ve yüksek tansiyon gibi sağlık sorunlarına yol açtığını ortaya koyuyor. Bu etkenler, kalp rahatsızlıklarının görülme olasılığını artırıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LWnIE2ab6E-c9AY6ak3J3g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşırı dijital cihaz kullanımı, "dijital stres" olarak tanımlanan yeni bir sağlık sorununun ortaya çıkmasına neden oluyor. Sürekli bildirimler almak, iş e-postalarına yetişmek ve sosyal medyada aktif olmak, bireylerde stres seviyelerini artırıyor. Bu durum, vücutta kortizol seviyelerinin yükselmesine yol açarak kalp atış hızını ve kan basıncını artırıyor. Kronik stres ise uzun vadede kalp hastalıklarına zemin hazırlıyor.Sosyal medyanın insanları birbirine bağlamak yerine, kaygı ve kopukluk hissi yaratabileceği belirtiliyor. Uzmanlar, bu tür duygusal sıkıntıların uzun vadede kalp sağlığını olumsuz etkileyebileceğine vurgu yapıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cYeIR_njR0qPBUg320pVHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dijital alışkanlıklar, uyku düzeni üzerinde de ciddi olumsuz etkilere sahip. Bilimsel araştırmalara göre, ekranlardan yayılan mavi ışık melatonin üretimini baskılayarak uykuya dalmayı zorlaştırıyor.
Yetersiz uyku, yüksek tansiyon, artan inflamasyon ve düzensiz kalp ritmi gibi sorunlara yol açarak kalp hastalığı riskini artırıyor. Uzmanlar, gece altı saatten az uyuyan bireylerin kalp rahatsızlığına yakalanma ihtimalinin daha yüksek olduğunu belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UYw-HOK_dUy7J-VqYzC6OQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun süre ekran başında vakit geçirmek, bilinçsiz atıştırmalıklara ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarına neden olabiliyor. Yüksek kalorili ve düşük besin değerine sahip yiyecekler, zamanla obezite, diyabet ve kolesterol dengesizliklerine yol açarak kalp sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Ayrıca, yemek sipariş uygulamalarının kolaylığı da sağlıksız beslenme alışkanlıklarını teşvik ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E1IMuw4LTk2PuwqMvMjvYw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dijital alışkanlıkların kalp sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirmek için şu adımlar öneriliyor:Düzenli Molalar Verin: 20-20-20 kuralına uyun. Her 20 dakikada bir, 20 saniye boyunca 20 adım uzağa bakarak gözlerinizi dinlendirin ve hareket edin.Fiziksel Aktiviteyi Artırın: Çalışma saatlerinde kısa yürüyüşler yaparak, günlük en az 30 dakika orta düzeyde egzersiz yapmaya özen gösterin.Uyku Düzenine Dikkat Edin: Yatmadan en az bir saat önce ekran kullanımını bırakın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uRMzYjoGX0Ky3tmT7ZL2fg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dijital Detoks Uygulayın: Gün içinde ekran süresini sınırlayarak kitap okuma, meditasyon veya sosyal etkinliklere vakit ayırın.Dengeli Beslenin: Özellikle ekran başındayken sağlıksız atıştırmalardan kaçının, meyve, sebze, tam tahıllar ve protein kaynaklarına yönelin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aTd7s42oDEC_Ks4A3s7u0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dijital bağımlılığın göz ardı edilen bir sağlık riski olduğu vurgulanırken, uzmanlar daha bilinçli teknoloji kullanımıyla sağlıklı bir yaşam sürmenin mümkün olduğunu belirtiyor.
Kalbiniz sizin için yorulmadan çalışırken, sağlıklı dijital alışkanlıklarla ona destek olmak elinizde!</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>20’li yaşlarda hayatınıza dahil etmeniz gereken 5 rutin: Sağlıklı gelecek için altın değerinde</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/20li-yaslarda-hayatiniza-dahil-etmeniz-gereken-5-rutin-saglikli-gelecek-icin-altin-degerinde</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/20li-yaslarda-hayatiniza-dahil-etmeniz-gereken-5-rutin-saglikli-gelecek-icin-altin-degerinde</guid>
<description><![CDATA[ 20&#039;li yaşlardaki kadınlar sağlıklı bir geleceği garantileyebilir. Bu küçük ama güçlü alışkanlıkları günlük rutininize dahil etmek sizi sağlıklı bir yaşam sürmenize yardımcı olabilir. Bugün yaptığınız küçük değişiklikler yaşlandıkça fiziksel ve ruhsal refahınız üzerinde kalıcı bir etkiye sahip olacaktır. Öyleyse neden bugün başlamıyorsunuz?20&#039;li yaşlarda yaşamak sağlıklı ve uzun bir yaşam için sağlam bir temel atmak için altın bir zamandır. Şu anda edindiğiniz alışkanlıklar refahınız üzerinde kalıcı bir etkiye sahip olacaktır. Bazı değişiklikler küçük veya önemsiz görünebilirken, zamanla büyük bir fark yaratabilirler. İşte 20&#039;li yaşlardaki her kadının sağlıklı bir gelecek için benimsemesi gereken 5 güçlü günlük alışkanlık.Aktif kalmak 20&#039;li yaşlarınızda edinebileceğiniz en önemli alışkanlıklardan biridir. Sadece bir spor seansına katılmakla ilgili değil; hareketi günlük rutininizin bir parçası haline getirmekle ilgilidir. İster yürüyüş, ister bisiklet, ister dans veya yoga olsun, düzenli egzersiz kalp sağlığını iyileştirmeye, enerjiyi artırmaya ve ruh halini iyileştirmeye yardımcı olur. Merdiven çıkmak veya 10 dakikalık esneme yapmak gibi küçük günlük aktiviteler bile zamanla birikebilir. Şimdi aktif kalmak gelecekte kronik hastalık riskini azaltmaya yardımcı olacaktır.20&#039;li yaşlarda, işe, sosyal hayata veya derslere kapılmak kolaydır ve bu da zamandan tasarruf etmek için öğün atlamaya yol açabilir. Ancak, öğün atlamanın sağlıksız atıştırmalıklara ve yavaş bir metabolizmaya yol açabileceğini sıklıkla unuturuz. Günde üç dengeli öğün yemek, enerji seviyelerini sabit tutar ve metabolizmanın düzgün çalışmasını sağlar. Protein, sağlıklı yağlar ve lif içeren dengeli bir diyete odaklanın. Birkaç saatte bir küçük öğünler sağlıklı kan şekeri seviyelerini korumaya ve günün ilerleyen saatlerinde aşırı yemeyi önlemeye yardımcı olabilir.20&#039;li yaşlardaki yaşam, karşılaştığımız tüm değişiklikler ve zorluklarla stresli hale gelebilir. Meditasyon, stresi yönetmenin kolay ve etkili bir yoludur. Her gün sadece 5 ila 10 dakika meditasyon yapmak kaygıyı azaltmaya, konsantrasyonu iyileştirmeye ve sakin bir zihniyeti teşvik etmeye yardımcı olabilir. Meditasyon, zihninizi stresle daha iyi başa çıkacak şekilde eğitmeye yardımcı olur ve hayat karşınıza ne çıkarırsa çıkarsın odaklanmanızı ve pozitif kalmanızı kolaylaştırır.Telefonunuza, sosyal medyaya ve sürekli bildirimlere bağımlı olmak kolaydır. Ekranlarda saatler geçirmek uyku kalitenizi etkileyebilir ve göz yorgunluğuna yol açabilir, stres seviyenizi artırmasından bahsetmiyorum bile. Her gün birkaç saatinizi dijital dikkat dağıtıcı unsurlar olmadan geçirmeyi alışkanlık haline getirin. Bu, yemek sırasında, yatmadan önce veya hatta arkadaşlarınızla veya ailenizle vakit geçirirken fişi çekmek anlamına gelebilir. Beyninize ekrandan bir mola vermek uyku kalitenizi, odaklanmanızı ve zihinsel refahınızı iyileştirmeye yardımcı olur.20&#039;li yaşlar, yaşamak istediğiniz hayatı belirleme zamanıdır. Burada hayatınızı daha iyi hale getirecek ve sizi sağlıklı ve mutlu bir varlık haline getirecek şeylere odaklanmak istersiniz. Hayatınız için hedefler belirlemek, örneğin hangi kariyeri seçmek istediğiniz, hangi alanda daha fazla eğitim almak istediğiniz, para kazanmanıza yardımcı olabilecek bir hobi edinmek isteyip istemediğiniz gibi. Bu kararları almak ve stressiz bir hayat yaşamak için doğru zamandır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ipWlgyf8jUO2RHuZ2p2Cnw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>20’li, yaşlarda, hayatınıza, dahil, etmeniz, gereken, rutin:, Sağlıklı, gelecek, için, altın, değerinde</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ipWlgyf8jUO2RHuZ2p2Cnw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="20’li yaşlarda hayatınıza dahil etmeniz gereken 5 rutin: Sağlıklı gelecek için altın değerinde"><p>20'li yaşlardaki kadınlar sağlıklı bir geleceği garantileyebilir. Bu küçük ama güçlü alışkanlıkları günlük rutininize dahil etmek sizi sağlıklı bir yaşam sürmenize yardımcı olabilir. Bugün yaptığınız küçük değişiklikler yaşlandıkça fiziksel ve ruhsal refahınız üzerinde kalıcı bir etkiye sahip olacaktır. Öyleyse neden bugün başlamıyorsunuz?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F152-ZBuYESRm8wUbsj5Dg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>20'li yaşlarda yaşamak sağlıklı ve uzun bir yaşam için sağlam bir temel atmak için altın bir zamandır. Şu anda edindiğiniz alışkanlıklar refahınız üzerinde kalıcı bir etkiye sahip olacaktır. Bazı değişiklikler küçük veya önemsiz görünebilirken, zamanla büyük bir fark yaratabilirler. İşte 20'li yaşlardaki her kadının sağlıklı bir gelecek için benimsemesi gereken 5 güçlü günlük alışkanlık.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zT2jbKmwRUyJeuWfGT_Vww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aktif kalmak 20'li yaşlarınızda edinebileceğiniz en önemli alışkanlıklardan biridir. Sadece bir spor seansına katılmakla ilgili değil; hareketi günlük rutininizin bir parçası haline getirmekle ilgilidir. İster yürüyüş, ister bisiklet, ister dans veya yoga olsun, düzenli egzersiz kalp sağlığını iyileştirmeye, enerjiyi artırmaya ve ruh halini iyileştirmeye yardımcı olur. Merdiven çıkmak veya 10 dakikalık esneme yapmak gibi küçük günlük aktiviteler bile zamanla birikebilir. Şimdi aktif kalmak gelecekte kronik hastalık riskini azaltmaya yardımcı olacaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R2eFGz7hek61aZ2JYUw-yQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>20'li yaşlarda, işe, sosyal hayata veya derslere kapılmak kolaydır ve bu da zamandan tasarruf etmek için öğün atlamaya yol açabilir. Ancak, öğün atlamanın sağlıksız atıştırmalıklara ve yavaş bir metabolizmaya yol açabileceğini sıklıkla unuturuz. Günde üç dengeli öğün yemek, enerji seviyelerini sabit tutar ve metabolizmanın düzgün çalışmasını sağlar. Protein, sağlıklı yağlar ve lif içeren dengeli bir diyete odaklanın. Birkaç saatte bir küçük öğünler sağlıklı kan şekeri seviyelerini korumaya ve günün ilerleyen saatlerinde aşırı yemeyi önlemeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UL1eFYW3kka_uivnnUc-5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>20'li yaşlardaki yaşam, karşılaştığımız tüm değişiklikler ve zorluklarla stresli hale gelebilir. Meditasyon, stresi yönetmenin kolay ve etkili bir yoludur. Her gün sadece 5 ila 10 dakika meditasyon yapmak kaygıyı azaltmaya, konsantrasyonu iyileştirmeye ve sakin bir zihniyeti teşvik etmeye yardımcı olabilir. Meditasyon, zihninizi stresle daha iyi başa çıkacak şekilde eğitmeye yardımcı olur ve hayat karşınıza ne çıkarırsa çıkarsın odaklanmanızı ve pozitif kalmanızı kolaylaştırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WKxzKbqa3Ee290QC5-30EQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Telefonunuza, sosyal medyaya ve sürekli bildirimlere bağımlı olmak kolaydır. Ekranlarda saatler geçirmek uyku kalitenizi etkileyebilir ve göz yorgunluğuna yol açabilir, stres seviyenizi artırmasından bahsetmiyorum bile. Her gün birkaç saatinizi dijital dikkat dağıtıcı unsurlar olmadan geçirmeyi alışkanlık haline getirin. Bu, yemek sırasında, yatmadan önce veya hatta arkadaşlarınızla veya ailenizle vakit geçirirken fişi çekmek anlamına gelebilir. Beyninize ekrandan bir mola vermek uyku kalitenizi, odaklanmanızı ve zihinsel refahınızı iyileştirmeye yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WgLRpDF8pEuS1lh7VjWuWA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>20'li yaşlar, yaşamak istediğiniz hayatı belirleme zamanıdır. Burada hayatınızı daha iyi hale getirecek ve sizi sağlıklı ve mutlu bir varlık haline getirecek şeylere odaklanmak istersiniz. Hayatınız için hedefler belirlemek, örneğin hangi kariyeri seçmek istediğiniz, hangi alanda daha fazla eğitim almak istediğiniz, para kazanmanıza yardımcı olabilecek bir hobi edinmek isteyip istemediğiniz gibi. Bu kararları almak ve stressiz bir hayat yaşamak için doğru zamandır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Halk arasında &amp;quot;Mersin meyvesi&amp;quot; olarak biliniyor: Herkesin bir an önce keşfetmesi gerekiyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/halk-arasinda-mersin-meyvesi-olarak-biliniyor-herkesin-bir-an-oence-kesfetmesi-gerekiyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/halk-arasinda-mersin-meyvesi-olarak-biliniyor-herkesin-bir-an-oence-kesfetmesi-gerekiyor</guid>
<description><![CDATA[ Doğanın sunduğu en özel lezzetlerden biri olan murt, diğer adıyla mersin ya da hambeles, kendine has tadıyla dikkat çekiyor. Akdeniz ikliminin doğal bitki örtüsü içinde kendiliğinden yetişen bu meyve, kendine özgü kokusu ve şifalı özellikleriyle dikkat çekiyor. Özellikle yöresel mutfaklarda önemli bir yere sahip olan murt, yalnızca meyvesiyle değil, yemyeşil yapraklarıyla da pek çok fayda sunuyor.Halk arasında murt, mersin, hambeles, hambelis gibi farklı isimlerle bilinen bu bitki, doğada genellikle çalı, küçük ağaç veya ağaççık formunda karşımıza çıkar. Boyu en fazla 5 metreye kadar ulaşabilen bu bitki, Akdeniz iklimine uyumlu yapısıyla sıcak ve ılıman bölgelerde doğal olarak yetişir. Maki bitki topluluğunun bir üyesi olan mersin ağacı, özellikle Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde sıkça rastlanan bir türdür.Doğal bir ilaç niteliğinde olan murt meyvesi ve yaprakları, sağlık açısından birçok faydaya sahiptir. İçeriğinde bulunan güçlü antioksidanlar ve uçucu yağlar sayesinde vücudu hastalıklara karşı koruyan bu bitki, düzenli tüketildiğinde pek çok sağlık sorununa iyi gelir.Antiseptik özellikleri sayesinde mikroplarla savaşır, vücudu enfeksiyonlara karşı korur.
Özellikle kış aylarında soğuk algınlığı, öksürük ve bronşit gibi solunum yolu hastalıklarının tedavisinde destekleyici rol oynar.
Kalp ve damar hastalıkları riskini azaltarak kan dolaşımını düzenler, varis oluşumunu engellemeye yardımcı olur.
Sindirim sistemini rahatlatır, mideyi yatıştırır ve bulantı ile kusmayı önler. Aynı zamanda iştah açıcı etkisiyle bilinir.
Akciğer enfeksiyonlarından cilt hastalıklarına kadar pek çok iltihaplı rahatsızlığın iyileşmesine katkıda bulunur.
Murt yaprakları kaynatılıp çay gibi demlendiğinde, tonik olarak kullanılarak sivilce ve akne oluşumunu önleyebilir. Cildi besleyerek daha parlak ve pürüzsüz bir görünüm kazanmasını sağlar.
Kötü kolesterolü düşürerek kalp hastalıklarının önüne geçer, kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı olur.Murt meyvesi, hafif buruk ve mayhoş bir tada sahiptir. İçinde bol miktarda çekirdek bulunması nedeniyle avuç avuç yenmesi zor olsa da, farklı şekillerde tüketilerek faydalarından yararlanmak mümkündür:Çay olarak tüketilebilir: Murtun yaprakları kurutulup demlendiğinde, sindirimi düzenleyici ve bağışıklık güçlendirici bir çay elde edilir.Salatalara eklenebilir: Taze olarak doğranıp salatalara eklendiğinde, kendine özgü aromasıyla farklı bir lezzet katar.Reçel ve marmelat yapımında kullanılır: Tatlı ve ekşi lezzetleri bir araya getiren bu meyve, reçel veya marmelat haline getirildiğinde kahvaltı sofralarını süsler.Baharat olarak değerlendirilebilir: Kurutulup öğütüldüğünde, yemeklere ve çaylara hoş bir aroma katar.Dikkat Edilmesi Gerekenler: Murt meyvesi her ne kadar faydalı olsa da, aşırı tüketildiğinde boğazda kaşıntı, dilde yanma hissi gibi hafif alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Özellikle mide hassasiyeti olan kişilerin ölçülü tüketmesi önerilir.Murt, özellikle Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde doğal olarak yetişmektedir. Türkiye’nin diğer bölgelerine de ihraç edilen bu meyve, genellikle Ocak ayında pazar tezgahlarında görülmeye başlanır.Sonbaharın en özel armağanlarından biri olan murt meyvesi, hem sağlık açısından sunduğu faydalar hem de kendine özgü lezzetiyle sofralarımıza renk katmaya devam ediyor. Eğer yolunuz Akdeniz’e düşerse, bu eşsiz lezzeti tatmadan dönmeyin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_jpoEJ5aekmRQQgDO_y6tg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Halk, arasında, Mersin, meyvesi, olarak, biliniyor:, Herkesin, bir, önce, keşfetmesi, gerekiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_jpoEJ5aekmRQQgDO_y6tg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Halk arasında " mersin meyvesi olarak biliniyor: herkesin bir an ke gerekiyor><p>Doğanın sunduğu en özel lezzetlerden biri olan murt, diğer adıyla mersin ya da hambeles, kendine has tadıyla dikkat çekiyor. Akdeniz ikliminin doğal bitki örtüsü içinde kendiliğinden yetişen bu meyve, kendine özgü kokusu ve şifalı özellikleriyle dikkat çekiyor. Özellikle yöresel mutfaklarda önemli bir yere sahip olan murt, yalnızca meyvesiyle değil, yemyeşil yapraklarıyla da pek çok fayda sunuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2igsGdCLDEiXmCzDouvkMQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Halk arasında murt, mersin, hambeles, hambelis gibi farklı isimlerle bilinen bu bitki, doğada genellikle çalı, küçük ağaç veya ağaççık formunda karşımıza çıkar. Boyu en fazla 5 metreye kadar ulaşabilen bu bitki, Akdeniz iklimine uyumlu yapısıyla sıcak ve ılıman bölgelerde doğal olarak yetişir. Maki bitki topluluğunun bir üyesi olan mersin ağacı, özellikle Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde sıkça rastlanan bir türdür.Doğal bir ilaç niteliğinde olan murt meyvesi ve yaprakları, sağlık açısından birçok faydaya sahiptir. İçeriğinde bulunan güçlü antioksidanlar ve uçucu yağlar sayesinde vücudu hastalıklara karşı koruyan bu bitki, düzenli tüketildiğinde pek çok sağlık sorununa iyi gelir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KQcKsHcBIk-CXhR96QdZZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antiseptik özellikleri sayesinde mikroplarla savaşır, vücudu enfeksiyonlara karşı korur.
Özellikle kış aylarında soğuk algınlığı, öksürük ve bronşit gibi solunum yolu hastalıklarının tedavisinde destekleyici rol oynar.
Kalp ve damar hastalıkları riskini azaltarak kan dolaşımını düzenler, varis oluşumunu engellemeye yardımcı olur.
Sindirim sistemini rahatlatır, mideyi yatıştırır ve bulantı ile kusmayı önler. Aynı zamanda iştah açıcı etkisiyle bilinir.
Akciğer enfeksiyonlarından cilt hastalıklarına kadar pek çok iltihaplı rahatsızlığın iyileşmesine katkıda bulunur.
Murt yaprakları kaynatılıp çay gibi demlendiğinde, tonik olarak kullanılarak sivilce ve akne oluşumunu önleyebilir. Cildi besleyerek daha parlak ve pürüzsüz bir görünüm kazanmasını sağlar.
Kötü kolesterolü düşürerek kalp hastalıklarının önüne geçer, kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e7p6qOFOqkOpG7N_6xQ4mA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Murt meyvesi, hafif buruk ve mayhoş bir tada sahiptir. İçinde bol miktarda çekirdek bulunması nedeniyle avuç avuç yenmesi zor olsa da, farklı şekillerde tüketilerek faydalarından yararlanmak mümkündür:Çay olarak tüketilebilir: Murtun yaprakları kurutulup demlendiğinde, sindirimi düzenleyici ve bağışıklık güçlendirici bir çay elde edilir.Salatalara eklenebilir: Taze olarak doğranıp salatalara eklendiğinde, kendine özgü aromasıyla farklı bir lezzet katar.Reçel ve marmelat yapımında kullanılır: Tatlı ve ekşi lezzetleri bir araya getiren bu meyve, reçel veya marmelat haline getirildiğinde kahvaltı sofralarını süsler.Baharat olarak değerlendirilebilir: Kurutulup öğütüldüğünde, yemeklere ve çaylara hoş bir aroma katar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ibb_iU5eDECqpwNo6xW3Yw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dikkat Edilmesi Gerekenler: Murt meyvesi her ne kadar faydalı olsa da, aşırı tüketildiğinde boğazda kaşıntı, dilde yanma hissi gibi hafif alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Özellikle mide hassasiyeti olan kişilerin ölçülü tüketmesi önerilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZzHZDqInqU6cxe6voo90Nw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Murt, özellikle Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde doğal olarak yetişmektedir. Türkiye’nin diğer bölgelerine de ihraç edilen bu meyve, genellikle Ocak ayında pazar tezgahlarında görülmeye başlanır.Sonbaharın en özel armağanlarından biri olan murt meyvesi, hem sağlık açısından sunduğu faydalar hem de kendine özgü lezzetiyle sofralarımıza renk katmaya devam ediyor. Eğer yolunuz Akdeniz’e düşerse, bu eşsiz lezzeti tatmadan dönmeyin.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünyaca ünlü araştırmacı 4 önemli takviyeyi açıkladı: Uzun yaşam için kritik rolü var</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/dunyaca-unlu-arastirmaci-4-oenemli-takviyeyi-acikladi-uzun-yasam-icin-kritik-rolu-var</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/dunyaca-unlu-arastirmaci-4-oenemli-takviyeyi-acikladi-uzun-yasam-icin-kritik-rolu-var</guid>
<description><![CDATA[ İnsan ömrünü belirleyen yalnızca genetik miras değil, aynı zamanda yaşam tarzı da büyük rol oynuyor. Bu alanda yaptığı çalışmalarla tanınan Dr. Eric Verdin, sağlığını koruyarak uzun yaşamak için düzenli olarak kullandığı dört takviyeyi açıkladı.Dr. Verdin, uzun ömür araştırmalarında dünyadaki en saygın isimlerden biri. San Francisco’daki Buck Yaşlanma Araştırmaları Enstitüsü’nün CEO’su ve başkanı olarak, ekibiyle birlikte sağlıklı yaşlanmanın sırlarını araştırıyor. Amaçları, yaş ilerledikçe bilişsel yetiler ve hareket kabiliyetinde meydana gelen gerilemeleri en aza indirerek, insanların daha uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmesini sağlamak.Business Insider’a verdiği röportajda Verdin, genetik faktörlerin yaşam süresini etkilediğini kabul etmekle birlikte, bireyin 65 yaşında mı yoksa 85 yaşında mı hayata veda edeceğini belirleyen esas unsurların şunlar olduğunu vurguladı:

Beslenme
Fiziksel aktivite
Uyku düzeni
Stres yönetimi
Sosyal ilişkilerEğer bu alanlarda iyi bir denge sağlanırsa, bazı takviyelerin de genel sağlığı destekleyebileceğini belirten Verdin, kendi kullandığı dört takviyeyi şöyle sıraladı:Dr. Eric Verdin, günlük olarak D vitamini aldığını ve çoğu insanın bu takviyeye ihtiyaç duyduğunu düşünüyor. ABD&#039;deki yetişkinlerin yaklaşık %35’inde, Türkiye&#039;de ise bu oranın %63&#039;e kadar çıktığı araştırmalarla ortaya konmuş durumda.D vitamini, kemik sağlığı için kritik bir rol oynuyor ve vücudun kalsiyum ile fosforu emmesine yardımcı oluyor. En büyük doğal kaynağı güneş ışığı olsa da, özellikle kış aylarında eksiklik yaygınlaşıyor. İngiltere’de sağlık otoriteleri, bu nedenle herkesin sonbahar ve kış aylarında D vitamini takviyesi almasını öneriyor.Dr. Verdin’in düzenli olarak aldığı bir diğer takviye ise B12 vitamini. Bu vitamin, özellikle ileri yaş gruplarında eksikliği en sık görülen vitaminlerden biri. Türkiye’de B12 eksikliği oranı %5 ile %40 arasında değişiyor.B12, kırmızı kan hücrelerinin ve DNA’nın oluşumunda rol oynarken, beyin ve sinir sistemi sağlığı için de büyük önem taşıyor. Eksikliği ise yorgunluk, hafıza kaybı ve sinir hasarı gibi problemlere yol açabiliyor.Verdin, kalp ve beyin sağlığını desteklemek için Omega-3 takviyesi kullandığını belirtiyor. Omega-3’ün doğal kaynakları arasında somon, hamsi, ceviz ve keten tohumu gibi besinler bulunuyor.Araştırmalar, Omega-3’ün kalp ritmini düzenlediğini, tansiyonu düşürdüğünü ve damar sağlığını iyileştirdiğini gösteriyor. Ancak uzmanlar, balık tüketiminin takviye almaktan daha etkili olup olmadığı konusunda hâlâ kesin bir görüş birliğine varmış değil.Kas gelişimi denildiğinde akla ilk gelen takviyelerden biri olan kreatin, aslında sadece sporcular için değil, bilişsel performansı artırmak isteyenler için de faydalı olabilir.Dr. Verdin, kreatinin hücre fonksiyonlarını desteklediğini ve enerji üretiminde kritik bir rol oynadığını söylüyor. Bilimsel araştırmalar da kreatinin fiziksel performansın yanı sıra hafıza ve beyin işlevlerine olumlu katkı sağladığını ortaya koyuyor.Özetle, sağlıklı ve uzun bir yaşam sürmek için genetik faktörler kadar yaşam tarzı da belirleyici. Beslenme, hareket, uyku ve stres yönetimine dikkat edildiğinde, bazı takviyeler de süreci destekleyebilir. Dr. Verdin’in önerdiği bu dört takviye, sağlıklı yaşlanma yolunda önemli birer yardımcı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TqPn7NoZQEuBe7LyFS76lw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünyaca, ünlü, araştırmacı, önemli, takviyeyi, açıkladı:, Uzun, yaşam, için, kritik, rolü, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TqPn7NoZQEuBe7LyFS76lw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünyaca ünlü araştırmacı 4 önemli takviyeyi açıkladı: Uzun yaşam için kritik rolü var"><p>İnsan ömrünü belirleyen yalnızca genetik miras değil, aynı zamanda yaşam tarzı da büyük rol oynuyor. Bu alanda yaptığı çalışmalarla tanınan Dr. Eric Verdin, sağlığını koruyarak uzun yaşamak için düzenli olarak kullandığı dört takviyeyi açıkladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8HhfL-ip5U-1R3RWsYaWkg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Verdin, uzun ömür araştırmalarında dünyadaki en saygın isimlerden biri. San Francisco’daki Buck Yaşlanma Araştırmaları Enstitüsü’nün CEO’su ve başkanı olarak, ekibiyle birlikte sağlıklı yaşlanmanın sırlarını araştırıyor. Amaçları, yaş ilerledikçe bilişsel yetiler ve hareket kabiliyetinde meydana gelen gerilemeleri en aza indirerek, insanların daha uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmesini sağlamak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_lwW32mhSEu_VO-oFhRMKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Business Insider’a verdiği röportajda Verdin, genetik faktörlerin yaşam süresini etkilediğini kabul etmekle birlikte, bireyin 65 yaşında mı yoksa 85 yaşında mı hayata veda edeceğini belirleyen esas unsurların şunlar olduğunu vurguladı:

Beslenme
Fiziksel aktivite
Uyku düzeni
Stres yönetimi
Sosyal ilişkiler</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/auyL-QTX10iavuFDpVKuQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eğer bu alanlarda iyi bir denge sağlanırsa, bazı takviyelerin de genel sağlığı destekleyebileceğini belirten Verdin, kendi kullandığı dört takviyeyi şöyle sıraladı:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B9NbDl8Epkutw61lbrxgRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Eric Verdin, günlük olarak D vitamini aldığını ve çoğu insanın bu takviyeye ihtiyaç duyduğunu düşünüyor. ABD'deki yetişkinlerin yaklaşık %35’inde, Türkiye'de ise bu oranın %63'e kadar çıktığı araştırmalarla ortaya konmuş durumda.D vitamini, kemik sağlığı için kritik bir rol oynuyor ve vücudun kalsiyum ile fosforu emmesine yardımcı oluyor. En büyük doğal kaynağı güneş ışığı olsa da, özellikle kış aylarında eksiklik yaygınlaşıyor. İngiltere’de sağlık otoriteleri, bu nedenle herkesin sonbahar ve kış aylarında D vitamini takviyesi almasını öneriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w9E3tn-39kKTZon42sSMXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Verdin’in düzenli olarak aldığı bir diğer takviye ise B12 vitamini. Bu vitamin, özellikle ileri yaş gruplarında eksikliği en sık görülen vitaminlerden biri. Türkiye’de B12 eksikliği oranı %5 ile %40 arasında değişiyor.B12, kırmızı kan hücrelerinin ve DNA’nın oluşumunda rol oynarken, beyin ve sinir sistemi sağlığı için de büyük önem taşıyor. Eksikliği ise yorgunluk, hafıza kaybı ve sinir hasarı gibi problemlere yol açabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QuK7QjTLTE-5j02quOKryA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Verdin, kalp ve beyin sağlığını desteklemek için Omega-3 takviyesi kullandığını belirtiyor. Omega-3’ün doğal kaynakları arasında somon, hamsi, ceviz ve keten tohumu gibi besinler bulunuyor.Araştırmalar, Omega-3’ün kalp ritmini düzenlediğini, tansiyonu düşürdüğünü ve damar sağlığını iyileştirdiğini gösteriyor. Ancak uzmanlar, balık tüketiminin takviye almaktan daha etkili olup olmadığı konusunda hâlâ kesin bir görüş birliğine varmış değil.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CTS5HKKAx0iV2D35KcToCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kas gelişimi denildiğinde akla ilk gelen takviyelerden biri olan kreatin, aslında sadece sporcular için değil, bilişsel performansı artırmak isteyenler için de faydalı olabilir.Dr. Verdin, kreatinin hücre fonksiyonlarını desteklediğini ve enerji üretiminde kritik bir rol oynadığını söylüyor. Bilimsel araştırmalar da kreatinin fiziksel performansın yanı sıra hafıza ve beyin işlevlerine olumlu katkı sağladığını ortaya koyuyor.Özetle, sağlıklı ve uzun bir yaşam sürmek için genetik faktörler kadar yaşam tarzı da belirleyici. Beslenme, hareket, uyku ve stres yönetimine dikkat edildiğinde, bazı takviyeler de süreci destekleyebilir. Dr. Verdin’in önerdiği bu dört takviye, sağlıklı yaşlanma yolunda önemli birer yardımcı olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uyanınca 30 dakika nefes egzersizi yapmak vücudunuzu nasıl etkiler?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/uyaninca-30-dakika-nefes-egzersizi-yapmak-vucudunuzu-nasil-etkiler</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/uyaninca-30-dakika-nefes-egzersizi-yapmak-vucudunuzu-nasil-etkiler</guid>
<description><![CDATA[ Uyandıktan sonraki ilk 30 dakika içinde nefes egzersizi yapmak, dopamin seviyelerini, ruh halini ve genel sağlığı iyileştirir. Burundan derin nefes alma gibi teknikler, vücuda ve zihne enerji vererek sakinliği teşvik eder, solunum konforunu artırır ve akciğer sağlığını destekler.Nefes egzersizi, akciğerlerinizi daha fazla oksijenle doldurmak ve vücudunuzdaki her hücreye enerji kazandırmak için önemli bir egzersizdir. Bu nedenle, uzmanlar genellikle uyandıktan sonraki ilk 30 dakika içinde derin nefes egzersizleri yapmanın önemli faydalarını vurgular. Bu sabah ritüeli, uygun nefes alma teknikleri ve farkındalık uygulamaları yoluyla dopamin seviyelerini artırabilir, ruh halini iyileştirebilir, kanı oksijenlendirebilir ve tüm gün için olumlu bir ton belirleyebilir.  NEFES EGZERSİZİ NASIL YAPILIR?  Bunu yapmanın en iyi yolu dışarı çıkıp setler arasında nefes tutmalarla üç tur 30 nefes almaktır. Rahat burun solunumu, dönüşümlü burun deliğinden nefes alma ve karından nefes alma gibi teknikler, gününüze sakin ve odaklanmış bir başlangıç ​​yapmanızı sağlar. Burnunuzdan nefes alıp vererek havayı nemlendirir, solunum konforunu artırır ve akciğer sağlığını desteklersiniz.  UYANDIKTAN SONRA NEFES EGZERSİZLERİNİN ÖNEMİ  Uyku sırasında aktif olarak derin nefes almayız veya taze oksijen almayız. Bu nedenle, uyandıktan sonraki ilk 30 dakika içinde bilinçli olarak derin nefes aldığınızda, vücudunuz ve zihniniz için harikalar yaratabilir. Uyandıktan sonraki 30 dakikalık pencere çok önemlidir çünkü vücudunuz için doğal bir alarm gibi çalışır. Farkındalıklı burun solunumu meditasyonun en basit biçimidir. Sadece birkaç dakikalık burun solunumuyla başlamak, genel sağlık ve refahta fark edilir bir fark yaratabilir.  NEFES EGZERSİZİ YAPMANIN FAYDALARI  Dopamin seviyesini yükseltir. Ruh halinizi ve duygusal durumunuzu iyileştirir. Kanınızı oksijenle doldurursunuz, bu da saatlerce harika hissetmenize yardımcı olur. Uygulama sinir sistemini sakinleştirmeye, taze kan akışını teşvik etmeye, uygun oksijenasyon yoluyla vücuda ve beyne enerji vermeye ve vücuttaki her hücreyi canlandırmaya yardımcı olur.  Uyanık, enerjik ve berrak kafalı hissetmenize yardımcı olarak vücudunuzu ve zihninizi güne hazırlar. Güneş ışığı ve bir bardak suyla birleştirdiğinizde, vücudunuzun doğal sirkadiyen ritmiyle uyum sağlamanın kolay bir yoludur. Bu nefes egzersizleri akciğer kapasitesini güçlendirir ve sabit kalp atış hızını destekler. Karından nefes alma, derin oksijenasyon için diyaframı harekete geçirirken, alternatif burun deliğinden nefes alma sinir sistemini dengelemeye yardımcı olur.  Uyandıktan hemen sonra günlük işlere acele etmeyin. İlk iş olarak yoga yapmayı deneyin. Hareket ve nefes egzersizlerinin mükemmel bir karışımıdır. Sadece birkaç dakikalık pranayama bile zihninizi temizleyebilir, odaklanmanızı geliştirebilir ve daha uyanık hissetmenize yardımcı olabilir. Uygulama, sabah rutininizin bir parçası olarak beş veya 30 dakika boyunca yapılsa da faydalı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HyzuZjVWU0mBKYQ-m7oWHA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uyanınca, dakika, nefes, egzersizi, yapmak, vücudunuzu, nasıl, etkiler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HyzuZjVWU0mBKYQ-m7oWHA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uyanınca 30 dakika nefes egzersizi yapmak vücudunuzu nasıl etkiler?"><p>Uyandıktan sonraki ilk 30 dakika içinde nefes egzersizi yapmak, dopamin seviyelerini, ruh halini ve genel sağlığı iyileştirir. Burundan derin nefes alma gibi teknikler, vücuda ve zihne enerji vererek sakinliği teşvik eder, solunum konforunu artırır ve akciğer sağlığını destekler.</p>Nefes egzersizi, akciğerlerinizi daha fazla oksijenle doldurmak ve vücudunuzdaki her hücreye enerji kazandırmak için önemli bir egzersizdir. Bu nedenle, uzmanlar genellikle uyandıktan sonraki ilk 30 dakika içinde derin nefes egzersizleri yapmanın önemli faydalarını vurgular. Bu sabah ritüeli, uygun nefes alma teknikleri ve farkındalık uygulamaları yoluyla dopamin seviyelerini artırabilir, ruh halini iyileştirebilir, kanı oksijenlendirebilir ve tüm gün için olumlu bir ton belirleyebilir.  <strong>NEFES EGZERSİZİ NASIL YAPILIR?</strong>  Bunu yapmanın en iyi yolu dışarı çıkıp setler arasında nefes tutmalarla üç tur 30 nefes almaktır. Rahat burun solunumu, dönüşümlü burun deliğinden nefes alma ve karından nefes alma gibi teknikler, gününüze sakin ve odaklanmış bir başlangıç ​​yapmanızı sağlar. Burnunuzdan nefes alıp vererek havayı nemlendirir, solunum konforunu artırır ve akciğer sağlığını desteklersiniz.  <strong>UYANDIKTAN SONRA NEFES EGZERSİZLERİNİN ÖNEMİ</strong>  Uyku sırasında aktif olarak derin nefes almayız veya taze oksijen almayız. Bu nedenle, uyandıktan sonraki ilk 30 dakika içinde bilinçli olarak derin nefes aldığınızda, vücudunuz ve zihniniz için harikalar yaratabilir. Uyandıktan sonraki 30 dakikalık pencere çok önemlidir çünkü vücudunuz için doğal bir alarm gibi çalışır. Farkındalıklı burun solunumu meditasyonun en basit biçimidir. Sadece birkaç dakikalık burun solunumuyla başlamak, genel sağlık ve refahta fark edilir bir fark yaratabilir.  <strong>NEFES EGZERSİZİ YAPMANIN FAYDALARI</strong>  Dopamin seviyesini yükseltir. Ruh halinizi ve duygusal durumunuzu iyileştirir. Kanınızı oksijenle doldurursunuz, bu da saatlerce harika hissetmenize yardımcı olur. Uygulama sinir sistemini sakinleştirmeye, taze kan akışını teşvik etmeye, uygun oksijenasyon yoluyla vücuda ve beyne enerji vermeye ve vücuttaki her hücreyi canlandırmaya yardımcı olur.  Uyanık, enerjik ve berrak kafalı hissetmenize yardımcı olarak vücudunuzu ve zihninizi güne hazırlar. Güneş ışığı ve bir bardak suyla birleştirdiğinizde, vücudunuzun doğal sirkadiyen ritmiyle uyum sağlamanın kolay bir yoludur. Bu nefes egzersizleri akciğer kapasitesini güçlendirir ve sabit kalp atış hızını destekler. Karından nefes alma, derin oksijenasyon için diyaframı harekete geçirirken, alternatif burun deliğinden nefes alma sinir sistemini dengelemeye yardımcı olur.  Uyandıktan hemen sonra günlük işlere acele etmeyin. İlk iş olarak yoga yapmayı deneyin. Hareket ve nefes egzersizlerinin mükemmel bir karışımıdır. Sadece birkaç dakikalık pranayama bile zihninizi temizleyebilir, odaklanmanızı geliştirebilir ve daha uyanık hissetmenize yardımcı olabilir. Uygulama, sabah rutininizin bir parçası olarak beş veya 30 dakika boyunca yapılsa da faydalı olabilir.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktorlar 9 yaşındaki çocuğun sadece birkaç ay ömrünün kaldığını söyledi: Bu değişiklik onu öldüren kanserin işaretiymiş</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/doktorlar-9-yasindaki-cocugun-sadece-birkac-ay-oemrunun-kaldigini-soeyledi-bu-degisiklik-onu-oelduren-kanserin-isaretiymis</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/doktorlar-9-yasindaki-cocugun-sadece-birkac-ay-oemrunun-kaldigini-soeyledi-bu-degisiklik-onu-oelduren-kanserin-isaretiymis</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de yaşayan Sam Poga, oğlu Luke&#039;un hayatını kaybetmesine neden olan agresif beyin kanserinin beklenmedik belirtilerini anlattı.42 yaşındaki Poga, oğlu Luke&#039;un altı yaşından itibaren fark edilir derecede kilo aldığını söyledi. Çocukluk döneminde zayıf olan Luke, 2020&#039;nin başından 2021&#039;in ortasına kadar olan süreçte kilosunu ikiye katladı. Pandemi nedeniyle yaşanan karantinalar ve hareketsizlik bu durumun nedeni olarak görüldü. Ancak 2021 yılının Temmuz ayına gelindiğinde, Luke altı yaşında olmasına rağmen 11-12 yaş grubuna uygun kıyafetler giymeye başlamıştı.&quot;Ebeveynler Luke&#039;un değiştiğini söyledi. O her zaman zayıftı, bu nedenle onu tanıyan herkes için fark edilir bir değişim oldu&quot; diyen Poga, endişelerini gidermek için bir beslenme uzmanına başvurdu. Ancak kısa süre sonra Luke&#039;un gözlerinde ağrı başladı ve gözlerini sürekli ovalamaya başladı.Durumun ciddiyetini fark eden anne, Luke&#039;u bir göz doktoruna götürdü. Doktorlar yaptıkları detaylı incelemeler sonucunda Luke&#039;un beyninde hızla büyüyen bir glioma tümörü tespit etti.Beyin Tümörü Araştırmaları Kuruluşu&#039;na göre, bu tümöre yakalanan hastaların yalnızca üçte biri beş yıldan fazla yaşayabiliyor. Doktorlar aileye Luke&#039;un tümörünün ameliyat edilemeyecek kadar yayıldığını söyledi.Bu haber karşısında büyük bir şok yaşayan anne Poga, &quot;Kendimi uyuşmuş hissettim ve doktorların anlattıklarını algılamakta güçlük çektim&quot; dedi.Luke, radyoterapi ve kemoterapi tedavisi gördü ve bu süreçte aldığı fazla kilolardan kurtuldu. Ancak 2024&#039;ün başlarında doktorlar kanserin son evreye geldiğini ve Luke&#039;un yaşam beklentisinin sadece birkaç ay olduğunu açıkladı.Luke, 26 Ağustos 2024 tarihinde hayata gözlerini yumdu.Beyin tümörlerinin kilo alımına neden olabileceği bilinse de bu genellikle hastalığın diğer belirtileriyle birlikte ortaya çıkıyor. Beyin tümörünün diğer yaygın belirtileri arasında baş ağrısı, nöbetler, mide bulantısı, hafıza sorunları, kişilik değişiklikleri, görme ve konuşma güçlüğü yer alıyor.NHS&#039;ye göre, beyin tümörleri her yaş grubundaki insanlarda görülebilir, ancak daha çok yaşlı yetişkinleri etkilemektedir. İngiltere&#039;de her yıl 12.000&#039;den fazla kişiye birincil beyin tümörü tanısı konuluyor ve bunların yaklaşık yarısı kanserli oluyor.Beyin Tümörü Araştırmaları Araştırma, Politika ve İnovasyon Direktörü Dr. Karen Noble, &quot;Beyin tümörleri son derece karmaşık hastalıklar olup, belirtileri hastadan hastaya farklılık gösterebilir. Luke&#039;un durumunda olduğu gibi beklenmedik semptomlar ortaya çıkabilir. Bu hastalığın daha iyi anlaşılması ve tedaviye erişim sağlanması için daha fazla yatırım şart&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HQr8Mp6gt0eWPp57ZY7wSQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktorlar, yaşındaki, çocuğun, sadece, birkaç, ömrünün, kaldığını, söyledi:, değişiklik, onu, öldüren, kanserin, işaretiymiş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HQr8Mp6gt0eWPp57ZY7wSQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktorlar 9 yaşındaki çocuğun sadece birkaç ay ömrünün kaldığını söyledi: Bu değişiklik onu öldüren kanserin işaretiymiş"><p>İngiltere'de yaşayan Sam Poga, oğlu Luke'un hayatını kaybetmesine neden olan agresif beyin kanserinin beklenmedik belirtilerini anlattı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Stx_ZjzkbkS9HvYTONNykg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>42 yaşındaki Poga, oğlu Luke'un altı yaşından itibaren fark edilir derecede kilo aldığını söyledi. Çocukluk döneminde zayıf olan Luke, 2020'nin başından 2021'in ortasına kadar olan süreçte kilosunu ikiye katladı. Pandemi nedeniyle yaşanan karantinalar ve hareketsizlik bu durumun nedeni olarak görüldü. Ancak 2021 yılının Temmuz ayına gelindiğinde, Luke altı yaşında olmasına rağmen 11-12 yaş grubuna uygun kıyafetler giymeye başlamıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eYD91V2UPkq4pv6KyEBpAQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Ebeveynler Luke'un değiştiğini söyledi. O her zaman zayıftı, bu nedenle onu tanıyan herkes için fark edilir bir değişim oldu" diyen Poga, endişelerini gidermek için bir beslenme uzmanına başvurdu. Ancak kısa süre sonra Luke'un gözlerinde ağrı başladı ve gözlerini sürekli ovalamaya başladı.Durumun ciddiyetini fark eden anne, Luke'u bir göz doktoruna götürdü. Doktorlar yaptıkları detaylı incelemeler sonucunda Luke'un beyninde hızla büyüyen bir glioma tümörü tespit etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lMyt2iO_A02iR0DhwJDukA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyin Tümörü Araştırmaları Kuruluşu'na göre, bu tümöre yakalanan hastaların yalnızca üçte biri beş yıldan fazla yaşayabiliyor. Doktorlar aileye Luke'un tümörünün ameliyat edilemeyecek kadar yayıldığını söyledi.Bu haber karşısında büyük bir şok yaşayan anne Poga, "Kendimi uyuşmuş hissettim ve doktorların anlattıklarını algılamakta güçlük çektim" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vqKAshac9EGgCcFdAJvDiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Luke, radyoterapi ve kemoterapi tedavisi gördü ve bu süreçte aldığı fazla kilolardan kurtuldu. Ancak 2024'ün başlarında doktorlar kanserin son evreye geldiğini ve Luke'un yaşam beklentisinin sadece birkaç ay olduğunu açıkladı.Luke, 26 Ağustos 2024 tarihinde hayata gözlerini yumdu.Beyin tümörlerinin kilo alımına neden olabileceği bilinse de bu genellikle hastalığın diğer belirtileriyle birlikte ortaya çıkıyor. Beyin tümörünün diğer yaygın belirtileri arasında baş ağrısı, nöbetler, mide bulantısı, hafıza sorunları, kişilik değişiklikleri, görme ve konuşma güçlüğü yer alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1onzJrJ0Y0-I9xzEY-nrNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NHS'ye göre, beyin tümörleri her yaş grubundaki insanlarda görülebilir, ancak daha çok yaşlı yetişkinleri etkilemektedir. İngiltere'de her yıl 12.000'den fazla kişiye birincil beyin tümörü tanısı konuluyor ve bunların yaklaşık yarısı kanserli oluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dNhCjWafhk6TXDOJrov3vg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyin Tümörü Araştırmaları Araştırma, Politika ve İnovasyon Direktörü Dr. Karen Noble, "Beyin tümörleri son derece karmaşık hastalıklar olup, belirtileri hastadan hastaya farklılık gösterebilir. Luke'un durumunda olduğu gibi beklenmedik semptomlar ortaya çıkabilir. Bu hastalığın daha iyi anlaşılması ve tedaviye erişim sağlanması için daha fazla yatırım şart" dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tüp bebek iğnesi temininde sıkıntı</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/tup-bebek-ignesi-temininde-sikinti</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/tup-bebek-ignesi-temininde-sikinti</guid>
<description><![CDATA[ Tüp bebek tedavisinde kullanılan hormon iğnesinin tedariğinde sıkıntı yaşanıyor. Tüm Eczacı İşverenler Sendikası yetkilileri, ortada üretici firma kaynaklı ve dünya genelinde yaşanan bir sorun olduğunu belirtiyor.Haber: Öykü TüccarTüp bebek tedavisinde kullanılan yumurta çatlatma iğnelerinin tedariğinde sıkıntı mı yaşanıyor.Tüm Eczacı İşverenler Sendikası, ilacın temininde firma kaynaklı bir sorun yaşandığını açıkladı.&quot;İNSANLAR BÜYÜK BİR PANİKLE İLAÇ ARIYORLAR&quot; Tüm Eczacı İşverenler Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi Ecz. Serdar Koçak, &quot;O kadar büyük bir sıkışıklık yaşıyoruz ki geçtiğimiz hafta içerisinde belki 10-12 kişiden telefon aldım &#039;İlaç elinizde var mı?&#039; diye. Yani insanlar büyük bir panikle ilaç arıyorlar. Ben eczanemde farklı hastalarım olmasına rağmen ayda 1-2 iğneye zorlukla ulaşabiliyorum. Bizim öğrendiğimiz durum şu; bu ilacın tedariğinde dünya çapında bir sorun, üretimde bir sıkıntı olduğunu söylüyorlar.&quot; dedi.İlacın eczanelere sınırlı sayıda geldiğini ve çok sayıda hastanın mağdur olduğunu belirten Koçak, &quot;En son aşamada bu ilacı ararken bulamıyor ve geçmişteki tedavinin sıkıntıların boşa gittiğini düşünüyor ve çok büyük hayal kırıklığı yaşıyorlar.&quot; diye konuştu.&quot;DOKTORLARI İLE GÖRÜŞÜP, ERKENDEN TEDBİRLERİNİ ALSINLAR&quot;Tüp bebek tedavisine başlayacak veya tedavisi sürenleri sıkıntı giderilene kadar gerekli önlemleri almaları için de uyaran Serdar Koçak şöyle devam etti:&quot;Doktorlarıyla bu durumu görüşüp &#039;Hocam böyle bir durum olduğu duyumunu aldık nasıl ilerleyebiliriz, bunun bir alternatifi var mı?&#039; diye doktorlarından görüş alıp eğer o iğneyi kullanacaklarsa tedaviye başlamadan bir ay öncesinde ilacı tedarik edip evlerinde bulundurmaları onlar açısından çok daha sağlıklı olacaktır.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WySfCrWDwkG3hJA1tkZ-sQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tüp, bebek, iğnesi, temininde, sıkıntı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WySfCrWDwkG3hJA1tkZ-sQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Tüp bebek iğnesi temininde sıkıntı"><p>Tüp bebek tedavisinde kullanılan hormon iğnesinin tedariğinde sıkıntı yaşanıyor. Tüm Eczacı İşverenler Sendikası yetkilileri, ortada üretici firma kaynaklı ve dünya genelinde yaşanan bir sorun olduğunu belirtiyor.</p><p><span><strong>Haber: Öykü Tüccar</strong></span></p><p>Tüp bebek tedavisinde kullanılan yumurta çatlatma iğnelerinin tedariğinde sıkıntı mı yaşanıyor.</p><p>Tüm Eczacı İşverenler Sendikası, ilacın temininde firma kaynaklı bir sorun yaşandığını açıkladı.</p><p><strong>"İNSANLAR BÜYÜK BİR PANİKLE İLAÇ ARIYORLAR"</strong> </p><p>Tüm Eczacı İşverenler Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi Ecz. Serdar Koçak, "O kadar büyük bir sıkışıklık yaşıyoruz ki geçtiğimiz hafta içerisinde belki 10-12 kişiden telefon aldım 'İlaç elinizde var mı?' diye. Yani insanlar büyük bir panikle ilaç arıyorlar. Ben eczanemde farklı hastalarım olmasına rağmen ayda 1-2 iğneye zorlukla ulaşabiliyorum. Bizim öğrendiğimiz durum şu; bu ilacın tedariğinde dünya çapında bir sorun, üretimde bir sıkıntı olduğunu söylüyorlar." dedi.</p><p>İlacın eczanelere sınırlı sayıda geldiğini ve çok sayıda hastanın mağdur olduğunu belirten Koçak, "En son aşamada bu ilacı ararken bulamıyor ve geçmişteki tedavinin sıkıntıların boşa gittiğini düşünüyor ve çok büyük hayal kırıklığı yaşıyorlar." diye konuştu.</p><p><strong>"DOKTORLARI İLE GÖRÜŞÜP, ERKENDEN TEDBİRLERİNİ ALSINLAR"</strong></p><p>Tüp bebek tedavisine başlayacak veya tedavisi sürenleri sıkıntı giderilene kadar gerekli önlemleri almaları için de uyaran Serdar Koçak şöyle devam etti:</p><p>"Doktorlarıyla bu durumu görüşüp 'Hocam böyle bir durum olduğu duyumunu aldık nasıl ilerleyebiliriz, bunun bir alternatifi var mı?' diye doktorlarından görüş alıp eğer o iğneyi kullanacaklarsa tedaviye başlamadan bir ay öncesinde ilacı tedarik edip evlerinde bulundurmaları onlar açısından çok daha sağlıklı olacaktır."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kahve içerek vücudunuzu arındırın: Doğru zaman ve yöntemlerle detoks etkisi</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/kahve-icerek-vucudunuzu-arindirin-dogru-zaman-ve-yoentemlerle-detoks-etkisi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/kahve-icerek-vucudunuzu-arindirin-dogru-zaman-ve-yoentemlerle-detoks-etkisi</guid>
<description><![CDATA[ Kahve sadece sevilen bir içecek değil, aynı zamanda vücuda pek çok faydası olan bir içecek. Vücudunda detoks etkisi yaratmak isteyenler ve  toksinlerden arınmak isteyenler düzenli olarak kahve içmeyi tercih ediliyor. Peki; kahve nasıl, ne zaman içilir?Kahve genellikle severek tüketilen içecekler arasında yer alır, ancak zengin lezzeti ve enerji verici etkisinin ötesinde, doğru şekilde tüketildiğinde detoksifikasyona da yardımcı olur. Kahve ile detoksifikasyon, vücuttan toksinleri uzaklaştıran karaciğer fonksiyonunu desteklemesi açısından işe yarar.Klorojenik asitte bulunan antioksidanlar zararlı serbest radikalleri nötralize edebilir. Kahvenin uyguladığı bir diğer etki ise doğal bir idrar sökücü olmasıdır; bu nedenle böbreklerin çalışmasını destekleyebilir ve idrar vücuttan toksinleri atar. Önemli olan doğru malzemeleri, hazırlama yöntemini ve zamanlamayı seçmektir. Kahve, ölçülü olarak ve aşırı şeker veya katkı maddesi olmadan tüketildiğinde, vücudun atıkları daha verimli bir şekilde ortadan kaldırmasına yardımcı olarak detoks rutininin faydalı bir bileşeni olabilir.Detoks için organik, pestisitsiz kahve çekirdeklerini tercih edin. Geleneksel kahve genellikle detoks edici faydalarını ortadan kaldırabilecek kimyasallarla püskürtülür. Organik kahve, istenmeyen toksinler olmadan saf, yüksek kaliteli kafein tükettiğinizden emin olmanızı sağlar.Birçoğu kahvelerine büyük miktarda şeker, yapay tatlandırıcı veya aromalı şuruplar ekler. Bu da detoks edici özelliklerinden bazılarını ortadan kaldırabilir. Bunun yerine, sağlıksız kimyasallar eklemeden lezzet katmak için kahvenizi sade veya tarçın veya saf kakao gibi doğal katkılarla için.Genellikle kurşun geçirmez kahve olarak adlandırılan kahveye hindistan cevizi yağı ya da tereyağı gibi sağlıklı yağlar eklemek, metabolizmayı ve karaciğer fonksiyonunu iyileştirerek detoksifikasyona yardımcı olabilir. Bu yağlar insülin yükselmelerine neden olmadan sürekli enerji sağlar. Kahvenin detoks faydalarını en üst düzeye çıkarmak için, onu tam gıdalar, sebzeler ve yağsız proteinler açısından zengin bir anti-inflamatuar diyetle birleştirin. Karaciğeri zorlayabilecek ve detoksifikasyonu yavaşlatabilecek işlenmiş gıdalardan ve aşırı şekerden kaçının.Kahve doğal bir idrar sökücüdür yani yeterli su alımıyla dengelenmezse dehidratasyona neden olabilir. Böbrek fonksiyonunu ve uygun detoksifikasyonu desteklemek için kahvenizden önce ve sonra her zaman bir bardak su için. Zararlı maddeleri en aza indirirken kahvenin faydalı bileşenlerini koruyan demleme yöntemlerini tercih edin. French press, pour-over ve espresso yöntemleri antioksidanları korurken, hazır kahve veya aşırı işlenmiş çeşitleri istenmeyen kimyasallar içerebilir.Kahveyi doğru zamanda içmek detoks etkilerini artırır. Kahve tüketmek için en iyi zaman, kortizol seviyelerinin stabil olduğu sabahın ortası, 09:30 ile 11:30 arasıdır. Kafeinle ilgili stresi ve uyku bozukluğunu önlemek için sabahın erken saatlerinde veya gece geç saatlerde kahve içmekten kaçının. Egzersizden önce siyah kahve içmek metabolizmayı hızlandırabilir ve yağ oksidasyonunu iyileştirebilir, bu da detoksifikasyonu destekler. Fiziksel aktiviteden kaynaklanan artan kan dolaşımı toksinlerin daha etkili bir şekilde atılmasına yardımcı olur.Kahvenin birçok faydası olmasına rağmen, aşırı tüketimi böbrek üstü yorgunluğuna, sindirim sorunlarına ve artan stres seviyelerine yol açabilir. Olumsuz yan etkiler olmadan detoks faydalarından yararlanmak için alımınızı günde 1-2 fincanla sınırlayın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oOVEKSw_sUyfoEzKzfNH0A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kahve, içerek, vücudunuzu, arındırın:, Doğru, zaman, yöntemlerle, detoks, etkisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oOVEKSw_sUyfoEzKzfNH0A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kahve içerek vücudunuzu arındırın: Doğru zaman ve yöntemlerle detoks etkisi"><p>Kahve sadece sevilen bir içecek değil, aynı zamanda vücuda pek çok faydası olan bir içecek. Vücudunda detoks etkisi yaratmak isteyenler ve  toksinlerden arınmak isteyenler düzenli olarak kahve içmeyi tercih ediliyor. Peki; kahve nasıl, ne zaman içilir?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ud2bycSvVEK-y9zkIoEDzQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahve genellikle severek tüketilen içecekler arasında yer alır, ancak zengin lezzeti ve enerji verici etkisinin ötesinde, doğru şekilde tüketildiğinde detoksifikasyona da yardımcı olur. Kahve ile detoksifikasyon, vücuttan toksinleri uzaklaştıran karaciğer fonksiyonunu desteklemesi açısından işe yarar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZKniv4xrAUmg4o37A-W-8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Klorojenik asitte bulunan antioksidanlar zararlı serbest radikalleri nötralize edebilir. Kahvenin uyguladığı bir diğer etki ise doğal bir idrar sökücü olmasıdır; bu nedenle böbreklerin çalışmasını destekleyebilir ve idrar vücuttan toksinleri atar. Önemli olan doğru malzemeleri, hazırlama yöntemini ve zamanlamayı seçmektir. Kahve, ölçülü olarak ve aşırı şeker veya katkı maddesi olmadan tüketildiğinde, vücudun atıkları daha verimli bir şekilde ortadan kaldırmasına yardımcı olarak detoks rutininin faydalı bir bileşeni olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zcrpjaInU0ejknbYQJ1ZmQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Detoks için organik, pestisitsiz kahve çekirdeklerini tercih edin. Geleneksel kahve genellikle detoks edici faydalarını ortadan kaldırabilecek kimyasallarla püskürtülür. Organik kahve, istenmeyen toksinler olmadan saf, yüksek kaliteli kafein tükettiğinizden emin olmanızı sağlar.Birçoğu kahvelerine büyük miktarda şeker, yapay tatlandırıcı veya aromalı şuruplar ekler. Bu da detoks edici özelliklerinden bazılarını ortadan kaldırabilir. Bunun yerine, sağlıksız kimyasallar eklemeden lezzet katmak için kahvenizi sade veya tarçın veya saf kakao gibi doğal katkılarla için.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YCjIOa4YR0a3tuZKa-_nng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genellikle kurşun geçirmez kahve olarak adlandırılan kahveye hindistan cevizi yağı ya da tereyağı gibi sağlıklı yağlar eklemek, metabolizmayı ve karaciğer fonksiyonunu iyileştirerek detoksifikasyona yardımcı olabilir. Bu yağlar insülin yükselmelerine neden olmadan sürekli enerji sağlar. Kahvenin detoks faydalarını en üst düzeye çıkarmak için, onu tam gıdalar, sebzeler ve yağsız proteinler açısından zengin bir anti-inflamatuar diyetle birleştirin. Karaciğeri zorlayabilecek ve detoksifikasyonu yavaşlatabilecek işlenmiş gıdalardan ve aşırı şekerden kaçının.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o-DMbKbJ7E6WbgcOLYRPFQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahve doğal bir idrar sökücüdür yani yeterli su alımıyla dengelenmezse dehidratasyona neden olabilir. Böbrek fonksiyonunu ve uygun detoksifikasyonu desteklemek için kahvenizden önce ve sonra her zaman bir bardak su için. Zararlı maddeleri en aza indirirken kahvenin faydalı bileşenlerini koruyan demleme yöntemlerini tercih edin. French press, pour-over ve espresso yöntemleri antioksidanları korurken, hazır kahve veya aşırı işlenmiş çeşitleri istenmeyen kimyasallar içerebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J0huKx9mTEucdBnZGHdi0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahveyi doğru zamanda içmek detoks etkilerini artırır. Kahve tüketmek için en iyi zaman, kortizol seviyelerinin stabil olduğu sabahın ortası, 09:30 ile 11:30 arasıdır. Kafeinle ilgili stresi ve uyku bozukluğunu önlemek için sabahın erken saatlerinde veya gece geç saatlerde kahve içmekten kaçının. Egzersizden önce siyah kahve içmek metabolizmayı hızlandırabilir ve yağ oksidasyonunu iyileştirebilir, bu da detoksifikasyonu destekler. Fiziksel aktiviteden kaynaklanan artan kan dolaşımı toksinlerin daha etkili bir şekilde atılmasına yardımcı olur.Kahvenin birçok faydası olmasına rağmen, aşırı tüketimi böbrek üstü yorgunluğuna, sindirim sorunlarına ve artan stres seviyelerine yol açabilir. Olumsuz yan etkiler olmadan detoks faydalarından yararlanmak için alımınızı günde 1-2 fincanla sınırlayın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>5 dakika alışkanlığı hafızayı güçlendirebilir: Her gün kolayca yapmak mümkün</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/5-dakika-aliskanligi-hafizayi-guclendirebilir-her-gun-kolayca-yapmak-mumkun</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/5-dakika-aliskanligi-hafizayi-guclendirebilir-her-gun-kolayca-yapmak-mumkun</guid>
<description><![CDATA[ Beyin karmaşık ama aynı zamanda vücudun en önemli organlarından biridir. Bilişsel sağlığı kontrol altında tutmak için rahatlatıcı ve zorlayıcı görevlere katılmak gerekir. Keskin bir zihin üretkenlik, yaratıcılık ve genel sağlık için olmazsa olmazdır. Günde sadece beş dakika basit ama etkili aktivitelere katılmak hafızayı, odaklanmayı ve bilişsel işlevi önemli ölçüde iyileştirebilir. Bu beyin güçlendirici egzersizleri rutininize dahil edin ve zamanla fark edilir gelişmeler yaşayın.Her gün beş dakika farkındalık veya odaklanmış nefes alma uygulamak konsantrasyonu artırabilir, stresi azaltabilir ve sinirsel bağlantıları güçlendirebilir.Meditasyon ayrıca duygusal dengeyi teşvik ederek genel bilişsel performansı ve zihinsel berraklığı iyileştirir.Kitap veya kısa makaleler okumak beyin aktivitesini harekete geçirebilir, anlayışı geliştirebilir ve hatta kelime dağarcığını genişletebilir. Ayrıca zihni aktif tuttuğu için hafıza tutmayı ve bilişsel becerileri güçlendirir.Çapraz bulmacalar, Sudoku veya satranç problemleri içeren bulmaca çözmek, beyninizi zorlar ve problem çözme yeteneğini ve eleştirel düşünmeyi harekete geçirir. Bunlar zamanla bilişsel esnekliği ve hafızayı geliştirir.Zıplama, esneme veya hızlı yürüyüş gibi kısa süreli fiziksel aktivitelerde bulunmak bile beyne oksijen ve besin iletimini artırarak zihinsel berraklığı ve odaklanmayı iyileştirir. Bu artan dolaşım, ruh halini ve bilişsel işlevi artıran dopamin ve serotonin gibi nörotransmitterlerin salınımını uyarır. Düzenli kısa egzersizler ayrıca beyin sisini azaltmaya, uyanıklığı artırmaya ve gün boyunca genel bilişsel performansı iyileştirmeye yardımcı olabilir.Birkaç dakika bile olsa bir müzik aleti çalmak beyin esnekliğini, el-göz koordinasyonunu ve hafızayı geliştirir. Müzik öğrenmek, beynin birden fazla bölgesini harekete geçirerek genel zihinsel çevikliği artırır.YAZINDüşünceleri, fikirleri veya kısa bir günlük girişi yazmak bilişsel işlemeyi, hafıza tutmayı ve duygusal zekayı geliştirir. Bu uygulama ayrıca iletişimle ilişkili sinir yollarını güçlendirir.Minnettar olduğunuz şeyleri listelemek için bir an ayırmak pozitif düşünmeyi geliştirir, stresi azaltır ve duygusal refahla bağlantılı sinir yollarını güçlendirir. Minnettarlık egzersizleri odaklanmayı ve bilişsel esnekliği geliştirir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jo-KX6L-fkW3T25LgfRygw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>dakika, alışkanlığı, hafızayı, güçlendirebilir:, Her, gün, kolayca, yapmak, mümkün</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jo-KX6L-fkW3T25LgfRygw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="5 dakika alışkanlığı hafızayı güçlendirebilir: Her gün kolayca yapmak mümkün"><p>Beyin karmaşık ama aynı zamanda vücudun en önemli organlarından biridir. Bilişsel sağlığı kontrol altında tutmak için rahatlatıcı ve zorlayıcı görevlere katılmak gerekir. Keskin bir zihin üretkenlik, yaratıcılık ve genel sağlık için olmazsa olmazdır. Günde sadece beş dakika basit ama etkili aktivitelere katılmak hafızayı, odaklanmayı ve bilişsel işlevi önemli ölçüde iyileştirebilir. Bu beyin güçlendirici egzersizleri rutininize dahil edin ve zamanla fark edilir gelişmeler yaşayın.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_PCGJefZT0y7EQeTn1NDDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her gün beş dakika farkındalık veya odaklanmış nefes alma uygulamak konsantrasyonu artırabilir, stresi azaltabilir ve sinirsel bağlantıları güçlendirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ml6JKrWSeEi-Fro7duqOUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meditasyon ayrıca duygusal dengeyi teşvik ederek genel bilişsel performansı ve zihinsel berraklığı iyileştirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TbCIgfs6106U6NQULFD1tQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kitap veya kısa makaleler okumak beyin aktivitesini harekete geçirebilir, anlayışı geliştirebilir ve hatta kelime dağarcığını genişletebilir. Ayrıca zihni aktif tuttuğu için hafıza tutmayı ve bilişsel becerileri güçlendirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IUxiDXHEEUqoofUK9V9eow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çapraz bulmacalar, Sudoku veya satranç problemleri içeren bulmaca çözmek, beyninizi zorlar ve problem çözme yeteneğini ve eleştirel düşünmeyi harekete geçirir. Bunlar zamanla bilişsel esnekliği ve hafızayı geliştirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cpN9nQFnEk2GKjwcVB4gAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zıplama, esneme veya hızlı yürüyüş gibi kısa süreli fiziksel aktivitelerde bulunmak bile beyne oksijen ve besin iletimini artırarak zihinsel berraklığı ve odaklanmayı iyileştirir. Bu artan dolaşım, ruh halini ve bilişsel işlevi artıran dopamin ve serotonin gibi nörotransmitterlerin salınımını uyarır. Düzenli kısa egzersizler ayrıca beyin sisini azaltmaya, uyanıklığı artırmaya ve gün boyunca genel bilişsel performansı iyileştirmeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CRIR_toz7kmcJ-g_lUn3gQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birkaç dakika bile olsa bir müzik aleti çalmak beyin esnekliğini, el-göz koordinasyonunu ve hafızayı geliştirir. Müzik öğrenmek, beynin birden fazla bölgesini harekete geçirerek genel zihinsel çevikliği artırır.YAZINDüşünceleri, fikirleri veya kısa bir günlük girişi yazmak bilişsel işlemeyi, hafıza tutmayı ve duygusal zekayı geliştirir. Bu uygulama ayrıca iletişimle ilişkili sinir yollarını güçlendirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rQRp6eN9_0WjmWRZ3tSEPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Minnettar olduğunuz şeyleri listelemek için bir an ayırmak pozitif düşünmeyi geliştirir, stresi azaltır ve duygusal refahla bağlantılı sinir yollarını güçlendirir. Minnettarlık egzersizleri odaklanmayı ve bilişsel esnekliği geliştirir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>1 ayda her gün 30 yumurta yedi: Vücudundaki değişim şaşırttı</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/1-ayda-her-gun-30-yumurta-yedi-vucudundaki-degisim-sasirtti</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/1-ayda-her-gun-30-yumurta-yedi-vucudundaki-degisim-sasirtti</guid>
<description><![CDATA[ Japonya&#039;nın Tokyo kentinde yaşayan fitness tutkunu Joseph Everett, sıra dışı bir beslenme deneyiyle gündeme geldi. Everett, bir vücut geliştiricinin iddiasını test etmek için bir ay boyunca her gün 30 yumurta yiyerek toplamda 1.000 yumurta tüketti. Amacı, bu diyetin kas gelişimi üzerindeki etkilerini görmekti.Deney sürecinde sadece yumurta tüketmekle kalmayan Everett, ağırlık antrenmanlarına da ağırlık verdi. Omletler, smoothieler ve çiğ yumurtalı pirinç yemeklerinden oluşan beslenme düzenine ek olarak, düzenli olarak spor yaptı ve bu süreci YouTube kanalında paylaştı. Deneyi büyük ilgi gördü ve videosu 782 bin kez izlendi.Deneye başlamadan önce vücut ağırlığını ve fitness performansını ölçen Everett, bir ayın sonunda 78 kg&#039;dan 84 kg&#039;a çıkarak 6 kg kas kütlesi kazandı. Ayrıca, ağırlık kaldırma kapasitesini 20 kg artırdı.Kan testleri ise şaşırtıcı sonuçlar ortaya koydu. Beklenenin aksine, yüksek yumurta tüketimine rağmen &quot;kötü&quot; kolesterol seviyelerinde belirgin bir artış görülmedi. Aksine, &quot;iyi&quot; kolesterol seviyelerinde yükselme ve trigliserit adı verilen zararlı yağ oranında düşüş tespit edildi. Bu bulgular, yumurtanın sanılanın aksine sağlığa olumsuz bir etkisi olmayabileceğini gösterdi.Everett, deney sırasında kendisini daha enerjik ve odaklanmış hissettiğini belirtti. Aynı zamanda libidosunda da artış gözlemledi. Ancak, kan testleri sonucunda testosteron seviyesinde herhangi bir değişiklik olmadığı ortaya çıktı. Bu durum, psikolojik etkilerin de önemli bir rol oynayabileceğini düşündürdü.Deneyin ilerleyen günlerinde Everett, çiğ yumurta tüketiminden kaynaklanan sindirim sorunları yaşadı. 20. günde mide krampları ve kabızlık gibi problemlerle karşılaştı. Araştırmalarına göre, çiğ yumurtada bulunan tripsin inhibitörleri, sindirim sisteminde rahatsızlığa neden olabiliyordu. Sorunlarını aşmak için yumurtalarını pişirerek tüketmeye başladı ve bu sayede sindirim sistemi rahatladı.Sağlık uzmanları, dengeli bir beslenme programı kapsamında yumurtanın sağlıklı bir protein kaynağı olduğunu belirtiyor. Ancak, NHS’ye (İngiltere Ulusal Sağlık Servisi) göre, yetişkin erkeklerin günlük doymuş yağ tüketimini 30 gramın altında tutması öneriliyor.Son araştırmalar, günlük bir yumurta tüketiminin kalp hastalığı riskini artırmadığını gösterse de, pişirme yöntemlerinin sağlığa etkileri büyük önem taşıyor. Örneğin, haşlanmış yumurtalar daha az yağ içerirken, tereyağında kızartılan yumurtalar doymuş yağ oranını artırabiliyor.Joseph Everett, yumurta diyeti deneyinin sonuçlarından genel olarak memnun olduğunu belirterek, gelecekte kas kütlesi kazanması gerektiğinde bu yöntemi tekrar deneyebileceğini söyledi.Ancak uzmanlar, aşırı beslenme alışkanlıklarının bireysel sağlık durumuna bağlı olarak farklı etkiler yaratabileceğini ve herkesin böyle bir diyeti uygulamadan önce mutlaka bir uzmana danışması gerektiğini vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R7BN9OnyMEWGJZdpAVzD8A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ayda, her, gün, yumurta, yedi:, Vücudundaki, değişim, şaşırttı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R7BN9OnyMEWGJZdpAVzD8A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="1 ayda her gün 30 yumurta yedi: Vücudundaki değişim şaşırttı"><p>Japonya'nın Tokyo kentinde yaşayan fitness tutkunu Joseph Everett, sıra dışı bir beslenme deneyiyle gündeme geldi. Everett, bir vücut geliştiricinin iddiasını test etmek için bir ay boyunca her gün 30 yumurta yiyerek toplamda 1.000 yumurta tüketti. Amacı, bu diyetin kas gelişimi üzerindeki etkilerini görmekti.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0ZkZd7hLZ0Kl85fCwuHpQg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deney sürecinde sadece yumurta tüketmekle kalmayan Everett, ağırlık antrenmanlarına da ağırlık verdi. Omletler, smoothieler ve çiğ yumurtalı pirinç yemeklerinden oluşan beslenme düzenine ek olarak, düzenli olarak spor yaptı ve bu süreci YouTube kanalında paylaştı. Deneyi büyük ilgi gördü ve videosu 782 bin kez izlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z7x-6f8ezU2Ghr3lz6ObSQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deneye başlamadan önce vücut ağırlığını ve fitness performansını ölçen Everett, bir ayın sonunda 78 kg'dan 84 kg'a çıkarak 6 kg kas kütlesi kazandı. Ayrıca, ağırlık kaldırma kapasitesini 20 kg artırdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_LAP1Id3wkOOnv-S7Ny0SQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kan testleri ise şaşırtıcı sonuçlar ortaya koydu. Beklenenin aksine, yüksek yumurta tüketimine rağmen "kötü" kolesterol seviyelerinde belirgin bir artış görülmedi. Aksine, "iyi" kolesterol seviyelerinde yükselme ve trigliserit adı verilen zararlı yağ oranında düşüş tespit edildi. Bu bulgular, yumurtanın sanılanın aksine sağlığa olumsuz bir etkisi olmayabileceğini gösterdi.Everett, deney sırasında kendisini daha enerjik ve odaklanmış hissettiğini belirtti. Aynı zamanda libidosunda da artış gözlemledi. Ancak, kan testleri sonucunda testosteron seviyesinde herhangi bir değişiklik olmadığı ortaya çıktı. Bu durum, psikolojik etkilerin de önemli bir rol oynayabileceğini düşündürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FfaIi7D8xEi8wDekBQKRzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deneyin ilerleyen günlerinde Everett, çiğ yumurta tüketiminden kaynaklanan sindirim sorunları yaşadı. 20. günde mide krampları ve kabızlık gibi problemlerle karşılaştı. Araştırmalarına göre, çiğ yumurtada bulunan tripsin inhibitörleri, sindirim sisteminde rahatsızlığa neden olabiliyordu. Sorunlarını aşmak için yumurtalarını pişirerek tüketmeye başladı ve bu sayede sindirim sistemi rahatladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GnkBpXsCFUuUXpxp3VbQwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlık uzmanları, dengeli bir beslenme programı kapsamında yumurtanın sağlıklı bir protein kaynağı olduğunu belirtiyor. Ancak, NHS’ye (İngiltere Ulusal Sağlık Servisi) göre, yetişkin erkeklerin günlük doymuş yağ tüketimini 30 gramın altında tutması öneriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dYyfD8DlZkyvy-2hYdUnfQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son araştırmalar, günlük bir yumurta tüketiminin kalp hastalığı riskini artırmadığını gösterse de, pişirme yöntemlerinin sağlığa etkileri büyük önem taşıyor. Örneğin, haşlanmış yumurtalar daha az yağ içerirken, tereyağında kızartılan yumurtalar doymuş yağ oranını artırabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6pVTzH0GLket57hLchWtkg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Joseph Everett, yumurta diyeti deneyinin sonuçlarından genel olarak memnun olduğunu belirterek, gelecekte kas kütlesi kazanması gerektiğinde bu yöntemi tekrar deneyebileceğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZcwN09j_5E2Nyce_H49PWA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak uzmanlar, aşırı beslenme alışkanlıklarının bireysel sağlık durumuna bağlı olarak farklı etkiler yaratabileceğini ve herkesin böyle bir diyeti uygulamadan önce mutlaka bir uzmana danışması gerektiğini vurguluyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hayat karartan kaçak sünnet: Küçük çocuğun cinsel organı kangren olup kesildi, istenen cezalar belli oldu</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/hayat-karartan-kacak-sunnet-kucuk-cocugun-cinsel-organi-kangren-olup-kesildi-istenen-cezalar-belli-oldu</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/hayat-karartan-kacak-sunnet-kucuk-cocugun-cinsel-organi-kangren-olup-kesildi-istenen-cezalar-belli-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Kayseri’de 7 yaşındaki çocuğun sağlık kabininde, yasak olmasına rağmen sünnet edilip, kangren olan cinsel organının kesilmesi olayında iddianame tamamlandı. Sağlık memuru H.Ç. ile olayın diğer iki şüphelisi, savcılık ifadelerinde birbirlerini suçladı. Savcı, üç şüpheli için 7 yıldan 21 yıla kadar hapis cezası istedi.Kayseri’de yaşanan dehşet verici kaçak sünnet olayında iddianame tamamlandı.  Feci olay geçen yıl yaşandı.  Y.B., sünnet ettirmek istediği ilkokul 2. sınıfa geçen 7 yaşındaki oğlu F.E.B.’yi, 18 Temmuz günü bir sağlık kabinine götürdü.  Sağlık memuru H.Ç., sünnet için 3 bin 500 lira talep etti.  Ücrette anlaşılmasının ardından Sağlık Bakanlığı’nın yasaklamasına rağmen sünnet sağlık kabininde yapıldı.İddiaya göre sağlık memuru, sünnetten sonra 24 saat izlenmesi gereken çocuğu eve gönderdi.  Küçük çocuğun kaçak sünnet nedeniyle kangren olan cinsel organı kesildi.  “BABANA BİR ŞEY DERSEN KÖKÜNDEN KESERİM”  Olayın ardından konuşan Y.B., “Sarılan bandajın 24 saat sonra çıkarılması gerekiyormuş. Bilmediğimiz için sökmedik. O nedenle şişme ve morarma oluştu.” dedi.  Olaydan üç gün sonra sağlık memuruna ulaşabildiklerini söyleyen Y.B., doktorun “Çocuğu suya oturtup bandajı çıkarın. Bir şey olmaz. Şişmeler normal.” dediğini ifade etti.  Bandaj aşırı sıkıldığı için bir parçasını çıkaramadıklarını da sözlerine ekleyen baba, şunları anlattı:  “Ben işteyken eve gelen ablam, morarmayı fark edince sağlık kabinine götürmüş. Sağlık memuru H.Ç., bandajı oğlumdan bağırta bağırta sökmüş.  Sabah tekrar sağlık kabinine götürdüm. Yine bir şeyi olmadığını naz yaptığını öne sürüp ‘Eve bırak işe git’ dedi. Oğlumu ise ‘Babana bir şey demeyeceksin yoksa kökten keserim’ diye korkutmuş.  Ben de ‘Çocuk doktoruna gideceğim, seni de şikâyet edeceğim’ dedim.”DAHA ÖNCE İKİ SORUŞTURMA GEÇİRMİŞ  Sağlık memuru H.Ç. hakkında, daha öncede yaptığı sünnetlerden dolayı iki kez şikâyette bulunulduğu ve idari soruşturma başlatıldığı öğrenildi.  Sağlık Bakanlığı, 2015’te yayınladığı genelge ile sağlık kabinlerinde sünnet yapılmasını yasaklamıştı.  Kangren bırakan sünnet olayına ilişkin sağlık memuru H.Ç. ile birlikte olayla ilgisi olan iki kişi daha gözaltına alındı.HERKES BİRBİRİNİ SUÇLADI  Olaya ilişkin hazırlanan iddianame ise tamamlandı. Sabah gazetesinin haberine göre; iddianamede sanıkların birbirini suçladıkları görüldü.Sünneti gerçekleştiren H.Ç. savcılıktaki ifadesinde, “Ben Sağlık Yönetmeliği değiştikten yaklaşık 6 yıl öncesine kadar Develi&#039;de binlerce sünnet yaptım. 17.07.2024 günü Develi Sağlık Kabinini gayri resmi sahibi S.T. ve ruhsat sahibi S.D. beni telefon ile arayarak ‘H. abi sen bu işin pirisin bir gariban aile var sen S.’nin yanında dur, bu işi öğret bir bak nasıl yaptığına’ şeklinde ricacı oldular.” diye konuştu.Mağdur aile üyeleri ifadelerinde sünneti H.Ç.’nin yaptığını, S.D.’nin ise çocuğu sünnet sırasında sadece tuttuğunu belirtirken, H.Ç. ise bunları reddedip, sünneti S.D.’nin yaptığını öne sürdü.  Kendisinin sağlık kabinine gözlemci olarak gittiğini öne süren H.Ç., şöyle devam etti:  “Ben aynı gün mesai bitimi sağlık kabinine gittim. S.D. çocuğu cerrahi aletleri ve ortamı hazırlamıştı. Kendisi sünnete başladı ben karşısına geçip ve nelere dikkat etmesi gerektiğini söyledim. Sünneti S.D. başarılı bir şekilde yaptı. Sorunsuz bir şekilde dikişini atarak sargısını yaptı.”S.T.&#039;DEN SUÇLAMALARA RET  Olayın şüphelilerinden S.T. ise sağlık kabini ile hiçbir bağının olmadığını belirterek, “Ben aşağıdaki eczanede kalfalık yaparım. Sağlık kabini S.D.’ye ait.” dedi.  Sağlık memurunun suçladığı S.D ise ifadesinde, şunları anlattı:  “H.Ç. bana kendisinin uzun zamandır evlerde sünnet yaptığını, evlerin steril olmadığı için benim sağlık kabininde sünnet yapmak istediğini söyledi.  Ben de kabul ettim. 18.07.2024 günü Y.B. oğlu F.E.B.’yi sünnet ettirmek için sağlık kabinine getirdi. Daha önce H.Ç. ile konuşup sünnet için anlaşmışlar.  H.Ç. kendisinin getirmiş olduğu malzemeler ile çocuğu sünnet etti. Sünnet sırasında ben yanlarında değildim.  İşlem bittikten sonra H.Ç. sargı yaptı ve bu sargının 2 gün sonra çıkarılmasını ve pansuman ile devam edilmesi gerektiğini söyledi.”İSTENEN CEZALAR  Develi Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan iddianamede kaçak sünneti yapan sağlık memuru H.Ç., sağlık kabininin gayri resmi sahibi olduğu iddia edilen S.T., resmi sahibi görünen S.D. hakkında taksirle yaralama, mağdurun duyuları ya da organlarından birinin işlevini yitirmesi suçlarından her birinin ayrı ayrı 7 yıl 6 aydan 21’er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0J2QAGvT3UKpL8vq6o45Qw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hayat, karartan, kaçak, sünnet:, Küçük, çocuğun, cinsel, organı, kangren, olup, kesildi, istenen, cezalar, belli, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0J2QAGvT3UKpL8vq6o45Qw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Hayat karartan kaçak sünnet: Küçük çocuğun cinsel organı kangren olup kesildi, istenen cezalar belli oldu"><p>Kayseri’de 7 yaşındaki çocuğun sağlık kabininde, yasak olmasına rağmen sünnet edilip, kangren olan cinsel organının kesilmesi olayında iddianame tamamlandı. Sağlık memuru H.Ç. ile olayın diğer iki şüphelisi, savcılık ifadelerinde birbirlerini suçladı. Savcı, üç şüpheli için 7 yıldan 21 yıla kadar hapis cezası istedi.</p>Kayseri’de yaşanan dehşet verici kaçak sünnet olayında iddianame tamamlandı.  Feci olay geçen yıl yaşandı.  Y.B., sünnet ettirmek istediği ilkokul 2. sınıfa geçen 7 yaşındaki oğlu F.E.B.’yi, 18 Temmuz günü bir sağlık kabinine götürdü.  Sağlık memuru H.Ç., sünnet için 3 bin 500 lira talep etti.  Ücrette anlaşılmasının ardından Sağlık Bakanlığı’nın yasaklamasına rağmen sünnet sağlık kabininde yapıldı.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vl3j47I1w0Sareoncj-kgw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Kaçak sünnet işleminin gerçekleştirildiği sağlık kabini">İddiaya göre sağlık memuru, sünnetten sonra 24 saat izlenmesi gereken çocuğu eve gönderdi.  Küçük çocuğun kaçak sünnet nedeniyle kangren olan cinsel organı kesildi.  <strong>“BABANA BİR ŞEY DERSEN KÖKÜNDEN KESERİM”</strong>  Olayın ardından konuşan Y.B., “Sarılan bandajın 24 saat sonra çıkarılması gerekiyormuş. Bilmediğimiz için sökmedik. O nedenle şişme ve morarma oluştu.” dedi.  Olaydan üç gün sonra sağlık memuruna ulaşabildiklerini söyleyen Y.B., doktorun “Çocuğu suya oturtup bandajı çıkarın. Bir şey olmaz. Şişmeler normal.” dediğini ifade etti.  Bandaj aşırı sıkıldığı için bir parçasını çıkaramadıklarını da sözlerine ekleyen baba, şunları anlattı:  “Ben işteyken eve gelen ablam, morarmayı fark edince sağlık kabinine götürmüş. Sağlık memuru H.Ç., bandajı oğlumdan bağırta bağırta sökmüş.  Sabah tekrar sağlık kabinine götürdüm. Yine bir şeyi olmadığını naz yaptığını öne sürüp ‘Eve bırak işe git’ dedi. Oğlumu ise ‘Babana bir şey demeyeceksin yoksa kökten keserim’ diye korkutmuş.  Ben de ‘Çocuk doktoruna gideceğim, seni de şikâyet edeceğim’ dedim.”<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HqMs2U7GUker_l8bkiSVug.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Mağdur çocuk F.E.B."><strong>DAHA ÖNCE İKİ SORUŞTURMA GEÇİRMİŞ</strong>  Sağlık memuru H.Ç. hakkında, daha öncede yaptığı sünnetlerden dolayı iki kez şikâyette bulunulduğu ve idari soruşturma başlatıldığı öğrenildi.  Sağlık Bakanlığı, 2015’te yayınladığı genelge ile sağlık kabinlerinde sünnet yapılmasını yasaklamıştı.  Kangren bırakan sünnet olayına ilişkin sağlık memuru H.Ç. ile birlikte olayla ilgisi olan iki kişi daha gözaltına alındı.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EQ4xLCs8wUieCX142ULOKg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Sağlık memuru H.Ç."><p><strong>HERKES BİRBİRİNİ SUÇLADI</strong>  Olaya ilişkin hazırlanan iddianame ise tamamlandı. Sabah gazetesinin haberine göre; iddianamede sanıkların birbirini suçladıkları görüldü.</p><p>Sünneti gerçekleştiren H.Ç. savcılıktaki ifadesinde, “Ben Sağlık Yönetmeliği değiştikten yaklaşık 6 yıl öncesine kadar Develi'de binlerce sünnet yaptım. 17.07.2024 günü Develi Sağlık Kabinini gayri resmi sahibi S.T. ve ruhsat sahibi S.D. beni telefon ile arayarak ‘H. abi sen bu işin pirisin bir gariban aile var sen S.’nin yanında dur, bu işi öğret bir bak nasıl yaptığına’ şeklinde ricacı oldular.” diye konuştu.</p><p>Mağdur aile üyeleri ifadelerinde sünneti H.Ç.’nin yaptığını, S.D.’nin ise çocuğu sünnet sırasında sadece tuttuğunu belirtirken, H.Ç. ise bunları reddedip, sünneti S.D.’nin yaptığını öne sürdü.  Kendisinin sağlık kabinine gözlemci olarak gittiğini öne süren H.Ç., şöyle devam etti:  “Ben aynı gün mesai bitimi sağlık kabinine gittim. S.D. çocuğu cerrahi aletleri ve ortamı hazırlamıştı. Kendisi sünnete başladı ben karşısına geçip ve nelere dikkat etmesi gerektiğini söyledim. Sünneti S.D. başarılı bir şekilde yaptı. Sorunsuz bir şekilde dikişini atarak sargısını yaptı.”</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t8rFeb4IeUGISrpgmbJ-2g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Sağlık memuru H.Ç."><strong>S.T.'DEN SUÇLAMALARA RET</strong>  Olayın şüphelilerinden S.T. ise sağlık kabini ile hiçbir bağının olmadığını belirterek, “Ben aşağıdaki eczanede kalfalık yaparım. Sağlık kabini S.D.’ye ait.” dedi.  Sağlık memurunun suçladığı S.D ise ifadesinde, şunları anlattı:  “H.Ç. bana kendisinin uzun zamandır evlerde sünnet yaptığını, evlerin steril olmadığı için benim sağlık kabininde sünnet yapmak istediğini söyledi.  Ben de kabul ettim. 18.07.2024 günü Y.B. oğlu F.E.B.’yi sünnet ettirmek için sağlık kabinine getirdi. Daha önce H.Ç. ile konuşup sünnet için anlaşmışlar.  H.Ç. kendisinin getirmiş olduğu malzemeler ile çocuğu sünnet etti. Sünnet sırasında ben yanlarında değildim.  İşlem bittikten sonra H.Ç. sargı yaptı ve bu sargının 2 gün sonra çıkarılmasını ve pansuman ile devam edilmesi gerektiğini söyledi.”<strong>İSTENEN CEZALAR</strong>  Develi Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan iddianamede kaçak sünneti yapan sağlık memuru H.Ç., sağlık kabininin gayri resmi sahibi olduğu iddia edilen S.T., resmi sahibi görünen S.D. hakkında taksirle yaralama, mağdurun duyuları ya da organlarından birinin işlevini yitirmesi suçlarından her birinin ayrı ayrı 7 yıl 6 aydan 21’er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzmanlar açıkladı: 1 günde 1 kase yoğurt yemenin etkisi</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/uzmanlar-acikladi-1-gunde-1-kase-yogurt-yemenin-etkisi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/uzmanlar-acikladi-1-gunde-1-kase-yogurt-yemenin-etkisi</guid>
<description><![CDATA[ Besin değeri yüksek ve son derece faydalı olan gıdalardan biri olan yoğurt özellikle bağırsak sağlığını desteklemesiyle bilinir. Yoğurt potasyum, fosfor, riboflavin, iyot, çinko, A, E ve B vitaminleri içermektedir. Bu da yoğurdu gastrointestinel bozukluklara, hipertansiyona yol açan kötü kolesterol ve kalp-damar hastalıklarına karşı güçlü bir koruyucu haline getirir Peki, 1 günde 1 kase yoğurt yiyince ne olur?En güçlü doğal probiyotik kaynaklarından biri olan yoğurt, sindirim sistemini düzenleyici etkisiyle bilinir. Çok yönlü ve besin değeri yüksek olan bu gıda özellikle kış aylarında tüketildiğinde bağışıklık sistemini de güçlendirir.Cilt ve kilo yönetimi için temel beinler sağlayan yoğurt, vücut direncini artırır ve hastalıklara karşı bir güç kalkanı oluşturur.İngiltere&#039;deki 186.000 kadın ve erkeğin beslenmelerini ve sağlık durumlarını inceleyen Çin&#039;in Central South Üniversitesi&#039;nden araştırmacılar, günde 50 grama kadar yoğurt yiyenlerin erken ölme ihtimalinin yüzde 18 daha az olduğunu tespit etti.Bilim insanları, yoğurdun doğal bakterilerinin bağırsak üzerinde yararlı etkileri olabileceğini ve bunun da koruyucu etkiyi açıklayabileceğini öne sürdü.Araştırmacılar, &quot;Bu yeni bulgular, sağlıklı beslenmenin bir unsuru olarak yoğurt tüketimi için kanıt sağlayarak klinik ve halk sağlığı açısından önem taşımaktadır” dediler.İşte her gün 1 kase yoğurt yemenin etkisi1- GÜÇLÜ BAĞIŞIKLIKYoğurt, iyi bakterilerin büyümesini teşvik ederek bağırsağı koruyan probiyotikler açısından zengindir. Sağlıklı bir bağırsak, bağışıklığı artırmada önemli bir rol oynar ve böylece soğuk algınlığı ve grip gibi kış hastalıklarına karşı daha dirençli hale gelirsiniz.Kış diyetleri genellikle hazımsızlığa neden olabilecek ağır ve zengin yiyeceklerdir. Yoğurt, yiyeceklerin düzgün sindirim için parçalanmasına yardımcı olur. Probiyotik içeriği şişkinliği önlemeye yardımcı olur ve daha soğuk aylarda sindirim sisteminizi dengede tutar.Yoğurt, kalsiyum, protein ve temel vitaminler B12 ve riboflavin açısından harika bir kaynaktır. Bu tür beslenme, kış günlerinde fiziksel aktivite çoğu zaman azaldığı için önemli olmaya devam eden kemik yoğunluğuyla birlikte kas kütlesini korumaya yardımcı olabilir.Soğuk hava cildinizi kuru ve pul pul hale getirebilir. Yoğurt tüketmek, cildin içeriden sağlıklı olmasını sağlayan nemlendirme ve temel besinleri sağlar. Ek olarak, yoğurtun laktik asit içeriği cildi canlandırmaya ve kışın donukluğuyla mücadele etmeye yardımcı olur. 5- KİLO VERMEYE YARDIMCIKışın biraz ekstra form kazanma şansını kaçırmamak istiyorsanız, yoğurt çok iyi bir arkadaş olabilir. Yoğurt daha az kalori içeren ve aralıklarla gelen açlık dürtülerini kontrol etmeye yardımcı olan bir şeydir. İçindeki protein uzun süre dayanır, bu nedenle abur cubur yemenize olanak sağlamaz.Kış depresyonu gerçektir ve kısa günlerin stresi sizi yıpratabilir. Lor peynirindeki probiyotiklerin stresi azaltmaya ve ruh halinizi iyileştirmeye yardımcı olduğu bilinmektedir, bu da onu kış yemeklerinize rahatlatıcı bir katkı haline getirir. Sıcak tarifler için özelleştirilebilir.GÜNDE NE KADAR YOĞURT TÜKETİLMELİ?Eğer diğer süt ürünleri tüketilmiyorsa ve kişinin kalori ihtiyacına göre uygunsa porsiyon arttırılabilir. Gün içerisinde süt ve peynir tüketiliyorsa günlük en az 1 kase yoğurt tüketimi yeterlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q0sGp-C4OUK9_oUh9q6MlQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanlar, açıkladı:, günde, kase, yoğurt, yemenin, etkisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q0sGp-C4OUK9_oUh9q6MlQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzmanlar açıkladı: 1 günde 1 kase yoğurt yemenin etkisi"><p>Besin değeri yüksek ve son derece faydalı olan gıdalardan biri olan yoğurt özellikle bağırsak sağlığını desteklemesiyle bilinir. Yoğurt potasyum, fosfor, riboflavin, iyot, çinko, A, E ve B vitaminleri içermektedir. Bu da yoğurdu gastrointestinel bozukluklara, hipertansiyona yol açan kötü kolesterol ve kalp-damar hastalıklarına karşı güçlü bir koruyucu haline getirir Peki, 1 günde 1 kase yoğurt yiyince ne olur?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/85bUM6hL7UGAQpKY-DlP9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>En güçlü doğal probiyotik kaynaklarından biri olan yoğurt, sindirim sistemini düzenleyici etkisiyle bilinir. Çok yönlü ve besin değeri yüksek olan bu gıda özellikle kış aylarında tüketildiğinde bağışıklık sistemini de güçlendirir.Cilt ve kilo yönetimi için temel beinler sağlayan yoğurt, vücut direncini artırır ve hastalıklara karşı bir güç kalkanı oluşturur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gblQndUQ10yOLkjC1krWRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere'deki 186.000 kadın ve erkeğin beslenmelerini ve sağlık durumlarını inceleyen Çin'in Central South Üniversitesi'nden araştırmacılar, günde 50 grama kadar yoğurt yiyenlerin erken ölme ihtimalinin yüzde 18 daha az olduğunu tespit etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EtZwV310vU-nQi8SU-hu6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilim insanları, yoğurdun doğal bakterilerinin bağırsak üzerinde yararlı etkileri olabileceğini ve bunun da koruyucu etkiyi açıklayabileceğini öne sürdü.Araştırmacılar, "Bu yeni bulgular, sağlıklı beslenmenin bir unsuru olarak yoğurt tüketimi için kanıt sağlayarak klinik ve halk sağlığı açısından önem taşımaktadır” dediler.İşte her gün 1 kase yoğurt yemenin etkisi1- GÜÇLÜ BAĞIŞIKLIKYoğurt, iyi bakterilerin büyümesini teşvik ederek bağırsağı koruyan probiyotikler açısından zengindir. Sağlıklı bir bağırsak, bağışıklığı artırmada önemli bir rol oynar ve böylece soğuk algınlığı ve grip gibi kış hastalıklarına karşı daha dirençli hale gelirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pdrk-RGxYkWV_XuCjMtOlA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış diyetleri genellikle hazımsızlığa neden olabilecek ağır ve zengin yiyeceklerdir. Yoğurt, yiyeceklerin düzgün sindirim için parçalanmasına yardımcı olur. Probiyotik içeriği şişkinliği önlemeye yardımcı olur ve daha soğuk aylarda sindirim sisteminizi dengede tutar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aHAeqkySM0Kx-ufr49Z_Lw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yoğurt, kalsiyum, protein ve temel vitaminler B12 ve riboflavin açısından harika bir kaynaktır. Bu tür beslenme, kış günlerinde fiziksel aktivite çoğu zaman azaldığı için önemli olmaya devam eden kemik yoğunluğuyla birlikte kas kütlesini korumaya yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X5ZrkXMoO0a02rZLltGxsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soğuk hava cildinizi kuru ve pul pul hale getirebilir. Yoğurt tüketmek, cildin içeriden sağlıklı olmasını sağlayan nemlendirme ve temel besinleri sağlar. Ek olarak, yoğurtun laktik asit içeriği cildi canlandırmaya ve kışın donukluğuyla mücadele etmeye yardımcı olur. 5- KİLO VERMEYE YARDIMCIKışın biraz ekstra form kazanma şansını kaçırmamak istiyorsanız, yoğurt çok iyi bir arkadaş olabilir. Yoğurt daha az kalori içeren ve aralıklarla gelen açlık dürtülerini kontrol etmeye yardımcı olan bir şeydir. İçindeki protein uzun süre dayanır, bu nedenle abur cubur yemenize olanak sağlamaz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qrAuJptF9EmSuInIqHoJdg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış depresyonu gerçektir ve kısa günlerin stresi sizi yıpratabilir. Lor peynirindeki probiyotiklerin stresi azaltmaya ve ruh halinizi iyileştirmeye yardımcı olduğu bilinmektedir, bu da onu kış yemeklerinize rahatlatıcı bir katkı haline getirir. Sıcak tarifler için özelleştirilebilir.GÜNDE NE KADAR YOĞURT TÜKETİLMELİ?Eğer diğer süt ürünleri tüketilmiyorsa ve kişinin kalori ihtiyacına göre uygunsa porsiyon arttırılabilir. Gün içerisinde süt ve peynir tüketiliyorsa günlük en az 1 kase yoğurt tüketimi yeterlidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>58 yaşındaki kadın belirtileri görmezden geldi ama hayatı değişti: Menopoz mu yoksa kanser mi?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/58-yasindaki-kadin-belirtileri-goermezden-geldi-ama-hayati-degisti-menopoz-mu-yoksa-kanser-mi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/58-yasindaki-kadin-belirtileri-goermezden-geldi-ama-hayati-degisti-menopoz-mu-yoksa-kanser-mi</guid>
<description><![CDATA[ 58 yaşındaki Dawn Willis, yaşadığı vajinal kanamayı menopozun doğal bir süreci olarak değerlendirdi. Ancak karnındaki şişlik fark edilir hale geldiğinde doktora başvurdu ve ileri evre rahim kanseri teşhisi konuldu. Uzun bir tedavi sürecinin ardından hastalığı yenen Willis, kadınları menopoz sonrası kanamalara karşı dikkatli olmaları konusunda uyardı.Menopoz, kadınların hormonal değişimler nedeniyle sıcak basmaları, gece terlemeleri, vajinal kuruluk ve ruh hali dalgalanmaları gibi semptomlar yaşadığı doğal bir dönemdir. Ancak bazı belirtiler, ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabilir.Willis, yaklaşık bir yıl boyunca süren vajinal kanamayı önemsemedi ve bunu menopozla ilişkilendirdi. Fakat karnındaki şişlik belirginleştiğinde ailesinin ısrarı üzerine doktora gitti. Yapılan tetkikler sonucunda rahminin iç zarında gelişen kanserli hücreler tespit edildi ve ileri evre rahim kanseri teşhisi konuldu.National University Cancer Institute Singapore’un verilerine göre, rahim kanseri genellikle 50’li ve 60’lı yaşlardaki kadınlarda teşhis ediliyor. Bu hastalık, erken evrede belirti verdiğinde teşhis edilirse tedavi şansı oldukça yüksek. Ancak Willis gibi hastalar, menopoz döneminde yaşadıkları değişimleri doğal kabul ederek, semptomları göz ardı edebiliyor.Menopoz sonrası kanama her zaman kanser belirtisi olmasa da ciddi hastalıkların işareti olabilir. Uzmanlar, bu tür kanamaların rahim polipleri, endometriyal hiperplazi veya rahim kanseri gibi durumlara bağlı olabileceğini belirtiyor. Özellikle rahim kanseri vakalarının %90’ında vajinal kanama görülüyor. Bu nedenle, menopoz sonrası beklenmeyen her türlü kanamanın mutlaka tıbbi değerlendirmeden geçmesi gerektiği vurgulanıyor.Willis, teşhisin ilk şokunu atlattıktan sonra tedavi sürecine odaklandı ve hastalığı yenmeyi başardı. Ancak geç teşhis nedeniyle bağırsak delinmesi yaşadı ve bu durum, yaşam kalitesini etkileyen bir sonuç doğurdu. Yine de, sağlığına kavuştuğu için minnettar olduğunu belirterek, kadınlara şu mesajı verdi:&quot;Eğer belirtileri daha erken ciddiye alsaydım, belki bu kadar büyük bir ameliyat geçirmek zorunda kalmayacaktım. Stomamla yaşamayı öğrendim ama bu süreçten geçmemek mümkün olabilirdi. Bu yüzden kadınlara sesleniyorum: Lütfen menopoz sonrası herhangi bir kanamayı ciddiye alın ve doktorunuza danışın.&quot;Willis, erken teşhisin hayat kurtardığını vurgulayarak, menopoz sonrası kanamaları göz ardı eden kadınlara bilinçli hareket etmeleri çağrısında bulundu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6gBGdQF2nUOR5lWDLocegA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, kadın, belirtileri, görmezden, geldi, ama, hayatı, değişti:, Menopoz, yoksa, kanser, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6gBGdQF2nUOR5lWDLocegA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="58 yaşındaki kadın belirtileri görmezden geldi ama hayatı değişti: Menopoz mu yoksa kanser mi?"><p>58 yaşındaki Dawn Willis, yaşadığı vajinal kanamayı menopozun doğal bir süreci olarak değerlendirdi. Ancak karnındaki şişlik fark edilir hale geldiğinde doktora başvurdu ve ileri evre rahim kanseri teşhisi konuldu. Uzun bir tedavi sürecinin ardından hastalığı yenen Willis, kadınları menopoz sonrası kanamalara karşı dikkatli olmaları konusunda uyardı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TpFQuAWsikGE9l8wkWn0xw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Menopoz, kadınların hormonal değişimler nedeniyle sıcak basmaları, gece terlemeleri, vajinal kuruluk ve ruh hali dalgalanmaları gibi semptomlar yaşadığı doğal bir dönemdir. Ancak bazı belirtiler, ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZLMRllkcU0yE9C9Dc6PdQg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Willis, yaklaşık bir yıl boyunca süren vajinal kanamayı önemsemedi ve bunu menopozla ilişkilendirdi. Fakat karnındaki şişlik belirginleştiğinde ailesinin ısrarı üzerine doktora gitti. Yapılan tetkikler sonucunda rahminin iç zarında gelişen kanserli hücreler tespit edildi ve ileri evre rahim kanseri teşhisi konuldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/txZhrX_QS0mW6tzn5lqQ0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>National University Cancer Institute Singapore’un verilerine göre, rahim kanseri genellikle 50’li ve 60’lı yaşlardaki kadınlarda teşhis ediliyor. Bu hastalık, erken evrede belirti verdiğinde teşhis edilirse tedavi şansı oldukça yüksek. Ancak Willis gibi hastalar, menopoz döneminde yaşadıkları değişimleri doğal kabul ederek, semptomları göz ardı edebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AqUz0nUiB0qRx2xfIgiq7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Menopoz sonrası kanama her zaman kanser belirtisi olmasa da ciddi hastalıkların işareti olabilir. Uzmanlar, bu tür kanamaların rahim polipleri, endometriyal hiperplazi veya rahim kanseri gibi durumlara bağlı olabileceğini belirtiyor. Özellikle rahim kanseri vakalarının %90’ında vajinal kanama görülüyor. Bu nedenle, menopoz sonrası beklenmeyen her türlü kanamanın mutlaka tıbbi değerlendirmeden geçmesi gerektiği vurgulanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bdCWcgPaX0qQCya_hbQRvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Willis, teşhisin ilk şokunu atlattıktan sonra tedavi sürecine odaklandı ve hastalığı yenmeyi başardı. Ancak geç teşhis nedeniyle bağırsak delinmesi yaşadı ve bu durum, yaşam kalitesini etkileyen bir sonuç doğurdu. Yine de, sağlığına kavuştuğu için minnettar olduğunu belirterek, kadınlara şu mesajı verdi:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ad9b-fpyv0KgTJPH1VApyg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Eğer belirtileri daha erken ciddiye alsaydım, belki bu kadar büyük bir ameliyat geçirmek zorunda kalmayacaktım. Stomamla yaşamayı öğrendim ama bu süreçten geçmemek mümkün olabilirdi. Bu yüzden kadınlara sesleniyorum: Lütfen menopoz sonrası herhangi bir kanamayı ciddiye alın ve doktorunuza danışın."Willis, erken teşhisin hayat kurtardığını vurgulayarak, menopoz sonrası kanamaları göz ardı eden kadınlara bilinçli hareket etmeleri çağrısında bulundu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Trump, Meksika Körfezi&amp;apos;ne ABD demeyen gazeteciyi Oval Ofise almadı</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/trump-meksika-koerfezine-abd-demeyen-gazeteciyi-oval-ofise-almadi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/trump-meksika-koerfezine-abd-demeyen-gazeteciyi-oval-ofise-almadi</guid>
<description><![CDATA[ Uluslararası haber ajansı AP, Beyaz Saray tarafından uyarıldığını açıkladı. Açıklamaya göre, Beyaz Saray, AP&#039;den haberlerini &quot;Trump&#039;ın Meksika Körfezi&#039;nin adını Amerika Körfezi olarak değiştiren kararnamesiyle uyumlu hale getirmesini&quot; istedi ve &quot;Aksi durumda, AP&#039;nin Oval Ofis&#039;teki bir etkinliğe erişiminin engelleneceği&quot; iletti.AP muhabirinin kararname imzalama törenine katılmaktan alıkonulduğu kaydedilen açıklamada, Trump yönetiminin bu tutumunun gazetecilik açısından endişe verici olduğu belirtildi.  Açıklamada, bunun Anayasa&#039;nın ilk maddesini ihlal ettiğine dikkat çekildi.Amerikan haber ajansı AP, &quot;Meksika Körfezi&quot; ismini &quot;Amerikan Körfezi&quot; olarak değiştiren Donald Trump&#039;ın talimatına uymayacağını açıklamıştı.  Açıklamada, Trump&#039;ın kararnamesinin ABD için geçerli olduğu ancak Meksika veya diğer uluslararası kuruluşlar için geçerli olmadığı belirtilmişti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PTLX8rJRQUSYmU6tnMl6GQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Trump, Meksika, Körfezine, ABD, demeyen, gazeteciyi, Oval, Ofise, almadı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PTLX8rJRQUSYmU6tnMl6GQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Trump, Meksika Körfezi'ne ABD demeyen gazeteciyi Oval Ofise almadı"><p>Uluslararası haber ajansı AP, Beyaz Saray tarafından uyarıldığını açıkladı. Açıklamaya göre, Beyaz Saray, AP'den haberlerini "Trump'ın Meksika Körfezi'nin adını Amerika Körfezi olarak değiştiren kararnamesiyle uyumlu hale getirmesini" istedi ve "Aksi durumda, AP'nin Oval Ofis'teki bir etkinliğe erişiminin engelleneceği" iletti.</p><p>AP muhabirinin kararname imzalama törenine katılmaktan alıkonulduğu kaydedilen açıklamada, Trump yönetiminin bu tutumunun gazetecilik açısından endişe verici olduğu belirtildi.  Açıklamada, bunun Anayasa'nın ilk maddesini ihlal ettiğine dikkat çekildi.</p><p>Amerikan haber ajansı AP, "Meksika Körfezi" ismini "Amerikan Körfezi" olarak değiştiren Donald Trump'ın talimatına uymayacağını açıklamıştı.  Açıklamada, Trump'ın kararnamesinin ABD için geçerli olduğu ancak Meksika veya diğer uluslararası kuruluşlar için geçerli olmadığı belirtilmişti.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğal bir süper besin: Neden her gün 2 diş çiğ sarımsak yemeliyiz?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/dogal-bir-super-besin-neden-her-gun-2-dis-cig-sarimsak-yemeliyiz</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/dogal-bir-super-besin-neden-her-gun-2-dis-cig-sarimsak-yemeliyiz</guid>
<description><![CDATA[ Çiğ sarımsak sayısız sağlık faydası sağlar. Düzenli tüketimi soğuk algınlığı ve yüksek tansiyon riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Güçlü tadını hafifletmek için çeşitli şekillerde tüketilebilir. Çiğ sarımsak sadece bir mutfak malzemesi değildir; güçlü sağlık faydaları olan doğal bir çaredir. Bu nedenle, basit ama etkili bir sağlık desteği arıyorsanız, günlük rutininize çiğ sarımsak eklemeyi düşünebilirsiniz. Peki, neden her gün 2 diş çiğ sarımsak yemeliyiz?Sarımsak, yemeklerimize lezzet katan bir baharattan daha fazlasıdır; güçlü sağlık faydaları olan doğal bir süper besindir. Pişmiş sarımsağın avantajları olsa da, çiğ olarak tüketildiğinde daha da fazla besin açığa çıkar. Bağışıklığı güçlendirmekten kalp sağlığını iyileştirmeye kadar, çiğ sarımsak vücudunuz için bir oyun değiştirici olabilir.Peki, çiğ sarımsağı neden günlük rutininizin bir parçası yapmalısınız? BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİZİ GÜÇLENDİRİRSık sık soğuk algınlığı ve enfeksiyonlardan mı endişeleniyorsunuz? Çiğ sarımsak, vücudunuzun hastalıklarla savaşmasına yardımcı olan güçlü antibakteriyel ve antiviral özelliklere sahiptir. 2015 yılında yapılan bir çalışma, çiğ sarımsağın bağışıklığımızı nasıl güçlendirdiğini anlamamıza yardımcı oluyor. Bağışıklık sisteminizi güçlendiren ve zararlı bakterileri uzak tutan bir bileşik olan allisin içerir. Düzenli tüketim soğuk algınlığı, grip ve enfeksiyonların şiddetini ve sıklığını azaltmaya yardımcı olabilir.Yüksek kan basıncı sessiz bir katildir ve çiğ sarımsak bunu kontrol altında tutmaya yardımcı olabilir. Çalışmalar, sarımsağın kan damarlarını gevşetmeye ve kan dolaşımını iyileştirmeye yardımcı olduğunu, kalp hastalığı riskini azalttığını göstermektedir. 2020 tarihli bir çalışma, sarımsağın kalp ile ilgili sorunları önlemede yardımcı olabileceğini göstermektedir. Ayrıca kötü kolesterolü (LDL) düşürürken iyi kolesterolü (HDL) dengede tutar ve genel kalp sağlığını destekler.Vücudunuz sürekli olarak yiyeceklerden, kirlilikten ve diğer kaynaklardan gelen toksinlere maruz kalır. Çiğ sarımsak, zararlı maddeleri temizleyerek karaciğerinizi temizlemeye yardımcı olur. Ayrıca ağır metal toksisitesine karşı koruma sağlayan ve karaciğer ve böbrekler gibi organlara verilen hasarı azaltan kükürt bileşikleri içerir.Sağlıklı bir bağırsak genel refahın anahtarıdır ve sarımsak sindirimi iyileştirmede önemli bir rol oynar. Sindirim enzimlerinin üretimini uyararak vücudunuzun yiyecekleri daha verimli bir şekilde parçalamasına yardımcı olur. Ayrıca, antibakteriyel özellikleri zararlı bağırsak bakterilerini kontrol altında tutarken iyi bakterilerin büyümesini teşvik eder.KANSER HÜCRELERİYLE SAVAŞIRSarımsak, hücre hasarı ve yaşlanmadan sorumlu olan serbest radikallerle savaşan antioksidanlar içerir. Araştırmalar, çiğ sarımsağın düzenli tüketiminin, hücre mutasyonlarını önleyerek ve tümör büyümesini yavaşlatarak mide ve kolorektal kanser dahil olmak üzere belirli kanser riskini azaltabileceğini göstermektedir.Çiğ sarımsağın yoğun aroması bunaltıcı geliyorsa, şu ipuçlarını deneyin:
Yemeden önce doğrayın veya ezin ve 10 dakika bekletin. Bu, allisin içeriğini harekete geçirir.Güçlü tadı dengelemek için balla karıştırın.Daha hafif bir deneyim için bir smoothie veya salataya ekleyin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QnKXF4yvuE2QGbfo2vQuyw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doğal, bir, süper, besin:, Neden, her, gün, diş, çiğ, sarımsak, yemeliyiz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QnKXF4yvuE2QGbfo2vQuyw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doğal bir süper besin: Neden her gün 2 diş çiğ sarımsak yemeliyiz?"><p>Çiğ sarımsak sayısız sağlık faydası sağlar. Düzenli tüketimi soğuk algınlığı ve yüksek tansiyon riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Güçlü tadını hafifletmek için çeşitli şekillerde tüketilebilir. Çiğ sarımsak sadece bir mutfak malzemesi değildir; güçlü sağlık faydaları olan doğal bir çaredir. Bu nedenle, basit ama etkili bir sağlık desteği arıyorsanız, günlük rutininize çiğ sarımsak eklemeyi düşünebilirsiniz. Peki, neden her gün 2 diş çiğ sarımsak yemeliyiz?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lykgguEqQkCEWVnmnw3U1g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sarımsak, yemeklerimize lezzet katan bir baharattan daha fazlasıdır; güçlü sağlık faydaları olan doğal bir süper besindir. Pişmiş sarımsağın avantajları olsa da, çiğ olarak tüketildiğinde daha da fazla besin açığa çıkar. Bağışıklığı güçlendirmekten kalp sağlığını iyileştirmeye kadar, çiğ sarımsak vücudunuz için bir oyun değiştirici olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SCjtE8KG5kaBPTzsnSFs1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Peki, çiğ sarımsağı neden günlük rutininizin bir parçası yapmalısınız? BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİZİ GÜÇLENDİRİRSık sık soğuk algınlığı ve enfeksiyonlardan mı endişeleniyorsunuz? Çiğ sarımsak, vücudunuzun hastalıklarla savaşmasına yardımcı olan güçlü antibakteriyel ve antiviral özelliklere sahiptir. 2015 yılında yapılan bir çalışma, çiğ sarımsağın bağışıklığımızı nasıl güçlendirdiğini anlamamıza yardımcı oluyor. Bağışıklık sisteminizi güçlendiren ve zararlı bakterileri uzak tutan bir bileşik olan allisin içerir. Düzenli tüketim soğuk algınlığı, grip ve enfeksiyonların şiddetini ve sıklığını azaltmaya yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X0rnAnc5HUC8Ah271YxQXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek kan basıncı sessiz bir katildir ve çiğ sarımsak bunu kontrol altında tutmaya yardımcı olabilir. Çalışmalar, sarımsağın kan damarlarını gevşetmeye ve kan dolaşımını iyileştirmeye yardımcı olduğunu, kalp hastalığı riskini azalttığını göstermektedir. 2020 tarihli bir çalışma, sarımsağın kalp ile ilgili sorunları önlemede yardımcı olabileceğini göstermektedir. Ayrıca kötü kolesterolü (LDL) düşürürken iyi kolesterolü (HDL) dengede tutar ve genel kalp sağlığını destekler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KBpnzf3waE6AIJ96AXrEIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücudunuz sürekli olarak yiyeceklerden, kirlilikten ve diğer kaynaklardan gelen toksinlere maruz kalır. Çiğ sarımsak, zararlı maddeleri temizleyerek karaciğerinizi temizlemeye yardımcı olur. Ayrıca ağır metal toksisitesine karşı koruma sağlayan ve karaciğer ve böbrekler gibi organlara verilen hasarı azaltan kükürt bileşikleri içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i4DjKkO3QEafPLe9y8qRmw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı bir bağırsak genel refahın anahtarıdır ve sarımsak sindirimi iyileştirmede önemli bir rol oynar. Sindirim enzimlerinin üretimini uyararak vücudunuzun yiyecekleri daha verimli bir şekilde parçalamasına yardımcı olur. Ayrıca, antibakteriyel özellikleri zararlı bağırsak bakterilerini kontrol altında tutarken iyi bakterilerin büyümesini teşvik eder.KANSER HÜCRELERİYLE SAVAŞIRSarımsak, hücre hasarı ve yaşlanmadan sorumlu olan serbest radikallerle savaşan antioksidanlar içerir. Araştırmalar, çiğ sarımsağın düzenli tüketiminin, hücre mutasyonlarını önleyerek ve tümör büyümesini yavaşlatarak mide ve kolorektal kanser dahil olmak üzere belirli kanser riskini azaltabileceğini göstermektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eJi_AZL3h0ehONce-GgSWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çiğ sarımsağın yoğun aroması bunaltıcı geliyorsa, şu ipuçlarını deneyin:
Yemeden önce doğrayın veya ezin ve 10 dakika bekletin. Bu, allisin içeriğini harekete geçirir.Güçlü tadı dengelemek için balla karıştırın.Daha hafif bir deneyim için bir smoothie veya salataya ekleyin.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kahvaltının Gücü: Neden sağlığınız için en önemli öğündür?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/kahvaltinin-gucu-neden-sagliginiz-icin-en-oenemli-oegundur</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/kahvaltinin-gucu-neden-sagliginiz-icin-en-oenemli-oegundur</guid>
<description><![CDATA[ Kahvaltı sadece bir öğünden daha fazlasıdır; sağlıklı bir gün için temel oluşturur. Vücut metabolizmayı yeniden başlatmak, beyin fonksiyonlarını iyileştirmek ve enerji seviyelerini korumak için besine ihtiyaç duyar. Bu hayati kahvaltıyı atlamak, halsizliğe, artan isteklere ve insülin direnci ve kilo alımı gibi uzun vadeli sağlık sorunlarına yol açabilir. İşte kahvaltının gücü ve neden günün en önemli öğünü olarak kabul edildiği hakkında bilmeniz gereken her şey.KAHVALTININ ÖNEMİ  Kahvaltı bir gece boyunca yemek yemedikten sonra günün ilk öğünüdür. Genel sağlığı korumak, enerji seviyelerini artırmak ve günlük performansı iyileştirmek için gereklidir.   Kahvaltı, günlük işleri yapmak için enerji sağlamak amacıyla genellikle günün en önemli öğünü olarak adlandırılır, ancak farklı uzmanlar kahvaltının gerçekten gerekli olup olmadığı konusunda farklı görüşlere sahiptir.  2021&#039;de 14 gözlemsel çalışmanın sistematik bir incelemesi, haftada yedi kez kahvaltı yapanların kardiyovasküler hastalıklar ve diğer metabolik rahatsızlıklar için daha düşük risk taşıdığını buldu. 2017&#039;de yayınlanan ve tip 2 diyabetli 18 katılımcı ve 18 sağlıklı katılımcının yer aldığı bir randomize kontrollü çalışma, kahvaltı atlamanın sirkadiyen ritimleri bozduğunu buldu. Kahvaltıyı atlayanlar ayrıca yemek yedikten sonra kan şekeri seviyelerinde daha büyük artışlar yaşadı. Çalışmanın yazarları, kahvaltı yapmanın iç saatimizin zamanında çalışması için hayati önem taşıdığını öne sürdüler.  SAĞLIKLI BİR KAHVALTI TABAĞI NASIL OLMALI?  İyi dengelenmiş bir kahvaltı, uzun süreli enerji sağlamak ve sabah ortası çöküşlerini en aza indirmek için protein, lif ve sağlıklı yağlar dahil olmak üzere çeşitli makro besinleri içermelidir. Tam tahıllar, kuruyemişler, meyveler, süt ürünleri ve bitki bazlı protein kaynaklarının hepsi kan şekerini ve sindirimi kontrol etmeye yardımcı olur. her gün besin açısından zengin bir kahvaltı yapanların sağlıklı bir kiloyu koruma, bilişsel işlevlerini geliştirme ve kronik hastalık risklerini düşürme olasılıkları daha yüksektir.  Protein dolu smoothieler, yulaf ezmesi ve probiyotik yoğurtlar gibi fonksiyonel öğünlerin artan popülaritesi cesaret vericidir. Daha fazla insan bağırsak sağlığı, bağışıklık ve uzun vadeli canlılığa odaklanıyor ve bu da bilinçli yeme uygulamalarına olan talebi artırıyor.  ÖĞÜN ZAMANLAMASININ ROLÜ  İnsan vücudunun yeme düzenleri genellikle gün ışığına maruz kalma ve biyolojik ritimler, yani sirkadiyen ritim gibi çeşitli faktörlerden etkilenir. Sıradan insanlar yeme alışkanlıklarının genellikle uyku-uyanıklık döngüsüne bağlı olduğunu düşünürken, araştırmalar vücudun iç saati olan sirkadiyen ritmin çok önemli bir rol oynadığını söylüyor. İdeal olarak, kahvaltı uyandıktan sonraki iki saat içinde tüketilmelidir. Neden mi? Çünkü vücudun glikoz seviyelerini yenilemesini ve sindirimi harekete geçirmesini sağlar. Metabolizmayı normalleştirmeye, sindirimi iyileştirmeye ve gün boyunca enerji seviyelerini korumaya yardımcı olmak için uygun öğün zamanlamasını korumak çok gereklidir.  Bazıları kişisel tercihleri ​​veya yoğun programları nedeniyle kahvaltıyı atlar, ki bu böyle olmamalıydı, diğerleri ise enerji ve genel refah için kahvaltıya güvenir. Karışıklık, farklı çalışmaların kahvaltıyı farklı şekilde tanımlamasından kaynaklanmaktadır. Sağlık üzerindeki etkisini doğru bir şekilde anlamak için net ve ayrıntılı raporlar gereklidir ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M9ec_AcblEyB80cGUFKjTA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kahvaltının, Gücü:, Neden, sağlığınız, için, önemli, öğündür</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M9ec_AcblEyB80cGUFKjTA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kahvaltının Gücü: Neden sağlığınız için en önemli öğündür?"><p>Kahvaltı sadece bir öğünden daha fazlasıdır; sağlıklı bir gün için temel oluşturur. Vücut metabolizmayı yeniden başlatmak, beyin fonksiyonlarını iyileştirmek ve enerji seviyelerini korumak için besine ihtiyaç duyar. Bu hayati kahvaltıyı atlamak, halsizliğe, artan isteklere ve insülin direnci ve kilo alımı gibi uzun vadeli sağlık sorunlarına yol açabilir. İşte kahvaltının gücü ve neden günün en önemli öğünü olarak kabul edildiği hakkında bilmeniz gereken her şey.</p><strong>KAHVALTININ ÖNEMİ</strong>  Kahvaltı bir gece boyunca yemek yemedikten sonra günün ilk öğünüdür. Genel sağlığı korumak, enerji seviyelerini artırmak ve günlük performansı iyileştirmek için gereklidir.   Kahvaltı, günlük işleri yapmak için enerji sağlamak amacıyla genellikle günün en önemli öğünü olarak adlandırılır, ancak farklı uzmanlar kahvaltının gerçekten gerekli olup olmadığı konusunda farklı görüşlere sahiptir.  2021'de 14 gözlemsel çalışmanın sistematik bir incelemesi, haftada yedi kez kahvaltı yapanların kardiyovasküler hastalıklar ve diğer metabolik rahatsızlıklar için daha düşük risk taşıdığını buldu. 2017'de yayınlanan ve tip 2 diyabetli 18 katılımcı ve 18 sağlıklı katılımcının yer aldığı bir randomize kontrollü çalışma, kahvaltı atlamanın sirkadiyen ritimleri bozduğunu buldu. Kahvaltıyı atlayanlar ayrıca yemek yedikten sonra kan şekeri seviyelerinde daha büyük artışlar yaşadı. Çalışmanın yazarları, kahvaltı yapmanın iç saatimizin zamanında çalışması için hayati önem taşıdığını öne sürdüler.  <strong>SAĞLIKLI BİR KAHVALTI TABAĞI NASIL OLMALI?</strong>  İyi dengelenmiş bir kahvaltı, uzun süreli enerji sağlamak ve sabah ortası çöküşlerini en aza indirmek için protein, lif ve sağlıklı yağlar dahil olmak üzere çeşitli makro besinleri içermelidir. Tam tahıllar, kuruyemişler, meyveler, süt ürünleri ve bitki bazlı protein kaynaklarının hepsi kan şekerini ve sindirimi kontrol etmeye yardımcı olur. her gün besin açısından zengin bir kahvaltı yapanların sağlıklı bir kiloyu koruma, bilişsel işlevlerini geliştirme ve kronik hastalık risklerini düşürme olasılıkları daha yüksektir.  Protein dolu smoothieler, yulaf ezmesi ve probiyotik yoğurtlar gibi fonksiyonel öğünlerin artan popülaritesi cesaret vericidir. Daha fazla insan bağırsak sağlığı, bağışıklık ve uzun vadeli canlılığa odaklanıyor ve bu da bilinçli yeme uygulamalarına olan talebi artırıyor.  <strong>ÖĞÜN ZAMANLAMASININ ROLÜ</strong>  İnsan vücudunun yeme düzenleri genellikle gün ışığına maruz kalma ve biyolojik ritimler, yani sirkadiyen ritim gibi çeşitli faktörlerden etkilenir. Sıradan insanlar yeme alışkanlıklarının genellikle uyku-uyanıklık döngüsüne bağlı olduğunu düşünürken, araştırmalar vücudun iç saati olan sirkadiyen ritmin çok önemli bir rol oynadığını söylüyor. İdeal olarak, kahvaltı uyandıktan sonraki iki saat içinde tüketilmelidir. Neden mi? Çünkü vücudun glikoz seviyelerini yenilemesini ve sindirimi harekete geçirmesini sağlar. Metabolizmayı normalleştirmeye, sindirimi iyileştirmeye ve gün boyunca enerji seviyelerini korumaya yardımcı olmak için uygun öğün zamanlamasını korumak çok gereklidir.  Bazıları kişisel tercihleri ​​veya yoğun programları nedeniyle kahvaltıyı atlar, ki bu böyle olmamalıydı, diğerleri ise enerji ve genel refah için kahvaltıya güvenir. Karışıklık, farklı çalışmaların kahvaltıyı farklı şekilde tanımlamasından kaynaklanmaktadır. Sağlık üzerindeki etkisini doğru bir şekilde anlamak için net ve ayrıntılı raporlar gereklidir]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kuruyemiş sanılıyor ama o bir baklagil: Faydalı mı, zararlı mı?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/kuruyemis-saniliyor-ama-o-bir-baklagil-faydali-mi-zararli-mi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/kuruyemis-saniliyor-ama-o-bir-baklagil-faydali-mi-zararli-mi</guid>
<description><![CDATA[ Baklagiller ailesine mensup olan yer fıstığı, sağlık açısından sunduğu faydalarla dikkat çekiyor. Kalp sağlığını destekleyen, kan şekeri kontrolüne yardımcı olan ve kilo yönetimine katkı sağlayan fıstık, aynı zamanda antioksidanlar, lif ve protein açısından oldukça zengin. Üstelik, diğer yemişlere kıyasla daha az suya ihtiyaç duyması ve toprak kalitesini iyileştirmesi nedeniyle çevresel sürdürülebilirliği yüksek bir besin olarak öne çıkıyor. Ancak, aşırı tüketildiğinde kilo alımına ve böbrek sorunlarına yol açabileceği unutulmamalı.Yer fıstığı, yer altında gelişen bir baklagil olduğu için diğer kuruyemişlerden (badem, fındık, ceviz gibi) farklıdır. Protein, lif ve sağlıklı yağlar açısından oldukça zengin olması nedeniyle besleyici bir gıdadır. Ayrıca, baklagiller gibi toprakta azot bağlayıcı özelliği vardır, yani toprağı besler ve sürdürülebilir tarıma katkı sağlar.Yani kısaca, yer fıstığı bir kuruyemiş değil, bir baklagildir.Bir onsluk (yaklaşık 28 gram) çiğ ve tuzsuz fıstık porsiyonu; 160 kalori, 5 gram karbonhidrat, 2,4 gram lif, 7 gram protein, 14 gram yağ, 3 mg sodyum, 68 mcg folat, 49 mg magnezyum, 196 mg potasyum ve 0,7 mg demir içeriyor. Kavurma işlemi yağ oranını çok az artırırken, tuzlu fıstıklar porsiyon başına 100 mg&#039;dan fazla sodyum içerebiliyor. Bu durum, özellikle yüksek tansiyon veya kalp hastalığı olan bireyler için dikkat edilmesi gereken bir konu.SAĞLIK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİBilimsel araştırmalar, yer fıstığı tüketiminin kalp hastalıkları riskini azaltabileceğini gösteriyor. İçeriğindeki çözünür ve çözünmez lifler, LDL (kötü) kolesterol seviyesini düşürerek kalp sağlığını destekliyor. Ayrıca, içerdiği niasin (B3 vitamini) sağlıklı kalp fonksiyonları için önemli bir rol oynuyor. Düzenli tüketildiğinde, kan basıncını ve trigliserit seviyelerini düşürerek kalp sağlığına olumlu katkılar sunabiliyor.Diyabet konusunda yapılan çalışmalar da yer fıstığının olumlu etkilerini gözler önüne seriyor. Özellikle fıstık ezmesi tüketiminin Tip 2 diyabet riskini azaltabileceği belirtiliyor. Sağlıklı yağlar, lif, polifenoller ve magnezyum gibi mineraller açısından zengin olan fıstık, kan şekeri kontrolünü destekleyerek diyabet yönetimine yardımcı olabiliyor.Yer fıstığı, diğer kuruyemişlerle karşılaştırıldığında çevresel açıdan daha sürdürülebilir bir seçenek. Örneğin, bir ons fıstık yetiştirmek için yalnızca 3,2 galon su gerekirken, aynı miktarda badem üretimi için 28,7 galon suya ihtiyaç duyuluyor. Ayrıca, fıstık bitkileri toprak sağlığını destekleyen azot bağlayıcı özelliklere sahip. Bu da onları hem doğa dostu hem de ekonomik açıdan avantajlı bir gıda haline getiriyor.ÖNEMLİ! Yer fıstığı lezzetli bir besindir. Ancak herhangi bir alerjik reaksiyon yaşamamak için tüketmeden önce bir uzmana danışmanız gerekir.Yer fıstığı, kalori bakımından yoğun bir gıda olduğu için aşırı tüketildiğinde kilo alımına neden olabiliyor. Ancak, kontrollü porsiyonlarla tüketildiğinde protein, lif ve sağlıklı yağların kombinasyonu sayesinde tokluk hissini artırarak aşırı yemeyi engelleyebilir. Yapılan araştırmalara göre, enerji kısıtlı diyetlerde günlük bir porsiyon fıstık tüketimi kilo kaybına destek olabiliyor.Bununla birlikte, fıstık oksalat açısından zengin bir besindir. Oksalatlar, hassas bireylerde böbrek taşı oluşumunu tetikleyebilir. Bu nedenle böbrek taşı riski taşıyan bireylerin tüketimi konusunda dikkatli olmaları öneriliyor.Yer fıstığı; sağlık açısından birçok fayda sunarken, çevre dostu olmasıyla da dikkat çeken bir besin. Ancak, kilo kontrolü ve böbrek sağlığı açısından porsiyon kontrolüne dikkat edilmesi gerekiyor. Düzenli ve dengeli tüketildiğinde, hem sağlıklı beslenmeye katkı sağlar hem de sürdürülebilir bir gıda alternatifi olarak öne çıkar.Kolesterolü düşürür: Fıstıktaki çözünebilir ve çözünmeyen lif karışımı, LDL kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olmak da dahil olmak üzere kalp sağlığı yararları sağlar. Ayrıca sağlıklı kalp fonksiyonu için gerekli olan niasin (B3 vitamini) içerirler.Kalbi korur: Bilimsel bir inceleme, 12 hafta boyunca günde yaklaşık 1,5 ons fıstık tüketmenin kan basıncını, kolesterolü ve trigliserit seviyelerini düşürmeye yardımcı olduğunu buldu. Fıstıktaki antioksidanlar ayrıca koroner kalp hastalığı riskini düşürebilecek anti-inflamatuar etkiler gösterir.Diyabet riskini azaltır: Çalışmalar, fıstık da dahil olmak üzere kuruyemişlerin diyabet riskini azaltmaya ve mevcut diyabet hastaları için sonuçları iyileştirmeye yardımcı olabileceğini göstermektedir. Bir inceleme özellikle fıstık ezmesi tüketiminin Tip 2 diyabet gelişimi ile ters orantılı olduğunu bulmuştur. Kan şekeri kontrolü üzerindeki faydalı etkiler, sağlıklı yağlar, lif, faydalı polifenoller ve magnezyum ve selenyum gibi mineraller dahil olmak üzere fıstıkların besin bileşimine atfedilir.Kalori içeriğine rağmen fıstıklar kilo yönetimi için faydalıdır. Protein, lif ve sağlıklı yağların birleşimi, öğünler arasında tokluk hissini teşvik ederek aşırı yemeyi potansiyel olarak önler. Araştırmalar, enerji kısıtlı bir diyet uygularken ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hlBANtv12UGE-5XB4gQoKQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kuruyemiş, sanılıyor, ama, bir, baklagil:, Faydalı, mı, zararlı, mı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hlBANtv12UGE-5XB4gQoKQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kuruyemiş sanılıyor ama o bir baklagil: Faydalı mı, zararlı mı?"><p>Baklagiller ailesine mensup olan yer fıstığı, sağlık açısından sunduğu faydalarla dikkat çekiyor. Kalp sağlığını destekleyen, kan şekeri kontrolüne yardımcı olan ve kilo yönetimine katkı sağlayan fıstık, aynı zamanda antioksidanlar, lif ve protein açısından oldukça zengin. Üstelik, diğer yemişlere kıyasla daha az suya ihtiyaç duyması ve toprak kalitesini iyileştirmesi nedeniyle çevresel sürdürülebilirliği yüksek bir besin olarak öne çıkıyor. Ancak, aşırı tüketildiğinde kilo alımına ve böbrek sorunlarına yol açabileceği unutulmamalı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mOV1c338yE6p7YdAhOs0eQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yer fıstığı, yer altında gelişen bir baklagil olduğu için diğer kuruyemişlerden (badem, fındık, ceviz gibi) farklıdır. Protein, lif ve sağlıklı yağlar açısından oldukça zengin olması nedeniyle besleyici bir gıdadır. Ayrıca, baklagiller gibi toprakta azot bağlayıcı özelliği vardır, yani toprağı besler ve sürdürülebilir tarıma katkı sağlar.Yani kısaca, yer fıstığı bir kuruyemiş değil, bir baklagildir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NOw2N3vHXUOeQWilUCqMFQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir onsluk (yaklaşık 28 gram) çiğ ve tuzsuz fıstık porsiyonu; 160 kalori, 5 gram karbonhidrat, 2,4 gram lif, 7 gram protein, 14 gram yağ, 3 mg sodyum, 68 mcg folat, 49 mg magnezyum, 196 mg potasyum ve 0,7 mg demir içeriyor. Kavurma işlemi yağ oranını çok az artırırken, tuzlu fıstıklar porsiyon başına 100 mg'dan fazla sodyum içerebiliyor. Bu durum, özellikle yüksek tansiyon veya kalp hastalığı olan bireyler için dikkat edilmesi gereken bir konu.SAĞLIK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİBilimsel araştırmalar, yer fıstığı tüketiminin kalp hastalıkları riskini azaltabileceğini gösteriyor. İçeriğindeki çözünür ve çözünmez lifler, LDL (kötü) kolesterol seviyesini düşürerek kalp sağlığını destekliyor. Ayrıca, içerdiği niasin (B3 vitamini) sağlıklı kalp fonksiyonları için önemli bir rol oynuyor. Düzenli tüketildiğinde, kan basıncını ve trigliserit seviyelerini düşürerek kalp sağlığına olumlu katkılar sunabiliyor.Diyabet konusunda yapılan çalışmalar da yer fıstığının olumlu etkilerini gözler önüne seriyor. Özellikle fıstık ezmesi tüketiminin Tip 2 diyabet riskini azaltabileceği belirtiliyor. Sağlıklı yağlar, lif, polifenoller ve magnezyum gibi mineraller açısından zengin olan fıstık, kan şekeri kontrolünü destekleyerek diyabet yönetimine yardımcı olabiliyor.Yer fıstığı, diğer kuruyemişlerle karşılaştırıldığında çevresel açıdan daha sürdürülebilir bir seçenek. Örneğin, bir ons fıstık yetiştirmek için yalnızca 3,2 galon su gerekirken, aynı miktarda badem üretimi için 28,7 galon suya ihtiyaç duyuluyor. Ayrıca, fıstık bitkileri toprak sağlığını destekleyen azot bağlayıcı özelliklere sahip. Bu da onları hem doğa dostu hem de ekonomik açıdan avantajlı bir gıda haline getiriyor.ÖNEMLİ! Yer fıstığı lezzetli bir besindir. Ancak herhangi bir alerjik reaksiyon yaşamamak için tüketmeden önce bir uzmana danışmanız gerekir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gXbsB44-zUqYS3aWGJCAOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yer fıstığı, kalori bakımından yoğun bir gıda olduğu için aşırı tüketildiğinde kilo alımına neden olabiliyor. Ancak, kontrollü porsiyonlarla tüketildiğinde protein, lif ve sağlıklı yağların kombinasyonu sayesinde tokluk hissini artırarak aşırı yemeyi engelleyebilir. Yapılan araştırmalara göre, enerji kısıtlı diyetlerde günlük bir porsiyon fıstık tüketimi kilo kaybına destek olabiliyor.Bununla birlikte, fıstık oksalat açısından zengin bir besindir. Oksalatlar, hassas bireylerde böbrek taşı oluşumunu tetikleyebilir. Bu nedenle böbrek taşı riski taşıyan bireylerin tüketimi konusunda dikkatli olmaları öneriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7SWlnpdGhkiotnxMxOHCOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yer fıstığı; sağlık açısından birçok fayda sunarken, çevre dostu olmasıyla da dikkat çeken bir besin. Ancak, kilo kontrolü ve böbrek sağlığı açısından porsiyon kontrolüne dikkat edilmesi gerekiyor. Düzenli ve dengeli tüketildiğinde, hem sağlıklı beslenmeye katkı sağlar hem de sürdürülebilir bir gıda alternatifi olarak öne çıkar.Kolesterolü düşürür: Fıstıktaki çözünebilir ve çözünmeyen lif karışımı, LDL kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olmak da dahil olmak üzere kalp sağlığı yararları sağlar. Ayrıca sağlıklı kalp fonksiyonu için gerekli olan niasin (B3 vitamini) içerirler.Kalbi korur: Bilimsel bir inceleme, 12 hafta boyunca günde yaklaşık 1,5 ons fıstık tüketmenin kan basıncını, kolesterolü ve trigliserit seviyelerini düşürmeye yardımcı olduğunu buldu. Fıstıktaki antioksidanlar ayrıca koroner kalp hastalığı riskini düşürebilecek anti-inflamatuar etkiler gösterir.Diyabet riskini azaltır: Çalışmalar, fıstık da dahil olmak üzere kuruyemişlerin diyabet riskini azaltmaya ve mevcut diyabet hastaları için sonuçları iyileştirmeye yardımcı olabileceğini göstermektedir. Bir inceleme özellikle fıstık ezmesi tüketiminin Tip 2 diyabet gelişimi ile ters orantılı olduğunu bulmuştur. Kan şekeri kontrolü üzerindeki faydalı etkiler, sağlıklı yağlar, lif, faydalı polifenoller ve magnezyum ve selenyum gibi mineraller dahil olmak üzere fıstıkların besin bileşimine atfedilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5BZKZDEQAESAsRV00SprVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalori içeriğine rağmen fıstıklar kilo yönetimi için faydalıdır. Protein, lif ve sağlıklı yağların birleşimi, öğünler arasında tokluk hissini teşvik ederek aşırı yemeyi potansiyel olarak önler. Araştırmalar, enerji kısıtlı bir diyet uygularken günde iki öğünden önce yaklaşık bir ons fıstık tüketmenin düşük yağlı bir diyete benzer şekilde kilo kaybına yol açtığını göstermiştir. Ayrıca, katılımcılar kan basınçlarında düşüş yaşadılar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2leQxrCyT0yWgwiNyBo3Mw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kilo alımı :Özellikle diğer yiyeceklerle ve sık egzersizle dengelenmemişlerse, porsiyon boyutlarını hesaba katmadan önemli miktarda fıstık veya fıstık ezmesi tüketmek kilo alımına neden olabilir. Böbreklere zarar verebilir: Oksalatlar, fıstıkta bulunan ve kristalleşip hassas kişilerde böbrek taşı oluşturma potansiyeline sahip doğal maddelerdir. Fıstık ve oksalat içeriği yüksek diğer yiyecekler böbrek taşı oluşumuna yatkın kişiler tarafından ölçülü olarak tüketilmelidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yumurtadan daha fazla protein mi içeriyor? 4 sebze 1 yumurtayı bile geride bırakabilir</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/yumurtadan-daha-fazla-protein-mi-iceriyor-4-sebze-1-yumurtayi-bile-geride-birakabilir</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/yumurtadan-daha-fazla-protein-mi-iceriyor-4-sebze-1-yumurtayi-bile-geride-birakabilir</guid>
<description><![CDATA[ Yumurtalar genellikle yumurta başına yaklaşık 6 gram protein sağlayarak en iyi protein kaynaklarından biri olarak kabul edilir. Ancak bazı sebzeler porsiyon başına protein içeriği açısından yumurtaları geride bırakabilir.Yumurtalar mükemmel bir protein kaynağı olsa da, bazı sebzeler de bu makro besin açısından zengindir. Diyete dahil edildiğinde, protein açısından zengin çeşitli sebzeler günlük protein tüketimine katkıda bulunabilir ve ayrıca ek vitaminler, mineraller ve antioksidanlar sunar.İster vejetaryen, ister vegan olun veya sadece daha fazla bitki bazlı yiyecek yemeyi düşünün, sebzeler protein hedeflerinize etkili bir şekilde ulaşmanıza da yardımcı olabilir.Her gün kahvaltıda yumurta yiyen ve beslenme kısmından ödün vermeden bir değişiklik arayan biriyseniz veya protein alımınızı artırmak istiyorsanız, işte size birkaç öneri.Ispanak, besin açısından güçlü ve mükemmel bir protein kaynağıdır. Bir fincan pişmiş ıspanak yaklaşık 5,4 gram protein içerir, ancak 100 gram başına ölçüldüğünde yaklaşık 2,9 gram proteine ​​sahiptir. Ancak ıspanak pişirildiğinde önemli ölçüde küçüldüğünden, kolayca birden fazla porsiyon tüketebilirsiniz ve bu da onu verimli bir protein kaynağı yapar.Proteinin ötesinde, ıspanak demir, kalsiyum ve A, C ve K vitaminleriyle doludur. Bu besinler kemik sağlığını, bağışıklık fonksiyonunu ve genel sağlığı destekler.Brokoli genellikle yüksek lif ve vitamin içeriği nedeniyle övülür, ancak aynı zamanda hafife alınan bir protein kaynağıdır. 100 gram başına brokoli yaklaşık 2,8 gram protein içerir. Bir fincan doğranmış, pişmiş brokoli neredeyse 5,7 gram protein sağlar ve tek bir yumurtayı geride bırakır.Ayrıca brokoli antioksidanlar, folat ve potasyum açısından zengindir. Kalp sağlığını, sindirimi destekler ve iltihap önleyici özellikler sunar, bu da onu her diyete mükemmel bir katkı yapar. Brokoliyi sotelere, körilere veya karışık sebze yemeklerine ekleyebilirsiniz.Mantar şaşırtıcı derecede yüksek protein içerir. Çiğ mantarlar 100 gram başına yaklaşık 3,1 gram protein içerirken, pişmiş mantarlar su kaybı nedeniyle daha da yüksek bir konsantrasyona sahiptir. Bir fincan pişmiş mantar yaklaşık 5-7 gram protein sağlayabilir.Mantarlar ayrıca B vitaminleri, selenyum ve antioksidanların mükemmel bir kaynağıdır. Beyin sağlığını destekler, bağışıklığı güçlendirir ve potansiyel kanser karşıtı özelliklere sahiptir.Bezelye, en iyi bitki bazlı protein kaynakları arasındadır. Bir fincan pişmiş bezelye, bir yumurtadan önemli ölçüde daha fazla olan yaklaşık 8 gram protein içerir.
Bezelye, 100 gram başına yaklaşık 5 gram protein sağlar.
Proteinin yanı sıra bezelye, lif, K vitamini ve folat ile doludur. Sindirimi, kalp sağlığını ve kan şekeri kontrolünü destekler ve bu da onları dengeli bir diyete mükemmel bir katkı haline getirir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vKceq0HjuEmMVmqELhb8Jw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yumurtadan, daha, fazla, protein, içeriyor, sebze, yumurtayı, bile, geride, bırakabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vKceq0HjuEmMVmqELhb8Jw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yumurtadan daha fazla protein mi içeriyor? 4 sebze 1 yumurtayı bile geride bırakabilir"><p>Yumurtalar genellikle yumurta başına yaklaşık 6 gram protein sağlayarak en iyi protein kaynaklarından biri olarak kabul edilir. Ancak bazı sebzeler porsiyon başına protein içeriği açısından yumurtaları geride bırakabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vh0cpTqiMUiUY5ZP7tRf3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurtalar mükemmel bir protein kaynağı olsa da, bazı sebzeler de bu makro besin açısından zengindir. Diyete dahil edildiğinde, protein açısından zengin çeşitli sebzeler günlük protein tüketimine katkıda bulunabilir ve ayrıca ek vitaminler, mineraller ve antioksidanlar sunar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YEnyLyswwUmYtQUg9TrrKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İster vejetaryen, ister vegan olun veya sadece daha fazla bitki bazlı yiyecek yemeyi düşünün, sebzeler protein hedeflerinize etkili bir şekilde ulaşmanıza da yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oi0b_Sjaxkigp2Vdz0U2zQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her gün kahvaltıda yumurta yiyen ve beslenme kısmından ödün vermeden bir değişiklik arayan biriyseniz veya protein alımınızı artırmak istiyorsanız, işte size birkaç öneri.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6lNvmzC0V0eTe2jw8a2D2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ispanak, besin açısından güçlü ve mükemmel bir protein kaynağıdır. Bir fincan pişmiş ıspanak yaklaşık 5,4 gram protein içerir, ancak 100 gram başına ölçüldüğünde yaklaşık 2,9 gram proteine ​​sahiptir. Ancak ıspanak pişirildiğinde önemli ölçüde küçüldüğünden, kolayca birden fazla porsiyon tüketebilirsiniz ve bu da onu verimli bir protein kaynağı yapar.Proteinin ötesinde, ıspanak demir, kalsiyum ve A, C ve K vitaminleriyle doludur. Bu besinler kemik sağlığını, bağışıklık fonksiyonunu ve genel sağlığı destekler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8XojeDlDF06YGDd9gj2MdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Brokoli genellikle yüksek lif ve vitamin içeriği nedeniyle övülür, ancak aynı zamanda hafife alınan bir protein kaynağıdır. 100 gram başına brokoli yaklaşık 2,8 gram protein içerir. Bir fincan doğranmış, pişmiş brokoli neredeyse 5,7 gram protein sağlar ve tek bir yumurtayı geride bırakır.Ayrıca brokoli antioksidanlar, folat ve potasyum açısından zengindir. Kalp sağlığını, sindirimi destekler ve iltihap önleyici özellikler sunar, bu da onu her diyete mükemmel bir katkı yapar. Brokoliyi sotelere, körilere veya karışık sebze yemeklerine ekleyebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NHSj6FFbuE-teQUFzGQqew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mantar şaşırtıcı derecede yüksek protein içerir. Çiğ mantarlar 100 gram başına yaklaşık 3,1 gram protein içerirken, pişmiş mantarlar su kaybı nedeniyle daha da yüksek bir konsantrasyona sahiptir. Bir fincan pişmiş mantar yaklaşık 5-7 gram protein sağlayabilir.Mantarlar ayrıca B vitaminleri, selenyum ve antioksidanların mükemmel bir kaynağıdır. Beyin sağlığını destekler, bağışıklığı güçlendirir ve potansiyel kanser karşıtı özelliklere sahiptir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hYLMJR-nN0yS0W8RhS_BVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bezelye, en iyi bitki bazlı protein kaynakları arasındadır. Bir fincan pişmiş bezelye, bir yumurtadan önemli ölçüde daha fazla olan yaklaşık 8 gram protein içerir.
Bezelye, 100 gram başına yaklaşık 5 gram protein sağlar.
Proteinin yanı sıra bezelye, lif, K vitamini ve folat ile doludur. Sindirimi, kalp sağlığını ve kan şekeri kontrolünü destekler ve bu da onları dengeli bir diyete mükemmel bir katkı haline getirir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kolon kanseri riskini düşürüyor: Uzmanlar kahvaltıda tüketilmesini öneriyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/kolon-kanseri-riskini-dusuruyor-uzmanlar-kahvaltida-tuketilmesini-oeneriyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/kolon-kanseri-riskini-dusuruyor-uzmanlar-kahvaltida-tuketilmesini-oeneriyor</guid>
<description><![CDATA[ Kalın bağırsak kanseri, (kolon kanseri) genellikle 50 yaş üzeri için risk oluşturuyor. Ancak son yıllarda kolon kanseri vakaları genç yaşlara kadar indi. Yapılan yeni bir araştırma beslenme listesine yoğurt etklemenin kolon kanseri riskini azaltabileceğini söylüyor.Araştırmaya göre, kahvaltıda yoğurt yemek, bağırsaktaki bakterileri iyileştirerek kolon kanseri riskini düşürebilir. Kolon kanseri vakaları, gençler arasında hızla artıyor ve 2010 ile 2030 yılları arasında iki katına çıkması bekleniyor. Uzmanlar, bu artışın nedenini araştırırken, zararlı bakterilere ömür boyu maruz kalmanın kanser riskini artırdığını düşünüyor.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Haftada en az iki porsiyon yoğurt tüketen kişilerin, bakterilerin neden olduğu kolon kanserine yakalanma riskini yüzde 20 oranında azalttığı belirlendi. Araştırmacılar, yoğurtun bağırsakta zararlı bakterileri azaltarak kolon kanseri riskini düşürebileceğini ifade ettiDr. Andrew T. Chan, beslenme, bağırsak mikrobiyomu ve kolon kanseri arasındaki bağlantıya dikkat çekerek, bu faktörlerin gençlerdeki rolünü incelemenin önemini vurguladı. Johns Hopkins Üniversitesi&#039;nden gelen bulgular da, aile öyküsü olmayan kolon kanseri hastalarının yarısında bakterilerin etkili olabileceğini öne sürüyor.Gut Microbes dergisinde yayımlanan araştırmada, 132 binden fazla sağlık çalışanının verileri incelendi. Haftalık yoğurt tüketimi ve yaşam tarzı faktörleri değerlendirilerek, 3.079 hastanının kolorektal kanser tanısı aldığı belirlendi. Bu hastaların yüzde 31&#039;inde Bifidobacterium tespit edildi. Yoğurt tüketiminin bu tür kansere yakalanma riskini yüzde 20 azalttığı kaydedildi.Harvard Tıp Fakültesi&#039;nden Dr. Tomotaka Ugai, yoğurtun mide-bağırsak sağlığına faydalarının uzun zamandır bilindiğini, yeni bulguların bu etkinin Bifidobacterium pozitif tümörlere özgü olabileceğini gösterdiğini belirtti. Uzmanlar, yoğurtun tam olarak nasıl bu korumayı sağladığını anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu ifade ediyor.Kemikleri güçlendirerek osteoporoz riskini azaltırBağırsak mikrobiyomunun dengelenmesine yardımcı olurFaydalı mide bakterilerini besler, sindirimi iyileştirirYoğurt şişkinliği ve gazı azaltırSindirim sisteminin sağlığını desteklerTokluk hissi oluşmasına yardım eder Protein açısından zengindirTip 2 diyabetin önlenmesinde de rol oynarİltihabı azaltır, bağışıklığı güçlendirirDiş sağlığını korurKan basıncını düşürür, kalbe iyi gelirCilt parlaklığını ve elastikiyetini artırırVajinal enfeksiyonların önüne geçebilirKarın ağrısı, dışkıda kan, anemi, uzun süreli ishal ya da kabızlık arasında gidip gelen tuvalet alışkanlığında değişiklik, dışkı şeklinin ince-uzun olması, kilo kaybı ve yorgunluk kolon kanserinin en yaygın belirtileridir.Kolon (bağırsak) kanserinin belirtileri şunları içerir:Devamlı ishal ya da kabız olma gibi dışkılamada değişiklikDışkıda kan ve/veya rektal bölgede kanamaKansızlık (anemi)Yorgunluk ve halsizlikDışkının kalem gibi ince ve uzun olmasıDışkıda yumurta akı görünümlü salgıKarın ağrısı ya da pelvik ağrıKilo kaybıMide bulantısı ve kusmaGöz akında ve ciltte sararmaDışkılamaya rağmen bağırsakların boşalmadığı hissiYutma güçlüğüYemek yerken çok çabuk doyma hissi ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4bpsaF1k8UeiZzZCsHVH1w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kolon, kanseri, riskini, düşürüyor:, Uzmanlar, kahvaltıda, tüketilmesini, öneriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4bpsaF1k8UeiZzZCsHVH1w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kolon kanseri riskini düşürüyor: Uzmanlar kahvaltıda tüketilmesini öneriyor"><p>Kalın bağırsak kanseri, (kolon kanseri) genellikle 50 yaş üzeri için risk oluşturuyor. Ancak son yıllarda kolon kanseri vakaları genç yaşlara kadar indi. Yapılan yeni bir araştırma beslenme listesine yoğurt etklemenin kolon kanseri riskini azaltabileceğini söylüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-5CB0Snhm0qe_INRCca5WQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmaya göre, kahvaltıda yoğurt yemek, bağırsaktaki bakterileri iyileştirerek kolon kanseri riskini düşürebilir. Kolon kanseri vakaları, gençler arasında hızla artıyor ve 2010 ile 2030 yılları arasında iki katına çıkması bekleniyor. Uzmanlar, bu artışın nedenini araştırırken, zararlı bakterilere ömür boyu maruz kalmanın kanser riskini artırdığını düşünüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mruDyjYxn0u3m-oYrYCTxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DailyMail'de yer alan habere göre; Haftada en az iki porsiyon yoğurt tüketen kişilerin, bakterilerin neden olduğu kolon kanserine yakalanma riskini yüzde 20 oranında azalttığı belirlendi. Araştırmacılar, yoğurtun bağırsakta zararlı bakterileri azaltarak kolon kanseri riskini düşürebileceğini ifade etti</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YBuebj0ZE0KkWtuTqV2lBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Andrew T. Chan, beslenme, bağırsak mikrobiyomu ve kolon kanseri arasındaki bağlantıya dikkat çekerek, bu faktörlerin gençlerdeki rolünü incelemenin önemini vurguladı. Johns Hopkins Üniversitesi'nden gelen bulgular da, aile öyküsü olmayan kolon kanseri hastalarının yarısında bakterilerin etkili olabileceğini öne sürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n9wteH9AKESaIOR1AT8p9w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gut Microbes dergisinde yayımlanan araştırmada, 132 binden fazla sağlık çalışanının verileri incelendi. Haftalık yoğurt tüketimi ve yaşam tarzı faktörleri değerlendirilerek, 3.079 hastanının kolorektal kanser tanısı aldığı belirlendi. Bu hastaların yüzde 31'inde Bifidobacterium tespit edildi. Yoğurt tüketiminin bu tür kansere yakalanma riskini yüzde 20 azalttığı kaydedildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q9Yv3HWw-EaUveoKkXJO6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Harvard Tıp Fakültesi'nden Dr. Tomotaka Ugai, yoğurtun mide-bağırsak sağlığına faydalarının uzun zamandır bilindiğini, yeni bulguların bu etkinin Bifidobacterium pozitif tümörlere özgü olabileceğini gösterdiğini belirtti. Uzmanlar, yoğurtun tam olarak nasıl bu korumayı sağladığını anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu ifade ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cbcMUT5ZTEuMmjMncYoHcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kemikleri güçlendirerek osteoporoz riskini azaltırBağırsak mikrobiyomunun dengelenmesine yardımcı olurFaydalı mide bakterilerini besler, sindirimi iyileştirirYoğurt şişkinliği ve gazı azaltırSindirim sisteminin sağlığını desteklerTokluk hissi oluşmasına yardım eder Protein açısından zengindirTip 2 diyabetin önlenmesinde de rol oynarİltihabı azaltır, bağışıklığı güçlendirirDiş sağlığını korurKan basıncını düşürür, kalbe iyi gelirCilt parlaklığını ve elastikiyetini artırırVajinal enfeksiyonların önüne geçebilir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FYDcMuk0JEueGE8hH2vVvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karın ağrısı, dışkıda kan, anemi, uzun süreli ishal ya da kabızlık arasında gidip gelen tuvalet alışkanlığında değişiklik, dışkı şeklinin ince-uzun olması, kilo kaybı ve yorgunluk kolon kanserinin en yaygın belirtileridir.Kolon (bağırsak) kanserinin belirtileri şunları içerir:Devamlı ishal ya da kabız olma gibi dışkılamada değişiklikDışkıda kan ve/veya rektal bölgede kanamaKansızlık (anemi)Yorgunluk ve halsizlikDışkının kalem gibi ince ve uzun olmasıDışkıda yumurta akı görünümlü salgıKarın ağrısı ya da pelvik ağrıKilo kaybıMide bulantısı ve kusmaGöz akında ve ciltte sararmaDışkılamaya rağmen bağırsakların boşalmadığı hissiYutma güçlüğüYemek yerken çok çabuk doyma hissi</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eczanelerde ilaç sıkıntısı</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/eczanelerde-ilac-sikintisi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/eczanelerde-ilac-sikintisi</guid>
<description><![CDATA[ Eczanelerde bazı ilaçların bulunamadığına ilişkin iddialar bir süredir gündemde. Türk Eczacıları Birliği, 81 ilde basın açıklamaları yaptı. Ankara Eczacı Odası Başkanı Cem Abbasoğlu, başta dikkat eksikliği ve hiperaktivite ilaçları olmak üzere ithal ilaçların çoğunda sıkıntı yaşandığını söyledi. Eczacıların yaşadığı ekonomik sorunlara da dikkat çeken Abbasoğlu, gerekli adımlar atılmazsa eczacıların iş bırakacağını duyurdu.Haber: Öykü Tüccarİlaç fiyatlandırmasında her yıl şubat ayı yapılan kur güncellemesi öncesi, eczanelerde bulunamayan ilaç sıkıntısı yine gündemde.Ankara Eczacı Odası Başkanı Cem Abbasoğlu, uygulanan kur nedeniyle ilaç tedariğinde sıkıntı yaşandığını söyledi.&quot;DİKKAT DAĞINIKLIĞI, HİPERAKTİVİTE İLACINDA SIKINTI VAR&quot;Abbasoğlu, şöyle konuştu:&quot;Şubat ayı yaklaştıkça bir ilaç yokluğunu kronik olarak her sene yaşıyoruz. Bu sıkıntının temel sebebi ilaç fiyat kararnamesi. Özellikle son dönemde hastalarımız dikkat eksikliği ve hiperkativite tedavisinde kullanılan ilaçları eczane eczane dolaşıp aramak durumunda kalıyor. Geçtiğimiz ekim ayında bir fiyat güncellenmesi aldık fakat bu da yeterli bir güncelleme değildi. Şu an şubat ayında tekrar güncellenecek mi güncellenmeyecek mi bununla ilgili net bir bilgi yok.&quot;Ankara Eczacı Odası Başkanı Abbasoğlu, son yıllarda düşük kur nedeniyle çok sayıda yabancı firmanın ilaçlarını piyasadan çektiğini anlattı.&quot;YENİ NESİL NANOTEKNOLOJİ İLAÇLARIN YÜZDE 91&#039;İ YOK&quot;Abbasoğlu, &quot;Avrupa İlaç Ajansı&#039;na kayıtlı ilaçların sadece yüzde 9&#039;u ülkemizde mevcut. Nanoteknoloji ile üretilmiş yeni nesil ilaçların yüzde 91&#039;i ülkemizde yok. Özellikle dünyada belli bir pazar payına sahip ciddi firmaların ilaçları yavaş yavaş ülkemizden çekiliyor.&quot; dedi.ECZACILAR İŞ BIRAKMAYA HAZIRLANIYORTürk Eczacıları Birliği, eylem planı kapsamında 81 ilde eczacı odaları sahadaki sorunlara ilişkin basın toplantısı düzenledi.Eczacıların SGK cirosunun baz alınacağı yeni modele geçilmesi talebi dile getirildi.Aksi takdirde eczanelerin iş bırakma eylemi yapacağı duyuruldu.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vjpk86E9z02oAVeA-xbo5A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Eczanelerde, ilaç, sıkıntısı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vjpk86E9z02oAVeA-xbo5A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both&ampv=20240518090128883" class="type:primaryImage" alt="Eczanelerde ilaç sıkıntısı"><p>Eczanelerde bazı ilaçların bulunamadığına ilişkin iddialar bir süredir gündemde. Türk Eczacıları Birliği, 81 ilde basın açıklamaları yaptı. Ankara Eczacı Odası Başkanı Cem Abbasoğlu, başta dikkat eksikliği ve hiperaktivite ilaçları olmak üzere ithal ilaçların çoğunda sıkıntı yaşandığını söyledi. Eczacıların yaşadığı ekonomik sorunlara da dikkat çeken Abbasoğlu, gerekli adımlar atılmazsa eczacıların iş bırakacağını duyurdu.</p><p><span><strong>Haber: Öykü Tüccar</strong></span></p><p>İlaç fiyatlandırmasında her yıl şubat ayı yapılan kur güncellemesi öncesi, eczanelerde bulunamayan ilaç sıkıntısı yine gündemde.</p><p>Ankara Eczacı Odası Başkanı Cem Abbasoğlu, uygulanan kur nedeniyle ilaç tedariğinde sıkıntı yaşandığını söyledi.</p><p><strong>"DİKKAT DAĞINIKLIĞI, HİPERAKTİVİTE İLACINDA SIKINTI VAR"</strong></p><p>Abbasoğlu, şöyle konuştu:</p><p>"Şubat ayı yaklaştıkça bir ilaç yokluğunu kronik olarak her sene yaşıyoruz. Bu sıkıntının temel sebebi ilaç fiyat kararnamesi. Özellikle son dönemde hastalarımız dikkat eksikliği ve hiperkativite tedavisinde kullanılan ilaçları eczane eczane dolaşıp aramak durumunda kalıyor. Geçtiğimiz ekim ayında bir fiyat güncellenmesi aldık fakat bu da yeterli bir güncelleme değildi. Şu an şubat ayında tekrar güncellenecek mi güncellenmeyecek mi bununla ilgili net bir bilgi yok."</p><p>Ankara Eczacı Odası Başkanı Abbasoğlu, son yıllarda düşük kur nedeniyle çok sayıda yabancı firmanın ilaçlarını piyasadan çektiğini anlattı.</p><p><strong>"YENİ NESİL NANOTEKNOLOJİ İLAÇLARIN YÜZDE 91'İ YOK"</strong></p><p>Abbasoğlu, "Avrupa İlaç Ajansı'na kayıtlı ilaçların sadece yüzde 9'u ülkemizde mevcut. Nanoteknoloji ile üretilmiş yeni nesil ilaçların yüzde 91'i ülkemizde yok. Özellikle dünyada belli bir pazar payına sahip ciddi firmaların ilaçları yavaş yavaş ülkemizden çekiliyor." dedi.</p><p><strong>ECZACILAR İŞ BIRAKMAYA HAZIRLANIYOR</strong></p><p>Türk Eczacıları Birliği, eylem planı kapsamında 81 ilde eczacı odaları sahadaki sorunlara ilişkin basın toplantısı düzenledi.</p><p>Eczacıların SGK cirosunun baz alınacağı yeni modele geçilmesi talebi dile getirildi.</p><p>Aksi takdirde eczanelerin iş bırakma eylemi yapacağı duyuruldu. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>60 yaşında sağlıklı yaşamını buna borçlu: Hastalıklardan korunmasının sırrıymış</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/60-yasinda-saglikli-yasamini-buna-borclu-hastaliklardan-korunmasinin-sirriymis</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/60-yasinda-saglikli-yasamini-buna-borclu-hastaliklardan-korunmasinin-sirriymis</guid>
<description><![CDATA[ Eskişehir&#039;de 60 yaşında bisikleti hayatının merkezine koyan Atilla Yahşi, bu sayede birçok hastalıktan korunduğunu ve sağlıklı yaşam sürdüğünü dile getirdi.Atilla Yahşi; çocukluğundan beri süregelen bisiklet tutkusuyla şehrin her yerine bisikletle gittiğini belirtti. Düzenli olarak yüzme de yapan Atilla Yahşi, sağlık kontrolünde değerlerinin oldukça iyi çıkması ile doktorunu da şaşırttığını kaydetti.Sağlıklı yaşamın sırrını bisiklet sürmeye bağlayan Yahşi, 2 arabası olsa da kullanmayı tercih etmiyor. Yaklaşık 26 senedir düzenli yüzen ve bisiklet süren Yahşi, bel hastalığını sporla atlattığını aktardı.Çocukken abisi ile merkezden Alpu ilçesine kadar bisikletle gittiklerine dikkat çeken Yahşi, &quot;Çocukken tornet denilen bilyalı bisikletimiz vardı, üç tekerlekli bisikletimiz yoktu. Biraz büyüyünce 10 yaşındayken Bulgaristan&#039;dan Türkiye&#039;ye bisikletler gelmişti, çok ağırlardı.O bisikletleri hiç unutmam. Abim o ağır bisikletlerle beni merkezden Alpu&#039;ya kadar götürürdü. Benim kayınpederim de 70 yaşına kadar bisiklet kullandı. Kentin her yerine bisikletle gidiyorum.Yıllarca bu şekilde çalıştım. Yaklaşık 26 yıldır hem düzenli yüzüyorum hem de bisiklet sürüyorum. Evimden Yenikent&#039;e ne kadar yokuş varsa hepsini çıkıyorum. Ardından yüzmeye gidip 2 buçuk kilometre durmadan yüzüyorum. Bisikletle ofise gidiyorum, günde yaklaşık 30 kilometre yol yapıyorum&quot; dedi.Atilla Yahşi, bisiklet kullanmanın her halükarda kârlı olduğunu vurgulayarak, &quot;Geçtiğimiz yıllarda doktora kontrole gittim o dönem bisiklete kısa bir süre ara vermeme rağmen değerlerim oldukça iyi çıktı. Doktor genç olmasına rağmen, kendi değerlerinin bile bu kadar iyi çıkmayacağını söyledi. Doktor sporla uğraştığım için değerlerimin iyi olduğunu ve devam etmemi dile getirdi. Ayda 300 ila 500 kilometre pedal basıyorum diyebilirim. Benim 2 tane arabam var ama acil bir şey olmadığı sürece kullanmayı tercih etmiyorum. Bisiklet bana şehir trafiğinde zaman kazandırıyor, sağlığımı koruyor. Bisiklet kullanmak her halükarda karlı oluyor. Bisiklet sürerken kendi hayatımda bir şeyleri çözdüğümü hissediyorum, nefesim açılıyor. Mustafa Kemal Atatürk&#039;ün de dediği gibi ‘Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur &#039;sözü çok doğrudur. Bel hastalığımı düzenli yüzerek atlattım ve belim güçlendi. Bisiklet sürmeyi herkese tavsiye ederim&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oxH4MXu5A0e6E_Nu079hXA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşında, sağlıklı, yaşamını, buna, borçlu:, Hastalıklardan, korunmasının, sırrıymış</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oxH4MXu5A0e6E_Nu079hXA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="60 yaşında sağlıklı yaşamını buna borçlu: Hastalıklardan korunmasının sırrıymış"><p>Eskişehir'de 60 yaşında bisikleti hayatının merkezine koyan Atilla Yahşi, bu sayede birçok hastalıktan korunduğunu ve sağlıklı yaşam sürdüğünü dile getirdi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zuh5MGECtkKvd756mD9_lA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Atilla Yahşi; çocukluğundan beri süregelen bisiklet tutkusuyla şehrin her yerine bisikletle gittiğini belirtti. Düzenli olarak yüzme de yapan Atilla Yahşi, sağlık kontrolünde değerlerinin oldukça iyi çıkması ile doktorunu da şaşırttığını kaydetti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EjkUP38rb02Gf9-Mu0_jMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı yaşamın sırrını bisiklet sürmeye bağlayan Yahşi, 2 arabası olsa da kullanmayı tercih etmiyor. Yaklaşık 26 senedir düzenli yüzen ve bisiklet süren Yahşi, bel hastalığını sporla atlattığını aktardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/udSp2PdzpEWmnyVnsRNx_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çocukken abisi ile merkezden Alpu ilçesine kadar bisikletle gittiklerine dikkat çeken Yahşi, "Çocukken tornet denilen bilyalı bisikletimiz vardı, üç tekerlekli bisikletimiz yoktu. Biraz büyüyünce 10 yaşındayken Bulgaristan'dan Türkiye'ye bisikletler gelmişti, çok ağırlardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j-ooQaX6Z0KcuiCMb9-R2g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>O bisikletleri hiç unutmam. Abim o ağır bisikletlerle beni merkezden Alpu'ya kadar götürürdü. Benim kayınpederim de 70 yaşına kadar bisiklet kullandı. Kentin her yerine bisikletle gidiyorum.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1nB3XxztY0eRBVsN95ehHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yıllarca bu şekilde çalıştım. Yaklaşık 26 yıldır hem düzenli yüzüyorum hem de bisiklet sürüyorum. Evimden Yenikent'e ne kadar yokuş varsa hepsini çıkıyorum. Ardından yüzmeye gidip 2 buçuk kilometre durmadan yüzüyorum. Bisikletle ofise gidiyorum, günde yaklaşık 30 kilometre yol yapıyorum" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XOVCepoHdUOSa9O718DQkA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Atilla Yahşi, bisiklet kullanmanın her halükarda kârlı olduğunu vurgulayarak, "Geçtiğimiz yıllarda doktora kontrole gittim o dönem bisiklete kısa bir süre ara vermeme rağmen değerlerim oldukça iyi çıktı. Doktor genç olmasına rağmen, kendi değerlerinin bile bu kadar iyi çıkmayacağını söyledi. Doktor sporla uğraştığım için değerlerimin iyi olduğunu ve devam etmemi dile getirdi. Ayda 300 ila 500 kilometre pedal basıyorum diyebilirim. Benim 2 tane arabam var ama acil bir şey olmadığı sürece kullanmayı tercih etmiyorum. Bisiklet bana şehir trafiğinde zaman kazandırıyor, sağlığımı koruyor. Bisiklet kullanmak her halükarda karlı oluyor. Bisiklet sürerken kendi hayatımda bir şeyleri çözdüğümü hissediyorum, nefesim açılıyor. Mustafa Kemal Atatürk'ün de dediği gibi ‘Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur 'sözü çok doğrudur. Bel hastalığımı düzenli yüzerek atlattım ve belim güçlendi. Bisiklet sürmeyi herkese tavsiye ederim" diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hafızayı güçlü tutmak ve formda kalmak için 10 alışkanlık</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/hafizayi-guclu-tutmak-ve-formda-kalmak-icin-10-aliskanlik</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/hafizayi-guclu-tutmak-ve-formda-kalmak-icin-10-aliskanlik</guid>
<description><![CDATA[ Fiziksel olarak aktif ve zihinsel olarak keskin kalmak için küçük, tutarlı alışkanlıklar edinin. Sabahları su için, beyni güçlendiren yiyecekler yiyin, sık sık hareket edin ve yeterli uyku alın. Farkındalığınızı geliştirin, beyninize meydan okuyun, ekran süresini sınırlayın, sosyal olarak bağlantıda kalın, stresi yönetin ve şeker alımınızı azaltın. Bu basit yaşam tarzı değişiklikleri genel sağlığınızı etkili bir şekilde artırır.Günlük rutininizde yapacağınız küçük, tutarlı ayarlamalar genel sağlığınız üzerinde büyük bir etkiye sahip olabilir. Basit ama günlük alışkanlıklar beyninizi keskin tutmanıza ve aynı zamanda formda kalmanıza yardımcı olabilir. Formda kalmanıza ve beyninizi en iyi durumda tutmanıza yardımcı olabilecek 10 basit yaşam tarzı değişikliği şunlardır:Uzun bir gecenin ardından vücudunuzun neme ihtiyacı vardır. Sabahın ilk saatlerinde bir bardak su içmek metabolizmanızı harekete geçirir, sindirimi iyileştirir ve beyninizi uyanık tutar.Yedikleriniz doğrudan nasıl hissettiğinizi ve düşündüğünüzü etkiler. Vücudunuza ve beyninize enerji vermek için omega-3 (somon ve ceviz gibi), antioksidan (çilek ve bitter çikolata) ve vitamin (yeşil yapraklı sebzeler, yumurta) açısından zengin yiyecekleri tüketin.Aktif kalmak için yoğun bir egzersiz rutinine ihtiyacınız yok. Merdiven çıkmak, her saat esnemek veya 20 dakikalık yürüyüşe çıkmak gibi basit aktiviteler dolaşımı iyileştirebilir, ruh halinizi iyileştirebilir ve beyninizi meşgul edebilir.Uyku bir lüks değil, bir zorunluluktur. Vücudunuzun ve beyninizin iyileşmesine izin vermek için her gece 7-9 saat hedefleyin. Kötü uyku hafıza sorunlarına, yorgunluğa ve hatta kilo alımına yol açabilir.Birkaç dakikalık derin nefes alma veya meditasyon, stresi azaltmak ve odaklanmayı geliştirmek için harikalar yaratabilir. Zihninizi sıfırlamak için gün içinde kısa farkındalık molaları vermeyi deneyin.Kaslarınız gibi beyninizin de düzenli egzersize ihtiyacı vardır. Kitap okuyun, bulmaca çözün, yeni bir beceri öğrenin veya beyninizi aktif tutmak için basit görevler için baskın olmayan elinizi kullanmayı deneyin.Tüm gün ekranlara bakmak zihinsel yorgunluğa ve göz yorgunluğuna yol açabilir. 20-20-20 kuralını izleyin: Her 20 dakikada bir, göz yorgunluğunu azaltmak ve zihninize hızlı bir sıfırlama yapmak için 20 saniye boyunca 20 fit uzağa bakın.Arkadaşlarınızla, ailenizle veya hatta meslektaşlarınızla vakit geçirmek ruh halinizi iyileştirebilir ve beyninizi meşgul edebilir. Sosyal etkileşimler stresi azaltmaya ve bilişsel işlevi iyileştirmeye yardımcı olur.Kronik stres hem vücudunuza hem de zihninize zarar verebilir. Rahatlamanın yollarını bulun - ister müzik dinleyin, ister günlük tutun, ister açık havada yürüyüş yapın. Rahatlamaya öncelik vermek uzun vadeli refahın anahtarıdır.Çok fazla şeker enerji düşüşlerine ve beyin sisi oluşmasına neden olabilir. Enerji seviyenizi gün boyunca sabit tutmak için işlenmiş atıştırmalıkları fındık, meyve veya yoğurt gibi daha sağlıklı alternatiflerle değiştirin.
Sağlıklı bir vücut ve zihnin anahtarı mükemmellik değildir. Zamanla biriken küçük, sürdürülebilir değişiklikler yapmaktır. Bu değişikliklerden birkaçıyla başlayın ve her gün nasıl hissettiğinizde, düşündüğünüzde ve hareket ettiğinizde bir fark göreceksiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TSZxHAHAQUKUlo_iCYj5SA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hafızayı, güçlü, tutmak, formda, kalmak, için, alışkanlık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TSZxHAHAQUKUlo_iCYj5SA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Hafızayı güçlü tutmak ve formda kalmak için 10 alışkanlık"><p>Fiziksel olarak aktif ve zihinsel olarak keskin kalmak için küçük, tutarlı alışkanlıklar edinin. Sabahları su için, beyni güçlendiren yiyecekler yiyin, sık sık hareket edin ve yeterli uyku alın. Farkındalığınızı geliştirin, beyninize meydan okuyun, ekran süresini sınırlayın, sosyal olarak bağlantıda kalın, stresi yönetin ve şeker alımınızı azaltın. Bu basit yaşam tarzı değişiklikleri genel sağlığınızı etkili bir şekilde artırır.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aWn-KGtIwkyzqozea6YMoQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günlük rutininizde yapacağınız küçük, tutarlı ayarlamalar genel sağlığınız üzerinde büyük bir etkiye sahip olabilir. Basit ama günlük alışkanlıklar beyninizi keskin tutmanıza ve aynı zamanda formda kalmanıza yardımcı olabilir. Formda kalmanıza ve beyninizi en iyi durumda tutmanıza yardımcı olabilecek 10 basit yaşam tarzı değişikliği şunlardır:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CwxkI3DDr0yfQU3k2qxPaA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun bir gecenin ardından vücudunuzun neme ihtiyacı vardır. Sabahın ilk saatlerinde bir bardak su içmek metabolizmanızı harekete geçirir, sindirimi iyileştirir ve beyninizi uyanık tutar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P0WF5QG44EmmQlw21knJBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yedikleriniz doğrudan nasıl hissettiğinizi ve düşündüğünüzü etkiler. Vücudunuza ve beyninize enerji vermek için omega-3 (somon ve ceviz gibi), antioksidan (çilek ve bitter çikolata) ve vitamin (yeşil yapraklı sebzeler, yumurta) açısından zengin yiyecekleri tüketin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xs1CXURyDUGdJK5BkO4_vg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aktif kalmak için yoğun bir egzersiz rutinine ihtiyacınız yok. Merdiven çıkmak, her saat esnemek veya 20 dakikalık yürüyüşe çıkmak gibi basit aktiviteler dolaşımı iyileştirebilir, ruh halinizi iyileştirebilir ve beyninizi meşgul edebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JHJqoSotEEKDUaZ54GK_kg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uyku bir lüks değil, bir zorunluluktur. Vücudunuzun ve beyninizin iyileşmesine izin vermek için her gece 7-9 saat hedefleyin. Kötü uyku hafıza sorunlarına, yorgunluğa ve hatta kilo alımına yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LZO5QkqPQEagIgJelmYH-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birkaç dakikalık derin nefes alma veya meditasyon, stresi azaltmak ve odaklanmayı geliştirmek için harikalar yaratabilir. Zihninizi sıfırlamak için gün içinde kısa farkındalık molaları vermeyi deneyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nQkUbn49mU2o26OnIOsMWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kaslarınız gibi beyninizin de düzenli egzersize ihtiyacı vardır. Kitap okuyun, bulmaca çözün, yeni bir beceri öğrenin veya beyninizi aktif tutmak için basit görevler için baskın olmayan elinizi kullanmayı deneyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/05LxpqO9dUu8fHw-IbdKWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tüm gün ekranlara bakmak zihinsel yorgunluğa ve göz yorgunluğuna yol açabilir. 20-20-20 kuralını izleyin: Her 20 dakikada bir, göz yorgunluğunu azaltmak ve zihninize hızlı bir sıfırlama yapmak için 20 saniye boyunca 20 fit uzağa bakın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GvWaLT8wQk6bTZBjs9eJ3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Arkadaşlarınızla, ailenizle veya hatta meslektaşlarınızla vakit geçirmek ruh halinizi iyileştirebilir ve beyninizi meşgul edebilir. Sosyal etkileşimler stresi azaltmaya ve bilişsel işlevi iyileştirmeye yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x5iDRn7SZ0qmkhRYNDQh3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kronik stres hem vücudunuza hem de zihninize zarar verebilir. Rahatlamanın yollarını bulun - ister müzik dinleyin, ister günlük tutun, ister açık havada yürüyüş yapın. Rahatlamaya öncelik vermek uzun vadeli refahın anahtarıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-PTjn7-GhEmJ4MiCQj-SIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çok fazla şeker enerji düşüşlerine ve beyin sisi oluşmasına neden olabilir. Enerji seviyenizi gün boyunca sabit tutmak için işlenmiş atıştırmalıkları fındık, meyve veya yoğurt gibi daha sağlıklı alternatiflerle değiştirin.
Sağlıklı bir vücut ve zihnin anahtarı mükemmellik değildir. Zamanla biriken küçük, sürdürülebilir değişiklikler yapmaktır. Bu değişikliklerden birkaçıyla başlayın ve her gün nasıl hissettiğinizde, düşündüğünüzde ve hareket ettiğinizde bir fark göreceksiniz.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktorlar 3 uyarıcı işaretleri fark etmedi: Genç kadın mide kanseri oldu ve tüm vücuduna yayıldı</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/doktorlar-3-uyarici-isaretleri-fark-etmedi-genc-kadin-mide-kanseri-oldu-ve-tum-vucuduna-yayildi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/doktorlar-3-uyarici-isaretleri-fark-etmedi-genc-kadin-mide-kanseri-oldu-ve-tum-vucuduna-yayildi</guid>
<description><![CDATA[ ABD&#039;de yaşayan 34 yaşındaki Alyssa Burks; mide ekşimesi, yorgunluk ve yutma güçlüğü gibi belirtiler yaşıyordu. Doktora gittiğinde bunun geçici bir durum olduğu cevabını aldı. Ancak genç kadına iki yıl sonra dördüncü evre mide kanseri teşhisi kondu.Burks, mide ekşimesi ve yutma güçlüğü gibi belirtiler yaşadığında doktoru ona asitli yiyecekleri azaltmasını tavsiye etti. Ancak şikayetleri devam edince daha fazla test yapıldı ve mide kanseri olduğu ortaya çıktı. Kanserin lenf düğümlerine kadar yayıldığı belirlendi.Alyssa Burks, teşhisin ardından kemoterapi görmeye başladı ve midesinin alınması için ameliyat oldu. Ancak operasyon sırasında kanserin yemek borusuna kadar ilerlediği ve tümörün midesinin yarısını kapladığı tespit edildi. Lenf düğümlerinden 53&#039;ü alındı ve yapılan incelemelerde 27&#039;sinin kanserli olduğu anlaşıldı. Bunun yanı sıra doktorlar, kanserin yayılma ihtimali nedeniyle yumurtalıklarını da almak zorunda kaldı.Burks, halen iki haftada bir kemoterapi görüyor ve hastalığıyla mücadele etmeye devam ediyor. Midesi alındığı için B12 vitamini ve demir eksikliği yaşayan Burks, yumurtalıklarının alınmasının ardından menopoza da girdi.Burks, yaşadığı süreci sosyal medya üzerinden paylaşarak farkındalık yaratmaya çalışıyor. &quot;Bir oğlum var ve onun büyüdüğünü görmek istiyorum. Bir gün büyükanne olmak istiyorum. Hayatımın tüm anlarını görmek, onu desteklemek ve hayatımın geri kalanını eşimle geçirmek istiyorum&quot; diyor.İngiltere’de her yıl yaklaşık 6.600, ABD’de ise 26.500 yeni mide kanseri vakası tespit ediliyor. Uzmanlar, mide kanserinin erken belirtileri arasında iştahsızlık, yutma güçlüğü, geçmeyen hazımsızlık ve sürekli yorgunluk olduğunu belirtiyor. Ancak 4. evre mide kanseri teşhisi konulan hastaların sağ kalım oranları oldukça düşük. İngiltere&#039;de bu hastaların yalnızca yüzde 20’si teşhisten sonra bir yıl veya daha uzun süre hayatta kalabiliyor.Alyssa Burks’un hikayesi, kanserin erken teşhis edilmesinin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.MİDE KANSERİ BELİRTİLERİ NELER?

İştahsızlık,
İstem dışı kilo kaybı,
Karın ağrısı (genellikle göbek üstü bölgede belirsiz bir rahatsızlık),
Az miktarda yemek yedikten sonra doygunluk hissi,
Mide ekşimesi veya hazımsızlık,
Mide bulantısı,
Kusma (kanlı ya da kansız),
Karında şişlik veya sıvı birikimi,
Dışkıda kan (dışkının koyu kahverengi veya siyah görünmesi),
Halsizlik veya yorgunluk (anemiye bağlı olarak),
Ciltte ve gözlerde sararma (kanser karaciğere yayıldığında). ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SGzTYiTRIU2MyZHSiq8nLQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktorlar, uyarıcı, işaretleri, fark, etmedi:, Genç, kadın, mide, kanseri, oldu, tüm, vücuduna, yayıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SGzTYiTRIU2MyZHSiq8nLQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktorlar 3 uyarıcı işaretleri fark etmedi: Genç kadın mide kanseri oldu ve tüm vücuduna yayıldı"><p>ABD'de yaşayan 34 yaşındaki Alyssa Burks; mide ekşimesi, yorgunluk ve yutma güçlüğü gibi belirtiler yaşıyordu. Doktora gittiğinde bunun geçici bir durum olduğu cevabını aldı. Ancak genç kadına iki yıl sonra dördüncü evre mide kanseri teşhisi kondu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AaQ7oZvhCE2i0REXpLH3jw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Burks, mide ekşimesi ve yutma güçlüğü gibi belirtiler yaşadığında doktoru ona asitli yiyecekleri azaltmasını tavsiye etti. Ancak şikayetleri devam edince daha fazla test yapıldı ve mide kanseri olduğu ortaya çıktı. Kanserin lenf düğümlerine kadar yayıldığı belirlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pIRNaSPEtkyBIqb7N_re5w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alyssa Burks, teşhisin ardından kemoterapi görmeye başladı ve midesinin alınması için ameliyat oldu. Ancak operasyon sırasında kanserin yemek borusuna kadar ilerlediği ve tümörün midesinin yarısını kapladığı tespit edildi. Lenf düğümlerinden 53'ü alındı ve yapılan incelemelerde 27'sinin kanserli olduğu anlaşıldı. Bunun yanı sıra doktorlar, kanserin yayılma ihtimali nedeniyle yumurtalıklarını da almak zorunda kaldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pco1mk1HEUmW5JWiYAr7vw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Burks, halen iki haftada bir kemoterapi görüyor ve hastalığıyla mücadele etmeye devam ediyor. Midesi alındığı için B12 vitamini ve demir eksikliği yaşayan Burks, yumurtalıklarının alınmasının ardından menopoza da girdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M0BXGZNnkkKfGO_okbiibg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Burks, yaşadığı süreci sosyal medya üzerinden paylaşarak farkındalık yaratmaya çalışıyor. "Bir oğlum var ve onun büyüdüğünü görmek istiyorum. Bir gün büyükanne olmak istiyorum. Hayatımın tüm anlarını görmek, onu desteklemek ve hayatımın geri kalanını eşimle geçirmek istiyorum" diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1ESI_BQDeU2BaC1rqesn-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere’de her yıl yaklaşık 6.600, ABD’de ise 26.500 yeni mide kanseri vakası tespit ediliyor. Uzmanlar, mide kanserinin erken belirtileri arasında iştahsızlık, yutma güçlüğü, geçmeyen hazımsızlık ve sürekli yorgunluk olduğunu belirtiyor. Ancak 4. evre mide kanseri teşhisi konulan hastaların sağ kalım oranları oldukça düşük. İngiltere'de bu hastaların yalnızca yüzde 20’si teşhisten sonra bir yıl veya daha uzun süre hayatta kalabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UYSxtCNGR0-RG-0o1fXNYw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alyssa Burks’un hikayesi, kanserin erken teşhis edilmesinin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.MİDE KANSERİ BELİRTİLERİ NELER?

İştahsızlık,
İstem dışı kilo kaybı,
Karın ağrısı (genellikle göbek üstü bölgede belirsiz bir rahatsızlık),
Az miktarda yemek yedikten sonra doygunluk hissi,
Mide ekşimesi veya hazımsızlık,
Mide bulantısı,
Kusma (kanlı ya da kansız),
Karında şişlik veya sıvı birikimi,
Dışkıda kan (dışkının koyu kahverengi veya siyah görünmesi),
Halsizlik veya yorgunluk (anemiye bağlı olarak),
Ciltte ve gözlerde sararma (kanser karaciğere yayıldığında).</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>32 yaşındaki doktor haftada 56 yumurta yiyor: Sıra dışı diyetin nedenini açıkladı</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/32-yasindaki-doktor-haftada-56-yumurta-yiyor-sira-disi-diyetin-nedenini-acikladi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/32-yasindaki-doktor-haftada-56-yumurta-yiyor-sira-disi-diyetin-nedenini-acikladi</guid>
<description><![CDATA[ 32 yaşındaki doktor sosyal medya hesabından günde 8 yani haftada 56 yumurta yediğini paylaştı. Dr. Sermed Mezher, haftada 56 yumurta yemesinin ilginç nedenini açıkladı.TikTok&#039;ta 294 bin takipçisi bulunan 32 yaşındaki aile hekimi ve sosyal medya fenomeni Dr. Sermed Mezher, kaslı vücudunu korumak için uyguladığı sıra dışı diyeti açıkladı. Haftada 56 yumurta tükettiğini belirten Dr. Mezher, her gün kahvaltıda 8 yumurta beyazı ve 1 yumurta sarısından oluşan omlet yiyor.Kas kütlesini korumak için bu beslenme düzenini benimsediğini söyleyen Mezher, yumurtanın yağ oranından kaçındığı için sadece beyaz kısımlarını tükettiğini, ancak D, A ve B12 vitaminlerini almak için her gün bir adet sarıyı da diyetine eklediğini ifade etti.Günlük rutini sabah 5&#039;te uyanarak başlayan Dr. Mezher, kahvaltıdan sonra spor salonuna gidiyor. 50 gramdan fazla protein içeren omleti, gün boyu ihtiyaç duyduğu proteini karşılıyor.Öğle yemeklerinde tavuk, akşam yemeklerinde ise dana salatası veya patatesli somon çorbası tüketiyor. Protein tozu olarak ise standart ürünler yerine daha yüksek protein içeren izole peynir altı suyu proteinini tercih ediyor.“Kas koruma aşamasındayım, bu yüzden ne kilo vermeye çalışıyorum ne de kas yapmaya. Ancak herkesin benim gibi bir diyet uygulamasını tavsiye etmem, çünkü yorunlarımı desteklemek için ağır antrenman yapıyorum” diyor.Dr. Mezher&#039;in bu beslenme düzeni, Japonya’da yaşayan fitness tutkunu Joseph Everett&#039;i hatırlattı. Everett, günlük 30 yumurta tüketerek kas kütlesini 6 kg artırmış ve kan yağını azaltmıştı.Yumurtanın kolesterol üzerindeki etkileri uzun süre tartışılsa da yeni araştırmalar, dengeli bir beslenme ile günlük yumurta tüketiminin kalp hastalığı riskini artırmayabileceğini gösteriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Btoeu-mNZ0WSrBiHFW5oHQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, doktor, haftada, yumurta, yiyor:, Sıra, dışı, diyetin, nedenini, açıkladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Btoeu-mNZ0WSrBiHFW5oHQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="32 yaşındaki doktor haftada 56 yumurta yiyor: Sıra dışı diyetin nedenini açıkladı"><p>32 yaşındaki doktor sosyal medya hesabından günde 8 yani haftada 56 yumurta yediğini paylaştı. Dr. Sermed Mezher, haftada 56 yumurta yemesinin ilginç nedenini açıkladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HypsxAdWm0qlickFmsnD7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>TikTok'ta 294 bin takipçisi bulunan 32 yaşındaki aile hekimi ve sosyal medya fenomeni Dr. Sermed Mezher, kaslı vücudunu korumak için uyguladığı sıra dışı diyeti açıkladı. Haftada 56 yumurta tükettiğini belirten Dr. Mezher, her gün kahvaltıda 8 yumurta beyazı ve 1 yumurta sarısından oluşan omlet yiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rGpsrfaLUEO22zqjlKpZwg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kas kütlesini korumak için bu beslenme düzenini benimsediğini söyleyen Mezher, yumurtanın yağ oranından kaçındığı için sadece beyaz kısımlarını tükettiğini, ancak D, A ve B12 vitaminlerini almak için her gün bir adet sarıyı da diyetine eklediğini ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z4DI6bLL702uQ7GkyKzmjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günlük rutini sabah 5'te uyanarak başlayan Dr. Mezher, kahvaltıdan sonra spor salonuna gidiyor. 50 gramdan fazla protein içeren omleti, gün boyu ihtiyaç duyduğu proteini karşılıyor.Öğle yemeklerinde tavuk, akşam yemeklerinde ise dana salatası veya patatesli somon çorbası tüketiyor. Protein tozu olarak ise standart ürünler yerine daha yüksek protein içeren izole peynir altı suyu proteinini tercih ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3I_gIXS2MkKbLi_sICQpKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Kas koruma aşamasındayım, bu yüzden ne kilo vermeye çalışıyorum ne de kas yapmaya. Ancak herkesin benim gibi bir diyet uygulamasını tavsiye etmem, çünkü yorunlarımı desteklemek için ağır antrenman yapıyorum” diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BR-Jgivltk-D6yL0Of0dRw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Mezher'in bu beslenme düzeni, Japonya’da yaşayan fitness tutkunu Joseph Everett'i hatırlattı. Everett, günlük 30 yumurta tüketerek kas kütlesini 6 kg artırmış ve kan yağını azaltmıştı.Yumurtanın kolesterol üzerindeki etkileri uzun süre tartışılsa da yeni araştırmalar, dengeli bir beslenme ile günlük yumurta tüketiminin kalp hastalığı riskini artırmayabileceğini gösteriyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bamya suyunu denemek için 6 neden: Aç karnına içmek etkisini artırıyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/bamya-suyunu-denemek-icin-6-neden-ac-karnina-icmek-etkisini-artiriyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/bamya-suyunu-denemek-icin-6-neden-ac-karnina-icmek-etkisini-artiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Kan şekeri seviyelerini yönetmenin ve sağlıklı bir kiloyu korumanın basit ve doğal bir yolunu arıyorsanız, bamya suyu iyi bir tercih olabilir. Bamya, diyabet hastalarına ve kilo verme yolculuğunda olanlara fayda sağlayabilecek bir besin kaynağıdır. Her sabah bamya suyu içmek büyüyen bir trend ve bunun iyi bir nedeni var. Yapımı kolay bu içeceğin sağlıklı kalmanıza nasıl yardımcı olabileceğini inceleyelimDiyabeti yönetmek, kan şekeri seviyelerini kontrol altında tutmayı gerektirir ve bamya suyu tüm bunlara yardımcı olabilir.Lif açısından zengin: Bamya suyu, şeker emilimini yavaşlatan ve yemeklerden sonra kan şekerindeki ani yükselmeleri önleyen çözünür lif içerir.Antioksidanlar içerir: Bamyadaki antioksidanlar, her ikisi de diyabetle bağlantılı olan iltihapla savaşmaya ve oksidatif stresi azaltmaya yardımcı olur.İnsülin fonksiyonunu destekler: Bamya, kan şekerini doğal olarak düzenlemeye yardımcı olabilecek insülin benzeri bileşikler içerir.Kilo vermek karmaşık olmak zorunda değil. Bamya suyu, kilo yönetimini destekleyen rutininize basit bir ektir:Sizi daha uzun süre tok tutar bamya suyundaki lif tokluk hissini teşvik ederek, istekleri azaltır ve aşırı yemeyi önler.Sindirimi artırır: Sindirime yardımcı olur ve kilo kaybı için gerekli olan sağlıklı bir bağırsağın korunmasına yardımcı olur.Düşük kalorili: Şekerli içeceklerin aksine, bamya suyu fazladan kilo almadan sizi nemli tutan düşük kalorili bir alternatiftir.Bamya suyu hazırlamak çok kolay.İşte nasıl yapabileceğiniz:
2-3 taze bamya kabuğu alınKüçük parçalara kesin veya uzunlamasına kesin.Bir bardak suda bir gece bekletin.Sabah, parçaları çıkarın ve demlenmiş suyu aç karnına için.Sabah içmek neden en iyi sonucu verirGününüze bamya suyuyla başlamak faydalarını artırabilir:Aç karnına içmek besinlerin daha iyi emilmesini sağlar.
Kan şekeri seviyelerinin günün başlangıcından itibaren düzenlenmesine yardımcı olur.
Daha iyi sindirimi ve detoksifikasyonu destekler, bu da kilo kaybına yardımcı olur.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T44y4b-2zEm3cSNZmmCFww.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bamya, suyunu, denemek, için, neden:, Aç, karnına, içmek, etkisini, artırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T44y4b-2zEm3cSNZmmCFww.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bamya suyunu denemek için 6 neden: Aç karnına içmek etkisini artırıyor"><p>Kan şekeri seviyelerini yönetmenin ve sağlıklı bir kiloyu korumanın basit ve doğal bir yolunu arıyorsanız, bamya suyu iyi bir tercih olabilir. Bamya, diyabet hastalarına ve kilo verme yolculuğunda olanlara fayda sağlayabilecek bir besin kaynağıdır. Her sabah bamya suyu içmek büyüyen bir trend ve bunun iyi bir nedeni var. Yapımı kolay bu içeceğin sağlıklı kalmanıza nasıl yardımcı olabileceğini inceleyelim</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CvClr00WbkOpN4xFuNFoPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyabeti yönetmek, kan şekeri seviyelerini kontrol altında tutmayı gerektirir ve bamya suyu tüm bunlara yardımcı olabilir.Lif açısından zengin: Bamya suyu, şeker emilimini yavaşlatan ve yemeklerden sonra kan şekerindeki ani yükselmeleri önleyen çözünür lif içerir.Antioksidanlar içerir: Bamyadaki antioksidanlar, her ikisi de diyabetle bağlantılı olan iltihapla savaşmaya ve oksidatif stresi azaltmaya yardımcı olur.İnsülin fonksiyonunu destekler: Bamya, kan şekerini doğal olarak düzenlemeye yardımcı olabilecek insülin benzeri bileşikler içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LoNyCTlZWU69PnAPg8YH2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kilo vermek karmaşık olmak zorunda değil. Bamya suyu, kilo yönetimini destekleyen rutininize basit bir ektir:Sizi daha uzun süre tok tutar bamya suyundaki lif tokluk hissini teşvik ederek, istekleri azaltır ve aşırı yemeyi önler.Sindirimi artırır: Sindirime yardımcı olur ve kilo kaybı için gerekli olan sağlıklı bir bağırsağın korunmasına yardımcı olur.Düşük kalorili: Şekerli içeceklerin aksine, bamya suyu fazladan kilo almadan sizi nemli tutan düşük kalorili bir alternatiftir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/avebtYibMEmVDDdiS3_tIA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bamya suyu hazırlamak çok kolay.İşte nasıl yapabileceğiniz:
2-3 taze bamya kabuğu alınKüçük parçalara kesin veya uzunlamasına kesin.Bir bardak suda bir gece bekletin.Sabah, parçaları çıkarın ve demlenmiş suyu aç karnına için.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mAMUJSdz7k6D4zidPtmtXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabah içmek neden en iyi sonucu verirGününüze bamya suyuyla başlamak faydalarını artırabilir:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1qWodN2CKkWWeyCdIAB1iw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aç karnına içmek besinlerin daha iyi emilmesini sağlar.
Kan şekeri seviyelerinin günün başlangıcından itibaren düzenlenmesine yardımcı olur.
Daha iyi sindirimi ve detoksifikasyonu destekler, bu da kilo kaybına yardımcı olur.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sivilce sandılar ama gerçek başka çıktı: Doktorları bile şaşkına çevirdi</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/sivilce-sandilar-ama-gercek-baska-cikti-doktorlari-bile-saskina-cevirdi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/sivilce-sandilar-ama-gercek-baska-cikti-doktorlari-bile-saskina-cevirdi</guid>
<description><![CDATA[ Kulak ağrısı nedeniyle hastaneye götürülen küçük kızın kulağından çıkanlar doktorları bile şaşkına çevirdi. Küçük kızın kulak kanalı, yüzlerce kene ile doluydu.Günlerce süren kulak ağrısını başta basit bir enfeksiyon ya da sivilce sanan anne, ağrının boynuna kadar yayılması ve kızındaki halsizlik belirtileri üzerine hastanenin yolunu tuttu.Doktorların yaptığı detaylı muayenede ise inanılmaz bir manzara ile karşılaşıldı: Küçük kızın kulak kanalı, yüzlerce kene ile doluydu.Hızlı bir müdahale ile kene topluluğu temizlenirken, doktorlar sadece yetişkin keneleri çıkarmakla kalmayıp, geride bıraktıkları yumurtaları da titizlikle temizledi. Bu sürecin ihmal edilmesi durumunda enfeksiyon riskinin artacağı uyarısında bulunan uzmanlar, kızın tedavisinin başarıyla tamamlandığını ve taburcu edildiğini belirtti.Olayın ardından konuşan anne, kenelerin kızının sokak kedileriyle oynarken bulaşmış olabileceğini dile getirirken, diğer ebeveynlere de seslendi: “Çocuklarınızın ağrı şikayetlerini asla göz ardı etmeyin. Basit bir sorun gibi görünse de, altında çok daha ciddi bir durum yatıyor olabilir.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aBG0mt8Y2E2sABW3VZjiBw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sivilce, sandılar, ama, gerçek, başka, çıktı:, Doktorları, bile, şaşkına, çevirdi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aBG0mt8Y2E2sABW3VZjiBw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sivilce sandılar ama gerçek başka çıktı: Doktorları bile şaşkına çevirdi"><p>Kulak ağrısı nedeniyle hastaneye götürülen küçük kızın kulağından çıkanlar doktorları bile şaşkına çevirdi. Küçük kızın kulak kanalı, yüzlerce kene ile doluydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T8a6SjJPW02721SVjGVF_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günlerce süren kulak ağrısını başta basit bir enfeksiyon ya da sivilce sanan anne, ağrının boynuna kadar yayılması ve kızındaki halsizlik belirtileri üzerine hastanenin yolunu tuttu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lb1SQdqPLkuRChkQXPG4Xg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doktorların yaptığı detaylı muayenede ise inanılmaz bir manzara ile karşılaşıldı: Küçük kızın kulak kanalı, yüzlerce kene ile doluydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9xR7jymB_kaprEWByU0xNQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hızlı bir müdahale ile kene topluluğu temizlenirken, doktorlar sadece yetişkin keneleri çıkarmakla kalmayıp, geride bıraktıkları yumurtaları da titizlikle temizledi. Bu sürecin ihmal edilmesi durumunda enfeksiyon riskinin artacağı uyarısında bulunan uzmanlar, kızın tedavisinin başarıyla tamamlandığını ve taburcu edildiğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uusblhaNZk6wgmA8hrSKSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Olayın ardından konuşan anne, kenelerin kızının sokak kedileriyle oynarken bulaşmış olabileceğini dile getirirken, diğer ebeveynlere de seslendi: “Çocuklarınızın ağrı şikayetlerini asla göz ardı etmeyin. Basit bir sorun gibi görünse de, altında çok daha ciddi bir durum yatıyor olabilir.”</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dudak çatlaklarına son: Kışın dudak kuruluğunu önlemenin yolu</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/dudak-catlaklarina-son-kisin-dudak-kurulugunu-oenlemenin-yolu</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/dudak-catlaklarina-son-kisin-dudak-kurulugunu-oenlemenin-yolu</guid>
<description><![CDATA[ Soğuk havalar kendini iyiden iyiye hissettirmeye başladı. Montlar, atkılar ve bereler dolaplardan çıktı, peki ya dudaklarımız? Çoğu zaman ihmal ettiğimiz bu hassas bölge, kış aylarının en büyük kurbanlarından biri. Peki dudak çatlamasını önlemek için neler yapabiliriz? İşte birkaç ipucu: ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/REI7H3QbOUGpWVf469NtzQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dudak, çatlaklarına, son:, Kışın, dudak, kuruluğunu, önlemenin, yolu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/REI7H3QbOUGpWVf469NtzQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dudak çatlaklarına son: Kışın dudak kuruluğunu önlemenin yolu"><p>Soğuk havalar kendini iyiden iyiye hissettirmeye başladı. Montlar, atkılar ve bereler dolaplardan çıktı, peki ya dudaklarımız? Çoğu zaman ihmal ettiğimiz bu hassas bölge, kış aylarının en büyük kurbanlarından biri. Peki dudak çatlamasını önlemek için neler yapabiliriz? İşte birkaç ipucu:</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>12 yaşındaki Esra&amp;apos;nın şüpheli ölümü: Boynunda ip izleri tespit edildi</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/12-yasindaki-esranin-supheli-oelumu-boynunda-ip-izleri-tespit-edildi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/12-yasindaki-esranin-supheli-oelumu-boynunda-ip-izleri-tespit-edildi</guid>
<description><![CDATA[ Batman&#039;da 12 yaşındaki Esra Bozkurt, nefes almakta zorluk çektiği için ailesi tarafından hastaneye götürüldü. Boynunda ip izlerine rastlanan Bozkurt’un ölümüyle ilgili soruşturma başlatıldı.Olay, dün akşam saatlerinde Çamlıca Mahallesi&#039;nde meydana geldi. Nefes almakta zorluk çektiği için ailesi tarafından İluh Devlet Hastanesi&#039;ne getirilen Esra Bozkurt, burada hayatını kaybetti.Otopsi işlemleri için Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırılan Esra&#039;nın boynunda ip izleri tespit edildi.2 yıldır psikolojik tedavi gördüğü belirlenen Esra&#039;nın intihar ettiği ihtimali üzerinde durulurken, cenazesi ailesine teslim edilerek İkiztepe Mezarlığında toprağa verildi.Olayla ilgili soruşturma sürüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ho0zFfTx80Wskf7bB8C59w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, Esranın, şüpheli, ölümü:, Boynunda, izleri, tespit, edildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ho0zFfTx80Wskf7bB8C59w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="12 yaşındaki Esra'nın şüpheli ölümü: Boynunda ip izleri tespit edildi"><p>Batman'da 12 yaşındaki Esra Bozkurt, nefes almakta zorluk çektiği için ailesi tarafından hastaneye götürüldü. Boynunda ip izlerine rastlanan Bozkurt’un ölümüyle ilgili soruşturma başlatıldı.</p><p>Olay, dün akşam saatlerinde Çamlıca Mahallesi'nde meydana geldi. Nefes almakta zorluk çektiği için ailesi tarafından İluh Devlet Hastanesi'ne getirilen Esra Bozkurt, burada hayatını kaybetti.</p><p>Otopsi işlemleri için Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırılan Esra'nın boynunda ip izleri tespit edildi.</p><p>2 yıldır psikolojik tedavi gördüğü belirlenen Esra'nın intihar ettiği ihtimali üzerinde durulurken, cenazesi ailesine teslim edilerek İkiztepe Mezarlığında toprağa verildi.</p><p>Olayla ilgili soruşturma sürüyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>B12 vitamini zengini: Unutkanlık, yorgunluk ve kansızlığı önlüyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/b12-vitamini-zengini-unutkanlik-yorgunluk-ve-kansizligi-oenluyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/b12-vitamini-zengini-unutkanlik-yorgunluk-ve-kansizligi-oenluyor</guid>
<description><![CDATA[ Hafızayı güçlendirmek, vücudun kırmızı kan hücreleri oluşumuna destek olmak için vücudunuz B12 vitaminine ihtiyaç duyar. B12 eksikliğini önlemek ve B12 ihtiyacını karşılamak için bazı besinlerden faydalanabilirsiniz. B12 vitamini yönünden güçlü olan bu besinler vücut hücrelerinin oluşumunu kendini yenilemesini ve uzun yaşamasını sağlar. Peki, B12 zengini besinler nelerdir?B12 vitamini, vücudun sağlıklı bir şekilde çalışması için gerekli olan önemli bir vitamindir. Sinirlerin korunmasına ve düzgün çalışmasına yardımcı olur. Kansızlığı (anemi) önlemek için gereklidir.Hücrelerin yenilenmesi ve onarımı için kritik bir rol oynar. Vücudun enerji üretiminde önemli bir yere sahiptir. Bilişsel işlevlerin korunmasına yardımcı olur, unutkanlık ve odaklanma problemlerini önlemeye destek olabilir. B12 eksikliği depresyon, sinirlilik gibi ruh hali değişimlerine neden olabilir.B12 eksikliği vücutta halsizlik, yorgunluk, unutkanlık, kansızlık, el ve ayaklarda karıncalanma gibi belirtiler görülebilir. B12 eksikliğini önlemek için B12 bakımından zengin ve güçlü besinleri tüketebilirsiniz.Lor sadece bağırsak sağlığı için harika olmakla kalmaz, aynı zamanda orta miktarda B12 vitamini de sağlar. Ev yapımı veya probiyotik açısından zengin lor peynirin,n düzenli tüketimi sindirimi iyileştirmeye yardımcı olur ve bu da B12 emilimini artırır. İpucu: Yemeklerle, özellikle öğle yemeğinde lor peyniri yemek sindirimi ve besin emilimini artırabilir. Besin emilimini engelleyebileceği için şekerli aromalı yoğurtlardan kaçının.Muzlar bağırsak sağlığını destekler ve bu da dolaylı olarak B12 emilimine yardımcı olur. Ayrıca, enerji seviyelerini iyileştirmek için B12 ile birlikte çalışan B6 vitamini açısından da zengindirler.Sabah kahvaltılarının vazgeçilmezi olan yumurta en güçlü protein ve B12 kaynakları arasında yerini alıyor. Özellikle yumurta sarısı iyi bir B12 vitamin kaynağıdır. Yumurta sarısındaki B12 vitamininin emilimi daha kolaydır. Yumurtayı tüketirken sadece beyazlarını ayırıp yemek yerine hem beyazını hem sarısını yiyin.Omega-3 deposu balıklar ayrıca zengin birer B12 kaynağıdır. Omega 3 kaynağı balık, inflamasyonu azaltmada, kalp sağlığını iyileştirmede büyük rol oynar. B12 vitaminini gıdalardan alırken her birinden daha dengeli ve sınırlı miktarlarda tüketmeniz uygun olur.Dana eti ve kuzu eti, B12 vitamini açısından zengindir. Yine bu hayvanların ciğerinde de B12 yoğun miktarda bulunur. Ancak kan yağlarını da yükseltme riski nedeniyle kırmızı et tüketiminde ölçülü olunmalıdır son derece sınırlı olunmalıdır. Aksi halde kalp ve damar sorunları baş gösterir.Karaciğerin yanı sıra, beyin böbrek gibi sakatat türleri de bol miktarda B12 vitamini içerir. Ancak özellikle sakatat tüketirken sakatatın B12 vitamini haricinde önemli miktarda da kolesterol ihtiva ettiğini gözden kaçırmamak gerekir. Örneğin 100 gram sığır beyni, insan vücudunun bir günlük kolesterol ihtiyacının 10 katı kadar kolesterol içerir. Bu nedenle beynin B12 kaynağı olarak sık tüketilmemesi önerilir.Kefir, yoğurt ve süt gibi ürünler B12 açısından çok zengindir. Protein bakımından da zengin olan bu besinler, günlük B12 vitamin alımında büyük destektir. Araştırmalar vücudun süt ve süt ürünlerindeki B12 vitaminini, et ve yumurtadaki B12 vitaminine göre daha iyi emdiğini söylüyor. Süt ve süt ürünleri aynı zamanda iyi birer kalsiyum, A vitamini, D vitamini, çinko, potasyum ve kolin kaynağıdır.Vücutta B12 vitamini yetersiz olduğunda; kansızlık ortaya çıkar ve enerji eksikliği, yorgunluk, baş dönmesi, kalp atışında düzensizlik, nefes darlığı, ciltte solgunluk, kolay morarma ve kanama, kilo kaybı, ishal veya kabızlık, kas zayıflığı ve ekstremitelerde karıncalanma yaşanır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IyoBpYlxeUmI8Fxe_MZqzw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>B12, vitamini, zengini:, Unutkanlık, yorgunluk, kansızlığı, önlüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IyoBpYlxeUmI8Fxe_MZqzw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="B12 vitamini zengini: Unutkanlık, yorgunluk ve kansızlığı önlüyor"><p>Hafızayı güçlendirmek, vücudun kırmızı kan hücreleri oluşumuna destek olmak için vücudunuz B12 vitaminine ihtiyaç duyar. B12 eksikliğini önlemek ve B12 ihtiyacını karşılamak için bazı besinlerden faydalanabilirsiniz. B12 vitamini yönünden güçlü olan bu besinler vücut hücrelerinin oluşumunu kendini yenilemesini ve uzun yaşamasını sağlar. Peki, B12 zengini besinler nelerdir?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AVkA14J8k0CFLPsr24DDuw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 vitamini, vücudun sağlıklı bir şekilde çalışması için gerekli olan önemli bir vitamindir. Sinirlerin korunmasına ve düzgün çalışmasına yardımcı olur. Kansızlığı (anemi) önlemek için gereklidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oWwtMs1Dx0aKH2C7-LGHIA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hücrelerin yenilenmesi ve onarımı için kritik bir rol oynar. Vücudun enerji üretiminde önemli bir yere sahiptir. Bilişsel işlevlerin korunmasına yardımcı olur, unutkanlık ve odaklanma problemlerini önlemeye destek olabilir. B12 eksikliği depresyon, sinirlilik gibi ruh hali değişimlerine neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G-Nq7cbPB0al_36DgHhucQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 eksikliği vücutta halsizlik, yorgunluk, unutkanlık, kansızlık, el ve ayaklarda karıncalanma gibi belirtiler görülebilir. B12 eksikliğini önlemek için B12 bakımından zengin ve güçlü besinleri tüketebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XiePfUvvnUm0Tb-TYM7m1g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lor sadece bağırsak sağlığı için harika olmakla kalmaz, aynı zamanda orta miktarda B12 vitamini de sağlar. Ev yapımı veya probiyotik açısından zengin lor peynirin,n düzenli tüketimi sindirimi iyileştirmeye yardımcı olur ve bu da B12 emilimini artırır. İpucu: Yemeklerle, özellikle öğle yemeğinde lor peyniri yemek sindirimi ve besin emilimini artırabilir. Besin emilimini engelleyebileceği için şekerli aromalı yoğurtlardan kaçının.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j3NqJuImGkmKxfGedxXI-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Muzlar bağırsak sağlığını destekler ve bu da dolaylı olarak B12 emilimine yardımcı olur. Ayrıca, enerji seviyelerini iyileştirmek için B12 ile birlikte çalışan B6 vitamini açısından da zengindirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EMbrhi67rUKU_KiRyM1k8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabah kahvaltılarının vazgeçilmezi olan yumurta en güçlü protein ve B12 kaynakları arasında yerini alıyor. Özellikle yumurta sarısı iyi bir B12 vitamin kaynağıdır. Yumurta sarısındaki B12 vitamininin emilimi daha kolaydır. Yumurtayı tüketirken sadece beyazlarını ayırıp yemek yerine hem beyazını hem sarısını yiyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4C0fLEcBKU6s4z2nLzj3Ag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Omega-3 deposu balıklar ayrıca zengin birer B12 kaynağıdır. Omega 3 kaynağı balık, inflamasyonu azaltmada, kalp sağlığını iyileştirmede büyük rol oynar. B12 vitaminini gıdalardan alırken her birinden daha dengeli ve sınırlı miktarlarda tüketmeniz uygun olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aKmeP7yhF0KOK1Vj-uqTGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dana eti ve kuzu eti, B12 vitamini açısından zengindir. Yine bu hayvanların ciğerinde de B12 yoğun miktarda bulunur. Ancak kan yağlarını da yükseltme riski nedeniyle kırmızı et tüketiminde ölçülü olunmalıdır son derece sınırlı olunmalıdır. Aksi halde kalp ve damar sorunları baş gösterir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JqtLdjHrO0GAbMfgYzbubw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaciğerin yanı sıra, beyin böbrek gibi sakatat türleri de bol miktarda B12 vitamini içerir. Ancak özellikle sakatat tüketirken sakatatın B12 vitamini haricinde önemli miktarda da kolesterol ihtiva ettiğini gözden kaçırmamak gerekir. Örneğin 100 gram sığır beyni, insan vücudunun bir günlük kolesterol ihtiyacının 10 katı kadar kolesterol içerir. Bu nedenle beynin B12 kaynağı olarak sık tüketilmemesi önerilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_zD4vaa4x0y99wfMrM51KQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kefir, yoğurt ve süt gibi ürünler B12 açısından çok zengindir. Protein bakımından da zengin olan bu besinler, günlük B12 vitamin alımında büyük destektir. Araştırmalar vücudun süt ve süt ürünlerindeki B12 vitaminini, et ve yumurtadaki B12 vitaminine göre daha iyi emdiğini söylüyor. Süt ve süt ürünleri aynı zamanda iyi birer kalsiyum, A vitamini, D vitamini, çinko, potasyum ve kolin kaynağıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lkYAiHJxDkiECmp7jjqVwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücutta B12 vitamini yetersiz olduğunda; kansızlık ortaya çıkar ve enerji eksikliği, yorgunluk, baş dönmesi, kalp atışında düzensizlik, nefes darlığı, ciltte solgunluk, kolay morarma ve kanama, kilo kaybı, ishal veya kabızlık, kas zayıflığı ve ekstremitelerde karıncalanma yaşanır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>45 yaşındaki kadın bu belirtiyle doktora gitti: Meğer pankreas kanseriymiş</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/45-yasindaki-kadin-bu-belirtiyle-doktora-gitti-meger-pankreas-kanseriymis</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/45-yasindaki-kadin-bu-belirtiyle-doktora-gitti-meger-pankreas-kanseriymis</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de yaşayan 45 yaşındaki sağlık görevlisi Clair Honeywood, haftalarca süren mide ağrılarının ardından gittigi hastanede, pankreas kanseri teşhisi konuldu.Uzun süredir irritabl bağırsak sendromuyla (IBS) mücadele eden Honeywood, başlangıçta bu ağrıların hastalığının şiddetlenmesi olduğunu düşünmüştü. Ancak, dayanılmaz hale gelen ağrılar nedeniyle acil servise gitmek zorunda kaldı.Yapılan testlerde pankreasında anormallik tespit edilse de kesin bir teşhis konmadan evine gönderildi. Kısa bir süre sonra cildinde ve gözlerinde sararma fark eden Honeywood, tekrar hastaneye başvurdu ve gerçekleştirilen testler sonucunda pankreas kanseri olduğu ortaya çıktı.Doktorlar, Clair Honeywood&#039;un pankreasında bir tümör tespit etti. Tümörün büyük bir atardamarın etrafını sarması nedeniyle ameliyat edilemez olduğu belirtildi. Kemoterapi, kanserin yayılmasını yavaşlatma potansiyeline sahip olsa da doktorlar, bu tedavinin Honeywood&#039;un ömrünü bir buçuk yıldan fazla uzatamayabileceğini ifade etti.Honeywood, &quot;Danışmanım bana teşhisi söylemek istemedi ama ben ona yalvardım. Sonunda pankreas kanseri olduğumu öğrendim. Kanserin yayılmadığını söylediler ama ameliyat edilemez olduğunda bir kez daha yıkıldım. Doktorlar eve gidip anılar biriktirmemi tavsiye etti&quot; diyerek yaşadığı zorlu süreci anlattı.Cancer Research UK&#039;ye göre, İngiltere&#039;de her yıl yaklaşık 10.800 yeni pankreas kanseri vakası teşhis ediliyor. Pancreatic Cancer UK&#039;ye göre bu, en ölümcül yaygın kanser türü olup, hastaların yarısından fazlası, teşhisten sonraki üç ay içinde hayatını kaybediyor.Karın ve sırt ağrısı, açıklanamayan kilo kaybı, hazımsızlık, iştahsızlık, bağırsak alışkanlıklarında değişiklik ve sarılık, pankreas kanserinin en yaygın belirtileri arasında yer alıyor. Ancak bu semptomlar, sıklıkla IBS gibi daha yaygın rahatsızlıklarla karıştırılıyor.Honeywood&#039;a üçüncü evre pankreas kanseri teşhisi konuldu; bu, kanserin yakındaki lenf düğümlerine yayıldığını veya ana kan damarlarına doğru büyümeye başladığını gösteriyor.Honeywood, &quot;Ben henüz 45 yaşındayım ve bu yaşta böyle bir hastalıkla karşılaşmayı beklemiyordum. Ama yaşamak için sebebim var, iki çocuğum için savaşmak zorundayım. Hayat yaşamak içindir ve pozitif olmak zorundayım&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RfUE3Sydf0mFq-bBQrPsPQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, kadın, belirtiyle, doktora, gitti:, Meğer, pankreas, kanseriymiş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RfUE3Sydf0mFq-bBQrPsPQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="45 yaşındaki kadın bu belirtiyle doktora gitti: Meğer pankreas kanseriymiş"><p>İngiltere'de yaşayan 45 yaşındaki sağlık görevlisi Clair Honeywood, haftalarca süren mide ağrılarının ardından gittigi hastanede, pankreas kanseri teşhisi konuldu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mC9hXOuD9EKXaXz9rPRRAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun süredir irritabl bağırsak sendromuyla (IBS) mücadele eden Honeywood, başlangıçta bu ağrıların hastalığının şiddetlenmesi olduğunu düşünmüştü. Ancak, dayanılmaz hale gelen ağrılar nedeniyle acil servise gitmek zorunda kaldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1TFuPCeyTkGImf_IqI8Lpw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapılan testlerde pankreasında anormallik tespit edilse de kesin bir teşhis konmadan evine gönderildi. Kısa bir süre sonra cildinde ve gözlerinde sararma fark eden Honeywood, tekrar hastaneye başvurdu ve gerçekleştirilen testler sonucunda pankreas kanseri olduğu ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ciCwbKAZI0ODgUjDQYyZKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doktorlar, Clair Honeywood'un pankreasında bir tümör tespit etti. Tümörün büyük bir atardamarın etrafını sarması nedeniyle ameliyat edilemez olduğu belirtildi. Kemoterapi, kanserin yayılmasını yavaşlatma potansiyeline sahip olsa da doktorlar, bu tedavinin Honeywood'un ömrünü bir buçuk yıldan fazla uzatamayabileceğini ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b2EPnRpc-0OmymgdwLpPbQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Honeywood, "Danışmanım bana teşhisi söylemek istemedi ama ben ona yalvardım. Sonunda pankreas kanseri olduğumu öğrendim. Kanserin yayılmadığını söylediler ama ameliyat edilemez olduğunda bir kez daha yıkıldım. Doktorlar eve gidip anılar biriktirmemi tavsiye etti" diyerek yaşadığı zorlu süreci anlattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZefG5Y5eaUa3ZFSyBOJDtA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cancer Research UK'ye göre, İngiltere'de her yıl yaklaşık 10.800 yeni pankreas kanseri vakası teşhis ediliyor. Pancreatic Cancer UK'ye göre bu, en ölümcül yaygın kanser türü olup, hastaların yarısından fazlası, teşhisten sonraki üç ay içinde hayatını kaybediyor.Karın ve sırt ağrısı, açıklanamayan kilo kaybı, hazımsızlık, iştahsızlık, bağırsak alışkanlıklarında değişiklik ve sarılık, pankreas kanserinin en yaygın belirtileri arasında yer alıyor. Ancak bu semptomlar, sıklıkla IBS gibi daha yaygın rahatsızlıklarla karıştırılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PVqKRcwm4UCaXA0rAlmxJA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Honeywood'a üçüncü evre pankreas kanseri teşhisi konuldu; bu, kanserin yakındaki lenf düğümlerine yayıldığını veya ana kan damarlarına doğru büyümeye başladığını gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zo-QrxbHMkGsb3JoB6sMGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Honeywood, "Ben henüz 45 yaşındayım ve bu yaşta böyle bir hastalıkla karşılaşmayı beklemiyordum. Ama yaşamak için sebebim var, iki çocuğum için savaşmak zorundayım. Hayat yaşamak içindir ve pozitif olmak zorundayım" dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünyada son yıllarda en popüler beslenme biçimi: Diyabet riskini tetikliyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/dunyada-son-yillarda-en-populer-beslenme-bicimi-diyabet-riskini-tetikliyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/dunyada-son-yillarda-en-populer-beslenme-bicimi-diyabet-riskini-tetikliyor</guid>
<description><![CDATA[ Aralıklı oruç, son yıllarda popülerlik kazanan ve en çok tercih edilen beslenme biçimlerinden biri. Öyle ki dünyaca ünlü isimler bile bu beslenme biçimini benimsiyor. Aralıklı orucun kilo vermeye yardımcı olduğu biliniyor. Ancak yapılan son araştırmalarda aralıklı orucun bu hastalığı tetikleyebileceği ortaya çıktı.Yeni bir araştırma, son yıllarda popülerlik kazanan aralıklı orucun, ergenlik dönemindeki bireylerde Tip 2 diyabet riskini artırabileceğini ortaya koydu.Hollywood yıldızları Jennifer Aniston, Nicole Kidman, Cameron Diaz ve Mark Wahlberg gibi isimlerin benimsediği bu beslenme düzeni, kilo vermeye yardımcı olduğu gerekçesiyle yaygın olarak tercih ediliyor. Ancak bilim insanları, aralıklı orucun uzun vadeli sağlık etkileri konusunda fikir ayrılığı yaşıyor.Almanya&#039;da yapılan bir çalışma, aralıklı orucun bel çevresi için faydalı olabileceğini ancak ergen bireylerde insülin üretimini engelleyerek diyabet riskini artırabileceğini öne sürdü. Tip 2 diyabet, vücudun yeterli insülin üretememesi veya insülin etkinliğinin düşmesi sonucu ortaya çıkıyor.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Münih Teknik Üniversitesi Kardiyovasküler Metabolizma Profesörü Dr. Alexander Bartelt, &quot;Aralıklı orucun kilo kaybı ve kalp sağlığına faydaları bilinmekle birlikte, ergenlerde olumsuz etkiler yaratabileceğini göz ardı etmemeliyiz&quot; dedi. Dr. Stephan Herzig ise çalışmanın aralıklı orucun yetişkinler için faydalı olduğunu ancak çocuklar ve gençler için risk taşıyabileceğini gösterdiğini belirtti.Araştırma fareler üzerinde incelemeler yapıldı. Fareler, 24 saat boyunca yiyecek almadan bekletildikten sonra iki gün normal beslenme ile desteklendi. 10 haftalık bir sürecin sonunda yetişkin ve yaşlı farelerde insülin duyarlılığının arttığı gözlemlenirken, ergen farelerde beta hücre fonksiyonlarında belirgin bir düşüş kaydedildi.Bilim insanları, bunun pankreasta insülin üreten beta hücrelerinin ergenlik döneminde yeterince olgunlaşmamasından kaynaklandığını belirtti. Daha sonra farelerden elde edilen bulgular insan dokularıyla karşılaştırıldı ve diyabetli bireylerde benzer beta hücre olgunlaşmama belirtileri tespit edildi.Moleküler biyoloji uzmanı Dr. Leonardo Matta, &quot;Aralıklı orucun genellikle beta hücrelerine fayda sağladığı düşünülürken, genç farelerde uzun süreli oruç sonrası insülin üretiminde düşüş görmemiz bizi şaşkına uğrattı&quot; dedi.Tip 2 diyabet, vücudun insülin üretememesi veya etkin kullanamaması sonucu kan şekerinin yükselmesine neden olur. Uzun vadede bu durum kalp krizi, felç, göz, böbrek ve sinir hasarı gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.İngiltere&#039;de 2021/22 verilerine göre, yaklaşık 4,3 milyon insan diyabet hastası olarak kayıtlara geçti. Vakaların %90&#039;ını Tip 2 diyabet oluştururken, bu hastalığın obezite ile yakından ilişkili olduğu biliniyor. Tip 1 diyabet ise genetik faktörlere bağlı olarak erken yaşlarda ortaya çıkıyor.Uzmanlar, aralıklı orucun genç bireyler üzerindeki uzun vadeli etkilerinin daha detaylı araştırılması gerektiğini ve bireylerin beslenme tercihlerinde dikkatli olmaları gerektiğini vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yPv6WhhKvkG5JROH2dGJqg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünyada, son, yıllarda, popüler, beslenme, biçimi:, Diyabet, riskini, tetikliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yPv6WhhKvkG5JROH2dGJqg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünyada son yıllarda en popüler beslenme biçimi: Diyabet riskini tetikliyor"><p>Aralıklı oruç, son yıllarda popülerlik kazanan ve en çok tercih edilen beslenme biçimlerinden biri. Öyle ki dünyaca ünlü isimler bile bu beslenme biçimini benimsiyor. Aralıklı orucun kilo vermeye yardımcı olduğu biliniyor. Ancak yapılan son araştırmalarda aralıklı orucun bu hastalığı tetikleyebileceği ortaya çıktı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fQh8U3r3e0OgNqlSmKHS2g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni bir araştırma, son yıllarda popülerlik kazanan aralıklı orucun, ergenlik dönemindeki bireylerde Tip 2 diyabet riskini artırabileceğini ortaya koydu.Hollywood yıldızları Jennifer Aniston, Nicole Kidman, Cameron Diaz ve Mark Wahlberg gibi isimlerin benimsediği bu beslenme düzeni, kilo vermeye yardımcı olduğu gerekçesiyle yaygın olarak tercih ediliyor. Ancak bilim insanları, aralıklı orucun uzun vadeli sağlık etkileri konusunda fikir ayrılığı yaşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mMDbkrmEmkuB3PRyTZN9Cg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Almanya'da yapılan bir çalışma, aralıklı orucun bel çevresi için faydalı olabileceğini ancak ergen bireylerde insülin üretimini engelleyerek diyabet riskini artırabileceğini öne sürdü. Tip 2 diyabet, vücudun yeterli insülin üretememesi veya insülin etkinliğinin düşmesi sonucu ortaya çıkıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SJ6t5CfHhkWI_3_zVsiwCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DailyMail'de yer alan habere göre; Münih Teknik Üniversitesi Kardiyovasküler Metabolizma Profesörü Dr. Alexander Bartelt, "Aralıklı orucun kilo kaybı ve kalp sağlığına faydaları bilinmekle birlikte, ergenlerde olumsuz etkiler yaratabileceğini göz ardı etmemeliyiz" dedi. Dr. Stephan Herzig ise çalışmanın aralıklı orucun yetişkinler için faydalı olduğunu ancak çocuklar ve gençler için risk taşıyabileceğini gösterdiğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x3ReJ9wPqUSrSN1OV0izSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma fareler üzerinde incelemeler yapıldı. Fareler, 24 saat boyunca yiyecek almadan bekletildikten sonra iki gün normal beslenme ile desteklendi. 10 haftalık bir sürecin sonunda yetişkin ve yaşlı farelerde insülin duyarlılığının arttığı gözlemlenirken, ergen farelerde beta hücre fonksiyonlarında belirgin bir düşüş kaydedildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R5a9JMvH-0ehekhzHcO41A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilim insanları, bunun pankreasta insülin üreten beta hücrelerinin ergenlik döneminde yeterince olgunlaşmamasından kaynaklandığını belirtti. Daha sonra farelerden elde edilen bulgular insan dokularıyla karşılaştırıldı ve diyabetli bireylerde benzer beta hücre olgunlaşmama belirtileri tespit edildi.Moleküler biyoloji uzmanı Dr. Leonardo Matta, "Aralıklı orucun genellikle beta hücrelerine fayda sağladığı düşünülürken, genç farelerde uzun süreli oruç sonrası insülin üretiminde düşüş görmemiz bizi şaşkına uğrattı" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KRhQVeQNtEevQsjYrILmGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tip 2 diyabet, vücudun insülin üretememesi veya etkin kullanamaması sonucu kan şekerinin yükselmesine neden olur. Uzun vadede bu durum kalp krizi, felç, göz, böbrek ve sinir hasarı gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p5tQ2iadDUSiF7IcMwBpNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere'de 2021/22 verilerine göre, yaklaşık 4,3 milyon insan diyabet hastası olarak kayıtlara geçti. Vakaların %90'ını Tip 2 diyabet oluştururken, bu hastalığın obezite ile yakından ilişkili olduğu biliniyor. Tip 1 diyabet ise genetik faktörlere bağlı olarak erken yaşlarda ortaya çıkıyor.Uzmanlar, aralıklı orucun genç bireyler üzerindeki uzun vadeli etkilerinin daha detaylı araştırılması gerektiğini ve bireylerin beslenme tercihlerinde dikkatli olmaları gerektiğini vurguluyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Benjamin Button gerçek oldu: Yaşlı doğdu zamanla gençleşti</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/benjamin-button-gercek-oldu-yasli-dogdu-zamanla-genclesti</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/benjamin-button-gercek-oldu-yasli-dogdu-zamanla-genclesti</guid>
<description><![CDATA[ Avustralya’da 1993 yılında dünyaya gelen Tomm Tennent, doğumuyla tıp dünyası tarihine geçti. Uzmanlar, yaşlı bir insanın cildine sahip olarak doğan Tennent&#039;in durumunu, vücudunda normalden çok daha yüksek seviyelerde bulunan hyalüronik asit olduğunu açıkladı.Bundan yaklaşık 30 yıl önce Avustralya&#039;da gerçekleşen bir doğum, bilim dünyasını şaşkına çevirdi.   1993 yılında ülkenin Güney Victoria bölgesinde doğan Tomm Tennent, en sıradışı bebeklerden biri olarak dünyaya geldi.  Tıp dünyasını ve halkı şaşırtan özelliğe sahip olan Tennent, normal bir insanın sahip olması gerekenden çok daha fazla deriyle doğmuştu.  Doğuma kadar her şeyin normal ilerlediği sürecin ardından, doğum sırasında doktorlarla birlikte aile de şaşkına döndü.  Tomm’un cildi, sanki bir yetişkinin derisiyle kaplı gibiydi ve yüzü kırışıklıklarla doluydu. Araştırmalara başlayan bilim insanları, bu durumun hiçbir genetik hastalıkla tam olarak uyuşmadığını fark etti.VÜCUDUNDA YÜKSEK SEVİYEDE HYALÜRONİK ASİT ÇIKTI  Ancak yapılan incelemeler, insan ve hayvan dokularında bulunan ve derinin elastikiyetini sağlayan önemli bir bileşen olan hyalüronik asidin Tomm&#039;un vücudunda normalden çok daha yüksek seviyelerde bulunduğunu ortaya çıkardı.  Tomm’un durumu, özellikle belirli köpek türlerinde görülen Shar Pei sendromuna benzetildi. Shar Pei cinsi köpekler, doğduklarında fazla deriyle kaplı olur ve büyüdükçe derileri vücutlarına uyum sağlar.  Tomm, fiziksel görünümü nedeniyle pek çok zorlukla karşılaştı. Ama o, tüm bunlara rağmen hayata tutundu. Şimdi, 30 yıl sonra, Tomm’un hayatı biraz gizemli olsa da Facebook profili bize onun mutlu bir evlilik sürdürdüğünü gösteriyor.  Profilinde ise “Hayat basit. Seçimler yaparsınız ve geriye bakmazsınız” şeklinde bir mesaj yer alıyor. Bu, Tomm’un hayatını nasıl yaşadığını ve her zorluğa nasıl göğüs gerdiğini anlatan kısa ama anlamlı bir açıklama. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UZnWgWeD3U6h2xn2wHBG2A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Benjamin, Button, gerçek, oldu:, Yaşlı, doğdu, zamanla, gençleşti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UZnWgWeD3U6h2xn2wHBG2A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Benjamin Button gerçek oldu: Yaşlı doğdu zamanla gençleşti"><p>Avustralya’da 1993 yılında dünyaya gelen Tomm Tennent, doğumuyla tıp dünyası tarihine geçti. Uzmanlar, yaşlı bir insanın cildine sahip olarak doğan Tennent'in durumunu, vücudunda normalden çok daha yüksek seviyelerde bulunan hyalüronik asit olduğunu açıkladı.</p><p>Bundan yaklaşık 30 yıl önce Avustralya'da gerçekleşen bir doğum, bilim dünyasını şaşkına çevirdi.   1993 yılında ülkenin Güney Victoria bölgesinde doğan Tomm Tennent, en sıradışı bebeklerden biri olarak dünyaya geldi.  Tıp dünyasını ve halkı şaşırtan özelliğe sahip olan Tennent, normal bir insanın sahip olması gerekenden çok daha fazla deriyle doğmuştu.  Doğuma kadar her şeyin normal ilerlediği sürecin ardından, doğum sırasında doktorlarla birlikte aile de şaşkına döndü.  Tomm’un cildi, sanki bir yetişkinin derisiyle kaplı gibiydi ve yüzü kırışıklıklarla doluydu. </p><p>Araştırmalara başlayan bilim insanları, bu durumun hiçbir genetik hastalıkla tam olarak uyuşmadığını fark etti.</p><p><strong>VÜCUDUNDA YÜKSEK SEVİYEDE HYALÜRONİK ASİT ÇIKTI</strong>  Ancak yapılan incelemeler, insan ve hayvan dokularında bulunan ve derinin elastikiyetini sağlayan önemli bir bileşen olan hyalüronik asidin Tomm'un vücudunda normalden çok daha yüksek seviyelerde bulunduğunu ortaya çıkardı.  Tomm’un durumu, özellikle belirli köpek türlerinde görülen Shar Pei sendromuna benzetildi. Shar Pei cinsi köpekler, doğduklarında fazla deriyle kaplı olur ve büyüdükçe derileri vücutlarına uyum sağlar.  Tomm, fiziksel görünümü nedeniyle pek çok zorlukla karşılaştı. Ama o, tüm bunlara rağmen hayata tutundu. Şimdi, 30 yıl sonra, Tomm’un hayatı biraz gizemli olsa da Facebook profili bize onun mutlu bir evlilik sürdürdüğünü gösteriyor.  Profilinde ise “Hayat basit. Seçimler yaparsınız ve geriye bakmazsınız” şeklinde bir mesaj yer alıyor. Bu, Tomm’un hayatını nasıl yaşadığını ve her zorluğa nasıl göğüs gerdiğini anlatan kısa ama anlamlı bir açıklama.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KDlXzLIpaEWbQ-2bczGm0w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzman doktor 5 besini sıraladı: Sağlıklı diye yiyoruz ama kanser nedeni</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/uzman-doktor-5-besini-siraladi-saglikli-diye-yiyoruz-ama-kanser-nedeni</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/uzman-doktor-5-besini-siraladi-saglikli-diye-yiyoruz-ama-kanser-nedeni</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir vücuda sahip olmanın en kolay yollarından biri sağlıklı besinler tüketmek. Ancak sağlıklı olarak düşündüğünüz bazı besinler farkında olmadan vücudunuza zarar veriyor olabilir. Beslenme kanser riskini etkileyen önemli faktörlerden biri. Araştırmalara göre, kanser vakalarının yaklaşık yüzde 40&#039;ı sağlıksız beslenme ve egzersiz eksikliği gibi yaşam tarzı faktörlerinden kaynaklanıyor. Sağlıklı olarak bildiğiniz bazı besinler de kanser riskini artırıyor. Peki, bu besinler neler?Sağlıklı olduğu düşünülen bazı gıdalar, aslında ciddi sağlık riskleri taşıyor olabilir. Dr. Naheed Ali, özellikle süpermarket raflarında sıkça bulunan bazı ürünlerin kanser ve diğer kronik hastalıklarla ilişkilendirilebileceğini belirtti.Dr. Naheed Ali&#039;ye göre, beslenme kanser riskini etkileyen önemli faktörlerden biri. Araştırmalara göre, kanser vakalarının yaklaşık yüzde 40&#039;ı sağlıksız beslenme ve egzersiz eksikliği gibi yaşam tarzı faktörlerinden kaynaklanıyor. Bu nedenle, tüketicilerin bilinçli seçimler yapmaları gerektiğini vurgulayan Dr. Ali, market alışverişi sırasında uzak durulması gereken 5 gıdayı sıraladı:Birçok kişi tarafından sağlıklı olarak değerlendirilen bu ürünler, aslında yüksek oranda ilave şeker ve yapay katkı maddeleri içeriyor. Bu katkılar, bağırsak mikrobiyomunu olumsuz etkileyerek iltihaplanmaya yol açabiliyor ve bağırsak kanseri riskini artırabiliyor. Protein barların içeriğinde bulunan yapay tatlandırıcılar ve şeker ise şişkinlik ve sindirim sorunlarına neden olabiliyor.Kolza tohumu ve soya fasulyesi gibi bitkisel yağlar, omega-6 yağ asitleri açısından zengin. Vücut için gerekli olan bu yağ asitleri, aşırı tüketildiğinde iltihaplanmayı artırarak kanser gelişimi ile ilişkilendirilebiliyor. Dr. Ali, modern beslenmede omega-6 ve omega-3 dengesizliğinin önemli bir sağlık sorunu olduğunu belirtiyor.Bitki bazlı beslenme trendi giderek yaygınlaşsa da, vegan sosis, pastırma ve hamburger gibi et alternatifleri genellikle aşırı işlenmiş gıdalar kategorisine giriyor. Bu ürünler, kansere neden olabilecek emülgatörler, stabilizatörler, lezzet artırıcılar ve yapay renklendiriciler içerebiliyor. Ayrıca yüksek oranda tuz, şeker ve yağ içererek sağlıksız beslenmeye katkıda bulunabiliyor.Tamamen doğal olduğu iddia edilse de, paketlenmiş meyve suları ve smoothieler genellikle lif bakımından fakir ve yüksek şeker içerikli oluyor. Bazı ürünler, bir kutu gazlı içecekten daha fazla şeker barındırabiliyor. Bu durum kan şekerinde ani yükselmelere ve gereksiz kalori alımına neden olarak kilo alımına ve dolayısıyla kanser riskine katkıda bulunabiliyor.Pek çok işlenmiş gıda, raf ömrünü uzatmak için emülgatör adı verilen katkı maddeleri içeriyor. Beslenme uzmanları, bu katkı maddelerinin bağırsak sağlığına zarar verebileceğini ve bağırsak kanseri riskini artırabileceğini belirtiyor.İngiltere&#039;deki verilere göre, aşırı kilo ve obezite her yıl yaklaşık 18.000 kanser vakasına neden oluyor. Obezite, pankreas, meme, bağırsak ve yumurtalık kanserleri dahil olmak üzere 13 farklı kanser türüyle bağlantılı.Uzman isin, sağlıklı bir yaşam için tüketicilerin beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmeleri gerektiğini vurgulayarak, işlenmiş ve katkı maddesi içeren gıdalardan kaçınılması gerektiğini belirtiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pmX5f5tEU0mTJ72LIZJv3g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzman, doktor, besini, sıraladı:, Sağlıklı, diye, yiyoruz, ama, kanser, nedeni</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pmX5f5tEU0mTJ72LIZJv3g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzman doktor 5 besini sıraladı: Sağlıklı diye yiyoruz ama kanser nedeni"><p>Sağlıklı bir vücuda sahip olmanın en kolay yollarından biri sağlıklı besinler tüketmek. Ancak sağlıklı olarak düşündüğünüz bazı besinler farkında olmadan vücudunuza zarar veriyor olabilir. Beslenme kanser riskini etkileyen önemli faktörlerden biri. Araştırmalara göre, kanser vakalarının yaklaşık yüzde 40'ı sağlıksız beslenme ve egzersiz eksikliği gibi yaşam tarzı faktörlerinden kaynaklanıyor. Sağlıklı olarak bildiğiniz bazı besinler de kanser riskini artırıyor. Peki, bu besinler neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nn7e1HKThEKusaVTWHN8DQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı olduğu düşünülen bazı gıdalar, aslında ciddi sağlık riskleri taşıyor olabilir. Dr. Naheed Ali, özellikle süpermarket raflarında sıkça bulunan bazı ürünlerin kanser ve diğer kronik hastalıklarla ilişkilendirilebileceğini belirtti.Dr. Naheed Ali'ye göre, beslenme kanser riskini etkileyen önemli faktörlerden biri. Araştırmalara göre, kanser vakalarının yaklaşık yüzde 40'ı sağlıksız beslenme ve egzersiz eksikliği gibi yaşam tarzı faktörlerinden kaynaklanıyor. Bu nedenle, tüketicilerin bilinçli seçimler yapmaları gerektiğini vurgulayan Dr. Ali, market alışverişi sırasında uzak durulması gereken 5 gıdayı sıraladı:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9rRb1j8poUOCEZlwD3SRNQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birçok kişi tarafından sağlıklı olarak değerlendirilen bu ürünler, aslında yüksek oranda ilave şeker ve yapay katkı maddeleri içeriyor. Bu katkılar, bağırsak mikrobiyomunu olumsuz etkileyerek iltihaplanmaya yol açabiliyor ve bağırsak kanseri riskini artırabiliyor. Protein barların içeriğinde bulunan yapay tatlandırıcılar ve şeker ise şişkinlik ve sindirim sorunlarına neden olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/apJH0z5soEmdkVgAKOgz_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolza tohumu ve soya fasulyesi gibi bitkisel yağlar, omega-6 yağ asitleri açısından zengin. Vücut için gerekli olan bu yağ asitleri, aşırı tüketildiğinde iltihaplanmayı artırarak kanser gelişimi ile ilişkilendirilebiliyor. Dr. Ali, modern beslenmede omega-6 ve omega-3 dengesizliğinin önemli bir sağlık sorunu olduğunu belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EOiXXwEqlkWkNlUBtlB2Pw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bitki bazlı beslenme trendi giderek yaygınlaşsa da, vegan sosis, pastırma ve hamburger gibi et alternatifleri genellikle aşırı işlenmiş gıdalar kategorisine giriyor. Bu ürünler, kansere neden olabilecek emülgatörler, stabilizatörler, lezzet artırıcılar ve yapay renklendiriciler içerebiliyor. Ayrıca yüksek oranda tuz, şeker ve yağ içererek sağlıksız beslenmeye katkıda bulunabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GTKFVcj8k0GbSXOr5hg0xg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tamamen doğal olduğu iddia edilse de, paketlenmiş meyve suları ve smoothieler genellikle lif bakımından fakir ve yüksek şeker içerikli oluyor. Bazı ürünler, bir kutu gazlı içecekten daha fazla şeker barındırabiliyor. Bu durum kan şekerinde ani yükselmelere ve gereksiz kalori alımına neden olarak kilo alımına ve dolayısıyla kanser riskine katkıda bulunabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GU5GsGtz50eT47s1M0tkcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pek çok işlenmiş gıda, raf ömrünü uzatmak için emülgatör adı verilen katkı maddeleri içeriyor. Beslenme uzmanları, bu katkı maddelerinin bağırsak sağlığına zarar verebileceğini ve bağırsak kanseri riskini artırabileceğini belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pU-Bnek8p0qhBhRoLpZZRw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere'deki verilere göre, aşırı kilo ve obezite her yıl yaklaşık 18.000 kanser vakasına neden oluyor. Obezite, pankreas, meme, bağırsak ve yumurtalık kanserleri dahil olmak üzere 13 farklı kanser türüyle bağlantılı.Uzman isin, sağlıklı bir yaşam için tüketicilerin beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmeleri gerektiğini vurgulayarak, işlenmiş ve katkı maddesi içeren gıdalardan kaçınılması gerektiğini belirtiyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kolesterol seviyesini düşürmek için 8 günlük egzersiz: 30 dakika yapmak yetiyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/kolesterol-seviyesini-dusurmek-icin-8-gunluk-egzersiz-30-dakika-yapmak-yetiyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/kolesterol-seviyesini-dusurmek-icin-8-gunluk-egzersiz-30-dakika-yapmak-yetiyor</guid>
<description><![CDATA[ Yüksek kolesterol, kalp hastalığı ve diğer sağlık sorunları riskini artırdığı için birçok insan için giderek artan bir endişe kaynağıdır. Dünya Sağlık Örgütü&#039;ne göre, dünya çapında yüksek kolesterolün 2,6 milyon ölüme neden olduğu tahmin edilmektedir. Diyet büyük bir rol oynasa da, egzersiz kolesterol seviyelerini yönetmek ve vücudu toksinlerden uzak tutmak için de aynı derecede önemlidir. Düzenli hareket metabolizmayı hızlandırmaya, dolaşımı iyileştirmeye ve zararlı maddeleri atmaya yardımcı olur. Kolesterolü doğal olarak düşürmek ve vücudunuzu detoksifiye etmek için basit egzersizler arıyorsanız, günlük rutininize ekleyebileceğiniz 8 etkili seçenek şunlardır.Yürüme, kötü kolesterolü (LDL) düşürmek ve iyi kolesterolü (HDL) yükseltmek için en kolay ancak en güçlü egzersizlerden biridir.Günlük 30 dakikalık tempolu yürüyüş kalp sağlığını iyileştirmeye, yağ yakmaya ve detoksifikasyona yardımcı olan lenf sistemini uyarmaya yardımcı olur. En iyi faydaları elde etmek için orta ila hızlı bir tempoda yürüyün ve iyi bir duruş sergileyin.İp atlama, dolaşımı iyileştiren, kalori yakan ve akciğer fonksiyonlarını geliştiren eğlenceli ve yoğun bir kardiyo egzersizidir. Ayrıca terlemeyi artırarak vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olur. Ayrıca kalbi güçlendirir ve kolesterolü kontrol altında tutar. Kısa seanslarla (5-10 dakika) başlayın ve süreyi kademeli olarak artırın.Bisiklet, LDL kolesterolü düşürerek ve HDL kolesterolü artırarak kalp sağlığı için harikalar yaratır. Ayrıca sindirimi iyileştirmeye yardımcı olur ve vücudun detoksifikasyonunda önemli bir rol oynayan böbrek fonksiyonunu destekler. İster açık havada ister sabit bir bisiklette olsun, günde en az 20-30 dakika bisiklet sürmeyi deneyin.Yüzme tüm vücudu çalıştırır, kan akışını iyileştirir ve stresi azaltır; bunlar sağlıklı kolesterol seviyelerine katkıda bulunan faktörlerdir. Ayrıca derin nefes almayı teşvik eder, bu da akciğer kapasitesini artırır ve kanı oksijenlendirir, vücudun toksinleri atmasına yardımcı olur. Haftada birkaç kez 20 dakika yüzmek bile büyük bir fark yaratabilir.Belirli yoga pozları sindirimi teşvik etmeye, karaciğer fonksiyonunu iyileştirmeye ve kolesterol seviyelerini düzenlemeye yardımcı olur. Bükülme pozları ve derin nefes egzersizleri de kan dolaşımını ve lenf drenajını iyileştirerek vücudun doğal detoks sürecini destekler. En iyi sonuçlar için Kobra Pozu, Köprü Pozu ve Kapalabhati Pranayama&#039;yı (nefes egzersizleri) deneyin.Ağırlık kaldırmak veya squat, lunge ve push-up gibi vücut ağırlığı egzersizleri yapmak kötü kolesterolü düşürmeye ve kas kütlesini artırmaya yardımcı olabilir. Daha güçlü kaslar metabolizmayı iyileştirir, vücudun yağları daha verimli bir şekilde işlemesini ve toksin birikimini azaltmasını sağlar. Haftada en az 3-4 kez güç antrenmanı yapmayı hedefleyin.Dans, kalbi sağlıklı tutan, yağ yakan ve vücudun doğal detoks yöntemlerinden biri olan terlemeyi teşvik eden mükemmel bir kardiyovasküler egzersizdir. Ayrıca yüksek kolesterolle bağlantılı olan stresi azaltmaya yardımcı olur. Maksimum fayda için Zumba, aerobik veya serbest stil dans gibi yüksek enerjili dans stillerini seçin.Derin diyaframatik nefes alma gibi nefes egzersizleri ve Pilates gibi esneme egzersizleri oksijen akışını artırır, sindirimi iyileştirir ve vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olur. Kontrollü nefes alma ayrıca sağlıklı kolesterol seviyelerini korumak için önemli olan stresi azaltır. Sabahları en az 10 dakikanızı derin nefes almaya ve hafif esnemelere ayırın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ffCuJHJWA0auvQQIz-goxQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kolesterol, seviyesini, düşürmek, için, günlük, egzersiz:, dakika, yapmak, yetiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ffCuJHJWA0auvQQIz-goxQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kolesterol seviyesini düşürmek için 8 günlük egzersiz: 30 dakika yapmak yetiyor"><p>Yüksek kolesterol, kalp hastalığı ve diğer sağlık sorunları riskini artırdığı için birçok insan için giderek artan bir endişe kaynağıdır. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, dünya çapında yüksek kolesterolün 2,6 milyon ölüme neden olduğu tahmin edilmektedir. Diyet büyük bir rol oynasa da, egzersiz kolesterol seviyelerini yönetmek ve vücudu toksinlerden uzak tutmak için de aynı derecede önemlidir. Düzenli hareket metabolizmayı hızlandırmaya, dolaşımı iyileştirmeye ve zararlı maddeleri atmaya yardımcı olur. Kolesterolü doğal olarak düşürmek ve vücudunuzu detoksifiye etmek için basit egzersizler arıyorsanız, günlük rutininize ekleyebileceğiniz 8 etkili seçenek şunlardır.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4fsDbbqZ70a7vTGaylW4jw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yürüme, kötü kolesterolü (LDL) düşürmek ve iyi kolesterolü (HDL) yükseltmek için en kolay ancak en güçlü egzersizlerden biridir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l_IEf3fAdkuEDGrdVra8Pg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günlük 30 dakikalık tempolu yürüyüş kalp sağlığını iyileştirmeye, yağ yakmaya ve detoksifikasyona yardımcı olan lenf sistemini uyarmaya yardımcı olur. En iyi faydaları elde etmek için orta ila hızlı bir tempoda yürüyün ve iyi bir duruş sergileyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M0_d2jSus0mujj3f97cy4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İp atlama, dolaşımı iyileştiren, kalori yakan ve akciğer fonksiyonlarını geliştiren eğlenceli ve yoğun bir kardiyo egzersizidir. Ayrıca terlemeyi artırarak vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olur. Ayrıca kalbi güçlendirir ve kolesterolü kontrol altında tutar. Kısa seanslarla (5-10 dakika) başlayın ve süreyi kademeli olarak artırın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IxhDmZ0zgk2jxJ5NuE2JKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bisiklet, LDL kolesterolü düşürerek ve HDL kolesterolü artırarak kalp sağlığı için harikalar yaratır. Ayrıca sindirimi iyileştirmeye yardımcı olur ve vücudun detoksifikasyonunda önemli bir rol oynayan böbrek fonksiyonunu destekler. İster açık havada ister sabit bir bisiklette olsun, günde en az 20-30 dakika bisiklet sürmeyi deneyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UkR8Axilgken9uYYEamLyg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüzme tüm vücudu çalıştırır, kan akışını iyileştirir ve stresi azaltır; bunlar sağlıklı kolesterol seviyelerine katkıda bulunan faktörlerdir. Ayrıca derin nefes almayı teşvik eder, bu da akciğer kapasitesini artırır ve kanı oksijenlendirir, vücudun toksinleri atmasına yardımcı olur. Haftada birkaç kez 20 dakika yüzmek bile büyük bir fark yaratabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UmF5dICJ70CqEH8XXHM0hA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Belirli yoga pozları sindirimi teşvik etmeye, karaciğer fonksiyonunu iyileştirmeye ve kolesterol seviyelerini düzenlemeye yardımcı olur. Bükülme pozları ve derin nefes egzersizleri de kan dolaşımını ve lenf drenajını iyileştirerek vücudun doğal detoks sürecini destekler. En iyi sonuçlar için Kobra Pozu, Köprü Pozu ve Kapalabhati Pranayama'yı (nefes egzersizleri) deneyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6hhT_OlrD0CIgeBFMJK2UA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ağırlık kaldırmak veya squat, lunge ve push-up gibi vücut ağırlığı egzersizleri yapmak kötü kolesterolü düşürmeye ve kas kütlesini artırmaya yardımcı olabilir. Daha güçlü kaslar metabolizmayı iyileştirir, vücudun yağları daha verimli bir şekilde işlemesini ve toksin birikimini azaltmasını sağlar. Haftada en az 3-4 kez güç antrenmanı yapmayı hedefleyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a0boV8zuj0WpHXCspa1zrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dans, kalbi sağlıklı tutan, yağ yakan ve vücudun doğal detoks yöntemlerinden biri olan terlemeyi teşvik eden mükemmel bir kardiyovasküler egzersizdir. Ayrıca yüksek kolesterolle bağlantılı olan stresi azaltmaya yardımcı olur. Maksimum fayda için Zumba, aerobik veya serbest stil dans gibi yüksek enerjili dans stillerini seçin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d7AdEg6R6EKbsUNX8Bm0uQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Derin diyaframatik nefes alma gibi nefes egzersizleri ve Pilates gibi esneme egzersizleri oksijen akışını artırır, sindirimi iyileştirir ve vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olur. Kontrollü nefes alma ayrıca sağlıklı kolesterol seviyelerini korumak için önemli olan stresi azaltır. Sabahları en az 10 dakikanızı derin nefes almaya ve hafif esnemelere ayırın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Böbrek hasarının sessiz belirtilerini görmezden mi geliyoruz?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/boebrek-hasarinin-sessiz-belirtilerini-goermezden-mi-geliyoruz</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/boebrek-hasarinin-sessiz-belirtilerini-goermezden-mi-geliyoruz</guid>
<description><![CDATA[ Böbrekler kanı temizler ve idrar yoluyla atıkları ortadan kaldırır. Diyabet ve hipertansiyon böbreklere zarar verebilir. Erken evrelerde hiçbir belirti görülmezken, ileri evrelerde şişlik, köpüklü idrar, idrarda kan, iştahsızlık, yorgunluk, idrar hacminde değişiklikler, bel ağrısı, kaşıntı ve diğer sorunlar görülür. Yüksek riskli bireylerde düzenli tarama, erken teşhis ve etkili tedavi için önemlidir.Böbrekler, omurganın her iki tarafında bulunan ve kanın temizlenmesinde rol oynayan 2 fasulye biçimli organdır. Azotlu atık ürünlerinin vücuttan atıldığı idrar üretir. Diyabet ve hipertansiyon böbrek hasarının en yaygın nedenleridir ve aşağıdaki gibi böbrek disfonksiyonunun yaygın belirtilerini bilmek önemlidir.Böbrek hasarının erken evreleri herhangi bir belirtiye neden olmaz ve yalnızca kan testleri, idrar testleri ve Kan basıncı ölçümü yoluyla tespit edilebilir. Bu nedenle DM ve HT gibi böbrek hasarı geliştirme riski yüksek olan hastaların semptomatik olmasalar bile düzenli aralıklarla böbrek fonksiyon testlerini yaptırmaları çok önemlidir.Ayaklarda şişlik: Böbrek hasarının yaygın bir belirtisi, uykudan kalkarken ayaklarda veya yüzde şişliktir. İdrarda protein kaybı nedeniyle oluşur ve böbrek hasarının bir işaretidir. İlk aşamalarda hastalarda uzun süre oturduktan sonra sadece ayaklarda geçici şişlik olabilir ve bu şişlik uzandıktan sonra kaybolur.Köpüklü idrar: Uyandıktan sonraki ilk idrar gibi dolu bir mesanede idrar yaparken köpüklü idrar olması normaldir. Ancak kalıcı köpüklü idrar, böbrek hasarının bir belirteci olan proteinüriyi ekarte etmek için değerlendirilmelidir.İdrarda kan: Birçok hasta için korkutucu bir semptomdur ve İdrar yolu enfeksiyonu veya böbrek taşı gibi iyi huylu nedenlerden kaynaklanabilir. Ancak yaşlı bir sigara içicisinde ağrısız hematüri, Renal Hücreli Karsinom veya Mesane Karsinomu gibi maligniteler açısından değerlendirilmelidir. İştahsızlık ve yorgunluk: Genellikle bunlar çok spesifik olmayan şikayetlerdir ve ileri böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalarda böbrek hastalığının ileri evrelerinde yaygın olan anemi nedeniyle bu semptomlar görülebilirİdrar hacminde değişiklikler: Çok düşük idrar hacmi (oligüri) ve aşırı idrar hacmi (poliüri)  her ikisi de anormaldir ve böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesini gerektirirBel ağrısı: İdrar yolunda idrar akışını engelleyen idrar taşları bel bölgesinde akut ağrıya neden olabilir ve uygun görüntüleme ve tedavi gerektirir. Ancak böbrek fonksiyon bozukluğunun tek başına genellikle herhangi bir ağrıya neden olmadığını belirtmek önemlidir.Kaşıntı: İleri böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalarda cilt kuruluğu ve şiddetli kaşıntı gibi birden fazla cilt sorunu gelişebilirDiğer yaygın belirtiler: Nefes darlığı, Tat duyusunda değişiklikler, Ağız kokusu, yanma hissi, Kilo kaybı, UykusuzlukBöbrek fonksiyon bozukluğuna özgü olmasa da böbrek hasarıyla ilişkili olabilir.Böbrek disfonksiyonunun erken evrelerinde hiçbir belirti yoktur veya belirtiler çok belirsizdir/rahatsız edici değildir - ancak çoğu tedavi yöntemi yalnızca bu evrede etkilidir. Bu nedenle böbrek hasarı riski yüksek olan hastaların düzenli aralıklarla böbrek fonksiyon testleri ile taranması esastır.Yukarıdaki belirti listesi eksiksiz değildir ve doğası gereği spesifik değildir (yani diğer rahatsızlıkları olan kişilerde de benzer belirtiler olabilir)  bu nedenle bu belirtilerden herhangi birine sahipseniz her zaman aile hekiminize danışmanız önerilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9TL2d0KUh0qDV6SddEQC7Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Böbrek, hasarının, sessiz, belirtilerini, görmezden, geliyoruz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9TL2d0KUh0qDV6SddEQC7Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Böbrek hasarının sessiz belirtilerini görmezden mi geliyoruz?"><p>Böbrekler kanı temizler ve idrar yoluyla atıkları ortadan kaldırır. Diyabet ve hipertansiyon böbreklere zarar verebilir. Erken evrelerde hiçbir belirti görülmezken, ileri evrelerde şişlik, köpüklü idrar, idrarda kan, iştahsızlık, yorgunluk, idrar hacminde değişiklikler, bel ağrısı, kaşıntı ve diğer sorunlar görülür. Yüksek riskli bireylerde düzenli tarama, erken teşhis ve etkili tedavi için önemlidir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WwAXIyk37kWaUlvN8Drr8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Böbrekler, omurganın her iki tarafında bulunan ve kanın temizlenmesinde rol oynayan 2 fasulye biçimli organdır. Azotlu atık ürünlerinin vücuttan atıldığı idrar üretir. Diyabet ve hipertansiyon böbrek hasarının en yaygın nedenleridir ve aşağıdaki gibi böbrek disfonksiyonunun yaygın belirtilerini bilmek önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/blKhMkNqjUmS0t5PQXiJ3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Böbrek hasarının erken evreleri herhangi bir belirtiye neden olmaz ve yalnızca kan testleri, idrar testleri ve Kan basıncı ölçümü yoluyla tespit edilebilir. Bu nedenle DM ve HT gibi böbrek hasarı geliştirme riski yüksek olan hastaların semptomatik olmasalar bile düzenli aralıklarla böbrek fonksiyon testlerini yaptırmaları çok önemlidir.Ayaklarda şişlik: Böbrek hasarının yaygın bir belirtisi, uykudan kalkarken ayaklarda veya yüzde şişliktir. İdrarda protein kaybı nedeniyle oluşur ve böbrek hasarının bir işaretidir. İlk aşamalarda hastalarda uzun süre oturduktan sonra sadece ayaklarda geçici şişlik olabilir ve bu şişlik uzandıktan sonra kaybolur.Köpüklü idrar: Uyandıktan sonraki ilk idrar gibi dolu bir mesanede idrar yaparken köpüklü idrar olması normaldir. Ancak kalıcı köpüklü idrar, böbrek hasarının bir belirteci olan proteinüriyi ekarte etmek için değerlendirilmelidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g-Yc3h8rWUmIM7z_Y4bVDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İdrarda kan: Birçok hasta için korkutucu bir semptomdur ve İdrar yolu enfeksiyonu veya böbrek taşı gibi iyi huylu nedenlerden kaynaklanabilir. Ancak yaşlı bir sigara içicisinde ağrısız hematüri, Renal Hücreli Karsinom veya Mesane Karsinomu gibi maligniteler açısından değerlendirilmelidir. İştahsızlık ve yorgunluk: Genellikle bunlar çok spesifik olmayan şikayetlerdir ve ileri böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalarda böbrek hastalığının ileri evrelerinde yaygın olan anemi nedeniyle bu semptomlar görülebilirİdrar hacminde değişiklikler: Çok düşük idrar hacmi (oligüri) ve aşırı idrar hacmi (poliüri)  her ikisi de anormaldir ve böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesini gerektirir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NYsBdgss4UqTdUlJs8WMAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bel ağrısı: İdrar yolunda idrar akışını engelleyen idrar taşları bel bölgesinde akut ağrıya neden olabilir ve uygun görüntüleme ve tedavi gerektirir. Ancak böbrek fonksiyon bozukluğunun tek başına genellikle herhangi bir ağrıya neden olmadığını belirtmek önemlidir.Kaşıntı: İleri böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalarda cilt kuruluğu ve şiddetli kaşıntı gibi birden fazla cilt sorunu gelişebilirDiğer yaygın belirtiler: Nefes darlığı, Tat duyusunda değişiklikler, Ağız kokusu, yanma hissi, Kilo kaybı, Uykusuzluk</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IJaaVrbYiUSLnpMGAdE64A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Böbrek fonksiyon bozukluğuna özgü olmasa da böbrek hasarıyla ilişkili olabilir.Böbrek disfonksiyonunun erken evrelerinde hiçbir belirti yoktur veya belirtiler çok belirsizdir/rahatsız edici değildir - ancak çoğu tedavi yöntemi yalnızca bu evrede etkilidir. Bu nedenle böbrek hasarı riski yüksek olan hastaların düzenli aralıklarla böbrek fonksiyon testleri ile taranması esastır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RF8J20T7nkKejThhCwT0fQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yukarıdaki belirti listesi eksiksiz değildir ve doğası gereği spesifik değildir (yani diğer rahatsızlıkları olan kişilerde de benzer belirtiler olabilir)  bu nedenle bu belirtilerden herhangi birine sahipseniz her zaman aile hekiminize danışmanız önerilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Takviye vitaminler nasıl kullanılır? Maksimum fayda için en doğru zaman</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/takviye-vitaminler-nasil-kullanilir-maksimum-fayda-icin-en-dogru-zaman</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/takviye-vitaminler-nasil-kullanilir-maksimum-fayda-icin-en-dogru-zaman</guid>
<description><![CDATA[ Günümüzün hızlı tempolu dünyasında, takviyeler birçok insanın sağlık rutinlerinin vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Sadece tüketmek yeterli değildir; zamanlama, kombinasyon ve emilim gibi faktörler etkinliklerinde önemli bir rol oynar.Güçlü kemikler için D Vitamini, kalp sağlığı için Omega-3 veya kas iyileşmesi için protein olsun, takviyeleri doğru şekilde almak maksimum fayda için çok önemlidir.D VİTAMİNİD Vitamini yağda çözünür, yani emilim için diyet yağına ihtiyaç duyar. Sağlıklı yağlar içeren bir öğünle (avokado, fındık veya zeytinyağı gibi) almak etkinliğini artırır. D Vitamini uyku hormonlarını etkilediğinden, gece alınması uykuyu etkileyebilir.D Vitaminini aç karnına almaktan kaçının. Aşırı kafeinle birlikte almayın, çünkü kafein emilimini engelleyebilir. Magnezyum ve K2 Vitamini D Vitamini ile iyi çalışır.Metabolizmanızı hızlandırmak istiyorsanız sabah protein tüketmeniz önerilir. Şekerli içeceklerle protein almaktan kaçının, çünkü bu gereksiz kalori alımına yol açabilir. Böbrek fonksiyonlarınız zayıfsa aşırı protein tüketmeyin.Kreatin ve karbonhidratlarla protein alın.C Vitamini suda çözünen bir vitamindir, yani suda çözünür ve emilim için yağ gerektirmez. Aç karnına almak bazen mide tahrişine yol açabilir, bu nedenle yiyeceklerle birlikte tüketmek idealdir.Vücuttaki C Vitamini seviyelerini azaltabilecek aşırı kafeinden kaçının. Demir aşırı yüklenmesi durumunuz varsa demir açısından zengin yiyeceklerle birlikte almayın.Maksimum fayda için C Vitaminini demir ve kolajenle birlikte alın.Probiyotikler, sindirimi ve bağırsak sağlığını destekleyen yararlı bakterilerdir. Aç karnına (yemeklerden 30 dakika önce) almak bağırsaktaki hayatta kalma oranlarını artırır.Sıcak içeceklerle probiyotik almaktan kaçının, çünkü ısı yararlı bakterileri öldürebilir. Antibiyotiklerle birlikte almayın (önerilmediği sürece), çünkü antibiyotikler probiyotikleri öldürür.Magnezyum kas gevşemesine, stresin azaltılmasına ve daha iyi uykuya yardımcı olur. Geceleri almak uyku kalitesini artırabilir ve kas kramplarını önleyebilir.Magnezyumun yüksek doz kalsiyumla birlikte alınmasından kaçının, çünkü emilim için rekabet ederler. Magnezyum seviyelerini azaltan kafein veya alkol tükettikten hemen sonra almayın.Balık yağı gibi Omega-3 takviyeleri, yağ içeren yiyeceklerle birlikte alındığında en iyi şekilde emilir. Bu nedenle, öğle veya akşam yemeğiyle birlikte gündüz veya akşam tüketin.Omega-3&#039;ü aç karnına almaktan kaçının, çünkü sindirim rahatsızlığına neden olabilir. Asit reflüsüne neden olabileceği için antrenmandan önce almayın.E vitamini ile birlikte tüketildiğinde Omega-3 yağ asitleri emilime yardımcı olur.Kalsiyum kemik sağlığı için çok önemlidir, ancak kalsiyumun tüm formları eşit şekilde emilmez. Yatmadan önce alın. Demir veya çinko takviyeleriyle kalsiyum almaktan kaçının, çünkü emilim için rekabet ederler. Yüksek doz kalsiyumu bir kerede almayın; daha iyi emilim için dozu bölün.
Kalsiyum, D vitamini ve magnezyumla iyi çalışır.DEMİRDemir, aç karnına en iyi şekilde emilir, ancak mide rahatsızlığına neden oluyorsa, az miktarda yiyecekle birlikte almak sorun olmaz.Kalsiyum veya süt ürünleriyle demir almaktan kaçının, çünkü kalsiyum demir emilimini engeller. Çay veya kahveyle birlikte almayın. Demir, C Vitamini ile iyi çalışır.B12 Vitamini, enerji üretimi ve beyin fonksiyonunda önemli bir rol oynar. Enerji seviyelerini artırmaya yardımcı olduğu için, sabah almak gün boyunca aktif kalmanızı sağlar.Uykunuzu etkileyebileceği için, yatmadan hemen önce B12 almaktan kaçının. Yüksek dozda C Vitamini B12 emilimini azaltabileceğinden, aynı anda C Vitamini ile birleştirmeyin.Çinko, bağışıklık fonksiyonu ve yara iyileşmesi için gereklidir. Aç karnına almak emilimi artırır, ancak mide bulantısına neden oluyorsa, yiyecekle birlikte alın.
Çinkoyu kalsiyum veya demirle almaktan kaçının, çünkü emilimi engellerler. Çinko seviyelerini düşüren kafeinle birlikte almayın.ÖNEMLİ! Herhangi bir sağlık problemi yaşamamak için mutlaka bir uzmana danışın. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/home9MF77Ue0Z-b3JeE8_g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Takviye, vitaminler, nasıl, kullanılır, Maksimum, fayda, için, doğru, zaman</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/home9MF77Ue0Z-b3JeE8_g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Takviye vitaminler nasıl kullanılır? Maksimum fayda için en doğru zaman"><p>Günümüzün hızlı tempolu dünyasında, takviyeler birçok insanın sağlık rutinlerinin vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Sadece tüketmek yeterli değildir; zamanlama, kombinasyon ve emilim gibi faktörler etkinliklerinde önemli bir rol oynar.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vDArOaWLkkuNUFcbDPbtGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güçlü kemikler için D Vitamini, kalp sağlığı için Omega-3 veya kas iyileşmesi için protein olsun, takviyeleri doğru şekilde almak maksimum fayda için çok önemlidir.D VİTAMİNİD Vitamini yağda çözünür, yani emilim için diyet yağına ihtiyaç duyar. Sağlıklı yağlar içeren bir öğünle (avokado, fındık veya zeytinyağı gibi) almak etkinliğini artırır. D Vitamini uyku hormonlarını etkilediğinden, gece alınması uykuyu etkileyebilir.D Vitaminini aç karnına almaktan kaçının. Aşırı kafeinle birlikte almayın, çünkü kafein emilimini engelleyebilir. Magnezyum ve K2 Vitamini D Vitamini ile iyi çalışır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R8QZb9dt3U2GPCwx3whZjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Metabolizmanızı hızlandırmak istiyorsanız sabah protein tüketmeniz önerilir. Şekerli içeceklerle protein almaktan kaçının, çünkü bu gereksiz kalori alımına yol açabilir. Böbrek fonksiyonlarınız zayıfsa aşırı protein tüketmeyin.Kreatin ve karbonhidratlarla protein alın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ouY9db3v6EKo1RIyhzvpKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>C Vitamini suda çözünen bir vitamindir, yani suda çözünür ve emilim için yağ gerektirmez. Aç karnına almak bazen mide tahrişine yol açabilir, bu nedenle yiyeceklerle birlikte tüketmek idealdir.Vücuttaki C Vitamini seviyelerini azaltabilecek aşırı kafeinden kaçının. Demir aşırı yüklenmesi durumunuz varsa demir açısından zengin yiyeceklerle birlikte almayın.Maksimum fayda için C Vitaminini demir ve kolajenle birlikte alın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o9gM0rNmKE6s5bxR0Otg_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Probiyotikler, sindirimi ve bağırsak sağlığını destekleyen yararlı bakterilerdir. Aç karnına (yemeklerden 30 dakika önce) almak bağırsaktaki hayatta kalma oranlarını artırır.Sıcak içeceklerle probiyotik almaktan kaçının, çünkü ısı yararlı bakterileri öldürebilir. Antibiyotiklerle birlikte almayın (önerilmediği sürece), çünkü antibiyotikler probiyotikleri öldürür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CuDDEGY__02hE2khDHPEqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum kas gevşemesine, stresin azaltılmasına ve daha iyi uykuya yardımcı olur. Geceleri almak uyku kalitesini artırabilir ve kas kramplarını önleyebilir.Magnezyumun yüksek doz kalsiyumla birlikte alınmasından kaçının, çünkü emilim için rekabet ederler. Magnezyum seviyelerini azaltan kafein veya alkol tükettikten hemen sonra almayın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pRcWd-8PnkqacsoPIzrjLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Balık yağı gibi Omega-3 takviyeleri, yağ içeren yiyeceklerle birlikte alındığında en iyi şekilde emilir. Bu nedenle, öğle veya akşam yemeğiyle birlikte gündüz veya akşam tüketin.Omega-3'ü aç karnına almaktan kaçının, çünkü sindirim rahatsızlığına neden olabilir. Asit reflüsüne neden olabileceği için antrenmandan önce almayın.E vitamini ile birlikte tüketildiğinde Omega-3 yağ asitleri emilime yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VNhsMfb2JUSKyP_1QJj1hQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalsiyum kemik sağlığı için çok önemlidir, ancak kalsiyumun tüm formları eşit şekilde emilmez. Yatmadan önce alın. Demir veya çinko takviyeleriyle kalsiyum almaktan kaçının, çünkü emilim için rekabet ederler. Yüksek doz kalsiyumu bir kerede almayın; daha iyi emilim için dozu bölün.
Kalsiyum, D vitamini ve magnezyumla iyi çalışır.DEMİRDemir, aç karnına en iyi şekilde emilir, ancak mide rahatsızlığına neden oluyorsa, az miktarda yiyecekle birlikte almak sorun olmaz.Kalsiyum veya süt ürünleriyle demir almaktan kaçının, çünkü kalsiyum demir emilimini engeller. Çay veya kahveyle birlikte almayın. Demir, C Vitamini ile iyi çalışır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bKTTIPIhrUyl9klzaAIZdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 Vitamini, enerji üretimi ve beyin fonksiyonunda önemli bir rol oynar. Enerji seviyelerini artırmaya yardımcı olduğu için, sabah almak gün boyunca aktif kalmanızı sağlar.Uykunuzu etkileyebileceği için, yatmadan hemen önce B12 almaktan kaçının. Yüksek dozda C Vitamini B12 emilimini azaltabileceğinden, aynı anda C Vitamini ile birleştirmeyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ygN2_AhrJ0Gj660vAiTuHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çinko, bağışıklık fonksiyonu ve yara iyileşmesi için gereklidir. Aç karnına almak emilimi artırır, ancak mide bulantısına neden oluyorsa, yiyecekle birlikte alın.
Çinkoyu kalsiyum veya demirle almaktan kaçının, çünkü emilimi engellerler. Çinko seviyelerini düşüren kafeinle birlikte almayın.ÖNEMLİ! Herhangi bir sağlık problemi yaşamamak için mutlaka bir uzmana danışın. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>7 saat uyumadığınızda vücudunuzda ne olur? Şaşırtıcı etkileri bilnmiyordu</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/7-saat-uyumadiginizda-vucudunuzda-ne-olur-sasirtici-etkileri-bilnmiyordu</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/7-saat-uyumadiginizda-vucudunuzda-ne-olur-sasirtici-etkileri-bilnmiyordu</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir vücuda sahip olmak ve gün içerisinde enerjik, canlı hissetmek için uzmanlar her akşam 7-8 saat uyumanız gerektiğini söylüyor. Ancak bazı zamanlarda çeşitli nedenlerden dolayı bu mümkün olmayabiliyor. Peki, geceleri 7 saaat  uyumadığınızda vücudunuzda ne olur?Uyku eksikliği sadece sizi yorgun hissettirmez, aynı zamanda tüm vücudunuzda etkilerini gösterir. Bir uyku teknolojisi şirketi, uyku eksikliğinin fiziksel etkilerini ortaya koymak amacıyla bir test yaptı.Uyku düzeni bozulduğunda kan akışı azalır, cilt soluklaşır ve canlılığını kaybeder. Aynı zamanda, stres hormonu kortizol seviyeleri yükselir, bu da cilt rahatsızlıklarını kötüleştirir ve tahrişe, kızarıklığa, kaşıntıya neden olurUyku eksikliğinin ilk etkilerini ciltte gösterdi. Uyku eksikliği çekenlerin %15’i tırnaklarının kırılgan olduğunu, %24’ü ise hassas bir cilde sahip olduğunu belirtti. Ayrıca egzama (%16), sedef hastalığı (%7) ve donuk cilt tonu (%10) gibi sorunlar da yaygın cilt semptomları arasında yer aldı. Cilt, dinlenme sırasında kendini yenileyip onarır. Uyku eksikliği bu süreci engeller, bu da sağlıklı ve parlak bir cilt görünümünü zorlaştırır.Uyku eksikliği, kilo alma riskini de artırıyor. Ankete göre, yeterince uyumayan kişilerin %26’sı aşırı kilolu, %32’si ise şişkinlik sorunu yaşıyor. Uyku sırasında vücudun açlık ve tokluk hissini düzenleyen hormonları dengelediğini belirtiliyor. Yeterince dinlenmediğinde, ghrelin (açlık hormonu) seviyesi yükselir ve kişiyi daha fazla yeme isteği duymaya yönlendirirken, leptin (tokluk hormonu) seviyesi düşer. Bu hormonal dengesizlik, özellikle şekerli yiyeceklere karşı aşırı isteklere yol açar.Uzmanlara göre, uyku eksikliği kadınlar ve erkeklerde farklı kilo alma şekillerine yol açabiliyor. Kadınlar, hormonal değişiklikler nedeniyle kalça ve uyluk bölgelerinde yağ birikimi yaşayabilirken, erkeklerde testosteron düşüşü sonucu karın bölgesinde yağlanma görülüyor.Bir başka dikkat çekici değişim ise el ve ayakların üşümesidir. Vücut sıcaklığı, sirkadiyen ritme bağlı olarak düzenlenir. Uyku eksikliği, vücudun iç sıcaklığını düzenleme yeteneğini bozarak, el ve ayaklarda soğuma ve rahatsızlığa yol açabilir.NE KADAR UYKUYA İHTİYACINIZ VAR?Sağlıklı bir yetişkinin genellikle 7 ila 9 saat uykuya ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Ancak yaş, sağlık durumu ve kişisel koşullar uyku ihtiyacını etkileyebilir. Ayrıca, gençler, çocuklar ve bebekler hala büyüme aşamasında oldukları için daha fazla uykuya ihtiyaç duyarlar.Sirkadiyen ritmler, vücudumuzun biyolojik saati olarak işlev görür ve sağlıklı bir insanda, sabah saat 8&#039;de kortizol seviyeleri zirveye çıkarak uyanmamızı sağlar. Bu saatler, güneş ışığıyla tetiklenir ve vücut, adrenalini ve enerjiyi salgılar. Öğleden sonra, kortizol seviyeleri düşer, metabolizma yavaşlar ve yorgunluk başlar. Bu süreç, uykuya geçişi kolaylaştırır. Ancak uyku eksikliği, bu biyolojik düzeni bozarak hem fiziksel hem de zihinsel sağlık üzerinde olumsuz etkiler yaratır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_Ec-DOAG5UaeIjs-oAKRMQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>saat, uyumadığınızda, vücudunuzda, olur, Şaşırtıcı, etkileri, bilnmiyordu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_Ec-DOAG5UaeIjs-oAKRMQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="7 saat uyumadığınızda vücudunuzda ne olur? Şaşırtıcı etkileri bilnmiyordu"><p>Sağlıklı bir vücuda sahip olmak ve gün içerisinde enerjik, canlı hissetmek için uzmanlar her akşam 7-8 saat uyumanız gerektiğini söylüyor. Ancak bazı zamanlarda çeşitli nedenlerden dolayı bu mümkün olmayabiliyor. Peki, geceleri 7 saaat  uyumadığınızda vücudunuzda ne olur?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pKlVVOVNak-37x0W0lQdmQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uyku eksikliği sadece sizi yorgun hissettirmez, aynı zamanda tüm vücudunuzda etkilerini gösterir. Bir uyku teknolojisi şirketi, uyku eksikliğinin fiziksel etkilerini ortaya koymak amacıyla bir test yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IBDLT4bYH0OIUFc1jEahFQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uyku düzeni bozulduğunda kan akışı azalır, cilt soluklaşır ve canlılığını kaybeder. Aynı zamanda, stres hormonu kortizol seviyeleri yükselir, bu da cilt rahatsızlıklarını kötüleştirir ve tahrişe, kızarıklığa, kaşıntıya neden olur</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SwM4Rc9Evk6y6ba6YvpJXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uyku eksikliğinin ilk etkilerini ciltte gösterdi. Uyku eksikliği çekenlerin %15’i tırnaklarının kırılgan olduğunu, %24’ü ise hassas bir cilde sahip olduğunu belirtti. Ayrıca egzama (%16), sedef hastalığı (%7) ve donuk cilt tonu (%10) gibi sorunlar da yaygın cilt semptomları arasında yer aldı. Cilt, dinlenme sırasında kendini yenileyip onarır. Uyku eksikliği bu süreci engeller, bu da sağlıklı ve parlak bir cilt görünümünü zorlaştırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i6_zyT7gcEu8tUUDCQdIFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uyku eksikliği, kilo alma riskini de artırıyor. Ankete göre, yeterince uyumayan kişilerin %26’sı aşırı kilolu, %32’si ise şişkinlik sorunu yaşıyor. Uyku sırasında vücudun açlık ve tokluk hissini düzenleyen hormonları dengelediğini belirtiliyor. Yeterince dinlenmediğinde, ghrelin (açlık hormonu) seviyesi yükselir ve kişiyi daha fazla yeme isteği duymaya yönlendirirken, leptin (tokluk hormonu) seviyesi düşer. Bu hormonal dengesizlik, özellikle şekerli yiyeceklere karşı aşırı isteklere yol açar.Uzmanlara göre, uyku eksikliği kadınlar ve erkeklerde farklı kilo alma şekillerine yol açabiliyor. Kadınlar, hormonal değişiklikler nedeniyle kalça ve uyluk bölgelerinde yağ birikimi yaşayabilirken, erkeklerde testosteron düşüşü sonucu karın bölgesinde yağlanma görülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k6tv9l1bKUa0tInxBV5d6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir başka dikkat çekici değişim ise el ve ayakların üşümesidir. Vücut sıcaklığı, sirkadiyen ritme bağlı olarak düzenlenir. Uyku eksikliği, vücudun iç sıcaklığını düzenleme yeteneğini bozarak, el ve ayaklarda soğuma ve rahatsızlığa yol açabilir.NE KADAR UYKUYA İHTİYACINIZ VAR?Sağlıklı bir yetişkinin genellikle 7 ila 9 saat uykuya ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Ancak yaş, sağlık durumu ve kişisel koşullar uyku ihtiyacını etkileyebilir. Ayrıca, gençler, çocuklar ve bebekler hala büyüme aşamasında oldukları için daha fazla uykuya ihtiyaç duyarlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0jf6tDaNS0eokuLn3dLqWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sirkadiyen ritmler, vücudumuzun biyolojik saati olarak işlev görür ve sağlıklı bir insanda, sabah saat 8'de kortizol seviyeleri zirveye çıkarak uyanmamızı sağlar. Bu saatler, güneş ışığıyla tetiklenir ve vücut, adrenalini ve enerjiyi salgılar. Öğleden sonra, kortizol seviyeleri düşer, metabolizma yavaşlar ve yorgunluk başlar. Bu süreç, uykuya geçişi kolaylaştırır. Ancak uyku eksikliği, bu biyolojik düzeni bozarak hem fiziksel hem de zihinsel sağlık üzerinde olumsuz etkiler yaratır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Prof. Dr. Osman Müftüoğlu açıkladı: Bağışıklığı güçlendirin, bu besinler sağlığın altın anahtarı</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/prof-dr-osman-muftuoglu-acikladi-bagisikligi-guclendirin-bu-besinler-sagligin-altin-anahtari</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/prof-dr-osman-muftuoglu-acikladi-bagisikligi-guclendirin-bu-besinler-sagligin-altin-anahtari</guid>
<description><![CDATA[ Kış mevsimi geldiğinde soğuk havaların etkisiyle hastalıklarda ciddi bir artış söz konusu oluyor. Hastalıklara karşı vücut direncini artırmak için bağışıklığı güçlü tutmak gerekiyor. Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, 10 adımda bağışıklığı güçlendirmenin yollarını açıkladı.Soğuk havaların etkisiyle kış mevsimi geldiğinde grip, nezle ve soğuk algınlığı gibi hastalıklarda artış yaşanıyor. Hastalıklara karşı dirençli olmak için bağışıklık sisteminin güçlü olmasını önemsemeniz gerekiyor.&quot;Kış enfeksiyonlarında özellikle de “soğuk algınlığı, nezle, tonsilit, farenjit, sinüzit, bronşit hatta zatürre vakalarında” gözle görünür bir artış var&quot; diyen, Prof. Dr. Osman Müftüoğlu güçlü bir bağışıklık için yapmanız gerekenleri sıraladı.Vücudun genel sağlığını korumak için sağlıklı ve dengeli bir beslenme düzeni büyük önem taşıyor.
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu; &quot;Güçlü bir bağışıklık için bir numaraya protein gücü yüksek besinleri (yumurta, beyaz-kırmızı et, süt ürünleri, bakliyat) koymalısınız. Aşırı şeker, un/nişasta tüketiminin ise bağışıklık gücünüzü azaltacağınızı unutmamalısınız. Alışveriş listenizde sebze ve meyvelere de imkânınız ölçüsünde daha fazla yer açmanızda fayda var. Ayrıca bugünlerde yemeklerinizde baharatları (özellikle zencefil, zerdeçal, tarçın, kırmızıbiber, karabiber) daha sık ve çok kullanmayı da unutmayın.&quot; diyor.Sağlıklı bir vücut için sağlıklı uyku düzeni şart. Mükemmel bir gece uykusunun güçlü bir bağışıklık desteği olduğu kesin. Egzersize gelince... O da kuşkusuz çok güçlü ve etkili harika bir bağışıklık ilacı.Kişisel hijyen genel sağlık üzerinde büyük önem taşıyor.
Ellerinizi daha sık yıkamanız, dişlerinizi daha sık fırçalamanız, ağız hijyeninizi iyi durumda tutmamız ve genelde kişisel hijyeninize her yönüyle özenli davranmanız da çoğu zaman da gözden kaçan ama önemli olduğundan kuşku duyulmayan bir bağışıklık ayrıntısıdır.Üşümekten değil, üşütmekten korkun. Unutmayın: Üşümek ve üşütmek ayrı şeylerdir. Üşümeyi refleks olarak öğrenip gerektiğinde daha sıkı giyinerek, bulunduğumuz ortamı ısıtarak tedbir alabiliriz. Ama özellikle çocukluk ve yaşlılık döneminde üşütmenin farkına bile varamayabiliriz.Dikkat edin, aşırı korku ve üzüntü sonrası ya grip, nezle olursunuz ya da uçuk veya aft çıkarırsınız. Bu nedenle stres, depresyon ve diğer ruhsal gelgitlerden de bugünlerde daha çok uzak durmaya özen gösterin.D vitamini eksikliği özellikle 30’lu rakamların altındaki D vitamini seviyeleri bağışıklığınızın altına konmuş bir bomba gibidir. Eksik D vitamininizi hemen tamamlayın, rakamı 50-100 aralığında tutmaya çalışın. Besinlerle kazanamıyorsanız ya da eksik olduğundan eminseniz C vitamini, çinko, demir, selenyum gibi minerallerin de desteğini almaya çalışın. Omega 3 takviyelerinin de etkili birer bağışıklık güçlendirici olabileceği aklınızda olsun.Soğuk kış günlerinde sıcak kış çaylarının her biri değerli birer bağışıklık güçlendirici olabiliyor. İlk sıraya kuşburnu, ıhlamur, ada çayı, nane çayı, hibiskus çayı, tarçın çayını yazabilirsiniz.Doğal yoldan tamamladığınız probiyotik/mikrobiyom gücü bağışıklığınızın en güvenli bekçilerinden biridir. Daha çok turşu -özellikle lahana turşusu-, ev yapımı yoğurt, kefir, tarhana çorbası yiyip içmeye çalışın.Her ateşiniz çıktığında antibiyotik haplarına, şuruplarına sarılmayın. Gereksiz kullandığınız o haplar, şuruplar bağırsaklarınızdaki probiyotik güce atılmış birer el bombası olabilir.Her mevsim gibi kışın da tadını çıkarın. Yağmurun, rüzgârın, dolunun, karın ve daha pek çok kış ayrıntısının da bizim için gönderilmiş nimetler olabileceğini hatırlayın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vaMygPzUYU6lQItEszts9A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Prof., Dr., Osman, Müftüoğlu, açıkladı:, Bağışıklığı, güçlendirin, besinler, sağlığın, altın, anahtarı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vaMygPzUYU6lQItEszts9A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Prof. Dr. Osman Müftüoğlu açıkladı: Bağışıklığı güçlendirin, bu besinler sağlığın altın anahtarı"><p>Kış mevsimi geldiğinde soğuk havaların etkisiyle hastalıklarda ciddi bir artış söz konusu oluyor. Hastalıklara karşı vücut direncini artırmak için bağışıklığı güçlü tutmak gerekiyor. Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, 10 adımda bağışıklığı güçlendirmenin yollarını açıkladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3EM52gSD3EaTo-ddhRN6yQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soğuk havaların etkisiyle kış mevsimi geldiğinde grip, nezle ve soğuk algınlığı gibi hastalıklarda artış yaşanıyor. Hastalıklara karşı dirençli olmak için bağışıklık sisteminin güçlü olmasını önemsemeniz gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/heXETOfQTEqW_ZADUi_ABw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Kış enfeksiyonlarında özellikle de “soğuk algınlığı, nezle, tonsilit, farenjit, sinüzit, bronşit hatta zatürre vakalarında” gözle görünür bir artış var" diyen, Prof. Dr. Osman Müftüoğlu güçlü bir bağışıklık için yapmanız gerekenleri sıraladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8e5hF_Q22kaepx03dihZpA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücudun genel sağlığını korumak için sağlıklı ve dengeli bir beslenme düzeni büyük önem taşıyor.
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu; "Güçlü bir bağışıklık için bir numaraya protein gücü yüksek besinleri (yumurta, beyaz-kırmızı et, süt ürünleri, bakliyat) koymalısınız. Aşırı şeker, un/nişasta tüketiminin ise bağışıklık gücünüzü azaltacağınızı unutmamalısınız. Alışveriş listenizde sebze ve meyvelere de imkânınız ölçüsünde daha fazla yer açmanızda fayda var. Ayrıca bugünlerde yemeklerinizde baharatları (özellikle zencefil, zerdeçal, tarçın, kırmızıbiber, karabiber) daha sık ve çok kullanmayı da unutmayın." diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WqEXDaD6TkylwfQdbbtOkA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı bir vücut için sağlıklı uyku düzeni şart. Mükemmel bir gece uykusunun güçlü bir bağışıklık desteği olduğu kesin. Egzersize gelince... O da kuşkusuz çok güçlü ve etkili harika bir bağışıklık ilacı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5yPozvDaZ0m3kDKUy3lJkg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kişisel hijyen genel sağlık üzerinde büyük önem taşıyor.
Ellerinizi daha sık yıkamanız, dişlerinizi daha sık fırçalamanız, ağız hijyeninizi iyi durumda tutmamız ve genelde kişisel hijyeninize her yönüyle özenli davranmanız da çoğu zaman da gözden kaçan ama önemli olduğundan kuşku duyulmayan bir bağışıklık ayrıntısıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AQARU92jZkWv_NwJBoKb4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Üşümekten değil, üşütmekten korkun. Unutmayın: Üşümek ve üşütmek ayrı şeylerdir. Üşümeyi refleks olarak öğrenip gerektiğinde daha sıkı giyinerek, bulunduğumuz ortamı ısıtarak tedbir alabiliriz. Ama özellikle çocukluk ve yaşlılık döneminde üşütmenin farkına bile varamayabiliriz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oVJrWKKHq0C6AZsMgwt40w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dikkat edin, aşırı korku ve üzüntü sonrası ya grip, nezle olursunuz ya da uçuk veya aft çıkarırsınız. Bu nedenle stres, depresyon ve diğer ruhsal gelgitlerden de bugünlerde daha çok uzak durmaya özen gösterin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tkJrhTv1YkaToUywaiu69Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>D vitamini eksikliği özellikle 30’lu rakamların altındaki D vitamini seviyeleri bağışıklığınızın altına konmuş bir bomba gibidir. Eksik D vitamininizi hemen tamamlayın, rakamı 50-100 aralığında tutmaya çalışın. Besinlerle kazanamıyorsanız ya da eksik olduğundan eminseniz C vitamini, çinko, demir, selenyum gibi minerallerin de desteğini almaya çalışın. Omega 3 takviyelerinin de etkili birer bağışıklık güçlendirici olabileceği aklınızda olsun.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xs3hgknvDU-bilQNaAL5eQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soğuk kış günlerinde sıcak kış çaylarının her biri değerli birer bağışıklık güçlendirici olabiliyor. İlk sıraya kuşburnu, ıhlamur, ada çayı, nane çayı, hibiskus çayı, tarçın çayını yazabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w3LyImUQsUyUPtV0Iw9PjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğal yoldan tamamladığınız probiyotik/mikrobiyom gücü bağışıklığınızın en güvenli bekçilerinden biridir. Daha çok turşu -özellikle lahana turşusu-, ev yapımı yoğurt, kefir, tarhana çorbası yiyip içmeye çalışın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WXi_cgyfvE-NLp5P4cgDOw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her ateşiniz çıktığında antibiyotik haplarına, şuruplarına sarılmayın. Gereksiz kullandığınız o haplar, şuruplar bağırsaklarınızdaki probiyotik güce atılmış birer el bombası olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mJlCi6-uqkmhktL1uM3DJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her mevsim gibi kışın da tadını çıkarın. Yağmurun, rüzgârın, dolunun, karın ve daha pek çok kış ayrıntısının da bizim için gönderilmiş nimetler olabileceğini hatırlayın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Parlak saçlar için ipuçları: Işıltıyı geri getirmenin yolları</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/parlak-saclar-icin-ipuclari-isiltiyi-geri-getirmenin-yollari</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/parlak-saclar-icin-ipuclari-isiltiyi-geri-getirmenin-yollari</guid>
<description><![CDATA[ Herkes parlak, sağlıklı saçların peşindedir. Ancak, şehir hayatı, stres, yanlış ürün kullanımı veya aşırı ısı uygulamaları saçlarımızın doğal ışıltısını kaybetmesine neden olabilir. Parlak saçlar, sadece estetik bir avantaj sunmakla kalmaz, aynı zamanda sağlığın da bir göstergesidir. İşte, doğal ışıltınızı geri kazanmak için uygulayabileceğiniz birkaç basit adım ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/REI7H3QbOUGpWVf469NtzQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Parlak, saçlar, için, ipuçları:, Işıltıyı, geri, getirmenin, yolları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/REI7H3QbOUGpWVf469NtzQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Parlak saçlar için ipuçları: Işıltıyı geri getirmenin yolları"><p>Herkes parlak, sağlıklı saçların peşindedir. Ancak, şehir hayatı, stres, yanlış ürün kullanımı veya aşırı ısı uygulamaları saçlarımızın doğal ışıltısını kaybetmesine neden olabilir. Parlak saçlar, sadece estetik bir avantaj sunmakla kalmaz, aynı zamanda sağlığın da bir göstergesidir. İşte, doğal ışıltınızı geri kazanmak için uygulayabileceğiniz birkaç basit adım</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Giyilebilir medikal cihaz ile hormon testi yapacaklar: Milyonlarca dolar yatırım aldı</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/giyilebilir-medikal-cihaz-ile-hormon-testi-yapacaklar-milyonlarca-dolar-yatirim-aldi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/giyilebilir-medikal-cihaz-ile-hormon-testi-yapacaklar-milyonlarca-dolar-yatirim-aldi</guid>
<description><![CDATA[ Level Zero Health adlı startup, aynı isimli giyilebilir medikal cihaz için çıktığı ön yatırım turunda 6.9 milyon dolar topladı. Şirket, kan alımı olmadan hormon testi yapabilecek cihazla yeni tedavilere de yol açacağını umuyor.Level Zero Health&#039;in geliştirdiği cihaz, interstisyel sıvıdan hormon seviyelerini tespit eden DNA tabanlı sensörler kullanıyor.   Bu teknoloji, kullanıcıların hormon seviyelerini sürekli olarak izlemelerine olanak tanıyor ve geleneksel kan testlerine göre daha az invaziv bir yöntem sunuyor.   Sensörler, düzenli olarak hormon verilerini toplayarak kullanıcının sağlık durumunu yakından takip ediyor ve anormal bir durum tespit edildiğinde uyarı veriyor.  NE ZAMAN PİYASAYA ÇIKACAK?  Mevcut prototip, eser miktarda hormon tespit etmek için cildin hemen altından numune alınmasını sağlayan küçük iğneler içeriyor. Cihaz, kullanıcının interstisyel sıvısından progesteron, östrojen ve testosteron gibi hormonların sürekli bir ölçümünü yapabiliyor. Level Zero Health’in 2028 yılında piyasa sürülmesi planlanıyor.  YATIRIMIN AMACI  Şirket, bu yatırımı Ar-Ge çalışmalarını desteklemek ve ekibini genişletmek için kullanmayı planlıyor. CEO Ula Rustamova, bu yenilikçi teknolojinin hormon testlerinde büyük bir ilerleme kaydettiğini ve fonun, bu devrim niteliğindeki çözümü pazara sunmalarına olanak tanıyacağını belirtiyor. Rustamova ayrıca cihazın sağlık sektöründe yeni bir ürün kategorisi oluşturacağını ve gelecekte birçok yeni şirketin bu cihaz ve veriler üzerine inşa edileceğini ifade ediyor.  Level Zero Health, ilk olarak B2B (işletmeden işletmeye) klinik uygulamalara odaklanmayı planlıyor. Ancak, gelecekte tüketici sağlığı ve ilaç pazarlarına da genişlemeyi hedefliyor. Şirketin teknolojisi, IVF (tüp bebek), menopoz ve testosteron replasman tedavisi gibi birçok sağlık alanında dönüşüm yaratma potansiyeline sahip. Ayrıca, cihazın sunduğu veriler, araştırmacılar ve sağlık profesyonelleri için de değerli bir kaynak oluşturacak.  PİYASA TEPKİLERİ  Level Zero Health&#039;in duyurduğu bu yeni teknoloji, sağlık sektöründe büyük ilgi gördü. Uzmanlar, hormon testlerinde yaşanan bu devrimin, hastaların sağlık durumlarını daha etkili bir şekilde izlemelerine olanak tanıyacağını ve bu sayede erken teşhis ve tedavi imkanlarının artacağını belirtiyor. Yatırımcılar, şirketin potansiyelini fark ederek bu inovatif girişime destek oluyor.  TAMAMIYLA BİR KADIN GİRİŞİMİ  Level Zero Health, eski Palantir Teknoloji Başkanı Ula Rustamova ve Phillips Medikal Cihaz Uzmanı Irene Jia tarafından kuruldu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-PCBnoix8kyu90rThb-lDQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Giyilebilir, medikal, cihaz, ile, hormon, testi, yapacaklar:, Milyonlarca, dolar, yatırım, aldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-PCBnoix8kyu90rThb-lDQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Giyilebilir medikal cihaz ile hormon testi yapacaklar: Milyonlarca dolar yatırım aldı"><p>Level Zero Health adlı startup, aynı isimli giyilebilir medikal cihaz için çıktığı ön yatırım turunda 6.9 milyon dolar topladı. Şirket, kan alımı olmadan hormon testi yapabilecek cihazla yeni tedavilere de yol açacağını umuyor.</p>Level Zero Health'in geliştirdiği cihaz, interstisyel sıvıdan hormon seviyelerini tespit eden DNA tabanlı sensörler kullanıyor.   Bu teknoloji, kullanıcıların hormon seviyelerini sürekli olarak izlemelerine olanak tanıyor ve geleneksel kan testlerine göre daha az invaziv bir yöntem sunuyor.   Sensörler, düzenli olarak hormon verilerini toplayarak kullanıcının sağlık durumunu yakından takip ediyor ve anormal bir durum tespit edildiğinde uyarı veriyor.  <strong>NE ZAMAN PİYASAYA ÇIKACAK?</strong>  Mevcut prototip, eser miktarda hormon tespit etmek için cildin hemen altından numune alınmasını sağlayan küçük iğneler içeriyor. Cihaz, kullanıcının interstisyel sıvısından progesteron, östrojen ve testosteron gibi hormonların sürekli bir ölçümünü yapabiliyor. Level Zero Health’in 2028 yılında piyasa sürülmesi planlanıyor.  <strong>YATIRIMIN AMACI</strong>  Şirket, bu yatırımı Ar-Ge çalışmalarını desteklemek ve ekibini genişletmek için kullanmayı planlıyor. CEO Ula Rustamova, bu yenilikçi teknolojinin hormon testlerinde büyük bir ilerleme kaydettiğini ve fonun, bu devrim niteliğindeki çözümü pazara sunmalarına olanak tanıyacağını belirtiyor. Rustamova ayrıca cihazın sağlık sektöründe yeni bir ürün kategorisi oluşturacağını ve gelecekte birçok yeni şirketin bu cihaz ve veriler üzerine inşa edileceğini ifade ediyor.  Level Zero Health, ilk olarak B2B (işletmeden işletmeye) klinik uygulamalara odaklanmayı planlıyor. Ancak, gelecekte tüketici sağlığı ve ilaç pazarlarına da genişlemeyi hedefliyor. Şirketin teknolojisi, IVF (tüp bebek), menopoz ve testosteron replasman tedavisi gibi birçok sağlık alanında dönüşüm yaratma potansiyeline sahip. Ayrıca, cihazın sunduğu veriler, araştırmacılar ve sağlık profesyonelleri için de değerli bir kaynak oluşturacak.  <strong>PİYASA TEPKİLERİ</strong>  Level Zero Health'in duyurduğu bu yeni teknoloji, sağlık sektöründe büyük ilgi gördü. Uzmanlar, hormon testlerinde yaşanan bu devrimin, hastaların sağlık durumlarını daha etkili bir şekilde izlemelerine olanak tanıyacağını ve bu sayede erken teşhis ve tedavi imkanlarının artacağını belirtiyor. Yatırımcılar, şirketin potansiyelini fark ederek bu inovatif girişime destek oluyor.  <strong>TAMAMIYLA BİR KADIN GİRİŞİMİ</strong>  Level Zero Health, eski Palantir Teknoloji Başkanı Ula Rustamova ve Phillips Medikal Cihaz Uzmanı Irene Jia tarafından kuruldu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünyada yalnızca 200 vaka var: Kardeşlerini karnında taşıdı</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/dunyada-yalnizca-200-vaka-var-kardeslerini-karninda-tasidi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/dunyada-yalnizca-200-vaka-var-kardeslerini-karninda-tasidi</guid>
<description><![CDATA[ Hindistan’da son derece nadir görülen tıbbi bir vaka yaşandı. 32 yaşında anne olmaya hazırlanan bir kadının rutin taramaları sırasında doğmamış bebeğinin karnında kemik içeren bir yapı tespit edildi. Yapılan ileri tetkikler sonucunda, bebeğin içinde iki farklı fetüs daha bulunduğu ortaya çıktı.Hindistan&#039;da yaşanan ve nadir görülen bir tıbbi vaka, doktorları ve bilim dünyasını şaşkına çevirdi.    Yeni doğan bir bebek, kendi karnında gelişen iki fetüsle dünyaya geldi.   Bu, tıp literatüründe &quot;Fetus in fetu&quot; olarak adlandırılan ve dünyada yalnızca 200 kez kaydedilen son derece nadir bir anomali. BEBEĞİN İÇİNDEN FETÜS ÇIKTI   Kadın, 1 Şubat’ta sağlıklı bir erkek bebek dünyaya getirirken, doktorlar gelişimini tamamlayamayan iki fetüsü bebeğin karnından başarıyla çıkardı.  Taramayı gerçekleştiren Dr. Prasad Agarwal, “Karnında fetüs benzeri bir yapı bulunan, normal büyüyen bir bebek gördüm. Bu, dünyanın en nadir vakalarından biri” dedi.  Anne ve bebeğin sağlık durumunun iyi olduğu belirtilirken, içeride gelişen diğer iki fetüsün hayatta kalamayacak kadar az gelişmiş olduğu bildirildi. FETUS İN FETUS NEDİR?  &quot;Fetus in fetu&quot;, son derece nadir görülen bir tıbbi anomalidir. Bu durumda, bir fetüs anne karnında gelişirken, özdeş ikizi veya ikizleri tam olarak ayrılmaz ve onun içinde büyümeye devam eder. Genellikle gelişimini tamamlayamayan bu fetüs, konakçı fetüsün içinde parazitik bir şekilde varlığını sürdürür.  Bu durumun nedeni tam olarak bilinmese de, doktorlar bunun tek bir döllenmiş yumurtanın bölünmesi sırasında tam ayrılmamasından kaynaklandığını düşünüyor. İçeride sıkışan fetüs, zamanla tırnak, saç, uzuvlar gibi bazı yapılar geliştirebilir ancak hayati organları olmadığı için bağımsız olarak yaşayamaz.  Bu vakalar çoğunlukla fetüsün karın bölgesinde görülse de, bazen beyin, kuyruk sokumu, testis torbası veya ağızda da tespit edilebilmektedir. Dünyada yaklaşık 200 kez kaydedilen bu durum, tıp dünyasında büyük bir merak konusu olmaya devam etmektedir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7Cxa-MyQ20yoNWnMteKHZA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 10:44:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünyada, yalnızca, 200, vaka, var:, Kardeşlerini, karnında, taşıdı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7Cxa-MyQ20yoNWnMteKHZA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünyada yalnızca 200 vaka var: Kardeşlerini karnında taşıdı"><p>Hindistan’da son derece nadir görülen tıbbi bir vaka yaşandı. 32 yaşında anne olmaya hazırlanan bir kadının rutin taramaları sırasında doğmamış bebeğinin karnında kemik içeren bir yapı tespit edildi. Yapılan ileri tetkikler sonucunda, bebeğin içinde iki farklı fetüs daha bulunduğu ortaya çıktı.</p><p>Hindistan'da yaşanan ve nadir görülen bir tıbbi vaka, doktorları ve bilim dünyasını şaşkına çevirdi.    Yeni doğan bir bebek, kendi karnında gelişen iki fetüsle dünyaya geldi.   Bu, tıp literatüründe "Fetus in fetu" olarak adlandırılan ve dünyada yalnızca 200 kez kaydedilen son derece nadir bir anomali. </p><p><strong>BEBEĞİN İÇİNDEN FETÜS ÇIKTI </strong>  Kadın, 1 Şubat’ta sağlıklı bir erkek bebek dünyaya getirirken, doktorlar gelişimini tamamlayamayan iki fetüsü bebeğin karnından başarıyla çıkardı.  Taramayı gerçekleştiren Dr. Prasad Agarwal, “Karnında fetüs benzeri bir yapı bulunan, normal büyüyen bir bebek gördüm. Bu, dünyanın en nadir vakalarından biri” dedi.  Anne ve bebeğin sağlık durumunun iyi olduğu belirtilirken, içeride gelişen diğer iki fetüsün hayatta kalamayacak kadar az gelişmiş olduğu bildirildi. </p><p><strong>FETUS İN FETUS NEDİR?  </strong></p><p>"Fetus in fetu", son derece nadir görülen bir tıbbi anomalidir. Bu durumda, bir fetüs anne karnında gelişirken, özdeş ikizi veya ikizleri tam olarak ayrılmaz ve onun içinde büyümeye devam eder. Genellikle gelişimini tamamlayamayan bu fetüs, konakçı fetüsün içinde parazitik bir şekilde varlığını sürdürür.  Bu durumun nedeni tam olarak bilinmese de, doktorlar bunun tek bir döllenmiş yumurtanın bölünmesi sırasında tam ayrılmamasından kaynaklandığını düşünüyor. İçeride sıkışan fetüs, zamanla tırnak, saç, uzuvlar gibi bazı yapılar geliştirebilir ancak hayati organları olmadığı için bağımsız olarak yaşayamaz.  Bu vakalar çoğunlukla fetüsün karın bölgesinde görülse de, bazen beyin, kuyruk sokumu, testis torbası veya ağızda da tespit edilebilmektedir. Dünyada yaklaşık 200 kez kaydedilen bu durum, tıp dünyasında büyük bir merak konusu olmaya devam etmektedir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Refleksoloji Nedir? Faydaları, Uygulama Teknikleri ve Refleksoloji Eğitimi</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/refleksoloji-nedir-faydalari-uygulama-teknikleri-ve-refleksoloji-egitimi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/refleksoloji-nedir-faydalari-uygulama-teknikleri-ve-refleksoloji-egitimi</guid>
<description><![CDATA[ Refleksoloji, vücudun belirli noktalarına basınç uygulayarak rahatlama ve iyileşme sağlayan doğal bir terapi yöntemidir. Refleksolojinin faydaları, uygulama teknikleri ve profesyonel refleksoloji eğitimi hakkında detaylı bilgi için tıklayın. ]]></description>
<enclosure url="http://izmiringundemi.com.tr" length="244" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 05 Feb 2025 14:41:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>refleksoloji, refleksoloji nedir, refleksoloji eğitimi, refleksoloji tedavisi, refleksoloji uygulaması, refleksoloji masajı, refleksoloji noktaları, alternatif tıp, doğal terapi, refleksoloji haritası, stres yönetimi, refleksoloji faydaları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Refleksoloji: Doğal Dokunuşlarla Sağlığınızı Destekleyin</strong></h3>
<p>Modern yaşamın getirdiği stres, yorgunluk ve kronik rahatsızlıklar, birçok kişinin alternatif terapi yöntemlerine yönelmesine neden oluyor. <strong><a rel="noopener" target="_new" href="https://urens.com.tr/"><span>Refleksoloji</span></a></strong>, vücudun belirli noktalarına uygulanan özel dokunuşlarla denge sağlamaya ve rahatlamaya yardımcı olan doğal bir tedavi yöntemi olarak öne çıkıyor. Peki, <strong><a rel="noopener" target="_new" href="https://urens.com.tr/refleksoloji-nedir-7/"><span>refleksoloji</span><span> nedir</span></a></strong>, nasıl uygulanır ve hangi sağlık problemlerinde etkili olabilir? İşte bilmeniz gerekenler…</p>
<hr>
<h2><strong>Refleksoloji Nedir ve Nasıl Uygulanır?</strong></h2>
<p><strong><a rel="noopener" target="_new" href="https://urens.com.tr/"><span>Refleksoloji</span></a></strong>, <strong>ayak tabanı, eller ve kulaklarda bulunan belirli noktalara basınç uygulayarak</strong> vücuttaki enerji akışını düzenlemeyi amaçlayan bir terapi yöntemidir. Geleneksel Çin tıbbına dayanan bu teknik, vücuttaki her organın ve sistemin belirli refleks noktalarına karşılık geldiği prensibine dayanır.</p>
<p>Uygulama sırasında refleks noktalarına hafif ya da orta seviyede basınç uygulanarak, vücuttaki gerginlik azaltılır ve organların daha dengeli çalışması sağlanır. <strong><a rel="noopener" target="_new" href="https://urens.com.tr/"><span>Refleksoloji</span><span> uygulaması</span></a></strong>, rahatlama sağlarken aynı zamanda dolaşımı destekler, bağışıklık sistemini güçlendirir ve stresin etkilerini azaltır.</p>
<hr>
<h2><strong>Refleksolojinin Sağlık Üzerindeki Etkileri</strong></h2>
<p><strong><a rel="noopener" target="_new" href="https://urens.com.tr/"><span>Refleksoloji</span><span> tedavisi</span></a></strong> sunduğu faydalar, sadece fiziksel rahatlamayla sınırlı değildir. Düzenli refleksoloji uygulamaları, zihinsel ve duygusal dengeyi de destekleyerek genel iyilik hali sağlar. İşte refleksolojinin sağlığa olan bazı olumlu etkileri:</p>
<p>✅ <strong>Stres ve Kaygıyı Azaltır</strong><br>Günlük yaşamın getirdiği baskılar, zamanla vücutta fiziksel ve zihinsel gerginliğe yol açar. <strong><a rel="noopener" target="_new" href="https://urens.com.tr/"><span>Refleksoloji</span></a></strong>, sinir sistemini dengeleyerek stres hormonlarının seviyesini düşürmeye yardımcı olur.</p>
<p>✅ <strong>Kan Dolaşımını İyileştirir</strong><br>Ayak ve el refleks noktalarına yapılan basınç, kan akışını artırarak hücrelerin oksijen alımını destekler. Bu da dokuların onarımını hızlandırır ve enerji seviyelerini yükseltir.</p>
<p>✅ <strong>Uyku Kalitesini Artırır</strong><br>Uykuya dalmada zorlanan veya sık sık uyanan kişiler için <strong><a rel="noopener" target="_new" href="https://urens.com.tr/"><span>refleksoloji</span><span> uygulaması</span></a></strong>, rahatlatıcı etkisiyle uyku düzenini sağlamaya yardımcı olabilir.</p>
<p>✅ <strong>Bağışıklık Sistemini Güçlendirir</strong><br><strong><a rel="noopener" target="_new" href="https://urens.com.tr/"><span>Refleksoloji</span><span> tedavisi</span></a></strong>, vücudun toksinlerden arınmasını destekler ve bağışıklık sisteminin daha güçlü çalışmasını teşvik eder.</p>
<p>✅ <strong>Sindirim Sistemini Destekler</strong><br>Bağırsak hareketlerini düzenleyerek sindirimi kolaylaştıran refleksoloji, kabızlık ve şişkinlik gibi problemleri hafifletmeye yardımcı olabilir.</p>
<hr>
<h2><strong>Refleksoloji Kimler İçin Uygundur?</strong></h2>
<p><strong><a rel="noopener" target="_new" href="https://urens.com.tr/"><span>Refleksoloji</span><span> uygulaması</span></a></strong>, yaş fark etmeksizin herkes tarafından uygulanabilen bir terapi yöntemidir. Ancak özellikle şu gruplar için büyük fayda sağlayabilir:</p>
<p>???? Günlük stres ve yorgunluktan şikâyet edenler<br>???? Uyku problemleri yaşayanlar<br>???? Kas ve eklem ağrılarından muzdarip olanlar<br>???? Sindirim sorunları yaşayanlar<br>???? Bağışıklık sistemini güçlendirmek isteyenler</p>
<p>Ancak, ciddi sağlık problemleri olan bireylerin <strong><a rel="noopener" target="_new" href="https://urens.com.tr/"><span>refleksoloji</span><span> tedavisi</span></a></strong> uygulamalarına başlamadan önce doktorlarına danışmaları önerilir.</p>
<hr>
<h2><strong>Refleksoloji Eğitimi ile Profesyonel Olun</strong></h2>
<p><strong><a rel="noopener" target="_new" href="https://umens.com.tr/tum-kurslar/refleksoloji-egitimi/"><span>Refleksoloji</span><span> eğitimi</span></a></strong>, refleks noktalarının detaylı öğrenilmesini, uygulama tekniklerini ve terapi prensiplerini kapsamaktadır.</p>
<p><a rel="noopener" target="_new" href="https://umens.com.tr/tum-kurslar/refleksoloji-egitimi/"><span>Refleksoloji</span><span> eğitimi</span></a> sürecinde:</p>
<p>✔️ Refleksoloji haritalarının nasıl okunacağı<br>✔️ Hangi noktalara nasıl basınç uygulanacağı<br>✔️ Beden ve zihin arasındaki enerji akışının nasıl dengeleneceği öğretilir.</p>
<p>Bu eğitimleri tamamlayan bireyler, sağlık merkezlerinde, spa ve wellness kliniklerinde refleksoloji terapisti olarak çalışabilirler.</p>
<p>Siz de refleksoloji alanında bilgi edinmek ve kariyerinizi bu alanda geliştirmek istiyorsanız, <strong><a rel="noopener" target="_new" href="https://umens.com.tr/tum-kurslar/refleksoloji-egitimi/"><span>refleksoloji</span><span> eğitimi</span></a></strong> programlarına göz atabilirsiniz.</p>
<hr>
<h2><strong>Sonuç: Doğal Şifa Kaynağı Olarak Refleksoloji</strong></h2>
<p>Refleksoloji, doğal ve yan etkisiz bir terapi yöntemi olarak her geçen gün daha fazla insanın ilgisini çekiyor. Vücudun kendi kendini iyileştirme mekanizmasını harekete geçiren bu teknik, hem fiziksel hem de zihinsel sağlığa destek sağlamaktadır.</p>
<p>Eğer siz de refleksolojinin sağladığı faydalardan yararlanmak istiyorsanız, <strong><a rel="noopener" target="_new" href="https://urens.com.tr/"><span>refleksoloji</span><span> uygulaması</span></a></strong> hakkında daha fazla bilgi alabilir ve bu yöntemi deneyimleyebilirsiniz!</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beyin kanaması geçirdiği iddia edilen Banu Alkan&amp;apos;ın son durumu belli oldu</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/beyin-kanamasi-gecirdigi-iddia-edilen-banu-alkanin-son-durumu-belli-oldu</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/beyin-kanamasi-gecirdigi-iddia-edilen-banu-alkanin-son-durumu-belli-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Türk sinemasının &quot;Afrodit&quot; lakaplı yıldızı Banu Alkan&#039;ın beyin kanaması geçirdiği iddiaları kısa sürede yayılmıştı. Banu Alkan&#039;ın hastaneye kaldırıldığı ancak beyin kanaması geçirdiği iddialarının asılsız olduğu ortaya çıktı.Yeşilçam&#039;ın sevilen yüzü Banu Alkan, yüksek tansiyon ve şeker hastalığı nedeniyle hastaneye kaldırıldı. Ünlü sanatçının beyin kanaması geçirdiği iddia edildi. Bu söylentilerin ardından, paylaşımda bulunan Onur Akay, Alkan&#039;ın sağlık durumuna ilişkin bilgilendirme yaptı.Onur Akay, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, &quot;Banu Alkan’ın hastaneye kaldırıldığı doğru ancak beyin kanaması geçirdiği iddiaları asılsız” ifadelerini kullandı. Akay, Alkan ile telefonda görüştüğünü belirterek şunları söyledi: &quot;Banu ablanın sağlık durumu şu an çok şükür iyi. Doktorları tansiyon ve şeker seviyelerini kontrol altına almakta zorlandı ancak gerekli müdahalelerle tehlikeyi atlattı.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eJ5hKFWLN0ijSfwcopKTNg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 20:33:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beyin, kanaması, geçirdiği, iddia, edilen, Banu, Alkanın, son, durumu, belli, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eJ5hKFWLN0ijSfwcopKTNg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Beyin kanaması geçirdiği iddia edilen Banu Alkan'ın son durumu belli oldu"><p>Türk sinemasının "Afrodit" lakaplı yıldızı Banu Alkan'ın beyin kanaması geçirdiği iddiaları kısa sürede yayılmıştı. Banu Alkan'ın hastaneye kaldırıldığı ancak beyin kanaması geçirdiği iddialarının asılsız olduğu ortaya çıktı.</p>Yeşilçam'ın sevilen yüzü Banu Alkan, yüksek tansiyon ve şeker hastalığı nedeniyle hastaneye kaldırıldı. Ünlü sanatçının beyin kanaması geçirdiği iddia edildi. Bu söylentilerin ardından, paylaşımda bulunan Onur Akay, Alkan'ın sağlık durumuna ilişkin bilgilendirme yaptı.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pUeSzeuWz0yP8qn-DJxG9w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p><br data-mce-bogus="1"></p><p>Onur Akay, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Banu Alkan’ın hastaneye kaldırıldığı doğru ancak beyin kanaması geçirdiği iddiaları asılsız” ifadelerini kullandı. Akay, Alkan ile telefonda görüştüğünü belirterek şunları söyledi: "Banu ablanın sağlık durumu şu an çok şükür iyi. Doktorları tansiyon ve şeker seviyelerini kontrol altına almakta zorlandı ancak gerekli müdahalelerle tehlikeyi atlattı."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Nefes kokusu nasıl geçer? Kurtulmak için 6 ipucu</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/nefes-kokusu-nasil-gecer-kurtulmak-icin-6-ipucu</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/nefes-kokusu-nasil-gecer-kurtulmak-icin-6-ipucu</guid>
<description><![CDATA[ Nefes kokusu son derece rahatsız edicidir ve herkes bu sorunla karşı karşıya kalabilir. Ağız kuruluğu, dildeki zararlı bakteriler ve reflü gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir. Bununla mücadele etmenin etkili yolları arasında susuz kalmamak, probiyotik almak, gargara kullanmak, asitli yiyeceklerden kaçınmak ve sigarayı bırakmak yer alır.Nefes kokusu son derece yaygın görülür. Özellikle sabahları uyandığınızda ağzınızda bir koku hissedebilirsiniz. Bu son derece rahatsız bir durumdur ancak önlenebilir. Kötü nefesin kaynağını bir uzman yardımıyla tespit edebilir ve sonrasında bu durumla mücadele edebilirsiniz.Nefes kokusunu engellemek için uygulayabileceğiniz bazı basit yöntemler de var. İşte onlardan bazıları;Kötü nefes, ağızda daha az tükürük üretilmesinden kaynaklanabilir. Ağızda azalan tükürük, vücudun ağız mikroorganizmalarına karşı savunmasını zayıflatır ve dişleri ve diş etlerini hasara karşı daha duyarlı hale getirir. Uzun süre aç kalmak, yeterince su içmemek ve yatmadan önce su içmemek ağız kuruluğunun nedenlerinden bazılarıdır. Bu nedenle, kötü nefes için en iyi ev tedavilerinden biri ağzınızı nemli tutmaktır.Dilinizi silmeyi unutmayın çünkü bakteriler pürüzlü yüzeyinde birikebilir ve ağız kokusuna neden olabilir. Dilin kıvrımları ve tat tomurcukları arasındaki herhangi bir birikimden kurtulmak için sadece ucunu değil, tüm yüzeyi silmelisiniz. Eczanelerde bulunan ucuz bir plastik dil kazıyıcı bunun için mükemmel bir araçtır. Ayrıca, dilinizi diş fırçanızla fırçalayabilirsiniz.Sindirim sorunlarınız sık sık oluyorsa asit reflüye neden olan herhangi bir şeyi yemekten ve içmekten kaçının. Bu, dayanılmaz göğüs ağrısı ve mide ekşimesine neden olan uzun vadeli bir hastalıktır. Asit reflüsünün en yaygın semptomlarından biri kötü nefes kokusudur. Alkol, kahve, fast food, sarımsak, soğan ve çikolatalar asit reflüye neden olabileceği için ölçülü tüketilmelidir.Bazen bağırsak florasındaki dengesizlik kötü nefesin nedeni olabilir. Probiyotik açısından zengin yiyecekler tüketerek floranızı yeniden dengeleyebilirsiniz. Bunlara turşu, yoğurt ve lahana turşusu dahildir. Yeterli sindirim enziminiz yoksa yemeğiniz düzgün bir şekilde parçalanmaz. Aksine, ağzınıza giren hoş olmayan bir koku yaratır.İyi bir ağız hijyeni rejimi, kozmetik bir gargara yerine tıbbi bir gargara ile geliştirilebilir. Dişlerinizden, diş etlerinizden, dilinizden ve diğer yumuşak dokulardan bakterileri ve kalan yiyecek parçacıklarını ortadan kaldırarak ve yıkayarak, gargara düzenli fırçalama ve diş ipi kullanımıyla birlikte kullanıldığında nefesi iyileştirir.Sigara içiyorsanız muhtemelen  ağız kokusu sorunuyla da mücadele ediyorsunuzdur. Bu nedenle, ağız kokusunu azaltmanın en doğal yollarından biri sigarayı bırakmaktır. Ne zaman sigara içme ihtiyacı hissederseniz veya bırakmak isterseniz, nikotin bantları uygulayabilir, koşuya çıkabilir veya doktorunuzla konuşabilirsiniz.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2dQUZIw4WEqFbA9bwcji1Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 20:33:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Nefes, kokusu, nasıl, geçer, Kurtulmak, için, ipucu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2dQUZIw4WEqFbA9bwcji1Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Nefes kokusu nasıl geçer? Kurtulmak için 6 ipucu"><p>Nefes kokusu son derece rahatsız edicidir ve herkes bu sorunla karşı karşıya kalabilir. Ağız kuruluğu, dildeki zararlı bakteriler ve reflü gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir. Bununla mücadele etmenin etkili yolları arasında susuz kalmamak, probiyotik almak, gargara kullanmak, asitli yiyeceklerden kaçınmak ve sigarayı bırakmak yer alır.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s-8TFvgfnUaxNx2EHEXnOw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nefes kokusu son derece yaygın görülür. Özellikle sabahları uyandığınızda ağzınızda bir koku hissedebilirsiniz. Bu son derece rahatsız bir durumdur ancak önlenebilir. Kötü nefesin kaynağını bir uzman yardımıyla tespit edebilir ve sonrasında bu durumla mücadele edebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zGu8iZcC0EibSNsEx7ZBeg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nefes kokusunu engellemek için uygulayabileceğiniz bazı basit yöntemler de var. İşte onlardan bazıları;</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GS7MQ-QcgUOuGouqOXshYg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kötü nefes, ağızda daha az tükürük üretilmesinden kaynaklanabilir. Ağızda azalan tükürük, vücudun ağız mikroorganizmalarına karşı savunmasını zayıflatır ve dişleri ve diş etlerini hasara karşı daha duyarlı hale getirir. Uzun süre aç kalmak, yeterince su içmemek ve yatmadan önce su içmemek ağız kuruluğunun nedenlerinden bazılarıdır. Bu nedenle, kötü nefes için en iyi ev tedavilerinden biri ağzınızı nemli tutmaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/geW11g5vB0qq-yi_x_UnxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dilinizi silmeyi unutmayın çünkü bakteriler pürüzlü yüzeyinde birikebilir ve ağız kokusuna neden olabilir. Dilin kıvrımları ve tat tomurcukları arasındaki herhangi bir birikimden kurtulmak için sadece ucunu değil, tüm yüzeyi silmelisiniz. Eczanelerde bulunan ucuz bir plastik dil kazıyıcı bunun için mükemmel bir araçtır. Ayrıca, dilinizi diş fırçanızla fırçalayabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Hv13HiENYUW_xpgDZlMHZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sindirim sorunlarınız sık sık oluyorsa asit reflüye neden olan herhangi bir şeyi yemekten ve içmekten kaçının. Bu, dayanılmaz göğüs ağrısı ve mide ekşimesine neden olan uzun vadeli bir hastalıktır. Asit reflüsünün en yaygın semptomlarından biri kötü nefes kokusudur. Alkol, kahve, fast food, sarımsak, soğan ve çikolatalar asit reflüye neden olabileceği için ölçülü tüketilmelidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Rukb8_3rr0Gk4zNc259IaQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazen bağırsak florasındaki dengesizlik kötü nefesin nedeni olabilir. Probiyotik açısından zengin yiyecekler tüketerek floranızı yeniden dengeleyebilirsiniz. Bunlara turşu, yoğurt ve lahana turşusu dahildir. Yeterli sindirim enziminiz yoksa yemeğiniz düzgün bir şekilde parçalanmaz. Aksine, ağzınıza giren hoş olmayan bir koku yaratır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VP3AoL5HFkKl57w9bbTlRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İyi bir ağız hijyeni rejimi, kozmetik bir gargara yerine tıbbi bir gargara ile geliştirilebilir. Dişlerinizden, diş etlerinizden, dilinizden ve diğer yumuşak dokulardan bakterileri ve kalan yiyecek parçacıklarını ortadan kaldırarak ve yıkayarak, gargara düzenli fırçalama ve diş ipi kullanımıyla birlikte kullanıldığında nefesi iyileştirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0miHJf0gT0WmyHH28yXt_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sigara içiyorsanız muhtemelen  ağız kokusu sorunuyla da mücadele ediyorsunuzdur. Bu nedenle, ağız kokusunu azaltmanın en doğal yollarından biri sigarayı bırakmaktır. Ne zaman sigara içme ihtiyacı hissederseniz veya bırakmak isterseniz, nikotin bantları uygulayabilir, koşuya çıkabilir veya doktorunuzla konuşabilirsiniz.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Portakaldan 4 kat fazla C vitamini içeriyor; Manganez, folat ve antioksidanla dolu</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/portakaldan-4-kat-fazla-c-vitamini-iceriyor-manganez-folat-ve-antioksidanla-dolu</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/portakaldan-4-kat-fazla-c-vitamini-iceriyor-manganez-folat-ve-antioksidanla-dolu</guid>
<description><![CDATA[ Guava, lif, antioksidanlar, likopen, folat, manganez ve C vitamini gibi besinlerle doludur. Kışın guava tüketmek bağışıklık sistemini güçlendirebilir, cilt ve saç dokusunu iyileştirebilir, kanser riskini azaltabilir, kilo kaybına yardımcı olabilir ve kolesterolü dengeleyerek kalp sağlığını iyileştirebilir.Dünya genelinde herkesin favorisi olan bu meyve, diyet lifi, antioksidanlar, likopen, folat ve diğer besinleri içeren yüksek besin içeriği nedeniyle tüm mevsim meyvelerinden daha iyi performans gösterir.Meyve, portakalda bulunan C vitamini miktarının dört katına sahip olduğundan bağışıklık sistemi için iyidir.Diğer birçok faydalı besinin emilimine yardımcı olur ve manganez ile zenginleştirilmiştir. Guavanın potasyum içeriği şaşırtıcı bir şekilde muzunkine eşittir. Ayrıca %80&#039;i su olduğu için cildin nemini korumaya yardımcı olur. İşte kış aylarında guava yemeniz için 5 neden:Guavalar portakalın üç katı kadar C vitamini içerir. Guava ve yaprakları bağışıklık sistemini güçlendiren ve bakteri, virüs ve diğer patojenlerin neden olduğu enfeksiyonlara karşı savunma kapasitesini artıran C vitamini içerir.Guava yapraklarında bulunan antioksidanlar serbest radikalleri azaltır ve iltihap önleyici özellikleri iltihabı ve cilt kızarıklığını azaltır. Saç gelişimini destekleyen ve teşvik eden B ve C vitaminleri de bu vitamin açısından zengindir. Bu nedenle guava yapraklarından bir macun yapın ve saç derinize nazikçe uygulayarak saçınızı güçlendirin ve saçınızın hacmini artırın.Guava yemek kanser riskini azaltabilir. Guava yaprakları yüksek antioksidan içeriği nedeniyle kanser karşıtı etkilere sahiptir. Hücreleri oksidatif stres ve serbest radikal hasarından koruduğu bilinmektedir; bunlar kanserin iki ana nedenidir.Kilonuzu kontrol etmeye çalışıyorsanız, guava harika bir seçenek olabilir. Düşük kalorili içeriği (54 kalori) aşırıya kaçma endişesi duymadan tadını çıkarmanızı sağlar. Ancak guavadaki pektin lifi, yedikten sonra kendinizi tok hissetmenizi sağladığı için en iyi bileşendir ve bu da aşırıya kaçmanızı önlemenize yardımcı olur.
Guavanın düşük GI ve karbonhidrat içeriği, tatmin edici özelliklerine ek olarak istikrarlı ve yavaş bir enerji salınımı sağlar. Bu, canlılık seviyenizi gün boyunca sabit tutar ve enerji düşüşlerini önlemenize yardımcı olur.Tam süreçleri bilinmese de, guava yaprağı özütünün uzun yıllar boyunca anti-hipertansif etkiler sunduğu görülmektedir. Ancak yeni bir çalışmaya göre, guavanın kan basıncı üzerindeki etkileri muhtemelen bileşenlerinin sempatik sinir sistemiyle etkileşimlerinden kaynaklanıyordu.Aynı çalışmaya göre guava posası kan lipid seviyeleri üzerinde faydalı bir etkiye sahip olabilir. Altı haftalık guava takviyesinden sonra araştırmacılar trigliseritlerde, toplam kolesterolde ve LDL kolesterolde önemli bir düşüş gördüler.
Guava, iyi dengelenmiş bir diyete dahil edildiğinde kalp sağlığını destekleyebilir çünkü yüksek trigliseritler ve kolesterol kalp sağlığına zararlı olabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IdKF9kbiYUybJnvqGfR2PQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 20:33:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Portakaldan, kat, fazla, vitamini, içeriyor, Manganez, folat, antioksidanla, dolu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IdKF9kbiYUybJnvqGfR2PQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Portakaldan 4 kat fazla C vitamini içeriyor; Manganez, folat ve antioksidanla dolu"><p>Guava, lif, antioksidanlar, likopen, folat, manganez ve C vitamini gibi besinlerle doludur. Kışın guava tüketmek bağışıklık sistemini güçlendirebilir, cilt ve saç dokusunu iyileştirebilir, kanser riskini azaltabilir, kilo kaybına yardımcı olabilir ve kolesterolü dengeleyerek kalp sağlığını iyileştirebilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B2Zhan5CI0uNdwJrQTxFZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya genelinde herkesin favorisi olan bu meyve, diyet lifi, antioksidanlar, likopen, folat ve diğer besinleri içeren yüksek besin içeriği nedeniyle tüm mevsim meyvelerinden daha iyi performans gösterir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z4CLPoE86kq0Ps8bMk4ZCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyve, portakalda bulunan C vitamini miktarının dört katına sahip olduğundan bağışıklık sistemi için iyidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gJAu3s5GCEylICkYZp2S9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diğer birçok faydalı besinin emilimine yardımcı olur ve manganez ile zenginleştirilmiştir. Guavanın potasyum içeriği şaşırtıcı bir şekilde muzunkine eşittir. Ayrıca %80'i su olduğu için cildin nemini korumaya yardımcı olur. İşte kış aylarında guava yemeniz için 5 neden:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N8-eIZ0WRECB_k2zR30hDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Guavalar portakalın üç katı kadar C vitamini içerir. Guava ve yaprakları bağışıklık sistemini güçlendiren ve bakteri, virüs ve diğer patojenlerin neden olduğu enfeksiyonlara karşı savunma kapasitesini artıran C vitamini içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sOxtq2qAlEmCC4Q1Lo-ytw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Guava yapraklarında bulunan antioksidanlar serbest radikalleri azaltır ve iltihap önleyici özellikleri iltihabı ve cilt kızarıklığını azaltır. Saç gelişimini destekleyen ve teşvik eden B ve C vitaminleri de bu vitamin açısından zengindir. Bu nedenle guava yapraklarından bir macun yapın ve saç derinize nazikçe uygulayarak saçınızı güçlendirin ve saçınızın hacmini artırın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9D1E2CmfZkyRABy1D_K1nw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Guava yemek kanser riskini azaltabilir. Guava yaprakları yüksek antioksidan içeriği nedeniyle kanser karşıtı etkilere sahiptir. Hücreleri oksidatif stres ve serbest radikal hasarından koruduğu bilinmektedir; bunlar kanserin iki ana nedenidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qB-NBOahLE6TxAiQQswfJA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kilonuzu kontrol etmeye çalışıyorsanız, guava harika bir seçenek olabilir. Düşük kalorili içeriği (54 kalori) aşırıya kaçma endişesi duymadan tadını çıkarmanızı sağlar. Ancak guavadaki pektin lifi, yedikten sonra kendinizi tok hissetmenizi sağladığı için en iyi bileşendir ve bu da aşırıya kaçmanızı önlemenize yardımcı olur.
Guavanın düşük GI ve karbonhidrat içeriği, tatmin edici özelliklerine ek olarak istikrarlı ve yavaş bir enerji salınımı sağlar. Bu, canlılık seviyenizi gün boyunca sabit tutar ve enerji düşüşlerini önlemenize yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sqY75MoWC0qcNrDt9NNG1Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tam süreçleri bilinmese de, guava yaprağı özütünün uzun yıllar boyunca anti-hipertansif etkiler sunduğu görülmektedir. Ancak yeni bir çalışmaya göre, guavanın kan basıncı üzerindeki etkileri muhtemelen bileşenlerinin sempatik sinir sistemiyle etkileşimlerinden kaynaklanıyordu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G_LCrZc3zkSKSCnbmC-T9w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aynı çalışmaya göre guava posası kan lipid seviyeleri üzerinde faydalı bir etkiye sahip olabilir. Altı haftalık guava takviyesinden sonra araştırmacılar trigliseritlerde, toplam kolesterolde ve LDL kolesterolde önemli bir düşüş gördüler.
Guava, iyi dengelenmiş bir diyete dahil edildiğinde kalp sağlığını destekleyebilir çünkü yüksek trigliseritler ve kolesterol kalp sağlığına zararlı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4MMpHN1CUUOqDzsnI52DtQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>​Yağlı karaciğerin erken belirtisi: Vücutta 5 yaygın işaretle ortaya çıkıyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/yagli-karacigerin-erken-belirtisi-vucutta-5-yaygin-isaretle-ortaya-cikiyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/yagli-karacigerin-erken-belirtisi-vucutta-5-yaygin-isaretle-ortaya-cikiyor</guid>
<description><![CDATA[ Göbek yağı, sürekli yorgunluk, sağ kaburga kafesinin altında ağrı, açıklanamayan akne veya saç dökülmesi ve mide bulantısı yağlı karaciğer hastalığının olası belirtileridir. Karaciğer yağlanmasını önlemek için sağlıklı bir yaşam tarzı alışkanlığı geliştirmeniz önemlidir. İşte yağlı karaciğerin 5 erken belirtisi.Göbek yağıyla mı mücadele ediyorsunuz? Sürekli yorgun mu hissediyorsunuz? Bu iki işaret karaciğerinizdeki yağlanmayı işaret ediyor olabilir.Karaciğer, vücudumuzun içindeki en büyük organdır ve genel sağlığın korunmasında hayati bir rol oynar. Metabolizmaya yardımcı olmaktan sindirim sıvısı safra üreterek sindirime yardımcı olmaya ve ayrıca vücudumuzdan zararlı maddeleri uzaklaştırmaya kadar.Yağlı karaciğer veya hepatik steatoz, karaciğerde aşırı yağın biriktiği bir durumdur. Bu yağ birikimi karaciğer fonksiyonunu etkileyebilir ve potansiyel olarak daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. İki tür yağlı karaciğer hastalığı vardır: Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı ve alkolle ilişkili yağlı karaciğer hastalığı.Sosyal medyada paylaşımlar yapan Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, evde kontrol edebileceğiniz yağlı karaciğerin beş belirtisinden bahsediyor.&quot;Bir uzman olarak, olası semptomları belirlemenin basit yollarını sizinle paylaşacağım. Erken teşhis, önleme ve daha iyi karaciğer sağlığı için anahtardır,&quot; diyor Dr. Sethi Instagram&#039;da paylaşılan bir videoda.Uzman isim, göbek bölgesindeki kilo alımının yağlı karaciğerin endişe verici bir belirtisi olduğunu söylüyor. &quot;Göbek çevresinde kilo alımı. Yağlı karaciğerle bağlantılı insülin direnci genellikle karın bölgesinde kilo alımına neden olur,&quot; diyor.2023 tarihli bir çalışmaya göre, klinik ve epidemiyolojik çalışmalar karaciğer yağ içeriği ile çoğunlukla iç organ yağından kaynaklanan karın yağı arasında doğrudan bir ilişki olduğunu öne sürüyor.Visseral yağ, alkolsüz yağlı karaciğer hastalığında (NAFLD) iltihaplanmanın temel aracıdır ve alkolsüz steatohepatite (NASH) yol açar.2012 tarihli bir çalışma, artan obezite oranları nedeniyle alkolsüz yağlı karaciğer hastalığını İngiltere&#039;de anormal karaciğer fonksiyon testlerinin önde gelen nedeni haline geldiğini belirtmektedir.Dr. Saurabh Sethi ayrıca sürekli yorgunluğun zayıf karaciğer sağlığının bir işareti olabileceği konusunda bizi uyarıyor. &quot;Sürekli yorgunluk veya bitkinlik karaciğerinizin mücadele ettiğini gösterebilir.&quot;Doktora göre, dikkat edilmesi gereken bir diğer işaret de sağ kaburga kafesinin altında rahatsızlık veya ağrıdır, çünkü bu karaciğer iltihabının işareti olabilir.Açıklanamayan akne, koyulaşmış cilt kıvrımları veya saç dökülmesi fark ederseniz, bu da karaciğer sağlığınızın bozulduğunu gösterebilir. &quot;Ve beşincisi, mide bulantısı ve iştahsızlık. Bu, karaciğerinizin bunalmış olduğu anlamına gelebilir,&quot; diye ekliyor Dr. Sethi. Diyabet, yüksek tansiyon ve böbrek hastalığı gibi ciddi sağlık sorunlarının riskinin artmasıyla da ilişkilidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9deTj4XYQUq4GDwlexeyFA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 20:33:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>​Yağlı, karaciğerin, erken, belirtisi:, Vücutta, yaygın, işaretle, ortaya, çıkıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9deTj4XYQUq4GDwlexeyFA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="​Yağlı karaciğerin erken belirtisi: Vücutta 5 yaygın işaretle ortaya çıkıyor"><p>Göbek yağı, sürekli yorgunluk, sağ kaburga kafesinin altında ağrı, açıklanamayan akne veya saç dökülmesi ve mide bulantısı yağlı karaciğer hastalığının olası belirtileridir. Karaciğer yağlanmasını önlemek için sağlıklı bir yaşam tarzı alışkanlığı geliştirmeniz önemlidir. İşte yağlı karaciğerin 5 erken belirtisi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hoS_QRGdtUaviquORW8Syg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göbek yağıyla mı mücadele ediyorsunuz? Sürekli yorgun mu hissediyorsunuz? Bu iki işaret karaciğerinizdeki yağlanmayı işaret ediyor olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NawrFhkdqEq426eWfRWRfQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaciğer, vücudumuzun içindeki en büyük organdır ve genel sağlığın korunmasında hayati bir rol oynar. Metabolizmaya yardımcı olmaktan sindirim sıvısı safra üreterek sindirime yardımcı olmaya ve ayrıca vücudumuzdan zararlı maddeleri uzaklaştırmaya kadar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XQvxTQPA2EuErKqGtj6bvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yağlı karaciğer veya hepatik steatoz, karaciğerde aşırı yağın biriktiği bir durumdur. Bu yağ birikimi karaciğer fonksiyonunu etkileyebilir ve potansiyel olarak daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. İki tür yağlı karaciğer hastalığı vardır: Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı ve alkolle ilişkili yağlı karaciğer hastalığı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GuyOeY0ECECYbVMeltBqSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medyada paylaşımlar yapan Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, evde kontrol edebileceğiniz yağlı karaciğerin beş belirtisinden bahsediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xtax_3tg5UWB2GRGUovJxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Bir uzman olarak, olası semptomları belirlemenin basit yollarını sizinle paylaşacağım. Erken teşhis, önleme ve daha iyi karaciğer sağlığı için anahtardır," diyor Dr. Sethi Instagram'da paylaşılan bir videoda.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ck5gttjzWEOuKvNpSzRDJA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzman isim, göbek bölgesindeki kilo alımının yağlı karaciğerin endişe verici bir belirtisi olduğunu söylüyor. "Göbek çevresinde kilo alımı. Yağlı karaciğerle bağlantılı insülin direnci genellikle karın bölgesinde kilo alımına neden olur," diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9NrzJynoTkavodJjmwh1Lw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2023 tarihli bir çalışmaya göre, klinik ve epidemiyolojik çalışmalar karaciğer yağ içeriği ile çoğunlukla iç organ yağından kaynaklanan karın yağı arasında doğrudan bir ilişki olduğunu öne sürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K-EZBwmoxUCMWY5DmopQew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Visseral yağ, alkolsüz yağlı karaciğer hastalığında (NAFLD) iltihaplanmanın temel aracıdır ve alkolsüz steatohepatite (NASH) yol açar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h6kFdDVnm0azf9Kh7uznkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2012 tarihli bir çalışma, artan obezite oranları nedeniyle alkolsüz yağlı karaciğer hastalığını İngiltere'de anormal karaciğer fonksiyon testlerinin önde gelen nedeni haline geldiğini belirtmektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8ZJVBYoY1Emn6GFD2oRV1w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Saurabh Sethi ayrıca sürekli yorgunluğun zayıf karaciğer sağlığının bir işareti olabileceği konusunda bizi uyarıyor. "Sürekli yorgunluk veya bitkinlik karaciğerinizin mücadele ettiğini gösterebilir."Doktora göre, dikkat edilmesi gereken bir diğer işaret de sağ kaburga kafesinin altında rahatsızlık veya ağrıdır, çünkü bu karaciğer iltihabının işareti olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-h_J8o1rr0uuCibgS4Ce-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Açıklanamayan akne, koyulaşmış cilt kıvrımları veya saç dökülmesi fark ederseniz, bu da karaciğer sağlığınızın bozulduğunu gösterebilir. "Ve beşincisi, mide bulantısı ve iştahsızlık. Bu, karaciğerinizin bunalmış olduğu anlamına gelebilir," diye ekliyor Dr. Sethi. Diyabet, yüksek tansiyon ve böbrek hastalığı gibi ciddi sağlık sorunlarının riskinin artmasıyla da ilişkilidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Her gün bir karanfil çiğnerseniz ne olur? Şaşırtıcı özellikleri var</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/her-gun-bir-karanfil-cignerseniz-ne-olur-sasirtici-oezellikleri-var</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/her-gun-bir-karanfil-cignerseniz-ne-olur-sasirtici-oezellikleri-var</guid>
<description><![CDATA[ Her gün karanfil çiğnemek gibi küçük alışkanlıklar sağlığı önemli ölçüde iyileştirir. Karanfillerin antioksidanları kronik hastalıkları önler, antibakteriyel özellikleri enfeksiyonlara karşı koruma sağlar ve diş sağlığını iyileştirir. Ayrıca karanfiller karaciğeri temizler ve kan şekeri seviyelerini kontrol etmeye yardımcı olur, tip 2 diyabet hastalarına fayda sağlar. İşte her gün karanfil çiğnemenin vücuda etkisiGenel sağlık açısından, küçük diyet değişiklikleri önemli bir etkiye sahip olabilir. Tatsız bir yemeğe lezzet katmanın yanı sıra, güçlü antioksidan ve iltihap önleyici özelliklere sahip küçük bir baharat olan bir dilim karanfil vücudunuza hastalıkları ve enfeksiyonları önleyebilecek bir besin takviyesi sağlar.ANTİOKSİDANKaranfiller, bol miktarda antioksidan içerir. Bu antioksidanlar, hücreleri serbest radikallerin neden olduğu hasardan korur, iltihabı azaltır ve oksidatif stresle savaşır. Kanser, kalp hastalığı ve nörolojik bozukluklar gibi kronik hastalıkları önleyerek, düzenli karanfil kullanımı genel sağlık ve refahı destekleyebilir.Antiseptik, antibakteriyel ve antifungal özellikleri, sizi çeşitli türlerin neden olduğu hastalıklardan korur. Journal of Trace Elements and Minerals&#039;da yayınlanan bir araştırmaya göre, karanfil esansiyel yağı beyaz kan hücresi sayısını artırabilir. Bu, karanfil yemenin bağışıklık sisteminizi güçlendirebileceğini göstermektedir.Karanfiller diş sağlığını desteklemede çok iyi oldukları için sıklıkla ağız bakım ürünlerine dahil edilirler. Ağrı kesici özellikleri diş ağrılarını azaltabilir ve ağız bakterileriyle savaşabilir.Karaciğerlerin kurutulmuş karanfil tomurcukları tarafından hepatoprotekte edildiği bildirilmektedir. Yeni hücrelerin oluşumunu teşvik ederek, karaciğeri detoksifiye ederek ve öjenol ve timol gibi çeşitli aktif bileşenlerle koruma sağlayarak karaciğer sağlığını iyileştirir.Kan şekeri seviyelerini düzenleyen hormon insülin, karanfil özütüne benzer şekilde işlev görür. Tip 2 diyabet hastaları, bir ay boyunca günde bir ila üç gram karanfil tüketerek kan glikozlarını, lipitlerini ve kolesterol seviyelerini kontrol edebilirler.Ek olarak, kan şekeri metabolizması ile sağlıklı manganez kan seviyeleri arasında bir korelasyon vardır ve bu da karanfillerin diyabetin önlenmesinde veya yönetiminde yardımcı olabileceği fikrini desteklemektedir.Karanfil çiğnemek özellikle ağız sağlığında ön plana çıkan bir uygulamadır.Genellikle ağız kokusuna karşı sıklıkla önerilen bu durum aynı zamanda diş ağrısı, diş eti rahatsızlıklarında faydalıdır.Bu sayede içerisindeki etkenler ortaya çıkarılarak ağır ve diş sağlığında fayda sağlayabilirBu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_s1sYjR6S0OZGBs-9QcQIg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 20:33:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Her, gün, bir, karanfil, çiğnerseniz, olur, Şaşırtıcı, özellikleri, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_s1sYjR6S0OZGBs-9QcQIg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Her gün bir karanfil çiğnerseniz ne olur? Şaşırtıcı özellikleri var"><p>Her gün karanfil çiğnemek gibi küçük alışkanlıklar sağlığı önemli ölçüde iyileştirir. Karanfillerin antioksidanları kronik hastalıkları önler, antibakteriyel özellikleri enfeksiyonlara karşı koruma sağlar ve diş sağlığını iyileştirir. Ayrıca karanfiller karaciğeri temizler ve kan şekeri seviyelerini kontrol etmeye yardımcı olur, tip 2 diyabet hastalarına fayda sağlar. İşte her gün karanfil çiğnemenin vücuda etkisi</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-2ZF6N6kNUOiwGBmo-JVnA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genel sağlık açısından, küçük diyet değişiklikleri önemli bir etkiye sahip olabilir. Tatsız bir yemeğe lezzet katmanın yanı sıra, güçlü antioksidan ve iltihap önleyici özelliklere sahip küçük bir baharat olan bir dilim karanfil vücudunuza hastalıkları ve enfeksiyonları önleyebilecek bir besin takviyesi sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dm_NmkFEGECNjROBQy5GZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ANTİOKSİDANKaranfiller, bol miktarda antioksidan içerir. Bu antioksidanlar, hücreleri serbest radikallerin neden olduğu hasardan korur, iltihabı azaltır ve oksidatif stresle savaşır. Kanser, kalp hastalığı ve nörolojik bozukluklar gibi kronik hastalıkları önleyerek, düzenli karanfil kullanımı genel sağlık ve refahı destekleyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1my_m4aLx0aSkj8UdKO3XQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antiseptik, antibakteriyel ve antifungal özellikleri, sizi çeşitli türlerin neden olduğu hastalıklardan korur. Journal of Trace Elements and Minerals'da yayınlanan bir araştırmaya göre, karanfil esansiyel yağı beyaz kan hücresi sayısını artırabilir. Bu, karanfil yemenin bağışıklık sisteminizi güçlendirebileceğini göstermektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GadEcMMvXUOt8us6hyaCMw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karanfiller diş sağlığını desteklemede çok iyi oldukları için sıklıkla ağız bakım ürünlerine dahil edilirler. Ağrı kesici özellikleri diş ağrılarını azaltabilir ve ağız bakterileriyle savaşabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jd4IkPUSrkqmkRDpMRPQAQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaciğerlerin kurutulmuş karanfil tomurcukları tarafından hepatoprotekte edildiği bildirilmektedir. Yeni hücrelerin oluşumunu teşvik ederek, karaciğeri detoksifiye ederek ve öjenol ve timol gibi çeşitli aktif bileşenlerle koruma sağlayarak karaciğer sağlığını iyileştirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hoQ8vLDiMkqumuftHVcOWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kan şekeri seviyelerini düzenleyen hormon insülin, karanfil özütüne benzer şekilde işlev görür. Tip 2 diyabet hastaları, bir ay boyunca günde bir ila üç gram karanfil tüketerek kan glikozlarını, lipitlerini ve kolesterol seviyelerini kontrol edebilirler.Ek olarak, kan şekeri metabolizması ile sağlıklı manganez kan seviyeleri arasında bir korelasyon vardır ve bu da karanfillerin diyabetin önlenmesinde veya yönetiminde yardımcı olabileceği fikrini desteklemektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AaMeShBfm0S2yXqCdCuz9A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karanfil çiğnemek özellikle ağız sağlığında ön plana çıkan bir uygulamadır.Genellikle ağız kokusuna karşı sıklıkla önerilen bu durum aynı zamanda diş ağrısı, diş eti rahatsızlıklarında faydalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J9vESrQ7xkWPkurd1F3mZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu sayede içerisindeki etkenler ortaya çıkarılarak ağır ve diş sağlığında fayda sağlayabilirBu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yüksek tansiyonu ihmal etmeyin: Bu tehlikeli hastalığa yol açabilir</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/yuksek-tansiyonu-ihmal-etmeyin-bu-tehlikeli-hastaliga-yol-acabilir</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/yuksek-tansiyonu-ihmal-etmeyin-bu-tehlikeli-hastaliga-yol-acabilir</guid>
<description><![CDATA[ Yüksek tansiyonu ihmal etmek çok ciddi bir hastalık riskini artırabilir. Yüksek tansiyon sadece kalbinizi etkilemez; kontrol edilmediği takdirde çeşitli hastalıklara da yol açabilir. Yapılan çalışmalar, bu hastalıkları önlemek için kan basıncını  yönetmenin önemini vurguluyor. Basit yaşam tarzı değişiklikleri yüksek tansiyon riskini azaltmanıza yardımcı olabilir. Peki, yüksek tansiyon ve bunama arasındaki bağlantı nedir, araştırmalar ne söylüyor?Yüksek tansiyon daha yaygın olarak sessiz bir katil olarak bilinir. Sadece kalbimize zarar vermez; beynimizi de etkileyebilir. Neurology&#039;de yayınlanan bir çalışma, hipertansiyonu ihmal etmenin bunama gibi bilişsel sorunlar geliştirme riskini artırabileceğini ortaya koyuyor.Ancak umut var; basit yaşam tarzı değişiklikleri ve uygun kan basıncı yönetimi bu riskleri büyük ölçüde azaltabilir. Çalışmanın bulgularının ne söylediğini ve hem kalbimizi hem de zihnimizi nasıl koruyabileceğimizi öğrenin.Wake Forest Üniversitesi tarafından yürütülen araştırma, 50 yaş ve üzeri 9.361 kişiye odaklandı. Katılımcılar iki gruba ayrıldı: yoğun kan basıncı tedavisi görenler (sistolik kan basıncını 120 mm Hg&#039;nin altında tutanlar) ve standart tedavi görenler (140 mm Hg&#039;nin altında).Yedi yıllık takipte, araştırmacılar yoğun tedavi grubunun hafif bilişsel bozukluk (MCI) veya bunama geliştirme riskinin belirgin şekilde daha düşük olduğunu buldular. Bu, kan basıncını agresif bir şekilde yönetmenin, genellikle bunamaya yol açan bilişsel gerilemeyi önleyebileceğini gösteriyor.Washington Post’a konuşan Temple Üniversitesi Tıp Fakültesi&#039;nde Nörobilim profesörü ve Alzheimer Merkezi&#039;nin direktörü Silvia Fossati, insanların özellikle orta yaşlarda hipertansiyona sahip olduklarında, beyne giden kan akışını kaybetmeye başladıklarını, beyindeki damar sistemi üzerinde etkiler yaratmaya başladığını, bunun da Alzheimer patolojisine paralel ve ek bir durum olduğunu ifade etti.Hipertansiyon, tüm nedenlere bağlı demansın yanı sıra demansın en yaygın türü olan Alzheimer hastalığı için de bir risk faktörüdür. Normal kan basıncına sahip kişilerle karşılaştırıldığında, hipertansiyonu olanlarda bilişsel bozukluk ve bunama riski en az 1,5 kat daha fazladır.Wayne State Üniversitesi Gerontoloji Enstitüsü&#039;nde yaşlanma ve demans riskini araştıran psikoloji doçenti Ana Daugherty, “80 ya da 90 yaşına geldiğinizde bilişsel durumunuza yardımcı olmak için bugün yapacağınız şey, kalp sağlığınıza dikkat etmektir ve bu herkes için geçerli. Başlamak için hiçbir zaman geç değil.” dedi.Hipertansiyon, beyindekiler de dahil olmak üzere vücuttaki tüm kan damarlarını etkiler. Zamanla, kötü yönetilen yüksek kan basıncı bu damarlara zarar verebilir, beyin hücrelerine kan akışını ve oksijen tedarikini azaltabilir.
Bu, beyne giden kan akışının azalmasından kaynaklanan bir durum olan vasküler bunama riskini artırır ve ayrıca Alzheimer hastalığına da neden olabilir.
Yüksek tansiyonu görmezden gelmek, semptomlar hemen ortaya çıkmasa bile beyin sağlığına uzun vadeli zarar verebilir.Kan basıncını yönetmek ve beyninizi korumak için bazı uygulanabilir ipuçları şunlardır:Daha fazla meyve, sebze, tam tahıl ve yağsız protein tüketin.
Kan basıncını kontrol altında tutmak için tuz alımınızı azaltın.
Tempolu yürüyüş, bisiklete binme veya yoga gibi düzenli egzersizler yapın. Her gün en az 30 dakika hedefleyin.Aşırı alkol ve sigara hem kalbinize hem de beyninize zararlıdır.
Sorunları erken yakalamak ve ele almak için kan basıncınızı düzenli olarak kontrol edin.
Stres seviyelerini azaltmak için meditasyon veya derin nefes alma gibi rahatlama teknikleri uygulayın.İyi haber şu ki, beyin özellikle sorunlar erken yakalandığında iyileşme yeteneğine sahiptir. Kan basıncını düşürmek, hafif semptomlar gösterenler için bile bilişsel gerileme riskini azaltabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uq3bqVDgxESp_nvNxQGThg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 20:33:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yüksek, tansiyonu, ihmal, etmeyin:, tehlikeli, hastalığa, yol, açabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uq3bqVDgxESp_nvNxQGThg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yüksek tansiyonu ihmal etmeyin: Bu tehlikeli hastalığa yol açabilir"><p>Yüksek tansiyonu ihmal etmek çok ciddi bir hastalık riskini artırabilir. Yüksek tansiyon sadece kalbinizi etkilemez; kontrol edilmediği takdirde çeşitli hastalıklara da yol açabilir. Yapılan çalışmalar, bu hastalıkları önlemek için kan basıncını  yönetmenin önemini vurguluyor. Basit yaşam tarzı değişiklikleri yüksek tansiyon riskini azaltmanıza yardımcı olabilir. Peki, yüksek tansiyon ve bunama arasındaki bağlantı nedir, araştırmalar ne söylüyor?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oYXDxAJltEmFqkuGaCmbtg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek tansiyon daha yaygın olarak sessiz bir katil olarak bilinir. Sadece kalbimize zarar vermez; beynimizi de etkileyebilir. Neurology'de yayınlanan bir çalışma, hipertansiyonu ihmal etmenin bunama gibi bilişsel sorunlar geliştirme riskini artırabileceğini ortaya koyuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l_ttUmzRTkqwXox9rK5sbg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak umut var; basit yaşam tarzı değişiklikleri ve uygun kan basıncı yönetimi bu riskleri büyük ölçüde azaltabilir. Çalışmanın bulgularının ne söylediğini ve hem kalbimizi hem de zihnimizi nasıl koruyabileceğimizi öğrenin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cIyL5YkjJk2LWC1vJlcrrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Wake Forest Üniversitesi tarafından yürütülen araştırma, 50 yaş ve üzeri 9.361 kişiye odaklandı. Katılımcılar iki gruba ayrıldı: yoğun kan basıncı tedavisi görenler (sistolik kan basıncını 120 mm Hg'nin altında tutanlar) ve standart tedavi görenler (140 mm Hg'nin altında).</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CIusrUuNP0WwLMOpKp8TqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yedi yıllık takipte, araştırmacılar yoğun tedavi grubunun hafif bilişsel bozukluk (MCI) veya bunama geliştirme riskinin belirgin şekilde daha düşük olduğunu buldular. Bu, kan basıncını agresif bir şekilde yönetmenin, genellikle bunamaya yol açan bilişsel gerilemeyi önleyebileceğini gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H8G9JAP5sUOGFBjZKnYriQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Washington Post’a konuşan Temple Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Nörobilim profesörü ve Alzheimer Merkezi'nin direktörü Silvia Fossati, insanların özellikle orta yaşlarda hipertansiyona sahip olduklarında, beyne giden kan akışını kaybetmeye başladıklarını, beyindeki damar sistemi üzerinde etkiler yaratmaya başladığını, bunun da Alzheimer patolojisine paralel ve ek bir durum olduğunu ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8wmH7NAJC0SE3M5E-ioiqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hipertansiyon, tüm nedenlere bağlı demansın yanı sıra demansın en yaygın türü olan Alzheimer hastalığı için de bir risk faktörüdür. Normal kan basıncına sahip kişilerle karşılaştırıldığında, hipertansiyonu olanlarda bilişsel bozukluk ve bunama riski en az 1,5 kat daha fazladır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/imt952Z5PkyVl38fGARVSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Wayne State Üniversitesi Gerontoloji Enstitüsü'nde yaşlanma ve demans riskini araştıran psikoloji doçenti Ana Daugherty, “80 ya da 90 yaşına geldiğinizde bilişsel durumunuza yardımcı olmak için bugün yapacağınız şey, kalp sağlığınıza dikkat etmektir ve bu herkes için geçerli. Başlamak için hiçbir zaman geç değil.” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f0LtHbZsx0OC7ThB86Hn1g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hipertansiyon, beyindekiler de dahil olmak üzere vücuttaki tüm kan damarlarını etkiler. Zamanla, kötü yönetilen yüksek kan basıncı bu damarlara zarar verebilir, beyin hücrelerine kan akışını ve oksijen tedarikini azaltabilir.
Bu, beyne giden kan akışının azalmasından kaynaklanan bir durum olan vasküler bunama riskini artırır ve ayrıca Alzheimer hastalığına da neden olabilir.
Yüksek tansiyonu görmezden gelmek, semptomlar hemen ortaya çıkmasa bile beyin sağlığına uzun vadeli zarar verebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A6E63LbR4kOvanaBttNKIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kan basıncını yönetmek ve beyninizi korumak için bazı uygulanabilir ipuçları şunlardır:Daha fazla meyve, sebze, tam tahıl ve yağsız protein tüketin.
Kan basıncını kontrol altında tutmak için tuz alımınızı azaltın.
Tempolu yürüyüş, bisiklete binme veya yoga gibi düzenli egzersizler yapın. Her gün en az 30 dakika hedefleyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KOkZD05YtECtGR2TIlnPKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşırı alkol ve sigara hem kalbinize hem de beyninize zararlıdır.
Sorunları erken yakalamak ve ele almak için kan basıncınızı düzenli olarak kontrol edin.
Stres seviyelerini azaltmak için meditasyon veya derin nefes alma gibi rahatlama teknikleri uygulayın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XwLN94A-nUSPmss_SkALxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İyi haber şu ki, beyin özellikle sorunlar erken yakalandığında iyileşme yeteneğine sahiptir. Kan basıncını düşürmek, hafif semptomlar gösterenler için bile bilişsel gerileme riskini azaltabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>17 yaşındaki Hilal’i ölümle burun buruna getiren serum</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/17-yasindaki-hilali-oelumle-burun-buruna-getiren-serum</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/17-yasindaki-hilali-oelumle-burun-buruna-getiren-serum</guid>
<description><![CDATA[ Kayseri’de yaşayan 17 yaşındaki Hilal Nur K., soğuk algınlığı şikayetiyle kapısında “özel muayenehane” ve “sağlık ürünleri” yazan bir işletmeye götürüldü. Genç kıza burada serum takıldı, ilaç tedavisi uygulandı. Hilal Nur, bu işlemlerin ardından fenalaştı. Hastaneye kaldırılan genç kız, dört gün sonra taburcu edildi. Hilal Nur’un ailesi kendisini doktor olarak tanıtan ancak ambulans şoförüne doktor olmadığını söyleyen H.U.’dan şikayetçi oldu. H.U. ifadesi alınıp serbest bırakılırken, muayenehane mühürlendi.Kayseri’de soğuk algınlığı şikayetiyle kapısında “özel muayenehane” yazılı bir işletmede serum ve ilaç tedavisi uygulatan 17 yaşındaki genç kız, hastanelik oldu.  Soğuk algınlığı şikayeti bulunan Hilal Nur K., 16 Ocak günü dedesi tarafından Kocasinan ilçesindeki mahallerinde bulunan, üzerinde “özel muayenehane” ve hemen yanında “sağlık ürünleri” yazan iş yerine başvurdu.  Genç kıza burada serum takıldı, ilaç tedavisi uygulandı.  Tedavi sonrası evine gönderilen Hilal Nur, bir gün sonra yine aynı yere başvurdu.  Burada Hilal Nur’a yine ilaç tedavisi uygulandı. Genç kızın durumu burada ağırlaştı, bunun üzerine ambulans çağrıldı.Kayseri Şehir Hastanesi’ne götürülen Hilal Nur, yoğun bakıma alındı.  Hilal Nur, dört günlük tedavisinin ardından taburcu edilirken, dede Mehmet K. kendisini doktor olarak tanıtan fakat ambulans görevlisine “Doktor değilim” diyen H.U.’nun torununa serum takıp, ilaç vererek yanlış tedavi uyguladığını iddia etti.  Şikayet sonrası H.U. ifadesi için polis merkezine götürüldü.  H.U., emniyetteki ifadesinin ardından serbest bırakıldı.  MUAYENEHANE MÜHÜRLENDİ  H.U. iddialar ile ilgili açıklama yapmayacağını söylerken, şikayet sonrası İl Sağlık Müdürlüğü’nün olay ile ilgili soruşturma başlattığı ve muayenehaneyi mühürlediği bildirildi.  Soruşturma bitene kadar muayenehanenin mühürlü kalacağı öğrenildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7EnxDtDZ5kW48hFJb3SMVA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 20:33:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, Hilal’i, ölümle, burun, buruna, getiren, serum</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7EnxDtDZ5kW48hFJb3SMVA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="17 yaşındaki Hilal’i ölümle burun buruna getiren serum"><p>Kayseri’de yaşayan 17 yaşındaki Hilal Nur K., soğuk algınlığı şikayetiyle kapısında “özel muayenehane” ve “sağlık ürünleri” yazan bir işletmeye götürüldü. Genç kıza burada serum takıldı, ilaç tedavisi uygulandı. Hilal Nur, bu işlemlerin ardından fenalaştı. Hastaneye kaldırılan genç kız, dört gün sonra taburcu edildi. Hilal Nur’un ailesi kendisini doktor olarak tanıtan ancak ambulans şoförüne doktor olmadığını söyleyen H.U.’dan şikayetçi oldu. H.U. ifadesi alınıp serbest bırakılırken, muayenehane mühürlendi.</p>Kayseri’de soğuk algınlığı şikayetiyle kapısında “özel muayenehane” yazılı bir işletmede serum ve ilaç tedavisi uygulatan 17 yaşındaki genç kız, hastanelik oldu.  Soğuk algınlığı şikayeti bulunan Hilal Nur K., 16 Ocak günü dedesi tarafından Kocasinan ilçesindeki mahallerinde bulunan, üzerinde “özel muayenehane” ve hemen yanında “sağlık ürünleri” yazan iş yerine başvurdu.  Genç kıza burada serum takıldı, ilaç tedavisi uygulandı.  Tedavi sonrası evine gönderilen Hilal Nur, bir gün sonra yine aynı yere başvurdu.  Burada Hilal Nur’a yine ilaç tedavisi uygulandı. Genç kızın durumu burada ağırlaştı, bunun üzerine ambulans çağrıldı.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S_i1_if4h0qwULP6Zuus0w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Kayseri Şehir Hastanesi’ne götürülen Hilal Nur, yoğun bakıma alındı.  Hilal Nur, dört günlük tedavisinin ardından taburcu edilirken, dede Mehmet K. kendisini doktor olarak tanıtan fakat ambulans görevlisine “Doktor değilim” diyen H.U.’nun torununa serum takıp, ilaç vererek yanlış tedavi uyguladığını iddia etti.  Şikayet sonrası H.U. ifadesi için polis merkezine götürüldü.  H.U., emniyetteki ifadesinin ardından serbest bırakıldı.  <strong>MUAYENEHANE MÜHÜRLENDİ</strong>  H.U. iddialar ile ilgili açıklama yapmayacağını söylerken, şikayet sonrası İl Sağlık Müdürlüğü’nün olay ile ilgili soruşturma başlattığı ve muayenehaneyi mühürlediği bildirildi.  Soruşturma bitene kadar muayenehanenin mühürlü kalacağı öğrenildi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kolon kanserini önlemede anahtar rol oynuyor: Uzmanı 9 besini sıraladı</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/kolon-kanserini-oenlemede-anahtar-rol-oynuyor-uzmani-9-besini-siraladi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/kolon-kanserini-oenlemede-anahtar-rol-oynuyor-uzmani-9-besini-siraladi</guid>
<description><![CDATA[ Kalın bağırsak kanseri (kolon kanseri) vakaları genç yaşlara kadar indi. En sık görülen kanser türleri arasında yer alan kolon kanserini önlemek için sağlıklı beslenmek gerekiyor. Özellikle bazı besinlerin tüketimi kolon kanseri riskini azaltabilir.Kolon kanseri dünya genelinde sık görülen kanser türleri arasında yer alıyor. Genellikle 50 yaş üzeri için risk olan kolon kanseri vakaları son yıllarda genç yaşlara kadar indi. Son 30 yılda 50 yaş altındakilerde yüzde 52 arttığı araştırmalarla ortaya çıktı.Uzmanlara göre bu artışın büyük bir kısmı modern beslenmedeki lif eksikliğinden kaynaklanıyor.Cancer Research UK&#039;nin verilerine göre, bağırsak kanseri olarak da bilinen kolorektal kanserlerin üçte biri kadarının yetersiz lif tüketimiyle bağlantılı olabileceği belirtiliyor.Bitkisel besinlerin bağırsaklarımız tarafından tamamen parçalanamayan kısmı olan lif, sindirim sistemimizi düzenlemeye ve sıklıkla vücuttan zararlı kimyasalları atmaya yardımcı olur.DailMail&#039;in haberine göre Diyetisyen Jenna Hope, The Telegraph&#039;a yaptığı açıklamada, &#039;Sindirim sistemimiz yavaşladığında, toksinleri ve istenmeyen ürünleri gereğinden çok daha uzun süre vücutta bırakıyoruz. Bu durumun da bağırsak kanseri riskini artırıyor&#039; dedi .Beslenme uzmanı Hope, yüksek lif içeriğine sahip ve kısa sürede bağırsak dostu önerilen lif alımınıza ulaşmanıza yardımcı olacak besinleri sıraladı.Yulafın 100 gramında 9,1 gram lif bulunur; bu da 50 gramlık bir kase yulaf lapasında 4,6 gram lif veya önerilen günlük alımınızın neredeyse altıda biri anlamına gelir. Yulaf lapası, çözünmeyen lif açısından zengin bir kaynak olduğu için güne başlamak için harika bir yoldur. Yulaf tüketmek bağırsak hareketlerinin düzenlenmesine yardımcı olur.Bezelye, hafta içi akşam yemeklerinin vazgeçilmezidir ve 100 gramında 5,6 gram lif bulunur; bu da üç tepeleme yemek kaşığında 4,48 gram lif demektir. Bezelye, yulaf gibi çözünmeyen lif açısından zengindir ve günlük almanız gereken beş porsiyon meyve ve sebzeden biridir. Uzmanlar, mümkün olduğunca akşam yemeklerimize nohut ve fasulye gibi bakliyatları eklememiz gerektiğini, çünkü bunların herhangi bir öğündeki lif içeriğini artırmanın kolay bir yolu olduğunu söylüyor.Kuru eriklerin lif açısından zengin olduğu bir sır değil; aslında 100 gramında 7,9 gram veya bir avuçta yaklaşık 5 gram lif bulunuyor. Meyvede hem çözünen hem de çözünmeyen lifler bulunmaktadır.Diyetisyen Jenna Hope, çözünebilir liflerin sindirim sistemindeki suyun bir kısmına bağlanarak dışkının hacmini artırmaya yardımcı olan ve kabızlığı hafifletmeye yardımcı olan tür olduğunu açıkladı. Lif alımını aniden artırmanın şişkinlik hissi yaratabileceğini söyleyen uzman, araştırmaların uzun süreli düşük lifli bir diyetin ardından kuru eriklerin vücut tarafından kolayca tolere edilebileceğini gösterdiğini belirtti.Ahududu, tüm meyveler arasında en fazla lif içeren meyvedir; yaklaşık 20 meyveden oluşan bir kutuda 5,4 gr lif bulunur. Yemek pişirmeye zamanınız yoksa ve gün içinde lif takviyesine ihtiyacınız varsa, kırmızı meyveleri atıştırabilirsiniz.Bütün bakliyatlar lif açısından zengin olsa da, siyah fasulye özellikle bol miktarda lif içerir; 100 gramında 10,3 gram lif bulunur.Bu, yarım kutu fasulye yiyerek günlük lif ihtiyacınızın üçte ikisini ve 20 gramdan fazlasını tüketebileceğiniz anlamına geliyor. Siyah fasulyelerin koyu kabuklarının kalp sağlığına iyi gelen antosiyaninler açısından zengin ve kan basıncını düşürmeye yardımcı.Kuruyemişler ve tohumlar genellikle lif açısından zengindir, ancak bademler en iyileri arasındadır. Büyük bir avuç 5,3 g lif içerir. Bu nedenle bağırsak hareketlerini düzenlemeye yardımcı olur.Sağlıklı beslenmenin vazgeçilmezi olan chia tohumunun sadece bir yemek kaşığı 4,8 gr lif içeriyor. Kahvaltılık gevreklerde ve smoothielerde bulunan tohumlar, lif alımını artırmak için fıstık ezmesiyle birlikte bir kase yulaf lapasına veya tam tahıllı ekmeğe de eklenebilir.Avokado lif ve sağlıklı yağlar açısından zengin olduğu için gün boyu tok kalmanızı sağlayacak harika bir besin. Yarım avokadoda 3,4 gr lif bulunmaktadır.
Yağ, protein ve karbonhidrat oranı yüksek besinlerde bulunan lif türleri farklıdır ve farklı lif türleri bağırsağınızdaki farklı bakteri türlerini besler.Tatlı patatesler, bir patateste yaklaşık 6 gr lif içerdiğinden beslenmenize lif eklemenin harika bir yoludur.
Tatlı patatesleri kabuklarıyla da tüketebilirsiniz.
Kök sebzeler hem çözünen hem de çözünmeyen lifler içerir ve araştırmalar bağırsak mikrobiyomunun çeşitliliğini artırmada iyi olduklarını göstermektedir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MljV309BKEaJ0M6nibWqZw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 20:33:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kolon, kanserini, önlemede, anahtar, rol, oynuyor:, Uzmanı, besini, sıraladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MljV309BKEaJ0M6nibWqZw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kolon kanserini önlemede anahtar rol oynuyor: Uzmanı 9 besini sıraladı"><p>Kalın bağırsak kanseri (kolon kanseri) vakaları genç yaşlara kadar indi. En sık görülen kanser türleri arasında yer alan kolon kanserini önlemek için sağlıklı beslenmek gerekiyor. Özellikle bazı besinlerin tüketimi kolon kanseri riskini azaltabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TxrugWssw0OoukX-hGmbMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolon kanseri dünya genelinde sık görülen kanser türleri arasında yer alıyor. Genellikle 50 yaş üzeri için risk olan kolon kanseri vakaları son yıllarda genç yaşlara kadar indi. Son 30 yılda 50 yaş altındakilerde yüzde 52 arttığı araştırmalarla ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-C-wNp8wYkGkkC4XizPmyw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre bu artışın büyük bir kısmı modern beslenmedeki lif eksikliğinden kaynaklanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bBiRbuYO6UK_8S27QLyDBw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cancer Research UK'nin verilerine göre, bağırsak kanseri olarak da bilinen kolorektal kanserlerin üçte biri kadarının yetersiz lif tüketimiyle bağlantılı olabileceği belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aDOfpQC5YUKknAvc0o6zeg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bitkisel besinlerin bağırsaklarımız tarafından tamamen parçalanamayan kısmı olan lif, sindirim sistemimizi düzenlemeye ve sıklıkla vücuttan zararlı kimyasalları atmaya yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ERDZ0JfOXUqEDeDv477iZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DailMail'in haberine göre Diyetisyen Jenna Hope, The Telegraph'a yaptığı açıklamada, 'Sindirim sistemimiz yavaşladığında, toksinleri ve istenmeyen ürünleri gereğinden çok daha uzun süre vücutta bırakıyoruz. Bu durumun da bağırsak kanseri riskini artırıyor' dedi .Beslenme uzmanı Hope, yüksek lif içeriğine sahip ve kısa sürede bağırsak dostu önerilen lif alımınıza ulaşmanıza yardımcı olacak besinleri sıraladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uADbCs6DLEm3MbHAUK2PuQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yulafın 100 gramında 9,1 gram lif bulunur; bu da 50 gramlık bir kase yulaf lapasında 4,6 gram lif veya önerilen günlük alımınızın neredeyse altıda biri anlamına gelir. Yulaf lapası, çözünmeyen lif açısından zengin bir kaynak olduğu için güne başlamak için harika bir yoldur. Yulaf tüketmek bağırsak hareketlerinin düzenlenmesine yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kckl7awmKUiXrBHnXyTvNQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bezelye, hafta içi akşam yemeklerinin vazgeçilmezidir ve 100 gramında 5,6 gram lif bulunur; bu da üç tepeleme yemek kaşığında 4,48 gram lif demektir. Bezelye, yulaf gibi çözünmeyen lif açısından zengindir ve günlük almanız gereken beş porsiyon meyve ve sebzeden biridir. Uzmanlar, mümkün olduğunca akşam yemeklerimize nohut ve fasulye gibi bakliyatları eklememiz gerektiğini, çünkü bunların herhangi bir öğündeki lif içeriğini artırmanın kolay bir yolu olduğunu söylüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Phz4bWaGWk64acufceUr9A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kuru eriklerin lif açısından zengin olduğu bir sır değil; aslında 100 gramında 7,9 gram veya bir avuçta yaklaşık 5 gram lif bulunuyor. Meyvede hem çözünen hem de çözünmeyen lifler bulunmaktadır.Diyetisyen Jenna Hope, çözünebilir liflerin sindirim sistemindeki suyun bir kısmına bağlanarak dışkının hacmini artırmaya yardımcı olan ve kabızlığı hafifletmeye yardımcı olan tür olduğunu açıkladı. Lif alımını aniden artırmanın şişkinlik hissi yaratabileceğini söyleyen uzman, araştırmaların uzun süreli düşük lifli bir diyetin ardından kuru eriklerin vücut tarafından kolayca tolere edilebileceğini gösterdiğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZICXmbGAKkGGOwwBq2yl_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ahududu, tüm meyveler arasında en fazla lif içeren meyvedir; yaklaşık 20 meyveden oluşan bir kutuda 5,4 gr lif bulunur. Yemek pişirmeye zamanınız yoksa ve gün içinde lif takviyesine ihtiyacınız varsa, kırmızı meyveleri atıştırabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vnaj_ow8vUa6eYqD6NA6Tg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bütün bakliyatlar lif açısından zengin olsa da, siyah fasulye özellikle bol miktarda lif içerir; 100 gramında 10,3 gram lif bulunur.Bu, yarım kutu fasulye yiyerek günlük lif ihtiyacınızın üçte ikisini ve 20 gramdan fazlasını tüketebileceğiniz anlamına geliyor. Siyah fasulyelerin koyu kabuklarının kalp sağlığına iyi gelen antosiyaninler açısından zengin ve kan basıncını düşürmeye yardımcı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3vt0GMIJm0Sca6vsPHZ21g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kuruyemişler ve tohumlar genellikle lif açısından zengindir, ancak bademler en iyileri arasındadır. Büyük bir avuç 5,3 g lif içerir. Bu nedenle bağırsak hareketlerini düzenlemeye yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O-itnrtVNEm1lG4SnZqGJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı beslenmenin vazgeçilmezi olan chia tohumunun sadece bir yemek kaşığı 4,8 gr lif içeriyor. Kahvaltılık gevreklerde ve smoothielerde bulunan tohumlar, lif alımını artırmak için fıstık ezmesiyle birlikte bir kase yulaf lapasına veya tam tahıllı ekmeğe de eklenebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M9zHzNI9G0K707xxVNhEvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avokado lif ve sağlıklı yağlar açısından zengin olduğu için gün boyu tok kalmanızı sağlayacak harika bir besin. Yarım avokadoda 3,4 gr lif bulunmaktadır.
Yağ, protein ve karbonhidrat oranı yüksek besinlerde bulunan lif türleri farklıdır ve farklı lif türleri bağırsağınızdaki farklı bakteri türlerini besler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iu75p6vFlkCnkQHFNakbeQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tatlı patatesler, bir patateste yaklaşık 6 gr lif içerdiğinden beslenmenize lif eklemenin harika bir yoludur.
Tatlı patatesleri kabuklarıyla da tüketebilirsiniz.
Kök sebzeler hem çözünen hem de çözünmeyen lifler içerir ve araştırmalar bağırsak mikrobiyomunun çeşitliliğini artırmada iyi olduklarını göstermektedir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yoğurtla birlikte yemeyin; Meğer böyle bir zararı varmış: Hazımsızlık, mide asidi, bağırsak sorunları nedeni</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/yogurtla-birlikte-yemeyin-meger-boeyle-bir-zarari-varmis-hazimsizlik-mide-asidi-bagirsak-sorunlari-nedeni</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/yogurtla-birlikte-yemeyin-meger-boeyle-bir-zarari-varmis-hazimsizlik-mide-asidi-bagirsak-sorunlari-nedeni</guid>
<description><![CDATA[ Yoğurt, bağırsak sağlığı için sayısız faydası olan doğal probiyotik kaynağı. Sağlıklı bir sindirim sistemini destekleyen ve bağırsak hareketlerini düzenleyen yoğurt, bazı besinlerle eşleştiğinde etkisiz hale gelebilir. Çünkü bu uygunsuz kombinasyonlar sindirim sağlığını bozabilir. Peki, yoğurtla birlikte tüketilmemesi gereken besinler nelerdir?Yoğurt, özellikle bağırsak sağlığı için sayısız sağlık faydasıyla bilinen yaygın olarak tüketilen bir süt ürünüdür. Sağlıklı bir sindirim sistemini destekleyen ve bağışıklığı artıran canlı bakteriler olan probiyotikler içerir.Ancak, yoğurtun faydaları belirli yiyeceklerle eşleştirildiğinde etkisiz hale gelebilir, çünkü uygunsuz kombinasyonlar sindirimi bozabilir, bağırsak dengesizliklerine neden olabilir veya başka sağlık sorunlarına yol açabilir.İşte yoğurtla birlikte tüketilmesi önerilmeyen besinlerden bazılarıYoğurdu balıkla birleştirmek, bağırsağınızı olumsuz etkileyebilecek yaygın bir diyet hatasıdır. Yoğurt ve balık, zıt özellikleri nedeniyle uyumsuz yiyeceklerdir. Birlikte tüketildiklerinde sindirim sisteminde dengesizliğe neden olarak şişkinlik, hazımsızlık veya döküntü ve alerji gibi cilt rahatsızlıklarına yol açabilirler. Bu kombinasyon vücutta aşırı toksin üretimine yol açabilir.Hem yoğurt hem de mango besleyici olsa da, bunları birlikte yemek bazı kişilerde asitliğe ve hazımsızlığa neden olabilir.
Mango doğal olarak tatlı yoğurt ise hafif ekşi bir tada sahiptir. Bu zıt yapı midenin pH dengesini bozabilir ve özellikle hassas mideye sahip kişilerde sindirimi yavaşlatabilir.Soğan birçok diyetin temel gıdasıdır, ancak yoğurtla birlikte tüketilmesi sindirim rahatsızlığına yol açabilir. Soğan vücutta ısıtıcı bir etkiye sahipken yoğurt soğutucudur. Bu özelliklerdeki çatışma şişkinliğe, gaza veya mide rahatsızlığına neden olabilir. Sindirim sistemi zayıf olanlar için bu kombinasyon özellikle zararlı olabilir.Patlıcan gibi sebzelerle yoğurt tükettikten sonra asit reflüsü veya hazımsızlık sorunlarıyla karşı karşıya kabilirsiniz. Domates yoğurtla birlikte tüketildiğinde, yoğurtun ekşi yapısı nedeniyle midedeki asitlik artabilir.Süt ve yoğurt her ikisi de süt grubundan gelse de birlikte tüketilmemelidir. Yoğurt ve süt farklı şekilde metabolize edilir ve bu iki madde birlikte alındığında bazen hazımsızlığa veya bağırsakta şişkinlik/toksin birikiminin artmasına neden olabilir.Karpuz, salatalık ve kavun gibi meyveler yoğurtla birlikte alınmamalıdır. Bu meyveler, yoğurtla birlikte tüketildiğinde sindirim sularını seyrelterek sindirimi yavaşlatan yüksek su içeriğine sahiptir. Bu, şişkinliğe, bağırsakta fermantasyona ve rahatsızlığa yol açar.Yoğurda çok fazla işlenmiş şeker eklemek sağlık yararlarını ortadan kaldırır. İşlenmiş şeker bağırsaktaki kötü bakterileri besler ve bu da bağırsak disbiyozuna veya bağırsak bakterilerinde dengesizliğe yol açabilir. Bal gibi az miktarda doğal tatlandırıcı kabul edilebilir, ancak yoğurdu rafine şekerlerle aşırı yüklemekten kaçının.Kızartmalarda yoğurt tüketimi oldukça yaygındır. Bu iki besinin birleşimi son derece lezzetli olsa da sağlık için zararlı olabilir.
Kızarmış veya aşırı baharatlı yiyeceklerle yoğurt yemek sindirim sistemini bozabilir. Kızarmış yiyecekler ağırdır ve sindirimi yavaştır, baharatlı yiyecekler ise bağırsak astarını tahriş edebilir. Bu besinleri yoğurtla tüketmek asiditeyi artırabilir, rahatsızlığa ve bağırsak sağlığının bozulmasına yol açabilir.Portakal, limon veya greyfurt gibi turunçgiller lor peyniriyle birlikte yenmemelidir. Bu meyvelerin yüksek asiditesi, yoğurdun ekşiliğiyle birleşince midede aşırı asiditeye yol açabilir. Bu, mide ekşimesi, asit reflüsü veya hazımsızlığa neden olabilir.Yukarıdaki kombinasyonların çoğu, gıda özelliklerindeki farklılıklar nedeniyle sindirim dengesizlikleri yaratır. Modern beslenme ayrıca, kötü eşleştirilmiş yiyeceklerin bağırsak mikrobiyomunu bozarak rahatsızlığa, şişkinliğe ve iltihaplanma veya zayıflamış bağışıklık gibi uzun vadeli sorunlara yol açabileceği fikrini desteklemektedir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fuFZJOi620aYFdR7fjFzng.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 20:33:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yoğurtla, birlikte, yemeyin, Meğer, böyle, bir, zararı, varmış:, Hazımsızlık, mide, asidi, bağırsak, sorunları, nedeni</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fuFZJOi620aYFdR7fjFzng.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yoğurtla birlikte yemeyin; Meğer böyle bir zararı varmış: Hazımsızlık, mide asidi, bağırsak sorunları nedeni"><p>Yoğurt, bağırsak sağlığı için sayısız faydası olan doğal probiyotik kaynağı. Sağlıklı bir sindirim sistemini destekleyen ve bağırsak hareketlerini düzenleyen yoğurt, bazı besinlerle eşleştiğinde etkisiz hale gelebilir. Çünkü bu uygunsuz kombinasyonlar sindirim sağlığını bozabilir. Peki, yoğurtla birlikte tüketilmemesi gereken besinler nelerdir?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tfNz7VCIhkOXdwsELEhZmg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yoğurt, özellikle bağırsak sağlığı için sayısız sağlık faydasıyla bilinen yaygın olarak tüketilen bir süt ürünüdür. Sağlıklı bir sindirim sistemini destekleyen ve bağışıklığı artıran canlı bakteriler olan probiyotikler içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9dVtrCnSqkiKHcC757XFJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak, yoğurtun faydaları belirli yiyeceklerle eşleştirildiğinde etkisiz hale gelebilir, çünkü uygunsuz kombinasyonlar sindirimi bozabilir, bağırsak dengesizliklerine neden olabilir veya başka sağlık sorunlarına yol açabilir.İşte yoğurtla birlikte tüketilmesi önerilmeyen besinlerden bazıları</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v_MKaZ4BhUGOM6GeTgw2jA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yoğurdu balıkla birleştirmek, bağırsağınızı olumsuz etkileyebilecek yaygın bir diyet hatasıdır. Yoğurt ve balık, zıt özellikleri nedeniyle uyumsuz yiyeceklerdir. Birlikte tüketildiklerinde sindirim sisteminde dengesizliğe neden olarak şişkinlik, hazımsızlık veya döküntü ve alerji gibi cilt rahatsızlıklarına yol açabilirler. Bu kombinasyon vücutta aşırı toksin üretimine yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2r24RkWSiEKcWDuodJH4Qw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hem yoğurt hem de mango besleyici olsa da, bunları birlikte yemek bazı kişilerde asitliğe ve hazımsızlığa neden olabilir.
Mango doğal olarak tatlı yoğurt ise hafif ekşi bir tada sahiptir. Bu zıt yapı midenin pH dengesini bozabilir ve özellikle hassas mideye sahip kişilerde sindirimi yavaşlatabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3NfBFrTSkUGBk3-nrebCSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soğan birçok diyetin temel gıdasıdır, ancak yoğurtla birlikte tüketilmesi sindirim rahatsızlığına yol açabilir. Soğan vücutta ısıtıcı bir etkiye sahipken yoğurt soğutucudur. Bu özelliklerdeki çatışma şişkinliğe, gaza veya mide rahatsızlığına neden olabilir. Sindirim sistemi zayıf olanlar için bu kombinasyon özellikle zararlı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yl3yJyKvak2wES7MqYwCcw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Patlıcan gibi sebzelerle yoğurt tükettikten sonra asit reflüsü veya hazımsızlık sorunlarıyla karşı karşıya kabilirsiniz. Domates yoğurtla birlikte tüketildiğinde, yoğurtun ekşi yapısı nedeniyle midedeki asitlik artabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K9cq_zOOfU-X8Hc5nyDOsg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Süt ve yoğurt her ikisi de süt grubundan gelse de birlikte tüketilmemelidir. Yoğurt ve süt farklı şekilde metabolize edilir ve bu iki madde birlikte alındığında bazen hazımsızlığa veya bağırsakta şişkinlik/toksin birikiminin artmasına neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xLgSC0Eqb0KwlfrF9YB83w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karpuz, salatalık ve kavun gibi meyveler yoğurtla birlikte alınmamalıdır. Bu meyveler, yoğurtla birlikte tüketildiğinde sindirim sularını seyrelterek sindirimi yavaşlatan yüksek su içeriğine sahiptir. Bu, şişkinliğe, bağırsakta fermantasyona ve rahatsızlığa yol açar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AoTKZKYsYkinE-axBqxB2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yoğurda çok fazla işlenmiş şeker eklemek sağlık yararlarını ortadan kaldırır. İşlenmiş şeker bağırsaktaki kötü bakterileri besler ve bu da bağırsak disbiyozuna veya bağırsak bakterilerinde dengesizliğe yol açabilir. Bal gibi az miktarda doğal tatlandırıcı kabul edilebilir, ancak yoğurdu rafine şekerlerle aşırı yüklemekten kaçının.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vycGL89_gUmtFnjJPdsVdg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kızartmalarda yoğurt tüketimi oldukça yaygındır. Bu iki besinin birleşimi son derece lezzetli olsa da sağlık için zararlı olabilir.
Kızarmış veya aşırı baharatlı yiyeceklerle yoğurt yemek sindirim sistemini bozabilir. Kızarmış yiyecekler ağırdır ve sindirimi yavaştır, baharatlı yiyecekler ise bağırsak astarını tahriş edebilir. Bu besinleri yoğurtla tüketmek asiditeyi artırabilir, rahatsızlığa ve bağırsak sağlığının bozulmasına yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EoQMZcLMD0yOctIt3SuWFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Portakal, limon veya greyfurt gibi turunçgiller lor peyniriyle birlikte yenmemelidir. Bu meyvelerin yüksek asiditesi, yoğurdun ekşiliğiyle birleşince midede aşırı asiditeye yol açabilir. Bu, mide ekşimesi, asit reflüsü veya hazımsızlığa neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w8-puIQqmEGoYOWY7tJIUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yukarıdaki kombinasyonların çoğu, gıda özelliklerindeki farklılıklar nedeniyle sindirim dengesizlikleri yaratır. Modern beslenme ayrıca, kötü eşleştirilmiş yiyeceklerin bağırsak mikrobiyomunu bozarak rahatsızlığa, şişkinliğe ve iltihaplanma veya zayıflamış bağışıklık gibi uzun vadeli sorunlara yol açabileceği fikrini desteklemektedir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp krizi riskini azaltan 7 temel alışkanlık: Daha uzun bir yaşamın anahtarı</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/kalp-krizi-riskini-azaltan-7-temel-aliskanlik-daha-uzun-bir-yasamin-anahtari</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/kalp-krizi-riskini-azaltan-7-temel-aliskanlik-daha-uzun-bir-yasamin-anahtari</guid>
<description><![CDATA[ Kalp krizleri uzun vadeli sağlıksız alışkanlıklardan kaynaklanır, ancak günlük hayatınızda yapacağınız küçük sağlıklı değişimlerle kalp krizi riskini azaltabilirsiniz. Kalbinizi korumak için köklü değişiklikler gerekmez; her gün daha iyi seçimler yapmakla ilgilidir. Bu alışkanlıkları günlük rutininize dahil ederek kalp krizi riskinizi önemli ölçüde azaltabilirsiniz. Tutarlılık, daha sağlıklı bir kalbin ve daha uzun bir yaşamın anahtarıdır.Kalp krizleri genellikle aniden ortaya çıkmaz; yıllarca süren sağlıksız alışkanlıklardan kaynaklanır.Dünya Sağlık Örgütü&#039;nün verilerine göre, kardiyovasküler hastalıklar küresel olarak önde gelen ölüm nedenidir.Günlük rutinde küçük, tutarlı değişiklikler kalp krizi riskini büyük ölçüde azaltabilir. Peki, kalp sağlığını korumak için ne yapılır?Kahvaltıyı atlamak kalp hastalığı riskimizi artırabilir. İlk öğünün tam tahıllar, meyveler ve sağlıklı yağlar içerdiğinden emin olun. Yulaf ezmesi, kuruyemişler, çekirdekler ve meyveler gibi yiyecekler mükemmel seçimlerdir. Bunlar temel besinleri sağlar ve kolesterolümüzü kontrol altında tutar.Günlük fiziksel aktivite kalp sağlığı için pazarlık konusu değildir. Yetişkinlerin haftada en az 150 dakika fiziksel aktivite yapması gerekir. Her gün spor salonuna gitmemize gerek yok; yürüme, bisiklete binme veya dans etme gibi basit aktiviteler kan dolaşımını iyileştirebilir ve kan basıncını düşürebilir. Gerekirse daha küçük parçalara bölünebilen en az 30 dakikalık orta düzeyde egzersiz yapmayı hedefleyin.Aşırı tuz, kalp krizi için önemli bir risk faktörü olan yüksek tansiyona yol açabilir. Benzer şekilde, şekerli yiyecekler kilo alımına ve diyabete katkıda bulunur ve bu da kalbimizi strese sokar. Bunun yerine, yemekleri otlar ve baharatlarla tatlandırın ve tatlı krizinizi taze meyvelerle giderin.Bol su içmek kan dolaşımınızı düzgün tutar ve kalbinizdeki gerginliği azaltır. Kan şekeri ve kolesterol seviyelerini artırabilen gazlı içecekler ve enerji içecekleri gibi şekerli içeceklerden kaçının. Yeşil çay veya demlenmiş su iyi alternatiflerdir.Stres, kalp sağlığı söz konusu olduğunda sessiz bir katildir. Kronik stres yüksek tansiyona ve iltihaplanmaya yol açabilir. Derin nefes alma, meditasyon veya hatta keyif aldığınız bir hobi gibi stres yönetimi tekniklerini deneyin. 10 dakikalık bir farkındalık seansı kalbiniz için harikalar yaratabilir.Gülmenin kalbiniz için iyi olduğunu biliyor muydunuz? Stres hormonlarını azaltır, kan akışını iyileştirir ve genel ruh halinizi iyileştirir. Her gün gülmek için zaman ayırın; komik bir video izleyin, arkadaşlarınızla şakalar paylaşın veya sevdiklerinizle kaliteli zaman geçirin. Güçlü sosyal bağlantılar kurmak, stresi azaltarak ve duygusal refahı teşvik ederek kalp hastalığı riskini de düşürür.Uzun saatler oturmak kalbinize zarar verebilir. Uzun süre oturmak kan dolaşımını yavaşlatır, yüksek tansiyon ve kalp hastalığı riskini artırır.
Özellikle masa başı bir işiniz varsa her saat ayağa kalkmayı, esnemeyi veya kısa bir yürüyüş yapmayı alışkanlık haline getirin. Bu mini molalar sadece kalbinizi sağlıklı tutmakla kalmaz, aynı zamanda gün boyunca enerjinizi ve odaklanmanızı da iyileştirir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EYDa_7wSMkyzyer26P0Exg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 20:33:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, krizi, riskini, azaltan, temel, alışkanlık:, Daha, uzun, bir, yaşamın, anahtarı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EYDa_7wSMkyzyer26P0Exg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp krizi riskini azaltan 7 temel alışkanlık: Daha uzun bir yaşamın anahtarı"><p>Kalp krizleri uzun vadeli sağlıksız alışkanlıklardan kaynaklanır, ancak günlük hayatınızda yapacağınız küçük sağlıklı değişimlerle kalp krizi riskini azaltabilirsiniz. Kalbinizi korumak için köklü değişiklikler gerekmez; her gün daha iyi seçimler yapmakla ilgilidir. Bu alışkanlıkları günlük rutininize dahil ederek kalp krizi riskinizi önemli ölçüde azaltabilirsiniz. Tutarlılık, daha sağlıklı bir kalbin ve daha uzun bir yaşamın anahtarıdır.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3_9j0D9EuE-myfRvEegBfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp krizleri genellikle aniden ortaya çıkmaz; yıllarca süren sağlıksız alışkanlıklardan kaynaklanır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d4ccidIGTkmZABRxdKnffw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre, kardiyovasküler hastalıklar küresel olarak önde gelen ölüm nedenidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h7DckcfPOk2MZQQHcPJjqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günlük rutinde küçük, tutarlı değişiklikler kalp krizi riskini büyük ölçüde azaltabilir. Peki, kalp sağlığını korumak için ne yapılır?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bFqIz_9eL0SlZZYH88OV4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahvaltıyı atlamak kalp hastalığı riskimizi artırabilir. İlk öğünün tam tahıllar, meyveler ve sağlıklı yağlar içerdiğinden emin olun. Yulaf ezmesi, kuruyemişler, çekirdekler ve meyveler gibi yiyecekler mükemmel seçimlerdir. Bunlar temel besinleri sağlar ve kolesterolümüzü kontrol altında tutar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P3sI-EJiuEa0l4aHUsLCwg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günlük fiziksel aktivite kalp sağlığı için pazarlık konusu değildir. Yetişkinlerin haftada en az 150 dakika fiziksel aktivite yapması gerekir. Her gün spor salonuna gitmemize gerek yok; yürüme, bisiklete binme veya dans etme gibi basit aktiviteler kan dolaşımını iyileştirebilir ve kan basıncını düşürebilir. Gerekirse daha küçük parçalara bölünebilen en az 30 dakikalık orta düzeyde egzersiz yapmayı hedefleyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ax-yaa53HEiXDTDSciwp0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşırı tuz, kalp krizi için önemli bir risk faktörü olan yüksek tansiyona yol açabilir. Benzer şekilde, şekerli yiyecekler kilo alımına ve diyabete katkıda bulunur ve bu da kalbimizi strese sokar. Bunun yerine, yemekleri otlar ve baharatlarla tatlandırın ve tatlı krizinizi taze meyvelerle giderin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iX4i0voisUmq7m2BI0jdSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bol su içmek kan dolaşımınızı düzgün tutar ve kalbinizdeki gerginliği azaltır. Kan şekeri ve kolesterol seviyelerini artırabilen gazlı içecekler ve enerji içecekleri gibi şekerli içeceklerden kaçının. Yeşil çay veya demlenmiş su iyi alternatiflerdir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fA9vGSTEeU-nmEpNJnNjNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Stres, kalp sağlığı söz konusu olduğunda sessiz bir katildir. Kronik stres yüksek tansiyona ve iltihaplanmaya yol açabilir. Derin nefes alma, meditasyon veya hatta keyif aldığınız bir hobi gibi stres yönetimi tekniklerini deneyin. 10 dakikalık bir farkındalık seansı kalbiniz için harikalar yaratabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q024HqeDuk2hu4waxg1ctA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gülmenin kalbiniz için iyi olduğunu biliyor muydunuz? Stres hormonlarını azaltır, kan akışını iyileştirir ve genel ruh halinizi iyileştirir. Her gün gülmek için zaman ayırın; komik bir video izleyin, arkadaşlarınızla şakalar paylaşın veya sevdiklerinizle kaliteli zaman geçirin. Güçlü sosyal bağlantılar kurmak, stresi azaltarak ve duygusal refahı teşvik ederek kalp hastalığı riskini de düşürür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CFjHfxDqtUa5cyFVOgNBkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun saatler oturmak kalbinize zarar verebilir. Uzun süre oturmak kan dolaşımını yavaşlatır, yüksek tansiyon ve kalp hastalığı riskini artırır.
Özellikle masa başı bir işiniz varsa her saat ayağa kalkmayı, esnemeyi veya kısa bir yürüyüş yapmayı alışkanlık haline getirin. Bu mini molalar sadece kalbinizi sağlıklı tutmakla kalmaz, aynı zamanda gün boyunca enerjinizi ve odaklanmanızı da iyileştirir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karaciğere zarar veren 5 kötü alışkanlık: Herkes bilmeden yapıyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/karacigere-zarar-veren-5-koetu-aliskanlik-herkes-bilmeden-yapiyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/karacigere-zarar-veren-5-koetu-aliskanlik-herkes-bilmeden-yapiyor</guid>
<description><![CDATA[ 500&#039;den fazla hayati fonksiyondan sorumlu olan karaciğer, aşırı alkol tüketimi, susuzluk, uyku eksikliği, yüksek şeker alımı, ve hareketsiz yaşam tarzı gibi yaygın alışkanlıklar nedeniyle zarar görebilir. Bu uygulamalar, genellikle önemli bir zarar oluşana kadar fark edilir semptomlar olmadan karaciğer hasarına ve hastalıklarına katkıda bulunur ve sağlıklı seçimlerin önemini vurgular.Karaciğer, kanı filtrelemek ve vücudun enerjisi ve büyümesi için gerekli besinleri işlemek, sindirime yardımcı olmak için safra üretmek ve besinleri işlemek dahil olmak üzere 500&#039;den fazla hayati fonksiyon gerçekleştirir.Yağları, proteinleri ve karbonhidratları metabolize etmede kritik bir rol oynar ve bu da onu genel sağlık ve refah için en önemli organlardan biri yapar.Ancak, yaygın yaşam tarzı uygulamaları ve diyet seçimleri karaciğere kademeli olarak zarar verebilir ve genellikle önemli bir zarar oluşana kadar fark edilir semptomlara neden olmaz. Karaciğerinize zarar verebilecek 6 günlük alışkanlık şunlardır:Aşırı alkol tüketimi listenin başında gelir. Ağır alkol tüketimi karaciğer hasarının önde gelen nedenidir. Alkol, karaciğerin toksinleri atma yeteneğini engeller ve potansiyel olarak iltihaplanmaya ve yağlı karaciğer hastalığına yol açar.Dehidratasyon, karaciğerinizde aşırı yüklenmeye neden olabilecek bir diğer suçludur. Karaciğerin en iyi şekilde çalışması için yeterli suya ihtiyacı vardır. Her sabah yeterli su içmek, safra da dahil olmak üzere birçok önemli vücut sıvısı üreten karaciğer de dahil olmak üzere iç organlarınızın tonunu belirler. Enerji içeceklerinin, hatta takviyelerin ve bitkilerin aşırı kullanımı da karaciğere yük olur.Birçok kişi bilmiyor olabilir ancak bütün gece en sevdiğiniz programı izlemek veya uykudan kaçarak telefonunuzda gezinmek karaciğerinize zarar veriyor olabilir. Uyku eksikliği karaciğerde oksidatif strese katkıda bulunur ve bunu çeşitli sağlık sorunlarıyla ilişkilendirir.Katkı maddeleri, koruyucu maddeler ve şekerle yüklü işlenmiş gıdalar, karaciğerin işlemesi için zordur. Şekerli yiyecek ve içeceklerde yaygın olan yüksek fruktoz alımı, yağlı karaciğer hastalığına neden olarak karaciğeriniz için özel bir tehdit oluşturur.Egzersiz eksikliği, vücudunuzun hızla yaşlanmasının nedenlerinden biridir. Egzersiz rutini takip etmez ve hareketsiz bir hayat yaşarsanız, iç organlarınız tükettiğiniz yiyecekleri işlemek için daha fazla çalışır. Egzersiz yapmamak, karaciğerin desteklediği vücudun doğal detoksifikasyon süreçlerini engeller. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zFdRPSQghUO-DnsWOoAA4w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karaciğere, zarar, veren, kötü, alışkanlık:, Herkes, bilmeden, yapıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zFdRPSQghUO-DnsWOoAA4w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Karaciğere zarar veren 5 kötü alışkanlık: Herkes bilmeden yapıyor"><p>500'den fazla hayati fonksiyondan sorumlu olan karaciğer, aşırı alkol tüketimi, susuzluk, uyku eksikliği, yüksek şeker alımı, ve hareketsiz yaşam tarzı gibi yaygın alışkanlıklar nedeniyle zarar görebilir. Bu uygulamalar, genellikle önemli bir zarar oluşana kadar fark edilir semptomlar olmadan karaciğer hasarına ve hastalıklarına katkıda bulunur ve sağlıklı seçimlerin önemini vurgular.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UDqa3NFtbE2ZR2vy55I-SQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaciğer, kanı filtrelemek ve vücudun enerjisi ve büyümesi için gerekli besinleri işlemek, sindirime yardımcı olmak için safra üretmek ve besinleri işlemek dahil olmak üzere 500'den fazla hayati fonksiyon gerçekleştirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dmgn7vOAvk2Sig2dVcnOxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yağları, proteinleri ve karbonhidratları metabolize etmede kritik bir rol oynar ve bu da onu genel sağlık ve refah için en önemli organlardan biri yapar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9c4HVQB-rEO3j1--c4O-Ng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak, yaygın yaşam tarzı uygulamaları ve diyet seçimleri karaciğere kademeli olarak zarar verebilir ve genellikle önemli bir zarar oluşana kadar fark edilir semptomlara neden olmaz. Karaciğerinize zarar verebilecek 6 günlük alışkanlık şunlardır:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g2wryeCuX0OnKoun2fwyVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşırı alkol tüketimi listenin başında gelir. Ağır alkol tüketimi karaciğer hasarının önde gelen nedenidir. Alkol, karaciğerin toksinleri atma yeteneğini engeller ve potansiyel olarak iltihaplanmaya ve yağlı karaciğer hastalığına yol açar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PzXW4m1Zw0OmX8Lj-noPHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dehidratasyon, karaciğerinizde aşırı yüklenmeye neden olabilecek bir diğer suçludur. Karaciğerin en iyi şekilde çalışması için yeterli suya ihtiyacı vardır. Her sabah yeterli su içmek, safra da dahil olmak üzere birçok önemli vücut sıvısı üreten karaciğer de dahil olmak üzere iç organlarınızın tonunu belirler. Enerji içeceklerinin, hatta takviyelerin ve bitkilerin aşırı kullanımı da karaciğere yük olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MbRnWICDNUC0DREGqW-lUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birçok kişi bilmiyor olabilir ancak bütün gece en sevdiğiniz programı izlemek veya uykudan kaçarak telefonunuzda gezinmek karaciğerinize zarar veriyor olabilir. Uyku eksikliği karaciğerde oksidatif strese katkıda bulunur ve bunu çeşitli sağlık sorunlarıyla ilişkilendirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FCJFutpshEKAZGAt6IUxHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Katkı maddeleri, koruyucu maddeler ve şekerle yüklü işlenmiş gıdalar, karaciğerin işlemesi için zordur. Şekerli yiyecek ve içeceklerde yaygın olan yüksek fruktoz alımı, yağlı karaciğer hastalığına neden olarak karaciğeriniz için özel bir tehdit oluşturur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/krI2FSzyzEONn4n4L1OXSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Egzersiz eksikliği, vücudunuzun hızla yaşlanmasının nedenlerinden biridir. Egzersiz rutini takip etmez ve hareketsiz bir hayat yaşarsanız, iç organlarınız tükettiğiniz yiyecekleri işlemek için daha fazla çalışır. Egzersiz yapmamak, karaciğerin desteklediği vücudun doğal detoksifikasyon süreçlerini engeller.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bu zararlı bakteri bağırsaklarımızda ağrıya neden olur: 4 belirti varsa doktora gidin</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/bu-zararli-bakteri-bagirsaklarimizda-agriya-neden-olur-4-belirti-varsa-doktora-gidin</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/bu-zararli-bakteri-bagirsaklarimizda-agriya-neden-olur-4-belirti-varsa-doktora-gidin</guid>
<description><![CDATA[ Kolera, bağırsak sağlığımızın ne kadar hassas olduğunun güçlü bir hatırlatıcısıdır. Bakterinin etkileri acı verici olabilse de vücudumuzun bizi korumak için nasıl mücadele ettiğini de gösterir. Gıda güvenliği hakkında bilgi sahibi olmak, sıvı alımına öncelik vermek ve zamanında tıbbi yardım almak bu tür enfeksiyonları yönetmede tüm farkı yaratabilir.Bağırsak, genel sağlığımızda kritik bir rol oynayan büyüleyici bir sistemdir. Ancak, bazı zararlı bakteriler bu dengeyi bozarak ağrılı bağırsak kasılmalarına yol açabilir. Bu suçlulardan biri de Vibrio cholerae&#039;dir, bir bakteri kirli su veya deniz ürünleriyle bağlantılıdır. İşte bağırsaklarımızda nasıl sorunlara yol açtığı ve ağrıyı gidermeye neyin yardımcı olabileceği.Kolera hastalığı, vibrio cholerae adlı toksijenik bir bakterinin neden olduğu bakteriyel ince bağırsak hastalığıdırEn çok her yıl milyonlarca kişiyi etkileyen şiddetli bir ishal hastalığı olan kolera ile ilişkilendirilir. Bu bakteri sistemimize kirli su veya az pişmiş deniz ürünleri, özellikle kabuklu deniz ürünleri yoluyla girebilir.Aşırı ishalKarın bölgesinde ağrı veya krampKusma ve mide bulantısıDehidratasyona yol açan sıvı kaybı
Kirlenmiş deniz ürünleri veya su tüketiminden sonra bu semptomlardan herhangi birini yaşarsanız hemen tıbbi yardım almanız kritik önem taşır.Kolera hastalığının neden olduğu ağrı ve rahatsızlık, öncelikle bağışıklık sistemiyle etkileşiminden kaynaklanır. Makrofaj adı verilen bir bağışıklık hücresi türü burada önemli bir rol oynar.Makrofajların normal rolü: Bu bağışıklık hücreleri, nöron aktivitesini düzenleyerek bağırsakta sakin bir ortamın korunmasına yardımcı olur.Bir enfeksiyon sırasında: Vibrio cholerae doku hasarına neden olduğunda, makrofajlar yaralanmayla başa çıkmak için normal işlerini bırakır. Bu, bağırsak nöronlarını düzensiz bırakır ve aşırı hızlanmalarına neden olur. Sonuç? Bakterinin kendisi de dahil olmak üzere sindirim sisteminden her şeyi dışarı atan güçlü ve ağrılı bağırsak kasılmaları.Bu tepki, zararlı davetsiz misafirleri uzaklaştırmak için bağırsağın doğal savunma mekanizmasıdır, ancak konakçı için oldukça rahatsız edici olabilir.Kolera enfeksiyonunun bazı yaygın belirtileri şunlardır:Aşırı ishalKarın bölgesinde ağrı veya krampKusma ve mide bulantısıDehidratasyona yol açan sıvı kaybıVibrio cholerae enfeksiyonları endişe verici olabilse de, bunları etkili bir şekilde yönetmenin ve iyileştirmenin yolları vardır:Dehidratasyonu önlemek için kaybedilen sıvıları oral rehidratasyon solüsyonlarıyla yenileyin.Şiddetli vakalarda, antibiyotikler bakterileri ortadan kaldırmaya yardımcı olabilir. Ancak bunlar yalnızca tıbbi gözetim altında alınmalıdır.Probiyotiklerle bağırsak sağlığını desteklemek, bağırsaktaki iyi bakterilerin dengesini yeniden sağlamaya yardımcı olabilir.Önlemek tedaviden daha iyidir. Tüketimden önce deniz ürünlerinin her zaman iyi pişmiş ve suyun temiz olduğundan emin olun. Bilimin bize Vibrio ve bağırsak sağlığı hakkında söyledikleriOregon Üniversitesi araştırmasına göre, Vibrio cholerae, makrofajlar ve bağırsak nöronları arasındaki etkileşimler bağışıklık ve nörolojik sistemlerimiz arasındaki derin etkileşimi göstermektedir. Bu bulgular yalnızca bağırsak kasılmalarının neden meydana geldiğini açıklamakla kalmıyor, aynı zamanda inflamatuar bağırsak hastalığı (IBD) gibi kronik rahatsızlıklara da ışık tutuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dlCqBErykUyvuNQiYtoaTA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>zararlı, bakteri, bağırsaklarımızda, ağrıya, neden, olur:, belirti, varsa, doktora, gidin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dlCqBErykUyvuNQiYtoaTA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bu zararlı bakteri bağırsaklarımızda ağrıya neden olur: 4 belirti varsa doktora gidin"><p>Kolera, bağırsak sağlığımızın ne kadar hassas olduğunun güçlü bir hatırlatıcısıdır. Bakterinin etkileri acı verici olabilse de vücudumuzun bizi korumak için nasıl mücadele ettiğini de gösterir. Gıda güvenliği hakkında bilgi sahibi olmak, sıvı alımına öncelik vermek ve zamanında tıbbi yardım almak bu tür enfeksiyonları yönetmede tüm farkı yaratabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cxTQtBftJk-IumqAkSv4Yg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bağırsak, genel sağlığımızda kritik bir rol oynayan büyüleyici bir sistemdir. Ancak, bazı zararlı bakteriler bu dengeyi bozarak ağrılı bağırsak kasılmalarına yol açabilir. Bu suçlulardan biri de Vibrio cholerae'dir, bir bakteri kirli su veya deniz ürünleriyle bağlantılıdır. İşte bağırsaklarımızda nasıl sorunlara yol açtığı ve ağrıyı gidermeye neyin yardımcı olabileceği.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gNEuWQvH9E65zSeABrsesg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolera hastalığı, vibrio cholerae adlı toksijenik bir bakterinin neden olduğu bakteriyel ince bağırsak hastalığıdır</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p3eu9zVOLkehDn-GmpnswA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>En çok her yıl milyonlarca kişiyi etkileyen şiddetli bir ishal hastalığı olan kolera ile ilişkilendirilir. Bu bakteri sistemimize kirli su veya az pişmiş deniz ürünleri, özellikle kabuklu deniz ürünleri yoluyla girebilir.Aşırı ishalKarın bölgesinde ağrı veya krampKusma ve mide bulantısıDehidratasyona yol açan sıvı kaybı
Kirlenmiş deniz ürünleri veya su tüketiminden sonra bu semptomlardan herhangi birini yaşarsanız hemen tıbbi yardım almanız kritik önem taşır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NoYI13sy4EW6CA0IzhP7gw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolera hastalığının neden olduğu ağrı ve rahatsızlık, öncelikle bağışıklık sistemiyle etkileşiminden kaynaklanır. Makrofaj adı verilen bir bağışıklık hücresi türü burada önemli bir rol oynar.Makrofajların normal rolü: Bu bağışıklık hücreleri, nöron aktivitesini düzenleyerek bağırsakta sakin bir ortamın korunmasına yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hEHLnMJt2E6uGDrsA-NyqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir enfeksiyon sırasında: Vibrio cholerae doku hasarına neden olduğunda, makrofajlar yaralanmayla başa çıkmak için normal işlerini bırakır. Bu, bağırsak nöronlarını düzensiz bırakır ve aşırı hızlanmalarına neden olur. Sonuç? Bakterinin kendisi de dahil olmak üzere sindirim sisteminden her şeyi dışarı atan güçlü ve ağrılı bağırsak kasılmaları.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1O6TZ7Ne-EKUp-xaedtMDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu tepki, zararlı davetsiz misafirleri uzaklaştırmak için bağırsağın doğal savunma mekanizmasıdır, ancak konakçı için oldukça rahatsız edici olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lXcedS3j6kK8xhOvUe-nzQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolera enfeksiyonunun bazı yaygın belirtileri şunlardır:Aşırı ishalKarın bölgesinde ağrı veya krampKusma ve mide bulantısıDehidratasyona yol açan sıvı kaybı</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Wf6K_RjgcUaNcyojnjNl0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vibrio cholerae enfeksiyonları endişe verici olabilse de, bunları etkili bir şekilde yönetmenin ve iyileştirmenin yolları vardır:Dehidratasyonu önlemek için kaybedilen sıvıları oral rehidratasyon solüsyonlarıyla yenileyin.Şiddetli vakalarda, antibiyotikler bakterileri ortadan kaldırmaya yardımcı olabilir. Ancak bunlar yalnızca tıbbi gözetim altında alınmalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w4BMAkVpzE2EfMNEVGykrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Probiyotiklerle bağırsak sağlığını desteklemek, bağırsaktaki iyi bakterilerin dengesini yeniden sağlamaya yardımcı olabilir.Önlemek tedaviden daha iyidir. Tüketimden önce deniz ürünlerinin her zaman iyi pişmiş ve suyun temiz olduğundan emin olun. Bilimin bize Vibrio ve bağırsak sağlığı hakkında söyledikleri</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p_1NOF8Ix02HbMFkNfcCUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oregon Üniversitesi araştırmasına göre, Vibrio cholerae, makrofajlar ve bağırsak nöronları arasındaki etkileşimler bağışıklık ve nörolojik sistemlerimiz arasındaki derin etkileşimi göstermektedir. Bu bulgular yalnızca bağırsak kasılmalarının neden meydana geldiğini açıklamakla kalmıyor, aynı zamanda inflamatuar bağırsak hastalığı (IBD) gibi kronik rahatsızlıklara da ışık tutuyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Prof. Dr. Tevfik Özlü, &amp;quot;en iyi balgam sökücü&amp;quot; diyerek açıkladı: Her gün tüketmek gerekiyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/prof-dr-tevfik-ozlu-en-iyi-balgam-soekucu-diyerek-acikladi-her-gun-tuketmek-gerekiyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/prof-dr-tevfik-ozlu-en-iyi-balgam-soekucu-diyerek-acikladi-her-gun-tuketmek-gerekiyor</guid>
<description><![CDATA[ Kış mevsimi geldiğinde öksürük ve balgam gibi sorunlarla çok sık karşılaşılıyor. Özellikle son dönemde balgam çıkarma konusunda pek çok kişi sorun yaşıyor ve bu durum kişi için son derece rahatsız edici olabiliyor. Prof. Dr. Tevfik Özlü, balgamı kolayca sökmenin yolunu açıkladı.Balgam, akciğerlerdeki hava yollarında (bronşlar) veya solunum sisteminde üretilen yoğun, yapışkan bir mukus türüdür.Genellikle bağışıklık sistemi tarafından solunum yollarını temizlemek ve mikropları, tozları ya da zararlı partikülleri yakalamak amacıyla salgılanır.Vücutta biriken balgam son derece rahatsız edicidir ve son dönemde bir çok kişi balgam çıkaramama sorunuyla karşı karşıya.Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, kişinin günlük en az 2-3 litre su içmesi gerektiğinin altını çizerek en iyi balgam sökücünün su olduğunu belirtti.Prof. Dr. Tevfik Özlü, son dönemde pek çok kişinin balgam çıkarma konusunda zorluk yaşadığını belirterek &quot;Pek çok hastam balgam çıkaramadığından yakınıyor. Balgamın içerde olması bir rahatsızlık hissi veriyor ve öksürüğü tetikliyor. Gece beni uyutmuyor, gündüz ise devamlı öksürüğe sebep oluyor şeklinde yakınmalar duyuyorum. Gerçekten bazı hastalarda astım, KOAH, bronşektazi gibi hastalarda alt solunum yollarımızdaki sekresyonların atılmasında zorluk söz konusu olabiliyor.Yine aynı şekilde sinüzit ya da alerjik nezle gibi bazı üst solunum yolu hastalıklarında da sürekli bir geniz akıntısı olur ve hastalar bu geniz akıntısından rahatsız olur. Bunu koparıp atamazlar.Bunun sebebi bu sekresyonların koyu ve yapışık olması ve hastanın bunu koparıp atamaması. Bu çok rahatsız edici bir histir. Öksürüğü tetikler. Bunun tedavisi var tabii ki. Tedavisi hastaya göre değişiyor. Bazı balgamı sulandırıcı; akıcılığını arttıran ilaçlar da var. Bunlar yardımı ile balgam daha kolay atılabilir hale geliyor. Bu tedaviler ile birlikte öksürük de azalıyor&quot; dedi.En iyi balgam sökücünün ise su olduğu dile getiren Özlü, &quot;Ama şunu söyleyeyim ki en iyi balgam sökücü ilaç aslında sudur. Bunu hastalarımız çoğu zaman fark etmiyor.Çünkü az su içerseniz balgamda su azalıyor, dolayısıyla balgam yapışık olur. Onu öksürürsünüz yerinden koparamazsınız. Ancak günde yeterli su içerseniz ki bu sayının en az günlük 2-3 litre olmasını öneriyoruz; böylelikle yeterli miktarda su içildiği için balgamın içeriğindeki su miktarı arttığı için balgamın akıcılığı da artıyor ve kişi böylelikle balgamı kolaylıklar temizleyip atabilir.Bu vesileyle öksürüğü de azalır. Ama şunu unutmamak gerekir ki çay ve kahve su yerine geçmiyor. Çünkü bu tarz içecekler içildiğinden daha fazla kayba neden oluyor. Dolaysıyla gerçekte su içmek lazım. Ama hiç su içemiyorum diyen insanlara da ayran, sulu çorbalar, kompostoları tavsiye ediyoruz eğer şeker hastalıkları yoksa.Su kısıtlaması olan hastalar da var. Kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği olup da su kısıtlaması olanların aşırı su tüketmesi de doğru değil, bu kişilerin de bir hekime danışmalarında fayda var&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OH3GzsqumUmaL7_-7TNOTg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Prof., Dr., Tevfik, Özlü, en, iyi, balgam, sökücü, diyerek, açıkladı:, Her, gün, tüketmek, gerekiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OH3GzsqumUmaL7_-7TNOTg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Prof. Dr. Tevfik Özlü, " en iyi balgam s diyerek a her g t gerekiyor><p>Kış mevsimi geldiğinde öksürük ve balgam gibi sorunlarla çok sık karşılaşılıyor. Özellikle son dönemde balgam çıkarma konusunda pek çok kişi sorun yaşıyor ve bu durum kişi için son derece rahatsız edici olabiliyor. Prof. Dr. Tevfik Özlü, balgamı kolayca sökmenin yolunu açıkladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FUZM_Jx3Z0ycU4Ed2WtWFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Balgam, akciğerlerdeki hava yollarında (bronşlar) veya solunum sisteminde üretilen yoğun, yapışkan bir mukus türüdür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P0ZiwfDC_0asuUSCWdYvWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genellikle bağışıklık sistemi tarafından solunum yollarını temizlemek ve mikropları, tozları ya da zararlı partikülleri yakalamak amacıyla salgılanır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xXqe2RcWI0K2bNiuBz-DRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücutta biriken balgam son derece rahatsız edicidir ve son dönemde bir çok kişi balgam çıkaramama sorunuyla karşı karşıya.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U_ZanRy-hk-_gCbIUmy2TQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, kişinin günlük en az 2-3 litre su içmesi gerektiğinin altını çizerek en iyi balgam sökücünün su olduğunu belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HkLNp6bYN0SeIwLW3nQT8g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Dr. Tevfik Özlü, son dönemde pek çok kişinin balgam çıkarma konusunda zorluk yaşadığını belirterek "Pek çok hastam balgam çıkaramadığından yakınıyor. Balgamın içerde olması bir rahatsızlık hissi veriyor ve öksürüğü tetikliyor. Gece beni uyutmuyor, gündüz ise devamlı öksürüğe sebep oluyor şeklinde yakınmalar duyuyorum. Gerçekten bazı hastalarda astım, KOAH, bronşektazi gibi hastalarda alt solunum yollarımızdaki sekresyonların atılmasında zorluk söz konusu olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CJTbzMCGr0i_I-iSmIn5VA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yine aynı şekilde sinüzit ya da alerjik nezle gibi bazı üst solunum yolu hastalıklarında da sürekli bir geniz akıntısı olur ve hastalar bu geniz akıntısından rahatsız olur. Bunu koparıp atamazlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cEK-ZRhCJkii2x-2DSiAKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bunun sebebi bu sekresyonların koyu ve yapışık olması ve hastanın bunu koparıp atamaması. Bu çok rahatsız edici bir histir. Öksürüğü tetikler. Bunun tedavisi var tabii ki. Tedavisi hastaya göre değişiyor. Bazı balgamı sulandırıcı; akıcılığını arttıran ilaçlar da var. Bunlar yardımı ile balgam daha kolay atılabilir hale geliyor. Bu tedaviler ile birlikte öksürük de azalıyor" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eKK9f596QU-AzWweEV_-VQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>En iyi balgam sökücünün ise su olduğu dile getiren Özlü, "Ama şunu söyleyeyim ki en iyi balgam sökücü ilaç aslında sudur. Bunu hastalarımız çoğu zaman fark etmiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ct00ksoOTUWxTX1ut_jdhw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çünkü az su içerseniz balgamda su azalıyor, dolayısıyla balgam yapışık olur. Onu öksürürsünüz yerinden koparamazsınız. Ancak günde yeterli su içerseniz ki bu sayının en az günlük 2-3 litre olmasını öneriyoruz; böylelikle yeterli miktarda su içildiği için balgamın içeriğindeki su miktarı arttığı için balgamın akıcılığı da artıyor ve kişi böylelikle balgamı kolaylıklar temizleyip atabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gZ_E6JRYyUOUBjnDZ-ysKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu vesileyle öksürüğü de azalır. Ama şunu unutmamak gerekir ki çay ve kahve su yerine geçmiyor. Çünkü bu tarz içecekler içildiğinden daha fazla kayba neden oluyor. Dolaysıyla gerçekte su içmek lazım. Ama hiç su içemiyorum diyen insanlara da ayran, sulu çorbalar, kompostoları tavsiye ediyoruz eğer şeker hastalıkları yoksa.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DRsoQMsunkOl5FSm5NisHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Su kısıtlaması olan hastalar da var. Kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği olup da su kısıtlaması olanların aşırı su tüketmesi de doğru değil, bu kişilerin de bir hekime danışmalarında fayda var" diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yenidoğan Çetesi davasında ikinci duruşma | 47 sanık yeniden hakim karşısında</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/yenidogan-cetesi-davasinda-ikinci-durusma-47-sanik-yeniden-hakim-karsisinda</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/yenidogan-cetesi-davasinda-ikinci-durusma-47-sanik-yeniden-hakim-karsisinda</guid>
<description><![CDATA[ Kan donduran suçlamaların olduğu Yenidoğan Çetesi Davası&#039;nda sanıklar ikinci kez hakim karşısına çıktılar. Çetenin ele başı olmakla suçlanan tutuklu sanık Fırat Sarı&#039;nın savunması şaşkınlığa neden oldu. Sarı bir kez daha bebek katili olmadığını iddia ederken, çalıştığı dönemde baktığı bebeklerin ölüm oranının Türkiye ortalamasını da altında olduğunu iddia etti.  Dünkü duruşmada sanıklar reddi hakim talebinde bulunurken, 23. Ağır Ceza Mahkemesi  talebi değerlendirecek. Savcı da, sanıkların tutukluluk hallerinin devamını istedi. 
Bugün saat 10.00&#039;da sanık avukatlarının tutukluluğa ilişkin talepleri dinlenmeye devam edilecek.Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi&#039;nde görülen 26&#039;sı tutuklu 47 sanığın yargılandığı davada,,, sanıklar kan donduran suçlamalarla bir kez daha hakim karşısına çıktılar.
Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesince adliyenin konferans salonunda yapılan duruşmada bugün saat 10.00&#039;da sanık avukatlarının tutukluluğa ilişkin talepleri dinlenmeye devam edilecek.Çetenin ele başı olmakla suçlanan tutuklu sanık doktor Fırat Sarı, yaptığı işlerden Sağlık Bakanlığı&#039;nın da haberi olduğunu iddia etti, dönemin müsteşarının kendisini tebrik ettiğini öne sürdü, hakkında yapılan haberlere tepki gösterdi, suçlamaları kabul etmedi.Fırat Sarı savunmasında &quot;Bu mahkeme salonunda ben bebek katili, dolandırıcı görmüyorum. Ben örgüt yöneticisi olarak suçlanıyorum ama bu insanların hiçbiri beni örgüt yöneticisi olarak görmüyor.&quot; dedi.
Medyaya gerçek dışı haberler sunulduğunu iddia eden Sarı şöyle devam etti:
&quot;Ortaya sunulanlar haber değil kurgu. Kanıta dayalı değildi. Avukatların itirazına rağmen bu haberler yasaklanmadı. Benim şu an özgür yargılanma hakkım yok. Herkes her iddiasını söyleyebilir mi? Vahşilik, canilik her şey söyleniyor. Ben nasıl adil yargılanabilirim bu baskıyla.&quot;İstanbul İl Sağlık Müdürü&#039;nün Sağlık Bakanı olduğunu hatırlatan Fırat Sarı, yaptığı işlerden Sağlık Bakanlığı&#039;nın haberi olduğunu iddia etti. Sarı, &quot;Olan bu insanlara oldu. Biz toplumsal olarak yok edildik. Ben annemin, çocuğumun yüzüne bakamıyorum. Yaptığım işlerden Sağlık Bakanlığı&#039;nın haberi vardı. Sağlık Bakanlığı Müsteşarı tebrik etti beni o zaman.&quot; diye konuştu.
&quot;AYNI DÖNEMDE BÜTÜN HASTANELERDEKİ BEBEK ÖLÜM ORANLARI AÇIKLANSIN&quot;
Avukatlarının baskıdan dolayı ayrıldığını iddia ederek şu an avukatı olmadığını söyleyen Sarı, &quot;Ben meslek hayatım boyunca 15-20 bin yenidoğan yoğun bakım hastası baktım. Benim ölüm oranım Türkiye ortalamasının çok altında. Bu dosya sürecekse Sağlık Bakanlığı da suçludur, gelip 3 vakayla ilgili savunma vermeleri gerekiyor. Aynı dönemde bütün hastanelerdeki bebek ölüm oranları açıklansın.&quot; dedi.
Fırat Sarı, yanlış bir şey yaptığını düşünmediğini savunarak tahliyesini talep etti.
İlker Gönen ise savunmasında, İstanbul&#039;da her hastanenin danışmanlık hizmeti aldığını söyleyerek örgüt suçlamasını reddetti.Mahkeme, bazı sanıkların duruşma savcısının dosyadan el çektirilmesi ve reddihakim taleplerinin üst mahkemede değerlendirilmesi için duruşmayı erteledi, yalnızca sanıkların tutukluluğa ilişkin talepleri dinlendi.112 sevk zincirinin dışına çıkarak bebekleri yoğun bakım ünitelerine sevk etmek, SGK&#039;dan fazla para alabilmek için yatış sürelerini uzatmak, ihmal sonucu ölümlerine neden olmak, hastanede kullanılması gereken ilaçları satmak...
47 sanığın yargılandığı Yenidoğan Çetesi davası kapsamında kan donduran suçlamalar var. Dava 18 Kasım&#039;da görülmeye başladı. İlerleyen haftalarda da tüm sanıklar ve avukatlar savunmalarını tamamladı. Sanıkların büyük bölümü bebek ölümleri ile ilgili suçlamaları reddetti. Zaman zaman suçu birbirlerinin üzerine attılar. Duruşmalarda tape kayıtları ve şüpheli ifadeleri de önemli bir yer tuttu.
Yoğun bakımda nöbetçi doktor bulundurulmadığı, işlerin hemşirelere kaldığı, sahte epikiriz raporları yazıldığı tespit edildi.Çetenin elebaşı olmakla suçlanan doktor Fırat Sarı, ilk duruşmada &quot;Bu sistemi ben kurmadım, gel yap dediler.&quot; dedi.
Hastanelere bebekleri 112 sevk zinciri dışına çıkarak sevk eden, doktorlardan yoğun bakım sayıları ile ilgili bilgi alan ambulans şoförü Gıyasettin Mert Özdemir ise sevk süresini düşürdüğünü iddia etti. Bu süreçte İstanbul&#039;da 9, Tekirdağ Çorlu&#039;da 1 hastanenin ruhsatı iptal edildi. Sağlık kurumlarına kayyum atandı.Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 1399 sayfalık iddianamede, sanık doktor Fırat Sarı&#039;nın elebaşı olduğu suç örgütünün sevk ve idaresini sanık doktor İlker Gönen ile 112 Acil Çağrı Merkezi ambulans şoförü Gıyasettin Mert Özdemir&#039;in yaptığı belirtiliyor.İddianamede, suç örgütünün esas amacının, işletmesini devraldıkları yenidoğan yoğun bakım ünitelerinin 112 sevk sistemini bertaraf edip doluluğunu sağlamak, hastaların basamaklarıyla oynama yapıp, Sosyal Güvenlik Kurumundan (SGK) üst sınırda ödeme almak olduğu kaydediliyor.
Sanıklarca hasta bebeklerin durumunun olduğundan daha ağır gösterildiği, olması gerekenden daha uzun süre yatışlarının sağlandığı belirtilen iddianamede, bu şekilde SGK&#039;den yüksek ücret tahsil edildiği ve bazı hasta yakınlarından faz ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_BqkBziek0eXPvC02sKRgA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yenidoğan, Çetesi, davasında, ikinci, duruşma, sanık, yeniden, hakim, karşısında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_BqkBziek0eXPvC02sKRgA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yenidoğan Çetesi davasında ikinci duruşma | 47 sanık yeniden hakim karşısında"><p>Kan donduran suçlamaların olduğu Yenidoğan Çetesi Davası'nda sanıklar ikinci kez hakim karşısına çıktılar. Çetenin ele başı olmakla suçlanan tutuklu sanık Fırat Sarı'nın savunması şaşkınlığa neden oldu. Sarı bir kez daha bebek katili olmadığını iddia ederken, çalıştığı dönemde baktığı bebeklerin ölüm oranının Türkiye ortalamasını da altında olduğunu iddia etti.  Dünkü duruşmada sanıklar reddi hakim talebinde bulunurken, 23. Ağır Ceza Mahkemesi  talebi değerlendirecek. Savcı da, sanıkların tutukluluk hallerinin devamını istedi. 
Bugün saat 10.00'da sanık avukatlarının tutukluluğa ilişkin talepleri dinlenmeye devam edilecek.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vp6Qez6jlU6RAJU05d0nrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 26'sı tutuklu 47 sanığın yargılandığı davada,,, sanıklar kan donduran suçlamalarla bir kez daha hakim karşısına çıktılar.
Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesince adliyenin konferans salonunda yapılan duruşmada bugün saat 10.00'da sanık avukatlarının tutukluluğa ilişkin talepleri dinlenmeye devam edilecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J5XpD_ovakK6chMJu7iwqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çetenin ele başı olmakla suçlanan tutuklu sanık doktor Fırat Sarı, yaptığı işlerden Sağlık Bakanlığı'nın da haberi olduğunu iddia etti, dönemin müsteşarının kendisini tebrik ettiğini öne sürdü, hakkında yapılan haberlere tepki gösterdi, suçlamaları kabul etmedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f3Ap6YRVp0qXAF7BTEq3nw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fırat Sarı savunmasında "Bu mahkeme salonunda ben bebek katili, dolandırıcı görmüyorum. Ben örgüt yöneticisi olarak suçlanıyorum ama bu insanların hiçbiri beni örgüt yöneticisi olarak görmüyor." dedi.
Medyaya gerçek dışı haberler sunulduğunu iddia eden Sarı şöyle devam etti:
"Ortaya sunulanlar haber değil kurgu. Kanıta dayalı değildi. Avukatların itirazına rağmen bu haberler yasaklanmadı. Benim şu an özgür yargılanma hakkım yok. Herkes her iddiasını söyleyebilir mi? Vahşilik, canilik her şey söyleniyor. Ben nasıl adil yargılanabilirim bu baskıyla."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hYQYcLgBIUKU8KoIInGFcw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İstanbul İl Sağlık Müdürü'nün Sağlık Bakanı olduğunu hatırlatan Fırat Sarı, yaptığı işlerden Sağlık Bakanlığı'nın haberi olduğunu iddia etti. Sarı, "Olan bu insanlara oldu. Biz toplumsal olarak yok edildik. Ben annemin, çocuğumun yüzüne bakamıyorum. Yaptığım işlerden Sağlık Bakanlığı'nın haberi vardı. Sağlık Bakanlığı Müsteşarı tebrik etti beni o zaman." diye konuştu.
"AYNI DÖNEMDE BÜTÜN HASTANELERDEKİ BEBEK ÖLÜM ORANLARI AÇIKLANSIN"
Avukatlarının baskıdan dolayı ayrıldığını iddia ederek şu an avukatı olmadığını söyleyen Sarı, "Ben meslek hayatım boyunca 15-20 bin yenidoğan yoğun bakım hastası baktım. Benim ölüm oranım Türkiye ortalamasının çok altında. Bu dosya sürecekse Sağlık Bakanlığı da suçludur, gelip 3 vakayla ilgili savunma vermeleri gerekiyor. Aynı dönemde bütün hastanelerdeki bebek ölüm oranları açıklansın." dedi.
Fırat Sarı, yanlış bir şey yaptığını düşünmediğini savunarak tahliyesini talep etti.
İlker Gönen ise savunmasında, İstanbul'da her hastanenin danışmanlık hizmeti aldığını söyleyerek örgüt suçlamasını reddetti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UJub1Lp6wEuGrLxGgn8dGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mahkeme, bazı sanıkların duruşma savcısının dosyadan el çektirilmesi ve reddihakim taleplerinin üst mahkemede değerlendirilmesi için duruşmayı erteledi, yalnızca sanıkların tutukluluğa ilişkin talepleri dinlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dvp3cJHGy0WnUEROY_BDFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>112 sevk zincirinin dışına çıkarak bebekleri yoğun bakım ünitelerine sevk etmek, SGK'dan fazla para alabilmek için yatış sürelerini uzatmak, ihmal sonucu ölümlerine neden olmak, hastanede kullanılması gereken ilaçları satmak...
47 sanığın yargılandığı Yenidoğan Çetesi davası kapsamında kan donduran suçlamalar var. Dava 18 Kasım'da görülmeye başladı. İlerleyen haftalarda da tüm sanıklar ve avukatlar savunmalarını tamamladı. Sanıkların büyük bölümü bebek ölümleri ile ilgili suçlamaları reddetti. Zaman zaman suçu birbirlerinin üzerine attılar. Duruşmalarda tape kayıtları ve şüpheli ifadeleri de önemli bir yer tuttu.
Yoğun bakımda nöbetçi doktor bulundurulmadığı, işlerin hemşirelere kaldığı, sahte epikiriz raporları yazıldığı tespit edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IrPe0lbuQUKnL_9k6AW7mQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çetenin elebaşı olmakla suçlanan doktor Fırat Sarı, ilk duruşmada "Bu sistemi ben kurmadım, gel yap dediler." dedi.
Hastanelere bebekleri 112 sevk zinciri dışına çıkarak sevk eden, doktorlardan yoğun bakım sayıları ile ilgili bilgi alan ambulans şoförü Gıyasettin Mert Özdemir ise sevk süresini düşürdüğünü iddia etti. Bu süreçte İstanbul'da 9, Tekirdağ Çorlu'da 1 hastanenin ruhsatı iptal edildi. Sağlık kurumlarına kayyum atandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IjI4sn8wDki5_-U_TJGy4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 1399 sayfalık iddianamede, sanık doktor Fırat Sarı'nın elebaşı olduğu suç örgütünün sevk ve idaresini sanık doktor İlker Gönen ile 112 Acil Çağrı Merkezi ambulans şoförü Gıyasettin Mert Özdemir'in yaptığı belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a0DDbH7ITkq8EoMgnE7YlA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İddianamede, suç örgütünün esas amacının, işletmesini devraldıkları yenidoğan yoğun bakım ünitelerinin 112 sevk sistemini bertaraf edip doluluğunu sağlamak, hastaların basamaklarıyla oynama yapıp, Sosyal Güvenlik Kurumundan (SGK) üst sınırda ödeme almak olduğu kaydediliyor.
Sanıklarca hasta bebeklerin durumunun olduğundan daha ağır gösterildiği, olması gerekenden daha uzun süre yatışlarının sağlandığı belirtilen iddianamede, bu şekilde SGK'den yüksek ücret tahsil edildiği ve bazı hasta yakınlarından fazla para alındığı anlatılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fruy-9q33Ee46Gxqs6VM5w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bebek hastaların, uygun sağlık hizmeti almasını sağlayacak hastanelere sevki yerine şüphelilerin seçtiği, örgüt adına karlı görünen hastanelere yatırıldığı bildirilen iddianamede, karın çoğunun sağlık çalışanı olan örgüt üyesi sanıklarla paylaşıldığı ifade ediliyor.
Esas amacın bebeklerin sağlık durumunun iyileştirilmesi yerine maddi açıdan en fazla kazancın elde edilmesi olduğu iddianamede yer alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jXb0-uuzKU2aJGst2W26SA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İddianamede, sanıklar Fırat Sarı ve İlker Gönen için 10 bebeğin ölümü nedeniyle "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi", "nitelikli dolandırıcılık" ve "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak" suçlarından 10 kez, "resmi belgede sahtecilik" suçundan da 11 kez uygulanmak üzere toplam 177 yıl 6'şar aydan 582 yıl 9'ar aya kadar hapis cezası talep ediliyor.
Sanık Gıyasettin Mert Özdemir'in ise "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi", "kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından 180 yıldan 589 yıl 9 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
Ayrıca 8'i kadın 44 sanık hakkında da benzer suçlardan hapis cezaları öngörülüyor.
İddianamede, "dolandırıcılık" suçu işlenerek maddi menfaat temin edilen sorumlu hastaneler ve şirketler için de tüzel kişilere özgü güvenlik tedbiri uygulanması, bunların kapatılıp mal varlıklarına el konulması talep ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ExC0pxbJlEOc86VTJsWxiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soruşturma kapsamında İstanbul ve Tekirdağ Çorlu'daki bazı hastanelerin ruhsatı iptal edilmiş, bu hastanelerde tedavi gören bebekler ve hastalar ambulanslarla kamu hastanelerine sevk edilmişti. Ayrıca, Büyükçekmece 1. Sulh Ceza Hakimliğinin kararıyla 13 hastane ve 3 şirkette Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyum olarak görevlendirilmişti.
"Yenidoğan çetesi"ne ilişkin başlatılan yeni soruşturma kapsamında, 11 şüpheli tutuklanmış, 3'ü hakkında adli kontrol şartı uygulanmış, 1'i ise savcılıktan serbest bırakılmıştı.
Söz konusu soruşturma sürüyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eternal Sunshine of the Spotless Mind gerçek oluyor: Unutmak istediğiniz anıları sildirebileceksiniz!</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/eternal-sunshine-of-the-spotless-mind-gercek-oluyor-unutmak-istediginiz-anilari-sildirebileceksiniz</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/eternal-sunshine-of-the-spotless-mind-gercek-oluyor-unutmak-istediginiz-anilari-sildirebileceksiniz</guid>
<description><![CDATA[ Uluslararası araştırma ekibi, 37 katılımcıyla yaptıkları çalışmada;  kötü anıları zihinden atmanın mümkün olduğunu ortaya çıkardı. Hafıza eğitimi ve ardından uyku sırasında müdahaleler sonucu elde edilen sonuçlar, Eternal Sunshine of the Spotless Mind filminde Joel (Jim Carrey) karakterinin, ayrıldığı sevgilisi Clementine (Kate Winslett) ile olan anılarını sildirmesini anımsattı.  Film, Türkiye&#039;de &#039;Sil Baştan&#039; ismiyle yayımlanmıştı.Kötü anılar, geçmişin travmaları, aşk acısı ve daha fazlası... 
İnsanoğlu uzun zamandır hem kendisiyle hem de kötü anılarıyla savaşırken, bu mücadele psikoloji ve günlük yaşam üzerinde sıkça olumsuz durumları da beraberinde getiriyor. 
Uluslararası bilim insanları, bu konuda umut vaat eden bir yaklaşım geliştirirken, olumsuz anıların zayıflatırken olumlu anıların öne çıkarılmasının da mümkün olduğu sonucuna ulaştı.TRT&#039;de yer alan habere göre 37 kişiyle, birkaç gün süren deneyde ilk aşamada görsel olarak insan yaralanmaları veya tehlikeli hayvanlar ile buna tezat oluşturacak sakinleştirici doğa manzaraları ya da gülen çocuklar gibi imgelerin yer aldığı veri tabanlarından faydalanıldı.
Katılımcılar, olumsuz görselleri; araştırma için üretilmiş anlamsız kelimelerle eşleştirmek üzere eğitildi.
Bir sonraki gün ise bu anılar uyku ile pekiştirildi ve kelimelerin yarısı olumlu görsellerle ilişkilendirildi.
Böyle anıların yeniden kodlanması planlandı.İkinci gece ise katılımların uykularına müdahale edildi.
Katılımcıların hızlı olmayan göz hareketleri NREM uyku fazı sırasında (Hafıza depolamada önemli bir dönem), anlamsız kelimelerin ses kayıtları çalındı, beyin aktiviteleri eleroensefolagrafi (EEG) ile takip edildi.
Beyinde duygusal hafıza işleme ile ilişkili olduğu bilinen theta dalgası aktivitesinin sesli ipuçlarına yanıt olarak arttığı ve olumlu ipuçlarında belirgin şekilde daha yüksek olduğu göze çarptı.Takip eden günlerde yapılan anketlerle; kötü anıların, olumlu anıların gölgesinde kaldığı tespit edildi.
Bu kelimelerle ilişkili olumlu anılar, olumsuz olanlara göre daha sık akıllarına gelmeye başladı ve daha olumlu bir duygusal bakış açısıyla değerlendirildi.
Araştırma henüz erken aşamada da olsa bilim çevreleri tarafından umut vaat eden bir çalışma olarak nitelendi.
Araştırmanın detayları, Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS) dergisinde yer aldı.Bu araştırma, Kate Winslett ile Jim Carrey&#039;nin başrollerini paylaştığı &quot;Eternal Sunshine of the Spotless Mind&quot; filmini akıllara getirdi.
Filmde Carrey&#039;nin hayat verdiği Joel karakterinin, Winslett&#039;ın canlandırdığı Clementine ile olan anılarını sildirirken, zihninde Clementine ile yeniden karşılaşıp, birlikte geçirdikleri zamanları yaşaması ele alınıyordu.
Joel, bu süreç sonunda Clementine&#039;ı ne kadar sevdiğini ve  aslında onunla geçirdiği zamanın ne kadar değerli olduğunun farkına varıyordu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sl29hONkpEK-vSpehrqZkw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Eternal, Sunshine, the, Spotless, Mind, gerçek, oluyor:, Unutmak, istediğiniz, anıları, sildirebileceksiniz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sl29hONkpEK-vSpehrqZkw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Eternal Sunshine of the Spotless Mind gerçek oluyor: Unutmak istediğiniz anıları sildirebileceksiniz!"><p>Uluslararası araştırma ekibi, 37 katılımcıyla yaptıkları çalışmada;  kötü anıları zihinden atmanın mümkün olduğunu ortaya çıkardı. Hafıza eğitimi ve ardından uyku sırasında müdahaleler sonucu elde edilen sonuçlar, Eternal Sunshine of the Spotless Mind filminde Joel (Jim Carrey) karakterinin, ayrıldığı sevgilisi Clementine (Kate Winslett) ile olan anılarını sildirmesini anımsattı.  Film, Türkiye'de 'Sil Baştan' ismiyle yayımlanmıştı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CUxjbZNvoUCX_Clw0btcDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kötü anılar, geçmişin travmaları, aşk acısı ve daha fazlası... 
İnsanoğlu uzun zamandır hem kendisiyle hem de kötü anılarıyla savaşırken, bu mücadele psikoloji ve günlük yaşam üzerinde sıkça olumsuz durumları da beraberinde getiriyor. 
Uluslararası bilim insanları, bu konuda umut vaat eden bir yaklaşım geliştirirken, olumsuz anıların zayıflatırken olumlu anıların öne çıkarılmasının da mümkün olduğu sonucuna ulaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6_XnnhkJQEmQAvuiNJ55bg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>TRT'de yer alan habere göre 37 kişiyle, birkaç gün süren deneyde ilk aşamada görsel olarak insan yaralanmaları veya tehlikeli hayvanlar ile buna tezat oluşturacak sakinleştirici doğa manzaraları ya da gülen çocuklar gibi imgelerin yer aldığı veri tabanlarından faydalanıldı.
Katılımcılar, olumsuz görselleri; araştırma için üretilmiş anlamsız kelimelerle eşleştirmek üzere eğitildi.
Bir sonraki gün ise bu anılar uyku ile pekiştirildi ve kelimelerin yarısı olumlu görsellerle ilişkilendirildi.
Böyle anıların yeniden kodlanması planlandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ssR4ZYQRoU-ZLjZbwhrHDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İkinci gece ise katılımların uykularına müdahale edildi.
Katılımcıların hızlı olmayan göz hareketleri NREM uyku fazı sırasında (Hafıza depolamada önemli bir dönem), anlamsız kelimelerin ses kayıtları çalındı, beyin aktiviteleri eleroensefolagrafi (EEG) ile takip edildi.
Beyinde duygusal hafıza işleme ile ilişkili olduğu bilinen theta dalgası aktivitesinin sesli ipuçlarına yanıt olarak arttığı ve olumlu ipuçlarında belirgin şekilde daha yüksek olduğu göze çarptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vDGhAwjZfkWQmcvDbf13gw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Takip eden günlerde yapılan anketlerle; kötü anıların, olumlu anıların gölgesinde kaldığı tespit edildi.
Bu kelimelerle ilişkili olumlu anılar, olumsuz olanlara göre daha sık akıllarına gelmeye başladı ve daha olumlu bir duygusal bakış açısıyla değerlendirildi.
Araştırma henüz erken aşamada da olsa bilim çevreleri tarafından umut vaat eden bir çalışma olarak nitelendi.
Araştırmanın detayları, Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS) dergisinde yer aldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o5fpu2C26kisEO28gGxSxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu araştırma, Kate Winslett ile Jim Carrey'nin başrollerini paylaştığı "Eternal Sunshine of the Spotless Mind" filmini akıllara getirdi.
Filmde Carrey'nin hayat verdiği Joel karakterinin, Winslett'ın canlandırdığı Clementine ile olan anılarını sildirirken, zihninde Clementine ile yeniden karşılaşıp, birlikte geçirdikleri zamanları yaşaması ele alınıyordu.
Joel, bu süreç sonunda Clementine'ı ne kadar sevdiğini ve  aslında onunla geçirdiği zamanın ne kadar değerli olduğunun farkına varıyordu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>B12 içince ne olur? İşte vücut üzerindeki etkileri</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/b12-icince-ne-olur-iste-vucut-uzerindeki-etkileri</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/b12-icince-ne-olur-iste-vucut-uzerindeki-etkileri</guid>
<description><![CDATA[ B12 vitamini vücut için en önemli vitaminlerden biri. Hayvansal gıdalarda doğal olarak bulunan ve kırmızı kan hücresi oluşumuna destek olan B12 vitamini eksik olduğunda unutkanlık, hafıza sorunları ya da konuşma güçlüğü gibi sorunlara yol açar. B12 eksikliğini gidermek için B12 zengini besinler tüketmek ya da takviye içeren ürünleri kullanmak gerekir. Peki, B12 içince ne olur? Vücuda nasıl bir etkisi var?B12 vitamini insan sağlığı üzerinde önemli bir yere sahiptir. B12 eksikliği çeşitli hastalıklara davetiye çıkarır fazlalılığı ise pek çok problemi beraberinde getirebilir.B12 vitamini, süt ürünleri, balık, et gibi ürünlerde yer alan, kırmızı kan hücresi oluşumunda, beyin ve sinir fonksiyonlarında ve DNA üretiminde önemli bir role sahip olan vücut tarafından üretilemeyen suda çözünen bir vitamindir. B12 tüketilen gıdalardan proteine bağlanarak mide içerisinde enzimler ve hidroklorik asit tarafından serbest forma dönüştürülür.B12 vitamininin vücuda pek çok faydası bulunur. Sinir tahribatını önler, hücre oluşumunu destekler, hafızanın güçlenmesine yardımcı olur. Folik asitle beraber çalışarak kansızlığa karşı etkili olur. Kandaki amino asit (homosistein) miktarını azaltarak kalp ve kan damarları hastalıklarını önler.B12 eksikliği, yetersiz beslenme, vitamin emilimini engelleyen metabolik bozukluklar ve bazı ilaçların kullanımı sonucu, kansızlık, yorgunluk, hafıza sorunları, el ve ayaklarda karıncalanma, iştah ve kilo kaybı, ağız ülserleri, nefes darlığı ve cilt renginin solgunlaşması gibi belirtilerin görüldüğü vitamin eksikliğidir.B12 eksikliğini önlemek için doğru ve dengeli beslenmek önemlidir. B12 kaynağı olan besinleri beslenme listenize ekleyerek vitamin eksikliğini giderebilirsiniz.Vücut tarafından üretilemeyen B12 vitamini nelerde bulunur sorusuna yanıt olarak aşağıdaki besinler sıralanabilir:

Kırmızı et
Tavuk
Balık
Karaciğer sakatatı
Böbrek sakatatı
Çeşitli deniz ürünleri (karides, midye)
Süt
Yoğurt
Peynir
Yumurta

B12 vitamini hayvansal gıdalarda süt ve süt ürünlerinde oldukça fazla olmasıyla birlikte mayalı soya ürünlerinde de bulunur. Omega-3 kaynağı kuruyemişler, sebze ve meyve grupları ise B12 vitamini içermez.B12 vitamini faydaları oldukça fazladır. Sinir tahribatını önler, doğurganlığı sağlar, vücut hücrelerinin oluşumunu kendini yenilemesini ve uzun yaşamasını sağlar, sinir uçlarının normal gelişimini kolaylaştıran vitaminler arasında yer alır. Öte yandan vücuda yeterli miktarda alınan B12 vitamini hafızanın güçlenmesine ve öğrenmeye de yardımcı olabilmektedir. Tam Kan Sayımı testinde ihtiyaca göre doktor B12 ölçülmesini de isteyebilir. O zaman bu testin adına B12 testi denilmektedir.B12 testi, hastanın kanından alınan örnekle yapılmaktadır. Hastanın test öncesinde 6-8 saatlik açlık durumunun olması gerekmektedir. Hastanın kolundaki bir damardan girilerek hastanın kanı alınır ve tüplere doldurulup; kan laboratuvara gönderilir. Laboratuvarda da B12 değeri incelenir ve bu sonuç rapor olarak yazılır.B12 vitamininin miktarı testlerde 200 pg/mL ile 800 pg/mL arasında olması beklenir. B12 seviyesi ölçümünde 300 pg/mL&#039;nin üzerinde B12 seviyesi istenen ve normal kabul edilen bir değerken 200-300 pg/mL arası sınırda, 200 pg/mL altında olan bir değerse düşük B12 vitamini seviyesi olarak değerlendirilmektedir.B12 vitamini takviyesi, vücudun ihtiyaç duyduğu önemli bir vitamini desteklemek için kullanılır. B12 vitamini (kobalamin), sinir sistemi sağlığı ve kırmızı kan hücrelerinin üretimi için gereklidir. Ayrıca DNA sentezinde rol oynar. B12, karbonhidratların enerjiye dönüştürülmesine yardımcı olarak yorgunluk ve halsizlik hissini azaltabilir.Sinir dokusunun korunmasında ve sinir sinyallerinin düzgün iletilmesinde önemlidir. Eksikliği el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma gibi nörolojik sorunlara yol açabilir. B12 vitamini, sağlıklı kırmızı kan hücresi üretimini teşvik ederek anemiyi (kansızlık) önler.B12 eksikliği hafıza problemlerine ve bilişsel işlev bozukluklarına neden olabilir. Yeterli alımı, yaşa bağlı bilişsel gerileme riskini azaltabilir.B12 takviyesi almadan önce doktorunuza danışmanız önemlidir. Dozaj ve form (tablet, dil altı, enjeksiyon) kişisel sağlık durumuna göre belirlenmelidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X_A4NrufiUWr2joC_WCPjg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>B12, içince, olur, İşte, vücut, üzerindeki, etkileri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X_A4NrufiUWr2joC_WCPjg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="B12 içince ne olur? İşte vücut üzerindeki etkileri"><p>B12 vitamini vücut için en önemli vitaminlerden biri. Hayvansal gıdalarda doğal olarak bulunan ve kırmızı kan hücresi oluşumuna destek olan B12 vitamini eksik olduğunda unutkanlık, hafıza sorunları ya da konuşma güçlüğü gibi sorunlara yol açar. B12 eksikliğini gidermek için B12 zengini besinler tüketmek ya da takviye içeren ürünleri kullanmak gerekir. Peki, B12 içince ne olur? Vücuda nasıl bir etkisi var?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9JEqDFRSiki4JnxLKhsvXA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 vitamini insan sağlığı üzerinde önemli bir yere sahiptir. B12 eksikliği çeşitli hastalıklara davetiye çıkarır fazlalılığı ise pek çok problemi beraberinde getirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GxWtBLZdMEyECKVYHloQCA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 vitamini, süt ürünleri, balık, et gibi ürünlerde yer alan, kırmızı kan hücresi oluşumunda, beyin ve sinir fonksiyonlarında ve DNA üretiminde önemli bir role sahip olan vücut tarafından üretilemeyen suda çözünen bir vitamindir. B12 tüketilen gıdalardan proteine bağlanarak mide içerisinde enzimler ve hidroklorik asit tarafından serbest forma dönüştürülür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bdNerM0-KUCfm4mu1rOYDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 vitamininin vücuda pek çok faydası bulunur. Sinir tahribatını önler, hücre oluşumunu destekler, hafızanın güçlenmesine yardımcı olur. Folik asitle beraber çalışarak kansızlığa karşı etkili olur. Kandaki amino asit (homosistein) miktarını azaltarak kalp ve kan damarları hastalıklarını önler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3qITkePjwkmZuL1hcnZ3gQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 eksikliği, yetersiz beslenme, vitamin emilimini engelleyen metabolik bozukluklar ve bazı ilaçların kullanımı sonucu, kansızlık, yorgunluk, hafıza sorunları, el ve ayaklarda karıncalanma, iştah ve kilo kaybı, ağız ülserleri, nefes darlığı ve cilt renginin solgunlaşması gibi belirtilerin görüldüğü vitamin eksikliğidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AZZMsUvYQ0mFD6T6-EB04A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 eksikliğini önlemek için doğru ve dengeli beslenmek önemlidir. B12 kaynağı olan besinleri beslenme listenize ekleyerek vitamin eksikliğini giderebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b2Bfv0BdXE662e488itNRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücut tarafından üretilemeyen B12 vitamini nelerde bulunur sorusuna yanıt olarak aşağıdaki besinler sıralanabilir:

Kırmızı et
Tavuk
Balık
Karaciğer sakatatı
Böbrek sakatatı
Çeşitli deniz ürünleri (karides, midye)
Süt
Yoğurt
Peynir
Yumurta

B12 vitamini hayvansal gıdalarda süt ve süt ürünlerinde oldukça fazla olmasıyla birlikte mayalı soya ürünlerinde de bulunur. Omega-3 kaynağı kuruyemişler, sebze ve meyve grupları ise B12 vitamini içermez.B12 vitamini faydaları oldukça fazladır. Sinir tahribatını önler, doğurganlığı sağlar, vücut hücrelerinin oluşumunu kendini yenilemesini ve uzun yaşamasını sağlar, sinir uçlarının normal gelişimini kolaylaştıran vitaminler arasında yer alır. Öte yandan vücuda yeterli miktarda alınan B12 vitamini hafızanın güçlenmesine ve öğrenmeye de yardımcı olabilmektedir. Tam Kan Sayımı testinde ihtiyaca göre doktor B12 ölçülmesini de isteyebilir. O zaman bu testin adına B12 testi denilmektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/21h6TkGqikyKUtY26Vm7tw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 testi, hastanın kanından alınan örnekle yapılmaktadır. Hastanın test öncesinde 6-8 saatlik açlık durumunun olması gerekmektedir. Hastanın kolundaki bir damardan girilerek hastanın kanı alınır ve tüplere doldurulup; kan laboratuvara gönderilir. Laboratuvarda da B12 değeri incelenir ve bu sonuç rapor olarak yazılır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CqvkM0VzOEetjbv4ZTM5ng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 vitamininin miktarı testlerde 200 pg/mL ile 800 pg/mL arasında olması beklenir. B12 seviyesi ölçümünde 300 pg/mL'nin üzerinde B12 seviyesi istenen ve normal kabul edilen bir değerken 200-300 pg/mL arası sınırda, 200 pg/mL altında olan bir değerse düşük B12 vitamini seviyesi olarak değerlendirilmektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b8xVRgVp80eixkUT-MZ_0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 vitamini takviyesi, vücudun ihtiyaç duyduğu önemli bir vitamini desteklemek için kullanılır. B12 vitamini (kobalamin), sinir sistemi sağlığı ve kırmızı kan hücrelerinin üretimi için gereklidir. Ayrıca DNA sentezinde rol oynar. B12, karbonhidratların enerjiye dönüştürülmesine yardımcı olarak yorgunluk ve halsizlik hissini azaltabilir.Sinir dokusunun korunmasında ve sinir sinyallerinin düzgün iletilmesinde önemlidir. Eksikliği el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma gibi nörolojik sorunlara yol açabilir. B12 vitamini, sağlıklı kırmızı kan hücresi üretimini teşvik ederek anemiyi (kansızlık) önler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_x-ba6o9Z0eXZ-wzC2Lc2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 eksikliği hafıza problemlerine ve bilişsel işlev bozukluklarına neden olabilir. Yeterli alımı, yaşa bağlı bilişsel gerileme riskini azaltabilir.B12 takviyesi almadan önce doktorunuza danışmanız önemlidir. Dozaj ve form (tablet, dil altı, enjeksiyon) kişisel sağlık durumuna göre belirlenmelidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Demir, kalsiyum, lif içeriyor: Kolesterolü düşürmek için köri yaprakları nasıl kullanılır?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/demir-kalsiyum-lif-iceriyor-kolesterolu-dusurmek-icin-koeri-yapraklari-nasil-kullanilir</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/demir-kalsiyum-lif-iceriyor-kolesterolu-dusurmek-icin-koeri-yapraklari-nasil-kullanilir</guid>
<description><![CDATA[ Hint mutfağının vazgeçilmez bir parçası olan köri yaprakları, sağlık üzerindeki faydalarıyla dikkat çekiyor. Körü yaprakları kolesterolü düşürmek için de kullanılıyor.  Yüzyıllardır köri yaprakları yiyeceklere eklenerek tüketiliyor. Peki, köri yapraklarının faydaları neler?Köri yapraklarının içerdiği antioksidanlar, vitaminler ve temel besinler kalp sağlığını koruyarak bağışıklık sistemini güçlendirmeye katkı sağlıyor.Köri yaprakları, vücudu hastalıklardan uzak tutmada önemli bir rol oynayan antioksidanlar açısından zengindir. Bu antioksidanlar, vücutta hücresel hasara neden olan serbest radikaller için temizleyici görevi görür. Köri yapraklarında bulunan birkaç yararlı bileşik linalool, alfa-terpinen, mirsen, mahanimbin, karyofilen, murrayanol ve alfa-pinendir.Köri yaprakları A, B, C ve E vitaminleri gibi temel vitaminlerle doludur; ayrıca kalsiyum, demir ve lif içerir. Genel sağlıkta iyileşmeye, bağışıklık sistemini güçlendirmeye ve daha sağlıklı bir cilt ile birlikte daha güçlü kemikler getirmeye katkıda bulunurlar. Bu nedenle diyete köri yaprakları eklemek yeterli miktarda doğal besin sağlayacaktır.Köri yapraklarının sindirimi iyileştirdiği bilinmektedir. Sindirim enzimlerini uyararak vücudun yiyecekleri daha etkili bir şekilde parçalamasına yardımcı olurlar. Şişkinlik, kabızlık ve hazımsızlık gibi yaygın sindirim sorunlarını hafifletebilirler. Hafif müshil özellikleri sağlıklı bir bağırsağın korunmasına yardımcı olur.Köri yapraklarını günlük tüketmek kalp sağlığına fayda sağlayabilir. İyi kolesterolü (HDL) teşvik ederken kötü kolesterol (LDL) seviyelerini düşürmeye yardımcı olur ve kalp hastalığı riskini azaltır. Köri yapraklarındaki antioksidanlar ayrıca kan damarlarına zarar verebilen oksidatif stresi önlemeye yardımcı olur.Köri yaprakları bireylerde saç büyümesini destekler, kepek oluşumunu azaltır ve erken grileşmeyi önler. Antioksidanlar ve antibakteriyel özellikler cilt dokusunu iyileştirerek cilde sağlıklı bir görünüm ve parlaklık kazandırır.Kolesterolünüzü düşürmek için diyetinize köri yaprakları eklemenin 5 basit yolu şunlardır:Köri yaprağı çayı içmek bu otu günlük rutininize eklemenin kolay bir yoludur. Taze köri yapraklarını birkaç dakika sıcak suda bekletin ve düzenli olarak yudumlayın. Bu, LDL&#039;yi (kötü kolesterol) düşürmeye ve genel kalp sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilir.Sabah smoothienize birkaç köri yaprağı karıştırın. Bunları meyveler, elmalar ve bir avuç ıspanakla birleştirerek kolesterol yönetimine yardımcı olan besin dolu bir içecek elde edin. Köri yapraklarındaki antioksidanlar lipid profilinizi iyileştirmeye yardımcı olur.Köri yapraklarını kurutun ve ince bir toz haline getirin. Bu tozu salatalarınıza, çorbalarınıza veya yoğurdunuza serpebilirsiniz. Köri yaprağı tozunu düzenli olarak tüketmek kolesterol seviyelerini düzenlemeye ve daha iyi sindirimi desteklemeye yardımcı olabilir.Köri yapraklarını zeytinyağına veya hindistancevizi yağına ekleyin.
Aromalı yağı salata soslarında veya yemek pişirmede kullanın. Köri yapraklarıyla karıştırılan kalp sağlığına yararlı yağlar zararlı kolesterol seviyelerini azaltabilir.
Mercimek çorbalarınıza veya sebze körilerinize köri yaprakları ekleyin. Pişirmeye sadece bir avuç taze yaprak ekleyin. Köri yapraklarındaki lif ve antioksidanlar kolesterol seviyelerini düşürmeye ve kalbi sağlıklı tutmaya yardımcı olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FXSSTf6ROk6V0dX-BAijgg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Demir, kalsiyum, lif, içeriyor:, Kolesterolü, düşürmek, için, köri, yaprakları, nasıl, kullanılır</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FXSSTf6ROk6V0dX-BAijgg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Demir, kalsiyum, lif içeriyor: Kolesterolü düşürmek için köri yaprakları nasıl kullanılır?"><p>Hint mutfağının vazgeçilmez bir parçası olan köri yaprakları, sağlık üzerindeki faydalarıyla dikkat çekiyor. Körü yaprakları kolesterolü düşürmek için de kullanılıyor.  Yüzyıllardır köri yaprakları yiyeceklere eklenerek tüketiliyor. Peki, köri yapraklarının faydaları neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f9d2v880WEyVq7hdjJlbhg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Köri yapraklarının içerdiği antioksidanlar, vitaminler ve temel besinler kalp sağlığını koruyarak bağışıklık sistemini güçlendirmeye katkı sağlıyor.Köri yaprakları, vücudu hastalıklardan uzak tutmada önemli bir rol oynayan antioksidanlar açısından zengindir. Bu antioksidanlar, vücutta hücresel hasara neden olan serbest radikaller için temizleyici görevi görür. Köri yapraklarında bulunan birkaç yararlı bileşik linalool, alfa-terpinen, mirsen, mahanimbin, karyofilen, murrayanol ve alfa-pinendir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vi96k8FINkewMWbRvpAQEA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Köri yaprakları A, B, C ve E vitaminleri gibi temel vitaminlerle doludur; ayrıca kalsiyum, demir ve lif içerir. Genel sağlıkta iyileşmeye, bağışıklık sistemini güçlendirmeye ve daha sağlıklı bir cilt ile birlikte daha güçlü kemikler getirmeye katkıda bulunurlar. Bu nedenle diyete köri yaprakları eklemek yeterli miktarda doğal besin sağlayacaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dT13M1DcfkeGH0ZpsnQGdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Köri yapraklarının sindirimi iyileştirdiği bilinmektedir. Sindirim enzimlerini uyararak vücudun yiyecekleri daha etkili bir şekilde parçalamasına yardımcı olurlar. Şişkinlik, kabızlık ve hazımsızlık gibi yaygın sindirim sorunlarını hafifletebilirler. Hafif müshil özellikleri sağlıklı bir bağırsağın korunmasına yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3SV8Ykh8s0m8opyLzlF13g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Köri yapraklarını günlük tüketmek kalp sağlığına fayda sağlayabilir. İyi kolesterolü (HDL) teşvik ederken kötü kolesterol (LDL) seviyelerini düşürmeye yardımcı olur ve kalp hastalığı riskini azaltır. Köri yapraklarındaki antioksidanlar ayrıca kan damarlarına zarar verebilen oksidatif stresi önlemeye yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5f_V_N-Jtk6o-d4udA1GPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Köri yaprakları bireylerde saç büyümesini destekler, kepek oluşumunu azaltır ve erken grileşmeyi önler. Antioksidanlar ve antibakteriyel özellikler cilt dokusunu iyileştirerek cilde sağlıklı bir görünüm ve parlaklık kazandırır.Kolesterolünüzü düşürmek için diyetinize köri yaprakları eklemenin 5 basit yolu şunlardır:Köri yaprağı çayı içmek bu otu günlük rutininize eklemenin kolay bir yoludur. Taze köri yapraklarını birkaç dakika sıcak suda bekletin ve düzenli olarak yudumlayın. Bu, LDL'yi (kötü kolesterol) düşürmeye ve genel kalp sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p2IBtwpGi0evuBY85OnLZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabah smoothienize birkaç köri yaprağı karıştırın. Bunları meyveler, elmalar ve bir avuç ıspanakla birleştirerek kolesterol yönetimine yardımcı olan besin dolu bir içecek elde edin. Köri yapraklarındaki antioksidanlar lipid profilinizi iyileştirmeye yardımcı olur.Köri yapraklarını kurutun ve ince bir toz haline getirin. Bu tozu salatalarınıza, çorbalarınıza veya yoğurdunuza serpebilirsiniz. Köri yaprağı tozunu düzenli olarak tüketmek kolesterol seviyelerini düzenlemeye ve daha iyi sindirimi desteklemeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/69pJGoqRFEGj-sZk-OUsUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Köri yapraklarını zeytinyağına veya hindistancevizi yağına ekleyin.
Aromalı yağı salata soslarında veya yemek pişirmede kullanın. Köri yapraklarıyla karıştırılan kalp sağlığına yararlı yağlar zararlı kolesterol seviyelerini azaltabilir.
Mercimek çorbalarınıza veya sebze körilerinize köri yaprakları ekleyin. Pişirmeye sadece bir avuç taze yaprak ekleyin. Köri yapraklarındaki lif ve antioksidanlar kolesterol seviyelerini düşürmeye ve kalbi sağlıklı tutmaya yardımcı olur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çocuklarda çene boyutunun küçülmesine neden oluyormuş: Bir zararı daha ortaya çıktı</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/cocuklarda-cene-boyutunun-kuculmesine-neden-oluyormus-bir-zarari-daha-ortaya-cikti</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/cocuklarda-cene-boyutunun-kuculmesine-neden-oluyormus-bir-zarari-daha-ortaya-cikti</guid>
<description><![CDATA[ Valencia Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışma, çocuklara gevrekler ve hazır yemekler gibi aşırı işlenmiş gıdalar yedirmenin çene boyutlarının küçülmesine ve çene dişleri gibi diş deformiteleri riskinin artmasına yol açtığı konusunda uyarıyor. Yumuşak, aşırı lezzetli diyetlere geçiş, gerekli çiğnemeyi azaltarak çene gelişimini etkiliyor ve maloklüzyon, obezite ve diğer sağlık sorunlarını teşvik ediyor.Çocuklarınıza kahvaltıda tahıl gevreği yapmak sizin için pratik ve uygun bir plan olabilir, ancak onların sağlığı için uygun değil. Yeni bir çalışmaya göre, aşırı işlenmiş gıdalar çocuklarda çene boyutlarının küçülmesiyle bağlantılı. Bu ayrıca çocuğunuzun çene dişleri gibi diş deformitelerine sahip olmasına da yol açabilir.Valencia Üniversitesi Tıp ve Sağlık Bilimleri Fakültesi&#039;nden araştırmacılar, yakın zamanda çocukları aşırı işlenmiş gıdalarla beslemenin riskleri konusunda uyardı. Bilim insanları, genç neslin çenesinin modern diyet nedeniyle küçüldüğünü belirtti.Araştırmacılar, et ve toplanmış gıdalar açısından zengin olan beslenmeden, tahıllara doğru geçişin bu değişikliklerden bazılarını körüklediğini söyledi. Ayrıca, aşırı işlenmiş gıdalara (UPF&#039;ler) ve &#039;aşırı lezzetli&#039; olan çok daha yumuşak bir diyete doğru geçişin aşırı yemeye yol açtığını da belirttiler.Çalışmalarına göre, İngiltere&#039;deki küçük çocuklar kalorilerinin yarısını tahıllar, yoğurtlar, dondurma ve hazır yemekler gibi UPF diyetinden alıyor. Bu, yedi yaşına geldiklerinde yüzde 59&#039;a çıkıyor.Bilim insanları üç ila beş yaş arasındaki çocukların diyetine baktılar ve birincil diyetlerinin çene gelişimi üzerinde etkisi olan sıvılar ve yarı katı yiyecekler olduğunu buldular.Ayrıca yeme alışkanlıklarını, diş yapılarını ve kafatası şeklini incelediler ve daha yumuşak yiyeceklerin çene dişleri ve doğal boşlukların olmamasıyla bağlantılı olduğunu buldular. Araştırmacılardan biri olan Laura Marques Martinez, “Çiğneme, kemik büyümesini teşvik ettiği, yüz kaslarını güçlendirdiği ve düzgün diş hizalanmasını desteklediği için çenelerin düzgün gelişiminde önemli bir rol oynar. Meyve, sebze veya doğal proteinler gibi katı ve lifli yiyecekleri çiğnemek, çeneleri çalıştırır ve maloklüzyon (dişlerin hizasızlığı) ve diş kemerlerinin boyut ve şeklindeki eksiklikler gibi sorunları önlemeye yardımcı olur.&quot; dedi.“Öte yandan, yumuşak olan ve çiğnemek için minimum çaba gerektiren ultra işlenmiş gıdalara dayalı diyetler, çene gelişimini olumsuz etkiler. Bu gıdalar, maksillofasiyal kasları ve kemikleri yeterince uyaramayarak, az gelişmiş kemik yapılarına yol açabilir ve maloklüzyon ve solunum sorunları riskini artırabilir&quot; diye ekledi Martinez.UPF&#039;ler ayrıca obezite, kardiyovasküler hastalık, tip 2 diyabet, azalmış bağışıklık fonksiyonu, zayıf bağırsak sağlığı ve artan kanser riskleriyle de bağlantılıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rdIfpmaT4EKXxNnqXSUSBg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çocuklarda, çene, boyutunun, küçülmesine, neden, oluyormuş:, Bir, zararı, daha, ortaya, çıktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rdIfpmaT4EKXxNnqXSUSBg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çocuklarda çene boyutunun küçülmesine neden oluyormuş: Bir zararı daha ortaya çıktı"><p>Valencia Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışma, çocuklara gevrekler ve hazır yemekler gibi aşırı işlenmiş gıdalar yedirmenin çene boyutlarının küçülmesine ve çene dişleri gibi diş deformiteleri riskinin artmasına yol açtığı konusunda uyarıyor. Yumuşak, aşırı lezzetli diyetlere geçiş, gerekli çiğnemeyi azaltarak çene gelişimini etkiliyor ve maloklüzyon, obezite ve diğer sağlık sorunlarını teşvik ediyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FC1fopvDn0eWA1EAxs9Dvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çocuklarınıza kahvaltıda tahıl gevreği yapmak sizin için pratik ve uygun bir plan olabilir, ancak onların sağlığı için uygun değil. Yeni bir çalışmaya göre, aşırı işlenmiş gıdalar çocuklarda çene boyutlarının küçülmesiyle bağlantılı. Bu ayrıca çocuğunuzun çene dişleri gibi diş deformitelerine sahip olmasına da yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sEWp8PAYWkOKjOH1TpT4zg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Valencia Üniversitesi Tıp ve Sağlık Bilimleri Fakültesi'nden araştırmacılar, yakın zamanda çocukları aşırı işlenmiş gıdalarla beslemenin riskleri konusunda uyardı. Bilim insanları, genç neslin çenesinin modern diyet nedeniyle küçüldüğünü belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FLt1IGf9ckiQx1Z4Tmuq5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, et ve toplanmış gıdalar açısından zengin olan beslenmeden, tahıllara doğru geçişin bu değişikliklerden bazılarını körüklediğini söyledi. Ayrıca, aşırı işlenmiş gıdalara (UPF'ler) ve 'aşırı lezzetli' olan çok daha yumuşak bir diyete doğru geçişin aşırı yemeye yol açtığını da belirttiler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A44CWY-QVkOthLZ-RcPQHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmalarına göre, İngiltere'deki küçük çocuklar kalorilerinin yarısını tahıllar, yoğurtlar, dondurma ve hazır yemekler gibi UPF diyetinden alıyor. Bu, yedi yaşına geldiklerinde yüzde 59'a çıkıyor.Bilim insanları üç ila beş yaş arasındaki çocukların diyetine baktılar ve birincil diyetlerinin çene gelişimi üzerinde etkisi olan sıvılar ve yarı katı yiyecekler olduğunu buldular.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NuFPqyKeZUSyu5p-WDSIzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrıca yeme alışkanlıklarını, diş yapılarını ve kafatası şeklini incelediler ve daha yumuşak yiyeceklerin çene dişleri ve doğal boşlukların olmamasıyla bağlantılı olduğunu buldular. Araştırmacılardan biri olan Laura Marques Martinez, “Çiğneme, kemik büyümesini teşvik ettiği, yüz kaslarını güçlendirdiği ve düzgün diş hizalanmasını desteklediği için çenelerin düzgün gelişiminde önemli bir rol oynar. Meyve, sebze veya doğal proteinler gibi katı ve lifli yiyecekleri çiğnemek, çeneleri çalıştırır ve maloklüzyon (dişlerin hizasızlığı) ve diş kemerlerinin boyut ve şeklindeki eksiklikler gibi sorunları önlemeye yardımcı olur." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oBKba93NJEWFYWdWrrGc1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Öte yandan, yumuşak olan ve çiğnemek için minimum çaba gerektiren ultra işlenmiş gıdalara dayalı diyetler, çene gelişimini olumsuz etkiler. Bu gıdalar, maksillofasiyal kasları ve kemikleri yeterince uyaramayarak, az gelişmiş kemik yapılarına yol açabilir ve maloklüzyon ve solunum sorunları riskini artırabilir" diye ekledi Martinez.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G7WDrjD-5kitXcq9ZeewXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>UPF'ler ayrıca obezite, kardiyovasküler hastalık, tip 2 diyabet, azalmış bağışıklık fonksiyonu, zayıf bağırsak sağlığı ve artan kanser riskleriyle de bağlantılıdır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Obeziteye yeni tanım gerekiyor: Vücut Kitle İndeksi tek başına yetersiz</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/obeziteye-yeni-tanim-gerekiyor-vucut-kitle-indeksi-tek-basina-yetersiz</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/obeziteye-yeni-tanim-gerekiyor-vucut-kitle-indeksi-tek-basina-yetersiz</guid>
<description><![CDATA[ Dünya çapında bir milyardan fazla kişiyi etkileyen&quot;obezite, çağın hastalığı olarak görülüyor. Dünya çapında uzmanların hazırladığı bir rapora göre ise obezite daha hasaas ve net bir tanıma ihtiyaç duyuyor. Uzmanlar obezite tanısı için kullanılan Vücut Kitle İndeksinin tek başına yetersiz olduğuna dikkat çekiyor.Farklı ülkelerden bir grup sağlık uzmanı,  obezitenin tanımlanmasında, boy ve kilo oranının tek kıstas olarak kullanılmasına son verilmesini teklif ettti.Halihazırda vücut kitle İndeksi 30 üzeri kişiler obez olarak tanımlanıyor. Ancak sistemin eksiklikleri eleştiriliyor.Aşırı vücut yağına sahip kişilerin Vücut Kİtle İndeksi&#039;nin her zaman 30&#039;un üzerinde olmadığı belirtiliyor.Sporcuların da normal yağ kütlesine rağmen yüksek Vücut kitle indeksine sahip olduğuna dikkat çekiliyor.Obezite tanımlaması için boy kilo oranının yanı sıra bel çevresi ve genel sağlık durumunun da dikkate alınması gerektiği belirtiliyor.Uzmanlar aşırı kilolardan kaynaklanan kronik hastalıkları olanlara &quot;klinik obezite&quot; teşhisi konması gerektiğine dikkat çekiyor. Herhangi bir sağlık sorunu olmayanlara ise &quot;klinik öncesi obezite&quot; teşhisi konulması gerektiği vurgulanıyor.
Bu sayede obezite vakalarının daha net biçimde teşhis edilip tedaviye daha erken başlanabileceği belirtiliyor.Lancet Diyabet ve Endokrinoloji dergisinde obeziteyle ilgili yayınlanan rapor, dünya çapında 70&#039;den fazla kurum tarafından destekleniyor nncak uygulamanın yaygınlaşmasının zaman alacağı ifade ediliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FR0A0IpvO0ODFbF3eR3v4w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Obeziteye, yeni, tanım, gerekiyor:, Vücut, Kitle, İndeksi, tek, başına, yetersiz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FR0A0IpvO0ODFbF3eR3v4w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Obeziteye yeni tanım gerekiyor: Vücut Kitle İndeksi tek başına yetersiz"><p>Dünya çapında bir milyardan fazla kişiyi etkileyen"obezite, çağın hastalığı olarak görülüyor. Dünya çapında uzmanların hazırladığı bir rapora göre ise obezite daha hasaas ve net bir tanıma ihtiyaç duyuyor. Uzmanlar obezite tanısı için kullanılan Vücut Kitle İndeksinin tek başına yetersiz olduğuna dikkat çekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dl79KyfP-USlWlBx5seZvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Farklı ülkelerden bir grup sağlık uzmanı,  obezitenin tanımlanmasında, boy ve kilo oranının tek kıstas olarak kullanılmasına son verilmesini teklif ettti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J_QKb33JOE-rZvmkwYPnBA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Halihazırda vücut kitle İndeksi 30 üzeri kişiler obez olarak tanımlanıyor. Ancak sistemin eksiklikleri eleştiriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rDGxP4b7R0GrepSk2Q507g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşırı vücut yağına sahip kişilerin Vücut Kİtle İndeksi'nin her zaman 30'un üzerinde olmadığı belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mCvaNERdrUuWA_PVSF7plQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sporcuların da normal yağ kütlesine rağmen yüksek Vücut kitle indeksine sahip olduğuna dikkat çekiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o8TneB8TBUmKOSjImtMFWA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Obezite tanımlaması için boy kilo oranının yanı sıra bel çevresi ve genel sağlık durumunun da dikkate alınması gerektiği belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/okLYtNXjUkC7vRk-pb0-5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar aşırı kilolardan kaynaklanan kronik hastalıkları olanlara "klinik obezite" teşhisi konması gerektiğine dikkat çekiyor. Herhangi bir sağlık sorunu olmayanlara ise "klinik öncesi obezite" teşhisi konulması gerektiği vurgulanıyor.
Bu sayede obezite vakalarının daha net biçimde teşhis edilip tedaviye daha erken başlanabileceği belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JDRvX5Inr0qREY1tho7WDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lancet Diyabet ve Endokrinoloji dergisinde obeziteyle ilgili yayınlanan rapor, dünya çapında 70'den fazla kurum tarafından destekleniyor nncak uygulamanın yaygınlaşmasının zaman alacağı ifade ediliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İstanbul&amp;apos;da bir hastane: Müşterileri, kobra, tarantula, iguana, piton ve diğerleri</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/istanbulda-bir-hastane-musterileri-kobra-tarantula-iguana-piton-ve-digerleri</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/istanbulda-bir-hastane-musterileri-kobra-tarantula-iguana-piton-ve-digerleri</guid>
<description><![CDATA[ Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi bünyesindeki hastane, egzotik evcil ve yabani hayvanlara kapsamlı sağlık hizmeti veriyor. Birimde, yılan türlerinin yanısıra, aslan, leylek, iguana gibi türlerin de her türlü tedavisi merkezde yapılıyor.Hayvanlara kapsamlı sağlık hizmeti sunan Araştırma ve Uygulama Hastanesi, 24 polikliniğe sahip.Acil birimi, at ve büyük hayvan ameliyat salonları binası, karantina binası, derslikler ve yatar hasta ahır ünitelerinden oluşan bu yapı, hayvan sağlığı alanında birçok yeniliğe de öncülük ediyor.Her türlü hayvan türüne ve hayvan sağlığına yönelik tüm ihtiyaçlara cevap verebilecek şekilde tasarlanan hastane yüksek teknoloji de kullanıyor.Kedi, köpek, at, sığır, koyun gibi evcil ve çiftlik hayvanlarının yanı sıra kaplumbağa, iguana, papağan, lemur, bukalemunmuhabbet kuşu gibi egzotik türler ve tilki, karaca, leylek, aslan, balık, kirpi ve yılan gibi canlılar da tedavi hizmeti alabiliyor.Hastanenin yaban hayvanları kliniği, yılda ortalama 1000 egzotik pet ve yabani hayvana hizmet veriyor.Hastane her gün 24 saat hizmet vermekte. Hafta içleri saat saat 08.00-17.00 aralarında, hafta sonları ve özel günlerde ise 24 saat boyunca sadece Acil ve Yatar Hasta servisi çalışıyor. Sağlık hizmetleri ücret tarifesine göre alınıyor.Hastane, sokak hayvanları için belediyelerle işbirliği içinde. Doğrudan sokak hayvanlarına bakım yapılmıyor, İstanbul’daki bazı ilçe belediyeler ile yapılan protokoller kapsamında, yönlendirme ile hizmet veriliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SAIwMyrFCUuMzNpBRp3nGw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İstanbulda, bir, hastane:, Müşterileri, kobra, tarantula, iguana, piton, diğerleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SAIwMyrFCUuMzNpBRp3nGw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İstanbul'da bir hastane: Müşterileri, kobra, tarantula, iguana, piton ve diğerleri"><p>Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi bünyesindeki hastane, egzotik evcil ve yabani hayvanlara kapsamlı sağlık hizmeti veriyor. Birimde, yılan türlerinin yanısıra, aslan, leylek, iguana gibi türlerin de her türlü tedavisi merkezde yapılıyor.</p><p>Hayvanlara kapsamlı sağlık hizmeti sunan Araştırma ve Uygulama Hastanesi, 24 polikliniğe sahip.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OofyhOR-V0eckx0ByCfOGw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Kaynak: Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi">Acil birimi, at ve büyük hayvan ameliyat salonları binası, karantina binası, derslikler ve yatar hasta ahır ünitelerinden oluşan bu yapı, hayvan sağlığı alanında birçok yeniliğe de öncülük ediyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ez7vv5TJy0eKlE-thqYiDw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Kaynak: Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi">Her türlü hayvan türüne ve hayvan sağlığına yönelik tüm ihtiyaçlara cevap verebilecek şekilde tasarlanan hastane yüksek teknoloji de kullanıyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aDCBtBT4KkiehIVDs_bUSw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Kaynak: Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi">Kedi, köpek, at, sığır, koyun gibi evcil ve çiftlik hayvanlarının yanı sıra kaplumbağa, iguana, papağan, lemur, bukalemunmuhabbet kuşu gibi egzotik türler ve tilki, karaca, leylek, aslan, balık, kirpi ve yılan gibi canlılar da tedavi hizmeti alabiliyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aHet_MvHzUmXWeJl4pdgPg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Kaynak: Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi">Hastanenin yaban hayvanları kliniği, yılda ortalama 1000 egzotik pet ve yabani hayvana hizmet veriyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HGfIIwv--Uq8UFkzdFOWeg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Kaynak: Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi">Hastane her gün 24 saat hizmet vermekte. Hafta içleri saat saat 08.00-17.00 aralarında, hafta sonları ve özel günlerde ise 24 saat boyunca sadece Acil ve Yatar Hasta servisi çalışıyor. Sağlık hizmetleri ücret tarifesine göre alınıyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZT4dGJMFukGkoyRm5cZUqQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Kaynak: Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi">Hastane, sokak hayvanları için belediyelerle işbirliği içinde. Doğrudan sokak hayvanlarına bakım yapılmıyor, İstanbul’daki bazı ilçe belediyeler ile yapılan protokoller kapsamında, yönlendirme ile hizmet veriliyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Qo-ss_lCwkmMP7wGMT9e-A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Kaynak: Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi"><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QMA45w2aZU-BZvUKk1TeVQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Kaynak: Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi">]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sosyal Sigortalar Kanunu Resmi Gazete&amp;apos;de: Aile hekimi raporu ücretli olacak</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/sosyal-sigortalar-kanunu-resmi-gazetede-aile-hekimi-raporu-ucretli-olacak</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/sosyal-sigortalar-kanunu-resmi-gazetede-aile-hekimi-raporu-ucretli-olacak</guid>
<description><![CDATA[ Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu&#039;nda değişiklik öngören yasa Resmi Gazete&#039;de yayımlandı. Yasayla ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi için katılım payı 20 liraya yükseltilecek. Aile hekimlerinden ehliyet gibi bazı işlemler için alınacak bazı sağlık raporları da artık ücretli olacak. Aile hekimleri mesai saatleri dışında ücret karşılığında hastalara bakabilecek.Genel Sağlık Sigortası&#039;na ilişkin düzenlemeleri de içeren Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmi Gazete&#039;de yer aldı.  TBMM Genel Kurulunda 9 Ocak&#039;ta kabul edilerek yasalaşan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmi Gazete&#039;de yayımlandı. HASTANELERDE KATILIM PAYI ARTTIYasayla, ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi için katılım payı 20 liraya yükseltildi. SGK, katılım payını, aile hekiminden sevk edilenler için yüzde 50 azaltmaya yetkili olacak.İŞVERENLERE PRİM DESTEĞİYasayla, özel sektör işverenlerinin SGK&#039;ya ödeyecekleri malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi için sağlanan 5 puanlık sigorta prim indirimi 4 puan olarak uygulanacak. İmalat sektöründe çalışanlar için ise 5 puanlık prim desteği devam edecek.AİLE HEKİMİ RAPORU ÜCRETLİ OLACAK  Yasayla ayrıca, aile hekimleri mesai saatleri dışında ücret karşılığında hastalara bakabilecek.Aile hekimlerinden alınan bazı raporlar ücretli hale gelecek. Örneğin ehliyet raporu için başvurulması durumunda belli bir miktar ücret alınacak. Raporlar karşılığı toplanan ücretler döner sermayeye aktarılacak.    ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FTro26oPYUyc2Z95UH3RSw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sosyal, Sigortalar, Kanunu, Resmi, Gazetede:, Aile, hekimi, raporu, ücretli, olacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FTro26oPYUyc2Z95UH3RSw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sosyal Sigortalar Kanunu Resmi Gazete'de: Aile hekimi raporu ücretli olacak"><p>Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda değişiklik öngören yasa Resmi Gazete'de yayımlandı. Yasayla ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi için katılım payı 20 liraya yükseltilecek. Aile hekimlerinden ehliyet gibi bazı işlemler için alınacak bazı sağlık raporları da artık ücretli olacak. Aile hekimleri mesai saatleri dışında ücret karşılığında hastalara bakabilecek.</p><p>Genel Sağlık Sigortası'na ilişkin düzenlemeleri de içeren Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmi Gazete'de yer aldı.  TBMM Genel Kurulunda 9 Ocak'ta kabul edilerek yasalaşan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmi Gazete'de yayımlandı. </p><p><strong>HASTANELERDE KATILIM PAYI ARTTI</strong></p><p>Yasayla, ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi için katılım payı 20 liraya yükseltildi. SGK, katılım payını, aile hekiminden sevk edilenler için yüzde 50 azaltmaya yetkili olacak.</p><p><strong>İŞVERENLERE PRİM DESTEĞİ</strong></p><p>Yasayla, özel sektör işverenlerinin SGK'ya ödeyecekleri malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi için sağlanan 5 puanlık sigorta prim indirimi 4 puan olarak uygulanacak. İmalat sektöründe çalışanlar için ise 5 puanlık prim desteği devam edecek.</p><p><strong>AİLE HEKİMİ RAPORU ÜCRETLİ OLACAK</strong>  Yasayla ayrıca, aile hekimleri mesai saatleri dışında ücret karşılığında hastalara bakabilecek.</p><p>Aile hekimlerinden alınan bazı raporlar ücretli hale gelecek. Örneğin ehliyet raporu için başvurulması durumunda belli bir miktar ücret alınacak. Raporlar karşılığı toplanan ücretler döner sermayeye aktarılacak.   </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Estetik yetkisi yargı yolunda</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/estetik-yetkisi-yargi-yolunda</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/estetik-yetkisi-yargi-yolunda</guid>
<description><![CDATA[ Estetik yetkisi yargı yolunda Sağlık Bakanlığı&#039;nın her hekime estetik uygulamanın önünü açan düzenlemesi tartışılıyor. Türk Dermatoloji Derneği, uygulamanın halk sağlığını tehdit edeceği uyarısıyla konuyu yargıya taşımaya hazırlanıyor. Haber: Öykü TüccarKamera: Ahmet Aldoğan ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wo6EGp8HOkGAn1pi4uwAhA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Estetik, yetkisi, yargı, yolunda</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wo6EGp8HOkGAn1pi4uwAhA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Estetik yetkisi yargı yolunda"><p>Estetik yetkisi yargı yolunda Sağlık Bakanlığı'nın her hekime estetik uygulamanın önünü açan düzenlemesi tartışılıyor. Türk Dermatoloji Derneği, uygulamanın halk sağlığını tehdit edeceği uyarısıyla konuyu yargıya taşımaya hazırlanıyor. Haber: Öykü TüccarKamera: Ahmet Aldoğan</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>5 milyon kişilik depresyon araştırması: Risk artıran 300 yeni genetik faktör</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/5-milyon-kisilik-depresyon-arastirmasi-risk-artiran-300-yeni-genetik-faktoer</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/5-milyon-kisilik-depresyon-arastirmasi-risk-artiran-300-yeni-genetik-faktoer</guid>
<description><![CDATA[ Depresyonun genetik altyapısını anlamak için İngiltere&#039;de yapılan ve 29 ülkeden 5 milyon kişinin gen verisinin incelendiği araştırma, çığır açıcı sonuçlar ortaya koydu. Bilim insanları, depresyon riskini artıran 300’den fazla yeni genetik varyasyon tespit etti. Araştırmanın, yeni ve daha etkili tedavilerin geliştirilmesine öncülük etmesi bekleniyor.İngiltere&#039;de 5 milyon kişilik yeni bir &quot;depresyon&quot; araştırması yapıldı.Uluslararası bir ekip tarafından yürütülen çalışma, önceki araştırmalardan farklı olarak daha geniş bir genetik çeşitliliği kapsadı.Araştırmaya dahil edilen verilerin dörtte biri, Afrikalı, Doğu Asyalı, Hispanik ve Güney Asyalı bireylerin genetik verilerinden oluştu. Çalışmada depresyonla bağlantılı toplam 700 genetik varyasyon belirlendi; bunların yaklaşık yarısı daha önce hiç ilişkilendirilmemişti.Araştırma, depresyonun teşhis ve tedavisini kolaylaştırma potansiyeli taşıyor. Bilim insanları, 1600&#039;den fazla ilacın bu genler üzerindeki etkisini inceledi.Özellikle kronik ağrı tedavisinde kullanılan Pregabalin ve narkolepsi tedavisinde kullanılan Modafinil ilaçlarının depresyon tedavisinde de etkili olabileceği öne sürüldü. Ancak, bu ilaçların depresyon hastaları üzerinde kullanımı için daha fazla klinik araştırma yapılması gerekiyor.Dünya Sağlık Örgütü&#039;ne göre dünya genelinde yaklaşık 280 milyon kişi, hayatında en az bir kez depresyon geçiriyor. Araştırmacılar, genetik faktörlerin önemli olduğunu ancak depresyonun toplumsal sebeplerinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Yoksulluk, ırkçılık ve stres gibi faktörlerin depresyonun gelişmesinde büyük rol oynadığı ifade edildi.Araştırmacılar, bu çalışmanın hem depresyonun biyolojik altyapısını anlamaya hem de daha etkili tedaviler geliştirmeye yönelik önemli bir adım olduğunu belirtti. Depresyon tedavisi için yeni yaklaşımlar geliştirilmesi, milyonlarca kişiye umut ışığı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mTtkf1ZGbUypCog8uIaslw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>milyon, kişilik, depresyon, araştırması:, Risk, artıran, 300, yeni, genetik, faktör</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mTtkf1ZGbUypCog8uIaslw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="5 milyon kişilik depresyon araştırması: Risk artıran 300 yeni genetik faktör"><p>Depresyonun genetik altyapısını anlamak için İngiltere'de yapılan ve 29 ülkeden 5 milyon kişinin gen verisinin incelendiği araştırma, çığır açıcı sonuçlar ortaya koydu. Bilim insanları, depresyon riskini artıran 300’den fazla yeni genetik varyasyon tespit etti. Araştırmanın, yeni ve daha etkili tedavilerin geliştirilmesine öncülük etmesi bekleniyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ck9YhtZhdU2xCuExXceSjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere'de 5 milyon kişilik yeni bir "depresyon" araştırması yapıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1QI2fO0IwUqKS6QvQQGQMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uluslararası bir ekip tarafından yürütülen çalışma, önceki araştırmalardan farklı olarak daha geniş bir genetik çeşitliliği kapsadı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NI9nFJ9BdUCfruXlkbg9MA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmaya dahil edilen verilerin dörtte biri, Afrikalı, Doğu Asyalı, Hispanik ve Güney Asyalı bireylerin genetik verilerinden oluştu. Çalışmada depresyonla bağlantılı toplam 700 genetik varyasyon belirlendi; bunların yaklaşık yarısı daha önce hiç ilişkilendirilmemişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/orJijGXqhEC9LLRlxnx8jg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma, depresyonun teşhis ve tedavisini kolaylaştırma potansiyeli taşıyor. Bilim insanları, 1600'den fazla ilacın bu genler üzerindeki etkisini inceledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7UWhPYoeNUOFHBcShpyCoQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle kronik ağrı tedavisinde kullanılan Pregabalin ve narkolepsi tedavisinde kullanılan Modafinil ilaçlarının depresyon tedavisinde de etkili olabileceği öne sürüldü. Ancak, bu ilaçların depresyon hastaları üzerinde kullanımı için daha fazla klinik araştırma yapılması gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EuGZ73BNWkC03pFq10uo1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya Sağlık Örgütü'ne göre dünya genelinde yaklaşık 280 milyon kişi, hayatında en az bir kez depresyon geçiriyor. Araştırmacılar, genetik faktörlerin önemli olduğunu ancak depresyonun toplumsal sebeplerinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Yoksulluk, ırkçılık ve stres gibi faktörlerin depresyonun gelişmesinde büyük rol oynadığı ifade edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OfFbgTKFGEywqt273HZPzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, bu çalışmanın hem depresyonun biyolojik altyapısını anlamaya hem de daha etkili tedaviler geliştirmeye yönelik önemli bir adım olduğunu belirtti. Depresyon tedavisi için yeni yaklaşımlar geliştirilmesi, milyonlarca kişiye umut ışığı olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İngiltere&amp;apos;de sağlık krizi! Tedaviler koridorlarda yapılıyor, ambulans bekleme süresi 12 saati geçiyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/ingilterede-saglik-krizi-tedaviler-koridorlarda-yapiliyor-ambulans-bekleme-suresi-12-saati-geciyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/ingilterede-saglik-krizi-tedaviler-koridorlarda-yapiliyor-ambulans-bekleme-suresi-12-saati-geciyor</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de sağlık sistemi büyük bir krizle mücadele ediyor. Artan grip vakaları ve personel eksikliği nedeniyle hastalar koridorlarda tedavi edilmeye başlandı. Öte yandan, ülkede ambulans bekleme süreleri rekor seviyelere ulaştı. Verilere göre, felç ve kalp krizi gibi acil durumlarda bile hastalar ambulans için 12 saatten fazla beklemek zorunda kalıyor. Konuyla ilgili açıklama yapan İngiltere Sağlık Bakanı Wes Streeting, durumu &quot;kabul edilemez&quot; olarak nitelendirdi.İngiltere’de sağlık sistemi, artan grip vakaları nedeniyle yoğun baskı altında. İngiltere Sağlık Bakanı Wes Streeting, bu yılın başında sadece bir hafta içinde 53 bin Ulusal Sağlık Sistemi (NHS) çalışanının hastalık izni aldığını açıkladı. Bakan Streeting, hastaların koridorlarda tedavi edilmek zorunda kalmasını &quot;kabul edilemez&quot; olarak nitelendirdi.
Streeting, grip salgınının etkileri ve personel eksikliği nedeniyle hastaların güvenlik ve onurdan yoksun şekilde tedavi edilmek zorunda kaldığını belirtti.Bakan, bu durumun bir sonucu olarak bazı hastaların saatlerce ambulans beklemek zorunda kaldığını ve geçici alanlarda tedavi edildiğini söyledi.
İngiltere’de ambulans bekleme süreleri rekor seviyelere ulaştı. Açıklanan yeni verilere göre, felç ve kalp krizi gibi acil durumlarda hastalar ambulans için 12 saatten fazla beklemek zorunda kalıyor. Acil servisler ise kapasiteyi aşan yoğunluk nedeniyle hasta kabul etmekte güçlük çekiyor.Bakan, koridorlarda tedavi edilen hastaların durumunu &quot;14 yıllık sağlık politikası başarısızlığının acımasız bir sonucu&quot; olarak tanımladı ve bu uygulamayı &quot;tarihe gömmek&quot; istediklerini dile getirdi.
Ancak bu sorunun kısa vadede çözülemeyeceğini, önümüzdeki kış da benzer durumların yaşanabileceğini ifade etti.Son haftalarda İngiltere genelinde birçok hastane, acil servislerdeki baskı nedeniyle kritik durum ilan etti.Bu durum, hastanelerin kaynaklarını önceliklendirmesine olanak tanırken, bazı planlı ameliyatlar ve randevular ertelendi.Bakan Streeting, kritik durum ilanlarının &quot;sistemin yeniden güvenli bir seviyeye getirilmesi için bir odaklanma aracı&quot; olarak kullanıldığını belirtti. Geçtiğimiz hafta 24 olan aktif kritik durum sayısının bu hafta bire düştüğünü açıkladı.Bakan, vatandaşları grip aşısı olmaya davet ederek, bunun için hala zaman olduğunu söyledi.
Ancak, eczanelerde grip aşılarının tedarikinde yaşanan sorunların çözülmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, NHS personelinin aşılanma oranlarının &quot;beklenenden düşük&quot; olduğunu ifade etti.Streeting, &quot;Hastaların koridorlarda tedavi edildiği, güvenlikten ve onurdan yoksun bir sağlık hizmeti, hiçbir şekilde kabul edilemez&quot; diyerek, sağlık sistemindeki bu durumun düzeltilmesi için çalışacaklarını belirtti.
Ancak, çözümün zaman alacağını ve bunun &quot;zehirli bir baskılar karmasının&quot; sonucu olduğunu söyledi.
Hükümetin, NHS üzerindeki uzun vadeli hasarları onarmak için yeni reformlarla durumu iyileştirmeyi hedeflediği ifade ediliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LWtUayXv6ECAKcvl1M64mQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İngilterede, sağlık, krizi, Tedaviler, koridorlarda, yapılıyor, ambulans, bekleme, süresi, saati, geçiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LWtUayXv6ECAKcvl1M64mQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İngiltere'de sağlık krizi! Tedaviler koridorlarda yapılıyor, ambulans bekleme süresi 12 saati geçiyor"><p>İngiltere'de sağlık sistemi büyük bir krizle mücadele ediyor. Artan grip vakaları ve personel eksikliği nedeniyle hastalar koridorlarda tedavi edilmeye başlandı. Öte yandan, ülkede ambulans bekleme süreleri rekor seviyelere ulaştı. Verilere göre, felç ve kalp krizi gibi acil durumlarda bile hastalar ambulans için 12 saatten fazla beklemek zorunda kalıyor. Konuyla ilgili açıklama yapan İngiltere Sağlık Bakanı Wes Streeting, durumu "kabul edilemez" olarak nitelendirdi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xXKirkMqn0SoKsvQtBJHRQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere’de sağlık sistemi, artan grip vakaları nedeniyle yoğun baskı altında. İngiltere Sağlık Bakanı Wes Streeting, bu yılın başında sadece bir hafta içinde 53 bin Ulusal Sağlık Sistemi (NHS) çalışanının hastalık izni aldığını açıkladı. Bakan Streeting, hastaların koridorlarda tedavi edilmek zorunda kalmasını "kabul edilemez" olarak nitelendirdi.
Streeting, grip salgınının etkileri ve personel eksikliği nedeniyle hastaların güvenlik ve onurdan yoksun şekilde tedavi edilmek zorunda kaldığını belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mhQtfWTGck-_XFWrpjzcmw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bakan, bu durumun bir sonucu olarak bazı hastaların saatlerce ambulans beklemek zorunda kaldığını ve geçici alanlarda tedavi edildiğini söyledi.
İngiltere’de ambulans bekleme süreleri rekor seviyelere ulaştı. Açıklanan yeni verilere göre, felç ve kalp krizi gibi acil durumlarda hastalar ambulans için 12 saatten fazla beklemek zorunda kalıyor. Acil servisler ise kapasiteyi aşan yoğunluk nedeniyle hasta kabul etmekte güçlük çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aouThF3U4kC93YdQR6TM4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bakan, koridorlarda tedavi edilen hastaların durumunu "14 yıllık sağlık politikası başarısızlığının acımasız bir sonucu" olarak tanımladı ve bu uygulamayı "tarihe gömmek" istediklerini dile getirdi.
Ancak bu sorunun kısa vadede çözülemeyeceğini, önümüzdeki kış da benzer durumların yaşanabileceğini ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vovs3DYf50mjuJnf5ZJKRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son haftalarda İngiltere genelinde birçok hastane, acil servislerdeki baskı nedeniyle kritik durum ilan etti.Bu durum, hastanelerin kaynaklarını önceliklendirmesine olanak tanırken, bazı planlı ameliyatlar ve randevular ertelendi.Bakan Streeting, kritik durum ilanlarının "sistemin yeniden güvenli bir seviyeye getirilmesi için bir odaklanma aracı" olarak kullanıldığını belirtti. Geçtiğimiz hafta 24 olan aktif kritik durum sayısının bu hafta bire düştüğünü açıkladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZvbeMQ9sK0CYnIeNcvsQXA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bakan, vatandaşları grip aşısı olmaya davet ederek, bunun için hala zaman olduğunu söyledi.
Ancak, eczanelerde grip aşılarının tedarikinde yaşanan sorunların çözülmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, NHS personelinin aşılanma oranlarının "beklenenden düşük" olduğunu ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zE0B80gAZUqNhOIWuTkawQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Streeting, "Hastaların koridorlarda tedavi edildiği, güvenlikten ve onurdan yoksun bir sağlık hizmeti, hiçbir şekilde kabul edilemez" diyerek, sağlık sistemindeki bu durumun düzeltilmesi için çalışacaklarını belirtti.
Ancak, çözümün zaman alacağını ve bunun "zehirli bir baskılar karmasının" sonucu olduğunu söyledi.
Hükümetin, NHS üzerindeki uzun vadeli hasarları onarmak için yeni reformlarla durumu iyileştirmeyi hedeflediği ifade ediliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Lifli gıdalar bağırsak enfeksiyonu riskini azaltabilir mi?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/lifli-gidalar-bagirsak-enfeksiyonu-riskini-azaltabilir-mi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/lifli-gidalar-bagirsak-enfeksiyonu-riskini-azaltabilir-mi</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir sindirim sistemine sahip olabilmek için bağırsak sağlığını destekleyen lif zengini besinleri tüketmeniz gerekir. Beslenme programınızda yapacağınız küçük değişiklikler büyük farklar yaratabilir. Peki, lifli gıdaları tüketmek neden bu kadar önemli?Sağlıklı bir diyetin bir nevi &quot;gizli kahramanı&quot; olan lif, bağırsaklarımızı mutlu ve sağlıklı tutmada önemli bir rol oynar. Sindirim sistemimiz için doğal bir temizleyici görevi görürken aynı zamanda bağışıklığımızı da güçlendirir. Ancak çoğumuz önerilen günlük lif alımının altında kalıyoruz. İşte lifin neden bu kadar önemli olduğunu ve yemeklerinize daha fazla lif eklemenin 6 kolay yolunu keşfedin.Bitkisel gıdalar, sindirim sistemlerimiz için önemli olan lif içerir. Bağırsaklarınızdaki yararlı bakterileri destekler, bağırsak hareketlerini kontrol etmeye yardımcı olur ve kabızlığı önler.Bu bakteriler tehlikeli mikroorganizmaları kontrol etmek ve bağırsak hastalıkları riskini azaltmak için çok önemlidir.Ayrıca lif genel sağlığı iyileştirir. 2017&#039;de yayınlanan bir araştırmaya göre, kalp hastalığı, tip 2 diyabet ve hatta bazı kanser türleri, diyet lifinin riskini azalttığı kronik hastalıklar arasındadır. Ayrıca tokluk hissini uzatır ve bu da sağlıklı bir kiloyu korumaya yardımcı olur.Kahvaltı, biraz lif almak için mükemmel bir zamandır. Müsli veya tam tahıllı gevrekler seçin. Ekstra lif desteği için bir avuç fındık, tohum veya muz, elma veya çilek gibi taze meyveler kullanın. Tam tahıllardan elde edilen lif, bağırsaklarınızı dengede tutar ve sindirim sorunları riskinizi azaltır.Beyaz ekmek, pirinç ve makarnayı tam tahıllı versiyonlarla değiştirin. Kahverengi pirinç, kinoa ve tam buğday ekmeği gibi tam tahıllar mükemmel lif kaynaklarıdır. Bu değişimler yalnızca bağırsak sağlığınızı iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda kan şekeri seviyelerimizi dengelemeye de yardımcı olur.New York, 8 Aralık (IANS) ABD&#039;deki bir araştırma ekibi, yüksek lifli, bitki bazlı bir diyet müdahalesinin, kemik iliğini etkileyen nadir ve tedavi edilemez bir kan kanseri türü olan multipl miyelomun ilerlemesini geciktirebileceğini gösterdi.Meyve ve sebzeleri diyetinizin önemli bir parçası haline getirin. Bunlar diyet lifi, vitaminler ve antioksidanlarla doludur. Havuç ve salatalık gibi çiğ sebzeler atıştırın veya öğünlerinize bir yan salata ekleyin. Portakal, armut ve guava gibi lif açısından zengin meyveler seçin. Elma ve armut gibi meyvelerin kabuklarını yemek, diyetinize daha fazla lif katabilir.Fasulye, mercimek ve nohut lif açısından zengindir. Çok yönlüdürler ve çorbalara, salatalara, güveçlere dahil edilebilirler. Bir kase mercimek çorbası veya nohut salatası sadece lezzetli olmakla kalmaz, aynı zamanda daha fazla lif almanın bağırsak dostu bir yoludur.Cips veya kurabiye yerine badem, ceviz, chia tohumu veya keten tohumu gibi kuruyemiş ve çekirdeklere yönelin. Bunlar sadece lif açısından zengin olmakla kalmaz, aynı zamanda bağırsak sağlığını destekleyen sağlıklı yağlar da içerir.Günümüzde, birçok paketlenmiş yiyecek ve içecek lifle güçlendirilmiştir. Atıştırmalıklar veya kahvaltılık barlar seçerken &quot;yüksek lif içeriği&quot; yazan etiketlere bakın. Ancak, eklenmiş şeker veya sağlıksız yağlarla dolu olmadıklarından emin olmak için her zaman içerikleri kontrol edin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-cp7nrokcEyC3qSGweDqMQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Lifli, gıdalar, bağırsak, enfeksiyonu, riskini, azaltabilir, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-cp7nrokcEyC3qSGweDqMQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Lifli gıdalar bağırsak enfeksiyonu riskini azaltabilir mi?"><p>Sağlıklı bir sindirim sistemine sahip olabilmek için bağırsak sağlığını destekleyen lif zengini besinleri tüketmeniz gerekir. Beslenme programınızda yapacağınız küçük değişiklikler büyük farklar yaratabilir. Peki, lifli gıdaları tüketmek neden bu kadar önemli?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BNNjkUZ6rkK_BjI5aKCVeg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı bir diyetin bir nevi "gizli kahramanı" olan lif, bağırsaklarımızı mutlu ve sağlıklı tutmada önemli bir rol oynar. Sindirim sistemimiz için doğal bir temizleyici görevi görürken aynı zamanda bağışıklığımızı da güçlendirir. Ancak çoğumuz önerilen günlük lif alımının altında kalıyoruz. İşte lifin neden bu kadar önemli olduğunu ve yemeklerinize daha fazla lif eklemenin 6 kolay yolunu keşfedin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QOac8pJMSkSmQNO6U7RdPw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bitkisel gıdalar, sindirim sistemlerimiz için önemli olan lif içerir. Bağırsaklarınızdaki yararlı bakterileri destekler, bağırsak hareketlerini kontrol etmeye yardımcı olur ve kabızlığı önler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fsS1NEzqW0mzrp8H2v5ETA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu bakteriler tehlikeli mikroorganizmaları kontrol etmek ve bağırsak hastalıkları riskini azaltmak için çok önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tWSlVHgPOEGzicsYgoBebA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrıca lif genel sağlığı iyileştirir. 2017'de yayınlanan bir araştırmaya göre, kalp hastalığı, tip 2 diyabet ve hatta bazı kanser türleri, diyet lifinin riskini azalttığı kronik hastalıklar arasındadır. Ayrıca tokluk hissini uzatır ve bu da sağlıklı bir kiloyu korumaya yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3QHAcQtpIUSgVX7fPfj9eA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahvaltı, biraz lif almak için mükemmel bir zamandır. Müsli veya tam tahıllı gevrekler seçin. Ekstra lif desteği için bir avuç fındık, tohum veya muz, elma veya çilek gibi taze meyveler kullanın. Tam tahıllardan elde edilen lif, bağırsaklarınızı dengede tutar ve sindirim sorunları riskinizi azaltır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9SiUabo4t0aE-U7nJ5HN3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyaz ekmek, pirinç ve makarnayı tam tahıllı versiyonlarla değiştirin. Kahverengi pirinç, kinoa ve tam buğday ekmeği gibi tam tahıllar mükemmel lif kaynaklarıdır. Bu değişimler yalnızca bağırsak sağlığınızı iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda kan şekeri seviyelerimizi dengelemeye de yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hKHx7g_PQ0u3hgS9lTBRyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>New York, 8 Aralık (IANS) ABD'deki bir araştırma ekibi, yüksek lifli, bitki bazlı bir diyet müdahalesinin, kemik iliğini etkileyen nadir ve tedavi edilemez bir kan kanseri türü olan multipl miyelomun ilerlemesini geciktirebileceğini gösterdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ieq0hgG7hkulW1YykNlftA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyve ve sebzeleri diyetinizin önemli bir parçası haline getirin. Bunlar diyet lifi, vitaminler ve antioksidanlarla doludur. Havuç ve salatalık gibi çiğ sebzeler atıştırın veya öğünlerinize bir yan salata ekleyin. Portakal, armut ve guava gibi lif açısından zengin meyveler seçin. Elma ve armut gibi meyvelerin kabuklarını yemek, diyetinize daha fazla lif katabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2kL6XFYbDESZVj_W-6nEYg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fasulye, mercimek ve nohut lif açısından zengindir. Çok yönlüdürler ve çorbalara, salatalara, güveçlere dahil edilebilirler. Bir kase mercimek çorbası veya nohut salatası sadece lezzetli olmakla kalmaz, aynı zamanda daha fazla lif almanın bağırsak dostu bir yoludur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rmtn8MsGn0OKRP-wAOx0dA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cips veya kurabiye yerine badem, ceviz, chia tohumu veya keten tohumu gibi kuruyemiş ve çekirdeklere yönelin. Bunlar sadece lif açısından zengin olmakla kalmaz, aynı zamanda bağırsak sağlığını destekleyen sağlıklı yağlar da içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RFiZYLcURkmR6e5JARYTZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günümüzde, birçok paketlenmiş yiyecek ve içecek lifle güçlendirilmiştir. Atıştırmalıklar veya kahvaltılık barlar seçerken "yüksek lif içeriği" yazan etiketlere bakın. Ancak, eklenmiş şeker veya sağlıksız yağlarla dolu olmadıklarından emin olmak için her zaman içerikleri kontrol edin.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zihinsel engelli 2 kardeş milyonda bir görülen hastalığa yakalandı: “Çocuklarım gün geçtikçe gözümün önünde eriyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/zihinsel-engelli-2-kardes-milyonda-bir-goerulen-hastaliga-yakalandi-cocuklarim-gun-gectikce-goezumun-oenunde-eriyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/zihinsel-engelli-2-kardes-milyonda-bir-goerulen-hastaliga-yakalandi-cocuklarim-gun-gectikce-goezumun-oenunde-eriyor</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;de yaşayan Şehri Biçici&#039;nin engelli iki çocuğu, milyonda bir görülen genetik hastalığa yakalandı. Hastalık sebebiyle zaman içerisinde beyin ve omuriliği küçülen çocukları için çare arayışına giren anne Biçici, tek isteğinin sesini duyurmak ve çocuklarının sağlığına kavuşması olduğunu söyledi.İzmir&#039;in Gaziemir ilçesinde engelli 2 çocuğuyla yaşayan Şehri Biçici (42), hem çocuklarına çare arıyor hem de hayatını idame ettirmeye çalışıyor. Biçici&#039;nin 19 yaşındaki kızı Aleyna Biçici, henüz 5 buçuk aylıkken ateşsiz nöbet geçirdi. Ardından bir süre tedavi alan genç kıza teşhis konulamadı. İlerleyen süreçte farklı hastanelere gözüken Aleyna, çeşitli ameliyatlar geçirdi.Anne Biçici, kızını son olarak 2023 yılında Ankara&#039;da bir hastaneye götürdü. Orada yapılan tetkikler sonucu 4 yıldır nöbetler geçiren talihsiz kıza, milyonda bir görülen ve ölümcül olduğu söylenen ‘Spinoserebellar Ataksi&#039; (SCA) tanısı konuldu. Doktorlar, hastalık sebebiyle ‘beyin ile omuriliğin zaman içerisinde küçüldüğünü, işlevini kaybetmesine sebep olduğunu, zamanla öğrenilen her şeyin unutulduğunu ve hastalığın ilerlemesiyle konuşamaz hale gelinebileceğini&#039; belirtti.Anne Biçici&#039;nin 10 yaşındaki oğlu Yiğit Hakan Biçici&#039;ye de yapılan tetkikler sonucu aynı hastalığa yakalandığı tanısı konuldu. İki çocuğuna sürekli bakmak zorunda olduğu için çalışamayan anne Biçici ise sesinin duyulup çocuklarının bir an önce sağlığına kavuşmasını istiyor.Çocuklarının hastalık süreçleriyle ilgili bilgiler aktaran anne Şehri Biçici, “Çocuklarım sağlıklı bir şekilde doğdu. 5 buçuk aylıkken ateşsiz nöbet havale geçirdiler. Sonra kısa bir süre tedavisi sürdü. Ama bir teşhis konmamıştı. Aleyna şu anda 19 yaşında. 16 yaşına kadar hiç nöbet geçirmemişti. Okul çağında öğretmenleri gerilik olduğunu söyledi. Özel bir çocuk oldu. Engelli okuluna gidiyordu. 16 yaşında da nöbetleri başladı. 4 yıldır nöbet geçiriyor. Nöbetleri hiçbir şekilde durmuyor. Gitmediğim doktor, hastane kalmadı. En son Gazi Üniversitesine gittik ve orada teşhis konuldu. Beyin ve omuriliğin gün geçtikçe eriyeceği, bütün işlevini kaybedeceği söylendi. Ölümcül bir hastalık olduğunu, dünyada tedavisi olmadığını söylediler. Milyonda bir görülen ve genetik bir hastalıkmış. Ben de bir çaresizliğe kapıldım ve arayış içine girdim. Oğlumda da aynı şeylerin olduğunu söylediler. Onda da sonuç aynı çıktı. Bütün gidişatı aynı şekilde bekliyoruz. Nöbet şeklinde başlayacak. Beyin ile omurilik küçülmeye başlayacak. Aleyna&#039;nın da zaten küçülmeye başladı. 30 kiloya kadar düştü. Mamayla besleniyor, bez bağlandı. Çocuklarım gün geçtikçe gözümün önünde eriyor. Bir anne olarak arayış içine girdim. Sesimi duyurmak istiyorum” diye konuştu.Çocukları için bitkisel ilaçlara da yöneldiğini ifade eden Biçici, boşlukta ve çaresiz olduğu için ‘kim ne derse&#039; ona inandığını ve kendisinin de psikolojik olarak etkilendiğini anlattı.Doktorların, çocukları için ‘nöbetlerini durduramayız&#039; dediğini vurgulayan Biçici, şunları kaydetti:
“Devletimizin verdiği bakım parasıyla geçiniyorum. Fakat nereye kadar geçineceğim? İlaç ve tedavi masraflarımız çok. Çocuklarımı en iyi şekilde nasıl yaşatabilirim diye uğraşıyorum. Çocuklarımın gözümün önünde nöbet geçirmesi beni parçalıyor. Dayanamıyorum. Elimden başka bir şey gelmiyor.”Kızı Aleyna&#039;nın aniden nöbet geçirdiğini belirten Biçici, “Birden düşüp bir yerlere vücudunu çarptığı oluyor. Sürekli elinden tutuyorum. Tuvalete bile beraber giriyoruz. Ne zaman nöbet geçireceği belli olmuyor. Bazen 7 bazen 9 kez nöbet geçirdiği günler oluyor” şeklinde konuştu. Anne Biçici, önceliğinin ise çocuklarının sağlıklı olması olduğunun altını çizdi.
Anne Biçici, bu hastalığın teşhis konulamadığı için bilinemediğini ve hastalığa çare arayan birçok insanın ‘çocuğuna teşhis konulamadığı gerekçesiyle&#039; kendisine ulaşmaya çalıştığını ifade etti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AGUgOIumjECavW3JtPlnQw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Zihinsel, engelli, kardeş, milyonda, bir, görülen, hastalığa, yakalandı:, “Çocuklarım, gün, geçtikçe, gözümün, önünde, eriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AGUgOIumjECavW3JtPlnQw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Zihinsel engelli 2 kardeş milyonda bir görülen hastalığa yakalandı: “Çocuklarım gün geçtikçe gözümün önünde eriyor"><p>İzmir'de yaşayan Şehri Biçici'nin engelli iki çocuğu, milyonda bir görülen genetik hastalığa yakalandı. Hastalık sebebiyle zaman içerisinde beyin ve omuriliği küçülen çocukları için çare arayışına giren anne Biçici, tek isteğinin sesini duyurmak ve çocuklarının sağlığına kavuşması olduğunu söyledi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9MQ0_1kyX0qpoTmiX-GlNw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İzmir'in Gaziemir ilçesinde engelli 2 çocuğuyla yaşayan Şehri Biçici (42), hem çocuklarına çare arıyor hem de hayatını idame ettirmeye çalışıyor. Biçici'nin 19 yaşındaki kızı Aleyna Biçici, henüz 5 buçuk aylıkken ateşsiz nöbet geçirdi. Ardından bir süre tedavi alan genç kıza teşhis konulamadı. İlerleyen süreçte farklı hastanelere gözüken Aleyna, çeşitli ameliyatlar geçirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lOrXlTlvWkGrlkE59pJpdA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Anne Biçici, kızını son olarak 2023 yılında Ankara'da bir hastaneye götürdü. Orada yapılan tetkikler sonucu 4 yıldır nöbetler geçiren talihsiz kıza, milyonda bir görülen ve ölümcül olduğu söylenen ‘Spinoserebellar Ataksi' (SCA) tanısı konuldu. Doktorlar, hastalık sebebiyle ‘beyin ile omuriliğin zaman içerisinde küçüldüğünü, işlevini kaybetmesine sebep olduğunu, zamanla öğrenilen her şeyin unutulduğunu ve hastalığın ilerlemesiyle konuşamaz hale gelinebileceğini' belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WqfCOV3Mnk-9-0OroArVSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Anne Biçici'nin 10 yaşındaki oğlu Yiğit Hakan Biçici'ye de yapılan tetkikler sonucu aynı hastalığa yakalandığı tanısı konuldu. İki çocuğuna sürekli bakmak zorunda olduğu için çalışamayan anne Biçici ise sesinin duyulup çocuklarının bir an önce sağlığına kavuşmasını istiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2TEwKQFOGUGRyn-uRw3Zbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çocuklarının hastalık süreçleriyle ilgili bilgiler aktaran anne Şehri Biçici, “Çocuklarım sağlıklı bir şekilde doğdu. 5 buçuk aylıkken ateşsiz nöbet havale geçirdiler. Sonra kısa bir süre tedavisi sürdü. Ama bir teşhis konmamıştı. Aleyna şu anda 19 yaşında. 16 yaşına kadar hiç nöbet geçirmemişti. Okul çağında öğretmenleri gerilik olduğunu söyledi. Özel bir çocuk oldu. Engelli okuluna gidiyordu. 16 yaşında da nöbetleri başladı. 4 yıldır nöbet geçiriyor. Nöbetleri hiçbir şekilde durmuyor. Gitmediğim doktor, hastane kalmadı. En son Gazi Üniversitesine gittik ve orada teşhis konuldu. Beyin ve omuriliğin gün geçtikçe eriyeceği, bütün işlevini kaybedeceği söylendi. Ölümcül bir hastalık olduğunu, dünyada tedavisi olmadığını söylediler. Milyonda bir görülen ve genetik bir hastalıkmış. Ben de bir çaresizliğe kapıldım ve arayış içine girdim. Oğlumda da aynı şeylerin olduğunu söylediler. Onda da sonuç aynı çıktı. Bütün gidişatı aynı şekilde bekliyoruz. Nöbet şeklinde başlayacak. Beyin ile omurilik küçülmeye başlayacak. Aleyna'nın da zaten küçülmeye başladı. 30 kiloya kadar düştü. Mamayla besleniyor, bez bağlandı. Çocuklarım gün geçtikçe gözümün önünde eriyor. Bir anne olarak arayış içine girdim. Sesimi duyurmak istiyorum” diye konuştu.Çocukları için bitkisel ilaçlara da yöneldiğini ifade eden Biçici, boşlukta ve çaresiz olduğu için ‘kim ne derse' ona inandığını ve kendisinin de psikolojik olarak etkilendiğini anlattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zHTsCEHQWk-YBf5IUWuqjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doktorların, çocukları için ‘nöbetlerini durduramayız' dediğini vurgulayan Biçici, şunları kaydetti:
“Devletimizin verdiği bakım parasıyla geçiniyorum. Fakat nereye kadar geçineceğim? İlaç ve tedavi masraflarımız çok. Çocuklarımı en iyi şekilde nasıl yaşatabilirim diye uğraşıyorum. Çocuklarımın gözümün önünde nöbet geçirmesi beni parçalıyor. Dayanamıyorum. Elimden başka bir şey gelmiyor.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/36Hl7_OLW06tmA_qM7DPSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kızı Aleyna'nın aniden nöbet geçirdiğini belirten Biçici, “Birden düşüp bir yerlere vücudunu çarptığı oluyor. Sürekli elinden tutuyorum. Tuvalete bile beraber giriyoruz. Ne zaman nöbet geçireceği belli olmuyor. Bazen 7 bazen 9 kez nöbet geçirdiği günler oluyor” şeklinde konuştu. Anne Biçici, önceliğinin ise çocuklarının sağlıklı olması olduğunun altını çizdi.
Anne Biçici, bu hastalığın teşhis konulamadığı için bilinemediğini ve hastalığa çare arayan birçok insanın ‘çocuğuna teşhis konulamadığı gerekçesiyle' kendisine ulaşmaya çalıştığını ifade etti.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kore mutfağının vazgeçilmez yemeği: Erken yaşlanmayı durdurup, vücuda gençlik aşılıyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/kore-mutfaginin-vazgecilmez-yemegi-erken-yaslanmayi-durdurup-vucuda-genclik-asiliyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/kore-mutfaginin-vazgecilmez-yemegi-erken-yaslanmayi-durdurup-vucuda-genclik-asiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Kore mutfağının vazgeçilmez lezzetlerinden biri ve fermente bir lahana yemeği olan kimchi sağlığa olan pek çok faydasıyla dikkat çekiyor. Metabolizmayı hızlandıran, bağışıklık sistemini güçlendiren bu yemek gençleştirici bir etkiye de sahip. Bu nedenle dünyanın dikkatini çeken bu gıdayı listelerinize eklemeyi düşünmelisiniz.Kimchi, Kore mutfağının vazgeçilmezlerinden biri olan fermente bir lahana yemeğidir. Yüksek probiyotik içeriğiyle bilinen bu ünlü yemek, genellikle lahana ana malzeme olarak kullanılır; ancak içine turp, havuç ve soğan gibi farklı sebzeler de eklenebilir.Kimchi sadece lezzetli bir yemek olmasının yanı sıra sağlığa olan faydalarıyla da dikkat çekiyor. Lezzetiyle öne çıkan kimchi, sebzelerin baharatlarla harmanlanarak 3 ila 21 gün aralığında fermente edilmesiyle hazırlanır.Özellikle metabolizmayı hızlandıran, bağışıklık sistemini güçlendiren ve gençlik dolu bir his vadeden bir tarif, sofranıza bambaşka bir dokunuş katabilir.Kimchi&#039;nin bu özelliklerini öne çıkaran en önemli unsurlardan biri, Lactobacillus plantarum adı verilen ve fermente gıdalarda sıkça bulunan bir bakteridir. Yapılan araştırmalar, bu bakterinin bağışıklık sistemine olumlu etkileri olabileceğini ortaya koyuyor.Örneğin, fareler üzerinde gerçekleştirilen bir çalışmada, bu bakterinin enflamasyonu azaltmaya yardımcı olduğu görülmüştür. Bu da Lactobacillus plantarum&#039;un sağlıklı bir bağışıklık sistemiyle bağlantılı olabileceğini göstermektedir.Uzmanlar, kimchi&#039;nin kalp sağlığına da faydalı olabileceğini belirtiyor. WebMD tarafından yapılan bir açıklamaya göre, kimchi&#039;de bulunan probiyotikler, kolesterolü ve enflamasyonu azaltarak kalp sağlığına olumlu katkı sağlayabilir. Ayrıca, kimchi&#039;nin içerdiği lif, antioksidanlar ve besin maddeleri, kan şekerini ve kolesterol seviyelerini düşürebilir. Tüm bu etkiler, kalp sağlığını destekleyici bir rol oynayabilir.Kimchi hücrelerin ömrünü uzatmaya yardımcı olabilir. Örneğin, bir denemede insan hücreleri kimchi ile muamele edilmiş ve bu hücrelerin ömrünün artış gösterdiği gözlemlenmiştir.Kimchi&#039;nin gençleştirici etkilerinin yanı sıra kilo kontrolüne de yardımcı olabileceği belirtiliyor. Dört haftalık bir çalışmada, fazla kilolu katılımcıların hem taze hem de fermente kimchi tükettiği görülmüştür. Araştırma sonunda, katılımcıların vücut ağırlıkları, vücut kitle indeksleri (BMI) ve toplam yağ oranlarında azalma kaydedilmiştir.Her ne kadar daha fazla araştırmaya ihtiyaç olsa da, kimchi düşük kalori ve yüksek lif içeriği sayesinde zayıflamaya destek olabilecek bir seçenek olarak öne çıkıyor.Kimchi, hem lezzetli bir yiyecek arayanlar için hem de sağlık bilincine sahip bireyler için çok yönlü bir alternatif sunuyor. Düşük kalorili yapısı, yüksek besin değeri ve probiyotik zenginliğiyle, kimchi&#039;yi mutfaklarınıza dahil etmek için birçok sebep bulunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Z-Kd3P-jqUiKnZfu8gCMCA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kore, mutfağının, vazgeçilmez, yemeği:, Erken, yaşlanmayı, durdurup, vücuda, gençlik, aşılıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Z-Kd3P-jqUiKnZfu8gCMCA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kore mutfağının vazgeçilmez yemeği: Erken yaşlanmayı durdurup, vücuda gençlik aşılıyor"><p>Kore mutfağının vazgeçilmez lezzetlerinden biri ve fermente bir lahana yemeği olan kimchi sağlığa olan pek çok faydasıyla dikkat çekiyor. Metabolizmayı hızlandıran, bağışıklık sistemini güçlendiren bu yemek gençleştirici bir etkiye de sahip. Bu nedenle dünyanın dikkatini çeken bu gıdayı listelerinize eklemeyi düşünmelisiniz.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/izDqG9tb30i61eFqksjPbQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kimchi, Kore mutfağının vazgeçilmezlerinden biri olan fermente bir lahana yemeğidir. Yüksek probiyotik içeriğiyle bilinen bu ünlü yemek, genellikle lahana ana malzeme olarak kullanılır; ancak içine turp, havuç ve soğan gibi farklı sebzeler de eklenebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yzUeBZGwv0GTLiLVkYAXUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kimchi sadece lezzetli bir yemek olmasının yanı sıra sağlığa olan faydalarıyla da dikkat çekiyor. Lezzetiyle öne çıkan kimchi, sebzelerin baharatlarla harmanlanarak 3 ila 21 gün aralığında fermente edilmesiyle hazırlanır.Özellikle metabolizmayı hızlandıran, bağışıklık sistemini güçlendiren ve gençlik dolu bir his vadeden bir tarif, sofranıza bambaşka bir dokunuş katabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-0_jROJMOUiRUvX_2_Yudw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kimchi'nin bu özelliklerini öne çıkaran en önemli unsurlardan biri, Lactobacillus plantarum adı verilen ve fermente gıdalarda sıkça bulunan bir bakteridir. Yapılan araştırmalar, bu bakterinin bağışıklık sistemine olumlu etkileri olabileceğini ortaya koyuyor.Örneğin, fareler üzerinde gerçekleştirilen bir çalışmada, bu bakterinin enflamasyonu azaltmaya yardımcı olduğu görülmüştür. Bu da Lactobacillus plantarum'un sağlıklı bir bağışıklık sistemiyle bağlantılı olabileceğini göstermektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Rk3572vKdE2cWp-FF_r0DQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, kimchi'nin kalp sağlığına da faydalı olabileceğini belirtiyor. WebMD tarafından yapılan bir açıklamaya göre, kimchi'de bulunan probiyotikler, kolesterolü ve enflamasyonu azaltarak kalp sağlığına olumlu katkı sağlayabilir. Ayrıca, kimchi'nin içerdiği lif, antioksidanlar ve besin maddeleri, kan şekerini ve kolesterol seviyelerini düşürebilir. Tüm bu etkiler, kalp sağlığını destekleyici bir rol oynayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/obi62ZNb1EWQ4kAykzVKHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kimchi hücrelerin ömrünü uzatmaya yardımcı olabilir. Örneğin, bir denemede insan hücreleri kimchi ile muamele edilmiş ve bu hücrelerin ömrünün artış gösterdiği gözlemlenmiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pBsDxzy2Q0qN2QaRbRbRNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kimchi'nin gençleştirici etkilerinin yanı sıra kilo kontrolüne de yardımcı olabileceği belirtiliyor. Dört haftalık bir çalışmada, fazla kilolu katılımcıların hem taze hem de fermente kimchi tükettiği görülmüştür. Araştırma sonunda, katılımcıların vücut ağırlıkları, vücut kitle indeksleri (BMI) ve toplam yağ oranlarında azalma kaydedilmiştir.Her ne kadar daha fazla araştırmaya ihtiyaç olsa da, kimchi düşük kalori ve yüksek lif içeriği sayesinde zayıflamaya destek olabilecek bir seçenek olarak öne çıkıyor.Kimchi, hem lezzetli bir yiyecek arayanlar için hem de sağlık bilincine sahip bireyler için çok yönlü bir alternatif sunuyor. Düşük kalorili yapısı, yüksek besin değeri ve probiyotik zenginliğiyle, kimchi'yi mutfaklarınıza dahil etmek için birçok sebep bulunuyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yemek yedikten sonra yürüyüş yapmak doğru mu? Akılda tutulması gereken 5 temel ipucu</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/yemek-yedikten-sonra-yuruyus-yapmak-dogru-mu-akilda-tutulmasi-gereken-5-temel-ipucu</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/yemek-yedikten-sonra-yuruyus-yapmak-dogru-mu-akilda-tutulmasi-gereken-5-temel-ipucu</guid>
<description><![CDATA[ Yemeklerden sonra yürümek, sağlığınızı desteklemenin ve gün boyunca enerjik kalmanın harika bir yoludur. Yürümeden önce birkaç dakika bekleyerek bu basit alışkanlığın faydalarını en üst düzeye çıkarabilirsiniz. Bunlar gibi küçük ayarlamalar genel sağlığınızda büyük bir fark yaratabilir, o halde neden bir sonraki yemeğinizden sonra ayakkabılarınızı giyip sağlıklı bir yürüyüşe çıkmıyorsunuz?Yemeklerden sonra yürümek oldukça basit bir alışkanlıktır ancak inanılmaz sağlık faydaları vardır. Sindirimi iyileştirebilir, enerji seviyelerini artırabilir ve hatta sağlıklı bir kiloyu korumaya yardımcı olabilir. Ancak yemek sonrası yürüyüşlerin hepsi aynı derecede etkili değildir.Yürüyüşten en iyi şekilde yararlanmak için faydaları büyük ölçüde artıran ve bunu doğru şekilde yaptığınızdan emin olmanız gereken belirli uygulamaları takip etmek önemlidir. Daha iyi sağlık ve sürdürülebilir enerji için yemeklerden sonra yürürken akılda tutulması gereken 5 temel ipucu şunlardır.Yemekten hemen sonra yürümek iyi bir fikir gibi görünse de vücudunuza dinlenmesi için 10-15 dakika vermek büyük bir fark yaratabilir. Bu kısa duraklama, midenizin sindirim sürecini başlatmasını sağlar ve yürürken rahatsızlık veya kramp riskini azaltır. Bu zamanı rahatlamak ve susuz kalmamak için bir bardak su yudumlamak için kullanın.2011 yılında yapılan bir araştırmaya göre, insanlara yemeklerden sonra dinlenmeleri ve ardından 30-60 dakika sonra yürümeye başlamaları öneriliyor. Bu, yemekten hemen sonra yürümeye başladıklarında kendilerini iyi hissetmeyen kişiler için uygun bir tavsiye olabilir, ancak bazı kişilerin yemekten sonra rahatlamaya ihtiyacı yoktur çünkü herhangi bir olumsuz reaksiyonları yoktur.Yemek sonrası yürüyüşler yavaş ve istikrarlı olmalı, yüksek yoğunluklu bir egzersiz olmamalıdır. Kolayca sohbet edebileceğiniz bir tempoyu hedefleyin. Yemekten sonra hızlı yürümek, kan akışını midenizden uzaklaştırarak sindirime müdahale edebilir. Rahat bir yürüyüş, sindirimi uyarmaya, kan şekeri seviyelerini düzenlemeye ve vücutta sakinleştirici bir etki yaratmaya yardımcı olur.Yemek sonrası yürüyüşünüzü nazik el egzersizleri ekleyerek daha ilgi çekici hale getirin. Bu egzersizler dolaşımı iyileştirir, esnekliği artırır ve üst vücudunuzu aktif tutar. Bazı örnekler şunlardır:
Parmak germe: Yumruklarınızı yavaşça açıp kapatın ve 10 tekrar yapın.
Bilek döndürme: Bileklerinizi birkaç saniye boyunca hem saat yönünde hem de saat yönünün tersine daireler çizerek döndürün.
Kol sallama: Omuz hareketliliğini artırmak için kollarınızı yavaşça ileri geri sallayın.
Başparmak dokunuşları: Daha iyi koordinasyon için başparmağınızı her bir parmak ucuna tek tek dokundurun.
Bu basit hareketler yürüyüşünüze çeşitlilik katar ve ellerinizdeki ve bileklerinizdeki gerginliği gidermeye yardımcı olur.Derin nefes alma ve farkındalık uygulayarak yürüyüşünüzü daha faydalı hale getirin. Burnunuzdan yavaş, derin nefesler alın ve ağzınızdan verin. Bu oksijen akışını artırır ve sindirime yardımcı olur. Çevrenize dikkat edin, manzaraları ve sesleri fark edin ve bu zamanı zihninizi rahatlatmak için kullanın. Farkındalıklı bir yürüyüş stresi azaltabilir ve genel ruh halinizi iyileştirebilir.2018 tarihli bir çalışma, nefes alırken yürümenin kalp yetmezliği hastalarının fiziksel aktiviteye olan toleransını artırdığını, bunun büyük olasılıkla daha iyi oksijen satürasyonu ve artan interoseptif farkındalık nedeniyle olduğunu ve ayrıca bir kişinin yaşam kalitesini artırdığını öne sürüyor.Yürüyüşünüzü sosyal veya düşünceli bir aktiviteye dönüştürerek daha keyifli hale getirin. Bir arkadaşınızla veya aile üyenizle yürüyün ve hafif bir sohbete katılın. Tek başınıza yürüyorsanız, bu zamanı gününüzü düşünerek veya doğayı takdir ederek şükran veya farkındalık için kullanın. Sosyal etkileşim ve olumlu düşünceler zihinsel sağlığınızı güçlendirir, yürüyüşünüzü sadece fiziksel bir aktivite değil, aynı zamanda sağlıklı bir deneyim haline getirir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HVhhwvzjNUy68Du7Dbv7oQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yemek, yedikten, sonra, yürüyüş, yapmak, doğru, mu, Akılda, tutulması, gereken, temel, ipucu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HVhhwvzjNUy68Du7Dbv7oQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yemek yedikten sonra yürüyüş yapmak doğru mu? Akılda tutulması gereken 5 temel ipucu"><p>Yemeklerden sonra yürümek, sağlığınızı desteklemenin ve gün boyunca enerjik kalmanın harika bir yoludur. Yürümeden önce birkaç dakika bekleyerek bu basit alışkanlığın faydalarını en üst düzeye çıkarabilirsiniz. Bunlar gibi küçük ayarlamalar genel sağlığınızda büyük bir fark yaratabilir, o halde neden bir sonraki yemeğinizden sonra ayakkabılarınızı giyip sağlıklı bir yürüyüşe çıkmıyorsunuz?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TxuKduSMeUWYnAx-fyI17A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yemeklerden sonra yürümek oldukça basit bir alışkanlıktır ancak inanılmaz sağlık faydaları vardır. Sindirimi iyileştirebilir, enerji seviyelerini artırabilir ve hatta sağlıklı bir kiloyu korumaya yardımcı olabilir. Ancak yemek sonrası yürüyüşlerin hepsi aynı derecede etkili değildir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K-UkJyWjKEWCfDCw32RXIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yürüyüşten en iyi şekilde yararlanmak için faydaları büyük ölçüde artıran ve bunu doğru şekilde yaptığınızdan emin olmanız gereken belirli uygulamaları takip etmek önemlidir. Daha iyi sağlık ve sürdürülebilir enerji için yemeklerden sonra yürürken akılda tutulması gereken 5 temel ipucu şunlardır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tOrB4l9jukSb6qdQpJrb6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yemekten hemen sonra yürümek iyi bir fikir gibi görünse de vücudunuza dinlenmesi için 10-15 dakika vermek büyük bir fark yaratabilir. Bu kısa duraklama, midenizin sindirim sürecini başlatmasını sağlar ve yürürken rahatsızlık veya kramp riskini azaltır. Bu zamanı rahatlamak ve susuz kalmamak için bir bardak su yudumlamak için kullanın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9rw2up5EikaZs81bOUcOEA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2011 yılında yapılan bir araştırmaya göre, insanlara yemeklerden sonra dinlenmeleri ve ardından 30-60 dakika sonra yürümeye başlamaları öneriliyor. Bu, yemekten hemen sonra yürümeye başladıklarında kendilerini iyi hissetmeyen kişiler için uygun bir tavsiye olabilir, ancak bazı kişilerin yemekten sonra rahatlamaya ihtiyacı yoktur çünkü herhangi bir olumsuz reaksiyonları yoktur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5oloqf4KCUi9alJ7HoJG5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yemek sonrası yürüyüşler yavaş ve istikrarlı olmalı, yüksek yoğunluklu bir egzersiz olmamalıdır. Kolayca sohbet edebileceğiniz bir tempoyu hedefleyin. Yemekten sonra hızlı yürümek, kan akışını midenizden uzaklaştırarak sindirime müdahale edebilir. Rahat bir yürüyüş, sindirimi uyarmaya, kan şekeri seviyelerini düzenlemeye ve vücutta sakinleştirici bir etki yaratmaya yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/looXeq7P602f38A1-VvSxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yemek sonrası yürüyüşünüzü nazik el egzersizleri ekleyerek daha ilgi çekici hale getirin. Bu egzersizler dolaşımı iyileştirir, esnekliği artırır ve üst vücudunuzu aktif tutar. Bazı örnekler şunlardır:
Parmak germe: Yumruklarınızı yavaşça açıp kapatın ve 10 tekrar yapın.
Bilek döndürme: Bileklerinizi birkaç saniye boyunca hem saat yönünde hem de saat yönünün tersine daireler çizerek döndürün.
Kol sallama: Omuz hareketliliğini artırmak için kollarınızı yavaşça ileri geri sallayın.
Başparmak dokunuşları: Daha iyi koordinasyon için başparmağınızı her bir parmak ucuna tek tek dokundurun.
Bu basit hareketler yürüyüşünüze çeşitlilik katar ve ellerinizdeki ve bileklerinizdeki gerginliği gidermeye yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YgqLrKl61E-42a8S9WbLLw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Derin nefes alma ve farkındalık uygulayarak yürüyüşünüzü daha faydalı hale getirin. Burnunuzdan yavaş, derin nefesler alın ve ağzınızdan verin. Bu oksijen akışını artırır ve sindirime yardımcı olur. Çevrenize dikkat edin, manzaraları ve sesleri fark edin ve bu zamanı zihninizi rahatlatmak için kullanın. Farkındalıklı bir yürüyüş stresi azaltabilir ve genel ruh halinizi iyileştirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BZBZGhD27Uub5-cqfXOO_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2018 tarihli bir çalışma, nefes alırken yürümenin kalp yetmezliği hastalarının fiziksel aktiviteye olan toleransını artırdığını, bunun büyük olasılıkla daha iyi oksijen satürasyonu ve artan interoseptif farkındalık nedeniyle olduğunu ve ayrıca bir kişinin yaşam kalitesini artırdığını öne sürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e-R4dmcsC0O6FbczPnfcOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yürüyüşünüzü sosyal veya düşünceli bir aktiviteye dönüştürerek daha keyifli hale getirin. Bir arkadaşınızla veya aile üyenizle yürüyün ve hafif bir sohbete katılın. Tek başınıza yürüyorsanız, bu zamanı gününüzü düşünerek veya doğayı takdir ederek şükran veya farkındalık için kullanın. Sosyal etkileşim ve olumlu düşünceler zihinsel sağlığınızı güçlendirir, yürüyüşünüzü sadece fiziksel bir aktivite değil, aynı zamanda sağlıklı bir deneyim haline getirir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>10 yaşındaki Hasan kalp krizi kurbanı</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/10-yasindaki-hasan-kalp-krizi-kurbani</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/10-yasindaki-hasan-kalp-krizi-kurbani</guid>
<description><![CDATA[ Bursa’da kalp ritmindeki bozukluk nedeniyle ameliyat edilen 10 yaşındaki Hasan Elibrahim, yoğun bakım ünitesinde tutulduğu sırada kalp krizi geçirdi. Küçük çocuk, doktorların tüm çabasına karşın kurtarılamadı.Bursa’da 10 yaşındaki bir çocuk, ameliyatın ardından kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi.  İnegöl’deki Fatih İlkokulu’nda eğitim gören 4’üncü sınıf öğrencisi Hasan Elibrahim, 13 Ocak günü okulda fenalaştı.  İnegöl Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Elibrahim’in ilk tetkiklerinde kalp ritminde bozukluk olduğu belirlendi.   Buradan Bursa Dörtçelik Çocuk Hastanesi’ne sevk edilen Hasan Elibrahim, acil ameliyata alındı.   Ameliyatın ardından yoğun bakım ünitesinde tedavisi süren Elibrahim, kalp krizi geçirdi.  Hasan Elibrahim, dün doktorların tüm çabasına karşın kurtarılamadı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nXeuEhbUAU2szVW8ZW9f-g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, Hasan, kalp, krizi, kurbanı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nXeuEhbUAU2szVW8ZW9f-g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="10 yaşındaki Hasan kalp krizi kurbanı"><p>Bursa’da kalp ritmindeki bozukluk nedeniyle ameliyat edilen 10 yaşındaki Hasan Elibrahim, yoğun bakım ünitesinde tutulduğu sırada kalp krizi geçirdi. Küçük çocuk, doktorların tüm çabasına karşın kurtarılamadı.</p>Bursa’da 10 yaşındaki bir çocuk, ameliyatın ardından kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi.  İnegöl’deki Fatih İlkokulu’nda eğitim gören 4’üncü sınıf öğrencisi Hasan Elibrahim, 13 Ocak günü okulda fenalaştı.  İnegöl Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Elibrahim’in ilk tetkiklerinde kalp ritminde bozukluk olduğu belirlendi.   Buradan Bursa Dörtçelik Çocuk Hastanesi’ne sevk edilen Hasan Elibrahim, acil ameliyata alındı.   Ameliyatın ardından yoğun bakım ünitesinde tedavisi süren Elibrahim, kalp krizi geçirdi.  Hasan Elibrahim, dün doktorların tüm çabasına karşın kurtarılamadı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bebekleri ve çocukları tehdit ediyor: RSV nedir, belirtileri neler?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/bebekleri-ve-cocuklari-tehdit-ediyor-rsv-nedir-belirtileri-neler</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/bebekleri-ve-cocuklari-tehdit-ediyor-rsv-nedir-belirtileri-neler</guid>
<description><![CDATA[ Son yıllarda görülme sıklığındaki artışla dikkat çeken RSV (Respiratuar Sinsisyal Virüs), grip ve soğuk algınlığına benzer şikayetlere neden olurken, tedavisinde gecikildiğinde akciğerleri tehdit ediyor. RSV, genellikle üst solunum yolu enfeksiyonu; bebek ve küçük çocuklar ile prematüre doğanlarda, bağışıklık yetmezliği olanlarda ve yaşlılarda ciddi alt solunum yolu enfeksiyonları geliştirebiliyor. Peki, RSV nedir, belirtileri neler?RSV, Respiratuar Sinsityal Virüsü (Respiratory Syncytial Virus), özellikle çocuklarda ve bebeklerde solunum yolu enfeksiyonlarına neden olan yaygın bir virüstür. RSV, soğuk algınlığına benzer semptomlara yol açabilir, ancak bazı durumlarda bronşiolit ve zatürre gibi daha ciddi solunum yolu hastalıklarına neden olabilir.Virüs öksürük, hapşırma, burun akıntısı gibi durumlarla yayılan damlacıkların ağız, burun veya göz mukozasından alınması ile bulaşır. Etkenin enfekte kişiden yayılım süresi kişinin özelliklerine bağlı olmakla birlikte, ortalama 11 gün sürdüğü çalışmalarda gösterilmiştir.Virüs çok uzun süre el ve yüzeylerde bulunur. Bu nedenle el hijyenine uyum ve temas önlemleri etkenin yayılmasını engellemede önemlidir. Hastalık belirtileri etken alındıktan sonra ortalama 4-6 gün içinde ortaya çıkar. Etkene karşı kalıcı bağışıklık sağlanmaz, tekrar tekrar görülebilir.RSV virüsü yakın temas, göz, burun akıntısı ve havada asılı kalan damlacıklar yoluyla bulaşmaktadır.İnfluenza ve Covid-19 semptomları ile benzerlik gösteren RSV; burun akıntısı, öksürme, hapşırma, ateş, hırıltı ve halsizlik gibi gibi belirtiler ile ortaya çıkmaktadır.Üst solunum yollarında çoğalan RSV virüsü, hızla alt solunum yollarına da ulaşıyor.Prematüre bebekler, doğumsal veya kazanılmış bağışıklık yetmezliği olanlar, doğumsal kalp hastalığı görülenler, kemik iliği ve organ nakli yapılan kişiler, evde oksijen tedavisi alanlar ile nörolojik ve metabolik problemi olan çocuklar RSV için yüksek risk taşıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qNaU1TFkAEWTLkd_KH6I9g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bebekleri, çocukları, tehdit, ediyor:, RSV, nedir, belirtileri, neler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qNaU1TFkAEWTLkd_KH6I9g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bebekleri ve çocukları tehdit ediyor: RSV nedir, belirtileri neler?"><p>Son yıllarda görülme sıklığındaki artışla dikkat çeken RSV (Respiratuar Sinsisyal Virüs), grip ve soğuk algınlığına benzer şikayetlere neden olurken, tedavisinde gecikildiğinde akciğerleri tehdit ediyor. RSV, genellikle üst solunum yolu enfeksiyonu; bebek ve küçük çocuklar ile prematüre doğanlarda, bağışıklık yetmezliği olanlarda ve yaşlılarda ciddi alt solunum yolu enfeksiyonları geliştirebiliyor. Peki, RSV nedir, belirtileri neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rte23MC4cEGvjuySbF716w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>RSV, Respiratuar Sinsityal Virüsü (Respiratory Syncytial Virus), özellikle çocuklarda ve bebeklerde solunum yolu enfeksiyonlarına neden olan yaygın bir virüstür. RSV, soğuk algınlığına benzer semptomlara yol açabilir, ancak bazı durumlarda bronşiolit ve zatürre gibi daha ciddi solunum yolu hastalıklarına neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8tBAxIRVrEelXHX0fWd0Gw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Virüs öksürük, hapşırma, burun akıntısı gibi durumlarla yayılan damlacıkların ağız, burun veya göz mukozasından alınması ile bulaşır. Etkenin enfekte kişiden yayılım süresi kişinin özelliklerine bağlı olmakla birlikte, ortalama 11 gün sürdüğü çalışmalarda gösterilmiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kGeum6Oz00-Txdbx2VFfPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Virüs çok uzun süre el ve yüzeylerde bulunur. Bu nedenle el hijyenine uyum ve temas önlemleri etkenin yayılmasını engellemede önemlidir. Hastalık belirtileri etken alındıktan sonra ortalama 4-6 gün içinde ortaya çıkar. Etkene karşı kalıcı bağışıklık sağlanmaz, tekrar tekrar görülebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UTpDzKBzKUit9Dq1dliwjA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>RSV virüsü yakın temas, göz, burun akıntısı ve havada asılı kalan damlacıklar yoluyla bulaşmaktadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jP-SDK2HyUyDqOCEqrbcEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnfluenza ve Covid-19 semptomları ile benzerlik gösteren RSV; burun akıntısı, öksürme, hapşırma, ateş, hırıltı ve halsizlik gibi gibi belirtiler ile ortaya çıkmaktadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mVkkSj9igUSK0uGDx5ApPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Üst solunum yollarında çoğalan RSV virüsü, hızla alt solunum yollarına da ulaşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z9aCayJUXE2nOV1s1c7r6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prematüre bebekler, doğumsal veya kazanılmış bağışıklık yetmezliği olanlar, doğumsal kalp hastalığı görülenler, kemik iliği ve organ nakli yapılan kişiler, evde oksijen tedavisi alanlar ile nörolojik ve metabolik problemi olan çocuklar RSV için yüksek risk taşıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ölüm oranı yüzde 88&amp;apos;e varan virüs yayılıyor: Marburg virüsü nedir? Marburg virüsü belirtileri neler?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/olum-orani-yuzde-88e-varan-virus-yayiliyor-marburg-virusu-nedir-marburg-virusu-belirtileri-neler</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/olum-orani-yuzde-88e-varan-virus-yayiliyor-marburg-virusu-nedir-marburg-virusu-belirtileri-neler</guid>
<description><![CDATA[ Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Tanzanya&#039;da Marburg virüsü salgını şüphesi nedeniyle en az sekiz kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. WHO yetkilileri, bölgedeki sağlık otoriteleriyle iş birliği içinde salgının kaynağını belirlemek ve yayılmasını önlemek amacıyla acil önlemler aldıklarını belirtti. Bu salgın, 2024 yılının sonlarında Ruanda&#039;da benzer bir şekilde 15 kişinin ölümüne neden olan Marburg virüsü salgınına benzerlik gösteriyor. O dönem Ruanda&#039;da hızla yayılan virüs, yoğun sağlık çalışmaları ve uluslararası yardımlar sayesinde kontrol altına alınmıştı.  Peki, marburg virüsü nedir? Marburg virüsü belirtileri neler?Marburg virüsü tekrar gündeme geldi. Ebola&#039;ya neden olan virüsle yakından ilişkili olan marburg, son yıllarda neredeyse tamamı Afrika&#039;da olmak üzere yüzlerce insanın ölümüne neden oldu.Marburg virüsü hastalığı (MVH), insanlarda sıklıkla ölümle sonuçlanan ciddi bir hastalıktır.   Marburg virüsü, ilk kez 1967&#039;de Almanya&#039;nın Marburg kentindeki bir laboratuvarda tespit edildi.Meyve yarasaları aracılığıyla bulaşan Marburg virüsü, insanlar arasında da enfekte kişilerin vücut sıvıları veya teması yoluyla yayılıyor.Enfekte kişilerde yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, halsizlik, kusma gibi belirtiler aniden ortaya çıkıyor ve birçok hastada 7 günde şiddetli hemorajik belirtiler gelişiyor.Aşısı ya da özel bir tedavisi olmayan Marburg virüsünde ölüm oranı ise yüzde 23 ile yüzde 90 arasında değişiyor.Angola&#039;da 2005&#039;te yaşanan Marburg virüsü salgınında, virüsün bulaştığı 252 kişinin yüzde 90&#039;ı hayatını kaybetmişti.Kontrolü zor bir virüstür. Çünkü iyileşen kişiler kan veya semen gibi sıvılarla ve anne sütüyle  aylar sonrada bulaştırıcı olmaya devam edebilir.Hastalığın görüldüğü bölgelere seyahat edecekler şunlara mutlaka dikkat etmelidirler:Canlı ya da ölü meyve yarasaları, primatlar ve bunların çıkartılarıyla temastan kaçınmak,Vahşi hayvan eti yememek,Hasta olduğu düşünülen insanlarla yakın temastan kaçınmak,Elleri sık sık su ve sabunla yıkamak veya alkol bazlı el dezenfektanlarıyla temizlemek.Meyve yarasa kolonilerinin yaşadığı madenlere veya mağaralara uzun süre maruz kalmaktan kaynaklanan yarasa-insan bulaşma riskini azaltmak için buraları ziyaret edecek veya buralarda çalışacak kişiler tarafından eldiven ve diğer uygun koruyucu giysileri (maskeler dahil) giymek,Salgınlar sırasında tüm hayvansal ürünleri tüketilmeden önce iyice pişirmek,Enfekte hastalarla, özellikle vücut sıvılarıyla doğrudan veya yakın temastan kaynaklanan insandan insana bulaşma riskini azaltmak için Marburg virüsü hastası ile yakın fiziksel temastan kaçınmak,Marburg virüsü hastalığı şüphesi olan veya MVH olduğu doğrulanan hastalar erken bakım için belirlenmiş bir tedavi merkezinde izole edilmesini sağlamak ve evde bulaşı önlenmek,Marburg virüsü hastasıyla temas etmiş olabilecek kişileri belirlemek ve sağlık durumlarını 21 gün boyunca izlemek,Şüpheli veya doğrulanmış Marburg virüsü hastasına bakan sağlık çalışanlarında, hastanın kanı ve vücut sıvıları ile giysi ve yatak takımı gibi kirlenmiş yüzey veya malzemelerle teması önlemek için ekstra enfeksiyon kontrol önlemleri uygulamak.Marburg virüsünün enfekte semen yoluyla bulaşması, klinik iyileşmeden sonraki yedi haftaya kadar devam edebileceğinin farkında olmak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uGaSqH7MfEu1ZQXGqsYr4g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ölüm, oranı, yüzde, 88e, varan, virüs, yayılıyor:, Marburg, virüsü, nedir, Marburg, virüsü, belirtileri, neler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uGaSqH7MfEu1ZQXGqsYr4g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ölüm oranı yüzde 88'e varan virüs yayılıyor: Marburg virüsü nedir? Marburg virüsü belirtileri neler?"><p>Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Tanzanya'da Marburg virüsü salgını şüphesi nedeniyle en az sekiz kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. WHO yetkilileri, bölgedeki sağlık otoriteleriyle iş birliği içinde salgının kaynağını belirlemek ve yayılmasını önlemek amacıyla acil önlemler aldıklarını belirtti. Bu salgın, 2024 yılının sonlarında Ruanda'da benzer bir şekilde 15 kişinin ölümüne neden olan Marburg virüsü salgınına benzerlik gösteriyor. O dönem Ruanda'da hızla yayılan virüs, yoğun sağlık çalışmaları ve uluslararası yardımlar sayesinde kontrol altına alınmıştı.  Peki, marburg virüsü nedir? Marburg virüsü belirtileri neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QI_KMj-eHUG0vkweK5gEOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Marburg virüsü tekrar gündeme geldi. Ebola'ya neden olan virüsle yakından ilişkili olan marburg, son yıllarda neredeyse tamamı Afrika'da olmak üzere yüzlerce insanın ölümüne neden oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9elbP8lFkUCEsJXCX-1SWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Marburg virüsü hastalığı (MVH), insanlarda sıklıkla ölümle sonuçlanan ciddi bir hastalıktır.   Marburg virüsü, ilk kez 1967'de Almanya'nın Marburg kentindeki bir laboratuvarda tespit edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Mn5BEl1oDEuqt08WGHSz-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyve yarasaları aracılığıyla bulaşan Marburg virüsü, insanlar arasında da enfekte kişilerin vücut sıvıları veya teması yoluyla yayılıyor.Enfekte kişilerde yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, halsizlik, kusma gibi belirtiler aniden ortaya çıkıyor ve birçok hastada 7 günde şiddetli hemorajik belirtiler gelişiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_I0SUsYTGUCVlq6cpQL_tw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşısı ya da özel bir tedavisi olmayan Marburg virüsünde ölüm oranı ise yüzde 23 ile yüzde 90 arasında değişiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x4Q6_hV9BU-EkpgDTN0Vlw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Angola'da 2005'te yaşanan Marburg virüsü salgınında, virüsün bulaştığı 252 kişinin yüzde 90'ı hayatını kaybetmişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Chf5vWY-x0Gen3S0QuNKmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kontrolü zor bir virüstür. Çünkü iyileşen kişiler kan veya semen gibi sıvılarla ve anne sütüyle  aylar sonrada bulaştırıcı olmaya devam edebilir.Hastalığın görüldüğü bölgelere seyahat edecekler şunlara mutlaka dikkat etmelidirler:Canlı ya da ölü meyve yarasaları, primatlar ve bunların çıkartılarıyla temastan kaçınmak,Vahşi hayvan eti yememek,Hasta olduğu düşünülen insanlarla yakın temastan kaçınmak,Elleri sık sık su ve sabunla yıkamak veya alkol bazlı el dezenfektanlarıyla temizlemek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x3BNyBDEtU2lLm_xWc8tAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyve yarasa kolonilerinin yaşadığı madenlere veya mağaralara uzun süre maruz kalmaktan kaynaklanan yarasa-insan bulaşma riskini azaltmak için buraları ziyaret edecek veya buralarda çalışacak kişiler tarafından eldiven ve diğer uygun koruyucu giysileri (maskeler dahil) giymek,Salgınlar sırasında tüm hayvansal ürünleri tüketilmeden önce iyice pişirmek,Enfekte hastalarla, özellikle vücut sıvılarıyla doğrudan veya yakın temastan kaynaklanan insandan insana bulaşma riskini azaltmak için Marburg virüsü hastası ile yakın fiziksel temastan kaçınmak,Marburg virüsü hastalığı şüphesi olan veya MVH olduğu doğrulanan hastalar erken bakım için belirlenmiş bir tedavi merkezinde izole edilmesini sağlamak ve evde bulaşı önlenmek,Marburg virüsü hastasıyla temas etmiş olabilecek kişileri belirlemek ve sağlık durumlarını 21 gün boyunca izlemek,Şüpheli veya doğrulanmış Marburg virüsü hastasına bakan sağlık çalışanlarında, hastanın kanı ve vücut sıvıları ile giysi ve yatak takımı gibi kirlenmiş yüzey veya malzemelerle teması önlemek için ekstra enfeksiyon kontrol önlemleri uygulamak.Marburg virüsünün enfekte semen yoluyla bulaşması, klinik iyileşmeden sonraki yedi haftaya kadar devam edebileceğinin farkında olmak.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>40 yaşından sonra tüm erkeklerin tüketmesi gereken 6 vitamin</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/40-yasindan-sonra-tum-erkeklerin-tuketmesi-gereken-6-vitamin</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/40-yasindan-sonra-tum-erkeklerin-tuketmesi-gereken-6-vitamin</guid>
<description><![CDATA[ Erkekler yaşlandıkça, beslenme gereksinimleri değişir ve belirli vitaminler sağlıklı kalmak için giderek daha önemli hale gelir. 40 yaşından sonra, erkekler vücutlarının ihtiyaçlarını karşıladıklarından emin olmak için diyetlerine ve takviye alımına dikkat etmelidir. İşte erkeklerin 40 yaşından sonra tüketmesi gereken hayati vitaminler ve bunları günlük rutinlerine dahil etmenin en iyi yolları.Kalsiyum emilimini artırarak kemik sağlığını iyileştirir.
Bağışıklık fonksiyonunu iyileştirir.
Kalp hastalığı ve bazı maligniteler gibi kronik hastalık riskini azaltır.

Nasıl Alınır:Güneş kremi kullanmadan haftada birkaç kez 15-30 dakika güneşte kalın.Güçlü kemik ve dişler için önemlidir.Kas fonksiyonunu ve sinir iletimini destekler. Nasıl Alınır:Gıda kaynakları arasında süt ürünleri (süt, peynir ve yoğurt), yapraklı yeşil sebzeler (kara lahana ve brokoli) ve güçlendirilmiş bitki bazlı sütler bulunur.Kırmızı kan hücresi üretimi ve nörolojik fonksiyon için gereklidir.
Enerji seviyelerini korumaya yardımcı olur.Nasıl Alınır:Gıda kaynakları arasında et, balık, süt ürünleri ve güçlendirilmiş tahıllar bulunur.
Takviyeler arasında siyanokobalamin ve metilkobalamin bulunur. B12 takviyeleri oral yoldan verilebilir,Kas ve sinir fonksiyonunu destekler.Kan basıncını ve kan şekeri seviyelerini yönetmeye yardımcı olur.
Nasıl Alınır:
Gıda kaynakları arasında kuruyemişler ve tohumlar, tam tahıllar, yapraklı yeşil sebzeler ve baklagiller bulunur.
Magnezyum sitrat veya glisinat takviye olarak alınabilir. Mideyi önlemek için yiyeceklerle birlikte alınKalp sağlığını iyileştirmeye yardımcı olan iltihabı ve lipitleri azaltır.
Beyin sağlığını ve bilişsel işlevi iyileştirir. Nasıl Alınır:Besin kaynakları arasında yağlı balıklar (somon, sardalya ve uskumru gibi), keten tohumları, chia tohumları ve ceviz bulunur.Hücreleri zarardan koruyan bir antioksidan görevi görür.Bağışıklık fonksiyonunu ve kolajen oluşumunu destekler.Nasıl Alınır:Turunçgiller, meyveler, dolmalık biberler ve yapraklı yeşillikler iyi besin kaynaklarıdır.Takviyeler arasında askorbik asit veya tamponlu C vitamini bulunur. C vitamini takviyeleri şu adresten alınabilir:Bir sağlık uzmanına danışın. Herhangi bir takviye rejimine başlamadan önce, özellikle uygun dozajları belirlemek ve ilaçlarla olası etkileşimleri ele almak için bir sağlık uzmanına danışın.Kalite ve etkinlik açısından üçüncü taraflarca test edilmiş takviyeleri arayın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-5cAAbtMHkiVqL3Y-5Q2PA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşından, sonra, tüm, erkeklerin, tüketmesi, gereken, vitamin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-5cAAbtMHkiVqL3Y-5Q2PA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="40 yaşından sonra tüm erkeklerin tüketmesi gereken 6 vitamin"><p>Erkekler yaşlandıkça, beslenme gereksinimleri değişir ve belirli vitaminler sağlıklı kalmak için giderek daha önemli hale gelir. 40 yaşından sonra, erkekler vücutlarının ihtiyaçlarını karşıladıklarından emin olmak için diyetlerine ve takviye alımına dikkat etmelidir. İşte erkeklerin 40 yaşından sonra tüketmesi gereken hayati vitaminler ve bunları günlük rutinlerine dahil etmenin en iyi yolları.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iRlfvmHkXEGKkwTGw2HGIA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalsiyum emilimini artırarak kemik sağlığını iyileştirir.
Bağışıklık fonksiyonunu iyileştirir.
Kalp hastalığı ve bazı maligniteler gibi kronik hastalık riskini azaltır.

Nasıl Alınır:Güneş kremi kullanmadan haftada birkaç kez 15-30 dakika güneşte kalın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rIlwqW5mbUO47okjWDIP6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güçlü kemik ve dişler için önemlidir.Kas fonksiyonunu ve sinir iletimini destekler. Nasıl Alınır:Gıda kaynakları arasında süt ürünleri (süt, peynir ve yoğurt), yapraklı yeşil sebzeler (kara lahana ve brokoli) ve güçlendirilmiş bitki bazlı sütler bulunur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kEH0REOGaUeXONtHxttwBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kırmızı kan hücresi üretimi ve nörolojik fonksiyon için gereklidir.
Enerji seviyelerini korumaya yardımcı olur.Nasıl Alınır:Gıda kaynakları arasında et, balık, süt ürünleri ve güçlendirilmiş tahıllar bulunur.
Takviyeler arasında siyanokobalamin ve metilkobalamin bulunur. B12 takviyeleri oral yoldan verilebilir,</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BZOzFMT7BkKPdOG2aWg9OQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kas ve sinir fonksiyonunu destekler.Kan basıncını ve kan şekeri seviyelerini yönetmeye yardımcı olur.
Nasıl Alınır:
Gıda kaynakları arasında kuruyemişler ve tohumlar, tam tahıllar, yapraklı yeşil sebzeler ve baklagiller bulunur.
Magnezyum sitrat veya glisinat takviye olarak alınabilir. Mideyi önlemek için yiyeceklerle birlikte alın</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LbZsj5HKukOJBQ4NbieHPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp sağlığını iyileştirmeye yardımcı olan iltihabı ve lipitleri azaltır.
Beyin sağlığını ve bilişsel işlevi iyileştirir. Nasıl Alınır:Besin kaynakları arasında yağlı balıklar (somon, sardalya ve uskumru gibi), keten tohumları, chia tohumları ve ceviz bulunur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hHTtgDRj2UKfAKc5IloY7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hücreleri zarardan koruyan bir antioksidan görevi görür.Bağışıklık fonksiyonunu ve kolajen oluşumunu destekler.Nasıl Alınır:Turunçgiller, meyveler, dolmalık biberler ve yapraklı yeşillikler iyi besin kaynaklarıdır.Takviyeler arasında askorbik asit veya tamponlu C vitamini bulunur. C vitamini takviyeleri şu adresten alınabilir:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TSQ8I9ZgDkqiXHu5-ucRIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir sağlık uzmanına danışın. Herhangi bir takviye rejimine başlamadan önce, özellikle uygun dozajları belirlemek ve ilaçlarla olası etkileşimleri ele almak için bir sağlık uzmanına danışın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_dU4Fu4ZokyppkVN1xLG6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalite ve etkinlik açısından üçüncü taraflarca test edilmiş takviyeleri arayın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yemek uzmanı Vedat Milor midye ve balığı suçladı: Vücudumda yüksek miktarda civa var</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/yemek-uzmani-vedat-milor-midye-ve-baligi-sucladi-vucudumda-yuksek-miktarda-civa-var</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/yemek-uzmani-vedat-milor-midye-ve-baligi-sucladi-vucudumda-yuksek-miktarda-civa-var</guid>
<description><![CDATA[ Ünlü yemek eleştirmeni Vedat Milor, yaşadığı sağlık sorunlarıyla ilgili konuştu. Pestisit, yani tarım ilacı mağduru olduğunu belirten Milor, el titremesi ve uyuşma gibi sağlık sorunları yaşadığını söyledi. Milor, vücudundaki yüksek miktarda civa nedeniyle bu rahatsızlıkları yaşamış olabileceğini söyledi, balık ve midyeye işaret etti.Milor, Armağan Çağlayan&#039;ın sunduğu &#039;Gör Beni&#039; programına konuk oldu.Bir süredir sağlık sorunlarıyla da gündem olan Milor&#039;a, Çağlayan da &#039;Ellerinizin titremesi parkinson mu?&#039; sorusunu yöneltti. Milor&#039;un bu soruya verdiği yanıt dikkat çekti. Vedat Milor, 15 sene önce ellerinin ve ayaklarının uyuşmaya başlaması nedeniyle doktora gittiğini ama bir türlü neden uyuştuğunun anlaşılamadığını belirterek şunları anlattı:&quot;Nihayetinde his kaybı olmaya başladı, polinöropati denilen olay görüldü. Mesela dizinize vurulduğunda ayağınızın kalkması lazım ama kalkmıyor. Neyse ki doktorum akıl etti ve ağır metal testi yaptırdı.&quot;&quot;Vücudumda çok yüksek miktarda civa bulundu. Civa zehirlenmesi olmuş ve o civa da gidip sinirlerin etrafındaki tabakaları aşındırmış. O yüzden zorladığım zaman bir şeyleri tutmak için semptomlar ortaya çıkıyor.&quot; açıklamasını yapan Milor, &quot;Civa neden olur ? Rivayetler muhtelif ancak daha çok mesela midye. İskele babalarından çıkarılan midye ya da bazı balıklarda çok bulunuyor.&quot; dedi,Milor, tarım ilaçlarının da bu duruma neden olabileceğini belirtirken, &quot;Bir de tarımda kullanılan pestisit kaynaklı arsenik var. Ülkemizde bunlardan çok bulunuyor. Doktorum aşağı yukarı sinirlerimin 1000 yılda düzeleceğini söyledi.&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n60Eu9AKy0CgirEvb-lFEg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yemek, uzmanı, Vedat, Milor, midye, balığı, suçladı:, Vücudumda, yüksek, miktarda, civa, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n60Eu9AKy0CgirEvb-lFEg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yemek uzmanı Vedat Milor midye ve balığı suçladı: Vücudumda yüksek miktarda civa var"><p>Ünlü yemek eleştirmeni Vedat Milor, yaşadığı sağlık sorunlarıyla ilgili konuştu. Pestisit, yani tarım ilacı mağduru olduğunu belirten Milor, el titremesi ve uyuşma gibi sağlık sorunları yaşadığını söyledi. Milor, vücudundaki yüksek miktarda civa nedeniyle bu rahatsızlıkları yaşamış olabileceğini söyledi, balık ve midyeye işaret etti.</p><p>Milor, Armağan Çağlayan'ın sunduğu 'Gör Beni' programına konuk oldu.</p><p>Bir süredir sağlık sorunlarıyla da gündem olan Milor'a, Çağlayan da 'Ellerinizin titremesi parkinson mu?' sorusunu yöneltti. Milor'un bu soruya verdiği yanıt dikkat çekti. </p><p>Vedat Milor, 15 sene önce ellerinin ve ayaklarının uyuşmaya başlaması nedeniyle doktora gittiğini ama bir türlü neden uyuştuğunun anlaşılamadığını belirterek şunları anlattı:</p><p>"Nihayetinde his kaybı olmaya başladı, polinöropati denilen olay görüldü. Mesela dizinize vurulduğunda ayağınızın kalkması lazım ama kalkmıyor. Neyse ki doktorum akıl etti ve ağır metal testi yaptırdı."</p><p>"Vücudumda çok yüksek miktarda civa bulundu. Civa zehirlenmesi olmuş ve o civa da gidip sinirlerin etrafındaki tabakaları aşındırmış. O yüzden zorladığım zaman bir şeyleri tutmak için semptomlar ortaya çıkıyor." açıklamasını yapan Milor, "Civa neden olur ? Rivayetler muhtelif ancak daha çok mesela midye. İskele babalarından çıkarılan midye ya da bazı balıklarda çok bulunuyor." dedi,</p><p>Milor, tarım ilaçlarının da bu duruma neden olabileceğini belirtirken, "Bir de tarımda kullanılan pestisit kaynaklı arsenik var. Ülkemizde bunlardan çok bulunuyor. Doktorum aşağı yukarı sinirlerimin 1000 yılda düzeleceğini söyledi." diye konuştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Her gün yürüyüş yapmanıza rağmen kilo veremiyor musunuz? Bunun 7 şaşırtıcı nedeni</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/her-gun-yuruyus-yapmaniza-ragmen-kilo-veremiyor-musunuz-bunun-7-sasirtici-nedeni</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/her-gun-yuruyus-yapmaniza-ragmen-kilo-veremiyor-musunuz-bunun-7-sasirtici-nedeni</guid>
<description><![CDATA[ Düzenli yürüyüş birçok sağlık faydası sağlar, ancak bazı faktörler kilo kaybını engelleyebilir. Bunlara yavaş tempo, yetersiz süre, sağlık koşulları, yüksek stres, uyku eksikliği, ilaç yan etkileri ve yüksek kalorili diyetler dahildir. Bu sorunları ele almak, kilo kaybı için yürüyüşün etkinliğini artırmaya yardımcı olabilir.Her gün yürüyüş yapmak, sağlığınız için birçok avantajla birlikte gelir. Mutlu ve enerjik hissetmekten formunuzu korumaya kadar, biraz günlük hareket sağlığınız için harikalar yaratabilir.Ancak, düzenli yürüyüşlere rağmen istenen sonuçları alamamak moral bozucu olabilir. Her gün yürüyüş için parka gidiyorsanız ve hala o fazla kiloları veremiyorsanız, gözden kaçırmış olabileceğiniz bazı nedenler olabilir.Yavaş yürüyenler zihinsel sağlık faydalarından yararlanabilir ve eklemler için kolay olabilir, ancak yoğunluk kalp atış hızınızı yükseltmeye yetmiyorsa tartılarına yansımayabilir. Egzersizinizin etkisini derinleştirmek için bunun yerine hızınızı artırmanız veya merdiven çıkmanız önerilir.Yeterince yürümemek istediğiniz sonuçları elde etmenizi sağlamaz. Uzun yürüyüşler için zamanınız veya isteğiniz yoksa, her öğünden sonra 3-4 küçük yürüyüşe bölmek yardımcı olabilir. Günde üç kez her öğünden sonra 15 dakika yürümek de daha iyi şeker kontrolüne yardımcı olabilir.Düzenli olarak yürüyor ve egzersiz yapıyorsanız ve sağlıklı bir diyet uyguluyorsanız ancak kilo veremiyorsanız, kilo verme yolculuğunuzu etkileyebilecek tiroid sorunları, hormonal dengesizlik veya insülin direnci gibi altta yatan sağlık durumlarını öğrenmek için sağlık uzmanınızla iletişime geçebilirsiniz.Yüksek stres seviyeleri, metabolizmanızı etkileyebilecek yüksek kortizol seviyelerine yol açabilir. Bu, kilo verme çabalarınızı kesintiye uğratabilir. Stres hormonlarınızı düzeltmek için rahatlamak, meditasyon yapmak ve seçtiğiniz aktiviteleri yapmak için biraz zaman ayırın.Geceleri iyi uyuyamamak kilo alımına katkıda bulunabilir ve düzenli yürüyüşler bile bunu düzeltemeyebilir. Çalışmalar, daha kısa süre uyuyan kişilerin daha uzun ve daha kaliteli bir uyku çekenlere kıyasla önemli ölçüde kilo verme eğiliminde olduğunu göstermiştir.İlaçlarınız, her gün egzersiz yapmak için zaman ayırmanıza rağmen istenmeyen kilo alımınızın arkasında da olabilir. Antidepresanlar, steroidler ve beta blokerler gibi bazı ilaçlar metabolizmayı etkileyebilir ve kilo kaybını daha zor hale getirebilir.Yüksek kalorili ve şekerli yiyeceklere düşkünlük, her gün yürümenize veya egzersiz yapmanıza rağmen belinizin genişlemesine katkıda bulunacaktır. Yakabileceğinizden daha fazla kalori alıyorsanız, bu kilo alımı şeklinde ortaya çıkacaktır.Bazı yürüyüş hataları yapmaktan veya belirli yaşam tarzı faktörlerini gözden kaçırmaktan suçluysanız, düzeltmeler yapma ve kilo verme yolculuğunuzda ilerlemenin zamanı geldi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hAZBUSEsY0amta9mmURW_w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Her, gün, yürüyüş, yapmanıza, rağmen, kilo, veremiyor, musunuz, Bunun, şaşırtıcı, nedeni</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hAZBUSEsY0amta9mmURW_w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Her gün yürüyüş yapmanıza rağmen kilo veremiyor musunuz? Bunun 7 şaşırtıcı nedeni"><p>Düzenli yürüyüş birçok sağlık faydası sağlar, ancak bazı faktörler kilo kaybını engelleyebilir. Bunlara yavaş tempo, yetersiz süre, sağlık koşulları, yüksek stres, uyku eksikliği, ilaç yan etkileri ve yüksek kalorili diyetler dahildir. Bu sorunları ele almak, kilo kaybı için yürüyüşün etkinliğini artırmaya yardımcı olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oGN03OApEEywZ6K9PUOi2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her gün yürüyüş yapmak, sağlığınız için birçok avantajla birlikte gelir. Mutlu ve enerjik hissetmekten formunuzu korumaya kadar, biraz günlük hareket sağlığınız için harikalar yaratabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DbUb0NrPD02RAMDJx5b20Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak, düzenli yürüyüşlere rağmen istenen sonuçları alamamak moral bozucu olabilir. Her gün yürüyüş için parka gidiyorsanız ve hala o fazla kiloları veremiyorsanız, gözden kaçırmış olabileceğiniz bazı nedenler olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0spJpELIDESkZ3JNd1GLmQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yavaş yürüyenler zihinsel sağlık faydalarından yararlanabilir ve eklemler için kolay olabilir, ancak yoğunluk kalp atış hızınızı yükseltmeye yetmiyorsa tartılarına yansımayabilir. Egzersizinizin etkisini derinleştirmek için bunun yerine hızınızı artırmanız veya merdiven çıkmanız önerilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G5-ttklaDEG5nHcE40CXqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeterince yürümemek istediğiniz sonuçları elde etmenizi sağlamaz. Uzun yürüyüşler için zamanınız veya isteğiniz yoksa, her öğünden sonra 3-4 küçük yürüyüşe bölmek yardımcı olabilir. Günde üç kez her öğünden sonra 15 dakika yürümek de daha iyi şeker kontrolüne yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uaGIdmDJpEeADWPhu6-OcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düzenli olarak yürüyor ve egzersiz yapıyorsanız ve sağlıklı bir diyet uyguluyorsanız ancak kilo veremiyorsanız, kilo verme yolculuğunuzu etkileyebilecek tiroid sorunları, hormonal dengesizlik veya insülin direnci gibi altta yatan sağlık durumlarını öğrenmek için sağlık uzmanınızla iletişime geçebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a5M-PoROx0SqZlFErToccw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek stres seviyeleri, metabolizmanızı etkileyebilecek yüksek kortizol seviyelerine yol açabilir. Bu, kilo verme çabalarınızı kesintiye uğratabilir. Stres hormonlarınızı düzeltmek için rahatlamak, meditasyon yapmak ve seçtiğiniz aktiviteleri yapmak için biraz zaman ayırın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FO_D5dLLLUKwbEgAF3d6zg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geceleri iyi uyuyamamak kilo alımına katkıda bulunabilir ve düzenli yürüyüşler bile bunu düzeltemeyebilir. Çalışmalar, daha kısa süre uyuyan kişilerin daha uzun ve daha kaliteli bir uyku çekenlere kıyasla önemli ölçüde kilo verme eğiliminde olduğunu göstermiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pm4wXFA3-kiCKB4HwqR8WA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlaçlarınız, her gün egzersiz yapmak için zaman ayırmanıza rağmen istenmeyen kilo alımınızın arkasında da olabilir. Antidepresanlar, steroidler ve beta blokerler gibi bazı ilaçlar metabolizmayı etkileyebilir ve kilo kaybını daha zor hale getirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w-2zE5YzCUinJkblIQRLHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek kalorili ve şekerli yiyeceklere düşkünlük, her gün yürümenize veya egzersiz yapmanıza rağmen belinizin genişlemesine katkıda bulunacaktır. Yakabileceğinizden daha fazla kalori alıyorsanız, bu kilo alımı şeklinde ortaya çıkacaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ULN--KiGrkm59U_4ur9-Fw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazı yürüyüş hataları yapmaktan veya belirli yaşam tarzı faktörlerini gözden kaçırmaktan suçluysanız, düzeltmeler yapma ve kilo verme yolculuğunuzda ilerlemenin zamanı geldi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bu diyet sosyal medyanın gündeminde: Uzun vadede kansere bile yol açabilir (Kornivor diyet nedir?)</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/bu-diyet-sosyal-medyanin-gundeminde-uzun-vadede-kansere-bile-yol-acabilir-kornivor-diyet-nedir</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/bu-diyet-sosyal-medyanin-gundeminde-uzun-vadede-kansere-bile-yol-acabilir-kornivor-diyet-nedir</guid>
<description><![CDATA[ Sosyal medyada popüler olan diyetlere bir yenisi daha eklendi. Karnivor diyet olarak bilinen etobur diyeti son dönemde sıkça uygulanıyor. Diyet yapmak isteyenler uzman kontrolü dışında sadece et ürünleri ve hayvansal gıda ile bilinçsizce beslenip kısa vadede hızlı kilo verebiliyor. Peki bu durumun sağlığa nasıl tehlikeleri var? Haber: Sena GürbıyıkKarnivor diğer adıyla etobur diyet olarak bilinen uygulama son dönemde sosyal medya kullanıcılarının gündeminde.Sadece et ve hayvansal gıdalar tüketiliyor. Hızlı kilo verme uğruna sebze, meyve ve birçok gıdadan vazgeçiliyor. Diyet doktor kontrolü olmadan yapıldığında birçok hastalığı tetikleyebiliyor.Uzmanlar kilo vermek isteyenlere diyetisyen kontrolünde ilerlemelerini tavsiye ediyor.Uzman Diyetisyen Fatma Turanlı, diyetin böbrek yükünü artırabileceğine dikkat çekip &quot;Eğer kalp damar hastalığı alt yapınız varsa, kolestrolünüz yüksekse, tansiyonunuz yüksekse kötü yönde etkileyebilir.&quot; dedi.Sebze ve meyve diğer yiyecekleri içermeyen bir diyet olduğu için vitamin, mineral açısından oldukça zayıf olduğunu belirten Turanlı, bağışıklı sisteminin çökebileceğini dile getirdi.Turanlı, &quot;Uzun vadede kanser sebebine de sırf et ağırlıklı beslenmek ve posayı çok az almak özellikle dünyada üçüncü kolerektal kanserlerin sebebi olarak biliniyor.&quot; dedi.&quot;Herkes kendine uygun ve sağlıklı beslenmeyi bence hayatına entegre etmeli.&quot; diyen Turanlı, &quot;Olabildiğince yiyeceklerde çeşitliliği sağladıkları yiyecekleri tüketmeleri yani sebzenin de, kuruyemişlerin de, tahilin de, etin, tavuğun, balığın bulunduğu ama sağlıklı ve çeşitli bir diyet tüketmeleri uzun vadede sağlıklı olmalarına yardımcı olacaktır.&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yxFyBJXA9Eew4WjgcjPqOA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>diyet, sosyal, medyanın, gündeminde:, Uzun, vadede, kansere, bile, yol, açabilir, Kornivor, diyet, nedir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yxFyBJXA9Eew4WjgcjPqOA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bu diyet sosyal medyanın gündeminde: Uzun vadede kansere bile yol açabilir (Kornivor diyet nedir?)"><p>Sosyal medyada popüler olan diyetlere bir yenisi daha eklendi. Karnivor diyet olarak bilinen etobur diyeti son dönemde sıkça uygulanıyor. Diyet yapmak isteyenler uzman kontrolü dışında sadece et ürünleri ve hayvansal gıda ile bilinçsizce beslenip kısa vadede hızlı kilo verebiliyor. Peki bu durumun sağlığa nasıl tehlikeleri var? Haber: Sena Gürbıyık</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/27yFWYjRjE6x1ybbTCOlWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karnivor diğer adıyla etobur diyet olarak bilinen uygulama son dönemde sosyal medya kullanıcılarının gündeminde.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jQMUJ4pQi0--Vto_E6URuA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sadece et ve hayvansal gıdalar tüketiliyor. Hızlı kilo verme uğruna sebze, meyve ve birçok gıdadan vazgeçiliyor. Diyet doktor kontrolü olmadan yapıldığında birçok hastalığı tetikleyebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wlIkUUAvIkmqPFPJaUx1gw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar kilo vermek isteyenlere diyetisyen kontrolünde ilerlemelerini tavsiye ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GdVY0DFg5EuzirANcx6zVg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzman Diyetisyen Fatma Turanlı, diyetin böbrek yükünü artırabileceğine dikkat çekip "Eğer kalp damar hastalığı alt yapınız varsa, kolestrolünüz yüksekse, tansiyonunuz yüksekse kötü yönde etkileyebilir." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JPA_o9sEe0GvgrMJ0hBhJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sebze ve meyve diğer yiyecekleri içermeyen bir diyet olduğu için vitamin, mineral açısından oldukça zayıf olduğunu belirten Turanlı, bağışıklı sisteminin çökebileceğini dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1yQk0XaOa0-hfAc28c9XHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Turanlı, "Uzun vadede kanser sebebine de sırf et ağırlıklı beslenmek ve posayı çok az almak özellikle dünyada üçüncü kolerektal kanserlerin sebebi olarak biliniyor." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-hx1tz5JG0KWjGVnnmUhDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Herkes kendine uygun ve sağlıklı beslenmeyi bence hayatına entegre etmeli." diyen Turanlı, "Olabildiğince yiyeceklerde çeşitliliği sağladıkları yiyecekleri tüketmeleri yani sebzenin de, kuruyemişlerin de, tahilin de, etin, tavuğun, balığın bulunduğu ama sağlıklı ve çeşitli bir diyet tüketmeleri uzun vadede sağlıklı olmalarına yardımcı olacaktır." ifadelerini kullandı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GSS borçlusu hastaneye gidebilecek: Sağlık hizmetlerinden yararlanma süresi yıl sonuna kadar uzatıldı</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/gss-borclusu-hastaneye-gidebilecek-saglik-hizmetlerinden-yararlanma-suresi-yil-sonuna-kadar-uzatildi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/gss-borclusu-hastaneye-gidebilecek-saglik-hizmetlerinden-yararlanma-suresi-yil-sonuna-kadar-uzatildi</guid>
<description><![CDATA[ Genel Sağlık Sigortası prim borcu olanların sağlık hizmetlerinden yararlanma süresi 2025 yılı sonuna kadar uzatıldı.Söz konusu Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete&#039;de yayımlandı. Kararla, Genel Sağlık Sigortası (GSS) prim borcu nedeniyle sağlık hizmeti alamayacak Türk vatandaşları ile bakmakla yükümlü oldukları kişilerin, Sağlık Bakanlığı&#039;na bağlı hastanelerde sunulan sağlık hizmetlerinden yararlanabilmelerine ilişkin düzenleme 31 Aralık 2025&#039;e kadar uzatıldıBöylece bu kapsamdaki kişiler, GSS prim borcu olup olmadığına bakılmaksızın devlet hastaneleri ile devlet üniversitesi hastanelerinden önümüzdeki yıl da yararlanabilecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NPA4DRCjc0O6NtK5HwkFmA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>GSS, borçlusu, hastaneye, gidebilecek:, Sağlık, hizmetlerinden, yararlanma, süresi, yıl, sonuna, kadar, uzatıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NPA4DRCjc0O6NtK5HwkFmA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="GSS borçlusu hastaneye gidebilecek: Sağlık hizmetlerinden yararlanma süresi yıl sonuna kadar uzatıldı"><p>Genel Sağlık Sigortası prim borcu olanların sağlık hizmetlerinden yararlanma süresi 2025 yılı sonuna kadar uzatıldı.</p><p>Söz konusu Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete'de yayımlandı. </p><p>Kararla, Genel Sağlık Sigortası (GSS) prim borcu nedeniyle sağlık hizmeti alamayacak Türk vatandaşları ile bakmakla yükümlü oldukları kişilerin, Sağlık Bakanlığı'na bağlı hastanelerde sunulan sağlık hizmetlerinden yararlanabilmelerine ilişkin düzenleme 31 Aralık 2025'e kadar uzatıldı</p><p>Böylece bu kapsamdaki kişiler, GSS prim borcu olup olmadığına bakılmaksızın devlet hastaneleri ile devlet üniversitesi hastanelerinden önümüzdeki yıl da yararlanabilecek.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Günlük D vitamini dozu nasıl alınır? Vücutta takviyelerden daha uzun süre kalıyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/gunluk-d-vitamini-dozu-nasil-alinir-vucutta-takviyelerden-daha-uzun-sure-kaliyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/gunluk-d-vitamini-dozu-nasil-alinir-vucutta-takviyelerden-daha-uzun-sure-kaliyor</guid>
<description><![CDATA[ D vitamini sentezi, cilt sabah 11 ile öğleden sonra 2 arasında güneşe maruz kaldığında en uygun seviyededir ve sağlık için gerekli olan önemli miktarda üretir.Güneşten alınan D vitamini takviyelere göre vücutta daha uzun süre kalır. Peki, günlük D vitamini dozu nasıl alınır?D vitamini ve önemi her zaman bir tartışma konusu olmuştur. D vitamini vücuttaki birçok önemli biyolojik fonksiyonda rol oynar. En iyi yanı, bu temel vitaminin cilt güneşe maruz kaldığında vücutta büyük ölçüde sentezlenmesi ve birçok kişinin D vitamininin vücutta tutulması için doğru güneş ışığına nasıl maruz kalacağını bilmemesidir.Uzmanlar maksimum D vitamini sentezi için sabah 11 ile öğleden sonra 2 arasında güneşe maruz kalmayı öneriyor. &quot;Bir yetişkinin mayoyla cildinde hafif pembelik (1 MED, minimal eritemal doz olarak bilinir) oluşturan miktarda güneş ışığına maruz kalması yaklaşık 20.000 IU D vitamini alımına eşdeğerdir. Bu nedenle kolların (vücut yüzeyinin %18&#039;i) sabah 11 ile öğleden sonra 2 arasında MED oluşturacak kadar uzun süre güneş ışığına maruz kalması yaklaşık 3600 IU D vitamini alımına eşdeğer olacaktır.Ciltte üretilen D vitamini vücutta iki kat daha uzun süre kaldığından, haftada üç kez kol ve bacakların 0,5 MED&#039;ine eşdeğer miktarda güneş ışığına maruz kalması yeterli miktarda D vitamini sağlayabilir. 0,5 MED, cilt pigmentasyonuna, enleme vb. bağlıdır,Güneş ışığı almak, D vitamini seviyenizi artırmanın doğal bir yoludur, ancak cildinizi ve genel sağlığınızı korumak için önlemler almak önemlidir.
İşte bazı yönergeler:
Cilt tipinize ve UV yoğunluğuna bağlı olarak güneşte yalnızca yaklaşık 10-30 dakika geçirin. Bu, güneş yanığı riskini artırmadan yeterli D vitamini üretmenize yardımcı olur.
Güneş ışınlarının D vitamini sentezi için en güçlü olduğu zamanları hedefleyin, ancak bu saatlerde UV radyasyonu daha yoğun olduğundan dikkatli olun.Kollarınızı ve bacaklarınızı açığa çıkarırken erken yaşlanmayı ve cilt hasarını önlemek için yüzünüz gibi hassas bölgeleri güneş kremi, şapka veya giysilerle örtün.
Cildinizde kızarıklığa veya yanıklara neden olacak kadar uzun süre güneşte kalmayın, çünkü aşırı maruz kalma cilt kanseri riskini artırır.Daha koyu cilt tonları, D vitamini üretmek için daha uzun süre maruz kalmaya ihtiyaç duyarken, daha açık ciltler daha az zaman gerektirir. UV yoğunluğu enlem, yükseklik ve mevsime göre değişir.
Cildinizin su ihtiyacını karşılamak için bol su için ve güneşe maruz kaldıktan sonra nemlendirici uygulayarak cildinizin sağlığını koruyun. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F_cbzYmic0e8bYgD1eGVpg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Günlük, vitamini, dozu, nasıl, alınır, Vücutta, takviyelerden, daha, uzun, süre, kalıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F_cbzYmic0e8bYgD1eGVpg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Günlük D vitamini dozu nasıl alınır? Vücutta takviyelerden daha uzun süre kalıyor"><p>D vitamini sentezi, cilt sabah 11 ile öğleden sonra 2 arasında güneşe maruz kaldığında en uygun seviyededir ve sağlık için gerekli olan önemli miktarda üretir.Güneşten alınan D vitamini takviyelere göre vücutta daha uzun süre kalır. Peki, günlük D vitamini dozu nasıl alınır?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ykmbOnkcl0iMEyG5qggSuA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>D vitamini ve önemi her zaman bir tartışma konusu olmuştur. D vitamini vücuttaki birçok önemli biyolojik fonksiyonda rol oynar. En iyi yanı, bu temel vitaminin cilt güneşe maruz kaldığında vücutta büyük ölçüde sentezlenmesi ve birçok kişinin D vitamininin vücutta tutulması için doğru güneş ışığına nasıl maruz kalacağını bilmemesidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7ReymniMb0if8i-OvGrDag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar maksimum D vitamini sentezi için sabah 11 ile öğleden sonra 2 arasında güneşe maruz kalmayı öneriyor. "</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qVRljixN10OcY6f3K8t8xg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir yetişkinin mayoyla cildinde hafif pembelik (1 MED, minimal eritemal doz olarak bilinir) oluşturan miktarda güneş ışığına maruz kalması yaklaşık 20.000 IU D vitamini alımına eşdeğerdir. Bu nedenle kolların (vücut yüzeyinin %18'i) sabah 11 ile öğleden sonra 2 arasında MED oluşturacak kadar uzun süre güneş ışığına maruz kalması yaklaşık 3600 IU D vitamini alımına eşdeğer olacaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f3uPdCC8jkyUHRE6XNf2sw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ciltte üretilen D vitamini vücutta iki kat daha uzun süre kaldığından, haftada üç kez kol ve bacakların 0,5 MED'ine eşdeğer miktarda güneş ışığına maruz kalması yeterli miktarda D vitamini sağlayabilir. 0,5 MED, cilt pigmentasyonuna, enleme vb. bağlıdır,</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QOHOSxKhFE2xeudcsJX-aw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güneş ışığı almak, D vitamini seviyenizi artırmanın doğal bir yoludur, ancak cildinizi ve genel sağlığınızı korumak için önlemler almak önemlidir.
İşte bazı yönergeler:
Cilt tipinize ve UV yoğunluğuna bağlı olarak güneşte yalnızca yaklaşık 10-30 dakika geçirin. Bu, güneş yanığı riskini artırmadan yeterli D vitamini üretmenize yardımcı olur.
Güneş ışınlarının D vitamini sentezi için en güçlü olduğu zamanları hedefleyin, ancak bu saatlerde UV radyasyonu daha yoğun olduğundan dikkatli olun.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lPWk93DackGNWgoiiipnmQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kollarınızı ve bacaklarınızı açığa çıkarırken erken yaşlanmayı ve cilt hasarını önlemek için yüzünüz gibi hassas bölgeleri güneş kremi, şapka veya giysilerle örtün.
Cildinizde kızarıklığa veya yanıklara neden olacak kadar uzun süre güneşte kalmayın, çünkü aşırı maruz kalma cilt kanseri riskini artırır.Daha koyu cilt tonları, D vitamini üretmek için daha uzun süre maruz kalmaya ihtiyaç duyarken, daha açık ciltler daha az zaman gerektirir. UV yoğunluğu enlem, yükseklik ve mevsime göre değişir.
Cildinizin su ihtiyacını karşılamak için bol su için ve güneşe maruz kaldıktan sonra nemlendirici uygulayarak cildinizin sağlığını koruyun.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Kara altın&amp;quot; olarak da biliniyor: Bağırsakları ve mideyi temizliyormuş</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/kara-altin-olarak-da-biliniyor-bagirsaklari-ve-mideyi-temizliyormus</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/kara-altin-olarak-da-biliniyor-bagirsaklari-ve-mideyi-temizliyormus</guid>
<description><![CDATA[ Piperin içeriğiyle bilinen karabiber, detoks edici özellikleri, sindirim sağlığı, kilo verme yardımı ve kanser riskini azaltması nedeniyle kış aylarında şiddetle tavsiye edilir. C vitamini içeriği ve antimikrobiyal özellikleri nedeniyle bağışıklığı güçlendirir ve bitter çikolatanın kardiyovasküler sağlık için faydalarını artırır.Kış mevsimi bizi sağlıklı ve soğuğa karşı dirençli tutan sıcak ve rahatlatıcı yiyecekler aradığımız bir mevsimdir. Bu mevsimde diyetlerimize genellikle bal, zencefil ve zerdeçal gibi bileşenler eklemeye odaklansak da, bazen göz ardı edilen bir baharat karabiberdir.Tıbbi faydaları ve belirgin aroması nedeniyle eski zamanlarda kara altın olarak da bilinen karabiber, soğuk algınlığı ve öksürükle ilgili rahatsızlıkları tedavi etmek için kışın şiddetle tavsiye edilir.Karabiber, mükemmel bir iç temizleyici olan piperin içerdiğinden detoksifikasyona yardımcı olabilir. Bu baharatı diyetinize dahil etmek bağırsak sağlığınızı iyileştirebilir.Baharat, detoks edici enzimleri destekler ve DNA hasarını azaltır. Karabiber, eklem ağrısını ve sertliğini hafifletmeye yardımcı olabilen anti-inflamatuar özelliklere sahip bir kimyasal olan kapsaisin içerir.Karabiber, sindirim sağlığını iyileştirmek ve kabızlığı önlemek için harika bir baharattır; bu, onu kış aylarında yemeniz için bir başka nedendir. Karabiber, yalnızca yiyecekleri parçalayarak sindirime yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda gaz ve şişkinliği önlemeye de yardımcı olur.Karabiber, yeni yağ hücrelerinin üretimini önleyen ve böylece obezitenin önlenmesine yardımcı olan piperin içerdiğinden kilo vermenize yardımcı olabilir. Yağ hücresi üretimini engelleyerek ve öğünlerimizdeki diğer besin maddelerinin emilimini artırarak kış kilolarınızı vermenize yardımcı olabilir. Bu, sindirim ve metabolizmanın iyileşmesine ve kilo kaybına yol açabilir.Karabiber, kanseri önlemeye yardımcı olabilir. Karabiberin önemli bir alkaloid bileşeni olan piperin, birçok malignitede antitümör özellikler gösterir. Karabiber, flavonoidler, karotenoidler ve C vitamini de dahil olmak üzere yüksek düzeyde antioksidan içerir. Bu antioksidanlar yalnızca bağışıklık sistemimizi güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda yaşlanma karşıtı özelliklere sahiptir ve kanser ve Alzheimer gibi kronik hastalıkları önlemeye yardımcı olabilir.Karabiber, sağlıklı bir bağışıklık sistemi için gerekli olan C vitamini içerir. Karabiber ayrıca enfeksiyonlarla savaşmaya ve bağışıklık sisteminizi güçlendirmeye yardımcı olabilecek antimikrobiyal özelliklere de sahiptir&quot;Bitter çikolata, antioksidanlarla ve doğanın iyiliğiyle doludur. Ancak, karabiberle birleştirildiğinde, bitter çikolata kötü kolesterolü düşürmeye, kardiyovasküler sağlığı iyileştirmeye ve kalp hastalıklarına karşı korumaya yardımcı olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9uCvDD1zqkyd764TFixHOA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kara, altın, olarak, biliniyor:, Bağırsakları, mideyi, temizliyormuş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9uCvDD1zqkyd764TFixHOA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="" kara olarak da biliniyor: ba ve mideyi temizliyormu><p>Piperin içeriğiyle bilinen karabiber, detoks edici özellikleri, sindirim sağlığı, kilo verme yardımı ve kanser riskini azaltması nedeniyle kış aylarında şiddetle tavsiye edilir. C vitamini içeriği ve antimikrobiyal özellikleri nedeniyle bağışıklığı güçlendirir ve bitter çikolatanın kardiyovasküler sağlık için faydalarını artırır.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UvUrXM9IcUOSLVF-DCo0pA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış mevsimi bizi sağlıklı ve soğuğa karşı dirençli tutan sıcak ve rahatlatıcı yiyecekler aradığımız bir mevsimdir. Bu mevsimde diyetlerimize genellikle bal, zencefil ve zerdeçal gibi bileşenler eklemeye odaklansak da, bazen göz ardı edilen bir baharat karabiberdir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X5pM9xHSd0SLm19zcnF6hw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tıbbi faydaları ve belirgin aroması nedeniyle eski zamanlarda kara altın olarak da bilinen karabiber, soğuk algınlığı ve öksürükle ilgili rahatsızlıkları tedavi etmek için kışın şiddetle tavsiye edilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FzvFjrOzAkWEIT-MaN28Rw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karabiber, mükemmel bir iç temizleyici olan piperin içerdiğinden detoksifikasyona yardımcı olabilir. Bu baharatı diyetinize dahil etmek bağırsak sağlığınızı iyileştirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b7G2YRu-YUCI9qVqmZNPcw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Baharat, detoks edici enzimleri destekler ve DNA hasarını azaltır. Karabiber, eklem ağrısını ve sertliğini hafifletmeye yardımcı olabilen anti-inflamatuar özelliklere sahip bir kimyasal olan kapsaisin içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pF0K0EvXGUaRoCzgQ5TtwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karabiber, sindirim sağlığını iyileştirmek ve kabızlığı önlemek için harika bir baharattır; bu, onu kış aylarında yemeniz için bir başka nedendir. Karabiber, yalnızca yiyecekleri parçalayarak sindirime yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda gaz ve şişkinliği önlemeye de yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bdmcjoEJn0yxt70yo_BgGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karabiber, yeni yağ hücrelerinin üretimini önleyen ve böylece obezitenin önlenmesine yardımcı olan piperin içerdiğinden kilo vermenize yardımcı olabilir. Yağ hücresi üretimini engelleyerek ve öğünlerimizdeki diğer besin maddelerinin emilimini artırarak kış kilolarınızı vermenize yardımcı olabilir. Bu, sindirim ve metabolizmanın iyileşmesine ve kilo kaybına yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eH22zrHxeEmn0oxHNTjFKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karabiber, kanseri önlemeye yardımcı olabilir. Karabiberin önemli bir alkaloid bileşeni olan piperin, birçok malignitede antitümör özellikler gösterir. Karabiber, flavonoidler, karotenoidler ve C vitamini de dahil olmak üzere yüksek düzeyde antioksidan içerir. Bu antioksidanlar yalnızca bağışıklık sistemimizi güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda yaşlanma karşıtı özelliklere sahiptir ve kanser ve Alzheimer gibi kronik hastalıkları önlemeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oc4Cl4554kCjW9ZXQao6wg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karabiber, sağlıklı bir bağışıklık sistemi için gerekli olan C vitamini içerir. Karabiber ayrıca enfeksiyonlarla savaşmaya ve bağışıklık sisteminizi güçlendirmeye yardımcı olabilecek antimikrobiyal özelliklere de sahiptir"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0YjWWzR6m0-1Sja-36TI0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bitter çikolata, antioksidanlarla ve doğanın iyiliğiyle doludur. Ancak, karabiberle birleştirildiğinde, bitter çikolata kötü kolesterolü düşürmeye, kardiyovasküler sağlığı iyileştirmeye ve kalp hastalıklarına karşı korumaya yardımcı olur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktorlar grip olduğunda bunu yapıyor! Uzmanı açıkladı: 24 saat uyarısı</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/doktorlar-grip-oldugunda-bunu-yapiyor-uzmani-acikladi-24-saat-uyarisi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/doktorlar-grip-oldugunda-bunu-yapiyor-uzmani-acikladi-24-saat-uyarisi</guid>
<description><![CDATA[ Vücut ağrıları, ateş, titreme ve bitkinlik… Grip, her yıl milyonlarca insanı etkileyen yaygın bir virüs olarak birçok kişiyi rahatsız ediyor. Özellikle Norovirüs ve RSV gibi diğer mevsimsel virüslerle birlikte grip vakaları, yılın bu döneminde zirve yapıyor. Uzmanlar, bu süreçte gripten korunmak ve iyileşme sürecini hızlandırmak için belirli adımları atmanın önemini vurguluyor.Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesi’nden Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Dawn Nolt, &quot;Vakaların hızla arttığı bir dönemdeyiz, hem yerel hem ulusal düzeyde. Grip vakaları henüz zirve yapmadı, bu yüzden sağlığımızı korumak için önlemleri elden bırakmamalıyız,&quot; diyor.Grip geçiren doktorların bile, kendilerini ve çevrelerini korumak adına uyguladığı yöntemler var. İşte uzmanların grip sonrası her zaman yaptığı 5 önemli adım:Dr. Nolt’un en büyük endişesi, başkalarını hasta etmek. Semptomlar tamamen geçmeden ve ateş en az 24 saat boyunca ilaçsız bir şekilde düşmeden günlük rutine dönmenin riskli olduğunu belirtiyor.Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), iyileşme belirtileri göstermeden toplu ortamlardan uzak durulmasını tavsiye ediyor.Eğer işe gitmek zorundaysanız veya başkalarına bakım sağlamanız gerekiyorsa, hala semptomlarınız varken maske takmalısınız. Dr. Nolt, özellikle öksürük ve ateş varsa maske kullanımının başkalarını korumada kritik olduğunu ifade ediyor.Grip, solunum damlacıklarıyla yayılırken, maske bu damlacıkların çevreye bulaşmasını önlemeye yardımcı olur. Fiziksel mesafe kuralına uymak da alınabilecek ek önlemler arasında.Grip geçirmiş olmak, diğer hastalıklara karşı bağışıklık kazandığınız anlamına gelmez. Norovirüs, RSV ve boğmaca gibi diğer solunum yolu enfeksiyonlarının bu dönemde artış gösterdiğini belirten Dr. Nolt, &quot;Ellerinizi sık sık yıkayın ve kişisel hijyene özen gösterin&quot; diyor. Ayrıca, hasta görünen kişilerden uzak durmanın da önemli bir korunma yöntemi olduğunu vurguluyor.Güney Carolina Tıp Üniversitesi Küresel Sağlık Merkezi Direktörü Dr. Michael Sweat, grip aşısının hastalıktan korunmanın en etkili yollarından biri olduğunu ifade ediyor. &quot;Aşı olanlar, gribe yakalansalar bile hafif belirtilerle atlatıyor ve ciddi komplikasyon riskinden korunuyor,&quot; diyor.Henüz grip aşısı yaptırmadıysanız bile geç kalmış sayılmazsınız. Daha önce grip olmuş olsanız dahi, bağışıklığınızı güçlendirmek için aşı yaptırabilirsiniz.Dr. Sweat, doğru teşhisin iyileşme sürecinde büyük fark yaratabileceğini söylüyor. Erken teşhis ile Tamiflu gibi antiviral ilaçlardan faydalanarak hastalık süresini ve şiddetini azaltabilirsiniz. Ayrıca, evde yapılan testlerle veya bir sağlık kuruluşunda doktor kontrolüyle grip olup olmadığınızı netleştirebilirsiniz.Dr. Nolt, iyileşme sürecinde dinlenmenin önemine dikkat çekerek, &quot;Vücudumuza zaman ve nezaket göstermeliyiz. Grip, hayatı biraz yavaşlatmak ve sağlığımıza öncelik vermek için bir fırsat olabilir,&quot; diyor.Gripten doğru şekilde kurtulmak, yalnızca daha hızlı iyileşmenizi sağlamakla kalmaz; aynı zamanda sevdiklerinizi de bu rahatsız edici hastalıktan koruyabilir. Sağlığınızı ön planda tutarak, bu kış sezonunu daha kolay atlatabilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M1csUicUDkudcpuiYzvyLg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktorlar, grip, olduğunda, bunu, yapıyor, Uzmanı, açıkladı:, saat, uyarısı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M1csUicUDkudcpuiYzvyLg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktorlar grip olduğunda bunu yapıyor! Uzmanı açıkladı: 24 saat uyarısı"><p>Vücut ağrıları, ateş, titreme ve bitkinlik… Grip, her yıl milyonlarca insanı etkileyen yaygın bir virüs olarak birçok kişiyi rahatsız ediyor. Özellikle Norovirüs ve RSV gibi diğer mevsimsel virüslerle birlikte grip vakaları, yılın bu döneminde zirve yapıyor. Uzmanlar, bu süreçte gripten korunmak ve iyileşme sürecini hızlandırmak için belirli adımları atmanın önemini vurguluyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4t598Q5svU6MT_ABBT2HQg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesi’nden Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Dawn Nolt, "Vakaların hızla arttığı bir dönemdeyiz, hem yerel hem ulusal düzeyde. Grip vakaları henüz zirve yapmadı, bu yüzden sağlığımızı korumak için önlemleri elden bırakmamalıyız," diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A3inXVdqukSe8iqKYmBHWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Grip geçiren doktorların bile, kendilerini ve çevrelerini korumak adına uyguladığı yöntemler var. İşte uzmanların grip sonrası her zaman yaptığı 5 önemli adım:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZTkVfDZrY0C1ufCjDwiq4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Nolt’un en büyük endişesi, başkalarını hasta etmek. Semptomlar tamamen geçmeden ve ateş en az 24 saat boyunca ilaçsız bir şekilde düşmeden günlük rutine dönmenin riskli olduğunu belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zr-a9nCt8kmi3WT57d3WjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), iyileşme belirtileri göstermeden toplu ortamlardan uzak durulmasını tavsiye ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hR9RPtrGskSfeVDwlRt5Jg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eğer işe gitmek zorundaysanız veya başkalarına bakım sağlamanız gerekiyorsa, hala semptomlarınız varken maske takmalısınız. Dr. Nolt, özellikle öksürük ve ateş varsa maske kullanımının başkalarını korumada kritik olduğunu ifade ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sNP7YKJKg02mX9gZsQr18A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Grip, solunum damlacıklarıyla yayılırken, maske bu damlacıkların çevreye bulaşmasını önlemeye yardımcı olur. Fiziksel mesafe kuralına uymak da alınabilecek ek önlemler arasında.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YRA0H_YKXEiUfN7YeGxIDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Grip geçirmiş olmak, diğer hastalıklara karşı bağışıklık kazandığınız anlamına gelmez. Norovirüs, RSV ve boğmaca gibi diğer solunum yolu enfeksiyonlarının bu dönemde artış gösterdiğini belirten Dr. Nolt, "Ellerinizi sık sık yıkayın ve kişisel hijyene özen gösterin" diyor. Ayrıca, hasta görünen kişilerden uzak durmanın da önemli bir korunma yöntemi olduğunu vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7GX6OB6cRUOU1okhulvHQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güney Carolina Tıp Üniversitesi Küresel Sağlık Merkezi Direktörü Dr. Michael Sweat, grip aşısının hastalıktan korunmanın en etkili yollarından biri olduğunu ifade ediyor. "Aşı olanlar, gribe yakalansalar bile hafif belirtilerle atlatıyor ve ciddi komplikasyon riskinden korunuyor," diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GJwKCFwiMkWYn_vrrzytwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Henüz grip aşısı yaptırmadıysanız bile geç kalmış sayılmazsınız. Daha önce grip olmuş olsanız dahi, bağışıklığınızı güçlendirmek için aşı yaptırabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IQUrqsRT6U-PTezCCOZkxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Sweat, doğru teşhisin iyileşme sürecinde büyük fark yaratabileceğini söylüyor. Erken teşhis ile Tamiflu gibi antiviral ilaçlardan faydalanarak hastalık süresini ve şiddetini azaltabilirsiniz. Ayrıca, evde yapılan testlerle veya bir sağlık kuruluşunda doktor kontrolüyle grip olup olmadığınızı netleştirebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/deS9PEE1EEeGv0zZoqE2kg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Nolt, iyileşme sürecinde dinlenmenin önemine dikkat çekerek, "Vücudumuza zaman ve nezaket göstermeliyiz. Grip, hayatı biraz yavaşlatmak ve sağlığımıza öncelik vermek için bir fırsat olabilir," diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3z7WNdISREySkeM2HvBE6A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gripten doğru şekilde kurtulmak, yalnızca daha hızlı iyileşmenizi sağlamakla kalmaz; aynı zamanda sevdiklerinizi de bu rahatsız edici hastalıktan koruyabilir. Sağlığınızı ön planda tutarak, bu kış sezonunu daha kolay atlatabilirsiniz.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzmanı &amp;quot;beyni çürüten tehlike&amp;quot; diyor: Kahvaltıda 1 lokmasını bile yemeyin</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/uzmani-beyni-curuten-tehlike-diyor-kahvaltida-1-lokmasini-bile-yemeyin</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/uzmani-beyni-curuten-tehlike-diyor-kahvaltida-1-lokmasini-bile-yemeyin</guid>
<description><![CDATA[ Kahvaltı günün en önemli öğünlerinden biri olarak kabul edilir. Kahvaltıda tükettiğiniz her besin gün içerisindeki enerji seviyenizi belirler. Bu nedenle sağlıklı besinler tüketerek güne başlamanız gerekir. Ancak herkes severek tükettiği hemen hemen her kahvaltı sofrasında olan bazı besinler beyninizi adete çürütüyor. Peki, kahvaltıda hangi besinleri tüketmek beyin çürümesine neden olur?Beyin sağlığı, yaşam kalitesinin korunması için son derece önemlidir ve beslenme, beyin sağlığını etkileyen temel faktörlerden biridir. Beyin çürümesi (beyin dejenerasyonu) genellikle sinir hücrelerinin hasar görmesi ve kaybıyla ilişkilidir. Alzheimer hastalığı, Parkinson hastalığı ve diğer nörodejeneratif hastalıklar buna örnek olarak verilebilir. Beslenme alışkanlıkları, bu tür hastalıklardan korunmada ve ilerlemesini yavaşlatmada kritik rol oynar.Kahvaltı, genellikle sabahları tüketilen ilk öğündür ve günün enerji ihtiyacını karşılamak için önemli bir rol oynar. Vücut sağlığını korumak için kahvaltıda doğru seçimler yapmanız gerekir.Yapılan araştırmalar, olası bir Alzheimer veya demans gibi nörodejeneratif hastalıklara karşı en etkili önlemin beslenme sisteminde yapılacak değişiklikler olduğunu gösteriyor. Bu nedenle kahvaltıda tükettiğiniz besinler beyin ve beden sağlığınız içib büyük önem taşıyor.Yeni bir araştırmaya göre, düzenli olarak işlenmiş et tüketimi demans riskini artırabilirken, bu ürünlerin yerine balık tercih edilmesi riski önemli ölçüde azaltabilir.Harvard Üniversitesi&#039;nde yapılan çalışmanın başyazarı Dr. Daniel Hang, aşırı miktarda sosis gibi işlenmiş etlerin tüketilmesinin demans riskini yükseltebileceği konusunda uyarıda bulundu.Araştırma, işlenmiş etlerin yalnızca bağırsak kanseri gibi hastalıkların riskini artırdığına dair bilinen etkilerin ötesinde, demansa da katkıda bulunabileceğini öne sürüyor.Çalışmaya 133.000 kişi katıldı ve katılımcıların diyet alışkanlıkları 2 ila 4 yılda bir takip edilerek demans gelişimi gözlemlendi. Sonuçlar, günde iki dilim pastırma veya bir sosis tüketen bireylerin demans geliştirme olasılığının %13 daha yüksek olduğunu ortaya koydu.Araştırmacılar, işlenmiş kırmızı et yerine balık tüketmenin demans riskini yaklaşık %28 oranında azaltabileceğini belirtiyor. Ayrıca, tavuk gibi kümes hayvanlarının tercih edilmesinin riski %19 oranında düşürebileceği ifade ediliyor.Dr. Hang, &quot;İşlenmiş kırmızı etin bilişsel gerileme ve demans riskini artırabileceğini bulduk. Ancak iyi haber şu ki, bu ürünleri fındık, balık ve tavuk gibi daha sağlıklı alternatiflerle değiştirmek, kişinin riskini azaltabilir&quot; açıklamasını yaptı.Bunun yanı sıra, fındık, baklagiller, mercimek ve fasulye gibi bitki bazlı besinlere geçiş yapmak da demans olasılığını %19 oranında azaltabilir.Araştırmacılar, 2021 yılında yapılan bir çalışmanın sonuçlarına da atıfta bulunarak, işlenmiş etlerde bulunan nitritlerin oksidatif stres, lipid peroksidasyonu ve proinflamatuar sitokinlerin aktivasyonu gibi mekanizmalar yoluyla demans gelişimine katkıda bulunabileceğini ifade etti.Özellikle tuz bakımından zengin olan işlenmiş etlerin, yüksek tansiyona neden olarak sağlık sorunlarını daha da artırabileceği vurgulandı.Araştırmada ayrıca, doymuş yağ asitlerinin birikiminin demans riskini artırabileceği ve işlenmiş etlerin bu tür yağlar bakımından zengin olduğu belirtildi. İşlenmemiş kırmızı et tüketiminin ise daha düşük riskle ilişkilendirilebileceği ifade edildi.Araştırmacılar, &quot;Bulgularımız, işlenmiş et tüketiminin demans riskini artırabileceğini, ancak işlenmemiş kırmızı et tüketiminin daha düşük riskle ilişkili olabileceğini gösteriyor&quot; dedi. Çalışma, özellikle işlenmiş et tüketimini çeşitli bulaşıcı olmayan hastalıklarla ilişkilendiren kanıtlara katkı sağlıyor.Sonuç olarak, işlenmiş etlerin azaltılması ve daha sağlıklı alternatiflere yönelmek, yalnızca demans değil, genel sağlık açısından da önemli bir adım olabilir. Araştırmacılar, bireyleri beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmeye ve özellikle yaşlılık dönemine yönelik koruyucu önlemler almaya teşvik ediyor.1. PROTEİN KAYNAĞI EKLEYİNProtein, kasların onarımı ve uzun süre tok hissetmek için önemlidir.

Haşlanmış yumurta, omlet veya menemen
Az tuzlu beyaz peynir, lor peyniri veya keçi peyniri
Yoğurt veya süt (laktozsuz ya da bitkisel alternatifler de olabilir)

2. TAM TAHILLI KARBONHİDRATLAR

Tam tahıllar, enerji sağlar ve lif içeriği ile sindirimi destekler.
Tam buğday ekmeği, çavdar ekmeği veya yulaf ezmesi
Tam tahıllı krep veya pancakeSebzeler vitamin ve mineral açısından zengindir.
Domates, salatalık, biber, roka, marul veya avokado
Kahvaltınıza limonlu bir salata ekleyebilirsiniz.

4. SAĞLIKLI YAĞLAR EKLEYİNSağlıklı yağlar, enerjiyi uzun süre dengeler.

Ceviz, badem, fındık
Zeytin veya zeytinyağı
Avokado dilimleriRafine şekerden kaçının, meyvelerle tatlı ihtiyacınızı karşılayın.
Taze meyve (örneğin, muz, elma, portakal)
Kuru meyve (örneğin, hurma, kuru kayısı)

6. ŞEKERSİZ İÇECEKLER TERCİH EDİN

Kahvaltıda sıvı tüketimi önemlidir.
Yeşil çay, bitki çayı veya şekersiz siya ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/owckdt2wqU2I5049LdQcbA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, beyni, çürüten, tehlike, diyor:, Kahvaltıda, lokmasını, bile, yemeyin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/owckdt2wqU2I5049LdQcbA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzmanı " beyni tehlike diyor: kahvalt lokmas bile yemeyin><p>Kahvaltı günün en önemli öğünlerinden biri olarak kabul edilir. Kahvaltıda tükettiğiniz her besin gün içerisindeki enerji seviyenizi belirler. Bu nedenle sağlıklı besinler tüketerek güne başlamanız gerekir. Ancak herkes severek tükettiği hemen hemen her kahvaltı sofrasında olan bazı besinler beyninizi adete çürütüyor. Peki, kahvaltıda hangi besinleri tüketmek beyin çürümesine neden olur?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7iF4LINugUqFqe43gUg25w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyin sağlığı, yaşam kalitesinin korunması için son derece önemlidir ve beslenme, beyin sağlığını etkileyen temel faktörlerden biridir. Beyin çürümesi (beyin dejenerasyonu) genellikle sinir hücrelerinin hasar görmesi ve kaybıyla ilişkilidir. Alzheimer hastalığı, Parkinson hastalığı ve diğer nörodejeneratif hastalıklar buna örnek olarak verilebilir. Beslenme alışkanlıkları, bu tür hastalıklardan korunmada ve ilerlemesini yavaşlatmada kritik rol oynar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M3bOSyE8O0-3IRz3EUpVwg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahvaltı, genellikle sabahları tüketilen ilk öğündür ve günün enerji ihtiyacını karşılamak için önemli bir rol oynar. Vücut sağlığını korumak için kahvaltıda doğru seçimler yapmanız gerekir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/colAqX272UiWn_B9HMSwYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapılan araştırmalar, olası bir Alzheimer veya demans gibi nörodejeneratif hastalıklara karşı en etkili önlemin beslenme sisteminde yapılacak değişiklikler olduğunu gösteriyor. Bu nedenle kahvaltıda tükettiğiniz besinler beyin ve beden sağlığınız içib büyük önem taşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L3K1HWlIrUaJpzeOWwRnRQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni bir araştırmaya göre, düzenli olarak işlenmiş et tüketimi demans riskini artırabilirken, bu ürünlerin yerine balık tercih edilmesi riski önemli ölçüde azaltabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lqggG6cxa0-bKiCws-D1RQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Harvard Üniversitesi'nde yapılan çalışmanın başyazarı Dr. Daniel Hang, aşırı miktarda sosis gibi işlenmiş etlerin tüketilmesinin demans riskini yükseltebileceği konusunda uyarıda bulundu.Araştırma, işlenmiş etlerin yalnızca bağırsak kanseri gibi hastalıkların riskini artırdığına dair bilinen etkilerin ötesinde, demansa da katkıda bulunabileceğini öne sürüyor.Çalışmaya 133.000 kişi katıldı ve katılımcıların diyet alışkanlıkları 2 ila 4 yılda bir takip edilerek demans gelişimi gözlemlendi. Sonuçlar, günde iki dilim pastırma veya bir sosis tüketen bireylerin demans geliştirme olasılığının %13 daha yüksek olduğunu ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eDT3NmS0xUCM901wWMBzSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, işlenmiş kırmızı et yerine balık tüketmenin demans riskini yaklaşık %28 oranında azaltabileceğini belirtiyor. Ayrıca, tavuk gibi kümes hayvanlarının tercih edilmesinin riski %19 oranında düşürebileceği ifade ediliyor.Dr. Hang, "İşlenmiş kırmızı etin bilişsel gerileme ve demans riskini artırabileceğini bulduk. Ancak iyi haber şu ki, bu ürünleri fındık, balık ve tavuk gibi daha sağlıklı alternatiflerle değiştirmek, kişinin riskini azaltabilir" açıklamasını yaptı.Bunun yanı sıra, fındık, baklagiller, mercimek ve fasulye gibi bitki bazlı besinlere geçiş yapmak da demans olasılığını %19 oranında azaltabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ULaZiChu3kyOCif9UP6TKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, 2021 yılında yapılan bir çalışmanın sonuçlarına da atıfta bulunarak, işlenmiş etlerde bulunan nitritlerin oksidatif stres, lipid peroksidasyonu ve proinflamatuar sitokinlerin aktivasyonu gibi mekanizmalar yoluyla demans gelişimine katkıda bulunabileceğini ifade etti.Özellikle tuz bakımından zengin olan işlenmiş etlerin, yüksek tansiyona neden olarak sağlık sorunlarını daha da artırabileceği vurgulandı.Araştırmada ayrıca, doymuş yağ asitlerinin birikiminin demans riskini artırabileceği ve işlenmiş etlerin bu tür yağlar bakımından zengin olduğu belirtildi. İşlenmemiş kırmızı et tüketiminin ise daha düşük riskle ilişkilendirilebileceği ifade edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/umvDKgEZ1EyRgbicYesRFQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, "Bulgularımız, işlenmiş et tüketiminin demans riskini artırabileceğini, ancak işlenmemiş kırmızı et tüketiminin daha düşük riskle ilişkili olabileceğini gösteriyor" dedi. Çalışma, özellikle işlenmiş et tüketimini çeşitli bulaşıcı olmayan hastalıklarla ilişkilendiren kanıtlara katkı sağlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XwEFPXPho0-N0oFYZCwchA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sonuç olarak, işlenmiş etlerin azaltılması ve daha sağlıklı alternatiflere yönelmek, yalnızca demans değil, genel sağlık açısından da önemli bir adım olabilir. Araştırmacılar, bireyleri beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmeye ve özellikle yaşlılık dönemine yönelik koruyucu önlemler almaya teşvik ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_ddNXabLe0WJwt9FVdusug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1. PROTEİN KAYNAĞI EKLEYİNProtein, kasların onarımı ve uzun süre tok hissetmek için önemlidir.

Haşlanmış yumurta, omlet veya menemen
Az tuzlu beyaz peynir, lor peyniri veya keçi peyniri
Yoğurt veya süt (laktozsuz ya da bitkisel alternatifler de olabilir)

2. TAM TAHILLI KARBONHİDRATLAR

Tam tahıllar, enerji sağlar ve lif içeriği ile sindirimi destekler.
Tam buğday ekmeği, çavdar ekmeği veya yulaf ezmesi
Tam tahıllı krep veya pancake</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FzDAOjvoRUukdSV2BOn8mQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sebzeler vitamin ve mineral açısından zengindir.
Domates, salatalık, biber, roka, marul veya avokado
Kahvaltınıza limonlu bir salata ekleyebilirsiniz.

4. SAĞLIKLI YAĞLAR EKLEYİNSağlıklı yağlar, enerjiyi uzun süre dengeler.

Ceviz, badem, fındık
Zeytin veya zeytinyağı
Avokado dilimleri</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3Q3zDn7QEkmfnlMLsr1tNQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rafine şekerden kaçının, meyvelerle tatlı ihtiyacınızı karşılayın.
Taze meyve (örneğin, muz, elma, portakal)
Kuru meyve (örneğin, hurma, kuru kayısı)

6. ŞEKERSİZ İÇECEKLER TERCİH EDİN

Kahvaltıda sıvı tüketimi önemlidir.
Yeşil çay, bitki çayı veya şekersiz siyah çay
Ilık limonlu su

ÖRNEK SAĞLIKLI KAHVALTI MENÜSÜ

1 haşlanmış yumurta
1 dilim tam buğday ekmeği
1 dilim beyaz peynir veya 2 yemek kaşığı lor peyniri
5-6 adet zeytin
Domates, salatalık, yeşillikler
1 avuç ceviz veya badem
Yanında bir bardak şekersiz bitki çayı</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Araştırmacılar duyurdu: Kanser karşıtı olduğu ortaya çıktı</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/arastirmacilar-duyurdu-kanser-karsiti-oldugu-ortaya-cikti</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/arastirmacilar-duyurdu-kanser-karsiti-oldugu-ortaya-cikti</guid>
<description><![CDATA[ Lif açısından zengin bir diyet, lif sindirimi sırasında üretilen kısa zincirli yağ asitlerinin kanser karşıtı özellikleri nedeniyle belirli kanser türlerine yakalanma riskini önemli ölçüde azaltabilir. Bu asitler doğrudan gen ifadesini değiştirerek hücre büyümesini düzenliyor.Lif açısından zengin bir diyet yalnızca bağırsak sağlığınız için faydalı olmakla kalmaz, aynı zamanda güçlü kanser karşıtı özelliklere de sahiptir.Yeni bir çalışma, lif açısından zengin bir diyetin belirli kanser türlerine yakalanma riskini azaltmada önemli bir rol oynayabileceğini öne sürüyor.Lif sağlıklı bir diyetin önemli bir parçası olsa da, Amerikalıların %10&#039;undan azı önerilen minimum miktarı yiyor.Stanford Medicine&#039;den yeni bir çalışma, lifin kanser karşıtı etkileri olduğunu öne sürüyor. Araştırmacılar, lif sindiriminin iki yaygın yan ürününün doğrudan epigenetik etkilerini buldular ve gen ifadesindeki bazı değişikliklerin kanser karşıtı etkileri olduğunu buldular.Araştırmacılar, çalışmada lif yediğimizde bağırsak mikrobiyomunun kısa zincirli yağ asitleri ürettiğini buldular. Bu bileşikler bir enerji kaynağı olmaktan daha fazlasına hizmet ediyor.Uzun zamandır bilim insanları, bu bileşiklerin gen işlevini dolaylı olarak etkilediğinden şüpheleniyorlardı. Bu çalışmada, araştırmacılar kısa zincirli yağ asitleri propiyonat ve bütiratın sağlıklı insan hücrelerinde, tedavi edilmiş ve tedavi edilmemiş insan kolon kanseri hücrelerinde ve fare bağırsaklarında gen ifadesini nasıl değiştirdiğini izlediler.Hücre çoğalmasını, farklılaşmasını ve apoptozu veya programlanmış hücre ölümünü düzenlemekten sorumlu belirli genlerdeki doğrudan epigenetik değişikliklerin, kanserle ilişkili kontrolsüz hücre büyümesini bozmak veya kontrol etmek için çok önemli olduğunu buldular.“Lif yeme ile kanser karşıtı etkileri olan gen fonksiyonunun düzenlenmesi arasında doğrudan bir bağlantı bulduk ve bunun muhtemelen küresel bir mekanizma olduğunu düşünüyoruz çünkü lif sindiriminden kaynaklanan kısa zincirli yağ asitleri vücudun her yerine yayılabilir. Genellikle insanların diyetlerinin lif açısından çok fakir olması ve bunun da mikrobiyomlarının düzgün beslenmediği ve gerektiği kadar kısa zincirli yağ asidi üretemediği anlamına gelmesi söz konusudur. Bu sağlığımıza hiçbir fayda sağlamıyor,” diyor Stanford W. Ascherman, MD, FACS Genetik Profesörü Michael Snyder, bir basın bülteninde.Genç yetişkinlerde kolon kanseri oranları artarken, bu çalışmanın bulguları bilinçli diyet seçimleri yapmanın önemini vurguluyor.Snyder, “Bu önemli moleküllerin gen hedeflerini belirleyerek lifin faydalı etkilerini nasıl gösterdiğini ve kanser sırasında neyin yanlış gittiğini anlayabiliriz,” diye ekliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NT-4Qrjuq0GKsKtC5E81dw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Araştırmacılar, duyurdu:, Kanser, karşıtı, olduğu, ortaya, çıktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NT-4Qrjuq0GKsKtC5E81dw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Araştırmacılar duyurdu: Kanser karşıtı olduğu ortaya çıktı"><p>Lif açısından zengin bir diyet, lif sindirimi sırasında üretilen kısa zincirli yağ asitlerinin kanser karşıtı özellikleri nedeniyle belirli kanser türlerine yakalanma riskini önemli ölçüde azaltabilir. Bu asitler doğrudan gen ifadesini değiştirerek hücre büyümesini düzenliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J6ngOF0VlkCqxGTzsnaLUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lif açısından zengin bir diyet yalnızca bağırsak sağlığınız için faydalı olmakla kalmaz, aynı zamanda güçlü kanser karşıtı özelliklere de sahiptir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fPn37WCnskCNy0VoHU3m0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni bir çalışma, lif açısından zengin bir diyetin belirli kanser türlerine yakalanma riskini azaltmada önemli bir rol oynayabileceğini öne sürüyor.Lif sağlıklı bir diyetin önemli bir parçası olsa da, Amerikalıların %10'undan azı önerilen minimum miktarı yiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Rbn2ZNi_w0WPzYM4PJG6QQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Stanford Medicine'den yeni bir çalışma, lifin kanser karşıtı etkileri olduğunu öne sürüyor. Araştırmacılar, lif sindiriminin iki yaygın yan ürününün doğrudan epigenetik etkilerini buldular ve gen ifadesindeki bazı değişikliklerin kanser karşıtı etkileri olduğunu buldular.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d3_UKH2ClUea7QQmNzEHrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, çalışmada lif yediğimizde bağırsak mikrobiyomunun kısa zincirli yağ asitleri ürettiğini buldular. Bu bileşikler bir enerji kaynağı olmaktan daha fazlasına hizmet ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/chpLDN99qEa-ETKFUkctQw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun zamandır bilim insanları, bu bileşiklerin gen işlevini dolaylı olarak etkilediğinden şüpheleniyorlardı. Bu çalışmada, araştırmacılar kısa zincirli yağ asitleri propiyonat ve bütiratın sağlıklı insan hücrelerinde, tedavi edilmiş ve tedavi edilmemiş insan kolon kanseri hücrelerinde ve fare bağırsaklarında gen ifadesini nasıl değiştirdiğini izlediler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xinjZuuXL0S5fMp4X5kt7A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hücre çoğalmasını, farklılaşmasını ve apoptozu veya programlanmış hücre ölümünü düzenlemekten sorumlu belirli genlerdeki doğrudan epigenetik değişikliklerin, kanserle ilişkili kontrolsüz hücre büyümesini bozmak veya kontrol etmek için çok önemli olduğunu buldular.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lxomxZ1r_0CoW6QblrjLJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Lif yeme ile kanser karşıtı etkileri olan gen fonksiyonunun düzenlenmesi arasında doğrudan bir bağlantı bulduk ve bunun muhtemelen küresel bir mekanizma olduğunu düşünüyoruz çünkü lif sindiriminden kaynaklanan kısa zincirli yağ asitleri vücudun her yerine yayılabilir. Genellikle insanların diyetlerinin lif açısından çok fakir olması ve bunun da mikrobiyomlarının düzgün beslenmediği ve gerektiği kadar kısa zincirli yağ asidi üretemediği anlamına gelmesi söz konusudur. Bu sağlığımıza hiçbir fayda sağlamıyor,” diyor Stanford W. Ascherman, MD, FACS Genetik Profesörü Michael Snyder, bir basın bülteninde.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WQJq_TYPd0e2Bgrv5mq6wA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genç yetişkinlerde kolon kanseri oranları artarken, bu çalışmanın bulguları bilinçli diyet seçimleri yapmanın önemini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V3rLYRBLmEiU-F_pMZxPjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Snyder, “Bu önemli moleküllerin gen hedeflerini belirleyerek lifin faydalı etkilerini nasıl gösterdiğini ve kanser sırasında neyin yanlış gittiğini anlayabiliriz,” diye ekliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>20&amp;20&amp;20 kuralı: Göz yorgunluğunu önleyen yöntem</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/20-20-20-kurali-goez-yorgunlugunu-oenleyen-yoentem</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/20-20-20-kurali-goez-yorgunlugunu-oenleyen-yoentem</guid>
<description><![CDATA[ Göz yorgunluğu, uzun süreli ekran süresi nedeniyle giderek yaygınlaşıyor, ancak düzenli molalar vererek, uygun ekran mesafesini koruyarak, bilinçli bir şekilde göz kırparak, göz damlası kullanarak ve yeterli uyku sağlayarak hafifletilebilir. Rutin göz kontrolleri ve 20-20-20 kuralını benimsemek de uzun vadeli göz yorgunluğunu önlemek ve görme sağlığını korumak için önemlidir. Peki, göz yorgunluğu nasıl geçer? İşte yanıtı.Gözlerimiz bizim için dünyayı yansıtır ve deneyimleyebileceğimiz en güzel manzaraları bize sunar. Ancak, onlara yeterli veya iyi bakmamak bazen onları yorgun bırakabilir. Ekran süresinin günlük hayatımızda artmasıyla birlikte göz yorgunluğu yaygın bir endişe haline geldi. Birkaç yaşam tarzı değişikliği gözlerimizin ne kadar taze ve keskin hissettiğini önemli ölçüde artırabilir.Ekran ile gözleriniz arasındaki mesafe dikkate alınması gereken önemli bir faktördür.Normal bireylerde göz kırpma hızı dakikada 16 ila 18 kezdir, bilgisayar başında çalışırken bu sayı 2 ila 3 kata düşer. Ekranı kol mesafesinde ve ekranın üst kenarı göz hizasında tutmak, odaklanmaktan sorumlu kaslardaki gerginliği hafifletmeye yardımcı olacaktır. Bu, göz rahatsızlığını azaltmaya yardımcı olacaktır.Düzenli ekran molaları şarttır. Ayağa kalkın, esneyin ve bakışınızı farklı mesafelere kaydırarak odak noktanızı değiştirin, çünkü bu, uzun süre ekrana bakarken oluşan stresi dengelemeye yardımcı olur.Göz kırpma, göz bakımının bir diğer önemli ancak sıklıkla göz ardı edilen bileşenidir. Dijital cihazları kullandığımızda göz kırpma oranımız doğal olarak düşer ve bunun sonucunda kuru ve kaşıntılı gözler ortaya çıkar. Gözlerinizi hoş ve kaygan tutmak için bilinçli olarak daha sık göz kırpmalısınız. Bu nedenle, üzerinde DÜŞÜN VE GÖZ KAPAT yazdığınız ve bilgisayarın yanına yapıştırdığınız küçük bir not, kuruluğu önlemek için daha fazla göz kırpmanızı hatırlatacaktır. Kalıcı kuruluk veya tahriş çekiyorsanız, ekstra rahatlama için jel bazlı göz damlaları kullanmayı düşünün.Gözlerinizin ve vücudunuzun iyi dinlenmiş olması için iyi bir gece uykusu çok önemlidir. Gece geç saatlere kadar cep telefonu ekranlarına veya diğer ekranlara bakmak göz yorgunluğuna ve gözlerin uyku kalitesinin bozulmasına yol açacaktır. Bu nedenle, sabah hem gözlerinizin hem de beyninizin dinlenmiş ve dinlenmiş olması için geceleri iyi uyuyun.Kış aylarındaki daha soğuk sıcaklıklar gözlerde kuruluğa neden olabilir ve tüm gün ekranların önünde oturmak da gözlerde kuruluğa neden olabilir. Bu nedenle, bir tür gözyaşı takviyesi olan göz damlası uygulanabilir.GÖZLERİNİZİ KIRPINEkranların önünde otururken, tekrarlayan göz kırpmalar sağlanmalı ve hatırlanmalıdır, çünkü bir dakikadaki göz kırpma sayımız, yani göz kırpma hızımız, ekranlara baktığımızda önemli ölçüde azalır. Ve sık sık göz kırpmayı hatırlamak, bakma nedeniyle oluşan kuruluğu hafifletmeye yardımcı olabilir.Ekran konumlandırmanın yanı sıra, hepimizin benimsemesi gereken bir 20-20-20 kuralı daha vardır. Her 20 dakikada bir, çalışırken gözlerin iyi dinlenmiş kalması için birkaç saniyelik kısa bir mola gerekir. Bu mola sırasında, gözlerimizi kapatabilir veya uzağa bakabiliriz, böylece dijital ekranların önünde uzun saatler geçirirken gözler aralıklı olarak dinlenmiş olur. Bu küçük mola, konsantre kaslarınızın gevşemesini sağlar, göz yorgunluğunun önde gelen nedenlerinden biri olan sertleşmelerini ve yorulmalarını önler.AÇIK HAVADA ZAMAN GEÇİRİNVe özellikle çocuklar için, bazen gündüzleri yarım saat ila bir saat dışarıda vakit geçirmek, çocuklukta görülen miyopinin başlangıcını veya hızla artmasını yönetmek ve önlemek için en önemli şeydir ve özellikle bu dijital çağda, çevrimiçi derslerde ve çok sayıda ekran süresi ceplerinde, bazen açık havada vakit geçirmek, güneş ışığına maruz kalmanın yanı sıra çok önemlidir.Ayrıca, gözlük kullanan kişiler için yılda en az bir kez ve çocuklar için 6 ayda bir rutin göz muayenesi, göz sorunları için tarama yaptırmak ve ayrıca gerekli olabilecek göz gücündeki değişiklikleri kontrol etmek için önemlidir. Diyabet ve hipertansiyon gibi sistemik rahatsızlıkları olan kişilerin gözlerini düzenli olarak, yılda en az bir kez kontrol ettirmeleri gerekir. 50 yaşından sonraki kişiler de yaşla birlikte ortaya çıkabilecek herhangi bir hastalığı taramak için bir göz doktoruyla rutin göz muayeneleri yaptırmalıdır. Ailesinde göz sorunları olan kişiler de tedavi edilmesi gereken herhangi bir hastalığın erken belirtilerini aramak için göz doktorlarıyla rutin göz muayeneleri yaptırmalıdır.
Gözlerimizin dinlenmiş ve keskin kalmasını sağlamak için yapabileceğimiz en önemli şey, her şeyden önce bir göz muayenesi yaptırmak ve özellikle dijital ekranların önünde uzun saatler geçiren kişiler için gözlük ihtiyacı olup olmadığını görmektir. Herhangi bir küçük güç varsa, bu da önemlidir.Ekranda uzun saatler geçirmek yorgunluğa yol açabileceğinden, herhangi bir kırılma hatası veya gözlük ihtiyacı en azından çalışırken gözlük takılarak düzeltilmelidir, bu göz yorgunluğunu azaltacaktır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aBcEfbKWkEuZYatZrXN2NQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>20-20-20, kuralı:, Göz, yorgunluğunu, önleyen, yöntem</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aBcEfbKWkEuZYatZrXN2NQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="20-20-20 kuralı: Göz yorgunluğunu önleyen yöntem"><p>Göz yorgunluğu, uzun süreli ekran süresi nedeniyle giderek yaygınlaşıyor, ancak düzenli molalar vererek, uygun ekran mesafesini koruyarak, bilinçli bir şekilde göz kırparak, göz damlası kullanarak ve yeterli uyku sağlayarak hafifletilebilir. Rutin göz kontrolleri ve 20-20-20 kuralını benimsemek de uzun vadeli göz yorgunluğunu önlemek ve görme sağlığını korumak için önemlidir. Peki, göz yorgunluğu nasıl geçer? İşte yanıtı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ommvuIRVcku1ho9euWcnvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gözlerimiz bizim için dünyayı yansıtır ve deneyimleyebileceğimiz en güzel manzaraları bize sunar. Ancak, onlara yeterli veya iyi bakmamak bazen onları yorgun bırakabilir. Ekran süresinin günlük hayatımızda artmasıyla birlikte göz yorgunluğu yaygın bir endişe haline geldi. Birkaç yaşam tarzı değişikliği gözlerimizin ne kadar taze ve keskin hissettiğini önemli ölçüde artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wL2nL10pmUmyPas9I4Vstw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ekran ile gözleriniz arasındaki mesafe dikkate alınması gereken önemli bir faktördür.Normal bireylerde göz kırpma hızı dakikada 16 ila 18 kezdir, bilgisayar başında çalışırken bu sayı 2 ila 3 kata düşer. Ekranı kol mesafesinde ve ekranın üst kenarı göz hizasında tutmak, odaklanmaktan sorumlu kaslardaki gerginliği hafifletmeye yardımcı olacaktır. Bu, göz rahatsızlığını azaltmaya yardımcı olacaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OIPOZOzRCEu5VFuPEb5ciA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düzenli ekran molaları şarttır. Ayağa kalkın, esneyin ve bakışınızı farklı mesafelere kaydırarak odak noktanızı değiştirin, çünkü bu, uzun süre ekrana bakarken oluşan stresi dengelemeye yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S-3CvyzgWUmSI01e6yGxcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göz kırpma, göz bakımının bir diğer önemli ancak sıklıkla göz ardı edilen bileşenidir. Dijital cihazları kullandığımızda göz kırpma oranımız doğal olarak düşer ve bunun sonucunda kuru ve kaşıntılı gözler ortaya çıkar. Gözlerinizi hoş ve kaygan tutmak için bilinçli olarak daha sık göz kırpmalısınız. Bu nedenle, üzerinde DÜŞÜN VE GÖZ KAPAT yazdığınız ve bilgisayarın yanına yapıştırdığınız küçük bir not, kuruluğu önlemek için daha fazla göz kırpmanızı hatırlatacaktır. Kalıcı kuruluk veya tahriş çekiyorsanız, ekstra rahatlama için jel bazlı göz damlaları kullanmayı düşünün.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GWEAV3aUSU-ayPjgJrb7yw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gözlerinizin ve vücudunuzun iyi dinlenmiş olması için iyi bir gece uykusu çok önemlidir. Gece geç saatlere kadar cep telefonu ekranlarına veya diğer ekranlara bakmak göz yorgunluğuna ve gözlerin uyku kalitesinin bozulmasına yol açacaktır. Bu nedenle, sabah hem gözlerinizin hem de beyninizin dinlenmiş ve dinlenmiş olması için geceleri iyi uyuyun.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TAvoU3ZwIUWG4sE2csogfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış aylarındaki daha soğuk sıcaklıklar gözlerde kuruluğa neden olabilir ve tüm gün ekranların önünde oturmak da gözlerde kuruluğa neden olabilir. Bu nedenle, bir tür gözyaşı takviyesi olan göz damlası uygulanabilir.GÖZLERİNİZİ KIRPINEkranların önünde otururken, tekrarlayan göz kırpmalar sağlanmalı ve hatırlanmalıdır, çünkü bir dakikadaki göz kırpma sayımız, yani göz kırpma hızımız, ekranlara baktığımızda önemli ölçüde azalır. Ve sık sık göz kırpmayı hatırlamak, bakma nedeniyle oluşan kuruluğu hafifletmeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8gl3TpI6i0uu4hNuoZRIjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ekran konumlandırmanın yanı sıra, hepimizin benimsemesi gereken bir 20-20-20 kuralı daha vardır. Her 20 dakikada bir, çalışırken gözlerin iyi dinlenmiş kalması için birkaç saniyelik kısa bir mola gerekir. Bu mola sırasında, gözlerimizi kapatabilir veya uzağa bakabiliriz, böylece dijital ekranların önünde uzun saatler geçirirken gözler aralıklı olarak dinlenmiş olur. Bu küçük mola, konsantre kaslarınızın gevşemesini sağlar, göz yorgunluğunun önde gelen nedenlerinden biri olan sertleşmelerini ve yorulmalarını önler.AÇIK HAVADA ZAMAN GEÇİRİNVe özellikle çocuklar için, bazen gündüzleri yarım saat ila bir saat dışarıda vakit geçirmek, çocuklukta görülen miyopinin başlangıcını veya hızla artmasını yönetmek ve önlemek için en önemli şeydir ve özellikle bu dijital çağda, çevrimiçi derslerde ve çok sayıda ekran süresi ceplerinde, bazen açık havada vakit geçirmek, güneş ışığına maruz kalmanın yanı sıra çok önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UirPP3nXAkOJiTMl3WTy4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrıca, gözlük kullanan kişiler için yılda en az bir kez ve çocuklar için 6 ayda bir rutin göz muayenesi, göz sorunları için tarama yaptırmak ve ayrıca gerekli olabilecek göz gücündeki değişiklikleri kontrol etmek için önemlidir. Diyabet ve hipertansiyon gibi sistemik rahatsızlıkları olan kişilerin gözlerini düzenli olarak, yılda en az bir kez kontrol ettirmeleri gerekir. 50 yaşından sonraki kişiler de yaşla birlikte ortaya çıkabilecek herhangi bir hastalığı taramak için bir göz doktoruyla rutin göz muayeneleri yaptırmalıdır. Ailesinde göz sorunları olan kişiler de tedavi edilmesi gereken herhangi bir hastalığın erken belirtilerini aramak için göz doktorlarıyla rutin göz muayeneleri yaptırmalıdır.
Gözlerimizin dinlenmiş ve keskin kalmasını sağlamak için yapabileceğimiz en önemli şey, her şeyden önce bir göz muayenesi yaptırmak ve özellikle dijital ekranların önünde uzun saatler geçiren kişiler için gözlük ihtiyacı olup olmadığını görmektir. Herhangi bir küçük güç varsa, bu da önemlidir.Ekranda uzun saatler geçirmek yorgunluğa yol açabileceğinden, herhangi bir kırılma hatası veya gözlük ihtiyacı en azından çalışırken gözlük takılarak düzeltilmelidir, bu göz yorgunluğunu azaltacaktır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Biyolojik yaşlanma hızını yavaşlatıyor: 1 bardağı kronik hastalıklar üzerinde bile etkili</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/biyolojik-yaslanma-hizini-yavaslatiyor-1-bardagi-kronik-hastaliklar-uzerinde-bile-etkili</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/biyolojik-yaslanma-hizini-yavaslatiyor-1-bardagi-kronik-hastaliklar-uzerinde-bile-etkili</guid>
<description><![CDATA[ Düzenli çay tüketimi biyolojik yaşlanma sürecini yavaşlatabilir ve genel sağlığı iyileştirebilir.  Çayı günlük rutininize dahil etmek daha sağlıklı bir cilde sahip olmanızı sağlayabilir, hastalık riskini azaltabilir ve hatta biyolojik yaşlanma sürecinizi yavaşlatabilir. Daha sağlıklı ve daha canlı bir siz için muazzam bir potansiyele sahip, basit ve keyifli bir alışkanlıktır.Çay sadece rahatlatıcı bir içecekten daha fazlasıdır; sağlıklı bir şekilde yaşlanmamıza yardımcı olabilecek sırlar barındırır.Hiçbir sihirli iksir zamanı geri çeviremezken, 2024&#039;te yapılan bir araştırma, düzenli çay tüketiminin yaşlanma sürecini yavaşlatmaya ve sağlık süremizi iyileştirmeye yardımcı olabileceğini öne sürüyor.Bu basit günlük alışkanlığın genel sağlığınız nasıl büyük bir fark yaratabileceği hakkında bilmemiz gereken her şey burada.Çay, vücuttaki oksidatif stresle savaşan özellikle kateşinler ve polifenoller olmak üzere antioksidanlar açısından zengindir. Oksidatif stres zamanla hücrelere zarar vererek yaşlanma sürecini hızlandırır.Çay, bu hasarı azaltarak hücrelerinizin sağlığını korumaya yardımcı olur ve daha genç görünmenizi ve hissetmenizi sağlar.Düzenli çay içenler, içmeyenlere kıyasla daha yavaş biyolojik yaşlanma yaşarlar. Bu, kronolojik yaşları aynı kalsa da vücutlarının daha gençmiş gibi çalışabileceği anlamına gelir.Yaşlanmayı yavaşlatma konusunda yeşil çay başı çeker. Hücre yenilenmesinin iyileştirilmesi, iltihabın azaltılması ve daha iyi cilt elastikiyeti ile ilişkilendirilen güçlü bir antioksidan olan yüksek seviyelerde epigallocatechin gallate (EGCG) içerir.2014 yılında yapılan bir araştırma, çayın polifenoller ve kanser, kardiyovasküler hastalık, artrit ve diyabet gibi kronik hastalıklara yakalanma şansını azaltabilecek diğer bileşenleri içerdiğinin kabul edildiğini belirtmektedir.Her gün yeşil çay tüketmekyaklaşık 3 fincan veya 6-8 gram çay yaprağı- dikkate değer yaşlanma karşıtı etkilerle ilişkilendirilmiştir. Çay içmeyen birinden düzenli yeşil çay içen birine dönüşmek biyolojik yaşlanma hızını önemli ölçüde yavaşlatabilir.Yaşlanma sadece kırışıklıklarla ilgili değildir; cildinizin, saçınızın ve vücudunuzun zamanla nasıl hissettiğiyle ilgilidir. Çaydaki antioksidanlar cildi erken kırışıklıkların başlıca nedenlerinden biri olan UV hasarından korur. Düzenli çay tüketimi ayrıca kolajen üretimini iyileştirerek cildi sıkı ve nemli tutabilir.Saçlarınız için, B2 ve E vitaminleri de dahil olmak üzere yeşil çayın besinleri parlaklığı ve gücü korumaya yardımcı olur. Günlük çay içmek saç büyümesini destekleyebilir ve oksidatif hasarın neden olduğu incelmeyi önleyebilir.Yaşlanma sadece görünümle ilgili değildir; aynı zamanda vücudunuzun iç sağlığını korumakla da ilgilidir. Düzenli olarak çay içmek kalp hastalığı, diyabet ve bilişsel gerileme gibi yaşa bağlı hastalık riskinin daha düşük olmasıyla ilişkilendirilmiştir.Çaydaki polifenoller kan şekerini düzenlemeye, kalp sağlığını iyileştirmeye ve beyindeki nöronları korumaya yardımcı olur. Bu, çayı sadece görünüşünüz için yaşlanma karşıtı bir içecek değil, aynı zamanda yaşlandıkça zihninizi keskin ve vücudunuzu güçlü tutmanın bir yolu haline getirir.Ara sıra çay içmek faydalı olsa da, düzenli olarak içmek ideal olarak günde 2-3 fincan- en iyi yaşlanma karşıtı sonuçları sunar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HXdRpf0cik-UZA-33eE7jw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Biyolojik, yaşlanma, hızını, yavaşlatıyor:, bardağı, kronik, hastalıklar, üzerinde, bile, etkili</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HXdRpf0cik-UZA-33eE7jw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Biyolojik yaşlanma hızını yavaşlatıyor: 1 bardağı kronik hastalıklar üzerinde bile etkili"><p>Düzenli çay tüketimi biyolojik yaşlanma sürecini yavaşlatabilir ve genel sağlığı iyileştirebilir.  Çayı günlük rutininize dahil etmek daha sağlıklı bir cilde sahip olmanızı sağlayabilir, hastalık riskini azaltabilir ve hatta biyolojik yaşlanma sürecinizi yavaşlatabilir. Daha sağlıklı ve daha canlı bir siz için muazzam bir potansiyele sahip, basit ve keyifli bir alışkanlıktır.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V_PgJBgVy0iCl4t4dckrHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çay sadece rahatlatıcı bir içecekten daha fazlasıdır; sağlıklı bir şekilde yaşlanmamıza yardımcı olabilecek sırlar barındırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n6q0aKfz8EmEnW5djgbEZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hiçbir sihirli iksir zamanı geri çeviremezken, 2024'te yapılan bir araştırma, düzenli çay tüketiminin yaşlanma sürecini yavaşlatmaya ve sağlık süremizi iyileştirmeye yardımcı olabileceğini öne sürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mifq7tJDXk2OAKOzWg9YNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu basit günlük alışkanlığın genel sağlığınız nasıl büyük bir fark yaratabileceği hakkında bilmemiz gereken her şey burada.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gfNErx-JI0W-Fy8fdUG03A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çay, vücuttaki oksidatif stresle savaşan özellikle kateşinler ve polifenoller olmak üzere antioksidanlar açısından zengindir. Oksidatif stres zamanla hücrelere zarar vererek yaşlanma sürecini hızlandırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E6r955-wFkO4ZZOC_TzscA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çay, bu hasarı azaltarak hücrelerinizin sağlığını korumaya yardımcı olur ve daha genç görünmenizi ve hissetmenizi sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Bn7GNRH9eUC0dTsq80deUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düzenli çay içenler, içmeyenlere kıyasla daha yavaş biyolojik yaşlanma yaşarlar. Bu, kronolojik yaşları aynı kalsa da vücutlarının daha gençmiş gibi çalışabileceği anlamına gelir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u6-rqm_s4USS3tfxBT3k9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaşlanmayı yavaşlatma konusunda yeşil çay başı çeker. Hücre yenilenmesinin iyileştirilmesi, iltihabın azaltılması ve daha iyi cilt elastikiyeti ile ilişkilendirilen güçlü bir antioksidan olan yüksek seviyelerde epigallocatechin gallate (EGCG) içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ijTmDY3wZkSLbyJ3BLyQ0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2014 yılında yapılan bir araştırma, çayın polifenoller ve kanser, kardiyovasküler hastalık, artrit ve diyabet gibi kronik hastalıklara yakalanma şansını azaltabilecek diğer bileşenleri içerdiğinin kabul edildiğini belirtmektedir.Her gün yeşil çay tüketmekyaklaşık 3 fincan veya 6-8 gram çay yaprağı- dikkate değer yaşlanma karşıtı etkilerle ilişkilendirilmiştir. Çay içmeyen birinden düzenli yeşil çay içen birine dönüşmek biyolojik yaşlanma hızını önemli ölçüde yavaşlatabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Bdvj9T-71keVxr_OIWhnOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaşlanma sadece kırışıklıklarla ilgili değildir; cildinizin, saçınızın ve vücudunuzun zamanla nasıl hissettiğiyle ilgilidir. Çaydaki antioksidanlar cildi erken kırışıklıkların başlıca nedenlerinden biri olan UV hasarından korur. Düzenli çay tüketimi ayrıca kolajen üretimini iyileştirerek cildi sıkı ve nemli tutabilir.Saçlarınız için, B2 ve E vitaminleri de dahil olmak üzere yeşil çayın besinleri parlaklığı ve gücü korumaya yardımcı olur. Günlük çay içmek saç büyümesini destekleyebilir ve oksidatif hasarın neden olduğu incelmeyi önleyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_XmUaax4wkah0-kIkn1sTQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaşlanma sadece görünümle ilgili değildir; aynı zamanda vücudunuzun iç sağlığını korumakla da ilgilidir. Düzenli olarak çay içmek kalp hastalığı, diyabet ve bilişsel gerileme gibi yaşa bağlı hastalık riskinin daha düşük olmasıyla ilişkilendirilmiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GEUEqNUZ70uKOtq1kfQZUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çaydaki polifenoller kan şekerini düzenlemeye, kalp sağlığını iyileştirmeye ve beyindeki nöronları korumaya yardımcı olur. Bu, çayı sadece görünüşünüz için yaşlanma karşıtı bir içecek değil, aynı zamanda yaşlandıkça zihninizi keskin ve vücudunuzu güçlü tutmanın bir yolu haline getirir.Ara sıra çay içmek faydalı olsa da, düzenli olarak içmek ideal olarak günde 2-3 fincan- en iyi yaşlanma karşıtı sonuçları sunar.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Salmonella nedir, nasıl bulaşır? Salmonella bakterisi belirtileri neler?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/salmonella-nedir-nasil-bulasir-salmonella-bakterisi-belirtileri-neler</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/salmonella-nedir-nasil-bulasir-salmonella-bakterisi-belirtileri-neler</guid>
<description><![CDATA[ Salmonella bakterisi, sosyal medya kullanıcıları tarafından merak edilen ve araştırılan hastalıklar arasında yer almaya başladı. İzmir&#039;de yediği kumpirde salmonella tespit edilen kadının hayatını kaybetmesinin ardından, &quot;Salmonella nedir, nasıl bulaşır?&quot; sorularına yanıt aranıyor. Peki, Salmonella nedir, nasıl bulaşır? Salmonella bakterisi belirtileri neler?Salmonella, Enterobacteriaceae ailesinde yer alan, gram-negatif bir bakteridir. Yaklaşık 2000 alt tipi insanlarda hastalığa neden olur.   Salmonella typhi (tifo) ve Salmonella paratyphi (paratifo) yalnızca insanlarda enterik ateş (tifo, paratifo) olarak adlandırılan ve zaman zaman salgınlarla seyredebilen hastalıklara neden olan türlerdir. Bunların dışında kalan salmonella alt tipleri non-tifoidal salmonellalar olarak adlandırılır.  SALMONELLA NASIL BULAŞIR?  Kaynağı bilinmeyen, kontamine (bakteri bulaşmış olan) suların içilmesi ve kullanılması,  İnsan ve hayvan atıklarının uygun şekilde bertaraf edilmemesi ve bunların kaynak sularına karışması  İçme ve kullanma sularının yeterince klorlanmaması  Salmonella taşıyan ve iyi pişirilmemiş et, yumurta, süt ve süt ürünleri gibi gıdaların tükeltilmesi  Pastörize edilmemiş süt,peynir tüketimi  Kontamine (kirli) çiğ sebze ve meyve, baharat ve çerezlerin tüketimi  Hasta kümes hayvanları ile temas  Özellikle yılan, kaplumbağa, kertenkele gibi sürüngenler, kurbağalar, kuşlar ve civciv gibi evcil hayvanlar ile temastan sonra hijyen kurallarına uyulmaması halinde bulaşma olabilir.  Bakteri hasta insanlardan diğer insanlara da bulaşabilir.  SALMONELLA BAKTERİSİ BELİRTİLERİ  Salmonella bakterisinin vücuda alınmasından yaklaşık 12-72 saat sonra ishal, ateş, bulantı, kusma ve karın krampları şeklinde hastalık belirtileri ortaya çıkar. Hastalık genellikle 4-7 gün sürer ve çoğu kişi tedavi olmadan iyileşir.   Bazı kişilerde, ishal hastanın hastaneye yatmasını gerektirecek kadar şiddetli olabilir. Yaşlılar, bebekler ve bağışıklık sistemi yetersiz olan kişilerde hastalık daha ciddi seyreder. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OGeVRBXXXE-W4HBiNtglFg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Salmonella, nedir, nasıl, bulaşır, Salmonella, bakterisi, belirtileri, neler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OGeVRBXXXE-W4HBiNtglFg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Salmonella nedir, nasıl bulaşır? Salmonella bakterisi belirtileri neler?"><p>Salmonella bakterisi, sosyal medya kullanıcıları tarafından merak edilen ve araştırılan hastalıklar arasında yer almaya başladı. İzmir'de yediği kumpirde salmonella tespit edilen kadının hayatını kaybetmesinin ardından, "Salmonella nedir, nasıl bulaşır?" sorularına yanıt aranıyor. Peki, Salmonella nedir, nasıl bulaşır? Salmonella bakterisi belirtileri neler?</p>Salmonella, Enterobacteriaceae ailesinde yer alan, gram-negatif bir bakteridir. Yaklaşık 2000 alt tipi insanlarda hastalığa neden olur.   Salmonella typhi (tifo) ve Salmonella paratyphi (paratifo) yalnızca insanlarda enterik ateş (tifo, paratifo) olarak adlandırılan ve zaman zaman salgınlarla seyredebilen hastalıklara neden olan türlerdir. Bunların dışında kalan salmonella alt tipleri non-tifoidal salmonellalar olarak adlandırılır.  <strong>SALMONELLA NASIL BULAŞIR?</strong>  Kaynağı bilinmeyen, kontamine (bakteri bulaşmış olan) suların içilmesi ve kullanılması,  İnsan ve hayvan atıklarının uygun şekilde bertaraf edilmemesi ve bunların kaynak sularına karışması  İçme ve kullanma sularının yeterince klorlanmaması  Salmonella taşıyan ve iyi pişirilmemiş et, yumurta, süt ve süt ürünleri gibi gıdaların tükeltilmesi  Pastörize edilmemiş süt,peynir tüketimi  Kontamine (kirli) çiğ sebze ve meyve, baharat ve çerezlerin tüketimi  Hasta kümes hayvanları ile temas  Özellikle yılan, kaplumbağa, kertenkele gibi sürüngenler, kurbağalar, kuşlar ve civciv gibi evcil hayvanlar ile temastan sonra hijyen kurallarına uyulmaması halinde bulaşma olabilir.  Bakteri hasta insanlardan diğer insanlara da bulaşabilir.  <strong>SALMONELLA BAKTERİSİ BELİRTİLERİ</strong>  Salmonella bakterisinin vücuda alınmasından yaklaşık 12-72 saat sonra ishal, ateş, bulantı, kusma ve karın krampları şeklinde hastalık belirtileri ortaya çıkar. Hastalık genellikle 4-7 gün sürer ve çoğu kişi tedavi olmadan iyileşir.   Bazı kişilerde, ishal hastanın hastaneye yatmasını gerektirecek kadar şiddetli olabilir. Yaşlılar, bebekler ve bağışıklık sistemi yetersiz olan kişilerde hastalık daha ciddi seyreder.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzman doktor açıkladı: Brokolinin faydasını artırmak için doğru pişirmenin 1 numaralı yolu</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/uzman-doktor-acikladi-brokolinin-faydasini-artirmak-icin-dogru-pisirmenin-1-numarali-yolu</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/uzman-doktor-acikladi-brokolinin-faydasini-artirmak-icin-dogru-pisirmenin-1-numarali-yolu</guid>
<description><![CDATA[ Brokoli, vitaminler, mineraller ve antioksidanlar bakımından zengin bir sebze olarak sağlıklı bir diyetin vazgeçilmez bir parçası. Son araştırmalar, brokoliyi doğru şekilde hazırlamanın bu sebzenin sağlık faydalarını artırabileceğini gösteriyor. Ancak uzmanlar, brokoliyi en sevdiğiniz şekilde yemenizin de önemli olduğunu vurguluyor.Rutgers Sağlık Meslekleri Okulu&#039;ndan Doç. Dr. Stephani Johnson, brokolinin C, K ve A vitaminleri, potasyum, magnezyum, kalsiyum ve demir gibi temel besin maddelerinin güçlü bir kaynağı olduğunu belirtiyor. Johnson, &quot;Brokoli ayrıca sindirimi destekleyen lif ve sülforafan, lutein, zeaksantin gibi güçlü antioksidanlarla doludur&quot; dedi.Sülforafan, turpgil sebzelerde bulunan ve kanser riskini azaltmaya yardımcı olabileceği düşünülen doğal bir bileşik. Johnson, bu bileşiğin serbest radikalleri nötralize ederek hücreleri oksidatif hasardan koruduğunu, inflamasyonu azalttığını ve karaciğer detoksunu desteklediğini ifade etti.Journal of Agricultural and Food Chemistry dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, brokoliyi hafifçe sotelemek veya buharda pişirmek, sülforafan seviyelerini korumanın en etkili yollarından biri. Johnson, &quot;Uzun süreli pişirme, brokolideki besin maddelerini bozabilir ve sülforafan üretimi için gerekli olan mirosinaz enzimini etkisiz hale getirebilir&quot; dedi.Araştırma ayrıca, brokolinin çiçeklerine ayrılıp yaklaşık 90 dakika bekletilmesinin, sülforafan seviyelerini artırdığını ortaya koyuyor. Bu yöntem, mirosinaz enziminin aktif hale gelmesini sağlıyor ve pişirme sırasında sülforafan kaybını en aza indiriyor.Brokoliyi nasıl tükettiğiniz önemli olsa da uzmanlar, sevdiğiniz şekilde yemeyi bırakmamanız gerektiğini söylüyor. Diyetisyen Julia Zumpano, &quot;Brokoliyi çiğ veya hafif pişmiş tüketmek en iyisi, ancak onu en iyi sindirebildiğiniz şekilde yemek daha önemlidir&quot; dedi.Uzmanlar, genel olarak antioksidan açısından zengin yiyecekleri çok uzun süre pişirmenin, bu besinlerin faydalarını azalttığını da belirtiyor.Brokoli, sağlıklı bir yaşam için vazgeçilmez bir sebze. Hafifçe soteleyerek veya çiğ tüketerek sülforafan gibi güçlü antioksidanların faydalarını artırabilirsiniz. Ancak her şeyden önce, brokoliyi keyifle tüketmenin sağlıklı bir diyet için önemli olduğunu unutmayın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d0uFKKecy0CYyd_OLzjJxA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzman, doktor, açıkladı:, Brokolinin, faydasını, artırmak, için, doğru, pişirmenin, numaralı, yolu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d0uFKKecy0CYyd_OLzjJxA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzman doktor açıkladı: Brokolinin faydasını artırmak için doğru pişirmenin 1 numaralı yolu"><p>Brokoli, vitaminler, mineraller ve antioksidanlar bakımından zengin bir sebze olarak sağlıklı bir diyetin vazgeçilmez bir parçası. Son araştırmalar, brokoliyi doğru şekilde hazırlamanın bu sebzenin sağlık faydalarını artırabileceğini gösteriyor. Ancak uzmanlar, brokoliyi en sevdiğiniz şekilde yemenizin de önemli olduğunu vurguluyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PrjnMd4qSUCyY-mubLYXxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rutgers Sağlık Meslekleri Okulu'ndan Doç. Dr. Stephani Johnson, brokolinin C, K ve A vitaminleri, potasyum, magnezyum, kalsiyum ve demir gibi temel besin maddelerinin güçlü bir kaynağı olduğunu belirtiyor. Johnson, "Brokoli ayrıca sindirimi destekleyen lif ve sülforafan, lutein, zeaksantin gibi güçlü antioksidanlarla doludur" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M0mmkVEdIkGzNq9p4zMvoA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sülforafan, turpgil sebzelerde bulunan ve kanser riskini azaltmaya yardımcı olabileceği düşünülen doğal bir bileşik. Johnson, bu bileşiğin serbest radikalleri nötralize ederek hücreleri oksidatif hasardan koruduğunu, inflamasyonu azalttığını ve karaciğer detoksunu desteklediğini ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/losBY4NM-kSSi2GCKJhq0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Journal of Agricultural and Food Chemistry dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, brokoliyi hafifçe sotelemek veya buharda pişirmek, sülforafan seviyelerini korumanın en etkili yollarından biri. Johnson, "Uzun süreli pişirme, brokolideki besin maddelerini bozabilir ve sülforafan üretimi için gerekli olan mirosinaz enzimini etkisiz hale getirebilir" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Db5NnvBbskOpJ0uobLBiAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma ayrıca, brokolinin çiçeklerine ayrılıp yaklaşık 90 dakika bekletilmesinin, sülforafan seviyelerini artırdığını ortaya koyuyor. Bu yöntem, mirosinaz enziminin aktif hale gelmesini sağlıyor ve pişirme sırasında sülforafan kaybını en aza indiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oUUaP7KWYUa-58WfDCHeKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Brokoliyi nasıl tükettiğiniz önemli olsa da uzmanlar, sevdiğiniz şekilde yemeyi bırakmamanız gerektiğini söylüyor. Diyetisyen Julia Zumpano, "Brokoliyi çiğ veya hafif pişmiş tüketmek en iyisi, ancak onu en iyi sindirebildiğiniz şekilde yemek daha önemlidir" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eJuNy46JlECeC0K7NJFWAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, genel olarak antioksidan açısından zengin yiyecekleri çok uzun süre pişirmenin, bu besinlerin faydalarını azalttığını da belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F7n-jlA-E0a5vYPlZN6_qQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Brokoli, sağlıklı bir yaşam için vazgeçilmez bir sebze. Hafifçe soteleyerek veya çiğ tüketerek sülforafan gibi güçlü antioksidanların faydalarını artırabilirsiniz. Ancak her şeyden önce, brokoliyi keyifle tüketmenin sağlıklı bir diyet için önemli olduğunu unutmayın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>93 yaşındaki Ruhi Dede&amp;apos;nin sağlıklı yaşam sırrı: 3 altın kuralı var; En çok bu besinleri yiyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/93-yasindaki-ruhi-dedenin-saglikli-yasam-sirri-3-altin-kurali-var-en-cok-bu-besinleri-yiyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/93-yasindaki-ruhi-dedenin-saglikli-yasam-sirri-3-altin-kurali-var-en-cok-bu-besinleri-yiyor</guid>
<description><![CDATA[ Kocaeli&#039;de yaklaşık bir asrı geride bırakan 93 yaşındaki Ruhi Ayaz, sağlıklı yaşamın sırlarını anlattı. Derince ilçesinde yaşayan 2 çocuk babası Ruhi Ayaz, hem fiziki görünümü hem de yaşam felsefesiyle çevresindekilerin büyük takdirini kazanıyor. 2008 yılında eşini kaybetmesine rağmen hayata dört elle sarılan Ayaz, tüm işlerini kendisi yaparak örnek bir yaşam sergiliyor. &quot;Ruhi Dede&quot; olarak tanınan Ayaz, sağlıklı yaşamın sırrını dengeli beslenme ve düzenli hareket olarak özetliyor.1950&#039;li yıllarda İstanbul&#039;da bir otelde çalıştığını anlatan Ayaz, &quot;Orada yemeklerle ilgili çok şey öğrendim. Hayatımı sağlıklı yaşamın üzerinde şekillendirmeye çalıştım. İzmit&#039;e döndüğümde her şeyime dikkat etmeye başladım. Her sabah 06.00&#039;da uyanıyorum. Mutfağımda yemeklerimi yapıyorum. 08.00&#039;de kahvaltı yapıyorum. Bazı sabahlar tek yumurta haşlıyor, yanına da 10 zeytin koyuyorum.Domates ve salatalıkla birlikte yerim. Sonra aşağı Tütünçiftliği&#039;ne giderim orada çay içerim. Günde en az 1 kilometre yürürüm. Kış da olsa, yaz da olsa asla ihmal etmem, kesinlikle yürürüm. Kahvaltıdan önce çıkar dolaşırım, sonra gelir kahvaltımı yaparım. Yeme içme işlerine çok dikkat ederim. Her yerde her şeyi yemem. Az da olsa evde ne varsa kendim yapar onu yerim. Abur cubur yemem&quot; dedi.Ruhi Ayaz, sebzeleri mevsiminde tüketmeye özen gösterdiğine dikkat çekerek, &quot;Kışın ıspanak, lahana ve pırasa gibi yemekler tüketirim. Yazın yemeği biraz hafif yapmak gerekir çok salçalı, yağlı yenmez. Kışın eti de çok tüketmemek gerek. Haftada iki kere 100 gram yemek yeterli. Her etin ardından 50 gram da yoğurt yenir. Yoğurt çok tok tutar, sağlıklıdırEt ve yoğurt 100 gramı geçmeyecek çünkü vücut fazlasını atar. Ben yemeğimi böyle yaparım. Bulgur pilavına da 50 gram sucuk atarım. Nohut yemeklerine de 50 gram pastırma atarım. Bunlar hem sağlıklıdır hem lezzet verir. Yemek yapmak bana zor gelmiyor ve üşenmiyorum. 75 yaşına kadar çalıştım. &#039;İş yorar, çok çalışılmaz&#039; derler ancak öyle değil. Çalışmak insanı diri tutar. İşsiz adam yolsuz yordamsız olur&quot; diye konuştu.Sağlıklı yaşam için akşam saat 19.00&#039;dan sonra yemek yemediğini belirten Ayaz, &quot;Fazla yemek baş ağrısı yapar. Mide belirli zaman boş kalmalı. Akşam 19.00&#039;dan sonra yemek yemeyin, sabaha kadar aralıklarla su için. Su insanı dinç tutar. Sabah kahvaltıda da fazla yenmez, iki dilim ekmek de fazla. Hafif bir öğün geçirmek gerek. Benim için sağlıklı yaşamın sırrı bunlar. Haftada bir kez veya iki kez balık da yenmeli. Ben en fazla 10-15 tane yerim, fazlası zarar. Üstüne el yapımı sağlıklı helva da yenebilir. &#039;Sağlıklı yaşamak istiyorum&#039; diyenler kendine bu şekilde iyi bakmalı, vücuduna faydalı hissettirmeli&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8v7PEPajX02aS5zgCnNcoQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, Ruhi, Dedenin, sağlıklı, yaşam, sırrı:, altın, kuralı, var, çok, besinleri, yiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8v7PEPajX02aS5zgCnNcoQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="93 yaşındaki Ruhi Dede'nin sağlıklı yaşam sırrı: 3 altın kuralı var; En çok bu besinleri yiyor"><p>Kocaeli'de yaklaşık bir asrı geride bırakan 93 yaşındaki Ruhi Ayaz, sağlıklı yaşamın sırlarını anlattı. Derince ilçesinde yaşayan 2 çocuk babası Ruhi Ayaz, hem fiziki görünümü hem de yaşam felsefesiyle çevresindekilerin büyük takdirini kazanıyor. 2008 yılında eşini kaybetmesine rağmen hayata dört elle sarılan Ayaz, tüm işlerini kendisi yaparak örnek bir yaşam sergiliyor. "Ruhi Dede" olarak tanınan Ayaz, sağlıklı yaşamın sırrını dengeli beslenme ve düzenli hareket olarak özetliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pDtMGzydSkOWQ8xSgFWfGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1950'li yıllarda İstanbul'da bir otelde çalıştığını anlatan Ayaz, "Orada yemeklerle ilgili çok şey öğrendim. Hayatımı sağlıklı yaşamın üzerinde şekillendirmeye çalıştım. İzmit'e döndüğümde her şeyime dikkat etmeye başladım. Her sabah 06.00'da uyanıyorum. Mutfağımda yemeklerimi yapıyorum. 08.00'de kahvaltı yapıyorum. Bazı sabahlar tek yumurta haşlıyor, yanına da 10 zeytin koyuyorum.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lO6QoFkgU0a4vonqWG5HSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Domates ve salatalıkla birlikte yerim. Sonra aşağı Tütünçiftliği'ne giderim orada çay içerim. Günde en az 1 kilometre yürürüm. Kış da olsa, yaz da olsa asla ihmal etmem, kesinlikle yürürüm. Kahvaltıdan önce çıkar dolaşırım, sonra gelir kahvaltımı yaparım. Yeme içme işlerine çok dikkat ederim. Her yerde her şeyi yemem. Az da olsa evde ne varsa kendim yapar onu yerim. Abur cubur yemem" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZDgCGOHWdU2sqSsX6kUS0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ruhi Ayaz, sebzeleri mevsiminde tüketmeye özen gösterdiğine dikkat çekerek, "Kışın ıspanak, lahana ve pırasa gibi yemekler tüketirim. Yazın yemeği biraz hafif yapmak gerekir çok salçalı, yağlı yenmez. Kışın eti de çok tüketmemek gerek. Haftada iki kere 100 gram yemek yeterli. Her etin ardından 50 gram da yoğurt yenir. Yoğurt çok tok tutar, sağlıklıdır</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EAsX-kRxQUe1GGNixcy_yA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Et ve yoğurt 100 gramı geçmeyecek çünkü vücut fazlasını atar. Ben yemeğimi böyle yaparım. Bulgur pilavına da 50 gram sucuk atarım. Nohut yemeklerine de 50 gram pastırma atarım. Bunlar hem sağlıklıdır hem lezzet verir. Yemek yapmak bana zor gelmiyor ve üşenmiyorum. 75 yaşına kadar çalıştım. 'İş yorar, çok çalışılmaz' derler ancak öyle değil. Çalışmak insanı diri tutar. İşsiz adam yolsuz yordamsız olur" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q2_GDyiLEEiaT31OKwXTsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı yaşam için akşam saat 19.00'dan sonra yemek yemediğini belirten Ayaz, "Fazla yemek baş ağrısı yapar. Mide belirli zaman boş kalmalı. Akşam 19.00'dan sonra yemek yemeyin, sabaha kadar aralıklarla su için. Su insanı dinç tutar. Sabah kahvaltıda da fazla yenmez, iki dilim ekmek de fazla. Hafif bir öğün geçirmek gerek. Benim için sağlıklı yaşamın sırrı bunlar. Haftada bir kez veya iki kez balık da yenmeli. Ben en fazla 10-15 tane yerim, fazlası zarar. Üstüne el yapımı sağlıklı helva da yenebilir. 'Sağlıklı yaşamak istiyorum' diyenler kendine bu şekilde iyi bakmalı, vücuduna faydalı hissettirmeli" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uykusuzluğun nedeni olabilir: Yüzde 37 artırdığı ortaya çıktı</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/uykusuzlugun-nedeni-olabilir-yuzde-37-artirdigi-ortaya-cikti</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/uykusuzlugun-nedeni-olabilir-yuzde-37-artirdigi-ortaya-cikti</guid>
<description><![CDATA[ Uykusuzluk ve uyku problemi genel sağlığınızı da olumsuz yönde etkiler. Sağlıklı bir vücut için iyi ve düzenli bir gece uykusu şart. Yapılan son araştırmalar hareketsiz çalışmanın uyku sorunlarını yüzde 37 oranında artırabileceğini ortaya çıkardı.Çok hareketsiz işlerde çalışan kişilerde uykusuzluk riski artabilir, bu da üretkenliği ve genel sağlığı etkileyebilir. Journal of Occupational Health Psychology&#039;de yayınlanan bir çalışma, 10 yıl boyunca 1.000&#039;den fazla çalışanı takip ederek, vardiyalı çalışanların, özellikle akşam vardiyasında çalışanların uyku bozukluklarına ve ilişkili sağlık risklerine daha yatkın olduğunu buldu.Journal of Occupational Health Psychology&#039;de yayınlanan yeni bir çalışmaya göre, çok hareketsiz işlerde çalışan kişilerde uykusuzluk riski daha yüksek olabilir ve bu da çalışan üretkenliğini ve sağlığını etkileyebilir.İyi bir gece uykusu kişiyi yeniden şarj edebilir ve işte yorucu bir güne hazırlayabilir, ancak vardiyalarda veya akşam vardiyalarında çalışan kişilerde uykusuzluk veya diğer uyku bozuklukları riskini artırabilecek bozulmuş uyku programları olabilir.Araştırma, 10 yıllık bir süre boyunca ABD&#039;de Ulusal Orta Yaş Çalışması&#039;ndan 1.000&#039;den fazla çalışanın çalışma programlarını, fiziksel aktivitelerini ve uyku alışkanlıklarını inceledi. İşyerinde kullanılan teknoloji miktarı da hesaba katıldı.Katılımcılar, çalışmanın başlangıcında (2004-2006) ve ardından on yıl sonra (2013-2017) uyku alışkanlıklarını, uyku süresi, düzenlilik, uykusuzluk semptomları, şekerleme alışkanlıkları, gündüz yorgunluğu ve uykuya dalmak için gereken süre olmak üzere altı uyku sağlığı göstergesi kullanarak paylaştılar.Katılımcılar üç kategoriye ayrıldı: İyi uyuyanlar, uykusuz uyuyanlar ve telafi eden uyuyanlarDüşük gündüz yorgunluğu seviyelerine sahip düzenli uyku döngülerini içeren optimum uyku düzenlerinden hoşlanan kişiler iyi uyuyanlar olarak etiketlenirken, daha kısa uyku döngülerine ve daha yüksek gündüz yorgunluğu seviyelerine sahip olanlar uykusuz uyuyanlar kategorisine konuldu. Telafi eden uyuyanlar, kaybedilen uykuyu şekerlemeler veya ekstra hafta sonu uykusuyla telafi etmeye çalıştılar.Özellikle gece saatlerinde çalışanların, akşam vardiyaları nedeniyle telafi uyuyanlar kategorisine girme olasılıklarının %66 daha fazla olduğu bulundu.Kötü uyku düzenlerinden kurtulmak zordu ve uykusuzluk çekenlerin %90&#039;ı 10 yıla kadar sürekli semptomlar gördü. Başka bir çalışmaya göre, ayrıca kardiyovasküler hastalık, diyabet, depresyon ve güçsüzlük riskleri %72 ila %188 daha fazlaydı.İlginç bir şekilde, çalışma bilgisayar kullanımı ile kötüleşen uyku sağlığı arasında çok az bağlantı buldu.Elektronik cihazların uykuyu bozabilecek ışık yaydığı iyi biliniyor, ancak araştırmacılar teknoloji kullanımındaki artışın çalışan verimliliğini artırarak bu olumsuz etkileri telafi edebileceğini ve nihayetinde uyku sağlıklarını koruyabileceğini söylüyor.Çok hareketsiz çalışanların, yatmadan önce yeterince yorgun olmaları ve ayrıca kas-iskelet sistemi sorunlarından kaçınabilmeleri için gün boyunca düzenli hareket etmek için mola vermeleri önerilir.Bu tür işleri olan kişiler asansör yerine daha sık merdiven çıkmayı denemelidir, bu onların hareket etmelerine yardımcı olabilir.Uykunuz üzerindeki etkiyi en aza indirmek için cihazınızdaki mavi ışık filtresini kullanın.Gece vardiyasında çalışanlar, sirkadiyen ritimlerini yeniden ayarlayabilmeleri için ışık maruziyetinden kurtulabilirler. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MRD8rSDgv0OKqlo6lpNiRA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uykusuzluğun, nedeni, olabilir:, Yüzde, artırdığı, ortaya, çıktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MRD8rSDgv0OKqlo6lpNiRA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uykusuzluğun nedeni olabilir: Yüzde 37 artırdığı ortaya çıktı"><p>Uykusuzluk ve uyku problemi genel sağlığınızı da olumsuz yönde etkiler. Sağlıklı bir vücut için iyi ve düzenli bir gece uykusu şart. Yapılan son araştırmalar hareketsiz çalışmanın uyku sorunlarını yüzde 37 oranında artırabileceğini ortaya çıkardı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FK-TKAMNokShOVuGHx-UGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çok hareketsiz işlerde çalışan kişilerde uykusuzluk riski artabilir, bu da üretkenliği ve genel sağlığı etkileyebilir. Journal of Occupational Health Psychology'de yayınlanan bir çalışma, 10 yıl boyunca 1.000'den fazla çalışanı takip ederek, vardiyalı çalışanların, özellikle akşam vardiyasında çalışanların uyku bozukluklarına ve ilişkili sağlık risklerine daha yatkın olduğunu buldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OH6ZZF9QKEacXb9zdZj03w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Journal of Occupational Health Psychology'de yayınlanan yeni bir çalışmaya göre, çok hareketsiz işlerde çalışan kişilerde uykusuzluk riski daha yüksek olabilir ve bu da çalışan üretkenliğini ve sağlığını etkileyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mJwKUEoqNkOhpbUn_UzNwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İyi bir gece uykusu kişiyi yeniden şarj edebilir ve işte yorucu bir güne hazırlayabilir, ancak vardiyalarda veya akşam vardiyalarında çalışan kişilerde uykusuzluk veya diğer uyku bozuklukları riskini artırabilecek bozulmuş uyku programları olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s_UujHfhlkeUCZ88ugj1bQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma, 10 yıllık bir süre boyunca ABD'de Ulusal Orta Yaş Çalışması'ndan 1.000'den fazla çalışanın çalışma programlarını, fiziksel aktivitelerini ve uyku alışkanlıklarını inceledi. İşyerinde kullanılan teknoloji miktarı da hesaba katıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aI1u98nt_ku8u7cq1pGGsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Katılımcılar, çalışmanın başlangıcında (2004-2006) ve ardından on yıl sonra (2013-2017) uyku alışkanlıklarını, uyku süresi, düzenlilik, uykusuzluk semptomları, şekerleme alışkanlıkları, gündüz yorgunluğu ve uykuya dalmak için gereken süre olmak üzere altı uyku sağlığı göstergesi kullanarak paylaştılar.Katılımcılar üç kategoriye ayrıldı: İyi uyuyanlar, uykusuz uyuyanlar ve telafi eden uyuyanlarDüşük gündüz yorgunluğu seviyelerine sahip düzenli uyku döngülerini içeren optimum uyku düzenlerinden hoşlanan kişiler iyi uyuyanlar olarak etiketlenirken, daha kısa uyku döngülerine ve daha yüksek gündüz yorgunluğu seviyelerine sahip olanlar uykusuz uyuyanlar kategorisine konuldu. Telafi eden uyuyanlar, kaybedilen uykuyu şekerlemeler veya ekstra hafta sonu uykusuyla telafi etmeye çalıştılar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PgLlbR7fqUCbLK5JSDp94A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle gece saatlerinde çalışanların, akşam vardiyaları nedeniyle telafi uyuyanlar kategorisine girme olasılıklarının %66 daha fazla olduğu bulundu.Kötü uyku düzenlerinden kurtulmak zordu ve uykusuzluk çekenlerin %90'ı 10 yıla kadar sürekli semptomlar gördü. Başka bir çalışmaya göre, ayrıca kardiyovasküler hastalık, diyabet, depresyon ve güçsüzlük riskleri %72 ila %188 daha fazlaydı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4e1wgKm9f0G73YYEs0JcHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlginç bir şekilde, çalışma bilgisayar kullanımı ile kötüleşen uyku sağlığı arasında çok az bağlantı buldu.Elektronik cihazların uykuyu bozabilecek ışık yaydığı iyi biliniyor, ancak araştırmacılar teknoloji kullanımındaki artışın çalışan verimliliğini artırarak bu olumsuz etkileri telafi edebileceğini ve nihayetinde uyku sağlıklarını koruyabileceğini söylüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BjjQBBfczkamR7bO5Cnq5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çok hareketsiz çalışanların, yatmadan önce yeterince yorgun olmaları ve ayrıca kas-iskelet sistemi sorunlarından kaçınabilmeleri için gün boyunca düzenli hareket etmek için mola vermeleri önerilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZI354WqhX0OLtunQDtjRtg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu tür işleri olan kişiler asansör yerine daha sık merdiven çıkmayı denemelidir, bu onların hareket etmelerine yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gmCjGtQ8BEWNEoTPI6BQag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uykunuz üzerindeki etkiyi en aza indirmek için cihazınızdaki mavi ışık filtresini kullanın.Gece vardiyasında çalışanlar, sirkadiyen ritimlerini yeniden ayarlayabilmeleri için ışık maruziyetinden kurtulabilirler.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalbiniz için mini bir sıfırlama: &amp;quot;Bir dakika&amp;quot; kuralı kolesterolü düşürüp, kalbi iyileştiriyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/kalbiniz-icin-mini-bir-sifirlama-bir-dakika-kurali-kolesterolu-dusurup-kalbi-iyilestiriyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/kalbiniz-icin-mini-bir-sifirlama-bir-dakika-kurali-kolesterolu-dusurup-kalbi-iyilestiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Kardiyovasküler hastalık, küresel çapta önde gelen ölüm nedenidir. Kalbinizi korumak her zaman zorlu yaşam tarzı değişiklikleri gerektirmez. Günlük alışkanlıklarınızda yapacağınız küçük, bilinçli ayarlamalar zamanla büyük faydalar sağlayabilir. İster yürüyüşe çıkmak, ister bir günlüğe yazmak olsun, bu eylemler yalnızca kalbinizi değil genel sağlığınızı da besler. Peki kalbi koruyan alışkanlıklar nelerdir?Kalbiniz asla ara vermeyen çalışkan bir organdır, bu yüzden ona biraz daha fazla özen göstermemiz adil olur! Dünya Sağlık Örgütü&#039;nün verilerine göre, kardiyovasküler hastalık (KVD), dünya çapında önde gelen ölüm nedenidir ve her yıl tahmini 17,9 milyon insanı öldürmektedir.Daha az tuz yemek veya daha fazla egzersiz yapmak gibi bazı kalp sağlığı tavsiyeleri tanıdık gelse de, benzersiz ve benimsenmesi kolay başka küçük ama etkili değişiklikler yapabilirsiniz. Kalbimizi zarardan korumaya yardımcı olabilecek 7 alışkanlıkSabahları bir bardak ılık limonlu suyla başlatmak sadece hidrasyonu artırmakla kalmaz, aynı zamanda vücudunuzun pH seviyelerini dengelemeye de yardımcı olur. Limon, kan damarlarındaki iltihabı azaltabilen C vitamini açısından zengindir. Bu basit ritüel ayrıca sindirimi destekler ve dolaylı olarak kalbinizdeki stresi azaltmaya yardımcı olur.Gülmenin kalbiniz için gerçekten iyi olduğunu biliyor muydunuz? Gülmek endorfin salınımını tetikler, stres hormonlarını azaltır ve kan damarı işlevini iyileştirir. İster komik bir video, ister bir arkadaşınızdan gelen bir şaka veya bir komedi gösterisi olsun, gülmek için zaman ayırmak kalp sağlığınız için harikalar yaratabilir.Yatmadan önce veya yemeklerden sonra telefonunuzda sonsuza kadar kaydırmak çoğumuzun sahip olduğu bir alışkanlıktır, ancak bu zamanı kısa bir yürüyüşle değiştirmek kalbinize önemli ölçüde fayda sağlayabilir. Yemekten sonra tempolu 10 dakikalık bir yürüyüş kan şekeri seviyelerini düşürmeye ve dolaşımı iyileştirmeye yardımcı olur, bunların ikisi de kardiyovasküler sisteminizdeki stresi azaltır.Stres, sağlıklı bir kalbin en büyük düşmanlarından biridir. Derin nefes almak için her birkaç saatte bir dakika ayırmak kalp atış hızınızı düşürebilir, kan basıncınızı düşürebilir ve zihninizi sakinleştirebilir. Dört saniye derin nefes alın, dört saniye tutun ve dört saniye nefes verin; kalbiniz için mini bir sıfırlama!Atıştırmalık zamanında cips yemek cazip gelebilir, ancak badem, ceviz veya fıstık gibi kuruyemişler çok daha iyi bir seçenektir. Kötü kolesterolü düşüren ve kalp sağlığını iyileştiren sağlıklı yağlar, lif ve magnezyumla doludurlar. Ayrıca çıtır çıtır, lezzetli ve doyurucudurlar.Gece geç saatlerde içilen kahve uyanık kalmanıza yardımcı olabilir, ancak kalp atış hızınızı artırabilir ve uykunuzu bozabilir, bu da kalbinizi olumsuz etkiler.Bunun yerine papatya, nane veya ebegümeci gibi sakinleştirici bitki çaylarını deneyin. Bu çaylar sadece rahatlamanıza yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda kalp sağlığını destekleyen antioksidanlar da içerir.Ruh sağlığınız kalp sağlığınızla yakından bağlantılıdır. Her gün şükrettiğiniz üç şeyi not ettiğiniz bir şükran günlüğü tutmak stres seviyenizi düşürebilir ve genel ruh halinizi iyileştirebilir. Mutlu bir zihin daha sağlıklı bir kalbe yol açar, bu yüzden şükran rehberiniz olsunBu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DGnOfepYZEqOwxD-ZxHM9g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalbiniz, için, mini, bir, sıfırlama:, Bir, dakika, kuralı, kolesterolü, düşürüp, kalbi, iyileştiriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DGnOfepYZEqOwxD-ZxHM9g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalbiniz için mini bir sıfırlama: " bir dakika kural kolesterol d kalbi iyile><p>Kardiyovasküler hastalık, küresel çapta önde gelen ölüm nedenidir. Kalbinizi korumak her zaman zorlu yaşam tarzı değişiklikleri gerektirmez. Günlük alışkanlıklarınızda yapacağınız küçük, bilinçli ayarlamalar zamanla büyük faydalar sağlayabilir. İster yürüyüşe çıkmak, ister bir günlüğe yazmak olsun, bu eylemler yalnızca kalbinizi değil genel sağlığınızı da besler. Peki kalbi koruyan alışkanlıklar nelerdir?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z2N-V5QH-kyHV5vSuF8XBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalbiniz asla ara vermeyen çalışkan bir organdır, bu yüzden ona biraz daha fazla özen göstermemiz adil olur! Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre, kardiyovasküler hastalık (KVD), dünya çapında önde gelen ölüm nedenidir ve her yıl tahmini 17,9 milyon insanı öldürmektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_GEiV3efCESQ60LwasAPNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha az tuz yemek veya daha fazla egzersiz yapmak gibi bazı kalp sağlığı tavsiyeleri tanıdık gelse de, benzersiz ve benimsenmesi kolay başka küçük ama etkili değişiklikler yapabilirsiniz. Kalbimizi zarardan korumaya yardımcı olabilecek 7 alışkanlık</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3Be5Zsohr0i8g5ufG4acsg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabahları bir bardak ılık limonlu suyla başlatmak sadece hidrasyonu artırmakla kalmaz, aynı zamanda vücudunuzun pH seviyelerini dengelemeye de yardımcı olur. Limon, kan damarlarındaki iltihabı azaltabilen C vitamini açısından zengindir. Bu basit ritüel ayrıca sindirimi destekler ve dolaylı olarak kalbinizdeki stresi azaltmaya yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_YQTEYPPmUq6APUqymNXtg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gülmenin kalbiniz için gerçekten iyi olduğunu biliyor muydunuz? Gülmek endorfin salınımını tetikler, stres hormonlarını azaltır ve kan damarı işlevini iyileştirir. İster komik bir video, ister bir arkadaşınızdan gelen bir şaka veya bir komedi gösterisi olsun, gülmek için zaman ayırmak kalp sağlığınız için harikalar yaratabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aXHripR2_Ey2FjcbABs_EA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yatmadan önce veya yemeklerden sonra telefonunuzda sonsuza kadar kaydırmak çoğumuzun sahip olduğu bir alışkanlıktır, ancak bu zamanı kısa bir yürüyüşle değiştirmek kalbinize önemli ölçüde fayda sağlayabilir. Yemekten sonra tempolu 10 dakikalık bir yürüyüş kan şekeri seviyelerini düşürmeye ve dolaşımı iyileştirmeye yardımcı olur, bunların ikisi de kardiyovasküler sisteminizdeki stresi azaltır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5qkJTqaKrUu3EOi_QgLu_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Stres, sağlıklı bir kalbin en büyük düşmanlarından biridir. Derin nefes almak için her birkaç saatte bir dakika ayırmak kalp atış hızınızı düşürebilir, kan basıncınızı düşürebilir ve zihninizi sakinleştirebilir. Dört saniye derin nefes alın, dört saniye tutun ve dört saniye nefes verin; kalbiniz için mini bir sıfırlama!</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8j2DYndIcEuinpeXzDa1YQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Atıştırmalık zamanında cips yemek cazip gelebilir, ancak badem, ceviz veya fıstık gibi kuruyemişler çok daha iyi bir seçenektir. Kötü kolesterolü düşüren ve kalp sağlığını iyileştiren sağlıklı yağlar, lif ve magnezyumla doludurlar. Ayrıca çıtır çıtır, lezzetli ve doyurucudurlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VsLwj4bJi0apZsH35WUefw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gece geç saatlerde içilen kahve uyanık kalmanıza yardımcı olabilir, ancak kalp atış hızınızı artırabilir ve uykunuzu bozabilir, bu da kalbinizi olumsuz etkiler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_wL5S9Crokiww8trL43GaQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bunun yerine papatya, nane veya ebegümeci gibi sakinleştirici bitki çaylarını deneyin. Bu çaylar sadece rahatlamanıza yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda kalp sağlığını destekleyen antioksidanlar da içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ov43MQXwrUabnQ_UvDONEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ruh sağlığınız kalp sağlığınızla yakından bağlantılıdır. Her gün şükrettiğiniz üç şeyi not ettiğiniz bir şükran günlüğü tutmak stres seviyenizi düşürebilir ve genel ruh halinizi iyileştirebilir. Mutlu bir zihin daha sağlıklı bir kalbe yol açar, bu yüzden şükran rehberiniz olsun</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FtjrhXwNPkSge6sTKUEFEA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>​Amerikan Kanser Derneği açıkladı: Kanser gençlerde neden arttı?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/amerikan-kanser-dernegi-acikladi-kanser-genclerde-neden-artti</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/amerikan-kanser-dernegi-acikladi-kanser-genclerde-neden-artti</guid>
<description><![CDATA[ 50 yaş altı yetişkinlerde, özellikle kadınlarda erken başlangıçlı kanserlerin artan eğilimi endişe verici. Genetik, yaşam tarzı ve çevresel faktörler bu artışa neden olabiliyor. Sağlıklı bir kiloyu korumak, sigarayı bırakmak, alkolden kaçınmak, lif açısından zengin yiyecekler tüketmek, güneş kremi kullanmak ve düzenli fiziksel aktivite, kanser riskini önemli ölçüde azaltabilen küçük yaşam tarzı değişiklikleridir. Sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarıyla kanser riskini azaltabilirsiniz.Kanser riski yaşlandıkça önemli ölçüde artabilir, ancak Amerikan Kanser Derneği&#039;nin yakın tarihli bir raporu, artan kanser oranlarının artık daha genç yetişkinlerde, özellikle kadınlarda görüldüğünü gösteren değişen eğilimleri ortaya koydu.Raporda vurgulanan endişe verici eğilimler, 50 yaş altı yetişkinlerde meme, rahim, kolorektal ve pankreas kanserleri de dahil olmak üzere erken başlangıçlı kanser oranlarının arttığını gösteriyor. Genetik ve yaşam tarzı faktörleri rol oynarken, uzmanlar artık çevresel maruziyetlerin bu endişe verici artışa olan etkisini araştırıyor.Amerikan Kanser Derneği&#039;nin yeni bir raporu, bazı yaş gruplarındaki kadınlara erkeklerden daha sık kanser teşhisi konduğunu ortaya koydu. Bulgular, daha yüksek kanser oranlarının erkeklerden kadınlara kaydığını ve cinsiyetler arasındaki ve yaşlı ve genç yetişkinler arasındaki farkların büyük ölçüde daraldığını gösterdi.A Cancer Journal for Clinicians&#039;da yayınlanan yıllık rapor, Amerika Birleşik Devletleri&#039;nde kanser ölüm oranının 1991&#039;den 2022&#039;ye %34 oranında azaldığını buldu.Amerikan Kanser Derneği&#039;nin verileri ayrıca 50 ila 64 yaş arasındaki kadınlarda kanser oranlarının artık erkeklerden daha yüksek olduğunu belirtti. Az bilinen nedenlerle, daha fazla genç ve orta yaşlı kadın hastalığa yakalanıyor.Sağlıklı bir kiloyu korumak, sigarayı bırakmak, alkol alımını azaltmak ve besin açısından zengin bir diyet yapmak gibi basit yaşam tarzı değişiklikleri kanser risklerini önemli ölçüde azaltabilir.Sağlıklı bir yaşam tarzı benimseyerek kilo vermek, yaşam tarzı faktörlerinden kaynaklanan kanser riskinizi önemli ölçüde azaltabilir. Aşırı kilolu veya obez olmak, meme kanseri, kolon kanseri, rahim kanseri, safra kesesi kanseri, karaciğer kanseri ve diğerleri dahil olmak üzere 13 kanser türüne yakalanma riskinin daha yüksek olmasıyla ilişkilidir. Bu kanserler, Amerika Birleşik Devletleri&#039;nde her yıl teşhis edilen tüm kanserlerin %40&#039;ını oluşturmaktadır.Sigara ve dumansız tütün gibi tütün bazlı ürünleri bırakmak, kanser riskinizi önemli ölçüde azaltabilir. Tütün kullanımı, akciğer kanseri, ağız kanseri ve mesane kanseri gibi kanserlerle ilişkilidir. Sigarayı on yıl bırakmak, akciğer kanseri riskinizi %30-50 oranında düşürebilir ve ayrıca mesane, yemek borusu veya böbrek kanseri riskini de azaltır. Bu, sonraki yıllarda kıç tekmelemeyle daha da azalabilir. Ağız, boğaz veya ses kutusu kanserine yakalanma riskinizi, bu ürünleri 5-10 yıl boyunca bırakarak azaltabilirsiniz.Lif açısından zengin yiyecekler tüketmek, bağırsaklarınızı sağlıklı tutabilir, kilo alımını önleyebilir ve en az 13 kanser türüne yakalanma riskini azaltabilir. Özellikle bağırsak kanseri riskini azaltır. Lif açısından zengin yiyecekler dışkınıza hacim katabilir ve bağırsaktaki hareketine yardımcı olabilir. Ayrıca bağırsaklarınızdan zararlı maddeleri temizler.Alkol içmek, ağız, boğaz, ses kutusu, yemek borusu, kolon ve rektum, karaciğer ve meme kanseri dahil olmak üzere yedi tür kanserle bağlantılıdır.Güneşin zararlı UV ışınları cilt kanseri riskini artırabilir ve bu ölümcül hastalığın önlenmesi için güneş kremi kullanmak önemlidir. Cilt kanserine neden olan UV ışınlarını bloke ederek veya emerek çalışır. Güneş kreminin kansere neden olduğu konusunda endişeler olsa da, güneş kremi kullanımının meme kanseri veya başka herhangi bir kanser türü riskini artırdığına dair net bir kanıt yoktur.Her gün egzersiz yapmak sizi sadece formda ve zinde tutmakla kalmaz, aynı zamanda kanser de dahil olmak üzere çeşitli kronik hastalık riskini de azaltır. Fiziksel olarak aktif olan kişiler, meme kanseri, kolon kanseri, mesane kanseri, böbrek kanseri, akciğer kanseri gibi yaygın olarak görülen birkaç kansere yakalanma riskiyle karşı karşıyadır.Kanser taramanızı güncel tutmak önemlidir çünkü hastalığı erken, daha tedavi edilebilir aşamalarında, genellikle semptomlar ortaya çıkmadan önce tespit ederek kanser önlemede hayati bir rol oynar.
Tarama yoluyla erken teşhis, kanserle ilişkili ölüm oranını azaltabilir ve uzun vadeli sağ kalım oranlarını iyileştirebilir. Ayrıca, zamanında müdahalelere olanak tanıyarak ileri hastalık ilerlemesi olasılığını azaltır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6VymsCoZMkK50W4vy37dAg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>​Amerikan, Kanser, Derneği, açıkladı:, Kanser, gençlerde, neden, arttı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6VymsCoZMkK50W4vy37dAg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="​Amerikan Kanser Derneği açıkladı: Kanser gençlerde neden arttı?"><p>50 yaş altı yetişkinlerde, özellikle kadınlarda erken başlangıçlı kanserlerin artan eğilimi endişe verici. Genetik, yaşam tarzı ve çevresel faktörler bu artışa neden olabiliyor. Sağlıklı bir kiloyu korumak, sigarayı bırakmak, alkolden kaçınmak, lif açısından zengin yiyecekler tüketmek, güneş kremi kullanmak ve düzenli fiziksel aktivite, kanser riskini önemli ölçüde azaltabilen küçük yaşam tarzı değişiklikleridir. Sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarıyla kanser riskini azaltabilirsiniz.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HHrr58wfNEO32Bhkxud3yA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kanser riski yaşlandıkça önemli ölçüde artabilir, ancak Amerikan Kanser Derneği'nin yakın tarihli bir raporu, artan kanser oranlarının artık daha genç yetişkinlerde, özellikle kadınlarda görüldüğünü gösteren değişen eğilimleri ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hjKMPdyzlUWqmiIdjEXAog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Raporda vurgulanan endişe verici eğilimler, 50 yaş altı yetişkinlerde meme, rahim, kolorektal ve pankreas kanserleri de dahil olmak üzere erken başlangıçlı kanser oranlarının arttığını gösteriyor. Genetik ve yaşam tarzı faktörleri rol oynarken, uzmanlar artık çevresel maruziyetlerin bu endişe verici artışa olan etkisini araştırıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gLAtVcn6FEepYZ85o6Lh-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Amerikan Kanser Derneği'nin yeni bir raporu, bazı yaş gruplarındaki kadınlara erkeklerden daha sık kanser teşhisi konduğunu ortaya koydu. Bulgular, daha yüksek kanser oranlarının erkeklerden kadınlara kaydığını ve cinsiyetler arasındaki ve yaşlı ve genç yetişkinler arasındaki farkların büyük ölçüde daraldığını gösterdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MtyWJ_146UCCdNJHRjDKHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>A Cancer Journal for Clinicians'da yayınlanan yıllık rapor, Amerika Birleşik Devletleri'nde kanser ölüm oranının 1991'den 2022'ye %34 oranında azaldığını buldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZDfs4qbc_0SLPmPcXNtuqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Amerikan Kanser Derneği'nin verileri ayrıca 50 ila 64 yaş arasındaki kadınlarda kanser oranlarının artık erkeklerden daha yüksek olduğunu belirtti. Az bilinen nedenlerle, daha fazla genç ve orta yaşlı kadın hastalığa yakalanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rroDmSAvOEqOOpP2AKkqQw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı bir kiloyu korumak, sigarayı bırakmak, alkol alımını azaltmak ve besin açısından zengin bir diyet yapmak gibi basit yaşam tarzı değişiklikleri kanser risklerini önemli ölçüde azaltabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jyj0Dw3OLkOLddp8qFNG2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı bir yaşam tarzı benimseyerek kilo vermek, yaşam tarzı faktörlerinden kaynaklanan kanser riskinizi önemli ölçüde azaltabilir. Aşırı kilolu veya obez olmak, meme kanseri, kolon kanseri, rahim kanseri, safra kesesi kanseri, karaciğer kanseri ve diğerleri dahil olmak üzere 13 kanser türüne yakalanma riskinin daha yüksek olmasıyla ilişkilidir. Bu kanserler, Amerika Birleşik Devletleri'nde her yıl teşhis edilen tüm kanserlerin %40'ını oluşturmaktadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lBFyIVR6h0i3gB5IqSYauA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sigara ve dumansız tütün gibi tütün bazlı ürünleri bırakmak, kanser riskinizi önemli ölçüde azaltabilir. Tütün kullanımı, akciğer kanseri, ağız kanseri ve mesane kanseri gibi kanserlerle ilişkilidir. Sigarayı on yıl bırakmak, akciğer kanseri riskinizi %30-50 oranında düşürebilir ve ayrıca mesane, yemek borusu veya böbrek kanseri riskini de azaltır. Bu, sonraki yıllarda kıç tekmelemeyle daha da azalabilir. Ağız, boğaz veya ses kutusu kanserine yakalanma riskinizi, bu ürünleri 5-10 yıl boyunca bırakarak azaltabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JdBcYFLRMEyJFj0Xs9-Ugw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lif açısından zengin yiyecekler tüketmek, bağırsaklarınızı sağlıklı tutabilir, kilo alımını önleyebilir ve en az 13 kanser türüne yakalanma riskini azaltabilir. Özellikle bağırsak kanseri riskini azaltır. Lif açısından zengin yiyecekler dışkınıza hacim katabilir ve bağırsaktaki hareketine yardımcı olabilir. Ayrıca bağırsaklarınızdan zararlı maddeleri temizler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fsVCPnervk26Jfr40ZxmXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alkol içmek, ağız, boğaz, ses kutusu, yemek borusu, kolon ve rektum, karaciğer ve meme kanseri dahil olmak üzere yedi tür kanserle bağlantılıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uJs0LmCWe0ecU4SYTqL5MQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güneşin zararlı UV ışınları cilt kanseri riskini artırabilir ve bu ölümcül hastalığın önlenmesi için güneş kremi kullanmak önemlidir. Cilt kanserine neden olan UV ışınlarını bloke ederek veya emerek çalışır. Güneş kreminin kansere neden olduğu konusunda endişeler olsa da, güneş kremi kullanımının meme kanseri veya başka herhangi bir kanser türü riskini artırdığına dair net bir kanıt yoktur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VohfHoLPtUyXG4EsyWpTtw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her gün egzersiz yapmak sizi sadece formda ve zinde tutmakla kalmaz, aynı zamanda kanser de dahil olmak üzere çeşitli kronik hastalık riskini de azaltır. Fiziksel olarak aktif olan kişiler, meme kanseri, kolon kanseri, mesane kanseri, böbrek kanseri, akciğer kanseri gibi yaygın olarak görülen birkaç kansere yakalanma riskiyle karşı karşıyadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RgGNvbhePk6mQoHbDTh5oQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kanser taramanızı güncel tutmak önemlidir çünkü hastalığı erken, daha tedavi edilebilir aşamalarında, genellikle semptomlar ortaya çıkmadan önce tespit ederek kanser önlemede hayati bir rol oynar.
Tarama yoluyla erken teşhis, kanserle ilişkili ölüm oranını azaltabilir ve uzun vadeli sağ kalım oranlarını iyileştirebilir. Ayrıca, zamanında müdahalelere olanak tanıyarak ileri hastalık ilerlemesi olasılığını azaltır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Saç incelmesi, kilo alımı, ses kısıklığı: Dünya genelinde yaygınlaşan hastalık</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/sac-incelmesi-kilo-alimi-ses-kisikligi-dunya-genelinde-yayginlasan-hastalik</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/sac-incelmesi-kilo-alimi-ses-kisikligi-dunya-genelinde-yayginlasan-hastalik</guid>
<description><![CDATA[ Hipotiroidizm, stres ve kötü beslenme nedeniyle her yaştan kişiyi giderek daha fazla etkileyen, az çalışan bir tiroid rahatsızlığıdır. Kronik yorgunluk, kilo alımı ve saç dökülmesi gibi belirtiler genellikle önemsenmez ancak bu hastalığın habercisi olabilir. Düzenli tiroid fonksiyon testleri ve semptomların farkındalığı ile erken teşhis, durumu etkili bir şekilde yönetebilir ve yaşam kalitesini artırabilir.Tiroid bozuklukları, özellikle hipotiroidizm, yaşlı yetişkinleri ve genç bireyleri etkileyen dünya çapında artan bir endişe haline gelmiştir. Yaşam tarzı değişiklikleri, stres ve kötü beslenme alışkanlıkları, özellikle subklinik hipotiroidizm, bu eğilime önemli ölçüde katkıda bulunmuştur. Az çalışan bir tiroid bezinin neden olduğu hipotiroidizm, genellikle sinsice gelişir ve bu da komplikasyonları önlemek için belirtileri erken fark etmeyi önemli hale getirir.Tiroid, soluk borusunun önünde bulunan küçük bir bezdir. Tiroid bezinin ana işlevi, vücudun enerji düzenlemesine ve kullanımına yardımcı olmaktır. Tiroid hormonu yeterli hormon üretmediğinde, vücudun işlevleri yavaşlama eğilimindedir. Hipotiroidizm, tiroid bezinin yeterli tiroksin, yani tiroid hormonu üretmediği bir durumdur.Hipotiroidizmin yaygın semptomları arasında saç incelmesi, açıklanamayan kilo alımı ve kısık ses bulunur; bu semptomlar kolayca göz ardı edilebilir veya başka sorunlara bağlanabilir. Ancak bunlar, dikkat edilmesi gereken altta yatan bir tiroid dengesizliğinin sinyalleri olabilir. İlk aşamalarda, hipotiroidizm genellikle pek çok semptomu yansıtmaz, ancak yavaş yavaş hipotiroidizmle ilişkili bir dizi semptom vardır:Kronik yorgunluk ve daha yavaş kalp atışları: Yorgunluk hissi, yeterli dinlenmeden sonra bile enerji eksikliğiyle birlikte devam ediyor gibi görünüyor. Normalden belirgin şekilde daha yavaş olan dinlenme kalp hızı
Zayıflık ve Kas ağrısı: Kaslarda ağrı ve kramplar ve vücutta genel bir zayıflık hissi vardır.
Saç dökülmesi: Kişi kademeli saç dökülmesine, saçların kuru ve kırılgan olmasına tanık olabilir. Özellikle dış kenarlarda kaş kıllarının incelmesi de olabilir.
İşitme kaybı ve bulanık hafıza: Tiz sesleri keskin bir şekilde ayırt etme yeteneği de sonraki aşamalarda etkilenir. Unutkanlık, ezberlemede zorluk, odaklanma da semptomlardan bazılarıdır.
Ses kısıklığı ve seste değişiklik: Ses, hipotiroidizmin sonraki aşamasında kötüleşen semptomlarla birlikte hırıltılı ve boğuk hale gelir.
Diğer semptomlar şunları içerebilir: yüksek kan kolesterol seviyeleri, kuru cilt, kas ve eklem ağrıları, soğuğa karşı toleransın azalması, adet döngüsünde bozukluklar vb.Yaş ve Cinsiyet: Kadınlar, özellikle 60 yaşından sonra tiroid geliştirmeye erkeklerden daha yatkındır. Menopozdan sonra kadınlarda hipotiroidizm veya diğer tiroid formları geliştirme riskinde keskin bir artış vardır. Ancak günümüzde daha genç nüfus hipotiroidizm yaşıyor.
İyot Eksikliği: İyot, tiroid fonksiyonu için gerekli bir mineraldir. Otoimmün tiroid hastalığı olan kişiler, tiroidin daha da kötüleşmesine neden olabilecek iyotun etkilerine karşı hassas olabilir. Son zamanlarda, birçok insan arasında iyotlu tuzu bırakıp pembe tuza veya kaya tuzuna geçme eğilimi var. İyotlu tuz alımını durdurmak guatra yol açabilir ve ayrıca iyot eksikliği olan anneden doğan bir bebeği de etkileyebilir.Guatr: Tiroidin, tiroid bezine saldıran bir otoimmün bozukluk (Hashimoto hastalığı) nedeniyle büyüdüğü bir durumdur.Diğer faktörler: Radyasyon tedavisi görmüş kişiler, tiroidit (tiroid iltihabı) veya konjenital hipotiroidizm (doğumda mevcut hipotiroidizm) ve diğerleri.KİMLER TARAFINDAN KONTROL EDİLMESİ GEREKİR1. Guatrı olan kişiler2. Hamilelik planlayan kadınlar3. Kısırlık öyküsü4. Düzensiz adet gören kadınlar5. Hipotiroidizmin tipik semptomlarını gösteren kişiler6. Zayıf büyüme ve konsantrasyon yeteneği olan ve okulda notları düşen çocuklarHipotiroidizm, tedavi edilmezse genel sağlığınızı ve yaşam kalitenizi etkileyebilecek sessiz bir bozucudur. İnce saç, kilo alımı ve kısık ses gibi erken belirtilere dikkat ederek tanı ve tedaviye yönelik proaktif adımlar atabilirsiniz. En yaygın tedavi, hormon seviyelerini normale döndüren levotiroksin ile günlük hormon replasman tedavisidir.Bunun dışında, Periyodik tiroid fonksiyon testleri (TSH, T3, T4) ilerlemeyi takip etmeye ve tedavileri gerektiği gibi ayarlamaya yardımcı olur. Uygun tıbbi müdahale, yaşam tarzı ayarlamaları ve düzenli izleme ile hipotiroidizmi yönetmek ve tam, sağlıklı bir yaşam sürmek tamamen mümkündür. Hipotiroidizm olduğundan şüpheleniyorsanız, rehberlik ve tedavi seçenekleri için doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DwAMwwjQ2EuTAxKFmuH1EQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Saç, incelmesi, kilo, alımı, ses, kısıklığı:, Dünya, genelinde, yaygınlaşan, hastalık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DwAMwwjQ2EuTAxKFmuH1EQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Saç incelmesi, kilo alımı, ses kısıklığı: Dünya genelinde yaygınlaşan hastalık"><p>Hipotiroidizm, stres ve kötü beslenme nedeniyle her yaştan kişiyi giderek daha fazla etkileyen, az çalışan bir tiroid rahatsızlığıdır. Kronik yorgunluk, kilo alımı ve saç dökülmesi gibi belirtiler genellikle önemsenmez ancak bu hastalığın habercisi olabilir. Düzenli tiroid fonksiyon testleri ve semptomların farkındalığı ile erken teşhis, durumu etkili bir şekilde yönetebilir ve yaşam kalitesini artırabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5z_5g4KLpEWp6yBeqtEEXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tiroid bozuklukları, özellikle hipotiroidizm, yaşlı yetişkinleri ve genç bireyleri etkileyen dünya çapında artan bir endişe haline gelmiştir. Yaşam tarzı değişiklikleri, stres ve kötü beslenme alışkanlıkları, özellikle subklinik hipotiroidizm, bu eğilime önemli ölçüde katkıda bulunmuştur. Az çalışan bir tiroid bezinin neden olduğu hipotiroidizm, genellikle sinsice gelişir ve bu da komplikasyonları önlemek için belirtileri erken fark etmeyi önemli hale getirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zd2-Q1EHskSBfXOt_an9Kw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tiroid, soluk borusunun önünde bulunan küçük bir bezdir. Tiroid bezinin ana işlevi, vücudun enerji düzenlemesine ve kullanımına yardımcı olmaktır. Tiroid hormonu yeterli hormon üretmediğinde, vücudun işlevleri yavaşlama eğilimindedir. Hipotiroidizm, tiroid bezinin yeterli tiroksin, yani tiroid hormonu üretmediği bir durumdur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7DWuL4zXv0udzfwPmSjGag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hipotiroidizmin yaygın semptomları arasında saç incelmesi, açıklanamayan kilo alımı ve kısık ses bulunur; bu semptomlar kolayca göz ardı edilebilir veya başka sorunlara bağlanabilir. Ancak bunlar, dikkat edilmesi gereken altta yatan bir tiroid dengesizliğinin sinyalleri olabilir. İlk aşamalarda, hipotiroidizm genellikle pek çok semptomu yansıtmaz, ancak yavaş yavaş hipotiroidizmle ilişkili bir dizi semptom vardır:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/47q9MPeWGkqYq-SCNdGjBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kronik yorgunluk ve daha yavaş kalp atışları: Yorgunluk hissi, yeterli dinlenmeden sonra bile enerji eksikliğiyle birlikte devam ediyor gibi görünüyor. Normalden belirgin şekilde daha yavaş olan dinlenme kalp hızı
Zayıflık ve Kas ağrısı: Kaslarda ağrı ve kramplar ve vücutta genel bir zayıflık hissi vardır.
Saç dökülmesi: Kişi kademeli saç dökülmesine, saçların kuru ve kırılgan olmasına tanık olabilir. Özellikle dış kenarlarda kaş kıllarının incelmesi de olabilir.
İşitme kaybı ve bulanık hafıza: Tiz sesleri keskin bir şekilde ayırt etme yeteneği de sonraki aşamalarda etkilenir. Unutkanlık, ezberlemede zorluk, odaklanma da semptomlardan bazılarıdır.
Ses kısıklığı ve seste değişiklik: Ses, hipotiroidizmin sonraki aşamasında kötüleşen semptomlarla birlikte hırıltılı ve boğuk hale gelir.
Diğer semptomlar şunları içerebilir: yüksek kan kolesterol seviyeleri, kuru cilt, kas ve eklem ağrıları, soğuğa karşı toleransın azalması, adet döngüsünde bozukluklar vb.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dqmYUn4fr0-zEibcBzCEUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaş ve Cinsiyet: Kadınlar, özellikle 60 yaşından sonra tiroid geliştirmeye erkeklerden daha yatkındır. Menopozdan sonra kadınlarda hipotiroidizm veya diğer tiroid formları geliştirme riskinde keskin bir artış vardır. Ancak günümüzde daha genç nüfus hipotiroidizm yaşıyor.
İyot Eksikliği: İyot, tiroid fonksiyonu için gerekli bir mineraldir. Otoimmün tiroid hastalığı olan kişiler, tiroidin daha da kötüleşmesine neden olabilecek iyotun etkilerine karşı hassas olabilir. Son zamanlarda, birçok insan arasında iyotlu tuzu bırakıp pembe tuza veya kaya tuzuna geçme eğilimi var. İyotlu tuz alımını durdurmak guatra yol açabilir ve ayrıca iyot eksikliği olan anneden doğan bir bebeği de etkileyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0RjH4viZIEilhMdDSuHhdg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Guatr: Tiroidin, tiroid bezine saldıran bir otoimmün bozukluk (Hashimoto hastalığı) nedeniyle büyüdüğü bir durumdur.Diğer faktörler: Radyasyon tedavisi görmüş kişiler, tiroidit (tiroid iltihabı) veya konjenital hipotiroidizm (doğumda mevcut hipotiroidizm) ve diğerleri.KİMLER TARAFINDAN KONTROL EDİLMESİ GEREKİR1. Guatrı olan kişiler2. Hamilelik planlayan kadınlar3. Kısırlık öyküsü4. Düzensiz adet gören kadınlar5. Hipotiroidizmin tipik semptomlarını gösteren kişiler6. Zayıf büyüme ve konsantrasyon yeteneği olan ve okulda notları düşen çocuklar</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uUuFd6e7YUOy2THUNYyfQQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hipotiroidizm, tedavi edilmezse genel sağlığınızı ve yaşam kalitenizi etkileyebilecek sessiz bir bozucudur. İnce saç, kilo alımı ve kısık ses gibi erken belirtilere dikkat ederek tanı ve tedaviye yönelik proaktif adımlar atabilirsiniz. En yaygın tedavi, hormon seviyelerini normale döndüren levotiroksin ile günlük hormon replasman tedavisidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TacHZHim9kKvUarQjZrIrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bunun dışında, Periyodik tiroid fonksiyon testleri (TSH, T3, T4) ilerlemeyi takip etmeye ve tedavileri gerektiği gibi ayarlamaya yardımcı olur. Uygun tıbbi müdahale, yaşam tarzı ayarlamaları ve düzenli izleme ile hipotiroidizmi yönetmek ve tam, sağlıklı bir yaşam sürmek tamamen mümkündür. Hipotiroidizm olduğundan şüpheleniyorsanız, rehberlik ve tedavi seçenekleri için doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çocuklarda Katarakt: Erken belirtiler ve etkili tedavi</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/cocuklarda-katarakt-erken-belirtiler-ve-etkili-tedavi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/cocuklarda-katarakt-erken-belirtiler-ve-etkili-tedavi</guid>
<description><![CDATA[ Katarakt, çocuklarda doğuştan gelen faktörler, travma, enfeksiyonlar nedeniyle gelişebilir ve bulanık görmeye yol açabilir. Beyaz göz bebeği renk değişikliği, şaşılık ve ışığa duyarlılık gibi semptomların erken teşhisi, zamanında tıbbi müdahale ve iyileştirilmiş görsel sonuçlar için çok önemlidir.Kataraktın sadece yaşlı yetişkinlerde görüldüğü bir efsanedir; çocuklarda da çeşitli faktörler nedeniyle gelişebilir.  Buğulu bir arabanın ön camından bakmaya çalıştığınızı düşünün. Hala görebilirsiniz ancak görüşünüz bulanıktır. Kataraktı olan birine görüş bu şekilde görünür. Katarakt, göz merceğindeki proteinin parçalanarak bulanıklaşması ve bulanık veya puslu görmeye yol açması durumudur.  Nedenler: Çocuklarda katarakt, doğuştan gelen faktörlerin bir sonucu olarak ortaya çıkabilir; bazı çocuklar kataraktlı olarak doğar; gelişimsel sorunlar veya hamilelik sırasında enfeksiyonlar. Diğer nedenler arasında göz travması, iltihaplanma veya göz damlaları nedeniyle oluşan steroid kaynaklı kataraktlar bulunur.  ERKEN BELİRTİLER  Kataraktlar küçük ve büyük çocukları farklı şekilde etkileyebilir ve bu da etkili müdahale için belirtilerin belirlenmesini hayati hale getirir.  Çocuklar belirgin belirtiler şunlardır:  Göz bebeğinde beyaz veya gri renk bozulması, özellikle parlak ışıkta veya fotoğraflarda fark edilir.Gözler şaşı olabilir / hizalı olmayabilirBebekler yüzleri tanımakta zorlanarak görme bozukluğu belirtileri gösterebilir.Çocuklar, nesneleri gözleriyle takip etme gibi dönüm noktalarına ulaşamayarak gecikmiş görme gelişimi yaşayabilir.Parlak ışığa karşı hassasiyet, erken teşhis ve bakımın önemini vurgulayan önemli bir rahatsızlığa neden olabilir.  Bu belirtilerin derhal ele alınması, daha iyi görsel sonuçlara ve yaşam kalitesine yol açabilir.  Bulanık veya bozuk görme - Net görüntüler görememe.Çift görme - Bir nesnenin aynı anda iki görüntüsünü görme.Gözlerin hizasızlığı (şaşılık) – Gözler aynı anda aynı yöne bakmaz.Kontrol edilemeyen göz hareketleri (nistagmus)Gözlerin hızla hareket etmesine ve görüşün bulanıklaşmasına neden olabilen istemsiz göz hareketleri.Kitapları veya oyuncakları yüzlerine yakın tutma.Bu erken belirtileri tanımak, ebeveynlerin ve velilerin zamanında tıbbi tavsiye almalarını ve çocukların olası kataraktlar için ihtiyaç duydukları tedaviyi almalarını sağlar.TEDAVİSİ NASILDIR?  Kataraktın gözden çıkarılması genellikle tercih edilen tedavi yöntemidir. Ameliyat sırasında bulanık lens çıkarılır ve yerine yapay bir göz içi lens (intraoküler lens) yerleştirilebilir.  Doğumsal katarakt durumunda, ameliyat görme gelişiminin kritik olduğu erken yaşlarda (genellikle yaşamın ilk 2-3 ayında) yapılır. Eğer her iki gözde katarakt varsa, ameliyatlar genellikle birkaç hafta arayla gerçekleştirilir.Ameliyat Sonrası Tedavi  Göz içi lens yerleştirilmeyen durumlarda, gözlük veya kontakt lens ile düzeltme yapılabilir.  Ameliyat sonrası görme gelişimi için düzenli göz egzersizleri, kapama tedavisi (göz tembelliğini önlemek için) ve sık göz muayeneleri gerekir.  Ameliyat sonrası enfeksiyon riskini azaltmak ve iyileşmeyi desteklemek için antibiyotik veya anti-enflamatuar göz damlaları kullanılabilir.  Çocukların görme gelişimi hızla değiştiği için düzenli takip şarttır. Gözlük numaralarının ve göz içi basıncının düzenli olarak kontrol edilmesi gerekir. Gelişen göz tembelliği (ambliyopi) veya kayma (şaşılık) gibi komplikasyonlar için müdahale gerekebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HnL8K3iKDUOhAp5GlE7vLw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çocuklarda, Katarakt:, Erken, belirtiler, etkili, tedavi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HnL8K3iKDUOhAp5GlE7vLw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çocuklarda Katarakt: Erken belirtiler ve etkili tedavi"><p>Katarakt, çocuklarda doğuştan gelen faktörler, travma, enfeksiyonlar nedeniyle gelişebilir ve bulanık görmeye yol açabilir. Beyaz göz bebeği renk değişikliği, şaşılık ve ışığa duyarlılık gibi semptomların erken teşhisi, zamanında tıbbi müdahale ve iyileştirilmiş görsel sonuçlar için çok önemlidir.</p>Kataraktın sadece yaşlı yetişkinlerde görüldüğü bir efsanedir; çocuklarda da çeşitli faktörler nedeniyle gelişebilir.  Buğulu bir arabanın ön camından bakmaya çalıştığınızı düşünün. Hala görebilirsiniz ancak görüşünüz bulanıktır. Kataraktı olan birine görüş bu şekilde görünür. Katarakt, göz merceğindeki proteinin parçalanarak bulanıklaşması ve bulanık veya puslu görmeye yol açması durumudur.  Nedenler: Çocuklarda katarakt, doğuştan gelen faktörlerin bir sonucu olarak ortaya çıkabilir; bazı çocuklar kataraktlı olarak doğar; gelişimsel sorunlar veya hamilelik sırasında enfeksiyonlar. Diğer nedenler arasında göz travması, iltihaplanma veya göz damlaları nedeniyle oluşan steroid kaynaklı kataraktlar bulunur.  <strong>ERKEN BELİRTİLER</strong>  Kataraktlar küçük ve büyük çocukları farklı şekilde etkileyebilir ve bu da etkili müdahale için belirtilerin belirlenmesini hayati hale getirir.  <strong>Çocuklar belirgin belirtiler şunlardır:</strong>  <ul><li>Göz bebeğinde beyaz veya gri renk bozulması, özellikle parlak ışıkta veya fotoğraflarda fark edilir.</li><li>Gözler şaşı olabilir / hizalı olmayabilir</li><li>Bebekler yüzleri tanımakta zorlanarak görme bozukluğu belirtileri gösterebilir.</li><li>Çocuklar, nesneleri gözleriyle takip etme gibi dönüm noktalarına ulaşamayarak gecikmiş görme gelişimi yaşayabilir.</li><li>Parlak ışığa karşı hassasiyet, erken teşhis ve bakımın önemini vurgulayan önemli bir rahatsızlığa neden olabilir.</li></ul>  Bu belirtilerin derhal ele alınması, daha iyi görsel sonuçlara ve yaşam kalitesine yol açabilir.  <ul><li>Bulanık veya bozuk görme - Net görüntüler görememe.</li><li>Çift görme - Bir nesnenin aynı anda iki görüntüsünü görme.</li><li>Gözlerin hizasızlığı (şaşılık) – Gözler aynı anda aynı yöne bakmaz.</li><li>Kontrol edilemeyen göz hareketleri (nistagmus)</li><li>Gözlerin hızla hareket etmesine ve görüşün bulanıklaşmasına neden olabilen istemsiz göz hareketleri.</li><li>Kitapları veya oyuncakları yüzlerine yakın tutma.</li></ul><p>Bu erken belirtileri tanımak, ebeveynlerin ve velilerin zamanında tıbbi tavsiye almalarını ve çocukların olası kataraktlar için ihtiyaç duydukları tedaviyi almalarını sağlar.</p><p><strong>TEDAVİSİ NASILDIR?</strong>  Kataraktın gözden çıkarılması genellikle tercih edilen tedavi yöntemidir. Ameliyat sırasında bulanık lens çıkarılır ve yerine yapay bir göz içi lens (intraoküler lens) yerleştirilebilir.  Doğumsal katarakt durumunda, ameliyat görme gelişiminin kritik olduğu erken yaşlarda (genellikle yaşamın ilk 2-3 ayında) yapılır. Eğer her iki gözde katarakt varsa, ameliyatlar genellikle birkaç hafta arayla gerçekleştirilir.</p><p><strong>Ameliyat Sonrası Tedavi</strong>  Göz içi lens yerleştirilmeyen durumlarda, gözlük veya kontakt lens ile düzeltme yapılabilir.  Ameliyat sonrası görme gelişimi için düzenli göz egzersizleri, kapama tedavisi (göz tembelliğini önlemek için) ve sık göz muayeneleri gerekir.  Ameliyat sonrası enfeksiyon riskini azaltmak ve iyileşmeyi desteklemek için antibiyotik veya anti-enflamatuar göz damlaları kullanılabilir.  Çocukların görme gelişimi hızla değiştiği için düzenli takip şarttır. Gözlük numaralarının ve göz içi basıncının düzenli olarak kontrol edilmesi gerekir. </p><p>Gelişen göz tembelliği (ambliyopi) veya kayma (şaşılık) gibi komplikasyonlar için müdahale gerekebilir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktorlar grip olduğunu söyleyip eve gönderdi: Meğer 2 yaşındaki çocuk kan kanseriymiş</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/doktorlar-grip-oldugunu-soeyleyip-eve-goenderdi-meger-2-yasindaki-cocuk-kan-kanseriymis</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/doktorlar-grip-oldugunu-soeyleyip-eve-goenderdi-meger-2-yasindaki-cocuk-kan-kanseriymis</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de yaşayan Gracie McHugh ve ailesi, 2023 yılının başında beklenmedik bir şekilde zorlu bir sınavla karşı karşıya kaldı. İki yaşındaki çocukları Gracie&#039;ye, akut lenfoblastik lösemi (ALL) teşhisi kondu ve bu haber ailenin hayatını altüst etti.Dailymail&#039;de yer alan habere göre; Gracie, grip benzeri semptomlarla acil servise kaldırıldı ve doktorlar eve gönderdi. 2 yaşındaki çocuğun eve gittikten sonra durum daha da kötüleşti.Eve döndüğünde durumu hızla kötüleşti, yürüme yeteneğini kaybetti ve vücudunda endişe verici bir kızarıklık oluştu.Annesi Helen Jackson, kızının acı içinde ağlamaya başlamasının ardından belirtileri araştırmaya başladı. Hastaneye geri döndüklerinde, yapılan kan testi Gracie&#039;nin kan kanseri olduğunu ortaya çıkardı. Bu teşhis, tüm aileyi derin bir şoka sürükledi.Gracie, yoğun bir tedavi sürecine alındı. Kemoterapi ve steroid tedavisi gördü. Aynı zamanda fizyoterapi ile yeniden yürümeyi öğrenmeye başladı. Aile, bu zorlu süreçte çocuk kanser yardım kuruluşundan büyük destek aldı.Gracie&#039;nin tedavi sürecinde gösterdiği cesaret, onu Kanser Araştırmaları UK tarafından finanse edilen &quot;Altogether-1&quot; adlı klinik araştırmaya katılmaya yönlendirdi. Araştırma, çocuklarda ALL tedavisini iyileştirmek için yeni yöntemler geliştiriyor.Gracie&#039;nin tedavi boyunca gösterdiği cesareti, ona bir &quot;Yıldız Ödülü&quot; kazandırdı. Annesi Helen, ödülün Gracie’nin cesaretini ve azmini onurlandırdığını belirterek duygularını şöyle ifade etti:&quot;Gracie&#039;nin bu kadar küçük yaşta bu denli zorluklarla baş etmesi inanılmaz. Onunla gurur duyuyoruz.&quot;Kanser Araştırmaları sözcüsü , Gracie’nin cesaretini överek şunları söyledi:&quot;Kanser teşhisi her yaşta yıkıcıdır, ancak çocuklar için daha zordur. Gracie, yaşına rağmen büyük bir cesaret gösterdi. Onun hikayesi, diğer çocuklara ve ailelerine umut aşılıyor.&quot;ALL, nadir görülen bir kan kanseri türüdür ve genellikle dört yaşın altındaki çocuklarda daha yaygındır. Hastalık hızlı gelişir ve tedaviye erken başlanması kritik öneme sahiptir. Semptomlar arasında yorgunluk, morarma, sık enfeksiyonlar, yüksek ateş ve kemik ağrıları yer alır. Tedavi, genellikle kemoterapi, immünoterapi ve kök hücre naklini içerir.Gracie’nin tedavisinin Mart ayında sona ermesi bekleniyor. Ancak bu süreçte osteopeni (düşük kemik yoğunluğu) teşhisi aldı. Buna rağmen ailesi, tedavinin sonuna yaklaşıyor olmanın mutluluğunu yaşıyor. Helen Jackson, &quot;Gracie’nin tedavisi tamamlandığında önümüzde umut dolu bir gelecek olacak,&quot; dedi.McHugh ailesinin dayanışması ve Gracie’nin azmi, bu zorlu hastalıkla mücadelede bir ilham kaynağı olmaya devam ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/coe8iXfi8UeTL_6coOs7TQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktorlar, grip, olduğunu, söyleyip, eve, gönderdi:, Meğer, yaşındaki, çocuk, kan, kanseriymiş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/coe8iXfi8UeTL_6coOs7TQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktorlar grip olduğunu söyleyip eve gönderdi: Meğer 2 yaşındaki çocuk kan kanseriymiş"><p>İngiltere'de yaşayan Gracie McHugh ve ailesi, 2023 yılının başında beklenmedik bir şekilde zorlu bir sınavla karşı karşıya kaldı. İki yaşındaki çocukları Gracie'ye, akut lenfoblastik lösemi (ALL) teşhisi kondu ve bu haber ailenin hayatını altüst etti.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tqWy-sUJWEyv9OR18Kdm8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dailymail'de yer alan habere göre; Gracie, grip benzeri semptomlarla acil servise kaldırıldı ve doktorlar eve gönderdi. 2 yaşındaki çocuğun eve gittikten sonra durum daha da kötüleşti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UK_LyxVLfkyHlWAccJ_05g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eve döndüğünde durumu hızla kötüleşti, yürüme yeteneğini kaybetti ve vücudunda endişe verici bir kızarıklık oluştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/97ylQW3_t0GIUa8HPvFUrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Annesi Helen Jackson, kızının acı içinde ağlamaya başlamasının ardından belirtileri araştırmaya başladı. Hastaneye geri döndüklerinde, yapılan kan testi Gracie'nin kan kanseri olduğunu ortaya çıkardı. Bu teşhis, tüm aileyi derin bir şoka sürükledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2iLqLv7EH02P43lOlmlzVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gracie, yoğun bir tedavi sürecine alındı. Kemoterapi ve steroid tedavisi gördü. Aynı zamanda fizyoterapi ile yeniden yürümeyi öğrenmeye başladı. Aile, bu zorlu süreçte çocuk kanser yardım kuruluşundan büyük destek aldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qkVT3qoCEUqq7qnTS5k4eQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gracie'nin tedavi sürecinde gösterdiği cesaret, onu Kanser Araştırmaları UK tarafından finanse edilen "Altogether-1" adlı klinik araştırmaya katılmaya yönlendirdi. Araştırma, çocuklarda ALL tedavisini iyileştirmek için yeni yöntemler geliştiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Mc7LtEk2dEKPzyoJ1o0EQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gracie'nin tedavi boyunca gösterdiği cesareti, ona bir "Yıldız Ödülü" kazandırdı. Annesi Helen, ödülün Gracie’nin cesaretini ve azmini onurlandırdığını belirterek duygularını şöyle ifade etti:"Gracie'nin bu kadar küçük yaşta bu denli zorluklarla baş etmesi inanılmaz. Onunla gurur duyuyoruz."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uYla9kQHiUSsoeMCO-iPxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kanser Araştırmaları sözcüsü , Gracie’nin cesaretini överek şunları söyledi:"Kanser teşhisi her yaşta yıkıcıdır, ancak çocuklar için daha zordur. Gracie, yaşına rağmen büyük bir cesaret gösterdi. Onun hikayesi, diğer çocuklara ve ailelerine umut aşılıyor."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9temOiHpi0GwBhdCyxq0CQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ALL, nadir görülen bir kan kanseri türüdür ve genellikle dört yaşın altındaki çocuklarda daha yaygındır. Hastalık hızlı gelişir ve tedaviye erken başlanması kritik öneme sahiptir. Semptomlar arasında yorgunluk, morarma, sık enfeksiyonlar, yüksek ateş ve kemik ağrıları yer alır. Tedavi, genellikle kemoterapi, immünoterapi ve kök hücre naklini içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fmURFrifC0iv-g5Y12N_cQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gracie’nin tedavisinin Mart ayında sona ermesi bekleniyor. Ancak bu süreçte osteopeni (düşük kemik yoğunluğu) teşhisi aldı. Buna rağmen ailesi, tedavinin sonuna yaklaşıyor olmanın mutluluğunu yaşıyor. Helen Jackson, "Gracie’nin tedavisi tamamlandığında önümüzde umut dolu bir gelecek olacak," dedi.McHugh ailesinin dayanışması ve Gracie’nin azmi, bu zorlu hastalıkla mücadelede bir ilham kaynağı olmaya devam ediyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kolesterolü düşürüp, kanserden koruyor ama 3 tanesi 1 dilim ekmekle eşdeğer: Günde kaç tane kestane yenir?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/kolesterolu-dusurup-kanserden-koruyor-ama-3-tanesi-1-dilim-ekmekle-esdeger-gunde-kac-tane-kestane-yenir</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/kolesterolu-dusurup-kanserden-koruyor-ama-3-tanesi-1-dilim-ekmekle-esdeger-gunde-kac-tane-kestane-yenir</guid>
<description><![CDATA[ Erzincan&#039;da kış mevsiminde kestaneciler ocaklarını yakarak kestane satışını sürdürüyor. Kışın en çok tüketilen besinlerden biri olan kestane, pek çok sağlık sorununa da şifa oluyor. Ancak kestaneyi tüketirken son derece dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü yüksek kalorili olan bu besin özellikle karbonhidrat türevi olan nişastayı bünyesinde fazlaca barındırır. Bu durumda kan şekerinin ani yükselmesine neden olabilir. Peki, günde kaç tane kestane yenir?Erzincan’da yıllardır kış mevsiminde cadde ve sokak kenarlarında yerlerini alan kestaneciler satışlarını sürdürüyor. Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte ocaklarının başında yerlerini alan kestane satıcıları vatandaşlara hizmet vermeye devam ediyor.Erzincan&#039;da yıllardır bir kültür haline gelen kestane tüketimi soğuk havalarda adeta vazgeçilmez oluyor. Soğuk havaların hissedilmesiyle satışlara başlayan kestaneciler, genellikle satışların akşamları fazla olduğunu belirterek, “Gündüzleri satış pek fazla olmaz. Ocaklarımız ikindiden sonra yanmaya başlar. Kış günlerinin yaklaşmasıyla birlikte tezgâhlarımızı açıyoruz” dedi.Çoğu yerde olduğu gibi Erzincan&#039;da da kış ve soğuk denilince soba başında kestane pişirmek akla gelir.
Keyifli günler Erzincan’da başladı. Kış mevsiminin habercisi diyebileceğimiz kestane Erzincan sokaklarında satılmaya başlandı.
Özellikle akşam saatleriyle beraber serinleyen hava da vatandaşı ilgi gösterdiği kestaneler, nostalji havasında tüketiliyor.Dörtyol kavşağı ve sokakların kesişim yerlerinde faaliyet gösteren kestaneciler, havaların iyice serinlemesiyle birlikte kestanenin de satışlarının başladığını belirttiler.Erzincan’da talep gördüğünü söyleyen kestane satıcıları, Erzincanlılar için sobada kestane kavurmanın ayrı bir öneme sahip olduğunu ancak evlerde eskisi gibi kestane yapılmadığını, bu yüzden de dışarıdan alınıp tüketilmenin fazla olduğunu ifade ettiler. Geçen yıl 100 gramı 40 lira olan kestane bu sene 60 liradan satılıyor.Soğuk havaların sevilen yiyeceklerinden kestanenin tam bir şifa deposu. Kestane tüketiminin kansere karşı koruyucu etkisi de bulunuyor.
Ayrıca kan basıncını düzenler ve bireyi kalp ve damar hastalıklarından korur. Kalsiyum, magnezyum, manganez, fosfor, çinko ve potasyum gibi mineraller bakımından da zengin bir içeriğe sahiptirKış aylarının vazgeçilmezi şifa deposu kestanenin kansere karşı koruduğunu ve demir, kalsiyum, magnezyum, manganez, fosfor, çinko ve potasyum gibi mineraller bakımından da zengin bir içeriğe sahip.Kestane aslında ne meyve ne de kuruyemiştir.
Kestane bol lifli ve karbonhidratlı bir tohumdur ve genellikle tohumların yağ içerikleri fazladır. Ancak bu noktada kestane, zinciri kırıp yağ yerine bol karbonhidrat barındırmasıyla diğer tohumlardan ayrılır. Aynı zamanda vitaminden zengin olan kestane B1, B2, B9 ve C vitaminlerini de içinde bol miktarda barındırır.Kestane demir, kalsiyum, magnezyum, manganez, fosfor, çinko ve potasyum gibi mineraller bakımından da zengin bir içeriğe sahiptir. Diş sağlığı, kemikler ve kan dolaşımı için oldukça yararlıdır.
Kalp damar hastalıklarından koruyucu özelliğe sahiptir ve kolesterolü düşürür. Aynı zamanda flavanoidlerden de zengin olan kestane, iyi bir antioksidan olup bizi serbest radikallerin olumsuz etkilerinden koruyarak kansere karşı koruma sağlar.3 adet büyük boy kestanenin ortalama 1 dilim ekmeğe eşdeğer kaloriye sahip. Yani bir oturuşta 15 kestane yediğinizde kendinizi 5 dilim ekmek yemiş ve vücudunuza 350 kalori almış olarak düşünebilirsiniz.
Bu yüzden kilo kontrolü sağlamak adına günde 5 adedi geçmemeye özen gösterilmelidir. Özellikle karbonhidrat türevi olan nişastayı bünyesinde fazlaca barındıran kestane, kan şekerini orta hızda yükselten yani orta glisemik indeksli gıdalar sınıfında yer alır.
Bu nedenle tüketimine özellikle şeker hastaları özen göstermeli, kan şekeri ve insülin takiplerine göre ayarlanan özel bir diyette kontrollü tüketmeleri sağlanmalıdır.Uzmanlar kestaneyi pişirmenin en sağlıklı yolunun haşlama yöntemi olduğunu söylüyor.
Kestane tavada, fırında, közde pişirilebileceği gibi haşlama olarak da pişirilebilir. Hatta en sağlıklı kestane pişirme yöntemi haşlama yöntemidir.
Çünkü bu yöntemle bir yandan nem oranı artan kestanenin bir yandan kalori değeri düşmektedir. Ancak bu miktarlar aynı gramaj değerinde kestaneyi göz önüne aldığımızda geçerlidir. Haşlama yöntemi ile pişirildiği için fazla tüketebileceğimiz anlamına gelmemelidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e8bRbPILKUG4ypgFEIZVhg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kolesterolü, düşürüp, kanserden, koruyor, ama, tanesi, dilim, ekmekle, eşdeğer:, Günde, kaç, tane, kestane, yenir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e8bRbPILKUG4ypgFEIZVhg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kolesterolü düşürüp, kanserden koruyor ama 3 tanesi 1 dilim ekmekle eşdeğer: Günde kaç tane kestane yenir?"><p>Erzincan'da kış mevsiminde kestaneciler ocaklarını yakarak kestane satışını sürdürüyor. Kışın en çok tüketilen besinlerden biri olan kestane, pek çok sağlık sorununa da şifa oluyor. Ancak kestaneyi tüketirken son derece dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü yüksek kalorili olan bu besin özellikle karbonhidrat türevi olan nişastayı bünyesinde fazlaca barındırır. Bu durumda kan şekerinin ani yükselmesine neden olabilir. Peki, günde kaç tane kestane yenir?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Yatu1pS0qU-TR1XqIlgL2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erzincan’da yıllardır kış mevsiminde cadde ve sokak kenarlarında yerlerini alan kestaneciler satışlarını sürdürüyor. Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte ocaklarının başında yerlerini alan kestane satıcıları vatandaşlara hizmet vermeye devam ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/njRqsKGFmUS0-lNPsVtbxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erzincan'da yıllardır bir kültür haline gelen kestane tüketimi soğuk havalarda adeta vazgeçilmez oluyor. Soğuk havaların hissedilmesiyle satışlara başlayan kestaneciler, genellikle satışların akşamları fazla olduğunu belirterek, “Gündüzleri satış pek fazla olmaz. Ocaklarımız ikindiden sonra yanmaya başlar. Kış günlerinin yaklaşmasıyla birlikte tezgâhlarımızı açıyoruz” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nrbK816WbEeaI2JWHAbIow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çoğu yerde olduğu gibi Erzincan'da da kış ve soğuk denilince soba başında kestane pişirmek akla gelir.
Keyifli günler Erzincan’da başladı. Kış mevsiminin habercisi diyebileceğimiz kestane Erzincan sokaklarında satılmaya başlandı.
Özellikle akşam saatleriyle beraber serinleyen hava da vatandaşı ilgi gösterdiği kestaneler, nostalji havasında tüketiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/shsrFr0ToU-yvG3gosVBMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dörtyol kavşağı ve sokakların kesişim yerlerinde faaliyet gösteren kestaneciler, havaların iyice serinlemesiyle birlikte kestanenin de satışlarının başladığını belirttiler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fD8fXIMy9UWcjKfFhcnqZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erzincan’da talep gördüğünü söyleyen kestane satıcıları, Erzincanlılar için sobada kestane kavurmanın ayrı bir öneme sahip olduğunu ancak evlerde eskisi gibi kestane yapılmadığını, bu yüzden de dışarıdan alınıp tüketilmenin fazla olduğunu ifade ettiler. Geçen yıl 100 gramı 40 lira olan kestane bu sene 60 liradan satılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uV0p9dSJ1Eet4-NE-KHJHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soğuk havaların sevilen yiyeceklerinden kestanenin tam bir şifa deposu. Kestane tüketiminin kansere karşı koruyucu etkisi de bulunuyor.
Ayrıca kan basıncını düzenler ve bireyi kalp ve damar hastalıklarından korur. Kalsiyum, magnezyum, manganez, fosfor, çinko ve potasyum gibi mineraller bakımından da zengin bir içeriğe sahiptir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b87B2G2hZUGqbbdr9tL0lQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış aylarının vazgeçilmezi şifa deposu kestanenin kansere karşı koruduğunu ve demir, kalsiyum, magnezyum, manganez, fosfor, çinko ve potasyum gibi mineraller bakımından da zengin bir içeriğe sahip.Kestane aslında ne meyve ne de kuruyemiştir.
Kestane bol lifli ve karbonhidratlı bir tohumdur ve genellikle tohumların yağ içerikleri fazladır. Ancak bu noktada kestane, zinciri kırıp yağ yerine bol karbonhidrat barındırmasıyla diğer tohumlardan ayrılır. Aynı zamanda vitaminden zengin olan kestane B1, B2, B9 ve C vitaminlerini de içinde bol miktarda barındırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4lgoMFL7HE6w7GxdvdiHbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kestane demir, kalsiyum, magnezyum, manganez, fosfor, çinko ve potasyum gibi mineraller bakımından da zengin bir içeriğe sahiptir. Diş sağlığı, kemikler ve kan dolaşımı için oldukça yararlıdır.
Kalp damar hastalıklarından koruyucu özelliğe sahiptir ve kolesterolü düşürür. Aynı zamanda flavanoidlerden de zengin olan kestane, iyi bir antioksidan olup bizi serbest radikallerin olumsuz etkilerinden koruyarak kansere karşı koruma sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UGDeIeT_8E6-_yGAk57Aig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>3 adet büyük boy kestanenin ortalama 1 dilim ekmeğe eşdeğer kaloriye sahip. Yani bir oturuşta 15 kestane yediğinizde kendinizi 5 dilim ekmek yemiş ve vücudunuza 350 kalori almış olarak düşünebilirsiniz.
Bu yüzden kilo kontrolü sağlamak adına günde 5 adedi geçmemeye özen gösterilmelidir. Özellikle karbonhidrat türevi olan nişastayı bünyesinde fazlaca barındıran kestane, kan şekerini orta hızda yükselten yani orta glisemik indeksli gıdalar sınıfında yer alır.
Bu nedenle tüketimine özellikle şeker hastaları özen göstermeli, kan şekeri ve insülin takiplerine göre ayarlanan özel bir diyette kontrollü tüketmeleri sağlanmalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wiI8Rvp-1UybOSluFiuF6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar kestaneyi pişirmenin en sağlıklı yolunun haşlama yöntemi olduğunu söylüyor.
Kestane tavada, fırında, közde pişirilebileceği gibi haşlama olarak da pişirilebilir. Hatta en sağlıklı kestane pişirme yöntemi haşlama yöntemidir.
Çünkü bu yöntemle bir yandan nem oranı artan kestanenin bir yandan kalori değeri düşmektedir. Ancak bu miktarlar aynı gramaj değerinde kestaneyi göz önüne aldığımızda geçerlidir. Haşlama yöntemi ile pişirildiği için fazla tüketebileceğimiz anlamına gelmemelidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Saç dökülmesini durduran şahane besinler: Protein, demir, çinko, B vitamini ve folik asit deposu</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/sac-doekulmesini-durduran-sahane-besinler-protein-demir-cinko-b-vitamini-ve-folik-asit-deposu</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/sac-doekulmesini-durduran-sahane-besinler-protein-demir-cinko-b-vitamini-ve-folik-asit-deposu</guid>
<description><![CDATA[ Saç dökülmesi ve saç incelmesi en sık yaşanan saç sorunları arasında yer alıyor. Güçlü saçlara sahip olmak ve saçların dökülmesini engellemek için sağlıklı beslenmeniz gerekiyor. Protein, demir, çinko, B vitamini ve folik asit gibi temel besinler ile yumurta, çilek, ıspanak, yağlı balık, tatlı patates ve avokado gibi besinler saç sağlığını destekler.Saç dökülmesi en yaygın saç sorunlarının başında gelir ve hemen hemen herkes hayatının bir döneminde saç dökülmesi sorunuyla karşı karşıya kalabilir.
Saç dökülmesi çeşitli nedenlere bağlı olarak gerçekleşir. Genetik faktörler, stres, yanlış saç bakım ürünleri kullanımı, boya gibi kimyasal işlemler ve yetersiz beslenme en yaygın etkenlerdir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.Erkeklerin %80&#039;inden fazlası ve kadınların neredeyse yarısı yaşamları boyunca önemli saç dökülmesi yaşar. Aslında, erkeklerin üçte ikisi 35 yaşına geldiğinde bir tür saç dökülmesi yaşar.Ancak, saç incelmesinin ve saç dökülmesinin çözümü sağlıklı beslenmekten geçiyor.Saç incelmesi, saç tellerinin çapında kademeli bir azalmadır ve saç dökülmesine ve kelliğe yol açabilir. Genetik, yaşam tarzı alışkanlıkları veya tıbbi rahatsızlıklardan kaynaklanabilir.Yaşlanma: İnvolüsyonel alopesi adı verilen doğal bir süreç, insanlar yaşlandıkça saçların incelmesine neden olur.Genetik: Androjenik alopesi, hem erkeklerde hem de kadınlarda saç dökülmesine neden olan genetik bir rahatsızlıktır.Yaşam tarzı alışkanlıkları: Saçlara aşırı renklendirme, perma ve gevşetici uygulamak incelmeye neden olabilir.Tıbbi rahatsızlıklar: Saç dökülmesi, tiroid bozuklukları, lupus veya frengi gibi tıbbi bir rahatsızlığın belirtisi olabilir.İlaçlar:  Bazı ilaçlar yan etki olarak saç dökülmesine neden olabilir.Hormonal değişiklikler: Saç dökülmesi doğumdan sonra, tiroid sorunu nedeniyle veya doğum kontrol haplarına başlamak veya bırakmaktan kaynaklanabilir.Stres: Kronik stres saç dökülmesine neden olabilir.Sağlıklı bir diyet saç incelmesini ve dökülmesini önlemeye yardımcı olabilir. Yeterli protein, demir, çinko ve vitamin içeren dengeli bir beslenme sağlıklı saç büyümesini desteklemeye yardımcı olabilir.Demir: Kırmızı kan hücrelerinin kafa derisine ve saç köklerine oksijen iletmesine yardımcı olur. Demir eksikliği saç dökülmesine yol açabilen anemiye neden olabilir.Çinko: Saçların kalın ve güçlü uzamasına yardımcı olur. Çinko eksikliğinden kaynaklanan saç dökülmesi takviyelerle tersine çevrilebilir.B Vitamini: B vitaminleri, özellikle biotin (B7 vitamini), saç sağlığı için önemlidir. Saç hücrelerinin büyümelerini ve gelişmelerini destekleyen enerji üretmelerine yardımcı olurlar.Folik asit: Saçların kalın ve güçlü uzamasına yardımcı olur.Yumurta: Yumurta, saç büyümesi için iki temel besin olan protein ve biotinin harika bir kaynağıdır.
Yeterli protein yemek saç büyümesini destekler çünkü saç kökleri çoğunlukla proteinden oluşur.
Protein eksikliği saç dökülmesini tetikleyebilirken, biotin keratin adı verilen bir saç proteininin üretimi için gereklidir, bu nedenle biotin takviyeleri genellikle saç büyümesi için pazarlanmaktadır. Biotin, biotin eksikliği olan kişilerde saç büyümesini iyileştirmeye yardımcı olabilir.
Biyotin eksiklikleri dengeli bir diyetle giderilebilir. Ancak, yüksek miktarda biyotin tüketmek çeşitli rahatsızlıkları teşhis etmek ve yönetmek için kullanılan laboratuvar sonuçlarını etkileyebilir.Yumurtalar ayrıca çinko, selenyum ve diğer saç sağlığına yararlı besinlerin harika bir kaynağıdır. Bu da onları optimum saç sağlığı için en iyi yiyeceklerden biri yapar.Ispanak: Folat, demir ve A ve C vitaminleri gibi faydalı besinlerle dolu sağlıklı bir yeşil sebze olan ıspanak, saç büyümesi için önemlidir.
Çalışmalar, A vitamininin saç büyümesi için önemli olduğunu göstermektedir. Ancak, çok fazla A vitamini takviyesi saç dökülmesine yol açabilir.
Bir fincan (30 gram) ıspanak günlük A vitamini ihtiyacınızın %20&#039;sine kadarını sağlar.Ispanak ayrıca saç büyümesi için gerekli olan harika bir bitki bazlı demir kaynağıdır.
Demir, kırmızı kan hücrelerinin metabolizmanızı beslemek ve büyümeye ve onarıma yardımcı olmak için vücutta oksijen taşımasına yardımcı olur.Meyveler: Meyveler, saç büyümesini destekleyebilecek faydalı bileşikler ve vitaminlerle doludur. Bunlara güçlü antioksidan özelliklere sahip C vitamini de dahildir. Antioksidanlar, saç köklerini serbest radikaller adı verilen zararlı moleküllerin verdiği hasara karşı korumaya yardımcı olabilir.
Örneğin, 1 su bardağı (144 gram) çilek, günlük C vitamini ihtiyacınızın %113&#039;üne kadar veya 85 miligramını sağlar.Vücut ayrıca, saçın kırılganlaşmasını ve kırılmasını önlemek için saçı güçlendirmeye yardımcı olan bir protein olan kolajen üretmek için C vitamini kullanır. C vitamini, vücudun diyetten demiri emmesine yardımcı olur. Düşük demir seviyeleri, saç dökülmesiyle ilişkilendirilen demir eksikliği anemisine neden olabilir.
Yağlı balıklar: Somon, ringa balığı ve uskumru gibi yağlı balıklar, saç büyümesini dest ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vYyUmaOVJ0Kb7PHpZeyKVg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Saç, dökülmesini, durduran, şahane, besinler:, Protein, demir, çinko, vitamini, folik, asit, deposu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vYyUmaOVJ0Kb7PHpZeyKVg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Saç dökülmesini durduran şahane besinler: Protein, demir, çinko, B vitamini ve folik asit deposu"><p>Saç dökülmesi ve saç incelmesi en sık yaşanan saç sorunları arasında yer alıyor. Güçlü saçlara sahip olmak ve saçların dökülmesini engellemek için sağlıklı beslenmeniz gerekiyor. Protein, demir, çinko, B vitamini ve folik asit gibi temel besinler ile yumurta, çilek, ıspanak, yağlı balık, tatlı patates ve avokado gibi besinler saç sağlığını destekler.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bK95apLbCUC8527ANZhsdA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saç dökülmesi en yaygın saç sorunlarının başında gelir ve hemen hemen herkes hayatının bir döneminde saç dökülmesi sorunuyla karşı karşıya kalabilir.
Saç dökülmesi çeşitli nedenlere bağlı olarak gerçekleşir. Genetik faktörler, stres, yanlış saç bakım ürünleri kullanımı, boya gibi kimyasal işlemler ve yetersiz beslenme en yaygın etkenlerdir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pb3vypnkfEyPHrEDgdUZ3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erkeklerin %80'inden fazlası ve kadınların neredeyse yarısı yaşamları boyunca önemli saç dökülmesi yaşar. Aslında, erkeklerin üçte ikisi 35 yaşına geldiğinde bir tür saç dökülmesi yaşar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dvHXJ2U1J067OseiZVA45A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak, saç incelmesinin ve saç dökülmesinin çözümü sağlıklı beslenmekten geçiyor.Saç incelmesi, saç tellerinin çapında kademeli bir azalmadır ve saç dökülmesine ve kelliğe yol açabilir. Genetik, yaşam tarzı alışkanlıkları veya tıbbi rahatsızlıklardan kaynaklanabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Mp0Ci54O2E6DQIWgeu71oA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaşlanma: İnvolüsyonel alopesi adı verilen doğal bir süreç, insanlar yaşlandıkça saçların incelmesine neden olur.Genetik: Androjenik alopesi, hem erkeklerde hem de kadınlarda saç dökülmesine neden olan genetik bir rahatsızlıktır.Yaşam tarzı alışkanlıkları: Saçlara aşırı renklendirme, perma ve gevşetici uygulamak incelmeye neden olabilir.Tıbbi rahatsızlıklar: Saç dökülmesi, tiroid bozuklukları, lupus veya frengi gibi tıbbi bir rahatsızlığın belirtisi olabilir.İlaçlar:  Bazı ilaçlar yan etki olarak saç dökülmesine neden olabilir.Hormonal değişiklikler: Saç dökülmesi doğumdan sonra, tiroid sorunu nedeniyle veya doğum kontrol haplarına başlamak veya bırakmaktan kaynaklanabilir.Stres: Kronik stres saç dökülmesine neden olabilir.Sağlıklı bir diyet saç incelmesini ve dökülmesini önlemeye yardımcı olabilir. Yeterli protein, demir, çinko ve vitamin içeren dengeli bir beslenme sağlıklı saç büyümesini desteklemeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H7d9mDUlRkWVHgEdFP4YuQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demir: Kırmızı kan hücrelerinin kafa derisine ve saç köklerine oksijen iletmesine yardımcı olur. Demir eksikliği saç dökülmesine yol açabilen anemiye neden olabilir.Çinko: Saçların kalın ve güçlü uzamasına yardımcı olur. Çinko eksikliğinden kaynaklanan saç dökülmesi takviyelerle tersine çevrilebilir.B Vitamini: B vitaminleri, özellikle biotin (B7 vitamini), saç sağlığı için önemlidir. Saç hücrelerinin büyümelerini ve gelişmelerini destekleyen enerji üretmelerine yardımcı olurlar.Folik asit: Saçların kalın ve güçlü uzamasına yardımcı olur.Yumurta: Yumurta, saç büyümesi için iki temel besin olan protein ve biotinin harika bir kaynağıdır.
Yeterli protein yemek saç büyümesini destekler çünkü saç kökleri çoğunlukla proteinden oluşur.
Protein eksikliği saç dökülmesini tetikleyebilirken, biotin keratin adı verilen bir saç proteininin üretimi için gereklidir, bu nedenle biotin takviyeleri genellikle saç büyümesi için pazarlanmaktadır. Biotin, biotin eksikliği olan kişilerde saç büyümesini iyileştirmeye yardımcı olabilir.
Biyotin eksiklikleri dengeli bir diyetle giderilebilir. Ancak, yüksek miktarda biyotin tüketmek çeşitli rahatsızlıkları teşhis etmek ve yönetmek için kullanılan laboratuvar sonuçlarını etkileyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0q-6CN7Nw02qAOj60jHGcQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurtalar ayrıca çinko, selenyum ve diğer saç sağlığına yararlı besinlerin harika bir kaynağıdır. Bu da onları optimum saç sağlığı için en iyi yiyeceklerden biri yapar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GwkN0VtA8EmtcJ4JwcOCtQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ispanak: Folat, demir ve A ve C vitaminleri gibi faydalı besinlerle dolu sağlıklı bir yeşil sebze olan ıspanak, saç büyümesi için önemlidir.
Çalışmalar, A vitamininin saç büyümesi için önemli olduğunu göstermektedir. Ancak, çok fazla A vitamini takviyesi saç dökülmesine yol açabilir.
Bir fincan (30 gram) ıspanak günlük A vitamini ihtiyacınızın %20'sine kadarını sağlar.Ispanak ayrıca saç büyümesi için gerekli olan harika bir bitki bazlı demir kaynağıdır.
Demir, kırmızı kan hücrelerinin metabolizmanızı beslemek ve büyümeye ve onarıma yardımcı olmak için vücutta oksijen taşımasına yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yUC_DOO6bUWKJCJCXA7kfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyveler: Meyveler, saç büyümesini destekleyebilecek faydalı bileşikler ve vitaminlerle doludur. Bunlara güçlü antioksidan özelliklere sahip C vitamini de dahildir. Antioksidanlar, saç köklerini serbest radikaller adı verilen zararlı moleküllerin verdiği hasara karşı korumaya yardımcı olabilir.
Örneğin, 1 su bardağı (144 gram) çilek, günlük C vitamini ihtiyacınızın %113'üne kadar veya 85 miligramını sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2hmppVGR-UKNZM2wgmT2pA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücut ayrıca, saçın kırılganlaşmasını ve kırılmasını önlemek için saçı güçlendirmeye yardımcı olan bir protein olan kolajen üretmek için C vitamini kullanır. C vitamini, vücudun diyetten demiri emmesine yardımcı olur. Düşük demir seviyeleri, saç dökülmesiyle ilişkilendirilen demir eksikliği anemisine neden olabilir.
Yağlı balıklar: Somon, ringa balığı ve uskumru gibi yağlı balıklar, saç büyümesini destekleyebilecek ve saç büyümesini teşvik edebilecek besinlere sahip olan omega-3 yağ asitlerinin mükemmel kaynaklarıdır.
Omega-3 yağ asitleri ve saç büyümesi hakkında sadece bir avuç çalışma olmasına rağmen, yağlı balık aynı zamanda güçlü ve sağlıklı saçları desteklemeye yardımcı olabilecek protein, selenyum, D3 vitamini ve B vitaminlerinin de harika bir kaynağıdır.
Avokado: Avokado lezzetli, besleyici ve sağlıklı yağların harika bir kaynağıdır. Ayrıca Saç büyümesini destekleyebilecek mükemmel bir E vitamini kaynağıdır. Bir orta boy avokado (yaklaşık 200 gram) günlük E vitamini ihtiyacınızın %28'ini karşılar.C vitamini gibi E vitamini de serbest radikalleri nötralize ederek oksidatif stresi önlemeye yardımcı olan bir antioksidandır. E vitamini ayrıca saç derisi gibi cilt bölgelerini oksidatif stres ve hasardan korur. Saç derisindeki hasarlı cilt, düşük saç kalitesine ve daha az saç köküne neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dcfVi8rS00C1xw_kt-JF1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tatlı patatesler: Tatlı patatesler iyi bir beta-karoten kaynağıdır. Vücut bu bileşiği saç sağlığıyla bağlantılı olan A vitaminine dönüştürür.Orta boy bir tatlı patates (yaklaşık 114 gram) günlük A vitamini ihtiyacınızın %160'ına kadarını karşılayacak kadar beta karoten içerir.
A vitamini eksikliği saç dökülmesine yol açabilir ve araştırmalar A vitamininin saçın sağlıklı kalmasına yardımcı olan sebum üretimini etkileyebileceğini göstermiştir.Ancak, çok fazla A vitamininin de saç dökülmesine neden olabileceğini unutmamak önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E7FN-S9DoUiXCaQtgXexqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saç dökülmesi stres, beslenme ve tıbbi durumlar gibi çeşitli faktörlerden kaynaklanabilir. Sağlıklı bir diyet uygulamanın yanı sıra, saç dökülmesini durdurmaya yardımcı olmak için şu yaşam tarzı değişikliklerini ve tedavileri deneyebilirsiniz:Stresle başa çıkın: Ruh sağlığı uzmanıyla görüşmek gibi stresle başa çıkmanın yollarını bulun.
Zararlı saç modellerinden kaçının: At kuyruğu, topuz veya mısır örgüsü gibi saçınızı çeken sıkı saç modelleri kullanmaktan kaçının.Saç derinize iyi bakın: Saçınızı nazikçe yıkayın ve bakım yapın ve saç derinize düzenli olarak peeling yapın.
Sert uygulamalardan kaçının: Isı, kıvırma ve boyalardan kaçının.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6JOzoTCYk0eKHnCSN9dgnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğal yağlar kullanın: Saçınızın sağlıklı kalmasına yardımcı olmak için doğal yağlar kullanın.
İlaç alın: Finasterid veya topikal minoksidil gibi bazı ilaçlar saç dökülmesine yardımcı olabilir.Hormon tedavisini düşünün: Hormon dengesizlikleri saç dökülmesine neden oluyorsa, hormon tedavisi yardımcı olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İp atlamak basit bir egzersizden çok daha fazlası: Çoğu kişi bu 6 faydayı bilmiyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/ip-atlamak-basit-bir-egzersizden-cok-daha-fazlasi-cogu-kisi-bu-6-faydayi-bilmiyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/ip-atlamak-basit-bir-egzersizden-cok-daha-fazlasi-cogu-kisi-bu-6-faydayi-bilmiyor</guid>
<description><![CDATA[ İp atlama, çocukluk oyuncağı olarak basitliğinin ötesinde bir dizi fitness faydası sunar. İp atlama eski usul bir egzersiz gibi görünebilir, ancak faydaları gerçekten moderndir. Kalori yakmaktan ve kalbinizi güçlendirmekten zihinsel keskinliği geliştirmeye kadar pek çok fayda sağlar.İp atlama, çocuklar için basit bir oyuncaktan daha fazlasıdır; aynı zamanda bir egzersizdir. Bu basit uygulama pahalı spor salonu ekipmanları tarafından gölgede bırakılabilir, ancak fitness oyunumuzu beklenmedik şekillerde geliştirme potansiyeline sahiptir. İp atlama, eğlenceli bir aerobik programının yanı sıra tüm vücudu çalıştıran bir egzersiz de sağlayabilir. İşte ip atlamanın bazı faydaları ve neden günlük rutinimizin bir parçası olması gerektiği.İp atlamanın, koşmaktan dakikada daha fazla kalori yakabileceğini biliyor muydunuz? Sadece 10 dakikalık ip atlama, 8 dakikalık bir mil koşmakla aynı kalori yakma etkisini sağlayabilir. Bu, özellikle yoğun programları olanlar için oldukça verimli bir egzersiz olmasını sağlar. Spor salonunda saatler harcamadan fazla kilolarınızdan kurtulmanın harika bir yoludur.İp atlama, kalbinizin pompalamasını sağlayan harika bir kardiyo egzersizidir.
Kalp atış hızınızı artırarak ve kan dolaşımınızı iyileştirerek kardiyovasküler sisteminizi güçlendirir.
Zamanla, bu kalp hastalığı riskinizi düşürebilir ve dayanıklılığınızı artırabilir. Günde birkaç dakika ip atlamak bile kalbinizin sağlıklı kalmasında büyük bir fark yaratabilir.İp atlama, koordinasyonunuzu önemli ölçüde artırabilen zamanlama, ritim ve konsantrasyon gerektirir. Tekrarlayan hareket, beyninizi ve vücudunuzu birlikte çalışmaya zorlar, motor becerilerinizi ve dengenizi keskinleştirir. Bu, özellikle sporcular ve genel vücut farkındalıklarını geliştirmek isteyen herkes için faydalıdır.Ağırlık taşımayı içeren bir egzersiz olarak ip atlama, daha güçlü ve daha yoğun kemikler oluşturmaya yardımcı olur. Sık egzersiz yapmak kemik sağlığını iyileştirebilir ve özellikle yaşlandıkça osteoporoz riskini azaltabilir. İp atlama, eklemlerinizi aşırı çalıştırmadan güçlü, sağlıklı kemikleri korumak için etkili bir yöntemdir. Birden fazla kas grubunu çalıştırırBaldırlarınızdan omuzlarınıza kadar, ip atlamak birden fazla kas grubunu aynı anda harekete geçirir. Göbeğinizi, kollarınızı, bacaklarınızı ve hatta sırtınızı çalıştırır. Bu, kaslarınızı tonlandıran ve güçlendirirken çevik kalmanızı sağlayan tam vücut egzersizi olmasını sağlar. Zamanla, gelişmiş kas tanımı ve genel güç fark edeceksiniz.İp atlamak, hem zihniniz hem de bedeniniz için şaşırtıcı derecede iyidir! Ritm, dikkat ve hızlı karar vermeyi gerektirdiği için düşüncenizi geliştirebilir.Aktivitenin endorfin üretimi gerginliği azaltır ve ruh halinizi iyileştirir. Duygusal ve zihinsel sağlığınızı korumak için keyifli bir yöntemdir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ha8ZjuuPrU6Q-82GOovK2w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İp, atlamak, basit, bir, egzersizden, çok, daha, fazlası:, Çoğu, kişi, faydayı, bilmiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ha8ZjuuPrU6Q-82GOovK2w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İp atlamak basit bir egzersizden çok daha fazlası: Çoğu kişi bu 6 faydayı bilmiyor"><p>İp atlama, çocukluk oyuncağı olarak basitliğinin ötesinde bir dizi fitness faydası sunar. İp atlama eski usul bir egzersiz gibi görünebilir, ancak faydaları gerçekten moderndir. Kalori yakmaktan ve kalbinizi güçlendirmekten zihinsel keskinliği geliştirmeye kadar pek çok fayda sağlar.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x-CdNjg4nEipXANjiRtVIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İp atlama, çocuklar için basit bir oyuncaktan daha fazlasıdır; aynı zamanda bir egzersizdir. Bu basit uygulama pahalı spor salonu ekipmanları tarafından gölgede bırakılabilir, ancak fitness oyunumuzu beklenmedik şekillerde geliştirme potansiyeline sahiptir. İp atlama, eğlenceli bir aerobik programının yanı sıra tüm vücudu çalıştıran bir egzersiz de sağlayabilir. İşte ip atlamanın bazı faydaları ve neden günlük rutinimizin bir parçası olması gerektiği.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R7dbv4k76UC88wGjIcuvgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İp atlamanın, koşmaktan dakikada daha fazla kalori yakabileceğini biliyor muydunuz? Sadece 10 dakikalık ip atlama, 8 dakikalık bir mil koşmakla aynı kalori yakma etkisini sağlayabilir. Bu, özellikle yoğun programları olanlar için oldukça verimli bir egzersiz olmasını sağlar. Spor salonunda saatler harcamadan fazla kilolarınızdan kurtulmanın harika bir yoludur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CGeznyuczEO7-Hp95sH6EA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İp atlama, kalbinizin pompalamasını sağlayan harika bir kardiyo egzersizidir.
Kalp atış hızınızı artırarak ve kan dolaşımınızı iyileştirerek kardiyovasküler sisteminizi güçlendirir.
Zamanla, bu kalp hastalığı riskinizi düşürebilir ve dayanıklılığınızı artırabilir. Günde birkaç dakika ip atlamak bile kalbinizin sağlıklı kalmasında büyük bir fark yaratabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q_CrKwaZqkCt3GOJarkq4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İp atlama, koordinasyonunuzu önemli ölçüde artırabilen zamanlama, ritim ve konsantrasyon gerektirir. Tekrarlayan hareket, beyninizi ve vücudunuzu birlikte çalışmaya zorlar, motor becerilerinizi ve dengenizi keskinleştirir. Bu, özellikle sporcular ve genel vücut farkındalıklarını geliştirmek isteyen herkes için faydalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pJ8emUYHn0aWOXxoCe4A4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ağırlık taşımayı içeren bir egzersiz olarak ip atlama, daha güçlü ve daha yoğun kemikler oluşturmaya yardımcı olur. Sık egzersiz yapmak kemik sağlığını iyileştirebilir ve özellikle yaşlandıkça osteoporoz riskini azaltabilir. İp atlama, eklemlerinizi aşırı çalıştırmadan güçlü, sağlıklı kemikleri korumak için etkili bir yöntemdir. Birden fazla kas grubunu çalıştırır</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6ObFtjKDRECIrXQxYUTZHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Baldırlarınızdan omuzlarınıza kadar, ip atlamak birden fazla kas grubunu aynı anda harekete geçirir. Göbeğinizi, kollarınızı, bacaklarınızı ve hatta sırtınızı çalıştırır. Bu, kaslarınızı tonlandıran ve güçlendirirken çevik kalmanızı sağlayan tam vücut egzersizi olmasını sağlar. Zamanla, gelişmiş kas tanımı ve genel güç fark edeceksiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qsVJ7reFhEKU-AztpxrxnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İp atlamak, hem zihniniz hem de bedeniniz için şaşırtıcı derecede iyidir! Ritm, dikkat ve hızlı karar vermeyi gerektirdiği için düşüncenizi geliştirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OBhhl5zgR0qZtnzr8eknLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aktivitenin endorfin üretimi gerginliği azaltır ve ruh halinizi iyileştirir. Duygusal ve zihinsel sağlığınızı korumak için keyifli bir yöntemdir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ocak ayında tüketilmesi gereken 5 balık: Kuyruğu, kılçığı ve başı kalsiyum deposu, birçok hastalığa iyi geliyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/ocak-ayinda-tuketilmesi-gereken-5-balik-kuyrugu-kilcigi-ve-basi-kalsiyum-deposu-bircok-hastaliga-iyi-geliyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/ocak-ayinda-tuketilmesi-gereken-5-balik-kuyrugu-kilcigi-ve-basi-kalsiyum-deposu-bircok-hastaliga-iyi-geliyor</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı beslenmede günde 2 kez tüketilmesi önerilen balık, kalp hastalıklarından ülsere, alzheimerdan bronşite kadar birçok rahatsızlığa iyi gelirken, kuyruğu, kılçığı ve başı adeta bir kalsiyum deposu olarak dikkati çekiyor.Tarım ve Orman Bakanlığı, sosyal medya hesaplarından ocak ayında tüketilmesi gereken balıkları açıkladı.Mevsiminde taze tüketilmesi önerilen bir besin olan balıklardan kolyoz, hamsi, lüfer, kırlangıç ve tekir ocakta daha lezzetli oluyor. En ucuz balık olarak bilinen hamsinin kilosu Bursa pazarlarında 200-400 lira arasında satılıyor.Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Tayar sağlıklı nesiller için haftada iki kez balık tüketilmesini önerdi.Küçük yaşta çocukların sinir sistemi ve beyin dokusu gelişimine yardım eden balığın, yetişkinlerde depresyonu azalttığını ve Alzheimer hastalığına yakalanma riskini düşürdüğünü vurgulayan Tayar, balığın faydalarını şöyle sıraladı:&quot;Kardiyovasküler hastalık riskini ve kalp çırpıntısını azaltır. İçerdiği omega-3 yağı sayesinde kalp krizi riskini düşürür. Kan basıncını düşürür, dolaşımı düzenler.Kötü kolesterolü azaltır, iyi kolesterolü yükseltir. Romatizmal hastalıklara iyi gelir. Yaşlanma ve güneşin etkilerini, egzama belirtilerini azaltır, yıpranan ve zarar gören dokuların yenilenmesini sağlar. Görmeyi kuvvetlendirir ve retinadaki sinir gelişimine katkıda bulunur.Göz kuruması sendromunu azaltır. Özellikle kış aylarında solunum ve gribal enfeksiyon riskini azaltır. Astım ve bronşit belirtilerini düşürür.Kas ve dokuların gelişimine ve yenilenmesine katkıda bulunur. Krom ve ülser hastalığı belirtilerini azaltır. Sindirim sisteminin düzenlenmesine yardımcı olur.&quot;Tayar, balığın kılçığı, başı ve kuyruğunun kalsiyum deposu olduğuna dikkati çekerek, &quot;Kış aylarında sağlık denizden çıkıyor. Akıllı ve sağlıklı nesiller için balık, beslenmede mutlaka olmalı. Çocuktan yaşlısına kadar her bireyin mutlaka tüketmesi gereken besinlerden&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h-5bijK4OU2Q1qAQv3Gg0Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ocak, ayında, tüketilmesi, gereken, balık:, Kuyruğu, kılçığı, başı, kalsiyum, deposu, birçok, hastalığa, iyi, geliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h-5bijK4OU2Q1qAQv3Gg0Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ocak ayında tüketilmesi gereken 5 balık: Kuyruğu, kılçığı ve başı kalsiyum deposu, birçok hastalığa iyi geliyor"><p>Sağlıklı beslenmede günde 2 kez tüketilmesi önerilen balık, kalp hastalıklarından ülsere, alzheimerdan bronşite kadar birçok rahatsızlığa iyi gelirken, kuyruğu, kılçığı ve başı adeta bir kalsiyum deposu olarak dikkati çekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OMFF3rKGvUGpfEspJNgrwg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarım ve Orman Bakanlığı, sosyal medya hesaplarından ocak ayında tüketilmesi gereken balıkları açıkladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CaqtVzRYpEyQmgrlG-rTRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mevsiminde taze tüketilmesi önerilen bir besin olan balıklardan kolyoz, hamsi, lüfer, kırlangıç ve tekir ocakta daha lezzetli oluyor. En ucuz balık olarak bilinen hamsinin kilosu Bursa pazarlarında 200-400 lira arasında satılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7SsFTeMJlUK_M8DS-47MeA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Tayar sağlıklı nesiller için haftada iki kez balık tüketilmesini önerdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/98f2zrm16EmWsIcj5qhMCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Küçük yaşta çocukların sinir sistemi ve beyin dokusu gelişimine yardım eden balığın, yetişkinlerde depresyonu azalttığını ve Alzheimer hastalığına yakalanma riskini düşürdüğünü vurgulayan Tayar, balığın faydalarını şöyle sıraladı:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q1GMrwFRlkS1q09DqzghiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Kardiyovasküler hastalık riskini ve kalp çırpıntısını azaltır. İçerdiği omega-3 yağı sayesinde kalp krizi riskini düşürür. Kan basıncını düşürür, dolaşımı düzenler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K57wxPiNSUyvxuB0lQTJGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kötü kolesterolü azaltır, iyi kolesterolü yükseltir. Romatizmal hastalıklara iyi gelir. Yaşlanma ve güneşin etkilerini, egzama belirtilerini azaltır, yıpranan ve zarar gören dokuların yenilenmesini sağlar. Görmeyi kuvvetlendirir ve retinadaki sinir gelişimine katkıda bulunur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o-Ae3bAhXkyHPDIuL2VPKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göz kuruması sendromunu azaltır. Özellikle kış aylarında solunum ve gribal enfeksiyon riskini azaltır. Astım ve bronşit belirtilerini düşürür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tOkjRtYYgky26YvyJgR7lA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kas ve dokuların gelişimine ve yenilenmesine katkıda bulunur. Krom ve ülser hastalığı belirtilerini azaltır. Sindirim sisteminin düzenlenmesine yardımcı olur."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8jq7nbfmskWkHsTE1DF2Tw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tayar, balığın kılçığı, başı ve kuyruğunun kalsiyum deposu olduğuna dikkati çekerek, "Kış aylarında sağlık denizden çıkıyor. Akıllı ve sağlıklı nesiller için balık, beslenmede mutlaka olmalı. Çocuktan yaşlısına kadar her bireyin mutlaka tüketmesi gereken besinlerden" dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kışın uyku düzenini mahveden 3 şey: Mevsim değişikliğinde uyku düzeni nasıl korunur?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/kisin-uyku-duzenini-mahveden-3-sey-mevsim-degisikliginde-uyku-duzeni-nasil-korunur</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/kisin-uyku-duzenini-mahveden-3-sey-mevsim-degisikliginde-uyku-duzeni-nasil-korunur</guid>
<description><![CDATA[ Kış, gün ışığının azalması, soğuk hava sıcaklıkları ve fiziksel aktivitenin azalması nedeniyle uykuyu bozabilir. Uykuyu iyileştirmek için gün ışığına maruz kalmayı en üst düzeye çıkarın, tutarlı bir uyku programı uygulayın, rahat bir uyku ortamı yaratın, aktif kalın ve diyetinize ve kafein alımınıza dikkat edin. Bu ayarlamalar kışın daha iyi uyumanıza ve daha dinlenmiş hissetmenize yardımcı olabilir.Mevsimler değiştikçe uyku düzenimizi etkileyen koşullar da değişir.
Birçok insan için kışın gelişi uyku düzeninde bozulmalara neden olabilir ve bu da dinlenmiş ve enerjik hissetmeyi zorlaştırır.
İster gün ışığındaki değişim, ister daha soğuk hava sıcaklıkları veya biyolojik ritmimizdeki doğal değişim olsun, kışın uyku düzenimizi nasıl etkilediğini anlamak, daha soğuk aylarda daha iyi uyumak için stratejiler benimsememize yardımcı olabilir.GÜNEŞ IŞIĞINA DAHA AZ MARUZ KALMAKış aylarında, daha kısa günler ve daha uzun geceler doğal ışığa daha az maruz kalmayla sonuçlanır. Işık, bize ne zaman uyuyup uyanacağımızı söyleyen iç saatimiz olan sirkadiyen ritmimizin temel düzenleyicisidir.Azaltılmış gün ışığı bu ritmi bozabilir ve uykuya dalmakta veya doğru zamanda uyanmakta zorluğa yol açabilir. Ek olarak, doğal ışık eksikliği serotonin seviyelerinde düşüşe yol açabilir ve bu da ruh hali değişikliklerine neden olabilir ve hatta kış aylarında daha az güneş ışığına maruz kalmayla bağlantılı bir durum olan mevsimsel duygusal bozukluğa (SAD) katkıda bulunabilir.Daha soğuk hava bazen rahatlatıcı olsa da, sıcaklıktaki düşüş uyku kalitesini de etkileyebilir. Vücudumuz uyku sırasında doğal olarak soğur ve soğuk bir ortam uykuya dalmayı veya gece boyunca rahat kalmayı zorlaştırabilir.
Ancak, aşırı sıcak bir oda da uykuyu bozabilir çünkü vücudun dinlenmek için en uygun serin durumuna ulaşma ihtiyacını engeller.Kış genellikle içeride daha fazla zaman geçirmek anlamına gelir ve bu da fiziksel aktivitede azalmaya neden olabilir.
Egzersiz uyku kalitesinde önemli bir rol oynar, bu nedenle daha az aktif olduğumuzda derin ve dinlendirici bir uykuya dalmayı daha zor bulabiliriz.
Ek olarak, insanlar kış aylarında daha az sosyal aktiviteye girme eğilimindedir, bu da izolasyon duygularına katkıda bulunabilir ve zihinsel refahı etkileyerek uykuyu daha da etkiler.GÜNEŞ IŞIĞINDAN YARARLANINGüneş ışığı eksikliğiyle mücadele etmek için, sadece kısa bir yürüyüş için bile olsa, gün ışığı saatlerinde dışarı çıkmaya çalışın. Doğal ışık, sirkadiyen ritminizi sıfırlamanıza ve ruh halinizi iyileştirmenize yardımcı olabilir.
Dışarı çıkmak zorsa, özellikle sabahları enerjinizi artırmaya ve düzenli bir uyku programı sürdürmeye yardımcı olmak için doğal ışık maruziyetini simüle etmek için bir ışık terapisi kutusu kullanmayı düşünün.Kış aylarında, düzensiz uyku alışkanlıklarına girmek kolaydır, ancak tutarlı bir yatma ve uyanma saatine sahip olmak iyi bir uyku hijyeninin anahtarıdır.
Hafta sonları bile, iç saatinizi korumak için uyku programınıza uymaya çalışın. Bu, uykuya dalmayı ve doğru saatlerde uyanmayı kolaylaştıracak ve daha dinlenmiş hissetmenize yardımcı olacaktır.Yatak odanızın uyku için rahat bir sıcaklıkta olduğundan emin olun; genellikle çoğu insan için 15 ila 19 santigrat derece (60 ila 67 derece Fahrenheit) idealdir.
Sıcak, yumuşak yatak örtüleri giyin veya rahat pijamalar giyin, ancak aşırı ısınmaktan kaçının, çünkü çok fazla sıcaklık rahatsızlığa neden olabilir. Optimum hava kalitesini korumak ve kışla birlikte gelen kuruluğu azaltmak için bir nemlendirici kullanmayı düşünün.Dışarıya çok fazla çıkamasanız bile, rutininize fiziksel aktiviteyi dahil etmeye çalışın. Egzersiz, daha derin ve daha dinlendirici bir dinlenmeyi teşvik ederek uykunuzu düzenlemenize yardımcı olur. İster evde egzersiz, ister yoga veya kış sporu olsun, aktif kalmak hem uykunuzun kalitesini hem de süresini iyileştirebilir.Yatma saatine yakın ağır yemekler yemek veya kafein içmek uykuya dalma yeteneğinizi etkileyebilir. Bu maddeleri öğleden sonra veya akşam saatlerinde tüketmekten kaçınmaya çalışın. Bunun yerine, doğal magnezyum içerikleri nedeniyle dinlendirici bir uykuyu destekleyebilen fındık veya muz gibi hafif bir akşam atıştırmalığı tercih edin.Kış uyku düzenimizi zorlayabilir, ancak alışkanlıklarımızda ve çevremizde dikkatli ayarlamalar yaparak, dinlenmiş ve yenilenmiş hissederek uyandığımızdan emin olurken mevsimi kucaklayabiliriz.
Biraz farkındalık ve çaba, kışın uykumuz üzerindeki etkisini nasıl deneyimleyeceğimiz konusunda büyük bir fark yaratabilir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f2X7QViQPEqrCN-RrPe86w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kışın, uyku, düzenini, mahveden, şey:, Mevsim, değişikliğinde, uyku, düzeni, nasıl, korunur</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f2X7QViQPEqrCN-RrPe86w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kışın uyku düzenini mahveden 3 şey: Mevsim değişikliğinde uyku düzeni nasıl korunur?"><p>Kış, gün ışığının azalması, soğuk hava sıcaklıkları ve fiziksel aktivitenin azalması nedeniyle uykuyu bozabilir. Uykuyu iyileştirmek için gün ışığına maruz kalmayı en üst düzeye çıkarın, tutarlı bir uyku programı uygulayın, rahat bir uyku ortamı yaratın, aktif kalın ve diyetinize ve kafein alımınıza dikkat edin. Bu ayarlamalar kışın daha iyi uyumanıza ve daha dinlenmiş hissetmenize yardımcı olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Nd6a7YztrEmFbSyT2De-1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mevsimler değiştikçe uyku düzenimizi etkileyen koşullar da değişir.
Birçok insan için kışın gelişi uyku düzeninde bozulmalara neden olabilir ve bu da dinlenmiş ve enerjik hissetmeyi zorlaştırır.
İster gün ışığındaki değişim, ister daha soğuk hava sıcaklıkları veya biyolojik ritmimizdeki doğal değişim olsun, kışın uyku düzenimizi nasıl etkilediğini anlamak, daha soğuk aylarda daha iyi uyumak için stratejiler benimsememize yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cpodGl0GAEWiB7YNhM2X1Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>GÜNEŞ IŞIĞINA DAHA AZ MARUZ KALMAKış aylarında, daha kısa günler ve daha uzun geceler doğal ışığa daha az maruz kalmayla sonuçlanır. Işık, bize ne zaman uyuyup uyanacağımızı söyleyen iç saatimiz olan sirkadiyen ritmimizin temel düzenleyicisidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nQdow8ziSkaabTyjANxqgw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Azaltılmış gün ışığı bu ritmi bozabilir ve uykuya dalmakta veya doğru zamanda uyanmakta zorluğa yol açabilir. Ek olarak, doğal ışık eksikliği serotonin seviyelerinde düşüşe yol açabilir ve bu da ruh hali değişikliklerine neden olabilir ve hatta kış aylarında daha az güneş ışığına maruz kalmayla bağlantılı bir durum olan mevsimsel duygusal bozukluğa (SAD) katkıda bulunabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O7gHvLvkMEqtXXX3GFYNjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha soğuk hava bazen rahatlatıcı olsa da, sıcaklıktaki düşüş uyku kalitesini de etkileyebilir. Vücudumuz uyku sırasında doğal olarak soğur ve soğuk bir ortam uykuya dalmayı veya gece boyunca rahat kalmayı zorlaştırabilir.
Ancak, aşırı sıcak bir oda da uykuyu bozabilir çünkü vücudun dinlenmek için en uygun serin durumuna ulaşma ihtiyacını engeller.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lBRAh20YL0e5HjTUGYNk5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış genellikle içeride daha fazla zaman geçirmek anlamına gelir ve bu da fiziksel aktivitede azalmaya neden olabilir.
Egzersiz uyku kalitesinde önemli bir rol oynar, bu nedenle daha az aktif olduğumuzda derin ve dinlendirici bir uykuya dalmayı daha zor bulabiliriz.
Ek olarak, insanlar kış aylarında daha az sosyal aktiviteye girme eğilimindedir, bu da izolasyon duygularına katkıda bulunabilir ve zihinsel refahı etkileyerek uykuyu daha da etkiler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zzhQ_Vxdu0m0W0LN1pyZTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>GÜNEŞ IŞIĞINDAN YARARLANINGüneş ışığı eksikliğiyle mücadele etmek için, sadece kısa bir yürüyüş için bile olsa, gün ışığı saatlerinde dışarı çıkmaya çalışın. Doğal ışık, sirkadiyen ritminizi sıfırlamanıza ve ruh halinizi iyileştirmenize yardımcı olabilir.
Dışarı çıkmak zorsa, özellikle sabahları enerjinizi artırmaya ve düzenli bir uyku programı sürdürmeye yardımcı olmak için doğal ışık maruziyetini simüle etmek için bir ışık terapisi kutusu kullanmayı düşünün.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1KtK8QB6ikaqIImnM61U5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış aylarında, düzensiz uyku alışkanlıklarına girmek kolaydır, ancak tutarlı bir yatma ve uyanma saatine sahip olmak iyi bir uyku hijyeninin anahtarıdır.
Hafta sonları bile, iç saatinizi korumak için uyku programınıza uymaya çalışın. Bu, uykuya dalmayı ve doğru saatlerde uyanmayı kolaylaştıracak ve daha dinlenmiş hissetmenize yardımcı olacaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IgX0U5p4K06J-QblFVDZOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yatak odanızın uyku için rahat bir sıcaklıkta olduğundan emin olun; genellikle çoğu insan için 15 ila 19 santigrat derece (60 ila 67 derece Fahrenheit) idealdir.
Sıcak, yumuşak yatak örtüleri giyin veya rahat pijamalar giyin, ancak aşırı ısınmaktan kaçının, çünkü çok fazla sıcaklık rahatsızlığa neden olabilir. Optimum hava kalitesini korumak ve kışla birlikte gelen kuruluğu azaltmak için bir nemlendirici kullanmayı düşünün.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9crEaf9dTEmBr9L6advR2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dışarıya çok fazla çıkamasanız bile, rutininize fiziksel aktiviteyi dahil etmeye çalışın. Egzersiz, daha derin ve daha dinlendirici bir dinlenmeyi teşvik ederek uykunuzu düzenlemenize yardımcı olur. İster evde egzersiz, ister yoga veya kış sporu olsun, aktif kalmak hem uykunuzun kalitesini hem de süresini iyileştirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tHJ9_bfiP0Sbq7BD8SzSWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yatma saatine yakın ağır yemekler yemek veya kafein içmek uykuya dalma yeteneğinizi etkileyebilir. Bu maddeleri öğleden sonra veya akşam saatlerinde tüketmekten kaçınmaya çalışın. Bunun yerine, doğal magnezyum içerikleri nedeniyle dinlendirici bir uykuyu destekleyebilen fındık veya muz gibi hafif bir akşam atıştırmalığı tercih edin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OBHNNTocg02rRXhyYWiXoQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış uyku düzenimizi zorlayabilir, ancak alışkanlıklarımızda ve çevremizde dikkatli ayarlamalar yaparak, dinlenmiş ve yenilenmiş hissederek uyandığımızdan emin olurken mevsimi kucaklayabiliriz.
Biraz farkındalık ve çaba, kışın uykumuz üzerindeki etkisini nasıl deneyimleyeceğimiz konusunda büyük bir fark yaratabilir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Vücudun fabrikasını&amp;quot; iyileştiren 4 kural: Beyin yaşlanmasını yavaşlatmak mümkün</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/vucudun-fabrikasini-iyilestiren-4-kural-beyin-yaslanmasini-yavaslatmak-mumkun</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/vucudun-fabrikasini-iyilestiren-4-kural-beyin-yaslanmasini-yavaslatmak-mumkun</guid>
<description><![CDATA[ Beyin sağlığına dikkat etmek, genel sağlığı ve bilişsel işlev için çok önemlidir. Düzenli egzersiz, besleyici bir diyet, zihinsel aktivite, yeterli uyku ve sağlıklı kan damarları beyin sağlığını önemli ölçüde artırabilir. Bu alışkanlıklar bilişsel yeteneklere, duygusal dengeye ve genel üretkenliğe yardımcı olur, beyin hastalıkları riskini azaltır ve zihinsel performansı artırır.Bilindiği gibi beyin, herhangi bir canlı organizmanın vücudunun fabrikasıdır ve işin çoğu burada gerçekleşir. Sadece bu nedenle, beyin sağlığınıza dikkat etmek zorunludur.Yaşlandıkça, beynin yaşlanması da dahil olmak üzere hayati organlarımızdaki değişiklikler kaçınılmazdır.Ancak, günlük rutinimize bazı basit alışkanlıklar ekleyerek beynin yaşlanmasını yavaşlatabiliriz. Sonuçta, beyin sağlığımız genel sağlığımıza katkıda bulunan en önemli faktörlerden biridir.Beyin sağlığı, bir kişinin günlük yaşamda iyi performans göstermesini sağlayan optimum beyin işlevi durumudur. Fiziksel, zihinsel ve sosyal refahın bir birleşimidir.Bilişsel işlev: Düşünme, dikkat etme, sorunları çözme ve akıllıca kararlar alma yeteneğiDuygusal denge: Başkalarıyla iyi etkileşim kurma ve çeşitli duyguları deneyimleme yeteneğiDayanıklılık: Stres ve zorluklarla başa çıkma yeteneğiÜretkenlik: İyi çalışma ve toplumunuza katkıda bulunma yeteneğiDüzenli egzersiz yapın: Fiziksel hareket, genel sağlığınızı iyileştirmenin en önemli yollarından biridir ve beyin sağlığınız üzerinde de büyük bir etkiye sahiptir.Fiziksel aktivite düşünmenize, öğrenmenize, sorun çözmenize ve dikkat etmenize yardımcı olabilir. Ayrıca günlük olayları ve yeni bilgileri hatırlamanıza yardımcı olur.Sadece bu değil, düzenli egzersizler kaygı ve depresyon semptomlarını azaltmaya yardımcı olabilir ve Alzheimer gibi hafızayla ilgili hastalıkları önlemeye yardımcı olabilir. Dahası, düzenli egzersiz yapmak ruh halinizi, konsantrasyonunuzu ve uyanıklığınızı artırabilir, dolayısıyla daha iyi uyumanıza yardımcı olabilir ve bu da ruh halinizi yönetmenize yardımcı olabilir.Bu faydalar, egzersiz sırasında beyninize giden kan akışının artmasından kaynaklanır. Ayrıca yaşlanma sırasında oluşan beyin bağlantılarındaki doğal azalmanın bir kısmını telafi ederek bazı sorunları tersine çevirme eğilimindedir.Tüm bunların dışında, düzenli hareket sinir büyüme faktörlerini uyarabilir, sinir bağlantısını iyileştirebilir ve odaklanma ve dikkat etme yeteneğinizi ölçen bireysel alfa tepe frekansınızı (iAPF) artırabilir.Besleyici bir diyet yapın: Düzenli bir egzersiz beyin sağlığınızı artırmaya yardımcı olduğu kadar, besin açısından zengin bir diyet tüketmek de harikalar yaratır. Beyin sağlığınıza değer katan sağlıklı bir diyet arıyorsanız, Akdeniz diyeti mevcut en iyi seçenektir. Akdeniz diyeti, bitki bazlı yiyecekleri ve zeytinyağını vurgulayan bir yeme tarzıdır.Akdeniz Denizi çevresindeki ülkelerdeki insanların geleneksel beslenme alışkanlıklarına dayanmaktadır.
Akdeniz diyeti, taze meyve ve sebzelere, tam tahıllara, sağlıklı yağlara ve sınırlı miktarda süt ürünlerine, yumurtaya, balığa ve kümes hayvanlarına dayanmaktadır. Akdeniz diyeti beyin fonksiyonlarını ve hafızayı iyileştirmeye yardımcı olabilir ve bilişsel gerilemeyi yavaşlatmaya ve bunama riskini azaltmaya yardımcı olabilir.
Bu özel diyet, Alzheimer hastalığı riskini de azaltmaya yardımcı olabilir. Ayrıca Akdeniz diyeti ruh halinizi iyileştirmeye ve stresi azaltmaya yardımcı olabilir.Zihinsel olarak aktif kalın: Zihinsel olarak aktif kalmak, hafızanızı, bilişsel işlevinizi ve beyin hücresi büyümenizi iyileştirerek beyninize yardımcı olabilir. Ayrıca bunamayı önlemeye yardımcı olabilir. Zihinsel aktivite, şeyleri daha kolay hatırlamanıza yardımcı olabilir ve düşünme becerilerinizi geliştirmenize yardımcı olabilir.
Beyninizin yeni nöronlar ve bağlantılar geliştirmesine yardımcı olabilir ve bunamanın başlamasını önlemeye yardımcı olabilir. Zihinsel olarak aktif kalmak için okuma, bulmaca çözme veya yeni beceriler öğrenme gibi farklı aktivite türlerini deneyebilir ve farklı oyun türleri oynayarak beyninizin farklı bölümlerini çalıştırabilirsiniz.
Günlük meditasyon zihninizi temizlemenize ve stresi azaltmanıza yardımcı olabilir. Sosyal etkileşimler de beyninizin keskin kalmasına yardımcı olabilir.Yeterince uyuyun: Öyle görünmese de, iyi uyumak işlevsel bir beyne sahip olmak için son derece önemlidir. Yeterince uyumak beyin sağlığı için de oldukça önemlidir. Uyku, atıkları temizleyerek, nöronları yenileyerek ve anıları pekiştirerek beynin işlevine yardımcı olur. Uyku ayrıca uyanıkken biriken atık ürünleri ve toksinleri temizlemeye yardımcı olur ve beynin uyku yoksunluğu dönemlerinde beyinde artabilen bir protein olan beta-amiloidi atmasına yardımcı olabilir.İyi uyumak nöronların dinlenmesine, kendilerini onarmasına ve yeni nöronlar üretmesine yardımcı olur. İlginç bir şekilde, uyku beynin normal şekilde çalışmaya devam edebilmesi için bazı kısımlarının yenilenmesine yardımcı olur. Ayrıca, sağlıklı uyku yeni bilgileri uzun süreli hafızaya güçlendirmeye ve entegre etmeye  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tEwq6h50ME2BSSQRHSl1ow.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vücudun, fabrikasını, iyileştiren, kural:, Beyin, yaşlanmasını, yavaşlatmak, mümkün</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tEwq6h50ME2BSSQRHSl1ow.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="" v fabrikas iyile kural: beyin ya yava m><p>Beyin sağlığına dikkat etmek, genel sağlığı ve bilişsel işlev için çok önemlidir. Düzenli egzersiz, besleyici bir diyet, zihinsel aktivite, yeterli uyku ve sağlıklı kan damarları beyin sağlığını önemli ölçüde artırabilir. Bu alışkanlıklar bilişsel yeteneklere, duygusal dengeye ve genel üretkenliğe yardımcı olur, beyin hastalıkları riskini azaltır ve zihinsel performansı artırır.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lAgQ_Mk2ykKYIWnVeQIj6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilindiği gibi beyin, herhangi bir canlı organizmanın vücudunun fabrikasıdır ve işin çoğu burada gerçekleşir. Sadece bu nedenle, beyin sağlığınıza dikkat etmek zorunludur.Yaşlandıkça, beynin yaşlanması da dahil olmak üzere hayati organlarımızdaki değişiklikler kaçınılmazdır.Ancak, günlük rutinimize bazı basit alışkanlıklar ekleyerek beynin yaşlanmasını yavaşlatabiliriz. Sonuçta, beyin sağlığımız genel sağlığımıza katkıda bulunan en önemli faktörlerden biridir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j74DtOB74k6gPXx2jGhubA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyin sağlığı, bir kişinin günlük yaşamda iyi performans göstermesini sağlayan optimum beyin işlevi durumudur. Fiziksel, zihinsel ve sosyal refahın bir birleşimidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SbcJaltVAUqp8PW3cSkx7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilişsel işlev: Düşünme, dikkat etme, sorunları çözme ve akıllıca kararlar alma yeteneğiDuygusal denge: Başkalarıyla iyi etkileşim kurma ve çeşitli duyguları deneyimleme yeteneğiDayanıklılık: Stres ve zorluklarla başa çıkma yeteneğiÜretkenlik: İyi çalışma ve toplumunuza katkıda bulunma yeteneği</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AzeoM5cReUqhYkhyKd4t9w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düzenli egzersiz yapın: Fiziksel hareket, genel sağlığınızı iyileştirmenin en önemli yollarından biridir ve beyin sağlığınız üzerinde de büyük bir etkiye sahiptir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IiZZS9IbREmrxWV7gnO2vw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fiziksel aktivite düşünmenize, öğrenmenize, sorun çözmenize ve dikkat etmenize yardımcı olabilir. Ayrıca günlük olayları ve yeni bilgileri hatırlamanıza yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FcueauTS3kO5rVtDEJJviA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sadece bu değil, düzenli egzersizler kaygı ve depresyon semptomlarını azaltmaya yardımcı olabilir ve Alzheimer gibi hafızayla ilgili hastalıkları önlemeye yardımcı olabilir. Dahası, düzenli egzersiz yapmak ruh halinizi, konsantrasyonunuzu ve uyanıklığınızı artırabilir, dolayısıyla daha iyi uyumanıza yardımcı olabilir ve bu da ruh halinizi yönetmenize yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-ZuWPG8FT0OqC2ymLpahsg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu faydalar, egzersiz sırasında beyninize giden kan akışının artmasından kaynaklanır. Ayrıca yaşlanma sırasında oluşan beyin bağlantılarındaki doğal azalmanın bir kısmını telafi ederek bazı sorunları tersine çevirme eğilimindedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cCaenhUz0k6GaA-n4XjIpQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tüm bunların dışında, düzenli hareket sinir büyüme faktörlerini uyarabilir, sinir bağlantısını iyileştirebilir ve odaklanma ve dikkat etme yeteneğinizi ölçen bireysel alfa tepe frekansınızı (iAPF) artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ozZkrsDOh0abP_aPVgHXaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Besleyici bir diyet yapın: Düzenli bir egzersiz beyin sağlığınızı artırmaya yardımcı olduğu kadar, besin açısından zengin bir diyet tüketmek de harikalar yaratır. Beyin sağlığınıza değer katan sağlıklı bir diyet arıyorsanız, Akdeniz diyeti mevcut en iyi seçenektir. Akdeniz diyeti, bitki bazlı yiyecekleri ve zeytinyağını vurgulayan bir yeme tarzıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XOoHddeQ10eeBNhtfhvdbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akdeniz Denizi çevresindeki ülkelerdeki insanların geleneksel beslenme alışkanlıklarına dayanmaktadır.
Akdeniz diyeti, taze meyve ve sebzelere, tam tahıllara, sağlıklı yağlara ve sınırlı miktarda süt ürünlerine, yumurtaya, balığa ve kümes hayvanlarına dayanmaktadır. Akdeniz diyeti beyin fonksiyonlarını ve hafızayı iyileştirmeye yardımcı olabilir ve bilişsel gerilemeyi yavaşlatmaya ve bunama riskini azaltmaya yardımcı olabilir.
Bu özel diyet, Alzheimer hastalığı riskini de azaltmaya yardımcı olabilir. Ayrıca Akdeniz diyeti ruh halinizi iyileştirmeye ve stresi azaltmaya yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K7JHzIA9UE2-X3c-ipeDTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zihinsel olarak aktif kalın: Zihinsel olarak aktif kalmak, hafızanızı, bilişsel işlevinizi ve beyin hücresi büyümenizi iyileştirerek beyninize yardımcı olabilir. Ayrıca bunamayı önlemeye yardımcı olabilir. Zihinsel aktivite, şeyleri daha kolay hatırlamanıza yardımcı olabilir ve düşünme becerilerinizi geliştirmenize yardımcı olabilir.
Beyninizin yeni nöronlar ve bağlantılar geliştirmesine yardımcı olabilir ve bunamanın başlamasını önlemeye yardımcı olabilir. Zihinsel olarak aktif kalmak için okuma, bulmaca çözme veya yeni beceriler öğrenme gibi farklı aktivite türlerini deneyebilir ve farklı oyun türleri oynayarak beyninizin farklı bölümlerini çalıştırabilirsiniz.
Günlük meditasyon zihninizi temizlemenize ve stresi azaltmanıza yardımcı olabilir. Sosyal etkileşimler de beyninizin keskin kalmasına yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a6SuAEjauEGg2dxyhEmZmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeterince uyuyun: Öyle görünmese de, iyi uyumak işlevsel bir beyne sahip olmak için son derece önemlidir. Yeterince uyumak beyin sağlığı için de oldukça önemlidir. Uyku, atıkları temizleyerek, nöronları yenileyerek ve anıları pekiştirerek beynin işlevine yardımcı olur. Uyku ayrıca uyanıkken biriken atık ürünleri ve toksinleri temizlemeye yardımcı olur ve beynin uyku yoksunluğu dönemlerinde beyinde artabilen bir protein olan beta-amiloidi atmasına yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BDvwChijo06UzVUM67bIhw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İyi uyumak nöronların dinlenmesine, kendilerini onarmasına ve yeni nöronlar üretmesine yardımcı olur. İlginç bir şekilde, uyku beynin normal şekilde çalışmaya devam edebilmesi için bazı kısımlarının yenilenmesine yardımcı olur. Ayrıca, sağlıklı uyku yeni bilgileri uzun süreli hafızaya güçlendirmeye ve entegre etmeye yardımcı olur ve beynin yeni anılar için yer açmasına yardımcı olabilir
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>En yüksek lif içeriğine sahip 7 meyve: Kan şekeri düzenleyici etkisi de var</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/en-yuksek-lif-icerigine-sahip-7-meyve-kan-sekeri-duzenleyici-etkisi-de-var</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/en-yuksek-lif-icerigine-sahip-7-meyve-kan-sekeri-duzenleyici-etkisi-de-var</guid>
<description><![CDATA[ Guava, papaya ve muz gibi lif açısından zengin meyveleri günlük diyetinize dahil etmek sindiriminizi ve genel sağlığınızı büyük ölçüde iyileştirebilir. Bu meyvelerin çoğu yüksek lif içeriği sayesinde sindirim sisteminin düzenlenmesine yardımcı olur. Bağırsak sağlığı için idealdir. En yüksek lif içeriğine sahip meyveler nelerdir? İşte yanıtı.Lif, iyi sindirim, sağlıklı bir kiloyu koruma ve birçok hastalık riskini azaltma için oldukça önemlidir. Ancak belirli meyvelerin lifle dolu olduğunu biliyor muydunuz? Diyetinize bunlardan daha fazlasını dahil etmek sağlıklı ve aktif kalmanıza yardımcı olabilir. İşte lif açısından zengin 7 meyve.Guava genellikle bulabileceğiniz en yüksek lifli meyvelerden biri olarak kabul edilir. Sadece bir orta boy guava 5 grama kadar lif sağlayabilir. Guavalar ayrıca bağışıklığı artıran C vitamini açısından da zengindir. İster çiğ ister smoothie olarak tüketin, guavalar her diyete harika bir katkı sağlar.Papaya, lif açısından zengin bir başka meyvedir. Tek bir fincan papaya yaklaşık 2,5 gram lif sağlar. Bu tropikal meyve ayrıca sindirime yardımcı olan papain adı verilen bir enzim içerir ve bu da onu bağırsak sağlığı için mükemmel bir seçim haline getirir. Sağlıklı bir kahvaltı veya ferahlatıcı bir atıştırmalık için mükemmeldir.Muz manavda, pazarda, markette kolayca bulunan bir meyve ve harika bir lif kaynağıdır. Orta boy bir muz yaklaşık 3 gram lif içerir. Lifin yanı sıra muzlar kalp sağlığını korumaya yardımcı olan potasyum açısından da zengindir. Muzlar hızlı bir atıştırmalık için mükemmeldir ve ayrıca tahıllara veya smoothielere eklenebilir.Elmalar sağlık yararları ile iyi bilinir ve bunlardan biri de yüksek lif içeriğidir. Orta boy bir elma, özellikle kabuğunu yerseniz 4 grama kadar lif sağlayabilir. Elmalar ayrıca antioksidan açısından zengindir ve kan şekeri seviyelerini kontrol etmeye yardımcı olur. Sağlıklı bir atıştırmalık olarak yanınızda taşımanız kolaydır.Armutlar sulu, tatlı ve lif açısından zengindir. Sindirim sisteminiz için harika olan beş ila altı gram lif, orta boy bir armutta bulunabilir. Armutlar, düşük kalorili oldukları için sağlıklı bir kiloyu korumaya çalışan kişiler için harika bir seçimdir. Biraz çıtırlık için salatalarınıza ekleyin veya atıştırmalık olarak yiyin.Portakallar C vitamini içeriğiyle bilinir, ancak aynı zamanda makul miktarda lif de içerirler. Orta boy bir portakal yaklaşık 3 gram lif sağlayabilir. Narenciye meyvesi aynı zamanda nemlendiricidir ve bağışıklık sağlığı için harikadır. Biraz taze portakal suyu sıkın veya atıştırmalık olarak tadını çıkarın.Çok fazla lif içeren bir diğer tropikal meyve ananastır. Bir fincan taze ananas parçasında yaklaşık 2,3 gram lif bulunabilir. Sindirime yardımcı olan ve iltihabı azaltan bir enzim olan bromelain de bu meyvede bol miktarda bulunur. Çiğ olarak, ızgara olarak, meyve salatalarına katılarak veya pizzalarda tüketilebilen lezzetli bir meyvedir!
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PQ1UnsxYGEqU7OQ0ER3CXA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yüksek, lif, içeriğine, sahip, meyve:, Kan, şekeri, düzenleyici, etkisi, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PQ1UnsxYGEqU7OQ0ER3CXA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="En yüksek lif içeriğine sahip 7 meyve: Kan şekeri düzenleyici etkisi de var"><p>Guava, papaya ve muz gibi lif açısından zengin meyveleri günlük diyetinize dahil etmek sindiriminizi ve genel sağlığınızı büyük ölçüde iyileştirebilir. Bu meyvelerin çoğu yüksek lif içeriği sayesinde sindirim sisteminin düzenlenmesine yardımcı olur. Bağırsak sağlığı için idealdir. En yüksek lif içeriğine sahip meyveler nelerdir? İşte yanıtı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pt9Cq-BU2U2D6Ap90PvkNQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lif, iyi sindirim, sağlıklı bir kiloyu koruma ve birçok hastalık riskini azaltma için oldukça önemlidir. Ancak belirli meyvelerin lifle dolu olduğunu biliyor muydunuz? Diyetinize bunlardan daha fazlasını dahil etmek sağlıklı ve aktif kalmanıza yardımcı olabilir. İşte lif açısından zengin 7 meyve.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/31sQTww2qkCnZm64IH0FeQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Guava genellikle bulabileceğiniz en yüksek lifli meyvelerden biri olarak kabul edilir. Sadece bir orta boy guava 5 grama kadar lif sağlayabilir. Guavalar ayrıca bağışıklığı artıran C vitamini açısından da zengindir. İster çiğ ister smoothie olarak tüketin, guavalar her diyete harika bir katkı sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e6_1Cq0T6kKkujizjcfcCA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Papaya, lif açısından zengin bir başka meyvedir. Tek bir fincan papaya yaklaşık 2,5 gram lif sağlar. Bu tropikal meyve ayrıca sindirime yardımcı olan papain adı verilen bir enzim içerir ve bu da onu bağırsak sağlığı için mükemmel bir seçim haline getirir. Sağlıklı bir kahvaltı veya ferahlatıcı bir atıştırmalık için mükemmeldir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pf_VT9Y27kyHajbblCugxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Muz manavda, pazarda, markette kolayca bulunan bir meyve ve harika bir lif kaynağıdır. Orta boy bir muz yaklaşık 3 gram lif içerir. Lifin yanı sıra muzlar kalp sağlığını korumaya yardımcı olan potasyum açısından da zengindir. Muzlar hızlı bir atıştırmalık için mükemmeldir ve ayrıca tahıllara veya smoothielere eklenebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P7mzY1WivEuiO5eCVYN1DA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Elmalar sağlık yararları ile iyi bilinir ve bunlardan biri de yüksek lif içeriğidir. Orta boy bir elma, özellikle kabuğunu yerseniz 4 grama kadar lif sağlayabilir. Elmalar ayrıca antioksidan açısından zengindir ve kan şekeri seviyelerini kontrol etmeye yardımcı olur. Sağlıklı bir atıştırmalık olarak yanınızda taşımanız kolaydır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ud-CP1D0CEyk6EhRpdK5ig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Armutlar sulu, tatlı ve lif açısından zengindir. Sindirim sisteminiz için harika olan beş ila altı gram lif, orta boy bir armutta bulunabilir. Armutlar, düşük kalorili oldukları için sağlıklı bir kiloyu korumaya çalışan kişiler için harika bir seçimdir. Biraz çıtırlık için salatalarınıza ekleyin veya atıştırmalık olarak yiyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/098y0Ldj9UOzujkBeuovug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Portakallar C vitamini içeriğiyle bilinir, ancak aynı zamanda makul miktarda lif de içerirler. Orta boy bir portakal yaklaşık 3 gram lif sağlayabilir. Narenciye meyvesi aynı zamanda nemlendiricidir ve bağışıklık sağlığı için harikadır. Biraz taze portakal suyu sıkın veya atıştırmalık olarak tadını çıkarın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/niPsrfDRJ0qUzVzqxoqGFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çok fazla lif içeren bir diğer tropikal meyve ananastır. Bir fincan taze ananas parçasında yaklaşık 2,3 gram lif bulunabilir. Sindirime yardımcı olan ve iltihabı azaltan bir enzim olan bromelain de bu meyvede bol miktarda bulunur. Çiğ olarak, ızgara olarak, meyve salatalarına katılarak veya pizzalarda tüketilebilen lezzetli bir meyvedir!
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tereyağı kolesterolü yükseltir mi? 1 yemek kaşığı kuralı</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/tereyagi-kolesterolu-yukseltir-mi-1-yemek-kasigi-kurali</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/tereyagi-kolesterolu-yukseltir-mi-1-yemek-kasigi-kurali</guid>
<description><![CDATA[ Doğal yağlardan biri olan ve yemeklere lezzet katan tereyağ mutfaklarda sıklıkla yer alır. Tereyağının içerisinde A, D, E ve K vitaminleri bulunur. Beslenme biçimi, kolesterol yüksekliğine neden olan en önemli faktörlerden biridir. Peki, tereyağ kolesterolü yükseltir mi?Bir insanın vücudundaki kolesterolün yüzde 75’i vücut tarafından üretilirken, yüzde 25’i besinlerle alınır. Yani beslenme düzeniniz ve tükettiğiniz besinler kolesterol seviyesiyle doğrudan ilişkilidir.Beslenme tarzı, ilerleyen yaş, kilo, geçirilmiş bazı hastalıklar, kullanılan ilaçlar, sigara kullanımı ve genetik yatkınlık kolesterol seviyesi yüksekliğini büyük oranda artırır.Türk mutfağının vazgeçilmezi ve hemen hemen her evde kullanılan yağlardan biri olan tereyağ ile ilgili de &quot;kolesterolü yükseltiyor&quot; tartışması oldukça yaygın. Peki, tereyağ tüketimi kolesterolün yükselmesine neden olur mu?Beynin yağlarla çalıştığını ifade eden Prof. Dr. Canan Karatay hakiki köy tereyağını tüketmeyi tavsiye ediyor. Kolesterol ve yağlanma nedeniyle fazla tüketmekten kaçınılan tereyağı Prof. Dr. Karatay’ın da dediği gibi şifa deposuymuş. ABD merkezli bir araştırma 15 ülkeye yayıldı ve sonuçlara göre tereyağı, kalp ve damar hastalıklarıyla, felce yol açmıyor. Bunun yanında günde 1 yemek kaşığı tereyağı, Tip 2 diyabet riskini de azaltıyor.Yiyeceklerin kolesterolü yükselttiği şeklindeki iddiaların yanlış olduğunu dile getiren Prof. Dr. Karatay, “Senelerden beri ispat edilmiştir ki hiçbir yiyecek kan kolesterolünü yükseltmez. diyor.Tereyağı, doğal ve doğru oradan tüketildiğinde vücut için oldukça faydalı olabiliyor.Araştırmalar, tereyağının LDL (&quot;kötü&quot;) kolesterolü artırmadığını ve hatta HDL (&quot;iyi&quot;) kolesterolü artırabileceğini gösterir. Bu nedenle doğal tereyağının ılımlı tüketimi, kolesterol profilini iyileştirebilir. Yani tükettiğiniz tereyağının kolesterolünüzü yükseltmesini istemiyorsanız doğal olmasına dikkat etmelisiniz. Ayrıca, çok fazla tüketmemelisiniz.Tereyağı, lezzet ve besin değeri açısından zengin bir gıda olmasına rağmen, yüksek doymuş yağ içeriği nedeniyle sınırlı miktarlarda tüketilmelidir. Günlük kalori alımının %5-6&#039;sından fazlasının doymuş yağlardan gelmemesi önerilir. Bu da, 2000 kalorilik bir diyet için yaklaşık 13 gram doymuş yağa denk gelir. Tereyağının ölçülü tüketimi, kalp sağlığını korumak için önemlidir.SAĞLIKLI YAĞLARLA DİYABET RİSKİ AZALIYORABD, Avustralya ve İngiltere’nin de aralarında bulunduğu toplam 15 Avrupa ülkesinde, 44 ile 71 yaşları arasında 636 bin kişi üzerinde yapılan 9 araştırmanın sonucuna göre tereyağı tüketiminde ideal ölçünün 1 yemek kaşığı olduğu ortaya koyuldu.Tereyağı, enerji kaynağı olmasının yanı sıra yağda çözünen vitaminler ve esansiyel yağ asitleri açısından zengin bir besindir. Yüksek oranda doymuş yağ içeren tereyağı, bu özelliğiyle yemeklere lezzet katarken vücuda enerji sağlar. İçeriğinde bulunan A, E ve K vitaminleri gibi antioksidan özellikteki bileşenler, bağışıklık sistemini destekler ve hücresel sağlığı korur. Bununla birlikte, yüksek kolesterol ve kalori içeriği nedeniyle porsiyon kontrolüyle tüketilmesi önemlidir.Tereyağı, doymuş yağ bakımından zengindir. Aşırı miktarda tüketildiğinde, doymuş yağ alımını artırabilir ve kolesterol seviyenizi olumsuz etkileyebilir. Yüksek kolesterol, kalp hastalığı riskini artırabilir. Yüksek kalori içerdiği için vücut ağırlığının artmasına ve obezite riskinin artmasına neden olabilirBu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır. Herhangi bir sağlık problemi yaşamamak için tereyağı tüketmekden önce mutlaka doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tbMAgQLOZ0OojcNnOsOlIg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tereyağı, kolesterolü, yükseltir, mi, yemek, kaşığı, kuralı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tbMAgQLOZ0OojcNnOsOlIg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Tereyağı kolesterolü yükseltir mi? 1 yemek kaşığı kuralı"><p>Doğal yağlardan biri olan ve yemeklere lezzet katan tereyağ mutfaklarda sıklıkla yer alır. Tereyağının içerisinde A, D, E ve K vitaminleri bulunur. Beslenme biçimi, kolesterol yüksekliğine neden olan en önemli faktörlerden biridir. Peki, tereyağ kolesterolü yükseltir mi?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aa6mRE-wKUOGYLxDsJNpew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir insanın vücudundaki kolesterolün yüzde 75’i vücut tarafından üretilirken, yüzde 25’i besinlerle alınır. Yani beslenme düzeniniz ve tükettiğiniz besinler kolesterol seviyesiyle doğrudan ilişkilidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I_mhjtQQXEikdS1TjXCDLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme tarzı, ilerleyen yaş, kilo, geçirilmiş bazı hastalıklar, kullanılan ilaçlar, sigara kullanımı ve genetik yatkınlık kolesterol seviyesi yüksekliğini büyük oranda artırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qLmlFQpG8U-FfG_mACvH1g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türk mutfağının vazgeçilmezi ve hemen hemen her evde kullanılan yağlardan biri olan tereyağ ile ilgili de "kolesterolü yükseltiyor" tartışması oldukça yaygın. Peki, tereyağ tüketimi kolesterolün yükselmesine neden olur mu?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QrcaxbuwuUOZFyk0VsB4hQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beynin yağlarla çalıştığını ifade eden Prof. Dr. Canan Karatay hakiki köy tereyağını tüketmeyi tavsiye ediyor. Kolesterol ve yağlanma nedeniyle fazla tüketmekten kaçınılan tereyağı Prof. Dr. Karatay’ın da dediği gibi şifa deposuymuş. ABD merkezli bir araştırma 15 ülkeye yayıldı ve sonuçlara göre tereyağı, kalp ve damar hastalıklarıyla, felce yol açmıyor. Bunun yanında günde 1 yemek kaşığı tereyağı, Tip 2 diyabet riskini de azaltıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zzPSDknS4kSQDiu51TK1fA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yiyeceklerin kolesterolü yükselttiği şeklindeki iddiaların yanlış olduğunu dile getiren Prof. Dr. Karatay, “Senelerden beri ispat edilmiştir ki hiçbir yiyecek kan kolesterolünü yükseltmez. diyor.Tereyağı, doğal ve doğru oradan tüketildiğinde vücut için oldukça faydalı olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/exky8nXEtE6G6ROV6Er9KA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmalar, tereyağının LDL ("kötü") kolesterolü artırmadığını ve hatta HDL ("iyi") kolesterolü artırabileceğini gösterir. Bu nedenle doğal tereyağının ılımlı tüketimi, kolesterol profilini iyileştirebilir. Yani tükettiğiniz tereyağının kolesterolünüzü yükseltmesini istemiyorsanız doğal olmasına dikkat etmelisiniz. Ayrıca, çok fazla tüketmemelisiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YwDPtlA2bEepMkUgw_TcDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tereyağı, lezzet ve besin değeri açısından zengin bir gıda olmasına rağmen, yüksek doymuş yağ içeriği nedeniyle sınırlı miktarlarda tüketilmelidir. Günlük kalori alımının %5-6'sından fazlasının doymuş yağlardan gelmemesi önerilir. Bu da, 2000 kalorilik bir diyet için yaklaşık 13 gram doymuş yağa denk gelir. Tereyağının ölçülü tüketimi, kalp sağlığını korumak için önemlidir.SAĞLIKLI YAĞLARLA DİYABET RİSKİ AZALIYORABD, Avustralya ve İngiltere’nin de aralarında bulunduğu toplam 15 Avrupa ülkesinde, 44 ile 71 yaşları arasında 636 bin kişi üzerinde yapılan 9 araştırmanın sonucuna göre tereyağı tüketiminde ideal ölçünün 1 yemek kaşığı olduğu ortaya koyuldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T7Bfjo2GDkahBFM-cb296Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tereyağı, enerji kaynağı olmasının yanı sıra yağda çözünen vitaminler ve esansiyel yağ asitleri açısından zengin bir besindir. Yüksek oranda doymuş yağ içeren tereyağı, bu özelliğiyle yemeklere lezzet katarken vücuda enerji sağlar. İçeriğinde bulunan A, E ve K vitaminleri gibi antioksidan özellikteki bileşenler, bağışıklık sistemini destekler ve hücresel sağlığı korur. Bununla birlikte, yüksek kolesterol ve kalori içeriği nedeniyle porsiyon kontrolüyle tüketilmesi önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bim9QNLg9ECx2zNpND4cqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tereyağı, doymuş yağ bakımından zengindir. Aşırı miktarda tüketildiğinde, doymuş yağ alımını artırabilir ve kolesterol seviyenizi olumsuz etkileyebilir. Yüksek kolesterol, kalp hastalığı riskini artırabilir. Yüksek kalori içerdiği için vücut ağırlığının artmasına ve obezite riskinin artmasına neden olabilirBu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır. Herhangi bir sağlık problemi yaşamamak için tereyağı tüketmekden önce mutlaka doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>6 ay yemek yemiyorlar, şişmanlığa çare olabilir! Türk bilim insanlarının çalışması PNAS&amp;apos;ta yayımlandı</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/6-ay-yemek-yemiyorlar-sismanliga-care-olabilir-turk-bilim-insanlarinin-calismasi-pnasta-yayimlandi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/6-ay-yemek-yemiyorlar-sismanliga-care-olabilir-turk-bilim-insanlarinin-calismasi-pnasta-yayimlandi</guid>
<description><![CDATA[ Türk bilim insanları, patates böceklerinin kış uykusunda yağ biriktirme ve yakma genlerinin insan geniyle benzer olduğu saptandı. Yapılan araştırmayla obezite gibi sağlık sorunlarının çözümüne ışık tutulabilmesi öngörülüyor.AÜ Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Umut Toprak ve ekibinin yaptığı çalışma, dünyanın en prestijli bilim dergileri arasında gösterilen &quot;Proceedings of the National Academy of Sciences&quot;ta (PNAS) yayımlandı.  Karaciğer yağlanması, obezite ve diyabet gibi hastalıkların birçok insanı ilgilendiren sağlık problemleri olduğuna dikkati çeken Toprak, son çalışmalarında, temel gen susturma teknolojisine çok uygun olduğu için patates böceği üzerinde araştırma yapmayı tercih ettiklerini söyledi.  &quot;PATATES BÖCEKLERİ 6 AY YEMEDEN VE İÇMEDEN, KIŞI TOPRAK ALTINDA GEÇİRİYOR&quot;  Prof. Dr. Toprak, patates böceklerinin kış uykusuna yatan canlılar olduğunu belirterek, şöyle devam etti:  &quot;Patates böceğinde önemli bir noktadan hareket ettik, o da bu canlıların kış uykusuna yatmalarıydı. Patates böcekleri yaklaşık 6 ay gibi bir sürede hiç yemeden ve içmeden toprak altında kışı geçiriyordu. Daha önceden biriktirdikleri yağların bu sürecin yaşanması ve atlatılmasındaki temel enerji kaynağı olduğunu bulduk.&quot;  Patates böceğinde bulunan lipit metabolizmasıyla ilişkili genlerin insanlarda da olduğunu söyleyen Prof. Dr. Toprak, &quot;Buradan da yola çıkarak, insanlar lipidi yakma noktasında acaba nerede çok başarılı olamıyor, neden karaciğer yağlanması veya obezite gibi hastalıklara yakalanıyor diye araştırmaya başladık.&quot;&quot;BESİNLERİN ŞEKER İÇERİĞİ, YAĞLANMADA DİKKATE ALINMASI GEREKEN BİR PARAMETRE&quot;  Prof. Dr. Umut Toprak, çalışmada bulunan bir diğer önemli bulgunun da patates böceklerindeki şeker-yağ ilişkisi üzerine olduğunu bildirdi.  İlk bilgilerin patates böceklerinde biriken yağların besinlerden gelip gelmediği sorusunu beraberinde getirdiğini aktaran Toprak, çalışmalarda, böceklerin besinlerdeki yağların yanı sıra şekerden alınan yağları da biriktirdiklerini ifade etti.  Patates böceklerinin patates bitkisinin yapraklarında beslenirken çok yoğun miktarda şeker aldığını kaydeden Toprak, &quot;Bu şekeri bu yoğun miktarda lipit kullanımı ve üretimi için kullanmakta. Bu nedenle buradan çıkan sonuç, insanda da veya diğer memeli modellerde de yağ sentezinde şeker kaynak olarak kullanılabiliyor. Dolayısıyla burada besinlerin şeker içeriği, yağlanma açısından kesinlikle dikkate alınması gereken bir parametredir.&quot; bilgisini paylaştı.  Prof. Dr. Toprak, genellikle kış mevsiminde insanların yağ oranlarındaki artıştan kilo problemi yaşadıklarına dikkati çekti.  Ancak birçok canlı grubunda bu yağlanmanın &quot;hayatta kalma mücadelesi&quot; anlamına geldiğini belirten Toprak, &quot;Patates böcekleri, sonbaharda aşırı miktarda yağlanıyor. Yağlanmada rol alan genler insanlarda olduğu gibi aynen var ve dolayısıyla da bu genlerin çalışmasıyla yağlar biriktirilip kış boyunca yakılabiliyor.&quot; bilgisini verdi.  Patates böceklerinin potansiyelinin çok yüksek olduğunu vurgulayan Toprak, böceklerin yağ biriktirme ve yağ yakma mekanizmalarının anlaşılmasının insanlardaki karaciğer yağlanması ve obezite gibi sağlık sorunlarının çözümünde veya bu hastalıkların biyokimyasal arka planının anlaşılması açısından çok önemli olduğunu vurguladı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cIBDGirKJEOuCXgO6LF-9Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yemek, yemiyorlar, şişmanlığa, çare, olabilir, Türk, bilim, insanlarının, çalışması, PNASta, yayımlandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cIBDGirKJEOuCXgO6LF-9Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="6 ay yemek yemiyorlar, şişmanlığa çare olabilir! Türk bilim insanlarının çalışması PNAS'ta yayımlandı"><p>Türk bilim insanları, patates böceklerinin kış uykusunda yağ biriktirme ve yakma genlerinin insan geniyle benzer olduğu saptandı. Yapılan araştırmayla obezite gibi sağlık sorunlarının çözümüne ışık tutulabilmesi öngörülüyor.</p>AÜ Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Umut Toprak ve ekibinin yaptığı çalışma, dünyanın en prestijli bilim dergileri arasında gösterilen "Proceedings of the National Academy of Sciences"ta (PNAS) yayımlandı.  Karaciğer yağlanması, obezite ve diyabet gibi hastalıkların birçok insanı ilgilendiren sağlık problemleri olduğuna dikkati çeken Toprak, son çalışmalarında, temel gen susturma teknolojisine çok uygun olduğu için patates böceği üzerinde araştırma yapmayı tercih ettiklerini söyledi.  <strong>"PATATES BÖCEKLERİ 6 AY YEMEDEN VE İÇMEDEN, KIŞI TOPRAK ALTINDA GEÇİRİYOR"</strong>  Prof. Dr. Toprak, patates böceklerinin kış uykusuna yatan canlılar olduğunu belirterek, şöyle devam etti:  "Patates böceğinde önemli bir noktadan hareket ettik, o da bu canlıların kış uykusuna yatmalarıydı. Patates böcekleri yaklaşık 6 ay gibi bir sürede hiç yemeden ve içmeden toprak altında kışı geçiriyordu. Daha önceden biriktirdikleri yağların bu sürecin yaşanması ve atlatılmasındaki temel enerji kaynağı olduğunu bulduk."  Patates böceğinde bulunan lipit metabolizmasıyla ilişkili genlerin insanlarda da olduğunu söyleyen Prof. Dr. Toprak, "Buradan da yola çıkarak, insanlar lipidi yakma noktasında acaba nerede çok başarılı olamıyor, neden karaciğer yağlanması veya obezite gibi hastalıklara yakalanıyor diye araştırmaya başladık."<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OiMl297D30CEUgiqaH8LRA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><strong>"BESİNLERİN ŞEKER İÇERİĞİ, YAĞLANMADA DİKKATE ALINMASI GEREKEN BİR PARAMETRE"</strong>  Prof. Dr. Umut Toprak, çalışmada bulunan bir diğer önemli bulgunun da patates böceklerindeki şeker-yağ ilişkisi üzerine olduğunu bildirdi.  İlk bilgilerin patates böceklerinde biriken yağların besinlerden gelip gelmediği sorusunu beraberinde getirdiğini aktaran Toprak, çalışmalarda, böceklerin besinlerdeki yağların yanı sıra şekerden alınan yağları da biriktirdiklerini ifade etti.  Patates böceklerinin patates bitkisinin yapraklarında beslenirken çok yoğun miktarda şeker aldığını kaydeden Toprak, "Bu şekeri bu yoğun miktarda lipit kullanımı ve üretimi için kullanmakta. Bu nedenle buradan çıkan sonuç, insanda da veya diğer memeli modellerde de yağ sentezinde şeker kaynak olarak kullanılabiliyor. Dolayısıyla burada besinlerin şeker içeriği, yağlanma açısından kesinlikle dikkate alınması gereken bir parametredir." bilgisini paylaştı.  Prof. Dr. Toprak, genellikle kış mevsiminde insanların yağ oranlarındaki artıştan kilo problemi yaşadıklarına dikkati çekti.  Ancak birçok canlı grubunda bu yağlanmanın "hayatta kalma mücadelesi" anlamına geldiğini belirten Toprak, "Patates böcekleri, sonbaharda aşırı miktarda yağlanıyor. Yağlanmada rol alan genler insanlarda olduğu gibi aynen var ve dolayısıyla da bu genlerin çalışmasıyla yağlar biriktirilip kış boyunca yakılabiliyor." bilgisini verdi.  Patates böceklerinin potansiyelinin çok yüksek olduğunu vurgulayan Toprak, böceklerin yağ biriktirme ve yağ yakma mekanizmalarının anlaşılmasının insanlardaki karaciğer yağlanması ve obezite gibi sağlık sorunlarının çözümünde veya bu hastalıkların biyokimyasal arka planının anlaşılması açısından çok önemli olduğunu vurguladı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Taze balık nasıl anlaşılır? Balık tezgahından satın alırken dikkat etmeniz gerekenler</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/taze-balik-nasil-anlasilir-balik-tezgahindan-satin-alirken-dikkat-etmeniz-gerekenler</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/taze-balik-nasil-anlasilir-balik-tezgahindan-satin-alirken-dikkat-etmeniz-gerekenler</guid>
<description><![CDATA[ Balık, vücut sağlığı için gerekli olan doğal omega-3 kaynaklarından biri. Omega yağ asitleri ve fosfor minerali bakımından zengin olan balık yüksek besin değeriyle bağışıklık sistemini güçlendirmeye de yardımcı olur. Mevsiminde düzenli olarak balık tüketimi; kalp, beyin, kemik ve göz sağlığının iyileşmesine de yardımcı olur. Ancak balık taze tüketildiğinde sağlığa faydalıdır. Peki, taze balık nasıl anlaşılır?Sağlıklı bir vücuda sahip olmanın, vücut direncini korumanın ve doğal omega-3 alımını sağlamanın yolu düzenli olarak mevsiminde taze balık tüketmekten geçiyor. Balığın faydalarından yararlanmak için taze olarak tüketilmesi vücut için büyük önem taşıyor.Tarım Orman Bakanlığı, sosyal medya hesabından taze balığın nasıl anlaşılacağına dair ipuçlarını paylaştı. Peki, taze balık nasıl anlaşılır?GÖZTaze balığın gözleri parlak ve dışa bombeli olur. Balık tazeliğini yitirmeye başlayınca gözleri boğulanmaya başlar, sonra da içe çöker.Taze balığın solungaçları canlı kırmızı renktedir. Balık bayatladıkça bu renk değişir.Taze balık neredeyse kokusuzdur, bayatlamaya başlayınca asit kokusu yaymaya başlar.Taze balığa parmakla dokununca meydana gelen çukurluk alanı düzelir. Oysa bayat balıklarda bu iz kalır. PUL-DERİTaze balığın derisi gergin ve parlak olur. Pullar deriye yapışıktır ve elinizi kafadan kuyruğa doğru sürttüğünüzde pullar dökülmüyorsa balık taze demektir.Taze balığı başından tutup kaldırınca kuyruğu dimdik durur. Bayat balığı aynı şekilde kaldırında kuyruk kısmı aşağı sarkar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MB9sdqSOAkWxmMRADUU0FA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Taze, balık, nasıl, anlaşılır, Balık, tezgahından, satın, alırken, dikkat, etmeniz, gerekenler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MB9sdqSOAkWxmMRADUU0FA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Taze balık nasıl anlaşılır? Balık tezgahından satın alırken dikkat etmeniz gerekenler"><p>Balık, vücut sağlığı için gerekli olan doğal omega-3 kaynaklarından biri. Omega yağ asitleri ve fosfor minerali bakımından zengin olan balık yüksek besin değeriyle bağışıklık sistemini güçlendirmeye de yardımcı olur. Mevsiminde düzenli olarak balık tüketimi; kalp, beyin, kemik ve göz sağlığının iyileşmesine de yardımcı olur. Ancak balık taze tüketildiğinde sağlığa faydalıdır. Peki, taze balık nasıl anlaşılır?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I1HtbEUbMk-Yv92U5f7n2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı bir vücuda sahip olmanın, vücut direncini korumanın ve doğal omega-3 alımını sağlamanın yolu düzenli olarak mevsiminde taze balık tüketmekten geçiyor. Balığın faydalarından yararlanmak için taze olarak tüketilmesi vücut için büyük önem taşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RIlzxkHBnkGdOms97gVsdA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarım Orman Bakanlığı, sosyal medya hesabından taze balığın nasıl anlaşılacağına dair ipuçlarını paylaştı. Peki, taze balık nasıl anlaşılır?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N_6g2oGJg0C_aHxArTz1eQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>GÖZTaze balığın gözleri parlak ve dışa bombeli olur. Balık tazeliğini yitirmeye başlayınca gözleri boğulanmaya başlar, sonra da içe çöker.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TBUTnu9AIEGNjviMwGJqIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Taze balığın solungaçları canlı kırmızı renktedir. Balık bayatladıkça bu renk değişir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LdyUcT_b60qsNQ2TZPATng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Taze balık neredeyse kokusuzdur, bayatlamaya başlayınca asit kokusu yaymaya başlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bg5PtzYqvkWULtHPIonMyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Taze balığa parmakla dokununca meydana gelen çukurluk alanı düzelir. Oysa bayat balıklarda bu iz kalır. PUL-DERİTaze balığın derisi gergin ve parlak olur. Pullar deriye yapışıktır ve elinizi kafadan kuyruğa doğru sürttüğünüzde pullar dökülmüyorsa balık taze demektir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XNf1ppomuUah7WEwjN76Iw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Taze balığı başından tutup kaldırınca kuyruğu dimdik durur. Bayat balığı aynı şekilde kaldırında kuyruk kısmı aşağı sarkar.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beyin çürümesi yaşıyor olabilirsiniz: Zihninizin ağır çekimde takılıp kaldıysa dikkat!</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/beyin-curumesi-yasiyor-olabilirsiniz-zihninizin-agir-cekimde-takilip-kaldiysa-dikkat</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/beyin-curumesi-yasiyor-olabilirsiniz-zihninizin-agir-cekimde-takilip-kaldiysa-dikkat</guid>
<description><![CDATA[ Beyin çürümesi, genellikle önemsiz çevrimiçi içeriklerin aşırı tüketimiyle bağlantılı olan zihinsel ve bilişsel yeteneklerde bir düşüşe işaret eder. Beyin çürümesi endişe verici gelebilir, ancak iyi haber şu ki önlenebilir. Beyniniz en değerli varlığınızdır; onu özenle besleyin. Bugünden itibaren küçük değişiklikler yapmaya başlayın ve zihinsel berraklığınızın ve odaklanmanızın zamanla iyileştiğini görün.Hiç beyninizin eskisi kadar keskin olmadığını hissettiniz mi? Bir şeyleri unutabilir, konsantre olamayabilirsiniz veya zihninizin &quot;ağır çekimde takılıp kaldığını&quot; hissedebilirsiniz. Bu zorlukların çeşitli nedenleri olabilirken, bazı kişiler zihinsel durgunluğa &quot;beyin çürümesi&quot; adını verir. Tıbbi bir terim olmasa da, zihinsel sağlık ve bilişsel yeteneklerde bir kayba işaret eder. Ancak şunu unutmayın, düzenli rutininizde birkaç değişiklik yaparak beyninizi meşgul ve sağlıklı tutarken koruyabilirsiniz.İşte beyin çürümesinin ne olduğu ve bunu önlemeye yardımcı olabilecek 5 alışkanlık hakkında bilmemiz gereken her şey.
&quot;BEYİN ÇÜRÜMESİ&quot; NEDİR?Beyin çürümesi, zihinsel ve bilişsel gerilemeyi tanımlayan günlük bir terimdir. 2024 yılının kelimesi olarak da adlandırılan Oxford University Press, bunu &quot;özellikle önemsiz veya zorlayıcı olmayan materyalin (şimdi özellikle çevrimiçi içerik) aşırı tüketiminin sonucu olarak görülen bir kişinin zihinsel veya entelektüel durumunun varsayılan bozulması&quot; olarak tanımlıyor. Ayrıca: böyle bir bozulmaya yol açma olasılığı olan bir şey.&quot; Tıbbi olarak tanınan bir durum olmasa da, zihinsel durgunluk hissini veya net düşünememe durumunu açıklamak için kullanılır.Beyin çürümesi yaşayan kişiler şunları fark edebilir:Konsantrasyon ve odaklanmada düşüş.
Bir şeyleri hatırlamada zorluk.
Artan zihinsel bitkinlik hissi.
Motivasyon veya yaratıcılık eksikliği.
Şiddetli vakalarda, beyin çürümesine neden olan alışkanlıklar uzun vadeli bilişsel gerilemeye veya bunama gibi durumlara katkıda bulunabilir. Bu yüzden beyninizi meşgul ve sağlıklı tutmak çok önemlidir. Ekran sürenizi kesinlikle sınırlamalısınız
Telefonunuzda sonsuza kadar kaydırma yapmak veya çok fazla TV izlemek, anlamlı bir uyarım sunmadan beyninizi bunaltabilir. Bu, zamanla zihinsel yorgunluğa ve dikkat süresinin azalmasına yol açabilir.
Nasıl düzeltilir: Eğlence amaçlı ekran süresini günde 2-3 saatle sınırlayarak ekran kullanımına sınırlar koyun. Beyninize bir mola vermek için okuma, egzersiz yapma veya açık havada vakit geçirme gibi &quot;ekransız&quot; aktiviteler ekleyin.Beyniniz bir kas gibidir; kullanmazsanız kaybedersiniz! Beyninizi zorlayan aktiviteler onu keskin tutar ve durgunluğu önler.Ne yapabilirsiniz: Bulmacaları çözün, satranç oynayın, yeni bir beceri öğrenin veya düzenli olarak kitap okuyun. Bu aktiviteler beyninizin farklı bölümlerini uyararak hafızanızı, problem çözme becerilerinizi ve yaratıcılığınızı geliştirir.Vücudunuz için iyi olan şey beyniniz için de harikadır! Düzenli fiziksel aktivite beyne kan akışını artırarak sağlığı için gerekli olan oksijeni ve besinleri iletir.
Egzersizi dahil etmek için ipuçları: 30 dakikalık tempolu bir yürüyüş, yoga seansı veya dans dersi bile beyin sağlığını iyileştirebilir. Odaklanmayı ve zihinsel berraklığı artırmak için nefes egzersizleriyle birleştirin.Yediğiniz yiyecekler beyninizin performansı üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir.
Kötü beslenme iltihaplanmaya ve oksidatif strese neden olarak zihinsel durgunluğa yol açabilir.Diyetinize neler eklemelisiniz:Ispanak gibi yapraklı yeşillikler.
Sağlıklı yağlar için kuruyemişler ve tohumlar.Omega-3 açısından zengin yiyecekler.Yaban mersini gibi antioksidan açısından zengin meyveler.Yorgun bir beyin verimsiz bir beyindir. Uyku, beyninizin kendini onardığı, anıları pekiştirdiği ve ertesi güne hazırlandığı zamandır. Uygun şekilde dinlenmezseniz, beyin sisi ve zihinsel berraklığın azalması yaşayabilirsiniz.Uyku alışkanlıkları nasıl iyileştirilir: Tutarlı bir uyku programı sürdürün, yatmadan önce ekranlardan kaçının ve rahatlatıcı bir uyku öncesi rutini oluşturun. Her gece 7-8 saat kaliteli uyku hedefleyin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Gg0PQndNiUWZBTMK5C8cBA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beyin, çürümesi, yaşıyor, olabilirsiniz:, Zihninizin, ağır, çekimde, takılıp, kaldıysa, dikkat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Gg0PQndNiUWZBTMK5C8cBA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Beyin çürümesi yaşıyor olabilirsiniz: Zihninizin ağır çekimde takılıp kaldıysa dikkat!"><p>Beyin çürümesi, genellikle önemsiz çevrimiçi içeriklerin aşırı tüketimiyle bağlantılı olan zihinsel ve bilişsel yeteneklerde bir düşüşe işaret eder. Beyin çürümesi endişe verici gelebilir, ancak iyi haber şu ki önlenebilir. Beyniniz en değerli varlığınızdır; onu özenle besleyin. Bugünden itibaren küçük değişiklikler yapmaya başlayın ve zihinsel berraklığınızın ve odaklanmanızın zamanla iyileştiğini görün.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n-FK3kXc9kGtdlZvomFv0w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hiç beyninizin eskisi kadar keskin olmadığını hissettiniz mi? Bir şeyleri unutabilir, konsantre olamayabilirsiniz veya zihninizin "ağır çekimde takılıp kaldığını" hissedebilirsiniz. Bu zorlukların çeşitli nedenleri olabilirken, bazı kişiler zihinsel durgunluğa "beyin çürümesi" adını verir. Tıbbi bir terim olmasa da, zihinsel sağlık ve bilişsel yeteneklerde bir kayba işaret eder. Ancak şunu unutmayın, düzenli rutininizde birkaç değişiklik yaparak beyninizi meşgul ve sağlıklı tutarken koruyabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hIakUpXvw0uADzfW5qI4Ag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte beyin çürümesinin ne olduğu ve bunu önlemeye yardımcı olabilecek 5 alışkanlık hakkında bilmemiz gereken her şey.
"BEYİN ÇÜRÜMESİ" NEDİR?Beyin çürümesi, zihinsel ve bilişsel gerilemeyi tanımlayan günlük bir terimdir. 2024 yılının kelimesi olarak da adlandırılan Oxford University Press, bunu "özellikle önemsiz veya zorlayıcı olmayan materyalin (şimdi özellikle çevrimiçi içerik) aşırı tüketiminin sonucu olarak görülen bir kişinin zihinsel veya entelektüel durumunun varsayılan bozulması" olarak tanımlıyor. Ayrıca: böyle bir bozulmaya yol açma olasılığı olan bir şey." Tıbbi olarak tanınan bir durum olmasa da, zihinsel durgunluk hissini veya net düşünememe durumunu açıklamak için kullanılır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6AeaZVbdLEuaXa7t9-Id4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyin çürümesi yaşayan kişiler şunları fark edebilir:Konsantrasyon ve odaklanmada düşüş.
Bir şeyleri hatırlamada zorluk.
Artan zihinsel bitkinlik hissi.
Motivasyon veya yaratıcılık eksikliği.
Şiddetli vakalarda, beyin çürümesine neden olan alışkanlıklar uzun vadeli bilişsel gerilemeye veya bunama gibi durumlara katkıda bulunabilir. Bu yüzden beyninizi meşgul ve sağlıklı tutmak çok önemlidir. Ekran sürenizi kesinlikle sınırlamalısınız
Telefonunuzda sonsuza kadar kaydırma yapmak veya çok fazla TV izlemek, anlamlı bir uyarım sunmadan beyninizi bunaltabilir. Bu, zamanla zihinsel yorgunluğa ve dikkat süresinin azalmasına yol açabilir.
Nasıl düzeltilir: Eğlence amaçlı ekran süresini günde 2-3 saatle sınırlayarak ekran kullanımına sınırlar koyun. Beyninize bir mola vermek için okuma, egzersiz yapma veya açık havada vakit geçirme gibi "ekransız" aktiviteler ekleyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ytJrqXj8GUWXJk44k-o8lg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyniniz bir kas gibidir; kullanmazsanız kaybedersiniz! Beyninizi zorlayan aktiviteler onu keskin tutar ve durgunluğu önler.Ne yapabilirsiniz: Bulmacaları çözün, satranç oynayın, yeni bir beceri öğrenin veya düzenli olarak kitap okuyun. Bu aktiviteler beyninizin farklı bölümlerini uyararak hafızanızı, problem çözme becerilerinizi ve yaratıcılığınızı geliştirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LYbMfTtoz0WaNVwpDWtCcg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücudunuz için iyi olan şey beyniniz için de harikadır! Düzenli fiziksel aktivite beyne kan akışını artırarak sağlığı için gerekli olan oksijeni ve besinleri iletir.
Egzersizi dahil etmek için ipuçları: 30 dakikalık tempolu bir yürüyüş, yoga seansı veya dans dersi bile beyin sağlığını iyileştirebilir. Odaklanmayı ve zihinsel berraklığı artırmak için nefes egzersizleriyle birleştirin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mSdOCvNUb0eBxZBmXByFoA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yediğiniz yiyecekler beyninizin performansı üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir.
Kötü beslenme iltihaplanmaya ve oksidatif strese neden olarak zihinsel durgunluğa yol açabilir.Diyetinize neler eklemelisiniz:Ispanak gibi yapraklı yeşillikler.
Sağlıklı yağlar için kuruyemişler ve tohumlar.Omega-3 açısından zengin yiyecekler.Yaban mersini gibi antioksidan açısından zengin meyveler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/npgBgOq3PUy-GPmQ7CVX5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yorgun bir beyin verimsiz bir beyindir. Uyku, beyninizin kendini onardığı, anıları pekiştirdiği ve ertesi güne hazırlandığı zamandır. Uygun şekilde dinlenmezseniz, beyin sisi ve zihinsel berraklığın azalması yaşayabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J1paCucmEEq3jXGfWx6XLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uyku alışkanlıkları nasıl iyileştirilir: Tutarlı bir uyku programı sürdürün, yatmadan önce ekranlardan kaçının ve rahatlatıcı bir uyku öncesi rutini oluşturun. Her gece 7-8 saat kaliteli uyku hedefleyin.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Magnezyum eksikliği sandığınızdan daha ciddi: Vücudun hayati minerali</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/magnezyum-eksikligi-sandiginizdan-daha-ciddi-vucudun-hayati-minerali</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/magnezyum-eksikligi-sandiginizdan-daha-ciddi-vucudun-hayati-minerali</guid>
<description><![CDATA[ Magnezyum eksikliği veya hipomagnezemi, vücutta kas fonksiyonu, sinir sağlığı ve enerji üretimi için hayati bir mineral olan yeterli magnezyum olmadığında ortaya çıkar. Belirtileri arasında yorgunluk, kas krampları, düzensiz kalp atışı ve anksiyete bulunur. Nedenleri kötü beslenmeden tıbbi durumlara kadar uzanır. Bununla başa çıkmak için tıbbi rehberlik altında magnezyum açısından zengin yiyecekler veya takviyeler gerekir. İşte magnezyum hakkında tüm bilmeniz gerekenler.Magnezyumun vücuttaki önemi ve rolü genellikle kalsiyum ve demir gibi mineraller tarafından gölgede bırakılır, ancak insan sağlığı için önemi abartılamaz.
Bu hayati mineral, enerji üretiminden kas ve sinir fonksiyonuna kadar vücuttaki 300&#039;den fazla biyokimyasal reaksiyonda önemli bir rol oynar.Magnezyum eksikliği, genellikle hem hastayı hem de sağlık hizmeti sağlayıcılarını şaşırtabilen gizemli semptomlara yol açan, en az teşhis edilen sağlık sorunlarından biri olarak kabul edilir.Magnezyum eksikliği, hem fiziksel hem de ruhsal sağlık için geniş kapsamlı sonuçları olan sessiz bir salgındır. Belirtileri o kadar belirsizdir ki, diğer durumları kolayca taklit eder ve fark edilmez. Unutmayın, küçük bir mineral bile büyük bir fark yaratabilir.Magnezyum, öncelikle kemiklerde, kaslarda ve yumuşak dokularda bulunan temel bir mineraldir.

Kas ve sinir fonksiyonunu düzenleme
Kan şekeri seviyelerini koruma
Sağlıklı bir bağışıklık sistemini destekleme
Kemik sağlığını destekleme
Protein sentezine ve DNA onarımına yardımcı olma

Magnezyumun ihtiyacı yaşa, cinsiyete ve yaşam evresine göre değişir. Yetişkin erkeklerin günde yaklaşık 400-420 mg&#039;a, kadınların ise günde 310-320 mg&#039;a ihtiyacı vardır. Magnezyum yapraklı yeşilliklerde, kuruyemişlerde, tohumlarda ve tam tahıllarda bulunsa da, kötü beslenme alışkanlıkları, tükenmiş toprak ve işlenmiş gıdaların artan tüketimi nedeniyle eksikliği bir endişe kaynağı haline gelmiştir.Magnezyum eksikliğine katkıda bulunan birkaç faktör şunlardır:Diyette yetersiz alım, vücutta magnezyum eksikliğinin başlıca nedenlerinden biridir. İşlenmiş gıdalar açısından zengin modern diyetler genellikle yeterli magnezyumdan yoksundur.
Crohn hastalığı, çölyak hastalığı ve irritabl bağırsak sendromu (IBS) gibi gastrointestinal bozukluklar magnezyum emilimini bozabilir.
 Uzun süreli stres, idrar yoluyla magnezyum atılımını artırır. Aşırı alkol tüketimi magnezyum emilimini engeller ve atılımını artırır. Y
aşlı yetişkinler, azalmış emilim ve böbreklerden daha yüksek magnezyum atılımı nedeniyle daha büyük risk altındadır.Bazen kas güçsüzlüğüyle birlikte görülen yorgunluk, magnezyum eksikliğinin en erken belirtilerinden biridir. Magnezyum, vücudun birincil enerji molekülü olan adenozin trifosfatın ayrılmaz bir parçasıdır.
Magnezyum, beyin sağlığı ve duygusal  sağlık  için çok önemlidir. Serotonin ve gama-aminobütirik asit (GABA) gibi nörotransmitterleri düzenlemeye yardımcı olur; bunlar ruh halinin dengelenmesinden ve rahatlamasından sorumludur. Düşük magnezyum seviyeleri artan anksiyete, depresyon ve beyin sisi gibi bilişsel sorunlarla ilişkilendirilmiştir. Ortaya çıkan araştırmalar, magnezyum takviyesinin hafif ila orta şiddette depresyon ve anksiyete bozukluklarının semptomlarını hafifletmeye yardımcı olabileceğini göstermektedir.Magnezyum, vücuttaki stres tepkisi için kritik öneme sahiptir.  Son olarak, magnezyum sinir sistemini sakinleştirmek ve daha iyi uykuyu teşvik etmek için hareket eder. Eksiklik genellikle düşük uyku kalitesi veya uykusuzluğa neden olur ve hem fiziksel hem de zihinsel durumlarda daha fazla bozulmaya katkıda bulunur.Magnezyum ve kalp sağlığı arasındaki ilişki iyi belirlenmiştir; magnezyum kalp ritmini, kan basıncını ve damar tonusunu düzenler. Eksiklik hipertansiyon, aritmi ve kalp krizi riskinin artmasıyla ilişkilendirilmiştir. Çalışmalar, magnezyum takviyesinin kan basıncını düşürebileceğini ve kardiyovasküler durumu iyileştirebileceğini göstermektedir.Kas krampları ve spazmları magnezyum eksikliğinin klasik belirtileridir. Magnezyum, kas hücrelerindeki kalsiyum seviyelerini dengeleyerek kas kasılmasını ve gevşemesini düzenler. Yeterli magnezyum olmadığında, kalsiyum kas liflerini aşırı uyarır ve ağrılı kramplara ve spazmlara yol açar. Bu özellikle sporcularda ve yüksek fiziksel aktivite seviyelerine sahip bireylerde yaygındır.Magnezyum eksikliği migren patofizyolojisi ile ilişkilendirilmiştir. Magnezyum eksikliğinin kasları daralttığı bilinmektedirBeyindeki kan damarları migren ataklarına yol açar. Çalışmalar, magnezyum takviyelerinin migren sıklığını ve şiddetini azalttığını ve böylece daha geleneksel tedavilerin doğal bir alternatifi haline geldiğini bulmuştur.
Kalsiyum genellikle kemik sağlığı tartışmalarında manşetlere çıksa da, magnezyum da önemlidir. Magnezyum, kalsiyum ve D vitamini seviyelerini düzenleyerek kemik yoğunluğunun korunmasına yardımcı olur. Kronik eksiklik kemikleri zayıflatabilir ve özellikle yaşlı yetişkinlerde ve menopoz sonrası kadınlarda osteoporoz riskini artırabilir.Magnezyum, glikoz m ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wtjfnAhqYU2LJ4j3UT7ptw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Magnezyum, eksikliği, sandığınızdan, daha, ciddi:, Vücudun, hayati, minerali</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wtjfnAhqYU2LJ4j3UT7ptw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Magnezyum eksikliği sandığınızdan daha ciddi: Vücudun hayati minerali"><p>Magnezyum eksikliği veya hipomagnezemi, vücutta kas fonksiyonu, sinir sağlığı ve enerji üretimi için hayati bir mineral olan yeterli magnezyum olmadığında ortaya çıkar. Belirtileri arasında yorgunluk, kas krampları, düzensiz kalp atışı ve anksiyete bulunur. Nedenleri kötü beslenmeden tıbbi durumlara kadar uzanır. Bununla başa çıkmak için tıbbi rehberlik altında magnezyum açısından zengin yiyecekler veya takviyeler gerekir. İşte magnezyum hakkında tüm bilmeniz gerekenler.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9emAP9pEx0ihU1CFllm3hw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyumun vücuttaki önemi ve rolü genellikle kalsiyum ve demir gibi mineraller tarafından gölgede bırakılır, ancak insan sağlığı için önemi abartılamaz.
Bu hayati mineral, enerji üretiminden kas ve sinir fonksiyonuna kadar vücuttaki 300'den fazla biyokimyasal reaksiyonda önemli bir rol oynar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J72LuQJln02QdpzPvI4zMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum eksikliği, genellikle hem hastayı hem de sağlık hizmeti sağlayıcılarını şaşırtabilen gizemli semptomlara yol açan, en az teşhis edilen sağlık sorunlarından biri olarak kabul edilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y17sE-jnHUujPtP1X6EbWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum eksikliği, hem fiziksel hem de ruhsal sağlık için geniş kapsamlı sonuçları olan sessiz bir salgındır. Belirtileri o kadar belirsizdir ki, diğer durumları kolayca taklit eder ve fark edilmez. Unutmayın, küçük bir mineral bile büyük bir fark yaratabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y4Kaji8U0kmvdkteLDxJzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum, öncelikle kemiklerde, kaslarda ve yumuşak dokularda bulunan temel bir mineraldir.

Kas ve sinir fonksiyonunu düzenleme
Kan şekeri seviyelerini koruma
Sağlıklı bir bağışıklık sistemini destekleme
Kemik sağlığını destekleme
Protein sentezine ve DNA onarımına yardımcı olma

Magnezyumun ihtiyacı yaşa, cinsiyete ve yaşam evresine göre değişir. Yetişkin erkeklerin günde yaklaşık 400-420 mg'a, kadınların ise günde 310-320 mg'a ihtiyacı vardır. Magnezyum yapraklı yeşilliklerde, kuruyemişlerde, tohumlarda ve tam tahıllarda bulunsa da, kötü beslenme alışkanlıkları, tükenmiş toprak ve işlenmiş gıdaların artan tüketimi nedeniyle eksikliği bir endişe kaynağı haline gelmiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mnsFOcxscUK8_YJk_YJlSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum eksikliğine katkıda bulunan birkaç faktör şunlardır:Diyette yetersiz alım, vücutta magnezyum eksikliğinin başlıca nedenlerinden biridir. İşlenmiş gıdalar açısından zengin modern diyetler genellikle yeterli magnezyumdan yoksundur.
Crohn hastalığı, çölyak hastalığı ve irritabl bağırsak sendromu (IBS) gibi gastrointestinal bozukluklar magnezyum emilimini bozabilir.
 Uzun süreli stres, idrar yoluyla magnezyum atılımını artırır. Aşırı alkol tüketimi magnezyum emilimini engeller ve atılımını artırır. Y
aşlı yetişkinler, azalmış emilim ve böbreklerden daha yüksek magnezyum atılımı nedeniyle daha büyük risk altındadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j7DL7poNK0CfzFz4dL55dw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazen kas güçsüzlüğüyle birlikte görülen yorgunluk, magnezyum eksikliğinin en erken belirtilerinden biridir. Magnezyum, vücudun birincil enerji molekülü olan adenozin trifosfatın ayrılmaz bir parçasıdır.
Magnezyum, beyin sağlığı ve duygusal  sağlık  için çok önemlidir. Serotonin ve gama-aminobütirik asit (GABA) gibi nörotransmitterleri düzenlemeye yardımcı olur; bunlar ruh halinin dengelenmesinden ve rahatlamasından sorumludur. Düşük magnezyum seviyeleri artan anksiyete, depresyon ve beyin sisi gibi bilişsel sorunlarla ilişkilendirilmiştir. Ortaya çıkan araştırmalar, magnezyum takviyesinin hafif ila orta şiddette depresyon ve anksiyete bozukluklarının semptomlarını hafifletmeye yardımcı olabileceğini göstermektedir.Magnezyum, vücuttaki stres tepkisi için kritik öneme sahiptir.  Son olarak, magnezyum sinir sistemini sakinleştirmek ve daha iyi uykuyu teşvik etmek için hareket eder. Eksiklik genellikle düşük uyku kalitesi veya uykusuzluğa neden olur ve hem fiziksel hem de zihinsel durumlarda daha fazla bozulmaya katkıda bulunur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VwhL43aRJEq74DFAU1-gZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum ve kalp sağlığı arasındaki ilişki iyi belirlenmiştir; magnezyum kalp ritmini, kan basıncını ve damar tonusunu düzenler. Eksiklik hipertansiyon, aritmi ve kalp krizi riskinin artmasıyla ilişkilendirilmiştir. Çalışmalar, magnezyum takviyesinin kan basıncını düşürebileceğini ve kardiyovasküler durumu iyileştirebileceğini göstermektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ft0Y0eqeUEGE22aq6YzVoA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kas krampları ve spazmları magnezyum eksikliğinin klasik belirtileridir. Magnezyum, kas hücrelerindeki kalsiyum seviyelerini dengeleyerek kas kasılmasını ve gevşemesini düzenler. Yeterli magnezyum olmadığında, kalsiyum kas liflerini aşırı uyarır ve ağrılı kramplara ve spazmlara yol açar. Bu özellikle sporcularda ve yüksek fiziksel aktivite seviyelerine sahip bireylerde yaygındır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kVi5a_DraEGPSdd6PzCjvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum eksikliği migren patofizyolojisi ile ilişkilendirilmiştir. Magnezyum eksikliğinin kasları daralttığı bilinmektedirBeyindeki kan damarları migren ataklarına yol açar. Çalışmalar, magnezyum takviyelerinin migren sıklığını ve şiddetini azalttığını ve böylece daha geleneksel tedavilerin doğal bir alternatifi haline geldiğini bulmuştur.
Kalsiyum genellikle kemik sağlığı tartışmalarında manşetlere çıksa da, magnezyum da önemlidir. Magnezyum, kalsiyum ve D vitamini seviyelerini düzenleyerek kemik yoğunluğunun korunmasına yardımcı olur. Kronik eksiklik kemikleri zayıflatabilir ve özellikle yaşlı yetişkinlerde ve menopoz sonrası kadınlarda osteoporoz riskini artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iZRDJ30ogk2h5cLspZelCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum, glikoz metabolizması ve insülin düzenlemesi için önemlidir. Düşük magnezyum, tip 2 diyabetin öncüsü olan insülin direnciyle ilişkilendirilmiştir. Çeşitli çalışmalar, magnezyum takviyesinin insülin duyarlılığını iyileştirdiğini ve diyabetik hastalarda kan şekeri seviyelerini yönettiğini öne sürmüştür.Magnezyum eksikliği, kabızlık ve şişkinlik gibi gastrointestinal semptomlara yol açabilir. Magnezyum, bağırsak hareketlerine ve düzenliliğine yardımcı olan doğal bir kas gevşeticidir. Kronik eksiklik, irritabl bağırsak sendromu (IBS) gibi durumları kötüleştirebilir.Magnezyum, beyaz kan hücrelerinin aktivitesini etkileyerek ve iltihabı azaltarak sağlıklı bir bağışıklık sisteminin korunmasına yardımcı olur. Eksiklik bağışıklık fonksiyonunu tehlikeye atabilir ve vücudu enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı daha duyarlı hale getirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yY_LAWqMX0qglc3AU3Zqjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum eksikliğini teşhis etmek bazen zordur çünkü kandaki magnezyum seviyesi toplam vücut depolarını doğru bir şekilde yansıtmaz, çünkü magnezyumun sadece %1'i kan dolaşımında bulunur. Sağlık hizmeti sağlayıcıları magnezyum durumunu değerlendirmek için aşağıdaki yöntemleri kullanır:Kan testleri: Serum magnezyum seviyeleri genel bir bakış sağlar ancak hafif eksiklikleri tespit edemeyebilir.Kırmızı kan hücresi magnezyum testi: Bu test kırmızı kan hücrelerindeki magnezyum seviyelerini ölçer ve serum testlerinden daha doğrudur.Belirti değerlendirmesi: Belirtilerin kapsamlı bir değerlendirmesi olası magnezyum eksikliğini belirlemeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PwKYgc0PuUKTtiZs4vA-cg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum, diyete zengin gıda kaynakları dahil edilerek en iyi şekilde elde edilebilir.
Mükemmel magnezyum kaynakları ıspanak, badem, kabak çekirdeği, ayçiçeği çekirdeği, kinoa, esmer pirinç, yulaf gibi tam tahıllar; siyah fasulye, mercimek, nohut gibi baklagiller, muz, avokado gibi meyveler ve %70 veya daha fazla kakao içeriğine sahip bitter çikolatadır.
Magnezyum ihtiyaçlarını yalnızca diyetle karşılayamayan kişiler için takviye gerekebilir. Magnezyum takviyelerinin yaygın formları şunlardır:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UA7ywOunOE6otbZQgo1mKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum sitrat: İyi emilir ve genellikle kabızlığı hafifletmek için kullanılır.Magnezyum glisinat: Mideye naziktir ve kaygı ve uyku sorunlarını gidermek için idealdir.Magnezyum oksit: Daha az biyoyararlanımlıdır ancak kabızlığı tedavi etmek için etkilidir.Magnezyum klorür: Kolayca emilir ve genel takviye için uygundur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TG8kMI4LjkuhiPIRBXcp9A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uygun dozajı ve formu belirlemek için takviyeye başlamadan önce bir doktora danışın.Yaşam tarzındaki değişiklikler vücuttaki magnezyum seviyelerini korumaya yardımcı olabilir.
Kronik stresten kaynaklanan magnezyum eksikliğini azaltmak için yoga, meditasyon veya derin nefes alma gibi rahatlama tekniklerini uygulayın. Ağır alkol ve kafein alımı magnezyumla rekabet edebilir; bu nedenle alkol alımını azaltın. Hidrasyon, magnezyumun etkili bir şekilde emilmesine ve metabolizmasına yardımcı olur.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Diyabet kışın beyin felci riskini artırabilir mi? Tehlikeyi azaltmak için öneriler</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/diyabet-kisin-beyin-felci-riskini-artirabilir-mi-tehlikeyi-azaltmak-icin-oeneriler</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/diyabet-kisin-beyin-felci-riskini-artirabilir-mi-tehlikeyi-azaltmak-icin-oeneriler</guid>
<description><![CDATA[ Diyabetli hastalar, azalan aktivite, diyet değişiklikleri ve insülin direnci nedeniyle artan kan şekeri nedeniyle kışın daha yüksek felç riskleriyle karşı karşıyadır. Fiziksel aktivite, dengeli beslenme, düzenli izleme, sıvı alımı, stres yönetimi ve ilaçları ayarlama yoluyla uygun yönetim, bu riskleri azaltmak için çok önemlidir.Diyabetli hastalarda beyin felci riski genellikle kış mevsiminde daha yüksektir. Kış mevsimine girerken, diyabetli hastaların kan şekeri seviyelerini yönetmek için ekstra önlemler almaları gerekir. Soğuk hava, fiziksel aktivite, beslenme alışkanlıkları ve genel sağlık üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir. Azalan fiziksel aktivite, diyet değişiklikleri ve insülin direnci nedeniyle kan şekeri seviyeleri yükselir.Kontrol edilmeyen kan şekeri seviyeleri, sinir hasarı, böbrek hasarı ve kalp hastalığı ve felç riskinin artması gibi bir dizi sağlık sorununa yol açabilir.
Kontrol edilmeyen kan şekeri seviyeleri, diyabetli hastalarda felç riskini önemli ölçüde artırabilir.
Yüksek şeker seviyeleri zamanla kan damarlarına zarar vererek onları tıkanıklıklara veya yırtılmalara karşı daha duyarlı hale getirebilir ve bu da sonunda beyin felcine yol açabilir. Aşırı soğuk, diyabet hastaları üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir.İşte bazı olası etkiler:Kan şekeri seviyelerinin artması: Soğuk stresi, vücudun kortizol ve adrenalin gibi stres hormonlarını salgılamasına neden olabilir ve bu da kan şekeri seviyelerini yükseltebilir.Azalmış insülin duyarlılığı: Soğuk sıcaklıklar, vücudun hücrelerinin insüline daha az tepki vermesini sağlayarak kan şekeri seviyelerini kontrol etmeyi zorlaştırabilir.Hipoglisemi (düşük kan şekeri): Soğuk hava, kan damarlarının daralmasına neden olarak ekstremitelere kan akışını azaltabilir. Bu, hücrelere glikoz iletiminde azalmaya yol açarak hipoglisemi riskini artırabilir.Kan basıncı (BP) genellikle kışın yazdan daha yüksektirSoğuk hava, kan damarlarının daralmasına neden olur ve buna vazokonstriksiyon denir. Bu, kan damarlarındaki direnci artırarak kalbin daha sert pompalamasına ve kan basıncını yükseltmesine neden olur.Donma ve sinir hasarı: Diyabet hastaları, zayıf dolaşım ve sinir hasarı (nöropati) nedeniyle donmaya ve sinir hasarına daha yatkındır. İlaç ve ekipman sorunları: Aşırı soğuk, insülin pompalarının, glikoz ölçüm cihazlarının ve diğer diyabet ekipmanlarının performansını etkileyebilir. İnsülin gibi ilaçların da etkililiğini korumak için belirli sıcaklıklarda saklanması gerekebilir.Diyabetik ketoasidoz (DKA) riskinin artması: Soğuk stresi, diyabetin potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bir komplikasyonu olan DKA riskini artırabilen keton üretimine yol açabilir.Kış aylarında, diyabet hastaları birkaç faktör nedeniyle kan şekeri seviyelerinde değişiklikler yaşayabilir:Azalmış fiziksel aktivite: Soğuk hava, düzenli fiziksel aktiviteye girmeyi zorlaştırabilir, insülin duyarlılığında azalmaya ve kan şekeri seviyelerinde artışa yol açabilir.Yemek alışkanlıklarında değişiklikler: Kış, genellikle karbonhidrat ve şeker oranı yüksek, sıcak ve rahatlatıcı yiyeceklere olan isteği beraberinde getirir ve kan şekeri seviyelerinde artışa neden olur.Artan stres: Soğuk hava ve tatil sezonu stresli olabilir ve kan şekeri seviyelerini yükseltebilen kortizol seviyelerinde artışa yol açabilir. Kış aylarında kan şekeri seviyelerini yönetmek için diyabet hastaları aşağıdaki önlemleri alabilir:Fiziksel olarak aktif kalın: İnsülin duyarlılığını korumak için yoga veya koşu bandında yürüme gibi kapalı alanda fiziksel aktivitelerde bulunun.Dengeli bir diyet yapın: Sebzeler, meyveler, tam tahıllar, yağsız proteinler ve sağlıklı yağlar gibi tam, işlenmemiş gıdalara odaklanın.Kan şekeri seviyelerini izleyin: Hedef aralıkta olduklarından emin olmak için kan şekeri seviyelerini düzenli olarak kontrol edin.Susuz kalmayın: Susuz kalmamak ve kan şekeri seviyelerini düzenlemeye yardımcı olmak için bol su için.Stresle başa çıkın: Kortizol seviyelerini yönetmeye yardımcı olmak için meditasyon, derin nefes alma veya okuma gibi stres azaltıcı aktivitelerde bulunun.İlaç ve insülin dozlarını ayarlayın: Gerektiğinde ilaç ve insülin dozlarını ayarlamak için sağlık uzmanınıza danışın.Sıcak giyin ve kuru kalın: Vücut ısısını korumak için nefes alabilen kat kat giysiler giyin ve kuru kalın.Ayaklarınıza iyi bakın: Sıcak, su geçirmez ayakkabılar giyin ve ayaklarınızı ısıtmak için düzenli molalar verin. Soğuk hava acil durum planınız olsun: Aşırı soğuklara hazırlıklı olun ve acil bir durum olması durumunda bir planınız olsun.
Bu önlemleri alarak, diyabet hastaları kış aylarında felç ve diğer komplikasyon risklerini azaltabilirler.Kış mevsiminde kan şekeri seviyelerini yönetmek için kişiselleştirilmiş bir plan geliştirmek için bir sağlık hizmeti sağlayıcısıyla yakın bir şekilde çalışmak önemlidir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Sağlığınızla ilgili bir endişe varsa mutlaka uzmana danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MJxT9aaU2k-q8jHowIdjiQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Diyabet, kışın, beyin, felci, riskini, artırabilir, mi, Tehlikeyi, azaltmak, için, öneriler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MJxT9aaU2k-q8jHowIdjiQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Diyabet kışın beyin felci riskini artırabilir mi? Tehlikeyi azaltmak için öneriler"><p>Diyabetli hastalar, azalan aktivite, diyet değişiklikleri ve insülin direnci nedeniyle artan kan şekeri nedeniyle kışın daha yüksek felç riskleriyle karşı karşıyadır. Fiziksel aktivite, dengeli beslenme, düzenli izleme, sıvı alımı, stres yönetimi ve ilaçları ayarlama yoluyla uygun yönetim, bu riskleri azaltmak için çok önemlidir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ookmcu_JI0KTm4Xu4PVASw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyabetli hastalarda beyin felci riski genellikle kış mevsiminde daha yüksektir. Kış mevsimine girerken, diyabetli hastaların kan şekeri seviyelerini yönetmek için ekstra önlemler almaları gerekir. Soğuk hava, fiziksel aktivite, beslenme alışkanlıkları ve genel sağlık üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir. Azalan fiziksel aktivite, diyet değişiklikleri ve insülin direnci nedeniyle kan şekeri seviyeleri yükselir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dGdQrYsud0KnQXJIBP5oew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kontrol edilmeyen kan şekeri seviyeleri, sinir hasarı, böbrek hasarı ve kalp hastalığı ve felç riskinin artması gibi bir dizi sağlık sorununa yol açabilir.
Kontrol edilmeyen kan şekeri seviyeleri, diyabetli hastalarda felç riskini önemli ölçüde artırabilir.
Yüksek şeker seviyeleri zamanla kan damarlarına zarar vererek onları tıkanıklıklara veya yırtılmalara karşı daha duyarlı hale getirebilir ve bu da sonunda beyin felcine yol açabilir. Aşırı soğuk, diyabet hastaları üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sep99VOmNkmW9BS3yT3eUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte bazı olası etkiler:Kan şekeri seviyelerinin artması: Soğuk stresi, vücudun kortizol ve adrenalin gibi stres hormonlarını salgılamasına neden olabilir ve bu da kan şekeri seviyelerini yükseltebilir.Azalmış insülin duyarlılığı: Soğuk sıcaklıklar, vücudun hücrelerinin insüline daha az tepki vermesini sağlayarak kan şekeri seviyelerini kontrol etmeyi zorlaştırabilir.Hipoglisemi (düşük kan şekeri): Soğuk hava, kan damarlarının daralmasına neden olarak ekstremitelere kan akışını azaltabilir. Bu, hücrelere glikoz iletiminde azalmaya yol açarak hipoglisemi riskini artırabilir.Kan basıncı (BP) genellikle kışın yazdan daha yüksektir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_J9JqMXic0WoPV4PSoTuzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soğuk hava, kan damarlarının daralmasına neden olur ve buna vazokonstriksiyon denir. Bu, kan damarlarındaki direnci artırarak kalbin daha sert pompalamasına ve kan basıncını yükseltmesine neden olur.Donma ve sinir hasarı: Diyabet hastaları, zayıf dolaşım ve sinir hasarı (nöropati) nedeniyle donmaya ve sinir hasarına daha yatkındır. İlaç ve ekipman sorunları: Aşırı soğuk, insülin pompalarının, glikoz ölçüm cihazlarının ve diğer diyabet ekipmanlarının performansını etkileyebilir. İnsülin gibi ilaçların da etkililiğini korumak için belirli sıcaklıklarda saklanması gerekebilir.Diyabetik ketoasidoz (DKA) riskinin artması: Soğuk stresi, diyabetin potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bir komplikasyonu olan DKA riskini artırabilen keton üretimine yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G68NY1oFq0a9eVV2GJJl0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış aylarında, diyabet hastaları birkaç faktör nedeniyle kan şekeri seviyelerinde değişiklikler yaşayabilir:Azalmış fiziksel aktivite: Soğuk hava, düzenli fiziksel aktiviteye girmeyi zorlaştırabilir, insülin duyarlılığında azalmaya ve kan şekeri seviyelerinde artışa yol açabilir.Yemek alışkanlıklarında değişiklikler: Kış, genellikle karbonhidrat ve şeker oranı yüksek, sıcak ve rahatlatıcı yiyeceklere olan isteği beraberinde getirir ve kan şekeri seviyelerinde artışa neden olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4JQ2VLrFXEq7vg0Fi0XFLw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Artan stres: Soğuk hava ve tatil sezonu stresli olabilir ve kan şekeri seviyelerini yükseltebilen kortizol seviyelerinde artışa yol açabilir. Kış aylarında kan şekeri seviyelerini yönetmek için diyabet hastaları aşağıdaki önlemleri alabilir:Fiziksel olarak aktif kalın: İnsülin duyarlılığını korumak için yoga veya koşu bandında yürüme gibi kapalı alanda fiziksel aktivitelerde bulunun.Dengeli bir diyet yapın: Sebzeler, meyveler, tam tahıllar, yağsız proteinler ve sağlıklı yağlar gibi tam, işlenmemiş gıdalara odaklanın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IX2rJzUA3UO-Xcs1fjAq_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kan şekeri seviyelerini izleyin: Hedef aralıkta olduklarından emin olmak için kan şekeri seviyelerini düzenli olarak kontrol edin.Susuz kalmayın: Susuz kalmamak ve kan şekeri seviyelerini düzenlemeye yardımcı olmak için bol su için.Stresle başa çıkın: Kortizol seviyelerini yönetmeye yardımcı olmak için meditasyon, derin nefes alma veya okuma gibi stres azaltıcı aktivitelerde bulunun.İlaç ve insülin dozlarını ayarlayın: Gerektiğinde ilaç ve insülin dozlarını ayarlamak için sağlık uzmanınıza danışın.Sıcak giyin ve kuru kalın: Vücut ısısını korumak için nefes alabilen kat kat giysiler giyin ve kuru kalın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TG2VnL0vpU2t9NmM4glOKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayaklarınıza iyi bakın: Sıcak, su geçirmez ayakkabılar giyin ve ayaklarınızı ısıtmak için düzenli molalar verin. Soğuk hava acil durum planınız olsun: Aşırı soğuklara hazırlıklı olun ve acil bir durum olması durumunda bir planınız olsun.
Bu önlemleri alarak, diyabet hastaları kış aylarında felç ve diğer komplikasyon risklerini azaltabilirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GVakTeqVZECASrfqoTSl2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış mevsiminde kan şekeri seviyelerini yönetmek için kişiselleştirilmiş bir plan geliştirmek için bir sağlık hizmeti sağlayıcısıyla yakın bir şekilde çalışmak önemlidir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Sağlığınızla ilgili bir endişe varsa mutlaka uzmana danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Vücudun olmazsa olmazı 6 vitamin: Özellikle kışın sağlığı desteklemek gerekiyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/vucudun-olmazsa-olmazi-6-vitamin-ozellikle-kisin-sagligi-desteklemek-gerekiyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/vucudun-olmazsa-olmazi-6-vitamin-ozellikle-kisin-sagligi-desteklemek-gerekiyor</guid>
<description><![CDATA[ Kış aylarında dengeli bir diyet ve takviyeler bağışıklığı artırır ve mevsimsel sağlık sorunlarının üstesinden gelir. Temel takviyeler arasında C, D Vitamini, Omega-3, Demir, Probiyotikler ve K2 Vitamini bulunur ve gelişmiş enerji, cilt sağlığı ve zihinsel sağlık gibi faydalar sağlar. Olumsuz etkilerden kaçınmak için takviye ürünleri kullanmadan önce mutlaka bir uzmana danışmalısınız. Peki, vücut için olmazsa olmaz vitamin takviyeleri neler?Kış mevsiminde soğuk havaların etkisiyle bağışıklık sisteminiz hızlı bir şekilde düşebilir. Aynı zamanda vücutta soğuk algınlığı ve öksürüğe daha yatkın hale getirdiği için ekstra stres ve gerginlik de getirir. Bununla birlikte, sağlıklı ve dengeli bir diyet, düzenli egzersiz, güneş ışığına maruz kalma ve takviye alımı bağışıklığı artırabilir ve kışla ilgili sağlık sorunlarının üstesinden gelebilir.Takviye vitaminler sadece kemik ve kalp sağlığını iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda görmeyi de iyileştirir ve sindirimi önemli ölçüde artırır. Peki, neden takviyelere ihtiyacınız var?Beslenme eksikliğini yenmek: Her zaman öyle olmayabilecek, dikkatlice hazırlanmış dengeli bir diyet tükettiğinizi düşünebilirsiniz. Diyet takviyelerinin alımı günlük öğünlerimizdeki açığı kapatır ve bağışıklığımız ve refahımız için ekstra bir güç sağlarGelişmiş enerji seviyeleri: Düzenli egzersiz ve fiziksel aktiviteler formda kalmamızı ve enerji seviyelerimizi iyileştirmemizi sağlayan harika bir yoldur. Kış diyetine magnezyum gibi diyet takviyeleri eklemek enerji seviyelerini daha da yüksek tutmak için ek bir faydadırRuh halini iyileştiriciler: D vitamini gibi diyet takviyeleri, ruh halini iyileştirici olarak hareket ettikleri ve zihni ve kalbi pozitif tutmaya yardımcı oldukları için kaygı ve depresyon duyguları gibi mevsimsel sıkıntıları yenmeye yardımcı olurCilt ve saç sağlığı: Yaşlanmayı yenmeyi ve parlak saçlara sahip olmayı umuyorsanız, Omega-3 gibi takviyeler eklemek bu yönde doğru bir adımdır.C Vitamini:C Vitamini vücudu sıcak tutma özelliğine sahiptir, çünkü bu sadece kırışıklıklar, ince çizgiler ve hatta güneş lekeleri gibi yaşlanma belirtilerini yenme özelliğine sahip olmakla kalmaz, aynı zamanda daha genç bir görünüme yol açan kolajen üretimini de sağlar.
C Vitamini ayrıca bağışıklığı güçlendirir ve vücudun boğaz ağrısı ve soğuk algınlığı gibi mevsimsel alerjilerle savaşmasına yardımcı olur, ayrıca kış aylarında grip ve mevsimsel viral enfeksiyonlarla savaşır.D Vitamini: Kışın güneş ışığı azdır ve kışın hızlı bir öğleden sonra yürüyüşü yapmak veya güneşte güneşlenmek her zaman mümkün değildir. Güneşte kemikleri daha sağlam ve güçlü yapan D Vitamini bulunur. Temel olduğundan, D Vitamini -D2 ve D3 takviyeleri kandaki vitamini artırırOmega 3 Yağ Asitleri: Sinir sistemini ve bilişsel sağlığı korumanın yanı sıra, Omega 3 yağ asitleri kardiyovasküler sağlık için iyi haber demektir ve ayrıca felç olasılığını azaltır.
Omega-3 yağ asitleri ayrıca göz dejenerasyonunu önler, daha iyi bir uyku döngüsü oluşturmaya yardımcı olur, iltihabı önler, karaciğer yağını azaltır ve ayrıca kaygı sorunlarıyla mücadelede yardımcı olur. Bazı çalışmalar ayrıca omega 3 yağ asidinin daha iyi bir zihinsel refah duygusunu desteklediğine inanmaktadır.Demir: İnsan vücudunda kırmızı kan hücreleri üretmek için demir gereklidir. Bu takviyeler, maksimum emilimi teşvik etmek için en iyi şekilde aç karnına alınır. Demir eksikliği genellikle anemi, mide sorunları, bağırsak hastalıkları, yanıklar ve hatta kanama sorunları gibi durumlara yol açarProbiyotikler: Probiyotikler, iyi bağırsak sağlığını korumak için harikadır ve insan vücudunun genel bağışıklığını artırmada harikadır. Probiyotik takviyeleri ayrıca kiloyu korumaya yardımcı olur ve cilt sağlığı için güçlü destek sağlar. Probiyotikler ayrıca iltihabı azaltmada kritik bir rol oynar.K2 Vitamini: K2 Vitamini takviyesi, vücudun kalsiyum seviyesini, kan pıhtılaşma sistemini kontrol altında tutar. Ayrıca daha güçlü kemikler oluşturmaktan ve atardamarları sağlıklı tutmaktan sorumludur.
Ayrıca magnezyum takviyeleri, vücuttaki 300&#039;den fazla biyokimyasal reaksiyondaki rolleri nedeniyle sayısız sağlık faydası sunar, çünkü magnezyum bilişsel işlevi artırır, krampları hafifletir ve genel canlılığı ve refahı korumaya yardımcı olur.
Ayrıca kas ve sinir fonksiyonunu destekler, uykuyu iyileştirir, stresi azaltır, enerjiyi artırır ve kalp ve kemik sağlığını destekler. Sindirime yardımcı olur, kan şekerini düzenler ve iltihapla savaşır.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ezYPfswHFEGeTH2eChTzmw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:15:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vücudun, olmazsa, olmazı, vitamin:, Özellikle, kışın, sağlığı, desteklemek, gerekiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ezYPfswHFEGeTH2eChTzmw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Vücudun olmazsa olmazı 6 vitamin: Özellikle kışın sağlığı desteklemek gerekiyor"><p>Kış aylarında dengeli bir diyet ve takviyeler bağışıklığı artırır ve mevsimsel sağlık sorunlarının üstesinden gelir. Temel takviyeler arasında C, D Vitamini, Omega-3, Demir, Probiyotikler ve K2 Vitamini bulunur ve gelişmiş enerji, cilt sağlığı ve zihinsel sağlık gibi faydalar sağlar. Olumsuz etkilerden kaçınmak için takviye ürünleri kullanmadan önce mutlaka bir uzmana danışmalısınız. Peki, vücut için olmazsa olmaz vitamin takviyeleri neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7mGoMgC2KUevci7RgCDijA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış mevsiminde soğuk havaların etkisiyle bağışıklık sisteminiz hızlı bir şekilde düşebilir. Aynı zamanda vücutta soğuk algınlığı ve öksürüğe daha yatkın hale getirdiği için ekstra stres ve gerginlik de getirir. Bununla birlikte, sağlıklı ve dengeli bir diyet, düzenli egzersiz, güneş ışığına maruz kalma ve takviye alımı bağışıklığı artırabilir ve kışla ilgili sağlık sorunlarının üstesinden gelebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MUxr9iPsm0aPP_ARHZkejg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Takviye vitaminler sadece kemik ve kalp sağlığını iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda görmeyi de iyileştirir ve sindirimi önemli ölçüde artırır. Peki, neden takviyelere ihtiyacınız var?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j3upXuP_NkWxjlgkZ7MAPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme eksikliğini yenmek: Her zaman öyle olmayabilecek, dikkatlice hazırlanmış dengeli bir diyet tükettiğinizi düşünebilirsiniz. Diyet takviyelerinin alımı günlük öğünlerimizdeki açığı kapatır ve bağışıklığımız ve refahımız için ekstra bir güç sağlar</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d-t72i5vbkKjxKT9qr8hWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gelişmiş enerji seviyeleri: Düzenli egzersiz ve fiziksel aktiviteler formda kalmamızı ve enerji seviyelerimizi iyileştirmemizi sağlayan harika bir yoldur. Kış diyetine magnezyum gibi diyet takviyeleri eklemek enerji seviyelerini daha da yüksek tutmak için ek bir faydadır</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Yk56Pihj4km1Ynn01MI9DQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ruh halini iyileştiriciler: D vitamini gibi diyet takviyeleri, ruh halini iyileştirici olarak hareket ettikleri ve zihni ve kalbi pozitif tutmaya yardımcı oldukları için kaygı ve depresyon duyguları gibi mevsimsel sıkıntıları yenmeye yardımcı olurCilt ve saç sağlığı: Yaşlanmayı yenmeyi ve parlak saçlara sahip olmayı umuyorsanız, Omega-3 gibi takviyeler eklemek bu yönde doğru bir adımdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zU9loG5L-0eoX20ZW0nYeQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>C Vitamini:C Vitamini vücudu sıcak tutma özelliğine sahiptir, çünkü bu sadece kırışıklıklar, ince çizgiler ve hatta güneş lekeleri gibi yaşlanma belirtilerini yenme özelliğine sahip olmakla kalmaz, aynı zamanda daha genç bir görünüme yol açan kolajen üretimini de sağlar.
C Vitamini ayrıca bağışıklığı güçlendirir ve vücudun boğaz ağrısı ve soğuk algınlığı gibi mevsimsel alerjilerle savaşmasına yardımcı olur, ayrıca kış aylarında grip ve mevsimsel viral enfeksiyonlarla savaşır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7hkRpIfH1UG5QA2EkE_fOw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>D Vitamini: Kışın güneş ışığı azdır ve kışın hızlı bir öğleden sonra yürüyüşü yapmak veya güneşte güneşlenmek her zaman mümkün değildir. Güneşte kemikleri daha sağlam ve güçlü yapan D Vitamini bulunur. Temel olduğundan, D Vitamini -D2 ve D3 takviyeleri kandaki vitamini artırır</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H_583xkqcUy-BlB1wJZdxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Omega 3 Yağ Asitleri: Sinir sistemini ve bilişsel sağlığı korumanın yanı sıra, Omega 3 yağ asitleri kardiyovasküler sağlık için iyi haber demektir ve ayrıca felç olasılığını azaltır.
Omega-3 yağ asitleri ayrıca göz dejenerasyonunu önler, daha iyi bir uyku döngüsü oluşturmaya yardımcı olur, iltihabı önler, karaciğer yağını azaltır ve ayrıca kaygı sorunlarıyla mücadelede yardımcı olur. Bazı çalışmalar ayrıca omega 3 yağ asidinin daha iyi bir zihinsel refah duygusunu desteklediğine inanmaktadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g3TwNBmKJES3MkGEZw1anA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demir: İnsan vücudunda kırmızı kan hücreleri üretmek için demir gereklidir. Bu takviyeler, maksimum emilimi teşvik etmek için en iyi şekilde aç karnına alınır. Demir eksikliği genellikle anemi, mide sorunları, bağırsak hastalıkları, yanıklar ve hatta kanama sorunları gibi durumlara yol açarProbiyotikler: Probiyotikler, iyi bağırsak sağlığını korumak için harikadır ve insan vücudunun genel bağışıklığını artırmada harikadır. Probiyotik takviyeleri ayrıca kiloyu korumaya yardımcı olur ve cilt sağlığı için güçlü destek sağlar. Probiyotikler ayrıca iltihabı azaltmada kritik bir rol oynar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SwAdj-JX50iw57CUdIMQIA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>K2 Vitamini: K2 Vitamini takviyesi, vücudun kalsiyum seviyesini, kan pıhtılaşma sistemini kontrol altında tutar. Ayrıca daha güçlü kemikler oluşturmaktan ve atardamarları sağlıklı tutmaktan sorumludur.
Ayrıca magnezyum takviyeleri, vücuttaki 300'den fazla biyokimyasal reaksiyondaki rolleri nedeniyle sayısız sağlık faydası sunar, çünkü magnezyum bilişsel işlevi artırır, krampları hafifletir ve genel canlılığı ve refahı korumaya yardımcı olur.
Ayrıca kas ve sinir fonksiyonunu destekler, uykuyu iyileştirir, stresi azaltır, enerjiyi artırır ve kalp ve kemik sağlığını destekler. Sindirime yardımcı olur, kan şekerini düzenler ve iltihapla savaşır.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İstanbul&amp;apos;da özel hastanelere 3 bini aşkın olağandışı denetim! 70 milyon lira ceza kesildi</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/istanbulda-oezel-hastanelere-3-bini-askin-olagandisi-denetim-70-milyon-lira-ceza-kesildi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/istanbulda-oezel-hastanelere-3-bini-askin-olagandisi-denetim-70-milyon-lira-ceza-kesildi</guid>
<description><![CDATA[ İstanbul&#039;daki özel sağlık kuruluşlarına 3 binden fazla olağan dışı denetim yapıldı. 2024 yılında yapılan denetimlerde 70 milyon liradan fazla ceza kesildiğini söyleyen İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner, &quot;Bu cezaların 27 milyon lirası yoğun bakımlar özelinde.&quot; dedi.İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner, yaptığı açıklamada, kentte tüm sağlık hizmetlerinin özel-kamu ayrımı yapılmadan beraber verildiğini söyledi.  İstanbul&#039;un sağlık sisteminin, Türkiye&#039;de sağlıkta dönüşümden sonra tüm dünyaya örnek olduğunu belirten Güner, pandemi döneminde İstanbul&#039;daki sağlık sisteminin bunu herkese kanıtladığını ifade etti.  Güner, İstanbul&#039;da sağlık hizmetinin devamlılığını ve kalitesini yüksek tutmak için denetimler yaptıklarını vurgulayarak, &quot;İstanbul&#039;da özel sağlık kuruluşlarına olağan ile olağan dışı denetimlerimiz var. Olağan denetimlerimiz daha çok ruhsat esaslı, mevcut kaliteyi, fiziki ortamı, personel durumunu yakından takip etmek için yaptığımız denetimler. Bir de burada kaliteyi baltalayacak, mevcut bizim sunduğumuz hizmeti aşağı doğru çekecek olan uygulamalara yönelik habersiz yaptığımız denetimler var.&quot; ifadelerini kullandı.  &quot;3 BİN 400 OLAĞANDIŞI DENETİM YAPTIK&quot;  İstanbul&#039;da 2024 yılında yaklaşık 3 bin 400 olağan dışı denetim yaptıklarını söyleyen Doç. Dr. Güner, &quot;Yaptığımız denetimlerde 70 milyon liradan fazla ceza kesmiş durumdayız. Bu cezaların 27 milyon lirası yoğun bakımlar özelinde.&quot; diye konuştu.  &quot;DENETİMLERDE &#039;ÇİFT KÖR&#039; UYGULAMALARI YAPIYORUZ&quot;  Doç. Dr. Güner, vatandaşların sağlık hizmetleri konusunda içlerinin rahat olmasını isteyerek, &quot;En ufak bir olumsuzlukta vatandaşımızın bize şifahen olsun, bizim kendi denetimlerimizde olsun veya CİMER üzerinden her türlü şikayetleri, her türlü geri bildirimleri değerlendiriyoruz.&quot; dedi.  Özel sağlık kuruluşlarına yapılan denetimlerde, mevcut denetimin de kalitesini artırmak için &quot;çift kör&quot; uygulamaları yaptıklarının altını çizen Güner, sözlerini şöyle sürdürdü:  &quot;Sayın Bakanımızın İstanbul&#039;daki müdürlüğü zamanından başlayan bir uygulama bu. Şu anda İstanbul&#039;da bir denetim yapıldığında, toplu büyük denetimler yapıyoruz ve bütün sağlık hizmeti sunucularına aynı anda denetim yapmak istiyoruz. Çift kör uygulamasında hem denetlenenin haberi yok hem de denetleyenin hangi kurumu gidip denetleyeceğinden haberi yok. Denetlenecek yerler kapalı zarfta, şifreli mesajlarla beraber bizim denetim ekiplerimize iletiliyor.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-Tv83-rGG02RV_xBlD5flw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İstanbulda, özel, hastanelere, bini, aşkın, olağandışı, denetim, milyon, lira, ceza, kesildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-Tv83-rGG02RV_xBlD5flw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İstanbul'da özel hastanelere 3 bini aşkın olağandışı denetim! 70 milyon lira ceza kesildi"><p>İstanbul'daki özel sağlık kuruluşlarına 3 binden fazla olağan dışı denetim yapıldı. 2024 yılında yapılan denetimlerde 70 milyon liradan fazla ceza kesildiğini söyleyen İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner, "Bu cezaların 27 milyon lirası yoğun bakımlar özelinde." dedi.</p>İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner, yaptığı açıklamada, kentte tüm sağlık hizmetlerinin özel-kamu ayrımı yapılmadan beraber verildiğini söyledi.  İstanbul'un sağlık sisteminin, Türkiye'de sağlıkta dönüşümden sonra tüm dünyaya örnek olduğunu belirten Güner, pandemi döneminde İstanbul'daki sağlık sisteminin bunu herkese kanıtladığını ifade etti.  Güner, İstanbul'da sağlık hizmetinin devamlılığını ve kalitesini yüksek tutmak için denetimler yaptıklarını vurgulayarak, "İstanbul'da özel sağlık kuruluşlarına olağan ile olağan dışı denetimlerimiz var. Olağan denetimlerimiz daha çok ruhsat esaslı, mevcut kaliteyi, fiziki ortamı, personel durumunu yakından takip etmek için yaptığımız denetimler. Bir de burada kaliteyi baltalayacak, mevcut bizim sunduğumuz hizmeti aşağı doğru çekecek olan uygulamalara yönelik habersiz yaptığımız denetimler var." ifadelerini kullandı.  <strong>"3 BİN 400 OLAĞANDIŞI DENETİM YAPTIK"</strong>  İstanbul'da 2024 yılında yaklaşık 3 bin 400 olağan dışı denetim yaptıklarını söyleyen Doç. Dr. Güner, "Yaptığımız denetimlerde 70 milyon liradan fazla ceza kesmiş durumdayız. Bu cezaların 27 milyon lirası yoğun bakımlar özelinde." diye konuştu.  <strong>"DENETİMLERDE 'ÇİFT KÖR' UYGULAMALARI YAPIYORUZ"</strong>  Doç. Dr. Güner, vatandaşların sağlık hizmetleri konusunda içlerinin rahat olmasını isteyerek, "En ufak bir olumsuzlukta vatandaşımızın bize şifahen olsun, bizim kendi denetimlerimizde olsun veya CİMER üzerinden her türlü şikayetleri, her türlü geri bildirimleri değerlendiriyoruz." dedi.  Özel sağlık kuruluşlarına yapılan denetimlerde, mevcut denetimin de kalitesini artırmak için "çift kör" uygulamaları yaptıklarının altını çizen Güner, sözlerini şöyle sürdürdü:  "Sayın Bakanımızın İstanbul'daki müdürlüğü zamanından başlayan bir uygulama bu. Şu anda İstanbul'da bir denetim yapıldığında, toplu büyük denetimler yapıyoruz ve bütün sağlık hizmeti sunucularına aynı anda denetim yapmak istiyoruz. Çift kör uygulamasında hem denetlenenin haberi yok hem de denetleyenin hangi kurumu gidip denetleyeceğinden haberi yok. Denetlenecek yerler kapalı zarfta, şifreli mesajlarla beraber bizim denetim ekiplerimize iletiliyor."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Her gün 1 kaşık pekmez yiyince ne olur? 5 faydası var ama yüksek şeker içeriyor</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/her-gun-1-kasik-pekmez-yiyince-ne-olur-5-faydasi-var-ama-yuksek-seker-iceriyor</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/her-gun-1-kasik-pekmez-yiyince-ne-olur-5-faydasi-var-ama-yuksek-seker-iceriyor</guid>
<description><![CDATA[ Kış mevsimi geldiğinde genellikle sıklıkla tüketilen ve enerji verici etkisiyle vücudu sıcak tutan pekmez her gün bir kaşık tüketildiğinde ne olur? Pekmez; vitamin ve mineral deposu olarak bilinir ve bağışıklık güçlendirici etkisiyle soğuk algınlığı riskini de azaltır. İşte her gün 1 kaşık pekmez tüketmenin etkisi.Bağışıklığı güçlendiren ve kansızlığa iyi gelen pekmez, zengin besin değeriyle dikkat çekiyor.PEKMEZİN BESİN DEĞERİKalori:58Yağ: 0 gSodyum: 7.4 mgKarbonhidratlar: 15 gLif: 0 gŞekerler: 15 gProtein: 0 gMagnezyum: %12Demir: %5Kalsiyum: %3Potasyum: %6Sindirim sistemini düzenleyen, kansızlığa iyi gelen, vücuda enerji veren pekmezin daha pek çok faydası bulunuyor. Bunlarla birlikte saç sağlığı konusunda da etkili olan pekmez, adet döneminde kan kaybeden kadınların demir seviyesini yükseltmesini de sağlar.Ancak içeriğindeki fazla şeker nedeniyle pekmezin dikkatli tüketilmesi gerekiyor. Özellikle de diyabet hastalarının pekmez tüketmeden önce bir uzmanada danışmaları gerekiyor.Başta dut pekmezi olmak üzere andız, keçiboynuzu, üzüm, harnup ve karadut pekmezi olmak üzere pekmezin sık tüketilen çeşitleri vardır. Genellikle üzüm pekmezi en sık tercih edilen pekmez türleri arasında yer alır.Vücuda faydalarıyla bilinen pekmez her gün 1 kaşık tüketilirse vücudunuzda neler olur? İşte pekmez tüketmenin etkisi.Pekmez, çok iyi bir kan yapıcıdır. Demir eksikliği olanların, günde 1 kaşık pekmez içmesinde fayda var. Özellikle keçi boynuzu pekmezi kansızlık için çok etkili.İçerdiği yüksek demir sayesinde özellikle kansızlığın yaygın görülen bir türü olan demir eksikliği anemisinde tüketilmesi önerilen pekmezin kırmızı kan hücrelerinin üretimini destekleme gücü söz konusudur.Testosteron salgısını artırıcı etki gösteren pekmezin düzenli tüketimi üreme fonksiyonunun ve cinsel performansın iyileştirilmesine olumlu katkısı söz konusudur.Düzenli olarak bir çorba kaşığı pekmez tüketerek kalsiyum ve çinko eksikliğini giderebilir, bunun neticesinde osteoporoz riskini ve etkilerini azaltabilirsiniz.Her gün içeceğiniz 1 kaşık pekmez, potasyum kaynağı olduğu için kan basıncınızı destekleyecek ve kalp sağlığınızı da koruyacak. Yapılan araştırmalarda, pekmezin iyi huylu kolesterol olan HDL&#039;ye de iyi geldiği gösterilmiş.Her gün 1 yemek kaşığı pekmez içmek kansızlığa iyi gelir, enerjini düşükse yükseltir, kalp sağlığınızı korur ve cinsel performansınızı artırabilir.Rafine şeker konusunda iyi bir örnek olan pekmez, özellikle diyabet hastalarının dikkatli tüketmesi gereken bir besindir. Yüksek şeker içeriği nedeniyle fazla tüketilmesi diyabet hastalarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca pekmez dışkı sorunlarıyla birlikte ishale de sebebiyet verebilir.İrritabl bağırsak sendromu veya diğer sindirim problemleri yaşayan kişiler de pekmezi tüketirken dikkatli olmalıdır.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8NKC8I93jUi0pGnOLe102w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Her, gün, kaşık, pekmez, yiyince, olur, faydası, var, ama, yüksek, şeker, içeriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8NKC8I93jUi0pGnOLe102w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Her gün 1 kaşık pekmez yiyince ne olur? 5 faydası var ama yüksek şeker içeriyor"><p>Kış mevsimi geldiğinde genellikle sıklıkla tüketilen ve enerji verici etkisiyle vücudu sıcak tutan pekmez her gün bir kaşık tüketildiğinde ne olur? Pekmez; vitamin ve mineral deposu olarak bilinir ve bağışıklık güçlendirici etkisiyle soğuk algınlığı riskini de azaltır. İşte her gün 1 kaşık pekmez tüketmenin etkisi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xn9qJUVOaUSX8q3SRnF2LA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bağışıklığı güçlendiren ve kansızlığa iyi gelen pekmez, zengin besin değeriyle dikkat çekiyor.PEKMEZİN BESİN DEĞERİKalori:58Yağ: 0 gSodyum: 7.4 mgKarbonhidratlar: 15 gLif: 0 gŞekerler: 15 gProtein: 0 gMagnezyum: %12Demir: %5Kalsiyum: %3Potasyum: %6</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t8v91ZGtv0-251p-gJTaVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sindirim sistemini düzenleyen, kansızlığa iyi gelen, vücuda enerji veren pekmezin daha pek çok faydası bulunuyor. Bunlarla birlikte saç sağlığı konusunda da etkili olan pekmez, adet döneminde kan kaybeden kadınların demir seviyesini yükseltmesini de sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dJ24wsnMTEa63Oh0ZKpTCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak içeriğindeki fazla şeker nedeniyle pekmezin dikkatli tüketilmesi gerekiyor. Özellikle de diyabet hastalarının pekmez tüketmeden önce bir uzmanada danışmaları gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Kse1_vQrVE-vcuwGB6ddhQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Başta dut pekmezi olmak üzere andız, keçiboynuzu, üzüm, harnup ve karadut pekmezi olmak üzere pekmezin sık tüketilen çeşitleri vardır. Genellikle üzüm pekmezi en sık tercih edilen pekmez türleri arasında yer alır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OmnbP-f1l02e3K-okiOhGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücuda faydalarıyla bilinen pekmez her gün 1 kaşık tüketilirse vücudunuzda neler olur? İşte pekmez tüketmenin etkisi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2l94GvDSW0WDdKYmcKyYew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pekmez, çok iyi bir kan yapıcıdır. Demir eksikliği olanların, günde 1 kaşık pekmez içmesinde fayda var. Özellikle keçi boynuzu pekmezi kansızlık için çok etkili.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pth02RBE0UaIGxB8W2MXXA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İçerdiği yüksek demir sayesinde özellikle kansızlığın yaygın görülen bir türü olan demir eksikliği anemisinde tüketilmesi önerilen pekmezin kırmızı kan hücrelerinin üretimini destekleme gücü söz konusudur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G3SJLhiP0EmAtM8S4IogTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Testosteron salgısını artırıcı etki gösteren pekmezin düzenli tüketimi üreme fonksiyonunun ve cinsel performansın iyileştirilmesine olumlu katkısı söz konusudur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7JeXmfgyOUufLBGlZJmEkg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düzenli olarak bir çorba kaşığı pekmez tüketerek kalsiyum ve çinko eksikliğini giderebilir, bunun neticesinde osteoporoz riskini ve etkilerini azaltabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lpycXNu060mLWGZfB_Q6MA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her gün içeceğiniz 1 kaşık pekmez, potasyum kaynağı olduğu için kan basıncınızı destekleyecek ve kalp sağlığınızı da koruyacak. Yapılan araştırmalarda, pekmezin iyi huylu kolesterol olan HDL'ye de iyi geldiği gösterilmiş.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sA5Kqn4FKkKDNDTgo5fc_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her gün 1 yemek kaşığı pekmez içmek kansızlığa iyi gelir, enerjini düşükse yükseltir, kalp sağlığınızı korur ve cinsel performansınızı artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h4KqheT0EkmbxPV3yAxINw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rafine şeker konusunda iyi bir örnek olan pekmez, özellikle diyabet hastalarının dikkatli tüketmesi gereken bir besindir. Yüksek şeker içeriği nedeniyle fazla tüketilmesi diyabet hastalarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca pekmez dışkı sorunlarıyla birlikte ishale de sebebiyet verebilir.İrritabl bağırsak sendromu veya diğer sindirim problemleri yaşayan kişiler de pekmezi tüketirken dikkatli olmalıdır.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mevsimsel değişiklikler sindirim sistemi üzerindeki etkisi: Kabızlık ve şişkinliğe neden olabilir</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/mevsimsel-degisiklikler-sindirim-sistemi-uzerindeki-etkisi-kabizlik-ve-siskinlige-neden-olabilir</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/mevsimsel-degisiklikler-sindirim-sistemi-uzerindeki-etkisi-kabizlik-ve-siskinlige-neden-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Mevsimsel değişiklikler, sıcaklık farkları, beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzı kalıpları yoluyla sindirimi etkiler; yaz aylarında sıcaklıkla ilgili sindirim sorunları yaşanırken kış aylarında ağır yiyecekler nedeniyle sindirim yavaşlar. İlkbahar alerjileri ve sonbaharda lif alımı ayarlamaları da sindirimi etkiler. Sıvı alımı, dengeli beslenme ve düzenli egzersiz, yıl boyunca sindirim sağlığını korumak için çok önemlidir.Mevsimsel değişiklikler, sıcaklık farkları, beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzı kalıpları nedeniyle sindirimi etkileyebilir. Yaz aylarında sıcaklık ve susuzluk sindirim rahatsızlığına, kabızlığa ve ağız kuruluğuna yol açabilir.   Ayrıca piknik ve barbekü gibi açık hava etkinlikleri gıda kaynaklı sağlık sorunları riskini artırır. Bu sorunlarla mücadele etmek için susuz kalmamak, serinletici yiyecekler tüketmek ve yiyecekleri işlerken uygun hijyeni sağlamak önemlidir.  Kışın soğuk hava sindirimi yavaşlatır. Bu, ağır, kalorisi yüksek yiyeceklerin tüketimiyle birleştiğinde genellikle kabızlık ve şişkinliğe neden olur. Dahası, bu mevsimde az su alımı susuzluğu ve sindirim sorunlarını kötüleştirebilir.DENGELİ BİR BESLENMEYİ SÜRDÜRÜN Sıcak içecekler, mevsim meyveleri ve hafif egzersizler kışın sindirim sağlığını korumaya yardımcı olabilir. İlkbahar genellikle ishal, kramplar ve şişkinlik gibi sindirim semptomlarını tetikleyebilecek alerjileri beraberinde getirir. Vücudun bu mevsimdeki doğal detoks süreci de rahatsızlığa neden olabilir. Dengeli bir diyet sürdürmek ve alerjenlerden kaçınmak bu etkileri azaltmaya yardımcı olabilir.Hasat mevsimi olan sonbahar, insanların daha fazla taze ürün tüketmesiyle lif alımında ani bir artışa neden olur. Lif iyi sindirim için gerekli olsa da, ani bir diyet değişikliği şişkinliğe, gaza ve mide kramplarına yol açabilir. Diyet değişikliklerine kademeli olarak uyum sağlamak ve probiyotik açısından zengin yiyecekleri dahil etmek geçişi kolaylaştırabilir.SİNDİRİM SİSTEMİ NASIL KORUNUR?  Sindirim sağlığını yıl boyunca korumak için bazı genel uygulamaları benimsemek önemlidir. Bol su içmek, mevsimlik yiyecekler yemek, dengeli bir diyet uygulamak ve düzenli egzersiz yapmak sindirimi optimize etmeye yardımcı olabilir. Ayrıca yoga, meditasyon ve derin nefes egzersizleri gibi stres yönetimi teknikleri, mevsimsel değişikliklerin neden olduğu sindirim rahatsızlığını azaltmada önemli bir rol oynar. Mevsimsel değişikliklere uyum sağlamak, yıl boyunca sağlıklı bir sindirim sistemi sağlayabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xRMkeKTro0SRZ1tbnX7D_Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mevsimsel, değişiklikler, sindirim, sistemi, üzerindeki, etkisi:, Kabızlık, şişkinliğe, neden, olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xRMkeKTro0SRZ1tbnX7D_Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Mevsimsel değişiklikler sindirim sistemi üzerindeki etkisi: Kabızlık ve şişkinliğe neden olabilir"><p>Mevsimsel değişiklikler, sıcaklık farkları, beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzı kalıpları yoluyla sindirimi etkiler; yaz aylarında sıcaklıkla ilgili sindirim sorunları yaşanırken kış aylarında ağır yiyecekler nedeniyle sindirim yavaşlar. İlkbahar alerjileri ve sonbaharda lif alımı ayarlamaları da sindirimi etkiler. Sıvı alımı, dengeli beslenme ve düzenli egzersiz, yıl boyunca sindirim sağlığını korumak için çok önemlidir.</p><p>Mevsimsel değişiklikler, sıcaklık farkları, beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzı kalıpları nedeniyle sindirimi etkileyebilir. Yaz aylarında sıcaklık ve susuzluk sindirim rahatsızlığına, kabızlığa ve ağız kuruluğuna yol açabilir.   Ayrıca piknik ve barbekü gibi açık hava etkinlikleri gıda kaynaklı sağlık sorunları riskini artırır. Bu sorunlarla mücadele etmek için susuz kalmamak, serinletici yiyecekler tüketmek ve yiyecekleri işlerken uygun hijyeni sağlamak önemlidir.  Kışın soğuk hava sindirimi yavaşlatır. Bu, ağır, kalorisi yüksek yiyeceklerin tüketimiyle birleştiğinde genellikle kabızlık ve şişkinliğe neden olur. Dahası, bu mevsimde az su alımı susuzluğu ve sindirim sorunlarını kötüleştirebilir.</p><p><strong>DENGELİ BİR BESLENMEYİ SÜRDÜRÜN</strong></p><p> </p><p>Sıcak içecekler, mevsim meyveleri ve hafif egzersizler kışın sindirim sağlığını korumaya yardımcı olabilir. İlkbahar genellikle ishal, kramplar ve şişkinlik gibi sindirim semptomlarını tetikleyebilecek alerjileri beraberinde getirir. Vücudun bu mevsimdeki doğal detoks süreci de rahatsızlığa neden olabilir. Dengeli bir diyet sürdürmek ve alerjenlerden kaçınmak bu etkileri azaltmaya yardımcı olabilir.</p><p>Hasat mevsimi olan sonbahar, insanların daha fazla taze ürün tüketmesiyle lif alımında ani bir artışa neden olur. Lif iyi sindirim için gerekli olsa da, ani bir diyet değişikliği şişkinliğe, gaza ve mide kramplarına yol açabilir. Diyet değişikliklerine kademeli olarak uyum sağlamak ve probiyotik açısından zengin yiyecekleri dahil etmek geçişi kolaylaştırabilir.</p><p><strong>SİNDİRİM SİSTEMİ NASIL KORUNUR?</strong>  Sindirim sağlığını yıl boyunca korumak için bazı genel uygulamaları benimsemek önemlidir.</p><p> Bol su içmek, mevsimlik yiyecekler yemek, dengeli bir diyet uygulamak ve düzenli egzersiz yapmak sindirimi optimize etmeye yardımcı olabilir. </p><p>Ayrıca yoga, meditasyon ve derin nefes egzersizleri gibi stres yönetimi teknikleri, mevsimsel değişikliklerin neden olduğu sindirim rahatsızlığını azaltmada önemli bir rol oynar. Mevsimsel değişikliklere uyum sağlamak, yıl boyunca sağlıklı bir sindirim sistemi sağlayabilir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp, şeker, kanser gibi kronik hastalık riskini azaltmak mümkün mü? 7 sağlık tüyosu hayatınızı değiştirebilir</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/kalp-seker-kanser-gibi-kronik-hastalik-riskini-azaltmak-mumkun-mu-7-saglik-tuyosu-hayatinizi-degistirebilir</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/kalp-seker-kanser-gibi-kronik-hastalik-riskini-azaltmak-mumkun-mu-7-saglik-tuyosu-hayatinizi-degistirebilir</guid>
<description><![CDATA[ Basit yaşam tarzı değişiklikleri kalp hastalığı, diyabet ve obezite gibi kronik hastalık risklerini önemli ölçüde azaltabilir. Bu 7 sağlık tüyosunu günlük rutininize dahil ederek kronik hastalık riskini azaltmak için küçük bir adım atmış olursunuz. Ancak bu alışkanlıkları uygulamakta tutarlılık anahtardır ve bu alışkanlıkları yaşam tarzınızın bir parçası haline getirmek kalbiniz, zihniniz ve bedeniniz için uzun vadeli faydalar sağlayabilir.Kalp hastalığı, diyabet ve obezite gibi kronik hastalıklar günümüzün hızlı tempolu dünyasında daha yaygın hale geliyor. İyi haber mi? Bu rahatsızlıkların çoğu günlük rutinimizde yaptığımız küçük ve basit değişikliklerle önlenebilir veya riskleri azaltılabilir. Daha sağlıklı bir yaşam sürmek ve bu kronik rahatsızlıklara yakalanma şansınızı azaltmak istiyorsanız, bu 7 sağlık tüyosu harika bir başlangıç ​​olabilir.Öğünlere sebzelerle başlamak kronik hastalık riskini azaltmanın inanılmaz derecede basit bir yoludur. Sebzeler vitaminler, mineraller, lif ve antioksidanlarla doludur; sağlıklı vücut fonksiyonlarını korumaya yardımcı olduğu bilinen elementler. Önce sebze yemek, daha hızlı tok hissetmemize yardımcı olur, bu da aşırı yemeyi azaltabilir ve kiloyu kontrol altında tutabilir. Sağlıklı bir kiloyu korumak, tip 2 diyabet, kalp hastalığı ve bazı kanserler gibi hastalıkları önlemek için önemlidir.2024 tarihli bir çalışma, yağsız etler, tam tahıllar, meyveler, sebzeler ve sağlıklı yağlar açısından zengin bir diyet benimsemenin faydalı olduğunu göstermektedir. Çeşitli bir diyet, çeşitli bir bağırsak mikrobiyotasını destekler. Ispanak, brokoli, dolmalık biber ve havuç gibi çeşitli renkli sebzeleri hedefleyin, çünkü farklı renkler farklı besinler anlamına gelir. Ne kadar çok çeşitlilik o kadar iyi.Özellikle sabahın ilk saatlerinde limonlu su içmek, sindiriminiz için harikalar yaratabilir. Limonun doğal asitliği, midenizin pH seviyelerini dengelemeye yardımcı olarak gün boyunca daha iyi sindirimi teşvik edebilir. Sağlıklı bir sindirim sistemi, irritabl bağırsak sendromu (IBS), kalp hastalığı ve hatta bazı kanserler gibi kronik hastalık riskini azaltmada anahtardır.Tarçın, çayınızın veya kahvenizin lezzetini artırmaktan daha fazlasını yapan lezzetli bir baharattır. Güçlü antioksidan özelliklere sahiptir ve tip 2 diyabetin önlenmesinde çok önemli olan kan şekeri seviyelerini düşürmeye yardımcı olabilir. Tarçın ayrıca iltihap giderici etkilere sahiptir ve bu da onu kalp hastalığı veya eklemle ilgili sorunlar riski taşıyan kişiler için faydalı hale getirir.2024 tarihli bir araştırmaya göre, Tarçın bilişsel işlev bozukluğunu önlemede ve azaltmada yararlı olabilir. Sabah kahvenize veya çayınıza biraz tarçın serperek, yalnızca tadını iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda vücudunuza koruyucu bir destek de verirsiniz.Evet, doğru okudunuz! Ölçülü tüketildiğinde bitter çikolata sağlığınız için iyi olabilir. Bitter çikolatada bulunan antioksidanların (özellikle flavonoidlerin) kan akışını artırarak ve kan basıncını düşürerek kalp sağlığını iyileştirdiği gösterilmiştir. Bu etkiler, dünya çapında önde gelen ölüm nedenlerinden biri olan kardiyovasküler hastalık riskini azaltmaya yardımcı olabilir.Sıcak bir arka planda çökmekte olan bitter çikolata parçaları. 2022 yılında yapılan bir araştırmaya göre, birçok sağlık avantajı nedeniyle bitter çikolata yıllardır popülerliğini sürdürüyor. İnsan bağışıklık fonksiyonu üzerinde iyi bir etkiye sahip olan bir dizi sağlık geliştirici unsur (prosiyanidinler, teobrominler, flavonoidler ve polifenoller gibi biyoaktif bileşenler) ve vitaminler ve mineraller içeriyor.Uyku, sağlığın göz ardı edilen bir yönüdür, ancak kronik hastalıkları önlemede önemli bir rol oynar. Uyku eksikliği, obezite, kalp hastalığı, diyabet ve hatta kanser risklerinin artmasıyla ilişkilendirilmiştir. Uyku sırasında vücudunuz kendini onarmak, hormonları düzenlemek ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için çalışır.Egzersiz, kronik hastalık riskini azaltmanın en etkili yollarından biridir. Düzenli fiziksel aktivite sağlıklı bir kiloyu korumaya yardımcı olur, kalp sağlığını iyileştirir, kemikleri güçlendirir ve zihinsel refahı artırır.
Günlük yürüyüş kadar basit bir şey bile büyük bir fark yaratabilir. DSÖ, haftanın çoğu gününde tempolu yürüyüş, yüzme veya bisiklete binme gibi en az 150-300 dakika orta düzeyde egzersiz yapılmasını önermektedir.
Bu, tip 2 diyabet, felç ve hipertansiyon gibi rahatsızlıkların riskini düşürmeye yardımcı olur. Sadece vücudunuz size teşekkür etmekle kalmayacak, zihniniz de egzersizin stres giderici etkilerinden faydalanacaktır.Bu, kronik hastalık riskini düşürmek için çok basit bir sağlık ipucudur; genel sağlık için çok önemli olan susuz kalmamak. Yüksek tansiyon, migren, böbrek taşı ve hatta bilişsel gerileme dehidrasyondan kaynaklanabilir. Cildin esnekliğini korumak, sindirimi desteklemek ve toksinlerin atılmasına yardımcı olmak, yeterli su içerek mümkün olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W0CuWZ5DkECYN-zJyJcrzg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, şeker, kanser, gibi, kronik, hastalık, riskini, azaltmak, mümkün, mü, sağlık, tüyosu, hayatınızı, değiştirebilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W0CuWZ5DkECYN-zJyJcrzg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp, şeker, kanser gibi kronik hastalık riskini azaltmak mümkün mü? 7 sağlık tüyosu hayatınızı değiştirebilir"><p>Basit yaşam tarzı değişiklikleri kalp hastalığı, diyabet ve obezite gibi kronik hastalık risklerini önemli ölçüde azaltabilir. Bu 7 sağlık tüyosunu günlük rutininize dahil ederek kronik hastalık riskini azaltmak için küçük bir adım atmış olursunuz. Ancak bu alışkanlıkları uygulamakta tutarlılık anahtardır ve bu alışkanlıkları yaşam tarzınızın bir parçası haline getirmek kalbiniz, zihniniz ve bedeniniz için uzun vadeli faydalar sağlayabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-vVhcPQyo06PPCb3NObCXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp hastalığı, diyabet ve obezite gibi kronik hastalıklar günümüzün hızlı tempolu dünyasında daha yaygın hale geliyor. İyi haber mi? Bu rahatsızlıkların çoğu günlük rutinimizde yaptığımız küçük ve basit değişikliklerle önlenebilir veya riskleri azaltılabilir. Daha sağlıklı bir yaşam sürmek ve bu kronik rahatsızlıklara yakalanma şansınızı azaltmak istiyorsanız, bu 7 sağlık tüyosu harika bir başlangıç ​​olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cGl8oEAne0y4SY8UqoZDnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Öğünlere sebzelerle başlamak kronik hastalık riskini azaltmanın inanılmaz derecede basit bir yoludur. Sebzeler vitaminler, mineraller, lif ve antioksidanlarla doludur; sağlıklı vücut fonksiyonlarını korumaya yardımcı olduğu bilinen elementler. Önce sebze yemek, daha hızlı tok hissetmemize yardımcı olur, bu da aşırı yemeyi azaltabilir ve kiloyu kontrol altında tutabilir. Sağlıklı bir kiloyu korumak, tip 2 diyabet, kalp hastalığı ve bazı kanserler gibi hastalıkları önlemek için önemlidir.2024 tarihli bir çalışma, yağsız etler, tam tahıllar, meyveler, sebzeler ve sağlıklı yağlar açısından zengin bir diyet benimsemenin faydalı olduğunu göstermektedir. Çeşitli bir diyet, çeşitli bir bağırsak mikrobiyotasını destekler. Ispanak, brokoli, dolmalık biber ve havuç gibi çeşitli renkli sebzeleri hedefleyin, çünkü farklı renkler farklı besinler anlamına gelir. Ne kadar çok çeşitlilik o kadar iyi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qIuGamnrOUOnuAiUE6r_Hg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle sabahın ilk saatlerinde limonlu su içmek, sindiriminiz için harikalar yaratabilir. Limonun doğal asitliği, midenizin pH seviyelerini dengelemeye yardımcı olarak gün boyunca daha iyi sindirimi teşvik edebilir. Sağlıklı bir sindirim sistemi, irritabl bağırsak sendromu (IBS), kalp hastalığı ve hatta bazı kanserler gibi kronik hastalık riskini azaltmada anahtardır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IMFGqoN5-Eu7KFXLhXwoTQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarçın, çayınızın veya kahvenizin lezzetini artırmaktan daha fazlasını yapan lezzetli bir baharattır. Güçlü antioksidan özelliklere sahiptir ve tip 2 diyabetin önlenmesinde çok önemli olan kan şekeri seviyelerini düşürmeye yardımcı olabilir. Tarçın ayrıca iltihap giderici etkilere sahiptir ve bu da onu kalp hastalığı veya eklemle ilgili sorunlar riski taşıyan kişiler için faydalı hale getirir.2024 tarihli bir araştırmaya göre, Tarçın bilişsel işlev bozukluğunu önlemede ve azaltmada yararlı olabilir. Sabah kahvenize veya çayınıza biraz tarçın serperek, yalnızca tadını iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda vücudunuza koruyucu bir destek de verirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Cxq0mjtI1Em5RrkwzZchfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Evet, doğru okudunuz! Ölçülü tüketildiğinde bitter çikolata sağlığınız için iyi olabilir. Bitter çikolatada bulunan antioksidanların (özellikle flavonoidlerin) kan akışını artırarak ve kan basıncını düşürerek kalp sağlığını iyileştirdiği gösterilmiştir. Bu etkiler, dünya çapında önde gelen ölüm nedenlerinden biri olan kardiyovasküler hastalık riskini azaltmaya yardımcı olabilir.Sıcak bir arka planda çökmekte olan bitter çikolata parçaları. 2022 yılında yapılan bir araştırmaya göre, birçok sağlık avantajı nedeniyle bitter çikolata yıllardır popülerliğini sürdürüyor. İnsan bağışıklık fonksiyonu üzerinde iyi bir etkiye sahip olan bir dizi sağlık geliştirici unsur (prosiyanidinler, teobrominler, flavonoidler ve polifenoller gibi biyoaktif bileşenler) ve vitaminler ve mineraller içeriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l4NuNQ8XfEuXb5x-_d-SNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uyku, sağlığın göz ardı edilen bir yönüdür, ancak kronik hastalıkları önlemede önemli bir rol oynar. Uyku eksikliği, obezite, kalp hastalığı, diyabet ve hatta kanser risklerinin artmasıyla ilişkilendirilmiştir. Uyku sırasında vücudunuz kendini onarmak, hormonları düzenlemek ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için çalışır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MUizFoYlzE6xjobxecF4kg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Egzersiz, kronik hastalık riskini azaltmanın en etkili yollarından biridir. Düzenli fiziksel aktivite sağlıklı bir kiloyu korumaya yardımcı olur, kalp sağlığını iyileştirir, kemikleri güçlendirir ve zihinsel refahı artırır.
Günlük yürüyüş kadar basit bir şey bile büyük bir fark yaratabilir. DSÖ, haftanın çoğu gününde tempolu yürüyüş, yüzme veya bisiklete binme gibi en az 150-300 dakika orta düzeyde egzersiz yapılmasını önermektedir.
Bu, tip 2 diyabet, felç ve hipertansiyon gibi rahatsızlıkların riskini düşürmeye yardımcı olur. Sadece vücudunuz size teşekkür etmekle kalmayacak, zihniniz de egzersizin stres giderici etkilerinden faydalanacaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ArsuFB5DmUC8q-NdYB46OA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu, kronik hastalık riskini düşürmek için çok basit bir sağlık ipucudur; genel sağlık için çok önemli olan susuz kalmamak. Yüksek tansiyon, migren, böbrek taşı ve hatta bilişsel gerileme dehidrasyondan kaynaklanabilir. Cildin esnekliğini korumak, sindirimi desteklemek ve toksinlerin atılmasına yardımcı olmak, yeterli su içerek mümkün olur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünyada HMPV virüsü tedirginliği! DSÖ küresel salgın ilan edecek mi?</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/dunyada-hmpv-virusu-tedirginligi-dso-kuresel-salgin-ilan-edecek-mi</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/dunyada-hmpv-virusu-tedirginligi-dso-kuresel-salgin-ilan-edecek-mi</guid>
<description><![CDATA[ Çin&#039;in kuzeyinde HMPV virüsü vakalarının artışı korkuya neden oldu. Dünya Sağlık Örgütü&#039;nden rahatlatan açıklama geldi. DSÖ, Çin&#039;de solunum yoluyla ilgili vakaların yüzde 5&#039;inin HMPV virüsü olduğu, yeni bir salgın riski taşımadığını açıkladı. Açıklamada, virüsün yıllardır var olduğu ve çoğu insanın buna karşı antikor geliştirdiği de belirtildi.Çin&#039;de yayılan HMPV virüsü dünya çapında tedirginliğe neden oldu. Human metapneumovirus ifadelerinin kısaltması olan HMPV, grip veya soğuk algınlığı benzeri semptomlarla kendisini gösteriyor. Çinli yetkililer HMPV enfeksiyonunun özellikle 14 yaş altında yayıldığını belirtirken hastanelerin hasta sayısıyla başa çıkmakta zorlandığı iddialarını ise yalanlamıştı.Dünya Sağlık Örgütü&#039;nden rahatlatan bir açıklama geldi. DSÖ Sözcüsü Margaret Harris, Çin&#039;de görülen ve solunum yollarını etkileyen insan metapnömovirüsünün (HMPV) yeni bir salgına neden olma riski taşımadığını kaydederek, bununla mücadele için semptomatik tedavi uygulama çağrısında bulundu.HMPV&#039;nin yeni bir virüs olmadığını kaydeden Harris, &quot;Bu, soğuk algınlığına neden olan yaygın virüslerden biri. Çoğu insan 5 yaşına geldiğinde buna karşı antikor geliştirmiş oluyor. Çünkü özellikle kış aylarında dolaşan ve soğuk algınlığına neden olan virüslerden biri.&quot; dedi.Çin&#039;de tespit edilen solunum yoluyla ilgili vakaların sadece yaklaşık 5&#039;inin HMPV virüsü olduğunu söyleyen Harris, &quot;Bu virüsle ilgili herhangi bir özel sorun görmüyoruz.&quot; değerlendirmesinde bulundu.Çin&#039;de HMPV ile ilgili korkulacak bir durumun olmadığının altını çizen Harris, &quot;Çin&#039;de acil bir durum yok ve oradaki hastanelerde de acil bir durum yok.&quot; ifadelerini kullandı.Harris, Çin&#039;in yanı sıra diğer bazı ülkelerde de HMPV virüsü vakalarının tespit edildiğini anımsatarak, bunun sağlık sistemi açısından büyük bir soruna sebep olmadığını ve şu anda en büyük sorunun mevsimsel grip vakalarındaki artış olduğunu belirtti.Savunmasız kişilerin şimdiye kadar aşı olmaları gerektiğini vurgulayan Harris, bunu ihmal edenlere acilen aşı olmaları yönünde çağrıda bulundu.Dünyanın, her bir yeni virüs tespit edildiğinde paniğe kapılmaması gerektiğini ifade eden Harris, Çin&#039;den çok fazla veri aldıklarını ve bulguları tartışmak için düzenli toplantılar yaptıklarını söyledi.Harris, HMPV virüsüne ilişkin tedavi ve aşılamaya ilişkin şunları aktardı:&quot;Bu virüs için bir aşı yok. Bir aşı geliştirilmemiş olmasının nedeni, geçmişte insan nüfusunda önemli bir hastalığa neden olmamasıdır. Bu virüs için belirli bir antiviral tedavi de yok. Tedavi, her zamanki semptomatik tedavidir. Boğazınız ağrıyorsa sıcak içecekler için, dinlenin ve diğer insanları enfeksiyonunuza maruz bırakmayın. Evde kalın ve dinlenin.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y4dOb0DydEa8uP0AbTSGNQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünyada, HMPV, virüsü, tedirginliği, DSÖ, küresel, salgın, ilan, edecek, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y4dOb0DydEa8uP0AbTSGNQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünyada HMPV virüsü tedirginliği! DSÖ küresel salgın ilan edecek mi?"><p>Çin'in kuzeyinde HMPV virüsü vakalarının artışı korkuya neden oldu. Dünya Sağlık Örgütü'nden rahatlatan açıklama geldi. DSÖ, Çin'de solunum yoluyla ilgili vakaların yüzde 5'inin HMPV virüsü olduğu, yeni bir salgın riski taşımadığını açıkladı. Açıklamada, virüsün yıllardır var olduğu ve çoğu insanın buna karşı antikor geliştirdiği de belirtildi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jDetQQUvcU2lDL-ETe5ISA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çin'de yayılan HMPV virüsü dünya çapında tedirginliğe neden oldu. Human metapneumovirus ifadelerinin kısaltması olan HMPV, grip veya soğuk algınlığı benzeri semptomlarla kendisini gösteriyor. Çinli yetkililer HMPV enfeksiyonunun özellikle 14 yaş altında yayıldığını belirtirken hastanelerin hasta sayısıyla başa çıkmakta zorlandığı iddialarını ise yalanlamıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KWmFzNISD0W_xmVkNHEDdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya Sağlık Örgütü'nden rahatlatan bir açıklama geldi. DSÖ Sözcüsü Margaret Harris, Çin'de görülen ve solunum yollarını etkileyen insan metapnömovirüsünün (HMPV) yeni bir salgına neden olma riski taşımadığını kaydederek, bununla mücadele için semptomatik tedavi uygulama çağrısında bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pgt7xnJWzEurAeqPJCP9XA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>HMPV'nin yeni bir virüs olmadığını kaydeden Harris, "Bu, soğuk algınlığına neden olan yaygın virüslerden biri. Çoğu insan 5 yaşına geldiğinde buna karşı antikor geliştirmiş oluyor. Çünkü özellikle kış aylarında dolaşan ve soğuk algınlığına neden olan virüslerden biri." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/APJ0eHiMz0WQyCNLaz9KIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çin'de tespit edilen solunum yoluyla ilgili vakaların sadece yaklaşık 5'inin HMPV virüsü olduğunu söyleyen Harris, "Bu virüsle ilgili herhangi bir özel sorun görmüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.Çin'de HMPV ile ilgili korkulacak bir durumun olmadığının altını çizen Harris, "Çin'de acil bir durum yok ve oradaki hastanelerde de acil bir durum yok." ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YScFddj3G0qNBPQ7EIpR4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Harris, Çin'in yanı sıra diğer bazı ülkelerde de HMPV virüsü vakalarının tespit edildiğini anımsatarak, bunun sağlık sistemi açısından büyük bir soruna sebep olmadığını ve şu anda en büyük sorunun mevsimsel grip vakalarındaki artış olduğunu belirtti.Savunmasız kişilerin şimdiye kadar aşı olmaları gerektiğini vurgulayan Harris, bunu ihmal edenlere acilen aşı olmaları yönünde çağrıda bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1Q-ejEOz5EGV1s6P-l0idA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünyanın, her bir yeni virüs tespit edildiğinde paniğe kapılmaması gerektiğini ifade eden Harris, Çin'den çok fazla veri aldıklarını ve bulguları tartışmak için düzenli toplantılar yaptıklarını söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tcEIGvaJZUu8XkP9EbjN7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Harris, HMPV virüsüne ilişkin tedavi ve aşılamaya ilişkin şunları aktardı:"Bu virüs için bir aşı yok. Bir aşı geliştirilmemiş olmasının nedeni, geçmişte insan nüfusunda önemli bir hastalığa neden olmamasıdır. Bu virüs için belirli bir antiviral tedavi de yok. Tedavi, her zamanki semptomatik tedavidir. Boğazınız ağrıyorsa sıcak içecekler için, dinlenin ve diğer insanları enfeksiyonunuza maruz bırakmayın. Evde kalın ve dinlenin."</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hastaya hatalı tedavi uyguladı iddiası: Bol tuz ve Karatay diyeti önermişti! Prof. Dr. Canan Karatay hakim karşısında</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/hastaya-hatali-tedavi-uyguladi-iddiasi-bol-tuz-ve-karatay-diyeti-oenermisti-prof-dr-canan-karatay-hakim-karsisinda</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/hastaya-hatali-tedavi-uyguladi-iddiasi-bol-tuz-ve-karatay-diyeti-oenermisti-prof-dr-canan-karatay-hakim-karsisinda</guid>
<description><![CDATA[ Prof. Dr. Canan Karatay, eski hastasının ölümüyle ilgili hakkında hatalı tıbbi uygulama iddiasıyla açılan davanın ilk duruşmasında hakim karşısına çıktı. Tüm ilaçları bırakarak &quot;bol tuz&quot; tüketmesini ve Karatay diyeti yapmasını önerdiği hastanın sağlık durumunun iyiye gittiğini söyleyen Karatay, hastanın tedavi sonrası teşekkür ettiğini ileri sürdü. Hastayı daha sonraki 4 yıl boyunca görmediğini söyleyen Karatay, suçlamaları reddetti. Duruşma 25 Nisan 2025 tarihine erteledi.Prof. Dr. Canan Karatay, hastasına hatalı tedavi uyguladığı iddiasıyla hakkında açılan tazminat davası kapsamında hakim karşısına çıktı.  İstanbul Anadolu 4. Tüketici Mahkemesi&#039;nde görülen ön inceleme duruşmasında, davalı Canan Karatay ve tarafların avukatları hazır bulundu.  4 YILDIR GÖRMEDİĞİM HASTA YÜZÜNEN SUÇLANIYORUM&#039;&quot;İddialara karşı söz hakkı verilen Karatay, hastayı 2016 yılında gördüğünü ve 3-4 sene takip ettiğini belirerek &quot;Ben hastayı 3-4 sene takip ettim. Hasta çok iyi oldu ve daha sonra geldi bana teşekkür etti. Sonraki 4 yıl hastayı hiç görmedim, ben 4 yıldır görmediğim bir hasta yüzünden suçlanıyorum.&quot; dedi.&quot;BOL TUZ VE KARATAY DİYETİ ÖNERDİM&quot;Karatay, hastanın vücudu tuzsuz olduğu için tansiyonun yüksek olduğu ve bu nedenle &quot;bol tuz&quot; önerdiğini söyledi.Hastanın tansiyonun yüksek olduğunu, diyabet beslenme listesi verildiğini ve Karatay diyeti uygulamasını önerdiğini söyleyen Karatay, &quot;Alkol ve aşırı meyve kullanımının bırakılması önerildi. Hastaya diyabet beslenme listesi verildi ve Karatay diyet uygulanması önerildi. Benim önerim ve tedavilerim sonucu ürik asit düşmeye başlamıştır. Kalbinde çarpıntı vardı, benim tedavilerim sayesinde düzeldi. Diğer birçok risk faktörleri de benim tedavi ve önerilerim sayesinde düzelmiştir.&quot; diye konuştu.  Davalı hastanenin avukatı da organizasyon hastası olmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istedi.  Davacı avukatı ise Karatay&#039;ın bahsettiği yöntemlerin bilimsel yöntemlerden uzak olduğunu öne sürerek, müvekkilinin alkolik olmadığını söyledi.  Duruşma, eksikliklerin giderilmesi için ertelendi. MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT TALEBİÖte yandan, dava dilekçesinde, davacı İbrahim Ethem C.Ü&#039;nün kalbe giden damarlarının tıkalı olduğu için doktorların by-pass olmasını önermesi üzerine 2016 yılında Prof. Dr. Canan Karatay&#039;a muayene olduğu belirtildi.  Dilekçede, Karatay&#039;ın muayene sonucu İbrahim Ethem C.Ü&#039;ye şeker hastası olduğunu söylediği, sorunun yaşam biçiminde olduğunu ve kullandığı tüm ilaçları bırakması gerektiğini belirterek hastaya yüksek tansiyon için hafif dozda bir ilaç ve bol tuz önerdiği anlatıldı.  Karatay tarafından İbrahim Ethem C.Ü&#039;ye ek olarak bazı vitamin iğneleri ve hapları, iyot takviyesi verildiği kaydedilen dilekçede, hastanın kalp-damar probleminin ise cerrahi bir müdahaleyi gerektirmediğini belirttiği öne sürüldü.  Daha sonra Ülker&#039;e böbrek yetmezliği tanısı konulduğu ve böbrek nakli olduğu belirtilen dilekçede, Karatay tarafından 4 yıl süreyle uygulanan yanlış tedavi nedeniyle ağır düzeyde engellilik hali oluştuğu ve hastanın çalışma gücünü kaybettiği iddia edildi.  Canan Karatay ile tedavinin uygulandığı özel hastanenin ayrı ayrı 20&#039;şer milyon lira manevi tazminat ödemesi istenen dilekçede, maddi tazminatın ise bilirkişi incelemesinin ardından belirlenmesi talep edildi.  SUÇ DUYRUSU DA YAPILDI  Hasta İbrahim Ethem C.Ü&#039;nün avukatınca, tazminat davası dışında hastane ve Karatay hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı&#039;na suç duyurusunda da bulunuldu. Hastanın daha sonra 8 Kasım 2024&#039;te hayatını kaybettiği öğrenildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u1jbkLeKHkGTkyS4AFCYvA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hastaya, hatalı, tedavi, uyguladı, iddiası:, Bol, tuz, Karatay, diyeti, önermişti, Prof., Dr., Canan, Karatay, hakim, karşısında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u1jbkLeKHkGTkyS4AFCYvA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Hastaya hatalı tedavi uyguladı iddiası: Bol tuz ve Karatay diyeti önermişti! Prof. Dr. Canan Karatay hakim karşısında"><p>Prof. Dr. Canan Karatay, eski hastasının ölümüyle ilgili hakkında hatalı tıbbi uygulama iddiasıyla açılan davanın ilk duruşmasında hakim karşısına çıktı. Tüm ilaçları bırakarak "bol tuz" tüketmesini ve Karatay diyeti yapmasını önerdiği hastanın sağlık durumunun iyiye gittiğini söyleyen Karatay, hastanın tedavi sonrası teşekkür ettiğini ileri sürdü. Hastayı daha sonraki 4 yıl boyunca görmediğini söyleyen Karatay, suçlamaları reddetti. Duruşma 25 Nisan 2025 tarihine erteledi.</p><p>Prof. Dr. Canan Karatay, hastasına hatalı tedavi uyguladığı iddiasıyla hakkında açılan tazminat davası kapsamında hakim karşısına çıktı.  İstanbul Anadolu 4. Tüketici Mahkemesi'nde görülen ön inceleme duruşmasında, davalı Canan Karatay ve tarafların avukatları hazır bulundu.  <strong>4 YILDIR GÖRMEDİĞİM HASTA YÜZÜNEN SUÇLANIYORUM'"</strong></p><p>İddialara karşı söz hakkı verilen Karatay, hastayı 2016 yılında gördüğünü ve 3-4 sene takip ettiğini belirerek "Ben hastayı 3-4 sene takip ettim. Hasta çok iyi oldu ve daha sonra geldi bana teşekkür etti. Sonraki 4 yıl hastayı hiç görmedim, ben 4 yıldır görmediğim bir hasta yüzünden suçlanıyorum." dedi.</p><p><strong>"BOL TUZ VE KARATAY DİYETİ ÖNERDİM"</strong></p><p>Karatay, hastanın vücudu tuzsuz olduğu için tansiyonun yüksek olduğu ve bu nedenle "bol tuz" önerdiğini söyledi.</p><p>Hastanın tansiyonun yüksek olduğunu, diyabet beslenme listesi verildiğini ve Karatay diyeti uygulamasını önerdiğini söyleyen Karatay, "Alkol ve aşırı meyve kullanımının bırakılması önerildi. Hastaya diyabet beslenme listesi verildi ve Karatay diyet uygulanması önerildi. Benim önerim ve tedavilerim sonucu ürik asit düşmeye başlamıştır. Kalbinde çarpıntı vardı, benim tedavilerim sayesinde düzeldi. Diğer birçok risk faktörleri de benim tedavi ve önerilerim sayesinde düzelmiştir." diye konuştu.  Davalı hastanenin avukatı da organizasyon hastası olmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istedi.  Davacı avukatı ise Karatay'ın bahsettiği yöntemlerin bilimsel yöntemlerden uzak olduğunu öne sürerek, müvekkilinin alkolik olmadığını söyledi.  Duruşma, eksikliklerin giderilmesi için ertelendi. </p><p><strong>MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ</strong></p><p>Öte yandan, dava dilekçesinde, davacı İbrahim Ethem C.Ü'nün kalbe giden damarlarının tıkalı olduğu için doktorların by-pass olmasını önermesi üzerine 2016 yılında Prof. Dr. Canan Karatay'a muayene olduğu belirtildi.  Dilekçede, Karatay'ın muayene sonucu İbrahim Ethem C.Ü'ye şeker hastası olduğunu söylediği, sorunun yaşam biçiminde olduğunu ve kullandığı tüm ilaçları bırakması gerektiğini belirterek hastaya yüksek tansiyon için hafif dozda bir ilaç ve bol tuz önerdiği anlatıldı.  Karatay tarafından İbrahim Ethem C.Ü'ye ek olarak bazı vitamin iğneleri ve hapları, iyot takviyesi verildiği kaydedilen dilekçede, hastanın kalp-damar probleminin ise cerrahi bir müdahaleyi gerektirmediğini belirttiği öne sürüldü.  Daha sonra Ülker'e böbrek yetmezliği tanısı konulduğu ve böbrek nakli olduğu belirtilen dilekçede, Karatay tarafından 4 yıl süreyle uygulanan yanlış tedavi nedeniyle ağır düzeyde engellilik hali oluştuğu ve hastanın çalışma gücünü kaybettiği iddia edildi.  Canan Karatay ile tedavinin uygulandığı özel hastanenin ayrı ayrı 20'şer milyon lira manevi tazminat ödemesi istenen dilekçede, maddi tazminatın ise bilirkişi incelemesinin ardından belirlenmesi talep edildi.  <strong>SUÇ DUYRUSU DA YAPILDI</strong>  Hasta İbrahim Ethem C.Ü'nün avukatınca, tazminat davası dışında hastane ve Karatay hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda da bulunuldu. Hastanın daha sonra 8 Kasım 2024'te hayatını kaybettiği öğrenildi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Adet döneminde çıkan sivilce nasıl geçer? Hormonal akneleri kontrol altına almak mümkün</title>
<link>https://izmiringundemi.com.tr/adet-doeneminde-cikan-sivilce-nasil-gecer-hormonal-akneleri-kontrol-altina-almak-mumkun</link>
<guid>https://izmiringundemi.com.tr/adet-doeneminde-cikan-sivilce-nasil-gecer-hormonal-akneleri-kontrol-altina-almak-mumkun</guid>
<description><![CDATA[ Hormonal dalgalanmalar nedeniyle oluşan sivilce sorunuyla karşı karşıya kalabilirsiniz. Sivilceleri yönetmek için önemli ipuçları arasında düzenli cilt bakımı, komedojenik olmayan ürünler kullanmak, nemlendirici kullanmak, stresi yönetmek, sağlıklı bir diyet benimsemek ve yüze dokunmaktan kaçınmak yer alır. Peki, adet döneminde çıkan sivilceler en hızlı nasıl geçer?Sivilceler yaygın bir durumdur ve birçok genç yetişkin, hatta yaşlılar bile bununla sessizce başa çıkar. Sivilce ve tedavisi hakkında pek fazla konuşulmaz ve bu kişilere sivilceleri nasıl yönetecekleri konusunda çok şey anlatılması gerekir.Hormonal dalgalanmalar, özellikle kadınlarda adet dönemi, kişilerde sivilce patlamalarını tetikleyebilir. Sivilceler genellikle çenede, çene hattında veya yanaklarda görülür ve sinir bozucu ve ağrılı olabilir.Fazla yağı ve kirleri gidermek için günde iki kez nazik, komedojenik olmayan bir temizleyici kullanın. Gözenekleri açmak için haftada 2-3 kez salisilik asit veya glikolik asit içeren bir kimyasal peeling uygulayın. Cildinizi hafif, yağsız bir nemlendiriciyle nemlendirin. Akne izlerini önlemek için günlük olarak en az SPF 30 içeren geniş spektrumlu bir güneş kremi uygulayın.Akneyi tedavi etmek için ürün satın alırken bileşenlerinizi dikkatlice kontrol edin. Örneğin, salisilik asit cilde nüfuz eder ve fazla yağı azaltır, benzoil peroksit akneye neden olan bakterileri öldürür ve iltihabı azaltır, niasinamid tahrişi yatıştırır ve yağ üretimini kontrol eder ve retinoidler tıkalı gözenekleri önler.Yaygın bir yanlış anlama, yüzünüzü sık sık yıkamanın cildi temiz tutabileceği ve dolayısıyla akneyi azaltacağıdır. Ancak gerçek bu iddiadan çok uzaktır. Yüzünüzü çok sık yıkamak cildinizin doğal yağlarını yok ederek daha fazla sebum üretmesine neden olabilir. Çok fazla terlemediğiniz sürece günde iki kez temizlemeye devam edin.Bol su içmek vücudunuzdaki toksinleri temizler ve cildinizi nemli tutar. Cildinizin elastikiyetini korumak ve sivilceleri azaltmak için günde en az 8-10 bardak su içmeyi hedefleyin.Stres hormonal dengesizlikleri şiddetlendirerek akneyi kötüleştirebilir. Rahatlama, endorfinleri artırma ve yeterli uyku alma gibi stres giderici uygulamaları benimseyin.İnsülin yükselmelerini önlemek için şekeri ve rafine karbonhidratları azaltın. İltihabı azaltmak için balık, kuruyemiş ve tohumlardan elde edilen omega-3 yağ asitlerini ekleyin. Cildinizi hasardan korumak için bol miktarda meyve ve sebze yiyin.Yüzünüze dokunmak bakterileri ve kiri ellerinizden cildinize aktarır ve sivilce riskini artırır.
Ellerinizi temiz tutun ve yara izi oluşmasını önlemek için sivilceleri sıkmaktan kaçının. Bilmeniz gereken birkaç ev yapımı çözümBal ve tarçın maskesi gibi maskeler kullanın (1 yemek kaşığı balı ½ çay kaşığı tarçınla karıştırın, bakteri ve iltihabı azaltmak için 10-15 dakika uygulayın), tedavi etmek için aloe vera jeli, zerdeçal macunu ve elma sirkesi uygulayın.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Herhangi bir sağlık problemi yaşamamak için çözüm önerilerini uygulamadan önce bir uzmana danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uI-gZI3jbUKU8vHT68JI0Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Adet, döneminde, çıkan, sivilce, nasıl, geçer, Hormonal, akneleri, kontrol, altına, almak, mümkün</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uI-gZI3jbUKU8vHT68JI0Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Adet döneminde çıkan sivilce nasıl geçer? Hormonal akneleri kontrol altına almak mümkün"><p>Hormonal dalgalanmalar nedeniyle oluşan sivilce sorunuyla karşı karşıya kalabilirsiniz. Sivilceleri yönetmek için önemli ipuçları arasında düzenli cilt bakımı, komedojenik olmayan ürünler kullanmak, nemlendirici kullanmak, stresi yönetmek, sağlıklı bir diyet benimsemek ve yüze dokunmaktan kaçınmak yer alır. Peki, adet döneminde çıkan sivilceler en hızlı nasıl geçer?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/32IOZpa3z02SEPHjeGBFJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sivilceler yaygın bir durumdur ve birçok genç yetişkin, hatta yaşlılar bile bununla sessizce başa çıkar. Sivilce ve tedavisi hakkında pek fazla konuşulmaz ve bu kişilere sivilceleri nasıl yönetecekleri konusunda çok şey anlatılması gerekir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sMnJkS-tAEae20dZ7Ocf5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hormonal dalgalanmalar, özellikle kadınlarda adet dönemi, kişilerde sivilce patlamalarını tetikleyebilir. Sivilceler genellikle çenede, çene hattında veya yanaklarda görülür ve sinir bozucu ve ağrılı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JsD1EfX01UGH4cJvYJx7lA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fazla yağı ve kirleri gidermek için günde iki kez nazik, komedojenik olmayan bir temizleyici kullanın. Gözenekleri açmak için haftada 2-3 kez salisilik asit veya glikolik asit içeren bir kimyasal peeling uygulayın. Cildinizi hafif, yağsız bir nemlendiriciyle nemlendirin. Akne izlerini önlemek için günlük olarak en az SPF 30 içeren geniş spektrumlu bir güneş kremi uygulayın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/404l5JG13Eih7VMQfq4p0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akneyi tedavi etmek için ürün satın alırken bileşenlerinizi dikkatlice kontrol edin. Örneğin, salisilik asit cilde nüfuz eder ve fazla yağı azaltır, benzoil peroksit akneye neden olan bakterileri öldürür ve iltihabı azaltır, niasinamid tahrişi yatıştırır ve yağ üretimini kontrol eder ve retinoidler tıkalı gözenekleri önler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L3gaoFu2Ok2J9fAxpWxSfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaygın bir yanlış anlama, yüzünüzü sık sık yıkamanın cildi temiz tutabileceği ve dolayısıyla akneyi azaltacağıdır. Ancak gerçek bu iddiadan çok uzaktır. Yüzünüzü çok sık yıkamak cildinizin doğal yağlarını yok ederek daha fazla sebum üretmesine neden olabilir. Çok fazla terlemediğiniz sürece günde iki kez temizlemeye devam edin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_4oJcRx9d0KuSRh5cfXeuA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bol su içmek vücudunuzdaki toksinleri temizler ve cildinizi nemli tutar. Cildinizin elastikiyetini korumak ve sivilceleri azaltmak için günde en az 8-10 bardak su içmeyi hedefleyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jwL8TwzZ6UaiP9gRVt9ZGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Stres hormonal dengesizlikleri şiddetlendirerek akneyi kötüleştirebilir. Rahatlama, endorfinleri artırma ve yeterli uyku alma gibi stres giderici uygulamaları benimseyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y1kHAqzJUEeCiWApZNNeXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnsülin yükselmelerini önlemek için şekeri ve rafine karbonhidratları azaltın. İltihabı azaltmak için balık, kuruyemiş ve tohumlardan elde edilen omega-3 yağ asitlerini ekleyin. Cildinizi hasardan korumak için bol miktarda meyve ve sebze yiyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/473CC7NowECMSenuKQV6Sw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüzünüze dokunmak bakterileri ve kiri ellerinizden cildinize aktarır ve sivilce riskini artırır.
Ellerinizi temiz tutun ve yara izi oluşmasını önlemek için sivilceleri sıkmaktan kaçının. Bilmeniz gereken birkaç ev yapımı çözümBal ve tarçın maskesi gibi maskeler kullanın (1 yemek kaşığı balı ½ çay kaşığı tarçınla karıştırın, bakteri ve iltihabı azaltmak için 10-15 dakika uygulayın), tedavi etmek için aloe vera jeli, zerdeçal macunu ve elma sirkesi uygulayın.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Herhangi bir sağlık problemi yaşamamak için çözüm önerilerini uygulamadan önce bir uzmana danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>